
19
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Uluslararası ve ulusal mevzuat çerçevesinde anti-damping vergisi
Bu çalışma, anti-damping vergisi uygulamasını uluslararası ve ulusal mevzuat çerçevesinde tartışmalı yönleri ile incelemeyi amaçlamaktadır. Anti-damping vergisi, yabancı üreticilerin mal veya hizmetlerini yerel piyasada maliyetinin altında satarak haksız rekabet yaratmasını önlemek için, devletler tarafından ithalat üzerine uygulanan bir vergidir. Bu vergi, yerli üreticileri korumak ve piyasa dengesini sağlamak için bir ticaret politikası savunma aracı olarak kullanılmaktadır. Ancak anti-damping vergisi uygulamasına yönelik uluslararası ve ulusal mevzuat çerçevesinde hukuki açıdan bazı sorunlar ve eleştiriler bulunmaktadır. Bu çalışmada, dampingin ortaya çıkması bağlamında ticaretin serbestleşmesi kavramı, anti-damping vergisinin tespitine yönelik soruşturma ve verginin hesaplanma süreci incelenmiştir. Bu süreç boyunca incelenen kavramlar, uluslararası Panel ve Temyiz Organı Raporları çerçevesinde uyuşmazlığa konu olan yönleri ile incelenmiştir. Ulusal mevzuat çerçevesinde ise, verginin tahsil usulü ve mevzuattaki yeri, Anayasa'ya uygunluğu gibi konular, tartışmalı yönleri ile irdelenmiştir. Çalışmanın sonucunda, uluslararası ve ulusal mevzuatta belirsiz bırakılan kavramların tanımlarına yönelik detaylı açıklamalar eklenmek suretiyle, imzalanmış olan uluslararası anlaşmaların ve ulusal mevzuatın revize edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ulusal mevzuat çerçevesinde verginin hukuki niteliğine ilişkin belirlemelerin netleştirilmesi gerektiği vurgulanmış, ulusal çerçevede tartışılan yönleri ortaya konulmak suretiyle, tartışmalara dair çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Damping, Anti-damping, Anti-damping Vergisi, Ticaretin Serbestleşmesi, GATT 1994
Türkiye`de profesyonel spor kulüplerinin ve sporcuların vergilendirilmesi
11 YÜKSEK LİSANS TEZ OZU TÜRKİYE'DE PROFESYONEL SPOR KULÜPLERİNİN VE SPORCULARIN VERGİLENDİRİLMESİ CanatayHACIKÖYLÜ Maliye (Mali Hukuk) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eylül 2001 Danışman: Prof.Dr. Fethi HEPER Spor, çağımızda toplumlar üzerinde etkinliğini fazlasıyla hissettiren, giderek kurumsallaşan ve bireylerin her geçen gün daha çok ilgisini çeken bir eylemdir. Spor, başlangıçta daha çok bireysel bir ihtiyaçken bugün toplumsal yönü ağır basan, hatta toplumsal gereksinim haline gelen bir olgudur. Günümüzde, toplumsal etkisinden bahsettiğimiz sportif faaliyetler arasında ağırlığım en belirgin şekilde hissettiren spor dalı ise futboldur. Bu nedenle çalışma profesyonel futbol kulüpleri ve futbolcuların vergilendirilmesi ile sınırlandırılmıştır. Dünyada ve Türkiye'de futbol, günümüzün en gözde sektörlerinden biri haline gelmiştir. Futbol sektöründeki bu hızlı büyüme uluslararası boyutu ile birlikte vergisel problemleri de beraberinde getirmiştir. Ayrıca futbolun kayıt dışı ekonomi ve kara para aklama yollan ile birlikte anılması, futbolun mali yapısının kayıt altına alınmasını bir zorunluluk haline getirmiştir. Bu çalışmada profesyonel futbol kulüplerinin örgütsel yapılanmaları, finansal yapılan ve Türk Vergi Sistemi içindeki yerleri ile vergisel sorumluluklan ele alınmıştır.
