Bezmialem Vakıf University
Discipline

Pharmacognosy

Bezmialem Vakıf University

184

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Ferulago blancheana bitkisindeki sekonder metabolitlerin izolasyonu, antioksidan ve antikolinesteraz aktivitelerinin incelenmesi

Ferulago türleri, aromatik (kokulu) çiçekli bitkiler familyalarından biri olan Apiaceae (=Umbelliferae) familyasına ait bitkilerdir. Ferulago ve yakın türleri ''Çakşır'', ''Çağşır'' otu olarak bilinmektedir; halk arasında sinir sistemini yatıştırıcı, gaz söktürücü, kurt düşürücü ve ayrıca kökleri afrodizyak olarak kullanılmaktadır. Üzerinde çalışılan Ferulago blancheana Post, endemik bir tür olup Kahramanmaraş Başkonuş'ta yetişmektedir (C6 Karesi). Ferulago blancheana bilim dünyasına 1888 yılında Boissier'in "Flora Orientalis Supplementum" adlı eserinde tanıtılmıştır. Dünyada ve Türkiye'de bugüne kadar Ferulago türlerinin daha çok uçucu yağları ve bazı aktiviteleri üzerine çalışılmıştır. Ferulago türlerinin izolasyon ve diğer metabolitleri üzerine yapılan çalışmalar oldukça az olmakla beraber Ferulago blancheana sekonder metabolitlerinin izolasyonu, antioksidan ve antikolinesteraz aktiviteleri bakımından ilk defa tarafımızdan çalışılmaktadır. Bu yüksek lisans tez çalışmasında Ferulago blancheana bitkisinden sekiz adet bileşik izole edilmiştir. İlk aşamada Ferulago blancheana bitkisinin diklorometan ve etil asetat/metanol ekstreleri hazırlandı. Bu ekstrelerin toplam fenolik miktarları pirokatekole ve toplam flavonoit miktarları kersetine eşdeğer olarak tayin edildikten sonra antioksidan aktiviteleri lipid peroksidasyonu inhibisyonu ve DPPH serbest radikal giderim yöntemleri ile saptanmıştır. Ferulago blancheana bitkisinin diklorometan ve etil asetat/metanol ekstrelerinin ve bu ekstrelerden elde edilen saf bileşiklerin antikolinesteraz aktiviteleri in vitro Ellman metodu ile AChE ve BChE enzimlerine karşı belirlendi. Ekstrelerin başlıca sekonder metabolitleri kumarinler ve steroit yapıdaki bileşikler izole edilip saflaştırıldı; bu bileşiklerin yapıları çeşitli spektroskopik (NMR, UV) yöntemlerle belirlendi. Anahtar Kelimeler: Ferulago blancheana; furanokumarin; antioksidan aktivite; antikolinesteraz aktivite; heraclenol; imperatorin Bu çalışma Bezmialem Vakıf Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenmiştir. Proje No: 9.2014/17

AntioksidanlarApiaceaeFarmakognozi+4
Esin Aslan
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Salvia marashica bitkisinin biyoaktif bileşiklerinin belirlenmesi

Salvia türleri terpenik bileşikler açısından zengin olan Lamiacae familyasına aittirler. Dünyada 900'ü aşkın, Türkiye'de ise 100'ü aşkın Salvia türü doğal olarak yetişmektedir. Bu 100 türün 53'ü endemiktir. Salvia türlerinin kimyasal yapısı yurt içi ve yurt dışında birçok araştırmacı tarafından incelenmektedir. Salvia türleri terpenoitler ve steroitlerin yanı sıra, flavonoitler ve diğer fenolik bileşikler gibi sekonder metabolitlerce de zengindirler. Özellikle taşıdıkları di- ve triterpenlerden dolayı antienflamatuar, antiviral, hepatotoksik, sitotoksik-antitümör aktiviteleri olduğu gösterilmiştir. Bunun yanında taşıdıkları flavonların antioksidan ve antimikrobiyal etkilerinin olduğu da bilinmektedir. Bu yüksek lisans tez çalışmasında, Salvia marashica İlçim, Celep & Doğan, bitkisinin toprak üstü kısımlarının diklrometan ile aseton ve metanol ekstreleri hazırlandı. Bu ekstrelerin toplam fenolik miktarları pirokatekole ve toplam flavonoit miktarları kersetine eşdeğer olarak tayin edildi ve antioksidan aktiviteleri lipid peroksidasyonu inhibisyonu (β-karoten renk açılımı) ve DPPH serbest radikal giderim aktivitesi, ABTS katyon radikali giderimi ve CUPRAC yöntemleriyle incelenmiştir. Antikolinesteraz aktivitesi ise spektrofotometrik bir yöntemi olan Ellman metodu kullanılarak asetilkolinesteraz (AChE) ve bütirilkolinesteraz (BuChE) enzimlerine karşı invitro olarak belirlendi. Her iki Salvia marashica ekstresinin başlıca sekonder rmetabolitlerini oluşturan di- ve triterpenoitler, flavonoitler ve steroit yapıdaki bileşikler izole edilerek saflaştırıldı, saf bileşiklerin yapıları çeşitli spektroskopik (başlıca NMR, MS ve UV) yöntemlerle tayin edildi. Sonuçta Salvia marashica bitkisinin diklorometan+aseton ve metanol ekstrelerinden farklı 10 madde elde edildi. Bu bileşiklerden triterpen yapısında olanların lupeol, lupeol-3-asetat, lup-12,20(29)-dien, lup-20(29)-en, oleanolik asit, ursolik asit ve α-amyril-tetracosanoate, steroid yapıda olanın ise β-sitosterol olduğu belirlendi. Diterpen olarak ise iki abietane diterpen, 3β-hidroksiabieta-8,11,13-trien ve 3β-hidroksi,18-asetoksimetilen-abieta-8,11,13-trien doğadan ilk kez elde edilmiştir.

Ada çayıDiterpenlerFarmakognozi+7
Sibel Kıran Aydın
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2017
00
Pharmacy SpecialtyOpen AccessTR

Vitex agnus-castus L. bitkisinde bulunan agnusit bileşiğinin plazmada sıvı kromatografik analizi ve biyoyararlanımının incelenmesi

Bu çalışmada Vitex agnus-castus L. bitkisinde bulunan ve başta östrojenik etki olmak üzere çeşitli farmakolojik etkileri olduğuna dair bilimsel çalışmalar bulunan agnusit adlı bileşiğin farmasötik preparatlarda ve insan plazmasında miktar tayininin yapılabilmesini sağlayan yeni bir yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) metodu geliştirilmiştir. Bu amaçla plazma numunelerinden sıvı-sıvı ekstraksiyon tekniği ile ekstre edilen madde; C18 (150 mm × 4,6 mm × 5 μm) kolon ve metanol:su (% 0,1 formik asit) (35:65, h/h) karışımından oluşan bir mobil fazla izokratik akışta ve 0,6 mL/dk akış hızıyla ayrılmıştır. Analit UV dedeksiyonla 258 nm'de tespit edilmiştir ve alıkonma zamanı 9,7 ± 0,01 dakikadır. Geliştirilen yöntem seçicilik, doğrusallık, doğruluk, tekrarlanabilirlik, gözlenebilme sınırı (LOD), tayin sınırı (LOQ), sağlamlık ve dayanıklılık açısından ICH kriterlerine göre valide edilmiştir. Yöntemin doğrusallık sınırları 5-125 µg/mL, kalibrasyon sonucu elde edilen doğru denkleminin korelasyon katsayısı 0,9915'tir. Yöntemin gün içi ve günler arası kesinliğini gösteren % RSD değerlerinden en yükseği 6,35'tir. Geliştirilen yöntemin klinik uygulanabilirliğini test etmek amacıyla, sağlıklı gönüllüye hayıt ekstresi içeren Castonex® kapsül oral yolla tek doz verilmiş, ardından yöntem bileşiğin farmakokinetik parametrelerinin (Cmaks, tmaks, t1/2 ve AUC0-t, AUC0-∞) hesaplanmasında kullanılmıştır. Plazmada agnusit analizinin yanısıra, bileşiğin preparattaki miktarı sulu standart çözeltilere ait doğru denklemi ile hesaplanmış ve sonuçlar kıyas yöntemi ile elde edilenlerle % 95 olasılık düzeyinde kıyaslanmıştır.

AgnusitBiyoyararlanımFarmakokinetik+3
Derya Egeli
Bezmialem Vakıf University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı beslenmede bitkisel ürünlerin kullanımı hakkında bilgi ve tercihin araştırılması: Fatih örneği

Bireyler sağlıklarını korumak için beslenmelerinde bitkisel ürünlerden yararlanmaktadırlar. Bitkilerin işlem görmüş ya da işlenmemiş kısımlarının ekstre veya uçucu yağlarından oluşan bitkisel ürünlere olan talep günden güne artmaktadır. Bu talebe dayalı olarak kişilerin bitkisel ürünler hakkındaki bilgilerinin, tercih ve kullanım düzeylerinin, bitkisel ürünleri satın alırken dikkat ettikleri özelliklerin neler olduğunun, sağlıklı beslenmede kullanacakları bitkisel ürünleri nasıl seçtiklerinin, bitkisel ürün kullanımını hangi amaç/amaçlar ile tercih ettiklerinin, kullanım tercihlerinde doktor, eczacı, diyetisyen veya diğer unsurların etkisi olup olmadığının belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada Fatih ilçesinde ikamet eden 18 yaş üstü bireylerin sağlıklı beslenmede bitkisel ürünlerin kullanımı hakkındaki bilgi seviyeleri, bilinçlilik düzeyleri ve tercih sebepleri 27 soruluk bir anket uygulanarak saptanmış ve değerlendirilmiştir. Çalışmaya 292 katılımcı katılmıştır. Bitkisel ürün kapsamını algılamada üniversite mezunu bireylerin daha bilinçli olduğu saptanmıştır. Bitkisel ürünlerin tedariği noktasında %88,4 ile aktarlar ilk sırada yer almaktadır. İlkokul mezunlarının üniversite mezunlarına göre son kullanma tarihi konusunda daha duyarlı olduğu saptanmıştır. %43,8 ile katılımcıların büyük kısmı bitkisel ürünlerin tedavide yeri olduğunu düşünmektedir. Katılımcıların %64,7'si bitkisel ürünleri doktora sorarak seçtiklerini iletirken; 18-30 yaş arası bireylerin ise, %26,5 ile diyetisyene sorarak tercih ettikleri saptanmıştır. Katılımcıların %79'u bitkisel ürünleri kullanmadan önce araştırdığını belirtirken; ilkokul mezunlarının daha fazla araştırma meyilli olduğu bulunmuştur. Katılımcıların %69,2'si bitkisel ürünlerin ilaçlarla/gıdalarla etkileşimi olabileceğini söylerken; ilkokul, ortaokul ve lise mezunlarının üniversite mezunlarına göre bu ifadeye daha fazla katıldıkları bulunmuştur. Elde edilen veriler ile halkımızın sağlıklı beslenme tercihleri arasında bitkisel ürünlerin yeri ortaya konulmaktadır. Böylece uzmanların halk sağlığını planlama ve halkımızı sağlıklı beslenmeye yönlendirmelerinde kullanabilecekleri verilerin oluşturulmasına katkı sağlanmıştır.

