Çanakkale Onsekiz Mart University
Discipline

Turkish Folk Literature

Çanakkale Onsekiz Mart University

25

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

25 Theses
Master'sOpen AccessTR

Sinop ili Ayancık ilçesi mâni söyleme geleneği

Mâniler, Türk halk şiirinin eski zamanlardan beri süregelen, en geniş kullanım alanına sahip olan sözlü kültür ürünlerinden biridir. Yüzyıllarca Türk kültürü içinde yaşayan ve varlığını muhafaza eden mâniler içinde kültürel, sosyal ve psikolojik çeşitlilik barındırmaktadır. Bu yönüyle mâniler, toplumsal bir hüviyeti yapısında bulundurarak ait olduğu kültürün unsurlarının belirlenip çözümlenmesinde önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Sinop ili Ayancık ilçesinin sözlü edebiyat kültürü ortamında derlenen mânilerin, mâni söyleme geleneği içerisindeki konumunu belirlemek ve sosyal yaşamda var olan mâni söyleme geleneğini tüm gerçekliği ile yansıtmaktır. Çalışmada, Ayancık ilçesinde derlenen mâniler, şekil yönünden incelenmiş ve muhteva açısından da ayrıntılı bir şekilde ele alınarak sınıflandırılmıştır. Tezde, Ayancık yöresi mânilerinin oluşturulduğu mekân ve zaman hakkında bilgi verilerek, mânilerin icra özellikleri ve işlev özellikleriyle ilgili bilgilere de değinilmiştir. Derlenen mânilerde Ayancık'ın geçmişten bugüne gelen kültürel özelliklerine, sosyal yapısına, ilçe insanının arasındaki ilişkilere dair bilgiler ön plana çıkmaktadır. Ayancık'ta derlenen mâniler ilçedeki insanların düşünce yapısı, yaşam tarzı, dünya görüşü ve insan ilişkileri ile ilgili önemli detaylar sunmaktadır. İncelenen mânilerde sevgi, dert, sitem gibi çeşitli temaların işlendiği görülmüştür. Ayrıca derlenen mânilerde kadın-erkek ilişkileri içerisinde sevgi teması ile ilgili mânilerin çokluğu dikkat çekmektedir. Ayancık yöresi mânileriyle benzerlik gösteren başka yörelere ait olan bazı mâniler de çalışmada ele alınarak iki farklı yörenin mânilerindeki benzerlikler karşılaştırılmıştır. Araştırmada Ayancık ilçesindeki mâni söyleme geleneğiyle ilgili veriler ortaya konularak halk edebiyatının en önemli unsurlarından biri olan mâni türüne katkı sağlamak amaçlanmıştır.

Halk bilimiManilerSinop-Ayancık
Pelin Büşra Gümüş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Cüz Hanı Abılay Han hakkında yazılmış tarihi jırlar

Bu tezde Orta Asya'daki önemli Türk devletlerinden biri olan Kazakların, tarihte yaşadığı olaylar ve istiklal mücadeleleri ele alınmıştır. Bu mücadele içinde Kazakları toplayıp bir araya getiren Abılay Han'la ilgili yazılmış olan tarihî jırlar incelenmiştir. Böylelikle bu alanla ilgili çalışma yapmak isteyen araştırmacılara da ön ayak olunmuştur. Türk dünyasının kültür varlığı için en önemli unsurlardan birisi Anadolu sahasında âşıklık geleneği, Kazak sahasında ise "Jırcılık" olarak adlandırılan "Jırcılık Geleneği"dir. Bu gelenek Türk cumhuriyetleri ve topluluklarında ortak bir mirastır. Bu çalışmada Kazakistan sahasında önemli olan "Jırcılık Geleneği ve Tarihî Jırlar"ın yanı sıra Kazak Türklerinin tarihi, Kazakların bağımsızlık mücadeleleri, Kazak Türkçesi ve Kazak kelimesinin kökeni ele alınmıştır. Bunun yanı sıra Kazak edebiyatını ve bunun içerisinde sözlü edebiyatın en önemli ürünleri olan destanlar üzerinde durulmuştur. Öncelikle çalışmanın ana konusunu oluşturan Abılay Han hakkındaki tarihî jırların manzum kısımları muhteva açısından incelenmiştir. Daha sonra bu manzum kısımlar Türkiye Türkçesine aktarılmış, onların Latin alfabesine transkripsiyonu yapılmış ve son olarak da eserin orijinali teze eklenmiştir.

Abılay HanJıravKazaklar+1
Yasin Mutlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Halk kitapları üzerine mukayeseli bir araştırma

Bu çalışma, Halk Kitapları Üzerine Mukayeseli Bir Araştırma adını taşımaktadır. Çalışmada öncelikli olarak halk kitapları üzerinde durulmuş, halk kitaplarının tarihçesi ve özellikleri verilmiştir. Devamında halk kitapları üzerine yapılan çalışmalar hakkında bilgi sunulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde ise başta Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde seminer derslerinin kuvvetlendirilmesi için okunan ve Fevziye Abdullah Tansel tarafından hazırlanmış olan "Klasik Türkçe Dinî Metinler" ile çalışmanın diğer eserleri olan "Mevlid-i Nebevi" ve "Leylȃ ile Mecnûn" adlı halk kitapları şekil ve muhteva bakımından incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise "Mevlid-i Nebevi" ve "Leylȃ ile Mecnûn" gibi halk kitabı olan eserlerden hareketle "Klasik Türkçe Dinî Metinler" adlı eserin bir halk kitabı olup olmadığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Amacımız halk kitaplarına dair yeni bir araştırma ortaya koymak suretiyle bu alandaki bilimsel çalışmalara katkı sağlamak ve kıyıda köşede kalmış veya unutulmuş böyle eserleri gün yüzüne çıkararak Türk kültürüne ait yeni ürünleri bilimsel platformda tanıtmaktır.

