
11.149
Arşivlenen Tez
33
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Restoran işletmelerinde tüketicilerin karşılaştığı hizmet hataları ve telafisi
Hizmet işletmeleri için hizmet sunumunu ilk seferde hatasız olarak gerçekleştirmek arzulanan bir hedef olsa da, hizmetlerin benzersiz yapıları nedeniyle bu hedefe ulaşmak oldukça zor olmaktadır. İşletmeler hizmet hataları sonucunda meydana gelen müşteri tatminsizliğini, etkili hizmet telafisi stratejileri uygulayarak gidermeye ve müşterilerin olumsuz ağızdan ağıza iletişimde bulunma, işletmeden hizmet almayı bırakarak başka hizmet işletmelerini tercih etme veya şikâyet etme gibi işletmeyi olumsuz etkileyecek olası davranışlarını önlemeye çalışmaktadırlar. Bu tez çalışmasının amacı, hizmet telafisi tatmininin öncülleri ve ardıllarından oluşan teorik bir model önermek ve bu modeli test etmektir. Çalışmanın özel hedefleri ise algılanan adalet boyutlarının (dağıtım adaleti, süreç adaleti, etkileşim adaleti) telafi tatmini üzerindeki etkisini ve hizmet telafisi tatmininin müşterilerin telafi tatmini ardılları (olumsuz ağızdan ağıza iletişim, değiştirme niyeti ve şikâyet etme niyeti) üzerindeki etkilerini, sosyal kaygının telafi tatmini ve şikâyet etme niyeti arasındaki ilişki üzerinde düzenleyici etkiye sahip olup olmadığını restoran sektöründe yapılacak bir çalışma ile test etmektir. Çalışmada yer alan modeli test etmek için 467 kişiden toplanan veriler PLS-SEM yapısal eşitlik modelleme ile test edilmiştir. Araştırmanın sonuçları dağıtım ve etkileşim adaletinin telafi tatmini üzerinde olumlu etkiye sahip olduğunu, telafi tatmininin ise olumsuz ağızdan ağıza iletişim, değiştirme niyeti ve şikâyet etme niyeti üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğunu, sosyal kaygının da telafi tatmini ve şikâyet etme niyeti arasındaki ilişkiyi düzenleyici rol oynadığını göstermektedir.
Hizmet kalitesinin müşteri memnuniyeti üzerine etkisi, Azerbaycan bankacılık sektöründe bir saha çalışması
Araştırmanın temel amacı, hangi hizmet kalitesi boyutlarının müşteri memnuni-yetini daha yüksek şekilde etkilediğinin belirlenmesidir. Araştırmanın türü açıklayıcı nitelikte olup, çalışmada hem nicel hem de nitel araştırma tasarımı kullanılmıştır, veri toplama aracı 33 sorudan oluşan ankettir. Azerbaycanın Bakü ilinin özel ve kamu bankalarına müracaat eden müşterilerden örnekleme yoluyla 120 müşteriden elde edilen veriler aracılığı ile analizler yapılmıştır. Toplanan veriler SPSS for Windows sü-rüm 22 yardımıyla analiz edilmiş, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi araştırmak için çoklu regresyon kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; hizmet kalitesinin tüm boyutları ile müşteri memnuniyeti arasında (olumlu ve ya olumsuz) ilişkiler olduğu, müşterilerin hizmet kalitesinin fiziksel özellikler ve empati boyutlarına ilişkin algılarının artmasının memnuniyet düzeylerini de artırdığı saptanmıştır. İş dünyasında müşteriler hizmet kuruluşları için kâr ve gelir kaynağıdır ve hizmet kalitesindeki iyileşmeler müşteri sadakatine yol açar. Çalışma, hizmet kalitesi ile müşteri memnuniyeti arasındaki ilişkiye ve hizmet firmalarında kalitenin nasıl geliştirilebileceğine odaklanarak kalitenin memnuniyet üzerindeki etkisini araştırmaktadır.
Hibrit örgütler olarak sosyal girişimlerin analizi: Türkiye'den bir sosyal girişim örneği
Günümüzde sosyal girişimler toplumsal değişimin sağlanmasında en etkili kuruluşlar olarak tanınmaktadırlar. Bu başarıda sosyal girişimlerin hibrit özelliklerinin çok büyük etkisi vardır. Farklı kurumsal mantıkları birleştirmeleri ve ikili misyona sahip olmaları sosyal girişimleri daha dikkatli kararlar almaya itmektedir. Sürdürülebilirliklerini sağlarken sosyal ve ekonomik misyonları dengelemek, sosyal girişimlerin karşılaştığı en büyük zorluklardan biridir. Sosyal girişimler, sosyal etkilerini daha da artırmak için büyümeye çalışsa da, büyümeyi sürdürmek çoğu zaman misyon kaymasına ve sosyal hedeflerin feda edilmesine neden olmaktadır. Bu da sosyal girişimlerin kurumsal kimliklerinden uzaklaşmalarıyla sonuçlanmaktadır. Bu çalışmada, sosyal girişimlerin hibrit özellikleri incelenmiştir. Hibrit örgütler olarak hem ticari ve hem de sosyal fayda yaratma mantığı ile faaliyette bulunuyor olmalarından kaynaklanabilecek bir problemin ortaya çıkıp çıkmadığı, çıkıyorsa hangi koşullarda ortaya çıkabildiği ve bu problemin yönetim tarafından nasıl aşıldığını öğrenmek amacıyla kapsamlı bir literatür taraması yapılmıştır. Elde edilen verileri, Türkiye'de bir sosyal girişim üzerinden toplanan veriler ile kıyaslama ve tartışma yoluyla analiz ederek sosyal girişimcilik alanındaki mevcut literatüre katkıda bulunmaktadır. Elde edilen veriler incelendiğinde sosyal girişimlerde misyonlar arasında dengenin sağlanmasında ve rakip mantıkların yönetiminde önemli olan hibrit iş modelleri, örgüt yönetimi, sosyal ekosistem, finansal ve insan kaynakları gibi birkaç önemli temel etken belirlenmiştir.
Dış baskı unsurlarının sürdürülebilir tedarik zinciri yönetim uygulamalarına etkisi ve tedarikçilerle iş birliğinin düzenleyici rolü
Bu çalışmanın amacı; dış baskı unsurlarının sürdürülebilir tedarik zinciri yönetim uygulamaları üzerindeki etkisi ve tedarikçilerle olan iş birliğinin düzenleyici rolünün olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın sonuçları ışığında firmalara gelecekte sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi uygulamaları ve tedarikçilerle yapmış oldukları iş birlikleri bağlamında yol gösterici olması amaçlanmıştır. Çalışmada ilk olarak sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi ve dış baskı unsurlarına ilişkin literatür araştırması yapılmıştır. Türkiye'nin önemli sanayi şehirlerinden olan Gaziantep ilinde tekstil sektöründe faaliyet gösteren 203 firmaya anket uygulaması yapılmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre dış baskı unsurları sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimini etkilemektedir ve firmaların tedarikçileri ile yapmış olduğu iş birliğinin düzenleyici bir rolü vardır. Anahtar Kelimeler: TZY, STZY, Dış Baskı Unsurları, Tedarikçilerle İş Birliği,
Politik pazarlama kapsamında makroekonomik göstergelerin Türkiye'deki seçmen davranışlarına etkisi
Günümüzde siyasi partiler politik pazarlama kanalları ile fikirlerini ve ideolojilerini daha kısa sürede daha çok seçmene ulaştırarak seçmenlerin siyasi tutum ve davranışlarını etkilemektedirler. Seçmenlerin siyasi tutum ve davranışları birçok faktörden etkilenmekte fakat bunlar arasında seçmenlerin en çok etkilendiği faktör ekonomik faktörlerdir. Ekonomik faktörlerin seçmen davranışını etkilediği görüşü, literatürde ekonomik oy verme teorisi olarak adlandırılmaktadır. Bu teoriye göre seçmenler siyasal iktidarların cari ve geçmiş dönemlerini değerlendirip kendilerine en çok fayda sağlayan ve temel ekonomik sorunların üstesinden gelebilen partilere oy vermektedirler. Politik pazarlama kapsamında seçmen tercihlerinin önemini ortaya koyarak seçmen davranışlarında etkili olan makroekonomik faktörleri Türkiye özelinde tespit etmek bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu bağlamda oluşturulan ekonometrik model ile makroekonomik faktörlerin oy oranları üzerindeki etkileri 1977–2019 dönemi arasında Türkiye'de yapılan genel seçimler kapsamında araştırılmıştır. Araştırmada ilk olarak değişkenlerin durağanlık derecelerini belirlemek için ADF ve Carrion-i-Silvestre kırılmalı birim kök testleri kullanılmıştır. Eşbütünleşme ve değişkenler arasındaki kısa ve uzun dönem ilişkilerini tespit etmek için çoklu yapısal kırılmalar altında Maki eşbütünleşme testi ve ARDL sınır testinden yararlanılmıştır. Son olarak değişkenler arasındaki nedensellik ilişkilerini tespit etmek için Toda-Yamamoto Granger nedensellik testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda uzun dönemde kişi başı gayri safi yurt içi hasıla oranının oy oranı üzerindeki etkisi pozitif, enflasyon ve işsizlik oranının oy oranı üzerindeki etkisinin negatif olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte kısa dönemde faiz oranının oy oranını negatif etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak yapılan nedensellik testi sonucunda işsizlik, enflasyon ve kişi başı gayri safi yurt içi hasıla oranlarından oy oranına doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisinin olduğu tespit edilirken faiz oranından oy oranına doğru bir nedensellik ilişkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çalışma kapsamında Türkiye'de seçmenlerin makroekonomik faktörlerdeki değişimlerden etkilendiği ve siyasi tutum ve davranışlarını bu doğrultuda şekillendirdiği tespit edilmiştir.
Muhasebe standartlarında ihtiyatlılık ilkesi ve finansal sürdürülebilirlik ilişkisi: BİST uygulamaları
Bu tez çalışması ile 2005-2019 yılları arasında Borsa İstanbul (BIST)'da kesintisiz olarak işlem gören işletmelere ait 15 yıllık veriler yıllık bazda incelenmiş ve bu verilerden hareketle işletmelerin ihtiyatlılık düzeyleri ile finansal sürdürülebilirlikleri arasında bir ilişki olup olmadığı test edilmiştir. Finansal sürdürülebilirlik bağlamında TMS/TFRS'lere göre raporlama yapan işletmelerin uzun vadede dönem kârı ve kapsamlı kâr rakamları ile dönem sonu hisse senedi fiyatları ele alınmıştır. İşletmelerin ihtiyatlılık düzeylerinin hesaplanmasında Givoly ve Hayn (2000) tarafından geliştirilen "Negatif Tahakkuklar Yöntemi" kullanılmıştır. Araştırma ile işletmelerin finansal durum tabloları, nakit akış tabloları ve kâr/zarar ve diğer kapsamlı gelir tablolarından faydalanılarak elden edilen veriler panel veri istatistiksel analizi yöntemi kullanılarak test edilmiştir. Araştırma sonucunda işletmelerin ihtiyatlılık düzeyleri negatif olarak arttıkça, uzun dönemde işletmelerin toplam kapsamlı kârı ve dönem sonu hisse senedi fiyatlarının arttığı, dönem kârlarının ise azaldığı tespit edilmiştir.
