
104
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
The effect of digital marketing on consumer perception metaverse and technology acceptance model (TAM)
The marketing environment has shifted significantly over the past decade. Print media gave way to email marketing, which then gave way to social media marketing and the world's most advanced digital marketing strategy is anticipated to be metaverse marketing therefore, this makes very vital that business's long-term plan should include a focus on digital marketing transformation. The 'Metaverse,' a hyper-connected digital world, holds the potential to profoundly alter how consumers, brands, and businesses will conduct business and engage in a flawlessly connected space of virtual realities. The potential of the metaverse is being driven by two trends: (i) consumers engaging in and conducting business in virtual environments; and (ii) businesses investing millions of dollars in creating technology connected to the metaverse. There is, however, a lack of clarity regarding the current scope of the metaverse and the consequent implications for marketing practice and research in Turkey due to its rapid evolution and it resulted as worldwide businesses, but especially those in Turkey, rely their marketing efforts on internet of things (IoT) and simple digital tools. The purpose of this study is to assess, via the use of TAM variables, the impact that Metaverse has on consumer perception and attitude. This thesis will serve as the foundation for an experimental study to ascertain whether companies need to adapt their marketing strategy to include AI - based and cutting-edge technology like virtual and augmented realities. In order to assess the potential of Metaverse in business marketing tactics, the study proposes an organizing framework for the developing metaverse by integrating the results of a thorough literature survey across several disciplines and the professional opinions of leading business figures. The author then discusses the consequences for marketing practice of how the metaverse affects consumer perception and overall intention toward specific items. At the end of the study, findings will be statistically examining the impact of marketing techniques on consumers' attitudes and behavior intentions toward them.
Covid-19 salgını ve müşterilerin otel tercihlerini etkileyen faktörler
2019 yılının Aralık ayında Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan Covid-19 ortaya çıkışından üç ay sonra tüm dünyada etkilerini göstermiş ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilmiştir. Pandemi olarak ilan edilmesiyle birlikte küresel çapta bir karışıklık yaratan Covid-19 o zamana kadar olan bütün küresel dinamiklerde değişikliklere bozulmaya yol açmış, sağlık başta olmak üzere ekonomik, politik, sosyolojik açıdan birçok olumsuz sonuçlara yol açmıştır. Bu çalışmada da Covid-19'un en çok etkilediği sektörlerden biri olan turizm sektörünün konaklama alanı incelenmiş ve bu çerçevede, salgın ile birlikte müşterilerin otel tercihlerini etkileyen unsurlar ele alınmıştır. Araştırma kapsamında otel tercihi Covid-19 ve hijyen faktörler çerçevesinde ele alınmış kurulan yapısal eşitlik modeli sonucunda bulaşı faktörünün Covid-19 faktörü üzerinde doğru orantılı, Covid-19 korkusunun da otel tercih niyeti üzerinde ters orantılı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Measurement of financial performance in the technology sector and measurement of the impact of COVID-19
COVID-19 salgını çağımızın en önemli sağlık ve ekonomik krizlerinden birisi olarak tarihe adını kazımıştır. Bu kriz her ne kadar bir sağlık krizi olarak ortaya çıksa da zaman içerisinde önemli ekonomik etkileri olduğu da görülmüştür. Bu bağlamda, COVID-19 salgınının ekonomik etkilerinin incelenmesi önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasının amacı COVID-19 pandemisinin Türkiye'de yer alan teknoloji sektörü firmalarının finansal performansı üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaçla, çalışmada pay senetleri Borsa İstanbul'da işlem gören teknoloji sektörü firmalarının finansal performansı çok kriterli karar yöntemlerinden birisi olan TOPSİS yöntemi ile incelenmiştir. Bu inceleme COVID-19 salgını öncesi olan 2019 yılı ve salgının yaşandığı yıl olan 2020 yılı için karşılaştırılmalı olarak yapılmıştır. Tez çalışmasının bulguları salgın öncesinde ve salgın sürecinde en başarılı performansı gösteren işletmenin LINK kodlu şirket olduğunu göstermiştir. Öte yandan, salgın öncesinde en başarılı performans gösteren diğer şirketler FONET ve KRONT kodlu şirketler iken salgın sürecinde bu durum değişmiş, başarılı şirketler SMART ve LOGO kodlu işletmeler olmuştur. Araştırmanın sonuçları COVID-19 salgınının Türkiye'de yer alan halka açık teknoloji şirketlerinin finansal performansında, yalnızca en yüksek performansa ve en düşük performansa sahip işletmeleri etkilediğini göstermiştir. Diğer ortalama finansal performans gösteren işletmelerin başarı sıralaması görece sabit kalmış, kayda değer değişiklikler göstermemişlerdir. Anahtar Kelimeler: TOPSİS Yöntemi, Çok Kriterli Karar Yöntemleri, Finansal Performans, Mali Analiz, COVID-19 Salgını
Exchange rate changes and manufacturing profits in Turkey
ABSTRACT THE EXCHANGE RATE CHANGES AND MANUFACTURING PROFITS IN TURKEY BEGÜM AKIŞ Master of Business Administration Supervisor: Associate Prof. Dr. Turan EROL This study examines the extent of pass-through in export prices and emphasizing the relative importance of pricing-to-market effect on Turkish manufacturing profits. All firms, especially the exporters, must make a pricing decision when exchange rate changes. So, this study tests how Turkish exporters are responding to the conflicting objectives of mamtaining stable profit margins and stable export sales when the value of TL fluctuates. Keywords: exchange rates, pass-through, pricing to market, manufacturing profits.
Kurumsal sosyal sorumluluk : Vestel örneği
Son yılların en gözde konularından biri olan kurumsal sosyal sorumluluk, örgütlerle paydasların beklenti ve çıkarlarının, dengeli bir biçimde karsılanmasını öngörmektedir. Bu konuyla ilgili literatürde pek çok çalısma yapılmıstır. Ancak kurumsal sosyal sorumluluk ile ilgili yapılan çalısmalara bakıldıgında, kurumsal sosyal sorumlulugun sirketler ve belirli paydas grupları açısından ele alındıgı, sirketlerin çesitli birimlerinin bulundugu yerlesim yerlerindeki yerel halkla olan iliskilerinin üzerinde çok durulmadıgı görülmektedir. Bu eksiklikten hareket ederek; firma ve yerel halk bir arada ele alınmıs, halkın istekleri ve bunun gerçeklestirilme durumu ile firmanın yaptıkları ve kendini gördügü konum irdelenmeye çalısılmıstır. Bu çalısmanın amacı; kurumsal sosyal sorumluluk kavramının, Manisa halkının ve Vestel firmasının bakıs açılarından, algılanma biçimini ve derecesini göstermektir. Ayrıca, Manisa halkının, Vestel ile ilgili düsünceleri, Vestel firmasının sosyal sorumluluk adına yaptıkları, halkın buna tepkisi ve beklentileriyle ilgili, firmada önceden çalısan kisilerle ve su anda çalısmaya devam eden personelle, görüsmeler yapılmıstır. Firmanın kendini yeterli görüp görmedigini anlamak için de, firmayla görüsülmüstür. Yapılan görüsmelere, içerik çözümlemesi yöntemi uygulanmıs, olusturulan kodlar tablolastırılmıstır. Ulasılan bulgulara göre; Manisa halkının; kurumsal sosyal sorumluluk kavramının farkında oldugu, firmanın sosyal sorumluluk adına yaptıklarını memnuniyetle karsıladıgı, ancak yeterli görmedigi ortaya çıkmıstır. Ayrıca kurumsal sosyal sorumluluga bakıs açısı, firmayla bireyin birebir iliskisine göre sekillenmektedir. Görüsmelerden, Vestel firmasının, sosyal sorumluluk adına yaptıgı çalısmalarda kendini yeterli gördügü anlasılmıstır. Paydas taleplerini belirlemeden, sorumluluk adına yapılan çalısmaların çok tatmin edici olmadıgı, paydaslarla saglıklı iletisim kurmadan bu konuda basarılı olunamayacagı sonucuna varılmıstır.