Halk bilimiHalk edebiyatıHalk kitapları+2
Şerife Özlü
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Adıyaman Ağuiçen alevilerinde inançlar törenler ve geçiş dönemleri üzerine bir inceleme

Bu tez, "Adıyaman Ağuiçen Alevilerinde İnançlar Törenler ve Geçiş Dönemleri Üzerine Bir İnceleme" başlığı altında Alevilikle ilgili temel kavramlar, inançlar, cem ibadeti, kurban çeşitleri, törenler ve geçiş dönemleri üzerine yapılan bir çalışmadır. Yapmış olduğumuz bu çalışma, sahada yapılan derleme ve incelemeler neticesinde elde edilen bilgilerden meydana gelmektedir. Çalışmamız, giriş bölümü dâhil dört bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde yaptığımız çalışmanın önemi ve amacı, Adıyaman İli ve Alevilik hakkında bilgi verilmektedir. İkinci bölümünde, çalışmamıza konu olan Alevilik ve Adıyaman hakkında daha önceden yapılmış tezler, kitaplar ve makaleler hakkında kısa özetler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise çalışmanın materyal ve yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde çalışmamızın bulgular ve tartışma kısmı bulunmaktadır. Bu bölümde, temel inanç kavramları, törenler, bayramlar ve geçiş dönemleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın sonuç kısmında ise çalışmamızın öne çıkan kısımlarına değinip ele aldığımız konulardan çalışmada ulaşılan sonuç belirtilip genel bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Adıyaman, Alevilik, Cem töreni, Hz. Ali, geçiş dönemi, halkbilimi.

AdıyamanAlevilerAlevilik+6
Mustafa Kılıç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Canış Bayış Destanı Moldobasan Musulmankulov varyantı (Metin- Aktarma- İnceleme)

Orta Asya'nın kadim halkı olan Kırgız Türkleri çok eski tarihlerden bugüne kadar birçok önemli siyasi, sosyal olay yaşamalarına rağmen milli kimliklerini, milli değerlerini, dini inançlarını eski dinin izlerinin kalıntılarıyla beraber korumuş, kuşaktan kuşağa aktarmayı başarmışlardır. Kırgız sahası kahramanlık destanları içinde

Züleyha Üçay Şentürk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kültüründe eşik

Türk kültür hayatında inanışlar önemli bir yer tutmaktadır. İnsanların geçmişten günümüze getirdikleri pratiklerde günlük yaşantılarında uygulama alanı bularak, inanç seviyesine ulaşmıştır. Bu noktadan hareketle Türklerde kült seviyesine ulaşan her şeyin bir iyesi vardır diyebiliriz. Yer iyesi, gök iyesi, su iyesi, ateş iyesi, ev iyesi,..vb. ?Eşik iyesi? de diğer iyeler gibi kült seviyesine ulaşarak; doğumdan ölüme, günlük hayatın diğer alanlarına kadar geniş bir alanda yer almaktadır. Bu sebeple ?eşik? kelimesinin; sözlük ve temel müracaat kitaplarındaki anlamları, eşik inancının diğer kültürlerde var olup olmadığı meselesi ve sözlü kültür ürünlerindeki yerine kadar kapsamlı bir çalışma yürütülmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın ilk bölümünde kavram hakkında genel bilgiler ve diğer kültürlerde eşik kavramının hangi anlam ve işlevlerde kullanıldığı incelenmiştir. İkinci bölümünde ise eşik iyesi ve eşiğin kutsiyeti, inançsal boyutu ve sözlü edebiyat ürünlerindeki örneklerine değinilmiştir.Anahtar Sözcükler1. Eşik2. Eşik inancı3. Eşik iyesi4. Sözlü kültür5. Pratikler

EşikSözlü edebiyatTürk kültürü
Filiz Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Razınihan ile Mahifiruze Sultan Hikayesi üzerine mukayeseli bir inceleme

Çalışmanın giriş bölümünde, Râzınihân ile Mâhıfirûze Sultan Hikâyesi'ni konu alan ya da dolaylı yoldan da olsa bahseden eserleri gösterdik. Böylece hikâyenin Türk edebiyatındaki yerini tespit etmeye çalıştık. Birinci bölümde hikâyenin yazma ve taşbaskı metinlerini tespit ettik. Hikâyenin Lâtin harflerinde yapılan yayınlarını da değerlendirdik. Süleyman Tevfik Özzeroğlu'nun, Râzınihân ile Mâhıfirûze Sultan Hikâyesi'ni Lâtin harfli baskısının orijinal metinlerine daha yakın olduğunu tespit ettik. İncelememizde üçüncü varyant olarak kullandık. Ancak taşbaskı varyantta, yazma varyanta göre farklılıklar bulunduğunu ve Süleyman Tevfik Özzeroğlu varyantının ise yazıldığı dönem itibariyle değişikliklere uğradığını; "Padişah" kelimesi yerine "vali", "şehzade" kelimesi yerine "beyzade" kullanıldığını tespit ettik. Varyantlar arasındaki bu farklar; sözlü gelenekten yazıya geçirilen hikâyelerin az da olsa değişikliğe uğradığını göstermektedir. Hikâye epizotlarına göre mukayese edilip varyantlar arasıdaki farklılıklar ve aynîlikler tespit edildi. Hikâyenin şiirlerinin incelenmesinde, epizot sırası dikkate alındı ve şiirler arasındaki farklar tablolarla gösterildi. Hikâyenin motifleri, Stith Thompson'un "Motif Index of Folk Literature" isimli eserinden yararlanılarak incelendi ve motiflerin karşılıkları bulunarak katalogdaki yerleri gösterildi. Hikâyedeki kalıp sözler yine bu bölümde gösterildi. Daha sonraki bölümlerde hikâyenin; konusuna göre Türk halk hikâyeleri içinde kahramanı muhayyel olan aşk hikâyesi olduğu ve şekli yapısının biyografik halk hikâyesi olduğu tespit edildi. Son olarak da hikâyenin masal kaynaklı olduğu ve 17. yüzyıldan sonraki bir zamanda teşekkül ettiği sonucuna varıldı.

Halk hikayeleriHikayeRazınihan ile Mahifiruze Sultan Hikayesi+1
Deniz Gedik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Formül nazariyesi ve Koblandı Batır Destanı'ndaki formüller

