
54
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Bilişsel nörobilim araçlarını kullanan tasarım araştırmalarının incelenmesi
Tasarım sürecinin doğası olan çok basamaklı, tekrar eden, yinelemeli karmaşık yapısı ve tasarımcının öznel kararlarının bu sürece dahil oluşu, tasarım sürecini araştırırken kullanılabilecek birçok yöntem önerisi doğurmuştur. Tasarımın bilimle ve sanatla ilişkisi olmasına rağmen, tasarım, problemi ele alışından sunduğu çözüm önerisine kadar, sürece olan yaklaşımıyla bu iki disiplinden ayrılmaktadır. Bu nedenle tasarım sürecinin araştırılması, çok disiplinli bir yaklaşım ile derinleştirilebilmektedir. Tasarım sürecini araştırırken bilişsel nörobilimin tekniklerini kullanmak oldukça yakın bir geçmişe dayanmaktadır. Ancak yapılan araştırmalar incelendiğinde, bu yöntemlerin kullanılması ile tasarım sürecinin geliştirilebileceği görülmektedir. Bu nedenle tezin amacı, bilişsel nörobilim yöntemlerinin tasarım süreci ile ilişkisi ve sürece olan etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda, tasarım süreci ve yöntem bilimi, bilişsel nörobilimin kapsamı ve araçları ve bilişsel nörobilim araçları kullanılarak yapılan tasarım araştırmaları ele alınmıştır. Araştırmaların içerik analizinin yapılması ile, tasarım yöntem biliminin bilişsel nörobilim araçları ile araştırılması ile geliştirilebileceği ya da yeni yöntem önerilerinin doğabileceği bulgularına ulaşılmıştır.
Moda tasarımı öğrencilerinin tasarım biliş türlerinin belirlenmesi
Bilim insanları yıllardır merak edilen yaratıcılık ve düşüncenin kaynağını tasarım araştırmalarıyla keşfetmeye çalışmaktadır. Araştırmalar, tasarımın zihinsel düşünce süreçleri ile gerçekleştiğini göstermektedir. Bu süreçlere ayrılan zaman ve öncelik sıralaması tasarım biliş türlerini ortaya çıkarmaktadır. Tasarımcının tasarım biliş türünü ölçek uygulamasıyla belirlemek mümkündür Halen yurtdışı kaynaklı akademisyenler tarafından yürütülen tasarım biliş türü analizlerinin yurtiçinde de yapılmasına öncülük edecek ve moda tasarımı alanının bu açıdan ele alınmasında bir adım olabilecek bu çalışmanın, Türkiye'de tasarım araştırmaları açısından büyük bir öneme sahip olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, moda tasarımı öğrencilerinin tasarım süreçlerini şekillendiren tasarım biliş türlerinin, örneklemde yer alan üniversitelere ve öğrenim düzeyine göre incelenmesidir. Araştırmada, betimsel tarama yöntemi ile nicel veri toplama aracından yararlanılmıştır. İlgili literatür taranmış ve öğrencilerin tasarım sürecinde neye odaklanarak tasarımlarını oluşturduklarının belirlenmesi amacıyla, 5'li likert tipinde 20 maddelik bir anket uygulaması yapılmıştır. Örneklemdeki öğrencilerin, üniversitelere ve öğrenim düzeylerine göre tasarım biliş türü tercihlerine yönelik bulgular değerlendirilmiş ve tasarım süreçlerinde genel olarak sorun odaklı tasarım biliş türüne odaklandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Örneklemin öğrenim düzeylerine göre tasarım biliş türü tercihleri de sorun odaklı tasarım biliş türüne yöneliktir. Üniversitelere ve üniversitelerin öğrenim düzeylerine göre ise farklı tasarım biliş türü tercihlerinin olduğu görülmektedir.
Kadın çanta tasarımı ürünlerin göstergebilimsel incelenmesi
Günümüzde tüketim, fizyolojik ihtiyaçların karşılanmasının yanı sıra psikolojik ve sosyolojik ihtiyaçların giderilmesine odaklanan bir süreç olarak tanımlanmaktadır. Tüketicilerin marka ve ürün tercihleri, fonksiyonel özelliklerin yanında sembolik özelliklere göre şekillenme eğilimine girmiştir. Toplumsal hayatta görsel olarak daha fazla ön planda olan ve olmak isteyen kadınlar, hemcinslerinden farklılıklarını tasarım ürünlerin tüketimi yoluyla ortaya koymaktadır. Bu durum tüketimde farklı başlıkların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Tasarım ürünlerinin tüketimi ise lüks tüketim, sembolik tüketim, statü tüketimi ve gösterişçi tüketim başlıkları altında toplanmıştır. Günümüzde ürün kategorilerinde çeşitliliğin artması, sembolik anlamlarla mesaj iletme kaygısını en üst seviyeye çıkarmıştır. Bu sebeple markalar kültür dünyasından edindikleri anlamları semboller aracılığıyla ürünlere aktararak tüketiciye ulaşmayı hedeflemektedirler. Günümüzde insanlar yaşam biçimlerini ve kendilerini tüketim odaklı şekillendirdikleri için sembolik değerler hem tüketiciler hem üreticiler açısından üzerinde durulan bir konu haline gelmiştir. Çalışmada, tasarım çanta tüketiminin kişiye sağladığı sosyolojik ve psikolojik faydanın benlik ve statü kavramları ile olası ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmada, marka tasarım çantaların reklam kampanyaları göstergebilim kapsamında incelenmiş ve çıkarılan sonuçlar doğrultusunda çanta yüzey tasarım uygulamaları yapılmıştır. Kadın çanta tasarım ürünleri üzerine yapılan incelemede, sözsel ve görsel iletişimin temelini oluşturan göstergeler dizisini çözümlemeye ve içerdiği anlamları açıklamaya çalışan görsel göstergebilim inceleme metodundan yararlanılmıştır.
Atklı örme teknolojisindeki yeniliklerin giysi tasarımına etkilerinin incelenmesi: Dikişsiz kadın giysi tasarımı örneği
Teknoloji günümüzde moda ve tekstil tasarımı alanını da etkilemiş, tasarım unsurları teknolojiden bağımsız düşünülemez hale gelmiştir. Tekstil ve moda alanında yeni bir teknoloji olan dikişsiz örme teknolojisi eski kes ve dik üretim yöntemlerinden farklı olarak örme ürünlerin tek parça halinde üretilebilmesini sağlar. Üretim sürecinin teknolojiyle bağlantılı olması tasarım sürecine de teknolojinin dâhil edilmesini gerektirmiştir. Bu sebeple tasarım süreci CAD programları ile bilgisayar ortamında yürütülmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın ana amacı atkılı örme teknolojisindeki yeniliklerin giysi tasarımına etkilerini incelemek, üretici, tüketici ve çevre adına birçok katkı sağlayan dikişsiz örgü teknolojisinin tasarım adına ne gibi avantaj ve dezavantaj sunduğunu belirlemeye çalışmaktır. Bir diğer amaç ise örmecilikte kullanılan dikişsiz giysi teknolojisi ile birlikte CAD yazılımlarını incelemek ve sağladıkları olanakları, kadın giysi tasarımı çalışmaları üzerinden uygulamalı olarak araştırmaktır. Tez kapsamında dikişsiz örme teknolojisine yönelik on parçalık koleksiyon Adobe Photoshop, Adobe Illustrator programları kullanılarak oluşturulmuştur. Koleksiyon tasarımlarından beş tanesi SDS-ONE APEX 3 programında üç boyutlu simülasyonlara dönüştürülmüştür. Üç boyutlu tasarımları oluşturulan giysilerden üç tanesi Shima Seiki Wholegarment makinelerinde dikişsiz şekilde üretilmiştir. Çalışmanın bulguları Wholegarment teknolojisinin ve CAD sistemlerinin avantaj ve dezavantajlarına dair tasarımcı teknisyen rolü, Wholegarment teknolojisinin tasarımsal yeterliliği ve üretim süresi, Wholegarment teknolojisinde baskı kullanımı, iki ve üç boyutlu yazılım parametreleri ele alınarak sunulmuştur ve bu parametreler çerçevesinde öneriler geliştirilmiştir. Parametreler doğrultusunda dikişsiz örme teknolojisi ve CAD sistemlerinin günümüzde bazı dezavantajları bulunmasına rağmen gelişen teknolojiyle ve etkin tasarımcı, teknisyen iş birliği ile moda ve tekstil sektöründe çok daha fazla potansiyele sahip olacağı ön görülebilir. Üretim ve tasarım süreci paydaşlarına düşen mevcut potansiyeli geliştirmek ve ortaya çıkarmak olacaktır.
Otomotiv döşemelik kumaş tasarımı ve tasarımı belirleyen faktörlerin incelenmesi
Otomotiv sektörü hızla gelişen ve talep edilen bir alan haline gelmiştir. Otomobilin insanlar için bir ihtiyaç haline gelmesiyle otomobilden beklenen nitelikler ile birlikte otomobil iç tasarımında renk ve desene verilen önem artmıştır. Renk ve desen öğeleriyle otomotiv tekstilleri, aracın stilini, farklı kültürleri ve araç sahibinin kişiliğini yansıtmaktadır. Aynı zamanda bunlar araç satış hacmini etkileyen önemli bir unsur olarak görülmektedir. Otomotiv sektöründe kumaşın tasarımdan önce teknik açıdan geliştirilmesi beklenmektedir. Bu da tasarım açısından bazı sınırlılıklara sebep olmaktadır. Bu tez çalışmasında teknik gerekliliklerin tasarıma getirdiği sınırlılıkları belirlemek için otomotiv döşemelik kumaşlarında kullanılan lif, iplik, kumaş yapıları, kumaşlardan beklenen kalite ve performans özellikleri incelenmiştir. Daha sonra otomotiv döşemelik kumaşlarının tasarım süreci ve tasarım unsurları hakkında araştırma yapılmıştır. Çalışmanın sonraki bölümlerinde, yapılacak olan kumaş tasarımları için gerekli renk ve desen eğilim analizi yapılmıştır. Yapılan incelemelere dayanarak kumaş tasarımı ve üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretimi yapılan farklı nitelikteki kumaşların aşınma dayanımları değerlendirilmiştir.
Tasarım yönetiminde Endüstri 4.0 ile değişen paradigmaların belirlenmesi: Türkiye'de tasarım merkezine sahip olan firmalar üzerinden bir alan araştırması
Tasarım faaliyetlerinin endüstrinin stratejilerine uygun bir şekilde yürütülmesini sağlayan "Tasarım yönetimi" disiplininin, endüstrideki gelişmelerle değişip, yeni endüstrinin ve kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gelişmesi beklenmektedir. Tasarım yönetiminin tarihi 1. Endüstriyel Devrim ile başlamaktadır. Endüstrideki değişimlerle endüstrinin ve kullanıcıların beklentisi değişmiş, bu doğrultuda tasarım disiplini de bu ihtiyaçları karşılayacak şekilde evrilmiştir. 2011 yılında Almanya'nın öncülüğünde ortaya çıkan Endüstri 4.0'ın bilişim teknolojisindeki gelişmelerin endüstriye veri, görsel teknolojiler ve yapay zeka alanlarında yansımasıyla gerçekleşeceği öngörülmektedir. Ancak yeni endüstride teknoloji sadece üretim fonksiyonlarını yerine getirmek için değil, holistik bir değer zinciri oluşturmak için kullanılacaktır. Bu değer zincirinin oluşturulmasında tasarım yönetimi etkin bir rol oynayabilir. Bu nedenle Endüstri 4.0'ın ihtiyaçlarına uygun tasarım yönetimi yöntemleri geliştirilmelidir. Bu çalışmanın amacı dördüncü sanayi devriminin gerçekleşmeye başladığı bu günlerde, Tasarım Yönetimi disiplininde Endüstri 4.0 ile değişen paradigmaları belirlemek ve Türkiye'de Tasarım Yönetimi anlayışlarının yeni endüstri ihtiyaçlarına uygunlukları ve son kullanıcıya sağladıkları faydayı tasarım merkezi olan firmalar üzerinden incelemektir.