Kişisel değerler - liderlik tarzları ilişkisi: Farklı toplumsal ve kültürel ortamlardan gelen yöneticilerin farklılaşması
Bu çalışmada gıda perakende firmalarında yönetici konumundaki kişilerin kişisel değerlerini edinmelerinde etkili olan sosyal etmenler, sahip oldukları kişisel değerler ve tercih ettikleri liderlik tarzları incelenerek sosyal etmenler, kişisel değerler ve liderlik tarzları arasındaki ilişkiler ortaya konulmaktadır. İncelenen liderlik tarzları dönüşümsel ve işlemsel liderlik (Burns, 1978; Bass, 1985) ile ilişki odaklı liderliktir (Fiedler, 1967). Değerler ise Rokeach (1969,1973), Schwartz (1992,1999) ve Sosik'in (2005) kişisel değerlerle ilgili çalışmaları doğrultusunda belirlenmiştir ve ölçüm aşamasında Schwartz'ın değerler ölçeği kullanılmaktadır. Ele alınan kişisel değerler Schwartz'ın özaşkınlık, özgelişim, muhafazakarlık ve değişime açıklık değerleri ile Sosik'in toplulukçu iş değerleridir. Araştırma kapsamında ele alınan kişisel değerler üzerinde etkili sosyal etmenler toplumsal (aile ve gelişme çağının geçirildiği çevrenin özellikleri), eğitimsel (ortaöğrenim ve yükseköğrenimin görüldüğü kurumların niteliği) ve örgütsel (çalışılan örgütün niteliği) etmenlerdir. Toplumsal etmenlerden aile etmeni yöneticinin ailesinin sosyo-ekonomik statüsünü temsil etmektedir bu nedenle aile etmeni ebeveyn eğitim düzeyi ve ebeveyn mesleğinin niteliği (mavi yakalı-beyaz yakalı) olmak üzere iki boyutlu şekilde ele alınmaktadır. Gelişme çağının geçirildiği çevrenin özellikleri yöneticinin 7-18 yaşları arasındaki hayatını geçirdiği yerleşim yerinin kentsel veya kırsal bir yer olmasına göre iki boyutta incelenmektedir. Yöneticilerin öğrenim gördüğü kurumlar da yine iki kategoriye ayrılarak incelenmektedir. Bunlar genelde yabancı dilde eğitim yapan özel okullar ve batılı ülkelerin (Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri) okulları ile diğer tarafta devlet okulları ve doğulu ülkelerin (Arap ülkeleri ve Asya ülkeleri) okullarıdır. Çalışmamızdaki örgütsel etmenleri oluşturan kategoriler ise ulusal firmalar ve uluslar arası firmalardır. Görgül araştırma aşaması için niceliksel araştırma yöntemleri tercih edilmiş ve t-Test ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Gıda perakendesi sektöründe faaliyet gösteren zincir süpermarketlerin genel müdür yardımcısı, departman müdürü, şube müdürü konumundaki 245 yöneticisi üzerinde gerçekleştirilen niceliksel görgül araştırma sonuçlarına göre çalışılan firma ve mezun olunan eğitim kurumu kişisel değerlerin farklılaşmasında ve liderlik tarzı tercihleri üzerinde ciddi etkiye sahipken gelişme çağının geçirildiği yerleşim yerinin kişisel değerler üzerinde etkili olmadığı görülmektedir. Ebeveyn mesleği ve ebeveyn eğitim düzeyinin de kişisel değerler ve liderlik tarzı tercihleri üzerinde eğitimsel ve örgütsel etmenler kadar olmasa da kısmen etkili olduğu görülmektedir. Araştırma sonuçları ayrıca özaşkınlık, toplulukçuluk, değişime açıklık değerlerinin dönüşümsel liderlikle, özaşkınlık, muhafazakarlık ve toplulukçuluk değerlerinin ilişki odaklı liderlikle ve özgelişim değerlerinin de işlemsel liderlikle pozitif ilişkili olduğunu göstermektedir.
Hasta yatış süresini etkileyen faktörler: Türk sağlık sistemi açısından bir değerlendirme
Ortalama yaşam süresindeki artış, hastalık yapılarındaki değişiklikler, teknolojik gelişmeler ile sağlık hizmetine olan talebin artmasıyla birlikte birçok ülkede sağlık hizmetlerinin maliyetleri yükselmektedir. Tedavi edici sağlık hizmetleri, diğer sağlık hizmetlerine göre daha fazla maliyet gerektiren hizmetlerdir ve bu maliyetin önemli bir kısmı hasta yatış süresinden kaynaklanmaktadır. Hasta yatış süresi, hasta ile ilgili özelliklerden, sağlık hizmeti sunucularının ve sağlık sistemlerinin özelliklerine kadar birçok faktörün etkisi altında kalmaktadır. Sağlık hizmetleri yönetiminde önemli bir yere sahip olan hasta yatış süresinin Türkiye'de gerek teorik olarak çalışmalarda gerekse de sağlık işletmeciliği uygulamasında yeterli ilgiyi görmediği göze çarpmaktadır. Bu çalışma ile Türkiye'de hasta yatış süresini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Türkiye genelinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile anlaşmalı olan özel hastanelerde, üniversite ? vakıf üniversite hastanelerinde ve diğer (belediye, dernek ve yabancı/azınlık hastaneleri) hastanelerde 1 Ocak 2010 ile 31 Aralık 2010 tarihleri arasında yatarak tedavi görmüş 2.255.836 hastanın geriye dönük olarak incelemesi yapılmıştır. Hasta verileri SGK MEDULA sisteminden elde edilmiş ve istatistiksel analizler için SPSS 18.0 paket programı kullanılmıştır. Çalışmada hasta yatış süresini etkileyen faktörlerin belirlenmesi için Bağımsız İki Örnek T-Testi, Gruplar Arası Tek Yönlü Varyans Analizi ve Çok Değişkenli Lojistik Regresyon yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamına alınan hastaların ortalama yatış süresi 3,93 gün (SS= ±5,882) olarak belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan tüm bağımsız değişkenlere göre (yaş, cinsiyet, sigorta kapsam türü, hastalık türü, hasta yatış türü, eşlik eden hastalık olup olmama durumu, uygulanan ameliyat türü ve ameliyat sayısı, yatış yapılan mevsim, hastane mülkiyet durumu/yatak kapasitesi/yerleşim yeri/hizmet türü, hastanenin faaliyet gösterdiği coğrafik bölge/aldığı katılım payı) ortalama hasta yatış süresinin istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çok değişkenli lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre hasta yatış süresinin cinsiyet, eşlik eden hastalık olup olmama durumu ve hastanenin bulunduğu coğrafik bölge açısından negatif, yaş, yatış yapılan mevsim, hastane yatak kapasitesi/mülkiyet durumu/hizmet türü/yerleşim yeri açısından pozitif yönde etkilendiği tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sağlık hizmetleri, hasta yatış süresi, çok değişkenli lojistik regresyon
Üretim işletmelerinde dış kaynak kullanımının sermaye yapısı üzerine etkisi
Bu tezin amacı, sermaye yapısını etkileyen faktörleri Türkiye'de bulunan üretim işletmeleri üzerinde incelemektir. Firma büyüklüğü, karlılık, maddi duran varlıklardaki büyüme, toplam aktiflerdeki büyüme ve somutluk değişkenleri sermaye yapısını etkileyen firma özellikleri olarak panel metodolojisine göre incelenmiştir. Örneklem seti, Borsa İstanbul'da (BİST) yer alan 139 Türk üretim işletmesinin 2005-2012 yılları arasındaki dörder aylık dönemlerini içermektedir. Yapılan analiz sonucunda, maddi duran varlıklardaki büyüme oranı dışında incelenen tüm bağımsız değişkenlerin, Türk üretim işletmelerinin sermaye yapısı kararlarını oluşturan anlamlı faktörler olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, firma büyüklüğü, toplam aktiflerdeki büyüme oranı, karlılık ve somutluk ile kaldıraç seviyesinin negatif ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu sonuç toplam aktiflerdeki büyüme oranının Dengeleme Kuramını desteklediğini; diğer değişkenlerin ise Finansman Hiyerarşisi Kuramının, Türk imalat sanayisinde geçerli olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Kişilik özellikleri ve psikolojik sermayenin psikolojik iyi oluş, akış deneyimi, iş tatmini ve çalışan performansına etkileri
Bu çalışma örgütsel davranış alanında önemli bir ivme kazanan pozitif psikoloji kapsamında ele alınan temel bireysel değişkenlerin öncüllerini ve sonuçlarını bir yapısal eşitlik modeli kapsamında sınamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu değişkenler kişilik ve psikolojik sermaye bağımsız değişkenleri, performans, iş tatmini ve psikolojik iyi oluş bağımlı değişkenleri ile işle akış aracı değişkenleridir. Bu doğrultuda üç farklı firmada çalışan 500 beyaz yakalı çalışandan anket yöntemiyle elde edilen verilerle araştırma yapılmıştır. Eldeki bulgular incelendiğinde psikolojik sermaye boyutlarının ve kişilik özelliklerinin çalışanlardaki iyi oluş, iş tatmini ve performansa olan etkileri gözlemlenmiştir. Aynı zamanda, optimal performans düzeyinin, bir diğer adıyla, akışın, psikolojik sermaye boyutları ve kişilik özellikleri ile iyi oluş, iş tatmini ve performans arasında aracılık, kısmi aracılık rolü olduğu tespit edilmiştir. Tüm bulgular ele alındığında, çalışanlar üzerinde olumlu psikolojinin öncüllerinin çalışan iyi oluşuna, iş tatminine ve performansa etkilerini inceleyen bir modelin oluşturulabileceği belirlenmiştir. Aynı şekilde akış kavramının bu model üzerinde aracı olarak etki ettiği ortaya çıkarılmıştır
Lot sizing and variable periodic consumption based stock ordering in an automotive supplier company
As a result of the effects of the globalization process, companies emphasize the importance of inventory holding and ordering process. In busines life, the aim of all companies are to make profits. In order to realize this purpose and continue their existences in market, companies should have some values and these values should be always ready to use. One of them is called inventory. Inventory management process starts from purchasing the raw materials and continues to sales of finished goods to customers. In order to manage the inventory process efficiently, companies should choose the best methods to order and control them. This gets more difficult if the product variety is high. Especially if the customer demand variation is high, companies gets more difficulties to meet their needs. These kinds of factors cause customers' compliances. Companies should keep enough stock to meet the demand in market. Inventory holding cost in high for all companies. In the mean time, stockout costs are also very high. In this scope, it gets vital to determine the optimum lot sizing policy and optimum minimum stock holding policy. Another important factor is to determine how much inventory should be kept from each product. In order to determine this, an ABC analysis can be used. So that the unnecessary inventory can be avoided. This will also decrease ordering cost, holding costs and related costs. In this study, the actual method will be discribed and different lot sizing methods will be searched to understand the optimum method. In the mean time, customer's actual minimum stock policy will be defined and new methods will be searched to ind the best solution. Before to start searching, an ABC analysis will be performed to understand the value in total for each product and best lot sizing method will be searched for each group in ABC analysis. Keywords: Inventory, Stock, Buffer, Lot Sizing, Automotive, Inventory Management, ABC analysis
The mediation effect of innovation on the relationship between internationalization and firm performance
Cutting-edge technology transformed the world markets into a place where harbors a never ending fierce competition amongst the giant rivals. Although internationalization is a host of vast opportunities and high returns, challenges will present themselves. Firms undergo a number of organizational changes in order to adapt to each country's market they enter. During this process, they face many inconsistencies. Firms can overcome the challenges faced in international markets through strategic orientations and some specific capabilities, resources, and then meet their targeted performance outcomes. In this complex and fast-changing environment, organizations must be capable of learning and flexible in response to any unforeseen threats, unpredictable changes and opportunities. In addition to those requirements, they are bound to offer better products and services by their unique competitive advantages. Entrepreneurial orientation and organizational learning have a crucial role in firms' internationalization since they are considered as the drivers of firms into the international arena. Those two factors affect an organization's path to internationalize. On the other hand, innovation activities' importance cannot be undermined. Innovation is viewed as the solution for a sustainable competitive position in the international arena. The focal point of this study is to examine the mediation effect of innovation on the relationship between internationalization and business performance. Besides, the interrelations between entrepreneurial orientation, organizational learning, internationalization, innovation and firm performance were scrutinized through the application on 81 exporting firms operating in machinery, chemical, food and textile industry. The results put down to the fact that innovation partially mediates the relationship between internationalization and firm performance. In addition, having an entrepreneurial and learning flair drives firms to internationalize. However, the effect of learning is not as strong as entrepreneurial orientation. Lastly, there is a correlation between entrepreneurial orientation and organizational learning. Keywords: Entrepreneurial Orientation, Organizational Learning, Internationalization, Innovation, Firm Performance
Effects of global and local branding on consumer perception: An application
In today?s globalization era, homogenization of needs and lifestyles, increased travel around the world and communication via internet gives global brands a strategic importance for both companies and consumers. On the other hand, local brands still have important place for nationalistic or economic reasons. Therefore, in such an atmosphere, in global marketing literature, it is important to understand perceptions and attitudes of consumers toward global and local brands. In the literature, global brands are the signs of the quality and some consumers find global brands having better quality even if there is no difference in terms of quality with some local ones. Therefore, this study is important to understand whether globalism creates higher quality perceptions and higher brand image or not and localism creates lower quality perceptions or not. This study explores the relation between Perceived Brand Globalness (PBG) and other variables: Perceived Brand Quality (PBQ) and Brand Image (BI). The sample consists of the students of undergraduates, master and PhD students and a small amount of post-doctorate academicians of Business Department of Dokuz Eylul University and Ege University of Izmir. The objective of this study is to investigate the perceptions of consumers about global brands and to understand whether perception of brand globalness relates positively to quality perception and brand image or not. For strengthening the hypotheses, Consumer Ethnocentrism and Prior Brand Experience effects are also analyzed as supporting variables. As a result of the analysis, it is found that Perceived Brand Globalness is positively related to Perceived Brand Quality and Brand Image.
