
29
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sosyal beceri eğitimininin erbaş ve erlerin sosyal beceir düzeyine etkisi
Bu araştırmanın amacı grupla sosyal beceri eğitiminin farklı sosyal beceri düzeylerine sahip erbaş ve erlerin sosyal beceri düzeyine etkisinin incelenmesidir.Araştırmanın çalışma grubunu, Türk Silahlı Kuvvetleri emrinde görev yapan 217 erbaş ve er oluşturmuştur. Bu araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu desen kullanılmış olup, erbaş ve erlerin sosyal beceri düzeylerini ölçmek için Yüksel (1997) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Kendini Tanımlama Envanteri kullanılmıştır.Araştırmada deney grubunda yer alan erbaş ve erlere dokuz hafta boyunca, haftada bir buçuk saatlik süre ile araştırmacı tarafından geliştirilen sosyal beceri eğitimi programı uygulanırken, kontrol grubuna hiçbir etkinlik yapılmamıştır.Deney ve kontrol grubunun sosyal beceri düzeyleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını test etmek için t testi, toplanan verilerin hesaplanmasında ise SPSS 13.0 for Windows (sosyal bilimler için istatistik programı) kullanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen sonuçlar; deney grubunun öntest ve sontest puanları arasında anlamlı düzeyde farklılık olduğunu (p>.001), kontrol grubunun öntest ve sontest puanları arasında da anlamlı düzeyde farklılık olduğunu (p<.01) göstermiştir. Diğer taraftan, deney ve kontrol grubunun sontest sosyal beceri puanları arasında ise anlamlı düzeyde farklılık olmadığı (p>.05) bulunmuştur.Elde edilen bu bulgular, sosyal beceri eğitiminin erbaş ve erlerin sosyal beceri düzeylerinin artmasında anlamlı bir etkisi olmadığını göstermektedir. Bu sonuç beklentilere pek uygun düşmemektedir.
Bağlanma ve uyum arasındaki ilişkide ayrışma bireyleşmenin aracılığı
Bu araştırmada, ebeveyne güvenli bağlanma ve uyum arasındaki ilişkide sağlıklı ayrışma bireyleşmenin aracılığının Türk kültüründe test edilmesi amaçlanmıştır. Bunun için Model 1 ve Model 2 oluşturulmuştur. Model 1'de ebeveyne güvenli bağlanma ve kişisel ve sosyal uyum arasındaki ilişkide sağlıklı ayrışma bireyleşmenin aracılığı incelenmiştir. Model 2'de ebeveyne güvenli bağlanma ve kişisel uyum arasındaki ilişkide sağlıklı ayrışma bireyleşmenin aracılığı incelenmiştir.Bu modelleri test etmek için araştırmanın çalışma grubu 2006-2007 öğretim yılı bahar döneminde Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Hemşirelik Meslek Yüksek Okulu, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Ev Ekonomisi Yüksek Okulu, Gıda Mühendisliği, Güzel Sanatlar Fakültesi, İktisadî ve İdari Bilimler Fakültesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nin 1.-4. sınıf öğrencilerinden 699 kişiden oluşmaktadır.Öğrencilerin ayrışma bireyleşmeleri Levine, Green ve Millon (1986) tarafından geliştirilen ve araştırmacı tarafından Türkçeye uyarlanan ?Ayrışma Bireyleşme Ergen Testi'nin ayrışma kaygısı, kısıtlanma kaygısı ve reddedilme beklentisi? üç alt ölçeğiyle ölçülmüştür. Araştırmada, ebeveyne güvenli bağlanma Günaydın, Selçuk, Sümer ve Uysal (2005) tarafından uyarlanmış olan ?Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri? ile belirlenmiştir. Kişisel ve sosyal uyum Özgüven (1992) tarafından geliştirilen Hacettepe Kişilik Envanteri ile ölçülmüştür. Verilerin analizinde SPSS 10.0, Lisrel 8.54 ve Amos 7.09 paket programları kullanılmıştır. Çalışma grubuna uygulanan ölçeklerin toplam puanı alınmıştır. Elde edilen toplam puanlarla yapısal eşitlik modelleri analizleri yapılmıştır. Araştırmada hata payı 0.05 olarak alınmıştır.Araştırma sonucunda ebeveyne güvenli bağlanma ve kişisel ve sosyal uyum arasındaki ilişkide sağlıklı ayrışma bireyleşmenin aracılığının desteklenmediği görülmüştür. Bununla birlikte ebeveyne güvenli bağlanma ve kişisel uyum arasındaki ilişkide sağlıklı ayrışma bireyleşmenin aracılığının desteklendiği görülmüştür. Araştırma bulguları, daha önceki benzer alanlarda yapılan araştırma bulgularıyla birlikte tartışılıp yorumlanmıştır. Alanda çalışanlara ve araştırmacılara yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Ayrışma Bireyleşme, Ebeveyne Güvenli Bağlanma, Uyum, Geç Ergenler.
Üniversite öğrencilerinin aleksitimik düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi (Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi örneği)
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin aleksitimi düzeylerinin; benlik saygısı, durumluk ve sürekli kaygı düzeylerine, cinsiyete,yaşa, ekonomik düzeye ve kullanılan ele göre değişip değişmediğini incelemek amacıyla yapılmış betimsel bir çalışmadır.Araştırma 2006 ? 2007 eğitim-öğretim yılında Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesinin tesadüfi yolla seçilen; Eğitim Bilimleri (Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık), İlköğretim (Sınıf ve İlköğretim Matematik Öğretmenliği) ve Türkçe Eğitimi (Türkçe Öğretmenliği) Bölümlerinde öğrenim gören 450 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Araştırmada öğrencilere; Toronto Aleksitimi Ölçeği, Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği, Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçekleri ve Kişisel Bilgi Formu birlikte uygulanmıştır.Bu araştırmada aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır:1.Benlik saygısı düşük ve yüksek olan üniversite öğrencilerinin aleksitimi puan ortalamaları arasında önemli bir fark olduğu görülmüştür. Benlik saygısı düşük olan öğrencilerin aleksitimi düzeyleri benlik saygısı yüksek olan öğrencilerden daha yüksektir.2.Sürekli kaygıları yüksek ve normal olan üniversite öğrencilerin aleksitimi puan ortalamaları arasında da önemli bir fark görülmüştür. Sürekli kaygıları yüksek olan öğrencilerin aleksitimi düzeyleri, kaygıları normal olan öğrencilerden daha yüksektir.3.Erkek ve kız üniversite öğrencilerinin aleksitimi puan ortalamaları arasında önemli bir fark görülmüştür. Erkeklerin aleksitimi düzeyleri kız öğrencilerinkinden daha yüksektir.4.Üniversite öğrencilerinin durumluk kaygı düzeyine, yaşa, ekonomik duruma ve kullanılan ele göre aleksitimi düzeyleri arasında ise anlamlı fark bulunmamıştır. Sonuçlar literatür ışığında tartışılmış ve sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.
Lise öğrencilerinin olumsuz risk alma davranışlarının psikolojik belirtiler, yaş ve cinsiyet değişkenleri açısından incelenmesi: Ankara ili örneği
ÖZETL SE ÖĞRENC LER N N OLUMSUZ R SK ALMA DAVRANIŞLARININ PS KOLOJ KBEL RT LER, YAŞ VE C NS YET DEĞ ŞKENLER AÇISINDAN NCELENMES : ANKARAL ÖRNEĞERYILMAZ GÜLGEZ, ÖzlemYüksek Lisans, Eğitimde Psikolojik Hizmetler Anabilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. brahim KISAÇŞubat-2007Araştırmada, Ankara il merkezinde liseye devam eden öğrencilerin olumsuz risk almadavranışları, yaş, cinsiyet ve psikolojik belirti değişkenleri açısından incelenmiştir.Araştırmanın evrenini Ankara il merkezinde liseye devam eden 146.898 öğrenci; örneklemide 384 öğrenci oluşturmaktadır. Ergenlerin risk alma davranışlarının belirlenmesi için, ErgenlerdeRisk Alma Ölçeği; psikolojik belirti düzeylerinin belirlenmesi için de Kısa Semptom Envanteriuygulanmıştır. Yaş ve cinsiyete ilişkin bilgilere bilgi formu aracılığıyla ulaşılmıştır.Araştırmada elde edilen verilere, farklılıkların anlamlılık testi için ikili gruplarda ?t? testi,ikiden fazla olan gruplarda Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Tek yönlü varyansanalizi sonucunda çıkan ?F? değerinin anlamlı olması durumunda, hangi grupların ortalamalarıarasında anlamlı düzeyde fark olduğunun belirlenmesi için ?Tukey? testi uygulanmıştır. Anlamlılıkkontrolü için en düşük hata payı .05 olarak alınmıştır.Araştırma sonucunda;1. Erkek öğrencilerin kızlara göre daha sık toplam olumsuz risk alma davranışı gösterdikleri,yaş yükseldikçe toplam olumsuz risk alma davranışlarının sıklığının arttığı gözlenmiştir.2. 18 yaşındaki öğrencilerin 16 ve 17 yaşındakilere; erkek öğrencilerin kızlara kıyasla daha sıksigara içtikleri görülmüştür.3. Yaş düzeyi yükseldikçe öğrencilerin içki içme davranışlarının arttığı ve erkek öğrencilerinkızlara göre daha sık içki içtikleri gözlenmiştir.4. Öğrencilerin uyuşturucu madde kullanma davranışlarının yaşa göre anlamlı farklılıkgöstermediği ve erkek öğrencilerin kız öğrencilere kıyasla daha sık uyuşturucu maddekullandıkları tespit edilmiştir.5. Lise öğrencilerinin kesici ve delici alet taşıma davranışlarının yaşa göre farklılıkgöstermediği; ancak erkek öğrencilerin kızlara oranla daha sık kesici ve delici alet taşıdıklarıgözlenmiştir.6. Anksiyete, düşmanlık, somatizasyon ve olumsuz benlik düzeyi yüksek öğrencilerin daha sıktoplam olumsuz risk alma davranışında bulundukları; öğrencilerin toplam olumsuz risk almadavranışları ile depresyon düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür.
