Çukurova University
Discipline

Econometrics

Çukurova University

524

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ile İtalya arasındaki dış ticaretin ekonometrik analizi

Çalışmanın amacı, Gümrük Birliği sonrası, Türkiye- İtalya ihracat ve ithalat talep fonksiyonlarının eş bütünleşme analizi ile tahmin edilmesidir. Çalışmanın birinci bölümünde çalışmanın içeriği özetlenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde dış ticaret teorileri açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde literatür taraması özetlenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ekonometrik teoriler açıklanmıştır. Çalışmanın son bölümünde ekonometrik analiz yapılmıştır. İthalat ve ihracat fonksiyonlarının belirleyicileri olarak, gelir ve göreli fiyatlar alınmıştır. İhracat ve ithalat fonksiyonları, 1996 - 2015 dönemi için yıllık veriler kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan Engle- Granger ve Johansen Eş bütünleşme analizleri sonucunda, değişkenler arasında uzun dönemli ilişki bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, ithalatın ve ihracatın ülkelerin GSYİH içinde paylarının yüksek olduğu ve fiyat değişmelerine duyarlı olduğu anlamına gelmektedir.

Ekonometrik analizEşbütünleşmeTürkiye+4
Bahanur Cereb
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye il gruplarındaki konut satışlarının incelenmesinde kümeleme ve panel veri analizi

Konut talebi her ülkenin sosyal, kültürel, ekonomik ve demografik özelliklerinin etkisi altında ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de konut sektöründe yaşanan hızlı dönüşüm süreci ve konut talebini etkileyen faktörlerin değişimi, yapısı itibarıyla sistematik risk teşkil etmektedir. Bu riskler, piyasa göstergelerinin daha yakından takip edilmesini ve bilimsel araştırmanın yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Son zamanlarda Türkiye'de konut sektörü ile ilgili pek çok değerlendirmenin gerek medya gerekse farklı kuruluşlarda yer aldığı görülmektedir. Yapılan değerlendirmelerin birbirinden oldukça farklı olması ve sonuçlarının tüm sosyoekonomik faktörleri etkilemesi bakımından sektörel bir analizin detaylı bir biçimde incelenerek paylaşılması amaçlanmıştır. Araştırma örneklemi; 2008-2015 dönemi Türkiye illeri yıllık konut satış sayıları ve konut satışlarını etkileyen faktörler oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında; Türkiye il gruplarının, konut talebi etkileyen faktörlerine dengeli panel veri analizi ve kümeleme analiz yöntemleri uygulanmış elde edilen anlamlı değişkenler hiyerarşik kümeleme yöntemi ile incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, konut talebinde benzer özellik gösteren iller ve konut talebini etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Çalışmadan elde edilen bazı bulgulara göre, konut fiyat endeksinin, gayri safi yurtiçi hâsılanın, ortalama hanehalkı gelirinin, konut brüt getiri oranının, alınan göç sayısının, verilen göç sayısının, evlenme ve boşanma istatistiklerinin konut talebi üzerinde anlamlı etkileri olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Konut talebi, panel veri analizi, kümeleme yöntemi, Türkiye.

Konut pazarlamasıKonut sektörüKonut talebi+4
Cahit Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karma yöntem ile finansal karar alma süreci: Teknoloji sektöründe yatırım seçeneklerinin incelenmesi

Bu tez çalışması, dinamik ve değişken teknoloji sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin finansal karar alma süreçlerinde yatırım seçeneklerini ve bu seçenekleri etkileyen kriterleri belirlemeyi amaçlamaktadır. Hem nicel hem de nitel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı bu çalışmada, teknoloji şirketi yöneticileri ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi ile değerlendirilmiş, yöneticilerin finansal yatırımlarında dikkate aldıkları başlıca kriterler ve yatırım yaptıkları alanlar belirlenmiştir. Nitel yöntemle belirlenen yatırım kriterleri, nicel karar verme yöntemlerinden biri olan ve Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemleri arasında yer alan AHP (Analitik Hiyerarşi Süreci) ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, en önemli kriterin mevcut kaynaklar olduğu tespit edilmiş, bunu sırasıyla maliyet, kârlılık, finansal risk, küresel finansal koşullar, şirketin amaç ve politikaları, çalışanların niteliği, teknolojik trendler, müşteri ihtiyaçları, pazar koşulları, hükümet politikaları ve rekabet takip etmiştir. Teknoloji şirketlerinin en çok üretim artırıcı teknolojilere, markaya ve üretim kapasitesi/şube yatırımlarına öncelik verdiği tespit edilmiştir. Diğer önemli yatırım alanları ise teknolojik ürünler, insan kaynaklarını geliştirme ve start-up yatırımlarıdır. Bu bulgular, teknoloji şirketlerinin yatırım kararlarını hem iç hem de dış faktörlerin etkilediğini ve bu süreçlerin çok kriterli bir yaklaşımla yönetildiğini göstermektedir. Bu tez çalışmasında, keşfedici sıralı karma yöntem benimsenmiş ve teknoloji şirketlerinin finansal karar alma süreçlerine dair farklı bir bakış açısı ortaya konmuştur. Çalışma, teknoloji şirketlerinin gelecekte daha sağlam ve bilinçli yatırım kararları almasına katkı sağlayacak önemli öneriler sunarak sektöre özgün bir değer katmayı hedeflemektedir.

Güleda Kalın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği müzakere sürecinde Türkiye'nin üyelik olasılığının değerlendirilmesi

Bu çalışmada Avrupa Birliği müzakere sürecinde Türkiye'nin üyelik olasılığı değerlendirilecektir. Çalışmanın birinci bölümünde, Türkiye'nin 1959 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu(AET)'na ilk başvurusundan günümüze kadar geçen müzakere süreci anlatılmış, önemli olaylara değinilmiştir. Bu aşamalarda, 1963 yılında imzalanan Ankara Antlaşması, 1980'li yıllarda müzakerelerin dondurulması, 1987 yılında AET'ye tam üyelik başvurusu, 1996 yılında Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne katılması, 1999 yılında Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin aday ülke olması, 2005 yılında Türkiye ile Avrupa Birliği(AB) arasında tam üyelik müzakerelerinin başlaması ve 2005 yılından günümüze kadar geçen sürede yaşanan olaylara değinilerek, Türkiye'nin AB'ye tam üye olması halinde olası görülen sorunlar, müzakerelerin yavaş ilerlemesinin nedenleri ve diğer ülkelerin Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine nasıl baktığı anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, 2010 - 2017 dönemi için dokuz adet ekonomik kriter kullanarak AB üyelik olasılıklarını tahmin edilmiştir. Çalışmada, AB ülkelerinin bireysel özelliklerini temsil edecek değişkenler için, Maastricht Anlaşmasında yer alan üç temel değişken, yani kamu dengesi, devlet borcu ve enflasyon oranı kullanılmıştır. Ayrıca, ülkelere ait demokrasi indeksi verileri, GINI katsayısı, uzun vadeli işsizlik oranı, araştırma & geliştirme(A&G) oranı, eğitim harcamaları oranı ve GSMH büyüme oranı olmak üzere dokuz adet ekonomik kriter kullanılmıştır. Çalışmada, öncelikle çok değişkenli istatistiksel bir yöntem olan Faktör Analizi (FA) uygulanmış ve çıkan sonuçlar sonra logit modelinde bağımsız değişken olarak kullanılarak, logit modeli tahmin edilerek ülkeler için üyelik olasılıkları hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Avrupa Birliği, AET, Ankara Antlaşması, Gümrük Birliği, Helsinki Zirvesi, Maastricht Anlaşması, GINI, A&G oranı, GSMH, Faktör Analizi, logit model

Avrupa BirliğiBütünleşmeFaktör analizi+4
Hande Şahin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik yatırım araçları getirilerinin saklı Markov modeli ile tahmin edilmesi: Türkiye örneği

Günümüzde insanların kâr elde etme amacıyla geleceği tahmin etme ve bu tahminler sonucunda kazanç elde etme isteği finansal yatırım araçlarına büyük bir talep oluşturmaktadır. Piyasalarda meydana gelen bu canlanma, finansal yatırım araçlarına ilgisi olan herkesi bilgi arayışına sürüklemiştir. Bu durum ise geleceğe yönelik yapılan tahmin çalışmalarında artış ile sonuçlanmaktadır. Bu çalışmada BIST 100 endeks değerinin değişim oranı, hisse senedine etki eden bazı egzojen faktörler kullanılarak Saklı Markov Modeli ile tahmin edilmiştir. Saklı Markov Modeli'nin ilk çözüm algoritması olan ileri-geri yön algoritması ile geçmiş değerler baz alınarak BIST 100 endeks değişim yüzdesinin ne yönde olacağı ile ilgili olasılıklar tahmin edilmiştir. İkinci aşamada BIST 100 endeksi değişim oranının, çalışmada yer alan egzojen faktörlerden hangisinin değişiminden kaynaklandığına dair tahminleme yapılmış ve birebir sonuç elde edilmese de yaklaşık tahminler yapılmıştır. Son çözüm algoritması olan Baum-Welch algoritması ise model parametreleri tekrar tahmin edilmiş ve oldukça etkili olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Saklı Markov modeli, Saklı Markov modeli algoritmaları, Borsa İstanbul, finansal yatırım araçları

Borsa İstanbulFinansal araçlarFinansal yatırım+3
Cansu Dağlıoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de dinamik yoksulluğun rassal etkiler multinomial logit model ile incelenmesi

Yoksulluk bulunulan dönemdeki ve konumdaki refah düzeyindeki farklılıklara göre değişiklik gösterebildiğinden yoksulluğun dinamik yapısının incelenmesi önemlidir. Yoksulluğun dinamik yapısının panel verilerle incelenmesi yoksulluğun hem kronik ve geçici boyutunun öğrenilmesine hem de kronik ve geçici yoksul hanelerin profilinin ayrıntılı incelenmesine olanak sağlamaktadır. Panel verilerle aynı zamanda geçici yoksulların dönem dönem yoksulluğa giriş ve yoksulluktan çıkışlarını etkileyen etmenlerin de incelenmesi mümkün olmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada 2009-2012 dönemine ait TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması (GYKA) panel mikro veri anketinden yararlanarak Türkiye'de öncelikle yoksulluğun genel belirleyicileri daha sonra yoksulluğun dinamiklerini; yoksulluktan çıkış, yoksulluğa geçiş ve kronik yoksulluk çerçevesinde inceleyerek yoksulluk profilini ortaya koymak amaçlanmıştır. Türkiye'de yoksulluğun genel belirleyicileri rassal etkiler logit modeliyle, dinamik yoksulluğun (kronik yoksulluk, geçici yoksulluk) belirleyicileri ise rassal etkiler multinomial logit modeli ile tahmin edilmiştir. Rassal etkiler multinomial logit modeli klasik yaklaşım ve bayesyen yaklaşım ile ayrı ayrı tahmin edilmiştir.

Logit modeliPanel veri modelleriRassallık+1
Çiler Sigeze Güney
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrusal olmayan ARDL yaklaşımı ile eşbütünleşme ve bir uygulama

Doğrusal birim kök ve eşbütünleşme testleri ekonometri literatüründe yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak iktisadi değişkenleri modellemede doğrusal modeller her zaman yeterli olmamaktadır. Değişkenlerin asimetrik davranışlarının araştırılmasında doğrusal olmayan yöntemlerin kullanılması daha uygun olmaktadır. Bu tezde araştırma konusunun amacı ve öneminin ele alındığı giriş bölümünden hemen sonra, ikinci bölümde doğrusal birim kök ve eşbütünleşme testleri ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise öncelikle doğrusal – doğrusal olmama kavramları tanıtılmakta ve doğrusal olmama için ön testler açıklanmaktadır. Daha sonra literatürde yaygın olarak kullanılan doğrusal olmayan birim kök ve eşbütünleşme testleri ele alınmaktadır. Doğrusal olmayan eşbütünleşme testleri arasında sınıflandırılan doğrusal olmayan ARDL (NARDL) yaklaşımı doğrusal ARDL modelinin üstünlüklerine ek olarak kısa ve uzun dönem asimetrik etkileri de dikkate almaktadır. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise litaratüre yeni kazandırılmış olan NARDL yaklaşımı ile Türkiye'de Fisher Hipotezi'nin geçerli olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmada karşılaştırma amacıyla doğrusal ve doğrusal olmayan ARDL modelleri ile analiz yapılmaktadır. Her iki yaklaşımda da nominal faiz oranları ve enflasyon oranları arasında uzun dönemli bir ilişki bulunmuştur. Doğrusal ARDL yaklaşımı enflasyon oranındaki pozitif ve negatif değişmelere nominal faiz oranlarının kısa ve uzun dönemde aynı tepkiyi vereceği varsayılırken doğrusal olmayan ARDL yaklaşımı ile yapılan analiz sonucunda ise enflasyondaki pozitif ve negatif değişimlere nominal faiz oranlarının farklı tepki verdiği sonucuna ulaşılmaktadır.

ARDL Sınır TestiDoğrusal olmayan eştümleşme analiziEşbütünleşme+1
Hüseyin İçen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bilgi toplumunun gelişimi: Kişisel internet kullanım amaçları üzerine bir uygulama

Bilgi en kısa tanımıyla öğrenme, araştırma veya gözlem yoluyla çaba sarf ederek elde edilen olguların tümüdür. Günümüzde bilgi toplumu olmak için bilgiyi odak noktası haline getirmek gerekmektedir. Gelişmiş toplumlar bilgi toplumu kavramıyla yeni bir düzene adapte olmaya başlamıştır. Bilgi toplumu olan ülkelerin en önemli özelliği kendi teknolojilerini üretmesi ve bu teknolojilerini her alanda kullanmasıdır. Bu araştırmanın amacı Türkiye'de bilgi ve iletişim teknolojilerinin kişisel kullanımlarına yönelik kullanım oranlarını araştırmak ve bir adımlı stokastik Markov zinciri modeli ile geleceğe dair tahminlerde bulunmaktır. 2004-2017 yıllarına ait Türkiye İstatistik Kurumu'ndan alınan beş kategorideki veri seti kullanılarak 2018 ve sonraki yıllar için internet kullanım oranları tahmin edilmiştir. Her bir kategorinin tahmini için Markov modeli oluşturulmuştur. Her model için belirlenen sınıflar arası geçiş olasılıkları matrisleri oluşturularak 2018 yılı gerçekleşme olasılıkları tahmin edilmiştir. Artmalar ve azalmalar başlangıç matrisleri ve geçiş olasılıkları matrislerinin çarpımı ile tahmin edilmiştir. Tahminlerin limit matrisleri bulunmuştur.