Hisse senedi değerlemesinde teknik analiz yöntemi: İMKB?de bir uygulama
Basic concepts of stock and stock valuation methods are described in this study. Additionally, the study focuses on technical analysis method, which is one of the stock valuation methods. Trends, formations and indicators, which are used in technical analysis, are focused on in-depth, and then application is conducted with Bollinger Bands that is one of the most important indicators. In practice, this study is sought to answer this question ?Can more revenue be obtained from Istanbul Stock Exchange by using Bollinger Bands according to buy and hold strategy?? question by evaluating 23 stock that are placed in ISE National- 30 Index between 03.01. 2005 - 29.11.2010 period. According to the findings, more revenue can be generated from ISE by using Bollinger bands.
Değişim mühendisliği ve işletme performanslarına etkisi
Günümüzde yaşanan hızlı değişim ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak, şirketler rekabet edebilme gücünü arttırmak amacıyla yeni yönetim yaklaşımları arayışı içine girmişlerdir Teknolojik gelişmeler, müşteri beklentilerinde artış ve istikrarsız ekonomi, işletmeler için değişimi zorunlu kılmıştır. İşletmelerin çalışma şartları ve çevreleri sürekli değişmektedir. Bu değişi¬me ayak uydurabilmek, rekabet edebilmenin ve hatta yeni fırsatlar yakalayıp değerlendirebilmenin ön şartı olmuştur. Değişim mühendisliği (DM) temelde iş süreçlerinin yeniden tanımlanması ve tasarlanmasıdır. DM sürecin organize edilmesindeki yöntemleri, süreçte yer alan katılımcıların rollerini, süreç basamaklarının yapısını/düzenini değiştirir. Endüstriyel firmaların rekabet edebilirlikleri karşısında bir çok engel vardır. İşletmelerin sahip olduğu endüstriyel iş operasyonları uzun vadede yeterince etkili değildir. Yenileme yeteneği ve köklü değişiklikler yapmak gelecekteki rekabet edebilirliği korumak için gereklidir. Değişim mühendisliği iş akışlarını ve bir organizasyonun verimliliğini optimize etmek amacıyla süreçleri, sistemi, politikaları ve organizasyonel yapıları destekleyerek bunların hızlı ve radikal bir şekilde yeniden dizayn edilmelerini sağlayan endüstri mühendisliği ve yönetim bilimi alanındaki son yeniliklerden birisidir.Anahtar Kelimeler : Değişim Mühendisliği, Yenilikçilik, Rekabet, Radikal, Süreç
Performans değerlendirme sonuçlarının kariyer yönetimi sürecinde kullanılması
Performans olgusu, işin niteliklerine ve gereklerine uygun olarak önceden belirlenmiş bir ölçütün üzerindeki çalışma derecesi olarak ortaya çıkar. Bireyin yaptığı her çalışma, başarısız ya da başarılı olarak nitelendirilir. Bu yapılmadığı taktirde, her iş görenin aynı kefeye konması durumu söz konusu olur. Bu da, örgütsel adaletin oluşmasını engeller. Ek olarak, örgüt içersindeki işlemlerin niteliğinin tanımlanması ve işgörenlerin başarılarının değerlendirilmemesi, hem örgütü hem de içinde bunduğu toplumu olumsuz yönde etkiler. Ayrıca böyle bir durumda örgütün verimlilik ve varlığını koruma amaçlarının aksine hareket edilmiş olacaktır. İşte bu perspektif doğrultusunda, bu çalışmada performans değerlendirme ve onun kariyer yönetimi sürecine etkileri konularına genel bir bakış gerçekleştirilmiştir.
Sağlık kurumlarında etik duyarlılığın performansa dayalı ek ödeme sistemi algısına etkisi: Hekimler üzerine bir araştırma
Neoliberal politikaların sağlık sektöründe kendisini göstermesi ile sağlık sektörü koruyucu ve tedavi edici özelliklerinin yanında piyasa şartlarıyla işleyen bir sektör haline gelmiştir. Sağlık sektörü ciddi uzmanlık gerektiren bir alan olup, bu alanın vazgeçilmezi olan hekimler yeni yapıda ek ödemelerle desteklenerek, sistemin performansının artırılması, kaliteli sağlık hizmetleri sunumunun gerçekleştirilmesi ve buna bağlı olarak hasta memnuniyetinin oluşturulması amacı güdülmüştür. Türkiye'de 2003 yılında başlatılan sağlıkta dönüşüm programının bir bileşeni olarak performansa dayalı ek ödeme sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Bu araştırmanın amacı, hekimlerin etik duyarlılıklarının performansa bağlı kazanç sağlama durumu ile ilişkisi üzerinedir. Çalışma sürecinde hekimlerin performansa dayalı ödeme sistemini nasıl algıladıklarına dair "PDEÖS Hekim Algısı Ölçeği" geliştirilmiş ve "Ahlaki Duyarlılık Ölçeği" ile birlikte veriler toplanarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS ve yapısal eşitlik modellemesinde Lisrel programları kullanılmıştır. Araştırma sürecinde geliştirilen PDEÖS Hekim Algısı Ölçeği, hekim performansı, hizmet kalitesi, hasta memnuniyeti, hekim tatmini olmak üzere dört boyuttan oluşmakta olup, hekim tatmini soruları ters kodlanmıştır. Çalışma neticesinde hekimlerin etik duyarlılıklarının artmasıyla iş tatminlerinin azalacağı ve performans ödemesi almayan hekimler ile alan hekimlerin aynı performansı gösterdikleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak hekimlerin performans sisteminden memnun olmadıkları ancak sistemin kaliteli hizmet, hasta memnuniyeti ve çalışan performansları gibi konularda sağlık sistemine olumlu katkılar sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Katılım 30 ve BIST 30 endekslerinin pandemi dönemi getiri ve risk analizi
Finans dünyasının değişen ve gelişen yapısı, portföy yapılarını da etkilemekte ve daha başarılı planlamalar için analiz ve değerlendirmeler gerekmektedir. Bu çalışma, BİST 30 ve Katılım 30 Endekslerinin Aralık 2021 – Mayıs 2025 dönemindeki günlük getiri ve volatilite yapılarını, pandemi (1 Aralık 2021 – 5 Mayıs 2023) ve pandemi sonrası (6 Mayıs 2023 – 26 Mayıs 2025) alt dönemlerinde karşılaştırmalı olarak incelemektedir. BİST 30 ve Katılım 30 endekslerinin pandemi dönemi ve pandemi sonrası dönemdeki günlük getirileri ve riskleri karşılaştırılmıştır. Öncelikle her iki endeksin günlük getirileri hesaplanmış ve ortalamaları incelenmiştir. Yapılan analizlerde, pandemi dönemi ile pandemi sonrası dönem arasında endekslerin ortalama getirileri açısından genel olarak çok büyük farklılıklar bulunmadığı görülmüştür. Yani her iki endeks de yatırımcıya benzer düzeyde kazanç sağlamıştır. Ancak risk açısından farklı bir sonuç ortaya çıkmıştır. Standart sapmaya dayalı olarak yapılan hesaplamalarda BİST 30 endeksinin hem pandemi döneminde hem de pandemi sonrasında Katılım 30 endeksine göre daha yüksek oynaklığa sahip olduğu görülmüştür. Bu da BİST 30'un daha dalgalı bir yapıya sahip olduğunu ve yatırımcı açısından daha fazla risk içerdiğini göstermektedir. Katılım 30 endeksinin ise görece daha istikrarlı bir seyir izlediği söylenebilir. Yapılan Mann-Whitney U testi sonuçları da bu bulguları desteklemiştir. Bazı aylarda, özellikle pandemi döneminde, endekslerin getirilerinde pozitiften negatife veya negatiften pozitife doğru değişimler gözlenmiştir. Fakat bu değişimler sürekli bir şekilde aynı yönde olmamıştır. Genel olarak bakıldığında, getiriler açısından anlamlı bir fark çıkmazken, risk açısından BİST 30'un Katılım 30'a göre daha yüksek oynaklığa sahip olduğu istatistiksel olarak da doğrulanmıştır. Bu açıdan Katılım 30 endeksinin daha düşük bir volatilite ile İslami finans temelinde uygun yatırım imkânı sunduğunu göstermektir.