Türk sağlık alanı için ideal kurumsal mantıklar tipolojisi ve kavramsal bir çerçeve geliştirmeye yönelik niteliksel bir araştırma
Araştırma, kurumsal mantıkların bireylerin günlük faaliyetlerinde nasıl tezahür ettiğini incelemek amacıyla Türk sağlık alanında SGK anlaşmalı özel hastanede çalışan hekimler üzerinden tasarlanmıştır. Bu kapsamda bazı varsayımlar yapılmıştır. Araştırma; (a) Türk sağlık alanında çoklu kurumsal mantıkların mevcut olduğu (Meydan ve Yasit, 2015; Gürses ve Danışman, 2017; Özseven, 2020); (b) bu mantıkların hekimin davranış repertuarını (Friedland ve Alford, 1991; Thronton vd., 2012; Reay vd., 2017) genişlettiği; (c) hekimin profesyonel mantığın yanı sıra alanda mevcut olan diğer kurumsal mantıkları da içeren bir müdahale kitine (Swidler, 1986; McPherson ve Sauder, 2013) sahip olduğu; (d) bazı koşullar altında beklendiği üzere profesyonel mantığın değil, diğer kurumsal mantıkların reçete ettiği zihni şablonlardan birini seçerek günlük faaliyetlerini yürütmeye muktedir olduğu (McPherson ve Sauder, 2013; Currie ve Spyridonidis, 2016) ön kabulleri üzerine inşa edilmiştir. Böylelikle her bir kurumsal mantığın hekime tanı-tedavi planlama karar sürecinde bir davranışı reçete edeceği; hekimin bu reçetelerden hangisini seçeceğinin ise durumsal olduğu varsayılmaktadır. Meydan vd. (2020) bildirisinde, hekimin bu seçiminin; (a) hekimin örgüte afiliye olma biçimi (b) ücret rejimi ve (c) hastanın sağlık harcamalarını karşılama açısından statüsü olmak üzere üç durumsal faktör ile açıklanabileceği ifade edilmektedir. Böylece bu çalışmada hekimin mevcut 'müdahale kiti' içerisinden bir kurumsal mantığı durumsal faktörlere bağlı olarak hangi koşullar altında seçerek karar verebileceğine dair kavramsal bir model önerisi geliştirilmiştir. Hekimin davranış repertuarındaki kurumsal mantıklar, Türk sağlık alanında literatür incelemesi yapılarak; durumsal değişkenler ise her biri için ayrı ayrı aşamalar halinde olmak üzere doküman incelemesi ve mülakatlar gerçekleştirilmek suretiyle belirlenmiştir. Buna göre, durumsal değişkenlerin çeşitli varyasyonları gruplandırılarak hekim davranışına yön veren kurumsal mantıkların bir kurumsal mantık takımyıldızındaki görece konumlarının ne olduğu/olabileceği konusunda önermeler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çoklu kurumsal mantıklar, mikro düzeyde kurumsal mantıklar, Türk sağlık alanı, özel hastaneler, hekim, durumsal faktörler
E-ticaret işletmelerinin kullandıkları kişiselleştirme uygulamalarının müşteri memnuniyeti üzerindeki etkileri: Online müşteriler üzerinde bir araştırma
Bu tez çalışmasının amacı, bilgi kişiselleştirmesi, sunum kişiselleştirmesi ve yönlendirme kişiselleştirmesinin, algılanan kullanım kolaylığı, algılanan kullanışlılık ve hedonik unsur üzerindeki etkisini, daha sonra da algılanan kullanım kolaylığı, algılanan kullanışlılık ve hedonik unsurun tatmin ve tatminin de tekrar satın alma niyeti ve sadakat boyutları üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu çalışma ile elde edilen sonuçlar, e-ticaret işletmeleri için kişiselleştirme uygulamalarının rekabet avantajı sağlamadaki önemini belirterek, e-ticaret işletmelerinin karlarını yükseltmeleri açısından katkı sağlayıcı nitelikte olacaktır. Bu çalışmada oluşturulan araştırma modeli kapsamında, online anket yöntemi ile veriler toplanmıştır. Toplanan veriler Yapısal Eşitlik Modellemesiyle (YEM) analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında uygulanan Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) analizi sonuçlarına göre bilgi, sunum ve yönlendirme kişiselleştirme uygulamalarının algılanan kullanım kolaylığı, algılanan kullanışlılık ve hedonik unsur boyutları üzerinde anlamlı ve olumlu etkileri olduğu bulunmuştur. Algılanan kullanım kolaylığı ile kullanıcı tatmini arasında anlamlı ve olumlu bir bağ bulunurken, algılanan kullanışlılık ve hedonik unsur ile kullanıcı tatmini arasında anlamlı bir bağ bulunmamıştır. Kullanıcı tatmininin, tekrar satın alma niyeti ve sadakat boyutları üzerinde anlamlı ve olumlu etkileri olduğu sonucuna varılmıştır. Bulunan sonuçlar ile araştırmacılara, gelecekte yapılacak çalışmalara ve e-ticaret işletme yöneticilerine öneriler sunulmuştur.
Doktor-yöneticilerin yönetsel becerilerinin çalışanların iş tatmini üzerindeki etkileri: Sağlık işletmelerine yönelik bir araştırma
Bu çalışma, Bursa ilinde faaliyet gösteren bir özel hastane işletmesinin çalışanları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Doktor-yöneticilerin yönetsel becerileri hakkında çıkarımlarda bulunularak, söz konusu becerilerin çalışanların iş tatmini üzerindeki etkileri ölçümlenmiştir. Doktor-yöneticilerin yönetsel becerilerinin değerlendirilmesinde astlarının görüş ve önerilerine başvurulmuştur. Çalışma online anket yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup, anket hastanede görev yapan 297 çalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karar alma, problem çözme, liderlik ve iş tatmini olmak üzere 4 ayrı ölçek kullanılmıştır. Araştırma bulguları doktor-yöneticilerin karar alma, problem çözme ve liderlik becerilerinin çalışanların iş tatmini üzerinde etkili olduğunu ortaya koymaktadır.
Yönetim kurulu özelliklerinin kurumsal yönetim uygulamalarına etkisi: BİST XKURY şirketleri üzerine inceleme
Bu çalışmada, yönetim kurulunda cinsiyet farklılığı, yaş farklılığı ve eğitim düzeyi gibi özelliklerin kurumsal yönetim uygulamaları üzerindeki etkisi; kurumsal yönetim endeksine dahil 53 şirketin kurumsal yönetim derecelendirme raporları ve yönetim kurulları nitel analiz yöntemi olan içerik analiziyle incelenerek araştırılmaya çalışılmış ve ulaşılan bulgulara çalışmada yer verilmiştir.
Endüstriyel tüketicilerin satın alma kararları bağlamında tedarikçi seçim kriterleri: Türkiye'de endüstriyel yapıştırıcı sektörüne yönelik analiz
Endüstriyel Satın Alma günümüz işletmeleri için artık kar etme noktasındaki en önemli departman olmuştur. Globalleşen dünyada satarken kazanmak geride kalmış ve yerini satın alırken kazanmaya bırakmıştır. Bu nedenle endüstriyel tüketicilerin satın alma kararları kritik konuma gelmiştir. Tez çalışmasının amacı Türkiye'de mobilya sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin yapıştırıcı konusundaki satın alma kararlarını hangi kriterler bağlamında verdiklerini belirlemektir. Tez kapsamında öncelikle teorik kavramsallaştırma gerçekleştirilerek, endüstriyel tüketici karar alma mekanizması ile spesifik olarak tedarikçi seçim kriterleri incelenmiştir. Tez çalışmasının araştırma bölümünde ise endüstriyel yapıştırıcı sektöründe tedarikçi seçim kriterlerinin belirlenmesi ve bu kriterlerin olası öneminin belirlenmesine yönelik iki farklı örneklem üzerinde araştırma yürütülmüştür. Tezin son bölümü ise elde edilen bulgulara dayanarak akademik ve pratik katkılara yönelik değerlendirmeler ve analizler yer almaktadır.
Serbest muhasebeci mali müşavir stajyerlerinin stajyerlik sürecinde karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri
Türkiye' de muhasebecilik mesleği 13.06.1989 tarihinde çıkan 3568 sayılı meslek yasası ile "Serbest muhasebecilik (SM), Serbest muhasebeci mali müşavirlik (SMMM) ve Yeminli mali müşavirlik (YMM) olarak hukuki bir nitelik kazanmıştır. Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler odaları birliği (TÜRMOB), muhasebe meslek mensupları ve aday meslek mensuplarının sorunlarına çözüm bulma gayreti içinde olmasına rağmen, günümüzde hala çözümü beklenen sorunlar bulunmaktadır. Bu çalışmada, iş hayatında önemli bir yer tutan muhasebe mesleğinde aday meslek mensubunun yani serbest muhasebeci mali müşavir (SMMM) stajyerlerinin stajyerlik sürecinde yaşadıkları sorunların tespiti ve çözümü konusunda bazı önerilerin sunulması hedeflenmiştir.
A research on understanding the effects of foreign language proficiency on team leadership and performance in multinational teams: The case of Survivor contest
Multinational teams in the modern business world prove that only leaders with a high level of language and cultural proficiency can effectively manage the diversity of members representing two or more countries. The aim of this study is to understand the effect of foreign language proficiency on team leadership and performance in multinational teams. In this manner, the study is qualitative research. Two methods were employed to carry out this study. First, the videos of the 2019 season of the "Survivor" contest, which has been broadcasted on Turkish television channels for 16 years, were watched. Second, some semi-structured interviews were conducted with contestants of Survivor contest 2019 on the internet environment. The findings of this study indicate that the language proficiency of individuals affects the performance and leadership of multinational teams positively and negatively. This study mainly tries to explain three perspectives on language proficiency and leadership. First, it tries to understand the factors that determine the leader in multinational teams. Second, examine the requirement of individuals' language proficiency for the efficiency of leadership and performance. And third, trying to examine how language proficiency affects leadership in the context of multinational teams. Key Words: Multinational teams, language barriers, team leadership, team performance.
