Burdur Mehmet Akif Ersoy University
Anabilim Dalı

Sağlık Yönetimi Anabilim Dalı

Burdur Mehmet Akif Ersoy University

292

Arşivlenen Tez

14

DOI Atanmış

5%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin engellilik algı düzeyinin belirlenmesine yönelik bir araştırma: Fırat Üniversitesi örneği

Engelli bireyler genel özellikleri ve yetersizlikleri nedeniyle özel eğitim, bakım, rehabilitasyon ve danışma hizmetlerine gereksinim duyan kişiler arasında yer almaktadır. Duyulan gereksinimler ve toplumun öteki kavramını empoze etmesi sebebiyle engelli bireyler kendilerini toplumdan soyutlamaktadırlar. Engelli bireylerin gerek eğitim, sağlık gerek sosyal ve kültürel ortama katılımlarını sağlamak hiç kuşkusuz yaşadıkları çevre şartlarını iyileştirmek, onlar için uygun şekilde düzenlemek ile mümkün olacaktır. Dolayısıyla engelli bireylerin gereksinimlerini daha kolay karşılayabilmeleri için çeşitli araçlara ihtiyaç duydukları yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle çeşitli araçlar veya mal ve hizmet olarak da nitelediğimiz bu gereksinimler, hayatın her alanında engelli bireyler için bir ihtiyaç olmakta ve engelli bireylerin bu ihtiyaçları karşılandıkça hayatlarını normal bireylerden farksız bir şekilde idame edebilmeleri sağlanmaktadır. Toplumsal hayatta mal ve hizmet kurumlarında ulaşılabilirlik, erişilebilirlik ve başkasına gereksinim duymadan günlük hayatı sürdürebilir hale getirebilmek engelli bireyler için önem arz etmektedir. Bu bağlamda engelli bireylere yönelik uygulamalar vasıtası ile engelli bireyler toplumda diğer bireylerden farksız olarak görülmekte olup, engellilik algısına maruz kalma düzeyleri nispeten daha az seviyede olmaktadır. Nitekim gerek bahsi geçen uygulamaların yetersizliği gerekse de engelli bireylerin istihdamı konusundaki düzenlemelerin engelliler hakkındaki kanunda belirtilmesine rağmen engelli bireyler günümüze değin birçok sektörde bulunamamıştır. Dolayısıyla söz konusu husus günümüzde varlığını sürdürmekte olan engellilik algısını açıklamaktadır. Bu bağlamda gerekli önlemler alınmaya devam etmesine ve her kamu kurumuna engelli birey çalıştırma zorunluluğu getirilmesine rağmen ne yazık ki toplumda mevcut algıyı görmekte ve hissetmekteyiz.Toplum üzerinde oluşan gelişmeler ve yeniliklerden en fazla genç nesil olarak tanımladığımız üniversite öğrenimi görmekte olan gençler etkilenmektedir. Bu bağlamda üniversite öğrencilerinin engellilik algı düzeyinin belirlenmesi ve söz konusu algının yıkılmasına yönelik yapılacak çalışmalar, sadece hedef kitleyi değil onların iletişim halinde olacağı diğer bireylerin algılarının da iyileşmesine yardımcı olacaktır. Dolayısıyla söz konusu kitlenin algısını pozitif yönde etkileyebilmek beraberinde birçok kişinin algısının değişmesine de katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda bu çalışma, engellilik kavramı ve engellilik algısını konu edinmekle birlikte, üniversite öğrencilerinin engellilik algısını ölçmeyi ve mevcut olumsuz algıyı değiştirmeye ilişkin önerilerde bulunmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Engelli, Engellilik Algısı, Engelli Uygulamaları

AlgıEngelli kişilerEngellilik+2
Hülya Diğer
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alkol-madde bağımlısı bireylerde içselleştirilmiş damgalama ve benlik saygısı; Elazığ ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesi amatem örneği

Stigmatizasyon (Damgalama, Etiketleme), toplum tarafından "farklı" görülen kişilere bilinçli veya bilinçsiz olarak yapılan ötekileştirme ve toplumdan uzaklaştırma eğilimi göstermek olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle ruhsal hastalıklara (madde bağımlılığı da dahil olmak üzere) yönelik yapılan Stigmatizasyon (Damgalama, Etiketleme), hem hastayı hem de hasta yakınlarını olumsuz etkilemektedir. Toplum tarafından Stigmatizasyona (Damgalama, Etiketleme) maruz kalmak istemeyen hasta ve hasta yakınları, var olan hastalığı saklama eğilimi göstermektedir. Bu durum ise hasta bireyin tedaviyi kabul etmesini ve tedavi edilmesini zorlaştırabilmektedir. Günümüzde Madde bağımlılığı, hem dünyada hem Türkiye'de ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Her ne kadar madde bağımlılığının nedenlerine yönelik kesin etkenler söylenilemezse de madde bağımlılığının olası etkenlerinden bahsedilebilmektedir. Madde bağımlılığının "ömür boyu süren bir beyin hastalığı" tanımı göz önünde bulundurulduğunda durumun ciddiyeti daha net anlaşılabilmektedir. Bu durum madde bağımlılığı konusundaki alınabilecek önlemlerin önemini ve gerekliliğini göstermektedir. Bu bağlamda stigmatizasyon (damgalama, etiketleme), benlik saygısı ve madde bağımlılığının incelenmesi bu çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır.

Alkol bağımlılığıAlkol içmeBenlik saygısı+2
Kübra Alban
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık kurumlarında dış kaynak kullanımının değerlendirilmesi: Van ili örneği

Dış kaynak kullanımı, işletmelerin temel yetenekleri dışında kalan faaliyetlerini bir anlaşma dâhilinde dışarıdan başka bir tedarikçi firmaya devretmesidir. Birçok farklı iş ve meslek faaliyetlerini kendi içerisinde gerçekleştiren, karmaşık organizasyon yapısına sahip olan sağlık kurumları dış kaynak kullanımına sıklıkla başvurmaktadır. Sağlık hizmeti sunan kurumlar, dış kaynak kullanımından yararlanarak temel yetenekleri olan tıbbi hizmetlere daha çok odaklanmaktadır. Dolayısıyla dış kaynak kullanımı sağlık kurumlarına yönetim ve hizmet sunma alanlarında birçok fayda sağlamaktadır. Fakat dış kaynak kullanımının sağladığı faydaların yanı sıra tedarikçiye aşırı bağımlı hale gelme, kurum ve hastalara ait gizli bilgilerin başkalarıyla paylaşılması, tedarikçinin sadece maliyetlere odaklanmasından dolayı hizmet kalitesinin düşmesi, kurumun temel yeteneklerini kaybetme gibi birtakım riskleri de bulunmaktadır. Bu temelde dış kaynak kullanımı hem sağlık kurumları hem de sağlık hizmeti alanlar açısından oldukça önemlidir. Son zamanlarda sağlık kurumlarında dış kaynak kullanımının uygulama alanları gittikçe artmıştır. Bu çalışma ile dış kaynak kullanım yönteminin, sağlık kurumları açısından sağladığı faydaları ve taşıdığı risklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Van İli Merkezinde yer alan kamuya ait hastanelerin yönetim ve idari birim çalışanlarına anket uygulanarak veriler toplanmıştır. Çalışmada, dış kaynak kullanımı kurumun iş yükünü hafifletme, teknolojik yenilikleri takip etme, hizmet kalitesini arttırma gibi avantajlar sağladığı belirlenirken, maliyetleri düşürmediği ve personelin asıl işine odaklanmasını sağlamadığı tespit edilmiştir. Ayrıca ek maliyetlerin ortaya çıkması, temel yeteneklerin kaybedilmesi, tedarikçi firma tarafından sunulan hizmetlerde denetim zorluğunun yaşanması, tedarikçinin düşük performans göstermesi ile istenilen verimin alınmaması gibi dezavantajlarının olduğu belirlenmiştir.

Dış kaynaklardan yararlanmaRiskSağlık kuruluşları
Mihriban Arslan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TBMYO öğrencilerinin iş güvenliği algılarının değerlendirilmesi Fırat Üniversitesi örneği

Geleceğin teknikerleri, iş sağlığı ve güvenliği bakımından haklarını ve sorumluluklarını öğrendiklerinde, iş güvenliği bilincine sahip olduklarında, hem kendi mesleki sağlık ve güvenliklerini koruyup geliştirebilecek, hem de mahiyetinde kendine bağlı olarak çalışanların mesleki sağlık ve güvenliklerini daha iyi koruyabileceklerdir. Ülkemiz iş sağlığı ve güvenliği bakımından iyi bir karneye sahip değildir. Özellikle iş kazaları sonucu ölümlerde Avrupa birincisi, Dünya'da ise üçüncü sırada yer almaktadır. İş kazalarının yoğun olarak gerçekleştiği sektörler çoğunlukla mesleki ve teknik sektörlerdir. İş kazalarının azaltılması ile ilgili çalışmalarda İSG eğitimi ve İSG kültürünün artırılması önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği kültürü konusunda eğitmeye ve bilinçlendirmeye yönelik yeterli çaba sarf edilmemektedir, ayrıca gerek orta gerekse üniversite eğitiminde İSG eğitimine gereken önem verilmemekte olup, mezun olan öğrenciler İSG konusundaki eksikliklerini çalışma ortamlarında fark edebilmektedirler. Ülkemizde işyerlerinin yaklaşık yarısı KOBİ ve orta ölçekli işletmelerden oluşmaktadır. Özellikle büyük çaplı kurumsallaşmış işletmelerde İSG eğitimi ve kültürüne her ne kadar önem verilse de bu durum küçük ve orta ölçekli işletmelerde çoğunlukla görülmemektedir. Bu çalışmaya, çalışma hayatında tekniker statüsünde çalışacak Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencileri dahil edilmiştir. Bu amaçla öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliği algıları ölçülüp değerlendirilmiş, bu yapılırken de öğrencilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda farkındalık yaratılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın temel amacı, Fırat Üniversitesine bağlı Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunda okuyan öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliği algılarının belirlenmesidir. Araştırmanın evreni 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında Fırat Üniversitesi'ne bağlı Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunda okuyan tüm öğrencilerden oluşmaktadır. Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunda 16 ön lisans programı bulunmakta ve toplam kayıtlı öğrenci sayısı 2367 kişidir. Araştırmanın evreni TBMYO'da okuyan öğrencilerdir(2367 kişi). Örneklem olarak 500 kişi planlanmış, o gün okulda olan tüm bölümlerden öğrenci sayısı 398 kişi mevcut olduğundan tüm öğrencilere de anket uygulanmış, hiç kimse anket cevaplamayı reddetmemiştir.

Meslek yüksek okullarıÖğrenci algısıÜniversite öğrencileri+2
Gökçen Kizirgil
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çalışanların pygmalion algısının motivasyon üzerindeki etkisinde özyeterlilik ve liderliğin aracı rolü: TRB1 bölgesi sağlık çalışanları araştırması

ÖZET Doktora Tezi Çalışanların Pygmalion Algısının Motivasyon Üzerindeki Etkisinde Özyeterlilik ve Liderliğin Aracı Rolü: TRB1 Bölgesi Sağlık Çalışanları Araştırması Eray Ekin SEZGİN Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sağlık Yönetimi Anabilim Dalı ELAZIĞ – 2018, Sayfa: XIV+144 Küreselleşen dünyada sağlık endüstri pazarında sağlık hizmetlerinin özellikle de hastanelerin başarılı olabilmesi ve rekabet üstünlüğünü sağlayabilmesi için teknolojilerini hızla geliştirmesi, yönetim yaklaşımlarını değiştirmesi ve işgücü arzının yapısal olarak değiştirerek insan kaynağına tamamen farklı bir bakış açısı ile yaklaşması gerekmektedir. Geçmişten günümüze iş hayatının dinamizmi içinde ağır rekabet şartları karşısında hastanelerin yaşamlarını sürdürebilmesi bazı anahtar unsurlara bağlıdır ve sağlık işletmeleri için bu anahtar unsur insandır. Gerek hizmet talep eden taraf, gerekse hizmeti sunan taraf olarak karşılıklı memnuniyetin sağlanabilmesi muhakkak ki bu süreçte hastanelerde yönetsel olarak doğru adımların atılmasıyla yakından ilgilidir. Bu yönetsel süreçte yöneticilerin rollerini etkin bir şekilde gerçekleştirebilmelerinde onlara katkı sağlayacak olan Pygmalion Algısı'nın, sağlık hizmetlerinde oluşabilmesi ise yöneticilerin sağlık çalışanlarının gelişimlerine katkı sağlayabilmesi ile mümkün olabilecektir. Pygmalion Algısı'nın literatürde olumlu sonuçlarının alınması, sağlık sektöründe de yararlı olabileceği düşüncesini doğurmuştur. Bu kapsamda gerçekleştirilen araştırmanın amacı, yönetici beklentilerinin sağlık çalışanları tarafından algılanmasının, sağlık çalışanlarının motivasyonu üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmanın amacını gerçekleştirmek için ayrıntılı literatür taraması yapılmış ve TRB1 Bölgesi (Elazığ, Malatya, Bingöl, Tunceli) illerindeki kamu-özel hastanelerinde görev yapan 414 sağlık çalışanının katılımıyla model uygulanmıştır. Araştırmada veriler, birinci dereceden veri toplamada yaygın olarak kullanılan bir yöntem olan "anket yöntemiyle" toplanmıştır ve hastanelerde sağlık çalışanlarına doğrudan ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına göre, yönetici beklentilerine dair çalışan algılarının pygmalion algısı kapsamında kendi motivasyonları üzerinde bir etkisinin olduğu saptanmıştır. Yapılan analizlerde liderlik ve özyeterlilik ölçeklerinin de sağlık çalışanının motivasyonunu etkilediği ve yönetici beklentilerine dair sağlık çalışanının algıları ile sağlık çalışanın motivasyonu arasında liderlik ve özyeterliliğin aracılık rolü oynadığı ispatlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık Hizmetleri, Hastane, Pygmalion Algısı, Özyeterlilik, Golem Algısı, Galetea Algısı

HastanelerLiderlikMotivasyon+5
Eray Ekin Sezgin
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık hizmetlerinde hasta memnuniyeti: Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi Örneği

Günümüzde hasta memnuniyeti eskiye oranla daha çok önemsenmektedir. Çünkü sağlık kurumları daha fazla hastaya ulaşabilmek ve gerektiği durumlarda hastanın yine aynı hastaneyi tercih etmesini sağlamak için rekabet içindedirler. Bu rekabet ortamında hasta beklentilerinin neler olduğu ve nasıl karşılanacağı kurumlar için önemlidir. Kurumlar bu sorulara yanıt ararken hastayı memnun edecek hizmetleri sunmayı planlamaktadırlar. Hastane yönetimi hasta memnuniyetini sağlamak için hem hizmet sunumunda hem de fiziki ortamın iyileştirilmesi yönünde çalışmalar yapmalı, sorunları çözüme kavuşturmalıdır. Böylece kurumun kar marjı, kalitesi, performansı ve verimliliği artacaktır. Tüm bunlar göz önüne alındığında hasta memnuniyetinin ne kadar çok önem arz ettiği görülmektedir. Bu çalışmada, sağlık hizmetleri, hasta ve hasta memnuniyeti kavramı, hasta memnuniyetinin önemi ve hasta memnuniyetini etkileyen faktörler ele alınarak incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı hasta memnuniyetini etkileyen faktörlerin neler olduğunu belirlemektir. Bu çalışma ile alanda yapılacak çalışmalara yeni bir bakış açısı kazandırmak ve bilgi ve birikimine katkı sağlamak hedeflenmektedir. Çalışmanın amacını gerçekleştirmek üzere Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi'nde poliklinik hizmeti alan hastalardan veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Toplanan veriler SPPS 22.0 programı aracılığı test edilmiştir. Araştırma sonucunda farklı hizmet kategorilerinde farklı demorafik özelliklere ait istatistiksel açıdan anlamlı sonuçlar elde edilmiş ve değerlendirmeler yapılmıştır.

