Gazi University
Discipline

Islamic History and Arts

Gazi University

521

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Hind Bint Utbe'nin hayatı ve kişiliği

İnsanoğlunun varlık serüveninde erkek; ilk insandan bu yana her dönemde kadına göre daha üstün sayılmıştır. Bu üstünlük, Allah Teâlâ'nın hidayet kaynağı olarak gönderdiği İslâm'la ortadan kaldırılmıştır. İslâm'ın, kadın konusundaki bu değişimini en çarpıcı şekilde örneklendiren Hind bint Utbe'yi tez çalışmamızda işlemenin uygun olacağını düşündük. Tezimizin giriş bölümünde; Arap toplumunun özelliklerinden, kadının genel durumundan, câhiliyye döneminden ve bu dönemde kadın, aile, evlilik müessesesi ve çocuklara toplumun bakış açısından, Kur'ân-ı Kerim'in câhiliyye değerlendirmelerinden bahsettik. Birinci bölümünde; Hind bint Utbe'nin Nesebi, Kabilesi, Emevi ve Haşimi çekişmelerine yer verdik. İkinci bölümde; Hind bint Utbe'nin doğumu, ailesi, evlilikleri ve çocukları hakkında bilgi vermeye çalıştık. Ayrıca son bölüm olan üçüncü bölümde ise; Hind bint Utbe'nin İslâm'la şereflenmesiyle, Hz. Peygamber'in vefatından önce ve sonraki dönemlerdeki durumundan, ayrıca şahsiyetinden de bahsederek tezimizi sonlandırdık.

AileAraplarBiyografi+4
Zeynep Süslü
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yusuf Ziya Paşa'nın hayatı ve yaptırmış olduğu eserler

Bu tez çalışmasında Yusuf Ziya Paşa'nın hayatı, yaptırmış olduğu eserlerin Osmanlı Siyasi ve Türk - İslam Sanatı Tarihi bakımından önemi ele alınmıştır. Tez birinci giriş, Yusuf Ziya Paşa'nın hayatının anlatıldığı ikinci, eserlerinin katalog olarak ele alındığı üçüncü, karşılaştırma ve değerlendirme dördüncü ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Kaynakça, arşiv belgeleri, planlar, haritalar ve fotoğraflar teze eklenmiştir. Birinci bölümde; konunun tanımı, sınırları, amacı, yöntem ve kaynak araştırmaları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Yusuf Ziya Paşa'nın hayatı önemli kısımları ile ele alınmıştır. Yusuf Ziya Paşa (Yusuf Ziyaeddin Paşa) Türk Siyasi Tarihi ve Sanat Tarihi açısından önemli bir şahsiyettir. Aslen Gürcü olan Yusuf Ziya Paşa küçük yaşta köle olarak geldiği payitaht da hocalar tayini ile eğitimine önem verilmiş dini ilimler, hüsn-ı hatt, muhasebe işleri tahsilinin yanı sıra ve ata binip kılıç kullanarak silahşorluk eğitimlerini de almıştır. Aldığı bu eğitimlerin ve yeteneğinin bir sonucu olarak Maden Eminliği, III. Selim ve II. Mahmut devirlerinde iki kez sadrazamlık, Trabzon, Bağdat, Basra, Konya ve Halep Valiliği, Fransa'nın Mısır'a saldırısı üzerine üç yıldan fazla süren ordu komutanlığı, Eğriboz, Karlıili ve Sakız Muhafızlığı gibi önemli görevlere getirilmiştir. Bu görevler icabı birçok şehirde bulunmuştur Üçüncü bölüm katalog çalışmasıdır. Osmanlı mimarisinde sultan, paşa ve sadrazam gibi devlet büyüklerinin gerek hayır amaçlı gerekse kendi isimlerini yaşatmak amacıyla yaptırdıkları eserler ile hem maddi hem de manevi olarak Türk Sanatına ve toplum hayatına katkı sağlamışlardır. Yusuf Ziya Paşa'nın yaptırmış olduğu eserler yüzyıl itibari ile (18. yy sonu - 19. yy başı) Batı etkisinin Anadolu'daki yansımalarını göstermeleri bakımından önemli yapılardır. Bu yapılardan günümüze gelenler, Malatya Yusuf Ziya Paşa Camii ve Türbesi, Çemişgezek Ulukale Köyü Camii, Keban Yusuf Ziya Paşa Külliyesi, Elazığ İli Keban İlçesi Hamam (Yusuf Ziya Paşa Konağı Hamamı), Erzurum Yusuf Ziya Paşa Köşkü (Nüzhet-ül Hazra), Çemişgezek Tağar Köprüsü ve Üsküdar Yusuf Ziya Paşa Çeşmesi (Köşe Çeşmesi)'dir. Vakfiyelerde ve kaynaklarda geçen yapı örnekleri ise, Erzurum İli Palandöken İlçesi Abdurrahman Gazi Türbesi, Elazığ İli Keban İlçesi Han (Yusuf Ziya Paşa Hanı), Elazığ İli Keban İlçesi Eski Kürtkendi Camii, Elazığ İli Keban İlçesi'nde Mektep ve Gümüşhane İli Kelkit İlçesi'nde Hamam'dır. Bu yapı örneklerinin plan, mimari, süsleme ve işlevleri açıklandıktan sonra eserler tarihsel olarak ele alınmış dönemi içerisinde değerlendirilmişlerdir. Dördüncü bölümde yapıların aynı türdeki diğer eserlerle ile plan tipolojisi ve bezemesel üslup açısından karşılaştırmaları yapılarak, eserlerin Türk Sanatı'nın gelişim çizgisindeki yeri açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Tez çalışmasında, Yusuf Ziya Paşa ve eşi Ayşe Hatun Vakfı'na ait vakfiyeler, diğer arşiv belgeleri ve kitabelerin tercümesi yapılarak eserler ile birlikte değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonuçta; Yusuf Ziya Paşa da dindar ve hayırsever kişiliğinin bir sonucu olarak da görev yaptığı şehirlerde cami, medrese, türbe gibi dini yapılar ile mektep, hamam, han, kütüphane, çeşme ve köprü gibi sosyal amaçlı hayratlar da yaptıran bir devlet büyüğü olarak tarihe geçtiği vurgulanmıştır. Yaptırmış olduğu farklı işlevleri olan bu yapıların yanı sıra güzel sanatlar ile de uğraşan Paşa Keban'daki külliye için yapmış olduğu hat levha örnekleri ile yalnızca siyasi bir şahsiyet olmadığını sanatçı kişiliğinin de olduğunu göstermektedir. Yusuf Ziya Paşa'nın yaptırmış olduğu eserlerin çizilmiş planları gözden geçirilmiş, gerekli olanlar yeniden tarafımızdan düzeltilmiştir. Eserlerin tamamı yerinde incelenmiş ve fotoğrafları çekilmiştir. Bazı arşiv belgeleri tarafımızdan ilk defa okunmuş ve değerlendirilmiştir. Bunların tamamı tezimize eklenmiştir.

BiyografiCamilerDini eserler+7
Selda Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İslam tarihçiliği ve bu açıdan Tirmizi'nin Sünen'i

Tarihin akışını değiştiren, ona yön veren, son peygamber Hz. Muhammed tarafından dile getirildiği için hadisler de tarih bağlamında değerlendirilir. Hz. Peygamber hem tarihe yön veren hem de tarihi Allah'ın kanun ve nizamlarına göre düzenleyen şahsiyettir. Bu sebeple Peygamber'in tarihi sürece yön vermesi ve onun liderlik yönünün birçok alanda kendisini hissettirmesi çok sayıda yerli ve yabancı bilim adamlarının ilgi odağı olmuştur. Bu ilgi odağı olmasından dolayı hakkında çok sayıda eserler kaleme alınmıştır. Kaleme alınan çalışmaların en önemlilerinden biri olarak kabul edilen Sünen'i Tirmizi'dir. Tirmizi, sahabeye ve tüm insanlara örnek olan Peygamberi bir tarihçi olarak ele almamıştır. Ancak O'nu en doğru bir şekilde anlatıp, sonraki nesillere aktarmıştır. Tirmizi'nin Sünen'i bir tarih kitabı olarak değil, bir hadis kitabı olmasına rağmen İslam tarihçileri tarafından büyük kabul görerek üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Tirmizi de İslam tarihinde otorite olarak kabul gören kişiler tarafından kendisine güven duyulan bir şahsiyet olarak kabul edilmiştir. Biz bu çalışmamızda Tirmizi'nin hadisçilik kadar tarihçilik yönünün de ele almaya çalışacağız. Tirmizi'nin Sahîhindeki siyer ve meğâzî rivayetlerin sıhhatini tarihi verilerle karşılaştırarak gündeme getirilecektir. Tirmizi, hadislerini rivayet ederken önemli bir yol takip etmiştir. Takip ettiği bu yollar: Kronolojik bir sıralama yapması, isnad/metin birleştirmesi ve tarihe/akla arz edilmesi gereken rivayetleri kullanmıştır.

HadisRivayetlerSünen-i+3
Murat Aksu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hâlid B. Velîd'in İslam fetihlerindeki rolü ve komutanlığı

Biz bu çalışmamızda İslam Tarihi'nde ''Allah'ın Kılıcı'' ünvanı ile meşhur olan Hâlid b. Velid'in hayatı ve şahsiyeti hakkında bilgi vermeye çalıştık. Yine bu çalışmamızda Hâlid b. Velîd'in İslam fetihlerindeki aktif rolüne çok ayrıntıya girmeden değindik. Ayrıca Hâlid b. Velid' in Müslüman olmadan önceki hayatıyla Müslüman olduktan sonraki hayatını kıyaslayarak onun sahâbe neslinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu göstermeye çalıştık. Hâlid b. Velîd'in bir komutan olarak askerî alandaki başarılarının ne derece olduğunu öğrenmek için savaşlardaki taktiklerine bakarak harp tarihi açısından nasıl yöntemler denediğini anlatmaya çalıştık. Bunlara ilaveten, çok tartışılan başkumandanlığından azledilme hususunun sebeplerini, araştırmacı bir bakış açısı ile ele alarak konu ile alakalı başta birinci elden kaynaklar olmak üzere tetkik eserler ışığında konu ile ilgili bilgi vermeye çalıştık.

FetihlerHalid bin VelidKomutan+1
Zafer Önder
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Peygamber'in eşi Hz. Safiye

Hz. Safiye, 610 yılında Medine'de dünyaya geldi. Babası Medine'nin üç Yahudi kabilesinden biri olan Ben-i Nadir'in reisi Huyey b. Ahtab, annesi diğer bir Yahudi kabilesi olan Ben-i Kurayza'dan Berre bint Semev'el'dir. Safiye Peygamberimiz ile evlenmeden önce iki evlilik yapmıştır. Peygamberimiz ile 628 yılında Hayber Savaşın'dan sonra evlenmiştir. Hayber'de esir olan Safiye, Hz. Peygamberle evlenerek müminlerin annesi olmuştur. Safiye hicretin 50. yılının Ramazan ayında ( Ekim 670 ) Muaviye b. Ebu Süfyan'nın halifeliği döneminde Medine'de vefat etmiştir. Baki mezarlığına defnedilmiştir. Çalışmamızın konusu Hz. Safiye'nin Hz. Peygamber ile evlenmesi ve bu evliliğin Peygamberimizin hayatındaki yansımalarıdır. Amacımız bu evliliğin İslam coğrafyasında ve kadın dünyası içerisinde ne gibi sonuçlar ortaya çıkardığını sergilemektir. Bunun için de temel kaynaklara ve çeşitli çalışmalara başvurarak konuyu açıklığa kavuşturmaya çalıştık ve istediğimiz sonucu elde ettik. Bu çalışma sonucunda Peygamberimizin eşlerinden birinin daha hayatını gün yüzüne çıkarmış olduk. Yahudi toplumunu daha yakından inceleme fırsatımız oldu. İslam Tarihi açısından faydalı bir çalışma ortaya koymaya gayret ettik.