Kurvaziyer turizmin vergilendirilmesi ve Türkiye'de uygulanan vergi teşvikleri
Deniz taşımacılığına bağlı turizm içerisinde yer alan kurvaziyer turizm son yıllarda önemli gelişmeler kaydetmiştir. Özellikle lüks ve her türlü konfora sahip büyük gemilerle seyahat cazip hale gelmiştir. Dolayısıyla bu alanda farkındalığın artması için yeni oluşumlar ortaya çıkmıştır.Türkiye'nin coğrafi konumu değerlendirildiğinde Avrupa Birliği ve bazı dünya ülkeleri için deniz yolu ile ulaşımda önemli bir kesişim noktası olması parallelinde kurvaziyer turzimin gelişmesi için birtakım vergi teşviklerinin uygulanması gerektiği ortaya çıkmıştır. Ancak bu konuda çok fazla bir çalışma yapılmadığı ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla kurvaziyer turizmin vergilendirilmesi ve uygulanan vergi teşviklerini bütün yönleri ile ele alan bir ilk çalışma olarak değerlendirilebilir.Anahtar Kelimeler: Kurvaziyer Gemi, Vergi Teşvikleri, Türk Uluslararası Gemi Sicili
Türkiye'de vergi denetiminin mükellefler üzerindeki etkisi (Manisa ili vergi mükelleflerinin denetime bakışı üzerine bir anket çalışması)
Vergi, devletin kamu harcamalarının finansmanını karşılamak üzere toplumu meydana getiren kişi ve kurumlardan kazançlarına göre, karşılıksız ve zorunlu olarak aldığı ekonomik değerlerdir. Günümüz vergi sistemleri büyük ölçüde beyan usulüne dayanmaktadır. Bu usulde, mükellefler veya vergi sorumluları vergi matrahını kanunda belirtilen usuller çerçevesinde kendi hesaplayarak vergi dairesine beyanname ile bildirmektedir. Mükellef bu usulde aktif bir rol oynamaktadır. Bu nedenle mükellef tarafından beyan edilen vergi matrahının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı büyük önem taşımakta olup, bu durum ise etkin bir vergi denetimini zorunlu kılmaktadır. Vergi denetimi ise, vergi kanunlarında yer alan hükümlere uyulup uyulmadığını ve ödenecek verginin doğruluğunu araştırmak ve tespit etmek ve sağlamak üzere yapılır. Beyan edilen kazançların gerçeğe uygun olup olmadığı da ancak vergi denetimleri ile ortaya çıkmaktadır.Vergi idaresinin en önemli uygulaması vergi denetimidir. Denetimler, denetim birimlerinin yapısı ve denetmenlerin davranışları doğrudan mükellefin tutum ve davranışları üzerinde etkili olmaktadır. Denetim özellikle mükellefler üzerinde önleyici, düzeltici ve eğitici etkisiyle vergi kayıp ve kaçaklarını azaltmada önemli bir faktördür. Ayrıca denetim, mükelleflerin yasalara uygun davranmasını sağlayarak vergiye uyumun arttırılmasını sağlamaktadır.Bu çalışmada, vergi denetiminin teorik temelleri ele alınmış, vergi denetiminin Türkiye'deki tarihsel gelişiminden bahsedilmiş ve ülkemizde vergi denetiminin istenen düzeyde ve etkinlikte yapılmadığının nedenleri ve vergi denetiminin yeniden yapılandırılması için alınması gereken tedbirler üzerinde durulmuştur. Son olarak da vergi mükelleflerinin denetime bakışını ortaya koymak üzere Manisa Merkez İlçe'de 272 vergi mükellefini kapsayan bir anket çalışması yapılmıştır.