AnketlerBesin tercihleriBeslenme+4
Hilal Demircan
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kuşburnu olarak satılan bitkiler üzerinde fitoterapötik çalışmalar

Kuşburnu Anadolu'da bronşit, şeker hastalığı, soğuk algınlığı ve hemoroit tedavisinde halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Çalışmada, aktarlarda satılan kuşburnu örneklerinde makroskobik, mikroskobik analizler, bütün kül, kurutmada kayıp, yabancı madde analizleri yapılmıştır. Örneklerin askorbik asit içerikleri Ultra Performance Liquid Chromatography-Time of Flightmass Spectrometer (UPLC-TOF-MS) tekniği kullanılarak tespit edilmiştir. Ayrıca örneklerin antioksidan aktiviteleri (DPPH, ABTS) ile total fenol miktarları arasındaki ilişkiler belirlenmiştir. Örneklerin antioksidan aktivitelerinin oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak Avrupa Farmakopesi monograflarına göre bu örneklerde kalite kontrol analizleri yapılmıştır ve aktarlarda satılan kuşburnu örneklerinin farmakope kriterlerini karşılamadığı tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Kuşburnu, Avrupa Farmakopesi, Kalite kontrol

FarmakopelerKalite kontrolKuşburnu+2
Hatice Özlem Özkan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Bafra (samsun) halk ilaçları

BAFRA (SAMSUN) HALK İLAÇLARI Bu çalışmada, daha önce araştırılmamış olduğu tespit edilen Bafra?nın (Samsun) halk ilaçları, tez konusu olarak seçilmiştir. Bunun için ilçeye 2010-2011 yılları arasında 18 bilimsel gezi düzenlenerek sahada ilgili kişilerle mülakatlar yapılmıştır. Elde edilen bitkisel kaynaklı halk ilacı verileri incelendiğinde, 33 familyaya ait 53 cins ve 62 taksonun halk arasında çeşitli rahatsızlıklara karşı kullanıldığı tespit edilmiştir. İlçede en çok Rosaceae, Lamiaceae ve Asteraceae familyalarına ait bitkiler bu amaçla kullanılmaktadır. Ayrıca, 16 adet hayvansal kaynaklı, yanı sıra hayvansal ve bitkisel kaynaklı olmayan 9 adet materyal yine Bafra?da halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Çalışmalarımız esnasında, Tanacetum corymbosum (L.) Schultz subsp. cinereum (Gris.) Hayek ve Lavatera punctata All. bitkilerinin daha önce Türkiye?de halk ilacı olarak kullanımına dair bir kayıt olmadığı görülmüştür. Ayrıca ülkemizde halk ilacı olarak kullanıldığı bilinen 13 bitkinin, bu çalışma ile yeni kullanımları tespit edilerek kayıt altına alınmıştır. Bafra?da en çok halk ilacı kullanımı olan rahatsızlıkların sırasıyla romatizmal ve ortopedik rahatsızlıklar, cilt hastalıkları, solunum yolu rahatsızlıkları ve gastrointestinal sistem rahatsızlıkları olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan, halk ilaçlarının hızla yok olduğu sonucu, araştırmalarımız esnasında bir kez daha ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla ülkemizde halk ilaçlarının tespit edilmesine yönelik çalışmaların hızlandırılmasına ihtiyaç vardır. Aksi takdirde, her şeye rağmen günümüze intikal edebilmiş olan halk ilacı bilgilerinin de hızla yok olması kaçınılmaz olacaktır. Anahtar kelimeler: Halk İlacı, Bafra, Etnobotanik, Samsun, Tıbbi Bitkiler.

EtnobotanikFarmakognoziSamsun-Bafra+3
Elif Karcı
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Toroslar'da yetişen 7 endemik sideritis türünün fenolik maddeleri

Sideritis türleri Türkiye'de geniş bir yayılış göstermekte ve 55 takson (%78 endemizm oranı) ile temsil edilmektedir. Endemik türlerin çoğu Anadolu'da çay ve halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Yapılarında bulunan fenolik maddeler, uçucu yağlar ve diterpenlerin etkiden sorumlu oldukları belirtilmektedir. Türkiye'deki Sideritis türlerinin bihassa uçucu yağları ve diterpenleri ile ilgili çok sayıda çalışma yapılmıştır. Fenolik yapıdaki maddeleri üzerindeki çalışmalar ise kısıtlıdır. Çalışmamızın amacı Toros Dağları'nda yetişen çay ve halk ilacı olarak kullanılan endemik 7 Sideritis türünün (S. argyrea, S. erythrantha subsp. cedretorum, S. congesta, S. condensata subsp. arguta, S. libanotica subsp. linearis, S. libanotica. subsp. violascens ve S. hololeuca) su ve metanol ekstrelerinde bulunan fenolik maddelerin LC/DAD/ESI-MSn yöntemi kullanılarak incelenmesidir. Çalışma sonucunda 5 grup fenolik madde bulunmuştur: hidroksisinnamik asit türevleri, feniletanoit glikozitleri, flavonoit-7-O-glikozitleri, flavonoit asetilglikozitler ve flavonoit aglikonları . Türlerin su ve metanol ekstreleri 18 ila 27 arasında madde taşımaktadır. Çalışmamızda farklı yapıda toplam 43 fenolik madde tespit edilmiştir. Türlerde en çok flavonoit asetilglikozit yapıdaki maddeler bulunmaktadır ; bunu feniletanoit glikozit yapısındaki maddeler takip etmektedir. Çalışmamız S. argyrea, S. erythrantha subsp. cedretorum, S. libanotica subsp. violascens ve S. hololeuca?nın fenolik maddeleri üzerindeki ilk çalışmadır. Diğer taraftan S. congesta, S. condensata subsp. arguta, S. libanotica subsp. linearis`in fenolik maddeleri üzerindeki ayrıntılı ilk çalışmadır.

Dağ çayıEndemiklerFenoller+5
Erkan Yılmaz
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Althaea officinalis L. bitkisinin fitoterapi yönünden değerlendirilmesi

Althaea officinalis L. Bitkisinin Fitoterapi Yönünden Değerlendirilmesi Althaea officinalis L. (Malvaceae) ülkemizde doğal olarak yetişen, 2 m?ye kadar boylanabilen, pembemsi-beyaz çiçekli çok yıllık bir bitkidir. Avrupa Farmakopesi?nde bitkinin kökü ?Althaeae radix? ve yaprağı ?Althaeae folium? drog olarak kayıtlıdır. Bitkinin kök ve yaprakları yüksek oranda müsilaj taşımaktadır. Fitoterapide bitkinin kökü ve yaprağı, müsilajından dolayı kuru öksürükte antitussif ve demulsan olarak, üst solunum yollarının ve gastrointestinal sistemin mukozal enflamasyonuna bağlı irritasyonu iyileştirmede ve emoliyan olarak kullanılmaktadır. Adana ve Ankara?daki aktarlardan satın alınan numunelerin Avrupa Farmakopesi 7.3 monografında belirtilen özellikleri taşıyıp taşımadığı değerlendirilmiştir. Örneklerin analizinde standart numune olarak doğadan toplanan A. officinalis örnekleri kullanılmıştır. Numuneler morfolojik ve mikroskobik analiz, İTK, yabancı madde, kurutmada kayıp, bütün kül ve asitte çözünmeyen kül miktar tayini ile şişme indisi değeri yönünden incelenmiştir. İncelenen aktar numunelerinin A. officinalis olmadığı, Alcea cinsine ait olduğu belirlenmiştir. Bundan dolayı A. officinalis kök ve yaprak droğu için Farmakope?de istenen analizler aktar örneklerinde yapılmamıştır. Elde ettiğimiz bulgulara göre, doğadan toplanan A. officinalis örneğinin yaprak ve kökünün, şişme indisi haricinde tüm analizlerde Farmakope?ye uygun değerlerde olduğu görülmüştür. Doğadan toplanan örnek Farmakope'de belirtilen değerden daha düşük müsilaj taşıdığı için, Avrupa Farmakopesi 7.3 monografına uygun bulunmamıştır. Sonuç olarak, aktarda hatmi adı altında satılan örneklerin bilimsel drog tanımına uymadığı ve halk sağlığı açısından tehdit oluşturduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Malvaceae, Althaea, Althaea officinalis, müsilaj, Avrupa

AlthaeaAlthaea officinalis L.Avrupa Farmakopesi+4
Gülen Özel Kaya
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı Fumariaa L. Türlerinin karaciğer koruyucu etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, halk arasında kan temizleyici ve antiallerjik olarak kullanılan Fumaria vaillantii Lois. (Papaveraceae) bitkisinden biyolojik aktivite ile yönlendirilen fraksiyonlama (BAYF) tekniği kullanılarak elde edilen fraksiyonların ve alkaloit ekstrelerinin, karaciğer koruyucu etkileri sıçanlarda CCl4-nedenli karaciğer harabiyeti modelinde değerlendirilmiştir. Karaciğer koruyucu etkinin değerlendirilmesinde biyolojik ve histopatolojik parametreler incelenmiştir. Yapılan aktivite çalışmalarında etkili maddelerin, alkaloit ekstresinde yoğun olduğu tespit edilmiştir. Alkaloit ekstresinde yapılan izolasyon çalışmaları sonucunda protopin alkaloidi izole edilmiştir. Literatür çalışmaları, protopinin karaciğer koruyucu etkisi ile ilgili bazı raporlar olduğunu göstermiştir. Bu yüzden, bu çalışmada protopinin hepatoprotektif aktivitesi test edilmemiştir. Birçok literatür bulunması sebebiyle bu madde ile ilgili deneysel çalışmalar yapılmamıştır. F. vaillantii?nin hepatoprotektif aktivitesinden sadece protopin sorumlu değildir. Bu nedenle aktif fraksiyondaki bileşiklerin kütle spektrumları UPLC-TOF-MS tekniği ile analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda aktivitenin, protopin yanı sıra kriptopin ve iki adet protoberberin yapısındaki alkalodin sinerjistik etkisinden kaynaklanabileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca aktif fraksiyonlar, 100 mg aktif F. vaillantii ekstresi 5.66- 6.67 mg protopin içerecek şekilde HPLC ile standardize edilmiştir. Anahtar kelimeler: Fumaria vaillantii Lois., Karaciğer koruyucu aktivite, protopiN, standart ekstre, kriptopin

Bitki özütüFumaria L.Fumaria vaillantii Lois.+2
Ali Hartevioğlu
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Nane'nin fitoterapi açısından değerlendirilmesi

Çalışmanın amacı, piyasada nane olarak satılan toz yaprak numunelerinin, M.piperita'ya ait olup olmadığını araştırma olarak belirlenmiştir. Mukayesede kullanılan örnekler, Konya Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Kültür alanından toplanan 2 Mentha türü (M.piperita ve M.spicata) ile pazar ve Kahramanmaraş'tan alınan M.rotundifolia örneğidir. Piyasa numuneleri ise 2013 yılında Ankara aktarlarından temin edilmiştir. Araştırma materyallerinin yaprakları mukayese materyalleriyle karşılaştırılmıştır. Morfolojik ve anatomik analizler, kül miktarı, su miktarı, uçucu yağ miktarı, yabancı madde miktarı hesaplanmış ve mukayese materyalleri ile kıyaslanmıştır. Ekstre ve uçucu yağlar da ince tabaka kromatografisi ile mukayese edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, nane olarak satılan yaprak numunelerinin çoğunun ofisinal olmayan M.rotundifolia'ya ait olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Mentha piperita, Mentol, Uçucu yağ. 213

BallıbabagillerLamiaceaeMentha+4
Mürüvet Demirez
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Glycyrrhiza glabra L. (meyan) bitkisinin farmakope analizi ve fitoterapideki kullanılışı

Fabaceae familyasına ait olan Glycyrrhiza cinsinin Dünya üzerinde yayılmış 12 türü bulunmaktadır. Bu türlerden, Anavatanı Rusya ve Çin olan Glycyrrhiza glabra L. bitkisi ülkemizde de tamamen doğal olarak yetişmektedir. Bu çalışmada Glycyrrhiza glabra köklerinin botanik özellikleri, kimyasal yapısı, biyolojik aktivitesi ve kullanılışı ile ilgili bilimsel çalışmalar literatürden derlenmiştir. Buna ek olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 7 ildeki aktarlardan temin edilen örneklerin Avrupa Farmakopesi (6.0)'nde bulunan mikroskobik, makroskobik özellikleri, kurutmada kayıp, bütün kül miktarı, hidroklorik asitte çözünmeyen kül miktarı, ince tabaka kromatografisi ve yüksek basınçlı sıvı kromatografisi tetkikleri ile farmakope' ye uygun olup olmadığı araştırılmıştır. Deneysel çalışmamız sonucunda, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bazı aktarlardan elde edilen bütün örneklerin Glycyrrhiza glabra bitkisinin köklerine ait olduğu makroskobik ve mikroskobik olarak tespit edilmiştir. Morfolojik olarak incelediğimiz örneklerin hepsinin kabuk kısmının soyulmadığı görülmüştür. Bunu yanı sıra köklerde bol miktarda toprak ve toprak kalıntısı bulunduğu da belirlenmiştir. Kurutmada kayıp bakımından G8 (Mardin) numunesinin Avrupa Farmakopesi'ne uygun olmadığı belirlenmiştir. Bütün kül miktar tayini ve hidroklorik asitte çözünmeyen kül miktar tayinlerinde hiçbir numunenin Avrupa Farmakopesi'ne uygun olmadığı belirlenmiştir. Yüksek basınçlı sıvı kromatografisi ile yapılan miktar tayininde ise glisirizik asit miktarının bir örnek hariç diğerlerinde % 4 ten az olduğu için Avrupa Farmakopesi'ne uygun olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Meyan, Glycyrrhiza glabra, Farmakope Analizi

