Bingöl University
Discipline

Islamic History and Arts

Bingöl University

501

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Necîb Efendi Tarihi Koyunoğlu Yazma nüshası

Mustafa Necib Efendi Tarihi Osmanlı Devleti'nde 1803?1808 yılları arasında meydana gelen olayları konu edinen bir eserdir. Kitapta; Yeniçeri Ocağı'nın bozulması, Yeniçerilerin devlete karşı gelmeleri, yapılması düşünülen askerî ve diğer alanlardaki yeniliklere karşı çıkışları; Edirne Vakası, Kabakçı Mustafa İsyanı gibi olaylar anlatılmaktadır. Ayrıca Osmanlı Devleti'nin Avrupa devletleri ile olan ilişkileri, Avrupa'da vuku bulan siyasî ve askerî olaylar hakkında bilgiler de verilmektedir.Müellif bu olayların yaşandığı zaman diliminde Osmanlı Devleti'nin çeşitli kademelerinde yer alan görevlilere de önem vermiştir. Olayları anlatırken bu devlet adamlarını ve görevlerini esas almıştır.Müellifin kendi el yazması olan bu kitabın tamamı, tarafımızdan, günümüz Türkçesine transkribe yapılmıştır. Araştırmamız süresince bu eser üzerine yapılan başka çalışmalar görülmüş ve değerlendirmede dikkate alınmıştır.Necib Efendi Tarihi, Osmanlı elçileri, dönemin idarî kadrosundaki yöneticileri ve III. Selim devri olayları hakkında kaynak olarak daima istifade edilecek bir öneme sahiptir.Anahtar Sözcükler: Tarih-i Mustafa Necib Efendi, III. Selim, Nizâm-ı Cedid, Yeniçeri Ocağı, IV. Mustafa, Kabakçı Mustafa.

KitaplarMustafa Necib EfendiSelim III+7
Oğuzhan Dik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin , görsel sanatlar dersinde işbirlikli (Kubaşık) öğrenmeye yönelik görüşlerinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 6, 7 ve 8. Sınıflarındaki öğrencilerle görsel sanatlar dersinin uygulanmasında görsel sanatlar dersinde yer alan bazı konuların işbirlikli öğretim kuramı çerçevesinde işlenerek öğrencilerin işbirlikci yöntem ile ilgili deneyimlerini tespit etmektir.Araştırma dört bölümden oluşmaktadır. 1. Bölüm de problem durumu belirlenmiş, araştırmanın amacı, alt amaçları ve araştırmanın önemi belirtilmiş, sayıtlılar ve sınırlılıklar belirlenmiştir.2. Bölümde literatürle ilgili araştırmalar başlığı altında sanat eğitiminin tanımı , gerekliliği, amaçları, sorunları ve sanat eğitiminde kullanılan yöntemler üzerinde durulmuştur. Ayrıca görsel sanatlar dersinin sanat eğitimi içindeki yeri, önemi okullarımızda ki işleniş şekli ile ilgili olarak bilgilere ayrıca işbirlikli öğrenme yönteminin tanımı işbirlikli öğrenmede kullanılan teknikler, işbirlikli öğrenme yönteminin eğitime getirileri ve bu yöntemin kullanılmasında öğretmene düşen görevler, işbirlikli öğrenme yönteminin görsel sanatlar dersinde uygulanması, olumlu ve olumsuz yönleri konuları hakkında yapılan araştırmalara yer verilmiştir.Araştırma, 2008-2009 eğitim ?öğretim yılında Malatya ili Doğanşehir ilçesi Merkez Atatürk İlköğretim Okulu 6,7.ve 8.sınıflarda öğrenim gören 160 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Öğrenciler çalışma öncesi sınıflarında dörderli gruplara ayrılmıştır.Araştırmada 6.sınıf Görsel Sanatlar Dersi ?Güzel Sanatlar ve Ülkemiz?, 7. sınıf Görsel Sanatlar Dersi ?Kültürlerin Buluşması?, 8. sınıf Görsel Sanatlar Dersi ?Kent Projesi? konuları işbirlikli öğrenme yöntemi ile işlenmiştir.Çalışma sonunda öğrencilerin işbirlikli çalışmaya yönelik görüşlerini belirlemek üzere 23 maddelik bir anket uygulanmıştır.3. Bölüm de araştırma sonunda elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bilgiler alt amaçlar doğrultusunda anket formlarındaki sorulara verilen cevapların yüzdelik oranları değerlendirilmiştir.4. Bölüm sonuç ve önerilerden oluşmaktadır. Bu çalışmanın sonuçları bize: Öğrencilerin büyük çoğunluğunun görsel sanatlar dersini sevdiklerini, aynı zamanda bu dersi kendilerini özgürce ifade edebildikleri bir ders olarak gördüklerini, ayrıca sanatsal çalışmalardan zevk aldıklarını ifade etmişlerdir. İşbirlikli grup çalışmasından zevk aldıklarını, bu çalışma yöntemini tekrarlamak isteyeceklerini, malzeme ve çalışma ortamlarını paylaşmakla ilgili problem yaşamadıklarını, değerlendirme konusunda hak ettikleri notu aldıklarını düşündüklerini anlamaktayız. Öğrencilerin işbirlikli çalışma ile ilgili yaşadıkları sorunların başında grupların oluşturulmasında rasgele seçim yapılmasının geldiğini görmekteyiz.İşbirlikli (kubaşık) öğrenmenin ilköğretim 6.7.ve 8. Sınıflardaki öğrenciler üzerindeki etkilerini ve öğrencilerin uygulanan yönteme ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla hazırlanan çalışmanın sonuçları bize:Uygulamanın yapıldığı ve anketin uygululandığı öğrencilerin büyük çoğunluğunun görsel sanatlar dersini sevdiklerini aynı zamanda bu dersi kendilerini özgürce ifade edebildikleri bir ders olarak gördüklerini ayrıca sanatsal çalışmalardan zevk aldıklarını ifade ettiklerini, işbirlikli grup çalışmasından zevk aldılarını, bu çalışma yöntemini tekrarlamak isteyeceklerini, çalışma sırasında görüşlerini özgürce ifade edebildiklerini, birbirlerini cesaretlendirdiklerini, birbirlerine hoşgörüyle yaklaştıklarını, malzeme ve çalışma ortamlarını paylaşmakla ilgili problem yaşamadıklarını, değerlendirme konusunda hakettikleri notu aldıklarını düşündüklerini görmekteyiz.Öğrencilerin işbirlikli çalışma ile ilgili yaşadıkları sorunların başında grupların oluşturulmasında rastgele seçim yapılmasının geldiğini görmekteyiz. Bu anlamda uygulama anında da yapılan gözlemler sonucu öğrencilerin sınıf ortamında kendi oluşturdukları kişisel ilişkilerinin dışında farklı kişilerle çalışmaktan hoşlanmadıkları gözlemlenmiştir. Bunun nedenlerinden biri yakın ilşikide bulundukları kişileri daha iyi tanımaları ve kendilerini daha kolay kabul ettirebilceklerini bilmelerini düşünebiliriz.Bu çalışmadan elde edilen sonuçların ışığında genel bir değerlendirme yapılacak olursa Görsel Sanatlar dersi konularının öğretiminde işbirlikli öğrenme yönteminin öğrenciler arasında kabul gördüğünü ve bu yöntemin uygulanmasının öğrencilerin başarılarını ve derse katılımını artıracağı söylenilebilir.Anahtar Sözcükler; Sanat Eğitimi, Yaratıcılık , Görsel Sanatlar,İşbirlikçi Öğrenme, Grup Çalışması, Doğanşehir.

Görsel sanatlar dersiGörsel sanatlar eğitimiSanat eğitimi+4
Özlem Vurucu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Candaroğulları beyliğinde ilmi ve kültürel faaliyetler

ÖZETYüksek Lisans TeziCANDAROĞULLARI BEYLİĞİ'NDE İLMİ VE KÜLTÜREL FAALİYETLERFatma GÜRGÖZELERFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsüİslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalıİslam Tarihi Bilim Dalı2005, sayfa: 1741071 Malazgirt zaferiyle Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış oldu. 1176Miryakefalon zaferi ise Anadolu'nun bir Türk yurdu olduğunu kesin olarak ortayakoymuştur.1282 ve 1300 yılları arası Bizans için felaket yılları olup, Batı Anadolu'dakiTürk fetihlerinin modelleri olan beylikler bu dönemde şekillenmiştir. Candaroğulları dabu modellerden biri olup 1291 yılından sonra Kastamonu'yu zapt ederekbağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Fatih Sultan Mehmet zamanına kadar varlığınısürdürmüştür.Candaroğulları Beyleri ilme büyük önem vermiş, imkanları ölçüsünde birçokcami inşa etmişlerdir. Çeşitli imar faaliyetlerinin vücut bulduğu Candaroğulları BeyliğiAnadolu'nun Türkleşmesinde mühim rol oynamıştır.Anahtar Kelimeler: Candaroğulları Beyleri, Kastamonu, İlim, Kültür.

Fatma Gürgözeler
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Derviş Vahdet-i ve 31 Mart olayı

ÖZETYüksek Lisans TeziDERVİŞ VAHDETİ VE 31 MART OLAYIAkif DENİZFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsüİslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalıİslam Tarihi Bilim Dalı2005, Sayfa: VI+4331 Mart Olayı'nın çıkmasına sebep olan en önemli olay İttihat ve Terakki'yekarşı olan muhalefettir. İngilizlerin desteğini sağlayan Prens Sabahattin ve AhrarFırkası'nın faaliyetleri de bunlar arasındadır.Derviş Vahdeti'nin bu ayaklanmadaki rolüne gelince, hiç şüphesiz buayaklanmada Derviş Vahdeti'nin ve çıkardığı ?Volkan? gazetesi'nin payı mutlakavardır. Ama bu olayı tamamen Derviş Vahdeti'ye bağlamak doğru değildir. Bu isyanSelanik'ten gelen ?Hareket Ordusu? tarafından bastırılmıştır.Anahtar Kelimeler: 31 Mart Olayı, İttihat ve Terakki, Derviş Vahdeti, VolkanGazetesi.

Akif Deniz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Yusuf Has Hacib`in Kutadgu Bilig`i ve Nizamü`l-Mülk`ün Siyasetnamesi ışığında Türk hakimiyet anlayışı

ÖZETYüksek Lisans TeziYUSUF HAS HACİB'İN KUTADGU BİLİG'İ VE NİZAMÜ'L-MÜLK'ÜNSİYASETNAMESİ IŞIĞINDA TÜRK HÂKİMİYET ANLAYIŞIYavuz ALTUNÖZFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsüİslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalıİslam Tarihi Bilim Dalı2005, Sayfa: 66Hâkimiyet, bir devleti devlet yapan en önemli unsurlardan biridir. Tarih boyuncamilletler birçok devletler kurmuşlardır. Her devlet kendi hâkimiyet anlayışını meydanagetirmiştir. Dünyanın kadim milletlerinden olan Türkler Bozkır kültürü ile İslamkültürünü kendine has bir şekilde birleştirmek suretiyle yeni bir hakimiyet anlayışıortaya koymuştur. Bu anlayış içerisinde bulunan Türkler, etrafında bulunan milletlerinkültürlerinden ve devlet yapılarında da etkilenmişlerdir.Türkler hakimiyeti Tanrı'dan aldıklarına ve bu gücü Tanrı adına kullandıklarınainanmakta idiler. Bu inanış aynı zamanda dönemin hakim inanışı olmakla beraberTürkler hükümdarlarına hiçbir zaman ulûhiyyet atfetmemişlerdir. Ayrıca Türklerdehükümdarın yetkileri gerek töre gerekse meclis tarafından sınırlandırılmış olmasıyla dadiğer çağdaşı olan milletlerin hakimiyet anlayışlarından farklıdır. Türklerde hakimiyethakka hizmet için halka hizmet düsturu ile kullanılmıştır. Bu bağlamda Türklerinhakimiyet anlayışlarının diğer milletlerden farklı ve kendine has bir anlayış olduğunusöyleyebiliriz. Kutadgu Bilig ve Siyasetname adlı eserlerde de izlerini gördüğümüzTürk Cihan Hakimiyeti anlayışı Türklerin hakimiyet telakkilerinin temelini teşkiletmekte ve Türkler bu anlayış üzerine hayatlarını düzenlemektedirler.Anahtar Kelimeler: Hakimiyet, Hükümdar, Devlet, Kutadgu Bilig,Siyasetname.