Hasta memnuniyetiSağlık hizmetleriSağlık kuruluşları
Ayşenur Abut
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tüketici temelli marka değerinin kamu ve özel hastaneler bazında analizi; Elazığ ili örneği

Son dönemlerde ülkemizde yapılan sağlık reformlarıyla birlikte hastane sayısının artması ve kamu – özel hastanelerin ayrımının ortadan kaldırılarak kamu sağlık güvencesine sahip bireylerin bu sağlık güvenceleriyle özel hastanelerde tedavi olmalarını sağlayan düzenlemelerin olması, hastaneler arasındaki rekabetin artmasına ve müşteri beklentilerini daha iyi karşılayan hastanelerin rakiplerine göre daha fazla tercih edilmesine neden olmuştur. Bu reformlar ile birlikte hasta memnuniyeti de ön plana çıkmış, sağlık hizmeti veren sağlık kuruluşları hedef kârlılıklarına ulaşabilmek ve varlıklarını sürdürebilmek için hasta tatmini, hasta memnuniyeti, hasta farkındalığı vb. pazarlama kavramlarının üzerinde durarak yenilik yatırımları yapmışlardır. Hastaların temel sağlık ihtiyacı olan tıbbi ihtiyaçların hasta beklentilerine cevap vermemesinden dolayı hasta memnuniyeti için duygusal, estetik ihtiyaç vb. ihtiyaçların da karşılanması hizmet kalitesi açısından zorunlu olmuştur. Sağlık hizmetlerinde kalite kavramı, hasta tatminini de beraberinde getirmiş, hasta tatmin derecesi ile marka ve markalaşma kavramlarının oluşmasına sebebiyet vermiştir. Sağlık kurumlarında markalaşma; hastalar ile ileriye dönük güçlü ilişkilerin kurulmasına bu da zaman içerisinde marka değerinin artmasına neden olmaktadır. Sağlık hizmeti sunan doktor, hemşire, hasta bakıcı vb. tüm sağlık personelinin hastalar ile sıcak ilişkiler kurmaları, onlara sevgi ile yaklaşmaları hastaların hastanelere olan güvenini artırmakta ve bu güven duygusu sağlık kuruluşları açısından marka değerini ortaya koymaktadır. Marka değeri; mutlak suretle sadece hasta memnuniyeti ile değil, fiyatlandırma stratejileri, hizmet sunumu aracıları, hastanelerin tutundurma tercihleri, hastaların hizmetlere ulaşma imkânı, sağlık hizmeti sunulan fiziksel ortam ve çeşitli ayırt edici hastaların hafızlarında yer eden kimlik gibi kavramlar ile ifade edilmektedir.

Devlet hastaneleriElazığHastaneler+5
Yavuz Atlı
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duygusal zekâ mesleki stres ilişkisinin duygusal emeğin aracılık etkisi bağlamında okunması: Elazığ sağlık çalışanları örneği

İşletmelerin yaşamlarını sürdürebilmeleri ve kar elde edebilmeleri için müşteri memnuniyeti mutlak koşullar arasındadır. Müşteri algısında olumlu bir imaj ve itibar yaratmak, ancak iş görenlerin çabası ve ilgisi ile mümkün olmaktadır. Yöneticiler ise çalışanlardan amaç ve hedefleri doğrultusunda örgüte fayda sağlayacak duygu ve davranış rollerine girmelerini beklemektedirler. Çalışanların beklenen duygu ve davranış rollerine uyum sağlayabilmeleri için gerçek duygularını ve hislerini bastırarak emek ve çaba doğrultusunda bambaşka bir duygu içerisindeymiş gibi hissettirebilmeleri yeteneğine sahip olmalarını gerekmektedir. Duygusal emeği işaret eden bu durum, duygusal zekâ temeline dayandığında anlamlı sonuç üretebilmektedir. Duygusal emek, duygusal zekânın iş çıktılarına olan etkilerinin ortaya çıkmasına katkı sağlamaktadır. Duygusal zekâ yetenekleri, önemli iş çıktılarından biri olan mesleki stresi azaltmaktadır. Sözü edilen negatif ilişki, duygusal emek devreye girdiğinde zayıflamaktadır. Bu bilgiler doğrultusunda, bu tez çalışmasının amacı duygusal zekâ ve mesleki stres ilişkisinde duygusal emeğin aracılık rolü olduğu yönündeki temel iddiaya deneysel kanıt sağlamak şeklinde belirlenmiştir. Araştırmanın evrenini Elazığ İl Merkezi'nde yer alan kamuya ait hastanelerin çalışanları oluşturmaktadır. Elazığ İl Merkezi'nde kamuya ait 4 hastane yer almaktadır. Bu hastanelerde toplam 3077 sağlık çalışanı istihdam edilmektedir. Çalışmanın verileri, 02.05.2018-30.07.2018 tarihleri arasında anket yöntemi ile toplanmıştır. Duygusal zekâ, duygusal emek ve mesleki stres ölçekleri, 5'li likert sistemine göre derecelendirilmiştir. Değerlendirilen anket sayısı ise 469'dur. Araştırma bulguları, duygusal emeğin, duygusal zekânın mesleki stres üzerindeki etkilerine aracılık ettiğini ve bu etkinin kısmi düzeyde kaldığını göstermektedir. Aracılık etkisini test eden modelin etki büyüklüğü (r2) %25'tir. Bunun %4'ünü dolaylı etki ve %21'ini ise doğrudan etki oluşturmaktadır. Çalışma "Kavramsal Çerçeve" ve "Yöntem" olmak üzere iki başlıktan oluşmaktadır. Kavramsal Çerçeve kısmının konu başlıkları "Zekâ ve duygusal zekâ, Duygusal emek, Mesleki stres, Duygusal zekâ-duygusal emek ilişkisi, Duygusal zekâ-mesleki stres ilişkisi, Duygusal emek-mesleki stres ilişkisi, Duygusal zekâ-mesleki stres ilişkisinde duygusal emeğin aracılık etkisi" şeklindedir. Yöntem kısmının konu başlıkları ise "Araştırmanın sorunsalı (problem durumu), Araştırmanın amacı, Araştırmanın önemi, özgün değeri ve yaygın etkisi, Araştırmanın sınırlılıkları, Araştırmanın varsayımları, Araştırmanın evreni ve örneklemi, Araştırma modeli, Araştırmanın veri toplama yöntemleri, Araştırmanın veri analiz yöntemleri, Bulgular, Sonuç ve öneriler" şeklindedir.

Duygusal emekDuygusal zekaElazığ+7
Göknur Kılıç
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık sektöründe sosyal pazarlama uygulamalarının öğrenciler üzerindeki etkisi: Fırat Üniversitesi İİBF ve SBF örneği

İnsanların günlük aktivitelerini yerine getirmeleri ve yaşamlarını sürdürebilmeleri ancak sağlıklı olmalarıyla mümkündür. Bu nedenle sağlık konusu insanın varoluşundan günümüze kadar olan süreçte sürekli ilgi odağı olmuştur. İnsan sağlığı birçok faktörden olumlu ve olumsuz şekilde etkilenebilmektedir. Bu faktörler; kalıtsal, davranışsal, çevresel kökenli olabilmektedir. Ayrıca sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanılmaması da insan sağlığını olumsuz şekilde etkileyen başka bir faktördür. Bu olumsuz faktörleri en aza indirmek ya da tamamıyla ortadan kaldırmak için, kamu kurum ve kuruluşları, kâr amaçsız kuruluşlar ve kâr amaçlı kuruluşlar tarafından daha sağlıklı ve daha refah bir toplum oluşturmak amacıyla sosyal pazarlama adı altında, birtakım uygulamalar yapılmaktadır. Sosyal pazarlama, toplumun genelini ya da belirli bir kitleyi hedef alan daha sağlıklı ve daha refah bir toplum yetiştirmeyi hedefleyen bunu yaparken de maddi bir çıkar gözetmeyen uygulamaların bütünüdür. Teknolojinin gelişmesi ve tıp biliminin ulaştığı en son bilgiler sayesinde birçok hastalık ilerlemeden teşhis edilmekte ya da hastalık daha ortaya çıkmadan bağışıklık kazandırılarak önlem alınmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar ise insan sağlığı ve toplum sağlığını iyileştirmek ve geliştirmek için koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin önemini ortaya koymuştur. Sosyal pazarlama uygulamaları başta insan sağlığı olmak üzere toplum sağlığı üzerinde olumlu etki ederek hedeflenen sağlıklı toplumu yaratmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada, sağlık sektöründeki sosyal pazarlama uygulamalarının Fırat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında öğrenim görmekte olan üniversite öğrencileri üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın evreni, Fırat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında öğrenim görmekte olan üniversite öğrencileri ile sınırlı tutulmuştur. Basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile iki fakülte bünyesindeki 8 (sekiz) bölüm (İşletme, İktisat, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri, Sosyal Hizmet, Hemşirelik, Ebelik, Beslenme ve Diyetetik) öğrencileri örneklem olarak seçilmiştir. Fırat Üniversitesi İİBF ve SBF'den toplam 500 öğrenciye anket uygulanmış ve İİBF'den 228 SBF'den 117 öğrencinin vermiş olduğu yanıtlar uygun bulunup araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın ölçeğine ait güvenilirlik katsayısı α0,90 bulunmuş olup bu sonuca göre araştırmanın yüksek düzeyde güvenilir olduğu sonucu çıkarılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre sağlık sektöründe yapılan sosyal pazarlama uygulamalarının öğrenciler üzerinde etkisi olduğu sonucu çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Sağlık Sektörü, Sosyal Pazarlama, Öğrenci

Fırat ÜniversitesiPazarlamaSağlık sektörü+3
Ayşe Oktay
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık kurumlarında itibar yönetimi çalışmalarının gelişimi: Lisansüstü tezler üzerinden inceleme

İtibar, bir taraftan kurumlara yatırım avantajı ve rekabet avantajı gibi somut değerler katarken; diğer taraftan olumlu bir imaj algısı yaratmak ve kuruma bağlılık gibi soyut değerler de katmaktadır. Bu açıdan itibari değerin öneminin farkındalığı ile hedeflenene ulaşmaya çalışmak her kurum için olumlu sonuçlar doğurmaktadır. Özelikle sağlık sektörü gibi hizmet sektörlerinin doğrudan insan odaklı çalışma zorunlulukları müşteri tatmini ve çalışan tatmini konusunda olumlu imaj algısı oluşturmayı gerektirmektedir. Çünkü bir sağlık kurumunu tercih ederken insanlar ilgili kurum hakkında olumlu ve olumsuz söylemleri değerlendirerek tercih etmektedir. Kurum iletişimi, kurum imajı, kaliteli iş gücü, kurumsal sosyal sorumluluk gibi kavramlar; müşteri tercihlerini etkileyen, müşteri tatminini sağlayan, çalışan bağlılığını artıran ve itibari değer kazandıran önemli kriterlerdendir. Bu nedenle sağlık kurumlarının eksikliklerini tespit etmek ve bu eksiklikleri gidermeye çalışmak itibar kazanımına katkı sağlamaktadır.

Bilimsel araştırmalarKurumsal itibarSağlık kuruluşları+5
Seda İşoğlu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal zeka düzeyinin öğrencilerin iletişim becerilerine etkisi: Fırat Üniversitesi örneği

Hemşirelik mesleğinin etkili bir şekilde yapılabilmesi için hemşirelerin sosyal zeka ve iletişim becerileriyle donanımlı olmalarının önemi bilinmektedir. Bu nedenle hemşirelik eğitimi boyunca bu iki boyutta gelişmelerine özel bir önem verilmelidir. Bunun için de gerek öğretim programları hazırlanırken gerekse uygulanırken gerekli önlemlerin alınması ve düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bu araştırmanın genel amacı, hemşirelik öğrencilerinin sosyal zeka düzeyinin iletişim becerilerine etkisini belirlemektir. Ayrıca sosyal zeka düzeylerinin ve iletişim becerilerinin sosyo-demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Bu araştırma, nicel araştırma desenlerinden olan tarama türü araştırmanın içinde yer alan betimsel ve ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini 2017-2018 öğretim yılında Elazığ ilinde Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemini ise Hemşirelik bölümünün birinci ve dördüncü sınıflarında okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Tromso Sosyal Zeka Ölçeği ve İletişim Becerileri Envanteri kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 22 paket programında yapılmıştır. Araştırmada sonuç olarak öğrencilerin hem sosyal zeka seviyelerinin hem de iletişim becerileri seviyelerinin orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Sosyal zeka düzeylerinin ve iletişim becerilerinin sosyo-demografik değişkenlerle karşılaştırılması sonucunda; cinsiyet, sınıf düzeyi, uzun süre yaşanılan yerleşim yeri değişkenleri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ailenin sosyo-ekonomik düzeyi değişkenine göre ise anlamlı bir fark bulunmuştur.