FarmakognoziFarmakolojiFarmakopeler+6
Fatih Karataş
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Anethum Graveolens L. bitkisinin fitoterapi yönünden incelenmesi

Geleneksel olarak karminatif ve midevi amaçlarla kullanılan Anethum graveolens L. (Apiaceae) bitkisinin ülkemizde ve dünyada çeşitli preparatları bulunmaktadır. Tez çalışmamızda, bu amaçla kullanılan kombine preparatlarda yaygın bir şekilde bulunan A. graveolens'in, ülkemizde organik ve konvansiyonel tarım ile yetiştirilmiş örneklerinin uçucu ve sabit yağları GC-MS tekniği ile aydınlatılmıştır. Her iki bitki örneğinin topraküstü kısımlarının uçucu yağlarında ? -fellandren majör olarak saptanmasına rağmen, hem ? -fellandren, hem de diğer bileşikler açısından büyük bir farklılık gözlenmiştir. Her iki örneğin meyvalarının sabit yağlarında da oleik asit başlıca yağ asiti olarak teşhis edilmesine karşın, yine oranlarda büyük bir farklılık bulunmuştur.Elde ettiğimiz sonuçlar, bitkisel ilaç hazırlanmasında kullanılan bitkilerin fitokimyasal içeriklerinin eşdeğer olması ve standardize edilebilmesi açısından, kültür ve üretim tekniklerinin çok önemli olduğunun altını çizmektedir.

Anethum graveolensApiaceaeDereotu+2
Ayşen Pulur
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Nigella sativa L. bitkisi üzerine fitoterapötik çalışmalar

N. sativa L. geçmişi çok eski medeniyetlere dayanan, günümüzde ise genellikle Akdeniz ülkelerinde kullanımı yaygın, Ranunculaceae familyasına ait tek yıllık otsu bir bitkidir. Son yıllarda üzerindeki çalışmaların hızla arttığı çörek otuna dair batıda henüz bir farmakope kaydı bulunmamaktadır. Tohumda steroitler, terpenler, fenolik bileşikler, alkoller, esterler, nötral lipitler, yağ asitleri, proteinler, vitaminler ve mineraller bulunmaktadır. Fenolik bileşiklerden TQ oranı yüksek olup biyolojik etkilerden sorumlu olduğu düşünülmekle birlikte yapılan çalışmalar çörek otunun bir bütün halinde daha etkili olduğunu, kendi içinde adeta bir sinerji oluşturduğunu ortaya koymaktadır. N. sativa üzerine in-vivo ve in-vitro ortamlarda birçok biyolojik aktivite çalışması yapılmış, bunların sonucunda deneysel verilerle desteklenen anti-enflamatuvar, analjezik, antioksidan, antikanser, antitümör, immunprotektif, hepatoprotektif, antisestodal, antimikrobiyal ve diğer birçok aktivite tesbit edilmiştir. Ayrıca yapılan çalışmalarda çörek otunun toksisitesinin düşüklüğü ve yan etkilerinin azlığı da bitkiye olan ilgiyi artıran diğer bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.Çalışmamızın deneysel kısmında farklı yerlerden temin edilen çörek otu tohum numuneleri üzerinde makroskobik ve mikroskobik incelemeler, yabancı madde, su ve kül miktar tayinleri, sabit yağ elde edilmesi ve mineral madde analizi yapılmıştır. Bu çalışmaların sonuçları literatürlerle uyum içinde bulunmuştur.Sonuç olarak bitkiye gereken değerin verilerek ilaç formunda kullanıma sunulabilmesi için gerekli şartların sağlanması ve bilinçli tüketimin önünün açılması gerektiğini söylemek mümkündür.

MikroskopiNigella sativa L.Ranunculaceae+2
Beyza Ayhan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Gama linolenik asit kaynağı bitkiler üzerine araştırmalar

?-Linolenik asit (GLA, 18:3n-6) linolenik asit'in (LA, 18:2n-6) araşidonik asit'e (AA, 20:4n-6) dönüşümünde oluşan ilk ara üründür. GLA atopik ekzema, diabetik nöropati, romatoit artrit, kanser, viral enfeksiyonlar, osteoporoz ve alkolizm gibi geniş çeşitlilikte patolojinin tedavisinde terapötik öneme sahiptir. Boraginaceae familyası GLA'nın en iyi bilinen kaynağıdır. Boraginaceae familyasının farklı türlerinin tohum yağlarının yağ asiti bileşimi üzerine pekçok çalışma bildirilmiştir. GLA, LA ve ? -linolenik asit (ALA, 18:3n-3), stearidonik asit (SDA, 18:4n-3) ve eruzik asit (22:1n-9) miktarı Boraginaceae familyası için kemotaksonomik açıdan önemlidir.Bu çalışmada, Türkiye'de farklı lokalitelerden toplanmış dört Anchusa L. (Boraginaceae) türünün [Anchusa azurea Miller var. azurea, Anchusa leptophylla Roemer & Schultes subsp. leptophylla, Anchusa arvensis (L.) Bieb. subsp. orientalis (L.) Nordh ve Anchusa undulata L. subsp. hybrida (Ten.) Coutinho] tohum yağlarının yağ asiti bileşimi incelenmiştir. Yağ asitleri alev iyonizasyon detektörün kullanıldığı kapiller gaz kromatografisi-kütle spektrometresi (GC-MS) ile belirlenmiştir. Tohum yağlarının miktarı A. azurea var. azurea'da % 11.20 ile A. leptophylla subsp. leptophylla'da % 22.85 arasında değişmiştir. Çalışılan Anchusa taksonlarının yağ asiti kompozisyonu benzer bulunmuştur. Başlıca yağ asiti metil esterleri oleik (% 29.0-42.7), linoleik (% 12.5-32.0), ?-linolenik (% 0.3-10.8), eruzik (% 3.4-17.9) ve palmitik (% 4.4-16.3) asit olarak belirlenmiştir. GLA miktarı A. leptophylla subsp. leptophylla'da % 3.3 ile A. arvensis subsp. orientalis'te % 6.7 arasında değişmiştir. Sonuç olarak, çalışılan Anchusa türlerinin düşük GLA ve yüksek eruzik asit ihtiva etmelerinden dolayı, bu türler yeni GLA kaynakları olarak değerlendirilmemiştir.

BitkilerBoraginaceaeLinolenik asitler+1
Esat İbrahim Kılınç
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tanacetum argenteum (LAM .) wılld. subsp. argenteum bitkisinin partenolit yönünden değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Kayseri-Binboğa dağlarından toplanan şimdiyekadar partenolit içeriği yönünden araştırılmamış ve Türkiye için endemik olan Tanacetum argenteum subsp. argenteum bitkisinin yaprak, çiçek ve gövde kısımlarının partenolit içeriği HPLC/LC-MS yöntemi ile tayin edilmiştir.Bitkinin gövde (%0,129) ve çiçeklerindeki (%1,585) partenolitmiktarı literatürlerde121-124 Tanacetum parthenium için belirtilen değerler(%0,1-1,68) arasındadır. Yapraklarda bulunan partenolit miktarı (%2.261) ise çok daha yüksek olup Avrupa Farmakopesin'de126 ve ESCOP'da127 T. parthenium bitkisinin topraküstü kısımları için istenmiş olan miktarın (%0,2) daçok üzerindedir.

FarmakognoziPartenolitTanacetum+2
Demet Akalgan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Trifolium longidentatum Nabelek bitkisinin izoflavonoitleri yönünden değerlendirilmesi

Trifolium türleri çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Bu türler arasında Trifolium pratense izoflavonoitlerin önemli doğal bir kaynağıdır. Son yıllarda yapılan araştırmalar göstermiştir ki T. pratense (kırmızı yonca) ekstreleri dört major östrojenik izoflavon genistein, daidzein ve bu bileşiklerin metil eter türevleri olan biokanin A ve formononetin'i yüksek miktarlarda içermektedir. Bundan dolayı, T. pratense ekstreleri selektif östrojen reseptör modülatörleri olarak alternatif hormon replasman tedavisinde ve menapoz şikayetlerinin giderilmesi için T. pratense preparatlarında etkin şekilde kullanılırlar.Trifolium cinsi, Türkiye florasında 130 takson ile temsil edilmekte olup, Trifolium longidentatum'un izoflavonoitleri üzerinde bugüne kadar herhangi bir analitik çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada, T. longidentatum'un topraküstü kısımlarından hazırlanan metanollü ekstrelerde, daidzein, genistein, formononetin ve biokanin A adlı dört izoflavonun HPLC ile miktar tayinleri yapılmıştır. Kromatografik ayırım metanol, asetat tamponu (pH=4.75) ve asetonitril'in mobil faz olarak gradient elüsyonla uygulandığı, Agilent Eclipse XDB-18 (15 cm x 4.6 mm i.d.) ters faz kolon üzerinde gerçekleştirilmiştir. T. longidentatum ekstreleri içindeki daidzein, genistein, formononetin ve biokanin A miktarları sırasıyla % 0.0095, % 0.0056, % 0.0021 ve % 0.0073 olarak bulunmuştur.

FarmakognoziFlavonoidlerKantitatif analiz+6
Özlem Ilgıner
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara ili Etimesgut bölgesinde hastalarin tibbi bitkisel ürünlere bakiş açisinin değerlendirilmesi

ANKARA İLİ ETİMESGUT BÖLGESİNDE HASTALARIN TIBBİ BİTKİSEL ÜRÜNLERE BAKIŞ AÇILARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Sarınca, YasinYüksek Lisans Tezi, Fitoterapi ProgramıTez Danışmanı: İlkay Erdoğan OrhanANKARA / Haziran-2012Tez çalışmamızda Ankara ili, Etimesgut ilçesindeki eczanelere 2011 yılı boyunca uğrayan %56'sı erkek ve %44'ü kadın 250 hastanın yüzyüze anket yöntemi ile tıbbi bitkisel ürünlere bakış açıları saptanmıştır. Bulgular; cinsiyet, yaş, eğitim durumu, meslek, aylık gelir ve ikamet olmak üzere bağımsız değişkenler (demografik faktörler) ile katılımcı cevaplarının karşılaştırmalı olarak istatistikî analizi ile yorumlanmıştır. Elde ettiğimiz sonuçlara göre, katılımcıların bitkisel ilaç kullanımında doktor tavsiyesine güvendikleri görülmüştür. Ancak katılımcıların çok azı (%8.8) eczacıları bitkisel ilaca yönlendirmede yeterli bulmuştur. Ayrıca aktar dükkânlarını da eczanelerle eşit oranda bu preparatları satın almak için tercih etmişlerdir. Ki-kare testi analizleri ile bitkisel ilaç kullanımına yönlendirenler ile eğitim, ikamet ve aylık gelir faktörleri arasında bir ilişki tespit edilmiştir. Benzer ilişki medyatik kişilerin bitkisel ilaçları tedavide kullanmak amacıyla tavsiye etmeleri ile eğitim faktörü arasında da mevcuttur.Bu tez, bir eczacılık fakültesi tarafından halkın bitkisel ilaçlara eğilimini ölçmek amacıyla yapılan ilk bilimsel istatistikî anket çalışmasıdır. Eczacıların, bitkisel ilaç danışmanlığında daha aktif rol oynamaları gerekliliği, anket sonuçları ile bir kez daha vurgulanmıştır.Anahtar kelimeler: Bitkisel ilaç, tıbbi bitkisel ürün, anket, istatistikî analiz, bağımsız değişken

AnkaraAnkara-EtimesgutAnketler+4
Yasin Sarınca
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çamlıdere (Ankara) halk ilaçları

