
1,762
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Libya gıda kuruluşlarında kalite yönetim sistemi ISO 22000'in uygulanmasını etkileyen engeller
Son yıllarda dünya çapında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kalite yönetim sistemi ISO 22000 sertifikasına sahip gıda kurumların sayısı önemli ölçüde artmıştır. Yeni ISO 22000 standartı bir kuruma iç ve dış müşteri memnuniyetini gösteren, ürün ve hizmetlerini sürekli geliştirmek için yol göstericilik yapan bir yöntemdir. Bingazi'de özel sektör kurumu olarak sadece iki gıda Fabrikası ISO 22000 sertifikasına sahip bulunmaktadır. Sertifika sayısının bu denli az oluşu bu kuruluşların ISO 22000 sertifikası almalarını etkileyen engellerin var olduğuna işaret etmektedir. Benzer ülkelerde, örneğin Mısır'da üç yüzden fazla kurum kalite Yönetim Sistemi ISO 22000 başvurusu yapmıştır. Bu nedenle, bu araştırmanın amacı, Libya Gıda Sektöründe KYS (Kalite Yönetim Sistemi) ISO 22000'in uygulanmasına etki eden engellerin ortaya çıkarmak ve analiz etmektir. Dünya çapında farklı ülkelerde, birçok gıda kuruluşu KYS ISO 22000'e sahip olma bakımından engellerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu engellerin etkileri üzerine yapılmış olan ampirik çalışmaların yetersiz oluşu nedeniyle, bu çalışmada yeni bir standart ve kavramsal çerçeve oluşturulmuş ve geliştirilmiştir. Bu araştırma, bu engelleri daha derinlemesine bir anlayış ile ele almak amacıyla gerçekleştirildi. Bu çalışma, bazıları sadece Libya kültürüne has olarak sınıflandırılan ve daha önce literatürde yer almayan engellerin ayrıntılı bir listesini sunmaktadır. Engellerin çoğu dünyada genelinde bildirilen engeller ile uyumludur. Bu çalışma, bu alandaki literatürün zenginleştirilmesine katkıda bulunmakta ve Libya'ya yönelik araştırmalardaki bilgi boşluğunu doldurmaktadır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular ışığında bazı öneriler paylaşılmıştır.
Hisse senetleri fiyatlarının tahmininde yayınlanan finansal raporlardaki bilgilerin analizinin rolü
Bu çalışma, finansal analizin boyutlarını ve özelliklerini belirlemeyi, bir dizi finansal oranı test etme yoluyla hisse senedi fiyatlarını tahmin etmede finansal analizden nasıl faydalanacağını göstermeyi, Filistin Menkul Kıymetler Borsası'ndaki her bir sektöre ait hisse senedi fiyatlarını tahmin etmede ve piyasada yatırım yaparken yatırımcıların doğru kararlar vermesine yardımcı olmada kullanılabilecek nicel bir model oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu oranlar, piyasanın her kesimi için en iyi modele ulaşmak için çoklu regresyon olarak bilinen istatistiksel teknik kullanılarak analiz edildi. Bu model şirketler ve Filistin Menkul Kıymetler Borsası kuruluşları için hisse senedi fiyatlarını tahmin etmek için kullanılan bir dizi finansal oranları kapsamaktadır. Sigorta sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili olan oranlar piyasa değerinin defter değerine olan oranı, hisse başına kazanç oranı (EPS) ve hisse başına defter değeri oranı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bankacılık sektöründe ise, Sonuçlar sektördeki hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranın defter değeri oranı, hisse başına defter değeri oranı ve cari oran olduğunu göstermiştir. Yatırım sektörü için, hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar, piyasa değerinin defter değerine oranı, hisse başına kazanç oranı (EPS), özsermaye oranı getirisi ve hisse başına defter değeri oranlarıdır. Ayrıca, piyasa değerinin defter değerine oranı, fiyat kazanç oranı (P/E), mevcut borçların hisse senedi ve kar marjına oranı hizmet sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar olarak kabul edilmektedir.İmalat sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar, piyasa değerinin defter değerine olan oranı ve hisse başı defter değeri oranlarıdır. Bu çalışma, bir dizi finansal oranın hisse senedi fiyatlarını tahmin etmek amacıyla her bir sektör için kullanılabilir olduğu sonucuna ulaşmıştır. Çalışma ayrıca finansal listeler hazırlanırken daha dikkatli olunması gerektiğini, listelerin uluslararası muhasebe standartlarına göre hazırlanmasının zorunlu olduğunu ve yatırımcıların finansal yatırım kararları verirken finansal analiz listelerine güvenmelerini önermektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal analiz, hisse senedi fiyatları, finansal oranlar. 2018, 82 Sayfa Bilim Kodu: 112203
Libya'da tarımsal yayımın verimliliği ve etkinliği üzerine eğitimin etkisi
Çalışma, tarım rehberi ve Yayım Dairesi Başkanlığı bölümlerinin görüşlerinin incelenmesi yoluyla, eğitimin Libya'daki tarımsal yayımın etkinliği ve etkililiği üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlamıştır. Bu amaca ulaşmak için çalışma, eğitim ve insan kaynakları gelişimi ve çiftçilerin eğitilmesi ve yönlendirilmesinde Tarım Rehberinin rolü ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle, bu çalışma, eğitimin tarımsal yayımın etkinliği ve etkiliği üzerindeki etkisini öğrenmemize yardımcı olacaktır. Tarımsal yayımın verimliliğini artırmak için Eğitim ve insan kaynakları geliştirme programcılarına katkı sağladı mı? Sonuçlar, insan kaynaklarının eğitimi ve geliştirilmesi ile tarımsal yayımın etkinliğinin ve verimliliğinin artırılması arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunduğuna işaret etmektedir. Mevcut eğitim seviyesi, eğitim sürecinin amaçları ve ilkeleriyle doğru orantılı mıdır? Tarımsal Yayım açısından eğitim ve insan kaynakları geliştirme sürecinin amaçları ve ilkeleri ile bilimsel ve pratik (uygulamalı) kavramlar arasında uygulanacak programcıların eğitim metotları açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Tarımsal yayım, eğitim programcıları ve insan kaynakları gelişimi için etkili olan etkili tarımsal yayım performansı nedir? Bir yandan eğitim ve insan kaynakları gelişimi arasındaki ilişki ve tarımsal uzantının etkin performansı, diğer yandan, mevcut tarımsal uzantının, eğitim programcılarının ve insan kaynakları gelişiminin etkisiz olduğunu ve mantıklı sonuçların ortaya çıktığını göstermektedir. Araştırmacı, bu konudaki eğitim konusundaki sürekli ilerlemeyi araştırmış ve eğitim pozisyonunu içerik açısından açıklamıştır. Belirtilen unsurlar arasındaki Mickey etkileşimini ele alarak, genel eğitim sürecini iyileştirmek ve tarım sektöründeki işgücünü eğitmek için bu çalışmadan fayda sağlanabilir, özellikle de tez, bilimsel araştırmayı birbirine bağlayan örgütsel yapıyı temel almaktadır.
İnsan kaynakları bağlamında e-devlet uygulamasının önündeki engeller
"Seçkin ülkelerin hükümetleri" daima devlet hizmetlerinin verimliliğini ve şeffaflığını artırmayı, vatandaşlar ve devlet kurumları arasındaki gerginliği azaltmayı hedefler ve bu da vatandaşların hükümete olan güvenini artıtır. Bu bağlamda e-Devlet, hükümete vatandaşlara başarılı bir şekilde yardımcı olmaya ve devlet kurumları ile özel kurumlar arasındaki ilişkiyi tutarlı bir şekilde ilişkilendirmeye yardımcı olur. Bu nedenle, Libya Devleti gibi gelişmekte olan ülkelerde e-Devlet uygulamasının başarısı engeller ile karşılaşmaktadır. E-Devlet programlarını uygulamak ve geliştirmek için ve Libya Devleti e-Devlet programlarına bazı engellerle karşılaşmıştır. Bu tezin içeriği, insan kaynaklarının özellikleri ve e devlet engellleri ilişkisinin incelenmesi üzerine kuruludur. Bu tez çalışmasında, Libya'da yapılan saha çalışması ve literatür taramasına dayalı olarak bazı sonuçlara varılmıştır. Sonuçlar, kullanıma yönelik tutum, öz-yeterlilik, kişisel değerler ve örgütsel engeller arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir. Örgütsel engeller, kullanıcı memnuniyeti ile pozitif olarak ilişkili değildir. Finansal engeller sadece kişisel değerler ile pozitif ilişkilidir. Finansal engeller, kullanıma yönelik tutum, öz-yeterlilik ve kullanıcı memnuniyeti ile pozitif ilişkili değildir. Teknik engeller, öz-yeterlilik, kişisel değerler ve kullanıcı memnuniyeti arasında bir ilişki vardır. Kullanıma yönelik tutum ve teknik engeller arasında bir ilişki yoktur. Kullanıma yönelik tutum, öz-yeterlik, kişisel değerler ve yasal engeller arasında bir ilişki vardır. Kullanıcı memnuniyeti ile yasal engeller arasında ilişki yok iken, cinsiyet, yaş, meslek ve eğitim değişkenleri ve insan kaynakları özellikleri ve e-Devlet engelleri açısından bazı farklar vardır.
İş organizasyonlarında müziğin bireyin davranışları üzerindeki etkisi
Bu tez araştırması müzik ve iş organizasyonlarını inceleyen disiplinler arası bir çalışmadır. Müzik hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır, müzik dünya sakinleri için evrensel bir dil haline gelmiştir ve hiç kimse bu yeni dilin güçlü etkilerini inkar edememektedir. Bu çalışma var olan literatüre önemli katkılar sağlamıştır. Bu araştırma bireyin davranışı, üretkenliği, yeniliği, yaratıcılığı, maliyet verimliliğini arttırmak ve iş tatminini arttırmak için müziğin nasıl kullanılabileceğini açıklamayı amaçlamıştır. Bu çalışmanın odak noktası, müziğin iş organizasyonu ile çalışanların davranışları üzerindeki etkileridir. Müziğin duygu ve duyular üzerindeki etkisi gözlemlendiğinde, müziğin bireyin ruh halini değiştirebildiği görülmüştür. Ruh halinin değişimi doğrudan deneyimler ve duygularla ilgilidir. Bu çalışmada, müzik dinlemenin bireyin saldırganlığını azaltılması ve davranışları üzerindeki etkisi, toplumla kaynaşması, ayrıca çalışan bireylerin davranışları ve üretkenlikleri üzerindeki etkisinin tartışıldığı diğer çalışmalardan da söz edilmiş ve bazıları üzerinde durulmuştur.
Turizm paydaşlarının sürdürülebilir gelişmeye yönelik tutumları: Shahat şehri örneği
Turizm, dünyada ülkelerinin ekonomilerini canlandırmak için en önemli kaynak haline gelmiştir. Turizm, altyapıya yapılan muazzam yatırımları teşvik eder ve devletlerin, ekonomik fırsatları eşitlemeye yardımcı olarak ve kırsal sakinleri kalabalık şehirlere göçünü önleyerek iş fırsatları yaratmaya ve yerel halkın yaşam koşullarını iyileştirmeye yardımcı olacak ödemeler dengesini geliştirmelerine yardımcı olur (WTO, 2007)Libya ekonomisi hala büyük ölçüde petrole bağlıdır ve diğer sektörlerin gelir çeşitlendirilmesi noktasında geliştirilmesi gerekmektedir. Fakat turizm sektörü gibi alanlara devlet tarafından yeterli destek sağlanmamaktadır. Fakat uzun vadede yararlanabilmek için de turizmin gelişmesi sürdürülebilir olmalıdır. 1997 Berlin Deklarasyonu, "turizmin sürdürülebilir biçimlerine ulaşılmasının, plancıların, karar vericilerin ve paydaşların turizm gelişiminde sürdürülebilir eylemlere yönelik tutumlarını anlaşılması ilgili tüm paydaşların sorumluluğudur" şeklindedir." Çalışmanın amacı, paydaşların turizm gelişimine yönelik tutumları incelenerek ve anahtar paydaşların turizm için sağlayabileceği desteğin kapsamını tanımlayarak gelecekte Shahat Kentinde (SC) sürdürülebilir turizm gelişimi yaratma olasılığını araştırmaktır .Shahat şehri, birçok ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlarına çözüm bulabilmek için acil olarak kalkınma projelerine ihtiyaç duyan Libya'daki diğer şehirlerin benzeri olduğu için çalışma yeri olarak seçilmiştir. Bu çalışmada, yerel sakinler, turistler, hükümet sektörü ve özel sektör olmak üzere dört kilit paydaş grubu seçilmiştir. Araştırmacı, asıl verileri toplamak için "karma yöntem" kullanmıştır: Yerel sakinlerin ve turistlerin tutumlarını keşfetmek için anahtar bir yöntem olarak kullanılan anket kullanılmış, ve kamu ve özel sektörün tutumlarını araştırmak için görüşme yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca, araştırmacı gerçekleri gözlemlemek için bazı turistik bölgelere saha ziyaretleri yapmış ve ikincil verileri yayınlanan raporlar, çalışmalar, kitaplar, tablolar, resimler ve haritalardan elde etmiştir. Çalışma, turistik ürünlerin miktarı ve kalitesi bakımından kentte iyi turistik kaynakların varlığını doğrulayan bazı önemli bulgulara ulaşmış ve yerel ve küresel seviyelerde rekabet olasılığını tespit etmiştir. Ancak keşif, bakım, reklamcılık ve eğitim bakımından pek çok turistik bölge daha fazla dikkat ve ilgiye ihtiyaç duymaktadır.