Tarım makineleri sektöründe endüstriyel tasarım disiplini ile yeni ürün geliştirme süreçleri ilişkisi üzerine bir analiz
Bu çalışmada, tarımsal üretim alanının geleceğine dair endişelerin çözümüne katkı sunmak amacıyla, gelecek nesillerde ortaya çıkacağı ön görülen tarıma dayalı sorunların tasarım odaklı çözümü için yapılan girişimler incelenmiştir. Tarım araçları üretimi yapan işletmelerin teknoloji odaklı ürün tasarımları için, yeni ürün geliştirme süreçleri önemlidir. Bu çalışmada da tarım makineleri ve teknolojileri sektöründe üretim yapan işletmelerin yeni ürün geliştirme süreçlerinde endüstriyel tasarım disiplini ile olan ilişkileri incelenmiştir. Araştırmada tarımın ortaya çıkışından tarihsel süreç içerisinde insan araç etkileşimi incelenerek, tarımsal üretim tekniklerinin gelişimi paralellinde öncellikle endüstriyel tasarımın tarihsel süreçte yer aldığı alan tanımlanmıştır. İnsan araç ilişkisi tarım devrimi, sanayi devrimi ve teknoloji devriminin etkisiyle üretim ilişkilerini geliştirerek insan makine ilişkisi bir etkileşim haline dönüşmüştür. Süreçlerin devamında endüstriyel tasarım diğer disiplinlerle beraber tarım alanında ön plana çıkmaya başlamıştır. Uygulamaların sürdürülebilir olması için ürünlerin doğru bir şekilde üretiminin gerçekleştirilmesi mutlak koşuldur. Sürece dahil olan fonksiyonların birbirine entegre edilerek tam bir uyum içerisinde çalışması sağlanmalıdır. Özellikle ve öncelikle yeni ürün geliştirme süreçleri ile endüstriyel tasarım disiplininin ilişkisi bu fonksiyonların doğru kurgulanmasında başlıca etkendir. Bu tez çalışmasında da tarım makineleri üretim sektöründe bu ilişki incelenerek, ilişkinin süreç bileşenleri tarafından doğru olarak tanımlamasının sağlanması ve süreçlerin disiplinlerarası uygulamalara dönük olarak düzenlenmesinin gerekliliği gözlemlenmiştir.
Giyim konforu ve koruyucu özellikleri iyileştirilmiş yenilikçi itfaiyeci giysisi tasarımı
İtfaiyeci giysilerinin termal koruyucu performansı birincil öneme sahiptir. Giysi performansı tasarımdan, boyuttan, aksesuardan ve bir giysinin nasıl giyildiğinden etkilenmektedir. Kullanıcı rahatlığı, giysi performansı için değerlendirme kriterlerini belirlemektedir. ISO 13688 Standardında önerilen boyutlar tüm kullanıcılar için uygun değildir. Bu çalışmada itfaiyeci giysilerinin uyum problemleri tespit edilmeye çalışılmış ve bu problemleri giderebilecek yeni tasarımlar ortaya koyulmuştur. Bu amaçla, iki farklı itfaiyede çalışan ve farklı beden özelliklerine sahip 20 erkek itfaiyeci ile çalışılmıştır. İtfaiyecilerin tüm vücut bölgeleri mezür ile elle ölçülmüştür. Her kişi için bir ölçüm tablosu hazırlanmıştır. Giysinin itfaiyecilere uygunluğu CLO | 3D Yazılımı ile değerlendirilmiştir. Yazılımda tüm itfaiyecilerin üç boyutlu (3D) avatarları oluşturulmuştur. Daha sonra, tüm itfaiyeci giysilerinin kalıp ölçüleri yazılıma aktarılmıştır. Hazırlanan kalıplar, itfaiyecinin giysi bedenine (S-M-L-XL-XXL) göre avatarlar üzerine giydirilerek 3D giysiler simüle edilmiştir. Bu aşamada ISO 13688 standardında tanımlanan ölçüler ile gerçek giysilerin boyutları karşılaştırılmıştır. Bir itfaiyecinin hareket halinde iken alabileceği dört pozisyon seçilmiştir. Fit kontrolü sonucunda her hareket için ayrı ayrı olmak üzere bölgesel kalıp problemleri belirlenmiştir. 20 itfaiyecinin tamamında genel uyum sorunları tespit edilmiş ve giysi kalıplarının düzenlemeleriyle birlikte tespit edilen problemler ortadan kaldırılmıştır. Elde edilen verilerle yeni giysi tasarımları oluşturulmuştur. Yeni tasarlanan giysilerin 3D simülasyonları yapılmış ve çalışmada incelenen giysiler ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak geliştirilen yeni kalıp ölçülerinin itfaiyeci giysilerinin uyum problemlerinin büyük bölümünü giderebildiği tespit edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar, daha rahat itfaiyeci giysisi tasarlarken uygun kalıp ölçüleri için bir kılavuz niteliğinde olacaktır.
Zanaat ve endüstriyel tasarım ilişkisinde kültürel sürdürülebilirlik üzerine bir analiz
Zanaatı, Türk Dil Kurumu 'insanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş' olarak tanımlamaktadır. Endüstrinin gelişmesi sürecinde insan ihtiyaçlarını karşılamak için yarışan endüstri, tasarım ve pazarlama disiplinleri karşımıza çıkmaktadır. Bu yeni dönem tüketim dünyasında zanaatın yeri, endüstriyel tasarım ile ilişkisi, zanaat ile bugüne gelen Türkiye'ye ait kültürel değerlerin konumu ve bu kültürel değerlerin sürdürülebilirliği bu araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Türkiye'de zanaat ile endüstriyel tasarım ilişkisini kültürel sürdürülebilirlik bağlamında araştırabilmek için öncelikle kültürel sürdürülebilirliği tanımlamak gerekmektedir. Kültürel sürdürülebilirlik, sosyal çevrenin topluma veya bireye sağladığı değerler, inanç sistemi, estetik, adalet, sağlık, eğitim güvenlik gibi insani gerekliliklerin uzun vadede sürdürülebilmesini ifade etmektedir. Türkiye'de zanaat, ortaya çıktığı alanın yerel kültürünün, halkın sosyal ihtiyaçlarının izlerini taşır. Bu nedenle zanaat, kültür değerlerinin yaşatılmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Bu araştırma kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan "Türkiye Geleneksel El Sanatları Haritası" göz önüne alınarak, Türkiye'deki zanaat alanlarının dağılımını içeren çalışma doğrultusunda veriler incelenerek, tasnif edilmiştir. Bu kapsamda çalışma, belirlenen en yaygın 3 ve yaygınlığı en az olan 3 zanaat alanı üzerinden yapılandırılmıştır. Çalışma karma araştırma yöntemine bağlı durum çalışması olarak planlanmıştır. Bu bağlamda belirlenen zanaat alanlarındaki zanaatkârlar ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmakla birlikte, zanaatkârlara, devlet, kamu kuruluşu çalışanlarına, akademisyen ve tasarımcılara anket uygulanarak zanaat ve endüstriyel tasarım ilişkisinde kültürel sürdürülebilirlik açısından mevcut durum analiz edilmiştir.
Kaçar ve Pehlevi dönemlerindeki, kadın giyiminin karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Tarih boyunca coğrafi ve çevresel koşullar ile yaşam biçimi, mekan, sosyal koşullar, savaşlar, politik durum, hükümet, dini inançlar, gelenekler, kültür ve ekonomi; farklı topluluklarda kıyafet biçimini etkilemiştir. İnsanoğlunun geçmişten günümüze kadar giyim ile ilgili davranışları incelendiğinde, giyimin farklı kültürlerin oluşum ve değişiminde önemli bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Bu doğrultuda, İran kadın giyim kültüründe önemli bir yere sahip olan Kaçar ve Pehlevi dönemlerinde batı ile ilişkiler sonucu dönemin kadın giyiminde yeni yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Bu araştırmada, söz konusu tarihi dönemlerdeki İran kadınının giyim kimliğini etkileyen faktörler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, oluşturulan gözlem fişleri doğrultusunda bu dönemlere ait ceket modellerinin form, desen ve renk yönleriyle incelenerek özelliklerini ve farklılıklarını belirlemektir. Araştırmada, belgesel tarama modeline dayalı betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda her iki döneme ait form, desen ve renk farklılıkları olduğu sonucuna varılmıştır.
Üniversite öğrencilerinin kendilerini ifade etme biçiminde modanın etkisi: Isparta uygulamalı bilimler üniversitesi örneği
Bireylerin kişisel özellikleri, davranışları ve gelişimleri pek çok unsurun etkisi altında şekillenmektedir. Bu unsurlar içerisinde özellikle aile, arkadaş grupları, okul, sosyal çevre, sosyo-ekonomik ve kültürel yapı, kişisel özellikleri ve davranışları belirleyici temel unsur niteliktedir. Günümüzde bu temel unsurların yanı sıra kişisel nitelikleri etkileyici rol oynayan bir başka unsur olarak moda kavramı karşımıza çıkmaktadır. Özellikle benlik ve kimlik arayışı içindeki üniversite öğrencilerinin modadan oldukça etkilendikleri gözlemlenmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin kendilerini ifade etme biçiminde modanın etkisini araştırmaktır. Araştırma evreni Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi olarak belirlenmiştir. Araştırma, üniversitedeki çeşitli fakültelerde ve meslek okullarında okuyan 320 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilerin kendilerini ifade etme biçiminde modanın etkisinin belirlenmesi amacıyla veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Toplanan verilerin güvenilirlik düzeyi belirlenerek faktör analizi, t-testi, varyans, korelasyon ve ki-kare analizleri yapılarak sonuçlar incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre öğrencilerin "Moda, kişinin kendini ifade etme biçimidir." şeklindeki genel ifadeye katıldıkları; "Kendimi ifade etme biçimimde moda etkilidir." şeklindeki ifadeye ise kararsız oldukları sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Moda, Üniversite, Üniversite Öğrencileri, Giyim.
Defekasyon için kullanılan vitrifiye ürünlerde farklı yüksekliklerin konfora ve kullanıma etkileri
Tuvalet ihtiyacı insanlık var olduğundan beri olan en temel ihtiyaçlardan biridir. Bu ihtiyaç ilk dönemlerde doğada, herhangi bir yerde giderilebilirken zaman içerisinde, yaşam alanının da değişmesiyle beraber farklı çözümler geliştirilmiştir. Temelde çömelerek ve oturarak kullanmaya yönelik olmak üzere iki ana ürün grubu kullanılmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında yapılan literatür taramalarında tuvaletin tarihsel gelişimi ve tuvalet kültürü araştırılmıştır. Defekasyon için kullanılan ürün grupları incelenmiş, sağlık açısından yapılan araştırmalar göz önünde bulundurularak ürünlerdeki değişim incelenmiştir. Alan araştırmasında defekasyon için tercih edilen ürünler dört farklı grupta ele alınmış, prototipler kullanılarak farklı yaş gruplarından 80 kişi ile test edilmiştir. Test süresince katılımcılara kullanım konforuna dair sorular sorularak veriler toplanmıştır. Verilerin analizleri yapılarak hangi ürün yüksekliğinde ne gibi zorlukların yaşandığı incelenmiş ve optimum yükseklik tespit edilmeye çalışılmıştır. Katılımcıların oturup kalkarken ve oturma süresince hangi sorunlarla karşılaştığı incelenerek kullanıcı konforu detaylı olarak sorgulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda hela taşı en rahatsız ürün olarak, standart klozet ise en konforlu ürün olarak belirtilmiştir. Standart klozetin yükseltici ile kullanımı ve 250mm yüksekliğindeki klozet kullanımında çeşitli zorluklar tespit edilmiştir.