Bu çalışmada Ankara'nın Çamlıdere ilçesinde hâlen kullanılan halk ilaçları tespit edilmiştir. Bunun için Çamlıdere'ye bağlı olan toplam 42 yerleşim birimine bilimsel geziler düzenlenmiştir. Geziler esnasında halk ilacı konusunda bilgi sahibi olan kişilere ulaşılarak mülakatlar yapılmıştır. İlçede halk ilaçlarının çoğunluğunu oluşturan bitkiler sistematik olarak incelendiğinde 29 familyanın mensubu olan 61 cinse ait 65 türden (73 takson) tedavide yararlanıldığı belirlenmiştir. Bunun yanında 19 adet hayvansal kaynaklı materyalin de halk ilacı olarak kullanıldığı görülmüştür. Ayrıca bitkisel veya hayvansal kaynaklı olmayan 8 farklı materyalin de ilçede halk ilacı olarak kullanıldığı belirlenmiştir. Çamlıdere'de en çok Asteraceae familyasına ait bitkilerden halk ilacı olarak yararlanıldığı, bunu Lamiaceae ve Rosaceae familyalarının takip ettiği belirlenmiştir.ilçede halk ilacı kullanılmasına neden olan rahatsızlıkların başında solunum yolu hastalıkları gelmekle birlikte bunu dermatolojik problemler, gastrointestinal sistem hastalıkları ve romatizmal rahatsızlıklar takip etmektedir. Diğer taraftan nadir de olsa bitkilerin yakacak, gıda gibi etnobotanik kullanımlarına da rastlanılmıştır.Daha önce yapılan halk ilacı çalışmaları ile bizim bulgularımız kıyaslandığında, Anthemis armeniaca Freyn & Sint., Astragalus microcephalus Willd., Crocus ancyrensis (Herbert) Maw, Glaucium grandiflorum Boiss. & Huet var. torquatum Cullen, Medicago lupulina L., Thuja orientalis L., Trifolium fragiferum L. var. fragiferum, Tripleurospermum callosum (Boiss. & Heldr.) E. Hossain bitkilerinin ülkemizde halk ilacı olarak kullanımına ilk kez bu çalışmada rastlanıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bu çalışma ile 41 halk ilacının da daha önce tespit edilen kullanımlarının dışında yeni kullanımları belirlenmiştir.

Ankara-ÇamlıdereEtnobotanikFarmakognozi+3
Tuğba Günbatan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Eucalyptus'ları

Çalışmanın amacı, piyasada Eucalyptus globulus olarak satılan Eucalyptus yapraklarının, E. globulus'a ait olup olmadığını araştırma olarak belirlenmiştir.Mukayesede kullanılan, 3 Eucalyptus türüne ait (E. camaldulensis, E. globulus ve E. grandis) yapraklar, Tarsus Karabucak okaliptüs ormanından toplanmıştır. Piyasa numuneleri ise 2008 yılında Ankara, Konya ve Mersin aktarlarından temin edilmiştir.Numuneler, mukayese materyali olarak kullanılan yapraklarla morfolojik ve anatomik olarak kıyaslanmıştır. Yaprak ekstreleri ve uçucu yağlar da İTK ile mukayese materyalleri ile karşılaştırılmıştır.Numunelerin tamamının E. globulus'a ait olmadığı, buna mukabil E. camaldulensis yaprakları olduğu yukarıda belirtilen analizler sonucu anlaşılmıştır.Sonuç olarak; piyasada E. globulus yani ofisinal tür olarak satılan yaprakların, ofisinal olmayan E. camaldulensis'e ait olduğu tespit edilmiştir.

Eucalyptus camaldulensisEucalyptus globulusFarmakognozi+3
Ayşe Gül Tombul
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Obezite tedavisinde kullanılan fitoterapötikler

Obezite tüm dünyada giderek yaygınlaşan bir halk sağlığı sorunudur. Tedavide kullanılan çeşitli kimyasal ilaçlar bulunmasına rağmen, toplumda bitkisel ürünlere yönelim giderek artmaktadır. Ancak, bu amaçla kullanılan bitkisel ilaçlar veya zayıflama çaylarının etkinlikleri ve standartlara uyumları konusunda soru işaretleri bulunmaktadır.Obezite tedavisinde kullanılan fitoterapötiklerden etkili bulunanların başında, Camellia sinensis, Paullinia cupana, Ilex paraguariensis, Hoodia gordonii, Amorphophallus konjac, Capsicum annuum, Garcinia cambogia, Ephedra sinica ve Pausinystalia yohimbe gelir. Fitoterapötiklerin yapısındaki etkili maddeler kafein, efedrin, antrakinonlar, polifenoller (flavonoitler, kateşinler), kapsaisin, hidroksisitrat, sinefrin ve poliholozitlerdir. Çalışmamızda, bu ürünler hakkında ayrıntılı bilgiler verdikten sonra, aralarından 4 farklı form çayı ve 1 adet bitkisel kapsül seçilip çeşitli standartlar kullanılarak kalite kontrol çalışmaları yapılmıştır. Bu amaçla, Avrupa Farmakope'sinde verilen analizlerin yanı sıra farklı solvan sistemleri kullanılarak İTK analizleri de yapılmıştır.Form çayları üzerinde yaptığımız çalışmalarda, sinameki taşıyan ilk üç numunenin mikroskobik analizlerinde F. Sennae'nin karekteristik elemanları bulunmuş, İTK ile de sennozitler teşhis edilmiştir. Bileşiminde ravent bulunduğu bildirilen 4 nolu numunede Rh. Rhei'nin karekteristik elemanları görülmemiş, fakat İTK'da antrakinon olabilecek lekeler belirlenmiştir. Sinameki yaprağı ekstresi ihtiva ettiği bildirilen 5 nolu numunede antrakinon olabilecek bazı lekeler görünmesine rağmen araştırmadığımız kimyasallara ait floresan veren oldukça büyük lekeler tespit edilmiştir.Yabancı madde tayini testinde bir numunede yabancı madde bulunmazken, diğerlerinde % 0.5 ila 4.5 arasında yabancı madde bulunmuştur. Avrupa Farmakopesinde bitki çaylarında kurutmada kayıp ve kül miktarı tayinleri ile ilgili değerler bulunamadığı için bu konuda bir yorum yapılamamıştır.

ObeziteTedaviTıbbi bitkiler+1
Ayşe Doğru Çelik
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Şeker hastalığına karşı halk ilacı olarak kullanılan juniperus türleri üzerinde farmakognozik araştırmalar

Juniperus (ardıç) türleri, ülkemizde halk tababetinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Etnobotanik çalışmalarda, Anadolu'nun farklı yörelerinde; Juniperus communis var. saxatilis, oxycedrus subsp. oxycedrus, foetidissima ve sabina'nın (toz edilmiş meyve, meyve ve yaprak dekoksiyonlarının) kan şekerini düşürücü olarak kullanıldığı kayıtlıdır.Bu çalışmada ülkemizde halk ilâcı olarak diyabet tedavisinde kullanıldığı bildirilen bu 4 Juniperus taksonunun meyve ve yapraklarının antidiyabetik etki açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Hazırlanan meyve ve yaprak etanol ekstreleri (0.5 ve 1 g/kg) diyabetik sıçanlara uygulandığında, en yüksek etki, J. oxycedrus subsp. oxycedrus (Joso) meyve ve yaprak ekstrelerinde bulunmuştur. Bu iki ekstrenin normoglisemik ve glukoz hiperglisemik sıçanlarda da kan glukoz seviyesini düşürdüğü görülmüştür. Subakut uygulamada ekstrelerin uygulandığı grupların kan glukoz seviyelerinde, karaciğer ve böbrek malondialdehit seviyelerinde düşüş görülmüştür.Joso meyve ve yapraklarından hazırlanan etanol ekstreleri BAYF (Biyoaktivite ile Yönlendirilen Fraksiyonlama) tekniğine uygun olarak fraksiyonlanmıştır. Alt ekstrelerin etkileri incelendiğinde; meyve ekstresinin n-butanol alt ekstresinde (740 mg/kg), yaprağın ise n-hekzan alt ekstresinde (260 mg/kg) belirgin antidiyabetik etki görülmüştür. Etkili alt ekstreler, kolon kromatografisi ile fraksiyonlara ayrılmış, etkisi en yüksek olan fraksiyonlardaki bileşikler gaz kromatografisinin yanı sıra diğer kromatografik ve spektroskopik yöntemler kullanılarak tanımlanmıştır. Joso yaprak ekstresinin etkili alt fraksiyonunda yağ asitlerinin, meyve ekstrelerinin etkili fraksiyonunda ise şikimik asit, ferulik asit glukoziti, oleuropeik asit glukozitinin bulunduğu tespit edilmiştir. Şikimik asitin diyabetik sıçanlara akut ve subakut uygulanması sonucunda belirgin antidiyabetik etkili olduğu gözlenmiştir.

ArdıçAsitlerCupressaceae+5
Nilüfer Orhan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Xeranthemum annuum L. üzerinde farmakognozik yönden araştırmalar

Xeranthemum annuum L. (Asteraceae), ülkemizde ?ölmez ot, kağıt otu?, İngilizce'de ise ?immortelle, everlasting flower? isimleriyle bilinen bir bitki türüdür. Tez çalışmalarımızda, X. annuum'un çiçek ve kök-gövde kısımlarından hazırlanan değişik polaritedeki ekstrelerin nöroprotektif etkisi, asetilkolinesteraz (AChE), bütirilkolinesteraz (BChE) ve tirozinaz enzim inhibitör aktiviteleri ile 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH), N,N-dimetil-p-fenilendiamin (DMPD) ve süperoksit (SO) radikal süpürücü aktivite, demir iyonu-şelasyon etki, demir-indirgeme antioksidan gücü (FRAP) ve fosfomolibdenyum-indirgeme antioksidan gücü (PRAP) yöntemleri ile antioksidan aktivitesi kullanılarak tayin edilmiştir. Ayrıca toplam fenol ve flavonoit miktarları spektrofotometrik olarak hesaplanmış ve ince tabaka kromatografisi ile ekstrelerin fitokimyasal profilleri incelenmiştir. Elde ettiğimiz bulgulara göre; ekstreler AChE ve tirozinaz'a karşı tamamen etkisiz iken, en yüksek BChE inhibitör ve antioksidan aktiviteye kök-gövde etanol ve su ekstrelerinin sahip olduğu bulunmuştur. Bu tez, Türkiye'de yetişen X. annuum üzerinde biyolojik aktivite ve fitokimyasal içerik açısından yapılmış ilk çalışmayı teşkil etmektedir.Anahtar kelimeler: Xeranthemum annuum, Asteraceae, Nöroprotektif etki, Kolinesteraz inhibisyonu, Tirozinaz inhibisyonu, Antioksidan aktivite

AntioksidanlarAsteraceaeKolinesteraz inhibitörleri+4
Fulya Gülyurdu
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Keten tohumu ve fitoterapi

Keten tohumu (Linum usitatissimum L.) içerdiği önemli miktardaki müsilaj, lignan ve alfa linolenik asitçe zengin sabit yağı nedeniyle son yıllarda oldukça yaygın kullanılmaktadır. Droğun konstipasyon, divertiküler rahatsızlıklar ve benzeri bağırsak problemleri üzerindeki kullanımı kabul görmektedir. Bu etkide öncelikle su ile şişerek kitle oluşturucu özellikteki müsilajı ve kaydırıcı etkisi ile de sabit yağı ön plana çıkmaktadır. Ayrıca müsilajının şişerek tokluk hissi vermesi ve laksatif etkisi nedeniyle drog zayıflama amacıyla da kullanılmaktadır. Droğun sahip olduğu bir diğer önemli madde grubu olan zengin lignan içeriği, fitoöstrojenik etkiler göstermesine de olanak vermiştir. Buna bağlı olarak çeşitli kadın hastalıkları, kanserler, LDL'yi düşürücü ve benzeri etkileri ile de kardiyovasküler sistem üzerinde koruyucu etkileri bulunmakta, bu etkilerin bir kısmına tohumun içerdiği omega-3 yağ asitleri de katkı sağlamaktadır. Bu çalışmanın ilk kısmında droğun biyolojik etkilerinin yanı sıra, botanik ve kimyasal özellikleri de derlenerek sunulmuştur.Keten tohumu ülkemizde temel olarak aktar ve marketlerden temin edilmektedir. Ancak bu örneklerin kalitesi hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle piyasada bulunan kaynaklardan örnekler alınarak Avrupa Farmakopesi'nde (7.0) belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı hakkında bilgi sahibi olmak için Ankara ölçekli bir çalışma tasarlanmıştır. Çalışmada kullanılmak üzere Ankara'nın farklı semtlerindeki aktar, market vb dükkânlardan 16 adet keten tohumu örneği satın alınmıştır. Bu örneklerin keten tohumunun Avrupa Farmakopesi (7.0) monografında yer alan analizlerden makroskopik özellikler, yabancı madde tayini, şişme indisi, kurutmada kayıp, bütün kül tayininde belirtilen nitelik veya sınırlara uygun olup olmadığı araştırılmıştır. Kurutmada kayıp, bütün kül miktarı ve yabancı madde tayininde örneklerin tamamı farmakopenin istediği sınırlara uygundur. Ancak tohum boyutları açısından hiçbir örnek farmakopede belirtilen niteliklere uymamaktadır. Yine şişme indisi tayininde ise, biri dışındakiler farmakopede belirtilen değere uygun değildir.Sonuçlar Ankara'da aktar, market ve benzeri noktalardan alınan 16 adet keten tohumu örneğinin, yaptığımız analizler çerçevesinde Avrupa Farmakopesi'nde (7.0) belirtilen şartları taşımadığını ortaya koymaktadır.Anahtar KelimelerSemen Lini, omega-3, keten tohumu, fitoterapi, müsilaj, konstipasyon, fitoöstrojen.

