
261
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Zeolitin Aeromonas hydrophila ile enfekte edilen tilapia (Oreochromis niloticus)'ların bazı organ ve dokulardaki etkilerinin histopatolojik incelemeleri
Bu çalışmada Ağustos 2008-Mart 2009 tarihleri arasında yeme eklenerek tilapia (Oreochromis niloticus)'lara verilen zeolitin Aeromonas hydrophila enjeksiyonuna karşı balık bireylerinin doku ve organlarındaki koruyucu etkisi araştırılmıştır. Denemede 36 adet balığa intraperitonel olarak 1.9x106CFU/ml bakteri verilmiştir. Enjeksiyonun ardından balıklar 21 gün süre ile gözlenmiş ve 7., 14. ve 21. günlerde balıklardan solungaç, böbrek ve karaciğer doku örnekleri alınmış ve bunlarda bakteriden kaynaklanan iç organ hasarları değerlendirilmiştir.Zeolit katkılı beslemede bazı hasarların daha az olduğu gözlenirken, bazılarında oldukça yüksek doku hasarı olduğu belirlenmiştir. Yapılan makroskobik gözlemlerde, zeolit takviyesi alan balık gruplarında herhangi bir dış görünüm bozulması olmadığı gözlenmiştir. Ayrıca zeolitle beslenen gruplarda renk düzeninde de olumlu değişiklikler belirlenmiş, stresin yarattığı koyulaşmaya rastlanmamıştır. Kontrol grupları ile karşılaştırıldığında, zeolitin makroskobik incelemede bakterilerin oluşturduğu patolojileri geciktirdiği, ancak mikroskobik incelemede doku hasarlarına karşı herhangi bir etki göstermediği gözlenmiştir.Anahtar kelimeler: Tilapia, Zeolit, Histopatoloji, Aeromonas hydrophila
Türkiye su ürünleri yetiştiricilik sektöründe iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı
İnsanların gıdaya ulaşım hakları ve sağlıklı beslenmelerinin gereği olarak ihtiyaç duyduğu hayvansal kökenli protein kaynakları git gide azalmaktadır. Meydana gelen bu açığın kapatılması için uzun yıllardır su ürünleri yetiştiriciliği teşvik edilmektedir.Su ürünleri yetiştiricilik sektörü büyüme ile gelen sorunlar ile karşı karşıyadır. Çevresel kaygılardan dolayı denizel işletmelerin kıyıdan uzaklara taşınması gerekmiştir. Ülkemiz dünyada yaşanan bu değişimlere karşı kayıtsız kalmamış ve denizel yetiştiricilik işletmelerini açık denizlere taşımıştır. Emeğin yoğun olduğu bir sektör olarak istihdam boyutu önemli olan sektör tehlikelere ve kazalara açık hale gelmiştir.Denizel işletmelerde istihdam edilen çalışanlar bugün, kıyıda olduklarından çok daha fazla risk ve tehlike içerisinde olup kanunlarla belirtilen işçi sağlığı ve güvenliği konusunda işverenler tarafından acil önlemler alınmak durumundadır. Bu çalışmada söz konusu tehlikeler ile oluşan risklere yönelik önlemler incelenmeye çalışılacaktır. Konu mümkün olduğu kadar uluslararası boyutu ile karşılaştırmalı olarak irdelenecektir.
Açlık periyotlarının yeşil kaplan karidesi (Penaeus semisulcatus)'nde toplam lipit ve yağ asitleri üzerine etkisi
Bu çalışmada, kısa (1 hafta) ve uzun (3 hafta) açlık dönemlerinin ve açlık sonrasında yeniden beslemenin yeşil kaplan karidesi (Penaeus semisulcatus)'nde (9.27±1.52 g) kas total lipit ve yağ asitleri (YA) üzerine olan etkileri incelenmiştir. Denemede; 1. Grup sürekli beslenen karidesleri (kontrol), 2. Grup 3 hafta beslemenin ardından 1 hafta aç bırakılan ve 2 hafta daha yeniden beslenen grubu ve 3. Grup ise 3 hafta beslendikten sonra 3 hafta aç kalan grubu oluşturmuştur. Deneme 50x80x50 cm boyutlarında plastik tanklarda, her birine 14 adet karides (her grup için 3 tekerrürlü olarak) tesadüfî şekilde stoklanarak 6 hafta süreyle yürütülmüştür. Karidesler besleme dönemlerinde %40 protein ve %7 lipit içeren yapay yemlerle günde 3 kez yemlenmişlerdir. Kısa (1 hafta) ve uzun süreyle (3 hafta) aç bırakılan karideslerde, kontrol grubuna göre, kas dokuda %17.24 ve %40.38 lipit kaybı gerçekleşmiştir (P<0.05). Kısa süreli açlıktan sonra yeniden 2 hafta beslenen karideslerde kas lipit seviyesi %10.44 oranında yükselmiştir (P>0.05). Bulgularımız karideslerin kısa süreli açlık neticesinde, genel olarak, doymamış (SFA) ve tekli doymamış (MUFA) YA'lerinin seviyelerini kas dokularında koruduğunu, çoklu doymamış YA (PUFA'lar)'nin seviyelerini ise yükselttiğini göstermiştir (P<0.05). Bu dönemde n-3 ve n-6 serileri ile 18:00 ve 18:2n-6 YA'lerinin kas dokudaki seviyeleri önemli düzeyde artmış ve katabolize edilen YA'lerinin ise 24:0, 20:5n-3 ve 22:2n-6 olduğu belirlenmiştir. Uzun süreli açlıkta; MUFA'lar hariç, genel olarak kas dokuda SFA, PUFA ve n-3 YA'leri seviyesinde önemli artışlar görülmüştür (P<0.05). Bu dönemde en fazla katabolize edilen YA'nin MUFA'lardan 18:1n-7 olduğu belirlenmiştir. Hem açlık hem de besleme dönemlerinde 24:0'ün seviyesinde görülen önemli dalgalanmalar bu YA'nin enerji sağlamada önemli bir rol oynadığını işaret etmektedir. Yeniden besleme kas dokuda MUFA, PUFA, n-3 ve n-6 YA seviyelerinde ciddi oranda düşmelere neden olmuştur. Bu sonuçlar, P. semisulcatus'un açlık dönemlerinde lipitleri ve bazı yağ asitlerini etkin bir şekilde katabolize ederek enerji amaçlı kullanabildiklerini, ancak açlığa rağmen membran yapılarında önemli roller oynayan PUFA ve HUFA'ları dokularında muhafaza ederek hatta yükselterek koruduklarını göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Penaeus semisulcatus, Açlık, Yeniden Besleme, Lipit, Yağ Asitleri
Japon (Carassius auratus, Linnaeus, 1758), moli (Poecilia latipinna, Lesueur, 1821) ve lepistes (Poecilia reticulata, Peters, 1859) balıklarının tuzluluk ve sıcaklık toleranslarının belirlenmesi
Bu çalışmada, önemli akvaryum balıklarından olan lepistes (Poecilia reticulata, Poecillidae), moli (Poecilia latipinna, Poecillidae) ve japon (Carassius auratus, Cyprinidae) balıklarının sıcaklık ve tuzluluk toleransları belirlenmiştir. Deneme sonrası balıklar 4 gün gözlenmiş ve yaşama oranı temel alınmıştır. Lepistes ve moli kademeli olarak alıştırılan (1°C/saat) test sıcaklıkları sonucunda 15 °C sıcaklıklara kadar tolerans göstermişlerdir. 26°C sıcaklıktan 9 °C yüksek ve düşük sıcaklıklara ani olarak transfer edilen üç balık türü de bu sıcaklık değişimlerinden etkilenmemiştir.Üç balık türü tatlı sudan farklı konsantrasyonda tuzlu sulara kademeli olarak (1g/L/saat) alıştırıldığında lepistes ve moli 24g/L tuzluluğa, Japon balıkları da 9 g/L tuzluluğu kadar tolerans göstermişlerdir. Ancak tuzlu sulara ani transferlerde balıkların toleransları düşmüştür. Ani tuzluluk transferlerinde lepistes ve moli 15g/L, japon balıkları ise 6 g/L tuzluluğa kadar ancak dayanabilmişlerdir.Lepistes ve molinin kışın seralarda muhafazasında su sıcaklığının 15°C'ye düşmemesi, tuzlu su banyolarında ise tuzlu su konsantrasyonunun kademeli olarak yapılan alıştırmalarda 24 g/L'yi, ani transferlerde ise 15 g/L'yi geçmemesi önerilir. Japon balıklarında ise tuzluluğun kademeli olarak yapılan alıştırmalarda 9 g/L, ani transferlerde ise 6 g/L'yi geçmemesi gerekmektedir.
Farklı tuzluluk ve sıcaklıklarda deniz levreği (Dicentrarchus labrax)'nde kritik termal minimum ve maksimum değerlerinin belirlenmesi
Bu çalışma Kuzeydoğu Akdeniz kökenli deniz levreği (Dicentrarchus labrax) juvenillerinin üç farklı sıcaklık (15, 20, 25°C) ve üç farklı tuzluluk (?0, 20 ve 38) kombinasyonlarında alt (CTMin) ve üst (CTMax) kritik termal değerleri, alıştırma tepki oranı (ARR) ve termal tolerans poligon alanlarının belirlenebilmesi amacıyla yürütülmüştür. Elde edilen bulgular alıştırma su sıcaklığı, salinite ve her iki parametrenin ortak etkisinin balıklarda CTMin ve CTMax değerleri üzerine önemli etkilerde bulunduğunu göstermiştir (P<0.001). Denemede kullanılan 0.3 ? C/dakika soğutma veya ısıtma oranı ile üstte belirtilen sıcaklık ve tuzluluklarda CTMin değerlerinin levrekte 3.26 ile 7.33 ? C, CTMax değerlerin ise 32.01 ile 36.68 ? C'ler arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Termal tolerans poligon alan değerleri ?0 tuzlulukta 272.69, ?20 tuzlulukta 291.95 ve ?38 tuzlulukta ise 296.14°C2 olarak hesaplanmıştır. Alıştırma tepki oranı (ARR) değerleri 15-20°C'ler arasında 0.08-0.68 ve 20-25°C'ler arasında ise 0.14-0.42 arasında değişim göstermiştir. Üç farklı alıştırma su sıcaklıklarında (15, 20, 25°C) hesaplanan genel ARR değerlerinin 0.23 ile 0.54 arasında olduğu belirlenmiştir. Kuzeydoğu Akdeniz kökenli levrek varyetemizin düşük sıcaklıklara dirençli, ancak yüksek sıcaklıklara daha hassas olduğu görülmüştür. Juvenillerin soğuğa tolerans zonunun 3.26 ile 7.33°C'ler arasında, sıcak tolerans zonunun ise 32 ile 37°C'ler arasında olduğu anlaşılmıştır. Tüm veriler dikkate alındığında, levrek juvenillerinin derin ve su değişkenliği yüksek olan havuzlarda kış aylarında karşılaşılan düşük su sıcaklıklarında önemli sıkıntılar yaşamayacağı, ancak sığ ve su değişkenliği düşük olan ve serin su imkanı bulunmayan bölgelerde, yaz aylarında 33-34 ? C'yi bile geçebilen yüksek su sıcaklıklarında, problemler yaşayabilecekleri öngörülmektedir.
Farklı açlık tokluk rejimi uygulamalarının kış koşullarında Avrupa deniz levreği (Dicentrarchus labrax)`nin büyüme performansı ve besinsel kompozisyonu üzerine etkisi
Bu çalışma levrek balıklarının kış koşullarında farklı açlık tokluk rejimi uygulamalarının büyüme performansı ve besinsel kompozisyonu üzerine olan etkilerini değerlendirmek için kurgulanmıştır. Bu amaçla, başlangıç ağırlığı 53,92±0.3 olan 240 adet birey 12 tanka (450 l) stoklanmıştır. Deneme planına göre gruplar; doyana kadar yemleme yapılan kontrol grubu (K), 1 gün aç/1 gün doyana kadar yemleme (A), 1 gün aç/2 gün doyana kadar yemleme (B) ve 1 gün aç/3 gün doyana kadar yemleme (C) grubu olacak şekilde tasarlanmış ve deneme 96 gün sürdürülmüştür. Deneme boyunca su sıcaklığı ortalama 15.7±1.96 oC olmuştur. Çalışma sonunda elde edilen verilere göre; Son Ağırlık (SA) ve Termal Büyüme Katsayısı (TBK) sırasıyla 130.71±2.26 ve 1.69±0.08 ile en yüksek olarak kontrol grubunda bulunmuş (p<0.05), her iki veri için B grubu en düşük değere sahip olmuştur. Spesifik Büyüme Oranı (SBO) değerlerinde ise K, A ve C grupları arasında istatistiksel bir farklılık bulunmazken, B grubunda 0.81±0.02 ile diğer gruplara göre en düşük değer saptanmıştır (p<0.05). En iyi Yem Çevirim Oranı (YÇO) 1.30±0.18 ile A grubunda elde edilmiştir (p<0.05). Karaciğer Somatik İndeks (KSI) değeri K grubunda 2.75±0.19 olarak en yüksek seviyede bulunmuştur(p<0.05). Ekonomik verim oranı (EVO), A ve C gruplarında K grubuna göre sırasıyla 0.23 ve 0.13 TL kg-1'lık tasarruf sağladığı bulunmuştur. Tüm vücut protein kompozisyonu K ve A grubunda 17.47±0.38 değeri ile diğer gruplara oranla yüksek bulunmuştur. Elde edilen bu sonuçlar değerlendirildiğinde, levreklerde kış koşullarında 1 gün aç/1 gün tok döngülü yemleme rejiminin, ekonomik verimlilik ve besinsel kompozisyon kalitesi açısından uygulanabileceği önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Levrek, Açlık-Tokluk, Telafi Büyümesi, Kış Koşulları
Zencefil (Zingiber officinale Roscoe) katkılı yemlerin Nil tilapia (Oreochromis niloticus Linnaeus 1758)' larında immünostimülant etkisinin araştırılması
Bu çalışmada, zencefil (Zingiber officinale) ilaveli yemlerin Aeromonas hydrophila enjeksiyonu sonrası Nil Tilapia (Oreochromis niloticus)'larındaki etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Deneme balıkları farklı oranlarda (%0; %0,1; %0,5; %1) zencefil içeren yemlerle 90 gün boyunca beslenmiş ve A. hydrophila 1,89x109 cfu/ml enjekte edilmiştir. Enjeksiyonu takip eden 5. günün sonunda yapılan analizlerde, Zencefil kullanımının, eritrosit (2,13x106/mm3) ve lökosit miktarında (22,27x103/mm3), hematokrit yüzdesinde (%40,41) ve lökosit hücre formüllerinden monosit ve ösinofil yüzdelerinde önemli (p<0,05) yükselmeler kaydedilmiştir.