Factor models and market anomalies - evidence from Borsa Istanbul
In this thesis, we examine the performances of traditional and recent factor models of asset pricing such as Capital Asset Pricing Model (CAPM) of Sharpe (1964), three- and five-factor models of Fama and French (1993 and 2015) and q-factor model of Hou, Xue and Zhang (2016) against market anomalies such as size, value, beta, debt-to-equity, profitability, accruals, corporate investment and momentum for a developing market from July 2006 to December 2015. We are motivated from the CAPM theory, Fama and French (2006) rational pricing equation, q-theory of investment and prominent empirical evidence in choosing models and anomaly variables. For the first time in literature, we test the performance of the five-factor model that is augmented with a cash-based operational profitability based factor, a profitability measure which is completely free from accounting accruals. Recently added profitability and investment factors are motivated from the Dividend Discount Model and these variables are expected to proxy dividends under clean surplus assumption. Whereas, researchers test the performance of the model by using accrual based profitability factors. However, accruals are adjustment by accountants to transform cash earnings to accounting numbers, hence; they are not relevant to dividend. Consistent with the motivation behind the model, we test the five-factor model with a cash-based profitability factor. Initially, we implement univariate portfolio analysis to examine the relationship between the anomaly variables and expected stock returns. Our portfolio analysis reveals positive monthly (risk adjusted) premiums ranging from 0.17% (0.06) to 1.69% (1.65) for zero-investment portfolio strategies. These premiums are economically larger (comparable) than those of developed (developing) markets. However, due to high volatility of stock returns only value and beta effects are statistically significant. In addition, the relationship between average stock returns and profitability and average stock returns and corporate investment variables found as weak. We then investigate the pricing performance of models. Results reveal that the main problem for these models are their failure to explain the pricing behavior on a portfolio of value stocks whose returns behave like those of small and unprofitable firms that invest aggressively. Additionally, consistent with the findings of the portfolio analysis, recently added profitability and investment factors improve neither the pricing nor the economic performances of the three-factor model. We supplement this finding with portfolio spanning tests and factor optimization. Therefore, even with a cash-based profitability factor, we can conclude that the clean surplus relationship cannot represent dividends and fails to explain common stocks' pricing behavior for an emerging market. The Q-theory of investment fails as well.
Otantik liderlik ve çalışanların psikolojik sermayeleri arasındaki ilişki üzerine bir araştırma
Bu çalışmada otantik liderlik ve psikolojik sermaye kavramları üzerinde durulmuştur. İlk bölümde pozitif psikoloji ve örgüt; ikinci bölümde pozitif liderlik yaklaşımı, otantik liderlik ve psikolojik sermaye; üçüncü bölümde otantik liderlik ile psikolojik sermaye arasındaki ilişki ve otantikliğin takipçilerin davranışı, motivasyonu ve algıları üzerine etkisi incelenmiştir. Son aşamada amprik olarak pozitif liderliğin temel bileşeni olan otantik liderlik ve çalışanların psikolojik sermayeleri arasındaki ilişki çalışılmıştır. Çalışmada araştırma birimi olarak bir kamu kuruluşu seçilmiştir. Araştırma biriminden 321 kişiye anket uygulanmış, elde edilen sonuçlar doğrultusunda araştırmanın amacına yönelik önceden oluşturulmuş olan beş hipotez, çeşitli istatistik teknikleri kullanılarak analiz edilmiş ve çıkan sonuçlar konuyla bağlantılı bir biçimde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda yöneticilerin otantik liderlik özellikleri ile çalışanların psikolojik sermayelerine ilişkin algıları arasında olumlu bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pozitif Liderlik, Otantik Liderlik, Psikolojik Sermaye
Afet acil müdahale dönemleri için insangücü planlaması yapmak
1ÖZETÇağdaş bir toplum olmak, afetlerde zarar görenlerin, mağdur olanların mağduriyetinigidermeyi, yaralarını sarmayı gerekli kılmaktadır.Afetzedelerin zararlarının karşılanması ve mağduriyetlerinin giderilmeye çalışılması,afet yönetimini zorunlu kılar. Afet yönetimi kendi içinde zarar azaltma, afetemüdahale etme, iyileştirme (rehabilitasyon) ve zarar azaltma dönemlerini kapsar.Afet yönetiminde önemli olan bu süreçlerin bilinmesi değil, bu görevlerin nasılyerine getirildiğidir.Afet müdahalesi temelde bir kaynak yönetimi sürecidir. Mevcut kaynakların, ihtiyacıolanlara doğru şekil ve zamanda ulaşmasını sağlama çalışmalarıdır.Bu çalışmada, afet yönetiminin genel anlamda işletme yönetimi ile benzernoktalarından hareketle, afet yönetiminde insan kaynakları yönetimi üzerindedurulmuştur. Bu kapsamda afet müdahalesinde en önemli kaynaklardan biri olaninsangücünün planlanması ve planlama sürecine etki eden faktörlerintanımlanmasına çalışılmıştır.Öncelikle genel olarak insan kaynakları yönetim anlayışının gelişmesi, insankaynakları yönetiminin fonksiyonları anlatılarak, insangücü planlama modellerianlatılmıştır. Bunun ardından afet yönetimi ile bilgiler verildikten sonra, afetleremüdahale eden bir sivil toplum kuruluşu olan Türk Kızılayı çalışanlarına yöneltilenanket çalışmaları doğrultusunda, afet müdahalesinde insangücü planlamasınıngerekliliği ve planlamanın alt süreçleri belirlenmeye çalışılmıştır.
Aile işletmelerinde profesyonel yöneticilerin sorunları
YUKSEKLISANS TEZ OZETI AİLE İŞLETMELERİNDE PROFESYONEL YÖNETİCİLERİN SORUNLARI Tülin ÇAKIR İşletme Yönetimi Anabilim Dalı Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü 2002 Danışman: Prof. Dr. Necdet TİMUR Son yıllarda profesyonelleşmenin bir gereği olarak, profesyonel standartlara göre hareket etme kabiliyetine sahip, işinde uzmanlaşmış elemanların istihdamı aile işletmeleri için de bir zorunluluk olmuştur. Ülkemizdeki birçok aile işletmesinin, profesyonel bir anlayışı bünyelerine yerleştirmeyi istemelerine karşın, istihdam ettikleri profesyonel yöneticilerle etkin olarak çalışamamaları tezatlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle kurumsallaşmayı düşünen ailelerin, karar alma ve yönetim süreçlerinde profesyonel yöneticilerin fikir ve önerilerinin, kendi beklentilerindeki farklılıklar nedeniyle tam olarak değerlendirilemediği de bir gerçektir. Aile işletmelerinde çalışan profesyonel yöneticilerin, işletmeyle ilgili diğer sorunlarının yanı sıra aileden kaynaklanan çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldıkları bilinmektedir. Bu çalışma, ülkemizdeki aile işletmelerinde çalışan profesyonel yöneticilerin sorunlarına örnek oluşturacağı düşüncesiyle, Afyon ili dahilindeki aile işletmelerinde çalışan profesyonel yöneticilerin sorunlarının tespit edilerek sınıflandırılması ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nitel araştırma metodu uygulanmıştır.
Yeni bir maliyet yaklaşımı olarak dağıtılmamış maliyetlerin yönetimi yönteminin geleneksel maliyet yönetimi yöntemleri ile karşılaştırılması
Net Maliyet Dinamikleri temelde alt sınır maliyet dinamiklerine dayalı bilgi sağlayan bir dağıtımsız maliyet yönetimi sistemidir. Alt sınırı temel alarak, NMD karar alıcılara geçmişteki, bugünkü ve gelecekteki faaliyetlerin işletmenin alt sınırına olan etkilerini anlamaları için bilgi ve araçlar sunar. Ulaşılmak istenen alt sınırları garanti ederek ve maliyetleri dağıtmadan, işletmenin üstlendiği projeler hakkında nasıl verimli öneriler yapılabileceğini gösterir. Bir fabrika yöneticisinin yaklaşımının işletme açısından neden daha iyi olduğunu muhasebe ölçülerinin aksine alt sınırlara dayalı olarak açıklar. Karar alıcılara işletmelerini yönetmede gerekli bilgiyi maliyet dağıtımlarının yarattığı karışıklık olmaksızın sunar.NMD konseptinin de fikir birliği ettiği gibi, pek çok uzman maliyet dağıtım yöntemlerinin iyi çalışmadığını ifade etmektedir. Bu problemin çözümünün genellikle dağıtım modelini tamamen saf dışı bırakmaktansa, daha iyi maliyet dağıtım modelleri yaratmak olduğu düşünülmüştür. NMD işletmenin maliyet dinamiklerini göz önünde bulundurarak ve alınan her kararın alt sınıra olan etkisinin bilinmesini sağlayacak şekilde alt sınır maliyet dinamiklerine dayanan araç ve ölçümler geliştirerek çözüm yaratır. NMD dağıtım temelli maliyet muhasebesinin tamamlayıcısı değildir. Aksine NMD bu yönetemlerin kullanılmaması anlamına gelir. Bu çalışma NMD konseptini ve işletmenin alt sınır maliyet dinamiklerinin anlaşılmasını sağlayan NMD ölçülerini tanıtmaktadır.