Matematik yetkinlik beklentisi bilgilendirici kaynaklarının yordayıcılarının incelenmesi
ÖZETBu araştırmanın temel amacı genel lise öğrencilerinin matematik hakkındaki olumsuzve peşin yargılı düşüncelerinin, akılcı olmayan inançlarının, yaş ve cinsiyetlerinin birlikte,Matematik Yetkinlik Beklentisi Bilgilendirici Kaynaklarını yordayıp yordamadığınıbelirlemektir. Bunun yanı sıra, bu araştırmada bu öğrencilerin Matematik Yetkinlik BeklentisiBilgilendirici Kaynakları öğrenim gördükleri alana göre farklılaşıp farklılaşmadığınıbelirlemek amaçlanmıştır.Araştırmanın kuramsal temeli, meslek psikolojisinden Bandura' nın Sosyal ÖğrenmeKuramı'ndan hareketle geliştirilmiş Yetkinlik Beklentisi Kavramına ve Ellis' in AkılcıDuygusal Kuramına dayandırılmıştır.Araştırma grubu zmir ili Karşıyaka, Menemen ve Çiğliilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı beş genel lisede öğrenim gören ve araştırmayakatılmaya gönüllü 1500 (822 kız ve 678 erkek) öğrenciden oluşmuştur. Bu öğrencilerin 428'ilise 1. sınıf, 420' si lise 2. sınıf, 652'si lise 3. sınıf öğrencisidir. Bu araştırmada verilerintoplanmasında Matematik Yetkinlik Beklentisi Bilgilendirici Kaynaklar Ölçeği- MYBKÖ(Özyürek, 2002b), Matematik Hakkında Olumsuz Peşin Yargılı Düşünceler ölçeği-MHOPYDÖ (Özyürek, 2002b), Akılcı Olmayan nançlar Ölçeği Ergen Formu-AOIÖ-E(Türküm, 2005), Kişisel bilgi Formu kullanılmıştır.Araştırmada verilerin çözümlenmesindeçoklu doğrusal regresyon analizi tekniği ve tek yönlü varyans analizi ve varyans analizisonuçlarını test etmek için Tukey HSD testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi .05 kabuledilmiştir.Araştırma bulgularına göre; genel lise öğrencilerinin MHO-PYD ve AO O-Epuanları, cinsiyet ve yaş değişkenleri birlikte MYB-BK ölçeğinin kişisel performanslaraltölçeği puanlarına ilişkin toplam varyansın %45'ini açıklamıştır. Lise öğrencilerinin MHO-PYD ve AO O-E puanları, cinsiyet ve yaş değişkenleri birlikte MYB-BKÖ'nin akran veöğretmenleri model alma puanlarına ilişkin varyansın %16'sını açıklamıştır.ÖğrencilerinMHO-PYD ve AO O-E' den aldıkları puanlar, cinsiyet ve yaşın birlikte MYBBKÖ'nincesaretlendirilme altölçeklerine ilişkin toplam varyansın %31'ini açıklamıştır.ÖğrencilerinMHO-PYD ve AO O-E' den aldıkları puanlar, cinsiyet ve yaşın birlikte MYB-BKÖ'ninheyecanlanma altölçeğine ilişkin toplam varyansın %38'ini açıklamıştır. Araştırma bulgularıtartışılmış ve gelecek araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.ABSTRACTThe main purpose of this study was to examine whether negative and definitejudments about mathematics, irrational beliefs and gender and age of high school studentspredict informative sources of math-related self-efficacy expectations. In addition, todetermine whether these students MRSEISS differs according to their research area or not wasalso purposed.The theoretical basis was founded on the Self-Efficacy Theory developped out ofBandura's Social Learning Theory (Bandura, 1977) and Rational Emotional Theory fromoccupational psychlogy (Ellis, 1962). 678 male and 822 female voluntary students from 5different schools of Turkish Ministry of Education in Karşıyaka, Menemen and Çiğli, whichare districts of zmir, participated in this research. 428 of them were 1st grade, 420 of themwere 2nd grade and 652 of them were 3rd grade students. Math-Related Self-EfficacyInformative Source Scale- MRSEISS (Özyürek, 2002), Math Opinion Scale- MOS (Özyürek,2002) Irrational Belief Scale-Adolescent Form- IBS-A (Türküm, 2005) and Personalnformation Form was used in this research. These results were attained in this study. Multi-linear regression analysis technique, one way variance analysis technique were used in thisstudy and to test the results of the variance analysis, Tukey HSD test was used. The scoresthat high school students earned from MHD-PYO and IBS-A-E scales, gender and agevariables accounted 45% of the total variance related to scores of personal performances scalewhich is a subscale of MRSEISS.The scores that high school students scores from MHD-PYOand IBS-A scales, together with gender and age variables accounted 16%of the variancerelated to scores of modeling teachers and peers subscale.The scores that students got fromthe MOS and IBS-A, together with gender and age accounted 31% of the total variancerelated to MRSEISS's encouragement sub scale .The scores that students got from the MOSand IBS-A, together with gender and age accounted 38% of the total variance related togetting excited subscale. The findings of the study have been discussed and suggestions forfuture search have been presented.
Akılcı duygusal temelli güvengenlik eğitiminin ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin akılcı olmayan inanç ve güvengenlik düzeylerine etkisi
Bu araştırmada, akılcı duygusal temelli güvengenlik eğitiminin ilköğretimbeşinci sınıf öğrencilerinin akılcı olmayan inanç ve güvengenlik düzeylerine etkisiincelenmiştir.Araştırma deney (34) ve kontrol (35) gruplarında yer alan toplam 69ilköğretim beşinci sınıf öğrencisi üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın denekleri2005-2006 eğitim-öğretim yılında Ankara il merkezindeki Aydınlıkevler İlköğretimOkulu beşinci sınıflarında öğrenim gören 210 öğrenci arasından seçilmiştir.Araştırmada, öğrencilerin akılcı olmayan inanç düzeyleri Çivitçi (2003)tarafından geliştirilen Mantıkdışı İnançlar Ölçeği ile, güvengenlik düzeyleri Topukçu(1982) tarafından geliştirilen Atılganlık Envanteri ile ölçülmüştür. Mantıkdışıİnançlar Ölçeği'nin ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerine uygun olup olmadığınakarar verebilmek amacıyla araştırmacı tarafından ayrıca geçerlik ve güvenirlikçalışmaları yapılmıştır.Deney grubuna, haftada bir ders saati olmak üzere dokuz hafta süre akılcıduygusal destekli güvengenlik eğitimi programı uygulanmış, kontrol grubuna iseherhangi bir işlem uygulanmamıştır. Her iki ölçek deney ve kontrol gruplarına işlemöncesinde ve işlem sonrasında uygulanmıştır. İşlem öncesi ve işlem sonrasında eldeedilen veriler Çok Yönlü Tekrarlı Ölçüm Analizi (Repeated Measures) tekniği ileanaliz edilmiştir.Bu araştırmada aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır:1. Akılcı Duygusal Destekli Güvengenlik Eğitimi Programı, öğrencilerin akılcıolmayan inanç düzeylerini azaltmada etkili olmuştur.2. Akılcı Duygusal Destekli Güvengenlik Eğitimi Programı, öğrencileringüvengenlik düzeylerini artırmada etkili olmamıştır.
Lise öğrencilerinin algılanmış yetenek, ilgi ve değerleri üzerinde grupla mesleki psikolojik danışmanın etkisi
Bu araştırma, grupla mesleki psikolojik danışmanın ve cinsiyetin liseöğrencilerinin algılanmış yetenek, ilgi ve değerleri üzerindeki etkisini incelemekamacıyla yapılmış deneysel bir çalışmadır.Araştırma 2004-2005 eğitim - öğretim yılında Ankara'da Sincan İbni SinaLisesi'nin I. ve III. sınıflarında okuyan ve gönüllü olarak araştırmaya katılan 64denek(32 kız, 32 erkek) üzerinde yapılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkenigrupla mesleki psikolojik danışmadır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri olanalgılanmış yetenek, ilgi ve değer alanları Kendini Değerlendirme Envanteri'ndenelde edilen verilere göre belirlenmiştir. Denekler, bu araçtan elde ettikleri ön testpuanlarına göre cinsiyetleri eşit sayıda ve puan ortalamaları eşdeğer olacak şekildeiki deney ve iki kontrol grubuna ayrılmışlardır. Ayrıca grupların ortalama puanları?t? testi ile kontrol edilmiş deney ve kontrol grupları arasında önemli bir farkolmadığı gözlenmiştir.Araştırma ön test-son test deney ve kontrol grubu deseni şeklindedüzenlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarına 11 hafta süreyle haftada bir kez 80dakikalık oturumlar şeklinde hümanistik ve davranışçı yaklaşımların bazı ilke veteknikleri kullanılarak grupla mesleki psikolojik danışma yapılmıştır. Uygulamanınsonunda danışmanın başında verilen envanter tekrar uygulanmıştır.Deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin; grupla mesleki psikolojikdanışma alıp almamalarına ve grupla mesleki psikolojik danışma alan ve almayan kızve erkek öğrencilerin Kendini Değerlendirme Envanteri'nden elde ettikleri puanlarınson test-ön test farkları ortalamaları arasındaki farklar F testi(çift yönlü varyansanalizi) ile test edilmiştir. Araştırmada en az hata payı 0,05 olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonucunda elde edilen önemli bulgular aşağıda özetlenmiştir;1. Grupla mesleki psikolojik danışmanın ve cinsiyetin algılanmışüç yetenek alanından sadece sayısal yetenek alanı üzerindeki etkisi önemliiiidüzeyde bulunmuştur(p<0,05) Ayrıca cinsiyetin şekil-uzay yetenek alanıüzerindeki etkisi de önemli düzeyde bulunmuştur(p<0,05).2. Grupla mesleki psikolojik danışmanın algılanmış 11 ilgialanından hiçbiri üzerinde etkili olmadığı bulunmuştur(p>0,05). Yalnızca,cinsiyetin mekanik ilgi alanı üzerindeki etkisi önemli düzeydebulunmuştur(p<0,05).3. Grupla mesleki psikolojik danışmanın ve cinsiyetin algılanmışdokuz değer alanından hiçbiri üzerinde etkili olmadığı bulunmuştur.Bu bulgular ışığında grupla mesleki psikolojik danışmanın algılanmış yetenekalanları üzerinde daha çok etkili olduğu ve algılanmış değer alanları üzerinde etkiliolmadığı sonucuna varılmış; bu sonuca dayalı olarak gerekli önerilerdebulunulmuştur.