297 ÖZET Kazak halkına ait halk edebiyatı mahsulleri içinde destanların ayrı bir yeri vardır. "Formül Nazariyesi ve Koblandı Batır Destanındaki Formüller" adlı çalışmamızda Kazak halk edebiyatında önemli yer tutan, kahramanlık destanlarından biri olan Koblandı Batır destanı üzerinde durduk. Öncelikle Kazak Türklerinin destancılık geleneği ve Kazak folklorunun önemli verimleri olan jırların ortaya çıkışı, tasnifi ve onların derlenmesi, incelenmesi hakkında bilgi vererek giriş yaptık. Kazak destan anlatım geleneğinde kahramanlık destanlarım en güzel şekilde terennüm eden ve geleneğin temsilcileri olan akınlar ve jıravların vazifelerinden, özelliklerinden bahsettik. Ayrıca Kazak âşıklık geleneği, âşıkların fonksiyonları, usta çırak ilişkisine de değindik. Kazak halkının zengin destanlarından biri olan Koblandı Batır destanının tarihçesi ve nüshalarından bahsettik. Bildiğimiz gibi destan sözlü edebiyat verimi olduğundan dolayı birçok kalıp ifadeler, klişeler, tekrarlar içermektedir. Sözlü şiir yapısı üzerine ilk önce Milman Parry ve Albert Lord tarafından Güney Slav metinleri bir araya getirilerek araştırma yapılmıştır. Parry ve Lord sözlü edebiyatın yapısını ihtiva eden, aynı zamanda kalıp çözümleme yöntemi olarak nitelendirilen bu nazariyeyi Formül Nazariyesi olarak adlandırırlar. Formül Nazariyesi, sözlü anlatım geleneğinde belli formüllere dayanılarak söyleyici tarafından sık sık tekrarlanarak söylenen eserlerin yapısını açıklamaktadır. Aynı zamanda bu nazariye bize yazılı olarak ulaşan sözlü edebiyat ürünlerinin ortaya çıkışım anlatmaktadır. Ayrıca halk dilinin esas unsuru olan formüller, destan söyleyicinin destan söyleme ve ezberleme işini kolaylaştırmaktadır. Onlar söyleyicinin kabiliyetini göstermekte ve taşıdığı anlamlarla esere ayrı bir estetik kazandırmaktadır. Koblandı Batır destanının dil, şekil ve üslup bakımlardan tahlili incelemesi yapıldı. Koblandı Batır destanındaki formülleri bulduk ve onları anlam, yer, dil bakımından tasnif ettik.298 Böylece epos dilinin formül yapısının Kazak destanlarında da muhafaza edildiğini gördük.

DestanlarFormüllerHalk edebiyatı+3
Asem Kuanyshbayeva
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Zonguldak ve Bartın çevrelerinde halk bilimi ve edebiyatı

Herber'in "Bir millet halkının dili ve sözlü edebiyatı üzerine kurulmuş, kendine has kültürel hürriyete sahip olduğu takdirde var olur." Gerçeğinden hareketle çalışmamıza başladık. Araştırmamız, sosyal bilimlerin içinde yer alan hemen hemen bütün bilim dallarıyla iç içe olmayı gerektiren yoğun bir malzemeyi bize sağladı. Bu malzemeyi halk bilimi ve halk edebiyatı alanlarında titizlikle inceledikten sonra sınıflandırdık. Bizden önce bu konuda yayınlanmış eserleri ve tezleri de inceleyerek malzememize göre bölümlerimizi tespit ettik. Zonguldak ve Bartın çevresinde Halk bilimi ve bulabildiğimiz kadarıyla halk edebiyatı ürünlerini derleyip düzenlediğimiz çalışmamızı gelecek nesillerin istifadesine sunmayı hedefledik.

BartınHalk bilimiHalk edebiyatı+2
Mualla Murat
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Köroğlu Destanı`nın Ayvaz Kolu

Ayvaz, Köroğlu Destanı içinde yer alan genç kahramanlardan biridir. Çocuk yaşta Köroğlu tarafından kaçırılarak Çamlıbel'e getirilen Ayvaz, Köroğlu'nun evlâtlığı, en yakın arkadaşı, aynı zamanda vârisi olur. Bütün bunların yanı sıra Çamlıbei'de beylerin meclisinde şakilik ve Köroğlu'nun hizmetkârlığını da yapmaktadır. Ayvaz'ın maceraları, bazı rivayetlerde Köroğlu veya kırk yiğidin etrafında yaşanan olaylar içinde verilirken, onun merkezî durumda bulunduğu müstakil kollar, epizotlar da mevcuttur. Köroğlu Destanı'nın Batı versiyonu kollar hâlinde sözlü gelenekte yaşamaktadır; fakat Doğu versiyonunda Köroğlu'nun babasından, en küçük torunu Cihangir'e kadar uzanan kolların yanı sıra müstakil dairelerin varlığı söz konusudur. Ayvaz, Köroğlu Destanı'nın aslî kollarından biridir. Onun etrafında teşekkül etmiş olan bazı anlatmalar, destanın ilk oluştuğu dönemlere kadar götürülebilir. Ayvaz'ın tarihî şahsiyeti hakkında elimizde yeterli bilgi bulunmamaktadır; ancak o, Türklerdeki evlât edinme geleneğini yansıtması bakımından önemlidir. Tezimizin giriş bölümünde Köroğlu Destanı'nın teşekkül ettiği devir hakkında kısaca bilgi vermeye çalıştık. Ayrıca destan metnini tespit ve yayın çalışmaları, destanın anlatım geleneği içindeki yeri ve Ayvaz ile ilgili kollar üzerinde durduk. Birinci bölümde, Köroğlu Destanı'nın Doğu ve Batı versiyonlarına ait varyantlardan ulaşabildiklerimizin özetlerini sunduk. ikinci bölümde Köroğlu Destanı'nın Ayvaz koluna ait Batı ve Doğu rivayetlerini karşılaştırarak inceledik. Bu sırada Köroğlu'nun Ayvaz ile ilgili olarak söylemiş olduğu şiirlere de yer verdik. Üçüncü bölümde, "Ayvaz" kelimesinin anlamı, Ayvaz'ın tarihî kişiliği, Köroğlu Destanı'nda Ayvaz'ın kimliği üzerinde durduk. Tezimizin sonunda Köroğlu Destanının Ayvaz kolu hakkında genel bir değerlendirme yaptık ve kaynakça bölümüne yer verdik.