EvlilikHz. MuhammedHz. Safiye+1
Esra Özçelik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi Türk grafik sanatı tarihi ve Halis Biçer'in çalışmaları

Bu tez çalışması üç bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde grafik tasarım sanatı ile ilgili genel tanım ve kavramlar açıklanmış olup, grafik tasarım sanatı tarihi sürecindeki gelişmeler ile grafik tasarım sanatı eğitiminin gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde Dünya'daki grafik sanatının, Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet sonrası türk grafik sanatının ve eğitiminin gelişimi anlatılarak, Cumhuriyet Dönemi Türk grafik sanatının geçmiş ve geleceğiyle ilgili yaşanan sanatsal gelişmeler, değişimler ele alınmıştır.Ayrıca günümüz grafik sanatçılarından Şükrü Ertürk, Hasip Pektaş, Zafer Lehimler ve Beşir Güvener'den bahsedilmiştir.Üçüncü bölümde ise Prof. Halis Biçer'in hayatı ve sanatı hakkında edinilen bilgiler dahilinde, grafik tasarım sanatı hakkındaki görüşü, düşünceleri, grafik sanatına verdiği değer ve önem anlatılmıştır.Prof. Halis Biçer'in Türk grafik tasarım sanatını etkileyen süreçler konuşularak, eserleri incelenmiştir. Elde olan kaynaklar düzenlenerek yaşamı boyunca Türk grafik sanatına samimi yaklaşımı ve etkili bir görsel iletişim tasarımcısı olan sanatçının tanıtılması amaçlanmıştır.Prof. Halis Biçer'in grafik tasarım sanatı çalışmalarından seçimler yapılmış ve değerlendirilmiştir. Sanatçının görsellik adına kendine has tasarımlarıyla, grafik sanatına kattığı değerler, yenilikler ve özgün düşünceleriyle sanatsal ifade biçimlerini mükemmel bir şekilde kullanmış, grafik tasarım konusunda iyi bir öncü olduğu anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Grafik Sanatı, Tasarım, Grafik Tasarımı, Sanat Eğitimi, Halis Biçer

Biçer, HalisCumhuriyet DönemiGrafik sanatlar+2
Nihan Çıplakkılıç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

El-Cezire bölgesi İslam âlimlerinden İbn Esir'in hayatı, eserleri ve tarihçiliği

Tarih, geçmiş hakkındaki çeşitli anlatılardır. Tarihçi yani anlatıcı da tarihi malumat ve anlatılan konunun sıhhati açısından önemlidir. Bugünkü Şırnak ilinin Cizre ilçesinde doğan âlimlerden İbn Esir'in hayatı, eserleri ve tarihçiliği adıyla yapmış olduğumuz bu çalışmada tarihin önemli bir şahsiyetini tanıtmak amaçlanmıştır. Buna göre el-Cezire'den hareketle bu beldenin Müslümanlaşması ile kültürümüze katmış olduğu mümtaz şahsiyetlerden sadece biri olan İbn Esir ve eserlerinin geçmişi aydınlatma ve birikimini kendinden sonrakilere aktarma çabasını gözler önüne sermek istedik. Böylece Türk ve İslam Tarihindeki konumu ile tarih alanına kattığı yenilikler anlaşılmış olacaktır. Çalışmada Cezeri nisbesiyle de tanınan İbn Esir'in doğduğu ve o dönemde zengin ilim-kültür merkezi olan Cizre'nin bulunduğu bölgeden araştırmayı ele alarak, bu bölgenin Müslümanların fethinden hemen sonra Müslümanlar nezdindeki hizmetlerine ve bölgenin önemine değinilmiştir. Böylelikle İbn Esir'in doğduğu, yetiştiği ortam ve ilmi kişiliği arasında bağlantı kurulacak olup, bölgenin İbn Esir ve eserlerine etkisi anlaşılmaya çalışılmıştır. Eserlerinin ve tarihçiliğinin araştırılmasıyla da hem kendinden önceki tarihi haber ve rivayetleri nasıl okuduğu, hem de tarih sahasına katmış olduğu yenilik ve fikirleri ile tarihe katkısı tespit edilmiştir. İbn Esir'in eserleri ve diğer tarih kitaplarından istifade edilerek hazırlanan bu çalışmada tarihçinin, tarih ilmindeki konumu ve eserlerinin önemi anlaşılmıştır.

Din görevlileriEl CezireKur'an-ı Kerim+5
İzzettin Aklan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hulefa-i Raşidin Döneminde Bizans İmparatorluğu ile münasebetler

İslamiyetten önce Araplar düzenli bir devlet yapısına sahip değillerdi. İslamiyetin doğuşundan sonra, Hz. Peygamberin hicretiyle başlayan devletleşme süreci, hızlı bir şekilde gerçekleşmiş ve dönemin iki büyük devleti Bizans ve Sasani İmparatorluklarıyla çok yönlü münasebetler başlamıştır. Bu iki devletten biri olan Bizans ile Hulefa-i Raşidin dönemi münasebetlerini bu çalışmamızda ele alacağız. Hulefa-i Raşidin dönemi, İslam dininin Arap yarımadası dışında hızla yayılmaya başladığı ve Bizans'ın uzun yıllar Sasanilere karşı mücadele verdiği topraklarının, Müslümanlar tarafından fethedilmeye başlandığı dönemdir. Bu çalışma giriş bölümü dahil olmak üzere üç ana bölümden oluşmuştur. Giriş bölümünde, Hulefa-i Raşidin dönemindeki Bizans ile münasebetlerin daha iyi anlaşılabilmesi için, Müslümanlarla Bizans İmparatorluğu arasındaki münasebetlerin başlangıç dönemi kabul edilen, Hz. Peygamber dönemi münasebetleri ele alınmıştır. Hulafa-i Raşidin dönemi ve daha sonraki dönemlerde gerçekleşen münasebetler, Hz. Peygamber dönemindeki münasebetlere göre şekillenmiştir. Birinci bölümde, İslam devletinin teşkilatlanmaya başladığı ve kurumsallaşmasını tamamladığı dönem olan Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer dönemi ele alınmıştır. Bu dönemde İslam devleti Bizans hakimiyetinde bulunan bölgelerin önemli bir kısmını ele geçirmiş, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer, Hz. Peygamberin, Bizans'a karşı olan tutumunu aynı şekilde devam ettirmiştir. İkinci bölümde ise, Hulefa-i Raşidin döneminde, İslam devletinin zirve ve duraklama noktası olan Hz. Osman dönemi ile, münasebetlerin neredeyse tamamen durduğu ve İslam devleti adına gerileme dönemi kabul edilebilecek olan Hz. Ali dönemi ele alınmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde çok yönlü münasebetler ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmış ve kronolojik bir sıraya bağlı kalınmaksızın, genellikle önceki bölümlerde üzerinde çok fazla durulamayan dini, ticari ve sosyal münasebetlerden bahsedilmiştir.

Bizans İmparatorluğuDört Halife DönemiSiyasi ilişkiler+2
Cihat Oğuz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Manastırlı Mehmed Rifat Efendi'nin "Tuhfetü'l-İslâm" adlı eserinin Latinize edilmesi

Ortaya koyduğumuz bu çalışmamızda Tuhfetül İslam adlı eseri günümüz alfabesine aktararak, daha anlaşılır kılmaya çalıştık. Tuhfetül İslam, Manzum Olarak, İlm-i Hal, Kısâs-ı Enbiyâ ve Siyer-i Muhammediyye olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İmanın şartları, marifetullah, İslam'ın şartları, Amel, Vacipler, Sünnet-i Seniyye konuları ele alınmaktadır. İkinci bölümde ise Hz. Âdem (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.v.) dâhil otuz iki peygamberden bahsedilmiş. Bu otuz iki peygamberden yirmi beş tanesi Kur'an'da ismi geçen peygamberlerdendir. Üçüncü bölümü "Siyer-i Muhammediyye" başlığı altında Hz.Muhammed'e (s.a.v.) ayrılmıştır. Bu bölümde Hz. Peygamber'in hayatı, sekiz alt başlıkta sunulmuştur. Tarih boyunca Müslümanların hayatında mümtaz bir yere sahip olan, hayatlarının her alanında inanmaları gereken iman esaslarının, yapmaları gereken ibadetlerin, Kur'an-ı Kerim'in örnek alınması gerektiğini defaatle vurguladığı Hz. Peygamber'in hayatının özellikle çocuk yaşta zihinlere yerleştirme, gönüllere sevdirme amacıyla manzum olarak ele alınması eseri daha da kıymetli hale getirmiştir. Özellikle eserin başından sonuna kadar secinin, ses ahenginin, edebi sanatların, mecaz ile mazmunların başarılı bir şekilde kullanılması eserin kıymeti açısından önemli etkenler olmuştur.

KitaplarMehmed RıfatTarih+4
Mehmet Yasin Demirtaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Ali'nin hayatı ile ilgili farklı rivayetlerin tespiti ve değerlendirilmesi

Hz. Ali, çocukluğundan itibaren Hz. Peygamber'in yanında kalmış, O'nun yanında büyümüş, hayatının her safhasını Hz. Muhammed'in yanında geçirmiştir. Biz de bu çalışmamızda Resûlullah'ın en yakınında olan Hz. Ali'nin, Mekke dönemindeki doğumundan başlayarak, Hz. Peygamber'in vefatına kadar hayatından önemli bölümler aktardık. İslam dünyasında hakkında binlerce eser yazılmış ve halen yazılmakta olan Hz. Ali'yi ön plana çıkaran en temel faktör, Hz. Resûlullah'a her konuda teslimiyet göstermiş olmasıdır. Bu kadar ön planda olan bir sahabînin hayatı yazılırken, daha fazla değerli kılma adına, bazen çok farklı rivayetlerle karşılaşmak mümkündür.

BiyografiEhl-i beytHz. Ali+4
Mehmet Ali Ayyıldız
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kılıçzade Hakkı'nın "İtikadât-ı Batılaya İlân-ı Harb" isimli eserinin çeviri yazısı ve değerlendirilmesi

Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında ve II. Meşrutiyet'in ilanından sonra ortaya çıkan batıcılık fikir ve aydın tipinin en önde gelenlerinden biri de Kılıçzâde Hakkı'dır. Yazarın yazmış olduğu "İtikadât-ı Batılaya İlân-ı Harb "eserinde hurafelerden ve hikâyelerden arındırılarak sade bir siyer yazıcılığının ve dini anlatımın olması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Kendisi müstakil bir siyer kitabı yazmamıştır. Ancak döneminde ve önceki dönemlerde mevcut yazılmış siyer eserlerini de içine alacak şekilde bazı konuları eleştirerek nasıl siyer kitabı yazılması gerektiğini ortaya koymaya çalışmıştır. Kılıçzâde Hakkı, farklı bir bakış açısıyla olaylara yaklaşımı ve Hz. Muhammed'in hayatı ve peygamberliği ile ilgili rivayetleri değerlendirirken de görüşlerini sürdürmüştür. Ayrıca Kılıçzâde, İslâm dininin de bir reforma ihtiyacı olduğunu belirtmiştir. Buna ilave olarak dinin gerçeklerinden toplumu uzaklaştıran cahil din adamlarının ve softaların görüşleri hakkında olumsuz belirli yargıları olmuştur. Bu gibi konularda yazar önemli görmüş olduğu bilgilerini Latin harflerine çevirdiğimiz bu kitabında ortaya koymuştur. Hz. Peygamber'in aklı ön plana çıkarması ve din akıldan ibarettir, aklı olmayanın dini de yoktur sözüyle vurgulamıştır. Buna göre, akla ve nakle dayanmayan din olamaz. İslâm dini ise, ilk insandan son Peygamber Hz. Muhammed'e kadar gelmiş ve orada en yüksek ve mükemmelliğe ulaşmıştır.

DinHz. MuhammedKılıçzade Hakkı+3
Alkan Bektaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nureddin Mahmud b. Zengi'nin Haçlılar ile mücadelesi

Musul Atabegliği, Büyük Selçuklu Devleti'ne tabi bir devlet iken, Selçuklu Devleti'nin parçalanmaya yüz tuttuğu bir dönemde müstakil hareket etmeye başlamıştır. Selçuklulardaki bu Atabeglik ünvanı, sultan çocuklarının terbiyesi ile uğraşan kişilere verilmiştir. Bu ünvan ilk olarak Selçuklu Veziri, Nizâmü'l-Mülk'e verilmiştir. Atabegler, Selçuklu hanedanına mensup şehzâdeyi sultan ilan edebilmek için uğraşırken, devletin zayıflamasıyla birlikte kendi hâkimiyetlerini kurmaya başlamışlardır. Zengîler de bu şekilde ortaya çıktı. Nureddin Mahmut b. Zengî, Zengîlerin en meşhurlarındandır. Bu beyliğin kurucusu olan İmâdeddin Zengî, Büyük Selçuklu Sultanı Melikşâh'ın ünlü komutanlarından ve Halep valisi olan Kasîmü'd-Devle Aksungur'un oğludur. Aksungur 1126'da şehid edildi. Nureddin Mahmud b. Zengî, 1118 yılında dünyaya geldi. Babasının 1146'da ölümünden sonra Halep'e gelerek ülkenin batısına hâkim oldu. Doğusuna da kardeşi Seyfeddin Gâzî hâkim oldu. Ancak Nureddin Mahmud b. Zengî'ye tabi olarak hüküm sürdü. Nureddin Mahmud b. Zengî 28 yıllık hükümdarlığı müddetince, Müslümanlar arasında birliği sağlayarak Haçlılara karşı büyük başarılar kazandı. Nureddin Mahmud b. Zengî, Hristiyanların eline geçen Kudüs'ü fethettikten sonra İstanbul'u dahi fethetmeyi düşünen, adaletiyle Hz. Ömer ve Ömer b. Abdülaziz'den sonra, en âdil hükümdâr olarak tarihe geçen büyük bir devlet adamıdır. Nureddin Mahmud b. Zengî'nin ölümünden sonra bir müddet daha varlığını devam ettiren Zengîler, Eyyûbîlerden Bedreddin Lülü'nün hâkimiyeti altına girerek 1233 yılına kadar hüküm sürmüştür. Nureddin Mahmud b. Zengî, Türk tarihinde silinmez izler bırakmış olmasına rağmen üzerinde fazla durulmamış büyük bir devlet adamıdır. Bu çalışmada Nureddin Mahmud b. Zengî'nin hayatı, yaşadığı dönem ve özellikle de Haçlılar ile olan mücadelesi tüm yönleriyle incelenerek ortaya konacaktır. Bu tez; giriş, değerlendirme ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Girişte; çalışmada kullanılan kaynaklar ve atabeylik müessesi hakkında bilgi verilecektir. Birinci bölümde, Zengîler'in tarih sahnesini çıkışı, Nureddin Mahmud b. Zengî'nin hayatı ve şahsiyeti hakkında bilgi verilecek, son bölümde ise Nureddin Mahmud b. Zengî'nin Haçlılarla mücadelesi incelenecektir. Türk-İslâm tarihinde büyük bir öneme sahip olan Zengîler ailesine mensup Nureddin Mahmud b. Zengî, bütün saltanatı boyunca, ömrünü Haçlılar ile mücadeleye adamıştır. Nureddin Mahmud b. Zengî'nin en büyük hayali Haçlılara komşu olan İslâm ülkeleri arasında tam bir işbirliği sağlayarak onları kendi idaresi altında birleştirip Haçlılara karşı sağlam bir cephe kurmaktı. Nureddin Mahmud b. Zengî bu düşüncesi doğrultusunda tüm gücü ile Haçlılar ile mücadeleye girişmiştir. Bu çalışmada özellikle bu mücadeleler üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelime: Nureddin Mahmud Zengî, Zengîler, Haçlılar, Halep, Musul, İmadeddin, Atabeg, Selçuklu, Kudüs, Urfa Haçlı Kontluğu.