Bilgi toplumuMarkov modeliMarkov zinciri+2
Merve Ezer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de futbol takımlarının başarı sıralaması: TOPSIS yöntemi uygulaması

Günümüzde futbolun toplumdaki yeri ve önemi tartışılmaz hale gelmiştir. Futbol, özünde bir rekabet oyunu olsa da gerek oynayanların gerek izleyenlerin gerek ise yönetenlerin futbolu sadece bir oyundan ibaret görmemeleri, futbolun güncel hayatta hep farklı bir konumda kalmasını sağlamış ve kendi içinde futbol endüstrisini yaratmıştır. Bu endüstri içindeki futbol takımlarının kıyasıya rekabet etmelerinin temel amacı ise başarıyı maksimize etmektir. Başarının birçok kritere bağlı olduğu karar verme (KV) problemlerinin çözümü için Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) Yöntemleri geliştirilmiştir. Bu çalışmada, ÇKKV Yöntemleri'nden biri olan TOPSIS Yöntemi kullanılarak Türkiye'de 2010:2-2017:1 yılları arasında Süper Lig'de mücadele eden seçilen bazı takımların belirlenen ağırlıklandırmalara göre performans analizi yapılmıştır. Başarının birden çok kritere bağlı olduğu bu çalışmada, kriterlerin ağırlıklandırılmasında; Eşit Ağırlık, Entropi, CRITIC ve Standart Sapma Yöntemleri ile İstatistiksel Varyans Prosedürü kullanılarak bu yöntemlerden elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Futbol, çok kriterli karar verme, TOPSIS yöntemi, ağırlıklandırma yöntemleri

BaşarıFutbolFutbol takımları+3
Aslı Boz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Akademisyenlerin iş doyumu ve tükenmişlik seviyelerinin çok değişkenli istatistiksel yöntemlerle analizi: Devlet ve özel üniversitelerin karşılaştırması

Çok değişkenli istatistikler kavramı, birbiri ile ilişkili olan bir veya daha fazla bağımsız değişkenle birlikte birden fazla bağımlı değişkeni eş zamanlı analizlerinin bir arada yapılmasını sağlayan bir dizi yöntem olarak ifade edilmektedir. Çok değişkenli istatistiksel analizlerin amacı boyut indirgeme, birimlerin sınıflandırılması, hipotez testleri ve bağımlılık yapısının incelenmesi şeklinde sıralanabilir. Bu doğrultuda, bu çalışmada bahsedilen amaçların gerçekleşmesini sağlayan çok değişkenli istatistiksel yöntemlerden Faktör Analizi ve Kümeleme Analizi teorik olarak ele alınmış, yöntemlerin temel özelliklerine ve sağladıkları faydalara yer verilmiştir. Çalışmanın teorik bölümlerinden sonra, bahsedilen bu yöntemler kullanılarak, tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen akademisyenlerin, tükenmişlik ve iş doyumu seviyelerinin, yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sayısı, gelir, devlet veya özel üniversitede çalışma durumu, meslekteki toplam çalışma süresi, akademik unvan gibi değişkenler açısından anlamlı düzeyde farklışıp farklaşmadığını ve tükenmişliğin iş doyumu üzerindeki etkisini belirleyerek devlet ve özel üniversitede çalışma durumlarının karşılaştırılmasının yapılması amaçlanmıştır. Akademisyenlerin tükenmişlik seviyelerini ölçmek için Maslach Tükenmişlik Envanteri ve Hackman ve Oldham İş Doyum ölçeği kullanılmıştır. Tükenmişlik ölçeğinin alt faktörleri belirlenerek hem tükenmişlik hem de iş doyumu ölçeklerinin geçerliliği test edilmiştir. t-Testi ve ANOVA testi ile demografik değişkenlerin iş doyumu ve tükenmişlik üzerindeki etkisi incelenmiştir. Faktör analizi sonucunda elde edilen tükenmişlik alt boyutları ve iş doyumu skoruna göre kümeleme analizi gerçekleştirildi. Tükenmişlik seviyesi en yüksek ve en düşük ya da iş doyum seviyesi en yüksek ve en düşük kümeler belirlenerek açıklamalarda bulunuldu. Elde edilen kümelerdeki akademisyenlerin devlet veya özel üniversite çalışma durumları yüzdesel olarak belirlendi. Son olarak yapılan regresyon analizleri ile tükenmişliğin iş doyumu üzerindeki etkileri ve katılımcı akademisyenlerin devlet üniversitesinde veya özel üniversitede çalışma durumlarının iş doyumları üzerindeki etkisinin boyutu incelendi. Elde edilen bulgular, alan yazın ve araştırmanın koşulları dikkate alınarak yorumlanmıştır ve sonuçlarla ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Tükenmişlik, iş doyumu, faktör analizi, kümeleme analizi.

AkademisyenlerFaktör analiziKümeleme analizi+5
Dilek Veysikarani
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye için birincil enerji kaynaklarının büyüme üzerine etkileri

Büyüme ve enerji tüketimi ilişkisi İktisat ve Ekonometri alanlarında birçok araştırmaya konu olmuştur. Bu konuda yapılan araştırmaların kökeni 1970'li yıllara kadar uzanmaktadır. Halen güncelliğini korumakta olan bu çalışma alanı ile ilgili son yıllarda ülkemizde de farklı yöntemler izlenerek araştırmalar yapılmaktadır. Geçmiş yıllarda daha çok toplam enerji tüketimi veri alınırken günümüzde elektrik ve yenilenebilir enerji tüketimi ile enerji kaynağı bazında büyüme ilişkisi ele alınmaya başlamıştır. Bu çalışmada Türkiye'nin birincil enerji kaynaklarından petrol, doğal gaz ve kömür tüketimi ile büyüme ilişkisi ele alınmış olup bu yönüyle özgün bir çalışma olması umulmaktadır. Araştırmada 1990-2016 dönemi verileri kullanılarak ekonometrik analizler gerçekleştirilmiştir. VAR, eşbütünleşme analizi ve diğer ekonometrik yöntemler kullanılarak petrol, doğal gaz ve kömür tüketiminin büyümeyi etkileyip etkilemediği incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde büyümeye, enerji kavramına ve enerji tüketimi ile büyüme arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde kullanılan yöntemler teorik olarak açıklanıp, dördüncü bölümde uygulama sonuçları paylaşılmıştır. Bulgularımız Türkiye'de petrol, doğal gaz ve kömür tüketimi ile büyüme arasında uzun dönemde eşbütünleşik bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Eşbütünleşik ilişki olmasına rağmen değişkenler arasında nedensellik yoktur. Kısa dönemde de Hata Düzeltme Mekanizması petrol ve kömür tüketimi için çalışmaktadır. Anahtar kelimeler: Büyüme, birincil enerji kaynakları, petrol, doğal gaz, kömür

BüyümeDoğal gazEkonomik büyüme+7
Hüseyin Ataş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Taylor Kuralı: Türkiye için asimetrik etkilerin testi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) para politikası kurulu kararlarında genellikle fiyat istikrarı odaklı bir para politikası duruşu göstermeye çalışmıştır. Bu bağlamda para politikası belirlemede en önemli politika aracı olan faiz oranından yararlanılmaktadır. 2010 yılından sonra, Merkez Bankası fiyat istikrarı hedefine ek olarak finansal istikrarı da gözeten bir politika anlayışını benimsemiştir. Politika belirlemede kullanılan en önemli araç durumundaki faiz oranının hangi değişkenlerden etkilendiğini belirlemek önem taşımaktadır. Bu çalışmada Taylor Kuralı çerçevesinde Türkiye için enflasyon ve çıktı boşluğunun faiz oranına etkilerinin simetrik mi yoksa asimetrik mi olduğu incelenmiştir. Birinci bölümde araştırma konusunun genel çerçevesi, amacı ve önemi ele alınmıştır. İkinci bölümde para politikası ve Türkiye'de para politikaları uygulamalarına değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Taylor Kuralı genel hatlarıyla sunularak, dördüncü bölümde doğrusal ve doğrusal olmayan yaklaşımlar tartışılmıştır. Bu bölümde literatürde sıkça kullanılan doğrusal birim kök ve eşbütünleşme testleri ile doğrusal olmayan modeller ve eşbütünleşme testleri ele alınmıştır. Sonraki bölümlerde Taylor Kuralı çerçevesinde enflasyon ve çıktı boşluğunun politika faiz oranına (Mevduat Faiz Oranı) etkileri hem doğrusal hem de doğrusal olmayan ARDL yöntemi ile test edilmiştir. Doğrusal modelde enflasyon anlamlı çıktı boşluğu anlamsız bulunmuştur. Doğrusal olmayan ARDL modelinde ise hem enflasyonun hem de çıktı boşluğunun pozitif ve negatif etkileri anlamlı çıkmıştır. Enflasyon ve çıktı boşluğunun uzun dönemde faiz oranına etkilerinin asimetrik olduğu, yani bu değişkenlerdeki yükseliş ve düşüşlerin faiz oranı üzerindeki etkilerinin farklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Benzer şekilde enflasyon ve çıktı boşluğunun faiz oranına kısa dönem etkileri asimetrik bulunmuştur.

ARDL Sınır TestiAsimetrik etkiEşbütünleşme+3
Ali Samet Karataş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Emeklilikte sağlık harcaması nasıl değişir? Türkiye için ekonometrik bir uygulama

Yaşam süresinin uzunluğuna bağlı olarak, toplam nüfus içinde yaşlı nüfustaki artış bağımlı nüfusu da artırmıştır. Yaşlı nüfustaki artış beraberinde sağlık harcamaları ile sağlıklı yaşam için gerekli harcamada artışa neden olmuş ve hem hanehalkı bütçesi, hem de devlet bütçesi üzerinde zorlayıcı bir etkisi olmuştur. Bu sebeple emeklilikte sağlık harcamasındaki değişimi incelemek politika yapıcılara yol göstermesi bakımından oldukça önemlidir. Bu çalışmada yaşam döngüsü modeli çerçevesinde Türkiye'de emeklilikte sağlık harcamasının nasıl değiştiği, sağlık harcamasının değişmesinde hangi faktörlerin etkili olduğu incelenmiştir. Birinci bölümde araştırma konusunun genel çerçevesi, amacı ve önemi ele alınmıştır. İkinci bölümde emeklilik ve Türkiye'de sosyal güvenlik sistemi konularına değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Türkiye'de ve uluslar arası literatürde emeklilik ve sağlık harcamaları konusunda yapılmış çalışmaların bir özeti bulunmaktadır. Dördüncü bölümde iktisat literatüründe önemli yeri olan ve emeklilik ve yaşlılık ile ilgili çalışmalarda sıkça kullanılan yaşam döngüsü teorisinden bahsedilmiş olup, beşinci bölümde ise çalışmanın uygulama çatısını oluşturan sınırlı bağımlı değişkenli modeller anlatılmıştır. Sınırlı bağımlı değişkenli modeller çerçevesinde kırpılmış (truncated), sansürlenmiş (censored) dağılım, Tobit modeline değinilmiş ve Double-hurdle modeli ile Box-Cox dönüşümünden bahsedilmiştir. Son bölümde ise çalışmanın verileri, değişkenleri ve ekonometrik modeli hakkında bilgi verilmiştir. Türkiye'de emeklilikte sağlık harcamasının eğitim durumu, medeni durum ve iş durumu gibi değişkenlerin sağlık harcamasını nasıl etkilediği Box-Cox dönüşümlü bağımlı çift eşik modeli ile analiz edilmiştir.