AyvazDestanlarFolklor+2
Asuman Güneş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Yalvaç Ural'ın hayatı ve eserleri üzerine bir çalışma

EdebiyatHalk edebiyatıMasallar+2
Deniz Arslan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Giresun'da adak inancı ve adak yerleri

Giresun'da Adak İnancı ve Adak yerleri adı altında hazırladığımız tez, adak kavramının dayandığı kökenleri, yayılanını ve gelişimini inceledikten sonra uygula ma alanları ile uygulama sebeplerini de ihtiva eden saha araştırmasından teşekkül etmiştir. Giresun'un tarihi ve coğrafyası üzerinde durulduktan sonra "adak" kavramına zemin teşkil eden "Eski Türk İnançlarına Genel Bir Bakış" başlığı altında Gök-Tanrı inancı, ayrıca diğer kültler ve "adak"la olan ilgileri ele alınmıştır. Adağın İslami çer çevedeki gelişiminde önemli bir faktör olan "veli kültü" ayrıca incelenmiştir. Bütün bunlardan sonra "adak" kavramı ve adak yerlerinin belli başlı özellik leri üzerinde durulmuştur. Yukarıda anlatılan teorik bilgilerin ışığında, Giresun'daki adak yerleri birçok özellikleri üzerinde durularak derlenmiştir. Derleme yapılırken adak yerlerinde tespit edilen eski Türk inançları ve veli kültü verileri ortaya konulmuştur. Bu veriler en son bölümde, bir çizelge ile adak yerlerine göre verilmiştir. Ekler bölümünde incelenen adak yerlerinin fotoğrafları sırasıyla yer almakta dır. Tezimiz sosyal açıdan önem arz eden adak kavramının özelliklerini ortaya koyması ve bu kavramla ilgili bir takım hurafelerin belirlenmesi açısından önemlidir. Ayrıca evliya kültüne bağlı adak yerlerinin incelenmesi sonucu Türk-İslam sentezi nin ve milli kültürümüzün temeli olan velilerimizin fonksiyonları ortaya konulmuş tur.

Adak yerleriFolklorGiresun+2
Ülkü Kara
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Seyyid Nizamoğlu Divanı

Seyyid Nizamoğlu ( ? - 1601) onaltıncı yüzyıla damgasını vurmuş şair mutasavvıflardandır. Nizamoğlu canlı ve samimi üslubuyla Türk Tasavvuf Edebiyatı'nın muhterem isimlerinden biri olmuştur. Yunus'un 13. yüzyıldaki birleştirici görevini S. Nizamoğlu 16. yüzyılda devralmıştır. İstanbul'da doğmuştur. Doğum tarihi bilinmemektedir. Babası Bağdat'tan İstanbul'a gelen Şeyh Seyyid Nizamüddin'dir. Araştırmamız, Seyyid Nizamoğlu Divanı üzerine olmuştur. Nizamoğlu'nun Divanı'nın edisyon kritiğini ilmi bir metotla yapmaya çalıştık. Şairin Divanı üzerinde çeşitli çalışmalar yapılmıştır, fakat Divan'ın çeşitli nüshalarından yola çıkarak incelemeli bir çalışma bugüne kadar yapılmamıştır. Çalışmamızla bu eksikliği gidermeye çalıştık. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır: I. bölümde şairin hayatı ve edebi kişiliği üzerinde duruldu, II. bölümde ise Divan'ın tenkitli metni verildi. Bu çalışmada Divan'ın üç nüshası esas alındı. Bu nüshalar Milli Kütüphanedeki müretteb iki yazma ile İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinden temin ettiğimiz yazmadır. Çalışmamız tertipli, hacimli ve en eski nüshalar üzerinde yapıldı. Seyyid Nizamoğlu'nun yaşadığı 16. asır Türkler için zirve asır olmuştur. Osmanlı'nın fermanının krallar tarafından öpülüp baş üstüne konulduğu asırdır. Osmanlı bu asırda ulaşabileceği son hudutlara gelmiştir. Osmanlı kültürü ise olgunluğunun zirvesindedir. Dünya ticaret yollan değişmeye, iktisadi güçler yeni dengeler aramaya başlamıştır. Bu gelişmeler Osmanlı'nın önüne yeni mes'eleler getirmiştir. 16. asır Osmanlı için olgunluk çağı olduğu gibi durgunluğa geçiş çağı da olmuştur. 16. yy'daki asra damgasını vuran padişahlar ise şunlardır: II. Bayezid alim ve aynı zamanda şair; Yavuz Sultan Selim, istişareyi temel ilke edinmiş, titiz ve disiplinli, Kanuni Sultan Süleyman ciddi, vakur, azim ve irade sahibi; II. Selim, mükemmel tahsil görmüş bir hükümdar; III. Murad 29 yaşında, neşeli, halim, merhametli ve adil ve Sultan III. Mehmet, Peygamber Efendimiz zikredilince ayağa fırlayan mübarek zat..XVI. asır Türk edebiyatının klasik devri olmuştur. Bu yüzyılda asra damgasını vuran şairler yetişmiştir. Bunlar Baki, Fuzuli, Lami, Hayali, Nev'i, Rahi, Pir Sultan, Köroğlu, Nizamoğlu'nu sayabiliriz.Nizamoğlu, çıkışın zirvesi ve inişin başlangıcı olan bir asırda yaşamıştır. Devrinin tanınmış mutasavvıflarından olmuştur. Osmanlı hükümdarlarından III. Murat Han devrinde (1574-1595) ismini duyurmuştur. Aruz ve hece ile yazdığı şiirlerinde, Seyyid Nizamoğlu; Seyyid Seyfi, Nizamoğlu, Seyyid Seyfullah, Seyfullah, Seyfı, Nizamoğlu Seyfullah mahlaslarını kullanmıştır. Hayatı boyunca ilimle uğraşmış bir alimdir. Silivrikapısı'na doğru giden yol üzerindeki tekkesinde uzun süre irşad ile meşgul olmuştur. Seyyid Nizamoğlu, Caferiyye mezhebindendir. Ayrıca Halvetiyye tarikatına müntesiptir. Bağlı bulunduğu mezhepten dolayı şiirlerinde ehl-i beyit sevgisine çok fazla yer vermektedir. Seyyid Nizamoğlu tarikat silsilesini Hz. Ali'yle başlatır ve şiirlerinde Hz.Ali'den kendi piri Şeyh Sanander'e kadar tarikat silsilesinin halkalarını zikreder. Ayrıca Nizamoğlu kendisinin Peygamberimizin soyundan geldiğini söylemektedir. Divanı'nın çoğu yerinde bu konuya dem vurmuştur. Seyyid Nizamoğlu Divanı'nın hem hece veznini ve hem de aruz veznini kullanmıştır; fakat aruz veznine daha çok müracaat etmiştir. Sade bir dille, söz oyunlarına baş vurmadan samimi düşüncelerini kelime teşbihinde anlatmıştır. Şiirlerinin konusunu genellikle ehl-i beyit sevgisi, imani hakikatlar, tarikat gibi dini konulardan seçmiştir. Divanındaki şiirlerini genellikle "gazel" nazım şekliyle yazmıştır. Münacat, na't, ilahi gibi şiirlere yer vermiştir. Tam ve zengin kafiye yanında hece vezniyle yazdığı şiirlerinde yarım kafiye kullanmıştır. Seyyid Nizamoğlu'nun Divanı dışında belli başlı şu eserleri de mevcuttur: 1. Tacname 2. Miftah-ı Vahdet-i Vücud 3. Camiü'l-Avarif 4. Şeref-i Siyadet 5. Ma'denü'l-Maarif 6. Esrarü'l Arifin Bu çalışmamızla zirve bir asrın alim zatlarından sadece birinin, Seyyid Nizamoğlu'nun, edebi ve manevi şahsiyetine ayna tuttuk.