AtabegHaçlı seferleriHaçlılar+3
Mehmet Emin Yağmur
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır sivil mimarisinde tasarım öğesi olarak su yapıları (Havuz, selsebil, serdab)

Bu araştırmada, Güneydoğu Anadolu'nun stratejik bir mevkiinde bulunan ve tarihi süreç içerisinde kesintisiz iskâna uğramış Diyarbakır'ın, sivil mimarisinde tasarım görevi bulunan su öğeleri incelenmiştir. "Diyarbakır Sivil Mimarisinde Tasarım Öğesi Olarak Su Yapıları (Havuz, Selsebil ve Serdab)" isimli tezin temel amacı, Diyarbakır mimarisinde işlevsel ve sanatsal boyutuyla uygulandığı mekânlara karakter kazandıran havuz, selsebil ve serdabları belirlemektir. Bu amaçla yola çıkılan çalışmamızda Diyarbakır'ın, sivil mimarisinde tasarım görevi bulunan su öğeleri bir bütün halinde değerlendirerek, Anadolu su mimarisi içerisinde kendine özgü yerinin ortaya konması hedeflenmiştir. Çalışma neticesinde Diyarbakır sivil mimarisindeki su öğelerinin tespiti yapılarak, sanat tarihi bilim disiplini içerisinde evler, hanlar, köşk ve kamu yapılarında görülen havuzlar, selsebiller ve serdablar detaylı olarak hem malzeme, hem teknik hem de süsleme açısından değerlendirilmiştir. Tez çalışmamız süresince Suriçi mahalle ve sokaklarında yaşanan olumsuz olaylardan ötürü çalışmamız içerisinde yer alan bazı öğeler ve bunun tamamlayıcısı olan yapılar zarar görmüştür. Eserlerin zarar görmeden önce tarafımızca incelenerek, bilim dünyasına kazandırılması ve bilgilerin gelecek nesillere aktarılabilir hale getirilmesitezimizin önemini artırmıştır. Yaptığımız bu çalışmanın Diyarbakır'ın kültür birikimine bir nebze olsun katkı sağlaması en büyük temennimizdir. Çalışma beş temel konu başlığı doğrultusunda yapılmıştır. Birinci bölümde Diyarbakır'ın tarihi ve coğrafyası, ikinci bölümde ise Türk Mimarisinde su yapılarının kavramı ve tarihsel gelişimine yerverilmiştir. Üçüncü bölümde Diyarbakır'da su kaynaklarından yola çıkarak suyolları tespit edilip kente ne zaman girdiği ve Diyarbakır konut mimarisinde avlu, eyvan ve serdab odalarında vazgeçilmez bir unsur olan havuzlar ve yazlık köşklerde karşımıza çıkan su öğeleri ele alınmıştır. Dördüncü bölümde, çalışmamız boyunca yaklaşık 225 adet konuta ulaşılmış fakat önemli örnek olarak 26 yapının su öğelerine yer verilmiştir. Toplamda 31 havuz, 2 selsebil ve 3 serdabtan meydana gelen 36 adet su öğesi malzeme, teknik özellikleri, süsleme ve tarihlendirme yönünden benzer bir anlatımla ve ayrıntılı bir biçimde ele alınarak incelenmiştir. Aynı zamanda havuzlarda süsleme unsuru olarak kullanılan 2 havuz taşma çanağına ve 3 havuz boşaltma haznesine de havuzlar incelenirken yer verilmiştir. Su öğelerinin yanında yer alan su kuyularına da değinilmiş fakat katalog kısmında yer verilmemiştir. Beşinci bölümde ise ulaşılan bu su öğeleri kendi aralarında daha önceden yapılan tipolojiler kaynak alınarak hem plan bakımından hem de konum bakımından tipolojilerine ayrılıp bir kaynak oluşturulmuştur. Son olarak Diyarbakır sivil mimarideki su öğeleri kent, bölge ve ülke genelindeki örneklerle karşılaştırılarak sonuçlandırılmıştır. Bu çalışma Diyarbakır sivil mimarisinin tarihi ve kültürel geçmişine ışık tutacak önemli veriler içermektedir. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Su Kaynakları, Havuz, Selsebil, Serdab

DiyarbakırHavuzlarMimari tasarım+6
Pınar Gürhan Kılıç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Darende ve Balaban evleri

Bu yüksek lisans tezinin konusu, Darende ve Balaban evlerinin Türk-İslam mesken mimarisi içerisindeki yeri ve öneminin belirlenmesidir. Bu çalışmanın amacı, Türk kültürünü en iyi şekilde yansıtan mimari örneklerimizden biri olan evlerimizi en iyi şekilde anlamak ve bu bağlamda Darende ve Balaban evlerini gerekli özveri ile araştırarak Darende ve Balaban evlerinin bölgemize kattığı değeri kavramaktır. Ayrıca bu çalışmada, kendi kültür ve hayat tarzımızın ürünü olan konut mimarimizin bir bölümü tanıtılıp, konut mimarimizin bilim dünyasına kazandırılması amaçlanmıştır. Bu yüksek lisans tezi dört bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde, Darende'nin coğrafyası, tarihçesi, sosyo-kültürel ve ticareti hayatı kısaca açıklanmaktadır. İkinci Bölümde ''Geleneksel Anadolu Evi ve Özellikleri'' ile ''Geleneksel Malatya Evi ve Özellikleri'' başlıkları altında ev mimarisinin gelişme aşamaları özetlenmektedir. Üçüncü bölümü oluşturan katalogda Darende merkez mahallelerinde ve kırsalda ise Balaban ile Aşağıulupınar Mahallelerinde yer alan 30 adet ev çalışılmış, bu evlerin genel tanımı ve mimari özellikleri, malzemesi, yapım tekniği ve değerlendirmeleri yapılarak, süsleme detayları açıklanmıştır. Değerlendirme bölümünde ise Darende ve Balaban evlerinin genel özellikleri ortaya konulmuştur. Bu evler, kendi aralarında ve Malatya evleri içerisinde değerlendirilmiş, Anadolu Türk konutları arasında karşılaştırılmış, Darende ve Balaban evlerinin bu alandaki yeri vurgulanmıştır. Geleneksel Darende evlerinin plan tipi, mekân dağılımı ile süsleme özellikleri, Malatya merkez ve Anadolu Türk evi özellikleri ile örtüşmektedir. Değerlendirme bölümünde yalnızca kataloga aldığımız evlere bağlı kalınmamış, diğer bazı evlerin özgün unsurları da göz önüne alınmış ve günümüze ulaşamayan evlerin fotoğraflarından da yararlanılmıştır. Darende merkez ve diğer mahallelerinden farklı olarak, Balaban Mahallesindeki evlerin iç avlulu/örtmelikli plan tipi, üst örtü ve malzeme kullanımı olarak kendisine has özellikleri üzerinde de durulmuştur. İncelediğimiz evlerin tamamının plan ve kesitleri, fotoğrafları çalışmamızda yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Darende, Kültür, Türk Ev Mimarisi, Malatya, Balaban

EvlerGeleneksel Türk eviKonut mimarisi+4
Fatih Bahçeci
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi görsel sanatlar bilgisinin verilmesinde materyal kullanımının çocukların yaratıcılığına etkisi

Bu araştırmanın genel amacı Okul Öncesin eğitimde Görsel Sanatlar bilgisinin verilmesinde materyal kullanımının çocuğun yaratıcılığına etkilerini belirlemektir. Araştırma giriş ile birlikte dört bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın giriş bölümünde problem durumu belirlenmiş, araştırmanın amacı, alt amaçları ve araştırmanın önemi ve özellikleri belirtilmiş, sayıltılar ve sınırlılıkları belirlenmiştir. Birinci bölümde literatürle ilgili başlıklar altında eğitimin tanımı, amacı ve tarihi, sanat eğitiminin tanımı, amacı, gerekliliği ve tarihsel gelişimi, görsel sanatlar eğitiminin amacı ve durulmuştur. Ayrıca, bu araştırmanını genel amaçlarının başında gelen başlıklardan biri olan yaratıcılık, çocukta yaratıcılığın gelişimi ve yaratıcılığın ölçülmesi konuları hakkında yapılan araştırmalara yer verilmiştir. İkinci bölümde ise, görsel sanatların eğitim açısından önemi, eğitimde materyal geliştirme ve önemi ayrıca okul öncesi eğitim ve okul öncesi eğitimde görsel sanatların önemi ve bu dönemde oyun ve oyuncağın önemi ile ilgili konulara yer verilmiştir. Araştırma, 2011-2012 eğitim- öğretim yılında Elazığ ili Merkez Aziz Gül İlköğretim Okulu anasınıfında (sabah- öğlen) öğrenim gören yirmi sekiz öğrenci üzerinde yapılmıştır. Öğrenciler sabahçı ve öğlenci olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Araştırmada 5-6 yaş grubu anasınıfı öğrencileri ile ana ve ara renk bilgisi, renklerle ilgili oyunlar, tangram çalışmaları ve yaratıcılığı geliştirici bir resme bakarak hikaye anlatma oyununun oynandığı materyaller uygulanmıştır. Bu materyaller öncesinde ve sonrasında çocukların yaratıcılıklarına bu materyallerin etkilerini ölçmek için 24 maddelik Farklı Düşünme Testi ve 24 maddelik Farklı Hissetme Testi olmak üzere toplam 48 maddelik Williams Ölçeği uygulanmıştır.Üçüncü bölümde, okul öncesinde materyal kullanımının çocuğun yaratıcılığına olan etkileri araştırılmıştır. Ayrıca araştırmanın yöntemi, materyallerin uygulanması ve materyaller ile ilgili teorik bilgiler verilmiştir. Bunların dışında materyallerin uygulanması öncesinde ve sonrasında uygulanan ön test- son test formundaki sorulara yer verilmiştir. Dördüncü bölüm bulgular ve yorumlardan oluşmaktadır. Bu araştırmanın bulguları bize: öğrencilerde orijinallik ve risk alma boyutunda en düşük, ayrıntılandırma boyutunda ise en yüksek sonuçları vermiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda genel bir değerlendirme yapılacak olursa okul öncesinde Görsel Sanatlar bilgisinin verilmesinde materyal kullanımının çocukların yaratıcılığına genel olarak değil, ancak özel bazı durumlarda etkili olduğu ve yaratıcılığın çocuğun genetik özellikleri, dikkat ve algı süresi ile doğru orantılı olduğu ve materyal kullanımının bu durumları destekleyici bir özelliğe sahip olduğu söylenebilir.Anahtar Sözcükler: Eğitim, Sanat Eğitimi, Görsel Sanatlar, Yaratıcılık, Yaratıcılığın Ölçülmesi, Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme, Oklu Öncesi Eğitim.