Ekonometrik analizEkonometrik modellerEmeklilik+2
Özlem Hayta
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın işgücüne katılımı ve ekonomik büyüme ilişkisinin u şekilli kadınlaştırma hipotezi ile incelenmesi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için bir analiz

Kadınlar, bir toplumun ekonomik büyümesinde rol oynayan insan gücünün önemli bir parçasıdır. Aynı zamanda, yetenek ve işgücü açısından dünya potansiyelinin yarısını oluşturmaktadır. Kadınların işgücü piyasasına katılımını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda, kadınlar, işgücünde yetersiz bir şekilde temsil edilmektedir. Bu bağlamda, özellikle Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile ilgili eşitlik ve verimlilik, kapsayıcı ve eşit kalitede eğitim sağlamak, yaşam boyu öğrenme fırsatlarını teşvik etmek, cinsiyet eşitliğini sağlamak, tüm kadınları güçlendirmek, sürekli ekonomik büyümenin teşvik edilmesi politika oluşturma için istenen hedefler haline gelmiştir. Bu çalışmada kadın işgücüne katılım oranı ile ekonomik büyüme arasındaki U şekilli ilişkinin varlığı Dünya Bankası'nın 1996 ile 2017 yılları arasındaki döneme ait verileri kullanılarak 48 gelişmiş ülke grubu ve 46 gelişmekte olan ülke grubu için panel veri tahminleri ile kanıtlanmıştır. Söz konusu ilişkinin bağlantısını kurabilmek amacıyla yapılan tahminler sonucunda, her iki ülke grubu için U şekilli ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın işgücüne katılımı, ekonomik büyüme, u şekilli kadınlaştırma hipotezi, panel veri analizi

EkonomiEkonomik büyümeGelişmekte olan ülkeler+5
Selin Karlılar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

15 temmuz darbe girişimi sonrası Borsa İstanbul'un etkinliğinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yaşanan 15 Temmuz darbe girişiminin Borsa İstanbul (BIST) üzerine etkilerini incelemektir. Bilindiği üzere 15 Temmuz 20016 Cuma günü Türk askeri kuvvetleri içerisinde yer alan bir grup tarafından darbe girişiminde bulunulmuştur. Bu girişim halkın karşı çıkması sayesinde aynı hafta sonunda bastırılmıştır. Ardından gelen dönemde Türkiye'de bir takım önemli olaylar yaşanmıştır. Darbe girişiminin Türk ekonomisi üzerinde de etkileri görülmüştür. Bu olaya ilaveten ekonomi ve yatırım çevrelerindeki gelişmeler sonucunda Fitch ve Moody's Türkiye'nin kredi notunu düşürmüştür. Yaşanan gelişmeler BIST üzerinde de olumsuz etki yaratmıştır. 15 Temmuz sonrasındaki ilk açılış gününde BIST'teki hisselerde önemli düşüşler yaşanmıştır. Bu çalışmada 15 Temmuz darbe girişiminin BIST üzerindeki etkisi ampirik olarak incelenmiştir. Bu doğrultuda BIST'te 15 Temmuz öncesi ve sonrasında bir yapısal kırılma yaşanıp yaşanmadığı araştırılmıştır. Ayrıca 15 Temmuz öncesi ve sonrası için Fama'nın etkin market hipotezinin geçerliliğinde bir değişiklik olup olmadığı da incelenmiştir. Bu amaçla Şubat 1986 - Kasım 2018 dönemi için BIST 100 Endeksi verilerindeki potansiyel yapısal kırılmalar, yapısal kırılmalı birim kök testleri ile belirlenerek 15 Temmuz 2016'da bir kırılma olup olmadığı test edilmiştir. Buna ilaveten etkin market hipotezinin geçerliliği, yapısal kırılma olmaması durumunda Genişletilmiş Dickey-Fuller, yapısal kırılma olması durumunda Perron (1989), Zivot and Andrews (1992), Perron (1997), Lumsdaine and Papell (1997), Lee and Strazicich (2003) birim kök testleri ile test edilmiştir. Böylece etkin market hipotezinin geçerliliği ve borsa etkinliğinin 15 Temmuz'da değişip değişmediği ortaya konmuştur. Elde edilen sonuçlara göre BIST 100 Endeksinin incelenen dönemde zayıf etkin olmadığı sonucuna varılmıştır. Yapısal kırılmalı birim kök testi sonuçlarına göre 15 Temmuz 2016 tarihinde BIST 100 endeksinde herhangi bir anlamlı kırılma tespit edilemediğinden 15 Temmuz darbe girişiminin etkin market hipotezi üzerinde bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Borsa İstanbul, etkin market hipotezi, 15 Temmuz darbe girişimi, yapısal kırılma.

15 Temmuz 2016 müdahalesiAskeri müdahaleBorsa İstanbul+4
Yeşim Termanoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Transcendental logaritmik (Translog) modelin etkin tahmini: Tahmin edicilerin Monte Carlo ile karşılaştırılması

Transcendental logaritmik (Translog) modelde, modele eklenen her değişkenin karesi ve diğer değişkenler ile çapraz çarpımları da modelde yer aldığından çoklu iç ilişki problemi ile karşılaşılmaktadır. Çoklu iç ilişki problemi olduğunda klasik tahmin teknikleri kullanılamayacağından yanlı tahmin edicilere başvurulur. Bu çalışmada ele alınan Translog modelin tahmininde kullanılan ridge, kısıtlı ridge, genelleştirilmiş maksimum entropi, kısıtlı genelleştirilmiş maksimum entropi, en küçük kareler ve kısıtlı en küçük kareler tahmin edicileri hata kareleri ortalamalarına göre karşılaştırılmışlardır. Uygulamada hata kareleri ortalamalarının elde edilmesinde Monte Carlo simülasyonundan faydalanılmıştır. Sonuçta, en etkin tahmin edicinin kısıtlı genelleştirilmiş maksimum entropi olduğuna karar verilmiştir.

EkonometriEkonometrik analizEntropi+6
Sibel Örk Özel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bulanık regresyon analizi ile Aydın ili konut fiyatlarını etkileyen değişkenlerin belirlenmesi

Türkiye'de, özellikle 2002 sonrası dönemde, konut ve inşaat sektörü ekonomik büyümenin en önemli sektörlerden biri haline gelmiştir. Konut talebini etkileyen faktörlerin belirlenerek, konut fiyatlarının tahmin edilmesi ve fiyatın talep üzerindeki etkisinin belirlenmesi çalışmaları son yıllarda literatürde sıklıkla yer almaktadır. Konut fiyatlarının belirlenmesi için yapılan ampirik araştırmalarda genellikle klasik regresyon analizi yöntemlerinin kullanıldığı görülmektedir. Klasik regresyon analizinde bağımlı değişken ile bağımsız değişken ya da değişkenler arasındaki ilişki gözlenmiş verilere dayalı olarak tahmin edilmektedir. Yetersiz gözlem sayısı, varsayımların doğruluğunu test ederken karşılaşılan zorluklar, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkide oluşan belirsizlik gibi nedenlerle klasik regresyon analizinin yetersiz kaldığı problemler bulanık regresyon analizi ile çözülebilmektedir. Bulanık regresyon analizinde, klasik regresyonda hata terimi olarak bilinen ve bağımlı değişkeni açıklama olasılığı olan ancak modele dahil edilemeyen değişkenlerden veya ölçüm hatalarından kaynaklanan hata tüm model katsayılarına dağıtılır. Bu çalışmada, Aydın ili örneklemine ilişkin veriler ile konut talebinin en temel belirleyicisi olan konut fiyatlarını etkileyen konut özelliklerinin neler olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Konut fiyatının tahmini aşamasında, bulanık en küçük kareler yönteminden yararlanılmıştır. Çalışma bu yönüyle benzerlerinden güçlü olup, ilgili literatüre, il ekonomisine ve bu alanda yapılacak çalışmalara önemli bir katkı sağlanması beklenmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Konut fiyatları, Konut Talebi, Bulanık Mantık, Bulanık Regresyon

Bulanık mantıkBulanık regresyonFiyat+4
Nazlı Aydoğdu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Emekli aylıkları ve yaşlılara yönelik sosyal yardımların yoksulluk üzerindeki etkisi: Türkiye için ampirik bir araştırma

Tez çalışmasında, emekli aylıklarının ve yaşlılara yönelik yapılan diğer ödeneklerin yaşlı yoksulluğu üzerindeki etkisi, "Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Gelir ve Yaşam Koşulları Panel Mikro Veri Seti (2008-2017)" kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde panel veri yöntemlerinden olan "Sabit Etkiler Yöntemi" kullanılmıştır. Uluslararası literatürde, emekli aylıklarının ve yaşlılara yönelik yardım programlarının etkileri genelde tek bir ülke örneği olarak çalışılmış olup, ulusal literatür incelendiğinde emeklilik ve yaşlılık döneminde elde edilen gelirlerin yoksulluk üzerine etkisini araştıran çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Özellikle detaylı mikro veriler ve ileri ekonometrik yöntemlerle daha önce ulusal yazında bu konuyu ele almış bir çalışma olmadığından ve varolan çalışmalar daha nitel incelemeler yaptığından tezde yapılan araştırmanın ulusal literatüre katkı sunacağı düşünülmektedir. Yapılan analizlerde STATA 15 programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular; emeklilik aylığı ve ödeneklerinin, sadece erkek bireylerin yoksulluğunu azaltma noktasında anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermekle birlikte kadınların elde ettikleri emeklilik gelirlerinin yoksulluklarını azaltma noktasında etkin olmadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca emeklilik aylığı ve ödenekleri dışında kalan gelirin tüm yaş ve cinsiyet kategorilerinde yoksulluğu azalttığı bulunmuştur.

AylıklarEmekliEmeklilik+3
Büşra Sönmez
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Matematiksel düşünmenin matematik kaygısı üzerine etkisinin çok değişkenli istatistiksel yöntemlerle incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ülkemiz eğitim sisteminde önemli bir yere sahip olan matematik dersine yönelik üniversite öğrencilerinin kaygı düzeylerini ve kaygının sebeplerini araştırmakla beraber öğrencilerin matematiksel düşünme düzeylerinin matematik kaygısı üzerindeki etkisine bakılarak matematik kaygısının azaltılması konusunda yol gösterici öneriler sunabilmektir. Diğer yandan, öğrencilerin matematiksel düşünme düzeyleri ölçülerek öğrencilerin matematiksel düşünme düzeylerinin geliştirilebilmesi, matematiksel düşünmenin önemine dikkat çekilmesi hedeflenmektedir. Bu amaçla, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencilerine uygulanan anket formları aracılığı ile öğrencilerin matematik kaygı düzeyleri ve matematiksel düşünme düzeyleri arasındaki ilişki iki ayrı istatiksel yöntem olan Faktör Analizi ve Kanonik Korelasyon Analizi ile incelenecektir.

Faktör analiziKanonik korelasyon analiziKaygı+4
Gülçin Köksal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal uyum ve refah ilişkisinin ekonometrik analizi:Türkiye örneği

Sosyal uyum, kavramsal olarak bir toplumun düzenleyici bir özelliği olarak görülmüştür ve topluluk üyeleri arasındaki karşılıklı bağımlılık, ortak sadakat ve dayanışma olarak tanımlanmıştır. Kalkınma kavramı da tek başına ekonomik büyüme değil aynı zamanda refah düzeyi ile açıklanmaktadır. Yüksek bir refah seviyesi için özgürlük, eşitlik ve güvenlik gibi temel toplumsal değerler önem taşımaktadır. Bu çalışmada sosyal uyumu oluşturan unsurların iktisadi kalkınma için öneminin anlaşılması amaçlandığından, iktisadi kalkınmanın göstergesi olan refah alınmıştır. Sosyal uyum ve refahın ilişkisini incelemek için Üç Aşamalı EKK yönteminden yararlanılmıştır. Birinci aşamasında mutlak gelirin içsel değişken olarak ele alındığı model EKK ile tahmin edilmiştir. Modelde, AI (mutlak gelir) içsel değişken olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, sistemdeki içsel değişkenler (AI) için birinci aşamada araç değerleri tahmin edilmiştir. Bu değerler, sistemdeki tüm açıklayıcı değişkenlerin, EKK kullanılarak içsel değişken üzerinde regres edilmesi ile oluşturulmuştur. İkinci aşamada, sistem için bir GLS tahmincisi ve hata terim matrisi için tutarlı bir tahmin edici hesaplanmıştır. Son aşamada, GLS tahmin denklemindeki tahmin edilmiş hata terim matrisi, sistemin tüm parametrelerini tahmin etmek için kullanılmıştır. Refahı temsilen üç ayrı bağımlı değişken ele alınmıştır. Bunlar mutluluk, tatmin ve mutluluk ile tahminden hesaplanan "etkileşim terimi"dir. Dünya Değerler Araştırması veri tabanında altıncı dalgasında yer alan Türkiye 2012 verileri kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Sosyal uyum, refah, iktisadi kalkınma, üç aşamalı ekk, dünya değerler araştırması.

EkonometriEkonometrik analizEkonomik kalkınma+5
Büşra Karakuzu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

TR62 (Adana – Mersin) bölgesinde alternatif yakıtlı otomobil satın alma istekliliğinin incelenmesi

Çevre sorunlarının ve iklim değişikliğinin artması ile tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de alternatif yakıtlı araçların kullanımı artmıştır. Elektrik ve hibrit otomobil kullanımının yaygınlaşması ile uluslararası literatürde bu konuyla ilgili çalışmalarda da önemli artışlar olmuştur. Türkiye'de alternatif yakıtlı araçlarla ilgili çalışmalar yok denecek kadar azdır (Aydemir, 2014 ve Kerem 2014). Bunun nedeni hem konunun yeni olması, hem de buna bağlı olarak yeterli veri olmamasıdır. Türkiye genelinde alternatif yakıtlı otomobillerle ilgili ekonometrik çalışmaya uygun yeterli verinin olmaması, zaman ve maliyet gibi kısıtlardan dolayı veri toplamanın da zor olması nedeniyle, çalışmanın kapsamı, TR 62 Bölgesi illeri olan Adana ve Mersin'in kent merkezleriyle sınırlandırılmıştır. Çalışmanın verileri Adana-Mersin Bölgesi'nde ikamet eden bireylere yapılan anketlerden elde edilmiştir. Bu çalışmada; yaş, cinsiyet, eğitim ve gelir gibi değişkenlerin yanı sıra yakıt kullanımı sırasında karbondioksit salınımındaki azalma ve devlet teşviki gibi çevreye duyarlılığı ölçmeye yönelik değişkenlerin, bireylerin alternatif yakıtlı otomobil tercih etme olasılıklarını nasıl etkilediğini belirlemek amaçlanmıştır. Aynı zamanda, bireylerin farklı tipte alternatif yakıtlı otomobil satın alma olasılığını belirlemek, alternatif yakıtlı otomobil talebini artırmaya yönelik politika önerilerinde bulunmak çalışmanın diğer bir amacıdır. Bu nedenle çalışmanın modelleri olarak logit ve multnominal logit modelleri seçilmiştir. Anahtar kelimeler: Alternatif yakıtlı otomobil, multinominal logit modeli, logit model

AdanaAlternatif enerji kaynaklarıAlternatif yakıtlar+7
Sezin Pusa
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Çoklu ve mevsimsel birim kökün bridge tahmin edici ile belirlenmesi