Lise öğrencilerinin mesleki olgunluk ve algıladıkları sosyal destek düzeylerinin incelenmesi
ÖZET Bu araştırmanın amacı genel liselerdeki öğrencilerin mesleki olgunluk düzeyleri ile genel, aile, arkadaş ve öğretmenlerinden algıladıkları sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca bu öğrencilerin mesleki olgunluk düzeyleri ile aile, arkadaş ve öğretmenlerinden algıladıkları sosyal destek düzeyleri üzerinde cinsiyet ve sosyo-ekonomik düzeyin (alt, orta ve üst) temel ve ortak etkilerini incelemektir. Bu araştırmada varolan durumu betimlemek amacıyla tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubu Ankara ilinin Keçiören, Çankaya ve Mamak ilçelerindeki Kanuni Lisesi, Aydınlık Evler Lisesi, Abidinpaşa Lisesi, Başkent Lisesi, Ayrancı Lisesi, Deneme Lisesi ve Cumhuriyet Lisesi'nde birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarda öğrenim gören 455 kız ve 434 erkek olmak üzere toplam 889 öğrenciden oluşmuştur. Bu araştırmada verileri toplamak için Mesleki Olgunluk Ölçeği (Kuzgun ve Bacanh, 2005), Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (Yıldırım, 1997), ve Sosyo- Ekonomik Düzey Ölçeği (Bacanh, 1997) kullanılmıştır. Araştırma verileri Pearson Momentler Korelasyon Katsayısı Tekniği ve iki faktörlü varyans analizi (ANOVA) tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Bu araştırmada aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır. 1. Araştırma bulguları lise öğrencilerinin mesleki olgunluk puanlan ile genel sosyal destek (r=.35, p<.001), aile (r=.28, p<.001), arkadaş (r=.22, p<.001), ve öğretmenden (r=.26, p<.001) algılanan sosyal destek puanlan arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla bu bulgular araştırmanın 1., 2., 3., ve 4. hipotezlerini desteklemektedir. m2. Lise öğrencilerinin mesleki olgunluk puanlan cinsiyetlerinin ve SED'lerinin (alt, orta ve üst) temel ve ortak etkilerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Bu bulgu araştırmanın 5. hipotezini desteklememektedir. 3. Lise öğrencilerinin ailelerinden algıladıkları sosyal destek puanlan cinsiyetlerinin ve SED'lerinin (alt, orta ve üst) temel ve ortak etkilerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Bu bulgu araştırmanın 6. hipotezim desteklememektedir. 4. Lise öğrencilerinin arkadaşlanndan algıladıklan sosyal destek puanlan cinsiyetlerinin ve SED'lerinin (alt, orta ve üst) temel ve ortak etkilerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Bu bulgu araştırmanın 7. hipotezini desteklememektedir. 5. "lise öğrencilerinin öğretmenlerinden algıladıklan sosyal destek puanlan cinsiyetlerinin ve SED'lerinin (alt, orta ve üst) temel ve ortak etkilerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Bu bulgu araştırmanın 8. hipotezini desteklememektedir. 6. "Lise öğrencilerinin algıladıklan genel sosyal destek puanlan cinsiyetlerinin ve SED'lerinin (alt, orta ve üst) temel ve ortak etkilerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Bu bulgu araştırmanın 9. hipotezini desteklememektedir. Bu bulgular meslek rehberliği ve danışmanlığı literatürü çerçevesinde tartışılmıştır. Bu bulgulara dayanılarak ülkemizde lise öğrencilerinin alan ve meslek seçimlerine yardımcı olmada okul rehberlik servislerine, ailelere ve gelecek araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur. iv
İletişim becerileri eğitiminin ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin iletişim becerisi düzeylerine etkisi
ÖZET Bu araştırma, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerine verilen iletişim becerileri eğitiminin, öğrencilerin iletişim becerisi düzeylerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, 2002-2003 öğretim yılında Kırıkkale 50. Yıl İlköğretim Okulu'na devam eden ve İletişim Becerileri Eğitimi Programına gönüllü olarak katılmak isteyen 32 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada, öğrencilerin iletişim becerisi düzeylerini ölçmek amacıyla Korkut (1996) tarafından geliştirilen İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği (İBDÖ) kullanılmıştır. Araştırmaya katılacak deneklerin belirlenmesi amacıyla ilköğretim 8. sınıfa devam eden 150 öğrenciye İBDÖ uygulanmıştır. İletişim Becerileri Eğitimi Programına gönüllü olarak katılmak isteyen ve İBDÖ puanları düşük olan öğrencilerden 16 kişilik deney grubu oluşturulmuş, deney grubundaki üyelerin cinsiyet ve İBDÖ puanları esas alınarak bire-bir eşleştirme yoluyla da kontrol grubu oluşturulmuştur. Deney ve kontrol gruplarının ön test puanları arasında fark olup olmadığına bakılmış sonuçta iki grup arasında ön test puanları açısından anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Araştırmacı tarafından, deney grubundaki işçilere iletişim becerileri eğitimi vermek için on oturumluk İletişim Becerileri Eğitimi Programı hazırlanmıştır. Bu eğitim programı haftada iki kez 90 dakika olmak üzere uygulanmış, kontrol grubuna herhangi bir işlem yapılmamıştır. Araştırmada, deneysel işlemden elde edilen verilerin analizinde deney grubunun ön test ve son test puanlarının karşılaştırılmasında ilişkili ölçümleriçin yapılan t testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının ön test-son test fark puanlarının karşılaştırılmam ise ilişkisiz ölçümler için kullanılan t testi ile yapılmıştır. Araştırma sonunda deney grubunun ön test-son test İBDÖ puanları arasında 05 düzeyinde anlamlı (p:.00); deney ve kontrol grubunun ön test-son test fark puanları arasındaki fark da.05 düzeyinde anlamlı (p:.00) bulunmuştur. Sonuç olarak araştırma bulguları, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerine verilen İletişim Becerileri Eğitimi'nin, öğrencilerin iletişim becerileri üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. 11
Yabancı uyruklu ve Türk üniversite öğrencilerine ait sorunların bazı değişkenler açısından incelenmesi
ÖZET Bu araştırmada, önce yabancı uyruklu ve Türk üniversite öğ rencilerinin problemleri karşılaştırılmış, daha sonra da, yabancı uyruklu üniversite öğrencilerinin problemlerine etki eden bazı de ğişkenler incelenmiştir. Çalışmada öncelikle yabancı uyruklu ve Türk üniversite öğ rencilerinin problemleri, genel olarak ve problem alanlarına göre karşılaştırılmış; daha sonra da, öğrencilerin problemleri bazı değiş kenlere göre karşılaştırılarak incelenmiştir. Bu değişkenler cinsi yet, yaş, annenin ve babanın eğitim düzeyi, ailenin gelir düzeyi, sınıf düzeyi, akademik başarı düzeyi, fakülte düzeyi ve yaşamları nın çoğunu geçirdikleri yerleşim birimleridir. Çalışmada bir de, yabancı uyruklu üniversite öğrencilerinin problemlerine etki eden bazı değişkenler incelenmiştir. Bu değiş kenler vatandaşı olduğu ülke, devam ettiği üniversite, Türkiye'ye geliş yılı, türkiye'de nerede kaldığı, Türkçe hazırlık kurslarına katıl ma durumu, Türkçe'yi kullanma derecesi, Türkiye'de yaşamaktan memnun olma durumu ve ülkesine gidiş sıklığıdır. Araştırmanın örneklemini 1996-1997 öğretim yılında Ankara, Başkent, Bilkent, Gazi, Hacettepe Üniversiteleri ve Ortadoğu Tek nik Üniversitesi ile Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde öğrenim gören 624 yabancı uyruklu üniversite öğrencisi ile karşılaştırmaii grubu olarak seçilen 626 Türk öğrenci olmak üzere toplam 1250 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin problemleri "Problem Tarama Envan teri" ile öğrencilerin niteliklerine ilişkin bilgiler ise "Kişisel-Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinde "Varyans Analizi" tekniği, t ve Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir; 1. Yabancı uyruklu ve Türk üniversite öğrencilerinin sorunla rının öncelikle okul yaşamı ile ilgili olduğu ve bu alanı benlik ve iç yaşam, aile yaşamı, gelecek yaşamı, sağlık ve beden gelişimi ve ar kadaşlık yaşamı ile ilgili sorunların izlediği ortaya çıkmıştır. 2. Yabancı uyruklu üniversite öğrencilerinin problem envante rinin tümünden ve alt ölçeklerinden aldıkları puanların ortalama ları, Türk öğrencilerin aynı envantere ait puanlarının ortalamala rından anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Yabancı uyruklu öğrencilerin Türk öğrencilerden daha fazla sorunları oldu ğu ortaya çıkmıştır. 3. Yabancı uyruklu ve Türk üniversite öğrencilerinin sorunla rının; cinsiyet, annenin ve babanın eğitim düzeyi gibi değişkenler den etkilendiği; yaş, ailenin gelir düzeyi, sınıf düzeyi, akademik ba-İÜ şan düzeyi, öğrenim gördüğü fakülte ve yerleşim birimi gibi değiş kenlerden ise etkilenmediği ortaya çıkmıştır. 4. Yabancı uyruklu üniversite öğrencilerinin sorunlarının öğ renim gördükleri üniversite, Türkiye'ye geliş yılı, Türkiye'de kalınan yer ve ülkesine gidiş sildiği gibi değişkenlerden etkilendiği, vatan daşı olduğu ülke, Türkçe'yi kullanma derecesi, Türkçe hazırlık kurslarına katılma durumu ve Türkiye'de yaşamaktan memnun olma durumu gibi değişkenlerden ise etkilenmediği ortaya çıkmış tır.
Eşlerin evlilik doyum düzeylerini etkileyen bazı etkenler
Çimento ve otomotiv sektörlerinde çalışan işçiler arasında yabancılaşmanın karşılaştırmalı olarak araştırılması
Bu çalışma, günümüz insanının önemli bir problemi olan yabancılaşma konusunda ve endüstrinin iki sektörünü ( otomotiv ve çimento ) içerisine alan bir ampirik araştırmadır. Yabancılaşma ile ilgili kuramsal çalışmalar arasındaki farklı bakış açıları nedeni ile ortaya çıkan, yabancılaşmanın nedenleri ve tanımı konusundaki uzlaşmazlık yada farklılıklar yabancılaşmanın " ne " 'ligi İle ilgili spekülasyonlara yol açtığı gibi yabancılaşmanın " nasıl aşılabileceği " ile ilgili objektif ölçütlerin geliştirilmesini de engellemektedir. Zira; her hangi bir yabancılaşma kuram ve tanımından yola çıkılarak ulaşılan sonuçlar, tek boyutlu ve yanıltıcı olabilecektir. Başka bir ifade ile eğer bu durum, yabancılaşma konusunda psikolojik tedaviyi tanımlıyor ise, tedavi ve sürecinde hata ya da yanılma ihtimalini, endüstride yabancılaşmanın önüne geçilmesi çabaları ve sürecini tanımlryor ise, yanlış teknik ve yöntemleri kullanma ihtimalini mümkün hale getirecektir. Böyle bir sonuçtan kurtulmanın en emin yolu ise, kuramların uzlaşma yolunu açarak, yabancılaşma ile ilgili öncül verilerin sağlam bir temele oturmasını sağlamaktır. İşte bu çalışmanın temel amacı, bu uzlaşmayı sağlayabilecek amprik verilerin oluşmasına katkıda bulunmaktır. Çalışmanın birinci bölümünde, yabancılaşma kavramı tarihsel bir bakış açısı içerisinde ve antik dönem düşünürlerinden başlamak üzere yakın dönem düşünürlerine, tek tanrılı dinlerden, teolojik öğretilere kadar geniş bir yelpaze içerisinde teorik olarak ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, birinci bölümde yer verilen yabancılaşma ile ilgilenen kuramcıların ve onların takipçilerinin yabancılaşma tanımları geniş olarak yer almıştır. Bu bölümde, yabancılaşma tanımları ve aralarındaki farklılaşma vurgulanarak bu farklılaşmanın nedenleri ile ilgili tartışmalara da yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü ise ampirik araştırma ve bulgularından oluşmaktadır. Bu bölümde, elde edilen veriler her iki sektörde karşılaştırmalı olarak değerlendirmeye alınmış ve araştırmanın beklentilerine uygunlukları değerlendirilerek birtakım sonuçlara ulaşılmıştır.