Bilinçli farkındalığın iş tutumları ile arasındaki ilişkide psikolojik sermayenin ve öz-düzenlemenin aracı rolü
1980 yılından itibaren bilinçli farkındalığı konu alan çalışmaların sayısı incelendiğinde, son yıllarda yayın sayısının katlanarak arttığı görülmektedir. Ancak bilinçli farkındalığın çalışanların iş tutumları üzerine olan etkilerini konu alan araştırmaların sayısı genel araştırmalar içerisinde oldukça küçük bir yüzdeyi kapsamaktadır. Bu araştırmanın öncelikli amacı, araştırmaya rehberlik eden teorik çerçeve kapsamında bilinçli farkındalık ile çalışan iş tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkilerde psikolojik sermaye ve öz-düzenlemenin aracı rollerini analiz etmektir. Araştırmanın amacını gerçekleştirebilmek için araştırma hipotezleri mevcut literatürdeki açığı gidermeye yönelik olarak tasarlanmıştır. Bilinçli farkındalığın örgütsel stres, iş performansı, iş tatmini, işe tutkunluk ve tükenmişlik üzerinde bir etkisi olacağı ve bu etkide psikolojik sermaye ve öz-düzenlemenin aracı bir role sahip olacağı öngörülmektedir. Geri dönüşlerin hızlı ve yüksek oranda olması için araştırma verileri çevrimiçi anket yönteminden yararlanılarak toplanmıştır. Araştırmanın ana kütlesini sektör ayrımı gözetmeksizin kurumsal şirketlerde çalışan yönetici, beyaz yaka ve mavi yaka bireyler oluşturmaktadır.
The leadership power and organizational commitment on organizational performance: A case study of Somalia
The Leadership Power and Organizational Commitment on Organizational Performance: A Case Study of Somalia Recently; business entities strive for achieving operational excellence. This is how they tend to achieve the market share, the competitive advantage, as well as the increased number of customers with the increased profitability. For the said purpose, the firms adopt different strategic approaches to achieve its objectives well. Apart from other available methods, one of the remarkable facts is about the leadership power as well as the commitment i.e., how these forces help to have an impact on the organizational performance. The current research work is conducted in the context of leadership power and organizational commitment on the organizational performance i.e., a case study of Somalia. For the said purpose this study also has been used seven leadership power: Legitimate Power, Coercive Power, Expert Power, Informational Power, Power of Reward, Connection Power, and Referent Power. Are determined, and research work is carried out based on the existing research studies. The data is being gathered from 113 respondents who provided their responses to well-defined questionnaire items regarding leadership power, organizational commitment as well as organizational performance. The numeric data is first converted to the codes and SPSS Version 22 is used to conduct the tests i.e., correlation & regression analysis for determining the association between the variables. Based on the results of the current research work, it is determined that leadership power has a strong positive correlation with organizational performance. So, a firm needs to focus on all parameters of leadership power in order to have a positive impact on the firm's growth. Keywords: Leadership power, organizational commitment, organizational performance.
Örgütsel sosyal sermaye, kültürel sermaye, inovasyon ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkinin incelenmesi: GAP bölgesinde faaliyet gösteren 3, 4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinde bir araştırma
Bu araştırmada örgütsel sosyal sermaye ve kültürel sermayenin inovasyon üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmada ayrıca inovasyonun örgütsel bağlılığa olan etkisi irdelenmiştir. Bununla birlikte araştırmada örgütsel sosyal sermayenin örgütsel bağlılık ve kültürel sermaye üzerindeki etkisinde inovasyonun aracılık etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu GAP bölgesinde yer alan 3, 4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinin sahip ve yöneticileri oluşturmaktadır. Bu kapsamda 490 anket formu e-posta yoluyla otellere gönderilmiş, 420 anketten geri dönüş olmuştur. 43 anketin hiç doldurulmadığı ya da araştırma için gerekli veri setine sahip olmadığı görülmüş ve araştırmadan çıkartılmıştır. Araştırmanın analizleri 377 anket formu üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, örgütsel sosyal sermayenin ve kültürel sermayenin inovasyon üzerinde anlamlı pozitif etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada ayrıca inovasyonun örgütsel bağlılık ve örgütsel bağlılığın tüm alt boyutları üzerinde anlamlı pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Araştırmada, örgütsel sosyal sermayenin ve kültürel sermayenin hiçbir alt boyutunun inovasyon üzerinde anlamlı ve pozitif etkiye sahip olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırmada son olarak inovasyonun aracılık etkisine yönelik oluşturulan hipotezler test edilmiştir. Buna göre örgütsel sosyal sermayenin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinde inovasyonun aracılık etkisi olduğu sonucu elde edilmiştir. Ayrıca örgütsel sosyal sermayenin kültürel sermaye üzerindeki etkisinde inovasyonun aracılık etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Sosyal Sermaye, Kültürel Sermaye, İnovasyon, Örgütsel Bağlılık
Blockchain applications in tourism sector
Blockchain is a recently featured cryptography-based technology. This technology, which has many applications, especially in the finance sector, has been used in the tourism and accommodation industry recently. However, few studies have been conducted on the uses of this new technology in the tourism and hospitality industry. Having a great potential, blockchain applications can provide benefits in many areas from payment security to employee satisfaction and customer satisfaction in the tourism sector. Therefore, it is of great importance to investigate the current blockchain applications in the tourism sector and to determine their opinions about this application. This thesis study is designed as a literature review and evaluation of employee views. Block chain applications in tourism will be examined and presented with descriptive research method, which is among the quantitative research methods. This thesis of both on a global scale and is thought to shed light on the tourism industry in the context of Turkey to the accommodation block chain applications.
Impact of organizational culture on quality management practices of commercial banks in Afghanistan
Impact of Organizational Culture on Quality Management Practices of Commercial Banks in Afghanistan This thesis aims to investigate the impact of organizational culture on Quality management practices of commercial banks in Afghanistan. It is quantitative research that inspires to higher the organizational culture and quality management practices of commercial banks in Afghanistan. The study spans over the periods of 2019 to 2021. It used the questionnaires as the source of collecting data from the commercial banks' employees. The organizational culture uses the proxies of teamwork, employee empowerment, continuous improvement, and Decision-making support. In contrast, the quality management practices use the proxies of Top management leadership & vision, organizational power, customer focus & satisfaction, and employee performance measurement. The main objective of this research is to investigate the effect of the organizational culture on quality management practices of commercial banks. About 150 sample sizes of the questionnaires were distributed to employees and managers of different departments of the commercial banks. The research is based on Kabul city only with emphasises on non-state owend commercial banks of Afghanistan. To answer the research questions sixteen hypothesis are developed to test the acceptance and rejection of the hypothesis. This research uses linear regression quantitative method for data collection and analyzation. after calculation of the data the fourteen hypothesises out of sixteen total hypothesises which were developed for this study are accepted and only two hypothesises are rejected. However, the rejections do not mean that those have no impact. hence, it is determined from the perception of the people to the concept during the interview. This study stresses on positive impact of organizational culture on quality management practices of commercial banks of Afghanistan Therefore, more effort should be done in order to improve organizational culture and quality management practices in order to enhance the profitability and stability of the Banks in Afghanistan.
The effect of airport atmospheric features on passengers' behavioral intention at Abeid Amani Karume International Airport in Zanzibar
This research investigates the atmospheric Airport's features on passengers' behavioral intention at Abeid Amani Karume International Airport (AAKIA). The study is a quantitative methodology that involves the actual data from the questionnaires that have been distributed to the aviation industry of Zanzibar international airport. The study was spanning from 2020 to 2021. The research uses the two main variables identified: airport atmospheric features on passengers' which is the independent variable, and behavioral intentions are dependent variables. The study develops the proxies' variables for airport atmospheric air passengers such as layout accessibility, facility aesthetics, and perception of airport safety, airport cleanness, and sitting comfort. In the context of behavioral intention, the study develops the proxies of willingness to spend, intention to revisit, electronic equipment, and display, and customers 'satisfaction. The study applied statistical techniques to reveal the estimated results. These include a statistical linear regression equation to obtain the results. The research revealed the following results. The layout accessibility and airport cleanliness have a significant and negative effect on behavioral intention. Adhere, perception of airport safety, facility aesthetics, and sitting airport comfort affect behavioral intention. The policymakers related to the aviation industry in Zanzibar, especially Abeid Amani Karume International Airport, should develop an effective policy to enhance the efficiency of layout accessibility and airport cleanness. Also, more effort should be implemented to the facility aesthetics, perception of airport safety, and Airport sitting comfort.
Yeni kamu işletmeciliği ışığında belediyelerde norm kadro uygulamaları üzerine bir araştırma: Malatya ili örneği
Belediyeler, halkın ihtiyaç duyduğu kamu hizmetlerinin karşılanmasında ve bu hizmetlerin hızlı, etkin, verimli ve nitelikli bir şekilde yerine getirilmesinde ve halka en yakın yerde sunulmasında oldukça önemli pozisyonda bulunmaktadır. Türkiye'de kamu bürokrasisi içerisinde önemli bir yere ve köklü bir geçmişe sahip olan belediyeler, bugün gelinen noktada, bu hizmetleri sunarken, en nitelikli insan kaynağına sahip olması gereken yönetim kademesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, belediyelerinin tarihsel süreçte geçirdiği yasal ve yapısal reformlardan yola çıkarak, Yeni Kamu İşletmeciliği perspektifinde, belediyelerde norm kadro sistemini değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda, Norm Kadro alanında yapılan yasal düzenlemelerin, Malatya Büyükşehir, Battalgazi ve Yeşilyurt belediyelerindeki yansımaları ve belediye yöneticileri ile yürütülen alan araştırması sayesinde, Norm Kadronun belediyelerin personel sistemine olumlu veya olumsuz etkilerine yönelik genel bir çerçeve çizilmiştir. Nihayetinde, Belediyelerde Norm Kadro düzenlemesinin hem teorik hem de uygulama anlamında bazı eksiklikleri tespit edilmiştir. Bu çerçevede, belediye yöneticileri ile yapılan anket çalışmasından elde edilen veriler, literatür ile birlikte değerlendirilerek, belediyelerde daha nitelikli bir Norm Kadro sisteminin kurulması amacına yönelik bazı öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeni Kamu İşletmeciliği, Belediyeler, Norm Kadro
Üniversite personelinin örgütsel bağlılık düzeyleri: Gaziantep Üniversitesi örneği
Bu çalışmanın amacı, Gaziantep Üniversitesi'nde istihdam edilen akademik ve idari personellerin örgütsel bağlılık düzeylerini belirlemektir. Araştırmada örgütsel bağlılık düzeyini ölçmek için ise Allen ve Meyer'in (1990) geliştirmiş olduğu üç boyutlu (duygusal, devam ve normatif) örgütsel bağlılık ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket tekniği kullanılmış ve örnekleme yöntemi olarak basit rastsal örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma kapsamında toplam 272 anket toplanmıştır. Anketin birinci bölümünde demografik değişkenlere ilişkin sorular sorulmuştur (24 sorular). İkinci Bölümde ise sırasıyla örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık ölçeğine ilişkin sorulara yer verilmiştir. Bu bölüm, örgütsel bağlılığın boyutlarını kapsayan 24 sorudan oluşmaktadır. Anket verilerini analiz etmek için SPSS programından yararlanılarak, güvenirlilik analizi, Yüzde-Frekans Analizi, Bağımsız Örneklem T-Testi, Tek Yönlü Anova Analizi, Korelasyon Analizi ve Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, en yüksek bağlılık yüzdesinin duygusal bağlılık eksenine yönelik olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç alanda yapılmış önceki çalışmalarla uyumludur. Araştırmanın bir diğer sonucuna göre, duygusal bağlılık düzeyinde ve devam bağlılık düzeyinde fark tespit edilmemişken, normatif bağlılık düzeyinde yöneticiler arasında daha yüksek düzeyde farklılıklar tespit edilmiştir. Normatif bağlılık boyutunda akademik unvana göre anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre idari personelin normatif bağlılık algısı akademik personele göre daha yüksektir.