HemşirelerHemşirelik eğitimiSosyal zeka+3
Ecem Kazu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin sağlık okuryazarlığı düzeyini belirlemeye yönelik bir araştırma (Fırat Üniversitesi örneği)

Okuryazarlık geniş bir konudur. Bu nedenle farklı konularda farklı tanımları bulunmaktadır. Genel bir tanım olarak okuryazarlık, bireyin duygu, düşünce ve arzularını ifade etme biçimidir. Bunu konuşarak veya yazarak tam ve etkili bir şekilde yapabilmektedir. Okuryazarlık kavramı bununla sınırlı değildir. Kişinin bir başkasının söyledikleri ve yazdıklarını da anlaması gereklidir. Bunu da kişinin söylediklerini dinleyerek, yazdıklarını okuyarak bununla birlikte kişiler veri ve yeteneklerini de kullanmalıdır. Sağlık okuryazarlığı için pek çok kurum ve kuruluş tanım yapmıştır. Sağlık okuryazarlığı kavramı 1974 yılında Simond'un yayınladığı bir makale ile ortaya çıkan 1990'lı yıllara kadar pek konuşulmayan, sonrasında tekrardan önem kazanan bir konudur. Sağlık okuryazarlığı, kişilerin daha sağlıklı olabilmeleri ve sağlık halinin devamı için kişilerin bilgiye ulaşması anlaması ve bu bilgilerin uygulamaya konulmasıdır. Yani kişinin bilgiye erişmesi ya da sadece anlaması yeterli değildir. Kişiler aldıkları bu bilgileri uygulamaya koymalıdırlar. Kişilerin bu konuda sorumlulukları bulunmaktadır. Çalışmanın amacı, Fırat Üniversitesi'nde örgün öğrenim görmekte olan öğrencilerin sağlık okuryazarlığı düzeyini belirlemek, bu sayede eksik olduğu düşünülen bir konuda literatüre katkı sağlamak ve bundan sonraki çalışmalara yön vermektir. Çalışmada sağlık okuryazarlığı kavramı ve önemi açıklanarak, sağlık okuryazarlığını etkileyen kavramlar üzerinde durulmuş, yapılan anket sonuçları ve tablolar yorumlanmış, sonuç ve öneriler hazırlanmıştır. Çalışmada yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Araştırmaya 443 kadın, 364 erkek katılmıştır. Toplamda 807 kişiye anket uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini 2017- 2018 Eğitim ve Öğretim yılında Fırat Üniversitesi'nde eğitim almakta olan öğrencileri oluşturmuştur. Örneklem kolaylama yöntemiyle seçilmiştir. Araştırma 8 fakültede yapılmak istenmiş fakat Teknoloji Fakültesinden etik izin alınamadığı için bu fakülteye anket uygulanamamıştır. Araştırmamız 7 fakültede yapılmıştır (İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Fen Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Yabancı Diller Yüksekokulu, İlahiyat Fakültesi). Araştırmada sağlıkla alakalı olan bölümlerde okuyan öğrenciler sağlık konusunda bilgili oldukları ve standart sapmayı değiştirecekleri düşünüldüğü için özellikle seçilmemişlerdir. Ankette 2 kontrol sorusu bulunmaktadır. Fakat kontrol soruları anketin gerçek özelliğini yansıtmadığı için çıkarılmıştır. Araştırma için 19 hipotez kurulmuş ve test edilmiştir. Araştırmanın güvenirliğini kontrol etmek için güvenirlik testi yapılmış, Cronbach Alfa katsayısı 0,954 olarak bulunmuştur. Buna göre araştırmamızın çok güvenilir olduğu söylenebilir. Sağlık okuryazarlığının demografik etkenlerle, sağlık bilgi ve algılarıyla arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını ölçmek için bağımsız örneklem T testi, ilişkili örneklem T testi ve Tek Yönlü (One Way) Anova testi uygulanmış ve yorumlanmıştır. Ayrıca 5'li likert soruların ölçümünün yapılması için faktör analizi yapılmış ve yorumlanmıştır.

Fırat ÜniversitesiSağlık okuryazarlığıÜniversite öğrencileri
Bahar Görgün
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastane ve hekim tercihinde sosyal medyanın etkisine yönelik bir araştırma

Günümüzde gelişen bilgi teknolojileri ve sosyal ağlar etkisi ile sosyal medya hem bireyler hemde kurumlar için önemli bir iletişim aracı haline gelmiştir. Bu araştırmada; sağlık hizmetleri tanıtımında ve sağlık iletişiminde sosyal medyanın kullanılması, sağlık ile ilgili sosyal medya kanallarında yapılan haber, bilgi ve paylaşımların, hastane ve hekim tercihlerine etkisi incelenecektir. Çalışmada ilk olarak sosyal medya ve sosyal medya kanalları ile ilgili genel bilgilere yer verilmiş, sonraki bölümde sağlık iletişiminde sosyal medya paylaşımlarından bahsedilmiştir. Sağlık kurumları ve hekimler tarafından sosyal medya kanalı ile yapılan paylaşımlar ve sosyal ağlar kanalı ile yapılan iletişimin; sağlık hizmeti alma kararına etkisi incelenmiştir. Sağlık sunucularının tanıtım ve sağlık iletişiminde sosyal medya kullanımının yanısıra sağlık ile ilgili sosyal medya ortamlarında paylaşılan şikayet ve önerilerin sağlık hizmeti alma ve sağlık sunucusu seçme kararına etkisine yer verilmiştir. Hastane ve hekim tercihinde sosyal medya kanallarının kullanımını incelemek üzere yapılmış olan bu araştırmada ilgili verilerin elde edilmesinde veri toplama yöntemi olarak anket yöntemi uygulanmıştır. 500 kişiye uygulanan ankette hastane seçiminde sosyal medya kullanım durumu %59,8 ve hekim tercihinde sosyal medya kullanım durumu %64,4 oranında bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, hekim ve hastane tercihi öncesi sosyal medyada yer alan tanıtım ve paylaşımlara önem veren bireylerin, sağlık hizmeti sonrasında da memnuniyet durumları ile ilgili bilgileri sosyal medyada paylaşma potansiyelinin yüksek olduğu görülmüştür.

Elektronik görsel iletişimHastalarHastaneler+6
Esra Fener
Acıbadem University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık turizmi kapsamında yaşlı turizmi ve mobil sağlık hizmetlerinin uygulanabilirliği ve önemi üzerine bir araştırma

Bu çalışma büyümekte olan sağlık turizmi pazarında yaşlı turizmine dikkat çekmek ve mobil sağlık hizmetlerinin yaşlı turizminde nasıl uygulanabileceğini tartışmak üzere hazırlanmıştır. Dünyada yaşlı nüfusu hızla artmaktadır. Nüfusun yaşlanması ve doğumda beklenen yaşam süresinin uzamasıyla birlikte artan hasta sayısı hastanelerin kapasitesinin üzerinde hizmet talebi ile karşı karşıya kalmasına ve tedavi için uzun bekleme sıralarının oluşmasına sebep olmaktadır. Sağlık hizmeti tüketicilerinin daha ucuz ve kısa sürede sağlık hizmeti alma isteği sağlık turizminin giderek önem kazanan bir pazar olmasını sağlamıştır. Teknolojideki ilerlemelere paralel olarak gelişen mobil sağlık hizmetleri daha hızlı, sağlığın korunmasını arttırıcı ve daha düşük maliyetli sağlık hizmeti sunmaktadır. Bu bağlamda büyümekte olan mobil sağlık hizmet sektörü, ileri yaş sağlık turizminin geliştirilmesinde alternatif ve tamamlayıcı bir unsur olarak fırsata çevrilmelidir.

Aktif yaşlanmaEvde sağlık hizmetleriKoruyucu sağlık hizmetleri+6
Ferhat Şimşek
Acıbadem University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Turizm ve Türkiye'de sağlık turizmi: Bir nitel araştırma

Bu çalışmada Türkiye'de sağlık turizmi çalışmaları ve yurtdışına açılma politikaları incelenmiştir. Çalışmada, genel turizm faaliyetleri, turizm çeşitleri, ekonomik katkılar, sağlık turizmi gelişimi, Türkiye'deki tür ve sağlık turizmi faaliyetleri ile Türkiye'nin sağlık turizminde dünyaya açılması hedefleri değerlendirildi. Dünya ekonomisinde önemli bir yere sahip olan sağlık turizmi sektörü, Türkiye'de hızla gelişerek sektörde yerini almaya başlamıştır. Türkiye uzun yıllardır sağlık turizmi alanında çalışmakta ve devlet teşvikleri ve desteği ile turizm alanında ilerleme kaydederek sağlık turizminde vaat eden bir ülke haline gelecek bir aday haline gelmiştir. Çalışmada, sağlık turizmi hem dünya hem de Türkiye ekonomisi için önemli gözükmektedir.

Dağ turizmiDeniz turizmiDoğa turizmi+7
Yunus Emre Tökü
Acıbadem University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sağlık kurumlarında yalın yönetim: Fırat Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı örneği

Rekabetin hızla arttığı günümüzde hem kamu hem özel sektörde yer alan kurumlar eldeki kıt kaynakları verimli bir şekilde kullanarak performanslarını artırmaya yönelmektedir. Kaynakların verimli bir şekilde kullanılması israfın olmaması demektir. İsraf kavramı günümüzde yalın ile ilişkilendirilmektedir. Otomotiv sektöründe vücut bulan yalın kavramı daha sonra imalat sektöründe yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. İmalat sektöründe yapılan yalın üretim çalışmaları ile süreçte israflar belirlenmekte, israfların ortadan kaldırılması için yalın teknikler uygulanmaktadır. Bu sayede müşterilerin değer tanımına uygun ürünler istediği yer ve zamanda sunulmakta, süreçler hızlanmakta, maliyetler düşmekte, üretim miktarı, kârlar, çalışan ve müşteri memnuniyeti artmaktadır. İmalat sektöründe yoğun bir şekilde uygulaması bulunan yalın üretimin hizmet sektöründe karşılığı yalın yönetimdir. Son zamanlarda hizmet sektöründe de uygulanmaya başlayan yalın yönetim çalışmaları sınırlı bir kaynağa ve uygulamaya sahiptir. Hizmetin soyut olması, ölçülememesi, dinamik olması vb. özellikleri yapılan çalışmaların sınırlı olmasına neden olmaktadır. Bu çalışmaların zaman içerisinde artacağı düşünülmektedir. Geleneksel yönetim usullerini terk edip yalın yönetimi benimsemek isteyen kurumların öncelikle kültür değişimini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Yönetimin ve çalışanların da bu değişime inanması gerekmektedir. Bu çalışmada sağlık kurumlarında yalın yönetimin uygulanabilirliği araştırılmıştır. Çalışmanın uygulama alanı olarak Fırat Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı seçilmiştir. Öncelikle Genel Cerrahi Anabilim Dalı ayaktan ve yatan hasta ile çalışanlarının memnuniyet düzeyleri belirlenmiştir. Daha sonra sağlık kurumlarında yapılan değer akışı haritalama çalışmaları incelenmiş yalın yönetim ve yalın teknikler üzerine araştırma yapılmıştır. Yalın yönetimi uygulamak isteyen sağlık hizmeti sunan kurumların öncelikle hizmet sundukları kişilerin değer tanımlarını doğru belirlemesi gerekmektedir. Değer tanımı ile kastedilen hizmet sunulanın hizmetten beklediği ile algıladığının aynı olmasıdır. Sağlık kurumlarından hizmet alanlar öncelikli olarak hastalıklarının doğru teşhis edilmesini, ihtiyaç durumunda doğru tedavinin uygulanmasını ve bu teşhis ve tedavi süreçleri arasında beklememeyi, güler yüzlü ve ilgili personel ile karşılanmayı, temiz ve ferah bir ortamda hizmet almayı istemektedirler. Bekleme 7 israf türünden biridir. Bu israfların belirlenmesine yönelik yalın yönetim tekniklerinden değer akışı haritalama kullanılan görsel bir araçtır. Bu doğrultuda Genel Cerrahi Polikliniği ayaktan hastalarından belirlenen hizmet ailelerine yönelik mevcut ve gelecek durum değer akışı haritaları çizilmiştir. Değer akışı haritalama ile bilgi ve materyal akışı görsel olarak sunulmuştur. Mevcut durum değer akışı haritaları ile israf noktalarının belirlenmesi daha görünür olmaktadır. Ayrıca katma değer yaratan ve katma değer yaratmayan süreler tespit edilmektedir. İsrafların belirlenmesinin ardından bu israfları ortadan kaldıracak yalın çözüm önerileri geliştirilmiştir. Geliştirilen yalın çözüm önerileri doğrultusunda gelecek durum değer akışı haritaları çizilmiş ve bu öneriler haritalarda gösterilmiştir. Bu önerilerin uygulanması ile beklemelerin ve maliyetlerin azalacağı, verimliliğin, kârın, performansın ve hasta-çalışan memnuniyetinin artacağı düşünülmektedir.

Değer akışı haritalamaGenel cerrahiHastane yönetimi+5
İrem Tanyıldızı
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık kurumlarında hizmet kalitesi algısının hasta memnuniyeti açısından değerlendirilmesi: Bir hastane örneği

Küreselleşen dünya ile birlikte gelişme gösteren sağlık hizmetleri, hastalar tarafından en iyi hizmet kalitesini alma ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Sağlık kurumlarında hizmet kalitesi özel bir öneme sahiptir. Sağlık ve sağlık hizmeti sunumu ülkelerin sosyo-ekonomik açıdan gelişmişlik düzeyinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Hizmetin sunumu, insan yaşamının sürdürülmesi, yaşam düzeyinin arttırılması ve temel yaşam düzeyinin korunması ülkelerin sağlık hizmetleri seviyesinin önemli birer göstergeleridir. Bu yüzden sağlık hizmetlerinde kalitenin geliştirilmesi; hastalar, hizmet sunan kurumlar ve toplumun tümü için oldukça önemlidir. Sağlık işletmeleri için, kaliteli hizmet sunulması temel bir hedef haline gelmiştir. Bu tez çalışması ile sağlık hizmet kalitesinin hasta memnuniyetinde önemli olan süreç boyutu, personel özellikleri boyutu, fiziksel özellikler boyutu ve fiyat boyutu arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler çıkmıştır. Bu kapsamda Diyarbakır ilinde özel bir hastaneden hizmet almış bireylerin algıladıkları sağlık hizmeti kalitesi boyutlarının hasta memnuniyetiyle olan ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada yüz yüze anket yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırma Diyarbakır ili sınırlarında faaliyet sürdüren özel bir hastaneden hizmet almış 302 hasta üzerinde bir anket uygulaması gerçekleştirilerek elde edilen veriler istatistiksel değerlendirmelere tabi tutulmuş ve araştırma bulguları mukayese edilerek irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sağlık İşletmeleri, Sağlık Hizmetleri, Hizmet Kalitesi, Hasta Memnuniyeti

Hasta memnuniyetiHastanelerHizmet kalitesi+2
Tülay Aslan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapısal kırılma etkisinde Türkiye'de sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme ilişkisi