Düşük proteinli ve soya ağırlıklı yemlere aspartik ve/veya glutamik asit ilavesinin tilapia (Oreochromis niloticus)'nın büyüme performansı üzerine etkisi
Bu çalışma, düşük protein içerikli ve soya unu ağırlıklı yemlere cezbedici madde ilavesinin tilapia (Oreochromis niloticus) fingerliklerinin akvaryum koşullarında büyüme performansı ve yem değerlendirmesi üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla 2 deneme halinde gerçekleştirilmiştir.1. Denemede; ortalama ağırlığı 2 g olan balıklar, %24 ve %32 protein içeren bazal diyetlere % 0.5, 1 ve 1.5 oranında glutamik veya aspartik asit ilave edilerek hazırlanmış yemlerle 80 gün süresince beslenmişlerdir. Deneme sonunda, % 24 protein içeren yeme %1 glutamik ve/veya aspartik asit ilave edilmesi, %32 protein içeren diyetle benzer bir büyüme ve yem çevrim oranı sağlamıştır (P>0.05). Glutamik ve aspartik asidin kombine kullanılması sinerji etki göstermemiştir.2. Denemede; ortalama ağırlığı 7 g olan balıklar, balık unu ağırlıklı (% 40) ve soya unu ağırlıklı (% 40) bazal diyetlere % 1 oranında glutamik veya aspartik asit ilave edilerek hazırlanmış yemlerle 60 gün süresince beslenmiştir. Deneme sonunda, soya unu ağırlıklı yeme %1 oranında glutamik veya aspartik asit ilave edilmesi, balık unu ağırlıklı diyetle benzer bir büyüme ve yem çevrim oranı sağlamıştır (P>0.05). Glutamik ve aspartik asidin kombine kullanılması sinerji etki göstermemiştir.Sonuç olarak, balık diyetlerinin yem maliyetini düşürülmesi için düşük protein içerikli ve soya unu ağırlıklı yemlerden yararlanılması durumunda, balığın büyüme ve yem değerlendirmesinde ortaya çıkacak olumsuzluklar, yeme %1 lik glutamik veya aspartik asit ilave edilerek ortadan kaldırılabilecektir.
Farklı tuzluluk ve sıcaklıklarda yetiştirilen genç Avrupa deniz levreği (Dicentrachus labrax) bireylerinde büyüme performansı ve bazı kronik stres parametreleri ile histolojik değişimlerin belirlenmesi
Bu çalışmada, Avrupa deniz levreği (Dicentrarchus labrax) jüvenilleri (?32 g) 60 gün boyunca 3 farklı sıcaklık (15, 20, 25°C) ve tuzluluk (?0, 20, 40) seviyelerinde yetiştirilmiş, farklı sıcaklık ve tuzluluk kombinasyonlarındaki büyüme performansı ile kronik stress indikatörleri olarak bazı kan parametreleri ve dokularda gerçekleşen histopatolojik değişimler araştırılmıştır.Sıcaklık ve tuzluluk aklimasyonu sonrasında (günde 2°C veya ?2-5) 60 gün süreyle beslenen balıklarda en yüksek büyüme tüm tuzluluk koşullarında da 25°C'de, en düşük büyüme ise 15°C gruplarında gerçekleşmiştir (P<0.001). Tuzluluk ile sıcaklık×tuzluluk etkileşimi büyüme üzerinde etkili olmamıştır. Çalışmada yem çevrim oranı değerleri (1.1-1.4) hiçbir tuzluluk ve sıcaklık kombinasyonlarından etkilenmemiştir (P>0.05). Deneme sonunda incelenen et besin analizleri neticesinde kuru madde, ham protein ve özellikle de ham lipitin sıcaklık ve tuzluluk ile bu parametrelerin etkileşiminden önemli derecede etkilendiği anlaşılmıştır. Tuzluluğun hematokrit değerleri üzerinde etkili olduğu (P<0.001) ve genel olarak tatlı suda yetiştirilen tüm gruplarda hematokrit düzeylerinin (%36.0-39.5) diğer tuzluluk gruplarına kıyasla (%26.2-36.3) daha yüksek bulunduğu belirlenmiştir. Tuzluluğun plazma glikoz değerleri üzerinde önemli bir etkisi olmazken (P>0.05), sıcaklık ile sıcaklık×tuzluluk etkileşiminin bu parametreyi önemli ölçüde etkilediği görülmüştür (P<0.01). Genellikle düşük tuzluluk (özellikle tatlı su) ve düşük sıcaklıklarda tutulan gruplarda aspartat aminotransferaz (AST) enzim aktivitesi daha yüksek çıkmıştır. Kanda yapılan hematokrit, glukoz ve AST analizleri sonucunda balıklarda en düşük stresin 25°C ve ?20 tuzluluk seviyelerinde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Histopatolojik incelemeler sonucunda tatlı suda yetiştirilen gruplarda solungaç dokusunda yüksek miktarlarda ve böbreklerde ise daha düşük düzeyde de olsa histopatolojik bulgulara rastlanmıştır. Bu bulguların düşük sıcaklıklarda daha da arttığı dikkat çekmektedir
Farklı açlık tokluk besleme döngülerinin, Avrupa deniz levreği (Dicentrarchus labrax)'nin büyüme performansı ve vücut kimyasal kompozisyonu üzerine etkileri
Bu çalışma farklı açlık-tokluk besleme döngülerinin levrek yavrularının büyüme performansı ve vücut kimyasal kompozisyonu üzerine etkilerini değerlendirmek için kurgulanmıştır. Bu amaçla, ortalama başlangıç ağırlıkları (BA) 5.85±0.54 g olan 720 adet yavru birey 12 tanka (400 l) 3 tekerrürlü gruplar halinde stoklanmıştır. Denemede 50 gün boyunca döngülü olarak balıklara 4 farklı besleme rejimi uygulanmıştır. Kontrol grubu (G1), deneme boyunca günde 3 kez doyana kadar yemlenmiştir. Diğer üç grup 2 gün aç/8 gün doyana kadar besleme (G2) (5 döngü), 5 gün aç/20 gün doyana kadar besleme (G3) (2 döngü) ve 10 gün aç/40 gün doyana kadar besleme (G4) (1 döngü) olacak şekilde tasarlanmıştır. Araştırma süresince her 10 günde bir örnekleme yapılmış ve her tanktan 5'er adet balık alınarak balıkların besin madde bileşenleri, büyüme parametreleri, yem değerlendirmeleri, Toplam Yağ (TY) oranları ve Karaciğer Somatik İndeksi (KSİ) belirlenmiştir. Çalışmanın sonunda, sadece G2 grubu kısmi telafi büyümesi göstermiş ve tüm grupların Son Ağırlıkları (SA) arasındaki farklılık istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Açlık gruplarının Spesifik Büyüme Oranı (SBO) ve Günlük Büyüme Oranı (GBO) değerleri kontrol grubundan düşük bulunmuştur (p<0.05). Yem Çevirim Oranı (YÇO) ve Ekonomik Çevirim Oranı (EÇO) bakımından G4 grubu en iyi grup olmuş ve tüm grupların YÇO değerleri arasında farklılık istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). KSİ gruplar arasında önemli derecede farklılık göstermezken (p>0.05) TY oranı G4 grubunda en düşük bulunmuştur (p<0.05). Balıkların tüm vücut lipit kompozisyonu besleme rejiminden etkilenmiştir. Elde edilen verilere göre kısmi telafi gösteren G2 grubu ekonomik değerlendirme açısından önerilmektedir
Yüksek su sıcaklığında bitkisel yağ içeren yemlerle beslenen Avrupa deniz levreği (Dicentrarchus labrax)'nin sindirim kanalı boşaltım süresi
Sindirim kanalı boşaltım oranı, balığın tükettiği yem ve iştahın geri gelmesiyle yakından ilişkilidir. Yem kompozisyonu ve su sıcaklığı gibi bir çok faktör sindirim kanalı boşaltımı üzerinde etkilidir. Farklı oranlarda bitkisel kaynaklı yağ içeren yemlerin yüksek su sıcaklığında sindirim kanalı boşaltım süresi (GET) üzerinde önemli etkisi olduğu bilinmektedir. Bu tezde Avrupa deniz levreği bireyleri (başlangıç ağırlığı 39.7g), üç tekerrürlü gruplar halinde; %100 balık yağı (FO), %70 FO + %30 bitkisel yağ karışımı (%15 kanola: %15 pamuk tohumu yağı; Miks-1) ve %40FO + %60 bitkisel yağ karışımı (%30 kanola: %30 pamuk tohumu yağı; Miks-2) içeren yemlerle 120 gün boyunca, bu bitkisel yağ kaynaklarının balık yağına alternatif yağ kaynağı olarak kullanabilirliğini tespit etmek amacıyla iki farklı su sıcaklığında (24ºC) ve (30ºC) büyütülmüştür. Büyütme çalışması sonunda, mide boşaltım zamanının bulunabilmesi amacıyla sindirim kanalının tamamen boş olduğundan emin olmak için balıklar 72 saat aç bırakıldılar. Doyana kadar basit bir yemlemenin ardından; 0., 8., 16., 24., 32. ve 48. saatlerde her gruptan altı balık öldürülmüş ve kalan yemler mide, ön bağırsak ve son bağırsak olmak üzere sindirim kanalının üç farklı bölgesinde incelenmiştir. Test edilen yemlerde mide verileri için en iyi matematik modelin üssel model, ön ve son bağırsak için ise doğrusal model olduğu bulunmuştur. 24ºC su sıcaklığında, kontrol yeminde (FO), midenin yarısının boşaldığı sürenin 9.0 saat olduğu ve bunu takiben Miks-1'in 8.3 saat ve Miks-2 ise, 8.5 saat olduğu belirlenmiştir. Ayrıca 30°C su sıcaklığında GET, Kontrol, Miks-1 ve Miks-2 yemlerinde ise, sırasıyla 7.97, 9.12 ve 9.76 saat olarak hesaplanmıştır. 24ºC grubunda yemin GET üzerinde etkisi olmadığı bulunurken, 30ºC' de tutulan balıklarda yemdeki bitkisel yağ oranı arttıkça midedeki GET'in arttığı gözlenmiştir. 30ºC'deki tüm yem gruplarında ön bağırsak boşaltım süresi 60.7-62.6 saat arasında değişmiştir. Bunlar göz önünde bulundurulduğunda; yemdeki bitkisel yağ seviyelerinin, 30ºC grubunda GET üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı görülürken 24ºC'de Miks-2 grubundaki balıklarda ön bağırsak boşaltım süresinin geciktiği tespit edilmiştir. Ayrıca son bağırsak GET değerleri 24ºC grubuyla karşılaştırıldığında 30ºC'de tutulan balıklarda bu sürenin daha yüksek olduğu görülmüştür. Son bağırsak için GET hesaplandığında FO ile beslenen grupta, Miks-1 ve Miks-2 grupları ile kıyaslandığında, bu sürenin daha uzun olduğu görülmüştür. Bu çalışma sonucundaki veriler, %30 veya %60 oranında bitkisel yağ karışımı içeren yemlerin mide GET'i uzattığını göstermektedir
Boylamanın ve büyük bireylerin melez Tilapia (O. niloticus × O. aureus) yavrularının büyüme performansına etkileri
Bu çalışmada, Oreochromis niloticus? ve Oreochromis aureus? damızlıklarının çiftleştirilmesinden elde edilen melez tilapia yavrularında boylamanın ve büyük bireylerin küçük bireylerin büyüme performansına etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Henüz larva aşamasını tamamlamamış olan 0 yaş yaklaşık 1,00 gr lık melez yavrular havuz içerisine yerleştirilen 1 m3 lük kafeslere 50 adet/ m3 stoklanmış ve 60 gün boyunca yetiştirilmiştir. Deneme grupları, tamamı küçük bireylerden oluşan boylanmış bir grup, %50 si ve %75 i küçük olan iki karışık gruptan oluşmuştur. Deneme sonunda boylanmış grubun (26,36±0,51), karışık gruplardaki küçük bireylerden daha iyi büyüdüğü gözlemlenmiştir. Boylanmış grubun günlük canlı ağırlık kazancı (0,42±0,01), spesifik büyüme oranı (5,45±0,03), oransal ağırlık artışı (2537,86±48,23%) karışık gruplardaki küçük bireylere göre daha yüksek bulunmuştur. Yem değerlendirme oranında ise üç grupta da birbirine yakın değerler saptanmıştır (p<0.05). Boylamanın yem değerlendirme oranına herhangi bir etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak boylamanın kafes ortamında melez tilapia yavrularının büyüme performansı üzerine pozitif bir etkisinin olduğu görülmüştür.