Görsel sanatlarGörsel sanatlar eğitimiMateryal kullanımı+4
Yelda Usal
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Leona Caetani'nin İslam Tarihi adlı eserinde: Hz. Muhammed (Risalete kadar)

Avrupa'nın İslam memleketleriyle temasının artması, Müslümanlık ve Peygamberimiz hakkında yazı yazan ve İslami eserlerle uğraşanlarında sayısını çoğaltmıştır. İslam'i ilimlerin tedkikine girişen gayr-ı Müslümler içinde, dini ve siyasi fikirlerinden kısmen veya tamamen uzaklaşanlar bulunduğu gibi, açık delillere rağmen hadiseleri, aslından uzaklaştıran, onları olduklarından başka türlü gösteren ve hakikatları değiştirmekten çekinmeyenler de bulunmaktadır. İşte üzerinde çalıştığımız bu İtalyalı Müsteşrik Leona Caetani bu ikinci grup arasındadır. Bu çalışmamızın bize verdiği kanaatle diyebilirizki: Caetani İslam dinine, İslam Tarihine, Hz. Peygamber ve ashabı için söylediklerinde sınır tanımamıştır. Caetani'nin Hristiyan olduğu bilinir. Caetani ister bir Hristiyan ister bir Avrupalı gayrı Müslüm olarak İslam tarihi ile ilgili eser yazdığında insanları yanıltmaması gerekir. İşte bizde bu tezimizle Caetani'nin Hz. Peygamber ile ilgili neler düşündüğünü, olaya nasıl yaklaştığını ve bu yaklaşımla amacının ne olduğunu, İslam Tarihi kaynakları ile karşılaştırarak değerlendirme yapmaya çalıştık. Anahtar kelimeler: Muhammed, İslam, Rivayet, Caetani, Hadis, Vakıa, Müslüman

Caetani, LeoneHadisHz. Muhammed+2
Mehmet Emin Eser
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Darende'deki kültür varlıklarının çağdaş seramik sanatına uyarlanması

Darende, tarih içerisinde ne zaman kurulduğu bilinmemekle beraber Hititlere kadar uzanan geçmişi, coğrafi ve jeopolitik yapısıyla daima önemli bir konuma sahip olmuş bir ilçedir. Ticaret yollarının geçtiği sarp kayalıkların Tohma ırmağı tarafından derin kanyonlara dönüştürüldüğü fiziki yapısı ve doğal güzellikleriyle daima ilgi odağı olmuş tarih boyunca gündemde kalmayı başarmış önemini yitirmemiştir. Bölgedeki siyasi çekişmelerle sürekli el değiştirmiş çeşitli devlet ve beyliklerin egemenliği altında kalmıştır. Bu tarihi süreç bölgeye önemli bir konum ve kültürel zenginlik katmış birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmasını sağlamıştır.Bu çalışmanın amacı: insanlığın ilk ortaya çıkışından bugüne kadar gelen, değişik biçimlerde yüzyıllar boyunca kullanılan seramikle, Darende tarihini kültürel zenginliklerini doğal güzelliklerini bir araya getirmek, gelecek nesillere tanıtmak farklı form ve yüzeylerde oluşturulan tasarımlarla bölgedeki kültürel çeşitliliğe mimari yapıya ilgi uyandırmak, geçmişle geleceğin sentezini yapmaktır.Anahtar Kelimeler: Darende, Kültür, Mimari, Çağdaş Seramik Sanatı, Malatya

BedestenlerCamilerHamamlar+10
Alper Aytekin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Lokman Tasalı ve Harput Mûsikîsi

Doğu Anadolu Bölgesi'nde tarihî ve kültürel özellikler açısından önemli bir yere sahip olan Harput (Elazığ), çok sayıda bilim ve sanat adamını bünyesinden çıkararak insanlığın hizmetine sunmuştur. Zikrolunan bu kıymetli şahsiyetlerden biri de hiç şüphesiz Harput Kültürü'ne, özellikle de mûsikîsine önemli katkılarda bulunan Lokman Tasalı'dır. Hayatını, âdeta Harput'un kültürel değerlerinin, özellikle de mûsikîsinin yaşanması ve yaşatılmasına adayan bu değerli şahsiyet, özellikle Harput Mûsikîsi'nin icra şekli ve güftelerindeki hatalar konusunda göstermiş olduğu hassasiyet ile dikkat çekmektedir. İşbu çalışmamız, zikrolunan özelliklerinden dolayı Harput Kültürü ve Mûsikîsi açısından büyük önem arz eden Lokman Tasalı'nın hayatını ve mûsikîşinaslığını konu edinmiştir. Anahtar Kelimeler: Lokman Tasalı, Harput Mûsikîsi, Güfte, Kültür.

Elazığ-HarputHalk müziğiKültür+1
Ahmet Tevfik Yucasu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Celal Nuri'nin İttihad-ı İslam adlı eserinin tahlili ve değerlendirilmesi

Bu çalışmada II. Meşrutiyet ve sonraki dönemlerin önemli simalarından biri olan Celal Nuri'nin İttihad-ı İslam adlı eserinin tahlil ve değerlendirilmesi yapılmıştır.Seçkin ve eğitimli bir aileden gelen Celal Nuri, avukatlık mesleğini yapmayıp gazetecilikle uğraşmıştır. Kaleme aldığı kitaplar ve makaleleriyle devrin önemli gelişmeleri hakkında bilgi verip, kendince çözüm önerileri sunmuştur.İttihad-ı İslam adlı eserinde çeşitli bölgelerde yaşayan Müslümanlar hakkında bilgi vermekte ve güçsüz devletlerin güçlü devletler tarafından nasıl sömürüldüğüne dikkat çekmektedir. Tahlil ve değerlendirmesini yaptığımız eserde Pan-Cemenizm, Pan-Slawizm gibi cereyanlara karşı Pan-İslamizm yapılması gerektiğini savunmaktadır. İşte bu İslam Birliğinin oluşturulması noktasında Arapça'nın korunmasına dikkat çekmekte hilafet, hac ve eğitimin İttihad-ı İslam noktasının vazgeçilmez unsurları olduğunu ifade etmektedir.Çalışma konumuz olan eserde Celal Nuri'nin yaşadığı dönemle ilgili genel bir malumat elde edebiliriz.

Halime Der
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Miskeveyh'in Tecâribü'l-ümem ve Teâkubü'l-Himem'i

Bir filozof olarak öne çıkan ve aynı zamanda önemli bir tarihçi olan İbn Miskeveyh (h. 320-421 / m. 932-1030) genel tarih eseri olan Tecâribü'l-Ümem'i yazmıştır. Bir edip tavrıyla tasnif ettiği eser, muhaddislerin yazdığı tarih eserlerinden farklılık arz etmektedir.Eser hicri IV. asır için birinci el kaynak konumundadır. Bunu yanı sıra eserde, tarih konusunda yeni ilkeler ortaya konulmuştur. Siyasi, iktisadi, askeri konular ve toplumsal yapı öne çıkarılmıştır. Eserde göze çarpan diğer bir husus ise tenkit metoduyla eserin yazılmış olmasıdır. Gerçekçi bir yaklaşımla yazılan tarih eseri, aynı zamanda ahlaki açıdan okuyucuyu eğitmeyi de amaçlamıştır.

İbn Miskeveyh
Selahattin Polatoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Muhammed'in ibadetleri topluma benimsetme stratejisi

Hz. Muhammed'in İbadetleri Topluma Benimsetme Stratejisi tolerans ve sabrı kapsamaktadır. Hiç eğitilmemiş ve gelişmemiş bir toplum bu strateji ile kısa süre içerisinde modern, uzlaşmacı ve tolerans sahibi bir topluma dönüşmüştür.Bu strateji muhatabın tüm karakteri ve davranışlarına dikkat ettiği için dinleyenlere daima inanılmaz bir şekilde etkilemiştir. Buna ilave olarak bu strateji puta inanma yerine doğru inancı bulmaya yardımcı olmuştur.Sonuç olarak İslam Hz. Muhammed'in bu stratejisi sayesinde bir dünya dini olmuştur. Bugün milyonlarca müntesibi bulunmaktadır.Anahtar kelimeler: Hz. Muhammed, İbadet, Strateji, Tolerans, Sabır, Din, Cahillik, İnanç.

Hz. MuhammedSosyal etkiStrateji+3
Turğut Tunç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İzzet Paşa Vakfı

İzzet Paşa Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği, 1972 yılında camii, altında bulunan pasaj, abdest alma yerleri ve tuvaletlerin inşaatını bitirip, bu müştemilatın iyi bir şekilde muhafaza edilmesi, tamiratı, yönetimi ve yeni yeni eserlerin kazandırılmasını sağlamak amacı ile 1975 yılında kendisini feshetmiştir. Bunun üzerine derneğin o zamanki başkanı Dr. Mehmet Tokmak bir vakıf kurma teşebbüsüne girişmiş ve Elazığ İzzet Paşa Vakfı ismi ile 1975'de bu günkü vakfı kurmuştur.108 kişilik kurucu heyetle 1975 yılında vakıf senedinin tasdik edilmesi sonucu faaliyete başlayan Elazığ İzzet Paşa Vakfı, Türkiye'de mevcut bulunan 123 vergi muafiyetine ve umuma hadim vakıflardan biridir.Anahtar Kelimeler: İzzetpaşa Camii, İzzetpaşa Vakfı, Dernek, Eser, Vakıf Senedi, Elazığ

CamilerDerneklerElazığ+5
Tuba Baykar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Necîb Efendi Tarihi Koyunoğlu Yazma nüshası

Mustafa Necib Efendi Tarihi Osmanlı Devleti'nde 1803?1808 yılları arasında meydana gelen olayları konu edinen bir eserdir. Kitapta; Yeniçeri Ocağı'nın bozulması, Yeniçerilerin devlete karşı gelmeleri, yapılması düşünülen askerî ve diğer alanlardaki yeniliklere karşı çıkışları; Edirne Vakası, Kabakçı Mustafa İsyanı gibi olaylar anlatılmaktadır. Ayrıca Osmanlı Devleti'nin Avrupa devletleri ile olan ilişkileri, Avrupa'da vuku bulan siyasî ve askerî olaylar hakkında bilgiler de verilmektedir.Müellif bu olayların yaşandığı zaman diliminde Osmanlı Devleti'nin çeşitli kademelerinde yer alan görevlilere de önem vermiştir. Olayları anlatırken bu devlet adamlarını ve görevlerini esas almıştır.Müellifin kendi el yazması olan bu kitabın tamamı, tarafımızdan, günümüz Türkçesine transkribe yapılmıştır. Araştırmamız süresince bu eser üzerine yapılan başka çalışmalar görülmüş ve değerlendirmede dikkate alınmıştır.Necib Efendi Tarihi, Osmanlı elçileri, dönemin idarî kadrosundaki yöneticileri ve III. Selim devri olayları hakkında kaynak olarak daima istifade edilecek bir öneme sahiptir.Anahtar Sözcükler: Tarih-i Mustafa Necib Efendi, III. Selim, Nizâm-ı Cedid, Yeniçeri Ocağı, IV. Mustafa, Kabakçı Mustafa.