Türk vergi sisteminde vergi incelemelerinin hukuki mahiyeti ve vergi gelirleri açısından değerlendirilmesi
Vergi, tarihsel süreç içerisinde devletlerin temel gelir kaynaklarından olmuş ve önemi her geçen gün artmıştır. Bu denli önemli bir finansman kaynağının eksiksiz ve adaletli bir şekilde toplanması gerekmektedir. Vergi denetimi kayıt dışılığın önlenmesi ve vergi gelirlerinin zamanında tahsil edilmesinde etkili olan en önemli araçlardandır. Türk Vergi Sistemi gibi beyan esasına dayanan ve mükelleflerin elde ettikleri gelirleri kendilerinin beyan ettiği vergi sistemlerinde, etkin bir denetim mekanizmasının olması şarttır. Türkiye' de vergi denetimi Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde yer alan "Vergi Denetim Kurulu" ile "Gelir İdaresi Başkanlığı" vasıtası ile yürütülmektedir. Vergi idaresinin 2000-2023 yılları arasındaki denetim faaliyetlerine ilişkin niceliksel sonuçlar içeren ve söz konusu yıllar içerisinde yaşanan değişimlerin vergi gelirleri üzerindeki etkilerinin ele alındığı çalışmada, vergi denetiminde etkinliğin sağlanamadığı durumlar ve olası nedenleri üzerinde durulmuştur. Çalışmada vergi denetiminin en etkili ve kapsamlı yöntemi olan vergi incelemeleri ve vergi inceleme sürecine ilişkin hukuki mevzuat ayrıntıları ile ele alınmış, vergi incelemeleri özelinde tespit edilen ve vergi denetimin etkinliğine ilişkin fikir veren sayısal veriler tablolar ve grafiklerle değerlendirilmiştir. Vergi inceleme faaliyetleri çerçevesinde elde edilen verilerin vergi gelirleri yönünden değerlendirildiği ve OECD ülkeleri ile karşılaştırmaların yapıldığı çalışmada; vergi idaresi, mükellefler ve toplumsal yapıdan kaynaklanan faktörlerin Türkiye' deki vergi denetiminin etkinliği üzerinde nasıl değişimler yarattığı açıklanmış ve etkin bir vergi denetimi için gerekli olan hususlar önerilmiştir.
Küreselleşme kavramı iktisadi boyutu ve Türkiye'ye yansıması
Bu çalışmada, küreselleşme kavramı, iktisadi boyutu ve Türkiye'ye yansıması elealınmıştır. Küreselleşme kavramının gelişiminde önemli olan üç ana tarih vardır. Bunlar; 1789 Sanayi Devrimi, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı ve 1991 SSCB'nin dağılması tarihleridir. Buçalışmada bu üç tarihin dünya küresel ekonomisine etkileri tarihi süreç içinde değerlendirilmiştir. Dünyadaki belli başlı küresel mali olaylar ele alınarak Türkiye'yeetkilerine yer verilmiştir.Bu tez üç ana bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde, Küreselleşme kavramı elealınmıştır. İkinci bölümde, küreselleşmenin iktisadi tarihi ele alınarak küreselleşmeninekonomik faktörleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde, küreselleşmenin, cumhuriyetöncesinden günümüz Türkiye'sine kadarki etkileri incelenmiştir.
Yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işlerinin vergilendirilmesi ve muhasebeleştirilmesi (Türkiye uygulaması)
Gelir Vergisi Kanunu'nun birinci maddesinde gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır denilmek suretiyle, vergiye tabi gelirin belirlenmesi açısından takvim yılının esas alınacağı ifade edilmektedir. Genel kural bu olmakla birlikte, bazı faaliyetler açısından durum farklıdır. Bu farklılık yıllara yaygın inşaat ve onarma işlerinde açıkça görülmektedir. İnşaat ve onarım işlerinde elde edilen kazançlar Gelir Vergisi Kanunu'nun ticari kazançlar ile ilgili hükümlerine göre vergilendirilmektedir. Ancak yıllara yaygın inşaat ve onarma işlerinde işin bitim tarihinin birden fazla yıla yayılması ve gelir ve giderlerin takvim yılı içerisinde gerçek olarak tespit edilmesindeki zorluklar nedeniyle, yıllara yaygın inşaat ve onarma işleri için yıllık gelir esası prensibinin dışında başka bir vergilendirme rejimi uygulanmaktadır.Yıllara yaygın inşaat ve onarma işlerinde gelir ve giderlerin, takvim yılı içerisinde gerçek olarak tespit edilmesindeki zorluk nedeniyle uygulanan özel vergilendirme rejimi, kazancın tespit edilmesindeki zorluğu ortadan kaldırmış, ancak uygulamada başka belirsizliklere, başka tartışmalara yol açmıştır.Çalışmamızda, Gelir Vergisi Kanunu'nun 42-44'üncü maddelerinde hüküm altına alınan düzenlemeler ve bu düzenlemelerin Tek Düzen Muhasebe Sistemi açısından muhasebeleştirilmesi, uygulamada yarattığı tartışmaların neler olduğu ve bu tartışmalı konuların çözüm yollarının neler olabileceği açıklanmaya çalışılmıştır.