Gökkuşağı alabalığı ( Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) üretim tesislerinde (Mersin) pestisit araştırması ve üretim tesislerinin ekolojik yetiştiricilik açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Mersin ilinde bulunan İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'ne kayıtlı 16 adet Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) yetiştiriciliği tesisinde pestisit araştırması yapılmış ve bu tesislerin ekolojik yetiştiriciliğe uygunluk potansiyeli değerlendirilmiştir. Çalışma mart 2008-şubat 2009 tarihleri arasında, havuz suyu ve bu havuzlara stoklanan balıklardan aylık olarak örnek alımı yapılarak gerçekleştirilmiştir. Pestisitlerin miktarının tayini için spektrofotometrik yöntemlerden Gaz Kromatografisi (GK) yöntemi kullanılmıştır.Çalışmada işletmelerin hiçbirinin sularında veya yetiştiriciliği yapılan balıkların gıda olarak tüketilen dokularında pestisit ve ağır metal kalıntısına rastlanmamıştır. Özellikle jeolojik yapı olarak tarım arazilerinin az olduğu Anamur ilçesindeki işletmelerle, Mut ilçesindeki işletmeler, bu tarz kirlilikler açısından daha korunaklı durumda oldukları tespit edilmiştir. Yeterince bilgilendirme yapıldığında işletme sahiplerinin organik balık yetiştiriciliği konusuna sıcak bakabilecekleri izlenmiştir.
Farklı oranlarda enginar (Cynara scolymus L.) yaprağı özü kullanılan yemlerle beslenen levrek (Dicentrarchus labrax L.)'lerin, büyüme performansı ve vücut kimyasal kompozisyonlarının belirlenmesi
Bu çalışmada, farklı seviyelerde (0, 1, 2, 3 ve 4 g/kg yem; sırasıyla G1, G2, G3, G4 ve G5) enginar (Cynara scolymus) yaprağı özü (EYÖ) içeren yemlerle beslenen levrek (Dicentrarchus labrax L. 1978)'lerin büyüme performansları ve vücut kimyasal kompozisyonları üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, ortalama başlangıç ağırlıkları (BA) 23±1,35 g olan yavru bireyler 15 tanka (450 L) 3 tekerrürlü gruplar halinde stoklanmış ve deneme 75 gün sürmüştür. Su sıcaklığının ortalama 13,8±0,50°C olduğu deneme verilerine göre, G5'teki Son Canlı Ağırlık (SCA), Günlük Büyüme Oranı ve Yem Çevirim Oranı (YÇO)'nın diğer gruplara oranla daha iyi olduğu belirlenmiştir. Deneme sonunda tüm vücut besin içeriklerinde protein, kuru madde ve yağ değerlerinde gruplar arasında istatistiksel açıdan farklılıklar oluşmuş, deneme gruplarının protein seviyeleri kontrol (G1) grubuna göre yüksek çıkmıştır (P<0,05). Ayrıca balıkların kaslarındaki protein miktarı deneme başındaki miktara göre artış göstermiştir. Karaciğer Somatik İndeksi (KSİ) gruplar arasında bir fark oluştururken (P<0,05), en düşük değer G4'teki bireylerde oluşmuştur. Viseral Somatik İndeks (VSİ) en düşük G5'te oluşurken, Toplam Yağ (TY) en düşük G4'te gerçekleşmiştir. Yüksek seviyelerde (3, 4g/kg yem) EYÖ katkısının özellikle düşük su sıcaklıklarında yoğun yetiştiricilik yapılan işletmelerde kullanımı önerilebilir.
Sığır gübresi ve maya (Saccharomyces cerevisiae)' nın zooplankton verimliliğine etkisi
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİSIĞIR GÜBRESİ VE MAYA (Saccharomyces cerevisiae)' NIN ZOOPLANKTON VERİMLİLİĞİNE ETKİSİSelçuk GÖRELŞAHİNÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜSU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİK ANABİLİM DALIDanışman:Prof. Dr. Mahmut YANARYıl: 2012, Sayfa: 55Jüri:Prof. Dr. Mahmut YANAR:Prof. Dr. Suat DİKEL:Prof. Dr. Oya IŞIKÇalışmada havuza farklı oranlarda ilave edilen gübre (0, 0.75, 1.5 ve 3 kg /m3) ve (1.75 kg/m3) mayanın (0, 0.0375 ve 0.150 kg/m3) eklenmesinin fitoplankton ve zooplankton verimliliği üzerindeki etkileri saptanmıştır.Fitoplankton verimliliği 3 kg/m3 gübre uygulaması ile 10. günde en yüksek olmuştur. Gübrenin dozuna bağlı olarak gruplar arasında seki diski derinliği 30-70 cm, klorifil a miktarı ise 37-165 ?g/L arasında gerçekleşmiştir. Mayanın ise fitoplankton oluşumu üzerine bir etkisi olmamıştır. Havuzdaki zooplankton biyoması, havuza gübre ve/veya maya ilavesinin dozuna ve süresine bağlı olarak 39-1504 ?g/L arasında değişmiştir. Gübre kullanımında en yüksek biyomas değeri 10. ve 15. günde 3 kg/m3 gübre dozunda görülürken, 20. günde en yüksek biyomas artışını 0.75 kg/m3 gübre dozu sağlamıştır. Gübrelenmiş havuza en uygun maya miktarı ise 0.0375 kg/m3 dozda görülmüştür. Gübrelemeden sonra ilk ortaya çıkan grup 10. günde alg ve ardından 15. günde rotifer olup, bunu daha sonra 20. günde sırasıyla kopepod ve kladoser üyeleri izlemiştir. Zooplankton bolluğunu en yüksek rotifer oluşturmuştur. Daha sonra bunu kladoser ve kopepod izlemiştir.Anahtar Kelimeler: Gübre, maya, zooplankton, fitoplankton, verimlilik
Farklı sıcaklıklarda nil tilapia (Oreochromis niloticus)'sı ve melez (O.niloticus ? × O.aureus?) tilapia'ların kritik termal minimum ve maksimum değerlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada Doğu Afrika kökenli tilapia türlerinden nil tilapia'sı (Oreochromis niloticus) ve Nil tilapia (Oreochromis niloticus) ile Mavi tilapia (Oreochromis aerus)'ların hirbitlenmesi ile elde edilen melez juvenillerinin üç farklı sıcaklık kombinasyonlarında (24, 28, 32 °C) alt (CTMin) ve üst (CTMax) kritik termal değerleri, alıştırma tepki oranı (ARR) ve termal tolerans poligon alanlarının belirlenebilmesi amacıyla yürütülmüştür. Elde edilen bulgular alıştırma su sıcaklığının etkisinin balıklarda CTMin ve CTMax değerleri üzerine önemli etkilerde bulunduğunu (P<0.001), genetik grupların ve genetik grup x sıcaklık parametrenin ortak etkisinin balıklarda önemli bir etkisinin olmadığını göstermiştir Denemede kullanılan 0.3°C/dakika soğutma veya ısıtma oranı ile üstte belirtilen sıcaklık ve genetik grupların melezler de CTMin değerlerinin 9.61 ile 11.95°C, CTMax değerlerin ise 39.79 ile 42.67°C'ler arasında; O.niloticus'ta CTMin değerlerinin 9.12 ile 11.11, CTMax değerlerin ise 39.77 ile 42.50 arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Termal tolerans poligon alan değerleri melezler için 246.181, O.niloticus'ta ise 249.117°C2 olarak hesaplanmıştır. Alıştırma tepki oranı (ARR) değerleri 24-28°C'ler arasında O.niloticus için 0.38-0.23; melezler için 0.39-0.16 ve 28-32°C'ler arasında ise O.niloticus için 0.30-0.26; melezler için 0.33-0.42 arasında değişim göstermiştir. Üç farklı alıştırma su sıcaklıklarında (24, 28, 32°C) hesaplanan genel ARR değerlerinin O.niloticus için 0.24 ile 0.34 arasında; melezler için 0.31 ile 0.36 arasında olduğu belirlenmiştir. Doğu Afrika kökenli tilapia varyetemizin düşük sıcaklıklara daha hasas, ancak yüksek sıcaklıklara dirençli olduğu görülmüştür. Juvenillerin soğuğa tolerans zonunun niloticus'lar için 9.12 ile 11.11°C'ler arasında, melezler için; 9.60 ile 11.94°C'ler arasında, sıcak tolerans zonunun ise 39.77 ile 42.66°C'ler arasında olduğu anlaşılmıştır. Tüm veriler dikkate alındığında, tilapia juvenillerinin derin ve su değişkenliği yüksek olan havuzlarda kış aylarında karşılaşılan düşük su sıcaklıklarında önemli sıkıntılar yaşayacağı, ancak sığ ve su değişkenliği düşük olan ve serin su imkanı bulunmayan bölgelerde, yaz aylarında 35-40°C'yi geçen yüksek su sıcaklıklarında, yaşayabilecekleri öngörülmüştür.Anahtar Kelimeler: Melez Tilapia, Kritik termal sıcaklık, Alıştırma tepki oranı, Termal tolerans poligonu, Yetiştiricilik
Akyatan lagünü (Adana)'nden yakalanan mavi yengeç (Callicetes sapidus)'lerde toksik madde araştırılması
Bu çalışmada, Akyatan Lagünü'nden avlanan mavi yengeç (Callinectes sapidus)' lerin kas dokularında PCB (Poliklorlu Bifeniller) 28, 52, 101, 118, 153, 138, 180, HCB (hekzaklorobenzen), toplam HCH (Heksaklorosiklohekzan), toplam DDT (dikloro difenol trikloroethan) kalıcı organik kirleticilerinin miktarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 50 adet örnekle yürütülmüştür. 1 gr.'lık kas dokular içerisindeki kirletici miktarları ppb düzeyinde araştırılmıştır. Değerlendirme sonucunda incelenen tüm örneklerde bulaşma tespit ediliştir. En yüksek bulaşıklık PCB türevlerinde tespit edilmiştir. Gaz kromatografisi ECD dedektör kullanılarak kantitatif olarak bulanan kalıntı düzeyleri, kabul edilebilir kalıntı düzeyleri ile karşılaştırılmıştır. Değerlendirme sonucunda kalıcı organik kirletici oranları sırasıyla, ?- BHC % 36, ß- BHC % 2, ?- BHC % 10, HCB % 14, ? BHC % 40, o,p'- DDE % 56, p,p'- DDE % 12, o,p'- DDT % 24, p,p'- DDT % 34, ? DDT % 40, PCB 28 % 72, PCB 52 %70, PCB 101 % 54, PCB 118 % 40, PCB 138 % 2, PCB 153 % 28, PCB 180 %56 olarak tespit edilmiştir.
Doğu Akdeniz Bölgesinde levrek (Dicentrarchus labrax L., 1758) ve yayın (Silurus glanis L., 1758) balıklarında kalıcı organik kirleticilerin belirlenmesi
Bu çalışmada Türkiye'nin Doğu Akdeniz sınırları içerisinde yer alan bölgede denizel alanlardan;Mersin liman bölgesi, Adana(Karataş ve Yumurtalık), İskenderun Körfezi (İskenderun, Dörtyol, Arsuz,Samandağ) yakalanan Levrek (Dicentrarchus labrax) ve tatlısu alanları; Adana (Seyhan ve Ceyhan Nehirleri), Hatay (Asi Nehri), Tarsus (Berdan Çayı) ve Mersin(Müftü Deresi)'nden yakalanan Yayın (Silurus glanis) balıklarının kas dokularında PCB (Poliklorlu Bifeniller) 28, 52, 101, 118, 153,138, 180, HCB (hekzaklorobenzen), toplam HCH (Heksaklorosiklohekzan), toplam DDT (dikloro difenol trikloroethan) kalıcı organik kirleticilerinin miktarının belirlenmesi amaçlanmıştır. En yüksek bulaşıklık PCB türevlerinde tespit edilmiştir. Kalıntı düzeyleri, kantitatif olarak GC-ECD kullanılarak tespit edilmiş ve kabul edilebilir limitlerle karşılaştırılmıştır. Çalışmada, ?- BHC % 42.2, ß- BHC % 8.88, ?- BHC % 31.1, HCB % 17.7, ? BHC % 60, o,p'- DDE % 46.6, p,p'- DDE % 48.8, o,p'- DDT % 24.4, p,p'- DDT % 24.4, ? DDT % 80, PCB 28 % 82.8, PCB 52 %86.6, PCB 101 % 73.3, PCB 118 % 53.3, PCB 138 % 17.7, PCB 153 % 4.5, PCB 180 %44.4 oranlarında tespit edilmiştir.