Yavuz Altunöz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Germiyanoğulları beyliğinin sosyo-kültürel ve ekonomik yapısı

Anadolu Selçuklu Devletinin çöküşüyle birlikte ortaya çıkan beyliklerden birisi olan Germiyanoğulları (M. 1300-1429) yılları arasında Malatya civarından gelerek Kütahya ve civarlarına yerleşmişlerdir. Beylik adını Germiyanlı aşiretinden almıştır. Gerçek anlamda bir devlet teşkilatına sahip oluşu, askeri ve siyasi nüfuzu, kültürel hayata katkısıyla dönemin önde gelen devletlerinden birisi olmuştur. Beylik, sosyo-kültürel, ilmi ve fikri sahadaki faaliyetleriyle diğer beylikleri geride bırakmış ve Türk kültürünün gelişmesinde payı olmuştur. Anahtar Kelimeler: Germiyanlı Beyleri, Sosyal, Kültür, Ekonomi

Muhammed Fazıl Kanca
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

III. Selim dönemi askeri ve eğitim alanındaki ıslahat hareketleri

Ill ÖZET Yüksek Lisans Tezi III. SELİM DÖNEMİ ASKERİ VE EĞİTİM ALANINDAKİ ISLAHAT HAREKETLERİ Sema YELİ Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı İslam Tarihi Bilim Dalı 2005, Sayfa : VIII + 71 III. Selim Osmanlı Devletini eski gücüne kavuşturmak için Batı' ya dönük ıslahatlar yapmıştır. Osmanlı Devleti'nin bu ilk köklü ve geniş çaplı yenilik hareketi yeni düzen anlamına gelen Nizamı Cedid'dir. Nizam-ı Cedid adıyla başlayan yenilenme ve yeniden yapılanma girişimlerinin masraflarının karşılanması için İrad-ı Cedid Hazinesi kurulmuştur. Nizam-ı Cedid'e subay yetiştirmek ve yeniliklerin kalıcı olmasını sağlamak için askeri teknik okullar kurulmuştur. Bu dönemde aynı zamanda mevcut asker ocaklarında da ıslahatlar yapılmıştır. İlmiye sınıfında da bazı ıslahatlar yapılmıştır ama bu sınıfın yeni düzene ayak uyduramayacağının anlaşılması üzerine medresede gerçekleştirilen kısmi yeniliklerle yetinilerek müspet ilimlere dayalı yeni okullar açılmaya başlandı. Osmanlılarla eğitim- öğretim alanında yapılan bu yemlikler Batı örneğine benzetilmeye çalışılan okulların açılması şeklinde görülmüştür. Anahtar Kelimeler: III. Selim, Islahatlar, Nizam-ı Cedid, İrad-ı Cedid, Askeri Teknik Okulları, İlmiye Sınıfı, Medrese, Eğitim-Öğretim.

Sema Yeli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

II.Mahmut dönemi Islahat hareketleri

ÖZETYüksek Lisans TeziII. MAHMUT DÖNEMİ ISLAHAT HAREKETLERİRuveyda Nida YILDIRIMFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsüİslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalıİslam Tarihi Bilim Dalı2006, Sayfa: VIII+88II. Mahmut Osmanlı Devleti'nin eski gücüne kavuşması için Avrupaû tarzdaıslahatlar yapılması gerektiği görüşündeydi. Bu düşünceden yola çıkarak hemen herkurumda yenilik hareketlerine başladı.III. Selim'in öldürülmesinin ardından dağılan Nizam-ı Cedit askerinin yerineSekban-ı Cedit Ocağı'nı kurdu, fakat bu ocak yeniçerilerin isyanı ile kısa bir süre sonrakaldırıldı. On altı yıl aradan sonra Eşkinci Ocağı kuruldu. Bu ocak da bir yeniçeriisyanıyla dağılınca II. Mahmut ilerlemenin önünde bir engel olan Yeniçeri Ocağı'nıkaldırarak modern bir ordu olan Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusunu oluşturdu.Sultan Mahmut, idarû ve hukukû alanda yenilikler yapıp kamu hizmeti kavramınadarbe vuran müsadere usulünü kaldırarak kamu hizmetlerini güvenliğe kavuşturdu.Devlet teşkilatında geniş ölçüde bir iş bölümü yapılarak çeşitli nazırlıklar ve meclislerkuruldu. Modern anlamda ilk nüfus sayımı ve mülk yazımı gerçekleştirilerek,vatandaşların vermeleri gereken vergiler defterlere işlendi. Türkiye tarihinde mühim birdönüm noktası olan Kıyafet Kanunu'nu yayınladı. Posta teşkilatı kuruldu ve yurtdışıgezileri için pasaport ihdas edildi. Yarı bağımsız hale gelen ayanları ortadan kaldırarakdevlet otoritesini hakim kıldı ve valileri merkeze bağladı.Eğitim alanında da bir takım ıslahatlar yapıp ilköğretimi mecburi hale getirerekbirçok okullar açtı. İlk Resmi Gazete Sultan Mahmut devrinde yayımlandı, Avrupa'yaöğrenci gönderilmesi de yine bu dönemde gerçekleşti.İlk modern hastanenin kurulmasıyla sağlık alanında yenilikler yapılıp, bulaşıcıhastalıklara karşı karantina usulü benimsendi.II. Mahmut döneminde yapılan bütün bu ıslahatlar Tanzimat'ın ilanı üzerindemüessir oldu.Anahtar kelimeler: II. Mahmut, Islahat, Sekban-ı Cedit, Eşkinci Ocağı, Vak'a-iHayriye, Asakir-i Mansure-i Muhammediye, Meclis, Mektep, Takvim-i Vekayi,Karantina.

Ruveyda Nida Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk resimlerinde görme biçimleri (S.H.Ç.E.K. Malatya Atatürk Çocuk Yuvası örneği)

Yüksek Lisans TeziÇOCUK RES MLER NDE GÖRME B Ç MLER(MALATYA ATATÜRK ÇOCUK YUVASI ÖRNEĞ )Levent SKENDEROĞLUFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsüslam Tarihi ve Sanatları Anabilim DalıTürk - slam Sanatları Tarihi Bilim Dalı2006, Sayfa: 187Bu tezin adı, ?Çocuk Resimlerinde Görme Biçimleri?dir. 4 ana bölümden oluşantezin, birinci bölümünde; görme biçimleri, imge ve imge kökleri, sanat eğitimindeöğrenme ve sanat eleştirisi konuları ile birlikte, yaratıcılık konusu dokuz ayrı başlıkaltında incelenmiştir. kinci bölümde çocuk resmi ve çocuk resmine yaklaşım türleri veçocuğun çizgisel gelişim basamakları yaş gruplarına göre tek tek ele alınarakincelenmiştir. Dördüncü bölümde ise işlenen konular ve yaptırılan çocuk resimleri ileilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirme sonucunda çocuklarıngörme biçimlerinin gelişim süreci içerisinde nelerden etkilendiği, nasıl oluştuğukonusunda önemli sonuçlara varılmıştır.Çalışma sonunda çocuk resmini oluşturan, görme biçimleri konusunda önemlibilgiler sunan imgelerin çevresel ve duygusal köklerinin tüm yaşamsal veriler olduğusonucuna ulaşılmıştır.Çalışmada sanat ve sanat eğitiminin çocukların birer birey olarak gelişmesindeve görme biçimlerini oluşturmaları konusunda önemli tartışmalar yapılmıştır. Tezinsonunda 7-12 yaş çocukların eğitilmesinde sanat eğitiminin önemi vurgulanarakönerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sanat, sanat eğitimi, çocuk, resim, görme, imge, imgekökü, sanat eleştirisi

Levent İskenderoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ekber Şah döneminde Hindistan'da dini hayat

Tarih boyunca coğrafi konumu itibariyle devletlerin üzerinde hakimiyet mücadelesi verdiği ve birçok sömürge altına giren Hindistan'a Ekber Şah döneminde çeşitli alanlarda birçok yenilikler getirilmiştir. Ekber Şah ile birlikte gerek siyasî gerek ekonomik gerekse de dini alanda Hindistan'da yeni uygulamalar başlatılmış, Hint-Türk toplumunda uyguladığı yöntemlerle ve toplumda, eşitlik ilkesiyle sağladığı siyasî birlikle sonraki Türk hükümdarlarına örnek teşkil etmiştir. Ekber Şah'ın yapmış olduğu bu uygulamalar Hint-Türk İmparatorluğuna altın yıllarını yaşatmış olmasından dolayı önem arz etmektedir.Hindistan tarihinde önemli bir yere sahip olan Ekber Şah, reformları ve takip ettiği dinî siyaset ile ses getirmiş, ?Din-i İlâhî? adını alan eklektik bir din kurmuştur. Gerçekleştirdiği faaliyetler hem halk hem de âlimler arasında tepki gördüğü gibi taraftar da bulmuştur. Bu uygulamaları ile İslam uleması ile karşı karşıya gelmiş büyük tepkilere sebep olmuştur. Gerçekleştirdiği inkılaplar ile Hindistan'da bir çığır açmıştır.

Sinan Yalçınkaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Seyyidinnas'ın hayatı, eserleri ve tarihçiliği

İbn Seyyidinnas h.671?734/m.1273?1334 yılları arasında Memlukların başkenti Kahire'de yaşamış bir muhaddis, tarihçi, fakih, edip ve hattat olup çok yönlü bir âlimdir. İlmi çalışmalarda eserlerinden yararlanılan ancak ülkemizde fazla tanınmayan İbn Seyyidinnas'ın hayatını eserlerini ve tarihçiliğini ortaya koymaya çalıştık.Tezimiz bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte İbn Seyyidinnas'ın yaşadığı dönemde siyasi, soysal, kültür ortam ve dönemin tarihçiliği hakkında bilgi verildi. Ayrıca konunun kaynakları hakkında da bilgi verildi. Birinci bölümde İbn Seyyidinnas'ın hayatı, hocalarının ve öğrencilerinin bazıları tanıtıldı. İkinci bölümde müellifin önemli eserleri hakkında etraflıca bilgi verildi. Bazı eserleriyle ilgili kısa bilgiler vermekle yetinildi. Üçüncü bölümde eserlerinden yola çıkarak tarihçiliği, eserlerinde kullandığı metot ve başvurduğu kaynaklar tespit edilip ortaya konuldu.İbn Seyyidinnas, eserlerini Hz. Peygambere olan sevgisinden ve onun hayatının daha doğru bir şekilde anlaşılması ve bu şekilde örnek alınması için kaleme almıştır. Yazdığı eserleriyle ilk kaynaklarla kendinden sonra gelenler arasında köprü vazifesi görmüştür.Anahtar Sözcükler1.İbn Seyyidinnas2.Uyunu'l-Eser3.Siyer4.Memluklar5.Tarihçi

Nevzat Türkoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

XV. yüzyıl Memlük kaynaklarından Zubdetu Keşfu'l-Memâlik ve soyal-kültürel açıdan değerlendirmesi

[ÇETİN Şükrü], [XV. Yüzyıl Memlük Kaynaklarından Zubdetu Keşfu'l-Memâlik Ve Soyal-Kültürel Açıdan Değerlendirmesi], [Yüksek Lisans Tezi],Ankara,[2008]Bu çalışmada Garsuddin Halil b. Şahin Zahiri'nin Memlûklü devletinin kurumları ve sosyal hayatı ile ilgili olan eseri Zubdetu Keşfu'l-Memâlik'i çalışılmıştır. Bu çalışma ile.Türk İslam tarihinin bir safhası olan memlûkler dönemini anlatan çalışmayı, eser bağlamında, ilgilenenlere sunmayı arzuladık.Bu eser, memlûk tarihinin geneliyle ilgili olsa da müellifin devlet ricalinden olması münasebetiyle daha çok memlûklerin devlet teşkilatını ve işleyişini detaylandırmıştır.Kitabın müellifinin hayatını, eserlerini ve devlet kademeleri ile ilgili görevlerini çeşitli kaynaklardan araştırarak ilgilenenlerin merakına sunduk.Eserde dikkatimizi çeken ilginç isim olay ve yapıları son bölümde izahlarını yaparak çalışmamızı tamamladık.Anahtar Sözcükler1.Zubdetu Keşfu'l-Memâlik2.Garsuddin Halil bin Şahin3. Mısır ve Suriye4.Sosyal ve kültürel hayat5.Devlet Teşkilatı

Şükrü Çetin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı ordu teşkilatında akıncı ocağı

Akıncılık, Osmanlı Devletinin ilk zamanlarında kurulan ve " bu devletin kullandığı, bir çeşit hafif süvarilere verilen bir isimdir. Akmalara, hareket ve manevra kabiliyeti çok yüksek olduğu için bu ad verilmiştir. Akıncılar genellikle sınırlara yakın bölgelerde bulunur, yapılacak savaştan önce devletin isteğiyle düşman topraklarına hücum ederek bol miktarda ganimet ve esir elde ederlerdi. Düşmanlara âit yol, köprü, araziler ve onların askerî güçleri gibi hususlarda devlet için lazım olan bilgileri toplayıp devlete haber vererek istihbarat görevi yaparlardı. Böylece akıncılar, öncü birlikler olup, savaşta asıl ordudan dört beş gün önde giderek keşif hizmeti de görürlerdi. Akıncı dediğimiz bu Osmanlı süvarileri, Osman Gazinin yakın silah arkadaşları olan ünlü kumandanların neslinden devam etmiştir. Akıncılık, babadan oğula geçen bir meslek olduğu için bu ocağa akıncı sülalesinden olmayan kimseler belirli şartlara göre dahil edilirdi. Akıncılar sınır boylarında ve stratejik açıdan önem taşıyan belirli noktalardaki şehirlerde bulunurlardı. Her bir akıncı beyinin karargâhı önemli şehirler olmuştur. Akıncıların sayılan zaman azman ihtiyaca göre değişmiştir. Önceleri yüz bin kadar mevcudu bulunan akıncılar, 1595 yılında uğramış oldukları talihsiz bir yenilgi üzerine tamamen erimişler ve bundan sonra eski önemlerini kaybederek yerlerim sınır bölgelerindeki serhat kulu askerlerine terk etmişlerdir. Bu tarihten sonra ise akın hizmetleri Kırım Tatarlarına verilmiştir. Gün geçtikçe sayılan azalan akıncılar ismen bir süre daha devam etmiştir. Bir müddet devam eden Akıncı Teşkilatı, 1826 senesine gelindiğinde tamamen kapatılmıştır.