Serbest bölgelerde mali yapı sorunları. Ege serbest bölge örneği
Küreselleşmeyle birlikte dünyamız ortak bir ekonomik pazar haline gelmiştir. Küresel sermaye, yatırımlarını en fazla kar elde edecekleri ülkelere yapmaktadır. Bir ülkeye yabancı sermaye gelmesi demek, yatırım demek, istihdam demek, ekonomik kalkınma ve güçlenme demektir. Ülke yönetimleri, kimi zaman zararlı vergi rekabetiyle kimi zamanda yasal zeminde teşvik yasaları ve teşvik bölgeleri ile yabancı sermaye yatırımlarını ülkelerine çekebilmek için yarışmaktadırlar. Bugün toplam dünya ticaretinin yaklaşık %15'i serbest bölgelerde gerçekleşmektedir. Serbest bölgeler, sağladıkları büyük istihdam, yeni teknoloji girişi ve ülke ekonomilerine katkılarından dolayı devletler tarafından desteklenmektedirler. Aynı zamanda da, vergi teşvikleri ve gümrük işlemlerindeki kolaylıklar başta olmak üzere diğer avantajlar nedeniyle özellikle yabancı yatırımcıların tercih sebebi olmaktadırlar.İzmir-Gaziemir'de 2.2 milyon m2 alanda kurulu olan, 73'ü yabancı olmak üzere toplam 264 ihracata dönük firmanın faaliyet gösterdiği Ege Serbest Bölgesi (ESBAŞ); 3218 Sayılı Yasaya dayanan özel vergilendirme modelinin uygulandığı Türkiye'de ki 19 serbest ticaret bölgesinden biridir. Ege Serbest Bölge modeli çerçevesinde; istihdam, yatırım ve ihracat açısından sağlanan vergisel avantajlar, yerli ve özellikle yabancı yatırımcıların ekonomiksel açıdan sözü edilen bölgeyi tercih etmelerine etken olmuştur.Bu çalışmada; ilk olarak serbest bölgelerin tarihsel gelişimi anlatılıp, dünyada ve Türkiye'de ki uygulamaları ele alınmıştır. Daha sonra Türkiye'de serbest bölgelerdeki vergi uygulamaları irdelenerek, ESBAŞ modeli kurulmuştur. Takiben, vergi cenneti eşdeğeri ESBAŞ modelinin kritik kontrol noktaları oluşturularak, vergisel analiz ortaya konulmuştur. Buradan hareketle serbest bölgelerin ekonomiye katkıları üzerinde durulmuştur.
Türkiye'de bağımsız dış denetim kuruluşlarının vergi denetimi üzerindeki etkisi
Günümüzde devletler tarafından benimsenen serbest piyasa ekonomisi nedeniyle özelleştirmeler artmakta ve devletler ekonomideki üstlendikleri görevleri azaltmaya çalışmaktadırlar. Ancak ekonomik olarak özelleştirmeler yoluyla küçülmeye çalışan devletlerin üstlendikleri hizmetlerin bu yolla azalmadığı görülmektedir. Aksine gelişen ekonomilerle birlikte devletin özellikle hizmet sektöründeki görevlerinin arttığı görülmektedir. Bu artış devletin üstlendiği maliyetleri de arttırmaktadır.Devletin üstlendiği kamu hizmetlerini yerine getirmek için kullandığı en önemli araç vergileme hakkıdır. Vergilemenin temel amacı kamu hizmetlerinin finansmanını sağlamaktır.. Devlet ülkesindeki mükellefleri mali güçlerine göre vergilemeye tabi tutmaktadır.Devletin en önemli finansman kaynağı olarak kullandığı vergi gelirlerinin zamanında toplanabilmesi oldukça önemlidir. Ancak ülkemizde vergi gelirlerinin ; çeşitli nedenlerle toplanamadığı görülmektedir. Bu soruna neden olan pek çok sebep bulunmaktadır. Bu sebeplerin başında da vergi denetiminde yaşanan sorunlar ve yetersizlikler gelmektedir.Ülkemizde devlet vergi denetimi alanında oldukça yetersiz kalmaktadır. Bu sebeple devlet bazı özel kuruluşlara vergilemeye kaynak teşkil eden unsurların düzenlenmesi ve incelenmesi için yetki vermiştir. Bu konuda yetkilendirilen meslek mensupları Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirlerdir.Defter tutma , finansal tablolar analizi yaparak raporlama yapma , denetim ve tam tasdik hizmetlerinin yanı sıra danışmanlık hizmeti de veren meslek mensuplarının bir araya gelerek kurdukları bağımsız dış denetim kuruluşlarının vergi denetimini destekleyerek vergi gelirlerinin attırılmasında önemli rol oynadığı görülmektedir.Anahtar Kelimeler : 1) Bağımsız Dış Denetim , 2) Vergi İncelemesi 3) Denetçi