AnkaraFarmakognoziKeten tohumu+3
İrem Yener
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Quercus pubescens Willd. bitkisi üzerinde fitoterapötik araştırmalar

Avrupa Farmakopesi'nin yanında birçok farmakopelerde de kayıtlı olan Q. cortex droğunun elde edildiği 3 farklı cins Quercus kayıtlıdır; Q. robur L., Q. petraea (Matt.) Liebl. ve Q. pubescens Willd.Q.cortex droğunun antimikrobiyal, antienflamatuar, antioksidan, mide koruyucu ve kanser önleyici aktiviteleri mevcuttur. Bu aktiviteler flavonoid ve tanen gibi polifenolik bileşiklerden ileri gelmektedir.Çalışmamızda Quercus türlerinin kimyasal bileşenleri, biyolojik aktiviteleri ve kullanılışları ile ilgili yapılan çalışmalar derlenmiş ve bitki numunesinin farmakope analizleri yapılmıştır.

Kromatografi-ince tabakaQuercusQuercus pubescens+2
Feyza Yeşilöz
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tanacetum tomentellum (Boiss.) Grierson bitkisinin partenolit yönünden değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Bitlis-Tatvan-Sapur köyünden toplanmış olan Tanacetum tomentellum bitkisinin yaprak, çiçek ve gövde kısımlarının partenolit içeriği HPLC/LC-MS yöntemi ile tayin edilmiştir.Bitkinin yaprak (%0,187) ve çiçeklerindeki (%0,57) partenolit miktarı literatürde Tanacetum parthenium için belirtilen değerler (%0.1-1.68) arasındadır. Yaprak ve çiçeklerde bulunan partenolit miktarları birlikte değerlendirildiğinde Avrupa Farmakopesin'de ve ESCOP'da Tanacetum parthenium bitkisinin topraküstü kısımları için istenmiş olan miktarın üzerindedir.

ArtritAsteraceaeKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı+5
Feyyaz Mıhoğlugil
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Plantago psyllium L. üzerinde fitoterapötik araştırmalar

Plantago psyllium L.(Plantaginaceae), Psyllium, dünyada ve ülkemizde toz edilerek, laksatif etkisinden dolayı kronik kabızlıkta, hemoroitte, ve zayıflama diyetlerinde kullanılmaktadır. Ayrıca kolesterol ve serum glukoz düşürücü olarak etkilidir3,6,18.Bu çalışmada, P.psyllium tohumuna ait aktar örneği ve 6 adet Psyllium lifi preparatı araştırılarak, makroskobik, mikroskobik analiz, yabancı madde, şişme indisi, kurutmada kayıp ve bütün kül miktar tayin analizleri uygulanmıştır, Sonuçlar, Avrupa Farmakopesi 5.0'e göre değerlendirilmiştir. Ek olarak, tohum örneği ve preparatların ksiloz ve arabinoz içerikleri İTK ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak iki adet preperatın, İTK analizinde etiketine uygunluk göstermediği ve psyllium içermediği bulunmuştur.

FarmakognoziFlavonoidlerPlantago psyllium L.+1
Gökşen Özkan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
10
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de halk arasında yara iyileştirici amaçla kullanılan bazı bitkilerin aktiviteleri üzerinde araştırmalar

Türkiye'de yapılan etnobotanik çalışmalarda birçok bitkinin halk arasında yara iyileştirici amaçla yaygın olarak kullanıldığı kayıtlıdır. Çalışmamızda halk arasında yara iyileştirici amaçla sıklıkla kullanıldığı tespit edilen bitkilerden Cichorium intybus, Cistus creticus, Daphne oleoides subsp. kurdica, Daphne oleoides subsp. oleoides, Helichrysum graveolens ve Viscum album subsp. album bitkilerinin yapılan ön denemelerle aktiviteleri değerlendirilmiş ve C. intybus, D.oleoides subsp. kurdica, D. oleoides subsp. oleoides, H. graveolens bitkilerinden hazırlanan %85'lik metanollü ekstrelerin anlamlı derecede etkili olduğu saptanmıştır. Çalışmalarımız yara iyileştirici aktivitesi yüksek bulunan D. oleoides subsp. kurdica ve D. oleoides subsp. oleoides bitkileri üzerinde ?Biyolojik Aktivite ile Yönlendirilen Fraksiyonlama ve İzolasyon teknikleri (BAYF)? kullanılarak yürütülmüştür. İn vivo yara iyileştirici ve anti-enflamatuvar aktivite deneylerinde aktivitesi yüksek çıkan D. oleoides subsp. kurdica ve D. oleoides subsp. oleoides metanollü ekstrelerinden elde edilen etil asetat alt ekstrelerinin silika jel kolon kromatografisi yöntemiyle ayırımı sağlanmış, elde edilen fraksiyonların etkileri aynı deney modelleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Aktif olduğu tespit edilen fraksiyonlardan RP-HPLC tekniği kullanılarak Dafnetin, Demetildafnoretin-7-O-glukozit, Luteolin-7-O-glukozit, Triumbellin ve Kersetin-3-O-glukozit bileşikleri izole edilmiştir. İn vivo yara iyileştirici ve anti-enflamatuvar aktivite deneylerinde etkili olduğu tespit edilen Luteolin-7-O-glukozit ve Kersetin-3-O-glukozit bileşiklerinin etki mekanizmasını aydınlatmak üzere yapılan in vitro deneylerde her iki bileşiğin de hyaluronidaz ve kolajenaz enzimlerini inhibe ederek yara iyileşmesine katkıda bulunduğu tespit edilmiştir.

Daphne L.Daphne oleoidesFlavonlar+6
İpek Süntar
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Hibiscus sabdariffa'nın fitoterapi açısından değerlendirilmesi

Çalışmanın amacı, Avrupa Farmakopesi'nde yer alan Hibiscus sabdariffa bitkisine ait özellikleri, Mısır'dan getirilen ve piyasadan satın alınan H. sabdariffa örnekleriyle mukayese ederek incelemek ve standartlara uygun olup olmadığını tespit etmektir.H. sabdariffa'nın örnekleri bitkinin kaliksine ait örneklerdir. H. sabdariffa kaliksi Avrupa Farmakopesi'nde Roselle adı ile kayıtlıdır.Tüm örneklerde sırasıyla morfolojik, mikroskobik analiz, İTK analizi, yabancı madde, kurutmada kayıp, bütün kül, renk şiddeti ve sitrik asit cinsinden % asit miktarı analizleri yapılmıştır.

FarmakognoziHibiscusHibiscus sabdariffa L.+2
Fidan Pesen Özdoğan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Vitex agnus castus L. preparati ile retrospektif bir çalişma

Çalışmamızda Vitex agnus castus bitkisinin kimyasal yapısı, meyveleri ve preperatlarının kadın hastalıklarında kullanılışı ile ilgili bilgiler gözden geçirilmiştir.Pratik kısımda ise Kahta (Adıyaman) ilçesindeki bir tıp merkezinde kadın hastalıkları ile ilgili dosyalar incelenmiş ve retrospektif bir çalışma yapılmıştır.Çalışmada kayıtlardaki rutin jinekolojik muayeneler ve ultrasonografi tetkikleri incelenmiş, VAC preparatı verilen ve verilmeyen poliklinik hastalarının takip durumları geriye yönelik olarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede hastanın ağrılı âdet görmesi, düzensiz adet görmesi, meme yakınmaları, infertilite, RIA+kanama tanısı konulan hastaların dosyaları ilaç ve sonuçları açısından retrospektif olarak incelenmiştir.Bu çalışma sonucu kullanılan VAC preparatı kullanılan hastaların %91.2'inde şikâyetlerin azaldığı veya tamamen geçtiği tesbit edilmiştir. Diğer taraftan infertilite şikâyeti olanlardan %17.7 si gebe kalmıştır.VAC preparatının aynı durumlarda kullanılan diğer hormon preparatlarında istenen hormon analizleri gibi pahalı analizlere ihtiyaç göstermemesi, bu preparatın kırsal kesimde kadın-doğum hekimleri tarafından kullanılabilecek ucuz ve yan etkisi az bir ilaç olduğu hususunu doğrulamıştır.

Adıyaman-KahtaAmenoreDismenore+5
Gufran Özkök
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Scrophularia kotschyana benth. üzerinde farmakognozik çalışmalar

Scrophularia cinsi (Scrophulariaceae), Türkiye'de 23'ü endemik, 67 türle temsil edilmektedir. Scrophularia türleri halk arasında cilt hastalıklarında, konstipasyonda ve farenjit, larenjit gibi enflamasyonun eşlik ettiği bakteriyal-viral enfeksiyonlarda kullanılmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda bazı Scrophularia türlerinden antienflamatuvar etkili feniletanoit glikozitleri, iridoit glikozitleri ve saponin yapısında bileşikler izole edilmiştir. Bu çalışmada; üzerinde daha önce yapılmış herhangi bir çalışma bulunmayan Scrophularia kotschyana Benth. seçilmiştir. Bitkinin toprak üstü kısımları sulu metanol ile ekstre edilerek elde edilen ham metanol ekstresi sırasıyla hekzan, kloroform, etil asetat, n-butanol ve su ile sıvı-sıvı fraksiyonlamaya tabi tutulmuştur. S. kotschyana bitkisindeki bileşiklerin izolasyonu için n-butanol fraksiyonu ile çalışılmıştır. n-Butanol fraksiyonu üzerinde çeşitli kromatografik yöntemlerle (açık kolon kromatografisi,alçak basınçlı sıvı kromatografisi ve orta basınçlı sıvı kromatografisi) saflaştırma yapılmıştır. S. kotschyana bitkisinin metanol ekstresinin n-butanol fraksiyonundan iridoit yapısında karışım halinde iki yeni bileşik (8-O-Asetilharpajit cis ve trans-p-kumarik asit ester), ikisi karışım halinde üç steroit yapılı bileşik (stigmasterol, β-sitosterol, β-sitosterol 3-O-glukopiranozit), dört flavonoit glikoziti (apigenin 7-O-β-D-glukopiranozit, apigenin 7-O-rutinozit, luteolin 7-O-β-D-glukopiranozit, luteolin 7-O-rutinozit) izole edilmiştir. İzole edilen doğal bileşiklerin yapıları spektroskopik teknikler (1H-NMR, 13C-NMR, 2D-NMR, MS) yardımıyla aydınlatılmıştır.