Küresel çapta gerçekleşen ekonomik krizler, politika değişiklikleri, doğal afetler gibi anlık şoklar karşısında tüm toplumlar ve ülkeler Dünya'da var olma mücadelesi vermektedir. Tüm varlıkların devamlılığı için dünyaya gelmelerinden itibaren vermiş ve vermekte oldukları yaşam mücadelesinde, sağlık hizmetlerinin kalitesi ve çeşitliliği, toplumların gelişmişlik düzeyi fark etmeksizin günümüz toplumları için kilit rol oynamaktadır. Çünkü arzu edilen güçlü, mutlu ve istikrarlı bir toplum ancak sağlıklı bireylere sahip olma yolundan gelmektedir. Ancak sağlık sektöründeki sınırlılıklar, dünyanın herhangi bir ülkesinde sağlık hizmetlerine erişime anında cevap verebilecek bir sağlık politikasını oluşturmayı imkansız kılmaktadır. Sağlık piyasasındaki bu sınırlılıklar, kıt kaynaklar ile seçimlerin doğru yapılmasını, artan sağlık harcamalarının denetlenmesini, kontrol altında tutulmasını, kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlanması noktasında, ekonomistlerin ve sağlık yöneticilerinin önemini COVİD 19 pandemisinde bir kez daha gündeme getirmiştir. Küresel ve ulusal çerçevede etkin bir sağlık sistemi yaratma konusunda Türkiye, 2003 yılında Sağlıkta Dönüşüm Programı ile ülkenin sosyoekonomik özelliklerine eş, geliştirilebilir ve devam edilebilir şekilde sağlık sisteminde düzenlemeler yapmıştır. Sağlık politikaların düzenli bir işleyiş seyri için, aşamalı ve süreklilik gösteren bir döngü içerisinde oluşturulan bu program; temelde etkin ve etkili bireyler ile sağlık hizmetlerinin kaliteli, devamlı ve yeterli finansman kaynağı sağlayarak ekonomik ve sağlık statüsünü yükseltmeyi hedeflemiştir. Bireylerin ya da toplumların yaşamsal ve ekonomik faaliyetlerin devamlılık göstermesi adına yapılan sağlık harcamaları pozitif bir yönde ilerleme gösterdiğinde toplumun yaşam süresi ve kalitesinde beklenebilir bir şekilde olumlu sonuçlar vermektedir. Bu bağlamda çalışmada Türkiye'de ekonomik büyüme ile sağlık harcamaları arasındaki ilişki ele alınmıştır. Çalışmada 1980-2018 dönemleri esas alınmıştır. Çalışmada geleneksel birim kök testlerinin yanı sıra yapısal kırılmanın esas alındığı birim kök testleri uygulanmıştır. Çalışmada geleneksel birim kök testlerinden ADF ve PP testi uygulanırken, yapısal kırılmanın esas alındığı birim kök testlerinden Zivot Andrews birim kök testi ve Lee ve Strazicich (2003) birim kök testi uygulanmıştır. Ayrıca değişkenler arasında ilişkinin varlığı Engle ve Granger (1987) ve yapısal kırılmanın esas alındığı eşbütünleşme testlerinden olan Gregory ve Hansen Eşbütünleşme test edilmiştir. Gregory ve Hansen Eşbütünleşme Testi Sonuçlarına göre sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme üzerinde uzun dönemli bir eşbütünleşme ilişkisi olduğunu yani, sağlığın ekonomik büyüme üzerinde etkili olduğu belirlenirken, Engle Granger Nedensellik Testinde değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişkinin var olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlardan görülmektedir ki yapısal kırılmanın var olması durumunda geleneksel yöntemler ile elde edilen ekonometrik bulgular sonuçlarda yanılmalara neden olabilmektedir.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiEşbütünleşme+6
Elif Engin
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık sektörüne yönelik mobbing araştırmalarının lisansüstü tezler açısından değerlendirilmesi: Literatür çalışması

Mobbing bir grup veya tek bir kişi tarafından bir kişiye şiddet uygulama olarak tanımlanır. Aynı zamanda o bir şeye ya da birisine karşı olarak, bir psikolojik terör olarak ya da duygusal saldırı olarak da açıklanabilir. Günümüzde yaşanan ekonomik gelişmeler, çalışma ortamında değişiklikler meydana getirmiştir. Bunun bir sonucu olarak da aşırı rekabet ve kar anlayışı iş yerlerinde psikolojik yıldırma (mobbing) davranışlarını artırmıştır. Hizmet alanında faaliyet gösteren tüm örgütlere benzer şekilde sağlık sektöründeki örgütlerin bütün çalışmalarının tamamına yakını kamunun önünde gerçekleşmektedir. Bu nedenden dolayı bu örgütlerin kendi çalışanlarına ve hizmetlerinden yararlanacak kişilere karşı meydana gelebilecek sıkıntılar için önlem çalışmaları yapmaları zaruridir. Bu önlemlerin alınmadığı durumlarda bir sonuç olarak ortaya çıkacak olan mobbing olayları sunulan hizmetin kalitesini etkileyecek ayrıca çalışan personelin çalışma ortamında rahatsızlık duymasına neden olacaktır. Mobbing gibi olayların toplum için hayati bir öneme sahip bir hizmet sektörü olan sağlık sektöründe önüne geçilmesi personelin çalışma verimini artıracak buna bağlı olarak da hasta memnuniyeti sağlanacaktır. Bunun bir sonucu olarak da sağlık sektöründe bulunan örgütlerden beklenen hizmet kalitesi en iyi şekilde sağlanacaktır. Bu çalışmanın amacı, sağlık kurumlarında mobbing olayları hakkında var olan geçerli ve güvenilir bilgilerin toplanarak sistemli olarak düzenlenmesiyle çok yönlü bilgi birikimi sağlamak için Türkiye'de konu üzerine yapılan tez çalışmalarının incelenmesidir. Bu amaçla 2006 - 2015 yılları arasında yapılan 48 tez üzerinde derleme çalışması yapılmıştır. Yapılan çalışmada tezler hakkında genel bilgiler ve elde edilen sonuçlar verilmiştir. Yapılan bu çalışma sağlık kurumları alanında incelemeler yapacak kişilere genel bir bilgi birikimi sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Sağlık Kurumlarında Mobbing

Bilimsel araştırmalarBilimsel yayınLiteratür taraması+5
Duygu Yıldırım
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşgörenlerin çalışma yaşam kalitesi algılamalarının örgütsel bağlılıklarıyla olan ilişkisinin incelenmesi: Elazığ ili sağlık çalışanları örneği

Bu çalışmanın amacı işgörenlerin çalışma yaşam kalitesi algılarının örgütsel bağlılıklarıyla olan ilişkisinin incelenmesidir. İşgörenlerin çalışma yaşam kalitesi algılarının örgüte olan bağlılığıyla herhangi bir ilişkisi var mı sorunsalı araştırmamızda merak uyandırmıştır. Bu amaçla Elazığ ili sağlık çalışanları üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada veri yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Anket soruları literatürde güvenirliği kanıtlanmış ölçeklerden alınmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler SPSS kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular sonucu araştırmaya katılan sağlık çalışanlarının, çalışma yaşam kalitesi algıları ile örgütsel bağlılıkları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların çalışma yaşam kalitesi ve örgütsel bağlılık algı düzeylerinin demografik özelliklerine göre farklılık gösterdiği de tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çalışma yaşam kalitesi, örgütsel bağlılık.

ElazığSağlık personeliYaşam kalitesi+4
Gülşen Gündoğdu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sigara bağımlılığının yetişkin bağlanma stilleri ile bilinçli farkındalık ve psikolojik iyi oluşla ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, sigara bağımlılığına ilişkin yetişkin bağlanma stillerini, psikolojik iyi oluş ve bilinçli farkındalık düzeylerini ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek, sosyo-demografik değişkenlere göre farklılıklarını saptamak ve bağlanma stilleri ile sigara bağımlılığı arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluşun ve bilinçli farkındalığın aracılık etkisini ortaya koymayı amaçlanmıştır. Araştırma evreni Batı Akdeniz bölgesinde yaşayan 18 yaş üzeri sigara kullanan bireylerden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında sigara kullanan 590 bireye ulaşılmıştır. Veri toplama aracı olarak kullanılan "Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi", "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II-K", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği", "Bilinçli Farkındalık Ölçeği" ve kişisel bilgi formundan faydalanılmıştır. Verilerin istatiksel analizleri SPSS 26.0 ve Jamovi paket programları ile yapılmıştır. Araştırmada, geçerlilik ve güvenirlik analizleri, fark analizleri, korelasyon ve regresyon analizleri paket programları yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucuna göre, katılımcıların %22,4'ü ileri derecede sigara bağımlısıdır. Sigara bağımlılık düzeyi ile bağlanma stilleri, psikolojik iyi oluş ve bilinçli farkındalık düzeyleri incelendiğinde, orta ve ileri derecede sigara bağımlısı olan bireylerin hafif derecede sigara bağımlısı olan bireylere göre kaçınmacı bağlanma davranışı ile arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Sigara bağımlılık düzeyinin, kaçınmacı ve kaygılı bağlanma ile aralarında pozitif yönlü, psikolojik iyi oluş ve bilinçli farkındalık ile negatif yönlü bir ilişkisi tespit edilmiştir. Sigara bağımlılığın şiddeti bireyin bağlanma stili ile ilişkilidir. Kaçınmacı ve kaygılı bağlanma düzeyi, psikolojik iyi oluş düzeyini azaltmaktadır ve azalan psikolojik iyi oluş düzeyi ise sigara bağımlılık şiddetini arttırmaktadır. Kaygılı bağlanma davranışı, bilinçli farkındalık düzeyi azalmaktadır ve azalan bilinçli farkındalık düzeyi de sigaraya olan bağımlılık şiddetini arttırmaktadır.

Hatice Betül Uysal
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık sektörü bilançolarında finansal başarısızlık tahminlemesi

Bu tez çalışması, Türkiye sağlık sektörüne ait alt hizmet alanlarında finansal başarısızlık risklerinin sektörel düzeyde analiz edilmesini ve erken uyarı mekanizmalarının etkinliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, sağlık işletmelerinin mali sürdürülebilirliğini tehdit eden yapısal kırılganlıkları belirlemek üzere Altman Z-Skoru modeli kullanılarak, 2015–2023 dönemine ait finansal veriler üzerinden yürütülmüştür. Çalışmada toplam 12 alt sektöre ilişkin bilanço ve gelir tablosu verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kamuya açık istatistik kaynaklarından ve ilgili sektörel ortalama finansal göstergelerden elde edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda X1-X5 bileşenleri hesaplanarak Z-skorları oluşturulmuş; ardından bu skorların net dönem kârı, aktif kârlılık ve aktif toplam gibi temel performans göstergeleriyle korelasyon düzeyleri istatistiksel olarak incelenmiştir. Bulgular, birçok sektörün uzun yıllar boyunca iflas riski sınırında veya altında konumlandığını, özellikle zayıf likidite (X1) ve düşük faaliyet kârlılığı (X3) oranlarının finansal kırılganlığı pekiştirdiğini göstermiştir. Korelasyon analizleri, varlıkların etkin kullanımının Z-skor ile pozitif yönde ilişkili olduğunu; işletme ölçeği ile finansal istikrar arasında ise negatif yönlü, karmaşık bir bağ olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, Altman modeli sağlık sektöründe finansal başarısızlık riskinin tahmini açısından etkin bir araç olarak değerlendirilmiş; sektöre özgü tahmin modelleri, yapay zekâ temelli erken uyarı sistemleri ve veri madenciliği uygulamalarının entegrasyonu stratejik bir gereklilik olarak vurgulanmıştır.

Finansal başarısızlıkSağlık sektörü
Süleyman Görgüç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık yönetimi öğrencilerinde kişilik özellikleri, kariyer stresi ve kariyer geleceği ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada öğrencilerin kişilik özellikleri, kariyer stresleri ve kariyer geleceği düzeyleri arasındaki ilişkiyi tespit etmek, sosyodemografik değişkenlere göre olan farklılıklarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yer alan kamu üniversitelerinde sağlık yönetimi bölümünde eğitim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında katılımcılara yüz yüze anket yöntemi ile ulaşılmış olup toplam erişilen öğrenci sayısı 1094'tür. Elde edilen anketlerin tamamı analize dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Kariyer Stresi Ölçeği", "Kariyer Geleceği Ölçeği" ve "On Maddeli Kişilik Ölçeği" kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda cinsiyet, yaş, sınıf, yaşanılan yer, bölüme isteyerek girme, bölümün önünü açık görme, bölümle ilgili işte çalışmak, bölümden memnuniyet, tercih nedeni ve kariyer planı değişkenleri ile anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonucunda kariyer stresi, kariyer geleceği ve kişilik özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı sonuç vermiştir. Kariyer stresinin kariyer geleceği ile arasında negatif yönlü, orta düzeyde; Kariyer stresinin kişilik özellikleri ile arasında ise negatif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Uygulanan basit regresyon analizi sonucunda kariyer stresinin kariyer geleceği üzerindeki varyansın %24,8'ini; çoklu regresyon analizi sonucunda ise kariyer stresi ve kişilik özelliklerinin kariyer geleceği üzerindeki varyansın %37,5'ini açıkladığı görülmüştür.

Firdevs Çelik
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık çalışanlarında işe angaje olma, yenilikçi iş davranışı ve anlamlandıran liderlik ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı sağlık çalışanlarında işe angaje olma, yenilikçi iş davranışı ve anlamlandıran liderlik arasındaki ilişkiyi tespit etmek, sosyodemografik özelliklere göre farklılıklarını ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini Ankara'da yer alan dört kamu hastanesinde görev yapan 800 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak katılımcılara yönelik sosyodemografik sorular, "İşe Angaje Olma Ölçeği", "Yenilikçi İş Davranışı Ölçeği" ve "Anlamlandıran Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda; işe angaje olma, yenilikçi iş davranışı ve anlamlandıran liderlik arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde yüksek düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonucunda; anlamlandıran liderliğin yenilikçi iş davranışı üzerindeki toplam varyansın %70,5'ini açıkladığı keşfedilmiştir. Günümüz küresel rekabet koşullarında sağlık çalışanlarının işe angaje olma düzeylerinin ve anlamlandıran liderlik algılarının arttırılması ve bu sayede yenilikçi iş davranışı sergileyen personel potansiyelinin yükseltilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda liderlere eğitimler ve seminerler verilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Ayrıca çalışanların beklentilerini ve gözlemlerini ifade edebileceği toplantılar yaparak aktif katılımların sağlanması önerilmektedir.

Yenilikçi davranışİşle bütünleşme
Kübranur Kocakaya
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etik iklim algısının hasta güvenliği kültürüne etkisi: Elazığ örneği

Hastalar haklarını öğrendikçe sağlık hizmeti sunumunda çeşitlilik ve kaliteye olan ilgi de artmaktadır. Kalitenin temel unsurlarından olan hasta güvenliği kavramı, genel anlamda hastaya zarar verilmesini önlemek amacıyla sağlık kuruluşunun ve çalışanlarının aldığı önlemlerdir. Sağlık çalışanları genellikle yarar ve zarara ait çeşitli etkenleri değerlendirmede neye göre davranacakları konusunda uzlaşamamaktadırlar. Çünkü yarar ve zararın ne olduğu konusunda her zaman somut bir kanıt yoktur. Kurumun ve sağlık çalışanlarının benimsediği etik değerlerle bu çelişkinin ortadan kaldırılması mümkündür. Bu görüşten hareketle sağlık çalışanlarının etik iklim algılarının hasta güvenliği kültürüne etkisinin araştırmaya konu edilmesi kararına varılmıştır. Bu iki değişken arasındaki etkileşimi inceleyen çalışmalara rastlanamamış olması konunun özgün olduğuna yönelik bir belirti olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın temel amacı, sağlık çalışanlarının değerlendirmelerine göre etik iklim algısının hasta güvenliği kültürü üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini Elazığ İl Merkezi'nde yer alan tüm hastanelerin çalışanları oluşturmaktadır. Elazığ İl Merkezi'nde kamuya ait 4, özel sektöre ait 4 toplam 8 hastane yer almaktadır. Bu hastanelerde toplam 3320 sağlık çalışanı istihdam edilmektedir. Çalışmanın verileri, 01.05.2017-30.06.2017 tarihleri arasında anket yöntemi ile toplanmıştır. Etik iklim ve hasta güvenliği kültürü ölçekleri, 5'li likert ölçeğine göre derecelendirilmiştir. Değerlendirilen anket sayısı ise 346'dır. Araştırma sonucunda katılımcıların etik iklim algılarının yüksek (X ̅=3,43; ss=0,85) ve hasta güvenliği kültürü algılarının ise vasat (X ̅=3,18; ss=0,54) kabul edilebileceği kanısına varılmıştır. Etik iklim algısının hasta güvenliği kültürü üzerindeki etkisinin pozitif yönde ve vasat olduğu belirlenmiştir. Etik iklim hasta güvenliği kültürü üzerinde %28 oranında etkili olabilmektedir. [r=0,528; r2=0,279; p<0,001].