Libya'daki kamu harcamaları ve gayrı safi yurt içi hasıla üzerindeki etkisi
GSYİH, Libya'daki ana milli hasıla kaynaklarını temsil etmektedir, bu ürün devletin gayrı safi yurt içi hasılasına en az (%83.7) katkı sağlamaktadır. Libya'nın ekonomisi, son yıllarda (1990-2009) uluslararası pazarda ürünlerin pahalanmasının neden olduğu büyük petrol gelirlerinin artışı ile desteklenen kayda değer bir gelişmeye be aynı zamanda (1990-2009) süresince üretilen petrol miktarlarının büyümesine tanıklık etmiştir, bu durum da, gayrı safi yurt içi hasılanın cari fiyatlarla (1990) yılında (28253) milyon dinardan (2009) yılında (49854) milyon dinara yükseldiği, büyük ve özel hükümet projelerinin uygulanmasından dolayı ekonomik faaliyetin hızında bir artışa neden olmuş ve bunların hepsi kalkınma hızı yüzdesinin (%77) aşılmasına neden olmuştur; bir başka deyişle, Libya'daki gayrı safi yurt içi hasıla son yıllarda (1999-2009 AD) yarıdan daha fazlasını ikiye katlamıştır. Araştırmanın standart biçimlerinin analizinin bir sonucu olarak, Libya milyon dinarı ile kamu harcamalarındaki artış GSYİH (1.398) milyon artmasına neden olduğu için ve kamu harcamaları, gayrı safi milli hasılada meydana gelen değişimlerin açıklanması ve yorumlanmasında yüzde (%78) katkı sağladığı için, GSYİH üzerinde kamu harcamalarının güçlü bir etkisi mevcuttur, standart modellerin tahmin edilmesi sonuçları, hem ana hem de ikincil GSYH bileşenleri üzerinde kamu harcamalarının anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermiştir.
Maliye politika ve doğrudan yabancı yatırımı çekmede maliye politikanın etkisi Libya örneği (2000 – 2015)
Bu tez, mali politikayı ve bu politikanın doğrudan yabancı yatırımları (FDI) çekmekteki etkisini 2000-2015 arasını kapsayan dönemdeki Libya örneği üzerinden incelemektedir. Öz regresyon analizi ve ardından Werner Granger'ın nedensellik ve etki tepki (IRF) testi kullanılarak nicel bir yaklaşım benimsenmiştir. Libya'daki DYY hacmi ve bazı mali politika araçları arasındaki ilişkinin normatif analizinden ortaya çıkan sonuçlar R çeyreği değerinin yaklaşık %68 oranında GSYİH'ye, kurumlar vergisi oranına, beşeri sermayeye (iş gücüne), bu çalışmanın regresyon modeline uygunluk göstererek hükümet bütçe fazlasına ve hükümet harcaması değerine bağlı olduğunu gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, R çok kanallı değeri ve 0,825 ("R" sütunu) değeri, modeldeki tüm değişkenler ile Durbin Watson d=1,892 arasındaki yüksek oranlı korelasyonu temsil eder, çünkü orman değerleri arasındaki bu değer şöyledir: 0,562 < D < 2,220 (α = 0,05). Bu yüzden otomatik korelasyonun olmadığı var sayılabilir. Genel anlamlılık testinde F testi için P değeri 0,05 anlamlılık değerinin altındadır, bu yüzden bu tezdeki regresyon modelinin en uygun modeli sağladığı sonucuna varabiliriz. Bu, toplam anlamlılığın F testinin (0,024 Sg) modelin istatiksel olarak anlamlı olduğunu gösterdiği anlamına gelir. Bağımlı değişken (DYY) üzerinde yalnızca ikiy değişkenin (GSYİH, ve kurumlar vergisi oranının sırasıyla) yatırım üzerinde etkisi varsa etki 0,05 seviyesinde (β 1.212, p = < 0,05) anlamlıdır. Ancak, diğer bağımsız değişkenler DYY değerini etkilemez. GSYİH ve kurumlar vergisi oranının sırasıyla P00.01 ve p00.05 ile olumlu bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Bu doğrudan yabancı yatırımın Libya ekonomik büyümesine olumlu bir destek oluşturduğunu gösterir. Ancak, DYY ve diğer tüm bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiye bakarak bunların ne 0,01 ne de 0,05'te anlamlı oldukları sonucuna varabiliriz. Bu anlamsız ilişkiler veya önemsiz sonuçlar yetersiz veriye veya 2011'deki yılında iç savaşın etkileri ve 2012'den itibaren artan siyasi istikrarsızlıktan kaynaklanabilir.
Libya'da spor bakanlığının gelişiminde insan kaynakları planlamasının rolü
Spor alanındaki ya da diğer alanlardaki organizasyonların başarısı gerçek ve başarılı bir yönetim stratejisinin uygulanmasına bağlıdır. Belirlenen hedeflere ulaşmada karşılaşılan zorlukların üstesinden gelinmesi için etkin bir planlamaya ihtiyaç duyulmaktadır ve insan kaynakları planlaması planlama sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu çalışma, Libya Spor Bakanlığının gelişiminde insan kaynakları planlamasının rolünü ortaya çıkarmayı ve genel olarak Spor Bakanlığı tarafından izlenen programları, politikaları ve stratejileri belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada, araştırmacı, değişkenler arasındaki ilişkiyi ölçmede analitik tanımlayıcı yaklaşımı benimsemiştir. Bu yaklaşım, gerçekliği veya olguyu gerçekte var olduğu şekliyle incelemeye ve daha sonra onlar hakkında doğru açıklamalar ve bilgilere ulaşmaya ve sonrasında incelenen gerçekliği anlamaya ve geliştirmeye katkıda bulunacak olan sonuçlara ve genellemelere ulaşmak için bilgilerin sınıflandırılması ve organize edilmesi ilkesi üzerine kuruludur. Ayrıca bu çalışmada, bu yöntem geçerliliği sağlamak ve araştırma hipotezlerini doğrulamak, araştırma sorunu ile ilgili sorulara cevap vermek için tercih edilmiştir. Bu temel yöntemin kullanımı yoluyla elde olası gerçekler ve verileri ortaya çıkarmak için derleme olduğu kadar çok bilgi toplamak amacıyla bir anket formu hazırlanmış ve bu yöntem sözlü etkileşim ile desteklenerek veri toplamada tercih edilmiştir. Çalışmada belirlenen hedeflere ulaşmak katılımcıların bu anket formlarını belirli bir süre ve zaman içinde cevaplanması istenmiştir. Sonuçlar, iyi bir planlama programının olumlu davranışlar kazandığını açıkça ortaya koydu. Ayrıca verilen eğitim programından memnuniyet derecesi, iyi, gerçekçi ve ulaşılabilir bir hedefin yanı sıra bakanlığın vizyonundaki işlevsellik seviyesini yükseltmek için iyi bir planlama programıdır. , İnsan kaynakları yönetimine artan ilgi, politikaların uygulanmasına da yardımcı olur. İnsan kaynağının eğitim, tanıtım ve ücretten korunmasına yardımcı olan uzak politikalara da odaklanın, kalkınmanın başarısı bakanlık tarafından hazırlanan iyi bir programa bağlı olarak eğitim kursları olmalıdır. Ülke, insan kaynağına daha fazla getiri verecektir.
Borçlanmanın karlılık performansı üzerine etkisi: Libya bankaları üzerine bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, borçlanmanın Libya'daki ticari bankaların karlılık performansının üzerinde herhangi bir etkisi olup olmadığını belirlemektir. Çalışma, 2008'den 2016'ya kadar dokuz yıl boyunca Libya'da faaliyet gösteren 4 ticari banka üzerinde dengeli panel verileri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu ticari bankaların çeşitli oranları, döneme ilişkin finansal bilançoların ortaya koyduğu verilerden elde edilen çeşitli veri çıkarımlarından hesaplanmıştır. Daha sonra veriler, bu ticari bankaların borçlanmaları ve karlılık performansları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek için doğrusal regresyon modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre borçlanma oranı ile aktif karlılık oranı arasında negatif yönlü güçlü bir ilişki, özsermaye karlılık oranı ile borçlanma arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu belirlenirken net kar marjı ile arasında bir ilişki olmadığı sonucuna varılmıştır.
Stakeholder relationship management as a firm capability for sustainable performance: An integration of insights from stakeholder theory and resource-based theory
Recent calls by some leading scholars in the field of strategic management indicate the need for more research done to integrate insights of stakeholder theory and resource-based theory. These calls suggest the potentiality of each theory to extend and complete the other. One way this integration could be done is the examination of stakeholder relationship management as a firm capability that could contribute to sustainable superior performance. Although a few previous studies have acknowledged related ideas, they have remained untested. This dissertation, motivated by these recent scholarly suggestions, integrates insights of the two theories by using the resource-based theory to assess stakeholder relationship management as a firm capability, as well as proposing and empirically testing a model of its value. It proposed that stakeholder relationships management positively affect firm learning, innovativeness, efficiency, resilience, and performance, making it a valuable capability. It tested these propositions with a data gathered from manufacturing firms in Ankara and Istanbul, Türkiye; and analyzed using structural equation modelling in Stata 18 BE. The findings supported most of the study's hypothesis, confirming the value of stakeholder relationships management. The study further argues that since each firm is embedded in a unique stakeholder network and aspects of stakeholder relationships like trust are not easily imitable, firms that organize to attain the value from the capability could sustain such benefits. The dissertation contributes to strategic management and the two theories severally. First, it advances the instrumental stream of stakeholder theory, further enhancing its broader alignment with the mainstream strategic management theories. It also advances the dynamic view of stakeholder relationships management, by demonstrating its enhancement of firm learning, innovativeness and resilience. It further demonstrates the mechanisms linking stakeholder relationships management to firm performance, which are understudied. For RBT it broadens its focus on internal resources to also consider how managing both internal and external relationship resources leads to sustainable performance. It also provide empirical validation of RBT propositions. Finally, it contributes to resolving tensions between stakeholder theory and resource-based theory, by demonstrating their complementarity.
Tükenmişliğin sanal kaytarma üzerindeki etkisi
Günümüzde iş stresi ve tükenmişlik olguları her geçen gün daha çok gündeme gelmektedir. Kuruluşların yüksek performans beklentilerine karşın ise hızlı teknoloji gelişimi ile birçok çalışan iş stresinden ve tükenmişlik hissiden kurtulabilmek, işlerinde daha da uzman olabilmek, kimi zamanda tamamen şahsi eğlenceleri için sanal kaytarma davranışı gerçekleştirmektedir. İş stresi çalışanlar üzerinde kısmen olumlu etki yaparken, bu seviyenin üstünde olduğunda bazı negatif sonuçlar doğurmakta hatta tükenmişliğe neden olabilmektedir. Çalışanların, işte yaşadıkları stres sonucunda kaytarmaya meyledebilecekleri ve bu davranışlarda gelişme yaşanacağı düşünülmektedir. Yavaş yavaş artan internet kullanımına yönelik örgütler içerisinde geliştirilen politikalara karşın, bilgisayar ve mobil cihazlar üzerinde tam kontrol sağlanamaması, sanal kaytarma faaliyetlerini kontrol etmeyi de zorlaştırmaktadır. Bu kontrol edilemeyen güç, örgütsel politikalara yönlendirilmediği sürece verimlilik kayıplarına neden olabilecek bir güce sahiptir. ancak olumsuz gibi görünen sanal kaytarma davranışı tükenmişlik ve iş stresi ile ele alındığında bir çok çalışma, sanal kaytarmanın bir tampon görevi görerek kişilerin verimini arttırdığını ortaya koymuştur. Bu çalışmada, tükenmişliğin, mevcut literatüre dayalı sanal kaytarma davranışına etkisinin incelenmesi ve bunun öneminin ortaya konması amaçlanmıştır. Yapılan araştırma neticesinde tükenmişliğin sanal kaytarmayı anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanal Kaytarma, Tükenmişlik, İnternet, İş Stresi 2020, 74 Sayfa
Toplumsal kültürün gençlerin girişimcilik eğilimine etkisi
Bu çalışmanın amacı üniversitede eğitim gören öğrencilerin kültürel özellikleri ile girişimcilik eğilimleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada Fırat Üniversitesi'nde eğitim gören 490 öğrencinin toplumsal kültür özellikleri ve girişimcilik eğilimleri ölçülmüştür. Gençlerin girişimcilik eğilimlerinin olması gerek bölge gerekse ülke ekonomisinin gelişmesi açısından önemlidir. Bu durum da gençlerin toplumsal kültür özellikleri, onların girişimcilik eğilimleri üzerinde oldukça etkilidir. Araştırmada Toplumsal Kültür Ölçeği ve Girişimcilik Eğilimleri Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise; güvenilirlik ve geçerlilik analizleri, frekans analizi, korelasyon ve regresyon analizi, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, tukey ve lsd testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin toplumsal kültür özellikleri alt boyutları olan belirsizlikten kaçınma, güç mesafesi, erillik-dişilik, denetim noktası ve bireycilik-toplumculuk ile girişimcilik eğilimleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu; öğrencilerin toplumsal kültür özelliklerinin ve girişimcilik eğilimlerinin, öğrencilerin demografik özelliklerine göre farklılık gösterdiği saptanmıştır
Örgüt kültürünün örgütsel bağlılık üzerine etkisi ve bir uygulama
Bu çalışmanın temel amacı araştırma yapılan kurumun örgüt kültürü algısı ve örgüt kültürü tercihini ortaya koymak ve bu kültürün boyutlarının çalışanlarının örgütsel bağlılıklarına etkilerini belirlemektir.Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci ve ikinci bölümde örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık kavramları açıklanmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise örgüt kültürünün örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla bir kamu kurumunda yapılan araştırmaya yer verilmiştir. Araştırmanın amacına uygun olarak üç bölümden oluşan bir anket formu hazırlanmıştır. Anketin ilk bölümünde Harrison'ın örgüt kültürü ölçeği, ikinci bölümünde Allen-Meyer'ın örgütsel bağlılık ölçeği kullanılmıştır. Anketin son bölümü ise çalışanların demografik özelliklerine ilişkin (yaş, cinsiyet, eğitim durumu, çalışma süresi ve çalışma şekli) sorulardan oluşmaktadır.Araştırma sonuçları SPSS 15 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucuna göre, araştırmanın uygulandığı kurumun mevcut örgüt kültürü rol odaklı kültür, örgüt kültürü tercihi (istenen örgüt kültürü) ise görev odaklı kültür olarak ortaya çıkmıştır.Araştırmada ayrıca, güç odaklı kültür boyutunun normatif bağlılığı, rol odaklı kültür boyutunun devam ve normatif bağlılığı, görev odaklı kültür boyutunun duygusal bağlılığı, birey odaklı kültür boyutunun normatif bağlılığı etkilediği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Örgüt kültürü, örgütsel bağlılık.