FarmakognoziFitokimyaFlavonlar+3
Büşra Yaylı
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Astragalus compactus LAM üzerinde farmakognozik çalışmalar

Fabaceae (Leguminosae) familyasında yer alan Astragalus cinsi, Dünya'da yaklaşık 3000 ve Türkiye'de 224'ü endemik olmak üzere 445 tür ile temsil edilmektedir. Astragalus türlerinin kökleri çok eski yıllardan beri halk arasında terlemeyi önleyici, tonik ve diüretik olarak kullanılmaktadır. Ayrıca şeker hastalığının, nefritin, löseminin ve rahim kanserinin tedavisinde de kullanım alanı bulmaktadır. Astragalus köklerinin bilinen biyolojik aktif bileşenleri, polisakkaritler ve saponinler olmak üzere iki temel kimyasal bileşik sınıfında toplanmıştır. Bugüne kadar sikloartan yapısında 400'den fazla saponin tanımlanmış ve bunların yarısı yaklaşık 200 Astragalus cinsinden izole edilmiştir. Sikloartan yapısındaki saponinlerin en zengin kaynağını oluşturan Astragalus cinsine ait türler, bunların ekstreleri ve izole edilen bileşikler antiinflamatuvar, karaciğer koruyucu, antipiretik, bağışıklık sistemini uyarıcı, antioksidan, antiviral ve antineoplastik etkiler göstermeleri nedeniyle dikkat çekmektedir. Bu çalışmada Astragalus compactus bitkisinin toprak altı kısımları üzerinde fitokimyasal çalışmalar yapılmıştır. Bitki köklerinin metanol ekstresinin fraksiyonlanması ile elde edilen alt fraksiyonlardan, çeşitli kromatografik teknikler (kolon kromatografisi, vakumlu sıvı kromatografisi ve orta basınçlı sıvı kromatografisi) kullanılarak sikloartan triterpen saponin yapısında Astragalozit I, Astragalozit II, Astragalozit IV, Astrasieversianin II ve Siklosefalozit II bileşikleri saf olarak izole edilmiştir. Bileşiklerin yapı analizleri spektral yöntemler yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Anahtar kelimeler: Astragalus compactus, doğal bileşikler, Fabaceae, saponin, sikloartan, triterpen.

AstragalusAstragalus compactusDoğal bileşikler+5
Serhat Sevgi
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ'da üretilen sütlerde aflatoksin M1 düzeylerinin hplc ile araştırılması

Günlük hayatta tükettiğimiz birçok gıda ürününde; uygunsuz koşullarda üretim veya muhafaza şartlarına bağlı olarak, tek hücreli mantarlar tarafından üretilen ve mikotoksin adı verilen toksinler bulunmaktadır. Bunların en önemlilerinden biri olan Aflatoksinler; vücuda alınma dozuna bağlı olarak toksik, mutajenik, terotojenik ve kanserojenik etkilere neden olmaktadır. Bu çalışmada; Elazığ merkez ve merkeze bağlı 22 köyde üretilen sütlerde, insan sağlığı açısından güçlü toksik etkiye sahip olan Aflatoksin M1 düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Elazığ ilinde faaliyet gösteren 30 süt üretim işletmesinden elde edilen toplam 60 adet süt numunesi, tek kullanımlık temiz kaplarda ve soğuk zincirde taşınmak suretiyle, Elazığ İl Gıda Kontrol Laboratuvarına getirilerek burada HPLC aracılığıyla Aflatoksin M1 düzeyi yönünden analiz edilmiştir. Yapılan analiz neticesinde 60 adet çiğ süt numunesinin 16 (%27) tanesinin AFM1 içermediği, 36 (%60) tanesinin yasal sınırlar içinde AFM1 içerdiği ve geri kalan 8 (%13) tanesinin ise yasal sınırların üstünde AFM1 içerdiği tespit edilmiştir.

Aflatoksin M1AflatoksinlerAflatoksinler+4
Yavuz Baygeldi
Fırat University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Akkuş (Ordu) ve köylerinde bulunan bitkilerin etnobotanik ve etnomedikal özelliklerinin belirlenmesi ve halk ilacı olarak kullanılan türlerin biyolojik aktivitelerinin değerlendirilmesi

Türkiye'de doğal olarak yetişen, yaklaşık olarak 10000 eğrelti ve çiçekli bitki türü bulunmaktadır. Son yıllarda Türkiye'deki bitkiler ve kullanılışları hakkındaki geleneksel bilgilerin, kentleşmeden dolayı yok olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, günlük yaşamda kullanılan bitkiler hakkındaki her türlü bilginin en kısa sürede kayıt altına alınması gerekmektedir. Bu sebeple, yüksek lisans tez konusu kapsamında, üzerinde çalışma yapılmamış olan Akkuş ilçesi sınırlarında bulunan 35 köyde doğal olarak yetişen bitkilerin etnobotanik ve etnomedikal kullanımları açısından bir çalışma yapılmasına karar verilmiştir. Bitkilerin kullanılışı ile ilgili bilgiler, yöre halkından, önceden hazırlanmış anketler kullanılarak elde edilmiştir. Türlerin herbaryum örnekleri Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Herbaryumu'nda kayıt altına alınmıştır. Akkuş ve bağlı köylerinde, yöre halkı tarafından bilgi verilen ve toplanan türlerin teşhisleri sonucunda, 32 familyaya ait [Asteraceae (7), Amaranthaceae (1), Boraginaceae (1), Caprifoliaceae (1), Caryophyllaceae (3), Chenopodiaceae (1), Convolvulaceae (1), Cruciferae (1), Cornaceae (1), Euphorbiaceae (1), Ericaceae (1), Fabaceae (5), Fagaceae (3), Hypericaceae (1), Hypolepidaceae (1), Juglandaceae (1), Lamiaceae (6), Loranthaceae (1), Malvaceae (1), Papaveraceae (1), Pinaceae (1), Plantaginaceae (1), Platanaceae (1), Polygonaceae (4), Primulaceae (1), Rhamnaceae (1), Rosaceae (5), Scrophulariaceae (1), Tiliceae (1), Umbelliferae (1), Urticaceae (1), Vitaceae (1)] 58 adet bitki tespit edilmiştir. Yöre halkının kullandığı bitkilerin metanol ekstreleri üzerinde yapılan tirozinaz enzimi aktivite çalışmaları sonucunda, tirozinaz enzim inhibitör ve aktivatör etkinliği en yüksek olan türler, sırasıyla, C. byzantinum ve P. rhoeas olarak bulunmuştur.

Merve Badem
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Tıbbi etkisi olan yağ asitlerinin fitoterapide kullanımı

n-3 ve n-6 çoklu doymamış yağ asitleri hücre membran fosfolipitlerinin yapısında yer almakla birlikte, vücutta pek çok fizyolojik olayda rolü olan prostaglandinler, lökotrienler ve tromboksanlar gibi eikozanoitlerin de prekürsörüdürler. Başlıca kardiyovasküler sistem, immun sistem ve kanser üzerinde koruyucu etkileri nedeniyle, özellikle ALA, EPA ve DHA içeren pek çok fitofarmasötik ürün son yıllarda ilgi odağı hale gelmiştir. Çalışmamızda, tıbbi ve endüstriyel olarak önemli bir yağ asiti olan GLA bakımından zengin olduğu bilinen Boraginaceae familyası bitkisi Nonea stenosolen Boiss. & Bal.'in tohum yağının yağ asiti bileşiminin aydınlatılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada, ülkemizin üç farklı bölgesinden doğal olarak yetiştikleri habitatlardan toplanan olgun N. stenosolen tohumlarından sürekli ekstraksiyon metodu ile tohum yağları elde edilmiş ve bu yağların yağ asidi kompozisyonları GC-MS yöntemi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde örneklerden elde edilen yağ veriminin % 8.69-21.12 arasında değiştiği belirlenmiştir. GC-MS analizi sonucuna göre, Nevşehir ve Kırıkkale'den toplanan örneklerin yağ asiti bileşimleri benzer bulunurken, Kahramanmaraş'tan toplanan örneğin yağ asiti bileşimi diğer iki örnekten farklılık göstermiştir. Her üç örneğin de başlıca oleik (% 26.8-38.1) ve linoleik (% 17.4-23.7) asit olmak üzere doymamış yağ asitlerince zengin olduğu saptanmıştır. Doymamış yağ asitleri % 71.1-78.7 arasında yüksek bir oranda bulunurken, doymuş yağ asitleri % 16.7-17.6 ile düşük bir oranda tespit edilmiştir. Tıbbi değeri yanında Boraginaceae familyası için taksonomik markır da olan GLA, Nevşehir ve Kırıkkale'den toplanan örneklerde sırasıyla % 15.0 ve % 16.5 gibi yüksek bir oranda saptanırken, Kahramanmaraş örneğinde bu oran % 4.4 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlara göre, Nevşehir ve Kırıkkale'den toplanan N. stenosolen tohum yağları GLA için alternatif doğal kaynaklar olarak değerlendirilebilir.

BoraginaceaeFarmakognoziTıbbi bitkiler+3
Mine Akgöç Böcekci
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Juglans regia L.' nin fitoterapideki önemi

Juglans regia L. son zamanlarda özelikle hiperkolesterolemi hastalarında yaygın olarak kullanılmaya başlanmış, geçmişten günümüze halk arasında çok çeşitli hastalıkların tedavisinde birçok kısmı (yaprak, meyva, perikarp, kök gibi) kullanılmış bir bitkidir.Yapılan araştırmalar antioksidan, antidiyabetik, antihiperkolesterolemik, antifungal, antibakteriyel, sedatif özellikleri gösterdiğine yönelik sonuçlar vermiştir. Özellikle polifenoller ve yuglon içeren bitkinin bunlarla ilgili yapılmış deneyleri derlenmiş ve bu çalışmaya yansıtılmıştır.Ayrıca bu çalışmada doğrudan toplanan materyaller ve piyasadan alınan örnekler üzerinde farmakope analizleri yapılmıştır, elektronik ortamda satışa sunulan bir takım ürünlerin etiketlenmesi ve drogla ilgili açıklamaları üzerine yorumlarda bulunulmuştur.

CevizJuglans regia
Ebru Erdem
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk hastalıklarında kullanılan fitoterapötikler

Organizmaya yan etkilerinin olmaması ya da sentetik ilaçlara göre çok az oluşları nedeniyle bitkisel ilaçlar ve bitkisel çaylar uzun yıllardır hastalıkların tedavisinde veya destek tedavi şeklinde kullanılmaktadır. Bu çalışmada infantil kolik tanısı konmuş bebeklere üç ayrı grup halinde rezene çayı, papatya çayı ve simetikon içeren A kodlu preparat verilerek iyileşme oranları karşılaştırılmıştır.Çalışma Ağustos 2005 ile Mart 2006 tarihleri arasında Özel Ankara Gölbaşı Polikliniği Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümüne başvuran yaşları 2 hafta ile 4 ay arasında değişen, sağlıklı, zamanında doğmuş, anne sütü ile beslenen ve infantil kolik tanısı konmuş 108 bebekle yapılmıştır. İçeriğinde sadece rezene veya papatya bulunan Milupa® firmasına ait granüle bitkisel çay preparatlarından, beslenme aralarında 150 ml kaynamış suya bir çay kaşığı eklenerek verilmiştir. A kodlu preparat her verilişte kilogram başına 2-3 damla, günde 4 defa aç karnına uygulanmıştır. Tedavi sonucunda düzelme oranları papatya çayı alan grupta % 66.1, rezene çayı alan grupta % 66.7 ve A kodlu preparatı alan grupta % 66.7 bulunmuştur. Bebeklerde herhangi bir yan etki görülmemiştir. Üç tedavi grubundaki düzelme oranları istatistiksel olarak değerlendirildiğinde aralarında anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Yaşamın ilk 3 ayında bebeklerin üçte birini etkileyen infantil kolik, sağlıklı ve iyi beslenen bebeklerde nöbetler tarzında gelen huzursuzluk ve günde 3 saatten fazla süren ağlamalar ve bu nöbetlerin haftada 3 günden fazla ve 3 hafta sürmesi şeklinde üçlü kuralı kullanılarak tanımlanmıştır (Wessel kriterleri, 1954).İnfantil kolik tedavisinde alışılagelmiş tedaviler yetersiz kaldığında anne ve babalar doğal yollara örneğin bitkilerle tedavilere başvurabilmektedirler. Bitkisel tedavilerin de hekime danışılarak verilmesi uygundur.Anahtar kelimeler: İnfantil kolik, bitkisel çaylar, simetikon içeren A kodlu preparat