Pasifik beyaz karidesi (Litopenaeus vannamei) yavrularının yemlerinde balık unu ve yağı yerine bitkisel hammaddelerin kullanımı
Bu çalışmada, pasifik beyaz karidesi (Litopenaeus vannamei) yemlerinde balık unu ve yağı yerine alternative protein (soya unu ve mısır gluteni) ve yağ (kanola, keten tohumu ve soya yağı) kaynaklarının değerlendirilmesi için izonitrojenik (%39.0) ve izolipitik (%8.2) dört test yemi formulize edilerek denemede kullanılmıştır. Diet 1 ve diet 3 (D1 ve D3) balık unu ile formulize edilirken, diğer dietler (D2 ve D4) balık unu yerine bitkisel protein karışımları (soya ve mısır gluteni) ile formulize edilmiştir. Diğer taraftan D3 ve D4 grubu yemlerinde balık yağı yerine bitkisel yağ karışımları (sırasıyla; kanola, keten tohumu ve soya yağı: %30, %40 ve %30) kullanılmıştır. Karides yavruları (ortalama başlangıç ağırlığı 3.6 g) her tankta 20 adet olacak şekilde dairesel tanklara (0.38 m2) stoklanmış ve 60 gün süresince günde beş defa otomatik yemlikler kullanılarak deneme yemleriyle beslenmişlerdir. Deneme sonunda ortalama final ağırlığı, ağırlık kazancı, yüzde ağırlık kazancı, günlük ağırlık kazancı, spesifik büyüme oranı, yem çevirim oranı ve protein değerlendirme oranı sırasıyla 10.9 ile 11.7 g, %211.2 ile 231.4, 123.4 ile 135.6 mg/gün, 1.9 ile 2 %g/gün, 3.1 ile 3.8, 28.1 ile 34.3 arasında hesaplanmıştır. Ham protein ve lipit için görünür sindirilebilirlik katsayıları tüm diet grupları arasında sırasıyla ;%74.3-80.7 ve %79.4-85.2 arasında değişmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, L. vannamei tarafından bitkisel protein/yağ kaynakları içeren yemlerin hayvansal protein/lipit kaynakları içeren yemler kadar etkili bir şekilde hatta daha iyi kullanıldığını göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Litopenaeus vannamei, Hayvansal protein, Bitkisel protein, Bitkisel yağ, Sindirilebilirlik.Anahtar Kelimeler: Litopenaeus vannamei, Hayvansal protein, Bitkisel protein, Bitkisel yağ, Sindirilebilirlik.
Doğadan avlanarak yetiştiricilik koşullarında tutulan anaç uzun yüzgeçli sarıkuyruk (Seriola rivoliana Valenciennes, 1833) bireylerinde bazı üreme parametrelerin incelenmesi
Bu çalışmada doğadan avlanarak kültür koşullarında tutulan Uzun yüzgeçli sarıkuyruk (Seriola rivoliana Valenciennes, 1883) balığının bazı üreme parametrelerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmada GnRHa hormonu uygulanarak elde edilmiş olan verilerden fekondite, batın sayısı, sperm kalite parametreleri ve morfolojisi, yumurta kalite parametreleri ve morfolojisi, embriyo gelişim aşamaları, prelarval ve postlarval morfolojileri incelenmiştir.Araştırma sonunda erkek bireylerin (n=5) sperm motilitesi %52.96±3.53 ile %77.78±2.22 arasında, canlılık süresi 864.44±65.94 sn ile 1014.17±95.58 sn arasında ve sperm yoğunlukları ise 60.47±8.09 ile 95.36±16.22 adet/ml arasında değişmiştir. GnRHa hormonu uygulamasından sonraki 35. ile 40. saat arasında elde edilen Uzun yüzgeçli sarıkuyruk yumurtaları 1096.61±45.30 µm çapında, 266.15±31.43 µm çaplı tek yağ damlacığına sahiptir. Üreme, Temmuz ve Ekim aylarında su sıcaklığının 22.6?23.9 ºC'ler arasında olduğu dönemde gerçekleşmiştir. Onyedi batında %99.49±0.28 döllenme ve %65.38±9.96 açılma oranına sahip toplam 6.455.480 adet yumurta elde edilmiştir. En iyi yumurtlama Eylül ayında gerçekleşmiştir. Kuluçka süresi 44. ile 48. saatler arasında ve embriyonik gelişim ise 25 aşama olarak tespit edilmiştir. Kuluçkadan çıkan larvalar 2.721±0.10 mm boyunda ve 0.336±0.02 mm çapında yağ damlacığına sahiptir.
Doğu Akdeniz(Türkiye) sahillerinden yakalanan has kefal(Mugil cephalus linnaeus, 1758)'lerde karşılaşılan myxobolus ichkeulensis, bahri ve marquez, 1996'(Myxosporea)'in biyolojisi üzerine çalışmalar
Bu çalışmada Has Kefal (Mugil cephalus)'ler de enfestasyon oluşturan Myxobolus ichkeulensis'in bazı biyolojik özellikleri araştırılmıştır. Araştırmalar 3 farklı temel bölüm de gerçekleştirilmiştir. I. Bölümde; M.ichkeulensis'in has kefaller üzerindeki enfestasyon düzeyleri belirlenmiştir. II. Bölümde M.ichkeulensis ile enfeste olmuş kefal bireyleri farklı tuzluluk ve sıcaklık değerlerinin enfestasyon düzeyine olan etkisi araştırılmış; III. Bölümde ise ışık ve electron mikroskop çalışmaları yapılarak M.ichkeulensis'in yaşam evreleri belirlenmeye çalışılmıştır.I. Bölümde yapılan araştırmada incelenen 1200 balığın 109'unda (%9,08) M.ichkeulensis enfestasyonu bulunduğu, Temmuz-Eylül ayları arasında enfestasyon düzeyinin diğer aylara oranla en yüksek olduğu belirlenmitir.II. Bölümde ise 38 ppt tuzluluk ve 30oC'de M.ichkeulensis'in enfestasyon hızının en yüksek olduğu, 0ppt tuzlulukta ise kist sayılarının azalarak 30. Gün'de de tamamen yok olduğu belirlenmiştir.M.ichkeulensis'in gelişim evrelerinin incelendiği son bölümde ; konak hücreleri ile çevrelenmiş tek bir plasmodia içerisinde sporların geliştiği, spor gelişimi boyunca asenkronize polar kapsül gelişimi gösterdiği, ancak gelişim evrelerinin diğer Myxobolus türlerinde görülen evreleri izleyerek tamamlandığı sonucuna varılmıştır.
Bitkisel yağ ve balık yağı içeren yemlerle döngülü beslemenin Avrupa deniz levreği (Dicentrarchus labrax) yavrularında büyüme ve yağ asidi kompozisyonuna etkisi
Bu çalışmada deniz levreği yavrularının8 hafta süreyle döngülü beslenmesinin n-3 uzun zincirli yağ asitleri (özellikle EPA VE DHA) oranı üzerine olası etkileri değerlendirilmiştir. Avrupa deniz levreği (Dicentrarchus labrax,2.4 g)yavruları %100 balık yağı (BY), %60 (BitY60) ve %80 (BitY80) bitkisel yağ karışımlı ( kanola, keten ve soya) yemlerle beslenmişlerdir. Deneme yemleri haftalık döngüler halinde(2BitY60 grubu:2 hafta %100 balık yağı + 2 hafta % 60 bitkisel yağı ve 2BitY80: 2 hafta %100 balık yağı+2 hafta % 80 bitkisel yağı)uygulanmıştır.En iyi spesifik büyüme oranı BitY80 grubunda saptanmıştır. Günlük yem alımında ve yem çevrim oranında gruplar arasında istatistiki açıdan bir fark bulunmamıştır (p>0.05). En yüksek protein oranı BitY80 grubu bireylerinde iken, en düşük protein oranı BY grubu bireylerinde saptanmıştır.Tüm vücut yağ asidiprofili döngülü beslemeye bağlı olarak değişme göstermiş ve genel olarak yemdeki yağ asidi profilini yansıtmıştır. Yüksek bitkisel yağlı yemlerle beslenen BitY80 grubu bireylerinde linoleik asit (18:2n-6) miktarı daha fazla bulunmuştur. Alfa-Linolenik (ALA, 18:3n-3) miktarı iseen yüksek 2BitY60 grubunda tespit edilmiştir(p<0.05). Eikosapentaenoik asit(EPA,20:5n-3) oranına bakıldığında BY ve 2BitY60 gruplarında benzer oranda artış gösterdiğ bulunurken, en yüksek dekosahegzaenoik asit (DHA,22:6n-3) BY, 2BitY60 ve 2BitY80 beslenen gruplarda tespit edilmiştir. En yüksek lipit sindirilebilirliği döngülü beslenen gruplarda (2 BitY60 ve 2 BitY80) bulumuştur(p<0.05). Bu çalışma sonucunda döngülü olarak beslenen levrek bireylerinin bazı spesifikyağ asitlerini (EPA ve DHA) depolayabildiğinigöstermiştir.
Farklı oranlarda enginar (Cynara scolymus L.) yaprağı özü kullanılan yemlerle kış koşullarında beslenen çipura (sparus aurata)'larin, büyüme performansı ve vücut kimyasal kompozisyonlarının belirlenmesi
Bu çalışmada, yemlere farklı seviyelerde (0, 0.5, 1, 1.5 ve 2 g/kg yem; sırasıyla G1, G2, G3, G4 ve G5) enginar (Cynara scolymus) yaprağı özü (EYÖ) eklenmesinin çipuraların (Sparus aurata), büyüme performansı ve vücut kimyasal kompozisyonlarına etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, (ortalama başlangıç ağırlıkları 10.70g olan) herbir tanka (450L) otuz adet çipura yavrusu 3 tekerrürlü olacak şekilde stoklanmış deneme 75 günlük bir peryotta sürdürülmüştür. Deneme süresince ortalama su sıcaklığı, oksijen ve tuzluluk değerleri sırasıyla 13.8±0.5°C, 5.9±1mg/L ve ? 39 olarak belirlenmiştir. Deneme sonucunda, G5 grubunda son canlı ağırlık (SCA) 36.29±0.33 g, spesifik büyüme oranı (SBO) 1.48±0.01, yem çevirim oranı (YÇO) 1.31±0.01, ortalama günlük büyüme oranı (OGBO) 3.19±0.04, protein etkinlik oranı (PEO) 0.50±0.01, termal büyüme katsayısı (TBK) 80.24±0.76 ve net protein kullanımı (NPK) 33.91±0.32 olarak diğer gruplara nazaran daha iyi bulunmuştur (P<0.05). Buna ek olarak, tüm vücut protein, kuru madde ve yağ kompozisyonlarının gruplar arasında farklılık gösterdiği belirlenmiştir P<0.05). Karaciğer somatik indeksi (KSİ) ve viseral somatik indeks (VSİ) değerleri açısından, gruplar arasında istatistiksel farklılık bulunmamıştır (P>0.05). Sonuç olarak, çipura yavrularının yemlerine 2 g/kg oranında enginar yaprağı özü eklenmesi, kış koşullarında yoğun çipura yavru yetiştiriciliği için önerilmektedir.
Akyatan lagünü (Adana-Karataş)'nden yakalanan mavi yengeçler (Callinectes sapidus, Rathbun 1896)'de bakteriyolojik, parazitik ve fungal araştırmalar
Bu çalışmada Akyatan Lagünü (Adana-Karataş)'nden yakalanan Mavi Yengeç (Callinectes sapidus)'lerde bakteriyolojik, parazitik ve fungal araştırmalar yapılmıştır. Örneklemeler 01 Ekim 2011 - 01 Ekim 2012 tarihleri arasında her ay, 2013-2014 yıllarında sadece yaz döneminde kuzuluklardan kepçelerle, kuzuluk çevresinden pinterlerle yapılmıştır. Araştırmada 501 adet yengeç incelemeye alınmıştır. Laboratuvara getirilen yengeçlerden alınan hemolenf örnekleri ve diğer örnekler çeşitli boyama yöntemleri kullanılarak mikroskop altında incelenmiştır. PCR tekniği kullanılarak araştırmada elde edilen sonuçlar pekiştirilmiştir. Araştırma sonucunda; Acinetobacter baumannii, Acinetobacter lwoffii, Aeromonas cavaie, Aeromonas hydrophila, Serratia rubidea, Vibrio alginolyticus, Vibrio parahaemolyticus, Vibrio vulnificus, Vibrio mimicus, Citrobacter freundii, Enterobacter aerogenes, Enterobacter cloacae, Escherichia vulneris, Klebsiella phenmonaie, Klebsiella oxytoca, Moraxella sp., Proteus mirabilis, Pseudomonas sp., Micrococcus sp, Staphylococcus aureus, Bacillus sp. genusuna ait bakterilere; parazitik incelemeler sonucunda; Ichthyophthiris multifilis'e, Cryptobia sp.'ye, Trypanasoma sp.'ye, Cloronorchis sp.'nin metaserseriya evresine, Hematodinium sp.'ye ait amoeboid trofonta, Metasestoda, Microsporidian sporuna, Ameson sp.'ye, Trematod metaserseriyasına; fungistik incelemede; Oospora ve Lagenidium sp. zoosporu'na rastlanmıştır.
Lipaz ve proteaz enzimleri katkılı yemlerin çipura (Sparus aurata, linnaeus 1758)'ların gelişme performansı, vücut kimyasal kompozisyonu ve sindirim enzimlerine etkisi
Bu çalışma 2 denemeden oluşmuştur. Denemelerde lipit oranı %14 - % 22 olan ve protein oranı %40 - % 50 olan yemlere farklı seviyelerde lipaz ve proteaz (0.5, 1, 1.5 ve 2 g/kg yem) enzimleri ilavesinin çipuraların (Sparus aurata), büyüme performansı, sindirim enzimleri aktivitesi ve vücut kimyasal kompozisyonlarına etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, (ortalama başlangıç ağırlıkları 7.72±0.05 g olan) herbir tanka (450L) otuzbeş adet çipura yavrusu 3 tekerrürlü olacak şekilde stoklanmış ve deneme 60 günlük bir peryotta sürdürülmüştür. I.Deneme sonucunda, DL-0.5 grubunda son canlı ağırlık (SCA) 64.42±1.06 g , spesifik büyüme oranı (SBO) 3.55±0.01, yem çevirim oranı (YÇO) 1.20±0.18, olarak diğer gruplara nazaran daha iyi bulunmuştur (P<0.05). II.Deneme sonucunda ise YP-0.5 grubunda son canlı ağırlık (SCA) 52.38±0.70 g, spesifik büyüme oranı (SBO) 3.18±0.02, yem çevirim oranı (YÇO) 1.17±0.03, olarak diğer gruplara nazaran daha iyi bulunmuştur (P<0.05). Bununla birlikte, sindirim kapasitesi en iyi olan grupların ilk denemede DL-0.5, ikinci deneme de YP-0.5 olduğu gözlenmiştir. Proteaz, Tripsin ve alkalin fosfataz aktiviteleri, büyümeyi destekler nitelikte olup, aktivitelerinde deneme boyunca artış görülmüştür.Amilaz, Lipaz ve Aminopeptidaz aktivitelerinde ise deneme boyunca azalma saptanmıştır. Sonuç olarak, çipura yavrularının yemlerinde lipaz (0.5g / kg, % 14 lipid) ve proteaz enzimlerinin (0.5g/kg, % 50 protein) belirtilen lipit ve protein oranlarında eklenmesi çipura yetiştiriciliği için önerilmektedir.