Öğrenen örgüt oluşumunda bilgi yönetimi uygulamalarının rolü: Afyon Kocatepe Üniversitesi İ.İ.B.F. uygulaması
Hızlı gelişmelerin genel bir ifadesi olarak görülen küreselleşmeyi sağlayan en başta gelen faktör, bilgi teknolojilerindeki gelişmelerdir. Bu teknolojiler, bilginin yayılmasını, öğrenilmesini hızlandırmış ve kolaylaştırmıştır. Aynı zamanda bilgi teknolojileri, örgütsel yapıları da değişmeye zorlamış; bilgi teknolojilerinin bir sistem ile bütünleştirilmiş hali olan bilgi sistemleri, örgütsel yapılarda yer almaya başlamıştır. Bilgi sistemlerini etkin bir biçimde kullanan örgütlerde, bürokratik engeller ortadan kalkmış, iletişim güçlenmiş, işbirliği artmış, çatışmalar azalmış, süreçlerin kısalmıştır. Bunların sonucu etkinlik ve verimlilik sağlanmıştır. Ayrıca bilgi sistemleri örgütsel açıdan da öğrenmeyi hızlandırarak, örgütlerin öğrenen örgüt olmalarını ve öğrenen örgütün örgütlere sağladığı avantajlardan yararlanmalarını sağlamıştır. Öğrenen örgüt disiplini olan kişisel yeteneklerin gelişmesine, paylaşılan vizyonun benimsenmesine, modelleştirmeye, sistem merkezli düşüncenin yer edinmesine ve ekip halinde öğrenmeye de bilgi teknolojileri önemli katkılar sağlamıştır.Bilgi sistemlerinin öğrenen örgüt oluşumuna etkisini inceleyen bu çalışmada, Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde (AKÜ) uygulamaya konulan KOBİS (Kocatepe Bilgi Sistemi) sisteminin öğrenen örgüt oluşumuna etkileri; Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi'nde (AKU İ.İ.B.F.) gerçekleştirilen anket, doküman ve belgeler üzerinde araştırma ile yarı yapılandırılmış görüşme yöntemiyle incelenmiştir.
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) uygulanan halka arzdaki düşük fiyatlandırma
This paper aims to provide additional international evidence on the Initial Public Offerings (IPOs), using data from the Turkish Stock Exchange Market. In this study the initial and after-market returns for the Turkish IPOs is investigated for the period 1996-2006. The analysis show that the mean underpricing for all firms is 9.5%, while those for Financial, Manufacturing, Transportation, Communication and Storage, Technology, Wholesale and Retail Trade, Hotels and Restaurants, and Education, Health, Sports and Other Social Services sectors are 11.9%, 9.1%, 20.6%, 10.3%, 3.3%, and 0.9%, respectively. All underpricing levels are statistically significant at the conventional levels except for the Wholesale and Retail Trade, Hotels and Restaurants, and Education, Health, Sports and Other Social Services sectors. As for the sub-sectors, the highest underpricing is observed in Manufacture of Non-Metallic Mineral Products (21.2%) followed by Manufacture of Fabricated Metal, Products, Machinery and Equipment (18.5%). In investigation of the factors influencing the initial performance, control variables such as the percentage change in ISE-100 index during last 15 days before the first trading day, gross proceeds, size of issuer, the operating history of the firm before going to public, the reputation of underwriter, privatization, institutional ownership, method of going public, sale method of new issues, self-offered IPOs are employed. The regression results indicate that self-issued offerings, the percentage change in ISE-100 index during last 15 days before the first trading day and privatization have statistically significant impact on the underpricing.
A meta-analytical review of the relationship between total quality management practices and the operational performance of manufacturing companies
In a global society like ours where the perception of quality influences greatly the purchasing decisions of customers, organisations that seek to achieve global competitiveness and financial growth must as a matter of urgency, adopt business strategies that guarantee maximum performance excellence in quality and customer satisfaction. Although the operations management literature explicitly highlights business strategies with such prospects, Total Quality Management undoubtedly stands tall among the rest. Previous studies on the topic have however reported conflicting and ambiguous results regarding the effect of TQM implementation on operational performance. This study is therefore aimed at investigating the possibility of a statistical relationship between TQM practices (as captured in the Baldrige Excellence Framework) and the operational performance of manufacturing firms through the meta-analytical review of 21 studies published between 1997 and 2017. The study sample, obtained through a rigorous literature search of both online and offline databases, was subjected to a specific but extensive inclusion/exclusion criteria purposely designed for this analysis. Guided by the Hunter & Schmidt (2004) meta-analysis of correlation approach, the results of the study reveal a strong and positive relationship between aggregate TQM practices and operational performance. Furthermore, with the exception of Strategic planning that is non-significant and Customer focus that has a medium effect on operational performance, the other TQM constructs (Top Management Leadership, Information & Analysis, Human Resource Management and Process Management) are all positively related to operational performance. The test of heterogeneity also indicates that almost all the tested hypotheses were greatly influenced by the moderating variables; Firm size, Industry type, and Geographical location.
Uganda'da iç denetimin etkinliğini artırmada güçlü iletişimin rolü: Dijital çağda
This study aimed at investigating the role played by robust communication on the internal audit effectiveness in the perspective of the digital era, using the case of Uganda, Delphi technique as a data collection method was applied, and Data was collected from internal audit experts from auditing firms and higher learning institutions in Uganda. The aim of the study is to carefully observe the communication factors in the digital era that impact internal audit activities by making assumptions for the experts in the internal audit profession. The first part of the thesis involves explanation of the key terms of robust communication, internal control, internal auditing, and digitalization as the conceptual framework. The second section in this thesis study investigated the relationship between robust communication, internal audit, internal control, and digitalization. The third section which covers the research methodology involves an exploratory study, with a mixed research method, whereby the first part of the Delphi method uses qualitative study with semi-structured interviews and open-ended question in the questionnaire. Please write it more clearly and divide the long sentence and get it translated again. NVivo software is used to analyze qualitative data, and SPSS is incorporated for quantitative data analysis. The study observations indicate that as internal auditors offer two services of consulting and assurance to management, robust communication must be handled with great care to attain sustainability. The study recommends internal auditors to apply emotional intelligence as they communicate. Moreover, use of data analytics is recommended for internal auditors to effectively analyze and interpret data for open and transparent communication.
Ekonomik politika belirsizlik endeksinin OECD ülkelerindeki portföy yatırımlarına etkisi
This Ph.D. thesis examines the relationship between the economic policy uncertainty index (EPUI) and portfolio investments (PI) using quarterly data for 20 OECD countries from 2000 to 2022. EPUI is a measure of the level of uncertainty surrounding the economic policies of a particular country. Meanwhile, PI refers to purchasing financial assets in foreign country. Due to data availability, the research sample includes 20 countries out of the 38 OECD member countries. In the econometric model applied, some control variables are included. Based on the presence of cross-sectional dependence between the countries, the second-generation panel unit root test of CIPS is applied to assess the degree of integration for each variable. When some variables are stationary at the level or some at the first difference, panel ARDL can be used to analyze short-run and long-run relationships between variables. The ARDL results confirms the adverse effects of EPUI on PI in the long run. The countries' results also vary in terms of error correction because of their individual economic and political factors. Panel cointegration tests confirm that variables are cointegrated and the causality test confirms that there is not a causality relation between EPUI and PI. The results have implications for investors, policymakers, and researchers, and suggest the need for further comparative analysis among developed and developing economies as well as the inclusion of additional control variables.
Endüstri 4.0 ve sürdürülebilirlik uygulamaları
The potential of the production ecosystems shaped in the light of technological developments and innovative approaches to provide opportunities in creating social, economic, and environmental sustainability is a remarkable phenomenon in today's competitive global world where resources are rapidly depleted, social concerns are experienced, and the vitality of financial stability are accumulating. Within the scope of this study, it is aimed to analyze the role of Industry 4.0 technologies, which is a holistic production paradigm, in creating a sustainable production ecosystem. In line with the data obtained from the sample consisting of decision-makers being employed in various sectors such as petrochemical, metal production industry, automotive, textile, and food, the main and sub-criteria of the sustainability dimensions are weighted with fuzzy DEMATEL (Decision Making Trial and Evaluation Laboratory), which is one of the multi-criteria decision-making methods, and with fuzzy TOPSIS (Technique for Order of Preference by Similarity to Ideal Solution) the ranking and selection of the Industry 4.0 technology that best meets these determined criteria are revealed. In this context, it has been concluded that although the weights of sustainability sub-criteria dissociate on a sectoral basis, there were similarities in the selection of the most appropriate Industry 4.0 technology alternative. The results of the analysis were also enriched with the findings obtained from the in-depth interviews and the creation of word clouds that are benefitted as a data visualization tool. This study differs from the theoretical studies in the literature, as it deals with all three dimensions of sustainability and Industry 4.0 together. Furthermore, mathematically revealing the values that Industry 4.0 technologies and applications will create in terms of economic, social and environmental sustainability reflects the original value of the study. As a result, this study provides contributions to the organizations planning to blend the concept of sustainability in their production systems with managerial and practical implications as well as to the relevant literature.