Esenboğa Hava Limanı'nda farklı birimlerde çalışanların stres düzeylerinin iş tatmini üzerine etkisi
Bu çalışmanın temel amacı, çalışanları olumsuz yönde etkileyen stres faktörlerinin belirlenmesi ve stresin iş tatmini üzerindeki etkisinin incelenmesidir.Çalışma, üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci ve ikinci bölüm stres ve iş tatmini kavramlarının açıklandığı teorik kısımdan oluşmaktadır. Üçüncü bölümde ise çalışanların stres düzeylerinin iş tatmini üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla bir kamu kurumunda yapılan araştırmaya yer verilmiştir.Araştırmanın amacına uygun olarak 3 bölümden oluşan bir anket formu hazırlanmıştır. İlk bölüm, çalışanların demografik özelliklerine ilişkin (yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu ve çalışma süresi) sorulardan oluşmaktadır. Araştırmanın ikinci bölümü, çalışanların stres düzeyini belirlemeye yönelik örgütsel stres kaynaklarına ilişkin 38 önermeden oluşmaktadır. Üçüncü bölüm ise çalışanların iş tatmini düzeyini belirlemeye yönelik iş tatmini boyutlarına ilişkin 18 önermeden oluşmaktadır.Araştırmaya Ankara Esenboğa Hava Limanı'nda Hava Trafik, Hava Enformasyon ve Hava Muhabere birimlerinde vardiyalı olarak çalışan 155 kişi katılmıştır. Araştırma sonuçları, SPSS 12,0 programında yer alan, değişkenlerin özelliğine göre frekans dağılımı, korelasyon analizi, Mann-Whitney U testi ve Kruskall-Wallis H testi kullanılarak değerlendirilmiştir.Araştırma sonucuna göre çalışanların stres düzeyi ile iş tatmini arasında anlamlı ve ters yönde bir ilişki vardır; stres düzeyi arttıkça iş tatmini azalmaktadır. Ayrıca birimler arası yapılan karşılaştırmalar sonucunda, hava trafik kontrolörlerinin stres düzeylerinin diğer birimlere göre anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Sonuçlar beklentilere uygun şekilde çıkmıştır. Ayrıca, demografik özellikler ile çalışanların stres ve iş tatmini düzeyleri arasında da bir ilişki bulunamamıştır.Anahtar Kelimeler1-Stres2-İş tatmini3-Stres kaynakları4-Çalışanlar5-Hava trafik kontrolörleri
Yerel idarelerde stratejik planlama modeli
Yönetim devamlı bir süreçtir. Yönetim süreci, pek çok iç ve dış koşulların, çokyönlü faktörlerin etkisiyle oluşan insani, maddi ve manevi faaliyetlerin toplamıdır.Görünen yönetim karmaşasını netleştirmek, anlaşılır hale getirmek, şeffaflaştırmak,kamu reformu ile ele alınan yeni yönetim yaklaşımının özünü oluşturmaktadır. Busüreçte stratejik yönetim ve stratejik planlama öne çıkmaktadır. Tıpkı işletmelerdeolduğu gibi kamu ve yerel idarelerde de stratejik plan yaparak hayatiyetinisürdürmektedir.Türkiye'de yerel idarelerin de içinde bulunduğu kamu gerçeğine bakmaktayarar vardır. Kamu mevcut ve yapısal durumu bilinmeden üzerine bina edilecek hertürlü çaba sonuçsuz kalacaktır. Şimdiye kadar yapılan reform çabalarının tutmaması dabu gerçeğe dayanmaktadır.Türkiye'de, kamuda kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmadığı görüşühakimdir. Toplum kamudan kaynaklarının etkin, verimli, kaliteli ve amaca yönelikkullanımını beklemektedir. Beklentisine temel gerekçe de, gelişmiş ülkelerdekaynakların etkin, verimli ve üretime dönük kullanıldığını görmesidir. Stratejikplanlama tam bu noktada toplum talepleriyle stratejik plan sunumunda kesişmektedir.Artık kamu, çevreyi inceleyerek analiz ederek vizyon, misyon, hedef, strateji veönceliklerini belirleyerek plan geliştirecek; bunları uygulayacak sonuçlarını izleyerekölçecek bir yönteme sahiptir. Bunu katılımcı yönetim anlayışı içindegerçekleştirecektir. İşletmelerde müşteri memnuniyetine paralel kamu, vatandaşmemnuniyeti odaklı çalışacaktır. Böylece uluslararası standartların kabul ettiğikatılımcılık, şeffaflık, hesap verirlilik, paylaşımcılık, anlayışı kamu yönetimimizinolguları haline gelecektir.Artık kamu yönetiminde ve yerel idarelerde stratejik davranmak ilkesi kabulgörmektedir. Eğitim, sağlık, tarım, sanayi, ketleşme başta olmak üzere önceliklialanlarda rekabet etmek stratejik yönetim anlayışı ile olacaktır. Kısaca durumsalyaklaşımdan, stratejik yaklaşıma geçiş sağlanmaktadır. Bu geçiş gelecek referanslıyönetim anlayışına sahip olmak, idareyi kendi koşulları içinde rakipleri ve benzerleri ilekarşılaştırarak rekabetçi bir temelde ele almak, bütüncül, entegre bir planlama anlayışıtaşımak anlamına gelmektedir. İş dünyasında alınan önemli mesafenin burada da elealınabilmesi için öncellikle yerel idareyi yöneten üst düzey yönetici anlayışınındeğişmesi kaçınılmazdır.Anahtar Kelimeler: Yerel yönetimlerde stratejik planlama, stratejik hedefler,planlama çevresi.
Avrupa Birliği'nde ve Türkiye'de çevre politikaları çerçevesinde İskenderun sanayi bölgesi
Günümüzde çevre bilinci dünyada, Avrupa da ve Türkiye de hızla gelişmektedir.Bu bilinç artık Avrupa Birliğine üyelik yolunda Türkiye için bir gereklilik olduğu kadar,küreselleşen dünya piyasasında var olmanın bir standardı olma yolundadır. Bu çalışma ileskenderun bölge sanayisisinin gelişen Türk ve Avrupa Birliği Çevre Mevzuatlarına uyumuaraştırılmıştır.Yapılan çalışmanın teorik bölümünde; Avrupa ve Dünyada çevre bilincinin gelişimive bu paralellikle Türkiye'deki çevre bilincinin gelişimi özetlenmiş, Endüstriyel ÇevreKonusundaki Avrupa Birliği ve Türk mevzuatı incelenmiştir.Pratik bölümde ise; teorik çalışma ile elde edilen temel bilgilerin, Yerel Yetkililer,Sivil Toplum Kuruluşları ve fabrikaların yetkililerine yapılan anket çalışması ile skenderunBölgesinde uygulama ve yaklaşımı araştırılmıştır. Anket çalışmalarının sonunda; TürkKanunları ile yapılan düzenlemelerin uygulamada bir formalite gibi kağıt üzerinde olduğu,ancak gerçekte uygulanmadığı görülmüştür. Avrupa Birliği yönerge ve tüzüklerine iseherhangi bir uyum zorunluluğu olmadığından; bu konuda bir çalışma yapılmadığıgözlenmiştir.
Aile şirketlerinde kurumsallaşma: Mersin ili aile şirketlerinin kurumsallaşma konusundaki tutumlarını ve düşüncelerini belirlemeye yönelik bir araştırma
Aile şirketleri, özel şirketlerin öncelikli çalışma alanlarından bir tanesinioluşturmaktadır. Bu çeşit firmaların devamlı büyümeleri ve varlıklarını devam ettirmeleriuzun süreli hedeflerini oluşturmalarına ve yapılarını şekillendirmelerine dayanmaktadır.Bu düşüncelerle, Mersin ili sınırlarında kurulu olan aile firmalarının durumunudeğerlendirmeye çalıştık. Ele alınan firmalar Mersin Ticaret ve Sanayi Odası'na kayıtlıolan şirketler arasından seçilmiştir. Araştırma evrenini oluşturan 120 aile şirketi, farklısektör ve iş alanlarını temsil etmektedirler. Bu 120 şirketin 59 tanesi gönderilen anketecevap vermiş ve bu sayı yeterli görülerek istatistiksel analizler yapılmıştır. Uygulanandeğişik analizler sonucunda ortaya çıkan bulgular şöyle özetlenebilir: Mersin ilinde veyöresindeki aile şirketleri dünyanın diğer bölgelerinde bulunan aile şirketleri ile aynıkarakteristik özellikleri taşımaktadır. Ancak, Mersin'deki aile şirketlerini etkileyen değeryargılarının derecesi ana farklılık olarak görülmektedir. Türkiye'nin güney bölgesindebulunan aile şirketlerinin önemli bir kesimi ?klan? kültürü değerler sistemine sahiptir.Bununla kastedilen aile üyeleri kendilerini, ekonomik varlıklarını sürdürmek içinbirbirlerine karşı sorumlu hissetmektedirler. Bu nedenle işin gerektirdiği bilgi ve beceriyesahip olmasalar bile aile üyelerinin büyük bir kesimi şirkette iş sahibi olmaktadırlar.Zorlu bir değişim olan kurumsallaşma süreci aile üyelerinin sahip olduğu baskın değeryargıları nedeniyle gerçekleşememektedir; çünkü şirketi aile üyeleri tarafındankendilerinin her türlü ekonomik ihtiyaçlarını karşılaması gereken bir varlık olarakgörmektedirler. Bu Mersin'deki aile şirketlerinde çoğunlukla karşılaşılan temelproblemlerin başında gelmektedir. Kurumsallaşma sürecinin tamamlanması için budeğerler sisteminin kökten değişmesine ihtiyaç vardır.Anahtar Kelimeler: Aile, Aile Şirketi, Kurumsallaşma.