KolikSimethiconeTıbbi bitkiler+2
Şerife Feyza Polat
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Simmondsia chinensis (link) schneider bitkisi, tohumları ve yağı üzerine çalışmalar

Simmondsia chinensis (Link) Schneider bitkisinin tohumlarından elde edilen ?jojoba yağı? olarak bilinen yağ, sıvı bir mum esteri yapısındadır. İnsan cildi tarafından üretilen sebuma kimyasal olarak çok benzemektedir. Bu nedenle kozmetik sanayi açısından önemlidir ve birçok kozmetik ürünün içeriğinde bulunmaktadır. Jojoba yağı ve bu yağdan elde edilen ürünler ilaç ve diğer pek çok sanayi alanlarında da yaygın olarak kullanılmaktadır.Bitkinin tohumlarında bulunan siyanojenik glikozit yapısındaki simmondsinler gıda alımını önemli derecede azaltmaktadır. Bu nedenle bitkinin ileride obezite tedavisinde kullanılabileceği düşünülmektedir.Bu çalışmada Simmondsia chinensis bitkisinin botanik özellikleri, yetiştirilmesi ve üretimiyle ilgili bilgiler ayrıntılı olarak verilmiştir. Ayrıca tohumlarından elde edilen jojoba yağı ve jojoba küspesinin içeriğindeki bileşiklerin kimyasal yapıları, biyolojik aktiviteleri ve kullanılışları verilmiştir.Çalışmada Çukurova' daki kültür ortamlarından temin edilen tohumlardan % 40 oranında yağ elde edilmiştir. Elde edilen bu yağda ve satın alınan ticari yağda kalite kontrol analizleri yapılmıştır. Elde ettiğimiz yağın asitlik indisi 1.04, sabunlaşma indisi 96.3, ester indisi 95.3, iyot indisi 78.3, katılaşma noktası 6.5°C olarak bulunmuştur. Yağda DPPH yöntemine göre kayda değer antioksidan aktivite tespit edilememiştir.

Jojoba
Taki Pehlivanlı
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Aesculus hippocastanum L. bitkisinin fitoterapideki yeri ve önemi

Aesculus hippocastanum L. bitkisi ülkemizde de olduğu gibi birçok ülkede kültürü yapılan, park, bahçe ve yol kenarlarında yetiştirilen bir süs bitkisidir. Halk ilacı olarak, hemoroitte, öksürükte ve romatizmada kullanılan bu bitkinin antienflamatuar, venoprotektif, venotonik, antihemoroidal, antitümör ve antiobezite etkileri ispatlanmıştır.Bu çalışmada A. hippocastanum L. bitkisinin botanik ve kimyasal özellikleri, biyolojik aktiviteleri ve kullanılışı ile ilgili bilgiler derlenmiştir.Trabzon'dan toplanan Semen Hippocastani'nin mikroskopik ve makroskopik özellikleri, Bütün Kül Miktar Tayini ve Kurutmada Kayıp Testi, İTK analizleri yapılarak Avrupa Farmakopesi'ne uygunluğu araştırılmıştır.Bitkisel materyalin, Bütün Kül Tayini sonucu % 3,96, Kurutmada Kayıp Testi sonucu % 8,82, İTK analizinde bitkisel materyalin eskin içerdiği ve değerlerin Avrupa Farmakopesi'nde belirtilen aralıklara uygun olduğu bulunmuştur.

Aesculus hippocastanumBitki özütüFarmakognozi+3
Sezgin Akyüz
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Papatya olarak satılan bitkiler üzerinde fitoterapötik çalışmalar

Türkiye'de halk arasında Matricaria, Anthemis, Tripleurospermum ve Chrysanthemum türleri papatya olarak bilinmektedir.Chamomillae romanae flos ve Matriacariae flos'dan hazırlanan ekstraktlar; dermatitte, alerjik isilikte, hemoroit, dismonere, oral mukoza hastalıklarında, gastrointestinal şikâyetlerde kullanılmaktadır. Ayrıca drogdan elde edilen uçucu yağın ağız ve diş eti hastalıklarında, sindirim sistemi rahatsızlıklarında ve kozmetolojide kullanımı mevcuttur.Halk arasında da kolit, konvülsiyon, diyare, gut, hazımsızlık, uykusuzluk, bel ağrısı, siyatik ve diş ağrılarına karşı ayrıca sedatif olarak kullanılmaktadır.Bu çalışmada papatya olarak adlandırılan M. chamomilla ve A. nobilis türlerinin botanik ve kimyasal özellikleri, biyolojik aktivite ve kullanılışları ile ilgili bilgiler derlenmiştir.Bütün numunelerde; mikroskobik incelemeler yapılmış, kurutmada kayıp % 3.802-7.905 arasında, kül miktar tayini %5.831-7.571 arasında, kırılan drog miktarları % 0.661-9.391 arasında bulunmuş olup sonuçlar Avrupa Farmakopesi 6.0 (2008)' e uygundur. Uçucu yağ miktarları % 0.0012-0.0030 arasında olup uçucu yağ miktarlarının ve yapılan İTK'larında uçucu yağ bileşimlerinin Avrupa Farmakopesi 6.0(2008)'e uygun olmadığı; drogların elde edildiği bitkilerin tayini sonucunda da Avrupa Farmakopesi 6.0(2008)'de drog olarak kabul edilen M. chamomilla ve A. nobilis olmadıkları belirlenmiş olması nedeniyle numunelerin Avrupa Farmakopesi 6.0(2008)' uygun olmadığı tesbit edilmiştir.

Anthemis nobilisFarmakognoziFarmakopeler+3
Deniz Çalışkan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Foeniculum vulgare Mill. bitkisi üzerinde fitoterapötik çalışmalar

Çalışmamızda Foeniculum vulgare Mill. bitkisinin botanik özellikleri; kimyasal yapısı, biyolojik aktivite ve klinik çalışmalarının yanında kullanılışı ile ilgili bilgi birikimi ayrıntılı bir şekilde derlenmiş, kültürü yapılan tarlalardan toplanan ve aktarlardan temin edilen numunelerin Avrupa Farmakopesi (6.0)' ne uygunluğu, Farmakopedeki mevcut, makroskobik, mikroskobik özellikler ile yabancı madde, bütün kül, su miktar tayini ve kromatografik yöntemlerden ince tabaka (İTK) ve Gaz kromatografisi-kütle spektrometresi (GK-KS) analizleriyle tespit edilmiştir.Deneysel çalışmalarımızın sonucunda, Türkiye'de kültürü yapılan tarlalardan alınan bitkilerden elde edilen rezene meyvelerinin (5 numune) ve aktarlarda satılan rezene meyvelerinin (5 numune) makroskobik, mikroskobik, bütün kül miktarı ve su miktarı bakımından Avrupa Farmakopesi'ne (6.0) uygun olduğu tespit edildi. Uçucu yağ seviyeleri bakımından sadece FV2 numunesinin uçucu yağ seviyesi uygun bulunde diğerleri ise %2nin altında oldukları için Farmakope'ye uygun bulunmadı. Uçucu yağ içeriği kromatografik analizlerle tespit edildi. Yabancı madde miktarı bakımından tarladan toplanan 5 numuneden 2'sinin, aktardan alınan 5 numuneden ise 3'ünün A. Farmakopesi'ne (6.0) uygun olmadığı tespit edilmiştir.Ayrıca çalışmamızda piyasada satılan tek başına rezene olarak kullanılan ve rezene içeren ürünlerin araştırılmasına da yer verilmiş, bu ürünlerin genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır.

Bitki özütüFarmakopelerFoeniculum vulgare+2
Ahmet Sazlı
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Melıa azedarach L. bitkisinin farmakognozi açısından değerlendirilmesi

Melia azedarach L. (Meliaceae), anavatanı Hindistan ve Çin olan ve ülkemizde de kültüre alınan bir bitki türüdür. Bitki özellikle güçlü insektisit aktivitesi nedeniyle popülerlik kazanmış olup, yakında ticari bir biyopestisit olmaya adaydır. Ancak, ülkemizde yetişen M. azedarach bitkisi üzerinde günümüze kadar herhangi bir biyoaktivite ve fitokimyasal çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle, tez konusu olarak M. azedarach bitkisi seçilmiş olup, meyva ve yapraklı dal kısımlarından hazırlanan değişik polaritedeki ekstrelerin asetilkolinesteraz, bütirilkolinesteraz ve tirozinaz enzim inhibitör aktiviteleri, 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil radikal süpürücü aktivite, demir iyonu-şelasyon etki ve demir indirgeme antioksidan gücü yöntemleri ile antioksidan aktivitesi ve yanı sıra mikrodilüsyon yöntemi ile antibakteriyel ve antifungal aktiviteleri tayin edilmiş, toplam fenol ve toplam flavonoit miktarları spektrofotometrik olarak hesaplanmış ve meyva sabit yağı ile yaprak hekzan ekstresinin yağ asiti bileşimleri gaz kromatografisi-kütle spektrumu ile aydınlatılmıştır. Bitkinin bütirilkolinesteraz ile tirozinaz enzim inhibisyonu, bahsedilen yöntemlerle antioksidan aktivitesi ile meyva sabit yağının yağ asiti bileşimi ayrıntılı olarak ilk defa bu tezde tayin edilmiştir.

AntioksidanlarEnzim inhibitörleriEnzim testleri+3
Elif Güner
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

The ımportance of pimpinella anisum L. in phytotherapy

Pimpinella anisum L. bitkisi halk arasında uzun yıllardan beri gerek baharat olarak, gerekse çayı hazırlanarak bağırsak gazlarını giderici ve hazmı kolaylaştırıcı amaçlarla kullanılmaktadır. Modern tıpta ise bu etkileri için kullanılmasının yanı sıra yeni farmakolojik etkileri tespit edilmiştir ve ileriki senelerde bu etkilerinden de faydalanılması mümkün görünmektedir. Bu etkilerden bazıları antikonvülsan etki, antienflamatuvar etki, tümör engelleyici etki, antioksidan etki ve antimikrobiyal etkidir.Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nden temin edilen meyve numunesi ile aktardan satın alınan meyve numunesinde makroskobik ve mikroskobik inceleme, yabancı materyal analizi, ince tabaka kromatografisi, kurutmada kayıp, su ve uçucu yağ miktar tayinleri gibi çeşitli Farmakope analizleri yapılmıştır. Bu analizlerin sonucunda numunelerin uçucu yağ oranlarının düşük çıkması, aktar numunesinin İTK deneyinde referanstan fazla sayıda leke vermesi gibi sebeplerden dolayı her iki numunenin de Farmakope'ye uygun olmadığı tespit edilmiştir.

BitkilerFarmakognoziPimpinella+2
Esra Güney Özdemir
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Gıda destekleri ve eczaneler

Ankara ili merkezinde bulunan bazı mahalleler; Anıttepe, Ulucanlar, Etlik, Yenimahalle, Demetevler, Batıkent, Dışkapı, Siteler, Gaziosmanpaşa, Bilkent, Hasköy, Pursaklar, İskitler, Ulus, Bahçelievler, Emek ve ilçelerinde; Sincan, Polatlı, Kazan, Kızılcahamam, Çubuk, Gölbaşı, Beypazarı, Ayaş'ta bulunan bazı eczanelerden, ilaç depoları ve firmalardan gıda desteği preparatlarına ait satış raporları elde edilmiştir.Bu veriler değişik kriterler dikkate alınarak değerlendirilmiştir.Genel olarak sosyo-ekonomik ve kültür düzeyi yüksek olan yerleşim yerlerinde bulunan eczanelerde gıda desteklerinin satışı daha yüksek olarak tespit edilmiştir.