AkıncılarAskeri teşkilatOrdu+1
Arif Koday
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

6/702 numaralı şer`iye mahkemesi sicil ilamları

ÖZET 6/702 NUMARALI ÜSKÜDAR ŞER'İYYE MAHKEMESİ SİCİL i'LAMLARI MUSTAFA KIRMIZIGUL Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı İslâm Tarihi Bilim Dalı İncelediğimiz 6/702 numaralı Üsküdar Şer'iyye Mahkemesi Sicil i'lâmat Defteri: H.1289-1290/M.1872-1873 villan arasında Üsküdar Merkez ile ona bağlı kasaba ve köylerde vuku bulan adli vakalara ait mahkeme kararlarıyla ilgili Hamlan kapsamakladır. Bu çalışmamızda öncelikle Osmanlı Devletinde mahkeme, kadı, şer'iyye sicilin ı ve i'lâm'lar hakkında bazı bilgiler verdik. Sonra sicil içindeki belgelerin özetlerim v<- transkripsiyonunu verdik,. Son olarak da konuların kısa bir değerlendirmesini yaptık. Çalışmamıza konu olan yıllar arasında Üsküdar, Anadolu Kadı Askerliğine bağlı bir kaza merkezi idi. Devirdeki nüfusunu kesin olarak bilemediğimiz Üsküdar'da, sicil i'lâm defterimizdeki kayıtlarda 2 kasaba, 1 nahiye ve 12 köy adı geçmektedir. Şehir merkezindeki halk genellikle ticaret ve gündelik işçiliklerle geçimlerin/ temin ederken, köylerde yaşayan ahalinin toprağa dayalı çiftçilik ve rençperliklerle iştigal ettiklerini görmekteyiz. Ayrıca Üsküdar, Anadolu ile Başkentin arasında bir ><>! güzergahı olduğu için o devirde de önemli bir merkez idi. Yine tezimize konu olan defterin incelenmesinden Üsküdar'da gayr-i Müslim tebaayla Müslümanlar aynı yerleşim merkezlerinde yaşadıkları ve aralarında bireysel adi vakalar dışında siyasi davalara rastlanmamıştır.

19. yüzyılAskeri yapıKadılık kurumu+7
Mustafa Kırmızıgül
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Ca'fer-i Tayyâr - Rehber-i Gülistân (İnceleme-metin-dizin)

Bu tez çalışmasında, İslami edebiyatın önde gelen şairlerinden Sa'dî-i Şîrâzî'ye ait Farsça Gülistân eserine yapılmış son dönem şerhlerinden Ca'fer-i Tayyâr'ın Rehber-i Gülistân adlı Türkçe eseri ilmî usullere uygun olarak incelenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada, şerh edebiyatının son dönem eserlerinden olan bu eseri bilim dünyasının istifadesine sunmak ve bu alanda yapılacak çalışmalar için kaynak metin oluşturmak amaçlanmıştır. Çalışmada, mevcut bilgiler sınırlı da olsa arşiv kaynaklarından ve son dönemde yapılan akademik çalışmalardan hareketle Gülistân şârihi Ca'fer-i Tayyâr'ın hayatı ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonra üzerinde çalışılan bu eserin içeriği, tercüme ve şerh usulü hakkında incelemelerde bulunulmuştur. Matbu bir metin olan bu eseri yeni harflere aktarırken tam transkripsiyon yapmak yerine sadece ayn, hemze, uzun ünlüler ve terkipli okumalar gösterilmiştir. Son bölümde ise araştırmacılara kolaylık sağlamak amacıyla eserdeki belli başlı kelime ve kavramları, kişi, eser ve yer adları gibi özel isimleri içeren bir dizin oluşturulmuştur.

Cafer Tayyar EfendiGülistanSa`di-yi Şirazi+2
Osman Şenlik
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Eyyûbîlerin Zengîlerle münasebetleri (1131-1225)

Sünni inanç çerçevesinde Eyyûbîleri ve Zengîleri yan yana getiren temel stratejik hedef; bölgede bulunan Frenklerin varlığını sonlandırmak, Fâtımîleri ortadan kaldırmak ve Bizanslıları İstanbul'dan atmaktı. İmaduddin Zengî, Frenklere karşı yürüttüğü mücadelede Türklerin yanı sıra Kürtlerden de yararlanmak istiyordu. İmaduddin; Hakkâri ve Humeydiyye başta olmak üzere Erbil çevresinde bulunan Kürt aşiretlerini de ordusuna katarak bu güçlerden alabildiğince istifade etmeyi başardı. İmaduddin, Necmeddin Eyyûb'un maiyetinde bulunan Kürt birliğini de yanına alarak bu işi tamamladı. Bu temel üzerine;Türkler, Kürtlerle iş birliğine giderek birçok başarının altına imza attı. Araştırmamız giriş ve üç bölümden meydana gelmekdedir. Giriş kısmında tezin konusu ve kapsamı, tezin sınırlıkları, tezin amacı, tezin önemi, tezin yöntemi, Zengî ve Eyyûbî hanedanları hakkında genel bilgiler aktarılmıştır. Birinci bölüm, Zengîler himayesinde Eyyûbîler, Eyyûbilerin İmaduddin Zengî ve Oğlu Nûreddîn Zengî nezdinde üstlenmiş oldukları görevler, onlar adına katıldıkları askeri faaliyetler ve yürütmüş oldukları diplomatik çabalardan oluşmaktadır. İkinci bölüm, Selahaddin-i Eyyûbî döneminde Nûreddîn Zengî ile Selahaddin-i Eyyûbî, Selahaddin-i Eyyûbî ile Melik Salih, Melik Salih'in ölümü sonrasında Eyyûbîlerle Zengîler arasında Kuzey Suriye el-Cezîre bölgeleri üzerinde iktidar mücadelesi ve Eyyûbîlerin mücadele sonucu Zengîleri kendine bağlamasıyla iki hanedanın birlikte Frenklere karşı yörütmüş oldukları savaş konusunu irdelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Selahaddin-i Eyyûbî sonrası Eyyûbî Zengî ilişkileri başlığı altında, Melik Adil ve oğlu Melik Eşref dömemleri ele alınmıştır.

Esaduddin ŞirkuhEyyubilerEyyubiler Devleti+7
Şükrü Erdoğan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eyyûbî Melik'i en-Nâsır Dâvûd'un hayatı ve siyasî faaliyetleri

Melik Muazzam'ın en büyük oğlu olan Melik Nâsır Dâvûd, babasının ölümü üzerine 624/1227 yılında Dımaşk Melik'i olmuştur. Amcaları ile yaşamış olduğu ihtilaflardan dolayı Dımaşk Melikliği serüveni kısa sürmüştür. 626/1229 yılında yaklaşık yirmi yıl sürecek olan Kerek Emîrliği dönemi başlamıştır. Melik Nâsır Dâvûd, Kerek dönemi boyunca bilhassa Dımaşk ile birlikte babasının topraklarını geri almak için hanedan üyeleri ile yoğun ve uzun bir mücadeleye girişmiştir. Bu süreçte hakimiyeti altında bulunan Filistin'in koruyuculuğunu da yapmış ve Kudüs'ü Frenklerden temizlemiştir. Siyasî kişiliğinin yanı sıra ilmi ve edebi kişiliği ile öne çıkan Melik Nâsır Dâvûd, Kerek'i alimlerin, ediplerin, filozofların uğrak yeri haline getirmiştir. Melikliği boyunca birçok hayal kırıklığı ve ihanet ile karşılaşan Melik Nâsır Dâvûd'un yaşadıkları kimilerine göre öngörü eksikliği kimilerine göre ise talihsizliktir.

Muhammed Temizkan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Endülüs Emevî Devleti'nde Âmirî Hükümranlığı(976-1008)

Müslümanlar 8. asırdan 15. asra kadar İber Yarımadası'nda varlığını sürdürmüştür. (976-1008) ve (1021-1094) yılları arasında varlığını sürdüren Âmirîler, birçok alanda belirleyici etkileri olmuştur. İbn Ebû Âmir el-Mansûr'un hâcib olmasıyla Âmirî otoritesi Endülüs Emevî Devleti'nde etkisini göstermiştir. İbn Ebû Âmir el-Mansûr'un II. Hakem'in vefatından sonra yerine geçen II. Hişâm'ın çocuk oluşundan faydalanıp devletin en yetkili idarecisi olmuştur. O kendisine rakip olabilecek Ca'fer b. Osman el-Mushafî ve Gâlib b. Abdurrahman gibi güçlü siyasi rakiplerini bertaraf etmiştir. İbn Ebû Âmir, hacibliği döneminde iç siyasi tehlikeleri ortadan kaldırarak otoritesini güçlendirmiştir. İbn Ebû Âmir, Endülüs Emevî Devleti'nde kurumsal olarak ıslahatlar yapmıştır. O kendi yönetim merkezini mevcut Medînetüzzehrâ sarayından çekerek inşaa ettirdiği Medînetüzzâhire sarayına taşımıştır. Yine ordu içinde Arap ve Berberî unsurların yapısında değişikliğe gitmiştir. Orduda istikrar sağladıktan sonra Hıristiyan İspanyol krallıklara başarılı seferler düzenleyerek dış siyasettede hâkimiyetini göstermiştir. İbn Ebû Âmir'in vefatından sonra yerine geçen ilk oğlu Abdülmelik b. Mansûr, hacibliği döneminde babasının izinden gitmiştir. Kısa süre içinde vefat eden Abdülmelik'in yerine gelen Abdurrahman b. Mansûr, hacibliği süresince başarısız bir yönetim sürmüştür. Onun benimsediği yanlış siyasi yönetim Endülüs Emevî Devleti'ni yıkıma götürmüştür. Devlet'in yıkılışıyla beraber Âmirî ailesi Mülûkü't-tavaif döneminde varlığını çeşitli bölgelerde dağınık şekilde sürdürmüştür.

Endülüs Emevileriİslam tarihi
Ramazan Dağlı
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ubeydullah b. Abbas'ın hayatı ve siyasi kişiliği

Ubeydullah b. Abbas, Allah Resûlü'nün amcası Hz. Abbas'ın oğlu olup Hz. Peygamber zamanında doğmuştur. Çocukluğunda Hz. Peygamber ile vakit geçirme şerefine nail olan Ubeydullah, Hz. Peygamber'in vefatında on iki yaşında genç bir sahâbîydi. Müslüman oluşu hakkında pek bir bilgi olmamakla birlikte o ve kardeşlerinin, babaları Hz. Abbas ile birlikte İslâm'a girdiği düşünülmektedir. Ubeydullah b. Abbas, Araplar arasında cömertliği ile tanınmıştır. O, eline geçen her şeyi paylaşmayı seven ve başkalarını kendi nefsine tercih eden biriydi. Ubeydullah, sık sık kurbanlar keserek çevresindekileri doyurmuş ve ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmuştur. Bu yüzden Ubeydullah'ın cömertliği Araplar arasında zamanla darb-ı mesel haline gelmiş ve kendisine "Teyyârü'l-Furât" yani "Fırat Nehri'nin Akıntısı" lakabı verilmiştir. Ubeydullah b. Abbas, Hz. Osman'ın vefatının ardından siyaset hayatında etkin rol oynamıştır. Ubeydullah, İslâm öncesi dönemde başlayıp Allah Resûlü döneminde kısmen sükûnete eren ve Hz. Osman'nın halifeliğinin sonlarında tekrar alevlenen Emevî-Hâşimî çekişmesinde Hz. Ali'nin yanında yer almıştır. Hz. Ali'nin vefatının ardından Kûfelilerle görüşüp Hz. Hasan'a biat etmelerini sağlamıştır. Hz. Hasan'ın halifeliği zamanında Ubeydullah, ordu komutanlığına getirilmiştir. Ancak Ubeydullah'ın Hz. Hasan'ı bırakıp Muâviye'nin tarafına geçmesi, tartışmalara sebep olmuştur.