Vardiyalı çalışma sistemi ve Türk iş mevzuatındaki yeri
Günlük yaşamımızda, günün karanlık olan bölümü olarak düşündüğümüz gece; bazıkişiler için kısmen ve tamamen çalışılan bir zaman kesimi olmaktadır. Özelliklesanayileşmeye dayalı bir takım sebepler, bu zaman kesiminde çalışmayı yaygın halegetirmiştir.Son yıllarda yapılan araştırmalar, vardiyalı çalışma uygulayan şirketlerinsayılarında önemli artışlar olduğunu ortaya koymaktadır. Vardiyalı çalışmanın işortamındaki bu yaygınlığının yanı sıra söz konusu çalışmanın yürütüldüğü koşullarınsürekli gündüz çalışmalarına göre daha ağır, yorucu ve yıpratıcı olması nedeniyle vardiyalıçalışma sisteminin devamlı gündüz yapılan çalışmadan ayrı olarak korunmasınıgerektirmiştir.Nitekim gerek Uluslararası Çalışma Örgütlerinin bazı sözleşme ve tavsiyekararlarında gerekse İş Kanunu içinde vardiyalı çalışanları korumaya yönelik bir takımdüzenlemelere gidildiği görülmektedir. Vardiyalı çalışma sistemi ve İş Mevzuatındaki yerikonulu bu çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde vardiyalı çalışma genel olarak tanıtılmış, bu amaçla da çalışmahayatında gece döneminin ifade ettiği anlam ortaya konularak gece çalışmasını gerektirenekonomik, sosyal ve sosyo politik sebepler incelenmeye çalışılmıştır. Vardiyalı çalışmanın,işçi ve işletme bakımından ortaya çıkarttığı sorunlar da yine bu bölümde ele alınmıştır.İkinci bölümde ise önce Türk İş Mevzuatında vardiyalı çalışmanın zaman, şahıslarve postalar halinde yapılan çalışmalar bakımından düzenlenişi üzerinde durulmuş, Türk İşMevzuatında bu düzenlemelerin yanı sıra Uluslararası Çalışma Örgütünün aynıkonulardaki sözleşme ve tavsiye kararlarına da değinilmiştir.Son olarak ta bu düzenlemelere uyulmaması halinde ne gibi hukuki ve cezaiyaptırımların uygulanacağı ortaya konulmuştur.Sonuç bölümünde ise, çalışmanın genel bir değerlendirilmesi yapılarak, bukonudaki eleştirilere ve önerilere yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Vardiyalı Çalışma, Gece Çalışması, Kapasite Artırımı
İkame ürün tehditine karşı stratejik planlama ve kriz yönetimi : Pencere sektöründe bir uygulama örneği, Seçil Kauçuk
1970-2000 yılları arasında, dünyada büyük siyasi, kültürel ve ekonomikgelişmeler ve değişimler yaşanmıştır. Yeni devletler oluşmuş, sınırlar değişmiş,ekonomik kavramlar gelişmiş, işletme yönetim sistemleri ve siyasi yönetim anlayışlarıdeğişmiştir. Bu değişimler kültürel, ekonomik ve siyasi sebeplerden kaynaklanmış,sonuçları da siyasi, kültürel ve ekonomik değişimler olmuş ve her değişim gibi budeğişim de sancılı olmuştur. 1970 petrol kriziyle başlayan bu değişim süreci kimiuluslar arası, kimi yerel bir çok krizleri beraberinde getirmiştir. Türkiye de budeğişimlerin sebep ve sonuçlarından etkilenmiştir.Çalışmada, 2000 Türkiye genel ekonomik krizi öncesi, küçük ölçekli bir aile2000/01 genel ekonomik krizlerinden edindiği tecrübeleri veşirketinin,kurumsallaşarak pazarda ikame ürüne karşı yürüttüğü kriz yönetim faaliyetleriincelenmektedir.Kurum, genel ekonomik kriz sonrası kurumsallaşmayı, olası krizlere karşı birönlem olarak başlatmıştır. Kurumsallaşma esnasında karşı karşıya kalınan tehditlereyönelik önlemler geliştirmek ve zayıflıkları gidermek amacıyla Toplam KaliteYönetiminin (TKY) uygulanması hedeflenmiştir. Toplam Kalite Yönetimi'nin olasıkrizler karşısında öncü sinyaller oluşturması ve pazar değişimlerinin zamanında vedoğru ölçülebilmesi amacıyla, stratejik yönetim ilkelerine bağlı kalarak göstergeleroluşturulmuştur. Klasik mali yönetimle birlikte stratejik mali yönetimin (SMY)kullanılması ile kaynakların korunması amaçlanmıştır.Bu çalışmada, kurumun geliştirdiği refleksler, olaylar ve olayların yönetimikuramsal yaklaşımların öngörülerinde incelenmiş, kuramsal yaklaşımlarla olaylarınbirbirini tamamladığı yada farklılaştıkları konular çevre şartlarıyla birlikte analizedilmeye çalışılmış ve kurumun geliştirdiği yönetim sistemi geliştirilerek bir modelolarak ortaya konulmuştur. Bu model ve modelin oluşması esnasında yaşanan olaylar,alınan kararlar, yapılan hatalar ve uygulama sonuçları benzer işletmeler için kriz öncesiyada krizde yol gösterecek niteliktedir.
Orta ve küçük ölçekli perakende işletmelerinde insan kaynakları yönetimi: Groseri ltd uygulaması
Gıda sektöründe perakendecilik, müşterinin ihtiyaçlarını tespit ederek çeşitli ürünlerien uygun şartlarla kendilerine ulaştırma çabasıdır. Birinci bölümde günümüzde hızla gelişenbu sektörde, perakendeciliğin tanımı ve işlevlerini, Türkiye'deki tarihsel süreçleri ileperakendeciliğin ekonomik temelleri kısaca anlatılmıştır. Orta ve küçük ölçekli perakendemağazaları tanımlandıktan sonra bu mağazaların özelliklerini, fonksiyonlarını, sorunlarını vebaşarı faktörlerini inceledik.kinci bölümde ise, insan kaynakları yönetimini, eğitimini, orta ve küçük perakendemağazalarında eğitiminin içeriğini, eğitim profilini ve başarı faktörlerini inceledik. Üçüncübölümde tezimizin konusu olan Groseri'de uygulamalı bir araştırma yaptık. Groseri hakkındagenel bilgi verdikten sonra şirketin insan kaynakları eğitim sürecini, araştırmanın niteliklerinive değerlendirmesini yaptık. Son bölümde araştırmanın sonuçlarına göre, orta ölçekliperakende mağazalarında çalışan personele çeşitli konularda devamlı eğitimin verilmesini vebu konuda personelin daima yapıcı ve donanımlı olarak hizmet vermesi gerekliliği ortayaçıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Perakende, nsan Kaynakları Eğitimi, Groseri
Örgütsel çatışma ve çatışma yönetimi
Bu çalışmada, örgüt amaçlarının gerçekleştirilmesine engel olan çatışmatürlerinin belirlenmesine, zamanında çözümlenmesine, çatışma sonuçlarının işlevselolup olmamasının örgütsel etkilerine değinilmeye çalışılmıştır. Çatışma evrensel birolgudur ve insanların hatta daha geniş ölçekte düşünürsek canlıların bulunduğu herortamda kaçınılmazdır. Aslında çatışmanın olmadığı ortamlar sağlıksızdır, gelişime veyeniliklere de açık değildir. Çatışma kaçınılmaz ise yapılması gereken, çatışmanınsonucunda ortaya çıkan yararları kullanabilmek, onu bir fırsat olarakdeğerlendirebilmek ve olası yıkıcı sonuçlarını engellemektir. Çatışmayı etkili birbiçimde yönetmek çağdaş yönetim anlayışının bir gereğidir. Çatışmanın olumsuzsonuçlarını ortadan kaldıracak ve onu bir fırsata dönüştürecek gözlemlerde bulunabilmeve önlemleri zamanında alabilme yeteneği çağdaş yöneticilik becerilerinden biridir.Bu kapsamda, tez çalışmasında örgütlerde hangi tür çatışmalar olabileceği vebunun temelinde yatan sebeplerin neler olduğu incelenerek, bu bilgiler ışığında var olanve/ veya potansiyel çatışmaların çözüm yöntemleri bazı örnek olaylardan dayararlanılarak somuta indirgenmek istenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çatışma, Çatışma Yönetimi, Çatışmanın Olumlu ve OlumsuzEtkileri
Mersin il merkezinde faaliyet gösteren işletmelerde reklam anlayışı ve bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, Mersin il merkezindeki işletmelerde reklam faaliyetlerinin incelenmesi ve bir uygulama ile tanımlayıcı analizinin yapılmasıdır. Buna araştırmaya, öncelikli olarak, rekabet ortamında reklam kavramı incelenerek, önemi ve gerekliliği konusunda edinilen bilgilerin sunulduğu teori kısmıyla başlanmıştır. İşletmeler açısından göz ardı edilemeyecek bir olgu olan doğru reklam nasıl yapılmalı, nelere dikkat edilmeli ve hangi araçlar kullanılmalı gibi soruların yanıtları verilmeye çalışılmıştır. Reklam konusunda yaptığımız teori çalışmalarından sonra söz konusu mersin il merkezinde bir araştırma yapılmıştır. İşletmelerin reklam anlayışını belirlemeye yönelik yapılan anketlerden elde edilen veriler incelenip değerlendirilmiştir. Elde edilen bilgiler istatistiksel olarak incelenip değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular ile genel bir yargıya varılmaya çalışılmıştır.
Ortak girişim (joint venture) işbirliği modeli: Sorunlar ve kritik başarı faktörlerine ilişkin bir araştırma
Bilgi ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen gelişmeler küreselleşme sürecini hızlandırırken, sosyal, siyasal ve kültürel alanlar başta olmak üzere pek çok alanda bu sürecin etkisi görülmeye başlanmıştır. Küreselleşme süreci her alanda olduğu gibi, ekonomik, ticari ve finans alnında da büyük değişimlerin yaşanmasına sebep olmuş ve beraberinde rekabet koşullarını da değiştirmiştir. Değişen rekabet koşulları, işletmelerin organizasyon yapılarını ve iş yapma alışkanlıklarını etkilemiştir. Gittikçe agresifleşen rekabet koşulları işletmelerin tek başlarına faaliyetlerini devam ettirebilme, hayatta kalabilme ve kar yapma şansını da güçleştirmiştir. Kendi pazarlarında güçlü olmak ve/veya kendi pazarları dışında da faaliyetlerine devam etmek isteyen işletmeler, diğer işletmelerle stratejik işbirliği yaparak birlikte araştırma- geliştirme, birlikte üretme, birlikte pazarlama, birlikte yatırım ve finansman yapma ve nihayetinde birlikte kazanma yolunu seçmişlerdir.Bu bağlamda bu tez çalışmasında, işletmeler arası stratejik işbirliği modelleri incelenmiş, işbirliği nedenlerini, işbirliklerinde yaşanılan sorunları ve bu çalışmanın temel amacı olan, ortak girişim stratejik işbirliği modelinin kritik başarı faktörlerinin neler olabileceği saptanmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, İstanbul Sanayi Odasının verilerine dayalı olarak ?2007 Yılı Üretimden Net Satışlar? kategorisinde Türkiye'nin en büyük ilk 500 işletmesi içerisinden ortak girişim (joınt venture) işletmesi olanlarla anket uygulaması yapılmıştır.
Sağlık sektörü çalışanlarının motivasyonunun farklı teoriler açısından araştırılması: Adana bölgesinde bir uygulama
Küreselleşen dünyada, işletmeler varlıklarını devam ettirebilmek için sahip oldukları insan kaynaklarından en üst seviyede faydalanmak zorundadırlar. Varlıklarını sürdürme, rekabet edebilme, kar edebilme, topluma hizmet edebilme gibi işletme amaçlarına ulaşma insan kaynaklarının etkin ve verimli çalışmasına bağlıdır. Motivasyon, insan kaynaklarının etkin ve verimli bir çalışma sağlamasında önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Yüksek motivasyona sahip çalışanlar, işletmelerin belirledikleri amaçları gerçekleştirmede önemli derecede katkı sağlamaktadır.Bu çalışmanın amacı; motivasyon faktörlerinin Adana bölgesinde yer alan sağlık hizmetleri çalışanlarının üzerindeki etkisini belirlemek ve aynı zamanda motivasyon düzeylerini ortaya koymaktır. Nicel bir araştırmaya dayalı çalışmanın daha faydalı olacağı değerlendirilmiştir. Öncelikle motivasyon kavramı ile ilgili literatür araştırması yapılarak, motivasyonun teorik alt yapısı ve yapılmış araştırmalar incelenmiştir. Çalışmanın uygulamalı bölümü Adana bölgesinde yer alan sağlık kurumlarına yönelik araştırma ile gerçekleştirilmiştir.Bu amaç ile Adana bölgesinde; Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Seyhan Uygulama, Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Aşkın Tüfekçi Devlet Hastanesi'ndeki çalışanlar üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Araştırmada, dağıtılan anketlerin tekrar toplanması ile elde edilen veriler, analiz edilmek üzere SPSS programına aktarılmıştır. İstatistik analizleri olarak da; güvenilirlik analizi, ortalama analizi ve karşılaştırma analizi Tek Yönlü Varyans (ANOVA) analizi yapılmıştır.Yapılan anket ile Herzberg'in `'Çift Faktör Teorisi'' ve McClelland'ın `'Başarı İhtiyacı Teorisi'' olmak üzere bu iki teorinin çalışanlar üzerinde test edilmesi amaçlanmıştır. Anket aracılığı ile bu teorilerle ilgili elde edilen veriler, hastaneler ve çalışanlar açısından ele alınarak değerlendirmeler ve karşılaştırmalar yapılmıştır.