ElazığEtik iklimGüvenlik+2
Eda Emül
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Asistan hekimlerde nöbet usulü çalışmanın sosyal jetlag perspektifinden değerlendirilmesi

Sağlık hizmeti sunumunda, özellikle hastalarla doğrudan ve yoğun bir iletişim içinde olan asistan hekimler, sistemin en aktif ve kritik rollerinden birini üstlenmektedirler. Ancak bu önemli rol beraberinde getirdiği zorlu çalışma koşulları, uzun ve düzensiz nöbet saatleri nedeniyle asistan hekimleri, bireyin içsel biyolojik saati ile iş ve sosyal yaşamının gerektirdiği dışsal zamanlama arasındaki kronik uyumsuzluk olarak ifade edilen sosyal jetlag riskiyle karşı karşıya bırakabilmektedir. Asistan hekimler için bu durum sıklıkla, gece nöbetleri, gündüz devam eden mesailer ve serbest günlerde dahi bozulan uyku-uyanıklık döngüleri şeklinde tezahür etmektedir. Sosyal jetlag olgusunun, asistan hekimler üzerindeki etkileri, sadece bireysel sağlık sorunu olmasının ötesinde, sağlık sisteminin genel işleyişi ve hasta güvenliği açısından da sağlık yöneticileri tarafından ciddiyetle ele alınması ve çözüm üretilmesi gereken kritik konular arasındadır. Bu araştırmanın amacı, asistan hekimlerin nöbet usulü çalışmanın bir sonucu olarak deneyimledikleri sosyal jetlag olgusunu ve bu durumun çok boyutlu etkilerini derinlemesine incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi ve fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Farklı uzmanlık dallarından asistan hekimlerle yüz yüze, derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek sosyal jetlag deneyimleri ve bunun yansımaları kendi perspektiflerinden anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırma grubu; nöbet usulü çalışan 23 asistan hekimden oluşmuştur. Katılımcılara amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt ve kartopu yöntemleri ile ulaşılmıştır. Verilerin analizinde tematik analiz yöntemi kullanılmıştır ve MAXQDA 24 nitel yazılım programından faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, asistan hekimlerde sosyal jetlagın geniş etkilere sahip olduğu belirlenmiştir. Sosyal jetlagın asistan hekimlerin genel sağlıklarını, psikolojik iyi oluşlarını, sosyal adaptasyonlarını ve mesleki işlevselliklerini derinden etkilediği ve asistan hekimlerin bu durum için çeşitli başa çıkma stratejileri geliştirdiği sonucuna varılmıştır. Bulgular, asistan hekimlerin çalışma koşullarının ve sosyal jetlagla mücadelelerinin desteklenmesi gerektiğini güçlü bir şekilde vurgulamaktadır.

Sosyal jetlag
Aslıhan Abanuz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelerde değersizlik algısı üzerine nitel bir araştırma

Bu çalışma, hemşirelerin meslek yaşamları boyunca karşılaştıkları deneyimlerin, değersizlik algısının oluşumuna nasıl zemin hazırladığını ve bu algının bireysel ile mesleki yaşantılarına nasıl yansıdığını derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda çalışmanın temel amacı, hemşirelerin yaşadığı değersizlik algılarının nedenlerini ve sonuçlarını anlamak ve bu algının azaltılmasına yönelik çözüm önerileri geliştirmektir. Bu çalışma nitel araştırma yöntemiyle yürütülmüştür. Durum çalışması deseni benimsenmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler, bir devlet hastanesinde görev yapan 29 yoğun bakım hemşiresiyle yüz yüze gerçekleştirilen görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, içerik analiziyle değerlendirilmiş ve katılımcıların ortak görüşlerinden yola çıkılarak belirli kategoriler oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda, hemşirelerin değersizlik algısını nasıl tanımladıklarıyla ilgili 5 kategori tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulardan en önemli üç tanesi şunlardır: "Önemsenmeme ve Küçümsenme", "Karşılık Alamama", "Aşağılanma ve Psikolojik Şiddet"tir. Hemşirelerin değersizlik algılarının sebepleriyle ilgili 8 kategori tespit edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda en belirgin ve yaygın kategori "Psikolojik Şiddet" olarak öne çıkmıştır. "İş Yükü ve Çalışma Koşulları" ve "Mesleki Değersizleştirme ve Statü Sorunları" önemli diğer kategoriler arasındadır. Değersizlik algısının hemşireler üzerindeki etkisine dair 6 adet kategori elde edilmiştir. Analizler sonucunda en önemli bulgulardan arasında "Tükenmişlik ve Motivasyon Kaybı", "Negatif Davranışsal ve Fiziksel Tepkiler" ve "Depresif Belirtiler ve Umutsuzluk" olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında ayrıca hemşireler açısından değersizlik algısının mesleğe ve kuruma etkisi değerlendirilmiş ve şu 3 kategori saptanmıştır. Yapılan analizler sonucunda; "Örgütsel Duyarsızlaşma ve Motivasyon Kaybı", "Mesleki Kimlik ve Anlam Krizi" ve "Örgütsel İşleyişte Bozulma ve Kurumsal Riskler" en belirgin kategoriler olarak öne çıkmıştır. Son olarak, hemşirelerin, çalıştıkları kurumda kendilerini daha değerli hissedebilmeleri için yapılması veya kaçınılması gereken durumlara ilişkin görüşlerinden hareketle 7 kategori elde edilmiştir. En önemli ve belirgin şekilde ortaya çıkan kategoriler arasında "Çalışma Koşulları ve İş Yükü Yönetimi", "Yönetsel Destek ve İnsani İletişim" ve "Dinlenme ve Aile Yaşamı" olduğu saptanmıştır. Araştırma sonucunda; hemşireler, yaptıkları işin sağlık sistemi için kritik bir role sahip olmasına rağmen hak ettikleri değeri görmedikleri kanaatindedir. Bu değersizlik algısının çok sayıda nedene ve sonuçlara dayanan karmaşık bir yapıya sahip olduğu anlaşılmaktadır. Uzun vadede bu durumun hem hemşireleri hem de kurumların işleyişini olumsuz yönde etkileyebileceği görülmektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, hemşirelerin değersizlik algısının azaltılması için çalışan memnuniyetine yönelik politikaların geliştirilmesi ve konuya dair farkındalığın artırılması gerektiği söylenebilir. Çalışmanın hemşirelik mesleği özelinde literatürdeki önemli bir boşluğu doldurma potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir.

Hastane hemşireleri
Merve Tokgöz Yigen
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık çalışanlarında psikolojik sağlamlık, iş tatmini ve tekno-stres ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada sağlık çalışanlarının psikolojik sağlamlık, iş tatmini ve tekno-stres düzeylerinin sosyodemografik özelliklerine göre farklılıklarını ortaya koymak; psikolojik sağlamlık, iş tatmini ve tekno-stres arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlanmıştır. Açıklayıcı nitelikteki bu araştırmanın evrenini Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan sağlık çalışanları, örneklemini ise araştırmaya gönüllü olarak katılan 471 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak sosyodemografik sorular, kısa psikolojik sağlamlık ölçeği, iş tatmini ölçeği ve tekno-stres ölçeğinden oluşan anket formu kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi, SPSS 26.0 ve AMOS 24.0 paket programları yardımıyla yapılmıştır. Çalışmada geçerlik ve güvenirlik analizi, DFA analizi, fark analizleri, korelasyon ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda katılımcıların tekno-stres ve iş tatmini düzeylerinin çeşitli sosyodemografik özelliklere göre farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Yapılan analizlere göre evliler, ön lisans ve altı, çalışma yılı fazla olan, yoğun bakım ve ameliyathane birimi çalışanları ve orta yaş grubunun tekno-stres düzeyleri daha yüksek çıkarken; evliler, servis çalışanları, çalışma süresi az olanların ve ön lisans ve altının iş tatmin düzeyleri daha düşük çıkmıştır. Tekno-stres ile psikolojik sağlamlık arasında ve tekno-stres ile iş tatmini arasında negatif yönde zayıf bir ilişki olduğu görülmüştür. Tekno-stresin artmasıyla birlikte, sağlık çalışanlarının iş tatmini ve psikolojik sağlamlık düzeyleri azalmaktadır. Sağlık hizmeti sunumunda kullanılan teknolojik cihazların olumsuz etkilerinin azaltılması, çalışanların işlerinden memnun olmaları ve psikolojik sağlıklarının yerinde olmasına bağlıdır. Çalışma ortamında teknolojinin verimli kullanılabilmesi için uygun altyapı ve malzemelerin sağlanması iş tatmin ve psikolojik sağlamlığı olumlu yönde arttırabilmektedir. Çoklu regresyon analizine göre; iş tatmini ve psikolojik sağlamlık, tekno-stres üzerindeki toplam varyansın %7,3'ünü açıklamaktadır. Sağlık çalışanlarının iş tatmini ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin yüksek olması düşük tekno-strese işaret etmektedir. Bu bağlamda iş tatminine yönelik çalışanların motivasyon artırıcı maddi ve manevi teşvikler verilmesi, psikolojik sağlamlık açısından ise yöneticilerin demokratik ve çalışan dostu bir ortam sağlaması önerilmektedir. Sağlık çalışanlarının ihtiyaç duydukları anda ulaşabilecekleri duygusal ve sosyal destek mekanizmaları sunulmalıdır. Anahtar Kelimeler: İş Tatmini, Psikolojik Sağlamlık, Sağlık Çalışanları, Tekno-Stres

Psikolojik sağlamlıkTeknostresİş tatmini
Seda Koyuncu
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hekimlerde şiddet görme korkusu, iş doyumu ve işten ayrılma niyetinin incelenmesi

Bu çalışma hekimlerin şiddet görme korkusu, iş doyumu ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiyi belirlemek, sosyodemografik özelliklere göre farklılıklarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Akdeniz Bölgesi'nde yer alan bir ildeki üç hastanede görev yapmakta olan hekimler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 373 hekimden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Şiddet Görme Korkusu Ölçeği", "İş Doyumu Ölçeği" ve "İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, şiddet görme korkusu, iş doyumu ve işten ayrılma niyetinin; yaş, kurum, tıbbi birim, meslekte toplam çalışma yılı, meslek hayatında şiddete maruz kalma durumu, fiziksel ve sözel şiddet görme sıklığına göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonucunda; şiddet görme korkusu ile işten ayrılma niyeti arasında orta düzeyde pozitif; iş doyumu ve iş doyumu alt boyutu olan dışsal tatmin ve içsel tatmin arasında, işten ayrılma niyeti ile iş doyumu, içsel tatmin ve dışsal tatmin arasında orta düzeyde negatif, iş doyumu ile içsel tatmin ve dışsal tatmin arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde güçlü bir ilişki tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonucunda; şiddet görme korkusunun ve iş doyumunun, işten ayrılma niyeti üzerindeki toplam varyansın %46,4'ünü açıkladığı keşfedilmiştir. Hekimlerin iş doyumlarının arttırılması ve şiddet görme korkularının giderilmesi ve bu sayede işten ayrılma niyetlerinin azaltılması gerekmektedir. Hastane içinde ve çevresinde güvenlik tedbirlerinin yoğunlaştırılması, fiziksel çalışma koşullarının iyileştirilmesi, kariyer gelişimi imkanlarının genişletilmesi ve maddi beklentilerinin karşılanması önerilmektedir.

DoktorlarSağlıkta şiddetÖlçekler+3
Umut Baran Ocakdan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelerde psikolojik güçlendirme işle bütünleşmeyi etkiler mi?

Sağlık sektörü, insan hayatının vazgeçilmezi olmakla birlikte bu sektörün sunucusu da bizzat insanın kendisidir. Sağlık sektörünün işgücünü oluşturan unsurlar arasında hemşireler de yer almaktadır. Hemşireler toplum ve sağlık kurumları için kilit bir fonksiyonu icra etmektedirler. Hemşirelerin psikolojik açıdan güçlendirilmeleri sağlık hizmetlerinde işle bütünleşme süreçleri için önem taşımaktadır. Bu bilgilerden hareketle; araştırmanın amacı hemşirelerde psikolojik güçlendirmenin işle bütünleşme üzerindeki etkisini belirlemek, sosyo-demografik özelliklere göre farklılıklarını ortaya koymak, psikolojik güçlendirme ile işle bütünleşme arasındaki ilişkiyi incelemektir. Nicel ve kesitsel olan bu araştırmanın örneklemini bir kamu hastanesinde çalışan 315 hemşire oluşturmaktadır. Bu çerçevede hemşirelere yönelik veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Psikolojik Güçlendirme Ölçeği" ve "İşle Bütünleşme Ölçeği" yüz yüze anket yöntemi ile uygulanmıştır. Analitik değerlendirmelerde fark analizi (t testi), varyans analizi (ANOVA), korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın analiz sonucuna göre yaş, cinsiyet, medeni durum, yöneticilik görevi, meslek hayatındaki çalışma süresi, bulunduğu kurumdaki çalışma süresi, gelir düzeyi ve çalışılan birim değişkenlerinin, psikolojik güçlendirme ve işle bütünleşme düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır(p>0,05). Eğitim durumu değişkeni işle bütünleşme düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermiştir (p<0,05). Korelasyon analizi sonucunda; psikolojik güçlendirme ile işle bütünleşme arasında pozitif orta düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Regresyon analizi sonucunda; psikolojik güçlendirmenin işle bütünleşmeüzerinde anlamlı bir etkisi olduğu bulunmuştur.

Rahime Demir
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bireylerde sağlık hizmeti kullanımı ve obezite farkındalığının sağlık inanç modeline göre incelenmesi

Bu çalışmada bireylerin, obeziteye ilişkin sağlık inanç ve tutumları, obezite farkındalığı ve sağlık hizmeti talep erteleme davranışı düzeyini belirlemek, aralarındaki ilişkiyi saptamak, sosyodemografik özelliklerine göre farklılıklarını ortaya koymak ve obeziteye ilişkin sağlık inanç ve tutumlar ile sağlık hizmetli talep erteleme davranışı arasındaki ilişkide obezite farkındalığının aracı etkisini saptamak amaçlanmıştır. Araştırma evreni Burdur ilinde yaşayan 18 yaş ve üzeri bireylerden oluşturmaktadır. Amaçlı örneklem yöntemi ile %95 güven aralığında ±5 hata payı ile 550 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Obezite Sağlık İnanç Modeli Ölçeği" ve "Sağlık Hizmeti Talep Erteleme Davranışı Ölçeği", "Obezite Farkındalığı Ölçeği" ve sosyodemografik sorular yer almaktadır. Araştırmaya katılan bireylerin %37,5'i aşırı kilolu, %20,7'si ise obezdir. Katılımcıların sağlık inanç ve tutumları incelendiğinde ciddiyet algısının en yüksek ortalamaya sahip olduğu, akabinde yarar ve duyarlılık algılarının geldiği görülmektedir. Sağlığın önemi ve engel algısı ise düşük ortalamaya sahiptir. Katılımcıların obezite farkındalığının yüksek, sağlık hizmeti talep erteleme davranışının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre sağlığın önemi ve ciddiyet algısı ile sağlık hizmeti talep erteleme davranışı arasında düşük düzeyde negatif ilişki, engel algısı ile düşük düzeyde pozitif ilişki tespit edilmiştir. Obezite farkındalığının sağlığın önemi, duyarlılık algısı ve yarar algısı ile düşük düzeyde pozitif, ciddiyet algısı ile orta düzeyde pozitif, engel algısı ve sağlık hizmeti talep erteleme davranışı ile düşük düzeyde negatif ilişki saptanmıştır. Obeziteye ilişkin sağlık inanç ve tutumlar, obezite farkındandalığı aracılığıyla sağlık hizmeti talep erteleme davranışını etkilemektedir. Obezite konusunda bireylerin sağlığın önemine dair farkındalıklarının artırılması ve engel algılarının belirlenmesine yönelik çalışmaların yapılması önerilmektedir.