Divan edebiyatıDivan şiiriDivanlar+2
Canan Özdemir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatında ve halk inançlarında asa

Türk edebiyatında ve halk inançlarında asa, maddî ve manevî yanı da bulunan bir kültür unsurumuzdur. Asa, insanlarda maddî yönden ziyade manevî bir sembolü tedaî ettirmektedir. Maddî olarak da geçmişte ve günümüzde dayanak manasında kullanılmıştır. Asâ (baston) karşılığında, Dedem Korkud'un Kitabı'nda tay, tayan, tayanak kelimesi geçmektedir. Diğer bazı eski kaynaklarda ise asanın aynı şekilde kaydedildiğini görüyoruz. Asâ aynı zamanda güç, kuvvet ve otoriteyi temsil etmektedir. Tarihte padişah ve hükümdarların elinde güç sembolü olarak tasvir ve kaydedilmektedir. Asâ bu anlamlarının yanı sıra hak, adalet ve doğruluk sembolü olarak da bilinmektedir. Bilhassa Türk tasavvuf edebiyatında önemli bu yer tutmuştur. Türkler için sosyal statüyü belirlemiştir. Cingiz Han döneminde alem vazifesi görmüştür. Aynı zamanda hilafet eşyaları içinde yer alır. Asanın yazılı kültünde muin, kebz, mütteka gibi pek çok karşılığı vardır. Gerek asâ, gerek baston ve diğer karşılıkları Türk edebiyatının her türünde, manzum ve mensur eserlerimizde, şair ve yazarlarımıza ilham kaynağı olmuştur. Meddahlığın en önemli eşyasıdır. Bilmece, ninni, mani, atasözü ve deyimlerimizde türlü vesilelerle işlenmiştir. El sanatları içinde de önemlidir. Bugün kaybolmaya yüz tutmuş kültür hazinelerimiz içinde yer alan asâ, pek çok din ve inançlarda da aynı manalarda mevcuttur.

BastonHalk inançlarıHalk kültürü+2
Mualla Murat Nuhoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Eşrefoğlu Rumi Divanı (inceleme)

Çalışmamız, XV. yy tasavvuf şâirlerinden Eşrefoglu Rûmî'nin hayatı, eserleri ve Dîvânı'ndaki dinî-tasavvuf î unsurların tahlili üzerinedir. Çalışma, girişten başka iki ana bölüm ve bu ana bölümlere bağlı alt başlıklardan meydana gelmiştir. Girişte kısaca XIII. -XV. yy Anadolusu ' nun siyâsi, sosyal ve kültü rel durumu verilmiştir. I. Bölümde Eşref oğlu 'nun menkabevî ve tarihî hayatı ile eserleri incelenmiştir. II. Bölümde ise Eşrefoglu Rûmî Dıvânı'nmda bulunan dinî-tasavvuf î motiflerin tahlilî yapılmıştır. Çalışmanın esasını II. Bölümde yer alan tahlil oluş turmaktadır. Tahlilde ele alman unsurlar din ve tasavvuf olmak üzere iki ana başlık etrafında toplanmıştır. "Din" başlığı altında; a) İtikat b) İbâdet c) Diğer Dinî Unsurlar d) Ahlâkî Unsurlar işlenmiştir. Bu unsurlar da kendi içlerinde, itikat esasları, ibâdet esasları, diğer dinî unsurlar ve ahlâkî unsurlar olarak incelenmiştir. iv"Tasavvuf" bahsinde ise; a) Tasavvufla İlgili Unsurlar b) Bazx Mutasavvıflar başlıkları altında tasavvuf! unsurlar ve Dîvân'da geçen mutasavvıflar verilmiştir. "Tasavvufla İlgili Unsurlar" bölümünde; vahdet-i vücûd, tecellî, merâtib-i erbaa, kendini bilmek vb. incelenmiştir. Bazı Mutasavvıflar başlığı altında ise Dîvânda geçen dört mutasavvıf (1. Ethem, H. Mansûr, A. Geylânî, Şeyh San'an) kısaca anlatılmıştır. Çalışmanın sonunda, sonuç ve bibliyografya yer almak tadır. Şiirlerinde nefsin terbiyesini esas alan Eşrefoğlu Rûmî, dinî akidelerden çok tasavvufî akidelere yer vermiştir. Ve bunu da samimi bir üslûpla bizlere kadar ulaştırmıştır.

BiyografiDinDivan edebiyatı+5
Adile Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ-Harput türküleri

ElazığElazığ-HarputTürküler
Osman Yücesu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Kemal Ümmi Divanı

Divan edebiyatıDivan edebiyatıKemal Ümmi+2
Hayati Yavuzer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Erciyes yöresi masallarında tipler