İşyerinde psikolojik taciz ve yıldırmanın işten ayrılmalar üzerine etkisi: Bankacılık sektöründe bir inceleme
Çalışma hayatında mobbing, bir kişiye veya bir gruba yönelik düşmanca tutumları ve davranışları içeren, her türlü yıldırma, sindirme, bastırma ve dışlama süreci şeklinde ele alınmaktadır. Çalışma hayatının aktif çalışanlarını, pasif çalışanlara dönüştürmeyi veya onları yok etmeyi amaçlayan genellikle soyut fakat bazen somut bir saldırı biçimidir. Duygusal saldırı olarak da nitelendirilebilen mobbing, saldırıya hedef olan kişi üzerinde psikolojik bir baskı yaratarak, onun çalışan kimliğini düzenli, sürekli ve ısrarcı saldırılarla ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.Çalışma 2012 yılında Adana ili Çukurova ilçesinde faaliyet gösteren özel bankalarda çalışanlar üzerine uygulanmıştır. Çalışmada bankacılık sektöründe çalışanların mobbing karşısında tutumları ve mobbinge maruz kalan çalışanların işten ayrılmalarına neden olup olmadığını öğrenilmeye çalışılmıştır.Çalışma da anket uygulaması yapılmıştır. Veri elde edebilme adına ilk aşamada belirlenen 167 kişiye anket dağıtılmıştır. Geri dönen anket sayısı 123 olmasına rağmen, anketi geçerli sayılan 100 kişi üzerine analiz uygulanmıştır. Örneklem seçilirken rastgele düşünülmüş ve herhangi bir departman ya da grup seçilmemiştir. Bu bakımdan analizin geçerlilik ve güvenirliği vardır. Çalışmada yöntem olarak faktör analizi, ki kare testi ya da fisher testi ile Kruscall Wallis testleri ve Hamilton anksiyete ölçeği yöntemleri kullanılmıştır.Çalışmanın sonucunda mobbing kavramının cinsiyet dağılımına ait bulgularına göre; çalışanların mobbinge uğradığı ve ayrıca cinsiyete bağlı olarak mobbing türünün; asılsız dedikodular üretilmesi, cinsel imalarda bulunulması ve cinsel tacize maruz kalabilme düşüncesinin hakim olduğu istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p < 0,05).Çalışanların işi seçme nedenine göre Likert karşılaştırmasında ise başka iş olmadığı için bu sektörde çalışanların diğerlerine göre daha çok mobbinge maruz kaldıkları saptanmıştır (p < 0,05). Diğer değişkenlerde ise istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır (p > 0,05).Hamilton anksiyete ölçeği sonuçlarına bakıldığında 27,2±8,1 ile başka bir iş bulamadıkları sebebiyle çalışma hayatlarını sürdürdükleri tespit edilmiştir. Ayrıca Hamilton anksiyete ölçeği genel olarak incelendiğinde, başka iş bulamadıkları için bu sektörde çalışanların en yüksek anksiyeteye sahipken, bu işi severek yapanların en düşük anksiyeteye sahip oldukları sonucuna varılmıştır (p<0,05).Anahtar kelimeler: Mobbing, yıldırma, işten ayrılma, taciz, örgüt
Analitik hiyerarşi prosesi ile AR-GE projesi seçimi: İş makinaları sektöründe bir uygulama
Pazar şartlarının gittikçe zorlaştığı ve rekabetin hat safhaya çıktığı günümüzde şirketlerin ayakta kalabilmesi için fark yaratan, kaliteli, düşük maliyetli, maksimum fayda sağlayan ürünleri meydana getirmesi gerekir. Bu koşulları sağlamak için şirketler katmadeğeri yüksek ve yenilikçi Ar-Ge projeleri ile rakipleri karşısında öne geçebilirler. Bu nedenle şirketler sürekli yeni fikirler ve ürünler üretmek zorunda kalmaktadır. Ancak yeni ürün ve fikirleri üretmek ve bunlar arasından seçim yapmak şirketler için atılacak kritik adımlar olduğu gibi beraberinde şirket için bir takim riskler de taşımaktadır. Ar-Ge projeleri arasından; şirketin stratejik hedefleriyle ve kâr beklentileriyle fazlasıyla örtüşecek projeyi seçmek şirketlerin geleceği için hayati önem taşımaktadır. Karar vericilerin tüm kriterleri sağlayan en iyi alternatifi seçmesi gerekmektedir. Bu tezde seçim sürecine yardımcı olacak çok kriterli karar verme yöntemlerinden ve modern karar destek yöntemlerinden biri olan Analitik Hiyerarşi Proses (AHP) Yöntemi incelenip bir sanayi işletmesinde, arge projesi seçiminde nasıl uygulanacağı gösterilmiştir. Belirlenen hedef proje adaylarının seçim kriterleri literatüreden ve şirket çalışanlarıyla yapılan ikili görüşmelerle belirlenmiştir. Problemin modellenmesinde kullanılacak hiyerarşik modele ait karar ağacı hazırlanmıştır. Hiyerarşinin değerlendirme aşamasında kriterlerin ikili karşılaştırma matrisleri oluşturulup kurumun projeleri değerlendirmeye alıp sonuçlandırılmıştır.
İşletmelerin ''genç kalması'' algısı: Adana-Mersin bölgesindeki işletmelerde bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, Adana-Mersin bölgesindeki farklı sektörlerden örgütlerin yöneticilerinin, bir şirketin "genç kalmasından" ne algıladıklarını belirlemektir. Tezin bir diğer amacı da, genç kalma algılamasının yöneticilerin yaş, pozisyon, eğitim, işletme büyüklüğü ve işletmenin yaşı gibi özelliklerine göre değişiklik gösterip göstermediğini belirlemektir.Bir örgütün genç kalabilmesi, başta o örgütün yapısı, yönetim anlayışı, liderlik, yönetsel uygulamalar ve örgüt kültürü gibi birçok değişkene bağımlılık göstermektedir. Bu çalışmada, literatürde genelde dağınık biçimde yer alan bu değişkenlerin, belirli başlıklar altında yapılandırılmasına çalışılmıştır. Bu yapı, 46 sorudan oluşan bir anket ile sorgulanmıştırAraştırmanın bulguları işletme sahibi ve yöneticilerin, genel olarak bir işletmenin genç kalmasının, onun daima kârlı olması, uzun ömürlü olması, sürekli büyümesi ve yüksek rekabet gücüne sahip olması anlamına geldiğini düşündüklerini göstermiştir. Bu kapsamda, yaşı 50'den fazla olanların, genç kalmanın uzun ömürlü olma anlamına geldiği fikrine, yaşı 40'dan az olanlara nazaran istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılıkla daha fazla katıldıkları görülmüştür. Yöneticilerin eğitim düzeyi arttıkça, işletmenin genç kalmasının uzun ömürlü olma, sürekli büyüme ve rekabet gücü elde etme olarak algılanması fikri de güçlenmektedir. Eğitim düzeyi ile genç kalma algısı arasındaki etkileşim kapsamında bir diğer önemli bulgu ise, eğitim durumu ne olursa olsun tüm katılımcıların, genç kalma olgusunun "kâr etmek" ile doğrudan bağlantılı olduğu konusunda fikir birliği içinde olmalarıdır. İşletmenin genç kalmasının algılanmasında, katılımcıların işletme içindeki pozisyonlarına göre aralarında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır. İşletmenin yaşı arttıkça genç kalmanın "rekabet gücü" değişkeni ile daha çok bağlantılı olduğu konusunda bir algı oluştuğu görülmektedir. Genç kalma algısını etkileyen faktörlere ilişkin genel bir inceleme yapıldığında ise, işletme yaşı arttıkça, kâr merkezli yapılanmaya doğru gidildikçe (yapı), işletmenin esnekliği arttıkça ve işletme sürekli değişim gösterdikçe genç kalan bir işletme olarak düşünüldüğü görülmüştür. Oluşturulan modelin, genç kalma algısının yüzde 45.7'sini açıklayabildiği anlaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Genç Kalan Şirket, Sürdürülebilirlilik, Genç Kalma Algısı
Kaynak temelli yaklaşım ile üretici firmaların pazarlama becerilerinin ihracat performansları üzerine etkilerinin incelenmesi
Son yıllarda giderek ağırlaşan rekabet koşulları üretici firmaları rakiplerine karşı avantaj yaratabilmek adına yeni arayışlara itmiş, ürün odaklı olan satış stratejilerini pazar odaklı olarak yapılandırmaya yönlendirmiştir. Pazar odaklı strateji kurmaya yönelen üreticilerin ihracat performanslarını artırıcı faaliyetleri belirleyip kaynaklarını bu yönde kullanmaları ise daha büyük önem kazanmıştır.Bu çalışmada üretici firmalara üzerinde kaynak temelli bir bakış açısı ile firmalara rekabet avantajı sağlayan önemli kaynaklar ve pazarlama becerileri tanımlanmış, bu paralelde çeşitli sektörlerdeki 14 üretici firma ile kritik vaka metodu kullanılarak ihracat pazarlarında yapmış oldukları çalışmalar derinlemesine incelenerek ihracat performansları üzerine etkileri değerlendirilmiştir.
Basel III: Türk bankacılık sektöründe tüketici kredisi riski üzerine etkileri
Dünyada 1980'li yıllara kadar yaygın bir şekilde uygulanan ekonomik sistemlerin iflas etmesi sonucu baş gösteren buhran dönemi bazı çevrelerce küreselleşmenin de başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Yaşanan bu olumsuzluklar finans ve bankacılık sistemlerinin denetim mekanizmalarının etkin olması gerekliliğini doğurmuştur. Bu çerçevede Avrupa Ödemeler Bankası bünyesinde faaliyet gösteren Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından, ilki 1988 yılında oluşturulan ve Basel I kriterleri olarak anılan bankacılıkda sermaye yeterliliğinin koşulları 2004 yılında Basel II ile geliştirilmiş ve sadece sermaye yeterliliği kuralları değil bankacılıkta bütüncül bir risk yönetimi esasları oluşturulması sağlanmıştır. Değişen koşullar ve mevcut düzenlemelerde otaya çıkan yetersizliklerin etkisi ile 2010 yılı sonlarında üçüncü kuşak düzenleme kuralları üzerinde anlaşılmıştır. Basel III uygulama çerçevesi, sermaye yeterlilik koşullarında getirdiği yeniliklerin yanında alınacak ek önlemlerle 2008 finansal krizinde bankacılık ve finans kesiminde yaşanan türden olumsuzlukların minimize edilmesini amaçlamaktadır.Bu çalışmada yeni bir uygulama olan ve aşamalı olarak 2019 yılına kadar yürürlüğe konulması planlanan Basel III kriterlerinin Türk bankacılık sektöründe tüketici kredileri riski ve gelişimi üzerindeki etkileri araştırılmaya çalışılacaktır.Anahtar Kelimeler: Basel I, Basel II, Basel III, Tüketici Kredisi, Risk Yönetimi.
Lojistik yapılanma modelleri, Samsun ve Mersin illeri için optimum lojistik yapılanma modeli önerileri
Bu çalışmada lojistik sektörünün gelişimi ve dünya genelinde lojistik sektörün gelişimine paralel ortaya çıkan lojistik yapılanmalar ele alınmıştır. Türkiye'nin lojistik potansiyeli çerçevesinde özellikle, Samsun ve Mersin illeri mercek altına alınarak bu bölgeler için kurgulanabilecek lojistik yapılanma model önerileri hazırlanmıştır.Tezin birinci bölümünde temel kavramlar ile lojistiğin tarihi gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde ise, lojistik yapılanma modelleri belirli çerçevelerde incelenerek, dünya genelinde en iyi yapılanma örneklerine değinilmiş ve incelenmiştir. Üçüncü bölümde Türkiye'de lojistik sektörüne geniş bir bakış açısıyla, lojistik yapılanmaların alt yapısını ve bağlantılarını sağlayacak karayolu, denizyolu, havayolu ve demiryolu bağlantıları ele alınmıştır. Ayrıca lojistik alt yapı yatırımlarının diğer bir önemli ayağı olan ekonomik gelişmişlik ve ticaret potansiyeli ele alınmıştır.Son bölümde ise Samsun ve Mersin İllerinin lojistik potansiyelleri, analizler ve belirli kriterler göz önüne alınarak incelenmiştir. Karadeniz ve Akdeniz'de öncelikle kurulması muhtemel lojistik yapılanmaların Samsun ve Mersin olması gerektiği ve yapılanma modellerinin incelenmesi sonucunda, Samsun ve Mersin illeri için uygulanabilecek lojistik yapılanma model önerileri getirilmiştir.