3 boyutlu giydirme teknolojilerinin moda ve giyim sektöründe e-ticarette kullanımı
Hızlı yaşayıp hızlı tükettiğimiz bu yüzyılda, teknolojinin gelişimiyle birlikte alışkanlıklarımız gün geçtikçe kendini yenilemeye başlamıştır. Teknoloji; hayatımızın tüm alanlarında kendisine yer bulmuştur. Teknolojinin bu denli hayatımıza girmesiyle birlikte moda ve giyim üzerine çalışmalar yapan girişimciler ve firmalar bu gelişmeyi kendileri için birer avantaja çevirip satış kanallarında kullanmanın yollarını aramışlardır. Ticaret kavramını elektronik ortamda ve yeni bir boyut kazandırarak tüketici ile etkileşim içerisinde yapmaya başlamışlardır. Bu çalışmada, moda ve giyim pazarlamasında teknolojinin kullanımı, 3 Boyutlu simülasyon sistemlerinde kullanılan programlar ve tarayıcılar incelenmiştir. Buna bağlı olarak bu tezde artırılmış gerçeklik konusu ele alınıp moda ve tekstil firmalarının geliştirdiği artırılmış gerçeklik tabanlı elektronik ticaret uygulamaları incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: 3 Boyutlu Simülasyon Sistemleri, Artırılmış Gerçeklik, Elektronik Ticaret
Deneyim tasarımı yaklaşımı ve müzeler uygulaması
Küresel ekonomide hizmet sektörünün payı giderek yükselmektedir. Özellikte teknolojinin etkisiyle hizmetlerin etkin olduğu pazarlar genişlemektedir. Hayatımızın birçok noktasına temas eden hizmetler gündelik ihtiyaçlarımızı karşılamakla beraber, aynı zamanda bize yeni ve biricik deneyimler de sunmaktadır. Hizmetlerde yaşanan bu değişim hizmet kullanıcılarının beklentilerini, motivasyonlarını ve ihtiyaçlarını da değiştirmektedir. Müzeler de hizmet sektöründe varlığını sürdüren kurumlar olarak bu değişimden etkilenmektedir. Ziyaretçilerin müzelerle olan etkileşimi değişmekte, özellikle nesiller ve kültürler arasında farklılıklar gözlenmektedir. Bu değişimin yaşandığı koşullar altında müzelerin ziyaretçilerini anlamaları ve onlarla geliştirilmiş temas noktarı üzerinden etkileşim kurmaları gerekmektedir. Bu etkileşim müze hizmetleri ve ürünleri düzeyinde gerçekleşebilir. Ürünlerin ve hizmetlerin, ziyaretçi odaklı yeniden yapılandırmasını sağlayan, görece yeni ve etkili disiplinlerden biri de hizmet tasarımıdır. Bu çalışmada Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi'nin ziyaretçileri hizmet tasarımının zihniyeti, süreçleri, yöntem ve araçlarından faydalanarak, eylem araştırması yöntemiyle analiz edilmiştir. Bu analizler belgelenmiş, analizler doğrultusunda hizmetlerin geliştirilmesi için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hizmet tasarımı, Müzeler, Müze pazarlaması, Ziyaretçi deneyimi, Eylem araştırması
Bisiklet kullanıcısı kadınların giyim tercihlerinin belirlenmesi ve bir koleksiyon önerisi
Bisiklet kullanımının fiziksel performans gerektiren bir açık hava etkinliği olması bisiklet kullanımında giyimin önemini arttırmaktadır. Eskişehir'in; barındırdığı genç ve aktif nüfus ile sosyokültürel konumu ve sahip olduğu bisiklet kullanımına uygun arazi koşullarıyla bisiklet kullanımı için elverişli bir şehir olduğu söylenebilir. Eskişehir'de bisiklet kullanıcısı kadınların giyim tercihlerini belirlemek ve olası sorunlara çözüm bulmak ya da mevcut giyim tercihlerine alternatif getirmek amacıyla yapılan bu araştırmada, pilot görüşmeler sonrası Eskişehir'de aktif bisiklet kullanan yirmi kadınla birebir görüşmeler yapılmıştır. Betimsel analiz yöntemiyle bisiklet giyiminde yaşanan sorunlar ve çözüm yöntemlerine yönelik beklentiler tespit edilerek FEA modeli ile öneri bir koleksiyon hazırlanmıştır. Fonksiyonel, estetik ve etkileyici alt başlıklarında kullanıcıların cevapları ayrıştırılarak tasarımlar şekillendirilmiştir. On görünümden oluşan koleksiyon, Eskişehir'in iklim özellikleri göz önünde bulundurularak ve kullanıcıların daha yoğun bisiklet kullanım dönemi olarak belirttiği İlkbahar/Yaz dönemine göre çalışılmıştır. Oluşturulan eskizler dijital ortamda Adobe Illustrator programı kullanılarak artistik ve teknik çizimleriyle sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Bisiklet, Kadın, Giyim, Koleksiyon, Tasarım
Moda tasarımında geleneğin yorumlanması konusunun ulusal kimlik çerçevesinde incelenmesi
Toplulukların yaşayış biçimlerinin şekillenmesinde yadsınamaz biçimde etkili bir unsur olduğu bilinen gelenek tarih boyunca çeşitli şekillerde anlamlandırılmış ve konumlandırılmıştır. Tarihsel süreçteki değişimi ardından gelenek günümüz toplumlarında sanat ve edebiyat gibi alanların yanında moda tasarımcıları tarafından tasarımlara ve tasarım süreçlerine dahil edilmektedir. Geleneğin yorumlanmasının geleneksel kültürün korunması, tasarımcının görünürlüğü ve ulusların modaları üzerinde etkili olduğu görülmektedir. Günümüzde üzerine çeşitli tartışmalar gerçekleştirilen geleneğin yorumlanması konusu ülkelerin ulusal moda kimlikleri açısından önemini ve güncelliğini koruyan bir meseledir. Çalışmanın amacı, geleneğin moda tasarımında hangi şekillerde yorumlandığına ve geleneğin yorumlanmasının ülkelerin ulusal kimlikleri üzerinde nasıl etki gösterdiğine dair bir analiz yapmaktır. Çalışmada 1980'li yıllarda uluslararası moda sahnesinde kendine yer edinen Japon tasarımcıların geleneği yorumlama biçimleri ve bu tasarımcıların geleneği yorumlama biçimlerinin Japon ulusal moda kimliğine etkilerinden yola çıkılmıştır. Bu amaçla belirlenen örneklem dahilindeki tasarımcıların geleneği yorumlama biçimleri incelenecektir. Ardından geleneği ele alan tasarımcıların çalışmalarının, ülkelerinin ulusal moda kimlikleri üzerindeki yansımalarının hangi şekillerde gerçekleştiğine dair bir çerçeve çizilmeye çalışılacaktır.
Tasarım aracılığıyla erken çocukluk döneminde ekolojik farkındalığın artırılması üzerine bir inceleme
İnsanın temel ihtiyaçlarından başlayarak tüm tüketimlerinin sonucu olarak yeryüzünde yarattığı olumsuz ekolojik etkiler, kısıtlı doğal kaynakların verimli kullanımını gerekli kılar. Küresel önem taşıyan bu ekolojik duruma önlem ve çözümler üretilmesi, tüm toplumların sorumluluğudur. Çeşitli çözüm önerilerini takip eden ülkemizde 2000'li yılların başında atık yönetimi konusunda yapılan çalışmalar hız kazanmış, beraberinde toplumsal farkındalığın arttırılması gerektiği saptanmıştır. Günümüzde bu sürecin bir getirisi olarak kamu ve eğitim kurumları, sürdürülebilir bir etki yaratmak amacıyla, çocukların bilinçlendirilmesi ile ilgili çalışmalara ağırlık vermektedirler. Özellikle erken çocukluk döneminde verilen çevre bilincinin önemi birçok araştırmaya konu olmuştur. Türkiye'de çeşitli yaş gruplarına yönelik eğitim-öğretim müfredatlarında bulunan konu ile ilgili programların yeterliliği tartışılmakta, içerikler geliştirilmeye devam edilmektedir. Bunun yanında, okul-dışı ortamlarda deneyimleyerek öğrenme fırsatlarının sunulması; anlamayı kolaylaştırması, bilginin kalıcılığının arttırılması ve istenen olumlu tutum değişikliğine destek olması nedeniyle tercih edilebilmektedir. Bu çalışmada, erken çocukluk dönemi çocuklarına yönelik ekolojik farkındalığı arttırmak için, konuya bütünsel bir bakış açısı getiren tasarım odaklı okul-dışı öğrenme programının hazırlanması konu alınmıştır. Çalışmanın temel amacı, bu kapsamda hazırlanacak bir uygulama programı için göz önünde bulundurulması gereken temel kriterlerin belirlenmesidir. Tasarım aracılığıyla ekolojik farkındalık kazandırma konusunda yapılacak eğitim programı, çalıştay, etkinlik, oyun ve oyuncak tasarımı gibi faaliyetleri destekleyecek bu kriterler ile ilgili alanlara katkıda bulunulması hedeflenmiştir. Çalışma sonunda belirlenen kriterler kullanılarak örnek bir uygulama programı hazırlanmıştır.
Tasarım süreci ve kullanıcı içgörüsü ilişkisi: Tasarım profesyonelleri üzerine bir alan araştırması
Günümüzde pazarda söz sahibi olmanın ve farklılaşabilmenin yolu kullanıcıyı iyi anlamaktan ve ihtiyaçlarını karşılamaktan geçmektedir. Tasarım sürecinde kullanıcının sürece ve süreç çıktısına etkisi her geçen gün artmaktadır. Bu sebeplerle kullanıcıyı anlamak ve kullanıcıdan içgörü elde etmek önemli hale gelmiştir. Bu tez çalışmasının amacı kullanıcıdan içgörü elde etme ve endüstriyel tasarım süreci ilişkisinin incelenmesidir. Bu çalışma nitel yöntemlerden durum çalışması deseni ve genel tarama modellerinden kesitsel araştırma yaklaşımı ile kurgulanmıştır. Design Week Turkey 2017 etkinliğindeki "Türk Tasarımının Genetik Kodları" sergisinde yer alan ödüllü çay bardağı tasarımları ve tasarımcıları ile Design Turkey Tasarım Ödüllü alan çay bardağı tasarımları ve tasarımcıları örneklem olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılmayı kabul eden kişilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bulguların değerlendirilmesi içgörü kavramı, içgörü elde etmenin tasarım sürecindeki yeri, içgörü elde etme yöntemleri, kullanıcının rolü, çay bardağı tasarımında içgörü süreci, iyi içgörü elde edilen deneyimler temaları üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda tasarım sürecinde tasarımcının içgörüyü kullanıcı üzerinden oluşturduğu ve bu süreçte içgörüye farklı şekillerde birçok verinin elde edilmesi ve analiz edilmesiyle ulaşıldığı sonucuna varılmıştır.
İşlemenin çağdaş tekstil sanatındaki yeri
Çağdaş sanatın ifade araçlarından biri olan tekstil sanatları günümüzde iki ve üç boyutlu çalışmaların yanı sıra video art, video enstalasyon gibi teknolojik yaklaşımlarla entegre olabilen ve insanın kendi tarihi ile bir tekstil dokusu aracılığıyla bağ kurabilen bir konumdadır. Geleneksel tekstil el sanatları arasında yer alan işlemeciliğin farklı kültürlerdeki gerçekleşmesi incelendiğinde hayranlık uyandıran teknik bilgi, renk çeşitliliği ve kompozisyon özellikleri ile çok çeşitli kaynaklarda, müzelerde ve koleksiyonerlerin arşivlerinde yer aldığı görülmektedir. Geleneksel tekstil el sanatları arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olan "işleme" günümüzde geleneksel ve endüstriyel boyutuyla, canlılığını sürdürmektedir. Öte yandan, işlemenin çağdaş tekstil sanatları arasında da giderek yükselen bir ifade aracı olarak tercih edildiği gözlemlenmiştir. İşleme tekniklerini kullanan sanatçıların, yaratıcı yaklaşımlarla kendilerine has sanat ifadelerini, duygularını ve düşüncelerini özgün bir şekilde işleme aracılığıyla yorumladıkları tespit edilmiştir. Bu nedenle çağdaş tekstil sanatında işlemenin yeri konusunun araştırılmasına karar verilmiştir. YÖK Veri Tabanında yapılan araştırmalarda, işlemenin geleneksel boyutuyla ve başka sanat alanıyla ilgili tez çalışmaları yapıldığı ancak çağdaş tekstil sanatında işlemenin yeri konusunun ele alınmadığı görülmüştür. Bu tezin önemi; geleneksel kültürde müstesna bir yeri olan tekstil yüzey tekniklerinden işlemenin, çağdaş tekstil sanatındaki yerinin doğrudan sanatçılarla iletişim kurularak ve onlarla yapılan anket çalışmasından elde edilen bulgularla oluşturulmuş olmasından gelmektedir. Bu tez kapsamında ele alınan "Çağdaş Tekstil Sanatında İşlemenin Yeri" konusu bağlamında yapılan araştırmalar, başvurulan sanatçı görüşleri işlemenin oldukça cesur bir şekilde geleneksel olan formatlarının yanı sıra yenilikçi yaklaşımlarla çok farklı yüzeylerde gerçekleştiğini göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Çağdaş tekstil sanatı, El işlemeciliği, Geleneksel işleme, İşleme tekniği
Çağdaş tekstil sanatında aplike tekniği
Tarihsel süreçte insanın ilk gereksinimleri arasında barınma ve giyinmenin de yer aldığı bilinmektedir. Bu gereksinimleri karşılamak için çeşitli tekstil yüzey teknikleri geliştirilerek; keçe, dokuma, örme, gibi tekstil yüzeyleri oluşturulmuştur. Zamanla, oluşturulan tekstil yüzeyleri üzerine baskı, boyama, dikiş ve katlama gibi tekniklerden yararlanılarak uygulamalar yapılmıştır. Bu tezde ele alınan aplike tekniği de, oluşturulmuş bir tekstil yüzeyi üzerine dikiş ile yapılan bir uygulamadır. "Çağdaş Tekstil Sanatında Aplike Tekniği" adlı bu yüksek lisans tez araştırmasında, tekstil yüzey tekniklerinden olan aplike tekniğinin çağdaş tekstil sanatında edindiği yer ele alınmıştır. YÖK Veri Tabanından yapılan araştırmalarda, konuyla alakalı olarak kırkyama, işleme, batik, aplike vb. geleneksel tekstil teknikleri üzerinde çalışmalar olduğu ancak, aplikenin çağdaş tekstil sanatındaki yeri hakkında bu çalışmada yer verildiği kapsamda bir araştırma olmadığı tespit edildiğinden, araştırmanın ayrıcalık taşıdığı düşünülmektedir. Bu tezin önemi; geleneksel kültürde önemli bir yeri olan aplike tekniğinin çağdaş tekstil sanatındaki yerinin, bir yüksek lisans tezi kapsamında araştırılarak ele alınmış olmasıdır. Araştırma kapsamında; tekstil sanatındaki tekstil yüzey tekniklerine değinilmiştir. Bu doğrultuda derinlemesine kaynak araştırması yapılarak, dikiş tekniklerinden biri olan aplike tekniğinin tarihçesine ve özellikle gelenekteki önemli uygulamalarına yer verilmiştir. Bunun yanı sıra, aplike uygulama yöntemlerinde kullanılan bazı aplike türleri ve dikiş çeşitlerine değinilmiştir. Çağdaş tekstil sanatı ile aplike tekniğinin çağdaş tekstil sanatındaki gelişimi araştırılarak bu konuda çalışmalar yapan çağdaş tekstil sanatçılarının uygulamalarına ve kullandığı tekniklere yer verilmiştir. Araştırmada erişilmek istenen sonuç; çağdaş tekstil sanatı alanyazınına katkıda bulunarak, geçmişten günümüze gelenekte varlığı bilinen aplike tekniğinin çağdaş tekstil sanatındaki yerinin ve öneminin anlaşılması, bulguların araştırmacı, sanatçı ve tasarımcıların çalışmalarına katkı vermesidir. Anahtar Sözcükler: Aplike tekniği, Yorgan sanatı, Kırkyama, Çağdaş tekstil sanatı, Tekstil kolaj.