Suriyeli göçmen girişimcilerin sosyal sermaye ve girişimcilik eğilimlerinin yenilikçi davranışlara ve firma performansına etkisi: TRC1 bölgesinde bir araştırma
On ikinci yılına giren ve halen devam eden Suriye krizi, ikinci dünya savaşından sonra yaşanan en büyük insanlık dramı olarak nitelendirilmektedir. Türkiye, Suriye krizinden etkilenen ülkelerin başında gelmektedir. Türkiye'ye göç eden Suriyelilerin bazıları günlük yaşamlarını sürdürmek amacıyla kendiişlerini kurmaya yönelmiş ve gün geçtikçe Türkiye'de Suriyeli göçmenler tarafından kurulan firmaların sayısı hızla artmıştır. Literatürde göçmen girişimcilerin başarısında ve hayatta kalmalarında girişimcilerin sahip olduğu sosyal sermaye, girişimcilik eğilimi, yenilikçi davranışlar ve iyi bir performans sergilemeleri son derece önemli etkenler olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla bu tez çalışması, Suriyeli göçmen girişimcilerin sosyal sermaye ve girişimcilik eğilimlerinin yenilikçi davranışları ve firma performansı üzerindeki etkisinin yanı sıra sosyal sermaye düzeylerinin girişimcilik eğilimleri ve yenilikçi davranışlarının firma performansı üzerindeki ekişini araştırmayı amaçlamıştır. Araştırma kapsamında Safran'ın (2020) Sosyal Sermaye Ölçeği, İşcan ve Kaygın'ın (2011) Girişimcilik Eğilimi Ölçeği, Scott ve Bruce'nin (1994) Yenilikçi Davranış Ölçeği, Wang ve Wang'ın (2012) Operasyonel Performans Ölçeği, Wang, Wang ve Liang'ın (2014) Finansal Performans Ölçeği ve girişimcilerin kişisel özellikleri ve firmalarının özellikleri sorulardan oluşan çevrimiçi anket formu kullanılarak, TRC1 bölgesinde faaliyet gösteren ve Gaziantep Ticaret Odası, Nizip Ticaret Odası, Kilis Ticaret ve Sanayi Odası veya Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı 462 Suriyeli girişimciden veriler toplanmıştır. Anketten elde edilen verilerin değerlendirmesinde, SPSS 26 programı kullanılarak faktör analizi, betimsel istatistikler, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda, Suriyeli girişimcilerin sosyal sermaye ve girişimcilik eğilimlerinin yenilikçi davranışları üzerinde ve sosyal sermaye düzeylerinin firmalarının performansı üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Suriyeli girişimcilerin girişimcilik eğilimlerinin ise firmalarının performansı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, araştırma sonucunda, Suriyeli girişimcilerin sosyal sermaye düzeylerinin girişimcilik eğilimleri üzerinde ve yenilikçi davranışlarının firmalarının performansı üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkisinin olduğu da saptanmıştır.
A comparative study between countries hosting Syrian refugees' entrepreneurs: Turkey, Germany, and Egypt case
The study intends to explore the influence of refugee entrepreneurs on the host countries, especially in the context of business sectors. The study focuses on Egypt, Germany, and Turkey to examine the effects of Syrian refugee entrepreneurs on the economic sectors of the communities that have embraced them. This research investigates the role of Syrian refugee entrepreneurs on the local business sector. The study adopts a mixed approach, thereby collecting both qualitative and quantitative data. Snowball sampling was used for selecting the sample population and the research was supported by 6 key informants interviews (KIIs), with the help of 6 Syrian as well as local experts. Descriptive and inferential statistical analyses were conducted along with Chi- Square analyses using SPSS. The findings show that the investments made by Syrian refugees as entrepreneurs had a favorable contribution on the foundation of new firms, creating new jobs, expanding access to resources, and developing revenue. The results indicate that the entrepreneurial endeavors of Syrian refugees have a considerable role on the economic sectors of the host communities. Besides, Syrian businesses operating in Host nations significantly influenced the labor market by fostering greater access to employment, increased sales and local business expansion due to an increase in customers, promotion of overseas sales, increased accessibility to financial resources, market expansion and easy access to resources, encouragement of the entrepreneurial spirit, and influence on the labor market's social culture. Language barriers, poor accessibility to funding and loans, business plan development, difficulties in marketing products, legal issues, fear of failure, commercial arrangements and challenges in balancing family life and work have proven to be the most significant obstacle for Syrian businesses doing operations in their host countries. Keywords: Entrepreneurship, Immigration, Syrian, Host communities, and Refugees
Psikolojik iyi oluş, iş stresi, salgın hastalık kaygısı ve çalışan performansı arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, salgın hastalık sürecinde (COVID-19) çalışanların psikolojik iyi oluşları, performansları, salgın hastalığa yönelik kaygıları ve iş stresi düzeylerinin birbirleri ile olan karşılıklı ilişki ve etkilerinin ortaya konulmasını sağlamak olup psikolojik iyi oluş, iş stresi, salgın hastalık kaygısı ve çalışan performansı değişkenleri arasındaki karşılıklı etki ölçülmeye çalışılmıştır. Bu araştırmanın evren ve örneklemini Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nde üretim sektöründe hizmet veren iki firmanın mavi ve beyaz yakalı çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden faydalanılmış olup veri toplama aracı olarak anket tekniğinin kullanılması tercih edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Araştırma, COVID-19 pandemisi sürecinde yürütülmüştür. Araştırmada psikolojik iyi oluş ile iş stresi arasında anlamlı negatif bir ilişki bulunmuştur. Ek olarak salgın hastalık kaygısı arttıkça iş stresinin de arttığı bulgusuna ulaşılmıştır. Öte yandan psikolojik iyi oluşun çalışan performansına, iş stresinin çalışan performansına, psikolojik iyi oluşun salgın hastalık kaygısına ve son olarak salgın hastalık kaygısının da çalışan performansına etki etmediği tespit edilmiştir.
Hastane tedarikçi entegrasyonunun performansa etkisi ve yalın uygulamaların düzenleyici rolü
Tedarikçi entegrasyonunun örgütsel performans üzerindeki etkisi, literatürde imalat sektöründe uzun zamandır üzerinde çalışma yapılmış bir konu olmakla birlikte, hizmet sektöründe özellikle de sağlık hizmetleri bağlamında bu konuda daha az sayıda çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada genel olarak hastane tedarikçi entegrasyonuna ilişkin kavramsal bir model geliştirmek ve hastane tedarikçi entegrasyonunun hastane performansı üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Ayrıca bu çalışmada hastane tedarikçi entegrasyonunun hastane performansı üzerindeki etkisinde yalın uygulamaların düzenleyici bir rolünün olup olmadığı da araştırılmıştır. Bu kapsamda çalışmada, Türkiye'de faaliyet gösteren kamu, özel ve üniversite hastanelerinde görev yapan üst kademe yöneticilerden anket yoluyla veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda; hastane tedarikçi entegrasyon kriterlerinden güven, lojistik entegrasyon ve üst yönetim desteğinin hastanelerin maliyet, kalite ve esneklik performanslarını, bilgi paylaşımının hastanelerin kalite ve esneklik performansını, bilgi teknolojisinin ise hastanelerin maliyet performansını pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca bilgi teknolojisinin esneklik performansını da negatif yönde etkilediği görülmüştür. Çalışmada son olarak hastane tedarikçi entegrasyonunun hastane performansına etkisinde yalın uygulamaların düzenleyici bir rolünün olduğu sonucuna da ulaşılmıştır.
Sosyal medya pazarlama aktivitelerine yönelik tutumun ve çevrimiçi karar verme tarzlarının satın alma niyetine etkisi
Sosyal medya pazarlaması, işletmelerin hedef kitle bağlantı kurmasını kolaylaştıran dijital pazarlama stratejisidir. Bu stratejiye yönelik tutumlar ve tüketicilerin karar verme tarzları, çevrim içi alışverişlerde çok fazla çeşitlilik göstermektedir. Bu çalışma, sosyal medya pazarlama aktivitelerine yönelik tutum ve çevrim içi karar verme tarzlarının satın alma niyeti üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, çevrim içi pazaryerleri üzerinden alışveriş yapan 395 katılımcıdan veri toplanmıştır. Toplanan demografik veriler fark testleri ile önerilen hipotezler ise yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, katılımcıların cinsiyetlerine, eğitim düzeylerine göre sosyal medya pazarlama aktivitelerinin boyutları arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Bunun yanında, sosyal medya pazarlama aktivitelerine yönelik tutumlardan; etkileşim, bilgilendirme, kişiselleştirme, trend olma ve ağızdan ağıza pazarlama faktörleri tüketici satın alma niyetine pozitif ve anlamlı olarak etki etmiştir. Ayrıca, çevrim içi tüketici karar verme tarzlarından; markaya, modaya ve web sitesi içeriğine duyarlılıklar, tüketicilerin satın alma niyetini pozitif ve anlamlı olarak etkilemiştir. Bu doğrultuda çalışma bu alanda araştırma yapacak araştırmacılara yol gösterici olmakta, pazarlama uzmanlarına ise tüketici deneyimlerini ve karar verme süreçlerini daha iyi anlamaları konusunda önemli bilgiler sunmaktadır.