Vergi İcra Hukuku`nda ödeme emri ve sonuçları
ÖZETYüksek Lisans TeziVERGİ İCRA HUKUKUNDA ÖEDEME EMRİ VE SONUÇLARIUluğ İlve YücesoyDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüMali Hukuk Anabilim DalıMaliye BölümüVergi icra hukuku ile ödeme emri arasındaki ilişki, bir süreç ile ilk adımarasındaki ilişki gibidir. Ödeme emri işlemi olmaksızın vergi icra hukukudisiplini düşünülemez.Ödeme emri işlemi; hem idare hukuku, hem vergi hukuku, hem anayasahukuku hem de vergi icra hukukuyla da bağlantılıdır. İdari işlem kimliği ileidare hukukunun konusu olan ödeme emri; kanuni idare , hukuk devleti,insanhaklarına saygılı devlet ilkesi gereğince anayasa hukukuyla bağlantılıdır.Maddivergi hukukunun bir anlamda garanti edici kısmı olmasından dolayı vergihukukuyla la da bağlantılıdır.Bu çalışmada, ödeme emri işlemini maddi vergi hukuku, anayasa hukuku veidare hukuku bağlamında nasıl şekli vergi hukukunun yani vergi icrahukukunun bir parçası olduğu incelenmiştir. Öncelikle vergi icra hukukuöncesi icra hukuku incelenmiş, ardından vergi icra hukukunun temelleri veilkeleri üzerine durulmuştur. İkinci bölümde, vergi icra hukukuna konu olankamu ve vergi alacakları kuramsal,tarihsel ve mevzuat açısından elealınmıştır.Üçüncü bölüm ise vergi icra hukukunun başlangıcı ödeme emrininkuramsal temelleri incelenmiş,ödeme emri işleminin hukuk dünyasında ortayaçıkış şekli yani tebliğine kadarki süreç incelenmiştir.Tebliğ sonrası süreçte iseolasılıklara göre ödeme emrinin olası sonuçları incelenmiş ve sonuçbölümünde çeşitli öneriler getirilmiştir.2006,124 sayfaAnahtar Kelimeler:Ödeme emri işlemi,Vergi icra hukuku,insan hakları,icrahukuku,anayasa hukuku,idare hukuku.
Tüketim vergileri boyutunda elektronik ticaret
Elektronik ticaretin çok farklı tanımlamaları yapılmaktadır. Bazı tanımlamalar geleneksel ticaret sekillerinin de kullandıgı araçlarla yapılan ticareti elektronik ticaret olarak tanımlarken bazı tanımlamalar sadece internet üzerinden yapılan ticareti elektronik ticaret olarak tanımlamaktadırlar. Elektronik ticarette vergilendirme ile ilgili bazı sorunlar bulunmaktadır. Elektronik ticaretin vergilendirilmesinde yasanan ana sorun dijital (sayısal malların) yani dataların internet üzerinden satısının yapılmasının vergilendirilmesinin ne sekilde yapılacagı yönündedir. Elektronik ticaret hızla büyürken politikacılar ve akademisyenler tarafından elektronik ticaretin ne sekilde vergilendirilecegi yogun olarak tartısılmaktadır. Bazı çevreler elektronik ticaret alanının serbest bölgeler gibi vergisiz bir alan olması gerektigini savunmaktadırlar. Bazı akademik çevreler internetin yeni ticaret dünyası olarak degerlendirilmesi gerektigi dolaysıyla yeni dünyada yeni vergi sistemleri getirilmesi gerektigini savunarak elektronik ticaretin yeni vergi düzenlemeleri ile vergilendirilmesini savunmuslardır. Bu görüse göre internet hattı üzerinden geçen her birim (byte) basına vergi alınması teklif edilmistir. Bazı çevreler ise elektronik ticaretin geleneksel ticaret ile aynı sekilde ve aynı düzenlemelerle vergilendirilmesini savunmaktadırlar. Vergilendirmenin ne sekilde yapılacagı kesin olarak belirlenmemistir.