Teknolojinin hızla ilerlediği, Doğu-Batı kültür alış verişinde toplum değerlerinin hızla değiştiği çağımızda milli ve manevi değerlerin yaşatılması, gelecek nesillere aktarılması, kaçınılmaması gereken bir görevdir. Halk edebiyatı mahsulleri, zaman içerisinde aşınmaya uğrar, kaybolur. Bu nedenle halk edebiyatı ürünlerinin yeniden meydana getirilme si, tekrar yerine konması imkansız bir olaydır. Türk halk kültürünün en değerli hazinelerinden birisi de masallardır. Bu hazinenin farkına varan Türk aydını, bilimsel olarak masal derlemelerine ve incelemelerine girişmiştir. Yapılan bir çok çalışma, masallarımızın değerini ve önemini ortaya koyan çalışmadır. Biz de bu çalışmamızda genel olarak masal türü hakkında yapılan çalışmalardan, değerlendirmelerden hareketle I. bölümde, masalın ne olduğu, kaynağı hakkında ileri sürülen görüşleri, yapılan masal tasnif çalışmalarını ve masalın yapısını incelemeye çalıştık. II.bölümdeyse Erciyes Yöresi (Kayseri, Sivas, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Niğde ve Aksaray) masallarındaki "tipler" üzerinde duriyfe. Kendi derlemelerimiz yanında, çeşitli yerlerden derlenmiş, kimileri çeşitli dergilerde yayımlanmış, kimiler i öğrenci tezlerinde dil malzemesi olarak kullanılmış, yayımlanmamış ikiyüzü aşkın masaldaki tipleri tespit etmeye çalıştık. Her masalda çeşitli kahramanlar vardır. Olayı veya durumu birinci derecede etkileyen kahramanlar olduğu gibi, olay ve durumun gelişiminde ikinci derecede rol alan kahramanlar da vardır. Biz, değişik masallarda değişik olay ve durumun içinde rol alan kahramanların ortak karakter özelliklerini tespit ederek bunları tip olarak tespit ettik. Mesela, masallarımızda adı ne olursa olsun,zekiliği,partikliği ile ön plâna çıkan kahraman, bir tip olarak isimlendirildiğinde "Keloğlan tipi" olarak isimlendirilmiştir. Bunun gibi, olay ve durura karşısında aynı davranışı gösteren, aynı karakterdeki kahramanların meydana getirdikleri tipleri tespit etmeyeİİ çalıştık. Son bölümdeyse, topladığımız masalların epizotlarını ver dik. Erciyes Yöresi kültür değerlerinin bir kısmı da olsa, Erciyes Yöresi masallarını inceleme imkanı bulduk. Tipleri incelediğimizde gördük ki, iyi kötü mücadelesinde iyi olan her zaman üstün gelmekte. Buda insanımızın iyiye, güzele, doğruya verdiği değeri göstermekte; masallar yoluyla insanımıza "ideal insan" tipini çizmektedir. Halk edebiyatı mahsullerinin incelenmesi, onların çağa uygun biçimde yeni nesillere sunulması, insanımıza yapılacak en iyi yatırımdır.

Halk edebiyatıKayseri-ErciyesMasallar
Mustafa Sever
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

M. Cemil'in Hande adlı letâif kitabının gülme teorilerine göre incelenmesi

ÖZET Bu çalışma, M. Cemil'in Hande adlı letâif kitabında yer alan fıkraları temel gülme teorileri olan üstünlük, uyumsuzluk ve rahatlama teorilerine göre incelemek maksadıyla hazırlanmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında M. Cemil'in eseri Latin harflerine çevrilmiştir. Daha sonra gülme teorileri ile ilgili bilgiler, yerli ve yabancı çeşitli kaynaklardan yararlanılarak bir araya getirilmiştir. Ardından bu bilgiler gülmenin mizahi nedenlerinden olan fıkralar ile ilişkilendirilmiş ve fıkralarla ilgili genel bilgiler verilmiştir. Üstünlük teorisi en eski ve en yaygın gülme teorisi olarak nitelendirilmektedir. Teorinin başlangıcını, gülmenin bir kişinin diğer insanlar üzerindeki üstünlük duygularının bir ifadesi olduğu görüşü, oluşturur. Temel bileşenleri üstünlük ve birdenbireliktir. İnsanın kendini bir başkasından ya da daha önceki halinden daha iyi görmesinin onu güldürdüğünü ve insanın kendi kendine gülmesini üstünlük duygusundan kaynaklandığını savunur. Uyumsuzluk teorisinde öz olan, üstünlük teorisinde olduğu gibi zafer ya da yenilgi duygusundan ziyade umulmadık, mantıksız, uygunsuz olan bir şeye karşı gösterilen zihinsel bir tepkidir. Uyumsuzluk teorisi nesneler ve bu nesnelerin temel nitelikleri, olaylar vs. arasında belirli kalıpların bulunmasını beklediğimiz düzenli bir dünyada bulunmaktayız. Bu kalıplara uymayan herhangi bir şey başımıza geldiğinde bu durum bizi şaşırtır ve gülmemize sebep olur. Rahatlama teorisine göre mizahın işlevi gerilim ve sıkıntıdan kurtulmayı ve aşırı gerilimin boşalmasını sağlamaktır. Rahatlama geçici olabilir. Toplumun baskılamaya zorladığı birtakım tabu konuları açığa çıkarır. Yine ağır gerilim içindeki kişilerde söz konusu gerilimin kalkması ile bir gülme patlaması ortaya çıkabilir. Bu durumda mizahtaki ana öğe gerilimi ortadan kaldıran rahatlama duygusudur. M. Cemil'in eserinden ve yaşadığı dönemden hareket ederek M. Cemil'le ilgili bilgiler verilmiştir. Çalışmamızın asıl kısmını temel gülme teorilerinin Hande isimli letâif kitabında yer alan fıkralara uyguladığımız kısım oluşturmuştur. Eserde yer alan 112 fıkra, üç temel gülme teorisi esas alınarak incelenmiştir. Neticede, uygulanan bu kuramların her birinin, gülmenin farklı bir boyutunu ele aldığını hiçbirinin yalnız başına gülmeyi açıklayamadığını ancak birlikte ele alındığında belli bir sonuca varılabileceği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: M. Cemil, Hande, latife, fıkra, gülme teorileri, üstünlük teorisi, uyumsuzluk teorisi, rahatlama teorisi.

FıkralarGülme
Cansu Ulukoz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa ve çevresinin çocuk oyunları