İktisadi seriler birim kök içerebilmektedir. Literatürde birim kökün testi için kullanılan farklı yöntemler bulunmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar tek bir birim kökün testinde, modelin gecikme uzunluğunun seçimi ve parametre tahmini için Bridge tahmin edicinin kullanılmasının önemini ortaya koymaktadır. Bu yöntemde, pozitif bir büzme parametresi kullanılarak modelin parametreleri cezalandırılmaktadır. Büzme parametresinin uygun bir seçimiyle Bridge tahmin edici, gerçekte sıfır olan parametreleri asimptotik olarak sıfır tahmin etmektedir. Bu özellik kâhin özellik olarak adlandırılır ve Bridge tahmin edici bu sayede model seçimini ve parametre tahminini tek adımda yapabilen bir yöntem sunmaktadır. Literatürde, Bridge tahmin edicinin, bir birim köklü serilerde model seçimi ile birlikte aynı anda serinin durağan olup olmadığını da belirlediği ifade edilmiştir. Ancak zaman serileri bazen birden fazla birim kök içermektedir. Bu sebeple çalışmada ilk olarak, birden fazla birim kök içeren serilerin bütünleşme sıralarının belirlenmesi için Dickey Pantula modelinde Bridge tahmin edicinin kullanılması önerilmiştir. Yapılan simülasyon çalışmasıyla Bridge tahmin edici, bütünleşme sırasını belirleme bakımından Dickey Pantula testi ile karşılaştırılmıştır. Gerçek veriler kullanılarak yapılan ekonometrik bir uygulama ile sonuçlar desteklenmiştir. Tezin ikinci kısmında mevsimsel birim kök için Bridge tahmin edicinin kullanılması önerilmiştir. Mevsimsellik birçok iktisadi zaman serisi için önemli bir faktör olmakla birlikte mevsimsel birim kökün testi için kullanılan pek çok yöntem vardır. Kullanılan bu yöntemlere ek olarak, bu çalışmada HEGY testi göz önüne alınarak oluşturulan mevsimsel model için Bridge tahmin edici tanımlanmıştır. Bu yaklaşımın etkinliği bir Monte-Carlo deneyi ile incelenmiş ve yöntem, anlamlılık düzeyi ve testin gücü açısından HEGY testi ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca gerçek veriler üzerine uygulama yapılarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Yapılan analiz ve karşılaştırmalar, gerek birden fazla birim kökün gerekse mevsimsel birim kökün belirlenmesi için Bridge tahmin edicinin iyi bir alternatif olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: Bridge tahmin edici, model seçimi, kâhin özelliği, birim kök testi, birden fazla birim kök, mevsimsel birim kök

Birim kökBirim kök testleriBridge tahmin edici+6
Çiğdem Koşar Taş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde küreselleşme ve insani gelişme endeksinin ekonomik büyümeye etkisi dinamik panel veri analiz modelleri

Bu çalışmada, küreselleşme ve insani gelişmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkileri farklı gelişmişlik düzeylerindeki gelişmekte olan ülkeler için kümeleme ve panel veri analiz yöntemleri kullanılanarak incelenmiştir. Bu amaçla ülkeler insani gelişmişlik düzeyleri dikkate alınarak, düşük, orta ve yüksek olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Kümelere ayrılmış ülkelere ve panelin tamamına ait 1995-2019 dönemi yıllık verilerinin, öncelikle üçer yıllık ortalaması alınarak dinamik panel veri analiz yöntemlerinden olan Arellano ve Bond (1991) Genelleştirilmiş Momentler Metodu (GMM), Arellano ve Bover (1995) ve Blundell ve Bond (1998) Sistem-GMM yöntemleri uygulanmıştır. Çalışmada dört ayrı küme ve her küme için iki ayrı model kurulmuş; ilk modelde ekonomik büyümenin gecikmeli değerinin, Küreselleşme ve İnsani Gelişme Endekslerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi; ikinci modelde ise ilk modele Küreselleşme Endeksi'nin medyan değerlerinden oluşan Lndmykof değişkeni eklenerek küreselleşme endeksi nispeten az olan ülkelerde söz konusu değişkenlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir. Örneklem büyüklüğünü maksimize etmek ve karşılaştırma yapabilmek için 1995-2019 dönemi ait veriler birer yıllık zaman serisi boyutunda tekrar ele alınmış; değişkenlere öncelikle yatay kesit bağımlılığını dikkate alan panel birim kök sınaması yapılmış ve modellere GMM ve Sistem-GMM yöntemleri uygulanmıştır. Üçer yıllık ortalama verilerle elde edilen sonuçlara göre dört ülke grubunda da küreselleşme ile ekonomik büyümedeki atalet kavramının ekonomik büyüme üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi var iken insani gelişmişlik düzeyinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ortogonal sapmalar dikkate alındığında negatif ve bazı ülke kümelerinde istatistiksel açıdan anlamsız hale gelmektedir. Ham veriler ile elde edilen sonuçlarda da benzer sonuçlar elde edilmiştir.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiGelişmekte olan ülkeler+5
Turan Oğlakkaya
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik büyüme ile gelir dağılımı ilişkisinin ekonometrik analizi

Çalışmanın amacı ekonomik büyüme ile gelir dağılımı ilişkisinin Granger nedensellik analizi ile tahmin edilmesidir. Çalışmanın birinci bölümünde çalışmanın konusu ve yöntemi açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ekonomik büyüme, gelir dağılımı ile ilgili kavramlar ve Dünya'da ve Türkiye'de ekonomik büyüme ve gelir dağılımı ilişkisi açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde konu ile ilgili literatür özeti yer almıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde ekonometrik yöntem ve teorik açıklamalar yer alırken, beşinci bölümde ise ekonometrik uygulama yer almıştır. Ekonomik büyüme ile gelir dağılımı ilişkisi, üst gelir grubu, üst orta gelir grubu ve alt orta gelir grubuna seçilmiş bazı ülkeler için 1979-2015 dönemi için yıllık veriler kullanılarak analiz edilmiştir. Granger nedensellik analizi sonuçlarına göre, her ülke grubu içinde bazı ülkelerde değişkenler arasında tek yönlü nedensellik bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre bazı ülkeler için değişkenler arasında tek yönlü Granger nedensellik ve ülkelerin korelasyon matrislerine göre ise değişkenler arasında bazı ülkeler için pozitif bazı ülkeler için de negatif bir ilişki bulunmuştur.

Ekonometrik analizEkonomi politikalarıEkonomik büyüme+2
Hatice Nilay Önal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İçsel büyüme ve AR-GE harcamalarının ekonomik büyüme üzerine etkisi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler'in panel veri analizi ile incelenmesi

AR-GE faaliyetleri ekonominin itici gücü olarak büyük rol oynamaktadır. 1980 yıllarından günümüze kadar içsel büyüme teorileri AR-GE faaliyetlerinin ekonomik büyümedeki önemini ortaya koymaktadır. Yapılan bu bilimsel çalışma ile gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler için AR-GE harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki hem teorik hem de ampirik olarak incelenmiştir. Teorik olarak, AR-GE çalışmalarının ekonomide büyük yere sahip olduğu ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini iyileştirmeleri için AR-GE faaliyetlerine önem vermeleri gerektiği bulgusu elde edilmiştir. Bu bilimsel çalışma ile bilim ve teknoloji, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomik dönüşümünü ve sürdürülebilir büyümesini etkilediği ve teknolojik gelişimin AR-GE faaliyetlerinden kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Yani sürdürülebilir ekonomik büyümeyi başarabilen ülkeler, büyük miktarda kaynağı AR-GE faaliyetleri ve yenilik için kullanmaktadırlar. Çünkü teknolojik gelişme, yalnızca AR-GE faaliyetleri ile görünmektedir. Anahtar Kelimeler: AR-GE, Ekonomik Büyüme, Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkeler, Panel Veri Analizi

Araştırma-geliştirmeAraştırma-geliştirme harcamalarıBüyüme+5
Hilmi Yazıcı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de hanehalkı gıda harcamalarının belirleyicileri: Karşılaştırmalı bir analiz

Tüketim harcamaları bilindiği gibi her toplumda, toplumun en küçük yapı taşını oluşturan aile ve bu aile bireylerinden başlayarak tüm toplumu etkileyen bir konu olmuştur. Gıda ve barınma ihtiyacı ise insanoğlunun varoluşundan beri süregelen bir durumdur. Gıda harcamalarını etkileyen pek çok faktör vardır. Bunlar, hanehalkı geliri, hanehalkı büyüklüğü, yaş, eğitim durumu, medeni durum, hanedeki çocuk sayısı, meslek, yaşanılan yer, servet, bireylerin kültür ve yaşam biçimleri, tüketici tercihleri, planları ve iyimser ve kötümser ruh halleri gibi demografik ve davranışsal faktörlerdir. Bu çalışmanın ilk amacı, TÜİK tarafından gerçekleştirilen, 2007, 2012 ve 2016 yılları Hanehalkı Bütçe Anketi mikro veri seti kullanılarak, Türkiye'de gıda harcamalarını belirleyen unsurları analiz etmek ve zaman içerisindeki değişimi görebilmektir. İkinci amacı ise yarı logaritmik regresyon ve YSA modelleri ile hanehalklarının yapmış olduğu gıda harcamalarının öntahminini yaparak ve her iki yöntemin tahmin performansını karşılaştırarak literatüre katkı sağlamaktır. Analizlerde modellerden elde edilen bulgulara göre, hanehalkı reisinin yaşının ve gelirinin artmasıyla birlikte gıda harcamalarında da artış meydana gelmektedir. Gıda harcamalarının artmasına sebep olan değişkenlerin, ele alınan yıllar itibariyle hanehalkı büyüklüğü, yaş, eğitim ve gelirdeki artışa bağlı olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca tahmin yöntemleri karşılaştırıldığında YSA, yarı logaritmik modellemeye göre daha güçlü ve alternatif bir yöntem olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Hanehalkı Gıda Harcaması, Yarı Logaritmik Model, Yapay Sinir Ağları, Öntahmin, Türkiye.

Gıda maddeleriGıda tüketimiHanehalkı+6
Ezgi Demirkıran
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal sulama birliklerinde etkinlik: Ege bölgesi için bir araştırma

Türkiye gibi tarım sektörünün ülke ekonomisinde önemli yer tuttuğu ülkelerde, su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesi ve ulusal ekonomiye katkılarının arttırılması icin sulama tesislerinin rasyonel olarak işletilmesi ve sürekliliğinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, Türkiye'de yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının çok ciddi azalma göstermesi de su kullanımında etkinlik ve verimliliğin sağlanmasını daha önemli hâle getirmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'nin tarımsal üretimi açısından kayda değer bir paya sahip olan Ege bölgesinde faaliyet gösteren tarımsal sulama birliklerine ilişkin veriler kullanılarak Stokastik Sınır Analizi ve Veri Zarflama Analizi yöntemleriyle sulama işletmelerinin teknik etkinlik düzeyleri araştırılmıştır. Elde edilen tahminlere göre personel sayısı ve giderler sulama oranı üzerinde pozitif yönde anlamlı etkiye sahiptir. Makine ve ekipman harcamalarının büyük kısmını oluşturduğu personel harcamaları dışındaki giderlerin de sulama oranı üzerindeki etkisi pozitif ve anlamlıdır. Bir diğer tahmin sonucuna göre ise tahsilat oranı sulama oranı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip görünmemektedir. En yüksek olabilirlik tahminlerinden elde edilen SSA etkinlik skorları incelendiğinde örneklemdeki SB'lerin etkinlik düzeylerinin genel olarak yüksek olduğu söylenebilir. VZA etkinlik tahminlerine göre ise SB'ler arasında önemli farklılıklar göze çarpmaktadır. Buna göre, farklı etkinlik ölçüm yöntemlerinin karar birimlerinin performansları konusunda çok farklılaşan sonuçlar verebileceği gözden uzak tutulmamalıdır.

Ege bölgesiEtkinlikSulama+4
Eyşan Çavuşoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Birim kök testlerinin makroekonomik değişkenler üzerine uygulamaları

Serilerin durağan olması gerekliliği varsayımı altında ekonometrik teoride bu amaçla, birçok görüş ortaya atılmış ve durağanlığın test edilmesi için pek çok test yöntemi geliştirilmiştir. Son dönemlerde geliştirilen test yöntemlerinin büyük bir kısmında, ortaya çıkan yapısal kırılma durumunda geçerli olan birim kök testleri üzerinde durulmuştur. Serilerde meydana gelen yapısal değişmeler dikkate alınmadan birim kök testlerinin uygulanması yanıltıcı sonuçlara neden olabilmektedir. Durağan-dışı makro verileri dikkate alan panel veri ekonometrisi 1990'larda başlamasına rağmen oldukça hızlı bir gelişim göstermiştir. Bu gelişmeler panel verilerin öncelikle makroekonomik seriler olmak üzere birçok alanda etkin bir şekilde kullanılmasına olanak sağlamıştır. Bunun başlıca nedenlerinden birisi hem birim hem de zaman boyutunu bir arada ele alabilmesidir. Bu bağlamda, Türkiye'ye ait bazı makroekonomik zaman serilerinin yapısal değişiklik altında durağanlığının sınanması amaçlanmıştır. Ayrıca panel veri analiz teknikleriyle durağanlık sınamaları yapılmıştır. Bu amaçla serilerin birim kök içerip içermedikleri, serilerde meydana gelen yapısal kırılmaların birim kök sürecini etkileyip etkilemedikleri incelenmiş ve ayrıca serilerin panel verilerle durağanlığı ele alınmıştır. Bu bağlamda Türkiye'ye ait on makroekonomik değişkenin yıllık frekansları kullanılmıştır. Çalışmada GSMH, tüketim, kamu harcamaları, reel döviz kuru, tefe, M3, enflasyon, faiz, ithalat, ihracat serilerine ait gözlemler kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Zaman Serileri, Birim Kök testleri, Yapısal Kırılmalar, Panel Birim Kök Testleri