Kalite iyileştirme süreci ölçeğinin geliştirilmesi: Girişimci ve yenilikçi üniversite göstergesi ile ilişkisinin analizi
Ülkemizde faaliyet gösteren üniversitelerde toplam kalite yönetimi uygulamaları ve hizmet kalitesine yönelik ISO 9001 Kalite Yönetim Sisteminin kurulması ve işleyişine ilişkin çalışmalar, yapılan literatür incelemelerinde dikkat çekmiştir. Özellikle yükseköğretimde kalite alanında yapılan literatür taramalarında toplam kalite yönetimi üzerine birçok çalışma varken genelde uygulama, öğrenci farkındalığı ve memnuniyeti konularında durulduğu görülmüştür. Kalite yönetim sisteminin iyileşmesi sürecine yönelik araştırma olmamasının sağladığı motivasyonla bu araştırmada kalite iyileştirme süreci irdelenmiştir. Bu kapsamda; PUKÖ (Planla, Uygula, Kontrol Et, Önlem Al) döngüsü ve Yükseköğretim Kalite Kurulu Kurum İç Değerlendirme Raporu temelinde algı ölçümüne ilişkin kalite iyileştirme süreç ölçeği geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Yapılan testler sonucunda ölçeğin kalite iyileştirme sürecini etkili ve güvenilir bir şekilde ölçme kapasitesine sahip olduğu belirlenmiştir. Yükseköğretim kurumları ve kalite yönetim sistemi kurulan tüm kurumlarda kalite sürecine dair algının ölçülmesini hedefleyen ölçeğin bu anlamda literatüre katkı sunacağı varsayılmaktadır. Literatürde genellikle öğrenci algısı araştırılmışken bu araştırma ile akademik personel görüşleri değerlendirilmektedir. Ayrıca; kalite iyileştirme sürecinin yükseköğretim kurumları performans göstergelerinden biri olan girişimcilik endeksi ile ilişkisi de incelenmiştir. Araştırma sonucunda; kalite iyileştirme süreci ile üniversite girişimciliği arasında istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Buna ek olarak idari görev alan akademik personelin kalite iyileştirme süreci algısında anlamlı bir farklılık olduğu gözlenmiştir. Araştırmanın bahsi geçen ayırıcı özelliklerinin yanında ülkemiz açısından Yükseköğretim Kurulu ve özellikle son dönemde Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından artırılan kalite çalışmalarına da destek sağlayacağı, bu kapsamdaki çıktıların değerlendirilmesi yönünde yol gösterici olması açısından da önem arz ettiği düşünülmektedir.
Şirketlerin birleşme ve devralınmasının yönetim ve örgütsel sürdürülebilirlik açısından değerlendirilmesi
Hızla küreselleşen dünyada şirketler arası etkileşim ve iletişim gün geçtikçe artış göstermektedir. Bu etkileşim ve iletişim artışına ek olarak ortaya çıkan ekonomik ve rekabet değişikliklerinin de etkisi ile şirketlerin daha çok birleşme veya devralma işlemleri yaptığı görülmektedir. Bu tür işlemler güçleri birleştirmek, gücü ve başarıyı artırmak, rekabeti azaltmak vb. nedenlerle yapılmaktadır. Gerçekleşen bazı birleşme ve devralmanın beklenen etkiyi sağladığı söylenebileceği gibi bir kısmının da başarısız olduğu görülmektedir. Bu nedenle şirketlerin hem bu işlemler öncesinde hem de bu işlemler sonrasında bazı başarı faktörlerine dikkat etmesi gerekmektedir. Bu çalışmada şirketlerin birleşme ve devralma işlemlerinde başarıya ulaşmasını sağlayacak öneriler ya da başarısızlığa neden olan bazı beşeri sorunlara çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.
Teknoloji tabanlı denetim araçlarının bağımsız denetim kalitesine etkisi
Bu çalışmada; genel olarak teknoloji tabanlı denetim araçlarının denetim kalitesi üzerindeki etkilerini incelenmiştir. Bu kapsamda Türkiye'deki bağımsız denetim firmalarında hem nitel hemde nicel araştıma yapılarak elde edilen veriler analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; teknolojik tabanlı denetim araçlarının denetim kalitesi üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada bu çerçevede teknolojik tabanlı denetim araçlarının gelecekte kullanımının artacağını, denetçilerin TTDA'ları kullanabilme konusunda büyük çoğunlukla yeterli olmadıkları, denetim firmalarının büyük çoğunluğunun teknolojik yeterlilik açısından sektör ortalamasında olduğu, denetçilerin teknolojik yeterliliğinin firma başarısı için önemli olduğu ve e-envanter sistemine geçmenin denetim kalitesi üzerinde olumlu etki yapabileceği tespit edilmiştir. Araştırma kapsamındaki denetçilerin; teknoloji tabanlı denetim araçlarını seçme, kullanılmasının önemine ve zorluğuna etki eden faktörlere yüksek düzeyde katıldıkları tespit edilmiştir. Ayrıca araştırma kapsamındaki denetçilerin demografik özelliklerine göre görüşlerinde genel olarak bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.
Çalışanların kurumsal imaj algılaması ile motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı çalışanların motivasyonu ile kurumsal imaja dair algıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu doğrultuda ilk bölümde motivasyon kavramı, teorileri ve motivasyonun işletmelerdeki uygulamaları incelenmiş; ikinci bölümde imaj ve kurumsal imaj kavramlarına değinilmiş; üçüncü ve son bölümde ise bir Büyükşehir Belediyesi'nin İnsan Kaynakları bölümünde yapılan araştırma sonuçları ele alınmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak; çalışanların demografik bilgilerini içeren, motivasyon seviyelerini ölçmeye ve kurum imajını nasıl gördüğüne ilişkin sorulardan oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçları bilgisayar ortamında SPSS 11.5 istatistik paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler güvenilirlik analizi, t testi, Anova testi ve Pearson Korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; çalışanların motivasyonları ile kurumsal imaja dair algıları arasında pozitif yönde, kuvvetli ve anlamlı bir korelasyon olduğu saptanmıştır.
Faiz oranı, enflasyon, döviz kuru ve borsa ilişkisi: Türkiye örneği
Bu çalışmada, faiz oranı, enflasyon, döviz kuru ve borsa arasındaki ilişkilerin Türkiye örneğinde incelenmesi amaçlamıştır. Bu kapsamda, Türkiye'deki ekonomik gelişmişlik düzeyine işaret eden önemli makro ekonomik göstergeler arasında bulunan; Reel Faiz Oranı, Aylık Enflasyon, Döviz Kuru ve BIST (Borsa İstanbul) verileri arasındaki ilişkiler ekonometrik analiz yöntemleri ile analiz edilmiştir. Çalışma verileri, değişkenlerin 01 Ocak 2005- 31 Mayıs 2023tarihleri arasındaki aylık değerlerini gösteren veri setini içermektedir. Araştırma verilerinin istatistiksel analizleri sonucunda; LBIST, LDK, LENF ve LFO değişkenlerinin ekonometrik analizler için gereken şartları taşıdıkları, değişkenler arasındaki regresyon ilişkilerinin incelenmesine yönelik olarak 'sabitli ve trendli' regresyon modelinin uygun olduğu, modellerde otokorelasyon sorunları bulunmadığı, ancak, değişen varyans sorunu olabileceği belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, borsa ve döviz kuru, faiz oranı ve döviz kuru ile döviz kuru ve enflasyonunuzun dönemde birlikte hareket ettikleri, borsa ve enflasyon, borsa ve faiz oranı ile faiz oranı ve enflasyonun uzun dönemde dengeye gelmedikleri ve birlikte hareket edemedikleri tespit edilmiştir. Ayrıca, uzun dönemde, borsanın döviz kuru ve faiz oranı, döviz kurunun ise borsa ve enflasyon üzerinde belirleyici etkilerinin olduğu, yine, borsa ve enflasyonun faiz oranını etkiledikleri, döviz kuru ve faiz oranı arasında ise herhangi etkileşim olmadığı tespit edilmiştir. 12 dönemlik etki-tepki ve varyans ayrıştırma analizleri sonucunda ise, değişkenlerin birbirleri üzerinde kısa ve uzun süreli anlamlı etkilerinin olduğu ve bir değişkenin açıklanmasında diğer değişkenlerin belirli oranlarda katkılarının bulunduğu belirlenmiştir.
İslami finansal okuryazarlık ve yatırım ilişkisinin finansal risk toleransı aracılığında incelenmesi: Gaziantep uygulaması
İslam tarafından yasaklanan faiz olgusunu dikkate alarak kurgulanan katılım bankalarında, müşterilere diğer banka türlerinden farklı olarak, faiz içermeyen yatırım ürünleri alternatifleri sunulmaktadır. Temelde kar ortaklığına dayanan ve faizden arındırılmış bu ürünlerdeki çeşitlilik, katılım bankacılığı müşterileri açısından yatırım tercihlerini şekillendiren unsurların belirlenmesi gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Bu noktada müşterilerin sahip olduğu İslami finansal okuryazarlık düzeyinin hem katılım bankacılığı ürünlerini anlama da hem de buna bağlı yatırım tercihlerini şekillendirmede etkili olacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte diğer tüm yatırım türlerinde olduğu gibi katılım bankacılığı müşterilerinin risk toleranslarının da yatırım tercihlerini şekillendiren en önemli unsurlardan olduğu bilinmektedir. Bu noktadan hareketle hazırlanan araştırmada, katılım bankacılığı müşterilerinde İslami finansal okuryazarlığın yatırım tercihlerine etkisinde finansal risk toleransının aracı rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılım bankacılığı ürünlerini kullanan ve düzenli yatırım yapan, Gaziantep'te yaşayan 452 müşteri dahil edilmiştir. Hipotezlerin test edilmesi için Smart PLS 4 ile kısmi en küçük kareler yöntemi kullanarak yapısal eşitlik modellemesi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre İslami finansal okuryazarlık düzeyi, finansal risk toleransı ile varlığın geçmiş performansı, sosyal sorumluluk ve getiriye dayalı yatırım tercihini artırmaktadır. Bununla birlikte finansal risk toleransı varlığın geçmiş performansı ve sosyal sorumluluğa dayalı yatırım tercihini artırırken; İslami finansal okuryazarlığın varlığın geçmiş performansı ve sosyal sorumluluğa dayalı yatırım tercihine etkisinde aracı rol üstlenmektedir.