KitaplarMustafa Necib EfendiSelim III+7
Oğuzhan Dik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin , görsel sanatlar dersinde işbirlikli (Kubaşık) öğrenmeye yönelik görüşlerinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 6, 7 ve 8. Sınıflarındaki öğrencilerle görsel sanatlar dersinin uygulanmasında görsel sanatlar dersinde yer alan bazı konuların işbirlikli öğretim kuramı çerçevesinde işlenerek öğrencilerin işbirlikci yöntem ile ilgili deneyimlerini tespit etmektir.Araştırma dört bölümden oluşmaktadır. 1. Bölüm de problem durumu belirlenmiş, araştırmanın amacı, alt amaçları ve araştırmanın önemi belirtilmiş, sayıtlılar ve sınırlılıklar belirlenmiştir.2. Bölümde literatürle ilgili araştırmalar başlığı altında sanat eğitiminin tanımı , gerekliliği, amaçları, sorunları ve sanat eğitiminde kullanılan yöntemler üzerinde durulmuştur. Ayrıca görsel sanatlar dersinin sanat eğitimi içindeki yeri, önemi okullarımızda ki işleniş şekli ile ilgili olarak bilgilere ayrıca işbirlikli öğrenme yönteminin tanımı işbirlikli öğrenmede kullanılan teknikler, işbirlikli öğrenme yönteminin eğitime getirileri ve bu yöntemin kullanılmasında öğretmene düşen görevler, işbirlikli öğrenme yönteminin görsel sanatlar dersinde uygulanması, olumlu ve olumsuz yönleri konuları hakkında yapılan araştırmalara yer verilmiştir.Araştırma, 2008-2009 eğitim ?öğretim yılında Malatya ili Doğanşehir ilçesi Merkez Atatürk İlköğretim Okulu 6,7.ve 8.sınıflarda öğrenim gören 160 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Öğrenciler çalışma öncesi sınıflarında dörderli gruplara ayrılmıştır.Araştırmada 6.sınıf Görsel Sanatlar Dersi ?Güzel Sanatlar ve Ülkemiz?, 7. sınıf Görsel Sanatlar Dersi ?Kültürlerin Buluşması?, 8. sınıf Görsel Sanatlar Dersi ?Kent Projesi? konuları işbirlikli öğrenme yöntemi ile işlenmiştir.Çalışma sonunda öğrencilerin işbirlikli çalışmaya yönelik görüşlerini belirlemek üzere 23 maddelik bir anket uygulanmıştır.3. Bölüm de araştırma sonunda elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bilgiler alt amaçlar doğrultusunda anket formlarındaki sorulara verilen cevapların yüzdelik oranları değerlendirilmiştir.4. Bölüm sonuç ve önerilerden oluşmaktadır. Bu çalışmanın sonuçları bize: Öğrencilerin büyük çoğunluğunun görsel sanatlar dersini sevdiklerini, aynı zamanda bu dersi kendilerini özgürce ifade edebildikleri bir ders olarak gördüklerini, ayrıca sanatsal çalışmalardan zevk aldıklarını ifade etmişlerdir. İşbirlikli grup çalışmasından zevk aldıklarını, bu çalışma yöntemini tekrarlamak isteyeceklerini, malzeme ve çalışma ortamlarını paylaşmakla ilgili problem yaşamadıklarını, değerlendirme konusunda hak ettikleri notu aldıklarını düşündüklerini anlamaktayız. Öğrencilerin işbirlikli çalışma ile ilgili yaşadıkları sorunların başında grupların oluşturulmasında rasgele seçim yapılmasının geldiğini görmekteyiz.İşbirlikli (kubaşık) öğrenmenin ilköğretim 6.7.ve 8. Sınıflardaki öğrenciler üzerindeki etkilerini ve öğrencilerin uygulanan yönteme ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla hazırlanan çalışmanın sonuçları bize:Uygulamanın yapıldığı ve anketin uygululandığı öğrencilerin büyük çoğunluğunun görsel sanatlar dersini sevdiklerini aynı zamanda bu dersi kendilerini özgürce ifade edebildikleri bir ders olarak gördüklerini ayrıca sanatsal çalışmalardan zevk aldıklarını ifade ettiklerini, işbirlikli grup çalışmasından zevk aldılarını, bu çalışma yöntemini tekrarlamak isteyeceklerini, çalışma sırasında görüşlerini özgürce ifade edebildiklerini, birbirlerini cesaretlendirdiklerini, birbirlerine hoşgörüyle yaklaştıklarını, malzeme ve çalışma ortamlarını paylaşmakla ilgili problem yaşamadıklarını, değerlendirme konusunda hakettikleri notu aldıklarını düşündüklerini görmekteyiz.Öğrencilerin işbirlikli çalışma ile ilgili yaşadıkları sorunların başında grupların oluşturulmasında rastgele seçim yapılmasının geldiğini görmekteyiz. Bu anlamda uygulama anında da yapılan gözlemler sonucu öğrencilerin sınıf ortamında kendi oluşturdukları kişisel ilişkilerinin dışında farklı kişilerle çalışmaktan hoşlanmadıkları gözlemlenmiştir. Bunun nedenlerinden biri yakın ilşikide bulundukları kişileri daha iyi tanımaları ve kendilerini daha kolay kabul ettirebilceklerini bilmelerini düşünebiliriz.Bu çalışmadan elde edilen sonuçların ışığında genel bir değerlendirme yapılacak olursa Görsel Sanatlar dersi konularının öğretiminde işbirlikli öğrenme yönteminin öğrenciler arasında kabul gördüğünü ve bu yöntemin uygulanmasının öğrencilerin başarılarını ve derse katılımını artıracağı söylenilebilir.Anahtar Sözcükler; Sanat Eğitimi, Yaratıcılık , Görsel Sanatlar,İşbirlikçi Öğrenme, Grup Çalışması, Doğanşehir.

Görsel sanatlar dersiGörsel sanatlar eğitimiSanat eğitimi+4
Özlem Vurucu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Ömer Döneminde Güneydoğu Anadolu'daki fetih hareketleri

El-Cezîre, Dicle ile Fırat nehirleri arasında, köklü bir geçmişe sahip olan bölgeye verilen addır. Fırat ve Dicle arasındaki kısıma Grek kaynaklarında Mezopotamya denilmiş, Araplar ise bölgeyi ikiye ayırarak güneyine Sevad veya Irak, kezeyine de Cezîre adını vermişlerdir. Yani Cezîre, Yukarı Mezopotamya'yı ifade etmektedir. Bu bölgeye İslam'dan önce sırasıyla Babilliler, Asurlular, Hititler, Persler, Büyük İskender, Selefkiler, Romalılar, Bizans ve Sasaniler hâkim olmuştur. Suriye ve Irak'ı fetheden Müslüman Arapların amacı artık bu bölgeyi ele geçirmektir. Bu amaçla Hz. Ömer, el-Cezîre bölgesinde yer alan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin fethini Iyad b. Ganem'e havale eder. Iyad b. Ganem, Halid b. Velid'le beraber bölgede pek çok şehri ve önemli kaleleri ele geçirir. Böylece adı geçen yer, genel olarak savaşsız bir şekilde İslâm hâkimiyeti altına alınmış olur. Buradaki genişleme o zamanki iki büyük devlet Bizans ve İran imparatorluğunun aleyhine olmuştur. Ayrıca İslâm Dini buradaki halk arasında zorlama olmadan yayılma imkânı bulmuştur.Anahtar Kelimeler: el-Cezîre, Dicle, Fırat, Mezopotamya, Güneydoğu Anadolu, Iyad b. Ganem, Halid b. Velid, İslâm

Anadolunun fethiDört Halife DönemiFetihler+4
Ayşegül Öztürk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Abdülaziz Karaçelebi-zâde'nin Tarih-i Ravzatü'l-Ebrar'ı, metin-tahlili

Çalısmamızda Karaçelebi-zâde Abdülaziz Efendi'nin Tarih-i Ravzatü'l-Ebrar adlı eserini inceleyerek, farklı nüshalarının tahkikini yaptık. Ravzatü'l-Ebrar'ın yurt içi ve yurt dışındaki nüshalarını tespit edip bunları degerlendirerek müellif hattına yakın bir metin tesisine çalıştık. Çalısmamda Tarih-i Ravzatü'l-Ebrar adlı eserin transkripsiyonunu ve degerlendirmesini yaparak günümüz tarihçilerinin istifadesine sunmayı amaç edindim.Abdülaziz Karaçelebizâde'nin Tarih-i Ravzatü'l-Ebrar'ı, Metin-Tahlili adlı çalışmamız, giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Çalışmamızda öncelikle bir önsöz daha sonra içindekiler kısmı yer almakta ve devamında çalışma süresince kullanılmış kısaltmaların açıklandığı sayfa bulunmaktadır. Daha sonra giriş ve bölümler yer almakta, en sonda ise metne, sonuç yazısı, ve kaynaklar yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Karaçelebi-zade Abdülaziz, Ravzatü'l-Ebrar, İslam Tarih Yazıcılığı

Kara Çelebi-Zade Abdülaziz EfendiTarihTarih-i Ravzatü`l-Ebrar`ı+1
Nurdan Çimen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyıldan günümüze Türk sanatında suluboya resmi

Ill ÖZET Bu tezin adı, "XIX. Yüzyıldan Günümüze Türk Sanatında Suluboya Resmindir. Dört ana bölümden oluşan tezin, birinci bölümünde; başlangıcından XX. yüzyıla kadar suluboya resim sanatı tarihi, dünyada ve Türklerde ayrı ayn incelenmiştir. İkinci bölümde; Geç Osmanlı döneminden günümüze kadar suluboya çalışan sanatçılarımızdan bahsedilmiş, bu bölümün ikinci kısmına, hayatta olan ve aktif olarak suluboya çalışan ressamlarımızdan, Nüzhet İslimyeli, Ahmet Selami Gedik, Gülseren Sönmez, Turan Enginoğlu, Sevgi Soylu Koyuncu, Asuman ve Atanur Doğan ile yaptığımız mülakattaki sorularımıza aldığımız cevaplar yerleştirilmiştir. Üçüncü bölümdeki katalogda aym sanatçıların 5 'er adet eseri incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise işlenen konular ve XIX. yüzyıldan günümüze üslup değişimi açısından genel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirmeler sonunda, suluboyanın dünya tarihindeki en eski resim tekniklerinden biri olduğu, XVIII. yüzyılın İngiltere'sinde, tarihinin en parlak günlerini yaşadığı anlaşılmıştır. Türk resim sanatı tarihinde ise, suluboyanın ilk olarak Uygurlar dönemindeki duvar resimleri ve minyatürlerinde ortaya çıkmış, Selçuklu- Osmanlı dönemlerinde bu teknikle en tepe noktaya ulaşmıştır. XVII. Yüzyıldaki yenileşme hareketleri ile batılı anlamdaki resim sanatına geçilmiş, özellikle askeri okulların eğitim programlarına suluboyanın ders olarak konulmasıyla yaygınlaştığı görülmüştür. Başlarda konu olarak, manzara ve natürmort tercih edilirken, günümüzde portre ve insan ile ilgili her şeyin bu teknikte malzeme olabildiği anlaşılmıştır. Tezin sonuna Suluboya yapımında kullanılan malzemeler, uygulama teknikleri ve katalogda eserlerini incelediğimiz sanatçıların özgeçmişleri eklenmiştir.

Resim sanatıSuluboyaTürk resim sanatı
Yaşar Sabri Şanlı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

186 numaralı Şer`ìyye siciline göre Hamid Sancağı`nın sosyal, kültürel ve ekonomik yapısı

Hamid Sancağı, tarih boyunca çok hareketli bir dönem geçirmiş ve birçok medeniyetlere kaynaklık etmiştir. Bölgede yapılan kazı çalışmalarında; Üst Paleolitik, Mezolitik ve Neolitik dönemlere ait olan kalıntılar çıkarılmıştır. Bölge Fenikelilerin, Lidyalılar'ın ve Persler'in hakimiyetleri altında kalmıştır. Türklerin bu bölgeye yerleşmelerinden sonra bölge tamamen Türk kültürünün ı etkisi altında kalmış ve bunun sonucu olarak Camiler, Mescitler, Kervansaraylar. Medreseler inşa edilmiştir. Osmanlı hakimiyetinden sonra bölge, Hamid Sancağı veya Hamid İli olarak isimlendirilmiştir. Osmanlı Devleti zamanında sancakta 16 kaza, 28 mahalle ve 12 köyden ibaretti. Cumhuriyet döneminde ise İsparta ismini almıştır.Anahtar Kelimeler: Hamid Sancağı. İsparta, Hamid İli, Şer'iyye Sicili, İsparta Şer'iyye Sicili.

19. yüzyılEkonomik yapıHamid Sancağı+6
Hakan Öztürk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Saruhanoğulları Beyliği'nin kuruluşu ve siyasi teşekkülü

ÖZET Yüksek Lisans Tezi SARUBANOĞULLARI BEYLİĞİNİN KURULUŞU VE SİYASİ TEŞEKKÜLÜ Yasemin GEDİK Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı İslam Tarihi Bilim Dalı 2004, Sayfa: 104 1071 Malazgirt Zaferiyle Anadolu kapılan Türklere açılmış oldu. 1176 Miryakefelon zaferi ise Anadolu'nun bir Türk yurdu olduğunu kesin olarak ortaya koymuştur. 1282 ve 1300 yıllan arası Bizans için felaket yıllan olup, Batı Anadolu'daki Türk fetihlerinin modelleri olan beylikler bu dönemde şekillenmiştir. Saruhanoğulları da bu modellerden biri olup 1313 yılında Manisa'yı zapt ederek bağımsızlıklannı ilan etmişlerdir. Zaman zaman diğer beyliklerin egemenliği altında yaşamış, zaman zaman da bağımsızlığım elde ederek II. Murad zamanına kadar varlığını sürdürmüştür. Sanman Beyleri ilme büyük önem vermiş, olanaktan ölçüsünde birçok medrese inşa ettirmişlerdir. Çeşitli imar faaliyetlerinin vücut bulduğu Saruhan Beyliği, Anadolu'nun Türkleşmesinde mühim rol oynamıştır. Anahtar Kelimeler: Saruhan Beyleri, Manisa, İlim, Kültür.

Yasemin Gedik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ müzesindeki halılar (Teşhirdeki halılar)

ÖZET Yüksek Lisans Tezi ELAZIĞ MÜZESİNDEKİ HALILAR (TEŞHİRDEKİ HALILAR) Ahmet TÜTEN Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı Türk İslam Sanatları Tarihi Bilim Dalı 2004, Sayfa: 192 Türk Halı Sanatı M.Ö. V. yy'a kadar uzanan ve ilk defa Orta Asya'da 30-45kuzey enlem derecelerinde (Türkistanda) bir gelişme göstermiş ve bu günkü hah tekniği meydana gelmiştir. Batı Türkistan'da yaşayan Türkler tarafından Ön Asya'ya yayılan düğümlü halılar ilk kez Selçukluların buralarda egemen oldukları XI. yüzyılda görülmeye başlanmıştır. Bu süreç halı sanatında Anadolu Selçuklular, Beylikler, Osmanlılar (Erken, Klasik, Geç) ve Cumhuriyet dönemi şeklinde devam etmiştir. Günümüzde dokunan el dokumaları bu dönemlerin birer uzantısıdır. Türk Halı Sanatı'nda önemli bir yeri olan Elazığ Müzesindeki Halılar bu amaçla araştırılmıştır. 33 adet halının fotoğrafları çekilmiş ve milimetrik çizimleri yapılmıştır. Bu halıların teknik özellikleri, dönemleri, yöreleri ve kompozisyon bilgileri elde edilerek halıların katalogu oluşturulmuştur. Bu halıların bilinmeyen yönleri kaynaklar doğrultusunda gün ışığına çıkmış ve bu sayede önemli bir çalışma elde edilmiştir. Bu araştırmada 1 8 adet sedir halısı, 9 adet yastık halısı, 2 halı seccade halısı ve 4 adet eşik halısı incelenmiştir. Halıların zemininde dikdörtgen, altıgen ve sekizgen madalyonlar kullanılmıştır. İncelenen halıların 17, 19 ve 20. yy.'lara ait olduğu belirlenmiştir. Bu halıların genellikle, Elazığ, Malatya, Adıyaman, Sivas, Gaziantep yörelerine ait olduğu ve bu yöreler el sanatları alanında önemli birer halı merkezi haline geldiği bilinmektedir. Az da olsa illerin merkezinde, ilçelerinde ve köylerinde halen halı ve kilim günümüzde dokunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Elazığ, müze, motif, halı, renk, desen, zemin, bordur.

