
Kazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Anabilim Dalı (disiplinlerarası)
Gazi University86
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
İşçi sağlığı ve iş güvenliği bakımından denetim planlamasında şirketlerde web tabanlı uygulama
Ülkemizdeki tüm işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği bakımından denetlenmesi pratikte mümkün değildir. Bu konuda denetim yapan yasal otoriteye (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı) bağlı teknik iş müfettişlerinin doğru denetim planlaması ile etkin kullanılması temel başarım hedefi olmaktadır. Ancak bu noktada ?Hangi işyerleri, hangi seviyede denetlenmelidir?? kritik sorusu akla gelmektedir. Halen yapılmakta olan teftiş programları, riski yüksek olduğu (iş kazalarının yoğun olduğu) tahmin edilen alan ve sektörlerde genel bir gözlem sonucu yapılmaktadır. Halbuki bu genel yaklaşım bize, o alanda veya sektörde olmadığı için iş güvenliği riski yüksek olan işyerlerinin denetim dışı kalmasına veya tersine o alanda veya sektörde olup iş güvenliği riski az olanların denetim kapsamına alınması zorunlu sonucunu doğurmaktadır. Bu sorunsalı çözmenin yolu işyerlerinin iş güvenliği risklerini, bilimsel olarak hesaplayabileceğimiz bir bilgi altyapısı oluşturmaktan geçmektedir. Web ortamında oluşturulan bu altyapı sürekli işyerleri tarafından güncel tutularak, ulusal bir iş güvenliği risk haritasını çıkarabilme imkanını sağlayacaktır. Burada ihtiyaç duyulan bilgi, işletmeler düzeyinde tabiri caiz ise kılcal damarlara inerek toplanacak ve işlenecektir. Çalışma pilot olarak Kayseri Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren Metal sanayi sektöründeki firmalara uygulanmıştır.Ancak, metodoloji ve uygulama pratiği açısından inşaat, maden vb. diğer sektörlerde de uygulanabilme imkanı yaratabilecektir. Bu çalışma ile yeni denetim parametreleri (çalışan başına düşen iş güvenliği risk puanı, makine başına düşen iş güvenliği risk puanı gibi), işyerlerinin iş güvenliği risk seviyelerine göre sınıflandırılarak denetim seviyelerinin belirlenmesi gibi imkanları da yasal otoriteye sunabilecektir. Kısaca ihtiyaç duyulan bilgiyi yöneterek ve işleyerek, denetim kaynaklarının planlanmasında ciddi bir yöntem ortaya koymak amaçlanmaktadır.
Ankara şehir içi otobüs kazalarının analizi ve bölge risklerinin belirlenmesi için bir çok ölçütlü karar modeli
Bu çalışmanın amacı trafik kazalarına neden olan faktörleri, bunların risk değerlerini ve kazaya sebep olan durumları önceden tespit ederek, ölümlerin, geçici ve kalıcı sakatlıkların, iş gücü ve maddi hasarların oluşmasını engellemektir. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada trafik kazalarının nedenlerinin belirlenmesi ve riskli durumların tespiti için bir karar metodolojisi ve bunun ışığında bir model oluşturulması hedeflenmiştir. Model trafik kazalarına neden olan faktör ve alt faktörleri kapsamaktadır. Bölgeye bağlı kaza riski (BKR) düzeyini belirlemede ve faktör ve alt faktörlerin ağırlıklarının tespitinde Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yöntemi kullanılmış belirlenen risk değerleri ve gerçek kaza verileri üzerinden veri madenciliği tekniklerinden biri olan karar ağaçları algoritmalarından CHAID kullanılarak kurallar oluşturulmuştur. Model Ankara İlinde faaliyet gösteren EGO Genel Müdürlüğüne bağlı toplu taşıma araçları baz alınarak geliştirilmiş ve kurum kapsamında bulunan beş bölge üzerinde uygulanmıştır. Geliştirilen model yapılacak değişikliklerle farklı kurumlar ve işletmelerde de rahatlıkla kullanılabilecek yapıya sahiptir.
Petrol tankeri kazalarının deniz çevresine etkileri ve tazmin sistemi
Ham petrol ve petrol ürünleri, kimya endüstrinin gelişimine bağlı olarak ürünler ve hizmetlerin çeşitlenmesiyle, günümüzde oldukça yaygın bir şekilde kullanılır olmuştur. Petrol, doğası gereği rezervlerin bulunduğu dünyanın belirli bölgelerinde çıkarılmakta ve bu merkezlerden çeşitli ulaştırma türleriyle sevk edilmektedir. Denizyolu taşımacılığı dünyada en ekonomik ve yaygın olarak kullanılan taşıma türüdür. Petrol taşımacılığında da denizyolu ilk sırada yer almaktadır. Deniz yolu taşımacılığı ekonomik olmakla birlikte çevresel riskleri de beraberinde getirmektedir. Geçmişte yaşanan tanker kazaları; petrolün, başta deniz çevresi olmak üzere doğayı, dolaylı olarak ise bölgede yaşayan insanları, gerek sağlık gerekse ekonomik açılardan olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Tanker kazalarında, petrol kirliliğinin oluşmadan önce engellenmesi temel hedef olmakla birlikte, önlenemeyen kazaların ardından ortaya çıkan zararların giderilmesi, doğa ve insanın maruz kaldığı zararların tazmin edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada petrol kaynaklı tanker kazalarının çevresel etkileri ortaya konulmakta, deniz ve çevresine verdiği zararlar irdelenmekte, ardından 1967?de meydana gelen Torrey Canyon kazasıyla oluşturulmaya başlanan ve 2003 yılında günümüzdeki şekli verilen uluslararası tazmin sistemi mevzuat ve işleyiş açısından incelenmekte, bu mevzuatın Türkiye?deki mevzuat açısından durumu ortaya konularak uygulanması ve verimliliği tartışılmaktadır.