Neriman Aksoy
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Sağlık çalışanlarında istenmeyen olay bildirim engeli algısı ile istenmeyen olay bildirim tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi: Gümüşhane Devlet Hastanesi örneği

Bu araştırmanın amacı, Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanlarının istenmeyen olay raporlama süreçlerine yönelik tutumlarını ve bu tutumları etkileyen bireysel, kurumsal ve sistemsel engelleri belirlemektir. Hasta güvenliği kültürünün güçlendirilmesi açısından kritik bir öneme sahip olan istenmeyen olay raporlaması, sağlık hizmetlerinde hataların nedenlerini ortaya koyarak benzer olayların tekrarını önlemeye yönelik stratejik bir araç olarak değerlendirilmektedir. Ancak sağlık çalışanlarının raporlama sürecine katılımının çeşitli engeller nedeniyle sınırlı kaldığı görülmektedir. Araştırmanın evrenini Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Bu kapsamda araştırmaya gönüllü katılımcılardan oluşan 390 kişiye ulaşılmıştır. Veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan yapılandırılmış anket formu kullanılmıştır. Anketin birinci bölümünde sosyodemografik bilgiler; ikinci bölümünde sağlık çalışanlarının istenmeyen olay bildirimine ilişkin tutumlarını ölçen ifadeler; üçüncü bölümünde ise bireysel, kurumsal ve sistemsel raporlama engellerini belirlemeye yönelik ölçek maddeleri yer almaktadır. Veriler yüz yüze ve çevrim içi yöntemlerle toplanmış, analizlerde tanımlayıcı istatistikler ve karşılaştırmalı testler kullanılmıştır. Araştırma bulguları, sağlık çalışanlarının olay bildirim tutum düzeylerinin yüksek seviyede olduğunu ve olay bildirim için engellerin düşük seviyede olduğunu göstermektedir. Sağlık çalışanları içerisinde ebe olan katılımcıların olay bildiriminin tutumu ortalamaları, diğer sağlık çalışanları olan katılımcılara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, sağlık çalışanlarında olay bildirimi engelleri ortalamasının artması olay bildirim tutumunun azalmasına neden olmaktadır.

İstenmeyen olayOlay bildirim engelleriOlay raporlama+1
Nuran Koç
Gümüşhane University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
30
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.246
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık sektöründe çalışanların çatışma yönetim tarzları ile yönetici liderlik davranışlarını algılama biçimleri arasındaki ilişki

İnsanın yaratılışıyla birlikte çatışma olgusu da oluşmuştur. Çatışma sadece insanlar arasında değil tüm canlılar arasında az ya da çok kendini göstermektedir. Bu çalışmanın amacı sağlık sektöründe çalışan bireylerin çatışma çözme tarzları ve liderlerini algılama biçimleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi İstanbul Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği'nde çalışan, yaş aralığı 21-53 olan, 46'sı erkek (%38), 75'i kadın (%62) olmak üzere toplam 121 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılara, Kozan ve Ergin (1999) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Çatışma Yönetimi Tarzları Anketi (ÇYTA) ve Tengilimoğlu (2005) tarafından Türkçe' ye çevrilen Liderlik Davranış Ölçeği (LDÖ) uygulanmıştır. Bu çalışmada, çalışılan bölümlere göre katılımcıların lider algılarının ve çatışma çözme tarzlarının farklılaşıp farklılaşmadığının değerlendirilmesi için ANOVA testi uygulanmıştır. Ayrıca, katılımcıların lider algılamalarıyla çatışma çözme tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi için Pearson Korelasyon yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, İdari ve Mali Hizmetler Başkanlığı'nda çalışan katılımcıların lider algılamalarıyla çatışma çözme tarzları arasında anlamlı bir farkın olmadığı bulunmuştur. Tıbbi Hizmetler Başkanlığı'nda çalışan katılımcıların tümleştiren ve ödün veren çatışma çözme tarzlarına göre, Tıbbi Hizmetler bölümü lehine anlamlı bir fark yarattıkları saptanmıştır. Ayrıca, eğitim düzeyi arttıkça yöneticilerin çatışma çözme tarzı açısından ödün veren tarzda bir eğilim gösterdikleri tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, lideri algılama biçiminin kişilerin çatışma çözme tarzını belirleme üzerinde bir etkisinin olmadığı, çalışanların kendi bireysel özelliklerine göre çatışma çözme tarzını belirlediği görülmektedir.

AlgıLiderlikSağlık personeli+6
Hacer Şengül
Biruni University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel hastane çalışanlarının hasta haklarına yönelik bilgi ve tutumlarının ölçülmesi

Hasta haklarına yönelik uygulamaların verimliliği hem hasta memnuniyetini artırmakta hem de son yıllarda artan hasta ve sağlık personeli arasındaki şiddet gibi problemlerin önüne geçilmesinde fayda sağlayabilmektedir. İnsan olmanın temel haklarından biri olan hasta haklarının sağlık personeli tarafından benimsenmesi ve uygulanması önemli kriterlerdendir. Bu araştırma ile , sağlık personelinin cinsiyet, eğitim, yaş gibi kriterlerinin yanı sıra hasta hakları konusunda eğitim alıp almamış olmasının , hasta haklarına yönelik bilgi ve tutumlarını nasıl etkilediği ölçümlenecek , bu ölçümlemenin kullanılması ile hasta haklarına yönelik uygulamalar iyileştirilebilecektir.

DoktorlarHastanelerHastaneler-özel+2
İbrahim Nusret Yüce
Biruni University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hizmet içi eğitimlerin kliniklerde çalışan hemşirelerin iş verimliliğine etkisi

Bu araştırma İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı-6'ya bağlı 4 (dört) hastanede kurum içi sağlanan eğitim organizasyonlarının sağlık çalışanları arasında önemli bir yeri olan hemşirelerin yaş, cinsiyet, eğitim, medeni durum gibi özelliklerine göre edinmiş oldukları bilgilerin iş verimliliklerine etkisi olup olmadığını belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma örneklemini kurumda çalışan 649 hemşireden, araştırmanın yapıldığı tarihler arasında izinli olmayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 128 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ilk bölümde katılımcıların tanımlayıcı özellikleri, İkinci bölümünde hemşirelerin hizmet içi eğitim ve oryantasyon eğitimine yönelik düşünceleri, son bölümde ise Serbest ve Ulupınar Alıcı tarafından 2010 yılında kullanılan, kurum içerisinde yürütülen hizmet içi eğitim faaliyetlerine yönelik değerlendirmelerinin irdelendiği 5' li Likert anketi tekniği tercih edilmiştir. Toplanan veriler Windows için SPSS (SPSS Inc., Chicago, Illinois, USA) 15.0 versiyon paket programı ile istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, hemşirelerin %71,9' u lisans ve yüksek lisans mezunu olduğu, %75' inin mesleğinden memnun olduğu, %92,2' sinin kuruma ilk başladığında oryantasyon eğitimi aldığı, %67,2' si eğitimlerin beceri eğitimi ile desteklenmesi gerektiğini düşündüğü ve %62,5' inin ise okulda aldığı eğitimi mesleki yaşantısı boyunca yeterli görmediği saptanmıştır. Hizmet içi eğitimlerin beceri eğitimi ile desteklenmesi ve eğitim ihtiyaçları belirlenirken hemşirelerin görüş ve talepleri dikkate alınması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Hizmet, Hizmet İçi Eğitim, Hemşire, Verimlilik

Hastane hemşireleriHemşirelerHemşirelik+4
Derya Dönmez
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık çalışanlarının öznel iyi oluş düzeylerinin çalışma motivasyonuna etkisi

Sağlık kuruluşlarına gelen hastalar ve sağlığını kontrol ettirmek isteyen kişilerin tüketilen hizmet ile beklenilen hizmet anlayışı hızlı bir şekilde değişmektedir. Bu hususta beklenti, belirli bir performansın önceden gösterileceğini ummaktır. Bu nedenle sağlık sektörü paydaşları var olan potansiyellerini yükseltmek ve olanı kaybetmemek için tüm bu hasta ve sağlık hizmeti talep edenlerin beklenti düzeylerinden haberdar olmak ve bu doğrultuda sağlık hizmetlerini geliştirmeye odaklanmalıdırlar. Aynı zamanda sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanların iş tatmini ve memnuniyeti seviyesini artırarak motivasyonlarını yükseltmelidirler. Bu hususlar göz önüne alındığında motivasyonu ve öznel iyi oluşu etkili biçimde kullanacak olan sağlık ve hastane yöneticileri büyük önem taşımaktadırlar. Bu sebeple ilk bölümde, yönetim, sağlık yönetimi, sağlık hizmetleri, hastane ve sağlık kuruluşları hakkında bilgiye yer verilmiştir. İkinci bölümde ise motivasyon, yönetim kuramlarında motivasyon, motivasyonu arttırma yöntemleri ve motivasyonda özendirici araçlar, müşteri memnuniyeti ve hizmet kalitesi, sağlık kuruluşlarında müşteri memnuniyeti kavramlarına değinilerek bu alanda yapılan literatür kaynaklarına yer verilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı sağlık çalışanlarının, öznel iyi oluş düzeylerinin çalışma motivasyonuna etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla üçüncü bölümde, sağlık çalışanlarının günlük hayatta ve iş ortamında kendilerini ne kadar iyi hissettiklerine dair araştırmalardan ilham alınarak, öznel iyi oluş ve öznel iyi oluşu artırıcı faktörler üzerinde durulmuştur. Son bölümde araştırmamızın doğrultusunda yapılan araştırma ile ilgili bilgilere yer verilmiştir.

MotivasyonSağlık hizmetleriSağlık personeli+2
Nesih Ünlü
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşe yabancılaşma, iş yerinde mutluluk ve işin anlamlılığı arasındaki ilişkilerin incelenmesi: Sağlık çalışanları üzerinde bir araştırma

Bu araştırmanın temel amacı işe yabancılaşma, iş yerinde mutluluk ve işin anlamlılığı arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Çalışmanın evrenini Antalya'da bir ilçe devlet hastanesinde görev yapan 302 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Anket formunda; katılımcılara yönelik kişisel ve mesleki sorular, işe yabancılaşma, iş yerinde mutluluk ve işin anlamlılığı ölçekleri kullanılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda; işe yabancılaşma ile iş yerinde mutluluk, işin anlamlılığı ve alt boyutları arasında negatif yönlü; iş yerinde mutluluk ile işin anlamlılığı ve alt boyutları arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonucunda katılımcıların iş yerinde mutluluk ve işin anlamlılığı düzeyinin artması işe yabancılaşmayı istatistiksel olarak azaltırken; katılımcıların iş yerinde mutluluk düzeyinin artması işin anlamlılığını istatistiksel olarak arttırmaktadır. Aracı etki analizi sonucuna göre işin anlamlılığının işe yabancılaşma üzerindeki etkisinde iş yerinde mutluluk kısmi aracı rolü üstlenmiş ve sonuç olarak katılımcıların işini anlamlı bulmaları iş yerinde mutluluğu arttırmakta, artan iş yerinde mutluluk ile bireyler daha az işe yabancılaşma yaşamaktadırlar. Düzenleyici etki analizi sonucuna göre işin anlamlılığının işe yabancılaşma üzerindeki etkisinde iş yerinde mutluluğun düzenleyici rolü istatistiksel olarak anlamlı çıkmış ve sonuç olarak iş yerinde mutluluk arttıkça işin anlamlılığının işe yabancılaşma üzerindeki etkisi azalmaktadır. Sağlık çalışanlarında işe yabancılaşma, iş yerinde mutluluk ve işin anlamlılığı konularında sağlık bakanlığına, hastane yönetimine ve araştırmacılara önemli sorumluluklar düşmektedir.

Sağlık personeliÖrgütsel mutlulukİş anlamı+1
Sultan Ümran Kaya
Biruni University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoğun bakım sağlık çalışanlarının benlik saygısı, tükenmişlik ve duygusal emek düzeyi arasındaki ilişki

Hastalara etkili, verimli, ekonomik ve kaliteli sağlık hizmetlerin sunulabilmesi, sağlık çalışanlarının iş tatmini, öznel iyi oluş hali, iş yapmaya istekli oluşları ile etkili ve verimliliklerinin yüksek düzeyde olması ile gerçekleşebileceğinden sağlık çalışanlarının çalışan benlik saygısı, tükenmişlik ve duygusal emek düzeylerinin belirlenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Sağlık çalışanlarında verimliliğin ve etkililiğin artırılması için çalışan benlik saygısı, tükenmişlik ve duygusal emek düzeylerinin en düşük seviyede olması gerekmektedir. Yoğun bakım servisinde çalışan personelin hastalara verilen sağlık hizmetleri üzerinde önemli etkisi olmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada İstanbul'da bulunan hastanelerin yoğun bakım servislerinde görev yapan sağlık çalışanlarının çalışan benlik saygısı, tükenmişlik ve duygusal emek düzeylerinin belirlenmesini, bu değişkenler arasındaki ilişkinin ortaya konulmasını hedeflemektedir. İstanbul ilinde yapılan bu araştırma tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. "Benlik Saygısı Ölçeği'', "Tükenmişlik Ölçeği'' ve "Duygusal Emek Ölçeği" kullanılarak oluşturulan 200 kişiye uygulanan anket 'in sonucunda araştırmaya ait veriler elde edilmiştir. Bu araştırmanın evrenini İstanbul'da bulunan Biruni Üniversitesi Sağlık Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi, Özel Medilife Beylikdüzü Hastanesi ve servisi çalışanları oluşturmaktadır. Veriler SPSS 19,0 paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ankete katılan 200 kişinin %30' u erkek %70' i kadındır. Katılımcıların %62' si 18-24 yaş aralığındadır. Katılımcıların %71' i bekâr %29' u evlidir. Katılımcıların %22'si lisans, %14'ü yüksekokul mezunudur. Katılımcıların büyük çoğunluğu (%47) aylık ortalama 2500 TL kazanmaktadır. Yine katılımcıların büyük çoğunluğu (%48) sağlık sektöründe 1-5 yıl arası kıdeme sahiptir. Yoğun bakım sağlık çalışanlarının yüksek benlik saygısı ortalama ölçek puanı 3,40' dır. Ankete katılım sağlayanların tükenmişlik düzeyleri ortalama ölçek puanı 2,56 dır. Sağlık çalışılanları mesleklerini icra ederken düşük düzeyde bir tükenmişlik hissi yaşadıkları söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Hastane, Hasta, Benlik Saygısı, Duygusal Emek, Tükenmişlik