DesenElazığHalılar+4
Ahmet Tüten
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Aişe'nin siyasi olaylardaki rolü

ÖZET Yüksek Lisans Tezi HZ. AİŞE'NİN SİYASİ OLAYLARDAKİ ROLÜ Emine Cankat MAHMAT Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı İslam Tarihi Bilim Dalı 2004, Sayfa: 56 Hz. Muhammed (sav) ilk evliliğini 25 yaşında iken Hz. Hatice ile Mekke'de yapmıştır. Daha sonra sırası ile Hz. Şevde, Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Hz. Zeyneb binti Huzeyme, Hz. Ümmü Seleme, Hz. Zeyneb binti Cahş, Hz. Cüveyriye, Hz. Safiye, Hz. Ümmü Habibe, Hz. Mariye Hz. Meymune ve Hz. Reyhane ile evlenmişdir. Bu evlilikleri sosyal ve siyasi nedenlerle yapmışdır. Hz. Muhammed (sav)'in üçüncü hanımı olan Hz. Aişe, Hz. Ebubekir'in kızıdır. Peygamberin Hz. Hatice'den sonra en çok sevdiği hanımıdır. Hz. Aişe pek çok yönüyle diğer peygamber hanımlarından farklıdır ve onlardan daha âlimdir. Hz. Aişe 18 ya da 28 yaşındayken Peygamber Efendimiz vefat etmiş ve Hz. Aişe dul kalmıştır. Hz. Osman dönemine kadar siyasete karışmamıştır fakat bu dönemde bazı haksızlıklara karşı çıkarak siyasete adım atmıştır. Hz. Aişe Hz. Osman'ın şehit edilmesi sırasında Mekke'de bulunuyordu. Hz. Zübeyr ve Hz. Talha ile beraber Hz. Ali'nin hilafetine karşı çıkarak, Hz. Osman'ın kanını isteyerek bir topluluk oluşturmuşlardır. Olayları öğrenen Hz. Ali'de ordu oluşturmuştur. İki taraf Basra yakınlarında karşılaşmışlar ancak savaş niyetinde değillerdir. Aradaki elçiler vasıtasıyla barış sağlanacakken Sebeiyye grubunun çalışmaları sonucu savaş patlak vermiştir. Her iki taraftan da insanlar şehit edilmiştir. Bu savaşa Cemel Savaşı adı verilmiştir. Savaşı Hz. Ali kazanmıştır. Hz. Aişe yaptıklarından pişman olmuş ve bir daha da siyasete karışmamıştır. Anahtar Kelimeler: Hz. Aişe, Siyaset, Hz. Muhammed.

Hz. AişeSiyasetSiyasi olaylar+1
Emine Cankat Mahmat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı öncesi Harput'un tarihi ve dini yapısı

Harput kuzey ve kuzeydoğudan Keban Baraj Gölü içerisinde kalan Murat nehri vadisi, güneybatıdan Fırat nehri vadisi, batıda ise Hasan dağı ve Piran Dağı ile çevrilidir. Çok eski bir yerleşim yeri olan Harput Hısn-ı Ziyad, Zaid, Kharpote, Ziate Castellum, Harbirt, Handzit, Harputaş, Harputavanas, Hairberd gibi bir çok isimle anılmıştır. Bu yörede Hurriler, Hititler, Muşkiler, Asurlular, Urartular, Medler, Persler, Partlar, Sasaniler, Selevkoslar, Ermeniler, Romalılar, Bizanslar bir süre varlığım devam ettirmişlerdir. Anadolu'ya Türklerin gelişiyle Harput ve çevresinde sosyal ve dini bağlamda birçok değişim gerçekleşmiş, yöre büyük ölçüde İslamiyet'in etkisine girmiştir. Bu yöreye hakim olan Türk devletleri içerisinde Çubukoğullan, Artuklular, Selçuklular, Moğollar, Akkoyunlular, Safevileri zikredebiliriz. Harput çevresinde Artuklular ve Selçuklulardan kalma bir takım eserler görülmektedir. Harput kalesi, Ulu Cami, Arap Baba Mescidi ve Türbesi'ni örnek olarak gösterebiliriz. Anahtar Kelimeler: Harput, Anadolu, Türkler, Din, Tarih.

Dini yapıElazığ-HarputTarih+4
Ayhan Gaspak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Candaroğulları beyliğinde ilmi ve kültürel faaliyetler

ÖZETYüksek Lisans TeziCANDAROĞULLARI BEYLİĞİ'NDE İLMİ VE KÜLTÜREL FAALİYETLERFatma GÜRGÖZELERFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsüİslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalıİslam Tarihi Bilim Dalı2005, sayfa: 1741071 Malazgirt zaferiyle Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış oldu. 1176Miryakefalon zaferi ise Anadolu'nun bir Türk yurdu olduğunu kesin olarak ortayakoymuştur.1282 ve 1300 yılları arası Bizans için felaket yılları olup, Batı Anadolu'dakiTürk fetihlerinin modelleri olan beylikler bu dönemde şekillenmiştir. Candaroğulları dabu modellerden biri olup 1291 yılından sonra Kastamonu'yu zapt ederekbağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Fatih Sultan Mehmet zamanına kadar varlığınısürdürmüştür.Candaroğulları Beyleri ilme büyük önem vermiş, imkanları ölçüsünde birçokcami inşa etmişlerdir. Çeşitli imar faaliyetlerinin vücut bulduğu Candaroğulları BeyliğiAnadolu'nun Türkleşmesinde mühim rol oynamıştır.Anahtar Kelimeler: Candaroğulları Beyleri, Kastamonu, İlim, Kültür.

Fatma Gürgözeler
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Derviş Vahdet-i ve 31 Mart olayı

ÖZETYüksek Lisans TeziDERVİŞ VAHDETİ VE 31 MART OLAYIAkif DENİZFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsüİslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalıİslam Tarihi Bilim Dalı2005, Sayfa: VI+4331 Mart Olayı'nın çıkmasına sebep olan en önemli olay İttihat ve Terakki'yekarşı olan muhalefettir. İngilizlerin desteğini sağlayan Prens Sabahattin ve AhrarFırkası'nın faaliyetleri de bunlar arasındadır.Derviş Vahdeti'nin bu ayaklanmadaki rolüne gelince, hiç şüphesiz buayaklanmada Derviş Vahdeti'nin ve çıkardığı ?Volkan? gazetesi'nin payı mutlakavardır. Ama bu olayı tamamen Derviş Vahdeti'ye bağlamak doğru değildir. Bu isyanSelanik'ten gelen ?Hareket Ordusu? tarafından bastırılmıştır.Anahtar Kelimeler: 31 Mart Olayı, İttihat ve Terakki, Derviş Vahdeti, VolkanGazetesi.

Akif Deniz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Yusuf Has Hacib`in Kutadgu Bilig`i ve Nizamü`l-Mülk`ün Siyasetnamesi ışığında Türk hakimiyet anlayışı

ÖZETYüksek Lisans TeziYUSUF HAS HACİB'İN KUTADGU BİLİG'İ VE NİZAMÜ'L-MÜLK'ÜNSİYASETNAMESİ IŞIĞINDA TÜRK HÂKİMİYET ANLAYIŞIYavuz ALTUNÖZFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsüİslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalıİslam Tarihi Bilim Dalı2005, Sayfa: 66Hâkimiyet, bir devleti devlet yapan en önemli unsurlardan biridir. Tarih boyuncamilletler birçok devletler kurmuşlardır. Her devlet kendi hâkimiyet anlayışını meydanagetirmiştir. Dünyanın kadim milletlerinden olan Türkler Bozkır kültürü ile İslamkültürünü kendine has bir şekilde birleştirmek suretiyle yeni bir hakimiyet anlayışıortaya koymuştur. Bu anlayış içerisinde bulunan Türkler, etrafında bulunan milletlerinkültürlerinden ve devlet yapılarında da etkilenmişlerdir.Türkler hakimiyeti Tanrı'dan aldıklarına ve bu gücü Tanrı adına kullandıklarınainanmakta idiler. Bu inanış aynı zamanda dönemin hakim inanışı olmakla beraberTürkler hükümdarlarına hiçbir zaman ulûhiyyet atfetmemişlerdir. Ayrıca Türklerdehükümdarın yetkileri gerek töre gerekse meclis tarafından sınırlandırılmış olmasıyla dadiğer çağdaşı olan milletlerin hakimiyet anlayışlarından farklıdır. Türklerde hakimiyethakka hizmet için halka hizmet düsturu ile kullanılmıştır. Bu bağlamda Türklerinhakimiyet anlayışlarının diğer milletlerden farklı ve kendine has bir anlayış olduğunusöyleyebiliriz. Kutadgu Bilig ve Siyasetname adlı eserlerde de izlerini gördüğümüzTürk Cihan Hakimiyeti anlayışı Türklerin hakimiyet telakkilerinin temelini teşkiletmekte ve Türkler bu anlayış üzerine hayatlarını düzenlemektedirler.Anahtar Kelimeler: Hakimiyet, Hükümdar, Devlet, Kutadgu Bilig,Siyasetname.

Yavuz Altunöz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ Evleri

ÖZET Bu tezin konusu, Elazığ evlerinin Türk-İslâm mesken mimarisindeki yerinin belirlenmesidir. Çalışmanın başlıca amaçlan iklim ve malzeme özelliklerinin etkisiyle ortaya çıkan Türk ev tiplerinin, Türk-İslam hayatı bakımından özelliklerinin ortaya konmasıdır. Çalışma dört bölümden meydana gelmektedir. Birinci Bölümde "Ev ve İnsan", "Türk Evi Tarihi" başlıkları altında Türk ev mimarisinin gelişme aşamaları özetlenmektedir. İkinci Bölümde önce Elazığ şehrinin coğrafyası, tarihçesi, şehirleşmesi ve gelenekleri kısaca açıklanmaktadır. Şehrin coğrafi konumunun, ikliminin ve Harput kültür mimarisinin yapılar üzerindeki etkisi anlatılmaktadır. Üçüncü Bölümü oluşturan katalogda 22 ev incelenmiş plan, malzeme ve süsleme özellikleri ile ele alınmıştır. Değerlendirme bölümünde Elazığ evlerinin genel özellikleri ortaya konulmuş; bu özelliklere sahip eserler, hem kendi aralarında, hem de Harput evleri ve diğer Anadolu Türk konutları arasında karşılaştırılarak Elazığ evlerinin bu alandaki yeri vurgulanmıştır. Özellikler belirlenirken, yalnızca kataloga aldığımız yapılara bağlı kalınmamış, diğer bazı evlerin özgün unsurları da göz önüne alınmış ve günümüze ulaşamayan evlerin fotoğraflarından da yararlanılmıştır. Konunun kapsamındaki bazı sözcüklerin yöredeki adlan, "Elazığ Evleriyle İlgili Terimler" başlığı altında verilerek bunların ne anlama geldikleri açıklanmıştır. Eserleri araştırma ve değerlendirmemiz Türk evinin gelişim safhaları ve bölgelere göre özellikleri göz önünde tutularak gerçekleştirilmiş; yeri geldikçe Anadolu Türk Konut mimarisinin temel niteliklerine değinilmiştir. Bu tezde, kendi kültür ve hayat biçimimizin ürünü olan konut mimarimizin bir bölümü tanıtılıp bilim dünyasına kazandırılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Elazığ, ev, mesken, şahnişin, eliböğründe, cumba, konak.