Karar stratejileri ile ana baba tutumları arasındaki ilişki
SUMMARY The purpose of this study is the investigation of the relationship between the parental attitudes (mother-father) and the decision making strategies. This research was conducted on 500 students attending classes at the Ankara University, Faculty of Educational Sciences and in the Gazi Univesity the Faculyt of Gazi Education during 1994-1995 Academic year. In this study two scales were used to collected the data. One of them was the "Parental Attitude Scale" which has been revised for the purpose and the other was the "Decision Making Scale" developed by Kuzgun. The Parental Attitude Scale has sub-scales named Democratic, Protective-Demanding, and Authoritarian and the Decision Making Strategies scale has Rational, Independent, Impulsif and Indecisive sub- scales. As a result of computation of the relationship between the points of two scales a positive correlation were observed between rational decision making and democratic parental attitude and a negative correlation between authoritarian parental attitude and rational decision making. Also there is a positive correlation among indecisive and protective-demandig, authoritarian parental attitudes. These correlations are significant at the level of 0.01 but not very strong. u
Mesleki grup rehberliğinin lise öğrencilerinin mesleki olgunluk düzeylerine etkisi
ÖZET Bu çalışmanın amacı, meslekî grup rehberliğinin lise I. sınıf öğrencilerinin meslekî olgunluk düzeylerine etkisini araştırmaktır. Bu araştırma, kontrol gruplu ön-test ve son-test modele da yalı deneysel bir çalışmadır. Araştırma 1992-1993 öğretim yılında Ankara Keçiören Sultan Mehmet ve Kanunî Liseleri'nde öğrenim gören lise I. sınıf öğrencileri (14-15 yaşlar) üzerinde yapılmıştır. Araştırmanın deney grubunu Fatih Sultan Mehmet Lisesi öğrencilerinden 21 öğrenci (11 kız ve 10 erkek), kontrol grubunu ise Kanunî lisesi öğrencilerinden 21 öğrenciden (11 kız ve 10 erkek) oluşturmuştur. Deney grubundaki öğrencilerle 10 hafta süreli haftada iki saat meslekî grup rehberliği yapılmıştır. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin ön-test ve son-test aşamalarında mesleki olgunluk düzeyleri Meslekî Olgunluk Ölçeği ile ölçülmüştür. 14-18 yaşlar arasındaki gençlerin kendilerinden beklenilen meslekî olgunluk düzeyine ulaşabilmeleri "Bir Meslekî Tercihi Billurlaştırma" meslekî gelişim görevine ilişkin meslekî tutum ve davranışları üstlenmeleri ile mümkündür. Bu araştırmada denenen mesleki grup rehberliğinin programı Meslekî Olgunluk Ölçeği ile ölçülebilen sekiz meslekî tutum ve davranışı içermektedir. Meslekî grup rehberliğinde bu meslekî tutum ve davranışlar kazandınlırken eklektik bir yaklaşım tercih edilmiş ve grupta tartışma, meslekî hipotetik vak'a, meslek oynama, bilgi ve ev ödevi verme teknikleri uygulanmıştır.Meslekî grup rehberliği sonrasında deney ve kontrol grupla rının MOÖ'nden ön-test ve son-test uygulamaları arasında bir fark olup olmadığını belirlemek için Split-plott F testi kullanılmıştır. De ney ve kontrol gruplarının MOÖ ön-test ve son-test puanlan ara sında farklar bulunmuştur. Bu farkların işlemden mi, gruplardan mı kaynaklandığım belirlemek için Tukey'in Gerçek Önemli Fark Yöntemi kullanılmıştır. Tukey testi sonuçlarına göre de deney gru bunun MOÖ öntest puanlarının ortalaması ve sontest puanlarının ortalaması arasındaki fark.001 düzeyinde önemli bulunmuştur. Buna karşılık, kontrol grubunun MOÖ öntest ve sontest puanları nın ortalamaları arasındaki fark önemli düzeyde bulunmamıştır. Bu bulgu deney grubu öntest ve sontest puanlarının ortalamaları arasındaki farkın uygulanan meslekî grup rehberliğinden ileri gel diğini kanıtlamaktadır. Deney ve kontrol gruplarının sontest puan larının ortalamaları arasındaki fark da.001 düzeyinde önemli bu lunmuştur. Bu bulgular araştırmada denenen meslekî grup rehber liği yönteminin lise öğrencilerinin meslekî olgunluk düzeylerini ar tırmada etkili olduğunu ortava kovmaktadır. 'ö1- Elde edilen bulgulara dayalı olarak yorumlar yapılıp, bu bulgular liselerde meslekî rehberlik hizmetleri açısından tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Meslekî grup rehberliği yönteminin lise lerde öğrencilerin meslekî olgunluk düzeylerini artırmada etkili ol duğu ve bu yöntemin meslekî rehberlik hizmetleri veren uzmanlar tarafından öğrencilerin meslek seçimlerine yardımcı olmada kulla nılabileceği öneriler içindedir. ıı
MMPI'dan geliştirilen Wiggins alt ölçeklerinin geçerlik ve güvenirlik çalışması
Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri (Minnesota Multiphasic Personality Inventory- MMPI), tanı, değerlendirme ve araştırma amacıyla en çok kullanılan kendini-anlatma (self- report) araçlardan biridir. MMPl'ın temel klinik ölçeklerine ait maddeler görgül geçerlik yöntemiyle belirlenmiştir. Test ölçekleri, içerikleri farklı çeşitli maddeleri kapsamakta ve amprik seçim işlemleri nedeniyle bazı maddeler birden fazla ölçekte yer almaktadır. MMPl'ın ALT kategorileri üzerinde en kapsamlı çalışmayı Wiggins (1966) yapmış ve yeterli psikometrik özelliklere sahip 13 ölçek oluşturmuştur. Wiggins ALT ölçeklerinin isimleri sırasıyla aşağıda verilmiştir Sosyal Uyumsuzluk (SOC), Depresyon (DEP), Kadınsı İlgiler (FEM), Moral Bozukluk (MOR), Dinsel Tutuculuk (REL), Psikotizm (PSY), Organik Semptomlar (ORG), Aile Sorunlan (FAM), Dışa Vuran Düşmanlık (HOS), Fobiler (PHO), Hipomani (HYP) ve Sağlıksızlık (HEA)'tır. Yapılan bu araştırmada, Wiggins tarafından geliştirilen ALT Ölçeklerinin Türk toplumuna uyarlamasını sağlamak amacıyla geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Bunu gerçekleştirmek amacıyla 1000 normal (578 kadın, 422 erkek), 1000 hasta (400 kadın, 600 erkek) olmak üzere toplam 2000 denek ile çalışılmıştır. Her iki grubun yaş ranjı 16-60 arasında değişmektedir. Örneklem grubunda MMPl'ın kitap formu bireysel olarak uygulanmış ve cevap kağıtlanndan Wiggins ALT Ölçekleri değerlendirilmiştir. Bunun yanısıra testin tekran güvenirliğini saptamak amacıyla 60 kişilik gruplara her ALT ölçeği bir ay arayla iki kez verilerek değerlendirme yapılmıştır, ölçeklerin testin tekran güvenirliği.50 ile.87 arasında değişmektedir. Sonuç olarak bulgular, Wiggins ALT Ölçeklerinin Türk toplumunda kullanılabilir nitelikte olduğunu göstermiştir. Ölçeklerin, bireylerin kişilik özelliklerini ölçme ve değerlendirmede güvenilir ve geçerli olduğu sonucuna varılmıştır.