Benlik saygısıDuygusal emekHastaneler+5
Serap Kilerci
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık çalışanlarının algılarına göre sağlık kuruluşlarında görev yapan yönetici kadınların liderlik tarzları

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de meydana gelen sosyal ve ekonomik değişimler, kadının toplum içindeki statüsünü değiştirmeye başlamış ve iş gücüne katılımında artışa neden olmuştur. Köylerde tarım ve kentleşmenin olduğu bölgelerde ise hizmet sektöründe çalışan kadınların sağlık sektöründeki payı ise oldukça yüksektir. Ancak, kadınlar çoğunlukla el emeği veya hizmet sağlayıcı olarak kullanılmakta, üst yönetim ve denetim kurulları stratejik konumlara bakıldığında, erkek katılımının her zaman daha yüksek olduğu görülmektedir. Aynı durum toplumumuzdaki diğer kuruluşlar içinde de gözlenmektedir. Genel olarak, çalışma ortamının tüm organizasyonlarda olduğu gibi sağlık organizasyonlarında da hedeflenen sonuçlara ulaşılabilmesi işgücü çeşitliliği, sağlıklı ve gelişen bir profesyonel ortam geliştirilip sürekli hale getirilmesi, kadın çalışanların yönetim kademelerinde eşit düzeyde temsili ve liderlik özeliklerinin geliştirilebilmesiyle mümkün olacaktır. Bu çalışmada, sağlık çalışanlarının kadın liderlerinin ve yöneticilerinin algılanan liderlik özellikleri belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, iki yüz otuz iki hastane çalışanın katılımıyla, Biruni Üniversitesi Araştırma, Özel Medicine ve Medicana hastaneleri çalışanlarının, kadın yöneticilerinin Otokratik, Demokratik, Serbest bırakıcı, Dönüşümcü, Etkileşimci liderlik tarzı davranışlarının hangileriyle ilişkilendirildiklerine dair algılarını belirlemek için tasarlanmıştır. Bu çalışmada çok faktörlü liderlik teorisine dayalı olarak kadın yöneticilerin liderlik tarzını belirlemek ve hastane çalışanlarının demografik özelliklerine göre liderlik tarzlarındaki algı farklılıklarının tespit edilmesi hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın, Liderlik, Sağlık Sektöründe Kadın Yöneticiler.

Kadın yöneticilerKadınlarLiderlik+3
Naciye Seymenoğlu Torpil
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tıbbi görüntüleme teknikerlerinin mesleki risklere karşı tutumu

Bu çalışma İstanbul ili Bağcılar ilçesinde özel hastanelerde çalışan tıbbi görüntüleme teknikerlerinin mesleki risk algılama durumları ve bunu etkileyen etmenleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel nitelikteki bu çalışma özel hastanelerde 5 Ekim 2019 – 5 Ocak 2020 tarihlerinde yürütülmüştür. Toplam 88 teknikere ulaşılmıştır. Sosyo demografik özellikler, çalışma yaşamı ve mesleki risk algısı ve koruyucu önlemlerden oluşan anket formu ile veriler toplanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Pack age for Social Sciences) for Windows 22 programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (ortalama, standart sapma, sayı ve yüzde) kullanıldı. Gruplar arasındaki farklılığın test edilmesinde, karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testinden yararlanıldı. İki değişken arasındaki ilişki düzeyine Spearman korelasyon testi ile bakıldı. Sonuçlar; %95 güven aralığında anlamlılık ise p<0,05 altında değerlendirildi. Teknikerlerin demografik veri dağılımı incelendiğinde, teknikerlerin ortalama yaşı 25,95±5,67 olduğu ve yaş aralığının 20 ile 47 arasında değiştiği saptanırken; teknikerlerin cinsiyet dağılımının %55,3'ünün (n=47) erkek , %44,7'sinin(n=38) kadın olduğu saptandı. Mevcut bulgulardan teknikerlerin 68'i (%80) mesleki riskler hakkında yeterli bilgi sahibi olduğu, 16'sı (%18,8) bilgi sahibi olduğu ve 1'i(%1,2) ise az bilgi sahibi olduğu saptandı. Teknikerlerin MRBD toplam puan ortalamasının 21,16±2,72 olduğu mevcut verilerden saptanırken, teknikerlerin en yüksek puanı(2,79±0,44) "Tıbbi görüntüleme tekniklerinin mesleki riskleri hakkında bilgi sahibi olma" ifadesinden aldığı; en düşük puanı (1,58±0,82) ise "Bir hastaya verilen dozun teknikeri ne kadar etkilediği hakkında bilgi sahibi olma" ifadesinden aldığı mevcut verilerden saptandı. Farklılığın test edilmesinde, karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testinden yararlanıldı. İki değişken arasındaki ilişki düzeyine Spearman korelasyon testi ile bakıldı. Sonuçlar; %95 güven aralığında anlamlılık ise p<0,05 altında değerlendirildi.

Mesleki riskRiskRisk algılaması+6
Funda Fındık Akkır
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güvenli cerrahi kontrol listesi kullanımında sağlık profesyonellerinin görüşlerinin belirlenmesi

"Güvenli Cerrahi Hayat Kurtarır'' projesi kapsamında oluşturulan "Güvenli Cerrahi Kontrol Listesi" (GCKL) ile cerrahide hasta güvenliğinin sağlanması hedeflenmiştir. Güvenli Cerrahi Kontrol Listesi 2009'da "Güvenli Cerrahi Kontrol ListesiTR" (GCKLTR) adı ile Türkiye'de kullanılmaya başlanmıştır. Bu araştırma, GCKLTR kullanımında sağlık profesyonellerinin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Literatürde yapılan çalışmalara bakıldığında GCKLTR nicel olarak ele alınmış olup, konu ile ilişkili nitel bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Çalışmamızda; liste kullanımına yönelik, özellikle yaşanılan sıkıntılar ve engellerin neler olduğunun saptanması, buna yönelik çözümlerin tespit edilmesi ve geliştirilmesi hedeflenmiş olup, listeyi aktif olarak kullanan sağlık profesyonellerinin, liste kullanımı ile ilgili düşüncelerini daha derinden ve net olarak anlaşılabilmesi için bu yöntem tercih edilmiştir. Uygun örneklem seçimi ise İstanbul ilindeki, bir zincir hastane grubunun Bağcılar, Beylikdüzü İlçeleri ile Çapa semtine konuşlanmış olan hastanelerinde görev yapan 41 sağlık profesyoneli ile gerçekleştirilmiştir. Her katılımcı ile bire bir ve yüz yüze olmak üzere görüşme yapılmış ve görüşmeler ses kayıt cihazına alınarak kayıt edilmiştir. Yapılan görüşmeler daha sonra nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yorumlayıcı fenomonolojik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Örneklemler belirli ölçütleri sağlayan, özel grup hastane bünyesinde görev yapan sağlık profesyonellerinden gönüllülük esasına dayalı olarak seçilmiştir. Analiz sonuçlarına göre bireylerde "eğitim, risk alma, ötekiler, empati, sirkülasyon, baskı" olmak üzere 6 üst tema çıkmıştır. Her üst temanın çeşitli sayılarda alt temaları bulunmaktadır. Çalışmaya katılan kişilerin 28' i erkek, 13'ü kadın olup, kişilerin yaptıkları yorumlar neticesinde, cinsiyet faktörünün liste kullanımı üzerine etkisi olmadığı anlaşılmıştır. 10 yıl ve üstü çalışan 31 kişi olup, 0-4 yıl 9 kişi, 5-9 yıl arası 1 kişi çalışmaya katılmış olup, 41-50 yaş arası 12 kişi, 18-30 yaş arası 11 kişi olup, 51-60 yaş arası 9 kişi, 61 yaş üstü 5 kişi, 31-40 yaş arası 4 kişi, liste kullanımına yönelik verdikleri cevaplar ile meslek deneyimi arttıkça ve yaş ilerledikçe farkındalığın olumlu yönde arttığını, yaş küçüldükçe ve meslek deneyimi azaldıkça farkındalığın daha azaldığı anlaşılmıştır. Yaş ile meslek deneyiminin doğru orantılı olarak liste kullanımına etki ettiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Güvenli Cerrahi, Hasta Güvenliği, Güvenli Cerrahi Kontrol Listesi, Yorumlayıcı Fenomonolojik Analiz

CerrahiHasta güvenliğiSağlık personeli+1
Deniz İlikli
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan yöneticilerin iş doyumu ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: İstanbul ili örneği

Hem kamu hem de özel sektörde çeşitli statülerde görev yapan kişilerin iş doyumu ve tükenmişlik düzeylerini ölçmek, mevcut durumda iyileştirme yapmak, iş doyumunu yükseltmek ve tükenmişliğin önüne geçmek için önem arz etmektedir. Literatürde bu iki kavramı ele alan çok sayıda çalışma bulunmakta olup, sağlık sektöründe yöneticilik yapan bireylerde iş doyumu ve tükenmişliğin ayrı ayrı ele alındığı, çeşitli il ve ilçelerde daha küçük evren ve örneklem üzerinden çalışmalar yapıldığı görülmüştür. Bu araştırma ile İstanbul ilinde kamuda görev yapan sağlık yöneticilerinin iş doyumları ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki ve bu iki faktör üzerindeki sosyo-demografik özelliklerin etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da bulunan kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan 307 yönetici oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Yöneticilerin içsel doyum, dışsal doyum ve genel iş doyum düzeyleri arttıkça duygusal tükenme ve duyarsızlaşma düzeylerinde azalma ve kişisel başarı düzeylerinde artış olduğu bulgusu elde edildi. Sosyo-demografik özelliklerin etkisi açısından bakıldığında yöneticilerin iş doyum düzeylerinin; yaşa, mesleğe, yönetici unvanına, toplam hizmet süresine ve gelir düzeyine göre farklılık gösterdiği, tükenmişlik düzeylerinin; medeni duruma, eğitim durumuna, yöneticilik alanında lisansüstü eğitim alma durumuna, mesleğe, yönetici unvanına, görev yapılan kurum türüne, toplam hizmet süresine, yönetici olarak görev yapma süresine ve gelir düzeyine göre farklılık gösterdiği bulunmuştur.

Sağlık kuruluşlarıSağlık kuruluşları yöneticileriSağlık yönetimi+4
Sevde Mert Özer
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık çalışanlarında işe angaje olmanın iş performansına etkisi: Darülaceze Başkanlığı örneği

Bu araştırmada Darülaceze Başkanlığı'nda hizmet veren sağlık çalışanlarının işe angaje olma durumlarının iş performansına etkisi değerlendirilmiştir. Bu araştırmanın amacı, örgütlerin insan kaynakları yönetimi konusunda ve yöneticilerin çalışan performansını arttırmaya yönelik çalışmalarında yardımcı olabilmek ve bu konuda çalışma yapacaklar için bir öngörü sağlayabilmektir. Araştırmada basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Demografik form, işe angaje olma ölçeği ve iş performans ölçeğinden oluşan anket 142 kişiye uygulanarak araştırma verileri elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 16.0 programı kullanılmıştır. Araştırma verileri analiz edilirken parametrelerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov-Smirnov testi ile değerlendirilmiştir. Tanımlayıcı istatistiksel metodların (Sayı ve Yüzde) yanı sıra değerlendirmelerde, niceliksel verilerde normal dağılım gösteren parametrelerin karşılaştırmalarında Varyans Analizi ve iki grup arası karşılaştırmalarında Student t-test kullanılmıştır. Niceliksel veriler arasındaki ilişkinin incelenmesi için Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. İlişkisi olan değişkenlerin etki oranlarını görebilmek için Basit Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Sonuçlar %95'lik güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, Darülaceze Başkanlığında çalışan sağlık çalışanlarının işe angaje olma durumu ve alt boyutları ile görev performansı, bağlamsal performans ve iş performansı arasında pozitif yönde orta şiddette bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca bazı demografik özelliklerin işe angaje olma alt boyutlarını etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: İş Performansı, İşe Angaje Olma, Performans, Sağlık Çalışanı, Dinçlik, Adanmışlık, İlgi

DarülacezeDinçlikPerformans+6
Funda Ersin
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık çalışanlarının algılarına göre sağlık yöneticilerinin kriz yönetim becerileri ve liderlik stilleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, kriz yönetim becerisi ve liderlik türleri gibi kavramları doğrultusunda, sağlık çalışanlarının algılarına göre sağlık yöneticilerinin kriz yönetim becerileri düzeylerini saptamak ve kriz yönetim becerileri ile liderlik stilleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışmada kullanılan ölçekten elde edilen verilerin analizi IBM SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 25.0 sürümü kullanılarak yapılmıştır. Birinci aşamada, demografik bilgilerin bulunmuş olduğu genel bilgilere ilişkin yüzde ve sıklık dağılımları sunulmaktadır. İkinci aşamada, çalışmada kullanılan ölçeklere yönelik yüzde dağılımları ve ortalama cevap ile standart sapma gibi tanımsal istatistik bilgilerine yer verilmiştir. Boyutlar için Kolmogorov-Simirnov ve Shapiro-Wilk normallik sınamaları yapılmıştır. Boyutların dağılımları normal dağılıma uymadığı için grup farklılıkları sınamasında her bir ikili grup için Mann-Whitney-U testi ve üçlü ve fazla grup için de Kruskal Wallis testleri yapılmıştır. Gruplar arasındaki farkların kaynağını tespit edebilmek için ortalama sıra (Ortalama Sıra) değerleri incelenmiştir. Ölçeğin dağılımında normal dağılıma uygunluk sağlanamadığından ilişki analizlerinin sınanmasında Kendall's Tau_b korelasyon analizinden faydalanılmıştır. Diğer aşamada ilişkilerin model yardımıyla belirlenmesi amaçlı regresyon analizi uygulanmıştır. Regresyon modelinde en küçük kareler varsayımlarının sağlanması için Newey-West algoritması altında çözümler gerçekleştirilmiştir. Yapılan regresyon analizinde, liderlik tarzı, kriz yönetim becerisi üzerinde pozitif yönde (olumlu yönde) anlamlı ilişkili çıkmıştır (p<0.05). Liderlik tarzı kriz yönetimi davranışını R2 =%33.1 açıklama gücüne sahiptir. Liderlik Tarzı algısı 1 br. arttığında kriz yönetim becerisi 0.275 br. artış gösterecektir. Böylece, ana hipotez H01 sağlanmıştır. Liderliğin alt boyutlarına göre incelendiğinde ise Kriz yönetim becerisini en çok etkileşimci liderler arttırmaktadır.