Hizmet içi eğitim ile iş tatmini arasındaki ilişkinin incelenmesi: Belediye çalışanlarına yönelik bir araştırma
Bu çalışma, iş dünyasında ve İnsan Kaynakları Yönetimi'nde önemli yerleri olan çalışanların iş tatmini ile hizmet içi eğitim algılamaları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Buna göre çalışmanın birinci bölümünde hizmet içi eğitim; tanımı, önemi, amaçları, ilkeleri, yararları; ayrıca eğitim ihtiyacının analizi ve eğitimin programlanması; başlıca kullanılan eğitim yöntemleri ve eğitimde değerlendirme başlıkları altında detaylı bir şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde ise iş tatmini kavramı, önemi, iş tatminini etkileyen faktörler, iş tatminin sonuçları ve tatmin sağlamaya yönelik uygulamalar ele alınmıştır. Araştırma kapsamında, Şişli Belediyesi Genel Müdürlüğü 140 beyaz yaka çalışanına, hizmet içi eğitim ve iş tatmini ile ilgili anket uygulanmıştır ve anket sonuçları SPSS programının 18.0 versiyonu kullanılarak analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise bu uygulamaya ait çeşitli analiz sonuçlarına yer verilmiştir. Yapılan istatistiksel değerlendirmelerde, ölçeklerin güvenilirliklerini ölçmek için Cronbach's Alpha değerine bakılmış, demografik özelliklere ilişkin Frekans hesaplamaları, anketlerin dağılımı için Kolmogorov-Smirnov Z testi, değişkenler arası ilişkinin derecesini ve yönünü ölçmek için Korelasyon analizi ve değişkenler arası farklılıkları ölçmek için ise Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Elde edilen sonuçlara göre, çalışanların iş tatmini ile hizmet içi eğitim algılamaları ve ayrıca hizmet içi eğitimin uygulanması, yönlendirilmesi ve planlanması ve değerlendirilmesi arasında ilişki olduğu kabul edilmiştir. Çalışanların iş tatmini, demografik özelliklerinden yaş değişkenine göre farklılık gösterdiği; hizmet içi eğitim algılamalarının ise yaş ve kıdem değişkenlerine göre farklılık gösterdiği saptanmıştır.
Tüketicilerin internet reklamcılığı algılarının satın alma kararlarına etkisi
Süreç içerisinde internetin gelişimsel evresine bakıldığında başlarda sadece enformasyon kaynağı olarak kullanılan bu alan, zamanla gelişerek insanların hayatında büyük bir yer edinmiş ve günlük yaşamdaki etkinliği artmıştır. Bu süreç ticari işletmelerin de dikkatini çekerek reklamların internet ortamına entegre edilmesi ile daha geniş kitlelere ulaşmış, internet reklamcılığını tercih eden işletmelerin hedef kitle davranışlarını takip etmesi, araştırması ve doğru analizler yaparak başarılı olabilmeleri adına ön şart haline gelmiştir. İnternet reklamcılığının tüketici üzerindeki etkisinin araştırılması önem kazanarak, internet reklamlarının satın alma kararına etkisi üzerinde durulmuştur. Araştırmanın amacı, tüketicilerin internet reklamcılığı algılarının, satın alma kararlarını nasıl etki ettiğinin araştırılmasıdır. 455 internet kullanıcısının yanıtları üzerine ortaya çıkan sonuçlar, SPSS programı kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda tüketicilerin internet reklamcılığı algılarının satın alma kararını pozitif yönlü etkilediği gözlemlenmiştir.
Sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi ve yeşil pazarlama karması bağlamında sürdürülebilir performansın değerlendirilmesi
Toplumun farklı kesimlerinde çevre merkezli yaşanan baskılar, 1970'li yıllarda firmaların çalışmalarını sürdürülebilirlik, yeşil ve çevre konularında yoğunlaştırmasına neden olmuştur. Özel sektörün katılımını temel alan Avrupa Yeşil Anlaşması, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri gibi güncel politik adımları beraberinde getirmiştir. Aynı doğrultuda ortaya çıkan ve Çevre Sosyal ve Yönetim standardı olarak açımlanan ESG, denetim ve standart oluşturmada firmalar için birer yol haritası olarak nitelendirilebilir. Tedarik zinciri yönetimine sürdürülebilirlik boyutunun eklenmesi ile firmaların ekonomik, sosyal ve çevresel performansının ölçülmesi de bir gereksinim haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi (STZY) ve yeşil pazarlama karması bağlamında sürdürülebilir performansın (SP) değerlendirilmesidir. Bu kapsamda, ev tekstili çatısı altında Birleşik Krallık'ta ve Türkiye'de halı sektöründe faaliyet gösteren ve aynı tedarik zincirinde bulunan iki ayrı firma ile odak grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Keşifsel araştırma yöntemi ile görüşme sonuçları nesnel şekilde raporlanarak Maxqda programında içerik analizine tabi tutulmuştur. İçerik analizi sonuçları betimsel olarak analiz edilmiştir. Bu bağlamda; kod-teori modeli, hiyerarşik kod-teori modeli, belge portresi, kelime bulutu ve kod haritası gibi tematik analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda analitik genelleme yoluyla, STZY uygulamalarının ve yeşil pazarlama karması unsurlarının bir firmanın SP ile olumlu yönde ilişkisine ve boyutlarına; içerik ve kavramsal değerlendirmeler ile süreçteki mevcut ve gelecekte yaşanabilecek olası sorunlar ve çözüm önerilerine ulaşılmıştır. Bu kapsamda çalışma, Türkiye'de halı sektörünün hazırlıklı olması ve gelecekte yapması gerekenlerle ilgili değerlendirmeler, denetim ve standartlar çerçevesinde yol haritalarını içermektedir.
Çalışma sermayesi yönetiminin etkinliği ve kârlılığa etkisi: BIST KOBİ endeksi örneği
İşletmelerde alınan finansal kararlar içerisinde önemli bir etkiye sahip olan çalışma sermayesi yönetimi konusu ile ilgili literatürde birçok çalışma mevcuttur. Bu çalışmalarda çalışma sermayesinin etkinliği ölçülürken genellikle işletmelerin likidite, faaliyet ve kârlılık oranları kullanılmıştır. Bu çalışmanın amacı işletmelerin çalışma sermayesi yönetiminde etkinliğinin indeksler aracılığı ile ölçülmesi ve elde edilen indeks değerlerinin işletmelerin aktif kârlılık ve özsermaye kârlılığı üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaçla diğer ölçütlerden farklı olarak Bhattacharya (1997) tarafından geliştirilen indeks yöntemi 2013-2022 yılları arasında BİST KOBİ Sanayi Endeksi'nde yer alan işletmeler üzerinde uygulanmıştır. Ayrıca hesaplanan indeks değerleri ile işletmelerin kârlılıkları arasındaki ilişki panel veri regresyon analizi ile incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, analize dahil edilen işletmelerin önemli bir kısmının çalışma sermayelerini etkin yönettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra çalışma sermayesi yönetimindeki etkinliğin işletmelerin aktif kârlılıkları üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilirken, özsermaye kârlılığı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir.
Çoklu piyasa teması, rekabet ve performans: Türk mevduat bankaları üzerine bir uygulama
Türk finans sisteminde bankalar çok büyük bir payı ellerinde bulundururken, üstlendikleri fonksiyonlara bağlı olarak da ekonomide son derece önemli işlevlere sahiptir. Bu sebeple bankacılık sektörü, etkileri bakımından piyasaya yön veren sektörlerden birisidir. Aynı zamanda bankacılık sektörü, çeşitli coğrafi pazarlarda birçok türdeş ürün ve hizmet sunan firmalar olarak düşünüldüğünde, çoklu piyasa temasını test etmek için çok verimli bir laboratuvar sunmaktadır. Çoklu piyasa teması, bankalar birden fazla pazarda aynı rakiplerle karşılaştığında ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, rekabet dinamikleri olan çoklu piyasa temaslarının banka risk ve performansı üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, araştırmaya 2012-2021 yılları arasında Türk bankacılık sisteminde sürekli faaliyet halinde olan 17 mevduat bankası dahil edilmiştir. Bankalardaki çoklu piyasa temaslarının banka risk ve performansı üzerindeki etkileri Genelleştirilmiş Momentler Yöntemi (GMM) kullanılarak test edilmiştir. Sonuçlar, Türk bankacılık sektöründe son yıllarda yaşanan sürecin, bankalar arasındaki rekabeti artırdığını göstermektedir. Bu süreçte çoklu piyasa temasının bankaların aktif kalitesi üzerinde olumlu; karlılık, performans ve iflas riski üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir.
School child feeding programmes management (SFP) within the epidemic COVID 19 in Northwest Syria
This study sought to identify how school feeding programs might effectively tackle the nutritional and educational needs of children in northwest Syria, with a view of exploring the feasibility of such programs and informing future implementation in the studied areas. The study explored the potential impacts of School Feeding Programmes (SFP) on nutrition, health, and education outcomes of school-aged children in northwest Syria. The study identified locally driven program planning as a key element to responding to these emergency-related implementation challenges. Here, implementing agency(s) should be able to clearly articulate and consider the specific comparative advantages of SFP, as well as manage all associated challenges/risks. Consequently, the SFP must be properly aligned with education sector support programs.
Gayrimenkul yatırım ortaklıklarında kârlılık belirleyicilerinin veri madenciliği yöntemleri ile tahminlemesi: Uluslararası bir karşılaştırma
Gayrimenkul türleri içerisinde konut, insanların temel barınma, güvenlik ve aidiyet ihtiyaçlarını karşılamada önem taşımaktadır. Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO), gayrimenkul yatırımlarını toplamak, yönetmek ve çeşitlendirmek için etkili bir araç sağlayarak, yatırımcılara büyük ölçekli projelere yatırım yapma fırsatı yaratmaktadır. Çalışmanın amacı, konut gayrimenkul yatırım ortaklıkları firmalarının kârlılıkları üzerinde etkisi olan finansal göstergelerin öncelik sıralamalarını tespit etmek ve bu amaç doğrultusunda kullanılan üç farklı veri madenciliği yöntemini karşılaştırmaktır. Çalışmada, Rassal Orman Regresyonu, XGBoost ve CatBoost olmak üzere üç veri madenciliği yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın veri seti, 7 ülkede konut ve ağırlıklı olarak konut sektöründe faaliyet gösteren 32 konut GYO firmasına ait 2013.D1 - 2022.D1 dönemleri arası verilerden oluşmaktadır. GYO Firmaları, kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanmaları için gerekli olan asgari temettü dağıtma oranlarına göre iki gruba ayrılmış ve gruplar arası karşılaştırmalar yapılmıştır. Bağımlı değişken olarak faiz, amortisman ve vergi öncesi kâr oranı kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler; firma büyüklüğü, net varlık değeri, kaldıraç oranı, duran varlık devir hızı ve cari orandan oluşmaktadır. Elde edilen bulgulara göre, firma büyüklüğü firmaların kârlılıkları üzerinde en fazla öneme sahip gösterge olduğu, en az öneme sahip göstergenin ise cari oran olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, XGBoost ve CatBoost yöntemleri ile oluşturulan modellerin hata değerleri, Rassal Orman Regresyonu yöntemine göre oluşturan modellerin hata değerinden daha düşük çıkmıştır. Bu bulgu, XGBoost ve CatBoost yöntemlerinin Rassal Orman yöntemine göre daha başarılı olduğunu göstermektedir.