Türk atasözlerine psikolojik bir yaklaşım
Hemen hemen her milletde atasözleri vardır. Hattâ bunların fark lı milletlerde benzer özellikler gösterdiği de kabul görmektedirsBu durumun kültür benzerliğinden kaynaklandığı gibijkültür alışverişi neticesinde de meydana çıkacağı söylenebilir"Her ne şekilde olursa olsun atasözlerinin;mensup olduğu halkın "ruhsal yapı"s mı, davra nış lar mı 2 yaş ama biçimlerinin bir kısmını? düşüncelerini yansıttığı doğrultusundaki fikirlerin yoğunluk kazanmış olduğu söylenebil! reis te bu yoğunluğun Türkiye" deki yansımaları araştırmanın problemini o~ luşturmuşturfflKısa makaleler seviyesinde yapılan bir-iki girişimin de prcblemin çözümünden ziyade t problemin önemine yoğunluk kazandırdık- ları ifade edilebilir. Türk atas özlerine psikolojik bir yaklaşım yapılmasının gereği özellikle halkbilim araştırmacılarmca çeşitli makale ve yazılarda vurgulanmıştır. Ayrıca psikolog?psikiyatrist ve eğitim alanındaki uz manlar da buna işaret etmişlerdir.Bu ve benzerî düşüncelerden hare ket eden araş txrmacij araştırma konusunu seçerek bu araştırmayı yap mıştır. Türk at as öz 1 eri j s os yal ilişkilerde ve yaşayışta Türk insanının çoğunluğunun düşüncelerine tercüman olmasıyla da kültürel dikkat nok tasıdır. Çünkü bunlar Türk insanını yoğuran kültürün bir parçasij ya şanmış ve kazanılmış tecrübelerin sonucunda işlenerek ortaya çıktığı içinsçok farklı bilimlerin ışığında değerlendirilmelidir «.Yapılan her türlü plan ve programların hedefine kültürel 3 sosyal yaşayış ve yapıya 132133 uygunluğu derecesinde vardığını, edinilen tecrübeler göstermiş tir »O halde Türk halk kültürünün bir parçasını teşkil eden ve halkın "ruh sal yapı"sını yansıttığı düşünülen atasözlerine psikolojik bir yakla şım yapılması sonunda ortaya çıkacak bulguların belirli alanlara fay dalı olacağı söz konusu edilebilir.Bu duruma, makale düzeyindeki kısa araştırmalarda da işaret edilmiştir» 3u araştırmada, Türk halk kültürünün çok önemli bir yönünü yan sıttığı kabul edilen Türk atasözleri belirtilen met odlar içerisinde psikolojik bir yaklaşımla değerlendirilmeye çalışılmıştır» Araştırmada belirlenen psikolojik boyutlar 10 alt problem so rusuna cevap aramak şeklinde geliştirilmiş ve bu yönde çalışmalar ya pılmış tır «öncelikle j bu tesbit edilen alt problemlere, olumlu veya olum suz cevapları elde etmeye yarayacak biçimde,Türk atasözlerini psiko lojik sınıflamada jeçerli ve güvenilir kabul edilen bir araç kullanıl mış tır. Araştırmaya konu olan Türk atasözlerinin evrenini O.Asım AksoyN« un "Atasözleri ve Deyirnler"isimli eseri ile, S. Kernel Syüboğlu^nun "On Üçüncü Yüzyıldan Günümüze Kadar şiirde ve Kalk Dilinde Atasözleri ve Deyimler- Atasözleri I- "adındaki eserlerinde yer alan atasözleri oluş turmuştur. Türk atasözleri psikolojik bir yaklaşımla değerlendirildiğinde, bunlarda psikolojik unsurlar bulunduğu ortaya çıkmış t ir. Uygun görülen Türk atas özleri ndeki psikolojik unsurların yorumu; öncelikle uzmanların görüşlerinin sayısal ortalamalarının uygunluğuna ve daha sonra yazılı kaynaklardaki kuramsal düşüncelere bakılarak, istatistik! ve psikolo jik değerlendirmelere tabi tutulmuştur. Araştırmaya örneklem seçimi bir halkbilim uzmanı ile birlikte yapı İmiş t ir. Adı geçen iki eser üç defa incelendikten sonra, atasözü olması bakımından güvenirliği şüpheli görülenler ayırdedilmiştir. Da ha sonra örnekleme seçilen atasözleri üç alan uzmanı ile birlikte tes bit edilen on psikolojik boyuta yerleştirilmiş tir «Atas özlerinin yer leştirildiği psikolojik boyuta uygunluğunu tesbit etmek için, geçer- liliği ve güvenirliği tesbit edilen bir ölçü aracı kullanılmıştır,,134 Bunun için her bir atas özünün karşısına "uygunluk dereceleri "nin belirtilmesi istenmiştir. Buna göre;0-uygun değil|I-karars iz, 2- bi raz uygun, 3-uygun,4-tamamen uygun, şeklinde puanlanmiştır.Ölçü ara cındaki puanlama metodunun sadece araştırıcının sübjektif yargısına dayanmaması ve daha güvenilir sonuçlar vermesi için puanlama işlemi dört uzman tarafından yapılmıştır. Araştırma neticesinde elde edilen Verilerin "uygunluğu" veya "uygun olmaması" konusunda genel bir yar gıya ulaşılmıştır. Araştırmada uygunluk ölçüsü 0,I,2»3»4 olarak ya pılan puanlamada "biraz uygun" kabul edilen 2"'de gizli bir uygun ol mama fikri olduğu varsayılarak, "uygun"ölçüsü olarak kabul edilen 3ı uygunluk ölçüsü alınmıştır. Ama 3* ün gerçek sınırları 2.5I*"3.5° °1~ duğundan, uygunyuk ölçüsü 2.51 ve yukarısı olarak kabul edilmiştir. Buna göre uzmanlardan alman ölçü araçlarında, her bir atasözüne ver dikleri puanların aritmetik ortalaması 0-2.50 arasında olduğu durum larda atasözleri psikolojik boyut açısından "uygun değil", aritmetik ortalama 2.51 ve daha yukarı olduğu durumlarda "uygun" kabul edil miştir. Araştırmanın 10 psikolojik sınıfı, aynı zamanda araştırmanın hipotezlerini oluşturmuş tur. Bunun için her bir hipoteze verilen uz man puanlarının aritmetik ortalamaları alınarak bu şekilde hipotez lerin kabulü veya reddi yoluna gidilmiştir. Bu araştırmada istatistikî işlemler pek fazla değildir. Sade ce yüzde(^) ve aritmetik ortalama( X ) kullanılmıştır. SONUÇLAR Araştırma bulgularına göre sonuçları şu şekilde sıralamak müm kündür: I. Türk atasözlerinde insanın gelişimini (çocukluk,gençlik, ihti yarlık) bünyesinde barındıran psikolojik unsurlar var mıdır? Bu sorunun cevabının bulunması için 93 atasözü uzman görüşüne sunulmuş, bunlardan sadece 9 atasözü kabul edilmemiş 84'" ü uygun bu - lunmuş tur. Yani soruya $90.32 oranında olumlu cevap verilmiştir. Türk atasözlerinde insanın gelişimini bünyesinde barındıran psikolojik..
"Çatışma çözme eğitiminin" şiddet yönelimli öğrencilerin velilerinin çatışma çözme becerileri üzerindeki etkisi
Bu araştırmada, Çatışma Çözme Eğitiminin şiddet yönelimli öğrencilerin velilerinin çatışma eğilimleri, öfke yönetim düzeyleri ve aile içi ilişkilerinin niteliği üzerine etkisi incelenmiştir.Bu araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir ortaöğretim okulunda 2007-2008 eğitim öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ön test-son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma kapsamında deney grubunda yer alan öğrenci velilerine 10 hafta süresince Çatışma Çözme Eğitimi verilmiştir. Kontrol grubuna ise eğitim verilmemiştir.Bu araştırmanın amacı, Çatışma Çözme Eğitimi Programının şiddet yönelimli olan öğrencilerin velilerinin davranışları hakkında farkındalık kazanmalarını ve kişiler arası çatışmaları yapıcı, barışçıl ve onarıcı bir biçimde çözmelerine yönelik bilinç oluşturmak ve bu programın çatışma eğilimleri, öfke yönetim düzeyleri ve aile içi ilişkilerinin niteliği üzerindeki etkisini ölçmektir. Bu nedenle araştırmanın bağımsız değişkeni deney grubuna uygulanan Çatışma Çözme Eğitim programı, bağımlı değişkenleri ise Çatışma eğilim düzeyi, öfke kontrol düzeyi ve aile içi ilişkilerin niteliğidir.Çatışma Çözme Eğitim programı öncesinde ve sonrasında deney ve kontrol grubuna Çatışma Eğilimi Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke Tarz Ölçeği, Aile Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubunun çatışma çözümü ve farkındalık becerileri üzerinde anlamlı fark olup olmadığını test etmek amacıyla iki örneklem t testi ve ANOVA kullanılmıştır.Yapılan istatiksel analizler sonucunda deney grubunda yer alan kişilerin kontrol grubunda yer alan kişilere oranla çatışma eğilimlerinde düşme olduğu, aile değerlendirme ölçeğine bağlı olarak problem çözme, iletişim, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme, davranış kontrolü, genel işlev konusunda deney grubu lehine anlamlı gelişme saptanmıştır. Bunun yanında öfke kontrol düzeylerinde artış olduğu görülmüştür.
İzmir ili lise öğrencilerinde benlik imajı - başarı ilişkisi
Bu araştırmada, Lise öğrencilerinde Benlik İmajı - Başarı İlişkisi incelenmeye çalışılmıştır. Bu genel çerçevede lise öğrencilerinin benlik kavramı ve akademik başarılarının cinsiyet, yaş, sosyo-ekonomik düzey, kardeş sayısı, doğum sırası, aile ilişkileri, başarı algısı vb. değişkenlere bağlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Öğrencilerin benlik kavramı düzeylerini ölçmek amacıyla Offer Benlik İmajı Envanteri (O.B.İ.E.) kullanılmıştır. Akademik başarıyı ölçmek için de okul kayıtlarından yararlanmış, öğrencilerin lise birinci dönemden itibaren üç döneme ait not ortalamaları alınmıştır. Araştırma 1993-1994 öğretim yılının ikinci sömestrinde İzmir İli metropol alanda bulunan altı ayrı lisede gerçekleştirilmiştir. Örneklem grubu olarak lise ikinci sınıfa devam eden 138 erkek 136 kız olmak üzere 274 öğrenci alınmıştır. Benlik kavramı ile ilgili bulgularda sosyo ekonomik düzey, cinsiyet, aile ilişkileri algısı ve başarı algısı istatistik açıdan anlamlı farklılaşmaya yolaçmıştır. Akademik başarı ile ilgili bulgularda da cinsiyet, kardeş sayısı, annenin babanın öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmaması, bölüm, seçeceği dal ve başarı algısı istatistik açıdan anlamlı farklılaşma göstermiştir. Araştırmada kendini başarılı olarak algılayan öğrencilerin benlik kavramları belirgin bir şekilde daha yüksek bulunmuştur. Bu da benlik kavramı ile başarı arasında doğru orantılı bir ilişki olduğunu düşündürmektedir. Akademik başarı ile Benlik Kavramının Eğitsel ve Mesleki Amaçlar, Dış Dünyaya Hakimiyet, Üstün Uyum alt skalalarında korelasyon gösterdiği, diğer alt skalalarda anlamlı korelasyon göstermediği bulunmuştur.
İzmir il merkezinde dershaneye devam eden lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygılarıyla ana-baba tutumları arasındaki ilişki
Araştırmada lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygıları ile ana-baba tutumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Ana-babaların demokratik yada otoriter olarak algılanmasının öğrencinin sınav kaygısı düzeyi ile ilişkisi bazı değişkenlere göre karşılaşürılmışür. Aralarındaki ilişki istatistiksel olarak incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, İzmir il merkezinde bulunan 10 özel dersanede üniversiteye hazırlık kursu gören 200 öğrenci oluşturmaktadır. öğrencilerin sınav kaygıları, öner' in Sınav Tutumu Envanteri ile, ana-baba tutumlarını algılama düzeyleri Kuzgun'un Ana-Baba Tutumu Envanteri ile ölçülmüştür, öğrencilere ilişkin kişisel ve aile bilgilerini elde etemk için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde "Varyans Analizi", "Ki Kare" ve "t Testi" teknikleri kullanılmıştır.