Kriz yönetimiLiderlikSağlık kuruluşları+5
Dilek Ölmez
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel toplumda sağlık hizmetlerinden yararlanmanın etnosentrik eğilimin hekim seçimine etkisi

Bu çalışmanın amacı, etnosentrik duyguları yüksek kültüre sahip kişiliklerin, hekim-hasta yöneliminde nasıl bir davranış sergilediklerini, aralarında nasıl ve ne yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymak ve demografik bilgiler açısından etnosentrik eğilimin ve hasta-hekim yönelim algısının anlamlı farklılık gösterip göstermediği bulmaktır. Çalışmada kullanılan ölçekten elde edilen verilerin analizi IBM SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 25.0 sürümü kullanılmıştır. Birinci aşamada, demografik bilgilerin bulunmuş olduğu genel bilgilere ilişkin yüzde ve sıklık dağılımları sunulmaktadır. İkinci aşamada, çalışmada kullanılan ölçeklere yönelik yüzde dağılımları ve ortalama cevap ile standart sapma gibi tanımsal istatistik bilgilerine yer verilmiştir. Boyutlar için Kolmogorov-Simirnov ve Shapiro-Wilk normallik sınamaları yapılmıştır. Boyutların dağılımları normal dağılıma uymadığı için grup farklılıkları sınamasında her bir ikili grup için Mann-Whitney-U testi ve üçlü ve fazla grup için de Kruskal Wallis testleri yapılmıştır. Gruplar arasındaki farkların kaynağını tespit edebilmek için ortalama sıra değerleri incelenmiştir. Ölçeğin dağılımında normal dağılıma uygunluk sağlanamadığından ilişki analizlerinin sınanmasında Kendall's Tau_b korelasyon analizinden faydalanılmıştır. Diğer aşamada ilişkilerin model yardımıyla belirlenmesi amaçlı regresyon analizi uygulanmıştır. Regresyon modelinde en küçük kareler varsayımlarının sağlanması için Newey-West algoritması altında çözümler gerçekleştirilmiştir. Tüketici etnosentrizm skoru; hasta-hekim yönelim genel skorunu %19,3 (r=0,193, p=0,000) oranında pozitif yönde (artırıcı) etkilemektedir. Hasta-Hekim Yönelimi üzerinde pozitif yönde (olumlu yönde) anlamlı ilişkili çıkmıştır (p<0.05). Tüketici Etnosentrizmi Hasta-Hekim Yönelimi davranışını R2 =%29,8 açıklama gücüne sahiptir. Tüketici Etnosentrizmi algısı 1 br. arttığında Hasta-Hekim Yönelimi davranışı algısı 0.275 br. artış gösterecektir. Böylece ana hipotez H01 kabul edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Etnosentrizm, Hasta-Hekim Yönelimi, Tüketici Etnosentrizmi, Sağlıkta Dönüşüm Programı.

Doktor-hasta ilişkileriEtnosentrizmHasta seçimi+4
Rabia Enginyurt Sancak
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hemşirelerin kişilik özellikleri ile işbirliği niyetinin Planlı Davranış Teorisi kapsamında incelenmesi: Sağlık kurumları örneği

Çalışmanın amacı, planlanmış davranış teorisi kapsamında; hemşirelerin sahip oldukları kişilik özelliklerinin, işbirliği niyetlerinden elde edilen verilere göre aralarında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığının incelenmesidir. Çalışmanın evrenini, bir kamu hastanesinde çalışan hemşirelerdir. (N=600) Çalışmada evrenden örneklem belirleme işlemi yapılmamış, hastanede görev yapan tüm hemşirelere anket uygulanması planlanmış ve uygulanmıştır (n=549). Veri toplama aracı olarak beş faktör kişilik özellikleri ölçeği, hemşire-hemşire işbirliği ölçeği ve genel işbirliği ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 (Statistical Package for the Social Sciences) istatistik paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın ana ve alt hipotezlerinin testi yapılmadan önce kullanılan ölçeklerin güvenilirlikleri Cronbach's Alpha Analizi ile test edilmiştir. Anketten elde edilen verilerle istatistiki analiz yapılmadan önce normal dağılım testi yapılmıştır. Hemşirelere uygulanan anket sorularının planlı davranış teorisi ve alt boyutlarını ne kadar açıklayabildiğini ve tüm anket sorularının planlı davranış teorisi alt boyutlarına nasıl dağıldığını tespit etmek amacıyla faktör analizi uygulanmıştır. Yapılan analiz sonucunda tüm anket sorularının ölçmek istediğimiz planlı davranış teorisini %61 açıkladığı ve Kaiser-Meyer-Olkin Örnekleme Yeterliliğinin Ölçümü sonucunun yüksek olduğu (KMO=0,935) tespit edilmiştir. Yaptığımız çalışmada; planlı davranış teorisinin alt değişkenlerinden algılanan davranışsal kontrol/öz etkililik/normatif inanç boyutlarının hemşirelerin çalıştığı bölüm bakımından, algılanan davranışsal kontrol/öznel norm boyutlarının hemşirelerin hastanede çalışma süresi bakımından ve normatif inanç/öz etkililik boyutlarının sağlık sektöründe çalışma süresi bakımından aralarında anlamlı bir fark bulunmuştur. Sonuç olarak işbirliği niyeti ile nevrotiklik/açıklık/özdisiplin kişilik tipleri arasında anlamlı fark bulunmuştur. Bu kişilik tiplerine sahip olan hemşirelerin işbiliğine olan yatkınlıkları daha yüksektir. Çalışma sonucunda planlı davranış teorisi kapsamında, hemşirelerin kişilik özellikleri ve işbirliği niyetlerini geliştirmeye yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hemşire, Kişilik Özellikleri, İşbirliği, Planlı Davranış Teorisi

HemşirelerKişilik özellikleriPlanlı Davranış Kuramı+2
Kadriye Sönmez
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık kurumlarında örgütsel körlüğün tespiti ve oluşumunun önlenmesi

Bu araştırmada, sağlık sektörü çalışanlarının demografik ve genel özelliklerinin örgütsel körlük açısından değerlendirilmesi ve aradaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma verileri değerlendirilirken öncelikle ankette bulunan demografik ve genel bilgiler soruları için daha sonra örgütsel körlük ölçeğinde bulunan sorular için sıklık (frekans) ve yüzde dağılım bilgileri verilmiştir. Ankete açıklayıcı faktör analizi (AFA) uygulanmıştır. SPSS programı içinde yer alan Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk normal dağılım testi AFA 'dan elde edilen boyutlara yapılmıştır. Bu testler sonucunda, ölçeklerden elde edilen maddelerin oluşturduğu boyutlar normal dağılımlı olmadığı için, analizlerde normal dağılım gerektirmeyen non-parametrik yöntemler kullanılmıştır. Grup farklılığı analizlerinde, iki grup için t testi yerine non-parametrik karşılığı olan ve ikili grup için uygunluk gösteren Mann-Whitney-U testi kullanılmıştır. İkiden fazla grup için Kruskal-Wallis testi uygulanmıştır. Anlamlı farklılıkların kaynağının belirlenmesinde ortalama sıra (mean rank) değerlerine bakılmıştır. İlişkilerin belirlenmesi için normal dağılım sağlanmadığı için Pearson ilişki analizi yerine Kendall's tau-b ilişki analizi kullanılmıştır. Ayrıca, ilişkilerin belirlenmesi amaçlı regresyon modeli analiz edilmiştir. Regresyon modelinde en küçük kareler varsayımlarının sağlanması için Newey-West algoritması altında çözümler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların cinsiyetlerine ve yaşlarına göre anlamlı bir farklılık elde edilmemiştir. Eğitim düzeyi, meslekte toplam çalışma süresi ve halen çalışmakta olduğu kurumdaki toplam çalışma süresi ile anlamlı bir farklılık elde edilmiştir. Eğitim düzeyi, meslekteki ve kurumdaki süre arttıkça körlük seviyesinin azaldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Sağlık kuruluşlarıSağlık personeliSağlık sektörü+2
Esma Sevim
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bireylerde sağlık farkındalığının COVİD-19'dan kaçınma ve korunma davranışlarına etkisi

Bu araştırmada bireylerin sağlık farkındalığı düzeyleri ile COVID-19'dan kaçınma ve korunma davranışları arasındaki ilişkinin incelenmiştir. Araştırmaya İstanbul İlinde ikamet eden 18-65 yaş arası 384 birey dahil edilmiştir. Araştırmada verilerin elde edilmesi için anket yönteminden yararlanılmıştır. Katılımcılara anketler Online olarak iletilmiştir. Katılımcılara gönüllü onam formu imzalattırılmıştır. Araştırmadaki veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Sağlıklı Yaşam Farkındalığı Ölçeği (SYFÖ)" ve "Covid-19 Salgınına Yönelik Algı ve Tutumları Değerlendirme Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. İstatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 25.0 ve AMOS 23.0 sürümü kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların %64,8'i kadın, %59,9'unun bekar, %45,1'inin 18-25 yaş arasında, %49,5'inin lisans mezunu, %62'sinin geliri giderine denk olduğu ve %53,6'sının çalıştığı bulunmuştur. Cronbach alpha katsayıları Sağlık farkındalığı ölçeğinde 0.923 ve Covid-19 salgınına yönelik algı-tutum ve kaçınma ölçeğinde ise 0.915 düzeyinde bulunmuştur. Covid-19 salgınına yönelik algı ve tutumları genel boyutu sosyalleşme alt boyutunu %11.0 oranında negatif yönde (azaltıcı) etkilemektedir. Covid-19 salgınına yönelik algı ve tutumları genel boyutu sorumluluk alt boyutunu %10.9, beslenme boyutunu %9.1 ve sağlık farkındalığı genel boyutu %12,0 oranında pozitif yönde (artırıcı) etkilemektedir. Değişim, hastalık algısı ve kaçınma davranışları alt boyutları ile sağlıklı yaşam farkındalığı genel boyutunun cinsiyete göre farklılık tespit edilmiştir (p≤0.05). Sosyalleşme, kontrol algısı ve kaçınma davranışları alt boyutları medeni duruma göre farklılık gösterdiği bulunmuştur (p≤0.05). Sosyalleşme, nedenler algısı, kontrol algısı ve kaçınma davranışları alt boyutları eğitim durumuna göre farklılık gösterdiği bulunmuştur (p≤0.05). Sorumluluk, değişim ve kaçınma davranışları alt boyutlarının gelir durumuna göre farklılık gösterdiği bulunmuştur (p≤0.05). YEM tahmin sonuçlarına göre sağlık farkındalığı COVİD-19'a yönelik algı-tutum-kaçınma üzerinde pozitif yönde anlamlı etkilidir. Anahtar Kelimeler: COVİD-19, Sağlık farkındalığı, Davranış, Korunma, Kaçınma

Perihan Çelebi
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık profesyonellerinin cinsel saldırı suçu mağduru kadınlara yönelik tutumlarının incelenmesi

Kadına yönelik şiddet ve cinsel saldırı toplumun gelişmesinin önüne geçen önemli problemlerden birisidir. Kadın mağduru olduğu cinsel saldırı sonucu fiziksel zararın yanı sıra psikolojik zarar da görmektedir. Yaşadığı psikolojik zararın en önemli nedeni ise toplum tarafından yapılan olumsuz nitelendirmelerdir. Cinsel saldırı mağduru kadınların bu süreçte temasta olduğu toplumsal birimlerden bir de sağlık profesyonelleridir. Bu araştırmanın amacı sağlık profesyonellerinin cinsel saldırı suçu mağduru kadınlara yönelik tutumlarının incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma, 2021 yılında İstanbul ilinde bulunan hastanelerde görev yapan rastgele seçilen 450 sağlık profesyonelinden elde edilen veriler ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplamak amacıyla 'Illinois Tecavüz Mitlerini Kabul Ölçeği' ile 'Kadına İlişkin Namus Anlayışı Tutum Ölçeği 'kullanılmıştır. Toplanan veriler belirlenmiş bazı faktörlere göre (cinsiyet, yaş, medeni durum, meslek, deneyim süresi, cinsel saldırı vakası ile karşılaşma durumu, cinsel suç/istismar ile ilgili eğitim alma durumu gibi değişkenler) değerlendirilmiştir. Gruplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla "t" testi ve "tek yönlü varyans analizi" (Anova) kullanılarak yorumlanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda sağlık profesyonellerinin cinsel saldırı suçu mağduru kadınlara yönelik tutumlarının pozitif yönlü olduğu görülmüştür. Sağlık profesyonellerinin cinsel saldırı suçu mağduru kadınlara yönelik tutumlarının cinsiyet, yaş, meslek, daha önce cinsel saldırı vakası ile karşılaşma durumu, cinsel suç/istismar ile ilgili eğitim alma durumu faktörlerinden etkilendiği belirlenmiştir. İleri yaşlardaki sağlık profesyonellerinin, doktor olan katılımcıların, daha önce cinsel saldırı vakası ile karşılaşmış olan katılımcıların ve cinsel suç/istismar eğitimi almış olan katılımcıların cinsel saldırı suçu mağduru kadınlara yönelik tutumlarının daha pozitif yönlü olduğu tespit edilmiştir.

Cinsel saldırı suçuKadına yönelik şiddetKadınlar+4
İlkesu Baytek
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sağlık bilimleri öğrencilerinde çevrim içi öğrenme tutumunun kariyer geleceğine etkisinde dijital okur-yazarlığın aracı rolü

Dijital yeterlilikler sadece dijitalleşme ile yaşanan değişimi yapılandırılmış eğitim düzeylerinde yakalamak için değil, yaşam boyu öğrenmeyi de desteklemek için hem öğrenen hem de öğreten açısından gerekli bir beceri seti, önemli bir okur yazarlık düzeyidir. Çevrimiçi tutumu yüksek bireylerde dijital becerilerin de geliştiği düşünülmektedir. Yaşadığımız dijital çağ içinde öğrencilerin kariyer geleceği, bu becerilerin yüksek düzeyde olması ile olumlu yönde etkilenecektir. Günümüzde 21. yy. becerileri, yeni meslek gruplarını gündeme getirmiş, kariyer yolunda farklı seçenekler gündeme gelmiştir. Buradan hareketle, çalışmanın amacı, İstanbul'da sağlık eğitimi alan öğrencilerin çevrimiçi öğrenme tutumunun kariyer geleceğine etkisinde dijital okur-yazarlığın aracı rolünü yapısal eşitlik modeli (YEM) yardımıyla ortaya koymaktır. Çalışmanın örneklemini farklı sağlık bölümlerinde okuyan 810 öğrenci oluşturmaktadır. YEM analizi sonucunda, çevrim içi öğrenme tutumu boyutu kariyer geleceği boyutu üzerinde pozitif yönde anlamlı etkilidir (β =0.481, p <0.01). Çevrim içi öğrenme tutumu boyutu boyutu dijital okuryazarlık üzerinde pozitif yönde anlamlı etkilidir (β =0.410, p <0.01). Dijital okuryazarlık boyutu kariyer geleceği üzerinde pozitif yönde anlamlı etkilidir (β =0.433, p <0.01). Dijital okuryazarlığın çevrimiçi tutumunun kariyer geleceğine etkisinde aracılık rolü olduğu boostrap metodolojisi belirlenmiştir. Böylece H1, H2, H3 ve H4 hipotezleri sağlanmıştır. Ayrıca, demografik özelliklere yönelik grup farklılığı sınamalarında, cinsiyet, yaş, eğitim durumu, sosyal medya hesabı sayısı, sosyal kullanım süresi ve sıklığı, aylık internet kullanımı açısından bazı boyutlar için anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Alt hipotez olan H5 kısmen sağlanmıştır. Anahtar kelimeler: Çevrimiçi Tutum, Dijital Okuryazarlık, Kariyer Geleceği, Yapısal Eşitlik Modeli

Dijital okuryazarlıkKariyerKariyer hedefleri+5
Selçuk Özçelik
Biruni University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00