Bir maddi kültür çalışması: Anadolu'da ayna
Bu çalışma maddi kültür kapsamında, Anadolu'da ayna kullanımını incelemek üzerine gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı; ayna kullanım şekillerini, aynaya atfedilen anlamları, aynanın 21. yüzyıldaki yerini ve yaşadığı değişimi saptamaya çalışmaktır. Bu çerçevede yapılan literatür taramasının ardından araştırma yöntemi olarak sıralı karma yöntem uygulanmıştır. İlk aşamada nicel tarama yöntemi olan anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada ise nitel yöntem olan yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çevrimiçi ortamlar kullanılarak uygulanan ankete Türkiye'de yaşayan 179 kişi katılım sağlamıştır. Çevrimiçi anket uygulamasından elde edilen bulgular doğrultusunda derinlemesine inceleme yapılacak sorular belirlenmiştir. Derinlemesine inceleme yapabilmek için 10 kişiyle yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşme için örneklem seçimi anket bulgularına göre yapılmıştır. Görüşme ve anket verilerinin analizi sonucunda elde edilen bulgular incelendiğinde, ayna kullanımının geçmişten günümüze değişiklik gösterdiği görülür. Katılımcıların ayna ile ilgili verilen batıl inanç ifadelerine katılım düzeyleri oldukça düşük çıkmıştır. Elde edilen bir diğer sonuç da ayna yerine tercih edilen nesneler arasında cep telefonu kamerasının oldukça yüksek katılım oranına sahip olmasıdır. Teknolojik gelişmelerin ve tasarımda alınan kararların, nesnelerin kullanım pratiğini değiştirdiği görülür.
Endüstriyel tasarım sürecinde sayısal 3 boyutlu modelin evrim aşamalarının ve sürece etki eden parametrelerin saptanması
Bu tez çalışmasında endüstriyel tasarım süreci içerisinde yer alan; ön tasarım, prototipleme ve seri üretim için hazırlık aşamalarındaki, bilgisayar destekli üç boyutlu modelleme sürecinin evrimine neden olan etken modelleme parametreleri konu alınmıştır. Modelleme sürecindeki bu değişimin anlaşılabilmesi için; yeni ürün geliştirmede tasarım süreçleri, bilgisayar destekli üç boyutlu modelleme, prototipleme ve seri üretim için hazırlık faaliyetleri incelenmiştir. Konunun temel kavramlarının açıklanmasının ardından, tasarım süreçlerindeki model evrimini araştırmak için anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Anket sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda, tasarımcıların farklı modelleme davranışları incelenmeye çalışılmış ve beş farklı davranış deseni saptanmıştır. Her bir davranış desenini sergileyen katılımcılar ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilerek, endüstriyel tasarım süreci özelinde, üç boyutlu modellemedeki evrim aşamaları, evrim aşamalarına etken parametreler belirlenmiş. Belirlenen parametrelerin, endüstriyel tasarımın ön tasarım, prototipleme ve seri üretim için hazırlık aşamalarına etkenlik dereceleri saptanmaya çalışılmıştır. 3 boyutlu modellerin endüstriyel tasarım sürecindeki farklı işlev ve nitelikleri tespit edilerek modelleme aşamaları isimlendirilmiştir. Süreç içerisinde 3 boyutlu modelin geçirdiği evrime etki eden modelleme parametreleri açıklanarak literatüre katkı sağlanmaya çalışılmıştır. 3 boyutlu modellemedeki etken parametrelerin anlaşılmasıyla; tasarım eğitiminde veya endüstrisinde ihtiyaç duyulan modelleme yeteneklerinin tespit edilmesinde ve bu yeteneklerin kazandırılmasına yönelik stratejilerin oluşturulması konusunda fayda sağlanacağı düşünülmektedir.
Ev tekstili tasarımında desen tekrar biçimlerinin beğeniye etkisi
Günümüzde ev tekstili sektöründe tasarımlara getirilen yenilikçi bakış açılarının yanı sıra gelişen teknoloji sayesinde kullanıcıların hem fonksiyonel hem de dekoratif olarak ihtiyaçlarını karşılayabilecek ürün çeşitliliği bulunmaktadır. Ürünlerde kullanıcı tercihlerini etkileyen önemli faktörlerden biri desendir. Çiçek, kamuflaj, tribal, şal, çizgili, balıksırtı gibi birçok desen çeşidi bulunmakta olup bu desen çeşitleri floral temelli, geometrik, etnik ve anlatım desenleri olmak üzere dört temel gruba ayrılmaktadır. Ürünlerde baskı, dokuma, örme ve nakış gibi tekniklerle desenlendirme yapılabilmekte olup ev tekstili ürünlerinde yoğun olarak baskı ile desenlendirme tercih edilmektedir. Desen tasarımı oluşturulurken, hazırlanan sezonun trendleri, kullanılacak renklerin uyumları ve desen boyutları gibi faktörlere dikkat edilmesi gerekmektedir. Desen konusunda bir diğer önemli faktör ise raport biçimleridir. Düz raport, soter raport, diyagonal soter raport, kapaklama raport ve çevirme raport olmak üzere beş farklı raport biçimi bulunmaktadır. Çalışmanın amacı, birim desenlere uygulanan beş farklı raport biçimi sonucunda oluşan yeni desen tasarımlarının, endüstride farklı işletmelerde çalışan alan uzmanları ile moda ve tekstil tasarımı bölümlerinde görev yapan akademisyenlerin beğenileri üzerindeki etkisini ölçmek ve analiz etmektir. Bu amaç doğrultusunda ev tekstili sektöründe yoğun olarak tercih edilen floral temelli ve geometrik desen çeşitlerinden birer birim desen hazırlanmış olup, her bir birim desen için beş farklı raport biçimi uygulanmıştır. Baskılı ev tekstili ürün grupları içerisinde geniş bir pazar hacmine sahip olan nevresim takımları uygulama aşamasında kullanılacak ürün olarak tercih edilmiştir. Birim desenlere raport biçimleri uygulandıktan sonra oluşan yeni desenler ile hazırlanan düz beyaz nevresim takımı örneğine her bir desen için toplamda on adet giydirme işlemi yapılmıştır. Çalışma kapsamında kullanılan ölçeğin hazırlanması sürecinde Kansei mühendisliğinden yararlanılmıştır. Alan uzmanlarının görüşleri doğrultusunda belirlenen on adet Kansei kelimesi (sıfat çifti) her bir raport biçimi için ayrı ayrı uygulanmıştır. Çalışmada 7'li Semantik Diferansiyel ölçek kullanılmıştır. Katılımcılardan, her bir raport biçimi ile oluşturulan desenler için uygun gördükleri sıfat çiftlerini 7'li Semantik Diferansiyel ölçek ile değerlendirmeleri istenmiştir. Çalışmada 115 katılımcı bulunmaktadır. Katılımcıların vermiş oldukları yanıtlar doğrultusunda veriler, SPSS 22 programına aktarılarak betimsel istatistik analizi ile dağılım yüzdelikleri, standart sapma değerleri ve aritmetik ortalamalar hesaplanarak tablolar oluşturulmuştur. Tablolar sonucunda katılımcıların sıfat çiftleri üzerindeki eğilim yönleri belirlenmiştir. Sonuç olarak sıfat çiftleri için eğilim yoğunluklarını gösteren tablolar hazırlanarak değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, birim desenlere uygulanan farklı raport biçimleri ile oluşturulan yeni desen tasarımları katılımcılar tarafından genel anlamda düzenli, basit ve sıralı olarak algılanmıştır. Her iki desen çeşidinde de en belirgin beğeni farkları ile çevirme raport biçimi, diğer raport biçimlerinden ayrışmaktadır. Genel olarak sıfat çiftlerine bakıldığında raport biçimleri arasında beğeni farkları görülmektedir. Çalışmanın son bölümünde, elde edilen sonuç ve yapılan değerlendirmeler doğrultusunda gelecekte yapılabilecek çalışmalar hakkında öneriler sunulmuştur.
1930-1960 yılları arası Hollywood sinemasının giysi modasına etkileri
Sinema, moda alanını ve insanların giyim biçimini etkileyen yedinci sanat dalıdır. Hollywood sineması ve bu sinemanın ikonikleşmiş filmlerinde rol alan oyuncuların kostümleri, kişilerin giyimi üzerinde etkili olabilmektedir. Bu araştırmanın temel amacı örneklem dahilindeki filmler doğrultusunda filmlerin, topluma ve modaya etkilerini araştırmak ve doğru literatür kaynağı oluşturmaktır. Araştırma kapsamında; sinema ve sinemanın tarihsel gelişimine, bu süreçte Hollywood sinemasının doğuşu ve 1930-1960 yılları arası "Altın Çağ" olarak adlandırılan dönemdeki Hollywood sinemasının topluma etkisi, etkilendiği durum ve koşullara yer verilmiştir. Araştırma sınırlılıkları kapsamında moda ve tarihsel gelişimine değinilmiştir. Sinemada kostümün yeri, kostüm tasarımcıları ve moda tasarımcılarının tasarım sürecindeki yeri, sinema ve moda ilişkisi içerisinde sinema oyuncularının stil ikonu hâline gelme süreçleri ve moda üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Araştırma, problem ve problemi çözmede uygulanan yöntem bakımından niteldir. Araştırma verilerinin elde edilmesinde doküman analiz formu kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda örneklemde bulunan yedi ikonik Hollywood filminin başrol oyuncularının kostümleri ayrıntılarıyla incelenerek, araştırma bulgularına ulaşılmıştır. Bu araştırma sonucunda elde edilen başlıca sonuçlardan bazıları film yıldızlarının toplum üzerindeki etkisinin fazla olduğu, onlara benzeyebilmek adına kitlelerce insanın mimiklerinden davranışlarına ve giyimlerine kadar değiştirmiş olmalarıdır. Anahtar Sözcükler: Sinema, Hollywood, Kostüm, İkon, Moda
Giysi tasarımında pnömatik esaslı haptik etkileşimler: Bir maker yaklaşımı
Moda tasarımcısının 21.yy. ile birlikte tasarıma bakış açısı değişime uğramaya başlamıştır. Yaşanan teknolojik gelişmelerin sonucunda moda ve moda tasarımcısının rolü günümüzde giyinmek için ürün üretmek yerine farklı işlevselliği olan ürünler üretmeye doğru değişime uğramaya başlamıştır. Bu durum, giysinin kullanıcısıyla ve akıllı cihazlarla etkileşime geçen, örtünmeden öte bir nesneye dönüşmesine neden olmuştur. Söz konusu etkileşimlerin içerisinde en ilgi çekicilerinden birisi sanal ortamlar ile kullanıcının kurduğu etkileşimdir. Kullanıcı, giysiler sayesinde sanal ortamları daha etkin bir şekilde deneyimlemeye başlamıştır. Çalışma pnömatik sistemle çalışan bir haptik geri bildirim prototipinin maker yaklaşımından yola çıkılarak yapılan tasarım ve üretim süreciyle ilgilidir. Üretilen prototipin Arduino mega sayesinde açık kaynaklı kodlarla programlanarak, seçilen görüntü ile eş zamanlı olarak çalışabilmesi sağlanmış ve bu sayede izlenen görselin/sanal ortamın kullanıcı üzerinde bıraktığı etkiyi arttırmak hedeflemiştir. Üretilen prototipin 3 boyutlu simülasyon programı üzerinde simülasyonu yapılarak basınç değerleri alınmıştır. ANSYS yazılımında pnömatik sistemde kullanılan hava keseciklerinin modellemesi oluşturularak, mekanik analizleri yapılmış ve 3 boyutlu simülasyon programından elde edilen değerlerle karşılaştırılmıştır. Çalışmanın son aşamasında, prototipin avantaj ve dezavantajları değerlendirilerek daha gelişmiş bir model üretebilmek için gerekli olan koşullar tartışılmış, modüler bir giyilebilir haptik geri bildirim giysisi olan PuzzleSuit önerisi yapılmıştır.