Birim kök testleriMakroekonomik değişkenlerPanel veri modelleri+2
Dilek Nesrin Konaklı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapısal eşitlik modellemesi ile ekonomik yapının çevre kirliliği üzerine etkisinin araştırılması

Sosyal bilimlerde, birçok değişken doğrudan gözlemlenememektedir. Duygu, tutum, başarı gibi soyut ve doğrudan gözlemlenemeyen ve gözlenen değişkenler aracılığıyla ölçülen değişkenlere gizil değişken adı verilmektedir. Çalışmanın yöntemi olan Yapısal Eşitlik Modellemesi gizil ve gözlenen değişkenleri aynı modelde tahmin edebilen tümdengelimsel bir çok değişkenli istatistiksel yöntemdir. Bu doğrultuda çalışmada Yapısal Eşitlik Modellemesinin özellikleri ve türleri ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Çevre-ekonomi ilişkisi yöntemin uygulanacağı sosyal konu olarak seçilmiştir. Araştırmanın amacı, ekonomik yapının (endüstri ve tarım sektörleri) ve milli gelirin çevresel kalite göstergeleri üzerindeki etkisinin yapısal eşitlik modellemesi ile tahmin edilmesidir. Çevresel kalite göstergeleri olarak temiz suya erişim ve karbondioksit emisyonu seçilmiştir. İnsani gelişmişlik sıralamasında yer alan 188 ülkenin 2014 yılına ait değişkenleri çalışmanın veri setini oluşturmuştur. Endüstrileşme ve milli gelirin çevresel kalite üzerinde anlamlı etkisi tespit edilememiştir. Tarım sektörünün çevre kirliliği yaratıcı etkisi doğrulanmıştır. Anahtar kelimeler: Çevre kirliliği, emisyon, sera gazları, yapısal eşitlik modellemesi

Ekonomik yapıEmisyonSera gazı+2
Ceren Börüban
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bayesyen stokastik sınır analizi ile kamu hastanelerinde etkinlik analizi

Etkinlik kavramı, pahalı bir hizmet türü olan sağlık hizmetleri için özel bir önem taşımaktadır. Günümüz sosyal devlet anlayışı çerçevesinde sağlık hizmetleri hükümet harcamaları içinde önemli bir pay oluşturmaktadır. Dolayısıyla etkinlik düzeyinin yükselmesi, sağlık hizmetlerinin maliyetini düşürerek devletin daha iyi kaynak planlaması yapabilmesi ve sağlık hizmetlerinde adaleti daha kolay sağlamasına imkân verebilecektir. Performans ölçümü ve takibi özellikle sağlık hizmetlerinde oldukça önemli bir konudur. Bir sağlık sisteminin performans hedeflerinin en önemli boyutlarından biri etkinliktir. Son 30 yılda, sağlık hizmetlerinin performans değerlendirmesinde kullanılmak üzere parametrik ve parametrik olmayan birçok yöntem geliştirilmiştir. Etkinliğin ampirik olarak ölçümü konusunda kullanılan iki başat metot Veri Zarflama Analizi (VZA) ve Stokastik Sınır Analizi'dir (SSA). Bayesyen SSA ise önbilgiyi dikkate aldığı için daha gerçekçi tahminler elde etme imkânı sunmaktadır. Türkiye'de sağlık sektöründe bir etkin(siz)lik sorunu bulunduğu bugüne kadar yapılan gözlemler ve ampirik çalışmalarla ortaya koyulmuştur. Bu çalışmada sağlık hizmetlerinde teknik etkinlik konusu kamu hastaneleri düzeyinde ele alınarak klasik SSA ve Bayesyen SSA yöntemleri kullanılarak araştırılmıştır. Elde edilen bulgular klasik ve Bayesyen SSA'dan elde edilen etkinlik skorlarının önemli ölçüde farklılaştığını ortaya koymaktadır. Bayesyen SSA skorlarına göre kamu hastaneleri tam etkinlik sınrına yakın faaliyet göstermektedirler ve bu yüzden etkinliği artırmak açısından sınırlı bir potansiyele sahiptirler. Anahtar kelimeler: Etkinlik, Hastane, Stokastik Sınır Analizi, Bayesyen Stokastik Sınır Analizi.

Bayes istatistiksel karar teorisiDevlet hastaneleriEtkinlik analizi+3
Özge Ataş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bulanık durumların Markov analizi ve ekonomik uygulamaları

Belirsizliğin hakim olduğu ortamlarda dinamik bir sistemin matematiksel olarak modellenmesi, analiz edilerek gelecekte belirmesi muhtemel durumlarının öngörülmesi ve mevcut anda strateji belirleme kararının verilmesi oldukça zorlu ve riskli bir süreci kapsamaktadır. Markov analizi dinamik sistemlerin modellenmesinde yaygın olarak kullanılan çok önemli bir modeldir fakat belirli durumları kapsamaktadır. Zadeh' in 1965' te temellerini attığı, belirsizliğin matematiksel olarak ifade edilebilmesini sağlayan bulanık mantığa dayanan bulanık küme teorisi bu tür sistemlerin modellenmesinde son zamanlarda karar bilimine önemli derecede katkı sağlamıştır. Finansal yatırım araçları belirsizliğin hakim olduğu dinamik bir sistem olan borsada işlem gören ve yüksek risk içeren araçlardır. Bu çalışmada, Amerikan Dolar Endeksi, Avro Endeksi, Japon Yeni/Dolar Paritesi ve altın gibi değerli emtia aracına ait gelecek tahmini aylık verilerden yararlanılarak bulanık durumların Markov zinciri analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Bunun için yeterince uzun bir dönem belirlenerek önerilen yatırım araçlarına ait geçmiş verilerden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerdeki aylık değişim oranları bulanık durumlara ayrılarak bulanık sınıflandırma yapılmıştır. Daha sonra durumların tanımlandığı bulanık kümelerden yararlanılarak bulanık durumların olasılık geçiş matrisleri oluşturulmuştur. Son olarak rassal olarak belirlenen verilerden ve klasik Markov sürecinde olduğu gibi olasılık geçiş matrisinden yararlanılarak sistemde bir sonraki adımda meydana gelebilecek durum tahmini yapılacak ve elde edilen sonuçlar gerçekte meydana gelen durum ile karşılaştırılarak oluşturulan modelin güvenilirliği test edilmiştir. Bununla birlikte tahmini yapılacak olan finansal araçların denge durumları da incelenmiştir. Bu yatırım araçlarının birbirleri ile ilişkili olup olmadıkları da ayrıca analiz edilmiştir. Ele alacağımız örnekler, Markov zincirlerine ve Bulanık durumlu Markov zincirlerine göre değerlendirilmiş ve sonrasında bu iki sürece dayanarak optimal politikalar belirlenerek bu iki modelin farklılıkları ve benzerlikleri tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Bulanık mantık, Markov analizi, bulanık durumların Markov zincirleri, ekonomik endeks tahmini

Bulanık mantıkEndeksFinansal araçlar+1
Berna Uzun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de intihar üzerinde etkili olan sosyoekonomik faktörler: Bir zaman serisi analizi

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre intihar, gelişmiş ülkelerde ilk on ölüm nedeni arasında yer almaktadır. Uluslararası istatistikler incelendiğinde, ülkeden ülkeye değişmekle birlikte intihar oranının dünya genelinde bir artış eğiliminde olduğu görülmektedir. İstatistiklere bakıldığında, Türkiye'de intihar edenlerin sayısının zaman içinde arttığı görülmektedir. Bununla birlikte, kaba intihar hızı açısından diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, Türkiye'nin intihar hızı düşük ülkeler arasında yer aldığı söylenebilir. Ülkelerin kültürleri, dini inançları, gelenekleri, refah düzeyleri ve toplumsal yapılarının intihar eğilimleri üzerinde etkili olabildiği genel kabul görmekle birlikte intihar vakalarının dünya genelinde artış göstermesi ve intiharın epidemiyolojik yapısı intihar konusuna bir halk sağlığı sorunu olarak yaklaşılmasının ve bireyleri intihara götüren faktörlerin belirlenmesinin acil ve etkili çözümler üretilmesi açısından önemini ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı, çeşitli sosyo-ekonomik faktörler ile intihar olgusu arasında bir ilişki olup olmadığını Türkiye örneğinde araştırmaktır. Böylece hem yöntemsel açıdan hem de Türkiye'de intihar olgusunun ampirik olarak değerlendirilmesi açısından varolan boşluk bir ölçüde doldurulmaya çalışılmaktır. Bu doğrultuda, veri derleme imkânları ve ilgili ampirik literatür çerçevesinde kişi başına gelir, işsizlik, boşanma, alkol tüketimi, iş gücüne katılım, enflasyon ve kentleşmenin intihar üzerindeki etkileri zaman serisi analiz yöntemleri kullanılarak belirlenmeye çalışılmıştır.

Sosyoekonomik etkiTürkiyeZaman serileri+2
Zeynep Cansu Varol
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık harcamalarının büyüme üzerindeki etkisi: Kırılgan beşli ülkeleri üzerine bir panel regresyon analizi

Sağlık harcamaları, sağlık ekonomisini oluşturan önemli konular arasındadır. Sağlık harcamalarının bilinmesi, ülkelerin var olan kaynaklarını hangi ölçüde sağlık harcamalarına ayıracağı açısından önem taşımaktadır. Bu durum, ülkeler ve sektörler arası doğru karşılaştırma yapılabilmesine olanak sağlamaktadır. Bu alana yapılan harcamalar sonucunda elde edilen çıktılar, ülkelerin sağlık statülerini ortaya koymanın yanı sıra ülkelerin gelişmişlik veya gelişmekte olma ölçütü olarak da ele alınmaktadır. Günümüzde insanoğluna yapılan yatırımın giderek önem kazanmasıyla özellikle sağlık, kültür ve eğitim alanlarına yapılan harcamaların ekonomik büyümeyle olan ilişkisini tespit etmek için yapılan çalışmaların sayısı artmıştır. Konuyla ilgili literatür incelemesi yapıldığında, gelişmiş ülkelerde sağlık harcamalarının ekonomik büyümeyi olumlu etkilediği görülmektedir. Buna karşın kırılgan beşli grubunda yer alan ülkeler için böyle bir etkinin incelendiği herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu doğrultuda tez çalışmasında kırılgan beşli grubunda yer alan ülkeler için sağlık harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenecektir. Bu amaç doğrultusunda, sağlık harcamalarının ekonomik büyümeyle olan ilişkisi 2013, 2016 ve 2017 yıllarında açıklanan kırılgan beşli ülkeleri için panel veri analiz yöntemi ile test edilmiştir. Bu ülkeler için 2000-2016 yıllarını kapsayan 17 yıllık dönem panel veri analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada bağımlı değişken olarak kişi başına düşen reel gayrisafi yurtiçi hasıla kullanılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkeni ise kişi başına düşen reel sağlık harcamalarıdır. Doğumda yaşam beklentisi ve bebek ölüm hızı çalışmanın kontrol değişkenlerini oluşturmaktadır. Sabit etkiler modeli ile gerçekleştirilen analiz sonuçları incelendiğinde kişi başına düşen reel sağlık harcamalarının kişi başına düşen reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Doğumda yaşam beklentisinin ekonomik büyüme üzerinde istatistiksel olarak anlamsız bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ancak, bebek ölüm hızının ekonomik büyüme üzerinde negatif ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Sağlık harcamaları, ekonomik büyüme, panel veri analizi.

BüyümeEkonomik büyümeEkonomik etki+3
Elif Safkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Meta analizi ve iş tatmini üzerine bir uygulama

Günümüzde yaşanan hızlı değişimler ve gelişmeler ile teknolojiye ulaşılabirliğin kolaylığı bilgi paylaşımını ve aktarımını önemli ölçüde etkilemektedir. İstenilen bilgiye ulaşma konusunun basit hale gelmesi, bilgi oluşturmayı da kolaylaştırmıştır. Bu nedenle bir konu veya durum hakkında yapılan çalışmalar geçmişe kıyasla çok daha hızlı bir şekilde ilerleyerek birikmektedir. Literatürde araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen bilimsel çalışmaların sayısı her geçen gün artmaktadır. Yapılan çalışmalar aynı konu üzerinde olsa da bireysel olarak benzer ya da farklı bulgulara ulaşıldığını göstermektedir. Bu durum yapılan bireysel çalışmaları tek bir sonuca ulaştırmanın ihtiyacını arttırmaktadır. Herhangi bir konuda yapılan araştırmaların genel bir sonuca ulaştırılabilmesi için meta analiz yöntemi tercih edilmektedir. Meta analizi, aynı konuda farklı yer, zaman ve koşullar da yapılmış olan araştırma bulgularını birleştirerek, ilgili konuda genel bir sonuca ulaşmayı hedefleyen istatistiksel bir yöntemdir. Bu araştırmanın amacı, meta analiz yöntemi kullanılarak, çalışanların genel iş tatmin düzeylerinin cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi ve çalışma süresi değişkenlerine göre incelenmesidir. Araştırma kapsamında Ocak 2003- Mayıs 2020 yılları arasında yayınlanmış olan toplam 189 çalışma incelenmiştir. Verilerin elde edilmesi için dahil edilme kriterleri belirlenerek, kodlama formu hazırlanmıştır. Dahil edilme kriterleri baz alınarak toplam 114 çalışmanın meta analizine uygun olduğu belirlenmiştir. Çalışmaya ilişkin verilerin analiz edilmesinde ise Comprehensive Meta Analysis (CMA) istatistik programından faydalanılmıştır. Araştırmada ilk olarak analize dahil edilen her bireysel çalışma için etki büyüklükleri hesaplanmıştır. Ardından heterojenlik testi uygulanarak, rastgele (rassal) etki modelinin kullanılması uygun görülmüştür. Araştırmada yayın yanlılığı Funnel Plot grafiği, Begg ve Mazumdur rank kolerasyon testi ile Egger regresyon analizi ile incelenmiş ve yayın yanlılığının olmadığı tespit edilmiştir. Uygulanan meta analiz sonucunda, medeni durum, eğitim düzeyi ve çalışma süresi değişkenlerinin çalışanların genel iş tatminleri üzerinde pozitif ancak zayıf düzeyde bir etkiye sahip olduğu, buna karşılık cinsiyet değişkeninin ise genel iş tatmini üzerinde herhangi bir etkiye sahip olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, alan yazın çalışmaları dikkate alınarak yorumlanmış ve çeşitli önerilere yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: İş tatmini, meta analizi, etki büyüklüğü, yayın yanlılığı.