Sağlık sektöründe aile hekimliği yeri ve önemi ile hizmetten yararlananların ve hizmet sunanların memnuniyet durumu konusunda bir araştırma
Çağdaş sağlık sistemlerinin önde gelen amaçları arasında, birinci basamak sağlık hizmetlerine öncelik vererek, sağlık hizmetlerine ulaşılabilirliği ve bu hizmetlerden herkesin ihtiyacı oranında yararlanmasını sağlamak ve böylece kişilerin yaşam kalitelerini ve sağlık standartlarını yükseltmek yer almaktadır. Sağlık sektöründeki çalışmaların temel amacı sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve hakkaniyete uygun bir şekilde; organize edilmesi, finansmanın sağlanması ve sunulmasının temin edilmesidir. Bu amaçlara ulaşmak için birinci basamak sağlık hizmetlerinin çağdaş bir yaklaşımla yeniden düzenlenmesi, yaygınlaştırılması ve tüm toplum bireyleri tarafından tercih edilebilir bir şekilde sunulması hedeflenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, 2010 yılına kadar insanların aile ve topluma dayalı temel sağlık hizmetlerine daha iyi ulaşabilmesini, 21. yüzyılda `'Herkes İçin Sağlık''hedefleri arasında saymaktadır. Ülkemizde de bu hedefleri gerçekleştirmek amacıyla aileye dayalı temel sağlık hizmetlerini ve topluma dayalı temel sağlık hizmetlerini, görevleri net tanımlanmış ve gerekli eğitim ve beceri ile donanmış ekipler eliyle, entegre bir şekilde sunulması çalışmaları başlatılmıştır. Aile hekimliğinin hedefi, birinci basamak sağlık hizmetlerini, profesyonel bir ruhla ve toplumun katılımını sağlayacak bir biçimde, bireyin yaşadığı ve çalıştığı yerlerde koruyucu, tanı koyucu, tedavi ve rehabilite edici yönleri ile birlikte sunmaktır. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin sürekli eğitimle geliştirilmesi ve güçlendirilmesi, çalışan hekimler ile diğer sağlık elemanlarının özendirilmesi, birey ihtiyaçlarının göz önünde bulundurularak koruyucu sağlık sistemine ağırlık verilmesi ve kabul edilebilir sevk sisteminin uygulanması ana ilkelerdir. Birinci basamak hizmetlerinin etkili bir şekilde verilebilmesi, toplumun hastalık yükünü azaltmasının yanı sıra, ikinci ve üçüncü basamak tedavi kuruluşlarımızın da daha iyi ve kaliteli sağlık hizmeti ve sağlık eğitimi vermelerine fırsat tanıyacaktır.Bu çalışmanın amacı, Aile hekimliği uygulamasının ülkemizdeki uygulanma yöntemi, yeri, önemi, ülkemiz sağlık sektörüne getirdiği değişikler ve ekonomik olarak sağladıklarının tespit edilmesidir. Ülkemizde bulunan Sağlık Ocağı ve Sağlık Evlerinde Aile Hekimliği uygulaması, Aile Hekimliği uygulamasıyla bu kurumlarda verilen sağlık hizmetlerindeki değişim, kurum ve çalışanlar açısından avantaj ve dezavantajları. Toplumun Aile Hekimliği uygulamasına olan ilgisi, talepleri ve halkın memnuniyet durumu, aile hekimliğinin ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmeti kurumlarına sağladığı kolaylıklar, aile hekimliği uygulamasının etkin ve başarılı bir şekilde uygulanması için alınması gereken önlemlerin saptanmasıdır.
Türkiye'deki üniversitelerde verilen lojistik eğitimi kapsamı gelişimi ve gelecek öngörüsü
Ulusal ve uluslararası ticarette sürekli rekabet ön planda devam etmektedir. Bu durum karşısında firmalar devamlı olarak maliyet hesaplamasına gitmekte ve maliyetlerini azaltmak için hesaplamalar yapmaktadır. Bu hesaplamalarının ana kalemini lojistik faaliyeti oluşturmaktadır. Günümüzde birçok işletme lojistik süreçlerini etkin bir şekilde planlayamadığı için çok büyük maliyetlere katlanmak zorunda kalmaktadır. Bu bağlamda lojistik eğitimi ve uzmanlaşmasının etkin bir şekilde sisteme dâhil olması büyük önem arz etmektedir.Firmalar, ihtiyaç duydukları beyin gücünü bu alanda yetişmiş kişilerden karşılama arzusu içine girmeye başlamışlardır. Üniversitelerimizde lojistik üzerine uzmanlaşmış kişiler yetiştirmesi için talep yönlü istekler ortaya çıkmıştır. Lojistik eğitiminin artık bir ihtiyaç olduğu kaçınılmaz ve ertelenemez hale gelmiştir. Ülkemizde lojistik eğitimi oldukça önem arz eden bir noktaya doğru hızla ilerlediğinden akademik olarak takip edilmekte ve çeşitli yaklaşımlar ile sürece katkı sağlanması hedeflenmektedir. Başlıca destek ve eğitim veren üniversitelerimiz İstanbul Üniversitesinde Ulaştırma ve Lojistik Yüksek Okulu, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi, Okan Üniversitesi ve Çağ Üniversitesinde Lojistik bölümleri bulunmaktadır. Ayrıca İzmir Ekonomi Üniversitesinde Lojistik yönetimi adıyla lisans programı bulunmakta olup bu sayı her geçen gün artmaktadır.Türkiye'nin, konum olarak Orta Doğu, Türk Cumhuriyetleri ve Avrupa arasında bir köprü ve geçiş merkezinde olması dünya ülkeleri ve otoriteleri tarafından lojistik merkezi olarak en uygun bölge olduğu düşünülmektedir. Bu durum ülkemizdeki firmalar arasındaki rekabet yapılarının yurt içinde olduğu kadar yurt dışındaki firmalar arasında da devam etmeleri gerekliliği ortaya çıkmıştır. Dünya ile bütünlük içinde yaşamak, ekonomik sınırların azalması, ekonomik faaliyetlerin dünya pazarında değer yaratması, firmaların yeni stratejiler belirleyerek iş planlarını uygulamaya geçirmelerini zorunlu hale getirmiştir. Bu durum üniversitelerimizde yetişecek uzman kadroların, hangi lojistik faaliyeti geliştirmesi gerektiğini ve hangi yeterlilikte kadroları yetiştireceğini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca lojistik eğitimin dinamik olarak yenilenerek geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Bunun için bilimsel çalışmalar ve yayınların lojistik sektörüne sürekli ışık tutacak boyutta olması önemlidir. Lojistik faaliyetleri, alanlarına göre farklılıklar göstermektedir. Gıda, otomotiv, endüstriyel ürünler, nükleer ürünler, inşaat vb. olarak sıralamak mümkündür. Bu sektörlerin hepsinde faaliyet alanlarına göre uzmanlaşma şarttır. Gıda sektöründe lojistik faaliyeti gerçekleşirken taşınması gereken ürünün özelliğine göre yerleştirilmesi ve depolanma süresi gibi önemli detaylar uzmanlaşma ile sağlanmış bilgilerle gerçekleşmektedir. Uzmanlaşmanın ilk ve en önemli aşamasının eğitim olduğu unutulmamalıdır. Bir üniversitede lojistik bölümü açılırken, eğitim verecek öğretim görevlisi ve okutulacak kitapların yeterli düzeyde olması gereklidir. Ama durum onu göstermemekte, yeterli düzeyde kitap ve öğretim üyesi bulunamamaktadır. Her dersin konusuna göre en uygun öğretim görevlisinin getirilmesi şarttır. Örneğin hava taşımacılığı konusunda uzmanlaşmış bir öğretim görevlisinin kara taşımacılığını anlatması efektif olmamaktadır. Yeterli kaynak ve uzmanlaşmış kadrolarla eğitim kalite açısından önem taşımaktadır.Bu çalışma, lojistik ve tedarik zinciri kapsamına giren konu, içerik ve uzmanlık alanlarına değinmektedir. Ayrıca Dünyada ve ülkemizdeki lojistik eğitim alt yapısı ve mevcut uygulamalar ele alınmıştır. Çalışmada sonuç olarak lojistik eğitimi konusunda eksiklikleri giderecek ve geleceğe uyum anlamında atılacak adım önerileri geliştirilmiştir.
Alışveriş merkezlerindeki giyim mağazacılığında satışgücü motivasyonunu etkileyen faktörler: Adana M1 alışveriş merkezi örneği
Bütün örgütler işletmelerinin devamını sağlayabilmeleri, rekabet edebilmeleri, farkındalık yaratabilmeleri, kar edebilmeleri ve şirket amaçlarına ulaşabilmeleri için çalışanlarından mümkün olduğunca maksimum düzeyde performans almalıdırlar. Bu amaçla çalışanlarının motivasyonunu devamlı üst seviyede tutmalıdırlar. Yüksek motivasyonla çalışan her eleman şirketin amaçlarına ulaşmasında bir köprü görevi görür. Böylece, birey ait olduğu örgütün, şirket amaçlarına ulaşmasında büyük fayda sağlar. Motivasyonun sürekli olmaması halinde ise işletmeler için varlıklarını devam ettirmeleri, kar edebilmeleri ve şirket amaçlarını gerçekleştirebilmeleri umutsuz bir hal alır. İş verimliliği yüksek motivasyonla çalışan bireylere bağlıdır. Motivasyon düzeyinin artışı işletme başarısını da beraberinde getirecektir.Bu çalışmamın amacı; AVM'lerde giyim mağazalarında çalışan satışgücü elemanlarının motivasyonunu etkileyen faktörlerin incelenmesi ve motivasyon araçlarına verdikleri önem düzeyinin belirlenmesidir. Bu bağlamdan hareketle öncelikle motivasyon teorileri ve araçları ile ilgili literatür taraması yapılarak motivasyon araçlarının alt yapısı ve daha önce yapılmış çalışmalar incelenmiştir.Bu amaçla Adana bölgesi M1 Merkez AVM'de giyim mağazalarında çalışan satışgücü elemanlarına iki bölüm halinde hazırlanan 40 soruluk anket uygulanmıştır. Ankete 132 satışgücü elemanı katılmıştır. Araştırmada yüz yüze ve mülakat şeklinde yapılan anketlerden ulaşılan veriler analiz edilmek üzere SPSS programına aktarılmıştır. İstatistiksel değerlendirmede ise Faktör Analizi kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Perakende, Alışveriş Merkezi, Satışgücü, Kişisel Satış
Sağlık sektöründe kriz yönetimi kapsamında erken uyarı sistemi: Adana-Mersin illerinde bir uygulama
Bu araştırma, sağlık işletmelerinde kriz yönetimi kapsamında erken uyarı kavramından ne algılandığını ve erken uyarının kriz yönetimindeki rolünün ve öneminin ne derece farkında olunduğunu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Ayrıca, araştırma kapsamında sağlık işletmeleri için jenerik bir `erken uyarı sistemi' önerilmiştir.Araştırma, Adana-Mersin bölgesindeki en az 50 yataklı özel ve kamu hastanelerini kapsamaktadır. Araştırma için, kamu ve özel sağlık kuruluşlarında yönetimden sorumlu olan şef, idari müdür ve genel müdür gibi yönetsel pozisyonlar ile başhekim, başhemşire gibi tıbbi sorumluluk üstlenmiş kişilerle, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanarak veri toplanmıştır.Araştırmanın en temel bulgusu, araştırmaya katılan hastanelerde kriz yönetim sistemine ihtiyaç duyulduğu, bu kapsamda erken uyarı sisteminin de önemli ve gerekli olarak algılandığı, ancak çoğunluğunda yapısal bir kriz yönetim sisteminin ve erken uyarı sisteminin kurulu olmadığıdır.Araştırma sonucunda, erken uyarıdan kimin sorumlu olması gerektiği konusunda bir fikir birliği olmadığı, bu sorumluluğun, hastanenin örgütsel yapısı içinde, en üst düzey yönetim kademesinden fonksiyonel birim düzeyine kadar değişen bir yelpazede dağıtılabileceğinin düşünüldüğü anlaşılmaktadır.Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu da, erken uyarı göstergeleri ile ilgilidir. Bu kapsamda alınan cevapların hemen tamamı çok genel ifadeler şeklinde olmuş ve tıbbi, finansal, teknolojik vb. gibi çeşitli alanlarda erken uyarı göstergeleri belirtilmemiştir. Bu nedenle, en azından incelenen hastanelerde, önceden belirlenmiş, tanımlı ve izlenme sorumluluğu birilerine verilmiş, yapısal bir erken uyarı gösterge sisteminin olmadığı anlaşılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Kriz Yönetimi, Erken Uyarı, Erken Uyarı Sinyali, Erken Uyarı Göstergeleri
Uyum eğitiminin etkililiğinin değerlendirilmesi: Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü örneği
Küreselleşen dünyada artan rekabet yoğunluğu, birçok şirketi ve kurumu personeline daha fazla özen göstermeye yönelik tedbirler almaya yönlendirmektedir. Şirketlerin personeline uyguladığı eğitimler her geçen gün artmaktadır. Resmi ya da özel kurum ve şirketlerde işe yeni başlayan personele verilen oryantasyon eğitimi, personelin kuruma ilk adımını attığı zaman başlar ve bir süre devam eder.Oryantasyon eğitimi, personelin ilk izlenimi üzerinde büyük rol oynar. Oryantasyon eğitimi alan personel işine daha çabuk adapte olduğu için kendisinden istenilenleri daha çabuk yerine getirmektedir. Oryantasyon eğitimi, işverene, oluşabilecek herhangi bir kazayı önlediği için ekonomik yönden ve zamandan tasarruf sağlar.Bu çalışma Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yeni atanan öğretmenlere, oryantasyon eğitimi kapsamında verilen uyum eğitiminin etkililiğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmış ve uyum eğitiminin personele etkisinin boyutları araştırılmıştır.Çalışmanım teorik kısmında, insan kaynakları yönetiminde eğitim kavramı, eğitim türleri ve eğitim ihtiyaçları incelenmiş, ayrıca, oryantasyon(işe alıştırma) eğitiminin amacı, kapsamı temelleri hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. Bunun dışında Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yeni atanan öğretmenlere oryantasyon eğitimi kapsamında verilen uyum eğitiminin kurumsal amacı, içeriği ve kapsamı anlatılmıştır.Çalışmanın uygulama kısmında Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yeni atanan öğretmelere verilen uyum eğitiminin etkililiğinin değerlendirilmesi üzerine yapılan araştırmanın istatistik analizleri ve elde edilen sonuçlar paylaşılmıştır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmış veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir.Sonuçta, uyum eğitiminin yeni atanan öğretmenler üzerinde olumlu etkilerinin olduğu ve konu bazında değişen oranlarda uyum eğitimi amaçlarına ulaşıldığı anlaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Oryantasyon, Uyum Eğitimi, Etkililik
Mobbingin iş doyumuna etkisi: Mersin ili Tarsus ilçesinde görev yapan öğretmenler üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı mobbingin iş doyumu üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Mobbing ölçeği maddeleri dört faktöre, iş doyum ölçeği maddeleri ise iki faktöre ayrılarak, birbirleri arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Ayrıca katılımcılardan elde edilen veriler doğrultusunda, mobbinge uğrama düzeyleri üç gruba ayrılarak, diğer faktörlerle olan ilişkileri analiz edilmiştir.Çalışmada Mersin Tarsus İlçesi merkezinde faaliyet gösteren devlet okulları öğretmen ve idarecileri ele alınmıştır. Hazırlanan demografik soru formu, iş doyum ölçeği ve mobbing ölçekleri, 328 öğretmen ve idareci tarafından doldurularak elde edilen veriler analizlerde kullanılmıştır.Çalışma sonucunda, kolerasyon analizleri doğrultusunda, mobbing ile iş doyum faktörleri arasında bazı faktörler için negatif yönlü ve yüksek korelasyonlar bulunmuştur.Ayrıca çalışmada mobbing ve iş doyum faktörlerinin demografik değişkenler açısından anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığını anlamak için de analizler yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda anlamlı olarak farklılaşmaya rastlanmamıştır. Ancak maddeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde demografik değişkenler açısından anlamlı farklar bulunmuştur.