Giyilebilir sanatta alternatif malzeme olarak teknolojik atıkların değerlendirilmesi üzerine bir araştırma
Endüstri devrimleri, teknolojik gelişmelerle birlikte gerçekleşmiş ve insanların günlük yaşamlarında bazı kolaylıklar sağlamıştır. Ancak bu gelişmeler teknolojik atık sorununu beraberinde getirmiş ve bu da çevre kirliliğinin oluşmasına neden olmuştur. Birinci endüstri devriminin ardından gelişen moda olgusu insanların yeniyi elde etme arzularına yanıt vermiş ve yaşamın her alanında aşırı üretim tüketim ilişkisi gelişmiştir. Ancak aşırı üretim-tüketim ilişkisi ve bunun doğal sonucu olarak ortaya çıkan atıklar ve sürekli yenilenen teknolojinin atıkları yaşadığımız yüzyılın belirgin sorunlarından biri haline gelmiştir. Modası geçmiş malzemelerin, üretim sürecinde ortaya çıkan teknolojik atıkların çeşitli çalışmalara konu olduğu bilinmektedir. Bazı sanatçılar ve düşünürler gibi giyilebilir sanat alanında çalışma yapan sanatçı ve tasarımcılarında bu tür malzemelere başvurdukları bilinmektedir. Sanatçılar eserlerinde boncuk, kâğıt, plastik, hurda parçaları vb. farklı malzemeler kullanarak geçmişten günümüze yaşadığımız gezegen ve ekoloji için zararlı atıklara dikkat çekmişlerdir. Bu bağlamda teknolojik atıkların giyilebilir sanat alanında alternatif bir malzeme olarak yerinin araştırıldığı çalışmanın giyilebilir sanat alanında yapılan çalışmalardan farklılık gösterdiği ifade edilebilir. Bu tezin amacı; giyilebilir sanat alanında kullanılan atık malzemelerin çeşitliliğin yanı sıra / yaşadığımız çağın sorunu olarak görülen hızlı moda, tüketim çılgınlığı, teknolojinin hızlı gelişimi ile üretimde kullanılan enerji, su, doğada büyük yıkıma sebep olan kimyasal maddeler ve üretim sonrasında ortaya çıkan teknolojik ürünlerin insanlar tarafından bilinçsiz ve kontrolsüz tüketimin sebep olduğu teknolojik atıklara dikkat çekmektir. YÖK Veri Tabanında gerçekleştirilen araştırmalarda, giyilebilir sanat alanında tezler gerçekleştirildiği ancak teknolojik atıkların giyilebilir sanat eserlerine dönüşümü konusunun ele alınmadığı görülmüştür. Bu tezin önemi; endüstri devrimlerine kapsamlı olarak değinmesi, ortaya çıkan çevre kirliliği ve teknolojik atıkları işaret etmesi, giyilebilir sanat alanında kablolardan yararlanarak öneriler geliştirilmiş olmasından gelmektedir. Tez konusu bağlamında gerçekleştirilen araştırmalar sonucunda teknolojik atıkların giyilebilir sanat eserine nasıl dönüştürüleceği deneyimlenmiş ve bu deneyim sürecinde tekstil tekniklerinden faydalanılmıştır. Araştırmada erişilmek istenen sonuç; değişime uğrayarak varlığını sürdüren giyilebilir sanat alanına, bilimsel ve sanatsal katkıda bulunmak, alternatif malzeme olarak kullanılan kablolar aracılığıyla endüstri devrimlerin yol açtığı çevre kirliliği konusunda farkındalık yaratmaktır. Anahtar Sözcükler: Endüstri Devrimleri, Giyilebilir Sanat, Teknolojik Atık, Steampunk, Fütürist Moda
Endüstriyel tasarım eğitimi proje derslerinde stil ve form kavramları üzerine bir inceleme: Türkiye Örneği
Günümüzde, iyi tasarım, kullanıcı ile ilişki kurmalı, doğru mesajı iletmeli, çekici olmalı ve pazar yarışında fark yaratmalıdır. Kullanıcıların satın alma kararlarında, ürünlerin kullanıcılar üzerinde bıraktığı duyumsal ve duygusal etkiler, estetik ve görsel özelliklerine odaklanma konuları etkili olmaya başlamış ve ürünlerin dış görünümü, diğer unsurlar kadar önemli olmaya başlamıştır. Bu durum endüstriyel tasarım alanında stil ve form kavramlarının daha iyi anlaşılması konusunda motivasyonu arttırmıştır. Stil kavramı, genel anlamıyla belirli bir ifade tarzı olarak tanımlanır; ancak tasarım ve endüstriyel tasarım literatüründe stil kavramına ait net bir tanım bulunmamaktadır. Form kavramı ise içeriğin görsel şekli olarak tanımlanmasına rağmen tasarım alanında 'stil' ve 'form' kelimelerini birbirlerinin yerine kullanılması üzerine yapılan gözlem bu çalışmanın temel motivasyonu olmuştur. Literatürde konunun önemine sıklıkla vurgu yapılmasına rağmen stil ve form kavramlarının, endüstriyel tasarım eğitimindeki yeri konusundaki çalışmaların kısıtlı olduğu görülmüştür. Bu çalışmada, sanatın ve tasarımın çeşitli alanlarından stil ve form kavramlarına yönelik tanımlar ve yorumlar derlenmiş, bu iki kavram arasındaki benzerlikler ve farklılıklar belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ilerleyen aşamalarında, endüstriyel tasarım alanında Türkiye ölçeğinde stil ve form kavramlarına yönelik algıyı ölçmek amacıyla, akademisyenler, öğrenciler ve tasarımcılar ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Ortaya çıkan veriler, Türkiye'deki endüstriyel tasarım eğitiminde form ve stil kavramlarının eğitimdeki yeri ve algılanma şekilleri konusunda bilgiler ortaya koymuştur.
Endüstriyel tasarım jürilerinde değerlendirme aracı olarak analitik ağ süreci (AAS) yönteminin kullanımı: Mezuniyet stüdyo dersi üzerine bir analiz ve uygulama
Endüstriyel tasarım eğitiminde yaratıcılığı ortaya çıkartacak denemelerin yapıldığı, açık ve işbirliğine dayalı eğitim ortamı tasarım stüdyosudur. Tasarım stüdyosu dersleri öğretim metotları, iletişim biçimi ve ilgilendiği problem türleri açısından klasik eğitim sistemine göre farklılık göstermektedir. Tasarım süreci karmaşık ve çok katmanlı bir süreç olduğu için, bu sürecin bileşenlerinin ve sonuçlarının değerlendirilmesi de benzer şekilde karmaşıktır. Stüdyo dersi sonucunda ortaya çıkan sonuç ürünün sistematik bir yöntemle değerlendirilmesi hem öğrenci hem de yürütücü açısından önem taşımaktadır. Fakat günümüzde jüri değerlendirmelerinin bireysel ve subjektif olması, değerlendirme ölçütlerinin net bir şekilde açıklanamaması, jüri üyelerinin ortak bir değerlendirme sistemi oluşturamaması ve değerlendirmenin sağlıklı koşullarda ilerleyememesi gibi birçok problem bulunmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı tarafsız, şeffaf ve sorgulanabilir bir değerlendirme yöntemi önerisi oluşturmak ve değerlendirme aşamasında kullanılan ölçütleri kapsamlı ve sistemli bir şekilde bir araya getirmektir. Çalışma kapsamında kurulan çok ölçütlü karar verme modeli ile uzmanlar tarafından değerlendirme ölçütlerinin ağırlıkları elde edilmiş ve araştırma sonucunda farklı kullanıcıların farklı yargıları ile belirlenmiş olan ölçütlerin ağırlıkları tek bir yargıda değerlendirilmiştir.
El sanatlarından kırkyama tekniğinin kadın giyim koleksiyonunda kullanımı
Bu çalışma, geleneksel tekstil el sanatlarının bir kolu olan ve en genel anlamıyla farklı doku, boyut ve renklerdeki kumaş parçalarının birbirine eklenerek yeni ve bütün halde kumaş elde etme yöntemi olarak açıklanabilen kırkyama tekniğinin; Anadolu ve birçok farklı kıtada var olan dünya ülkelerindeki tarihsel gelişimini, zaman içerisinde sanatla bütünleşme sürecini, farklı milletlerin kültür ve geleneklerindeki kullanış amaçlarını, motif içeriklerine yüklenen değerleri, başlıca yapımındaki biçimsel özellikleri ve birleştirmedeki dikiş tekniklerini konu edinmektedir. Sınırsız desen çeşitliği, kompozisyondaki renk ve malzeme uyumu ile görsel beğenisi yüksek ürünlerin yapımını mümkün kılan yama işi tekniğinin günümüzde sadece el sanatı alanında değil gerek diğer sanat dallarına gerekse de mimari, endüstri gibi birçok farklı alana yansıtılarak kullanım örnekleri verilmekte ve ilgilileri artarak devam etmektedir. Bu kapsamda tez araştırmasına konu olan kırkyama tekniği kullanılarak ve tasarım unsurları gözetilerek özgün bir kadın giyim koleksiyonu geliştirilmiştir. Koleksiyon alt ve üst giyim kombini şeklinde toplam 10 farklı tasarımdan oluşmaktadır. Sonbahar-kış koleksiyonuna uygunluğu göz önünde bulundurularak geliştirilen tasarımlarda kullanılan kumaşlara ise belirlenen tema çerçevesinde karar verilmiştir. Her bir tasarım için 10 farklı kırkyama desen stilleri geliştirilmiş ve kalıp formu verilerek giysi üzerinde kullanımı sağlanmıştır. Kadın giyim koleksiyonu uygulamaları, bilgisayar ortamında üç boyutlu tasarım programında gerçekleştirilmiştir.
Sürdürülebilir ürün tasarım ve geliştirme süreçlerinin ev tekstilleri kapsamında değerlendirilmesi
Üretim ve tüketimin artması ile zaman içerisinde büyük boyutlara ulaşan çevresel ve toplumsal sıkıntılar 'sürdürülebilirlik' kavramını ön plana çıkarmıştır. Bünyesinde farklı alanları barındıran, ekonomik açıdan yüksek gelir getiren yoğun üretim ve tüketimin olduğu moda ve tekstil endüstrisi tüm çıktıların parçasıdır. Bu sebeple moda ve tekstil endüstrisi içerisindeki işletmelerin ve tasarımcıların sürdürülebilir bir yaklaşım benimsemesi önemlidir. Ürün geliştirme süreçlerinin en kritik kararlarının verildiği ürün tasarımı aşamasına sürdürülebilirliğin dahili, ürünün yaşam döngüsü boyunca ortaya çıkaracağı negatif etkileri ve ürünün toplam maliyetini etkilemektedir. Ancak ürün geliştirme ve tasarım süreçleri birçok değişkene sahip olması sebebiyle sistemli ve multidisipliner bir çalışma gerektirmektedir. Bu sebeple ürün geliştirme ve tasarım süreçlerini kavramak, sürdürülebilirlik için gerekliliktir. Sürdürülebilirliğin dahil edilmesi ile tasarımcılar için karmaşık bir hal alan ürün tasarım süreçlerinde, yardımcı araçlara gereksinim duyulmaktadır. Sürdürülebilir araç niteliğinde olan TED (Tekstil, Çevre, Tasarım)'in stratejileri, ürün geliştirme ve tasarım sürecini iyi yönetebilmeleri için tasarımcılara yönelik oluşturulmuştur. Bu çalışmada, sürdürülebilirliğin ve TED'in stratejilerinin ilgili süreçlerdeki uygulanabilirliğini gözlemlemek amacıyla ev tekstilinde faaliyet gösteren bir işletmenin ürün tasarım süreci incelenmektedir. Tez çalışmasında, elde edilecek verilerin çeşitliliğini ve güvenilirliğini arttırmak için karma araştırma yöntemi kullanılmakta ve eylem araştırması yürütülmektedir. Nitel veriler yapılandırılmış görüşme formu ile; nicel veriler, anket formu ile elde edilmektedir. Toplanan nitel veriler, içerik analiz yöntemi ile; nicel veriler, istatiksel analiz yöntemi ile analiz edilmektedir. Tez çalışmasında, ev tekstilinde faaliyet gösteren işletmenin ürün tasarım süreçlerine sürdürülebilirliği ve TED'in uygulama hali ve potansiyeli belirlenmiştir. Sürdürülebilirliğin ve TED'in stratejilerinin ilgili süreçlere dahil edilebildiği noktalar ve dahili sırasındaki eksikliklere yönelik elde edilen veriler ve öneriler paylaşılmaktadır.