Bir beyaz eşya yatırım projesinin üzerine fizibilite etüdü
ABSTRACT EVALUATION OF A CONSUMER DURABLE INVESTMENT PROJECT: A FEASIBILITY STUDY Türker ÇİFTÇİ M.B.A. Supervisor: Assoc. Prof. Erdal Erel May, 1996 Investment projects have to be analyzed very carefully before they have been realized. Feasibility study is the most important part of this analysis process. The aim of this study is to propose a systematic project analysis framework and by using this framework to conduct a feasibility study in a real life investment project on consumer durable industry. Keywords: Investment projects, project analysis, feasibility study, consumer durable industry
Faaliyete dayalı maliyet yönteminin bir askeri dispanserde uygulanması
This study stresses the importance of knowing the true cost of a process, product or service; offers a basic overview of activity-based costing and activity-based cost management; evaluates the benefits offered by activity-based costing; offers a comparison of ABC to traditional cost system, and an analysis on how ABC does compute more accurately. The focus is on the use of activity-based costing and activity-based cost management in a military dispensary to increase management's ability to track indirect costs and thereby to provide more accurate data for evaluating results. The overhead is allocated on a more accurate basis among the clinics of the military dispensary. Indirect costs are made direct by using activity based costing system. The true costs of 10 clinics of the dispensary are revealed throughout this study and, a comparison with private clinics', and a relative savings table of military clinics are presented. Limitations are defined and recommendations are made for future investigations and implementations.Key words: Activity based costing. Activity based cost management, cost driver, cost object.
Ders çizelgeleri hazırlayan bilgisayar programı
ABSTRACT A TIMETABLE SCHEDULING COMPUTER PROGRAM TOPTAS Mehmet MBA in Institute of Management Supervisor: Asst. Prof. Dr. Erdal Erel June 1990 The use of computers makes easy the preparation of timetable schedule and aliminates a lot of manual work.In this thesis, a timetable schdule generation program written in Fortran IV language and implemented in a Burroughs 9000 system is adapted to the Data General system at Bilkent University computing center. A case study on timetable schdule of Department of Management of Bilkent University is performed.
Türkiye'de yabancı kuruluşlar üzerine bir araştırma
ABSTRACT A SURVEY ON FOREIGN COMPANIES IN TURKEY BY DİLEK SAĞLIK SUPERVISOR: ASSOC. PROF. GÖKHAN CAPOGLU JANUARY 1992 This study investigates the reasons behind the foreign companies growing interest in Turkey, and discusses different market entry strategies such as exporting, direct investment, franchising, and joint ventures. An analysis of the advantages and disadvantages of the Turkish market from the foreign companies point of view is followed by an analysis of the reasons that led to a particular choice of an entry strategy. The study made use of a questionnaire which was answered by 21 foreign companies, 19 of theni located in Ankara. The results indicate that some policy changes towards foreign companies are necessary.
Tedarik zinciri performansının ölçülmesi ve İstanbul'da bulunan lojistik firmalarının yapılarının incelenmesi
Lojistik alanı gelişen dünya ile birlikte Türkiye'de en hızlı büyüyen birimlerdendir.Ülkemiz jeopolitik konumu itibari ile 2 kıtanın birleştiği ve Orta Doğu pazarının ortasında olduğu için lojistik sektörü için kritik bir pozisyonda bulunmaktadır ve bu gelişen dünya ile birlikte günden güne daha da önemi artmaktadır.
Sosyal medya platformlarını kullanarak yapılan pazarlamanın satın alma niyetine etkisi
According to the increased grow of the internet there has been an emergence of a wide range of social media platforms, where there has been a noticeable increase in user engagement levels to explain their opinions related to previously purchased journey of products or services. The following research seeks to the role of marketing by using social media platforms on the buying intent on a mobile company in the Gaza Strip has been studied. The research uses the descriptive analytical approach to analysis the results between the independent and dependent variables also, the researcher used a questionnaire that was distributed to a simple random sample consisting of (400) customers of a mobile company. The results from the analysis shows a positive effect between variables and ensures that there is a positive effect of marketing using social media platforms on buying intention, and that there is a positive impact of marketing related to company content and user content through social media platforms on buying intention at the level of significance 0.05. The conclusions made from this research recommended the need to increase awareness of importance of social media platforms, especially famous platforms such as Facebook, Instagram and Tik Tok by holding courses for employees of a Jawwal company and introducing them to the best way to use those platforms and the advantages resulting from this usage, and how this reflected in a positive way on the company, in addition to directing and focusing on the company's content through social media platforms to different groups aiming to make sales by motivate buying intention. Anahtar Sozcukler: Sosyal Medya Platformları Sosyal Medya Pazarlaması, Satın alma niyeti.
Fırsatlar ve dışsal rassal şoklar altında kalite ve üretim kontrolü
In a production process, opportunities arise due to exogenous or indigenous factors,for cost reduction. In this dissertation, we consider such opportunities in qualitycontrol chart design and production planning for the lot sizing problem. In the firstpart of the dissertation, we study the economic design of X control charts for a singlemachine facing exogenous random shocks, which create opportunities for inspectionand repair at reduced cost. We develop the expected cycle cost and expected operatingtime functions, and invoking the renewal reward theorem, we derive the objectivefunction to obtain the optimum values for the control chart design parameters. In thesecond part, we consider the quality control chart design for the multiple machineenvironment operating under jidoka (autonomation) policy, in which the opportunitiesare due to individual machine stoppages. We provide the exact model derivation andan approximate model employing the single machine model developed in the firstpart. For both models, we conduct extensive numerical studies and observe thatmodeling the inspection and repair opportunities provide considerable cost savings.We also show that partitioning of the machines as opportunity takers and opportunitynon-takers yields further cost savings. In the third part, we consider the dynamic lotsizing problem with finite capacity and where there are opportunities to keep theprocess warm at a unit variable cost for the next period if more than a threshold valuehas been produced. For this warm/cold process, we develop a dynamic programmingformulation of the problem and establish theoretical results on the optimal policystructure. For a special case, we show that forward solution algorithms are available,and provide rules for identifying planning horizons. Our numerical study indicatesthat utilizing the undertime option results in significant cost savings, and it hasmanagerial implications for capacity planning and selection.
Web sitelerinde insan görseli kullanımının tüketici bakış noktası ve ilgi süresine etkisi açısından değerlendirilmesi: Nöropazarlama uygulaması – göz izleme analizi
The purpose of this thesis is to determine the effect of the product presentations used in websites together with human images and without human images; on focus points of respondents and their duration of attention. For this purpose, an eye-tracking analyses was undertaken. The results have also been analyzed according to gender and depending on if the products are hedonic or utilitarian. In the methodology part two surveys (preliminary and post) and eye tracking methods are used. A preliminary survey to 82 respondents was applied. However, in the second phase of the study 50 out of 82 respondents came to the laboratory and participated in the eye tracking study. After the analyses of the eye tracking results 8 of them was found not to be eligible resulting with 42 analyses that met the criteria for evaluation. 42 people of who 21 are women and 21 are men attended to this eye tracking analysis. Eye tracking analysis, which is a neuromarketing method, is used as a research method; and also a survey has been applied on 42 people who joined the analysis to define their demographic profile and online shopping habits. Moreover, structured-interview have been carried out with 42 attendants related to the eye tracking analysis as a part of post survey. Results will be helpful in designing and enhancing e-commerce websites to be more effective. Keywords: Web Design, Neuromarketing, Eye-Tracking
Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanı krizi ve AB'nin çözüme etkisi
The discoveries made in the energy field within the Eastern Mediterranean in recent years have revealed the existence of rich natural gas resources in the region. This wealth, which can be accepted as a positive development in economic and political terms, causes tensions in the region due to the attitudes of the parties that violate international law and which are far from reconciliation. In this process, where even the possibility of a multilateral war being underway is evaluated, countries are aiming to maximize their interests by approaching the issue within the framework of "the zero-sum game" rather than "the win-win strategy". The overlapping of the maritime jurisdictions of the Eastern Mediterranean coasts at many points, the unresolved Cyprus issue and the Megali Idea of the Greeks, which is not reflected in the discourses, the exploitation tradition of European Union, which derives its codes from its imperialist history, constitute the basis of the issue. Undoubtedly, concerns related to Turkey becoming the energy center in the region and making gains from the energy source constitute the invisible side of the iceberg regarding the reason behind the state of not reaching an agreement yet. With the creation of a de facto formation in the region, it is tried to expand both the sovereignty area and acquire the natural resources in the region against other riparian countries via fait accompli strategy. In this study, the existing conflict will be handled within the framework of maritime law and conflict analysis will be made within the framework of conflict resolution approaches. The position, attitudes, and impact of the EU regarding a solution to the conflict, as being a peace project, in the final analysis, will be evaluated. Keywords: East Mediterranean Dispute, Conflict Analysis, International Maritime Law, European Union.