Organize sanayi bölgelerinde dış ticaret sorunları: Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi'nde bir uygulama
Dış ticaret faaliyetleri, ülke ekonomileri açısından çok önemli bir yere sahiptir. Bu ekonomik katılımlardan yararlanılırken çeşitli güçlüklerle de karşılaşılabilmektedir. Hükümetler kendi ülkelerindeki ihracat yapabilme yetisine sahip olan firmalara yönelik sunmuş olduğu alt yapı hizmetleriyle dış ticaret süreçlerine katkılar sağlayabilmektedir.Bu alt yapı hizmetlerinden bir tanesi Organize Sanayi Bölgesi olarak adlandırılan ve sanayinin uygun görülen alanlarda yapılmasına olanak sağlayan yerlerdir. Gerek bölgesel gerekse, ulusal ekonominin gelişimine katkı sağlayan Organize Sanayi Bölgelerinde, yer alan işletmelerin rekabet şartlarına bakışları ve kendilerini değişikliğe uygun ortamlara adapte edebilecek şekilde değiştirebilmeleri önem arz etmektedir. OSB'lerin etkin kullanıldığı alanlardaki firmalara da çalışmanın uygulanarak dış ticaret engellerinin azaltılmasına yönelik çeşitli önerilerin sunulması amacına dayalı çalışmaların artması OSB'lerin firmalar tarafından tercih edilmesine de katkı sağlayacaktır.Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren ve ihracat yapan 108 firmaya gönderilen anket formlarından 49 tanesi değerlendirmeye uygun olarak kabul edilmiştir. Tanımlayıcı bir araştırma olarak tasarlanan bu çalışmada literatüre dayalı araştırma soruları oluşturulmuştur. Çalışmadaki verilerin analizinde faktör analizi, güvenilirlik analizi ve tanımlayıcı istatistiki analizlerden faydalanılmıştır. Faktör analizi sonucu, değişkenler yedi alt başlık altında toplanmıştır: firmanın kendi yetersizlikleri, dış pazar ortamına ilişkin engeller, finansal engeller, bilgi eksikliği, bürokratik engeller, kültürel farklılıklar ve ulaşım maliyetleri ve destek eksiklikleri.Çalışma, aynı zamanda küresel rekabetin vazgeçilmez unsurlarından olan internetin firma yetkililerince dış ticaret uygulamalarına ilişkin algı düzeylerini de ortaya koymaya çalışmıştır.
Lojistik işletmelerinin organizasyon yapılarının incelenmesi: Mersin bölgesi örneği
Bu çalışmada lojistik sektörünün gelişimi açısından ülkemiz ve dünyada ortaya çıkan lojistik eğilimler araştırılmış ve lojistik işletmelerin organizasyon yapıları incelenmiştir. Mersin Bölgesinde faaliyetlerini yürütmekte olan lojistik işletmelerinin organizasyon yapıları saha araştırmasıyla incelenmiş, lojistik işletme organizasyonu açısından önerilerde bulunulmuştur.Tezin birinci bölümünde lojistiğin temel kavramları ele alınarak tarihsel gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde, işletme organizasyonu kavramı ve işletme organizasyon modelleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde, lojistik işletme organizasyon kavramı ele alınmış, lojistik işletme organizasyonu ilke ve modelleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise, Mersin Bölgesinde faaliyetlerini yerine getirmekte olan lojistik işletmelerin organizasyon yapılarına yönelik bölgesel bir saha çalışması yapılmış ve Mersin bölgesi lojistik durumu ele alınmıştır.Son bölümde ise, Mersin Bölgesi lojistik işletmelerin organizasyon yapılarının incelenmesine yönelik saha çalışmasının sonucunda elde edilen veriler SSPS programıyla istatistiksel analizlere tabi tutulmuş ve tanımlayıcı ve keşfedici bulgular ortaya konmuştur. Ayrıca işletmelerin yararlanabileceği öneriler geliştirilmiştir.
Toplam kalite yönetimini hedefleyen firmalarda 360 derece performans değerlendirmesi ve bir sanayi kuruluşunda uygulanabilirliliği üzerine hazırlık çalışması
Bu çalışmayla, toplam kalite yönetimi, insan kaynakları ve 360 derece performans değerlendirme kavramları ele alındıktan sonra, modern performans değerlendirme yöntemlerinden olan 360 derece performans yöntemi bütün yönleriyle açıklanmış, lastik kauçuk sektöründe faaliyet gösteren özel bir firmada çalışan beyaz yaka kadro üzerindeki uygulamayla da uygulanabilirliği, sorunları ve çözüm yolları açıklanmaya çalışılmıştır. 360 derece performans değerlendirme yönteminin 180 derece yöntemi ile farklı açılardan etkililiğini karşılaştırmak için yapılan çalışmada, aynı örneklem grubunun 180 derece ve 360 derece yöntemlerini algılamalarına yönelik, firma gelişimine ve stratejik kararlara etki, insan odaklı çalışmaya etki, çalışan değerlendirmeye etki, toplam kalite yönetimine etki ve iç-dış paydaşlara etki boyutlarıyla ilgili görüşlerinin karşılaştırılması hedeflenmiştir. Hipotezler aynı örneklemin iki farklı performans değerlendirme yöntemine ilişkin görüşlerini karşılaştırmaya yönelik olduğu için eşleştirilmiş örneklem t-testi ile %95 güvenilirlik seviyesinde analiz edilmiştir. Hipotez testlerinin sonuçlarına göre, 360 derece performans değerlendirme yönteminin, 180 derece performans değerlendirme yöntemine kıyasla, firma gelişimine daha fazla katkıda bulunacağı ve insan odaklı çalışmada daha etkili olacağı yönündeki hipotezler reddedilmiş, çalışan değerlendirme yöntemlerine olumlu yönde katkı sağlayacağı, toplam kalite yönetimi uygulamalarını güçlendireceği ve çalışanın bağlantıda olduğu iç ve dış paydaşlar üzerinde daha etkili olacağı yönündeki hipotezler ise kabul edilmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin okul müdürlerinin dönüşümcü ve etkileşimci liderlik stilleri ve kendi örgütsel bağlılıklarını algılamaları ile okul müdürlerinin sınıf öğretmenlerinin örgütsel bağlılıklarını algılamaları arasındaki ilişki: Mersin ili Tarsus ilçesi örneği
Bu araştırma belirli bir yörede çalışan sınıf öğretmenlerinin birlikte çalıştığı okul müdürlerinin liderlik stillerini ve kendi okullarına bağlılıklarını algılamaları ile okul müdürlerinin sınıf öğretmenlerinin okula karşı bağlılıklarını algılamaları arasındaki ilişkiyi belirlemek için yapılmıştır. Uygulama 2012-2013 eğitim-öğretim yılında, Mersin'in Tarsus ilçesinde bulunan ilköğretim okullarında gerçekleştirilmiştir. Veri toplamada "Liderlik Stilleri Ölçeği" ile "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Anket verileri üzerinde t-testi, tek yönlü faktörlü anova(varyans analizi), Pearson korelasyon(ilişki) katsayısı yöntemleriyle istatistiksel analizler yapılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin, okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik stilleri ile kendi örgütsel bağlılıkları(duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık) arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken; sınıf öğretmenlerinin, okul müdürlerinin etkileşimci liderlik stilleri ile kendi örgütsel bağlılıkları arasında yalnızca duygusal bağlılık alt boyutuyla pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti-Rusya Federasyonu dış ticareti: Rusya pazarı ve Güney Rusya bölgesi iş potansiyeli araştırması
Karadeniz komşumuz Rusya Federasyonu (RF), Türkiye ile tarihi, siyasi ve ticari ilişkilerimiz nedeniyle stratejik olarak en önemli ülkelerin başında gelmektedir. Rusya Federasyonu 2012 yılı verilerine göre 26.6 milyar ABD doları toplam ithalatımızda ilk sırada yer alırken, 6.6 milyar ABD doları ihracatımızla 4. sırada bulunmaktadır. RF ile yürütülen son derece başarılı siyasi ilişkiler ticari anlamda da kendisini göstermiş olup ivme her geçen gün yukarı yönlü artış göstermektedir. Türkiyenin doğal kaynaklarının az olması, RF'nin de bu bağlamda güçlü olması nedeniyle özellikle doğal gaz ve petrol ürünleri ithalatı ağırlıklı olarak bu ülkeden yapılmakta ve dış ticaret açığımız önlenemez şekilde yükselmektedir. RF ile uzun süredir devam etmekte olan bavul ticareti azalış eğiliminde olsa da bu ülke hala Türkiye?nin ihracatında önemli bir yer tutmaktadır. RF'nin Ağustos 2012'de Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyeliği, dünya ticaretinde yaşanan en büyük serbestleşme adımlarından biri olmuştur. RF'nin DTÖ'ye katılımı ile DTÖ dünya ticaretinin çok büyük bir oranını temsil eder hale gelecektir. Bu üyelikle beraber söz konusu ülkede DTÖ'nün uluslararası ticarette koyduğu kuralların hâkim olması ile tarifelerin düşürülmesi, ithalat ve ihracat üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması ve bunun ardından bu ülke ile ticaret yapan firmaların daha şeffaf, açık ve öngörülebilir bir ticaret sürecine sahip olmaları beklenmektedir. Bu tezin amacı, RF'nin tarihi, sosyo kültürel ve coğrafi yapısı, siyasal ve yasal çerçevesi hakkında bilgi vererek bu ülkeyi biraz daha yakından tanımak, RF'nin Türkiye Cumhuriyeti ile tarihi, siyasi ve ekonomik münasebetlerini tahlil ederek RF?nin temel ekonomik verileri, Türkiye ile ticareti, öne çıkan sektörler ve ülkenin en büyük 200 şirketinin yanında Güney Rusya?da yerleşik dış ticaret odaklı firmalar hakkında bilgi vererek şirketlerin daha sağlıklı iletişim ve işbirlikleri kurmasına zemin hazırlamaktır. Güney Rusya iş potansiyeli alan çalışması ile de mevcut güncel durumu analiz edip sorunlar ve somut sonuçlarla RF ile ticaret yapan ve yapmak isteyenlere yol gösterici olmaktır. 33 firma ile yapılan anket çalışması sonuçları da paylaşılarak Rusya ile iş yapmanın zorlukları ve avantajları hakkında sorunlar ve öneriler derlenmiştir. Ayrıca ülkemiz ihracatçılarına T.C. Ekonomi Bakanlığı ve Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) destekleri hakkında bilgi vererek ihracatçılarımızın Rusya ve diğer ülke ihracatlarına katkı sunmak, Rusya pazarının incelenmesi ve son zamanlarda yaşanan çeşitli sorunların ortadan kaldırılması, mevcut Pazar payının arttırılmasına yönelik öneriler sunmaktır.