Etki büyüklüğüMeta analiziYayın yanlılığı+1
Didem Keskin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Nonparametric and quantile regression approaches: Energy and commodity market links

Nonparametric regression is of great importance with respect to offering great flexibility in data modelling by not requiring a clear description of functional forms for estimated objects, thus relaxing the parametric assumptions imposed on the data generating process. Considering its significance, this dissertation comprises three essays and mainly aims to carry out nonparametric regression, nonparametric quantile estimation and nonparametric quantile regression approaches in order to analyze energy and commodity markets which can be regarded as one of the driving forces affecting the quality of being competitive and growth for contemporary economies. The first essay has aimed to perform the nonparametric causality-in-quantile framework in order to detect the multivariate causations running from crude oil, technology and stock market composite price indexes towards clean energy price indexes and also obtain the average derivative estimates of the conditional quantile function based on series approximations method. The second essay has dealed with predicting the volatility of Bitcoin returns using squared and original returns as proxies for volatility based on the study by Klemelä (2017) -and also performing the quantile estimation- for different prediction horizons. The third essay has explored the dynamic behaviors between gold and the drivers of gold -namely, crude oil and S&P500 stock prices- using the nonparametric vector autoregression approach in predictions and presenting a comparison with some competitive models for 7-day ahead forecasting. Keywords: Nonparametric regression, causality-in-quantile, average derivative, volatility prediction, energy and commodity markets.

Commodity marketEnergy marketPrice movement+4
Sera Şanlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin mutluluk düzeylerinin belirleyicileri: Adana ili örneği

Geçmişten bugüne önemli bir kavram olan mutluluk bütün insanlığın hep ulaşmak istediklerinin başında gelmektedir. Ne var ki mutluluğu tanımlamak tarih boyunca kolay olmamıştır. Bu çalışmayla da bu kavram üzerine detaylı bir araştırma yapılmış olup konu ile ilgili probleme de ışık tutulmak istenmiştir. Araştırmada, Çukurova Üniversitesi öğrencilerinin mutluluk düzeyleri incelenmiş, mutluluğun etkileyen faktörlerin neler olduğu ortaya konulmak istenmiştir. Çalışma başlıca dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, çalışmanın amacı, önemi, kapsamı ve sınırlılıklarından bahsedilerek çalışmanın alt yapısı ortaya koyulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, mutluluk kavramı detaylı bir şekilde ele alınmak istenmiştir ve mutluluğun diğer bilim dalları ile ilişkisi ele alınmıştır. Mutluluğu etkileyen faktörler üzerinde durulmuştur. Mutluluk ile ilgili kavramlar ele alınmıştır. Geçmişten bugüne mutluluk ile ilgili uluslararası alanda ve Türkiye'de yapılmış olan çalışmalar incelenmiştir. Üçüncü bölümde, çalışmada kullanılacak olan veri seti tanıtılmıştır. Ayrıca üniversite öğrencilerinin mutluluk düzeyinin belirleyicilerini ortaya çıkarmak amacıyla kullanılacak olan ekonometrik model hakkında bilgi verilmiş ve analiz sonuçları ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Son olarak, dördüncü bölümde çalışmadan elde edilen bulgular detaylı bir şekilde ele alınmıştır ve üniversite öğrencilerinin mutluluğu üzerine önerilerde bulunulmuştur.

MutlulukSıralı probitÜniversite öğrencileri
Merve Maşa
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de finansal katılımı belirleyen faktörlerin analizi

Yoksulluk ve gelir eşitsizliği, uzun zamandır araştırılan toplumsal sorunlar arasındadır. Kaynakların tahsisinde yaşanan problemler, mali açıdan dezavantajlı yani yoksul kesimin, resmi finansal sistem dışında kalarak yaşadıkları mali sorunları aşmalarını engellemektedir. Bu sorunlarla mücadele için finans sisteminin tüm nüfusu kapsayarak bir ekosistem oluşturması yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Finansal katılım adı verilen bu yaklaşım, yoksulluk ve gelir eşitsizliğini ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada, Dünya Bankası tarafından gerçekleştirilen Global Findeks-2017 verileri kullanılarak Türkiye'de finansal katılımın belirleyicilerinin Kalitatif Tercih Modelleri ile araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışma kapsamında ele alınan modellerde, demografik değişkenlere ek olarak bireylerin fnansal tutum ve darvranışlarını gösteren değişkenler ilk defa kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, Türkiye'de finansal katılım bakımından cinsiyet eşitsizliği olmadığını, işgücüne katılmanın, gelirin, eğitim seviyesinin ve yaşın finansal katılımı artırdığını göstermektedir. Finansal tutum ve davranış değişkenlerinin ise finansal katılımı farklı büyüklüklerde etkilediği, finansal katılıma en büyük katkıyı; para transferi, satın alma ve borçlanma değişkenlerinin sağladığı belirlenmiştir. Ayrıca mobil teknolojilerin, finansal katılımın artırılmasına daha yüksek derecede katkı sağladığı belirlenmiştir. Buna karşılık finansal tüketicilerin nakit kullanma eğilimlerinin de devam ettiği elde edilen bulgular arasındadır. Finansal katılımın geliştirilmesi için finansal tüketicinin alışkanlıklarının regülasyonlarla ve teşviklerle yönlendirilmesi, bu aşamada kamu otoritesinin de hukuki düzenlemeleri finansal teknolojilere paralel şekilde sürdürmesi gereklilikleri ön plana çıkmıştır.

Finansal davranışFinansal katılımFinansal tutum+3
Mustafa Şen
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iller bazında ulaşım faaliyetlerinin gelişim durumunun kümeleme analizi ile belirlenmesi

Ulaştırma kavramı geçmişten günümüze insanlar arasında bağlantıyı ve yer değiştirmeyi sağlayarak eğitim, sağlık, ekonomi, savunma gibi bir uygarlıktaki olmazsa olmaz nitelikteki hayati konuları doğrudan etkileyen en önemli kavramlardan birisidir. Ulaştırma sistemleri gelişmiş devletler, tarih boyunca hep daha avantajlı konumda yer almıştır. En müreffeh toplumların ulaşım imkânları ve altyapılarının güçlü olması tesadüf değildir. İnsanlık tarihinde karayolu ulaşımı ile başlayan ulaşımdaki bu gelişim süreci günümüze kadar denizyolu, demiryolu, boru hatları ve havayolu hatlarıyla giderek farklı dallarda çeşitlenmiştir. 2004-2018 yıllarında ulaşım faaliyetlerini oluşturan 40 adet göstergenin göz önüne alınarak yapıldığı bu çalışmada Türkiye'nin iller bazında ulaşım konusunda içinde bulunduğu durumu analiz etmek ve izleyeceği ulaşım politikasında bir ışık tutabilmesi için kümeleme analizi yöntemleri kullanılmıştır. Burada ulaşım konusunda illerin birbirlerine göre benzerliği ve illerin gelişim durumları hakkında bir çıkarım yapılabilmesi amaçlanmıştır. Kümeleme analizi bir grup gözlemi içlerinde benzer (homojen) ve aralarında benzer olmayan (heterojen) belirlenen sayıda kümelere ayrılıp çeşitli yöntemlerle incelenmesini amaçlayan çok değişkenli istatistik tekniğidir. Veri setinde min-maks standartlaştırması ve öklid uzaklık ölçüsü kullanılarak altı adet hiyerarşik kümeleme yöntemi (tek bağlantı, tam bağlantı, ortalama bağlantı, ward, medyan, ağırlık merkezi) ve iki adet hiyerarşik olmayan kümeleme yöntemi (k-ortalamalar, k-medoid) belirlendikten sonra R 3.5.1 ve SPSS 16.0 programları kullanılmıştır. Küme sayısını belirlemek amacıyla alt limiti 5 ve üst limiti 12 küme olmak üzere 14 adet küme geçerlilik indeksi kullanılmış ve en uygun küme sayısının 5 olmasına karar verilmiştir. Uygulanan analizler sonucunda tüm kümeleme analizi yöntemlerinde İstanbul ili tek bir aykırı gözlem şeklinde büyük bir farkla öne çıkmıştır. Hiyerarşik yöntemler arasında kümeleme analizi yöntemlerinin başarısını ölçmek amacıyla kullanılan kofenetik korelasyon katsayısının en iyi değeri gösteren yöntemi tek bağlantı yöntemi olmuştur. Bu yöntemin sonucuna göre de İstanbul, İzmir, Ankara ve Antalya diğer illerden ayrılmıştır. Hiyerarşik olmayan yöntemlerde de genel itibariyle Marmara, Ege bölgesi ve Akdeniz bölgesi illeri birbirine yakın karakterde il grupları olarak öne çıkmış, Doğu Karadeniz, birçok Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi illeri de birbirine yakın benzerlikte çıkmışlardır. Karadeniz bölgesinde Samsun ve Trabzon illeri bir nebze farklı görünmektedir. Analiz sonuçları, en büyük nüfusa sahip büyükşehir illerinin kalan illere göre ulaşım bakımından farklı durumda olduklarına işaret etmektedir.

Kümeleme analiziKümeleme yöntemiUlaştırma+3
Erkan Altın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Göçmen nüfusun sağlık durumunu belirleyen faktörlerin lojistik regresyon ile incelenmesi: Adana örneği

Bu çalışmada Adana'daki göçmen nüfusun sağlık durumunu belirleyen faktörlerin tespit edilmesi ve sosyoekonomik ya da davranışsal faktörlerin rapor edilen sağlık durumu üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini Adana'da ikamet eden kırılgan grup üyeleri arasından tesadüfi örnekleme ile seçilen 410 birey oluşturmaktadır. Araştırmanın bağımlı değişkeni göçmenlerin rapor ettikleri sağlık durumu olup bu değişken yalnızca iki değer almaktadır. Bağımlı değişken olan sağlık durumunun kategorik bir değişken olması nedeni ile bağımsız değişkenlerin bu değişken üzerindeki etkisi lojistik regresyon analizi ile incelenmiştir. Bireylerin yaşı her 1 yıl arttığında sağlıklı olma olasılıkları olmama olasılıklarına göre ortalama 0,948 kat azalmaktadır. Eğitim düzeyi ilkokul olan okur-yazar olmayan bireyler eğitim düzeylerine ilkokula çıkardıklarında sağlıklı olma olasılıkları olmama olasılıklarına göre ortalama 2,532 kat artığı bulunmuş, bireyler eğitim düzeylerine üniversiteye çıkardıklarında sağlıklı olma olasılıkları olmama olasılıklarına göre ortalama 5,842 kat artmaktadır. Çalışan bireyler için sağlıklı olma olasılığı, sağlıklı olmama olasılığının ortalama 2,236 katı olduğu bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Göç, kırılgan grup, sağlık, kategorik değişken, lojistik regresyon

AdanaGöçlerGöçmenler+6
Selda Soygözen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyo-ekonomik faktörlerin konut fiyatları üzerine etkisinin mekansal analizi

Gayrimenkul sektörü gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde ekonomik büyümenin önemli faktörlerinden biridir. Dolayısıyla bu sektörde yaşanan bir gelişme tüm ekonomiyi etkilemektedir. Gayrimenkul sektörünün Türkiye ekonomisinde de büyük bir paya sahip olması nedeni ile bu alana dair yapılan çalışmalar giderek önem kazanmaktadır. Gayrimenkul sektörünün önemli göstergelerinden biri konut fiyatlarıdır. Bu çalışmada, konut fiyatlarının belirlenmesinde büyük rol oynayan ve konut talep fonksiyonun belirleyicilerinden biri olan birim metrekare konut fiyatları ele alınmış ve bu fiyatları etkileyen sosyo-ekonomik faktörler mekansal ekonometrik analiz çerçevesinde belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla 81 ili kapsayan 2018 yılına ait yatay kesit verileri kullanılmıştır. Çalışmayı diğer çalışmalardan ayıran yönü; sosyo-ekonomik faktörleri göz önünde bulunduran, iller düzeyinde yapılan ve tüm Türkiye'yi kapsayan bir çalışma olmasıdır. Analiz sonuçları sosyo-ekonomik faktörlerden bin kişi başına düşen hekim sayısı, bitkisel ürün üretim miktarı, kanalizasyon şebeke oranı, nüfus yoğunluğu, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, konutların ortalama metrekaresi ve toplam yaş bağımlılık oranının konut fiyatlamasında önemli faktörler olmalarının yanı sıra fiyatlar üzerinde doğrudan ve dolaylı mekansal etkilere de sahip olduklarını göstermektedir. Analiz sonuçları ayrıca, bir ildeki konut fiyatlarının oluşumunda komşu illerdeki konut fiyatlarının da etkili olduğunu göstermektedir.