Çukurova koşullarında Asya kedi balığı (Pangasianodon hypophthalmus Sauvage, 1878) yetiştiricilik olanaklarının araştırılması
Bu çalışma, Ç.Ü. Su Ürünleri Fakültesi, Dr. Nazmi Tekelioğlu Tatlı Su Ürünleri Üretim ve Araştırma İstasyonu'nda yapılmıştır. Bu denemede, ortalama ağırlıkları 3.20±0.30 g olan 480 yavru Asya kedi balığı, 3 tekerrürlü 4 gruba ayrılarak 12 tank ve 12 kafese 20 balık gelecek şekilde stoklanmıştır. İki farklı yetiştiricilik koşulunda; hem tank hem de kafesler de yemleme sıklığına bağlı olarak büyüme parametrelerine ve her türlü adaptasyon koşuluna bakılmıştır. Çalışma sonunda tanklarda yem çevrim oranı (YÇO) 1.36-2.50 ve spesifik büyüme oranı (SBO) 1.13-1.50 arasında bulunmuştur. Kafeslerde YÇO 1.01-1.15 ve SBO 2.98-3.23 arasında bulunmuştur. Yemleme sıklığı balıkların kimyasal kompozisyonunu etkilemiştir. Kafeslerde yetiştirilen ve günde dört kez yemleme sıklığı uygulanan balıkların yağ ve protein içerikleri en yüksek bulunmuştur. YÇO ve SBO değerlerine bakılarak, Asya kedi balığı için en iyi büyüme oranının, kafeste yetiştirilen ve günde 4 kez yemlenen balıklardan elde edildiği sonucuna varılabilir.
Keban baraj gölü (Elazığ)'nde yer alan alabalık üretim tesislerinde kullanılan medikamentler, aşılar ve etkinliklerinin araştırılması
Bu çalışmada ülkemizin önemli balıkçılık alanlarından birisi olan Keban Baraj Gölü'nde yer alan 39 adet balık üretim tesisinde yetiştiriciliği yapılan gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss)'nda görülen hastalıklara karşı uygulanan sağaltım yöntemleri ve kullanılan medikamentler ile aşılar araştırılmış, gerekli kayıtlar alınarak retroperspektif sorgulamalar yapılmış, medikamentlerin ve aşıların etkinliği ortaya konmaya çalışılmıştır. Verilen yanıtlar kullanılarak TUKEY ve ANOVA testleri yapılmış ve hastalık etmenleri ile alınan önlemler arasındaki bağlantı istatistiki olarak değerlendirilmiştir. Bu sonuçlara göre, ilaç verimliliği ile hastalık etmenleri arasında yapılan anova testi sonucunda, anlamlı (önemli) farklılık bulunmuştur (p<0,01). Üretim kapasitesi'ne yıllara göre bakıldığında yıllar arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,01). Hastalık etmenleri ve alınan önlemler arasında yapılan varyans analizi sonucun da önemli bir fark olmadığı anlaşılmıştır (p>0,05). Çalışan mühendis sayısı, hastalık etmenlerinin ve alınan önlemlerin varyans analizi sonucunda önemli bir fark olmadığı anlaşılmıştır (p>0,05). Üretim kapasitesi ile çalışan personel sayısı arasında anlamlı bir fark olmadığı anlaşılmıştır (p<0,01). Aşı uygulaması yapılan işletmelerle yapılan görüşmelerde aşı uygulamasının daha çok tercih edildiği öğrenilmiş, uygulanan bu aşıların balık sağlığına önemli bir ön koruma oluşturduğu ve antibakteriyel ilaç kullanımını azalttığı tespit edilmiştir.
Mersin ili su ürünleri tüketim algısının değerlendirilmesi
Mersin ili büyükşehir belediyeleri içindeki ilçeleri ve Tarsus ilçesini kapsayan bir çalışma genelinde toplam 595 kişi ile bire bir yapılan anket çalışması sonucunda kente ait su ürünleri tüketim algısının ortaya çıkartılmasına çalışılmıştır. Su ürünlerinin insan sağlığı açısından önemi sorulan katılımcıların %67,17'sinin iyi derecede, %26,93'ünün orta derecede, %5,89'unun ise düşük derecede bilgi sahibi oldukları tespit edilmiştir. Yapılan değerlendirmelere göre ankete katılanların % 53,53 civarı kanatlı etini, %33,33 ünün kırmızı eti, % 13,13'ünün ise su ürünlerini ilk tercih olarak tükettiğini ifade etmişlerdir. Ankette su ürünleri tüketimini etkileyen faktörlerin ortaya çıkartılması için sorulan sorulara verilen yanıtlar ile su ürünleri tüketenlerin bir bölümü (%30'unun) kokusu nedeniyle, %23'ünün temizlemesinin zor olması nedeniyle, %16'ü ise tadı nedeniyle su ürünleri tüketmediklerini beyan etmişlerdir. Diğer taraftan bu çalışmada tüketicilerin %76'sı su ürünlerini evde tüketmeyi tercih ederlerken, %24'ünün ise ev dışında tüketmekte olduklarını ifade etmişlerdir. Çalışmada su ürünlerinin tanıtım ve reklamlarının yeterli olmadığı, bununla beraber marketlerde su ürünleri bulma konusunda da durumun benzer olduğu ifade edilmiştir. Bu çalışma ile Mersin ili açısından su ürünleri tüketim alışkanlıkları, istekleri ve tüketmeme nedenleri gibi konularda bazı ipuçları elde edilmiştir. Elde edilen en belirgin sonuçlardan birisi tüketici profilinin ortaya çıkartılması ve tüketim algısının daha iyi anlaşılması ile tüketimin artırılabileceğidir.
Effects of different vegetable oils on growth performance, fatty acids and thermal tolerance of the Turkish crayfish Astacus leptodactylus
This study is comprised of two experiments. In the 1st Experiment, Turkish crayfish Astacus leptodactylus (24 g) were fed with different vegetable oil sources [peanut oil (PO), cotton seed oil (CSO), linseed oil (LO) and hazelnut oil (HO)] as substitute for fish oil (FO: control) in the diet. In the 2nd Experiment, the effects of vegetable oil-based diets on thermal tolerance of the crayfish were examined, while furthermore, at three acclimation temperatures, CTMin and CTMax values, acclimation response ratio (ARR) and thermal tolerance polygon (15, 20 and 25C) were also studied. In the 1st Experiment, among five different diets that were fed to the juveniles for 60 days, HO sustained the highest final weight (P<0.05). While FCR was calculated as 1.53 in this group, this value ranged between 2.15 and 2.50 in other experimental groups. In general, in spite of their very low level of EPA (20:5n-3) and DHA (22:6n-3), vegetable oil sources promoted good growth, high nutritional contents and successful moultings throughout the study. The reason for this is attributed to high contents of MUFA's in the vegetable oils that can be more efficiently converted through β-oxidation to energy, as compared to n-6 PUFA's. Accumulation of MUFA's was highest in LO (35.51%) and HO (35.02%) in the abdominal tissue, especially 18:1n-9 in HO (25.06%) (P<0.05). This fatty acid was measured as 22.30, 19.76, 19.57 and 19.20% in PO, LO, FO and CSO, respectively. As expected, highest EPA was found in FO, but this fatty acid was also accumulated in the groups feeding on vegetable oil sources to a level close to the control group. DHA level was found to also be highest (9.76%) in the group feeding on FO (P<0.05), while this fatty acid ranged between 7.70 and 6.84% in the groups feeding on vegetable oil sources. The richest group in terms of PUFA's was found as FO (46.36%, P<0.05) followed by PO and CSO (44.56% and 43.34%), while poorest were LO and HO-groups (40.08 and 42.40%). Protein digestibility ranged from 97.1 to 98.4%, while dry matter ranged from 61.8 and 72.9% . Our results have shown that, PO and HO feeds, which contained high levels of MUFA's, can fully substitute FO in the feed of A. leptodactylus, on condition that fish and squid meals are used at 26% in the formulation. In the 2nd Experiment, thermal tolerance tests were shown that acclimation temperatures (15, 20 and 25C) had significant effects on CTMin ve CTMax values of A. leptodactylus juveniles (P<0.05). At a heating/cooling rate of 0.3C/min the CTMin values ranged between 1.3 and 2.0C, while the CTMax values ranged between 37.4 and 38.7C. Thermal tolerance polygon area was calculated as 364°C2. At three acclimation temperatures (15, 20 and 25°C), the ARR values ranged from 0.13 to 0.23. The CTMin and CTMax values dropped down to 0.5C or went up to 40.1C when the juveniles were fed vegetable oil-based diets (P<0.05). Our study has demonstrated that, when the crayfish were fed on LO or HO for 60 days, their tolerance to extreme temperatures could significantly be enhanced, while increaser of tolerance to low temperatures was more evident in this respect.
Çukurova bölgesinde kafeslerde Asya kedi balığının (Pangasianadon hypophthalmus Sauvage, 1878) farklı yem kaynağı ve döngülü açlık ile beslemenin büyüme ve yem alımı üzerine etkileri
Bu çalışma Çukurova bölgesindeki Seyhan Baraj Gölünde Ünalan Balık Çiftliğinde yürütülmüştür. Asya kedi balığı bireylerinde iki farklı yem kaynağı sazan yemi ve alabalık yemi kullanılmış ve döngülü açlık ile besleme periyodu uygulanarak büyümeye vücut kompozisyonuna ve yem değerlendirmesine olan etkilerini belirlemek için yapılmıştır. Bu amaçla, 720 bireyden oluşan 3 tekerrürlü gruplar (14±0.75 g) deneme planına göre, 6 grup kullanılmış, sürekli sazan yemi ile beslenen (SY), alabalık yemi ile beslenen (AY), sazan yemi ile 1 gün aç 6 gün tok beslenen (SY&1A+6T), sazan yemi ile 2 gün aç 5gün tok beslenen (SY&2A+5T), alabalık yemi ile 1 gün aç 6 gün tok beslenen (AY&1A+6T), alabalık yemi ile 2 gün aç 5gün tok (AY&2A+5T), beslenen grup olarak belirlenmiştir. Bu gruplar günde 4 öğün doyana kadar beslenmiştir. Deneme 77 gün sürmüştür. Deneme sonunda yaşama oranlarına baktığımızda yaşama oranına negatif etkisi olmadığı bulunmuştur. Spesifik büyüme oranına baktığımızda en iyi AY grubunda bulunmuştur. Yem çevrim oranı açısından en iyi AY ve SY&2A+5T gruplarında bulunmuştur. Aynı zamanda tüm vücut besin içeriklerinde kuru madde ve ham kül değerlerinde istatistiki açıdan bir farklılık yoktur (p>0.05). Buna karşın tüm vücut protein değerlerinde AY, AY&1A+6T ve AY&2A+5T gruplarına kıyasla, SY, SY&1A+6T ve SY&2A+5T gruplarının protein oranı yüksek bulunmuştur. Tüm vücut yağ değerlerinde AY, AY&1A+6T ve AY&2A+5T gruplarında yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak, Asya kedi balığının kafeslerde yetiştiriciliğinde en iyi büyüme için alabalık yemi kullanılabilir.
Lepistes (Pecilia reticulata)'in resirküle sistemde yetiştiriciliğinde stok yoğunluğu, monoseks kültür ve tubifeks (Tubifex tubifex) ile beslenmesinin etkisi
Bu çalışma, lepistes (Poecilia reticulata)'in resirküle sistemde stok yoğunluğu, monoseks kültür ve tubifeks (Tubifex tubifex) ile beslenmesinin yetiştiricilik parametreleri üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma 200 L silindirik tanklarda, 1.5 devir/saat su döngüsünde ve 26 °C su sıcaklığı koşullarında 3 denemede gerçekleştirilmiştir. Birinci denemede; başlangıç büyüklüğü 0.21 g ve 2.71 cm olan lepistes jüvenilleri 100 günlük deneme süresi sonunda 1 ile 4 balık/L arasında değişen stoklama koşullarında, boyları 4.56-4.99 cm'ye, ağırlıkları ise 1.28-1.83 g'a ulaşmış ve en uygun stoklamanın 3 ve 4 balık/L olduğu belirlenmiştir. İkinci denemde; başlangıç büyüklüğü 0.20 g ve 2.68 cm olan lepistes jüvenilleri 80 günlük yetiştiricilik periyodu boyunca haftada 0, 1, 2 ve 3 gün tubifeksle beslenmeleri sonucunda boyları 4.25-4.47 cm'ye, ağırlıkları ise 0.96-1.26 g'a ulaşmış ve sonuçta tubifeks'in balığın büyüme performansını arttırdığı ve haftada 2 veya 3 gün beslenmesinin uygun olduğu tespit edilmiştir. Üçüncü denemede; başlangıç büyüklüğü 0.27 g ve 3.20 cm olan lepistes jüvenilleri 80 günlük deneme sonu itibariyle monoseks kültürde ağırlık ve boyca büyümesi (1.09 g ve 4.47 cm), karma kültüre göre (1.01 g ve 4.32 cm) daha yüksek bulunmuştur. Lepistesin her iki eşeyi de monoseks kültürde daha fazla büyümüştür. Diğer yandan, lepistesin dişi bireylerinin büyüme performansı, erkeklere göre yaklaşık iki kat fazla olmuştur. Üç denemede de lepistes jüvenillerinin 80-100 gün gibi kısa bir sürede, 3 balık/L gibi yüksek yoğunlukta ve %97-99 gibi yüksek bir yaşama oranında pazar büyüklüğüne ulaşması, lepistesin resirküle sistemde ticari olarak yetiştirilebilirliği bakımından ümit vericidir.