Cansel Güzel Oskan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Emevî veliahtlarının yetiştirilmeleri

Emevî Devleti kurucusu Muâviye'nin kendisinden sonra oğlu Yezîd'i veliaht ilan etmesiyle yönetim şekli veraset usulüne dönüşmüştür. Muâviye'nin başlattığı bu sistem kendisinden sonra gelen diğer halifeler tarafından da uygulanmıştır. Veliaht tayin edilen kişilerin halk tarafından benimsenmesi için eğitime tabi tutuldukları, idari ve askeri görevlerde bulundurularak tecrübe kazandırılmaları sağlanmıştır. Veliahtların yetiştirilmesi için çevresel şartlar önemsenmiştir. Veliahtların Arapçayı doğru bir şekilde telaffuz etmesi, şiir ve edebiyatta iyi bir konuma gelmesi için çöle gönderilmiştir. Veliahtların aldıkları eğitim, yönetimsel ve askeri görevlerde bulunmaları onların hilafet dönemlerini etkilemiştir. Veliaht ilan edilen bazı adaylar eğitim almalarına rağmen yaşlarının küçüklüğü ya da vefatları sebebiyle halife olamamıştır. Genel olarak halifeler veliaht adayı olan çocuklarını özel bir eğitime tâbi tutmuş ve bu eğitimi yakından takip etmiştir. Halifeler veliahtların yetiştirilmesi için dönemin önemli hocalarını görevlendirmiştir. Halifeler kendi ilgi duydukları alan ve faaliyetleri tayin ettikleri veliahtların da ilgi duymasını sağlamıştır.

Veliahtlık
Sümeyra Yetkin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Milaslı Gad Franko'nun "Muallimlere İrfan ve Terbiye Bahisleri" adlı eserinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Milaslı Gad Franko, öğretmenlik deneyimlerinden ilham alarak "Muallimlere İrfan ve Terbiye Bahisleri" adlı eseri kaleme almıştır. Eserinde, öğretmenlerin öğrencilere, velilerin çocuklara nasıl yaklaşması gerektiği konularına odaklanmıştır. Ayrıca, öğrencilerin ve çocukların yaşlarına uygun olarak "ne ve nasıl" öğrenmeleri gerektiği gibi temel konulara da değinmektedir. Kitap, ideal bir okulun fiziksel koşulları ve müfredatı gibi önemli konuları da ele almaktadır. Eser, öncelikle "İfade-i Mahsusa" bölümüyle, kitabın yazılma sebebini açıklığa kavuşturarak başlamaktadır. "Medhal" kısmıyla içeriğini sıralamakta, "Tarifat" faslıyla ise açıklamalara yer vermektedir. Eser, içerik itibariyle üç bölümden oluşmaktadır. Eserin ilk bölümü, "Terbiye-i Bedeniyye" başlığı altında insan sağlığıyla ilgili genel bilgiler sunmaktadır. İkinci bölüm, çocuğun düşünce dünyasının nasıl eğitileceğini ele alarak "Terbiye-i Fikriyye" başlığı altında çeşitli konuları işlemektedir. Bu bölümde hissiyatın terbiyesi, hatıranın terbiyesi, kuvve-i hayaliyye, kuvve-i ta'mimiye ve kuvve-i tecridiye, kuvve-i muhakeme, kuvve-i kıyasiyye ve kuvve-i mümeyyize başlıkları bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise "Terbiye-i Ahlakiyye" başlığı altında ahlak eğitimine odaklanılmıştır. Bu bölümde, huy ve karakter eğitimi, ahlaki hassasiyetler, temayülat-ı ictimaiyye, temayülat-ı aliye, terbiye-i iradiyye ve i'tiyad ve itaat gibi konular uzun uzun tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler Gad Franko, İrfan, Terbiye, Beden Eğitimi, Düşünce Eğitimi, Ahlak Eğitimi

Arzu Güzel Toprak
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eyyubi- Harizmşah ilişkileri

Eyyûbîler ve Harzemşahlar arasında I. Melik Âdil döneminde başlayan ilişkiler, Cezire meliki Eşref Musa döneminde Celâleddin Harzemşah'ın Ahlat'ı kuşatmasıyla çatışmaya dönüşmüştür. Ahlat şehrinde yaşananlardan sonra Eyyûbîler ve Anadolu Selçukluları birleşerek Yassı Çimen'de Celâleddin Harzemşah'ı yenmiştir. Celâleddin'in, Moğol saldırısı sonrasında kaçarak Meyyâfârîkin civarında öldürülmesiyle başıboş kalan Harzemşahlar önce Anadolu Selçuklularının sonrasında Eyyûbîlerin hizmetine girmiştir. Melik Salih Eyyûb'un hizmetine giren Harzemşahlar, Cezire, Halep ve Dımaşk'ta Eyyûbîler ile çatışmışlardır. Çatışmalardan dolayı çıkan kargaşa sonucunda bölge istikrarsız bir sürece girmiştir. Şam Eyyûbîleri ile girdikleri Savaşta yenilen Harzemşahlar bir süre sonra Meyyâfârîkin Eyyûbîleri ile ittifak kurarak Halep Eyyûbileriyle tekrar karşılaşmış ve yenilmişlerdir. Salih Eyyûb'un çağrısı üzerine Filistin bölgesine giden Harzemşahlar, Şam Eyyûbîleri-Haçlı ittifakı sonrasında Haçlılara verilen Kudüs'ü almışlardır. Mısır Eyyûbîleri ile Gazze/ La Forbie savaşında Şam- Haçlı ittifakına karşı mücadele ederek başarılı olmuşlardır. Akabinde Salih Eyyûb'un talimatıyla Dımaşk kuşatmasına katılarak şehri Salih İsmail'den almışlardır. Daha sonra Salih İsmail ile ittifak kurarak Dımaşk'ı ikinci defa kuşatmışlardır. Bölgede çıkardıkları kargaşadan bıkan Halep-Humus Eyyûbîleri birleşerek Kassab/Humus savaşında Harzemşahları yenmiştir. Bu yenilgi sonrasında tamamen dağılan Harzemşahlar bölgedeki devletler ve Moğolların hizmetine girerek onlarla karışmıştır.

Amber Karataş
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nin yıkılmasında misyonerlik faaliyetlerinin etkileri (1839-1923)

?İncil'i öğretme, Hıristiyan olmayanları bu dine kazandırmafaaliyetleri? olarak ele alınan misyonerlik konusu bugün de gündemdeki yerinikoruyan bir husustur. Bu çalışma; misyonerlik faaliyetlerinin OsmanlıDevleti'nin yıkılmasına olan etkilerini ele alan bir araştırmadır.Osmanlı Devleti'nin Batı ülkeleri karşısında zayıflamayabaşlaması ve Batılı emperyalist güçlerin Osmanlı'ya karşı üstünlüğü elegeçirmesine paralel olarak misyonerlik faaliyetleri artmış, özellikle XIX.yüzyılda zirveye çıkmış, misyonerler bu dönem için ?altın çağ? ifadesinikullanmışlardır.Misyonerler bu dönemde özellikle, Ermeni, Rum, Bulgar,Süryani ve Nasturi gibi azınlıkları hedef kitle olarak seçmişlerdir. Osmanlıtopraklarında yüzyıllardır barış içinde yaşayan azınlıklar, misyonerlerinyapmış olduğu çalışmalarla, birer birer bağımsızlık mücadelesine girmişler,devletin parçalanmasında etkili olmuşlardır.Misyonerlerin çalışmalarında en fazla öne çıkan unsur,?yabancı okullar?dır. Misyonerleri en fazla destekleyen ülkelerin başındagelen Amerika ve İngiltere ile birlikte Rusya, Fransa gibi devletler Osmanlıtopraklarında açmış oldukları okullarla, azınlıklar üzerinde büyük bir tesiroluşturmuşlardır. Misyonerlerin çalışmaları neticesinde Osmanlı Devleti,Bulgaristan, Yunanistan, Filistin, Irak, Mısır, Suudi Arabistan, Yemen veSuriye'yi kaybetmiştir. ?Millet-i Sadıka? olarak adlandırılan Ermeniler,misyonerlik çalışmalarının etkisiyle devlete karşı ayaklanmışlardır.Misyonerlik faaliyetleri, dinû amaçlı çalışmalar olmaktan öte,Osmanlı Devleti'nin aleyhine, Batılı ülkelerin lehine siyasû, coğrafû, sosyal,ekonomik ve kültürel sonuçlar doğurmuştur. Bu çalışmalar neticesindeOsmanlı Devleti'nin, millet bütünlüğü kaybolmuş, yıkılma süreci hızlanmıştır.Misyonerlik faaliyetlerine karşı Osmanlı Devleti zaman zamantedbir alma girişimlerinde bulunmuş, düzenlemeler yapmış, ancak butedbirler tam manasıyla istenilen sonucu vermemiştir.

Mustafa Akyul
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Resul Caferyan'ın Siyasi İslam Tarihi (Siyer), Cafer Subhani'nin Ebediyet Nuru (Siyer) eserlerinin bilgi kaynaklarının tahlili

Bu araştırmamızda Hz. Peygamber'den sonra oluşmuş ve temelinde`hilafet' meselesi olduğu şeklinde karşımıza çıkan `Şûa'nın siyer alanında ki Ehl-iSünnet'e göre farklılıklarını tespit etmeye çalıştık. Bu bağlamda temel aldığımıziki eserde de şunu görüyoruz ki, Şûa'nın kendini üzerine bina ettiği görüş,düşünce ve rivayetler ön planda tutulmuştur. Ağırlıklı olarak Sünnû kaynaklarkullanılmış, kendi kaynaklarını ise daha çok olayları kendi görüşleridoğrultusunda aktarmak istedikleri yerlerde kullanmışlardır. Bazen de kullanılanSünnû kaynaklar olayları tam ve ojektif olarak nakletmemekle eleştirilmiştir.Şiûler, Resulullah'in hayatını kutsal değerlendirmişler ve Hz.Peygamber'inmasumiyetini konunun temeli yapmışlardır. Ancak bu masumiyet anlayışını herkonuda gösteremedikleri de ortaya çıkmaktadır. Abese sûresinde ki Hz.Peygamber'e yapılan uyarıyı Velid b. Muğire'ye yapıldığı şeklinde tevil ederken,`Ey Peygamber, bildir sana rabbinden indirilen emri' (Maide 67) âyetini iseHz.Peygamber'e bir uyarı olarak değerlendirmişlerdir.Ancak Şiû'lerin olaylara farklı bir görüş açısından bakmaları, konularındaha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır. Hz. Peygamber(s.a.v.)'in sütanneyeverilmesi olayı gibi. Mekke'yi idare eden bir kişinin torunu yoksul olamazdı.Bu yönüyle Şiû'lerin `siyer' alanına çok faydalı bir bakış açısıkazandırdıklarını söyleyebiliriz. Böylece Hz.Peygamber'in hayatı daha iyiaraştırılacaktır. O'nun yolundan gitmek isteyenler de bu yolda ki rehberlerini çokdaha iyi tanıyacaklardır.

Selim Çelik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Abbasîler döneminde Herseme b. Ayen'in siyasî faaliyetleri

Herseme b. A''yen askerî ve siyasî anlamda Abbâsî Devleti'ne katkı veren önemli şahsiyetlerden biridir. Herseme, yaşadığı dönemdeki Abbâsî halifeleri tarafından yönetim ve askeri alanda birçok önemli görevlere tayin edilmiş, kendisine verilen bu görevleri başarılı bir şekilde yerine getirmiştir. Özellikle Hârûnürreşîd döneminde birçok isyanı bastırmış ve Abbâsî Devletinin birçok bölgesinde valilik görevinde bulunmuş; Emîn ve Me'mûn arasında cereyan eden savaşta Me'mûn'un yanında yer alıp Emîn'e karşı savaşmıştır. Me'mûn döneminde Fars asıllı vezir Fazl b. Sehl'in halife'nin arkasından çevirdiği olayları ve fitneleri Me'mun'a haber vermek istemişse de Fazl, ondan önce Me'mûn'la görüşmesinde Herseme'nin devlet için bir tehdit olduğunu söyleyerek gözden düşmesini sağlamıştır. Halife kendisiyle görüşmeye gelen Herseme'ye kötü davranmış ve onun hapse atılmasını istemiştir. Herseme'den hoşlanmayıp ona karşı düşmanlık besleyen Fazl b. Sehl tarafından hapiste öldürülmüştür. Herseme b. A'yen Abbâsîler'in ilk asrında siyasi ve askeri anlamda önemli bir figür haline gelmiştir. Özellikle Abbâsî Devleti'nin sınırları içinde yer alan bir bölgede başkaldırı veya bir problem ortaya çıktığında akla gelen ilk isimlerden olmuştur. Bunun nedeni askeri ve siyasi başarısının yanı sıra görev yaptığı bölgelerde halka güzel muamelede bulunarak halkın gönlünü kazanmış ve halk tarafından sevilen bir şahsiyet olmuştur.