Lise öğrencilerinin okul başarısı ve kaygı düzeyi üzerinde anne - baba tutumlarının etkilerinin belirlenip karşılaştırılması
Bu Araştırma, lise öğrencilerinin okul başarısı ve sürekli kaygı düzeyi üzerindeki anne-baba tutumlarının etkilerinin belirlenip karşılaştırılması için yapılmıştır. Anne- babaların otoriter ve demokratik tutumlarının öğrencilerin okul başarısı ve sürekli kaygı düzeyi üzerindeki etkileri bazı değişkenlere göre karşılaştınlmıştır. Aralarındaki ilişki istatistiksel olarak incelenmiştir. Araştırma İzmir il merkezinde, farklı sosyo-ekonomik düzeydeki semtlerde bulunan 5 genel liseden seçilen 205 (126 kız, 79 erkek) lise 1. sınıf öğrencisini kapsamaktadır. Öğrencilerin anne-baba tutumları, "Anne-baba Tutum Envanteri" ile sürekli kaygı düzeyleri, "Spielberger Sürekli Kaygı Ölçeği" ile değerlendirilmiştir. Öğrencilerin; kişisel bilgileri, anne-baba tutumları ve basan hakkında düşüncelerini öğrenebilmek için "Kişisel Bilgi Formu" hazırlanmıştır.
Öğretmen adaylarında kişi-durum yaklaşımı bağlamında yardım etme davranışı, empati ve düşünme stilleri ilişkisi ve bu değişkenlerin bazı psikososyal değişkenler açısından incelenmesi
ÖZET Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının bireysel farklılık değişkeni olarak düşünebileceğimiz düşünme stilleri, empati düzeyleri ve yardım etme eğilimleri açısından farklılaşıp farklılaşmadıkları ve bu değişkenlerin birbirleriyle ve bazı psikososyal değişkenlerle ilişkisinin ortaya konulmasıdır. Araştırmaya D.E.Ü.B.E.F.' de 2002 bahar döneminde öğrenimlerini gören 402 (248 kız, 154 erkek) 3. ve 4. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin düşünme stillerini ölçmek için, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları daha önce Buluş (2000) tarafından yapılan Rasyonel-Yaşantısal Düşünme Stilleri Ölçeği (Epstein ve ark., 1996) ; yardım etme eğilimlerini ölçmek için, Yardım Etme Yönelimi Ölçeği ( Helping - Orientation Questionnaire, Romer ve ark., 1986) ve empati düzeylerini ölçmek için Kişiler Arası Tepkiverme Ölçeği (interpersonal Reactivity Index, Davis,1980) kullanılmıştır. Son iki ölçek bu çalışma için Türkçe' ye çevrilmiş, geçerlik, güvenirlik ve faktör analizi çalışmaları yapılmıştır. Bağımlı değişkenler arasındaki ilişkileri test etmek için Pearson Korelasyon Katsayısı, gruplar arasında farklılaşmanın anlamlı olup olmadığını test etmek için, varyans analizi ; farklılığın kaynağını belirlemek için Tukey ve LSD. testleri uygulanmıştır. Ek olarak, yardım etme yönelimi ve kişiler arası tepkiverme ölçeğinin faktör yapısını ortaya koyabilmek için, temel bileşenler analizi varimax rotasyonu ile birlikte uygulanmıştır. Kişilik tiplerini belirleyebilmek için ise, öğrencilerin yardım etme yönelimi ölçeği ham puanlarını, standart puanlara çevirmek için z testi yapılmıştır. Benzer şekilde düşünce ve duyguların davranışları belirleyebildiği düşüncesinden hareketle, hangi düşünme stilinin empatiyi ve hangi empati alt boyutunun yardım davranışını öngörmede etkili olduğunu ortaya koyabilmek için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. VIITüm bu analizlerden sonra elde edilen bulgular aşağıda özetlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının, yardım etme davranışı, empati ve düşünme stilleri düzeyleri hem birbirleriyle hem de bazı psikososyal değişkenlerle değişik derecelerde ilişkili görünmektedir. Araştırmadaki bağımlı değişkenler arası ilişkilere baktığımız zaman, empatinin yardım etme davranışı ile düşük düzeyde fakat anlamlı pozitif ilişkili olduğu, empatinin alt boyutlarından empatik ilginin, düşünme stilleri ile düşük, yardım etme davranışı ile orta düzeyde ve anlamlı pozitif ilişkili olduğu, empatinin alt boyutlarından perspektif almanın yardım etme davranışı ve rasyonel-analitik düşünme stili ile orta düzeyde pozitif ilişkili olduğu, empatinin alt boyutlarından olan kişisel sıkıntı duygusunun rasyonel düşünme stili ile negatif anlamlı ilişkili olduğu gözlenmiştir. Bağımlı değişkenlerin bağımsız değişkenlerle ilişkisine yönelik bulgularda empati,yardım etme davranışı ve düşünme stillerinin bazı psikososyal değişkenlere göre farklılaştığı gözlenmiştir. Bu bağlamda,empatinin cinsiyete, öğrenim görülen alana, kişisel değer yönelimine, sorumluluk düzeyine göre değiştiği ve ayrıca empatinin alt boyutlarından olan empatik ilginin, toplumsal yaşama uyum düzeyine göre ; perspektif almanın yakın arkadaş sayısı, problemlerle başa çıkma düzeyi, toplumsal yaşama uyum düzeyine göre değiştiği ; kişisel sıkıntı düzeyinin problemlerle başa çıkma yeterlik düzeyine göre farklılaştığı gözlenmiştir. Benzer şekilde, yardım etme davranışı eğiliminin öğrenim görülen alana, yaşamın çoğunun geçirildiği yerleşim birimi, yakın arkadaş sayısına, diğer insanlara güven düzeyi, gönüllülük aktivitelerine katılma düzeyi, kişisel değer yönelimi, sorumluluk düzeyi gibi değişkenlere göre farklılaştığı gözlenmiştir. VIIIAyrıca, düşünme stillerinin bağımsız değişkenlerle ilişkisine yönelik olarak, rasyonel düşünme stilinin öğrenim görülen alan ve diğer insanlara güven düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı, sezgisel düşünme stilinin ise problemlerle başa çıkma düzeyine göre farklılaştığı gözlenmiştir. Ek olarak, kişilik tipleri -empati ve kişilik tipleri -yardım etme davranışı ilişkisine baktığımız zaman ; kişilik tiplerinin empati ve yardım etme davranışı düzeyi açısından.001 düzeyinde farklılaştıkları gözlenmiştir. Araştırma bulgularına göre digergam tiplerin empati ve yardım etme puan ortalamalarının diğer tiplere göre yüksek olduğu ve gruplar arası farklılıkların anlamlı olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının kişilik tipleri yüzdelerine baktığımız zaman, adayların % 40'mın alturistik (digergam)tip, %26'sının alıp-verici tip, %14'ünün kendine yeten tip ve %20'sinin bencil tipi temsil ettiği gözlenmiştir. IX
Akıllı telefon bağımlılığı ve oyun bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, akıllı telefon bağımlılığı ve oyun bağımlılığı arasındaki ilişkinin cinsiyet, internet kullanım süresi, anne-baba eğitim düzeyi, anne-baba ayrı olma durumu ve sınıf düzeyi değişkenleri açısından incelenmesidir. Araştırmaya katılan bireyleri belirlemek amacıyla, 2018- 2019 eğitim öğretim yılında Mersin Akdeniz bölgesi devlet okullarında lise düzeyinde okuyan gönüllü olarak seçilen 151'i kız 120'si erkek olmak üzere toplam 271 öğrenciye araştırmada kullanılan ölçme araçları uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin cinsiyetleri ve sınıf düzeyleriyle ilgili bilgi toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu; akıllı telefon bağımlılığı düzeylerini belirlemek amacıyla Şar, Ayas ve Horzum tarafından geliştirilen Akıllı Telefon Kullanma Düzeyi Ölçeği; oyun bağımlılığı düzeylerini tespit etmek amacıyla Çocuklar için Bilgisayar Oyun Bağımlılığı Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analizler SPSS/WINDOWS 25.0 programı kullanılarak; Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, ANOVA ve t testi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda, bilgisayar oyunu bağımlılığı düzeyi ile akıllı telefon bağımlılığı düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olduğu; bilgisayar oyunu bağımlılığı düzeyi ile akıllı telefon bağımlılığı düzeyi açısından cinsiyet ve internet kullanım süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği; sınıf düzeyi ve baba eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği söylenebilir. Akıllı telefon bağımlılığı düzeyi açısından anne eğitim düzeyi değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermediği, anne baba ayrı olma durumuna göre anlamlı bir farklılık gösterdiği; oyun bağımlılığı düzeyi açısından anne eğitim düzeyi değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği, anne baba ayrı olma durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği söylenebilir. Elde edilen bulgular doğrultusunda araştırmadan elde edilen sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar Oyun Bağımlılığı, Akıllı Telefon Bağımlılığı.