Ayşe Yünkül
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Eşrefoğulları Beyliğinin ilmi ve kültürel faaliyetleri

ÖZET Yüksek Lisans Tezi EŞREFOĞULLARI BEYLİĞİNİN İLMİ VE KÜLTÜREL FAALİYETLERİ Nebahat AYDIN Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı İslam Tarihi Bilim Dalı 2005, Sayfa: 115+VII 1071 Malazgirt Zaferi ile Anadolu kapıları Türklere açılmış oldu. 1176 Miryakefelon Zaferi ise Anadolu'nun bir Türk yurdu olduğunu kesin olarak ortaya koymuştur. 1282 ve 1300 yılları arası Bizans için felaket yıllan olmuştur. Çünkü Batı Anadolu'daki Türk fetihlerinin modelleri olan beylikler, bu dönemde şekillenmiştir. Eşrefoğulları da bu modellerden biri olup 1280 yılında Beyşehir'i zapt ederek bağımsızlıklarım ilan etmişlerdir. Daha sonra İlhanlı Beyi, Timurtaş tarafından bu beyliğe son verilmiştir. Eşref Beyleri ilme büyük önem vermiştir. Çeşitli imar faaliyetlerinin vücut bulduğu Eşrefoğulları Beyliği, Anadolu'nun Türkleşmesinde mühim rol oynamıştır. Anahtar Kelimeler: Eşrefoğulları Beyliği, Beyşehir, Cami, Kültür

Nebahat Aydın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

12. ve 15. yüzyıllarda Türk tasvir sanatlarında mûsıkı aletleri

ÖZET "12. ve 15. Yüzyıllar Arası Türk Tasvir Sanatlarında Mûsiki Aletleri" başlıklı bu çalışma, konumuzu kapsayan zaman içinde, Türk mûsikisinin ve sazlarının gelişimi hakkında somut bilgiler elde etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Türk Mûsıkısi'nin gelişim çağları ve kullanılan mûsiki aletlerinin üzerinde genel olarak durulmuştur. İkinci bölümde, Türk minyatür, maden, çini ve kabartma sanatlarının gelişimi ele alınmıştır. Üçüncü bölümü oluşturan katalogumuzda, Türk minyatür, maden, çini ve kabartma örneklerini zaman sıralamasına göre verdik. Katalogumuzda bulunan 50 eserde toplam 99 adet saz bulunmaktadır. Bunlardan 30 adeti vurmalı saz, 18 adeti üflemeli ve 51 adeti de tellidir. Katalogdaki 22 çeşit sazın adlan ve sayılan şöyledir; 16 çeng, 14 def, 7 lavta, 7 kaval, 7 nefir, 6 bendir, 6 burgu, 6 ud, 4 şâhrûd, 4 tanbura, 3 koltuk davulu, 3 rebab, 3 zil, 2 dombra, 2 kös, 2 nakkare, 2 ney, 1 davulbaz, 1 düdük, 1 kürenay, 1 morin huur, ve 1 zurna. 12. yüzyıla ait minyatür hiç yoktur. Bu yüzyıla ait eserlerden biri Artuklu aynası, diğeri Fatimilere ait fildişi kabartmadır. Aynada bir ud, bir zurna görülürken, fildişi kabartma üzerinde üç lavta, bir ud ve bir zurna vardır. 13. yüzyıla ait toplam 12 minyatürde, 35 adet saz mevcuttur. Bu sazların çeşitleri ve sayılan şöyledir; 6 burgu, 1 çeng, 3 def, 3 kaval, 2 nefir, 2 ud, 3 koltuk davulu, 3 zil, 2 dombra, 2 kös, 3 nakkare, 1 davulbaz ve 1 düdük. Bu döneme ait bir kabartmada ud, bir keramikte çeng, bir çinide lavta ve 6 maden eser üzerinde 3 ud, 1 lavta, 1 bendir ve bir çeng bulunmaktadır. 14. yüzyıla ait üç minyatürde 1 def, 1 dombra, 1 çeng ve bir nefir vardır. 15. yüzyıla ait 24 minyatürde ise 12 çeng, 1 1 def, 2 ney, 4 şâhrûd, 4 tanbura, 3 bendir, 3 kaval, 1 lavta, 1 kürenay ve 1 morin huur göze çarpar. Minyatürlü el yazmaları, her ne kadar dünyanın dört bir yanına dağılmış da olsa, bu alanın orijinal belgeleri hakkındaki malûmatın, daha kolay elde edilir bir hale getirilmesi ve araştırılması, kültürel ve sanatsal kimliğimizin temellerini kuvvetlendirecektir. Anahtar Kelimeler: Tasvir, Minyatür, Saz, Mûsiki, Klâsik, Selçuklu, Osmanlı.

Tuncay Dağlı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Germiyanoğulları beyliğinin sosyo-kültürel ve ekonomik yapısı

Anadolu Selçuklu Devletinin çöküşüyle birlikte ortaya çıkan beyliklerden birisi olan Germiyanoğulları (M. 1300-1429) yılları arasında Malatya civarından gelerek Kütahya ve civarlarına yerleşmişlerdir. Beylik adını Germiyanlı aşiretinden almıştır. Gerçek anlamda bir devlet teşkilatına sahip oluşu, askeri ve siyasi nüfuzu, kültürel hayata katkısıyla dönemin önde gelen devletlerinden birisi olmuştur. Beylik, sosyo-kültürel, ilmi ve fikri sahadaki faaliyetleriyle diğer beylikleri geride bırakmış ve Türk kültürünün gelişmesinde payı olmuştur. Anahtar Kelimeler: Germiyanlı Beyleri, Sosyal, Kültür, Ekonomi

Muhammed Fazıl Kanca
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

III. Selim dönemi askeri ve eğitim alanındaki ıslahat hareketleri

Ill ÖZET Yüksek Lisans Tezi III. SELİM DÖNEMİ ASKERİ VE EĞİTİM ALANINDAKİ ISLAHAT HAREKETLERİ Sema YELİ Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı İslam Tarihi Bilim Dalı 2005, Sayfa : VIII + 71 III. Selim Osmanlı Devletini eski gücüne kavuşturmak için Batı' ya dönük ıslahatlar yapmıştır. Osmanlı Devleti'nin bu ilk köklü ve geniş çaplı yenilik hareketi yeni düzen anlamına gelen Nizamı Cedid'dir. Nizam-ı Cedid adıyla başlayan yenilenme ve yeniden yapılanma girişimlerinin masraflarının karşılanması için İrad-ı Cedid Hazinesi kurulmuştur. Nizam-ı Cedid'e subay yetiştirmek ve yeniliklerin kalıcı olmasını sağlamak için askeri teknik okullar kurulmuştur. Bu dönemde aynı zamanda mevcut asker ocaklarında da ıslahatlar yapılmıştır. İlmiye sınıfında da bazı ıslahatlar yapılmıştır ama bu sınıfın yeni düzene ayak uyduramayacağının anlaşılması üzerine medresede gerçekleştirilen kısmi yeniliklerle yetinilerek müspet ilimlere dayalı yeni okullar açılmaya başlandı. Osmanlılarla eğitim- öğretim alanında yapılan bu yemlikler Batı örneğine benzetilmeye çalışılan okulların açılması şeklinde görülmüştür. Anahtar Kelimeler: III. Selim, Islahatlar, Nizam-ı Cedid, İrad-ı Cedid, Askeri Teknik Okulları, İlmiye Sınıfı, Medrese, Eğitim-Öğretim.

Sema Yeli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Eyüp Sabri Paşa'nın Mahmûdus's-Siyer'i

Bu çalışmamızın amacı, ilk dönemlerden başlayarak siyer yazıcılığını incelemek, siyer yazıcılığının Osmanlı Türkleri üzerindeki tezahürlerine göz atmaktır. Bu bağlamda, Osmanlı komutanlarından Eyüp Sabri Paşa'nın Mahmûdu's-Siyer adlı eserine dikkat çekmeyi düşündük. Türkler her zaman Hz. Peygamber'e karşı duyulan muhabbeti en derin şekilde hissetmişler ve onun örnek hayatını kaleme alma şerefine erişmeye çalışmışlardır. Osmanlı müelliflerinden Eyüp Sabri Paşa da o örnek hayatı kaleme alanlardan biridir.Eyüp Sabri Paşa ve Mahmûdu's-Siyer isimli tezimiz Giriş ve iki bölüm halinde planlanmıştır. Giriş bölümünde ilk dönem siyer yazıcılığı hakkında genel bilgiler verilerek, Türkçe siyer yazıcılığı ele alınmıştır.Birinci bölümde Mahmûdu's-Siyer yazarı, Osmanlı dönemi amirallerinden aynı zamanda bürokrat, edebiyatçı ve tarihçi bir şahsiyete sahip olan Eyüp Sabri Paşa'nın hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir.İkinci bölüm tezimizin ana konusunu ihtiva etmektedir. Bu bölümde Mahmûdu's-Siyer adlı Osmanlı Türkçesi ile kaleme alınan siyer kitabı incelenmiştir. Eserin yazılış amacı, muhtevası, kaynakları, üslup ve metodu üzerinde durulmuştur.?Sonuç? bölümünde Eyüp Sabri Paşa ve eseri, bugüne tuttuğu ışık yönünden yeni çalışmalara yol göstermesi için değerlendirilmiştir.

Muhammed İhsan Hacıismailoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

II.Mahmut dönemi Islahat hareketleri

ÖZETYüksek Lisans TeziII. MAHMUT DÖNEMİ ISLAHAT HAREKETLERİRuveyda Nida YILDIRIMFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsüİslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalıİslam Tarihi Bilim Dalı2006, Sayfa: VIII+88II. Mahmut Osmanlı Devleti'nin eski gücüne kavuşması için Avrupaû tarzdaıslahatlar yapılması gerektiği görüşündeydi. Bu düşünceden yola çıkarak hemen herkurumda yenilik hareketlerine başladı.III. Selim'in öldürülmesinin ardından dağılan Nizam-ı Cedit askerinin yerineSekban-ı Cedit Ocağı'nı kurdu, fakat bu ocak yeniçerilerin isyanı ile kısa bir süre sonrakaldırıldı. On altı yıl aradan sonra Eşkinci Ocağı kuruldu. Bu ocak da bir yeniçeriisyanıyla dağılınca II. Mahmut ilerlemenin önünde bir engel olan Yeniçeri Ocağı'nıkaldırarak modern bir ordu olan Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusunu oluşturdu.Sultan Mahmut, idarû ve hukukû alanda yenilikler yapıp kamu hizmeti kavramınadarbe vuran müsadere usulünü kaldırarak kamu hizmetlerini güvenliğe kavuşturdu.Devlet teşkilatında geniş ölçüde bir iş bölümü yapılarak çeşitli nazırlıklar ve meclislerkuruldu. Modern anlamda ilk nüfus sayımı ve mülk yazımı gerçekleştirilerek,vatandaşların vermeleri gereken vergiler defterlere işlendi. Türkiye tarihinde mühim birdönüm noktası olan Kıyafet Kanunu'nu yayınladı. Posta teşkilatı kuruldu ve yurtdışıgezileri için pasaport ihdas edildi. Yarı bağımsız hale gelen ayanları ortadan kaldırarakdevlet otoritesini hakim kıldı ve valileri merkeze bağladı.Eğitim alanında da bir takım ıslahatlar yapıp ilköğretimi mecburi hale getirerekbirçok okullar açtı. İlk Resmi Gazete Sultan Mahmut devrinde yayımlandı, Avrupa'yaöğrenci gönderilmesi de yine bu dönemde gerçekleşti.İlk modern hastanenin kurulmasıyla sağlık alanında yenilikler yapılıp, bulaşıcıhastalıklara karşı karantina usulü benimsendi.II. Mahmut döneminde yapılan bütün bu ıslahatlar Tanzimat'ın ilanı üzerindemüessir oldu.Anahtar kelimeler: II. Mahmut, Islahat, Sekban-ı Cedit, Eşkinci Ocağı, Vak'a-iHayriye, Asakir-i Mansure-i Muhammediye, Meclis, Mektep, Takvim-i Vekayi,Karantina.

Ruveyda Nida Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk resimlerinde görme biçimleri (S.H.Ç.E.K. Malatya Atatürk Çocuk Yuvası örneği)

Yüksek Lisans TeziÇOCUK RES MLER NDE GÖRME B Ç MLER(MALATYA ATATÜRK ÇOCUK YUVASI ÖRNEĞ )Levent SKENDEROĞLUFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsüslam Tarihi ve Sanatları Anabilim DalıTürk - slam Sanatları Tarihi Bilim Dalı2006, Sayfa: 187Bu tezin adı, ?Çocuk Resimlerinde Görme Biçimleri?dir. 4 ana bölümden oluşantezin, birinci bölümünde; görme biçimleri, imge ve imge kökleri, sanat eğitimindeöğrenme ve sanat eleştirisi konuları ile birlikte, yaratıcılık konusu dokuz ayrı başlıkaltında incelenmiştir. kinci bölümde çocuk resmi ve çocuk resmine yaklaşım türleri veçocuğun çizgisel gelişim basamakları yaş gruplarına göre tek tek ele alınarakincelenmiştir. Dördüncü bölümde ise işlenen konular ve yaptırılan çocuk resimleri ileilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirme sonucunda çocuklarıngörme biçimlerinin gelişim süreci içerisinde nelerden etkilendiği, nasıl oluştuğukonusunda önemli sonuçlara varılmıştır.Çalışma sonunda çocuk resmini oluşturan, görme biçimleri konusunda önemlibilgiler sunan imgelerin çevresel ve duygusal köklerinin tüm yaşamsal veriler olduğusonucuna ulaşılmıştır.Çalışmada sanat ve sanat eğitiminin çocukların birer birey olarak gelişmesindeve görme biçimlerini oluşturmaları konusunda önemli tartışmalar yapılmıştır. Tezinsonunda 7-12 yaş çocukların eğitilmesinde sanat eğitiminin önemi vurgulanarakönerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sanat, sanat eğitimi, çocuk, resim, görme, imge, imgekökü, sanat eleştirisi

Levent İskenderoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ekber Şah döneminde Hindistan'da dini hayat

Tarih boyunca coğrafi konumu itibariyle devletlerin üzerinde hakimiyet mücadelesi verdiği ve birçok sömürge altına giren Hindistan'a Ekber Şah döneminde çeşitli alanlarda birçok yenilikler getirilmiştir. Ekber Şah ile birlikte gerek siyasî gerek ekonomik gerekse de dini alanda Hindistan'da yeni uygulamalar başlatılmış, Hint-Türk toplumunda uyguladığı yöntemlerle ve toplumda, eşitlik ilkesiyle sağladığı siyasî birlikle sonraki Türk hükümdarlarına örnek teşkil etmiştir. Ekber Şah'ın yapmış olduğu bu uygulamalar Hint-Türk İmparatorluğuna altın yıllarını yaşatmış olmasından dolayı önem arz etmektedir.Hindistan tarihinde önemli bir yere sahip olan Ekber Şah, reformları ve takip ettiği dinî siyaset ile ses getirmiş, ?Din-i İlâhî? adını alan eklektik bir din kurmuştur. Gerçekleştirdiği faaliyetler hem halk hem de âlimler arasında tepki gördüğü gibi taraftar da bulmuştur. Bu uygulamaları ile İslam uleması ile karşı karşıya gelmiş büyük tepkilere sebep olmuştur. Gerçekleştirdiği inkılaplar ile Hindistan'da bir çığır açmıştır.