Oyun, canlıların dünyada var olmasıyla birlikte ortaya çıkmış bir kavramdır. Oyun kavramı sadece insanlara özgü bir kavram değildir. Hayvanların da, oyun oynadıklarını düşünmek garipsenebilir ama çevremizdeki hayvanları gözlemlediğimizde, onların da oyun oynadıklarını görebiliriz. Hayvanların birbirlerini kovalamaları, birbirlerini yere yatırmaları ve bunları yaparken de değişik sesler çıkarmaları onların oyun oynadıklarını ve bundan zevk aldıklarını gösterir. Çocuklar, oyun sayesinde hayal etme yetisi kazanırlar ve aynı zamanda duygularını özgürce ifade etmenin mutluluğunu yaşarlar. Oyun sayesinde çocukların zihinleri ve bedenleri gelişir. Mutluluk, sevinç, acı ve üzüntü ve gibi birçok duyguyu oyun yoluyla öğrenebilir ve kendilerine olan güvenleri gelişir. Çocuklar oyun oynadıkları sırada; doğru-yanlış, haklı-haksız gibi toplumsal ve ahlaki kavramları öğrenirler ve benimserler. Yine çocuklar oyun oynadıkları zaman zarfında oyunla ilgili birtakım kurallara uyarlar ve bu sayede toplumsal kuralları benimsemede zorluk çekmezler. Oyunun çocuklar üzerinde bu kadar güzel ve olumlu sonuçları varken, günümüze baktığımızda artık çocukların eskisi kadar oyun oynamadıklarını gözlemlemekteyiz. Çocuklar artık sokaklarda koşup oynamak yerine; bilgisayar, tablet ve cep telefonlarındaki sanal oyunlara rağbet göstermeye başlamışlardır. Kısacası diyebiliriz ki teknolojinin gelişmesiyle mahalli oyunlar yerini sanal oyunlara bırakmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı da çocuğun gelişmesinde ve sosyalleşmesinde büyük katkısı olan çocuk oyunlarını ortaya çıkarmak, gelecek nesillere aktarılmasını sağlamaktır. Bu araştırmada Şanlıurfa ili başta olmak üzere bütün ilçelerinde oynanan çocuk oyunları derlenmeye çalışılmıştır. Derlenen oyunlara baktığımızda bazı oyunların sadece Şanlıurfa'da oynandığını, bazı oyunların ise hemen hemen her yörede ortak oynandığını görmekteyiz. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Oyun Tanımı, Oyun İşlevi, oyun kültür-ilişkisi, Oyunda Önemli Olan Unsurlar, Oyun Kuralları ve Oyunda Ebe Belirleme Yöntemlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde Şanlıurfa ve ilçelerinin kentsel özelliklerine ve etnik kökenlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise Şanlıurfa ve ilçelerinde derlenen çocuk oyunlarına ve bu oyunlara ait resimlere yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Şanlıurfa, Oyun, Çocuk oyunu, Çocuk Oyunlarının Tarihi Yapısı, Çocuk Oyunlarının İşlevi, Şanlıurfa Çocuk Oyunları

OyunlarÇocuk oyunlarıŞanlıurfa
Dilek Karğın
Ardahan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Mudurnu (Bolu) yöresi halk hekimliği

Halk hekimliği, fiziksel rahatsızlıklar kadar ruhsal bozukluklar için de etkisi bulunan, yüzyıllardır süregelen bir alternatif tıp yöntemi olarak değerlendirilebilir. Halkın olanaksızlıklar nedeniyle hekime gidememesi, çeşitli nedenlerle tedavi olamaması sonucunda hastalıklarını iyileştirmek için uyguladığı yöntemler olarak tanımlanabilecek olan halk hekimliği, Türklerde hemen her dönemde görülmektedir. Anadolu'da yaşayan Türklerde halk hekimliği kavramının oluşmasına kadar geçen süreçte Orta Asya'dan getirilen birçok tedavi yöntemi yol gösterici olmuştur. Türk tıbbında kullanılan pratikler, daha sonra Anadolu'daki kültür ve gelenekler ile de birleşmiş, İslamiyet ile daha kapsamlı hale gelmiştir. Batıya doğru gerçekleşen göçler, hastalıklar için kullanılan ürün ve bitkilerinde mevsimsel ve iklimsel olarak değişmesini, çeşitlenmesini sağlamıştır. Günümüzde halen Orta Asya'da kullanılmış olan uygulamalar Anadolu halk hekimliğinde görülmektedir. Bolu Mudurnu yöresinde de çevresel etkiler, iklimsel koşullar ve hastalıkların durumu, halk hekimliğinde çeşitli uygulamaları beraberinde getirmiş olup halk hekimleri deneme yanılma yöntemleri ile hem fiziksel hem de ruhsal rahatsızlıklara çözüm bulmuşlardır. Halk hekimliği uygulamaları, tıbbi uygulamalar dışında günümüzde yöresel olarak kullanılmaya devam edilmektedir. Bu çalışmada, Bolu Mudurnu yöresinde günümüzde halen uygulamalarına devam edilen halk hekimliği uygulamaları yöre halkının verdiği yanıtlar dahilinde son bölüme eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Mudurnu, Halk Hekimliği, Mudurnu Yöresi, Tedavi

Bolu-MudurnuHalk edebiyatıHalk hekimliği+3
Ahmet Tuğra
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Prof. Dr. Mehmet Fatih Köksal'ın şahsi kütüphanesinde bulunan 55 numaralı cönk üzerinde bir inceleme

Türk toplumu tarihin hemen her döneminde edebiyata önem vererek usta şairler yetiştirmiştir. Oluşturulduğu çağın zihniyetini taşıyan edebi ürünler aynı zamanda devrin kültür, inanç ve medeniyet dünyasını bizlere sunmaktadır. Özellikle de toplumsal yaşamla içli dışlı olan halk ozanları yetiştirildiği toplumun zevk ve hissiyat dünyasına uygun eserler oluşturarak kalıcılık sağlamışlardır. Halk edebiyatının yazılı kaynakları arasında en ön sırada gelen cönkler şairlerin eserlerini kayıt altına aldığı mühim vesikalar olarak görülmektedir. Bu çalışma kapsamında cönklerin şekil ve muhteva özellikleri ile Türk halk edebiyatındaki yeri üzerinde fikir sahibi olunarak 19. yüzyıla ait olduğunu tahmin ettiğimiz Prof. Dr. M. Fatih Köksal'ın şahsi kütüphanesinde yer alan elli beş numaralı cönk'ün Latin harflerine aktarımı gerçekleştirilecektir. İçerisinde birden fazla şairin şiirlerini taşıması sebebiyle ayrı bir öneme sahip olan cönk; farklı edebi eğilimlerin, manzum ve mensur eserlerin, Türk edebiyatının farklı dönemlerinin ve zaman zaman edebiyat dışına çıkan bilgilerle zengin içerikli pek çok içeriğin buluşma noktası özelliği taşımaktadır. Elimizde bulunan ve incelemeye tabi tutulan cönk bu yönüyle oldukça çeşitli ve zengin bir muhtevaya sahiptir. Tespit edilen şairlerin kısa biyografilerine yer verilmek suretiyle, cönk genel çerçevede incelemeye tabi tutulacaktır. Cönk'te şiirleri bulunan şairlerin edebi anlayışının tekke tasavvuf düşüncesiyle birlikte Alevilik kültür ve inanç anlayışında birleştiği ve bu konu etrafında geniş yelpazeli bilgiler içerdiği görülmektedir. İncelenen cönkten çıkan sonuçlar çerçevesinde cönkün mahiyeti, içeriği ve edebiyatımıza sunduğu katkılar somut örneklerle pekiştirilecektir. Anahtar Kelimeler: Cönk, Halk şiiri, Alevi-Bektâşi İnancı, Hz. Ali, Kültür