Türk Ceza Hukukunda ve Vergi Ceza Hukukunda tekerrür (Afyonkarahisar örneği)
Tekerrür, bir kez ceza mahkûmiyetine uğradıktan sonra tekrar suç işleyen inatçı suç-luların ıslah edilmesine yönelik bir suç politikası aracıdır. Bu çalışmada tekerrür kurumu-nun kavramsal incelemesi, tarihi gelişimi ve teorik temelleri açıklanmıştır. Türk Ceza Hu-kuku'nda ve Vergi Ceza Hukuku'nda tekerrürün düzenleniş şekli, şartları, kapsamı ve so-nuçları incelenmiştir. Afyon E Tipi Cezaevinde bulunan tekerrüre düşen mahkûmlarla, bun-ların suç profilini tespit etmeye yönelik bir anket çalışması yapılmıştır. Yapılan araştırma-da, tekerrüre düşmüş mahkûmların tekerrüre düşmesinde, işsizlik ve ekonomik nedenlerin, yaş küçüklüğünün, arkadaşlık ortamının, eğitim seviyesinin düşüklüğü gibi nedenlerin önemli rol oynadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, vergisel kabahatlerde tekerrüre düşen vergi mükelleflerini ve tekerrüre düşme nedenlerini tespit etmeye yönelik olarak Afyonkarahisar'daki vergi mükellefleri üzerinde bir anket çalışması yapılmıştır. Bu çalış-mada denetim geçiren mükelleflerin büyük bir çoğunluğunun tekerrüre düştüğü görülmüş-tür. Vergisel kabahat işlenmesinin ve vergisel kabahatlerde tekerrüre düşülmesinin en önemli nedeni, denetimlerin yeterince yapılmaması ve vergi yükünün ağır olmasıdır.Anahtar kelimeler; Tekerrür, Türk Ceza Hukuku, Vergi Ceza Hukuku, Afyonkarahisar Örneği.
İktisadi kalkınma açısından teşvik edici vergi politikasının önemi (Türkiye uygulaması)
ÖZET Gelişmekte olan ülkelerde iktisat politikası amaçlarının başında iktisadi kalkınmanın sağlanması gelmektedir.İktisadi kalkınmanın sağ lanması uzun bir süreci gerektirmektedir. Bu sürecin ilk aşaması başta alt yapının kurulması, daha sonra ise sınai üretime önem verilmesidir. Başka bir deyişle, kalkınmanın sağlanması sanayileşmeyle paralellik arzetmektedir. Bu bağlamda devletin tam kamusal yatırımları gerçek leştirerek, özel sektörün tasarruf imkanlarını artırıcı teşviklere ağırlık vermesi gerekmektedir. Ülkemizdeki gelişmeler esas alındığında planlı dönemle birlikte teşvik politikalarının önemi daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmış- tır.Bunlar içinde vergisel teşvikler ağırlıklı olarak uygulama alanı bul- muştur.Özellikle 1980' den sonra ihracata dayalı sanayileşme politikala rının önem kazanmasıyla bu tür teşvik uygulamaları yoğunluk kazan mıştır.
Türkiye`de kayıtdışı ekonominin vergi gelirleri üzerindeki etkisi
Türkiye'de kayıtdışı ekonominin vergi gelirleri üzerindeki etkisi çalışmamızın amacını oluşturmaktadır. Çalışmamızda kayıtdışı ekonominin tanımı, özellikleri, nedenleri, ölçüm yöntemleri ve etkilerine ilk bölümde yer verilmiştir. İkinci bölümde Türkiye'de kayıtdışı ekonominin nedenteri, boyuttan ve vergi gelirleri üzerinde oluşturduğu etkiler incelenmiş ve kayıtdışı ekonominin Türkiye'de yoğun olduğu sektörler hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde, öncelikle kayıtdışı ekonominin global boyutları hakkında bilgi verilmiş ve daha sonra Türkiye'de kayıtdışı ekonominin önleneb'rtmesine yönelik olarak yapılan düzenlemelere ve kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınabilmesi için yapılması gerekenler öneriler halinde sunulmuştur.