Aromataz inhibitörü ve 17 metiltestosteron hormonları ile lagos (Epinephelus aeneus, Geoffroy Saint Hilaire 1817) bireylerinde erkekleşmenin öne alınması
Bu çalışmada, protoginus hermafrodit (önce dişi daha sonra erkek) bir tür olan dişi (~512 gr) Lagos (Epinephelus aeneus) balıklarının erkekleşmesini öne çekmek amacıyla hormon uygulaması yapılmıştır. Balıklara tek doz (10 mg/kg/ay) cinsiyet steroidi, 17α-metil-testosteron (MT) ve iki farklı dozda (1 ve 3 mg/kg/ay) aromataz inhibitörü, Fadrozol (FD1 ve FD3) içeren peletlerin implantı üreme dönemi boyunca (Mayıs-Ağustos) ayda 1 kez toplamda 4 kez yapılmıştır. Kontrol grubuna hormon içermeyen peletler yerleştirilmiştir. Balıkların bu hormonlara yanıtını gözlemlemek amacıyla; gonadosomatik indeksleri (GSİ), serumdaki cinsiyet steroid seviyeleri (testosteron, 11-ketotestosteron, östradiol) ve gonadlarının histolojik kesitleri incelenmiştir. Gonadosomatik indeks, FD3 grubundaki balıklarda diğer gruplardakilere oranla oldukça yüksek seviyede çıkmıştır. Serum Testosteron seviyesi en yüksek FD3 grubunda, 11-ketotestosteron seviyesi ise en yüksek MT grubunda gözlenmiştir. Östradiol seviyesinin, hormon uygulaması yapılan bütün gruplarda başlangıç ve kontrol grubuna göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Gonadların histolojik kesitlerinde başlangıç grubunda primer oositler, kontrol grubunda atretik oositler gözlenirken, MT grubunda testis doku oluşumu başlamıştır. FD1 grubundaki balıklar cinsiyet dönüşüm aşamasında olup, dejenere yumurtalar ve çeşitli aşamalarda sperm hücreleri belirlenmiştir. FD3 grubundaki balıklarda ise testis dokusu içerisinde, salınıma hazır aktif spermatozoa hücreleri gözlenmiştir. Bu veriler, lagos balıklarının erkekleştirilmesinde 3 mg/kg Fadrozol implantasyonunun oldukça başarılı olduğunu göstermiştir.
Ege bölgesinde yer alan denizel balık yetiştiriciliği sektöründe aşı kullanımı ve etkinliği
Günümüzde, Su Ürünleri sektörü her geçen gün büyümekte olup, su ürünleri yetiştiriciliğinde ithalat ve ihracat da buna bağlı olarak yükseliş göstermektedir. Aşı uygulamaları levrek balıklarında yaygın olan bakteriyel hastalıklara karşı (Vibrio spp. ve türevleri) immün sistemini kuvvetlendirerek, balıkların daha doğru ve sağlıklı bir şekilde daha az kayıp ile yetiştirilmesine olanak sağlamaktadır. Bu bağlamda, Ege Bölgesi'ndeki gerek büyük gerekse küçük işletmelerde aşı kullanımı genel olarak yaygınlaşmıştır. Aşı uygulaması ile uğraşan firma sayısının sınırlı olmasından işletmelerdeki genel düşüncenin aşı fiyatlarının, aşı uygulamasının pahalı olmasından ötürü duyulan rahatsızlık ve bu sebepten küçük aile işletmelerinin aşı uygulamasını maddiyata dayandırarak yaptıramadığı sonucuna varılmıştır. Değerlendirme çalışmasından elde edilen bulgular sonuç bölümünde bir araya getirilerek Ege Bölgesi'ndeki aşı kullanımının yaygınlığı ve aşı uygulamasının balıklar üzerindeki etkisine değinilmiş ve Türkiye'de ki aşı sektörünün ileride nerelere gelebileceği, aşı uygulamalarının su ürünleri yetiştiriciliği için ne derece gerekli olduğunun anlatılabilmesi amaçlanmıştır.
Farklı alıştırma su sıcaklıklarında bazı akvaryum balığı türlerinin sıcaklık tolerans parametrelerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, 20, 24 ve 28 °C alıştırma su sıcaklıklarında 13 akvaryum balığı türünün CTM, ARR ve Termal Tolerans Poligon Alanları belirlenmiştir. CTMin ve CTMax değerleri ortalamaları, sırasıyla Japon Balığı (Carassius auratus)'nda 4.50-39.60 °C, Koi (Cyprinus carpio carpio)'de 4.83-38.20 °C, Doktor balık (Garra rufa)'da 7.63-38.23 °C, Tetrazon (Puntius tetrazona)'da 12.76-36.56 °C, Zebra Balığı (Brachydanio rerio)'da 7.66-40.36 °C, Lepistes (Poecilia reticulata)'de 10.60-40.80 °C, Moli (Poecilia latipinna)'de 7.76-40.23 °C, Sarı Prenses (Labidochromis caeruleus)'de 11.50-38.56 °C, Yunus Ciklit (Cyrtocara moorii)'de 10.56-37.53 °C, Melek Balığı (Pterophyllum scalare)'nda 12.43-39.16 °C, Gurami (Trichogaster trichopterus )'de 11.06-38.60 °C, Komando Çöpçü (Corydoras paleatus)'de 9.76-35.73 °C ve vatoz balığı (Ancistrus dolichopterus)'nda 11.96-39.50 °C olarak belirlenmiştir. Düşük sıcaklıkta oluşan dalgalanmalara karşı en hassas türler sırasıyla Tetrazon, Gurami, Sarı Prenses, Vatoz Balığı, Yunus ciklit, Melek Balığı, Lepistes, Moli, Çöpçü, Koi, Zebra, Japon Balığı ve Doktor balık, yüksek sıcaklıkta oluşan dalgalanmalara karşı en hassas türler ise sırasıyla Gurami, Koi, Zebra, Çöpçü, Tetrazon, Japon Balığı, Doktor Balık, Sarı Prenses, Vatoz Balığı, Moli, Lepistes, Yunus Ciklit ve Melek Balığıdır. Termal Tolerans Poligon Alan değerlerine göre, en geniş alandan en dar alana doğru türler sırasıyla Japon Balığı, Koi, Zebra, Moli, Doktor Balık, Lepistes, Gurami, Vatoz, Yunus, Sarı Prenses, Melek Balığı, Çöpçü ve Tetrazondur. Düşük sıcaklık dirençleri açısından ülkemizin subtropik bölgelerinde yetiştiriciliğe en uygun akvaryum balığı türleri Japon Balığı, Koi, Doktor Balık, Zebra ve Moli'dir.
Dil balığı (Solea solea linnaeus, 1758) parazitlerinden caligus solea (Caligidae: Copepoda)'nın serbest yaşam evrelerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, İskenderun Körfezi'nden yakalanan dil balıklarında enfestayon oluşturduğu belirlenen Caligus solea'nın, genel ve türe özgü yapılarının morfolojisi, serbest yaşam dönemi içerisinde yer alan evrelerin, yumurta gelişiminden itibaren parazitik yaşam dönemine geçiş evresi olan kopepodit evresine kadarki gelişim süreçleri ve incelenen her bir evrenin morfolojisi detaylı olarak belirlenmiştir. Bu amaçla, tezde yürütülen inceleme ve denemeler üç ayrı bölümde tamamlanmıştır. Birinci bölümde doğadan yakalanmış dil balıkları üzerinden örneklenen ergin C. solea bireylerinin türe özgü karakterleri taramalı elektron mikroskobu kullanılarak yeniden tanımlanmıştır. İkinci bölümde, yine doğadan örneklenen dişi C. solea bireylerinin yumurta gelişimi, açılımı ve serbest yaşam dönemi içerisindeki nauplius I,II ve kopepodit evrelerinin gelişim süreçleri belirlenmiştir. Üçüncü bölüm çalışmalarında ise, ikinci bölüm denemelerinden elde edilen larval evrelerin morfolojileri ilk kez tanımlanmıştır. Üç bölümden elde edilen verilere göre; ergin C. solea bireylerinin birinci yüzme bacağı morfolojisinin daha önceki literatür bilgisinden farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca, C. solea'nın 15°C su sıcaklığında 73 saat içerisinde yumurtadan çıktığı ve yumurta gelişiminden itibaren 45 saat sonra konağa bulaştığı evre olan, kopepodit aşamasına geçtiği belirlenmiştir.
Alabalıkların (Oncorhynchus mykiss) Çukurova'da kafes koşullarında sarımsak (Allium sativum) destekli yemlerle beslenmesinin büyüme performansı üzerine etkileri
Bu çalışmada Çukurova da kış koşullarında havuz içine yerleştirilmiş kafes ünitelerinde 120 gün süreyle beslenen alabalık yavrularının besi performansı üzerine sarımsak (Allium sativum) destekli yemin etkileri incelenmiştir. Denemede 7,5 g ortalama canlı ağırlığa sahip 240 adet gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) yavrusu kullanılmıştır. Deneme grupları G1 (sarımsak eklenemeyen yemle beslenen grup), G2 (%1 sarımsak eklenen yem ile beslenen grup), G3 (%1,5 sarımsak destekli yemle beslenen grup) ve G4 (%2 sarımsak destekli yemle beslenen grup) şeklinde hazırlanmıştır. Deneme sonunda sarımsak destekli yem ile beslenen grupların kontrol grubuna göre daha iyi büyüdüğü gözlenmiştir. En iyi büyüme yüksek düzeyde sarımsak eklenen yemle beslenen G4 grubundan (186,45 ± 2,5 g) elde edilirken, kontrol grubu bireyleri 171,35± 1,52 g ağırlığa ulaşabilmiştir. Yapılan analizlerle grupların yem değerlendirme oranları, spesifik büyüme oranları, protein etkinlik oranları ve ekonomik çevirim oranları arasındaki oluşan farkın istatistiki olarak önemli olmadığı, buna karşın ekonomik yarar endeksi bakımından G3 ve G4 gruplarının diğer gruplardan önemli düzeyde yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak hem büyümeyi hem de ekonomik bazı girdileri pozitif etkilemesi bakımından sarımsak destekli yemlerle beslemenin Çukurova'da kış koşullarında alabalık yetiştiriciliği için önerilebilir olduğu ortaya çıkmıştır.
Kültür koşullarında su sıcaklık değişiminin yeşil kaplan karidesi (Penaeus semisulcatus)'nin yağ asidi içeriğine etkisi
Bu çalışmada, 8-hafta boyunca 11-16°C'de kışlatma periyodu ve sonrasında ise, 2 hafta boyunca optimal koşullarda (28°C ve ‰39 tuzlulukta), yeniden beslemenin yeşil kaplan karidesi (Penaeus semisul-catus)'nin temel besin bileşenleri ve yağ asidi kompozisyonu üzerine etkileri araştırılmıştır. Bulgularımız, kışlatma döneminde beslenmenin tam olarak kesilmemesi nedeniyle, karideslerin protein ya da lipitleri katabolize etmediğini göstermiştir. Genel olarak, soğuğa maruz bırakıldıkları stres döneminde, karideslerin kas ve hepatopakreaslarında belirlenen doymuş (SFA), tekli-doymamış (MUFA) ve kısmen de çoklu-doymamış (n-6 PUFA) yağ asitleri seviyeleri düşmüş, bunun tersine n-3 PUFA'lar ise önemli ölçüde yükselmiştir. Optimal olmayan kışlatma koşullarında, karidesler termal stres altında enerji gereksinimlerini karşılamak amacıyla öncelikle SFA'ları ve daha düşük oranda da MUFA'ları metabolize etme eğilimi göstermişlerdir (P<0.01). Dokuların membran yapılarında rol alan n-3 PUFA'ların seviyeleri kışlatma stresi ile artış göstermiş, ancak stres kaynağı ortadan kalktığında ise, bu yağ asitlerinin dokularda korunmasına artık gerek kalmamıştır. Bu çalışmada önerdiğimiz ve karideslerin minimum besleme maliyeti ile belli bir süre soğuk su (10-15C) koşullarında tutulmasına dayalı bir kışlatma stratejisinin üretim modeline dahil edilmesinin, daha sağlıklı (n-3 LC-PUFA-zenginleşmesine yol açması nedeniyle) insan gıdası üretebilmek amacıyla da kullanılabileceği ortaya konmuştur.