Kalite güvence sistemlerinde eğitim ve bir uygulama
ÖZET Günümüz rekabet ortamında işletmelerin eğitime verdiği önem artmaktadır. Bu nedenle her işletme farklı yaklaşımlar içinde kendi bünyesi için iyi olduğunu düşündüğü bir eğitime ağırlık vermektedir. Son yıllarda, eğitim ve şirket danışmanlığı yapan özel firmaların çoğalması işletmelerimizin eğitim ihtiyaçlarına cevap verebilecek olumlu bir gelişme olarak nitelenebilir. Ancak, eğitim işini ciddi olarak ele almalıdır. Aksine, eğitimi bir modaya uyma yada sadece eğitim verildi işte anlayışı hakim olursa başarılı olunamaz. Kalite Güvence Sistemlerini yerleştirmek isteyen işletmeler ilk önce üst yöneticilerini; insan ilişkileri, toplam kalite yönetimi, eğiticilerin eğitimi ve problem çözme teknikleri gibi eğitime tabi tutmaktadır. Böylece yöneticilerin, teknik iş bilgileri ile becerilerinin geliştirilmesini temin ettikten sonra diğer alt kademedeki çalışanların gerekli eğitimi almaları sağlanmaktadır. Kalite Güvence Sistemlerinde Eğitim ve Bir Uygulama adlı çalışmamız on bölümden oluşmaktadır. İlk üç bölümde, Kalite Güvence Sistemleri ele alınmış ve eğitimin önemi vurgulanarak eğitim departmanının oluşturulması incelenmiştir. Dördüncü ve beşinci bölümde, eğitim ihtiyaçlarının tespiti ve değerlendirilmesi ile temel eğitim konuları incelenmiştir. Altı ve yedinci bölümde, işbaşında ve iş dışında ki eğitim yöntemlerinden başarılı olan yöntemler üzerinde durulmuştur. Sekizinci bölümde, eğitimlerin nasıl değerlendirildiği incelenmiştir. Dokuzuncu bölümde ise bir işletmede eğitim uygulamaları, ilk sekiz bölümde açıklanan düşünceler ışığı altında ele alarak açıklanmıştır. Kalite Güvence Sistemlerinde, eğitimin başarılı olabilmesi için üst yönetimin eğitime inanması ve eğitimi sonuna kadar desteklediğini tutum ve davranışlarıyla göstermesinde yatar. XV
Terörle mücadelede sosyal pazarlama uygulamalarının tutum ve güvenlik algısı üzerindeki etkisi ile ilgili Bingöl ilinde bir araştırma
Günümüzde pazarlama, yalnızca ticari konulardaki faaliyetleri içeren bir disiplin değildir. Değişen dünya ve tüketici profili, pazarlamanın, sosyal konuların çözümünde de kullanılabileceği fikrini doğurmuştur. Sosyal pazarlama olarak adlandırılan bu anlayış, toplumsal sorunlar olarak sağlık, eğitim, istihdam, yatırım, kalkınma, yoksulluk, işsizlik ve teknoloji alanlarında da kendini göstermektedir. Bugün, sosyal pazarlama kampanyalarıyla halkın, toplumsal bir sorun hakkında bilgilendirilmesi, farkındalığının arttırılması ve harekete geçirilmesi hedefleri gerçekleştirilmektedir. Daha çok sağlık alanında ve yoksullukla mücadelede etkili uygulamalar barındıran sosyal pazarlama faaliyetleri, toplumun temel sorunlarından olan terörün önlenmesinde ve terörün yarattığı tahribatların iyileştirilmesinde de kullanılmaktadır. Terörle mücadeleye, pazarlama anlayışıyla yaklaşmanın öneminin anlaşılması adına, terör temalı sosyal pazarlama uygulamaları ve söz konusu uygulamaların toplum tarafından nasıl algılandığı bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Terörün önlenmesinde, teröre kaynaklık eden sorunların çözümü üzerine geliştirilen projeler önemlidir. Bu projelerin gerçekleştirilmesinde halkın, sivil toplum kuruluşlarının, merkezi ve yerel yönetimlerin, özel sektörün ve diğer ülkelerin işbirlikleri önemlidir. Bu anlamda teröre kaynaklık eden sorunların tespiti, çözümlerin geliştirilmesi ve uygulanmasında sosyal pazarlama devreye girmektedir. Bu çalışmada, terör temalı sosyal pazarlama örnekleri göz önünde bulundurularak, terör temalı sosyal pazarlama uygulamalarının etkinliği, tutuma etkisi ve güvenlik algılamalarına etkisi ölçülmeye çalışılarak, ulaşılan sonuçlarla daha etkili sosyal pazarlama uygulamaları geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, terörün kavramsal boyutu ve mevcut durumun ortaya koyulması, ikinci bölümünde, sosyal pazarlama kavramının anlaşılması ve terörle mücadelede sosyal pazarlamadan nasıl faydalanılacağı anlatılmıştır. Araştırma bölümünde ise terör temalı sosyal pazarlama uygulamalarının etkinliği, söz konusu uygulamaların tutum ve güvenlik algılamalarına etkisini ölçen bir ölçek geliştirilerek bir anket tasarlanmıştır. Bingöl ili merkez mahallelerinde uygulanan anket çalışmasıyla elde edilen veriler bilimsel olarak yorumlanmıştır. Analizler neticesinde, terör temalı sosyal pazarlama uygulamalarının terörle mücadeledeki yeri ve önemi ortaya koyulmaya çalışılmıştır. 420 katılımcıya gerçekleştirilen anket çalışması sonucunda, terörle mücadele temalı sosyal pazarlama uygulamaları ile tutum arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yine söz konusu uygulamalar ile güvenlik algılamaları arasında da anlamlı bir ilişki söz konusudur. Bingöl merkez mahallelerinde yapılan 420 anket ile terör temalı sosyal pazarlama uygulamalarının terör sorununun çözümünde etkili olduğu, bu çalışmalarla devlet halk kaynaşmasının sağlandığının ve halkın güvenlik algılamalarında olumlu yönde bir değişim yarattığı sonucuna varılmıştır. Bulgularla, terör temalı sosyal pazarlama uygulamalarının terörle mücadeledeki yeri ve önemi vurgulanmıştır. Anahtar kelimeler: Sosyal pazarlama, terör, güvenlik, tutum,
Hibrit dönemde lisansüstü öğrencilerinin motivasyon ve ders memnuniyeti arasındaki ilişkinin incelenmesi: İstanbul ili örneği
Bu tez, lisansüstü öğrencilerin motivasyon düzeyi ile ders memnuniyeti arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmanın sonuçları, eğitim alanında daha etkili stratejiler geliştirmek için önemli ipuçları sunmaktadır. Bulgulara göre, öğrencilerin derslere yönelik motivasyon düzeyi ile derslerden aldıkları memnuniyet arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Daha motive olan öğrenciler, derslerden daha fazla memnuniyet duymaktadır. Öğrenim görülen alanlara göre motivasyon düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak ders memnuniyeti düzeyleri arasında da anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, eğitimciler için bazı öneriler sunulabilir. Öğrenci motivasyonunu artırmak için farklı öğretim yöntemleri ve materyalleri kullanmak önemlidir. Ayrıca, öğrenci motivasyonunu etkileyen faktörler daha detaylı olarak incelenmelidir.
Çalışan kadınların örgütsel adalet ve toplumsal cinsiyet eşitliği algıları arasındaki ilişki: Bir Araştırma
Bu tez çalışmasında, çalışan kadınların örgütsel adalet ve toplumsal cinsiyet eşitliği algıları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmada, İstanbul'da çeşitli sektörlerde çalışan 300 kadın katılımcıdan veri toplanmıştır. Verilerin analizi sonucunda, örgütsel adalet algısı ile toplumsal cinsiyet eşitliği algısı arasında pozitif ve yüksek düzeyde bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın bulguları, örgütsel adaletin, toplumsal cinsiyet eşitliği algısını olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Bu sonuçlar, örgütlerde adaletli uygulamaların cinsiyet eşitliği algısına katkı sağlayabileceğini ve bu durumun çalışanların motivasyonunu, iş tatminini ve örgütsel bağlılıklarını artırabileceğini ortaya koymaktadır.
Bilişim teknolojileri kullanımının bilgi yönetimi üzerindeki etkisinde bilişim sistemleri okuryazarlığının aracı rolü: Bir araştırma
Bilişim teknolojilerinin hızla geliştiği günümüzde, işletmelerin bilgi yönetimi süreçleri de önemli bir dönüşüm geçirmektedir. Bu çalışma, bilişim teknolojileri kullanımının bilgi yönetimi üzerindeki etkisini ve bu süreçte bilişim sistemleri okuryazarlığının aracı rolünü incelemektedir. Araştırma kapsamında, farklı sektörlerde çalışan 289 beyaz yakalı çalışandan anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Araştırma sonuçları, bilişim teknolojileri kullanımının bilgi yönetimi üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğunu ve bilişim sistemleri okuryazarlığının bu ilişkide kısmi aracılık rolü üstlendiğini göstermektedir. Bu bulgular, işletmelerin bilgi yönetimi süreçlerini geliştirmek için bilişim teknolojileri kullanımını artırmaları ve çalışanların bilişim sistemleri okuryazarlığını geliştirmeleri gerektiğini ortaya koymaktadır.
Sosyal medya pazarlamasının üniversite tercihleri üzerine etkisi: Pilot bir araştırma
Bu çalışma, "Sosyal Medya Pazarlamasının Üniversite Tercihleri Üzerindeki Etkisi: Pilot Bir Araştırma" başlığı altında, sosyal medya pazarlamasının yükseköğretim kurumlarının öğrenci çekme süreçlerindeki rolünü ve öğrenci adaylarının üniversite tercihleri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Günümüzde, dijital dönüşümün etkisiyle, sosyal medya platformları, üniversitelerin iletişim ve pazarlama stratejilerinin merkezinde yer almaktadır. Bu bağlamda, tez, yükseköğretim ve vakıf üniversitelerinin yapısal özelliklerini, sosyal medya pazarlamasının temel dinamiklerini ve halkla ilişkilerin bu süreçteki önemini teorik bir çerçevede ele almıştır. Araştırma, pilot bir çalışma olarak tasarlanmış olup, sosyal medya kampanyalarının öğrenci adaylarının algı ve tercihleri üzerindeki etkisini sınırlı bir örneklemle analiz etmeyi hedeflemektedir. Çalışmada, sosyal medyanın, üniversitelerin marka bilinirliğini artırmada ve potansiyel öğrencilerle duygusal bir bağ kurmada önemli bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, sosyal medya pazarlamasının, genç nesillerin bilgi edinme ve karar verme süreçlerinde etkili bir faktör olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, halkla ilişkiler faaliyetlerinin sosyal medya ile entegrasyonunun, üniversitelerin imaj yönetimi ve kriz iletişiminde önemli bir strateji sunduğu ortaya konmuştur. Son olarak, sosyal medya kampanyalarının yalnızca tanıtım odaklı değil, aynı zamanda güven oluşturma ve aidiyet hissi yaratma gibi daha derin etkiler yarattığı vurgulanmıştır. Bu çalışma, sosyal medya pazarlamasının yükseköğretim bağlamındaki etkisini anlamak için bir başlangıç noktası oluşturmakta ve gelecekteki geniş ölçekli araştırmalara temel teşkil etmektedir.