Ürün tasarımında ses ve kalite algısını ölçmeye yönelik bir yöntem önerisi: Elektrikli süpürgeler üzerine bir çalışma
Kullanıcı deneyimi tasarımının bileşenlerinden olan ses tasarımı; psikolojik arka plan, duyusal algılar ve bu kavramların ürün ile ilişkisi gibi öznel yapıları barındıran, kapsayıcı bir bakış açısı ile ele alınması gereken karmaşık bir süreçtir. Tasarımcılar için ürün seslerin nasıl olduklarından ziyade kullanıcı tarafından ne şekilde algılandıkları daha önemlidir. Kullanıcı deneyimi kavramına verilen önemin artmasıyla, kullanıcıların beklentilerini karşılamaya yönelik ürün seslerinin algılanan özelliklerini öngörmeyi sağlayacak bilgi kaynaklarına olan ihtiyaç da giderek artmaktadır. Bu tez çalışması, elektrikli süpürge sesleri aracılığı ile kullanıcılarda ürüne dair oluşan algıların neler olduğunu, kişilerin bu algıları hangi kelimeler ile ifade ettiklerini, bu algıların oluşmasında sesin hangi özelliklerinin ne şekilde etkili olduğunu tanımlamayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda karma bir yöntem olan Repertuar Çizelgesi Tekniği kullanılarak 20 tasarım öğrencisi ile yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. İlk aşamada görüşmeler sonucunda kişilerin sesleri nasıl algıladıklarını ifade eden veriler toplanmıştır ve bu veriler anlamsal içerik analizi ile 22 ortak yapı altında toplanmıştır. Bu ortak yapılar kullanıcıların elektrikli süpürge seslerini nasıl algıladıklarını ifade eden bir kelimeler sözlüğü oluşturmuştur. İkinci aşamada ise elektrik süpürgesi seslerinin ses kalitesi metrikleri (Zwicker gürlüğü, keskinlik, pürüzlülük) hesaplanmış, spektrumları Mel Frekansı Kepstral Katsayılarını (MFKK) kullanarak analiz edilmiş ve spektogramlar çıkarılmıştır. Çalışma sonucunda kullanıcı ifadeleri (ortak yapılar), spektogramlar ve ses kalitesi metrikleri arasındaki ilişkiler tanımlanmıştır.
A case study on optimizing women's clothing standard sizes with three-dimensional simulation software
This research was carried out to obtain women's clothing standard sizes to be used in clothing production and to compare these measures with the metric system. The universe of the research; consists of adult women living in Eskişehir and Bursa, of Turkish nationality, between the ages of 18-65, who do not have any physical limitations, and who are not pregnant or puerperant. The sample of the study consists of 250 people with body measurements in the 34-42 size range. In the study, first, a literature review was conducted to gather information about the subject. Then, the measurements required to prepare the patterns for the production of clothing were taken from the women of the sample defined by following certain rules. Three-dimensional simulation images were prepared using design programs in the computer , which were divided into groups in the 34-42 size range, taking the chest circumference measurements as a reference according to the averages of the measurements. According to the averages of the standard size table used in the metric system, the basic size and basic arm patterns for each size are in the 34-42 size range and were prepared in two dimensions in the computer. Finally, the size table created from the measurements taken from the sample and the standard size table belonging to the metric system were compared in three dimensions in terms of size and pattern compatibility. As a result of these comparisons, it was concluded that there are inconsistencies in the basic body pattern, especially around the waist and hips.
Eskişehir teknik üniversitesi moda tasarımı bölümü mezunlarının stüdyo derslerinde kazandıkları yeterliliklerin çalışma hayatındaki mesleki ihtiyaçlarını karşılama durumuna yönelik görüşleri
Moda tasarımı eğitiminin amacı, sektörün ihtiyaç, talep ve beklentilerine en iyi şekilde cevap verebilecek moda tasarımcıları yetiştirmektir. Moda tasarımı eğitim programları bu amaç doğrultusunda şekillendirilmeye çalışılmakta, yapılacak program etkililiği ve yeterliliğine yönelik dönüt çalışmaları ise programların değerlendirilerek güncellenebilmesinde önem arz etmektedir. Bu doğrultuda bu araştırmanın temel amacı, Eskişehir Teknik Üniversitesi'nden lisans düzeyinde moda tasarımı eğitimi programından mezun kişilerin proje derslerinde kazandıkları yeterliliklerin çalışma hayatlarında bilgi ve beceri ihtiyaçlarını ne derecede karşıladığının belirlenmesi ile araştırma bulgularının bilişsel, duyuşsal ve psikomotor yeterlilikler bakımından karşılaştırılarak incelenmesi ve programın genel bir değerlendirmesinin yapılmasıdır. Araştırmanın temel yöntemi tekil taramadır. Araştırma temel probleminin çözümünde ilgili verilere ulaşılmasında ise geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Anket formu, ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenen 98 mezuna uygulanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri sonucunda araştırma bulgularına ulaşılmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda elde edilen tüm bilgiler karşılaştırılarak araştırmanın sonuçları açıklanmış ve öneriler geliştirilmiştir. Araştırmada ulaşılan temel sonuçlardan birisi mevcut eğitim programının bilişsel, psikomotor ve duyuşsal yeterlilikler bakımından mezunların çalışma hayatlarındaki ihtiyaçlarına cevap verebilmesidir.
Endüstriyel tasarım eğitiminin öğrencilerin ekolojik tutumlarına etkisi üzerine bir ön çalışma
Bu çalışma, öğrencilerin aldıkları endüstriyel tasarım eğitiminin, öğrencilerin ekolojik tutumları üzerindeki etkisini ölçmek için geliştirilecek olan ölçeğin temel boyut ve maddelerinin uzmanlar tarafından değerlendirilmesi ve belirlenmesi sürecini kapsamaktadır. Çalışmanın amacı, endüstriyel tasarım öğrencilerinin ekolojik tutumları tespiti amacıyla bir ölçek geliştirme sürecinin başlatmaktır. Bu kapsam ve amaç dahilinde farklı hedefler ve kitlelere yönelik geliştirilen ekolojik ve çevresel farkındalık ve tutum ölçekleri derlenmiş, incelenmiştir. Bu ölçekler çerçevesinde incelen boyutlar ve maddeler endüstriyel tasarım alan uzmanların görüşlerine sunulmuştur. Uzman görüşleri doğrultusunda endüstriyel tasarım eğitimine konu bağlamında özelleşebilecek boyut ve maddeler saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda endüstriyel tasarım öğrencilerinin mevcut ekolojik tutumlarını ölçmede kullanılabilecek 'Sürdürülebilirlik', 'Ürün Yaşam Döngüsü', 'Ekolojik Sorumluluk' olarak adlandırılabilecek üç adet boyut belirlenmiş ve bu boyutlar ile ilişkilendirilebilecek maddeler önerilmiştir. Bu çalışmanın altyapı sağlayacağı ölçek, öğrencilerin ekolojik tutumlarını daha detaylı düşünmeleri için teşvik edebilecek bir araç olabilir.
Alt ekstremite rehabilitasyonuna yönelik pnömatik eyleyici tasarımı
Bu çalışmada, yumuşak robot teknolojisi kullanılarak üretilmiş alt ekstremite özelinde çalışan bir pnömatik eyleyici rehabilitasyon dizliği tasarlanmıştır. Prototipin geliştirilmesi ve değerlendirilmesi için çalışmanın ön sonuçları sunulmaktadır. İnsanın diz bükme hareketine güvenli bir şekilde uyum sağlamaları için pnömatik ağlar (PneuNets) olarak çalışan elastomerik malzemelerden oluşan yumuşak eyleyicilerden tasarlanmış. Seçilen eyleyicinin üretim prosedürü, ardından eyleyicileri mekanik olarak karakterize eden bir deney ile açıklanmaktadır. Sonrasında eyleyicilerin dizlik tasarımına entegre edilmesi açıklanmış ve ardından kullanıcı ile ön test çalışması yapılmıştır. Ön test sonuçlarına göre gözleme dayalı test tasarlanmıştır. Eskişehir Teknik Üniversitesi Spor Bilimleri öğrencilerinden oluşan 8 kişilik (4 kadın, 4 erkek) gönüllü bir grup ile yapılan testin sonucunda tasarlanan pnömatik eyleyicinin çömelme hareketi esnasında diz fleksiyon açısını stabil hale getirdiği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Giyilebilir Teknoloji, Pnömatik, Yumuşak Robot, Maker
Ambalaj tasarım sürecinde sürdürülebilirlik kavramı ve tasarımcı – kullanıcı açısından değerlendirilmesi: Karton ambalaj üzerine bir alan çalışması
İnsanlığın ilk çağlarından itibaren tasarım, hayatın her alanında varlığını sürdürmektedir. İnsanların, günlük yaşamlarını kolaylaştırmak için doğada buldukları malzemelere farklı formlar vererek, bir araya getirerek yaptıkları araç gereçlerle ilgili birçok kanıt günümüze ulaşmıştır. Sahip oldukları ürünleri ve eşyaları korumak da oldukça önemlidir. Yapılan araştırmalarda ambalaj ve ambalaj tasarımının insanlık tarihinin erken dönemlerinden itibaren var olduğu belirtilmiştir. Günümüzde tüketimin günden güne artması, doğal kaynak ve enerji kullanımı gibi sorunlar, hayatımızın her alanında sürdürülebilirlik kavramını karşımıza çıkartmaktadır. Ambalaj ürünleri için de sürdürülebilirlik oldukça kritik bir öneme sahip olup, ambalaj atıkları da ciddi sorun yaratmaktadır. Ambalajın sürdürülebilirliğe uygun tasarlanması ve üretilmesi yeterli olmamakla birlikte, tüketicinin de bu konudaki rolü oldukça önemlidir. Bu araştırma kapsamında ambalaj tasarım sürecinde tasarımcı tarafından alınan tasarım kararlarının tüketiciye nasıl aktarıldığı araştırılacaktır. Daha sürdürülebilir bir ambalaj döngüsü için hem tasarımcı hem de tüketici açısından neler yapılabileceğine dair verilerin toplanması hedeflenmektedir.
Yerelde sürdürülebilir tasarım için permakültür temelli bir yaklaşım: Tarım ve turizm ekseninde Gökçeada örneği
Değişen küresel koşullar, tasarımcıların rolünü ve sorumluluklarını önemli ölçüde etkilemektedir. Sürdürülebilir tasarım artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Yerel çözümler sürdürülebilirliğin sağlanmasında kritik bir rol oynar. Permakültür tasarımının tabiattaki sistemlerden ilham alarak, kendi kendine yeten sistemler üretmeye dayalı prensip ve yöntemleri, kaynakları sınırlı yerel bölgelerde sürdürülebilirliği sağlamak için potansiyel taşımaktadır. Bu tez çalışması Gökçeada'da sürdürülebilir tasarım bağlamında permakültür tasarımındaki yöntemlerden faydalanarak tarım ve turizm sektörleri arasında sürdürülebilir bağlantıların nasıl geliştirilebileceğini ve bu bağlantıların tasarıma dönüşmesi yönündeki engel ve fırsatları belirlemeyi amaçlar. Bunun için, Gökçeada'daki tarım ve turizm faaliyetlerinin durumunu belirlemek üzere permakültür tasarımındaki öğe analizi yönteminden yararlanılmıştır. Ardından, tarım ve turizm arasında sürdürülebilir ilişkiler kurabilmek için permakültür tasarımındaki bağlantılı yerleştirme yöntemi kullanılmıştır. Gökçeada'daki tarım ve turizm paydaşları ile yapılan görüşmelerle de tarım ve turizm arasında kurulabilecek muhtemel ilişkilerin Gökçeada'da uygulanabilirliğine yönelik engel ve fırsatlar belirlenmiştir. Bu çalışma, Gökçeada dışındaki, benzer koşullara sahip diğer bölgelerde sürdürülebilir tasarımın yerelde uygulanması ve aynı zamanda, permakültürün yerelde tasarım süreçlerinde nasıl bir rehberlik sağlayabileceği konusunda örnek oluşturur ve sürdürülebilir kalkınma çabalarına ilham vermeye çalışır.