İlkokul müdürlerinin dönüşümcü liderlik özelliklerini gösterme düzeylerine ilişkin öğretmen görüşleri: Adana ili örneği
Araştırmanın evreni 2012-2013 yılında Adana ili merkez ilçelerinde görev yapan sınıf öğretmenleridir. Araştırmada oransız küme örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Seyhan ve Yüreğir İlçesindeki ek(2)?de belirtilen okullarda görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Anket uygulaması sırasında öğretmenlere 300 anket dağıtılmış, 213 anket geri dönmüştür. Verilerin analizi, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi ve tek yönlü varyans analizi çözümleme teknikleri kullanılarak SPSS-20.0 (The Statistical Packet for Social Sciences) paket programında bilgisayar ortamında yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda özetle şu bulgulara ulaşılmıştır: Müdürlerin dönüşümcü liderlik özelliklerini saptamak için anketin bütün boyutlarının toplam değerleri hesaplanmıştır. Buna göre, okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik özelliği gösterdikleri tespit edilmiştir.(Ortalama: 3,72. S.S: 1,07)
Adana il merkezindeki ilkokullarda görevli okul yöneticilerinin yönetim biçimleri
Bu araştırmanın temel amacı Adana il merkezindeki ilkokullarda görev yapan okul yöneticilerinin yönetim biçimleriyle ilgili olarak, okul idarecilerinin ve öğretmenlerin görüşlerini belirlemektir. Bu çalışma betimsel modelde bir araştırmadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Yönetim Biçimleri Ölçeği? kullanılmıştır. Ölçek geliştirmede kullanılan faktör analizi sonuçlarına göre ölçek birbirinden bağımsız ve toplamda 26 maddelik - 5 alt boyuttan (Yetkeci, Koruyucu, Destekçi, Birlikçi, Başıboş) oluşmuştur. Yapılan uygulama sonucunda, okul çalışanlarının cinsiyetlerine ve görev türlerine göre okulun yönetim biçimleri konusundaki görüşlerinin farklılaştığı, ancak çalışanların yaşlarına, mezun oldukları okul türlerine, kıdemlerine, branşlarına, okulun bulunduğu sosyo-ekonomik çevre ve öğrenci sayılarının değişkenliğine göre okulun yönetim biçimi konusundaki görüşlerinin farklılaşmadığı belirlenmiştir.
Organize perakende sektöründe çalışanların mesleki tükenmişlik düzeyleri ile işe bağlılıkları arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir çalışma
Tükenmişlik; işe ilginin azalması ve stres artırıcı unsurlara karşı bir tepki olarak uzun sürede ortaya çıkan psikolojik bir sendromdur. Tükenmişlik, genelde karşılanamayan isteklerle başa çıkamayan ve insanlarla yüz yüze iletişim gerektiren meslek gruplarında çalışanlar arasında yaşanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, mesleki tükenmişliğin boyutları (duygusal tükenme, duyarsızlık, kişisel başarıda düşme hissi) ile işe bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesidir. Organize perakendecilik kapsamında Adana?da faaliyet gösteren zincir süpermarket çalışanları arasından 360 çalışandan anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Süpermarket çalışanları içerisinden sadece müşterilerle doğrudan ilişki kurabilecek olanlar seçilmiş ve anket çalışması bu özellikteki çalışanlara uygulanmıştır. Bu çalışmadan elde edilen bazı önemli bulgulara göre; süpermarket çalışanlarında mesleki tükenmişlik düzeyi ile işe bağlılık arasında negatif bir ilişki vardır. Tükenmişliğin boyutları açısından ayrı ayrı incelendiğinde; duygusal tükenmişlik ile işe bağlılık düzeyi arasında ve duyarsızlaşma ile işe bağlılık düzeyi arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Öte yandan, kişisel başarı ile işe bağlılık düzeyi arasında pozitif yönlü bir ilişkiye rastlanmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeyleri üzerine bir çalışma: Mersin ili örneği
Bu tezde; iş doyumu ve mesleki tükenmişlik kavramlarının; tanımları, önemleri, özellikleri incelenmiştir. Ayrıca iş doyumunu etkileyen motivasyon araçlarına, iş doyumunu ve tükenmişlik kuramlarına yer verilmiştir. Yapılan araştırmada, Mersin ilinin merkez ilçelerindeki devlete bağlı ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin, iş doyumları ve mesleki tükenmişlik düzeyleri, ilgili anketlerden elde edilen sonuçlara göre değerlendirilmiştir. Mersinde görev yapan sınıf öğretmenlerinin iş doyumlarını ve tükenmişliklerini etkileyen etmenlerin neler olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda bu etmenlerin hangi demografik özelliklere göre nasıl farklılıklar gösterdiği incelenmiştir. Araştırmada; Hackman ve Oldham İş Doyum Ölçeği ile Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Dağıtılan 326 anket formundan 285'i geri gelmiştir. Anketlerin geri dönüş oranı % 87,4'dür. Öğretmenlerin iş doyumunu sağlayacak ve mesleki tükenmelerini engelleyecek etmenlerin neler olduğundan yola çıkarak gerekli düzenlemelerin yapılmasının öğretmenlerin performansını arttırmak için gerekli olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen performansının artması aynı zamanda eğitim kalitesinin iyileştirilmesi demektir ki, bu eğitim ve öğretimin ürünü olan öğrencilerin yani gelecek nesillerimizin gelişimi için büyük ölçüde önem taşımaktadır.
Öğretmenlerin tükenmişliği ile yöneticileri için algıladıkları liderlik davranışları arasındaki ilişki düzeyi üzerine bir araştırma uygulaması: Mersin ili örneği
Bu araştırma, kamu (Anaokulu, İlkokul, Ortaokul, Lise) okullarındaki öğretmenlerin görüşlerine dayalı olarak; öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri ile okul yöneticilerinin sergiledikleri liderlik davranışları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma evrenini; 2012-2013 eğitim-öğretim yılında, Mersin İli merkez ilçe ve diğer ilçelerdeki kamu okullarında (anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise) çalışan 21.820 öğretmen oluşturmaktadır. Evrendeki öğretmenlerden tesadüfi örneklem yöntemi kullanılarak 466 öğretmen belirlenmiştir. Araştırmada, veriler üç bölümden oluşan (Ek-I) anketler aracılığı ile toplanmıştır. (Ek-I) de Kişisel Bilgi Formu, Liderlik Davranışlarını Betimleme Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Envanteri-Öğretmen Formu yer almaktadır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 20 programından yararlanılmıştır. Araştırmada frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama ( x ), standart sapma (Ss) ve Pearson çarpım momentler korelasyon katsayısı (r), t testi ve one - way anova hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; öğretmenlerin duygusal tükenme boyutundaki tükenmişlik düzeylerinin okuldaki görev süresi, mesleki kıdem, yaş değişkenlerine; duyarsızlaşma boyutundaki tükenmişlik düzeylerinin branş, yaş, mesleki kıdem değişkenlerine; kişisel başarı boyutundaki tükenmişlik düzeylerinin ise mesleki kıdem, yaş değişkenlerine göre farklılık gösterdiği görülmüştür. Cinsiyet ve öğrenim durumu değişkenleri ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Öğretmenlerin algılarına göre okul yöneticileri en çok anlayış gösterme liderlik davranışı sergilemektedir.
Kadın öğretmenlerin yönetici olma taleplerini etkileyen etkenler: Adana ili araştırması
Kadınlar tarih boyunca hak ettiği değeri görememiş, çalışma yaşamında da engellerle karşılaşmıştır. Cinsiyetçi meslek ayrımı; kadınların daha alt düzeyde işlerlerde çalışmasına, hak ettikleri pozisyonlara yükselmelerine engel olmuştur. Öğretmenlik mesleği kadınlar tarafından tercih edilen bir meslek olmasına karşın okul yönetimine bakıldığında kadın sayısının oldukça az olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, kadın mesleği olarak algılanan öğretmenlik mesleğinde yöneticilik söz konusu olduğunda kadınların sayılarının az olmasının nedenlerinin incelemek ve kadınların okul yöneticiliğini talep etme durumlarını olumlu veya olumsuz etkileyen faktörleri ortaya çıkarmaktır. Araştırma Adana ilinde 222 kadın sınıf öğretmenine uygulanan anket ile görüşlerinin alınmasıyla gerçekleştirilmiştir. Tezin birinci bölümünde, araştırmanın amacı, önemi, hipotezler, varsayımlar, sınırlılıklar yer almaktadır. İkinci bölümde yönetim ve liderlik kavramları açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise kadının çalışma yaşamına girişi, tarihi süreci incelenmiştir. Dördüncü bölümde araştırmanın yöntemine beşinci bölümde ise bulguların değerlendirilmesine yer verilmiştir. Altıncı bölümde ise sonuç ve öneriler sunulmuştur.
Toplam kalite yönetimi çerçevesinde bir sanayi kuruluşunda kariyer yönetimi modeli ve uygulanabilirliği
Yönetim ve sosyal alandaki sürekli değişim ve gelişim örgütleri ve çalışanları büyük ölçülerde etkilemektedir. Toplam Kalite Yönetim (TKY) felsefesini benimseyen örgütler tüm bu gelişmeleri , değişimleri takip etmek ve kaliteli ürün, hizmet üretmek için ve çalışan performansının sürekli iyileştirilmesi için gereken faaliyetlere önem verirler. Bir kurumun tüm bu faaliyetleri yürütmesi, başarıyı yakalaması ve varlığını sürdürebilmesi için sahip olduğu kaynakların yeterli ve etkin olması gerekmektedir. Bir kurum için bu kaynakların en başında "insan" gelmektedir. TKY felsefesi ile son zamanlarda özellikle kurumsallaşma yolunda orta ve büyük ölçekli işletmelerde faaliyet gösteren insan kaynakları departmanları gittikçe daha önemli görevler üstlenmektedirler. Örgütler çalışanlara yapılan kısa, orta ve uzun vadeli yatırımların İşletmenin üretkenliğine, kaliteli ürün ve hizmet üretme başarısına ve imajına yapacağı etkileri fark etmeye başlamıştır. Bu nedenle işletmeler çalışanların teknik, yönetsel ve sosyal gelişimleri için pek çok program ve faaliyetler uygulamaktadırlar. Bir başka deyişle, günümüzde örgütler çalışanlarını motive etmek, verimliliği arttırmak, sahip oldukları insan kaynağının potansiyelini geliştirmek ve orta ve uzun vadeli şirket hedeflerine ulaşmak için daha fazla sorumluluk almaktadır. Bu yüzden de özellikle son yıllarda kariyer planlama, kariyer geliştirme ve kariyer yönetimi ile ilgili konular yönetim ve insan kaynakları literatüründe gittikçe artan bir önem kazanmaktadır. Kariyerle ilgili kavramlar pek çok araştırmaya konu olmaktadır. Bu çalışmada, kariyer kavramı bireysel ve örgütsel açılardan incelenecektir. Bu nedenle toplam kalite yönetimi çerçevesinde, insan kaynakları süreçlerinden kariyer planlama, kariyer geliştirme ve kariyer yönetimi ile ilgili pek çok konu anlatılmaya çalışılmıştır. Ayrıca, bir sanayi kuruluşunda şirketin temel büyüme, genişleme ve global pazarda rekabet edilebilirliğinin sürdürme şartlarını nasıl karşılayacağına yönelik örnek bir kariyer yönetimi modeli oluşturulmuş ve uygulanabilirliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma 2013 yılında Mersin ili Tarsus ilçesinde kauçuk sanayinde görev yapan beyaz yakalı profiline sahip kişiler üzerine uygulanmıştır. Çalışma da mevcut kariyer yönetimi ile yeni tasarlanan kariyer modeline çalışanların bakışı ölçülmesi amaçlanmıştır. Çalışma da anket uygulaması yapılmıştır. Veri elde edilme adına çalışma kapsamına giren kauçuk sanayinde beyaz yaka profili ile görev yapan 97 kişiye anket uygulanmak istenmiştir. Ancak anketin uygulanacağı gün içerisinde toplam 80 beyaz yaka profiline ulaşılmıştır. Örneklem seçilirken hedeflenen kişilere ulaşılması açısından analizin geçerlilik ve güvenirliği vardır. Çalışmada yöntem olarak ki kare testi ya da fisher testi ile normal dağılım gösteren parametrelerde Student t testi ve Tek yönlü varyans analizi, normal dağılım göstermeyen parametrelerde ise Mann Whitney U testi ile Kruscall Wallis testleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda mevcut kariyer yönetimi modeli ile uygulanmak istenen kariyer yönetimi modelinde beyaz yaka çalışanların yaş gruplarına göre istatistik olarak anlamlı farklılıklara sahip olduğu anlaşılmıştır (p < 0,05).
Marka kişiliği ile bireyin kişilik özelliklerinin satın alma niyetine ve yüksek fiyat ödeme eğilimine etkisini belirlemeye yönelik Adidas ve Colgate markaları üzerine Mersin ilinde bir uygulama
Bu çalışmada bireyin kişilik özellikleri, marka kişiliği, satın alma niyeti ve yüksek fiyat ödeme eğilimleri arasındaki ilişkiler ve etki yönleri araştırılmıştır. Bireyin kişilik özellikleri 5 ana boyutta ve marka kişiliği özellikleri 4 ana boyutta ele alınarak incelenmiştir. Beğenmelik ürün kategorisinden spor ayakkabı ile kolayda ürün kategorisinden diş macununun bireyin kişiliğine, markanın kişiliğine, tüketici satın alma niyeti ve yüksek fiyat ödeme istekliliğine etkisi faktör analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılarak araştırılmıştır.Veriler, Mersin ilinde 11 Haziran ve 4 Ağustos 2013 tarihleri arasında kolayda örnekleme yoluyla elde edilmiştir. Sonuçlar, marka kişiliğinin tüketicilerin satın alma niyeti ve yüksek fiyat ödeme eğilimi üzerinde dikkate değer önemde bir etkisi olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca sonuçlar, incelenen değişkenler bazında kolayda ve beğenmelik ürünler arasında farklılık olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Marka, Marka Kişiliği, Birey Kişiliği, Tüketici Davranışları