Hüseyin Güç
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Büsr b. Ebû Ertât'ın hayatı ve tarihsel kişiliği

Hz. Peygamber'in (sav) vefatına yakın bir zaman diliminde doğan Büsr b. Ebû Ertât, İslam'a hizmet noktasında pek bilindik bir aileye mensup değildir. Yaşının küçük oluşu itibariyle de ferdî açıdan da pek tanınmamıştır. Bilhassa gençlik yıllarında seferlere katılan Büsr b. Ebû Ertât, bir asker olarak mevcut otoritenin emrinde görev yapmış, zamanla askerî becerilerinden ötürü yavaş yavaş tanınmaya başlamıştır. İlk iki halife döneminde kendisi hakkında pek fazla bilgiye ulaşılamamıştır. Hz. Osman ve Hz. Ali döneminde yavaş yavaş ön plana çıkan Büsr, bu süreçte Hz. Osman'a karşı büyük bir muhabbet beslemiş, Hz. Osman'ın katledilmesinden sonra, aşırı taraftarlığıyla Hz. Osman'ın kan talebinde bulunan Muâviye b. Ebû Süfyân'a destek vererek yanında yer almıştır. Sıffîn Harbi'nde Hz. Ali'ye karşı cephe almış, Muâviye lehinde görevlerde bulunmuş ve onun yanından ayrılmamıştır. Büsr b. Ebû Ertât bu dönemde Muâviye'ye itaatiyle ön plana çıkmış ve Muâviye karşıtlarına karşı pek acımasız olmuştur. Özellikle askerî alanda birçok başarıya imza atarak etkin bir şahsiyet haline gelmiştir. Büsr b. Ebû Ertât'ın biyografisini ele aldığımız bu çalışmada, onun hayatı ve tarihsel kişiliği dönemin şartlarına uygun bir şekilde ele alınarak işlenmeye çalışılmıştır.

Orhan Bahtiyar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlk dönem Müslüman Bizans ilişkilerine oryantalist yaklaşımlar (Temel İslâm Tarihi kaynakları bağlamında)

Bu çalışma erken dönem Müslüman-Bizans ilişkilerini oryantalist yaklaşımlar çerçevesinde incelemekte olup Müslüman Bizans ilişkilerinin başlangıç ve gelişim süreçlerini ortaya koymayı, oryantalistlerin bu ilişkileri ele alma biçimlerini irdelemeyi, ele aldıkları rivayetlerin İslâm Tarihi kaynaklarıyla ne düzeyde örtüştüğünün tespiti ve nasıl bir peygamber imajı ortaya koymaya çalıştıklarını ele almıştır. Tezimiz giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Tezimizin giriş bölümünde araştırmamızın amacı, önemi, yöntemi ve kaynakları hakkında bilgi verildikten sonra Oryantalizm kavramı ve Oryantalizmin tarihi kısaca ele alınmıştır. Ardından İslamiyet öncesi Arap-Bizans münasebetleri ile Bizans ve Persler arasında senelerce süren savaşlar ve bu savaşlar sonucu Bizans İmparatorluğu'nun galibiyetini haber veren, Hz. Peygamber'in Mekke döneminde nazil olan Rûm suresinin ilk beş ayeti ele alınmıştır. Çalışmamızın birinci bölümünde Hz. Peygamber'in Bizans İmparatorluğu hükümdarı ile diğer Bizans'a bağlı devlet ve kabilelerin yöneticilerine İslâm'a davet amaçlı gönderdiği mektuplar yer almaktadır. Bizans ile ilişkilerin başlangıcı sayılan bu mektuplar kimi oryantalistlerce yok sayılmış kimileri tarafından da başka gerekçeler ile yazıldığı iddia edilmiştir. Oryantalistlerin bu mektuplar hakkındaki iddiaları incelenerek anlatılanların İslâm tarihi kaynaklarıyla ne düzeyde örtüştüğü bu bölümde ele alınmıştır. Tezimizin ikinci bölümünde ise Müslümanlar ile Bizans İmparatorluğu arasında gerçekleşen Mûte, Tebük gazveleri ve Üsâme b. Zeyd seriyyesi ele alınmıştır. Müslüman-Bizans savaşlarının oryantalist literatürde ele alınış şekli, Hz. Peygamber'e yönelik askeri bir kimlik inşa etme çabaları analiz edilerek, bu yorumların tarihsel kaynaklarla uyumu değerlendirilmiştir. Bu inceleme, erken dönem İslâm-Bizans ilişkilerinin ve Hz. Peygamber'in siyasi ve askeri rolünün daha iyi anlaşılmasına katkı sunmayı amaçlamaktadır.

BizanslılarMüslümanlarSavaş
Ümmühan Direk
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Artuklular döneminde Diyarbakır

Malazgirt Savaşı'ndan sonra kurulan Artuklu beyliğinin önemli kollarından biri olan Hısnıkeyfâ Artukluları'nın önemli şehirlerinden biri de Diyarbakır'dı. Diyarbakır, Artuklu hâkimiyeti döneminde yalnız siyasi alanda değil aynı zamanda ekonomik, sosyal, mimarî, ilmî ve kültürel alanlarda da önemli bir yer olmuştur. Artuklu hükümdarlarının halkın huzurlu bir şekilde yaşaması için vergileri düşürüp üretimi arttırmasıyla şehir, bu dönemde ekonomik refaha kavuşmuştur. Hükümdarların Müslüman olmayan halklara karşı siyasi ve ekonomik konularda adil davranmaları şehirde sosyal alanda birlik ve beraberlik sağlanmıştır. Bu dönemde yapılan eserler bugünkü Diyarbakır şehir kimliğinin oluşması üzerinde kalıcı etkiler bırakmıştır. Artuklular döneminde şehirde yapılan camiler, medreseler, burçlar, köprüler ile şehir bayındır bir hale getirilmiştir. Hükümdarların ilme önem verip âlimleri koruması sayesinde Diyarbakır bu dönemde ilmî açıdan da önemli bir merkez olmuştur. Cezerî'nin Diyarbakır Artuklu Sarayında yirmi beş yıl hizmet vermesi, dinî inanışı ne olursa olsun hükümdarların âlimlere büyük bir saygı göstermesi ile şehir dönemin önemli ilim merkezlerinden biri olmuştur. Artukluların Diyarbakır'daki hâkimiyeti Timur'un şehri yağmalayarak ele geçirmesiyle son bulmuştur.

Esengül Yıldırım
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı'nın son döneminde kamuoyunun Afganistan hakkındaki bilgi kaynaklarının tahlili

Osmanlı Devleti'nin son yıllarında Afganistan üzerine çeşitli eserler yazılmış, gazetelerde haberler yer almış, pek çok makale kaleme alınmıştır. Bunların özellikle ikinci meşrutiyet döneminde yoğunlaştığı görülmüştür. Osmanlı'nın son dönemindeki eserler ve yazılar ayrı ayrı incelendiği gibi, Osmanlı Devleti ? Afganistan münasebetleri, Osmanlı kamuoyunun Afganistan ilgisi, bu ilginin nedenleri, ilgi alanları ve iki ülke arasındaki ilişkinin diğer milletler üzerine etkileri bu eserler ve yazılar temel alınarak ayrıca incelenmiştir. Afganistan hakkında genel bilgiler, Afganistan'a duyulan muhabbet hissi, Afganistan'ın hilafete olan bağlılığı, Afganistan'daki kanun ve düzenlemeler, terakkiyat, kabileler arasındaki parçalanmışlık ve savaşlar ele alınan temel konular olarak tesbit edilmiştir. Osmanlı ve Afgan halklarının birbirlerine olan muhabbetinin derecesi, kaynağı, nedenleri ve diğer toplumlar üzerine etkilerinin tesbiti çalışmamızın temel amacını oluşturmaktadır. İki devletin de Sünni Müslüman kimliği, Afganistan'ın topraklarında geçmişte yaşamış Türk devletleri ve Afganistan'daki Türk varlığı bu muhabbetin temelini oluşturmaktadır. İki toplum da birbirlerini karşılıksız sevmekte ve birbirlerine destek olmaktadırlar. Ancak bu muhabbetin kesinlikle diğer toplumlar üzerinde olumsuz bir etkisi görülmemiştir

Hasan Koç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Râşid Halifeler dönemi cami ve camilerin çoklu fonksiyonu

Râşid Halifeler zamanında, genel olarak cami ve mescitler ile ilgili Hz. Peygamber'in sünneti takip edilmiştir fakat ihtiyaç halinde Kur'an ve sünnetin ruhuna aykırı olmayacak şekilde bazı değişikliler de yapılmıştır. Bu değişiklikler hem mimari hem de işlevsel yönden olmuştur. Bu dönemde Müslümanların ibadetlerini icra etmelerinin yanında aynı zamanda eğitim ve idare merkezi olan Mescid-i Nebevi cemaate yetersiz gelince, genişletilmiş ve ilk defa zeminine çakıl taşları döşenip hasır veya keçe serilmiştir. İçinde Kâbe'nin bulunduğu Mescid-i Haram'ın çevre duvarı da ilk defa Râşid Halifeler zamanında yapılmıştır. Râşid Halifeler Döneminde var olan camilerin restore edilip genişletilmesinin yanında birçok şehirde yeni camiler de inşa edilmiştir. Mekke ile Medine'den sonra Müslümanların üçüncü ziyaret mekânı olarak kabul edilen Mescid-i Aksâ Râşid Halifeler zamanında inşa edilmiştir. Bu dönemde Kûfe, Basra, Musul ve Fustat gibi yeni kurulan şehirler cami merkezli ve her yönüyle cami odaklı kurulmuştur. Râşid Halifeler döneminde Irak, Filistin, Suriye, Mısır, Cezire, Azarbaycan, İran, Horasan vb. fethedilen yeni bölgelerde, sayıları binlerle ifade edilen cami ve mescitler inşa edilmiştir. Râşid Halifeler döneminde önceden var olan ve yeni inşa edilen camiler önemli fonksiyonlar icra etmişlerdir. Bu dönemde camiler ibadi, eğitsel, siyasi, idari, mali, adli, sosyal, kültürel vb. birçok alanda işlev görmüştür. Camilerde namazların cemaatle kılınması ile birlikte ders halkaları da oluşturulmuş ve eğitim öğretim faaliyetleri yürütülmüştür. Ayrıca siyasi, askeri, idari, adli ve mali işler camilerde icra edilmiş ve camiler birer hükümet merkezi gibi iş görmüştür. Etrafında kurulan çarşı ve pazarlarla o dönemde yediden yetmişe her Müslümanın uğrak yeri olan camiler, aynı zamanda önemli sosyal ve kültürel fonksiyonlar da icra etmişlerdir. Anahtar Sözcükler İslam Tarihi, Râşid Halifeler, Cami, Mescit, Fonksiyon

Mehmet Ulu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Fatih dönemi Osmanlı-Akkoyunlu ilişkileri

Bu çalısmada, Osmanlı Devleti'nin Fatih döneminde Akkoyunlu Devleti ile olan siyasi mücadelesi ve sosyal iliskileri ele alınmaya çalısılmıstır. Bu iki devlet, Anadolu'da siyasi üstünlük saglama istekleri sebebiyle karsı karsıya gelmistir.Akkoyunlu Devleti, Osmanlı karsında basarılı olmak için bazı devletlerle ittifak olusturmaya çalısmıstı. Diger taraftan Osmanlı da, Akkoyunlu Devleti'nde yasanan taht mücadelelerinde taraf olarak siyasi etkinlik kurmayı amaçlamıstı. Bunun yanında Osmanlı Devleti, kimi nedenlerle Akkoyunlu Devleti'nden kaçan üst düzey kisilerin kendisine sıgınmasına da izin vermistir. Tüm bu karsı karsıya gelmelerin neticesinde iyiden iyiye gerilen iliskilerin kaçınılmaz sonucu olarak Otlukbeli Savası meydana gelmistir. Bu savasın baslangıç safhasında Akkoyunlular üstünlük saglamıs olsa da, güçlü Osmanlı ordusu savası ezici bir üstünlükle galip bitirmeyi basarmıstır. Savası kazanmakla Osmanlı Devleti, doguda kendisi için ciddi bir tehdit unsurunu ortadan kaldırmıstır. Akkoyunlu Devleti açısından da Otlukbeli Savası dagılma sürecinin baslangıç noktası olmustur. Bu iki devletin aynı ırka ve dine mensup olmaları ve aynı cografi bölgede yer almaları kültürlerinin de büyük ölçüde benzer olmasını saglamıstır.