Mali kanunların karmaşıklığı açısından Türkiye'de belediyelerin karşılaştığı sorunların incelenmesi
Okunabilirlik, bir metnin anlaşılırlık düzeyini belirleyen ve metinlerin hece yapısı, kelime uzunlukları ile cümle karmaşıklığı gibi dilbilimsel özellikler temelinde değerlendirilen bir kavramdır. Literatürde okunabilirlik araştırmaları, ilköğretim ders kitaplarından yasal metinlere kadar geniş bir yelpazede çeşitli metin türlerini incelemektedir. Maliye alanındaki mevcut çalışmalar ise öncelikle vergi mevzuatının mükellefler nezdindeki anlaşılırlık düzeyine odaklanırken, mahalli idareler ve özellikle belediyelere ilişkin mali mevzuatın okunabilirliği konusunda önemli bir araştırma boşluğu bulunmaktadır. Bu tez çalışması, söz konusu boşluğu doldurmayı amaçlayarak, Türkiye'de belediye mali mevzuatının okunabilirlik düzeyini analiz etmektedir. Çalışma, Türkçe metinlerin okunabilirlik analizinde yaygın olarak kullanılan Ateşman Okunabilirlik Formülü' nü (1997) temel almaktadır ve bu kapsamda belediye maliyesine ilişkin mevzuat metinleri; dilsel karmaşıklık, teknik terim yoğunluğu ve yapısal özellikler açısından detaylı şekilde incelenmektedir. Bu analizler, mevzuat metinlerinin erişilebilirlik düzeyini objektif ölçütlerle değerlendirmeyi ve mevcut duruma ilişkin bilimsel veriler sunmayı hedeflemektedir. Çalışmada, belediye finansman sisteminin temelini oluşturan altı kritik mahalli kanun metni (1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun ile 5957 sayılı Sebze ve Meyveler İle Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun), detaylı olarak analiz edilmiş ve bu metinlerin okunabilirlik düzeylerinin büyük ölçüde "Zor" ve "Çok Zor" kategorilerinde yer aldığı tespit edilmiştir. Söz konusu mevzuatın karmaşıklığı ve anlaşılırlık sorunları ise belediyelerin görev-sorumluluk tanımlarının, mali sistem işleyişinin ve gelir kaynaklarının yeterince anlaşılamamasına ve etkin şekilde uygulanamamasına yol açmaktadır. Çalışma ayrıca Türkiye'de belediye finansmanı alanında yeterince araştırılmamış bu önemli sorunu ele alarak, mahalli idarelerin reformları ve mevzuat sadeleştirme çalışmaları için önemli veriler ve öneriler de sunmaktadır.
Türk Vergi Hukukunda ihtirazi kayıt kurumu
"Türk Vergi Hukukunda İhtirazi Kayıt Kurumu" üzerine yapılan çalışma ile ihtirazi kayıt kurumunun vergi hukuku özelinde ortaya çıkış nedenleri ve hukuki niteliği ele alınarak, yargı aşamasına yansımalarının incelenmesi amaçlanmıştır. İhtirazi kayıt kurumunun uygulamada oldukça geniş ve önemli bir yeri olmasına rağmen bu konuda çok fazla kapsamlı çalışmanın bulunmaması da tez konusu seçiminde etken olmuştur. Bu bağlamda, ihtirazi kaydın tarihsel gelişimi, farklı hukuk disiplinleri ile ilişkisi, uygulama yöntemleri ve temel haklar ile ilişkisi ele alınmıştır. İhtirazi kayda ilişkin süreç içerisinde verilmiş önemli ve zaman zaman çelişkili yargı kararları ve konunun temel hak ve özgürlüklere ilişkin boyutunu irdeleyen Anayasa Mahkemesi kararları incelenerek değerlendirme ve görüşlerimize yer verilmiştir.
Vergi ceza hukukunda çift defter tutma fiili
Geçmişten günümüze devletin görevleri giderek artma eğilimi göstermiştir. Artan bu görevler karşısında devletin kamusal mal ve hizmetlerin finansmanını sağlamaya yönelik kamu gelirlerini hatasız, vaktinde ve kayıpsız şekilde toplaması zorunlu bir hal almıştır. Vergileme aşamasında vergi yasaları ve vergi idaresi vasıtasıyla kayıp ve kaçağın engellenebildiği ölçüde devlet gelir dağılımında adalet, kaynak dağılımında etkinlik, ekonomik istikrar gibi toplumsal barışı destekleyen ekstra fiskal fonksiyonlarını yerine getirebilecektir. Vergi Ceza Hukuku, vergi kanunlarında düzenlenmiş olan vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesinden doğan kabahat ve yine vergi kanunlarında yasa koyucu tarafından tanımı yapılan vergi suçlarının ve bunlar hakkında öngörülen cezai yaptırımları inceleyen bir bilim dalıdır. Vergi kaçakçılığı suçuna yol açan fiiller ve bu suç için öngörülen cezai yaptırımlar 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu çalışmada, vergi kaçakçılığına yol açan fiillerden biri olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/a-1 bendinde düzenlenen "defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydetmek" fiili doktrindeki adı ile çift defter tutma fiilinin hukuk sistemi içindeki yeri incelenerek bu fiile yol açan sebepler ile e-defter uygulamasına geçilmesinin ardından fiilin tespitinin ne şekilde yapılabileceği ve son olarak fiilin işlendiğinin tespitinin ne gibi yöntemlerle ortaya çıkarılabileceği değerlendirilmiştir.