Sürdürülebilir insan kaynakları yönetimi: Türkiye bağlamında bir araştırma
Bu çalışma, Sürdürülebilir İKY'nin kavramsal çerçevesi ve boyutlarını tartışarak, Türkiye'de faaliyet gösteren işletmelerin Sürdürülebilir İKY ile ilgili çalışmalarına ilişkin genel bir çerçeve sunmak üzerine kurgulanmıştır. Bu amaçla, Sürdürülebilir İKY'nin, anlamı ve içeriği, ön plana çıkan İKY boyutları ile işletme uygulamalarındaki mevcut durum sorgulanmıştır. Araştırma nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntem desenlerinden, açımlayıcı desen yöntemine uygun yürütülmüştür. Verilerin toplanması üç aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada, örneklem kapsamında yer alan işletmelerin yayınladıkları sürdürülebilirlik raporları, İKY bağlamında Maxqda programı kullanılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Bu aşamanın örneklemi, kurumsalsurdurulebilirlik.com portalında ve BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer alan 93 işletmenin sürdürülebilirlik raporundan oluşmaktadır. İkinci aşamada, akademisyenlerin ve İKY uzmanlarının katılımıyla, üç turda gerçekleştirilen Delphi tekniği çalışması yapılmıştır. Bu aşamanın örneklemi, sürdürülebilirlik çalışmaları yapan ya da sürdürülebilirlik konusunda farkındalığı olan kurumlarda görev yapan 11 İKY uzmanı ile uzmanlık alanı Yönetim ve Organizasyon olan 11 akademisyenden oluşmaktadır. Delphi tekniği çalışmasından elde edilen veriler betimsel ve istatistiki tekniklerle analiz edilmiştir. Üçüncü ve son aşamada ise öncül araştırma aşamalarının bulgularından yararlanılarak geliştirilen, Sürdürülebilir İKY soru formu aracılığıyla, Sürdürülebilir İKY'nin işletme uygulamaları içindeki mevcut durumu sorgulanmıştır. Bu aşamanın örneklemi sürdürülebilirlik raporu yayınlayan işletmeler ile BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer alan kurumlarda görev yapan 131 İKY uzmanından oluşmaktadır. Araştırmanın bulgularına dayalı olarak, Sürdürülebilir İKY'nin beş alt boyutu olduğu tespit edilmiştir. Bu boyutlar "çalışanın gelişimi ve mutluluğu", "sürdürülebilir istihdam politikaları", "kağıtsız-dijital süreçler", "esneklik uygulamaları", "çevreye duyarlılık" olarak adlandırılmıştır. Sürdürülebilir İKY, değer zinciri anlayışla ve ekonominin dışında ekoloji ve toplum gibi makro konularla birlikte yordanması gereken bir kavram olarak değerlendirilmiştir.
Türk ve Iraklı kadınların işgücü piyasasına katılımının analizi
This research report analyzes women's labor force participation in Turkey and Iraq. Both countries are developing countries struggling for their economic growth. A comparative study aims to compare women's labor force participation in economic development. The current study is qualitative in nature and data is collected from secondary source. A vast literature review is done in chapter 2. Labor force participation of Iraq and Turkey have been compared in the current study.The timeline of comparison of Labor force participation of Turkey and Iraq is 2000-2020. Economic growth is also elaborate due to women's labor force participation. After comparison it is concluded that Turkey, women's labor force participation is 26.23 times higher than Iraq, as Iraq struggles with its economy after a long war. Overall, women's empowerment is low in Iraq. However, some NGOs are working for women's empowerment in Iraq. There is still a great need for awareness about the women's labor force. That's why women's labor participation is very low in Iraq. Regardless, the situation in Turkey is better for women's empowerment than in Iraq. Turkey's policy on women's empowerment has lately evolved. Women may now work in any area with the same freedoms as men. Because of the male-dominated society in Iraq, there are still some restrictions on women's employment. There is little improvement in the women's labor force rate from the past. In the future, Iraqi women will contribute more to the economic growth of Iraq.
Yükseköğretim kurumlarında kadın müdürlüğü etkileyen faktörler nelerdir? Türkiye özel ve kamu üniversitelerine yönelik açıklamalı bir araştırma çalışması
In today's world, women are playing an important role in all fields; the role of women in the education sector is crucial. The higher education system helps build the future of our young generation; Higher Education institutes provide education, but they tend to provide practical knowledge that will help students in their careers. In university, women's participation is also incredible; they are also playing their part in the development of students. The current study aims to explore the role of Female directors in Turkish universities. And how much they are contributing as academicians. The study's objective is to explore the challenges faced by Female directors in Turkish universities. For this research, we are conducting a qualitative research method. Moreover, we have collected data from Turkish Universities and drawn results accordingly. Using detailed information gathered from the University Council for the year 2022, we use logit regression analysis to estimate the chances of having a Female dean in a faculty. As independent variables, we use the type of university (public or private), the ratio of academicians, the province of the university, the type of faculty, and the foundation year of the university. The results show that the slope of the number of Female academicians in the facility and the total number of academicians is significant, based on the significant value of both predictors. Both independent variables predict the dependent variables well. Moreover, the results of the research study reveal that the independent variables, gender difference, family and societal pressure, other responsibilities, as well as the environment in private and public universities imposes a greater impact on the probability of Female dean in the universities and at director level. The ratio of Female deans in private universities is increasing and in public universities their number are low. With respect to cities Izmr and Ankara are leading ones to have more Female dean in the both type of universities. The environment, security, and maintenance of law and order in private universities seem seems safe and secure for Females to pursue their careers at the Directorship level. So, the percentage and probability of Female deans in educational sciences are high and greater as compared to other departments and fields.
Irak'ta STK'lara fon sağlamada pazarlama karışımının rolü
Non-profit organizations have used marketing methods and principles, including the marketing mix, to develop their financial resources and achieve their goals and vision. Due to the different organizational nature and the lack of academic studies on the marketing mix and fundraising, non-profit organizations find it difficult to reach a marketing mix commensurate with their work and environment. This study aimed to demonstrate the effect of using the marketing mix elements (price, place, product, promotion) on collecting donations in non-profit organizations in Iraq. The Statistical Package for Social Sciences (SPSS) program was used to test hypotheses and analyze data for research methodologies. The questionnaire was distributed to workers in non-profit organizations in Iraq via the Internet, and 267 responses were collected. It has been found that the price component of the marketing mix in this study has a significant relationship with fundraising. At the same time, the analysis of the results showed that there is no relationship between product, promotion, place and fundraising. This paper contributes to understanding the impact of using marketing mix elements on fundraising operations in Iraq's nonprofit organizations.
Kurumlarda rekabet gücünün sağlanmasında stratejik planlamanın rolü örnek olay: el-Kalam Üniversitesi / Irak
This study aimed to know the relationship between strategic planning and competitive advantage in institutions, as well as to clarify the extent of the impact of strategic planning dimensions (internal environment, external environment, mission, goals) on achieving competitiveness at Al – Qalam university in Iraq. To achieve the study objectives, a questionnaire was prepared, and the SPSS application was used to analyze the data and test the hypotheses. The results of the study proved that there is a statistically significant relationship between the internal and external environment of the institution and the competitive advantage, and it showed that there is relationship between the dimension (mission and goals) and competitive advantage. The researcher recommends institutions to develop strategic plans and focus on the internal environment that includes human resources through training, motivation and promotion, as well as the external environment through analyzing competitors and adapting to economic and demographic changes and government laws ... etc. And showed that the mission and goals affected on achieved the competitive advantage in institutions. Therefore, university owners / managers must make every possible effort to practice more strategic planning activities in order to further entrench the mission of the institution, and to remind them constantly of the goals. Keywords: Planning, Strategic Planning, Competitive Advantage.
Çiftçilerin işbirliği ve pazarlık gücü: Analitik kabiliyetin aracılık rolü
The agriculture sector is one of the interesting sectors that can provide unique insights on how farmers can collaborate with competitors to achieve common goals. The farmers' alliances are based on the sharing of information, challenge sanctions, research, collective decision-making about the scale of production, and an agreed negotiation with the contractors/market. This study explored the coopetition (simultaneous cooperation and competition) among agriculture farmers to increase their bargaining power. This study has developed and test a theoretical framework to advance the coopetition strategy and its relationship with the bargaining power of farmers. The cross-sectional survey was used to collect the data from individual farmers from Baghdad, Iraq. The study chooses convenience sampling easy to contact and reach farmers and get 208 valid responses. The study has tested a mediating model using regression analysis and all four hypotheses were found statistically significant. The study has found the formation and formalization of the coopetitive relationships positively affect the bargaining power of the individuals. Moreover, the study also contributed to highlight the importance of the context that plays a significant role in inducing coopetition among individuals or organizations. The study also suggests some future research directions such as a diverse sample from different geographical locations can provide a basis for generalization. Keywords: Coopetition, Analytical Capability, Bargaining Power, Farmers
Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin (BİT) insan kaynakları üzerindeki etkisi
The study aimed to investigate the impact of ICT (ICT) on human resource performance and human resource strategy in the Baghdad Electricity Company, based on the descriptive-analytical approach. The study has used a sample of 189 employees using a survey to collect the responses. The study has used a theoretical model consisting of one independent variable and two dependent variables. The multivariate regression analysis was conducted using SmartPLS 2.0 to statistically test the hypotheses. The results indicated that there is a statistically significant impact of ICT on HR performance and HR strategy. Therefore, the use of ICT is the catalyst in the development of human resources and improves its performance.