FiyatlandırmaGayrimenkul değerlemeGayrimenkul sektörü+7
İsmail Serbes
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Daha iyi yaşam için çok boyutlu refah

Nasıl yaşanacağına dair etik bir doktrin olan Nichomachean Ethics'te, Aristoteles'in bireysel mutluluk görüşü, iyi (mutlu) bir yaşam için erdem ile en yüksek fayda gibi objektif yönleri işaret eder. Bu, birinin kendini gerçeklemesiyle, yani Ryff ve Singer (2008) kavramsallaştırdığı gibi "eudaimonia" ile gerçekleştirilebilir. Diğer taraftan kısa vadeli, şimdiki veya hedonik refah esasen bir insanın hayatı hakkında nasıl hissettiğidir. Felsefi görüşler üzerine inşa edilen, subjektif refah üzerine yapılan çalışmaların çoğu bu iki ana bakış açısından kaynaklanmaktadır (Ryan & Deci 2001; Aslam & Corrado, 2012; Huta, 2015). Herbiri bir bağımlı latent subjektif refah değişkeni ve beş bağımsız değişkenden oluşan logit, sıralı logit, genelleştirilmiş sıralı logit modeller kullanılarak mikro düzeyde (il içerisinde) subjektif refah üzerine etkiler Stata kullanılarak hesaplanmıştır. Bu tezin iki amacı vardır. Birincisi, zaman çerçevesinin öneminin bir belirleyici olup olmadığını bulmak için zaman çerçeveli mutluluk üzerine mekansal etkiler üzerine farklılıkları ölçmektir. İkincisi, sosyo-ekonomik, sosyal sermaye ve mekânsal değişkenlerin yaşam memnuniyeti ve yaşam kalitesi gibi subjektif refah bileşenleri üzerine etkilerini ölçmektir. Genel kanıtlar (1) sosyo-ekonomik, sosyal sermaye, algılanan mekansal faktörlerin, objektif mekansal faktörlerden daha önemli olduğunu (2) mutluluk üzerine mekansal etkilerde bazı ikili farklılıklar olduğunu; (3) mekansal (kentsel-kırsal farkı) etkinin, bir haftalık mutluluğu açıklamada diğer subjektif refah ölçülerine göre daha güçlü olduğunu; (4) mahalle güvenliğinin yaşam kalitesi dışındaki tüm bileşenler üzerine etkisinin, konut maliyetinden daha güçlü olduğunu; (5) mekansal faktörlerin, mutluluk için sosyo-ekonomik ve sosyal sermaye faktörlerinden daha önemli olduğunu; (6) yaşam kalitesi, hedonik mutluluk, genel mutluluk ve yaşam memnuniyetinin, Gini katsayısının yokluğunda hiçbir objektif mekansal önem göstermediğini; (7) insanlara güvenin, tüm bileşenler için görüşme sıklığından daha önemli olduğunu; (8) tüm subjektif refah bileşenleri üzerine, sağlık durumunun etkisinin sosyo-ekonomik değişkenlerden daha güçlü olduğunu; ve (9) Gini katsayısının (gelir eşitsizliği) daha çok yaşam memnuniyeti ve genel mutluluk ile, mutlak yoksulluk sınırının ise mutluluk ve yaşam kalitesi ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu araştırma iller bazında uygulanırsa Türkiye'nin genel refahını OECD ortalamasının üzerine çıkarmak için gerekli olan politikalar belirlenebilir. Bu tezin, hedonik mutluluk üzerine mikro-mekânsal etkilerin ve çok boyutlu refahın önemini göstererek gelişmekte olan ülkelerin literatürüne katkıda bulunması beklenmektedir. Sonuç olarak, belediyeler ve sosyal devlet kurumları subjektif refahın tüm boyutlarını göz önünde bulundurarak Adana mahallelerinde refahı artırmak için yeni politikalar oluşturmalıdır. Sonuçların kentsel sorunların çözümüne katkı sağlayacağı ve çözümlerin makro düzeye yansıyacağı düşüncesi/beklentisi bu tezin özgün değerini ortaya koymaktadır.

MekanMutlulukRefah+5
Can Mavruk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Blok zincir teknolojisi kullanma niyetine etki eden faktörlerin incelenmesi

Son zamanlarda iletişimin büyümesi, bilgi teknolojisindeki gelişmelerinde altında yer alan dijital ekonomi, piyasa işlemlerinin de dijitalleşmesiyle büyük ilgi gören bir konu haline gelmiştir. Dijital ekonominin içerisinde yer alan ve şu anda geleneksel ticari alışveriş biçimlerini değiştiren sanal para birimi yani kripto paralar bankacılık sisteminin aksine merkezi olmayan yapıdadır. Bu yapının kontrolünü sağlayan blok zincir veri tabanı ise güvenilir bir aracıya ihtiyaç duyulan tüm hizmetlerde kullanılabilmesi adına ve sağladığı imkanlarla ve çeşitli uygulamalarla geniş bir yelpazeye sahip olan bir teknolojidir. Böylelikle bu çalışmanın amacı, dijital ekonomiye geçiş sürecinde kişi veya kişilerin blok zincir teknolojisine olan yatkınlığını ve niyetini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, iyimserlik ve yenilikçilik gibi faktörlerle, bireylerin blok zincir teknolojisine yatkınlığı/hazır olma hali ve teknoloji kabul modeliyle blok zincir ve kullanma niyeti blok zincir kullanma niyetini etkileyen faktörler önerilen bir yapısal eşitlik modeli ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda, iyimserlik ve yenilikçilik faktörlerinin algılanan kullanışlılık ve algılanan kullanım kolaylığı faktörlerini pozitif ve önemli düzeyde etkilediği görülmüştür. Ayrıca algılanan kullanışlılık ve algılanan kullanım kolaylığı faktörlerinin de blok zincir kullanma niyeti üzerinde önemli düzeyde etkili olduğu gözlenmiştir.

BlockchainBlok zinciri sistemiSayısal para+5
Ecem Sarıoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de eğitimde toplumsal cinsiyet eşitsizliği: Bir mekânsal ekonometrik analiz

Toplumsal cinsiyet, bireylerin, toplumda etkin bir rol alması, toplumla uyum içinde yaşayabilmesi, haklarını bilmesi ve kullanabilmesi ile yakından ilişkilidir. Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitsizliği; çalışma yaşamı, sağlık, karar mekanizmalarına katılım alanlarında olduğu gibi eğitim alanında da kendini göstermektedir. Ülkemizde ilköğretim düzeyinde cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması hedefine ulaşılmasına rağmen, orta öğretimde eğitime devam etmeyen özellikle kız çocuklarının oranının oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Kadın ve erkek ayrımı yapılmadan bireylerin eğitime katılmaları özellikle de kadınların eğitiminin arttırılması oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, 2019 yılı Türkiye İstatistik Kurumundan elde edilen göstergelere ilişkin veriler kullanılarak toplumsal cinsiyet olgusu temelinde, Türkiye'de 81 il bazında kadın ve erkeklerin ortaöğretimde okullaşma, lise ve üniversite mezunu oranının sosyo-ekonomik göstergeler arasındaki ilişkisini mekânsal ekonometrik analiz ile incelemektir. Bu amaçla toplumsal cinsiyet olgusu ve iller arasındaki etkileşim daha iyi ortaya konacak ve özellikle eğitimin bir ülkenin kalkınmasındaki önemi dikkate alındığında bu çalışma bölgesel kalkınma literatürüne katkı sağlayacaktır. Çalışmada mekânsal ekonometrik analiz yönteminin seçilmesinin nedeni, iller arasında kadın ve erkeklerin eğitimi bakımından bir etkileşim olup olmadığını görebilmektir. Analizlerde mekânsal bağımlılık testleri yapılmış ve en uygun mekânsal ekonometrik modelin seçimi gerçekleştirilmiştir. Ardından mekânsal modeller tahmin edilmiş ve elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, illere ait kadın ve erkeklerin eğitim düzeyinin birbirine yakın olan yerlerde benzer değerler alması illerin birbirinden etkilendiğini göstermiştir.

Cinsiyet eşitsizliğiEkonometriEkonometrik analiz+4
Beyza Nur Ok
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Robust optimizasyon yöntemi ile portföy analizi: BİST100 hisseleriyle bir uygulama

Varlıkların portföy içinde hangi oranda yer alacağı problemi yatırımcının karşılaştığı en büyük sorundur. Yatırımcı, getirisini maksimum yapacak varlık bileşenini ararken üstlendiği riskin de minimum olmasını amaçlar. Portföy optimizasyonu problemleri yatırımcıların bu isteklerini bir araya getirerek model portföyler oluşturmaktadır. Fakat yatırım riskinin tamamen ortadan kaldırılması mümkün değildir. Yatırım yapan yatırımcı sistematik ve sistematik olmayan risklerin yanında modelden kaynaklı risklerle de karşı karşıyadır. Hesaplama hataları, yanlış model optimizasyonu ve sapmalı parametre tahmini söz konusu risklere örnektir. Klasik portföy optimizasyonunda bu riskler mevcutken, belirsizliği dikkate alan robust optimizasyon modelleri sözü edilen risklerin önemli bir kısmını dağıtmaktadır. Bu tür modeller belirsizlik setleri dahilinde en kötü senaryoya dayanarak portföyler oluşturur. Böylelikle modelden kaynaklanan riskler minimum düzeye inerken, elde edilen çözümlerin optimal kalması belirlenmiş bir olasılık düzeyiyle garanti altına alınmaktadır. Robust optimizasyon yönteminde belirsizlik setlerinin doğru kurulması çözümün güvenirliliğini arttıran bir faktördür. Sadece geçmiş gözlemlerden hesaplanan ortalama getiriler, varlıklara ilişkin doğru tahmini (öngörü) garanti etmediği için robust bir yöntem kullanılmak daha güvenilir çözümler üretmeyi sağlayacaktır. Bu bağlamda uygulama aşamasında belirsizlik setleri oluşturmak amacıyla bootstrap yöntemi kullanılmıştır. Bootstrap yöntemi mevcut gözlemlerden alt örneklemler oluşturarak anakütle parametrelerine ilişkin çıkarım yapmaya yaramaktadır. Alt örneklem ortalamalarından elde edilen dağılımın uç noktalarındaki değerler belirsizlik setlerinin sınırlarını temsil etmektedir. Böylelikle, arzu edilen güven düzeyinde belirsizlik setleri oluşturulabilmektedir. Tezin amacı bootstrap metoduyla robust optimizasyon yöntemini birleştirerek hem beklenen getiriler, hem de çözümle ilgili güçlü sonuçlar elde etmektir. Bu şekilde robust optimizasyon, çözümün optimal kalmasını yüksek bir olasılıkla sağlarken bootstrap yöntemi beklenen getiri oranlarının önceden belirlenen güven düzeyiyle minimum ve maksimum alacağı değerleri belirleyecektir. Uygulamada birçok amaç fonksiyonunu optimize etmek mümkündür. Fakat, getiri maksimizasyonunu ve risk minimizasyonunu eş zamanlı gerçekleştirmesi nedeniyle, amaç fonksiyonu Sharpe oranı olan fomülasyon tercih edilmiştir. Ek olarak, %99, %97.5, %95, %90, %80 ve %70 güven düzeyelerine sahip bootstrap belirsizlik setleri robust optimizasyon modeliyle birleştirilerek piyasa ortalama getirisinin üstünde getiri sağlayan portföyler oluşturulmuştur. Portföyler oluşturulurken Bertsimas ve Sim (2004) tarafından önerilen robust model kullanılmıştır. Bu şekilde belirsiz parametre sayısı da model dahil edilmiştir. Bulgular, oluşturulan portföylerin değerlenme oranlarının piyasa ortalamasının üzerinde olduğu göstermiştir. Ayrıca oluşturulan portföyler örneklem dışı dönemde de endeks getirisinden yüksek beklenen getiri sağlamıştır. Sonuç olarak, tahmin edilen portföyler hem parametre olarak hem de çözüm olarak belirsizliğe karşı robust çözümler üretmiştir.

BelirsizlikBorsa İstanbulHisse senetleri+6
Salih Çam
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 salgını sürecinde vaka artışlarının Türkiye ekonomisi üzerine etkisi ve finansal piyasalar üzerine bir uygulama

Bu tezde COVID-19 korona virüs salgın döneminde günlük vaka sayısına bağlı olarak bir sonraki gün borsa endeksindeki ve dolar döviz kurundaki hareketler bir adımlı stokastik Markov zincirleri yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Seçilen günler için ayrıca vaka sayısından bağımsız olarak günlük borsa endeksi ve dolar kurundaki değişimler incelenmiştir. Bu yatırım araçları üzerinde günlük vaka sayısına göreli ve göreli olmayan Markov modelleri oluşturulmuştur. Geçiş olasılık matrisleri bulunmuş ve kuvvetleri alınarak denge durumundaki limit matrisleri hesaplanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar: i) Günlük vaka sayısının azalmasının sonrasındaki günlerde 0,6761 en yüksek olasılık ile borsa endeksinde pozitif yönlü hareket olacaktır. ii) Vaka sayısındaki artış sonrasındaki günlerde ise 0,6184 en yüksek olasılık ile dolar kuru getirisi ile artan yöndedir. iii) Durağanlık durumunda vaka sayıları artma veya azalma yönündeki hareketlerinden bağımsız olarak dolar kurundaki artış olasılığı 0,5541, azalma olasılığı ise 0,4459 dir. Borsa endeksinin getirisi ise durağanlık durumunda 0,5971 olasılık ile pozitif, 0,4029 olasılık ile negatif olarak hesaplanmıştır. İv) Vaka sayılarına göreli denge durumunda dolar kuru ve BIST 100 endeksi pozitif yönlü olarak hesaplanmıştır. v) Dolar kuru günlük değişimlerinden elde edilen geçiş olasılık matrislerine göre en yüksek olasılıklar sırasıyla; dolar kurunda artan bir günden artan güne geçiş olasılığı 0,6828 dir. Dolar kurundaki azalan bir günden azalan güne geçiş olasılığı 0,5087, azalan günden artan güne geçiş olasılığı 0,4913, artan günden azalan güne geçiş olasılığı 0,3172 dır.vi) BIST 100 günlük değişimlerinden elde edilen geçiş olasılık matrisine göre en yüksek olasılıklar sırasıyla; BIST 100 endeksinde artan bir günden artana güne geçiş olasılığı 0,6347 dir. BIST 100 endeksinde azalandan bir günden artana güne geçiş olasılığı 0,5824 bulunmuştur. BIST 100 endeksinde azalandan günden azalan güne geçiş olasılığı 0,4176 olmuştur. BIST 100 endeksinde artandan bir günden azalan güne geçiş olasılığı 0,3653 olarak elde edilmiştir. Vii) Denge durumu sonuçlarına göre dolar kurundaki artış olasılığı 0,6077, azalma olasılığı ise 0,393 olarak bulunmuştur. BIST 100 endeksinin getirisi ise durağanlık durumunda 0,6145 olasılık ile pozitif, 0,355 olasılık ile negatif olarak hesaplanmıştır. Dolar kurunun ve Bist100 endeksinin getirisi pozitif yönlü olarak hesaplanmıştır.