Sinan Yalçınkaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Seyyidinnas'ın hayatı, eserleri ve tarihçiliği

İbn Seyyidinnas h.671?734/m.1273?1334 yılları arasında Memlukların başkenti Kahire'de yaşamış bir muhaddis, tarihçi, fakih, edip ve hattat olup çok yönlü bir âlimdir. İlmi çalışmalarda eserlerinden yararlanılan ancak ülkemizde fazla tanınmayan İbn Seyyidinnas'ın hayatını eserlerini ve tarihçiliğini ortaya koymaya çalıştık.Tezimiz bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte İbn Seyyidinnas'ın yaşadığı dönemde siyasi, soysal, kültür ortam ve dönemin tarihçiliği hakkında bilgi verildi. Ayrıca konunun kaynakları hakkında da bilgi verildi. Birinci bölümde İbn Seyyidinnas'ın hayatı, hocalarının ve öğrencilerinin bazıları tanıtıldı. İkinci bölümde müellifin önemli eserleri hakkında etraflıca bilgi verildi. Bazı eserleriyle ilgili kısa bilgiler vermekle yetinildi. Üçüncü bölümde eserlerinden yola çıkarak tarihçiliği, eserlerinde kullandığı metot ve başvurduğu kaynaklar tespit edilip ortaya konuldu.İbn Seyyidinnas, eserlerini Hz. Peygambere olan sevgisinden ve onun hayatının daha doğru bir şekilde anlaşılması ve bu şekilde örnek alınması için kaleme almıştır. Yazdığı eserleriyle ilk kaynaklarla kendinden sonra gelenler arasında köprü vazifesi görmüştür.Anahtar Sözcükler1.İbn Seyyidinnas2.Uyunu'l-Eser3.Siyer4.Memluklar5.Tarihçi

Nevzat Türkoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

XV. yüzyıl Memlük kaynaklarından Zubdetu Keşfu'l-Memâlik ve soyal-kültürel açıdan değerlendirmesi

[ÇETİN Şükrü], [XV. Yüzyıl Memlük Kaynaklarından Zubdetu Keşfu'l-Memâlik Ve Soyal-Kültürel Açıdan Değerlendirmesi], [Yüksek Lisans Tezi],Ankara,[2008]Bu çalışmada Garsuddin Halil b. Şahin Zahiri'nin Memlûklü devletinin kurumları ve sosyal hayatı ile ilgili olan eseri Zubdetu Keşfu'l-Memâlik'i çalışılmıştır. Bu çalışma ile.Türk İslam tarihinin bir safhası olan memlûkler dönemini anlatan çalışmayı, eser bağlamında, ilgilenenlere sunmayı arzuladık.Bu eser, memlûk tarihinin geneliyle ilgili olsa da müellifin devlet ricalinden olması münasebetiyle daha çok memlûklerin devlet teşkilatını ve işleyişini detaylandırmıştır.Kitabın müellifinin hayatını, eserlerini ve devlet kademeleri ile ilgili görevlerini çeşitli kaynaklardan araştırarak ilgilenenlerin merakına sunduk.Eserde dikkatimizi çeken ilginç isim olay ve yapıları son bölümde izahlarını yaparak çalışmamızı tamamladık.Anahtar Sözcükler1.Zubdetu Keşfu'l-Memâlik2.Garsuddin Halil bin Şahin3. Mısır ve Suriye4.Sosyal ve kültürel hayat5.Devlet Teşkilatı

Şükrü Çetin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı ordu teşkilatında akıncı ocağı

Akıncılık, Osmanlı Devletinin ilk zamanlarında kurulan ve " bu devletin kullandığı, bir çeşit hafif süvarilere verilen bir isimdir. Akmalara, hareket ve manevra kabiliyeti çok yüksek olduğu için bu ad verilmiştir. Akıncılar genellikle sınırlara yakın bölgelerde bulunur, yapılacak savaştan önce devletin isteğiyle düşman topraklarına hücum ederek bol miktarda ganimet ve esir elde ederlerdi. Düşmanlara âit yol, köprü, araziler ve onların askerî güçleri gibi hususlarda devlet için lazım olan bilgileri toplayıp devlete haber vererek istihbarat görevi yaparlardı. Böylece akıncılar, öncü birlikler olup, savaşta asıl ordudan dört beş gün önde giderek keşif hizmeti de görürlerdi. Akıncı dediğimiz bu Osmanlı süvarileri, Osman Gazinin yakın silah arkadaşları olan ünlü kumandanların neslinden devam etmiştir. Akıncılık, babadan oğula geçen bir meslek olduğu için bu ocağa akıncı sülalesinden olmayan kimseler belirli şartlara göre dahil edilirdi. Akıncılar sınır boylarında ve stratejik açıdan önem taşıyan belirli noktalardaki şehirlerde bulunurlardı. Her bir akıncı beyinin karargâhı önemli şehirler olmuştur. Akıncıların sayılan zaman azman ihtiyaca göre değişmiştir. Önceleri yüz bin kadar mevcudu bulunan akıncılar, 1595 yılında uğramış oldukları talihsiz bir yenilgi üzerine tamamen erimişler ve bundan sonra eski önemlerini kaybederek yerlerim sınır bölgelerindeki serhat kulu askerlerine terk etmişlerdir. Bu tarihten sonra ise akın hizmetleri Kırım Tatarlarına verilmiştir. Gün geçtikçe sayılan azalan akıncılar ismen bir süre daha devam etmiştir. Bir müddet devam eden Akıncı Teşkilatı, 1826 senesine gelindiğinde tamamen kapatılmıştır.

AkıncılarAskeri teşkilatOrdu+1
Arif Koday
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

6/702 numaralı şer`iye mahkemesi sicil ilamları

ÖZET 6/702 NUMARALI ÜSKÜDAR ŞER'İYYE MAHKEMESİ SİCİL i'LAMLARI MUSTAFA KIRMIZIGUL Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı İslâm Tarihi Bilim Dalı İncelediğimiz 6/702 numaralı Üsküdar Şer'iyye Mahkemesi Sicil i'lâmat Defteri: H.1289-1290/M.1872-1873 villan arasında Üsküdar Merkez ile ona bağlı kasaba ve köylerde vuku bulan adli vakalara ait mahkeme kararlarıyla ilgili Hamlan kapsamakladır. Bu çalışmamızda öncelikle Osmanlı Devletinde mahkeme, kadı, şer'iyye sicilin ı ve i'lâm'lar hakkında bazı bilgiler verdik. Sonra sicil içindeki belgelerin özetlerim v<- transkripsiyonunu verdik,. Son olarak da konuların kısa bir değerlendirmesini yaptık. Çalışmamıza konu olan yıllar arasında Üsküdar, Anadolu Kadı Askerliğine bağlı bir kaza merkezi idi. Devirdeki nüfusunu kesin olarak bilemediğimiz Üsküdar'da, sicil i'lâm defterimizdeki kayıtlarda 2 kasaba, 1 nahiye ve 12 köy adı geçmektedir. Şehir merkezindeki halk genellikle ticaret ve gündelik işçiliklerle geçimlerin/ temin ederken, köylerde yaşayan ahalinin toprağa dayalı çiftçilik ve rençperliklerle iştigal ettiklerini görmekteyiz. Ayrıca Üsküdar, Anadolu ile Başkentin arasında bir ><>! güzergahı olduğu için o devirde de önemli bir merkez idi. Yine tezimize konu olan defterin incelenmesinden Üsküdar'da gayr-i Müslim tebaayla Müslümanlar aynı yerleşim merkezlerinde yaşadıkları ve aralarında bireysel adi vakalar dışında siyasi davalara rastlanmamıştır.

19. yüzyılAskeri yapıKadılık kurumu+7
Mustafa Kırmızıgül
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Ca'fer-i Tayyâr - Rehber-i Gülistân (İnceleme-metin-dizin)

Bu tez çalışmasında, İslami edebiyatın önde gelen şairlerinden Sa'dî-i Şîrâzî'ye ait Farsça Gülistân eserine yapılmış son dönem şerhlerinden Ca'fer-i Tayyâr'ın Rehber-i Gülistân adlı Türkçe eseri ilmî usullere uygun olarak incelenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada, şerh edebiyatının son dönem eserlerinden olan bu eseri bilim dünyasının istifadesine sunmak ve bu alanda yapılacak çalışmalar için kaynak metin oluşturmak amaçlanmıştır. Çalışmada, mevcut bilgiler sınırlı da olsa arşiv kaynaklarından ve son dönemde yapılan akademik çalışmalardan hareketle Gülistân şârihi Ca'fer-i Tayyâr'ın hayatı ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonra üzerinde çalışılan bu eserin içeriği, tercüme ve şerh usulü hakkında incelemelerde bulunulmuştur. Matbu bir metin olan bu eseri yeni harflere aktarırken tam transkripsiyon yapmak yerine sadece ayn, hemze, uzun ünlüler ve terkipli okumalar gösterilmiştir. Son bölümde ise araştırmacılara kolaylık sağlamak amacıyla eserdeki belli başlı kelime ve kavramları, kişi, eser ve yer adları gibi özel isimleri içeren bir dizin oluşturulmuştur.

Cafer Tayyar EfendiGülistanSa`di-yi Şirazi+2
Osman Şenlik
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Eyyûbîlerin Zengîlerle münasebetleri (1131-1225)

Sünni inanç çerçevesinde Eyyûbîleri ve Zengîleri yan yana getiren temel stratejik hedef; bölgede bulunan Frenklerin varlığını sonlandırmak, Fâtımîleri ortadan kaldırmak ve Bizanslıları İstanbul'dan atmaktı. İmaduddin Zengî, Frenklere karşı yürüttüğü mücadelede Türklerin yanı sıra Kürtlerden de yararlanmak istiyordu. İmaduddin; Hakkâri ve Humeydiyye başta olmak üzere Erbil çevresinde bulunan Kürt aşiretlerini de ordusuna katarak bu güçlerden alabildiğince istifade etmeyi başardı. İmaduddin, Necmeddin Eyyûb'un maiyetinde bulunan Kürt birliğini de yanına alarak bu işi tamamladı. Bu temel üzerine;Türkler, Kürtlerle iş birliğine giderek birçok başarının altına imza attı. Araştırmamız giriş ve üç bölümden meydana gelmekdedir. Giriş kısmında tezin konusu ve kapsamı, tezin sınırlıkları, tezin amacı, tezin önemi, tezin yöntemi, Zengî ve Eyyûbî hanedanları hakkında genel bilgiler aktarılmıştır. Birinci bölüm, Zengîler himayesinde Eyyûbîler, Eyyûbilerin İmaduddin Zengî ve Oğlu Nûreddîn Zengî nezdinde üstlenmiş oldukları görevler, onlar adına katıldıkları askeri faaliyetler ve yürütmüş oldukları diplomatik çabalardan oluşmaktadır. İkinci bölüm, Selahaddin-i Eyyûbî döneminde Nûreddîn Zengî ile Selahaddin-i Eyyûbî, Selahaddin-i Eyyûbî ile Melik Salih, Melik Salih'in ölümü sonrasında Eyyûbîlerle Zengîler arasında Kuzey Suriye el-Cezîre bölgeleri üzerinde iktidar mücadelesi ve Eyyûbîlerin mücadele sonucu Zengîleri kendine bağlamasıyla iki hanedanın birlikte Frenklere karşı yörütmüş oldukları savaş konusunu irdelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Selahaddin-i Eyyûbî sonrası Eyyûbî Zengî ilişkileri başlığı altında, Melik Adil ve oğlu Melik Eşref dömemleri ele alınmıştır.

Esaduddin ŞirkuhEyyubilerEyyubiler Devleti+7
Şükrü Erdoğan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00