BeslenmeBeslenme bozukluklarıBeslenme durumu+3
Nilsun Pilase
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Genista sandrasica hartwig & strid bitkisinin genistein ve daidzein yönünden değerlendirilmesi

Bu çalışmada Türkiye için endemik olan Genista sandrasica bitkisinde HPLC yöntemi ile genistein ve daidzein miktar tayini yapılmıştır.Yaptığımız çalışmada serbest genistein miktarı % 0.013 serbest ve heterozit halindeki genisteinin toplam miktarı ise % 0.582 olarak bulunmuştur. Serbest ve total daidzein miktarı sırasıyla % 0.068 ve % 0.113 olarak bulunmuştur.

DaidzeinFabaceaeFarmakognozi+3
Burcu Alan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Fonksiyonel dispepsi tedavisinde kullanılan fitoterapötikler

Fonksiyonel dispepsi tüm dünyada yaygın olarak görülen bir rahatsızlık olmasına rağmen, günümüzde tedavisi tam olarak bulunamamıştır. Bu yüzden tüm dünyada tedavi amacıyla alternatif ve destek tedavi yöntemleri aranmakta ve geliştirilmektedir.Mentha x piperita, Cynara scolymus, Zingiber officinale, Asparagus racemosus, Curcuma longa, Foeniculum vulgare, Chelidonium majus, Gentiana lutea, Carum carvi, Artemisia absinthium, Taraxacum officinale fonksiyonel dispepsi tedavisinde tek başlarına kullanıldıklarında etkili oldukları gösterilmiş bitkilerdir. Ayrıca STW 5 (Iberogast®), Ierobina®, Enteroplant®, Lomatol® ve M. piperita-Z. officinale karışımı da fonksiyonel dispepsi tedavisinde etkili kombine fitoterapötikler olarak kabul görmektedirler. Yüzyıllardır kullanılmalarıyla elde edilen veriler ve bunu destekleyen deneysel ve klinik çalışmalarla, etkinlikleri gösterilmiş bitkileri içeren kombine preparatlar geleneksel Çin tıbbında da fonksiyonel dispepsinin tedavisinde etkin bir şekilde kullanılmaktadır.Bitkisel ilaçlar gerek tek başlarına gerekse karışım halinde, fonksiyonel dispepsinin tedavisinde deneysel ve klinik çalışmalarla oldukça başarılı etkinliğe sahip bulunmuşlardır. Sağlanan etkinin bilinen ilaçlara oranla daha yüksek ve yan etkilerinin daha düşük olması, güvenlik profillerinin yüksek oluşu, maliyetlerinin düşük olması, hastalar tarafından tolerabilitesinin çok iyi olarak değerlendirilmesi ve uzun yıllardır kullanılıyor olmaları nedeniyle fonksiyonel dispepsinin tedavisinde bir umut kaynağı olarak görülmekte ve değerlendirilmektedir.Anahtar kelimeler: Dispepsi, fitoterapi, fonksiyonel dispepside fitoterapi

Flavonlar
Hanife Aykut
Gazi University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de adaçayı olarak satılan bitkiler üzerinde fitoterapi yönünden araştırmalar

Adaçayı, dünyada ve ülkemizde eskiden beri kullanılan önemli tıbbi ve aromatik bitkilerden biridir. İngilizce'de ?sage? olarak bilinen adaçayı Avrupa'da Salvia officinalis'e verilen isimdir. Ülkemizde ?adaçayı? adı altında genellikle Lamiaceae familyasından Salvia, Sideritis ve Stachys türleri kullanılmakta ve çay olarak tüketilmektedir. Araştırmamızın konusunu, Türkiye'de aktar ve halk pazarlarında ?adaçayı? olarak satılan bitki örneklerinin satın alınması, morfolojik ve mikroskobik özelliklerinin tespit edilmesi ve daha sonra infüzyonlarının antioksidan aktivitelerinin belirlenmesi teşkil etmektedir. Buna göre; temin edilen 87 adaçayı örneğinin Salvia tomentosa Miller, Salvia fruticosa Miller, Sideritis congesta P.H. Davis & Hub.-Mor., Sideritis pisidica Boiss. & Heldr. var. termesi P.H. Davis, Sideritis arguta Boiss. & Heldr., Sideritis perfoliata L. ve Sideritis libanotica Labill. subsp. linearis (Bentham) Bornm. olmak üzere 7 taksona ait olduğu bulunmuştur. Ancak, örneklerin çoğunun Salvia fruticosa ve Sideritis congesta'ya ait olduğu görülmüştür. Bulgularımız daha önceki çalışmalar ile uyum içindedir. Adaçayı örneklerinin sulu ekstrelerinin antioksidan aktivitesi, DPPH serbest radikal süpürücü aktivitesi, demir-indirgeme antioksidan gücü ve demir-iyonu şelasyon etkisi yöntemleriyle incelenmiş ve S. fruticosa'nın bu yöntemler ile dikkate değer antioksidan aktiviteye sahip olduğu bulunmuştur.

Elif Baki
Gazi University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Calendula officinalis L. bitkisi üzerinde fitoterapötik çalışmalar

Calendula officinalis bitkisinin çiçekleri başta yara iyileştirici etkisi olmak üzere çeşitli amaçlarla kullanılmakta ve kültürü birçok ülkede yapılmaktadır. Ülkemizde süs bitkisi olarak yaygın şekilde yetiştirilmesine rağmen, halk arasında kullanılışı yoktur ve bitki üzerinde yapılmış çalışmaya rastlanmamıştır.Bu çalışmada C.officinalis bitkisinin botanik ve kimyasal özellikleri, biyolojik aktiviteleri ve kullanılışı ile ilgili ayrıntılı bir bilgi derlemesi yapılmıştır. Ayrıca ülkemizde yetişen C.officinalis bitki numuneleri, aktarlarda satılan droglar ve çeşitli formlar halindeki ticari preparatlarla deneyler yapılarak karşılaştırılmıştır. Bu amaçla Avrupa Farmakopesi'nde verilen analizlerin yanı sıra farklı solvan sistemleri kullanılarak ITK analizi yapılmıştır.Bitkisel materyallerin makroskobik ve mikroskobik analizleri farmakopeye uygun çıkmıştır. Kurutmada kayıp testi sonuçları % 6,5 - 8.45, bütün kül tayini sonuçları % 8.2 - 9 aralığındadır ve bu sonuçlar farmakopeye uygun değerlerdir. Bir aktar numunesinin yabancı madde tayini testi, farmakopedeki değerden yüksek bulunmuştur (%3.35). Bitkisel materyaller ve ticari preparatlar ITK analizinde çeşitli solvan sistemleri ile flavonoitler, saponozitler ve apolar maddeler yönünden araştırılmıştır. Bitkisel numunelerin kimyasal bileşimleri birbirine benzer bulunmuştur. Preparatlarda ise daha ziyade apolar maddelerin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu da preparatlara Calendula çiçeklerinin yağda çözünen ekstrelerinin katıldığını düşündürmektedir.

Tuba Çeçen
Gazi University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Laurocerasus officinalis Roem. bitkisi üzerine yapılan biyolojik aktivite çalışmaları

L. officinalis ağaç ve çalı şeklinde, her dem yeşil bir bitkidir.Bitkinin farklı kısımları halk arasında birçok etkisinden dolayı halk ilacıolarak kullanılmaktadır.Ayrıca acı badem tadından dolayı çeşitli alkollü içeceklerinyapımında yer almaktadır.Yapısında şekerler, fenolik asitler, karboksilik asitler ve birsiyanogenetik heterozit (prunasin) olduğu tespit edilmiştir.Bu çalışmada L. officinalis meyve ve tohumlarındanhazırlanan etanollü ekstrelerin % verimleri hesaplandı. Ekstrelerinstreptozotosin ile deneysel diyabet oluşturulmuş sıçanlar üzerindeandiyabetik etkisi incelendi. Deney sonucunda tohumlarından elde etiğimizetanollü ekstrede, meyvelerden elde ettiğimiz ekstrelerden daha yüksekantidiyabetik etkiye rastlandı.

Diabetes mellitus-tip 1Laurocerasus officinalis
Tangül Damlacı
Gazi University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Melissa officinalis subsp.officinalis bitkisinin kardiyovasküler sistem üzerine etkisi

Bu çalışmada, Melissa officinalis L. ssp. officinalis ( MOO)'in sulu ekstresinin, fenilefrin ile prekontrakte izole sıçan aortunda gösterdiği vazodilatör etki ve bu etkinin muhtemel mekanizmaları incelenmiştir.Deneylerin ilk safhasında MOO in baseline ve fenilefrin ile kontrakte arterlere etkisi incelenirken ikinci safhada endotele bağımlı ve endotelden bağımsız etkiler gözlenmiştir. Kullanılan ajanlar; nitrik oksit NO) sentaz irreversibil inhibitörü L-NAME, siklooksijenaz (Cox) inhibitörü indometazin ve ATP ye duyarlı K kanal blokeri glibenklamiddir.Ekstrenin vazodilatör etki gösterdiği bulunmuş ve bitkinin karakteristik bileşeni rozmarinik asit miktarı (% 18.75) ters faz yüksek performanslı sıvı kromatografisi ile tayin edilmiştir. Ekstredeki total fenol miktarı (0.284 mg/mg ekstre) Folin-Ciocalteau reaktifi kullanılarak belirlenmiştir.Çalışma neticesinde MOO ekstresinin vazodilatör etkisi endotele bağımlı bulunmuş ve L-NAME ile muamele bu etkiyi tamamen ortadan kaldırmıştır. İndometazin ve glibenklamid ile muamele ise vazodilatör etkiyi kısmen azaltmıştır. Rosmarinik asit de ekstreye benzer şekilde test edilmiş ve vazodilatör etki gösterdiği gözlenmiştir.Sonuç olarak bu bulgular ışığında; MOO sulu ekstresinin nitrik oksit üzerinden vazodilatasyon gösterdiği, prostasiklin ve endotel kaynaklı hiperpolarizasyon faktörü (EDHF) yolaklarının da bu etkiye kısmen katkıda bulunduğu neticesine varılmıştır.Anahtar sözcükler: Melissa officinalis ssp. officinalis; Lamiaceae; vazodilatör etki; endotel; sıçan aortu; rozmarinik asit.

EndotelyumLamiaceae
Süleyman Ersoy
Gazi University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yetişen bazı Salvia türlerinin asetilkolinesteraz inhibitör etkisi üzerinde araştırmalar

Ülkemizde ?adaçayı? olarak bilinen Salvia türleri (Lamiaceae), önemli tıbbi ve aromatik bitkilerden biridir. Salvia türlerinin Avrupa'da ve Çin'de geleneksel olarak hafıza güçlendirici amaçla kullanıldığı bildirilmesi nedeniyle, bu çalışmada Türkiye'de yetişen 28'i endemik olmak üzere 55 Salvia taksonunun Alzheimer hastalığının tedavisinde kullanılan en etkili strateji olan asetilkolinesteraz (AChE) enzim inhibe etme potansiyelleri ve antioksidan aktivitelerinin tayin edilmesi amaçlanmıştır. Bu türlerden hareketle hazırlanan diklorometan, etil asetat ve metanol ekstrelerinin AChE inhibitör aktiviteleri spektrofotometrik Ellman yöntemi ile ELISA mikroplak okuyucuda 25, 50 ve 100 ?g/ml konsantrasyonlarda test edilmiştir. Ekstrelerin antioksidan aktivitesi ise 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikal süpürücü etki ve demir iyonu-şelasyon etkisinin tayini yoluyla gerçekleştirilmiştir. Sonuçta, bu testlerde en aktif bulunan S. fruticosa diklorometan ekstresine, çeşitli kromotografik tekniklerle aktivite-yönlendirmeli fraksiyonlama uygulanarak, aktif alt fraksiyon elde edilmiştir. İlaveten, ekstrede demir-indirgeme antioksidan gücü testi ile toplam fenol ve toplam flavonoit miktar tayini yapılmıştır. Diğer taraftan, S. fruticosa uçucu yağı elde edilmiş ve GK-KS ile kimyasal bileşimi belirlenmiştir. Uçucu yağın AChE ile bütirilkolinesteraz (BChE) inhibisyonu ve antioksidan aktivitesi incelenmiş, orta derecede anti-AChE etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Sonuçlarımız, Salvia türlerinin hafıza güçlendirici amaçla geleneksel kullanımı ile uyum içindedir.

Fatma Sezer Şenol
Gazi University · Institute of Health Sciences
2009
00