BorsaBorsa endeksiCOVID 19+7
Kübra Kaplan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık hizmetlerinden memnuniyetin araştırılması: Bir kalitatif tercih modeli uygulaması

Sağlık hizmetlerinin sunumu ve bireylerin bu hizmetlerden memnuniyeti konusunda birçok ülke reform çalışmaları içerisindedir. Sağlık hizmetlerinin hastalar tarafından değerlendirilmesi ve sunulan hizmetlerin etkin ve kaliteli olması ülkelerin kalkınması için önemlidir. Sağlık sisteminde yaşanan sorunların, toplumun sağlık düzeyini ve mutluluğunu olumsuz yönde etkilemesi kaçınılmazdır. Bu bağlamda önemini her geçen gün arttıran sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, sağlık altyapısı ve bireylerin sağlık hizmetlerinden duydukları memnuniyete yönelik çalışmalar sağlık politikalarında önemli bir yer teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen 2008 ve 2012 yılları Türkiye Sağlık Araştırması anketi verileri kullanılarak bireylerin Kamu Hastaneleri, Özel Sağlık Kurumları, Sağlık Ocakları ve AÇSAP Merkezleri ile Aile Hekimleri ve Pratisyen Hekimler, Uzman Hekimler ve Diş Hekimleri'nin vermiş olduğu sağlık hizmetlerinden memnuniyetin sıralı logit model kullanılarak araştırılmasıdır. Analiz sonuçlarına göre, 2008'den 2012 yılına doğru bireylerin sağlık hizmetlerinden memnuniyetinde önemli bir artış olduğu görülmüştür. Bireylerin yaşı arttığında sağlık hizmetlerinden memnun olma olasılıkları artarken, gelir ve eğitim seviyelerinin artması sağlık hizmetlerinden memnun olma olasılıklarını düşürmüştür. Ayrıca bireylerin sağlık durumlarının iyileşmesi ve olumlu ruh halleri memnun olma olasılıklarını arttırmıştır.

Hasta memnuniyetiKalitatif modellerSağlık hizmetleri+1
Emre Okay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de hanehalkının sahip olduğu bilişim teknolojileri ürünleri sayısının araştırılması: Bir sayma veri modeli

Bu çalışmanın amacı, 2013 yılı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması mikro veri seti kullanılarak Türkiye geneli, kentsel ve kırsal kesim için hem 6-15 yaş arası çocukların hem de yetişkinlerin sahip olduğu bilişim teknolojileri ürünleri sayısını belirleyen faktörlerin sayma veri modeli ile incelenmesidir. Bu çalışma, Türkiye'de hanehalkında çocuklar ve yetişkinler bazında sahip olunan bilişim teknolojileri ürünleri sayısını ampirik olarak inceleyen ilk çalışmadır. Bir hanedeki bilişim teknolojileri ürünleri kullanımını etkileyen en önemli faktörler; hanehalkı geliri, yaş, cinsiyet, eğitim seviyesi, meslek ve yerleşim yeridir. Bu çalışmada, belirtilen bu faktörlerin yanı sıra bilgisayar ve internet kullanım yılı, internet kullanım sıklığı, bilgisayar kullanım amaçları gibi faktörler, hanehalkında çocukların ve yetişkinlerin sahip olduğu bilişim teknolojileri ürünleri sayısının analizinde kullanılmıştır. Hanehalkında belirlenen bir süreç içerisinde sahip olunan bilişim teknolojileri ürünleri sayısının sayma değişken ile ifade edildiği bu çalışmada, bilişim teknolojileri ürünleri sayısı modellerinde Poisson Quasi Maksimum Olabilirlik Tahmin Yönteminden faydalanılmıştır. Elde edilen tahminlerin geçerliliğini araştırmak amacıyla bootstrap tekniğine başvurulmuştur. Robust Poisson regresyon modelinden tahminlenen standart hatalar ile Bootstrap tekniği ile tahminlenen standart hatalar karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada gerçekleştirilen analizler, Türkiye'de 6-15 yaş arasındaki çocukların ve yetişkinlerin sahip olduğu bilişim teknolojileri ürünleri sayısının doğudan batıya ve kırsal kesimden kentsel kesime doğru artış gösterdiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, çocukların yaşı arttıkça sahip oldukları bilişim teknolojileri ürünleri sayısı azalmakta, yetişkinlerde ise artmaktadır. Bunun yanında, eğitim seviyesinin çocukların sahip olduğu bilişim teknolojileri ürünleri sayısı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı, yetişkinlerin eğitim seviyesinin artmasının ise bu anlamda pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bir diğer önemli bulgu ise, hanehalkı gelirinin hem çocukların hem de yetişkinlerin sahip olduğu bilişim teknolojileri ürünleri sayısını arttırdığıdır.

Bilişim teknolojisiHanehalkıHanehalkı tüketimi+1
İlknur Balyaner
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de illerin sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksinin mekânsal ekonometrik analizi

Bölgeler ya da iller arasındaki gelişmişlik farklılıkları tüm ülkeler açısından büyük sorunlar teşkil etmektedir. Bu nedenle, dünya genelinde bölgeler arasındaki gelişmişlik farklılıklarını azaltmaya yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Türkiye'de geçmişten günümüze, bölgeler arasındaki gelişme farklılıklarını ortadan kaldırmak için kalkınma planları, bölgesel kalkınma projeleri ve yatırım teşvikleri ile ilgili pek çok çalışma yapılmıştır. İller arasındaki gelişmişlik farklılıklarının nicel olarak belirtilebilmesi için illerin sosyo-ekonomik gelişmişlik endekslerinin oluşturulması gerekmektedir. Bu amaçla bu çalışmada, Türkiye'deki illere ait 2008 – 2015 yıllarını kapsayan çeşitli ekonomik, fiziki ve sosyal gösterge kullanılmıştır. Öncelikle her göstergeye eşit ağırlık verilerek illere ait ekonomik, fiziki ve sosyal gelişmişlik endeksleri hesaplanmış, daha sonra tüm boyutlara eşit ağırlık verilerek illere ait genel gelişmişlik endeksi hesaplanmıştır. İllere ait sosyo-ekonomik gelişmişlik endekslerinin birbirine yakın olan yerlerde benzer değerler alması illerin gelişmişlik düzeylerinin birbirinden etkilenebileceğini göstermektedir. Mekânsal ekonometri birimler arasındaki mekânsal etkileşimi dikkate alan ekonometrinin bir alt dalıdır. Mekânsal ekonometrinin teorik düşüncesi Tobler (1970)'in "Her şey birbiri ile ilişkilidir; ancak yakın şeyler daha çok ilişkilidir" yasasından ileri gelmektedir. Buna göre coğrafi olarak birbirine yakın olan illerin benzer gelişmişlik düzeyinde olması beklenmektedir. Bu nedenle illerin gelişmişlik düzeylerini etkileyen faktörler incelenirken mekânsal ekonometrik analiz yöntemi tercih edilmiştir. Bu çalışmada ele alınan mekansal ekonometrik modelde 2008-2015 yıllarını kapsayan farklı ekonomik, fiziksel ve sosyal göstergeler kullanılmıştır. Bu çalışma ile illerin gelişmişlik düzeylerini etkileyen faktörler, illerin gelişmişlik düzeylerinin mekânsal olarak birbirinden etkilenip etkilenmediği ve illerin gelişmişlik düzeylerinin birbirinden nasıl etkilendiği araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksi, Mekânsal ekonometri, Türkiye.

Ekonometrik analizMekansal analizMekansal ekonometri yaklaşımı+1
Gökhan Özkubat
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil enerjiye geçiş döneminde yenilenebilir enerjinin enerji güvenliği üzerine etkileri: ampirik bir uygulama

Günümüz dünyasında, enerji ihtiyaçları hızla artarken, enerji kaynaklarına erişim ve bu kıt kaynakların sürdürülebilir kullanımı kritik bir öneme sahip olmuştur. Bu kaynakların her devlette yeterli miktarda bulunmaması, dağıtılmasının ya da iletilmesinin yüksek maliyetlerinin olması, rezervlerin giderek azalması ve en önemlisi de çevreye, insan sağlığına verdiği önemli zararlardan dolayı enerji üretiminde yeni kaynaklara ihtiyaç duyulmasına neden olmuştur. Ayrıca, jeopolitik sorunlar, doğal afetler veya geçici ekonomik olaylar nedeniyle enerji arzındaki kesintilerin, enerji ithal eden ülkeler üzerinde geniş kapsamlı olumsuz ekonomik ve sosyal etkileri; gelir kaybı nedeniyle de üretici ve transit ülkeler üzerinde yine ciddi olumsuz etkilere sahip olduğu uzun zamandır kabul edilmektedir. Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye, yüksek enerji ithalat bağımlılığı ve enerji rezervlerinin yetersizliği nedeniyle en hassas ülkeler/birlikler arasında yer almaktadır. İthal enerjiye olan bu bağımlılık, siyasi istikrarsızlığın, Libya'dan petrol ve gaz ithalatının düşmesine yol açtığı 2011 Arap Bahar'ında görüldüğü gibi, Avrupa ülkeleri ve Türkiye'yi arz kesintilerine karşı savunmasız hale getirmektedir. Ayrıca, Fosil yakıt ve nükleer enerji üretimi ve tüketimi, insan sağlığını ve yaşam kalitesini tehdit etmektedir. Bu durum, ekolojik dengeyi ve biyolojik çeşitliliği etkileyen çevresel bozulma ile yakından bağlantılıdır. Bu nedenle, hızla artan küresel enerji ihtiyacının, onarılamaz çevresel zararlar olmadan karşılanabilmesi, ayrıca mevcut ve gelecek nesillerin hayatını tehlikeye atmaması gereken enerji sistemlerini kullanmak için dünya çapında bir yönelim olması gerektiği açıktır. Bu bağlamda, yenilenebilir enerji kaynakları, yerli kaynakları kullanan, hem havayı kirletmeyen hem de sera gazı emisyonları neredeyse sıfır olan enerji hizmetleri sağlama potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, yeşil enerjiye geçiş döneminde yenilenebilir enerji kaynakları üretiminin Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye'de enerji güvenliği riskini önemli ölçüde azaltma potansiyeline sahip olup olmadığını tespit etmektir. Bu bağlamda, yenilenebilir enerji kaynaklarının (rüzgar, güneş, hidroeletrik, biyokütle ve atık) enerji güvenliği üzerine etkileri panel veri teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bütün ülkeler için değişkenlerin katsayılarının homojen olduğu varsayımıyla elde edilen tahmin sonuçları, tüm panel için hidroelektrik enerji kaynağının bazı Avrupa Birliği ülkeleri ile Türkiye'nin enerji güvenliği riskini azaltabileceğini, Biyokütle ve atık enerji kaynağının ise enerji güvenliği riskini olumsuz yönde etkileyebileceğine işaret etmektedir. Her bir ülke için değişkenlerin katsayılarının heterojen olmasına izin verildiğinde ise seçilmiş Avrupa ülkeleri ve Türkiye için katsayıların, işaretlerinin, büyüklüklerinin ve istatistiksel anlamlılıklarının ülkeden ülkeye değiştiği ortaya konmuştur.

Avrupa BirliğiYenilenebilir enerji
Taha Ekrem Sökmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
11
DoctorateOpen AccessEN

Evaluation of macroeconomic performance of Sub-Saharan africa countries with MCDM methods

SSA countries were significantly affected by the COVID-19 pandemic that erupted in 2020, like many other countries. Although macroeconomic performance was severely weakened during the COVID-19 period, it was positively affected by the expansionary policies implemented in the period following COVID-19 pandemic. However, after a while, it was again disturbed and fluctuated. So, the research conducted to evaluate macroeconomic performance of SSA countries, considering the period pre- and during COVID-19. For this purpose, Multi Criteria Decision Making (MCDM) methods, including Entropy, CRITIC and MEREC as weighting methods, and MARCOS, MOORA, TOPSIS and CoCoSo, are used as ranking methods. The results of ranking orders of countries are different, so the BORDA method is used to unify the final ranking. Moreover, to compare the effect of each MCDM method to the final ranking, the Taylor diagram is utilised. The results of this research revealed that South Africa, Nigeria achieved the most successful macroeconomic performance, while the worst-ranked country with the lowest macroeconomic performance was Zimbabwe and Gambia. The ranks of other countries are changing more or less with respect to the MCDM methods used. The BORDA method, which offers the unify ranking, has the capability to provide clear information to decision-makers. As with all MCDM methods, BORDA ranked the best and worst countries in similar positions. Therefore, it can be concluded that countries with strong macroeconomic performance have always maintained their top positions in the rankings of the MCDM methods used. Because of this, it is recommended that countries improve their performance so as to rank highly in terms of macroeconomic performance. The differences obtained from MCDM methods are natural due to their own algorithms. Therefore, it will be beneficial for decision-makers to use more than one MCDM method. So, it is recommended to use the BORDA method. The Taylor diagram's findings demonstrated that the TOPSIS and CoCoSo approaches yield more accurate findings. So, TOPSIS and CoCoSo methods are also recommended to be used alongside other MCDM methods in future studies. Keywords: Macroeconomic performance, Sub-Saharan Africa countries, MARCOS, TOPSIS, CoCoSo

Altayeb Alhadı Dawaı Yahıa
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00