Eylemlilik ve kendini sabotaj arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, eylemlilik ve kendini sabotaj arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın diğer amacı ise, bu iki kavram arasındaki ilişkinin cinsiyet, yaş ve eğitim durumu açısından anlamlı farklılık gösterip göstermediklerini incelemektir. Araştırmada amaca uygun olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul ve Balıkesir illerinden uygun örnekleme yöntemine göre seçilmiş toplam 361 katılımcıdan oluşmuştur. Araştırmada bağımsız değişkenlerine ilişkin verilerin toplanması amacıyla, araştırmacı tarafından düzenlenen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ayrıca eylemlilik düzeyine ilişkin veriler Cote (1997) tarafından geliştirilen ve Atak (2010) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Çok-Yönlü Kişisel Eylemli Ölçeği, kendini sabotaj düzeyi ile ilgili veriler Jones ve Hodewalt (1982) tarafından geliştirilen, Akın ve Abacı (2010) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Kendini Sabotaj Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson korelasyon analizi ve tukey testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına eylemlilik açısından bakıldığında, eylemlilik ile kendini sabotaj arasında anlamlı düzeyde ve negatif bir ilişki olduğu yani eylemlilik arttıkça kendini sabotaj düzeyinin azaldığını göstermiştir. Kişilerin eylemlilik ve kendini sabotaj düzeylerinin cinsiyet açısından anlamlı bir fark olmadığı fakat eylemlilik alt boyutları öz-saygı ve yaşam amacının cinsiyet açısından anlamlı fark olduğu görülmüştür. Kendini sabotaj ve eylemlilik düzeylerinin yaş ile arasında anlamlı fark olmadığı görülmüş ve eylemlilik düzeyinin eğitim durumu açısından anlamlı fark olmadığı anlaşılmıştır. Fakat eylemlilik alt ölçeği yaşam amacı ve kendini sabotaj düzeyinin eğitim durumu açısından anlamlı fark olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eylemlilik, Kendini Sabotaj, Cinsiyet, Eğitim Durumu
İlköğretim 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin empatik eğilim düzeylerine göre denetim odağı boyutları ve akılcı olmayan inançlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin empatik eğilim düzeylerine göre; denetim odağı boyutlarının ve akılcı olmayan inançlarının farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır.Araştırmaya İstanbul İli Sultangazi İlçesi'ndeki yedi ilköğretim okuluna devam eden 392'si 7. sınıf, 382'si 8. sınıf olmak üzere toplam 774 öğrenci katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Empatik Eğilim Ölçeği (Dökmen 1988), Nowicki-Strickland İç-Dış Denetim Odağı Ölçeği (Öngen 2003) ve Ergenler İçin Mantıkdışı İnançlar Ölçeği (Çivitçi 2006) kullanılmıştır.Araştırmanın amacı doğrultusunda, empatik eğilim düzeyi düşük, orta ve yüksek olan öğrencilerin puanları ile denetim odağı ve ergenler için mantıkdışı inançlar alt ölçeklerinden aldıkları puan ortalamaları arasındaki fark Tek Yönlü Varyans Analizi ile test edilmiş, gruplar arasındaki farkın belirlemesi için Scheffe Çoklu Karşılaştırma Testi kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, empatik eğilim düzeyi yüksek olan öğrenciler, denetim odağı aile ilişkileri, başarı, akran ilişkileri ve kader alt boyutlarında empatik eğilim düzeyi düşük olan öğrencilere göre daha içten denetimli oldukları bulunmuştur. Öğrencilerin empatik eğilim düzeylerine göre denetim odağı batıl inanç alt boyutunda anlamlı farklılıklar bulunamamıştır.Empatik eğilim düzeyleri düşük olan öğrencilerin, başarı talebi ve rahatlık talebine ilişkin mantıkdışı inançları, empatik eğilim düzeyi yüksek olan öğrencilere oranla daha yüksek bulunmuştur. Empatik eğilim düzeyleri yüksek olan öğrencilerin ise saygı talebine ilişkin mantıkdışı inançları, empatik eğilim düzeyi düşük olan öğrencilere oranla daha yüksek bulunmuştur.
Üniversite öğrencilerinin yaşam amaçlarının alt boyutlarının genel öz-yeterlik, yaşam doyumu ve çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Yaşam amaçları, bireylerin yaşamlarında, çeşitli alanlara yönelik olmak üzere elde etmek için çaba sarf ettikleri isteklerdir. Bireyin yaşam hedefleri birçok alana yönelik olabilmektedir. Genel öz yeterlik kişinin bir işi, hedefi/amacı yapmak için gerekli becerilere sahip olduğu konusundaki inancıdır(Bandura, 1994,). Yaşam doyumu ise, bireyin genel anlamda kendini iyi hissetmesine ilişkin bir öğedir. Bireyin yaşam amaçlarını belirlemesinde, bu amaçlara ulaşmasında genel öz yeterliğin ve yaşam doyumunun etkili olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin yaşam amaçlarının alt boyutlarının, genel öz-yeterlik ve yaşam doyumuyla ilişkisini incelemektir. Araştırmada ayrıca yaşam amaçlarının ve alt boyutlarının genel özyeterlik ve yaşam doyumu ilişkisiyle; cinsiyet, yaş, algılanan akademik başarı düzeyi ve algılanan sosyo ekonomik düzey açısından nasıl farklılaştıkları incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Sakarya Üniversitesi'nin çeşitli bölümlerinde öğrenim gören 139'u erkek, 387'si kız toplam 526 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen 31 maddelik Yaşam Amacı Ölçeği, Yaşam Doyum Ölçeği(Diener, Emmons, Larsen ve Griffin,1985), Genel Özyeterlilik Ölçeği (Jarruselam ve Schwarzer,1981) ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için korelasyon yapılmıştır. Yaşam amaçları ve alt boyutları, genel öz-yeterlik ve yaşam doyumu açısından cinsiyete ve yaşa göre farklılıklar t testi ile incelenmiştir. Algılanan akademik başarı, sosyo-ekonomik düzey gibi değişkenlerin sonuçları ise F testi ile incelenmiştir.Araştırmada elde edilen bulgular, denenceleri destekler niteliktedir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre Yaşam Amaçları Ölçeği ile Genel Öz-yeterlik Ölçeği arasında pozitif yönde ilişki vardır. P=.000< 0.05 olduğundan iki ölçek arasındaki ilişki manidardır. Ancak, Yaşam Amaçları Ölçeği ile Yaşam Doyumu Ölçeği arasındaki ilişki P=.087> 0.05 olduğundan manidar değildir. Genel Öz-yeterlik ile Yaşam amaçları Ölçeği'nin alt boyutları arasında pozitif yönde ilişki bulgulanmıştır. Genel Öz-yeterlik, Yaşam Amaçları Ölçeği'nin Kişisel Gelişim, Sosyal Sorumluluk ve Bireysel Farkındalık alt boyutlarıyla p<0.05 olduğundan aralarındaki ilişki anlamlıdır. Fakat Yaşam Amaçları Ölçeği'nin Maddi Kazanç ve Fiziksel Görünüm alt boyutlarıyla p>0.05 olduğundan aralarındaki ilişki anlamlı değildir. Yaşam Doyumu ile Yaşam Amaçları Ölçeği'nin Kişisel Gelişim, Fiziksel görünüm, Sosyal Sorumluluk ve Bireysel Farkındalık alt boyutları arasında pozitif yönde ilişki bulgulanmışken, Maddi Kazanç alt boyutu arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. Yaşam Doyumu, Yaşam Amaçları Ölçeği'nin Kişisel Gelişim, Maddi Kazanç, Sosyal Sorumluluk ve Bireysel Farkındalık alt boyutlarıyla p<0.05 olduğundan aralarındaki ilişki anlamlıdır. Fakat Yaşam Amaçları Ölçeği'nin Fiziksel Görünüm alt boyutuyla p>0.05 olduğundan aralarındaki ilişki anlamlı değildir. Ayrıca üniversite öğrencilerinin cinsiyetleri yaşam amaçları ve maddi kazanç, bireysel farkındalık alt boyutlarına göre farklılaşmaktadır. Yaş değişkenine göre ise yaşam amaçları farklılaşmazken, yalnızca bireysel farkındalık alt boyutunda farklılaştığı bulgulanmıştır. Algılanan akademik başarı düzeyi Yaşam Amaçlarını ve yaşam amaçlarının kişisel gelişim, fiziksel görünüm, sosyal sorumluluk ve bireysel farkındalık alt boyutlarını yordamazken yalnızca maddi kazanç alt boyutunu yordamıştır. Algılanan sosyo-ekonomik düzey ise Yaşam Amaçlarını ve maddi kazanç, fiziksel görünüm alt boyutlarını yordarken, kişisel gelişim, sosyal sorumluluk ve bireysel farkındalık alt boyutlarını yordamamaktadır. Araştırma da elde edilen bulgular yorumlanarak tartışılmış, bulgular doğrultusunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar kelimeler: Yaşam Amaçları, Genel Öz-yeterlik, Yaşam Doyumu
Evli bireylerin cinsel özgüven düzeyleri ile cinsel öz-yeterlik, evlilik yaşam doyumu ve cinsel utangaçlıklarının incelenmesi
Bu araştırmada, evli bireylerin cinsel özgüvenlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada,evli bireylerin cinsel özgüven düzeyleri, cinsel öz-yeterlik, evlilik yaşam doyumu, cinsel utangaçlık ve demografik özellikleri (cinsiyet, evlenme biçimi, evlilik süresi, çocuk sayısı, ek işte çalışıp çalışmama, eğitim düzeyi, meslek türü, bir işte çalışıp çalışmama) açısından incelenmiştir.Araştırmanın çalışma grubu İstanbul'da yaşayan 336 evli bireyden oluşmaktadır. Cinsel özgüven ile ilgili veriler ?Cinsel Özgüven Ölçeği? (Çelik, 2012a), evlilik yaşam doyumu değişkeni verileri ?Evlilik Yaşam Doyumu Ölçeği? (Çelik, 2012b), cinsel utangaçlık ile ilgili veriler ?Cinsel Öz-bilinç Ölçeği? (Çelik ve Çakmak, 2012) ve cinsel öz-yeterlik ile ilgili veriler ?Cinsel Öz-yeterlik Ölçeği? (Çelik, 2012c) ile toplanmıştır. Demografik özelliklere (cinsiyet, evlenme biçimi, evlilik süresi, çocuk sayısı, ek işte çalışıp çalışmama, eğitim düzeyi, meslek türü, bir işte çalışıp çalışmama) ilişkin verileri toplamak için ise ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Araştırmada toplanan verilerin çözümlenmesi ?LISREL8.51 for windows ve SPSS 11.5 for windows? paket programıyla bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiştir. Cinsel özgüveni yordayan değişkenlerin belirlenmesinde yapısal eşitlik modeli (YEM) kullanılmıştır. Verilerin analizi sırasında, betimleyici istatistiklerin yanı sıra evli bireylerin çocuk sayısına göre cinsel özgüven düzeyinin farklılaşıp farklılaşmadığı Tek Yönlü Varyans analizi ile, eğitim düzeyine ve evlilik süresine göre cinsel özgüvenin farklılaşıp farklılaşmadığı ise Welch testi ile incelenmiş ve sonuçta çıkan farklılığın hangi değişkenden kaynaklandığının tespiti ise Scheffe testi ve Tamhane's T2 testi ile yapılmıştır. Evlilik yaşam doyumu, cinsel utangaçlık, evlenme biçimi, evlilik süresi ve çocuk sayısı ile cinsiyetin evli bireylerin cinsel özgüven düzeyi üzerindeki ortak etkisini incelemek için İki Yönlü Varyans analizi kullanılmıştır. Ayrıca cinsel öz-yeterlik, cinsiyet, ek iş, meslek türü, çalışma durumu değişkenleri açısından evli bireylerin cinsel özgüven düzeylerinin önemli bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek için T-testi ile incelenmiştir. Değişkenler arasındaki korelasyonları incelemek için Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Etki büyüklüğünün belirlenmesi için de Eta Squared (µ²) değerleri dikkate alınmıştır.Yapısal eşitlik modelinde cinsel utangaçlığın, cinsel öz-yeterliliğin cinsel özgüveni negatif bir şekilde etkilediği, evlilik yaşam doyumunun ise cinsel özgüveni pozitif etkilediği ve cinsel utangaçlık, cinsel öz-yeterlik ve evlilik yaşam doyumu değişkenlerinin cinsel özgüveni doğrudan etki ile yordadığı bulunmuştur. Ayrıca cinsel utangaçlık ve cinsel öz-yeterlik değişkenlerinin cinsel özgüveni evlilik yaşam doyumu aracılığı ile dolaylı etki ile de yordadıkları sonucu elde edilmiştir. Evlilik yaşam doyumu düzeyi yüksek olan bireylerin cinsel özgüven düzeylerinin daha yüksek olduğu, cinsel utangaçlık düzeyi ve cinsel öz-yeterlik düzeyi yüksek olan bireylerin ise cinsel özgüven düzeylerinin daha düşük olduğu sonucu elde edilmiştir.Araştırma sonucunda erkeklerin kadınlardan, anlaşarak evlenen bireylerin görücü usulü ile evlenenlerden, çalışan bireylerin çalışmayan bireylerden daha yüksek cinsel özgüven düzeyine sahip olduğu bulunmuştur. Evliliğin ilk yıllarında cinsel özgüven düzeyinin yüksek olduğu fakat evliliğin ilerleyen yıllarında cinsel özgüvenin düştüğü sonucu elde edilmiştir. Çocuğu olmayan evli bireylerin cinsel özgüven düzeylerinin çocuk olanlardan daha yüksek olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin, ek işte çalışanların ve eğitim düzeyi yüksek olanların cinsel özgüven düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Evlilik yaşam doyumu, cinsel utangaçlık, evlenme biçimi, evlilik süresi ve çocuk sayısı ile cinsiyetin evli bireylerin cinsel özgüven düzeyi üzerinde ortak etkisinin olmadığı bulunmuştur.