Toprak solucanı (Eisenia fetid)'nın hufa içeriğinin zenginleştirilmesi ve karides (Penaeus vannamei) beslemede kullanımı
Bu çalışma toprak solucanı Eisenia fetida'nın HUFA içeriğinin zenginleştirilmesi ve karides beslemede kullanılabilme potansiyelinin araştırılması amacıyla yürütülmüştür. 1. Denemede, E. fetida'nın yağ asitleri (YA) balık unu (BU) ile kıyaslanmış ve farklı kompost karışımlarının solucanlarda büyüme, üreme ve vermikompost üretimi üzerine etkileri araştırılmıştır. 2 ve 3. Denemelerde, yataklı ve yataksız tekniklerle bir ticari zenginleştirici ürünün farklı dozlarda (%0-50) ve farklı periyotlarla (12, 24, 48 ve 96-saat), 4. Denemede ise balık yağının (BY) yine farklı doz (%0, 2.5, 5.0 ve 10) ve farklı periyotlarla (24, 48 ve 96-saat) solucanlarda YA profilleri üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışmanın 5. Denemesinde ise BU yerine farklı oranlarda solucan unu (SU) kullanımı amacıyla, beş farklı ikame oranının (%0, %25, %50, %75 ve %100) Pasifik beyaz karidesinde (Penaeus vannamei) büyüme ve yem tüketim parametreleri ile yağ asitleri profilleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Kompost karşımları içerisinde %50 büyükbaş gübresi+%25 at gübresi+%25 çay posasının uygun olduğu belirlenmiştir. Soğuk-kurutulmuş E. fetida ununda (SU) protein seviyesi %62.1, ham kül %9.4, ve lipit %6 olarak belirlenmiştir. E. fetida'da baskın yağ asitlerinin %48.30 ile PUFA'lar olduğu, bu grubu MUFA'-ların (%25.74) ve SFA'ların (%20.08) izlediği anlaşılmıştır. SU'nın YA içeriğinin oldukça zengin, ancak DHA içeriğinin, BU'ya kıyasla (%23.9), zayıf olduğu (%0.38) dikkat çekmiştir. Zenginleştirmede Doz, Süre ile Doz x Süre interaksiyonları solucanların SFA, MUFA, PUFA, EPA, DHA, n-3 PUFA ve n-6 PUFA'ları üzerindeki etkili olduğu bulunmuştur. DHA zenginleştirme-gruplarında 24-saatte %8-9, 48-saatte %10-15 ve 96-saatte ise %14-18'e kadar çarpıcı yükselmeler göstermiştir. 96-saatlik zenginleştirmede, n-3/n-6 oranları 1.35'ten 3.72'ye kadar çıkmıştır. 12-saatlik bir periyot için yataksız-zenginleştirme önerilirken, daha uzun periyotlarda yataklı-teknik daha uygun gözükmektedir. Zenginleştirme DHA'yı 96-saatte %16.3 ile %17.74 seviyelerine (kontrole göre 9.37-kat) kadar çıkarmıştır. BY ile zenginleştirmede 24-saatte DHA'da 16-katlık bir artış ile 10/BY-grubunda seviye %13.55'e kadar çıkartılabilmiştir. Yemlerde SU-katkısının artışı ile kas dokularında da PUFA seviyelerinde belirgin bir artış gözlenmiş, deneme sonunda karidesler %62-87 yaşama oranı ve 1.6-2.25 YÇO ile 5 haftada 3.39-4 g ağırlıklara ulaşmışlardır. Yağ asitleri, büyüme ve yem tüketim performans değerleri, SU-ikamesinin Pasifik beyaz karidesi için %100'e kadar yapılabileceğini göstermiştir.
Karideslerde (Litopenaeus vannamei) stoklama yoğunluğunun stres indikatörü olarak hemolenf biyokimyasal parametreleri ve ısı şok proteinleri üzerine etkisi
Bu çalışmada iki ayrı deneme yürütülmüştür. I. Denemede; ön-büyütme döneminde, yüksek stoklama yoğunluklarının (200, 400 ve 800 adet/m2) karides yavrularında büyüme, yem tüketimi, farklı dokularda ısı şok proteinlerinin (HSP) gen ekspresyon seviyeleri (HSP70 ve HSP90) ve stres dayanıklılık toleransları (formalin, tuzluluk) üzerine etkileri incelenmiştir. Elde edilen bulgular Litopenaeus vannamei yavrularının üç stoklama yoğunluğunda, sırasıyla, %77, %78 ve %82 yaşama oranları oranı ile 1.35, 1.09 ve 1.12 grama ulaştığını göstermiştir. Dayanıklılık stres testleri yüksek stoklamanın karideslerde hassasiyete neden olduğunu ortaya koymuştur. HSP70 ve HSP90 seviyeleri stoklama yoğunluğunun artışıyla yükselmiş, ancak 1-2 gün içerisinde regüle edilerek normal düzeye inmiştir. II. denemede ise; büyütme döneminde, resirküle sistemde (RAS) farklı stoklama yoğunluklarının (40, 80 ve 160 adet/m2) karideslerde stres oluşturup oluşturmadıklarını belirlemek amacıyla; büyüme, yem tüketimi, bazı hemolenf ve immünolojik parametreler ile ısı şok proteinlerindeki değişim araştırılmıştır. Tanklarda dört ay sürdürülen deneme sonunda, karideslerde yaşama oranlarının %62.0 ile %77.50 ve ağırlıklarının ise 18.31 ile 22.15 g arasında değiştiği belirlenmiştir. Çalışma yüksek stoklama yoğunluklarının 2. ay serum toplam protein ve trigliserit değerlerini etkilediğini, ancak 4. ayda bu etkinin ortadan kalktığını; 2. ve 4. aylarda immünolojik parametrelerin anlamlı bir fark göstermediğini; 2. ayda alınan hemolenf örneklerinde fagositik ve lizozim aktivitelerinin farklılık göstermediğini; HSP bulguları 2 kg/m2 (4.74 kg/m3) biyomas seviyesinin karideslerde kronik stres yarattığını ortaya koymuştur.
Türkiye su ürünleri yetiştiricilik sektöründe çalışan dalgıçların iş güvenliğinin artırılması ve eğitim standartlarının geliştirilmesi
24 Ocak 2007 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından "Denizlerde Balık Çiftliklerinin Kurulamayacağı Hassas Alan Niteliğindeki Kapalı Koy ve Körfez Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ" resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiş, Temmuz 2015'te ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı "Çevresel Açıdan Sürdürülebilir Çevre Dostu Balık Çiftlikleri Sisteminin Oluşturulması Kılavuzu"nu yayınlamıştır. Bahse konu yönetmelik ve kılavuz doğrultusunda balık çiftliklerinin kurulabileceği alanlar kıyı şeridinden uzaklaşmakta ve denizin daha derin olduğu alanlar haline gelmektedir. Bu durumun sektörde daha nitelikli dalgıçların istihdam edilmesi zorunluluğunu doğuracağından hareketle bu çalışmada, ülkemizde yürürlükte olan dalgıçlıkla ilgili yasal mevzuat incelenmiş ve bunların, yabancı ülkelerdeki dalgıçlıkla ilgili yasal mevzuatlar ve uluslararası kuruluşlar tarafından benimsenmiş dalgıçlık standartları ile karşılaştırması yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, su ürünleri yetiştiricilik sektöründe çalışan dalgıçların eğitim standartları ile iş güvenliklerinin artırılmasına yönelik önermelerde bulunulmuştur.
Melez Tilapiaların (Oreochromis niloticus x O. aureus) Taurine destekliyemlerle beslenmesinin büyüme performansına ve vücut besin bileşenleriüzerine etkileri
Taurin, bazı diyet tipleri için, özellikle de diyetlerinde balık unu seviyeleri düşük olduğu şartlarda dışarıdan alınması gereklidir. Taurin takviyesi henüz hibrit tilapialarda (Oreochromis niloticus x O. aureus) henüz değerlendirilmemiştir. Bu çalışmada melez tilapia yavrularının (Oreochromis niloticus x O.aureus) farklı oranlarda taurin desteğiyle beslenmesi sonucunda, büyüme parametreleri üzerine olan etkisi araştırılmıştır. Balıklar (2,15 ± 0,01 g), beslemede 0% (kontrol), 5, 10 ve 15g/kg taurin konsantrasyonlarına sahip yemle beslenen dört deney grubuna ayrılmış ve doyana kadar 90 gün boyunca beslenmiştir. Deneysel beslenme periyodunun sonunda, en yüksek seviyede (15g/kg) taurin takviyeli grubun balıkları (34,41 ± 1,90g), diğer bütün gruplardaki balıklarla karşılaştırıldığında daha yüksek canlı ağırlık kazancına ulaştıkları görülmüştür (P<0,05). Elde edilen büyüme değerleri sırasıyla 32,78 ± 1,46g, 31,48 ± 0,89g, 31,88 ± 1,42g,'dır. Bununla birlikte, yemlerine taurin eklenmesinin melez tilapia yavrularının Yem Değerlendirme Oranını olumsuz yönde etkilediği görülmüştür (P< 0,05). Yüksek düzeyde taurin eklenen melez tilapiaların Spesifik büyüme oranını (3,11±0,02) diğer gruplardan (3,02±0,05 2,98±0,03 ve 2.98±0,05) önemli düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür (P>0,05). Sonuç olarak, yavru melez tilapiaların daha iyi büyümeleri için beslemede yemlerine 15 g/kg taurinin takviyesi önerilebilir görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Taurin, Melez Tilapia, Yetiştiricilik,
Kafes koşullarında boylamanın ve farklı boy kompozisyonlarının ayna sazan (C.carpio)'ların büyüme performansları üzerine etkisi
Bu çalışmada, sıfır yaşlı aynalı sazan (Cyprinus carpio) yavrularında boylama uygulaması sırasında büyük bireylerle küçük bireyler arasındaki boy farkının büyüme performansına etkilerinin ortaya çıkartılması hedeflenmiştir. Henüz larva aşamasını tamamlamış olan 0 yaş 1 ile 3 g'lık yavrular havuz içine yerleştirilmiş kafeslere 20 adet/m3 oranında stoklanmış ve 90 gün boyunca beslenmiştir. Deneme grupları, tamamı 1 g'lık küçük bireylerden oluşan boylanmış bir grup (Küçük), %50'si 1 g ve %50 si 2g'dan oluşan (G1), %50'si 1 g ve %50 si 3g'dan oluşan (G2) gruplarından oluşmuştur. Deneme sonunda Kontrol grubundaki bireylerin (10,11±2,56g) diğer gruplardaki küçük bireylerden daha iyi büyüdüğü gözlemlenmiştir (P<0.05). 1 ve 2g'lık bireylerden oluşan G1 grubu diğer gruplardan daha iyi bir (1,4±0,03) YDO'ya ulaşmıştır (P<0.05). Sonuç olarak gruplar arasında boylamanın ve boy farkının sazan yavrularının büyüme performansına etki ettiği, özellikle 1+2 g şeklinde stoklandıklarında rekabet ortamı geliştiği ve bu durumun sürünün gelişimine pozitif yönde etki ettiği gözlemlenmiştir.
Düşük sıcaklıklarda kanola ve balık yağlı yemlerle beslenen nil tilapiası (Oreochromis niloticus)'nın yağ asidi değişimlerinin araştırılması
Bu çalışmada kanola yağı (KY) ve balık yağı (BY) ile beslenen Nil tilapyalarının (Oreochromis niloticus) bağırsak histolojisini ve yağ asitlerinde meydana gelen ani soğuma kaynaklanan değişimlerin yarattığı etkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Balıklar (18.5±0.6 g) herbir sisteme 6 adet tanka düşecek şekilde iki adet ısı-kontrollü resirküle sistemine (kontrol ve soğuk-uygulanmış grup) transfer edilmiştir. Kontrol grubu 43 gün süresince 26 °C de tutulmuştur. Bu dönemin ardından soğuk-uygulanmış grubun bulunduğu suyun sıcaklığı, 20 °C de yapılan soğuk-uygulmasının ardından 3 gün boyunca her 24 saatte 0.3 °C düşürülmüştür ve bu gruptaki balıklar bir hafta bu sıcaklıkta tutulmuştur. Soğuk dönemden sonra balıklar 3 gün içerisinde tekrar 26 °C sıcaklığa alınmıştır ve 2 hafta boyunca bu sıcaklıkta tutulmuşlardır. Balıklar günde iki kez beslenmişlerdir (% 3 vücut ağırlığı gün-1). BY ve KY yemleriyle beslenen ve soğuk uygulanan balıkların büyüme ve yaşama oranlarında olumsuz bir etki gözlemlenmemiştir. Deneme grubu bireylerinin tamamında DHA rezerve edilmiştir. Soğuk dönemin ardından balıkların MUFA kullanımı, özellikle de oleik asit kullanımı, artmıştır. Soğuk koşullarda KY ile beslenen balıkların bağırsak enterositlerinin apikal kısmında çeşitli boyutlarda supranükleer yağ birikimi görülürken, BY ile beslenen balıkların enterositleri boyunca daha düzenli yağ damlacıkları görülmüştür.