Türk sigorta sektöründe dağıtım kanalları yapısı ve şirket ile acenteler arasındaki ilişki memnuniyeti üzerine bir araştırma
Türkiye'de sigorta sektörü' nün hızla büyümesi, yeni yatırım arayışları içinde olan uluslararası yabancı sigorta şirketlerinin dikkatini çekmiştir. Bu şirketlerin, böylesine büyüme ve gelişmeyi büyük bir yatırım fırsatı olarak görmelerinin temel nedeni, mevcut hedef pazarda karlılığı yüksek ve karşılanmamış ihtiyaçların varlığından ve sigortalanabilir yüksek bir potansiyelin olmasından kaynaklanmaktadır.Türkiye'de sigorta prim üretimi için faaliyet gösteren yerli ve yabancı kuruluşların en büyük ve öncelikli hedefi; bu gelişen sektörden daha yüksek bir pazar payı elde etmek ve üretim hacimlerini yükselterek karlılıklarını artırmaktır. Bu amaca uygun olarak organizasyon yapılarını pazar odaklı hale getiren bu şirketler, tüketicilerin ihtiyaçlarını tanımlama ve gidermede dağıtım kanalı olarak farklı satış organizasyonları kurmuş ve bunları her gün geliştirerek yaygınlaştırmışlardır. Şirketler, kendi hedeflerine ulaşmak ve müşteri ihtiyaçlarını belirleyerek uygun çözümleri üretmek için, satış kanallarını geliştirmeyi hedeflemiştir. Sigorta pazarındaki bu dinamik hareketlenme sonucunda, sektör kendi içinde, özellikle de mevcut dağıtım kanallarında dönüşüm geçirerek yeni satış kanallarını keşfetmiştir. Sektörde geleneksel olarak bilinen acente, broker ve prodüktör gibi klasik dağıtım kanallarının kullanmasının yanı sıra, banka şubelerini, internet üzerinden ve telefonla satış merkezlerini de kullanarak yeni satış kanallarının fırsatlarından faydalanmayı amaçlamıştır.Bu çalışmanın amacı, yabancı ortaklıklarla daha da büyüme ve genişleme eğilimine giren sigorta şirketlerinin en önemli yüzü olan dağıtım kanallarının incelenmesi ve bu kanallar içerisinde, sigorta satışları için kullanılan satış yöntemlerinin değerlendirilmesini yapmaktır. Bunun yanı sıra sigorta pazarlanmasında geçmişten bugüne kadarki süreçte önemini hiçbir zaman kaybetmeyen ve dağıtım kanalları içerisinde en verimli satış kanalı olarak görünen acentelerin, temsilciliğini yaptığı sigorta şirketleriyle olan ilişki boyutlarındaki memnuniyeti üzerine yapılan araştırmanın sonuçlarını değerlendirmektir. Bu araştırma için yapılan anket çalışmasıyla elde edilen veriler SPSS programına aktarılarak, memnuniyet ölçümü sonucunda elde edilen sonuçlar analiz edilmiş ve acentelerin şirketlere olan bağlılıkları ve memnuniyetleri üzerine yorumlar gerçekleştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sigorta, Sigorta Şirketleri, Dağıtım Kanalları, Acenteler, Acente memnuniyeti, Sigorta Pazarında Satış Yöntemleri
İş yaşamında kadınların rolüne ilişkin yargılar ile örgüt kültürü ilişkisinin incelenmesine yönelik kamu sektöründe bir araştırma
Kadınların çalışma hayatında karşılaştığı sorunları, kadınlara yüklenen toplumsal cinsiyet rolleri temelinde araştırmayı ve kamu sektöründeki durumu incelemeyi amaçlayan bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır.Çalışmanın birinci bölümünde cinsiyet rol davranışı ile ilgili kuramlardan hareketle kadınlara yüklenen rollerin bir sonucu olarak çalışma yaşamında kadınların hangi alanlarda cinsiyet ayrımcılığı yaşadığından bahsedilmiştir. Cinsiyet ayrımcılığına ilişkin yasal düzenlemelerden bahsedilmiş ve kadın çalışanlara yönelik iş yaşamında yerleşmiş kalıp yargılar ve bunların sebep olduğu ayrımcılığının kurumların birçok sürecini etkileyen bir sorun olmasından yola çıkılarak cinsiyet ayrımcılığı ile ilgili örgütsel süreçlere yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde cinsiyet ayrımcılığının bir sonucu olarak kadınların yükseltilmede eşitsizlikle karşılaşması olgusunu ifade eden cam tavan sendromu üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde örgüt kültürü tiplerinden Hofstede, Schneider, Harrison ve Handy'nin örgüt kültürü tiplerinden bahsedilmiştir. Araştırmanın dördüncü ve son bölümünde iş yaşamında kadınlara yönelik yargıların örgüt kültürü tiplerine göre farklılık gösterip göstermediğini araştırma amaçlı 242 kişiyle yapılan anket çalışmasının sonuçlarına yer verilmiştir. Anketlerin istatistiki analizi SPSS 11.5 programı ile yapılmış olup analiz tekniklerinden one way ANOVA ve bağımsız gruplar t-testi kullanılmıştır. İş yaşamında kadınların rolüne ilişkin yargıların örgüt kültürü tiplerine göre farklılık göstermediği hangi örgüt tipi olursa olsun yargıların değişmediği sonucuna varılmıştır. Kadınların rolüne ilişkin yargılarının cinsiyete göre farklılık gösterdiği ve kadınların erkeklere kıyasla cinsiyet temelli ayrımcılıkla ilişkilendirilebilecek kalıplaşmış rolleri benimsemedikleri sonucuna varılmıştır.
İnternette finansal raporlama: İMKB'de işlem gören firmalar üzerinde bir inceleme
Küresel rekabetin hızla arttığı günümüzde, yaşanan şirket skandalları ve denetim sorunlarıyla birlikte işletmelerin ve devletlerin kurumsal yönetime daha fazla önem verdikleri görülmektedir. Bunun nedeni, işletmelerde kurumsal yönetim anlayışının yerleşmesinin firmaları daha şeffaf, sorumluluk sahibi, hesap verebilir ve adil işletmeler konumuna taşımasıdır. Özellikle uluslararası yatırımcıların ve sermaye piyasalarının daha önemli hale geldiği günümüzde şeffaflık ve kamuyu aydınlatma görevini yerine getiren işletmeler diğerleri karşısında daha avantajlı olmaktadırlar.Kurumsal yönetim temelde paydaşların bilgilendirilmesi anlayışına dayanmaktadır. Özellikle son yıllarda ortaya çıkan teknolojik gelişmeler işletme faaliyetleri kadar paydaşların bilgilendirilmesinde kullanılan araçları da etkilemektedir. Ortaya çıkan bu yeni araçlardan bir tanesi de kurumsal internet siteleridir. Kurumsal internet siteleri günümüzde paydaşların bilgilendirilmesinde yaygın olarak kullanılan ve işletmelere ilişkin gerçek zamanlı bilgi sağlayan bir araç konumundadır. Bu nedenle kurumsal internet siteleri ve finansal raporlamanın internet üzerinden yapılması kurumsal yönetimin etkin şekilde uygulanmasında giderek daha fazla önem kazanmaktadır.Çalışmanın amacı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören firmaların finansal raporlama açısından internet kullanımını ve etkileyen faktörleri incelemektir. Bu amaçla kurumsal yönetim ve internette finansal raporlamaya ilişkin literatür taranmıştır. Literatür araştırmasına dayanılarak internette finansal raporlama (İFR) ölçeği geliştirilmiş ve bu ölçeği etkileyen faktörler tespit edilmiştir. Ölçekte yer alan kriterler dahilinde İMKB 100 endeksinde işlem gören firmaların internet siteleri incelenerek veri toplanmıştır. Elde edilen veriler regresyon, t testi, ANOVA gibi istatistiki yöntemler ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucu şirketlerin sahiplik yapısı, büyüklük, karlılık, kaldıraç oranı, sektör ve KURY endeksine dahil olması internet sitelerinin İFR puanlarını zayıf kuvvetinde etkilediği saptanmıştır.
Proje yönetiminde maliyetlerin minimizasyonu ve inşaat sektöründe uygulaması
Günümüzde rekabet koşullarının gitgide zorlaşması firmaları iş alabilmek için maliyetlerinini en aza indirmeye zorlamaktadır. Projelerin yönetimi ile ilgili olarak alınan kararlarda en çok dikkat edilmesi gereken unsur maliyettir. Her proje yöneticisi, projesinin en kısa sürede ve en az maliyetle tamamlanmasını ister. Bu bakımdan projenin her aşamasında maliyetlerin minimizasyonunun sağlanması proje yönetimi açısından zorunlu hale gelmiştir. Özellikle projenin planlama aşamasında bütçe oluşturulurken kapsamdan ödün vermeden proje maliyetlerini düşürmenin yolları araştırılmalıdır. Bunu sağlamak için özellikle on dokuzuncu yüzyılın ortalarından itibaren birçok yöntem geliştirilmiştir. İlk başlarda proje süresinin tespitiüzerine kurulmuş olan CPM ve PERT gibi yöntemler zaman içinde proje maliyetlerini de hesaplayacak şekilde geliştirilmiştir ve halen son derece popüler olarak proje yönetiminde kullanılmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı proje yönetim ve planlama sistemleri ile maliyetlerin minimizasyonu arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu doğrultuda ikinci bölümde proje, proje kısıtları ve proje yönetimi kavramları incelenmiş; üçüncü bölümde proje yönetimi aşamalarına değinilmiş; dördüncü bölümde proje planlama yöntemleri anlatılmış; beşinci bölümde projeyönetiminde maliyetlerin minimizasyonu için kullanılan kavram ve yöntemlere değinilmiş; altıncı ve son bölümde ise sanal bir proje üzerinde uygulama yapılarak maliyetlerin minimizasyonunun nasıl gerçekleştiği örneklendirilmiştir. Uygulamada CPM, PERT ve kazanılmış değer analizi gibi proje yönetim sistemleri kullanılmış ve bir proje yöneticisinin proje maliyetlerini en aza indirmek için ne tip önlemler alabileceğinden bahsedilmiştir.
The influence of corporate governance on dividend policy
Corporate governance is an internal system which is intended to work for the interests and needs of the shareholders and stakeholders by directing the company actions to the right direction and also controlling the management activities in a way that meets the overall expectations of the company?s shareholders and stakeholders. In the last 20 years, the corporate governance became a topic of debate between the world scholars, in which different scholars have varying views and definitions regarding the corporate governance. The main aim of this study is to find if there is an influence of corporate governance on dividend policy in Turkey. So, the study to be effective, the data that will be used in the analysis will be collected from ISE 100 and also from the financial data available in the public and from their personal websites.In this first chapter of this study, the definitions, actors and mechanisms of corporate governance was discussed in detail; also the importance, categories and principles of the corporate governance was discussed in brief. In this first chapter, the history of corporate governance was also talked about in brief, as well as the history of Turkish corporate governance.In the second chapter, the dividend payout ratio and dividend policy was discussed as well as its procedures and payment methods. Dividend is part of the net income of the company that is being aimed at given to its shareholders; this amount of money is usually a topic of debate in the management system of any firm. So, here the researcher will give highlight about the ways it is divided, the decisions taking when giving to the shareholders and etc.In chapter three, the empirical analysis of the study was done, and SPSS 18 has being used in the data analysis, the fourth chapter is the results of the analysis and the fifth chapter is the conclusion.