Haydar Koç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Hüseyin Ragıp'ın "İptidaîlerde Türkçenin Usûl-i Tedrîsi" adlı eserinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Ülkemizde, ilkokul ve ortaokullarda "Türkçe", liselerde ise "Türk Dili ve Edebiyatı" adıyla verilen dersler, farklı başlıklara sahip olsa da ortak bir amaca hizmet etmektedir. Bu derslerin temel amacı, öğrencilerin konuştukları dili iyi bilmelerini, doğru ve etkili bir şekilde kullanmalarını ve bu kazanımlarıyla eserler ortaya koyabilmelerini sağlamaktır. Ders içerikleri incelendiğinde, dil bilgisi, okuduğunu anlama, çeşitli metin türleri, görseller, etkinlikler, konu tekrarları ve değerlendirmeler gibi unsurların yer aldığı görülmektedir. Ancak, literatür araştırmaları sonucunda, günümüzde kullanılan Türkçe kitaplarının tarihsel süreç içinde nasıl şekillendiğine dair yapılan çalışmaların oldukça sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, bu eksikliği gidermeye katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. "Hüseyin Ragıp'ın 'İptidailerde Türkçenin Usul-i Tedrisi' adlı eserinin Transkripsiyonu ve Değerlendirilmesi" başlıklı bu çalışmada, Türkçenin çocuklara hangi eğitim yöntem ve teknikleriyle anlatılması gerektiği, öğretmenlerin hangi yöntemleri kullanmasının daha etkili olacağı, sınıf ortamının nasıl düzenlenmesi gerektiği, çocukların yaş ve algı farklılıklarına göre nasıl yönlendirilmesi gerektiği gibi konular detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca, çocuklara yalnızca konuştukları dili öğretmek değil, aynı zamanda bu dili kullanarak üretken bir birey olmalarını sağlamak amacıyla kazandırılabilecek beceriler de açıklanmıştır. Bunun yanı sıra, eserin yazarı Hüseyin Ragıp Baydur hakkında detaylı bilgiler sunulmuş ve eserin transkripsiyonu ile değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde, araştırmanın amacı, önemi, yöntemi ve sınırlılıkları ele alınmış, ayrıca asıl kaynaklara ulaşılarak eğitim kavramının tanımı yapılmış ve konuyla ilgili temel kavramlara yer verilmiştir. Birinci bölümde, Hüseyin Ragıp Baydur'un hayatı ve eserleri, birincil kaynaklara dayanılarak incelenmiştir. Yazarın makaleleri, dergileri, eleştirileri, gazetelerde yayımlanan yazıları ve kitapları konu itibarıyla ele alınarak detaylandırılmıştır. İkinci bölümde, eserin değerlendirilmesi yapılmış ve eser, genel bir incelemenin ardından yedi bölüm halinde ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Hüseyin Ragıp'ın "İptidailerde Türkçenin Usul-i Tedrisi" adlı eserinin transkripsiyonu gerçekleştirilerek okuyucunun esere daha kolay erişebilmesi sağlanmıştır.

Rahime Çelik
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmed Kuddûsi şiirlerinde edebi unsurlar

Ahmed Kuddûsi 1769-1849 yılları arasında Anadolu'da yaşamış şair ve mutasavvıflardandır. Babası Nakşibendi tarikatına mensup âlim bir zât olan İbrahim Efendi'dir. Ahmed Kuddûsi ilk eğitimini babasından alarak kendisi de önceleri Nakşibendi tarikatına intisap etmiştir. Fakat hayatının sonraki dönemlerinde bir süre Hicaz'da ve çeşitli yerlerde bulunması farklı tecrübeler edinmesi onu Kâdiri tarikatına yöneltmiş, kendisi için de müritleri için de Kâdiri tarikatının daha uygulanabilir olduğuna kanaat getirmiştir. Ahmed Kuddûsi önemli bir mutasavvıf olmasının yanında aynı zamanda tasavvuf edebiyatının güçlü temsilcilerindendir. Fakat o, şiirlerinde de sürekli vurguladığı üzere edebiyatı estetik bir zevk oluşturmak amacıyla değil, Allah'a yaklaştıran, insanı mânevi olgunluğa eriştiren bir araç olarak görmüştür. Ona göre edebiyat insan ruhunun derinliklerine yönelerek onun varlık gayesini anlamasına hizmet ettiği sürece kıymetlidir. Allah'a götürmeyen insanı eğitip terbiye etmeyen edebiyatın/sanatın herhangi bir değeri yoktur. Çalışmamızın birinci bölümünde Ahmed Kuddûsi'nin hayatında, çocukluğu, gençliği ve kişiliğine dair bir araştırma sunduk. İkinci bölümde Kuddûsi'nin eserleri hakkında detaylı bilgiler aktardık. Üçüncü ve ana bölümde ise Kuddûsi'nin şiirlerini edebi açıdan değerlendirerek, şiirlerindeki edebi unsurları tespit etmeye çalıştık. Sonuç bölümünde ise elde ettiğimiz bulguları, tespitleri belirterek çalışmamızı tamamladık. Çalışmamızda ana kaynak olarak Ahmed Doğan'ın Kuddûsi Dîvanı eserini kullandık. Ayrıca Fehmi Kuyumcu ve Ali Tenik tarafından hazırlanmış olan Dîvanlardan da faydalandık. Kuddûsi'nin diğer eserlerini de inceleyip onlardan da istifade ettik. Çalışmamıza katkı sağlayacak olan çeşitli tasavvufi ve edebi kaynakları inceleyip, onlardan da faydalandık. Kuddûsi hakkında yapılmış olan kitap ve makale tarzı çeşitli çalışmaları da kaynak olarak kullandık. Bu çalışma ile tasavvuf ve edebiyatın etkileşimini göstermesi bakımından bu alanda önemli bir konuma sahip olan Ahmed Kuddûsi ve onun eserlerini irdeleyerek onun Klâsik Türk Edebiyatına katkısını ortaya koymayı hedefliyoruz.

Elif Kırmızı Yalçın
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Geçmişten günümüze Türk İslâm edebiyatı'nda estetik haz (Bedî'iyât) anlayışının merhaleleri

Giriş, Üç Bölüm ve Sonuç'tan şekillenerek meydana gelen bu çalışmada onlarca eser okunup incelenmiştir. Yazılı ya da sözlü olması fark etmeksizin mevcut olan sözlerin yahut metinlerin meydana geliş sürecinde hangi estetik ölçülerin model alındığını anlamlandırmak bize medeniyetlerin nasıl kurulduğunun ipuçlarını da verecek şekilde araştırılmıştır. Bu süreçte etimolojik kökenler ile ilgili literatür taraması da yapılmıştır. Binaenaleyh 'Bedî'iyât' ve 'İlmü'l-cemâl' üzerine durularak kavramlar açıklanarak tezin amacının daha iyi kavranması kolaylaştırılmıştır. Daha sonra ise konuya İslâm'ın temel metinleri ile girilerek güzel sözün yani sözün estetiğinin özüne değinilecektir. Çalışmanın esas konusu, estetik hazzın süreçler içindeki durumunu, geçmişten günümüze olan serüveni şeklinde ortaya koyulacaktır. Giriş'te estetik ve estetik hazza değinilerek kelimelerin taşıdığı misyona değinilecektir. Bu sözcüklerin hangi felsefî ve edebî düşünce kaynaklı olduğu belirtilerek bir arka plan temeli atılacaktır. Estetik kavramına aşinalık kazandıktan sonra estetik hazzın en çok da sözün estetiğindeki yerine ve medeniyet inşasındaki yerine vurgu yapılacaktır. Birinci Bölüm'de İslâm'ın naslarında yer edinen güzel kavramına ve bu yöndeki vurgulara ve güzelden gelen manevi deneyimlerin bireysel ve sosyal hayata yansımasına, eş değer kullanımlı alternatif sözcüklere değinilecektir. İkinci Bölüm'de İslâm edebiyatında estetik hazzın üzerine durularak İslâm coğrafyasından örnekler getirilecektir. Son bölüm olan Üçüncü Bölüm'de ise geçmişten günümüze estetik hazzın Türk İslâm edebiyatındaki seyrini kapsayarak dönemlerdeki baskın olan anlayış üzerinden ilerleyecektir Anahtar Kelimeler: Türk İslâm edebiyatı, İlmü'l-cemâl, Bedî'iyât, Estetik Haz, Söz Estetiği

Ebru Dinç
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ergani ve Eğil'deki tarihi eserler

Bu tez, Diyarbakır ilinin kültürel ve tarihi miras açısından öne çıkan ilçeleri olan Ergani ve Eğil'de yer alan tarihi yapıların çok yönlü analizini sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın temel hedefi; bu iki ilçede yer alan camiler, türbeler, hamamlar, kaleler, mağaralar, kiliseler ve diğer tarihi yapıların mimari özelliklerini, dini işlevlerini, toplumsal rollerini ve kültürel bağlamlarını ayrıntılı biçimde incelemek, söz konusu eserlerin tarihi değerlerini belgelerle ortaya koymak ve bu yapıların korunmasına yönelik akademik bir farkındalık geliştirmektir. Araştırma kapsamında hem literatür taraması hem de saha gözlemleri kullanılmış; yapılar, dönemsel bağlamları içerisinde değerlendirilmiş ve günümüzdeki korunma durumları analiz edilmiştir. Alan araştırmaları sırasında elde edilen veriler, yapılar arasındaki tarihsel süreklilik, biçimsel benzerlikler ve kültürel süreklilik ilişkileri doğrultusunda yorumlanmıştır. Sonuç bölümünde, Ergani ve Eğil ilçelerindeki bu yapıların güncel durumu değerlendirilerek, koruma, restorasyon, belgeleme ve tanıtım alanlarında somut öneriler sunulmuştur. Ayrıca, bu önerilerle birlikte, bölgenin sahip olduğu tarihsel potansiyelin kültürel bağlamda nasıl değerlendirilebileceğine dair yol haritası niteliğinde bir perspektif geliştirilmiştir. Bu bağlamda, tez yalnızca bilimsel bir belge olmanın ötesine geçerek, kültürel miras politikalarının şekillenmesine katkıda bulunabilecek bir kaynak olma niteliği taşımaktadır.

Ahmet Yabin
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mizancı Mehmed Murad'ın hayatı, eserleri ve Muhtasar Tarih-i Umûmî adlı eserinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Rusya'dan İstanbul'a göç eden Osmanlı Devletine ve İslâm dinine büyük hizmetlerde bulunan önemli fikir ve düşünce aydınlarından olan Mizancı Mehmed Murad'ın hayatını ve eserlerini ele aldık. Ayrıca tezimizin ana konusu olan "Muhtasar Tarih-i Umumi" adlı eserinin transkribini ve değerlendirmesini yapmaya çalıştık. Muhtasar Tarih-i Umûmî İnsanlık tarihinin başlangıcı olan Hz. Âdem'in yaratılışından başlayarak, bütün güçleri ellerinde bulunduran, büyük devletlerin oluşumlarına kadar olan konuları sırasıyla İlk Çağ, Orta Çağ ve Yeni Çağ şeklinde üç ana başlık altında değerlendirmiştir. Genel dünya tarihini özet bir şekilde anlatan ve Osmanlıca olarak yazılan eser, Mülkiye Mekteplerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. Eser toplumların yaşadıkları önemli gelişmeleri öğretici ve sorgulayıcı bakış açısıyla ele almıştır. Böylece Mülkiye Mekteplerinde okuyan öğrencilerin ayrıntılı bir şekilde dünya tarihi ile ilgili bilgi ve kültüre sahip olmaları için yazılmıştır. Yazar, eseri çok sade ve açık bir üslupla kaleme almıştır. Mizancı Mehmed Murad, "Muhtasar Tarih-i Umumi" adlı eserinde yaşanan olayların özet şekilde anlatım örneklerine yer vererek, olayları silsile halinde doğrudan doğruya aktararak paylaşmıştır. Tarihi olayları paylaşırken de olayların yaşandığı şehirlerin coğrafi bilgilerine yer vererek, birçok yerde objektifliğinin yanında duygusal anlatım tarzı ile farklı bir yöntem ortaya koymuştur. Yazar özellikle dini, toplumu bir arada tutan, devleti var eden unsurlardan bir unsur olarak görmüştür.