Bor mineralinin gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss) büyüme performansına ve besin kompozisyonuna etkileri
Bu çalışmada gökkuşağı alabalığı yemine %0,00, %0,01, %0,05, %0,10 ve %0,20 oranlarında borik asit ilave edilmiş ve 90 gün boyunca besleme yapılmıştır. Borik asitin gökkuşağı alabalığının büyüme parametreleri ve besinsel kompozisyonu üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırmada büyüme parametreleri olarak canlı ağırlık kazancı (CAK), yem alım miktarı (YA), Yem çevrim oranı (YÇO), Protein etkinlik oranı (PEO), Spesifik büyüme oranı (SBO), Hayatta kalma oranı, Ekonomik dönüşüm oranı (ECR) ve Ekonomik yarar indeksi (EYI) üzerine etkileri araştırılmıştır. Besin içeriği olarak ise toplam ham protein, lipit, ham kül ve nem oranı hesaplanmıştır. Başlangıç ağırlığı 92,04± g olan gökkuşağı alabalığı araştırma sonunda sırasıyla 195,05±1.69 g, 202.69±1.94 g, 217.53±2.84 g, 195.25±2.18 g ve 181.20±1.89 g ağırlığa ulaşmıştır. En iyi büyüme performansı %0.05 borik asit ilave edilen grupta görülürken en düşük büyüme performansı %0.20 oranında borik asit ilave edilen grupta görülmüştür. Araştırmada en fazla yem tüketimi kontrol gurubunda görülürken en düşük yem tüketimi %0.20 oranında borik asit ilave edilen grupta ve en iyi yem çevrim oranı ise %0.05 bor ilave edilen grupta görülmüştür. Araştırmada balıkların protein oranları sırasıyla; 17.96±0,005, 18.16±0,008, 18.35±0,066, 18.26±0,098 ve 18.06±0,012 bulunmuştur. Balık etinin nem içerikleri sırasıyla; 77,7±0,051, 77,15±0,004, 76,25±0,03, 77,17±0,12 ve 77,52±0,020, yağ oranı 2,47±0,007, 2,81±0,043, 3,39±0,006, 2,59±0,054 ve 2,37±0,038 ve ham kül oranları; 1,60±0,007, 1,79±0,010, 1,90±0,007, 1,94±0,009 ve 2,023±0,001 bulunmuştur.
Kayseri ve Kahramanmaraş'ta bulunan iki işletmenin beton havuz ve kafeslerinde yetiştirilen gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss) et verimliliği ve besin içeriklerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada Kayseri ve Kahramanmaraş'ta bulunan iki su ürünleri yetiştiriciliği firmasının havuz ve kafes ünitelerinden alınmış erkek ve dişi, toplam 40 adet gökkuşağı alabalığında et verimi ve besin içeriğinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışma sonuçlarına göre; en yüksek et verimi %55,70 ile Kahramanmaraş işletmesinin havuz ünitesindeki dişilerde, en düşük et verimi ise %47,17 ile Kayseri'deki işletmenin havuz ünitesinden alınmış erkek bireylerde bulunmuştur. Tüm erkek ve dişiler karşılaştırıldığında dişi bireylerinin et veriminin daha fazla olduğu, havuz ve kafeslerden elde edilmiş olan bireyler karşılaştırıldığında ise önemli bir farkın olmadığı saptanmıştır. En yüksek kondisyon değeri (1,55) Kahramanmaraş, kafes erkek grubunda saptanmıştır. Farkı eşeyler, havuz ve kafeslerden elde edilmiş bireyler karşılaştırıldığında ise önemli bir fark olmadığı bulunmuştur. HSI değerleri erkek bireylerde, VSI değerleri ise kafes bireylerinde yüksek bulunmuştur. Protein bakımından genellikle dişilerdeki değerler daha yüksektir. En yüksek protein değerleri; Kahramanmaraş-kafes-dişi (% 20,16), Kahramanmaraş-havuz-dişi (% 20,11) ve Kayseri-kafes-dişi (% 19,89) gruplarında, en yüksek lipit değerleri; Kahramanmaraş-kafes-erkek (% 7,36) ve Kahramanmaraş-havuz-erkek (% 7,16) grubunda bulunmuştur. Nem ise en yüksek düzeyde % 75,84 ile Kayseri-havuz-erkek grubunda görülmüştür. Ham kül oranı gruplar arasında fark oluşturmamıştır.
Sera koşullarında melez tilapiaların sarımsak (Allium sativum) destekli yemlerle beslenmesinin büyüme performansına ve vücut besin bileşenleri üzerine etkileri
Bu çalışmada melez tilapia yavrularının (Oreochromis niloticus x O.aureus) farklı oranlarda sarımsak desteğiyle (Allium sativum) beslenmesi sonucunda, büyüme parametreleri üzerine olan etkisi araştırılmıştır. Balıklar (2,57 ± 0,01 g), beslemede 0% (kontrol), 0,5% ve %1 sarımsak konsantrasyonlarına sahip yemle beslenen üç deney grubuna ayrılmış ve doyana kadar beslenmiştir. Deneysel beslenme periyodunun sonunda, düşük seviyede sarımsak takviyeli grubun balıkları, kontrol gruplarındaki balıklarla karşılaştırıldığında melez tilapia yavrularının canlı ağırlık kazancında herhangi bir belirgin etkisi olmadığı görülmüştür. Bununla birlikte, yüksek düzeyde sarımsak eklenmiş grubun ise diğer gruplardan önemli düzeyde daha iyi büyüdüğü saptanmıştır (P> 0,05). Elde edilen büyüme değerleri sırasıyla 7,41 ± 0,64g, 7,44 ± 0,30g, 8,09 ± 0,84g'dır. Ancak, diyette yüksek sarımsak katkılı yemle beslenen balıklar ile diğer gruplar arasında yem değerlendirme oranları açısından önemli düzeyde farklı bulunmuşlardır (P <0,05). Sonuç olarak, sera koşullarında yavru melez tilapiaların kışlatmasında daha iyi yem değerlendirme elde etmek için beslenmede sarımsağın %1'lik besin takviyesi önerilebilir görülmektedir.
Lepistes (Poecillia retuculata), kılıç kuyruk (Xiphophorus helleri), japon (Carassius auratus), koi (Cyprinus carpio carpio) balıklarında bazı sperm kalite parametrelerinin belirlenmesi
Çalışmada Lepistes (Poecilia reticulata, Peters, 1859), Kılıç Kuyruk (Xiphophorus helleri, Heckel, 1848), Japon balığı (Carassius auratus, Linnaeus, 1758) ve Koi (Cyprinus carpio carpio, Linnaeus, 1758) türlerine ait erkek bireylerin farklı boy gruplarına ait semenlerinde sperma miktarı, toplam tespit edilen sperm, canlılık süresi, konsantrasyon, hareketli sperm toplamı, hareketli sperm yüzdesi, IM (Hareketsizlik), VAP (Ortalama yol hızı), VCL (Eğrisel hız), VSL (Doğrusal hız), ALH (Sperm başının ortalama yolda ilerlerken laterale doğru saptığı uzaklık), hareketli doğrunun yüzdesi, STR (Doğrusallık) oranları saptanmıştır. Çalışmada lepistes ve kılıçkuyrukta toplam tespit edilen sperm, konsantrasyon ve hareketli sperm miktarı büyük boy gruplarında yüksek bulunurken, Koi'de ise bu parametreler ek olarak sperm miktarı da orta büyüklük grubunda diğer gruplara oranla daha yüksek olarak saptanmıştır. Japon balığında ise, küçük boy grubunda canlılık süresi yüksek fakat hareketsiz sperm (IM) daha düşük bulunmuştur.
Kırmızı kıskaçlı kerevitlerde (Cherax quadricarinatus) kapalı devre sistemlerde üremenin hormonlarla uyarılması ve yoğun yavru üretim tekniklerinin geliştirilmesi
Bu tez kırmızı kıskaçlı kerevitin (Cherax quadricarinatus) yetiştiriciliğinin ülkemizde geliştirilebilmesine yönelik olarak dört ayrı deneme halinde yürütülmüştür. I. Denemede; üremenin kontrol altına alınabilmesi amacıyla iki farklı hormon enjeksiyonu (Methyl Farnesoate (MF) ve Serotonin) ve göz sapı kesiminin bu kerevitin üreme performansına etkileri araştırılmış, II. Denemede; anneyi yeni terketmiş yavrularda mortaliteyi düşürmek amacıyla, canlı Artemia ve taze yemle besleme olanakları test edilmiş, III. Denemede; farklı stoklama yoğunluklarında (20, 40, 60 ve 80 adet/m2) üretim verimliliğinin arttırılmasına çalışılmış, ve IV. Deneme ise; üç katlı tank sisteminde kapalı devre sistemle (RAS) birim üretim alanından yüksek miktarda yavru üretilmeye çalışılmıştır. I. Denemede; en yüksek GSI değerleri MF (1.88), göz sapı kesimi (1.62) ve serotonin gruplarında elde edilmiş, ancak bu değerler kontrol gruplarından (1.28-1.47) farksız çıkmıştır (P>0.05). Dişi gram başına ovaryum ağırlığı MF, serotonin ve göz sapı kesimi gruplarında en yüksek bulunmuştur (sırasıyla 18.29, 15.71 ve 15.44 g) (P>0.05). Estradiol, progesteron, total testosteron, toplam protein, trigliserit ve laktat değerleri ile birlikte ALP, AST ve ALT seviyeleri tüm gruplarda benzer bulunmuştur (P>0.05). II. Denemede; en yüksek yaşama oranı canlı Artemia ile (%83.81) ve yapay yem (%80) ile, en düşük değer ise kalamar ile beslenen yavrularda (%58.10) belirlenmiştir (P<0.05). Bu deneme kerevit yavrularının doğrudan yapay yem ile başarıyla beslenebileceklerini göstermiştir. III. Denemede; tüm stoklama gruplarında yaşama oranı %72.08 ile %81.67 arasında değişmiş, stoklama yoğunluğu arttıkça yaşama oranı, ağırlık ve spesifik büyüme oranları (SBO) düşmüştür. IV. Denemede; üç katlı bir kapalı devre düzeneğinde, süper entansif stoklama koşullarında bile %90'nın üzerinde yaşama oranı ile yavru üretilebileceği görülmüştür. Böylece, soğuk kış aylarında seranın dikey hacmi kullanılarak, birim alandan daha yüksek sayıda yavru üretebileceği ve kapalı devre sistem sayesinde daha ekonomik üretim yapılabileceği ortaya konmuştur. Son iki denemede de, toplam protein, trigliserit, laktat, ALP, AST ve ALT değerleri stoklama yoğunluklarından etkilenmemiştir (P>0.05).
Kalecik Baraj Gölü (Osmaniye)'nde yetiştiriciliği yapılan Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss)'nda lernaea araştırmaları
Bu çalışmada Osmaniye İli, Kalecik Baraj Gölü'nde yetiştiriciliği yapılan ekonomik bir balık türü olan Gökkuşağı alabalığı, Oncorhynchus mykiss (Walbaum, 1792)'nın üretim sezonu olan Ekim 2015 - Mayıs 2016 ve Ekim 2016- Mayıs 2017 tarihleri arasında 1000 adet balık bireyi üzerinde Lernaea sp. enfestasyonu araştırılmıştır. Doğal ortamında ağ kafeslerde yetiştiriciliği yapılan alabalık bireyleri havuzlarda stoklanıp 15 günde bir örneklenmiş ve incelenmiştir. İncelenen balıklarda tespit edilen Lernaea bireyleri tutunduğu doku ile birlikte disekte edilerek daha sonra incelenmek üzere fiksatif içerisinde saklanmıştır. Yapılan çalışma neticesinde Mart ve Nisan aylarında enfestasyona rastlanmış, diğer aylarda enfeste balık tespit edilememiştir. Elde edilen veriler istatistiki olarak değerlendirildiğinde ise araştırma yapılan aylar arasında istatistiki fark önemli (p<005) bulunmuştur. Çalışma esnasında alınan ve fikse edilen örneklerin bir kısmı, Taramalı Elektron Mikroskop (SEM) çalışması yapılabilmesi için doku tabikine alındıktan sonra SEM fotoğraflamaları yapılarak tür tespiti yapılmıştır. Bu araştırmayla incelenen alabalık bireyleri üzerindeki Lernaea cinsine ait parazitlerin varlığı incelenmiş ve elde edilen parazit bireylerin Lernaea cyprinacea ( Linnaeus, 1758) türüne ait olabileceği anlaşılmıştır.
Fenoksietanol ve açlık süresinin japon balığının (Carassius auratus) taşınmasında stok miktarına etkisi
Bu çalışmada fenoksietanolün juvenil japon balığında (3.87 cm ve 4.05 g ) 30 dakika ve 15 saat süreli uygulamalarındaki optimal doz tespit edilmiştir. Ayrıca, japon balığının 1/4 su ve 3/4 oksijen basılmış naylon torbalarda 15 saat taşınmasında, fenoksietanol ve açlık süresinin balığın stok miktarına etkileri belirlenmiştir. Balıkların anesteziye giriş süresi doza bağlı olarak 3 ile 11 dakika, anesteziden çıkış süresi ise 5 ile 15 dakika arasında gerçekleşmiştir. Fenoksietanolün balık üzerindeki anestezik etkisi 100 µl/L' dozdan itibaren başlamıştır. Derin anestezi için fenoksietanolün uygun dozları 30 dakika süre için 250 µl/L, 15 saat süre için 200 µl/L' dir. Balıkların naylon torbalarda taşınmasında 4 gün aç bırakılması 2 gün aç bırakılmasına göre daha yüksek bir stoklamaya olanak sağlamış (P<0.00), ancak taşıma suyuna fenoksietanol uygulamasının bir etkisi olmamıştır (P>0.05). Açlık süresi, anestezik uygulaması ve stoklama oranları arasında bir intereaksiyon bulunamamıştır (P>0.05). Fenoksietanol kullanmaksızın 4 gün aç bırakılan japon balıklarının oksijen basılmış naylon torbalarda 40, 60 ve 80 adet/L stoklama koşullarında % 100, 98.33 ve 91.87 yaşama oranı tespit edilmiştir. Birim hacimde taşınacak balık sayısı ve yaşama oranı birlikte ele alındığında, juvenil japon balıkları için optimal stoklama oranı litreye 60 adet balık uygun gözükmektedir.