AlevilikCönklerEski Türk edebiyatı+7
Abdurrahim Yıldız
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Azbi Baba Divanı (inceleme-metin)

ÖZET Çalışmanın konusu, bugüne kadar üzerinde etraflı bir çalışma yapılmamış olan Azbî Baba ve Divanı'dır. Azbî, 17.yy'ın ikinci yarısıyla ilk 18.yy'ın yarısında bir Bektaşî Babası olarak yaşamış, din ve tasavvuf konulu şiirler yazmıştır. Şiirlerinden onun bir vahdet-i vücud şairi olduğunu anlıyoruz. Bütün âlemlerde tek gerçek varlık Allah'tır. Diğer varlıklar O'nun zâtının bir tecellîsidir. Bu anlayışladır ki şâir, etrafında gördüğü her şeyde Allah'ı bulur. Şiirlerde görülen "'insana karşı aşırı sevgi", bu bakışın bir sonucudur. Çünkü insanı sevmek, Allah'ı sevmektir. Kur'ân'a, Peygamber'e, Ehl-i Beyt'e ve Oniki İmam'a olan sevgisi ve bağlılığı da şiirlerinin diğer bir esin kaynağıdır. Hz. Ali, Hasan. Hüseyin, diğer imamlar ve Hacı Bektaş Veli'ye bağlılık, Bektaşî şiirinin vazgeçilmezlerindendir. Bu gelenek içinde yer alışı dolayısıyla Azbî de bu konularda şiirler vermiştir. Çalışmamızda, şiirlerde geçen din ve tasavvufla alakalı kavramlar tespit edilerek, şâirin bu konulara bakışı ortaya konulmuştur. Ortaya konulan metinde dört istinsah nüsha temel alınmış, müellif nüshasına en yakın nüsha elde edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca metin baştan sona taranarak, metinde geçen dînî-tasavvufî kavramlar ile bunlarla alâkalı olan kavramlardan teşekkül eden bir indeks oluşturulmuştur.

Azbi BabaBektaşilikDivanlar+4
Mehmet Erol
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Yakaafşar kasabası anlatı türleri üzerine bir inceleme (hikaye, masal, fıkra)

Bu çalışmada, İsparta'nın Aksu ilçesine bağlı Yakaafşar kasabasından 1998-2000 tarihleri arasında on dört kaynak kişiye başvurularak derlenen sözlü anlatı türleri (hikâye, masal, fıkra) tahlil edilmiştir. Dört hikâye, kırk iki masal ve otuz fıkranın incelenmesine dayanan bu çalışmanın Giriş'inde, çalışma için gerekli olduğu düşünüldüğünden, derleme yapılan bölgenin tarihi, coğrafyası ve kültürel yapısı üzerinde durulmuştur. Üç bölümden oluşan çalışmanın Birinci Bölüm'ünde, sahadan derlenen 'halk hikâyeleri' ele alınmıştır. Öncelikle hikâyeler, Eberhard-Boratav'ın Typen Türkishcer Volksmarchen (TTV) adlı eserindeki tip numaralan esas alınarak incelenmiş ve dört hikâyeden sadece bir tanesinin tip numarası verilerek tahlilleri yapılmıştır. İkinci Bölüm'de, derlenmiş olan kırk iki 'masal' ele alınmış ve bunların da tip numaraları belirlenerek özetleri verilip değişik kaynaklardaki varyantları tespit edilmiştir. Daha sonra, masalların Motif-İndex'e göre motifleri çıkarılmaya çalışılmış ve masallarla ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır. Sözlü anlatı türleri içinde canlılığını ve işlevini bugün de devam ettiren 'fıkra'ların tahlilleri de çalışmanın Üçüncü Bölüm'ünü oluşturmaktadır. Derlenen otuz fıkra, bu bölümde, tasnif edilip gülme kuramlarına göre incelenmiştir. Bu bölümden sonra gelen Sonuç'ta, ele alınan anlatı türleri ile ilgili tahlillere ve bu türlerin adı geçen kasabadaki durumuna yönelik yorumlara yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda, derlenen metinlerin tamamı verilmiştir. Bu metinlerin daha iyi anlaşılması için 'Mahallî Kelimeler Sözlüğü' eklenmiştir.

FıkralarHalk edebiyatıHalk hikayeleri+4
Aziz Kılınç
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Kilis`li Abdullah Sermest (Halis) divanı (metin-inceleme)

II ÖZET Bu tez, XIX. yüzyıl Dinî ve Tasavvuf! Türk Edebiyatı şairlerinden olan Kilisli mutasavvıf Abdullah Sermest Hâlis'in Farsça ve Türkçe şiirlerinin toplandığı Divan'ın günümüz alfabesine aktarılması ve Divandaki şiirlerin incelenmesinden meydana gelmiştir. Saygıdeğer Prof. Dr. Abdurrahman GÜZEL'in danışmanlığını yaptığı bu araştırma dört ana bölümden oluşmuştur: Giriş bölümünde, şairimizin yaşadığı yüzyılın coğrafî, siyasî, sosyal ve kültürel durumu incelenmiş ayrıca Abdullah Sermest'in yetişmesini sağlayan kültür zenginliğini kavrayabilmek için XIX. yüzyıla kadar Kilis'te yetişmiş âlimler ve şairlerin hayatı ve eserleri hakkında özet bilgiler verilmiştir. I. bölümde, Abdullah Sermest'in menkabevî ve tarihî hayatı ile eserleri incelenmiş, yetişmesi, hocası ve türbesi hakkında yapılan araştırmalar sunulmuştur. II. Bölümde, onun şiirleri vezin, kafiye, redif, nazım şekilleri, dil ve üslûp özellikleri gibi şekil bilgisine ait kurallara göre incelenmiştir. III. bölüm, din ve tasavvuf öğelerinin araştırılmasına ayrılmış, netice bölümünde ise yapılan araştırmalar kısaca toparlanmıştır. Son bölüm olan IV. bölümde ise divan metni, karma şiir indexi, sözlük, bibliyografya ve Divan'ın A nüshasının fotokopisi bulunmaktadır. Türk kültürünün gelecek nesillere aktarılması yönüyle bir katkıda bulunacağını umduğum bu eseri saygılarımla ilgililere takdim ediyorum. Abdullah ŞAHÎN

Abdullah SermestDivan edebiyatıDivan şiiri+1
Abdullah Şahin
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00