Mizancı MuradOsmanlı DevletiOsmanlı tarihi+1
Nazime Akdeniz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Şehrîzâde Mehmed Saîd Efendi'nin Tuhfe-i Mustafâviyye fî Beyân-ı Kapudanân-ı Devlet-i Aliyyesi'nin transkripsiyon ve değerlendirilmesi

Osmanlı denizcilik tarihi, Osmanlı tarihinin en önemli bölümlerinden birini oluşturmaktadır. Osmanlı denizcilik tarihinin ise lokomotifi kaptanıderyalardır. Nitekim kaptanıderyalar denizcilik faaliyetlerinin merkezinde olup, faaliyetleri yöneten kişilerdir. Denizlerdeki ilerlemeler kaptanıderyaların başarılarına bağlıdır. Bu çalışmada kaptanıderyaların hayatını anlatan, Şehrîzâde Mehmed Saîd Efendi'nin Tuhfe-i Mustafâviyye fî Beyân-ı Kapudanân-ı Devlet-i Aliyye adındaki eserinin transkripsiyon ve değerlendirmesi yapılmıştır. Eser'de kuruluşundan 1704 yılına kadarki tüm Osmanlı kaptanıderyalarının hayatları anlatılmaktadır. Kaptanıderyaların hayatları anlatılırken dönemlerindeki denizlerde yaşanan olaylar da detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Dolayısıyla eserde kaptanıderyaların hayatlarıyla beraber Osmanlı denizcilik tarihi ile ilgili önemli bilgiler de bulunmaktadır. Bu eserle ilgili yapılan değerlendirmede Osmanlı öncesi İslam Devletleri ve Osmanlı Devleti'nde denizcilik faaliyetleri genel hatlarıyla anlatılmıştır. Ayrıca Şehrîzâde Mehmed Saîd Efendi'nin hayatı ve eserleri, eserin biçimsel özellikleri anlatılmış ve eser özetlenmiştir.

DenizcilikDenizcilik tarihiKaptanıderya+2
Davut Adlığ
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Şâkir Ahmed Paşa'nın "Ravz-ı Verd" ve "Tertib-i Nefs" eserlerinin transkripsiyonu

Çalışmamız, 18.yy'da yaşamış olan Trabzonlu Şâkir Ahmed Paşa'nın Ravz-ı Verd ve Tertib-i Nefîs adlı eserlerin transkripsiyonudur. Ravz-ı Verd adlı eserinde Esma-i Hüsnâ içerisinde bulunan her bir ismin şerhini yapmıştır. Her ismi üçer beyitle açıklamıştır. Bu isimlerin ne zaman ve kaç defa okunması gerektiğini belirtmiştir. Şiirlerinde bazı dizeleri Arapça bazıları Farsça yazmıştır. Buradan sanatçının Arapça ve Farsçaya hākim olduğunu anlamaktayız. Üzerinde çalıştığımız bir diğer eser olan "Tertib-i Nefîs", Kurᵓan'daki sureler hakkında bilgi verir. Her bir sureyi ayrı bir başlık altında, üçer beyitle açıklamıştır. Surelerin kaç ayetten oluştuğunu, uygun vakitlerde okunması halinde kişiye olan faydasından bahsetmektedir. Ravz-ı Verd'de olduğu gibi arada Arapça, Farsça dizeler de mevcuttur. Sureler hakkında ihtilaflı görüşlere yer vermiştir. Bu görüşleri Arapça ve mensur şekilde yazmıştır.

18. yüzyılArapçaFarsça+7
Canuse Akdeniz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Ali - Hz. Fatıma kızları ve kız torunlarının Alevi-Bektaşi Türk kültüründeki yeri

Hz. Muhammed'in aile fertlerine Ehl-i Beyt denir. Hz.Muhammed'in Ehl-i Beyt'i Hz. Ali-Hz. Fatıma sulbünden devam etmiştir.Ehli Sünnet alimleri Hz. Ali-Hz. Fatıma soyundan gelen hanımları da onunEhl-i Beyt'inden kabul etmekte ittifak halindedirler. Hz. Ali'nin vefatındansonra Emevû - Hâşimû çatışması şiddetlenerek devam etmiş ve KerbelâVak'ası ile büyük bir kırılma meydana gelmiştir. H. I. asırda yaşamış Hz. Ali- Hz. Fatıma evladından hanımlar da bu mücadele de etkin rol oynamışlardır.Türk halkının içselleştirdiği en önemli slamû değerlerden biri deHz. Peygamber'in ailesidir. Ehl-i Beyt hanımlarının ahlaklı, muttakû, münzevû,cesur ve çileli yaşantıları Türk kadınına örnek olmuştur. Ehl-i Beyt sevgisinitarikat yapılanmasının merkezine koyması bakımından en belirgin zümreAlevi -Bektaşilerdir. Ehl-i Beyt hanımlarının mücadeleleri ve örnek hayatlarıbu zümrede diğer tarikat organizasyonlarına nazaran daha farklı ve özgüntelakkû edilmiştir. Onların isimlerini şiirlerde, türkülerde, efsanelerde, gelenekve göreneklerde, yatır ve makamlarda, mimaride, özetle insan olarak ortayakonulan kültürel değerlerde yaşatmışlardır.

Ali Demirci
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İslam tarihinde Hz. Peygamber döneminde siyer kaynaklarına göre İslam'a giriş şekilleri(örnekleri)

? Hz Peygamber Döneminde slam'ı Kabul Etme Örnekleri ? ile ilgiliaraştırma konusu, Giriş ve iki bölümde incelenmiştir. Girişte htida ve slam'agiriş kavramı araştırılmıştır. Bu kelimelerin farklı olarak kullanılış biçimleri elealınmaya çalışılmıştır.Birinci bölüm, ferdi slam'a giriş örneklerini ihtiva eder. Bunlar Cebrail'inHz Peygamber'e slamı Tebliği, slam'a gizli giriş, slam'a ilk girenler, Dar'ıErkam'ın slam'a girişte ve slam tarihindeki yeri, slam'a açıktan girişörnekleridir.kinci bölümde; slam'a toplu giriş örnekleri incelenmektedir. Toplu girişörneğinin ilkini, Hıristiyan heyetinin slam'a girişi, Medine'lilerin slam'a girişininAkabe biatlerinde Hz Peygamber'le buluşmalarıyla başladığı, Bedir zaferininslam'a girişlerdeki önemi, Medinelilerin slam'a girişi, Mekkelilerin slam'a girişiile Tüleka Grubu örneği. Hevazin ve Sakif kabilelerinin slam'a girişi ile Müellefe-i Kulub örneğinin oluşması. slam'a davet için yapılan seriyye ve gazvelerinsonucu slam'a giriş örnekleri, ayrıca slam'ı din olarak kabul edenler. HzPeygamber'in hükümdarlara mektuplar ve elçiler göndermesi sonucu slam'agirme örnekleri; slam'a girmek için Medine'ye gelen, şahıslar, heyetler ve kabiletemsilcileri örneklerinden ibarettir.

Abdullah Sezikli
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Câhiliye döneminde halk inanışları

Çalışmamız, Câhiliye Dönemi halk inanışlarını, özelde ise içerisinde dini inanç bulunmayan batıl inançları ortaya koymayı hedeflemektedir. İlk bölümde dönemin zihin yapısını anlamak için câhiliye devri hakkında kısa bir bilgi verilmiş ve uğursuz sayılan inançlar ele alınmıştır. İkinci bölümde uğur sayılan inanışlara değinilmiş ve son olarak ise uğur-uğursuzluk dışında Câhiliye Araplarının sosyal hayatlarında âdetleri haline gelen bazı ritüellere ve bir hastayı geleneksel yöntemlerle nasıl tedavi ettiklerine değinilmiştir. Batıl inançlar, temelde bir dayanağı olmamasına rağmen günümüzde ve geçmişte olduğu gibi her toplumda görülen yaygın inanış şekilleridir. Câhiliye Arapları da bu tür bazı inançları günlük yaşamlarının bir parçası haline getirmişti. Bu inanışlar halk arasında canlılığını korumaktaydı. Olayların meydana gelmesini uğur ve uğursuzluklara bağlar buna göre yaşamlarını şekillendirirlerdi. Hazırladığımız bu çalışmada her türlü farklılığı içerisinde barındıran, Câhiliye Araplarının gelenek ve ritüellerine değindik.

Elif Çalık
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Diyanet aylık dergi'de (1991-2024) Hz. Peygamber dönemi

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kanuni görevlerinden biri, toplumu din konusunda bilgilendirmek ve aydınlatmaktır. Bu doğrultuda, Başkanlık bünyesine bağlı birimlerde çeşitli faaliyetler bulunmaktadır. Bu faaliyetlerden birisi olan dini yayın faaliyetlerini, süreli ve basılı yayınlar olmak üzere iki ana kategoriye ayırarak çalışmalarını sürdürmüştür. Süreli dini yayınlardan biri olan Diyanet Aylık Dergi, yayın hayatına 1968 yılında Diyanet Gazetesi adıyla başlamış, 1991 yılında ise bugünkü adını alarak yayınlanmaya devam etmiştir. Bu çalışmada, 1991-2024 yılları arasında Diyanet Aylık Dergi'de yayımlanan, Hz. Peygamber ve onun dönemiyle ilgili makaleler ele alınarak incelenmiştir. Çalışmamız giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, çalışmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi ve kullanılan kaynaklar hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Birinci bölümde, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görevleri ve faaliyetleri tanıtıldıktan sonra Diyanet Aylık Dergi'nin tarihçesi ve içeriği hakkında açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölüm de 1991-2024 yılları arasında yayımlanan toplam 408 sayı incelenmiştir. İncelenen sayılar arasında konumuzla doğrudan ilgili 351 makale tespit edilmiştir. Tespit edilen makalelerde konuların çeşitlilik arz etmesi nedeniyle çalışmanın daha anlaşılır ve sistematik olması için makaleler dokuz alt başlık altında sınıflandırılmıştır. Her bir makalenin konu ile ilişkisi, hangi yıllarda hangi konulara ağırlık verildiği, en çok işlenen temalar ve makalelerde öne çıkan bilgiler ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

Arif Dursun
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

1034 No'lu Bolu Şer'iye Sicil Defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Bolu tarihi hakkında yaptığımız bu çalışma ile birçok konuya değinilerek bu alana katkı sağlamak hedeflenmiştir. 1034 numaralı Bolu şe'riye sicilimiz 1309-1311/ 1891-1893 tarihleri arasında tutulmuştur. Bolu hakkında tutulmuş olan 269 adet Şer'iye sicilinden biri olup XIX. yüzyılın sonlarında Bolu ve civarı bölgeler hakkında bilgi vermektedir. Çalışmamız evlenme, boşanma, miras, satışlar gibi çeşitli konularda tutulmuş olan vekâlet hüccetlerini içermektedir. Bu belgeler toplumun sosyal, ekonomik, dini ve hukuki hususiyetlerini yansıtmaktadır. Çünkü toplumun beslediği hayvanlar, giydiği kıyafetler, aile düzeninden çocuk sayısına kadar birçok ayrıntıya değinilmiştir. Bu bilgiler salt bilgi olmaktan ziyade toplumun birçok açıdan konumunu ortaya koymamıza yardımcı olmaktadır.

19. yüzyılBoluKent tarihi+3
Cemile Nur Ketrez
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ankara Sancağı'nda modern eğitim kurumları (1865-1920)

Bu çalışmada, Osmanlı modernleşme dönemindeki eğitim-öğretim faaliyetlerinin Ankara Sancağı'ndaki yansımaları ana kaynaklar ışığında incelenmektedir. Çalışma, giriş bölümünün akabinde dört bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında modernleşme kavramına değinilerek modern eğitimin genel çerçevesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda Ankara'nın coğrafi konumu, Ankara adının kaynağı ve Ankara'nın ilkçağdan Osmanlı'nın yıkılışına kadarki târihî yapısı bu kısımda özetlenmiştir. Birinci Bölümde; Osmanlı Devleti'ndeki sıbyan mektepleri, medreseler ve ilk yenileşme döneminde açılan mektepler ile Tanzimat dönemi ve sonrası sivil temel eğitim (ibtidâî), rüşdiyeler, idâdîler, sultânîler, dârülmuallimîn, dârülmuallimât ve mesleki mektepler olmak üzere Osmanlı eğitim sistemi ana hatlarıyla açıklanmıştır. İkinci bölümde; Ankara Sancağı'nda kurulan maârif idâresi ve maârif meclisleri ile sancak dâhilindeki temel (ibtidâî) eğitim hakkında detaylı bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde; Ankara Sancağı'nda temel eğitim dışındaki rüşdî, idâdî, sultânî, dârülmuallimîn (ibtidâî ve rüşdî), dârülmuallimât, ıslahhâne, sanayi mektebi, numune çiftliği, ziraat ve çoban mektebi, dârüleytam, jandarma mektepleri ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Dördüncü bölümde; Ankara Sancağı'ndaki Gayrimüslim ve yabancı devletler tarafından açılan mektepler hakkında bilgi verilmiştir. Sonuç bölümünde ise Tanzimat döneminden itibaren Osmanlı Devleti'nde modern eğitim kurumlarını açmak için üretilen gerekçe ve politikaların Ankara Sancağı'na etkisinin neler olduğu saptanmaya çalışılmıştır.