Performans esaslı bütçeleme sistemi ve Azerbaycan'da uygulanabilirliği
.Dünya ülkelerinin kamu yönetimi alanlarında yaşanan değişimler sonucunda kamusal mal ve hizmetlerin kalitesinin artırılmasına yönelik bütçe reformları gerçekleştirilmektedir. Bu amaçlar doğrultusunda bütçe sistemleri girdi odaklı anlayıştan sonuç/çıktı odaklı Performans Esaslı Bütçeleme (PEB) sistemine doğru değişim geçirmektedir. Özellikle batılı ülkelerin önderliğinde gerçekleştirilen bu reformlar 1990'lı yıllardan itibaren yaygınlaşmış ve gelişmekte olan ülkelere doğru yayılmıştır. Kamu kaynaklarının daha etkin ve verimli kullanılmasını sağlayan PEB sistemi ile kamu yönetiminde mali saydamlığın ve hesapverme sorumluluğunun gerçekleştirilmesi, ekonomik istikrarın sağlanması amaçlanmaktadır. Bu amaçlar doğrultusunda farklı ülkelerde uygulama alanı bulan PEB sistemini her ülke kendi ekonomik ve mali yapısına uygun olacak şekilde geliştirmiştir. Bütçelerin performans odaklı bir yaklaşımla hazırlanması, uygulanması ve denetlenmesini öngören PEB sistemini ülkeler, kamu yönetim sistemlerini iyileştirmede ve makroekonomik hedeflerini gerçekleştirmede önemli bir araç olarak kullanmıştır. Dünyada yaşanan gelişmelerin işığında Azerbaycan Cumhuriyeti de ekonomisinin doğal kaynaklara olan bağımlılığını azaltmak ve karşılaştığı ekonomik problemlere çözüm arayışı çerçevesinde sonuç esaslı bütçeleme sistemine geçiş yönünde çalışmalar yapmaya başlamıştır. Bu amaçlar doğrultusunda çıkartılan v kararnameler ile sonuç esaslı bütçeleme sisteminin temel yapısı ve izlenecek süreç belirlenmiştir. Çalışmada öncelikle bütçe sistemleri ve PEB sisteminin kavramsal çerçevesi belirlenmiş, PEB sistemin özellikleri konusunda bilgi verilmiştir. Daha sonra, bazı gelişmiş ülkelerde ve Türkiye'de PEB uygulamalarından bahsedilmiş ve uygulama sonuçları değerlendirilmiştir. Son olarak ise Azerbaycan'da sonuç esaslı bütçelemeye geçiş yönünde yapılan çalışmalardan bahsedilmiş ve başarılı bir geçiş süreci için atılması gereken adımlar konusunda dünya uygulamaları kapsamında değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Performans Esaslı Bütçe, Bütçe Sistemleri, Bütçe Reformu, Sonuç Esaslı Bütçeleme.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun Hukuk ve Ekonomi Öğretisi çerçevesinde değerlendirilmesi
Hukuk ve ekonomi öğretisi diğer adıyla hukukun ekonomik analizi çeşitli hukuk alanlarında çalışma yapılabilme kabiliyetine sahiptir. Kamu harcamalarının önemli bir bölümünü oluşturan kamu alımlarını konu edinen kamu ihale hukukunun hukuk ve ekonomi öğretisi bakımından ele alınması çalışmanın temel özelliğini ortaya koymaktadır. Kamu ihale hukukunun geniş bir mevzuata sahip olmasına rağmen, çalışmanın sistematiğinin gereklilikleri nedeniyle hukuk ve ekonomi öğretisinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Tezde bahsedilen Kanun bakımından ekonomik etkinliğin sağlanıp sağlanmadığı tespit edilmeye çalışılacaktır. Ekonomik etkinliğin tespiti amacıyla kullanılan temel ölçüt ise rekabettir.