Üniversite ve lise öğrencilerinin sosyal amaç oryantasyonlarının başa çıkma ve bazı değişkenlerle incelenmesi
Bu çalısmada üniversite ve lise ögrencilerinin sosyal amaç oryantasyonları düzeyi ile basa çıkma tutumları , anne ve baba egitim durumları , basarı algısı, fiziksel görünüm algısı ve ekonomik durum algısı arasındaki iliski incelenmistir. Arastırma için iki ölçme aracı kullanılmıstır:Sosyal Amaç Oryantasyon Ölçegi (Allison Ryan 2001 ) ve Stresle Basa Çıkma Tutumları Envanteri (SBTE) (Yasar Özbay, 1993).zzet Baysal Üniversitesin `de farklı bölümlerinde ögrenimlerine devam eden ögrencilerle , Düzce `de farklı liselerde ögrenim gören 323 lise ögrencisi ile 287 üniversite ögrencisi (334 `ü erkek, 276 `sı kız ) toplam 600 ögrenci çalısmaya katılmıstır.Verilerin analizi tek yönlü varyans analizi ve t testi ile yapılmıstır. Bu arastırmada sosyal amaç yönlendirme modeli temel alınmıstır. Bu model, sosyal amaç arastırmalarını temel alarak olusturulmus ve bu da daha önce var olan akademik basarı yönlendirmesinden esinlesmistir. Bu model üç bazal amaç oryantasyonundan olusmaktadır ki bunlar; mastır (görev, ögrenme), performans yaklasım(yapabilirlik) ve performans kaçınımdır. Bunlar destekleyici iliskiler üzerine odaklanmıs olup, becerileri gelistirmek ve yeniden insa etmek amacı gütmektedir. Performans yaklasım yönlendirmesi, bireyin kendisine sosyal prestijini göstermeye odaklanmasıdır. Performans kaçınım amaçları, bireyin kendisinin sosyal olarak beceriksiz oldugunun baskalarına gösterilmemesi düsüncesine odaklanmasıdır. Sosyal amaç oryantasyonunun bazı degerlerle iliskisine bakıldıgında, sosyal mastır iliskilerde gerek fiziksel görünüm algısında sosyal ve akademik durumlarda çok daha fazla adaptivdir. Buna ragmen sosyal performans kaçınım amaçları sosyal ve akademik fonksiyonlar için zararlıdır. Bu çalısmada Sosyal mastır, sosyal performans yaklasım, aktif planlama, dıs yardım arama ve kabul yeniden yapılanma ile yüksek oranlarda pozitif olarak iliskili oldugu gibi ;sosyal performans kaçınım, biyokimyasal olarak kaçma soyutlama, kaçma soyutlama duygusal eylem ile yüksek fakat negatif yönde iliskili oldugu bulunmustur.Sosyal performans yaklasım ise sosyal performans kaçınım, dıs yardım arama, kabul yeniden yapılanma, kaçma soyutlama duygusal eylem pozitif yönde iliskili oldugu bulunmustur.Sosyal performans kaçınımın ise , dine sıgınma ve kaçma soyutlama duygusal eylem ile arasında pozitif yönde güçlü bir iliski bulunmus aynı zamanda aktif planlama ile ve dıs yardım arama ile oranında ters yönde iliskili oldugu bulunmustur.Son olarak arastırmanın sınırlılıkları ve yapılacak diger arastırmalar için öneriler tartısılmıstır.
Demokratik ve otoriter ana baba tutumlarının lisede öğrenim gören öğrencilerin ahlaki yargı yeteneğine etkisi
Bu araştırmada; lisede öğrenim gören öğrencilerin ahlaki yargı yeteneğinin demokratik ve otoriter anne ile demokratik ve otoriter baba tutumlarına göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Ayrıca ahlaki yargı yeteneğinin cinsiyete, lise türüne, annenin ve babanın eğitim durumuna ve öğrencilerin sosyo- ekonomik düzeylerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır.Araştırmanın örneklemi; İstanbul Kadıköy ilçesindeki Atatürk Fen Lisesi, Prof. Faik Somer Anadolu Lisesi ve Prof. Faik Somer Lisesi' nden ve Kartal ilçesindeki Hacı İsmail Gündoğdu Ticaret Meslek Lisesi' nden tesadüfi örneklem yoluyla seçilen 194'ü kız 183' ü erkek olmak üzere toplam 377 öğrenciden oluşmuştur.Araştırmada ölçme aracı olarak; öğrencilerin ahlaki yargı yeteneğini ölçmek için Ahlaki Yargı Testi (MUT), öğrencilerin ana baba tutumlarını tespit etmek için Ana Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) ve öğrencilerin cinsiyet, lise türü, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu ve sosyo- ekonomik düzeyleri gibi değişkenleri belirlemek için ise araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgiler Anketi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda lisede öğrenim gören öğrencilerin ahlaki yargı yeteneği puanlarının annenin demokratik ve otoriter oluşuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Öğrencilerin ahlaki yargı yeteneği puanları baba tutumunun demokratik ve otoriter oluşuna göre de anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Ahlaki yargı yeteneğinin cinsiyete ve sosyo- ekonomik düzeye göre anlamlı bir farklılık göstermediği de araştırma sonucunda elde edilen bulgulardandır. Öğrencilerin ahlaki yargı yeteneğinin annenin eğitim durumuna göre farklılık gösterip göstermediğine bakıldığındaysa, annesi üniversite ve lise mezunu olan öğrencilerin ahlaki yargı yeteneği puanı, annesi ilkokul mezunu olanlarınkine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Fakat annesi okuryazar olmayanlar ve ortaokul mezunu olan öğrencilerin ahlaki yargı yeteneği puanları diğerlerine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemiştir. Babanın eğitim düzeyine göre öğrencilerin ahlaki yargı yeteneği puanlarının anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Fakat babanın farklı eğitim düzeylerinin kendi arasında yapılan karşılaştırma sonucunda, babası üniversite mezunu olan öğrencilerin ahlaki yargı yeteneği puanları babası okuryazar olmayan, ilkokul, ortaokul ve lise mezunu olan öğrencilerin ahlaki yargı yeteneğinden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur.
Orataöğretim (lise) öğrencilerinde rekabetçi tutum ile ana-baba tutumları arasındaki ilişki düzeyi
Bu araştırmada temel amaç; Ortaöğretim (Lise) öğrencilerinin rekabetçi tutumları ile demokratik, koruyucu/istekçi ve otoriter ana-baba tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca çalışmada rekabetçi tutumun ve demokratik, otoriter, koruyucu/istekçi ana-baba tutumlarının; öğrencilerin cinsiyetine, eğitim görülen lise türüne, ana-babanın eğitim düzeyine, ana-babanın mesleğine ve öğrencilerin ailelerinin sosyo-ekonomik düzeylerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır.Araştırmanın örneklemini, Nevşehir'in Ürgüp ilçesindeki Ürgüp Lisesi, Hayri Mehmet Ürgüplü Anadolu Lisesi ve Ürgüp Anadolu Öğretmen Lisesinde eğitim gören öğrencilerden tesadüfi örneklem yoluyla seçilen 167 `si erkek, 215'i kız olmak üzere toplam 382 lise öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Rekabetçi Tutum Ölçeği (RTÖ, Bilbey, Akbayırlı, 1998), Ana-Baba Tutum Envanteri (Eldeleklioğlu, 1996), araştırmacı ve danışman tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; ortaöğretimde öğrenim gören öğrencilerin rekabetçi tutum değerlerinin ana-baba tutumlarının demokratik ve koruyucu/istekçi oluşuna göre anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Buna karşılık öğrencilerin rekabetçi tutum değerlerinin ana-baba tutumlarının otoriter oluşuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Rekabetçi tutumun; cinsiyete, lise türüne, ana-baba eğitim düzeyine, ana-babanın meslek durumuna ve sosyo- ekonomik düzeye göre anlamlı bir farklılık göstermediği de araştırma sonucunda elde edilen bulgulardandır. Öğrencilerin ana-baba tutumlarının cinsiyet ve lise türüne göre farklılık göstermediği sonucu elde edilen diğer bir bulgudur. Annesi ortaokul-lise mezunu olanların ilkokul mezunu olanlardan daha koruyucu/istekçi ana-baba tutumuna sahip oldukları, babası üniversite mezunu olanların ilkokul mezunu olanlardan daha koruyucu/istekçi ana-baba tutumuna sahip oldukları belirlenmiştir. Demokratik ana-baba tutumu açısından ana-baba eğitim düzeyine göre anlamlı fark yoktur. Annenin meslek durumuna göre ana-baba tutumları açısından anlamlı fark bulunmamıştır. Fakat babası memur olanların esnaf ve diğer olanlardan daha koruyucu/istekçi ana-baba tutumuna sahip olduğu, buna karşın demokratik ve otoriter tutum açısından anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sosyo-ekonomik düzey açısından demokratik ana-baba tutumunda anlamlı farklılık bulunmamıştır, fakat orta sosyo-ekonomik düzey'deki öğrencilerin düşük düzeydekilerden den daha koruyucu/istekçi ve otoriter ana-baba tutumuna sahip oldukları bulunmuştur.