Türkiye'de endüstriyel tasarımcılar için yapılandırılan destekler: Süreçte devlet kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının rolü
''Destek'' kavramını, belli bir potansiyele sahip, gelecek vaat eden ve katma değer yaratması öngörülen alanların geliştirilmesini sağlayacak bir yaklaşım olarak ele alabiliriz. Bu durumda desteklenmesi öngörülen unsurun, herhangi bir müdahaleye gerek olmaksızın var olabilmesi, sağlanacak destek ve teşviklerle birlikte sahip olduğu katma değer yaratma potansiyelinin mümkün olan en verimli şekilde ortaya çıkarılması beklenmektedir. Bir ürün ya da hizmeti üretmek için belli bir finansal kaynak ile üretim tesisi yatırımı yapılabilir, makine teçhizat alınabilir, ham madde tedarik edilebilir ve tüm üretim, pazarlama, satış, geri dönüşüm süreçleri planlanabilir. Ancak bu imkanların bir araya gelmesi ile elde edilecek sonuç olan, ürün ve/veya hizmetin ne kadar karlı, kullanışlı, satış odaklı, çevreci ve sürdürülebilir olacağı gibi pek çok etmen tasarımla birlikte ve tasarım odaklı bir yaklaşımla ele alınırsa önemli ölçüde yüksek, katma değerli bir süreç ve sonuçtan bahsedilebilir. Bu bağlamda tasarımın desteklenmesi, tasarım ve onu meydana getiren bileşenler için önemli olmakla birlikte, tasarımı destekleyecek taraflar için de elzemdir. Gelişmiş ülkelerin tasarımın yarattığı katma değeri fark ederek bu alana yatırım yaptıkları, destek ve teşvik mekanizmaları oluşturdukları ve bunun sonucu olarak pek çok alanda öncü olmayı başardıkları görülmektedir. Bununla birlikte Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler tasarım ile elde edilecek katma değere çok daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışma kapsamında Türkiye'nin kendi parametreleri doğrultusunda oluşturulmuş, uygulanmış tasarım politikaları ve tasarıma sağlanan destekler ile ülkemizin mevcut tasarım ekosistemi incelenmiş, tasarım paydaşlarının birbirleri ile ilişkileri ve sorumlulukları sorgulanmıştır.
Ürün-hizmet tabanlı yeniden dolum sistemlerinde kullanıcı deneyiminin haritalanması
Ürün-hizmet sistemleri tabanlı yeniden dolum çözümleri, sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve çevresel etkileri azaltabilme potansiyeli açısından önemli bir rol oynamaktadır. Hem betimleyici hem de keşfedici nitelikte olan bu araştırma, Türkiye'deki kullanıcıların yeniden dolum çözümleriyle olan deneyimlerini inceleyerek mevcut durumlarını haritalamaktadır. Araştırma, kullanıcıların deneyimleri ve davranışları üzerinden zorluklar, fırsatlar ve sonuçlar hakkında içgörüler sunmaktadır. Bulgular, ekonomik faydalar ve çevresel kaygılar gibi motivasyon faktörlerinin yanı sıra, tanıtım eksikliği, erişim zorlukları, hijyen endişeleri ve ürün çeşitliliğinin sınırlılığı gibi engellerin kullanıcı deneyimini nasıl etkilediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca yeniden dolum ürün ve sistemlerinin geliştirilmesine ve deneyimin iyileştirilmesine yönelik stratejik tanıtım kampanyaları, ürün ve dolum çeşitliliğinin artırılması, erişim noktalarının genişletilmesi, işlevsel ambalaj tasarımları ve kullanıcı eğitimi gibi kullanıcılardan elde edilen önerileri açığa çıkartmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'deki yeniden dolum sistemlerinin mevcut kullanıcı deneyimlerini ve bu sistemlerin yaygınlaştırılma fırsatlarını anlamak için önemli bir temel sunmaktadır. Araştırma bulguları, sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarını teşvik etmek için yeniden dolum sistemlerinin nasıl daha etkili tasarlanabileceğine dair değerli öneriler sağlamaktadır. Gelecekteki çalışmalar için, kullanıcı odaklı tasarım, paydaş iş birliği ve yenilikçi iş modelleri geliştirmek kritik öneme sahiptir.
Teknoloji ile zenginleştirilmiş yeni nesil etkileşimli kitap tasarımlarının işlevsel özelliklerine ilişkin potansiyellerin ve gelecek yönelimlerinin belirlenmesi
Etkileşimli çocuk kitapları, geleneksel basılı çocuk kitaplarından farklı olarak alışılan okuma deneyimini yeniden şekillendiren kitaplardır. Düz anlatım biçiminin yerine farklı tasarım teknikleri kullanarak tasarlanan etkileşimli çocuk kitapları, çocukların kitapla hem fiziksel hem de zihinsel etkileşime girmesini amaçlar. Etkileşimli çocuk kitapları çocukların dikkatlerini çekmek, aktif katılımını ve keşfetmesini sağlamak için birden fazla görsel araç ve farklı unsurlar (dokunmalı yüzeyler, minik oyuncaklar, katlanır kartlar, ses öğeleri, vb.) içerir. Bu çalışmanın temel amacı, kullanıcının (çocuğun) yalnızca izleyici rolünde olduğu veya kısıtlı etkileşim araçları ile sunulan kitaplar yerine teknolojiyle zenginleştirilmiş; dokunsal, işitsel ve görsel duyular gibi çoklu duyuları deneyime dahil eden etkileşimli çocuk kitaplarının gelecekteki gelişim potansiyellerini tasarım bağlamında incelemektir. Araştırma kapsamında alana yönelik tasarlanan, alanda var olan etkileşimli kitapların ürün odaklı sektör analizi yapılmıştır. Etkileşim türlerine göre kategoriler oluşturulmuş ve etkileşimli çocuk kitapları türlerine göre sınıflandırılmıştır. Alanında uzman kişilerle kişisel çalıştay düzenlenmiştir. Sonuçlar doğrultusunda, teknoloji ile zenginleştirilmiş yeni nesil etkileşimli kitap tasarımlarının işlevsel özelliklerine ilişkin potansiyeller ve gelecek yönelimleri belirlenmiş; çocuklara yönelik etkileşimli kitap tasarımı için çeşitli öneriler sunulmuştur.
Stüdyo eğitiminde içgörü kavramı: Endüstriyel tasarım eğitimi lisans öğrencilerinin bu alandaki deneyimlerini incelemeye yönelik alan çalışması
Günümüzde tasarım eyleminin etki alanı genişlemiş; bir ürünün görünüşü veya işlevinden çok, insanın etkileşim kurduğu her türlü bağlamı kapsamaya başlamıştır. Kullanıcı anlamak ve onlara uygun kararlar alma yeteneğiyle doğrudan ilişkili olan yenilikçi çözüm önerileri bulmak ve rekabet gücünü arttırabilmek için firmalar, kullanıcı odaklı düşünme sistemini vizyonlarına entegre etmektedir. Bu sayede kullanıcıların davranış ve tercihlerindeki gerçek nedenleri derinlemesine anlamaya yarayan kullanıcı içgörüleri elde edilmektedir. Kullanıcı içgörülerini sektörde değer yaratmak için kullanmak; tasarımcıların var olan rollerini genişletmiştir. Endüstriyel tasarım eğitimi de kullanıcı merkezli bir yapıya sahiptir. Ancak öğrenciler, eğitimlerinin ilk senelerinde kullanıcı içgörülerini kavrayamamakta veya kavrasalar bile kullanıcı içgörülerini elde edememekte ve bu içgörüleri ürün geliştirme süreçlerinde kullanamamaktadır. Bu sebeple, endüstriyel tasarım programlarında öğrencilere kullanıcı içgörülerini elde etme ve bunları ürün geliştirme süreçlerinde kullanma becerilerinin kazandırılması önemlidir. Bu amaçla, Eskişehir Teknik Üniversitesi, Endüstriyel Tasarım bölümünde Ürün Tasarımı IV ve Ürün Tasarımı VI alan öğrencilerle anket, yarı yapılandırılmış görüşme ve kullanıcı içgörülerini elde etme ve kullanma yöntemleri üzerine bir çalıştay yapılması planlanmıştır. Bu çalışmalar sonucunda öğrencilerden elde edilen veriler analiz edilmiş ve çalışmanın sonunda elde edilen bulgular değerlendirilmiştir.
Endüstriyel tasarım-dijital oyun sektörü ilişkisi: tasarımcıların eğitimleri üzerine deneyim haritalama çalışması
Dijital oyun sektörü, teknolojik yenilikler ve küresel ekonomideki hızlı büyümesiyle yalnızca bir eğlence alanı olmaktan çıkmış, ekonomik ve kültürel dönüşümün önemli bir unsuru haline gelmiştir. Türkiye, dijital oyun sektörüne yapılan yatırımlarda Avrupa'nın önde gelen ülkelerinden biri olarak dikkat çekmekte; bu durum sektöre yönelik akademik ve sektörel araştırmaların artmasını sağlamaktadır. Ancak, sektördeki büyümenin sürdürülebilirliği için nitelikli iş gücü eksikliği önemli bir sorun oluşturmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de dijital oyun sektöründe nitelikli iş gücüne olan ihtiyacın karşılanması amacıyla endüstriyel tasarımcıların eğitim programlarının geliştirilmesine yönelik öneriler sunmayı amaçlamaktadır. Araştırmada, dijital oyun tasarımında endüstriyel tasarımcıların eğitim süreçleri ve sektörel rollerine dair kapsamlı bir analiz yapılmış, sektördeki eksiklikleri gidermek için eğitim programlarına yönelik öneriler geliştirilmiştir. Çalışma, bireysel görüşmeler yoluyla derinlemesine veriler elde ederek, dijital oyun sektöründeki tasarım süreçlerinin daha etkili hale getirilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Sonuçlar doğrultusunda hem akademik hem de sektörel bağlamda, dijital oyun sektörünün büyümesine ve Türkiye'nin uluslararası pazardaki konumunun güçlenmesine yönelik potansiyeller ve gelecek yönelimleri belirlenmiş, bu alan doğrultusunda endüstriyel tasarım eğitimine yönelik öneriler sunulmuştur.
Endüstriyel tasarım eğitiminde yapay zekâ kullanımı üzerine görüşler
21. yüzyıldaki teknolojik gelişmeler Yapay zekâ (YZ) araçlarının tasarım alanında adından sıklıkla söz edilmesine neden olmaktadır. Tasarım alanında tasarımcılar; yapay zekâyı tasarım ve eğitim süreçlerine dahil etme konusunda çeşitli tutumlar sergilemektedir. Tez çalışmasında endüstriyel tasarım eğitimde, proje dersleri kapsamında YZ ve araçlarının sürece etkisi konu alınmıştır. Endüstriyel tasarım eğitimi özelinde yapılan çalışmalar literatürden incelenmiş olup tasarım eğitimde yapay zekanın yeri ve önemine değinilmiştir. Araştırma sürecinde endüstriyel tasarım eğitimi veren üniversitelerde görevli akademisyenlerin görüşlerine başvurulmuştur. Bu kapsamda YZ araçları, tasarım sürecini oluşturan; problem tanımlama, fikir geliştirme, fikirlerin görselleştirmesi, model ve prototip yapımı, test edilmesi, farklı fikirlerin karşılaştırılması, proje sunumunun hazırlanması ve seçilen fikrin gerçekleştirilmesi olarak belirlenen sekiz temel aşamada incelenecektir. Çalışma anket ve yarı yapılandırılmış görüşme olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. İlk bölümde amaç YZ kullanımı üzerine akademisyenlerin tutum ve kaygılarını tespit etmektir. İkinci aşamada ise amaç akademisyenlerin tasarım eğitiminde ve tasarım sürecinde YZ kullanım şekilleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler ayrı ayrı analiz edilmiştir. Veriler tasarım eğitimi, tasarım süreci ve etik olmak üzere üç ana temaya işaret etmiştir. Bulgulara dayanarak tasarım eğitiminde ve tasarım sürecinde YZ'nın kullanılmasına dair öneriler geliştirilmiştir.
Teknoloji odakli platform olarak metaverse evreni ve yapay zeka: endüstri̇yel tasarim eğitimi açisindan bir analiz
Bu tez çalışması, yapay zekâ ve metaverse platformlarının endüstriyel tasarım eğitimi üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Teknolojinin gelişimiyle birlikte tasarım süreçleri ve eğitim yöntemleri dönüşüme uğramış; dijital platformlar, tasarım disiplininde hem araç hem de ortam olarak yeni fırsatlar sunmuştur. Bu kapsamda, metaverse ve yapay zekâ kavramlarının tarihsel gelişimi, endüstriyel tasarımla ilişkisi ve eğitimdeki yeri literatür taramasıyla ele alınmıştır. Araştırmanın uygulama kısmında, Eskişehir Teknik Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü 4. sınıf öğrencileriyle dört aşamalı bir workshop gerçekleştirilmiş; katılımcılar, Fortnite metaverse platformundaki avatarlar için yapay zekâ destekli ayakkabı tasarımı yaparak süreci deneyimlemiştir. Öğrenme eğrileri, platform kullanımı, yaratıcı süreçte yapay zekânın rolü ve tasarımcı kimliği bağlamında veriler toplanmıştır. Tematik analiz yöntemiyle değerlendirilen bulgular, yapay zekânın yaratıcılığı teşvik ederken özgünlük ve stil aktarımı gibi alanlarda sınırlamalar yarattığını ortaya koymuştur. Metaverse platformlarının ise tasarım farkındalığı ve dijital üretim süreçlerine katkı açısından eğitimde önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, yapay zekâ ve metaverse teknolojilerinin endüstriyel tasarım eğitiminde araç olarak kullanımı, pedagojik, estetik ve kültürel açıdan kapsamlı bir değişim gerektirmektedir. Bu tez, dijitalleşen yaratıcı tasarım süreçleri ve yeni nesil eğitim modellerine yönelik öneriler sunarak literatüre katkı sağlamaktadır.