Örgütsel adalet ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi ve hastane çalışanları üzerine bir uygulama
Bu çalışmada örgütsel adalet ile tükenmişlik arasındaki ilişki saptanmaya çalışılmıştır. Çalışma toplam beş alt bölümden oluşmaktadır. Birinci, ikinci ve üçüncü bölümlerde örgütsel adalet ve tükenmişlik kavramlarına değinilmiş ve teorik açıklamalara yer verilmiştir. Örgütsel adalet ve tükenmişlik kavramlarının tarihsel gelişiminden kısaca bahsedilmiş ve tanımlara yer verilmiştir. Ayrıca örgütsel adalet ve tükenmişlik kavramlarıyla ilgili teori ve alt boyutlar incelenmiştir. Çalışmanın araştırma kısmında ise İstanbul Anadolu yakasında özel bir hastanede gerçekleştirilen anket çalışmasının sonuçlarına yer verilerek örgütsel adalet ile tükenmişlik arasındaki ilişki incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre örgütsel adalet ile tükenmişlik arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Demografik özellikler ile örgütsel adalet arasındaki ilişkiye bakıldığında cinsiyet haricinde yaş, kıdem ve eğitim seviyeleri arasında kısmi dereceli ilişkiler bulunmuştur. Tükenmişlik ile demografik özellikler arasındaki ilişkiye bakıldığında ise cinsiyet ve eğitim haricinde, yaş ve kıdem ile tükenmişlik arasında kısmi dereceli ilişkiler olduğu sonucuna varılmıştır.
Hizmet iyileştirme ve performans ölçümü için bütünleşik bir metodoloji: İETT'de yapılan bir uygulama
Bu çalışmada, İETT yönetimine "hedeflerle yönetim" yaklaşımının "Balanced Scorecard" (Dengeli Kurumsal Karne) yönteminden faydalanılarak kazandırılması amaçlanmıştır. Öncelikle Hedeflerle Yönetim performans ve performans ölçümü konularına değinilmiştir. Daha sonra, Dengeli Kurumsal Karne yaklaşımı, hedeflerle yönetim ile olan ilişkisi, kurumsal performansa etkisi, faydaları, çalışma sürecinde izlenilen adımlar sırasıyla anlatılmıştır. Ayrıca hedeflerle yönetimin hizmet kalitesine olan etkisi üzerinde durulmuş ve Balanced Scorecard yönteminin dört boyutundan biri olan müşteri boyutu ile ilgili skorun hesaplanmasında bir hizmet kalitesi ölçüm aracı olan SERVQUAL metodundan faydalanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hizmet Kalitesi, Performans Ölçümü, BSC, SERQUAL, Hedeflerle Yönetim
Şirketlerin birleşme ve bölünme işlemlerinin Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Kanunları açısından değerlendirilmesi
Şirketler küreselleşme sürecinde artan rekabet ortamına uyum sağlayabilmek için yeniden yapılanma eğilimindedirler. Yeniden yapılanmaların işletmelere faydası olduğu kadar makro düzeyde ülke ekonomisine olan katkısı tartışmasızdır. Özellikle ülkemiz açısından yabancı sermaye girişinin hızlandığı son birkaç yıl içinde sermaye şirketlerinin yeniden yapılanması ayrı bir önem kazanmıştır. Dolayısıyla konu, son dönemlerde şirketlerin rekabet stratejilerinden biri haline dönüşen şirket yapılanmalarına olan eğilimin artması nedeniyle Türkiye için önemlidir. Birleşme ve bölünme yeniden yapılanma modellerinden uygulamada en yaygın kullanım alanı bulan yöntemlerden ikisidir. Bu yüzden çalışmamızda yeniden yapılanma yöntemlerinden sadece birleşme ve bölünmelere yer verilmiştir. Çalışmamızın asıl amacı Türkiye'de önemi gittikçe artan sermaye şirketlerinin birleşme ve bölünme işlemleri hakkında teorik çerçevede detaylı bilgi vermek ve söz konusu işlemlerin Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Hukuku içindeki yerlerinin kavranmasına yardımcı olmaktır. Ayrıca çalışmamızda amaçlanan bir diğer unsur birleşme ve bölünme işlemlerine ilişkin uygulama örneklerine yer vererek söz konusu işlemlerin uygulamada nasıl bir işlem akışı izlediğini sunmak ve söz konusu işlemlerin şirketlerin finansal tablolarına nasıl yansıdığını ilgili muhasebe kayıtlarıyla örnekler üzerinden göstermektir. Buradan hareketle, çalışmamızda birleşme ve bölünmeyi ortaya çıkaran dinamiklere değinildikten sonra söz konusu işlemler konunun maddi hukuk boyutunu düzenleyen 6102 Sayılı TTK ve çeşitli Vergi Kanunları ışığı altında incelenerek, birleşme ve bölünme işlemlerinin esas ve usulleri üzerinde durulmuş, hukuki ve vergisel sonuçlarına yer verilmiştir. Bölüm içerisinde konulara ilişkin analiz ve yorumlar yine bölüm içerisinde Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen özelgeler ile desteklenerek sunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Birleşme, bölünme, Türk Ticaret Kanunu, Vergi Kanunları, yeniden yapılanma
Sinema filmlerinde ürün yerleştirme uygulamalarının etkinliğinin film türlerine göre karşılaştırılması
Ürün yerleştirme, geleneksel reklamcılığın yükselen maliyetler, azalan etki gücü gibi nedenlerle etkinliğinin düşüş gösterdiği bir durumda, pazarlamacıların hedef kitlelerine ulaşmak için kullandıkları yeni ve değerli bir alternetif olarak öne çıkmaktadır. Başarıyla gerçekleştirilmiş bir ürün yerleştirme uygulamasının, marka bilinirliği, marka imajının yükseltilmesi ve satış rakamları konularında olumlu etki yapacağı bilinmektedir. Bu şartlar altında ürün yerleştirmenin, yakın gelecekte daha da önem kazanacağı öngörülmektedir. Bu nedenle, işletmelere bu denli olumlu katkı sağlayacak bu uygulamaların, nasıl daha etkin bir şekilde gerçekleştirilebileceği konusu önem kazanmaktadır. Çünkü, geleneksel reklama kıyasla ürün yerleştirme, yoğun rekabet ortamında daha az maliyetle, hedef kitlelerine daha etkili bir biçimde ulaşma olanağı sunmaktadır. Bu tez çalışmasında, ürün yerleştirme kavramı hakkında detaylı bilgiler verilip, sonrasında 50 kişilik bir katılımcı grubuna deneysel bir çalışma uygulanmıştır. Bu çalışmada marka hatırlanabilirliği baz alınarak, komedi ve aksiyon-macera filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamalarının etkinliği karşılaştırılmıştır. Çalışma, bu özelliğiyle bilimsel araştırmalara yapacağı katkının yanında, işletmelere daha etkili ürün yerleştirme uygulamalarının hangi şartlar altında gerçekleştirilebileceği konusunda önemli ipuçları vermektedir. Anahtar Kelimeler: Ürün Yerleştirme, Marka Yerleştirme
The impact of financial and moral incentives on performance of employees organization
The purpose of this thesis is to analyze the Impact of Financial and Moral Incentives on Performance of Employees Organization, To analyze the impact of financial and moral incentives on employee performance in organizations experimentally, this chapter outlines the study's methodology, using a quantitative experimental method based on data collected through questionnaires. Numerical analysis is utilized, and tables and figures are used to present the results. The distribution of participants by gender is presented, with data obtained from a sample of 280 participants. Among them, 104 were identified as female, and 176 as male. The researcher relied on the Independent Samples T-Test to identify the differences between the categories regarding the gender dimension towards the study variables. The results of the analysis in indicate that the calculated t value for the first axis, which was (0.214) and based on the means of the arithmetic averages which were (40.96) for males and (39.63) for females, shows that there are no statistical differences between the viewpoints of the study sample regarding the first axis according to the gender dimension differences among the individuals in the sample. This can be confirmed by the calculated significance level value which was (0.176), higher than the default significance level for the study, which is (1%). The researcher highlighted some findings, and among the most important results: technology plays a dynamic role in employable economic growth at present. where measurable outcomes are closely linked to revenues and customer satisfaction, financial incentives such as bonuses, profit-sharing, and performance-based wages have been shown to significantly enhance employee motivation and productivity.
Kültürel değerler ile kariyer çapaları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Üniversite öğrencileri üzerinde bir araştırma
Üniversite öğrencilerinin kültürel değerler ile kariyer çapaları arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik tez çalışmasında öncelikle kariyer kavramının tanımı, kapsamı, önemi genel hatlarıyla incelenmiş ve kariyer ile yaşam dönemleri arasındaki ilişki detaylı olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde bireylerin kariyer seçimlerini etkileyen faktörler ve kariyer tercih kuramları hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde kültür kavramı ele alınarak kültür kavramının özelliklerinden bahsedilmiş ve kültürün öğeleri üzerinde durularak, değerleri kültür boyutu esas alarak sınıflandıran yaklaşımlar detaylı olarak incelenmiştir. Bu yaklaşımlardan Hofstede'nin kültürel boyutları ve Rokeach'ın değer sınıflaması hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise araştırmaya katılan üniversite öğrencilerine demografik bilgileri, kariyer çapaları ve kültürel değerleri ile ilgili sorular içeren anket formu uygulanmış ve 215 üniversite öğrencisine yapılan anket çalışmasının sonuçlarına yer verilmiştir. Araştırma sonuçları "SPSS" istatistik programı yardımıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistiki analizler, güvenlik analizi, Kolmogorov Smirnov testi, Sperman Korelasyon analizi, Mann-Whitneyy U testi ve Kruskal Wallis tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Sonuç olarak araştırmada, üniversite öğrencilerinin sahip olduğu kültürel değerleri ile kariyer çapaları arasında bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda üniversite öğrencilerinin sahip olduğu, güvenlik, girişimci ve bağımsız kariyer çapalarının çalışmayı tercih ettikleri sektörlere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiş, yine çalışmada üniversite öğrencilerinin sahip olduğu düşük belirsizlik kültürel değerinin de çalışmayı tercih ettikleri sektörlere göre farklılık gösterdiği görülmüştür. Çalışmada üniversite öğrencilerinin sahip olduğu saygınlık, özel yaşam kariyer çapalarının da cinsiyete göre farklılık gösterdiği görülürken, üniversite öğrencilerinin sahip olduğu yüksek güç kültürel değerinin de cinsiyete göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimler: Kültürel Değerler, Kariyer Çapaları, Kariyer Tercihleri