AnkaraEğitimEğitim kurumları+5
Abdullah Cengiz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessAR

الاتفاقيات السريةعلى الإسلام من بداية الإسلامإلى نهاية الدولة العباسية

تناولالبحثالاتفاقيات السرية)المؤامرات(كفار قريش على دين الإسلام في عصر النبّوة قبل الهجرة،كيف واجهها المسلمون، والنتائج التي ترتبت عليها في تلك المدة، ووكذلكالمؤامراتبعد الهجرة،وهذهكانتمؤامراتداخليةتمثلت بمؤامرات المنافقين واليهودالذينكانوايسكنونالمدينة، وأخرى خارجية تمثلت في مؤامرات كفار قريش التي استمرت بعد الهجرة إضافة إلى المؤامرات التي قام كذلك تناول البحث المؤامرات في عصر الخبها الفرس والروم، ولافة الراشدة التي أدت إلى قتل ثلاثة خلفاء، وهم عمر بن الخطاب، وعثمان بن عفان، وعلي بن أبي طالب (رضي الله عنهم)،والمؤامرات فيالخلافتينالأمويةوالعباسية. إن أكبر مشكلة في البحث هي أن هذه المؤامرات كانت سرية تجري في الخفاء في الوقت الذي يظهر أصحابها أن هدفهم منها هو الإصلاح، حتى أن بعض الطيبين من المسلمين انظموا تحت لوائهم، والمشكلة الأخرى أن أكثر المؤرخين ذكروا كل ما تناقله الناس من أخبار هذهالمؤامراتدونما تمحيص وتحليل لبيان الصدق من الكذب، فضلا عن أن بعض الذين كتبواكانوا يكتبون بتأثير من آراءهم المذهبية، ومشكلة أخرى وهي الفاصل الزمني الذي يفصلنا عن هذه الأحداث، وإنالتأريخ غالبا ما يكتبه المنتصر الذي يجعل من الحق كل الحق معه هو لا من الخاسر الذي يكون هوالمحقّ. الكلمات المفتاحية:المؤامرات،عصرالنبوة،الخلافةالراشدة،الأموية،العباسية

Khazzal Khattab Abdullah
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kuruluşundan Emevîler'in sonuna kadar Fustat'ta iskân ve imar faaliyetleri

Hz. Peygamber'in vefatıyla İslâm tarihinde Hulefâ-yı Râşidin denilen yeni bir dönem açılmış, bu dönemde Müslümanlar birçok fetih gerçekleştirmiş, dünyaya açılmaya başlamışlardır. Bu dönemde farklı bölgelerdeki toprakların ele geçirilmesi beraberinde bu toprakları kaybetmemek için müslümanların bazı önlemler almalarını gerektirmiştir. Alınan çeşitli önlemlerden bir tanesi de ele geçirilen coğrafyaya müslümanları iskân edip bir nevi bölgenin sahipsiz olmadığını göstermektir. Bu topraklar arasında Mısır da bulunmaktadır. Mısır'da bunun için Babilon bölgesi seçilmiş, yeni şehre Fustat adı verilmiştir. Müslüman ordu buraya yerleştikten sonra mahallelere ayrılmış, fakat bölgedeki hareketlilik sürekli devam etmiştir. Göçlerle gerçekleşen bu hareketlilik bazen gönüllü bazen de zorla sürmüş, bunun sonucunda nüfus da değişkenlik göstermiştir. Ayrıca yerleşen halk tarafından yaşadıkları bölgeyi daha yaşanılabilir kılmak ve daha iyi koşullara sahip olabilmek için imar faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. Bu faaliyetler cami, darü'l-imâre, hamam, çarşı, ev, kale, kanal, köprü, kilise, mezarlık vb. insan eliyle yapılan her türlü faaliyeti kapsamaktadır. Bu faaliyetlerle şehirlerin gelişimi sağlanmış, ilk İslâm şehir modelleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmada Fustat'taki bahsi geçen iskân ve imar faaliyetleri detaylı bir şekilde incelenecek, gerekli durumlarda diğer ordugâh şehirlerle karşılaştırma yapılıp, iskân ve imar faaliyetlerini etkileyen olaylarla ilgili bilgi verilip değerlendirmeler yapılacaktır. ANAHTAR KELİMELER: Mısır, Fustat, İskân, İmar, Ordugâh.

Kent tarihiMısır-Fustatİmar+2
Kübra Gezici
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed b. Ebu Bekir'in hayatı ve siyasi faaliyetleri

İslam tarihi Hz. Muhammed'in peygamberliği ile başlamış ve onun kurduğu İslam devleti ile serüvenine devam etmiştir. Peygamberin vefatı sonrasında onun en yakınında bulunan dört önemli isim İslam devletinin idaresine geçmiştir. İslam devleti bu dört halife döneminde sosyal, coğrafi ve ekonomik anlamda gelişim göstermiştir. Söz konusu gelişim toplum içinde bazı sorunları da beraberinde getirmiştir ve bunlardan bazısının etkisi uzun süre devam etmiştir. İslam tarihi incelendiğinde Hz. Osman ve Hz. Ali döneminde yaşanan bazı olayların bu özellikte olduğu görülecektir. Çalışmada bu iki halife dönemi siyasi olaylarında aktif rol oynamış olan Muhammed b. Ebî Bekir ele alınmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Muhammed'in nesebine hayatına yer verilmiştir. İkinci bölümde Hz. Osman'a muhalefetiyle ilgili rivayetler ile bu rivayetlerin değerlendirilmesi bulunmaktadır. Üçüncü bölümü ise Hz. Ali'ye muhalefeti ve Muhammed b. Ebî Bekir'in valilik dönemi oluşturmaktadır.

BiyografiDinDört Halife Dönemi+5
Muhammed Şerif Evcim
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Melayê Cizîrî'nin Dîvânı'nın tenkitli metni ve Fuzûlî'nin Türkçe Dîvânı ile şekil bakımından karşılaştırılması

Melayê Cizîrî'nin Dîvânı ile Fuzûlî-i Bağdâdî'nin Türkçe Dîvanı en sevilen ve en çok okunan dîvânlar arasında yer almaktadır. Bu iki dîvânı hiç okumayanlar bile bu iki şairin şiirlerini dinlediklerinde onlarda bıraktığı duyguları bilirler. Karşılaştırmalı edebiyat, genellikle birbirine yakın olan dillerin, kültürlerin edebî özellikleri yönüyle ele alınmasıdır. Karşılaştırmalı edebiyatın, doğu edebiyatında son dönemlerde ilerleme kaydettiğini söyleyebiliriz. Doğu edebiyatında yer alan ve 16. yy.'da yaşayan bu iki önemli şairin şiirleri, o döneme ait şiir anlayışı ve o dönemde kullanılan konular tespiti bakımından önemlidir. Türk ve Kürt Edebiyatındaki en güzel şiir örneklerine, Fuzûlî-i Bağdâdî'nin ve Melayê Cizîrî'nin Dîvânlarında rastlanmaktadır diyebiliriz. Bu iki önemli şairin dîvânları şekil bakımından mukayese edilerek edebî şahsiyetlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Karşılaştırdığımız bu iki dîvân incelemesinin sonucunda, tezimiz dört bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde Melayê Cizîrî ile Fuzûlî-i Bağdâdî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliği detaylı bir şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde nazım şekilleri tespit edilmiş ve karşılaştırılmıştır. Üçüncü bölümde Fuzûlî ve Cizîrî Dîvânlarındaki vezinler karşılaştırıldı. Dördüncü bölümde Melayê Cizîrî Dîvânı'nın latinize, çevriyazı (transkripsiyon) ve tenkitli metin çalışması sunulmuştur. Melayê Cizîrî ile Fuzûlî-i Bağdâdî'nin mukayesesinin yapıldığı ilk çalışma olan bu tezin, yeni yapılacak olan karşılaştırmalı çalışmalar için de katkı sağlayacağını umuyoruz.

Divan edebiyatıDivan şiiriDivanlar+3
Muhammed Şerif Azarkan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Zemzem'in tarihçesi

Bu araştırmamızda, zemzemin tarihçesi incelenecektir. Araştırmanın amacı akademik anlamda yeterli çalışmanın yapılmadığı düşünülen konuyu bilimsel bir bakış açısıyla ele almaktır. Zemzemin ortaya çıkış süreci Kitâb-ı Mukaddes'in yanında İslâmî eserlerde de detaylıca anlatılmaktadır. Zemzem suyunun çıkmasıyla Mekke şehri yeniden hayat bulmuş ve bu su Allah'ın apaçık nişan ve delillerinden görülmüştür. Zemzemin bulunması, kaynağı, sürekli tertemiz akar halde olması âdeta bir mûcize gibi kabul görmüştür. Cebrâil vasıtasıyla en mukaddes yerde Hz. İsmâil'in susuzluğunun giderilmesi için çıkarılmıştır. Zemzem suyu ve zemzemde bulunan faziletlerle ilgili birçok rivayet aktarıla gelmiştir. Onun diğer sulardan ayrı ve ayrıcalıklı özellikleri bulunduğu ifade edilmektedir. Zemzemin bereketli ve nitelikli bir su olduğu konusunda İslâm'ın ilk günlerinden bu yana genel bir kabul bulunmaktadır. Sahâbe'den ve Selef'ten gelen rivayetlerde âlimler, zemzem suyunun en hayırlı ve faziletli su olduğuna dair görüş birliğindedir. Çalışmamız zemzem kuyusunun nasıl ortaya çıktığı ve nasıl ortadan kaybolup sonrasında tekrar bulunduğu, İslâmiyet öncesi ve İslâmiyet sonrasında zemzemin önemi kısaca zemzeminin tarihçesini içermektedir.

Mustafa Oğuz
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Fuzûlî'nin Leylâ ve Mecnûn'uyla Shakespeare'in Romeo ve Juliet'inin karşılaştırılması

Ülkemizde gelişme aşamasında olan karşılaştırmalı edebiyat çalışmaları daha çok modern eserler arasında veya genellikle yakın kültürlerin edebi ürünleri arasında yapılmaktadır. Klasik Türk edebiyatı ürünleriyle Batı edebiyatı ürünleri arasındaki ilişkilerin incelendiği çalışmaların sayısı oldukça azdır. Doğu ve Batı edebiyatlarında çok çeşitli versiyonları olan Leylâ ve Mecnûn ile Romeo ve Juliet anlatıları arasındaki kurgu, tema, duygu ve söyleyişe dayalı güçlü benzerliklere daha önce Süleyman Tevfik, Âgâh Sırrı Levend, Ali Asgar Hikmet gibi yazarlar tarafından dikkat çekilmiş, ancak iki eser arasındaki ilişkileri inceleyen kapsamlı bir inceleme yapılmadığı tespit edilmiştir. Gerek Endülüs Emevîleri döneminde gerek Haçlı Seferleri sırasında çok sayıda Doğulu edebiyat ürününün Batı'ya aktarıldığı bilinmektedir. Leylâ ve Mecnûn hikâyesi de bu yollarla Batı'ya aktarılan edebi ürünler arasında yer alır. Bu çalışmada Doğu'da ve Batı'da aşkın sembolü haline gelen Leylâ ve Mecnûn ile Romeo ve Juliet hikâyeleri arasındaki açıklanmaya muhtaç benzerlikler, bu hikâyelerin en güzel versiyonları olan Fuzûlî'nin ve Shakespeare'in eserleri üzerinden karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Tezin giriş bölümünde Doğu ve Batı arasındaki kültürel etkileşimlerin tarihi, Doğu edebiyatındaki zengin kurguların (fiction) Batı'ya aktarılması ve Avrupa edebiyatına olan etkileri ele alınmıştır. Birinci bölümde Fuzûlî'nin Leylâ ve Mecnûn'uyla Shakespeare'in Romeo ve Juliet'i karşılaştırmalı edebiyat biliminin krenoloji yöntemiyle incelenmiş ve iki eserin de kurguları bakımından Orta Doğu folklorunun ürünü olduğu tespit edilmiştir. Fuzûlî'nin eserini yazarken model olarak aldığı Nizâmî'nin eseriyle Shakespeare'in kaynak olarak kullandığı Brooke'un eserleri mesoloji yöntemiyle incelenmiş, farklılıklar tespit edilerek Fuzûlî ve Shakespeare'in hikâyeye katkıları ön plana çıkarılmıştır. İkinci bölümde iki eserin olay örgüleri, zaman-mekân unsurları ve karakterleri karşılaştırılmış ve iki eserin kurgusu arasındaki benzerliklerin tesadüfle açıklanamayacak denli yoğun olduğu tespit edilmiştir. Üçüncü bölümde tematoloji yöntemiyle iki eserdeki temalar incelenmiş ve temlerin işlenişinde duygu ve düşünce anlamında güçlü benzerlikler tespit edilmiştir. Leylâ ve Mecnûn ile Romeo ve Juliet eserleri arasındaki ilişki ve benzerliklerin kapsamlı olarak incelendiği ilk çalışma olan bu tez, farklı yöntemlerle yapılacak yeni karşılaştırmalı çalışmalar için yol gösterici olacaktır.

Batı medeniyetiDoğu medeniyetiEndülüs+7
Sacide Akcan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00