Endüstriyel tasarım lisans eğitiminde sosyal fayda odaklı tasarım girişimciliği eğitim ihtiyaç analizi
Sosyal ve çevresel problemlerin giderek arttığı, hepimizin ortak sorunu haline geldiği bir çağda, tasarımın bu sorunlara verdiği cevaplar ve oluşturabileceği olumlu etkiler olduğu bilinmektedir. Endüstriyel Tasarım disiplini kapsamında geliştirilen tasarım fikirlerinin toplumsal fayda odaklı olması ve bir sosyal girişime dönüşmesi bu iki disiplini yakınlaştırarak olumlu etkilere sahip yenilikçi çözümler sunabilmektedir. Bu tez kapsamında sosyal ve toplumsal problemler için çözümler geliştirme çerçevesinde endüstriyel tasarım süreç ve yaklaşımlarının, sosyal fayda odaklı tasarım girişimlerine dönüşebilmesi ve iki disiplinin bütünleşme potansiyelini keşfetme süreçlerini eğitim ihtiyaç analizi çerçevesinde ele alarak bir öğretim programı geliştirilmesi ve araç seti önerilmesi amaçlanmıştır. Tez araştırması kapsamında Eskişehir Teknik Üniversitesi ortak kodlu dersi olan THU203 Topluma Hizmet Uygulamaları dersi 2023-2024 güz dönemi boyunca Endüstriyel Tasarım Bölümü'nde pilot ders olarak kurgulanmış tez danışmanı ve araştırmacı tarafından 8 Endüstriyel Tasarım Lisans öğrencisi ile birlikte yürütülmüştür. Pilot ders çerçevesinde yürütülen araştırmanın eğitim ihtiyaç analizi kapsamında Tepebaşı Sosyal Kuluçka Merkezi iş birliğinde ve gerçek paydaşlar ile öğrencilerin sosyal iş modeli geliştirme sürecindeki aşamaları üretici tasarım araştırması yaklaşımları ile deneyimlemeleri sağlanmıştır. Yerel ve sosyal problemler çerçevesinde sosyal girişimcilik ve tasarım odaklı düşünce yaklaşımlarını içeren çalışmalar ve atölyeler gerçekleştirilmiştir. Gerçek paydaşlar ve mentorler ile kurgulanan ders kapsamında simülasyon iş fikri sunumu ortamları hazırlanmıştır. Akademisyenler, sosyal girişimciler ve sosyal girişim koordinatörleri ile uzman görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuç bölümünde Sosyal Fayda Odaklı Tasarım Girişimciliği çerçevesinde bir eğitim modelinde bilgi ve becerileri setlerini, ders materyallerini, değerlendirme kriterlerini ve ders kurgusunu önerecektir. Bu eğitim modeli Endüstriyel Tasarım Lisans Eğitiminin program eğitim amaçları ve çıktılarına katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Kültürel sürdürülebilirlik ve yemek kültürü bağlamında Antakya mutfağı: Bir ritüel olarak yerel künefe yeme deneyimi üzerine bir analiz
Bu tez çalışması, Antakya'ya özgü geleneksel bir tatlı olan künefenin üretim, sunum ve tüketim süreçlerini kültürel sürdürülebilirlik bağlamında inceleyen betimsel nitelikte bir araştırmadır. Konuyla ilgili kapsamlı bir ön çalışmanın bulunmaması nedeniyle, künefenin kültürel değeri ve üretim sunum ve tüketim aşamlarına ilişkin mevcut durumun ayrıntılı bir biçimde tespit edilmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda nitel araştırma yöntemlerinden etnografik desen benimsenmiştir. Saha çalışması kapsamında; üreticiler, tüketiciler ve uzman bir kaynak kişi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş, süreç katılımcı olmayan gözlem ve görsel veri toplama teknikleri ile desteklenmiştir. Elde edilen veriler, kültürel sürdürülebilirliğe ilişkin ortak örüntüleri ve kavramsal ilişkileri belirlemek amacıyla tematik analiz ve içerik analizi yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, künefenin kültürel kimliğinin; el emeği, ustalık bilgisi, malzeme nitelikleri, sunum araçları ve tüketim ritüelleri üzerinden şekillendiğini göstermektedir. Ayrıca künefenin duyusal, anlamsal ve duygusal boyutları ürün deneyimi çerçevesinde analiz edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, künefenin somut ve somut olmayan kültürel miras değerlerini ortaya koyarak, endüstriyel tasarım disiplininin bu pratiğin sürdürülebilirliğine sağlayabileceği katkılara ilişkin değerlendirmeler sunmaktadır.
Bir moda tasarımcısının koleksiyon hazırlama süreci ve Simay Bülbül örneği
Günümüzde moda tasarımcıları belli sezonlar için koleksiyonlar hazırlamaktadır. Tasarımcının özgün, trendlere uygun, koleksiyon hazırlamada belli aşamaları takip etmesi gerekmektedir. Bu araştırmada tasarımcıların dikkat etmesi gereken koşulların nelerden meydana geldiğinin ve bunun tasarım sürecine nasıl yansıdığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda bir moda tasarımcısının koleksiyonu hazırlama sürecindeki aşamalar çalışılmış ve buna bağlı olarak Türkiye'de, koleksiyonlarında sadece deri kullanan ve deri atölyesi bulunan bir moda tasarımcısı olan Simay Bülbül'ün koleksiyon hazırlama süreci irdelenmiştir.Çalışma kapsamında moda kavramı ile ilgili araştırmanın kavramsal yapısı ele alınmış, koleksiyon tasarımı aşamaları incelenmiştir. Oluşturulan koleksiyonların sunum aşaması olarak ise defile süreci izlenerek moda tasarımı sektörü ve moda sektöründen bir tasarımcı olarak Simay Bülbül'e yönelik araştırmaya yer verilmiştir. Genel bir değerlendirme yapılarak sektördeki süreç ile Simay Bülbül markası adı altında tasarımcının izlediği süreçler karşılaştırılmıştır.
Türkiye'de 0-3 yaş grubu kullanıcıların antropometrik ayak ölçülerinin belirlenmesi; bunların mevcut ürünler ve standartlar ile karşılaştırılması
Antropometri Yunanca Antropos (insan) ve Metikos (ölçü) sözcüklerinden oluşan ve insan vücudunun ölçülerini konu edinen bir bilim dalıdır. Bu ölçüler; bireyler veya gruplar arasında, anatomi, coğrafi bölge ve meslek grupları gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanan farklılıkları ve benzerlikleri saptayarak daha geniş bir insan kitlesine uygun tasarımlar yapma imkânı sağlar. Ürün tasarımı sürecinde, ürün-kullanıcı ilişkisinin temelini oluşturan bu ölçüler kullanılarak toplumsal standartlar oluşturulmuştur. Her toplumun standart olarak belirlediği ölçüler kendine özgüdür. Belirli bir ürün için oluşturulmuş standartlar başka bir toplumda kullanılamaz, kullanıldığı taktirde toplumda biyolojik deformasyonlar görülmesi kaçınılmazdır. Bebeklik dönemi, ayak gelişiminde en önemli dönem olarak ele alınmaktadır. Bebeklerin ayak gelişimlerinin geç tamamlanması ve kemik yapısının oluşmaması bunun en büyük nedenidir. Bu nedenle bu tez çalışması, Türkiye'de yaşayan 0?3 yaş (0-36 ay) arasındaki kız ve erkek çocukları kapsamaktadır. Bu tez kapsamında ülke istatistiki olarak olasılıklı tabakalı örnekleme yöntemi ile 7 bölgeye ayrılmış, bu bölgeler dahilinde belirlenen illerde yaşayan bireylerden çeşitli antropometrik ölçümler alınmıştır. Elde edilen veriler; ülkemizde kullanılan ve Fransız insanının ayak ölçülerine göre oluşturulmuş ?TS 5553 (1988) Paris Point Sistemi? standartları ile karşılaştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Standardizasyon, Antropometri, Tasarım, Bebeklik Dönemi
Çamaşır makinelerinde piezo-aktif titreşim kontrolü sistemi geliştirilmesi
Bu tez çalışmasının amacı, piezoelektrik malzemelerin yapısal özellikleri kullanılarak, çamaşır makineleri panellerinde ortaya çıkan yüksek genlikli titreşimleri sönümlemektir. Bu titreşimlerin çamaşır makinelerinin gürültü seviyelerini artırdığı bilinmektedir. Çamaşır makinelerinde gürültü seviyeleri düşürülmeye çalışılmaktadır. Aynı zamanda çamaşır makinelerinde yan panellerde ortaya çıkan titreşimler piezoelektrik özelliklere sahip plakalar ile kontrol edilmeye çalışılmıştır. Bu süreçte deneysel ve analitik yöntemlerin yanı sıra, modern sayısal yöntemlerden de yararlanılmıştır. Ayrıca titreşimi azaltmaya yönelik yapılan çalışmaların, çamaşır makinasının tasarımına etkisi araştırılmıştır. Böylelikle, tasarım sürecinin daha sağlıklı işlemesi ve ivmelenmesi sağlanacak, prototip hazırlama ve ölçüm süresi kısaltılmış, maliyetler düşürülmüş olacaktır.
19. yüzyıldan günümüze moda ve sanat etkileşimi
Modanın sanatla birçok bağlantısı vardır. Modern moda sisteminin ortaya çıktığı 19. yüzyıldan günümüze değin moda tasarımcıları kimi eleştirmenler tarafından sanatçı kategorisinde görülmüş, moda tasarımcılarının bir kısmı da kendini diğer zanaatçı ve terzilerden ayırarak sanat icra ettiğini iddia etmiştir. Bu çalışmada tarihsel bir okumayla moda ve sanat arasındaki etkileşim sorgulanmıştır. Kurumsal bir modern moda sisteminin ve modern sanat akımlarının ortaya çıktığı 19. yüzyıl ortalarından İkinci Dünya Savaşı'na kadar olan dönem moda ve sanatın modern dönemi olarak ele alınmıştır. Bu dönemdeki moda ve sanat etkileşimi doğrudan ve dolaylı etkşleşimler olarak iki başlık altında incelenmiştir. Doğrudan etkileşimler başlığı altında moda ve kübizm, gerçeküstücülük, fütürizm ve konstrüktivizm gibi modern sanat akımları ile moda arasındaki etkileşim irdelenmiştir. Dolaylı etkileşimler başlığı altında moda tasarımcılarının kendilerini birer sanatçı olarak sunması olgusu tartışılmıştır.İkinci Dünya Savaşı'ndan günümüze kadar olan dönem postmodern dönem olarak ele alınmıştır. Bu dönemde sanatta birçok yeni sanat pratiği ortaya çıkarken, moda alanında da tarzlar çeşitlenmiş ve avangard ve postmodern moda olguları ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda postmodern dönemde yüksek kültür/popüler kültür, sanat nesnesi/tüketim nesnesi gibi ayrımlar yapmak zorlaşmıştır. Bu çalışmada postmodern dönemdeki moda ve sanat etkileşimi modanın sunumu, kentsel bağlamı ve tüketimi çerçevesinde ele alınmıştır. Bir promosyon ve tanıtım aracı olan defilenin performans sanatına dönüşme süreci örneklerle açıklanmıştır. Ardından sanatsallaştırma kavramı çerçevesinde Antwerp'in moda kenti olma süreci ve Belçika modasının yükselişi incelenmiştir. Son olarak büyük moda firmalarının mağazalarını birer sanat galerisi gibi inşa etmeleri ve uluslararası sanat projeleri yapmaları ya da bu projeleri destekleme olguları incelenmiştir.Bu çalışmada ?Moda sanat mıdır?? sorusu her zaman göz önünde tutulmuş ancak bu soruya cevap vermek yerine, iki alan da görsel kültür gibi daha geniş bir alanın parçası olarak değerlendirilmiş, bütün analiz ve değelendirmeler bu bağlamda yapılmıştır.