Tersanelerde kazaların önlenmesi ve iş güvenliği: Tuzla tersaneleri
İş kazaları endüstri ilişkilerini bozan, makro ve mikro ölçekte ekonomik verimliliği düşüren, maliyetleriyle işletmelerin rekabet edebilirliğini azaltan bir olgudur. Bu çalışmada Türkiye tersanelerinde meydana gelen 46 ölümlü ve 34 uzuv kayıplı/yaralanmalı iş kazası olmak üzere 80 iş kazası raporu incelenerek kazalarla ilgili istatistiki sonuçlar ortaya konmuş ve değerlendirilmiştir. SGK Türkiye genelinde yaşanan iş kazası istatistikleri ile elde edilen sonuçlar karşılaştırılmış ve yangın ve patlamalar sonucu ile elektrik akımından kaynaklanan iş kazalarının tersanelerde Türkiye geneline nispeten fazla olduğu tespit edilmiş, nedenleri ortaya konmuştur. İş kazasına maruz kalanların yaklaşık beşte birinin kazayla sonuçlanan işle ilgisi olmayan veya tesadüfen orda bulunan çalışanlar olduğu sonucuna ulaşılmış, nedenleri irdelenmiştir. Tersanelerde kazaların yaşanmasında yaz aylarının %43'lük oranla diğer aylara göre yoğunluğu tespit edilmiştir ve daha sonra iş kazası sebeplerinin mevsimsel ilişkisi ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler : tersane, iş kazası, ölüm, yaralanma,
İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemine kalite evi yaklaşımı
Sanayi ve teknolojinin ilerlemesi ve buna bağlı olarak yeni iş sahalarının açılmasıyla birlikte, işçilerin eğitimsiz olmaları, dikkatli çalışmamaları, işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği (İSG) önlemlerini almamaları gibi nedenlerden dolayı her geçen gün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının sayısı gözle görülür bir şekilde artmaktadır. İş kazalarının ve meslek hastalıklarının doğurduğu maddi ? manevi kayıplar ise, iş kazaları veya meslek hastalıkları nedeniyle zarar gören işçiler ve bu durumdan etkilenen diğer işçiler, işverenler açısından bir takım olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. İşverenler bu olumsuzlukları, işyerlerinde İSG adına bir sistem oluşturarak en aza indirebilmektedirler. Çalışma hayatının sağlıklı ve güvenli bir şekilde işleyebilmesi için İSG yönetim sisteminin bir bütün olarak benimsenmesi ve tüm unsurlarının etkili bir şekilde uygulanması önemli bir konuyu teşkil etmektedir. Bu çalışmada, OHSAS 18001 İSG yönetim sistemi, kalite evi yaklaşımıyla incelenmiş ve kalite evi analizine göre İSG yönetim sistemi unsurlarına ilişkin bir değerlendirme yapılmıştır. Literatürde, İSG yönetim sistemine kalite evi yaklaşımı konusuna doğrudan yer verilmemesi nedeniyle, bu çalışma yeni bir bakış açısı getirmektedir. Bugüne kadar yapılan kalite evi analizlerinde, analitik hiyerarşi prosesi, bulanık küme teorisi, kanıt teorisi, kaba küme yöntemi gibi pek çok yöntemden yararlanılmıştır. Kaba küme yönteminin kesin sayılar yerine bir aralık içerisindeki değerlere yer vermesi, veri analizinde sübjektif uygulamalar ya da harici bilgiler gerektirmemesi nedeniyle, kalite evi analizinde kaba küme yönteminden faydalanılmıştır. Çalışma, elektrik ? elektronik alanında faaliyet gösteren firmaları kapsamaktadır. Çalışmada, bu alanda faaliyet gösteren firmalar için, İSG yönetim sistemi eksikliğinin işverenler üzerindeki olumsuz etkilerinin dereceleri belirlenmiş, işverenler üzerindeki her bir olumsuzluğun, hangi İSG yönetim sistemi unsuru ile önlenebileceği araştırılmış ve İSG yönetim sistemi unsurlarının birbirleriyle olan ilişki durumları değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, işverenlerin İSG eksikliği dolayısıyla karşılaştıkları olumsuzluklardan, hangi İSG yönetim sistemi unsurlarına daha fazla önem vererek kurtulabileceği ortaya konulmuştur.
Türkiye'nin sera gazı salımlarının Kyoto Protokolü çerçevesinde risk yönetimi
Türkiye 17 Şubat 2009 tarihi itibari ile Kyoto Protokolünü imzalayarak; protokolün gereklerini yerine getirebilmek için enerji kaynaklarının kullanımını planlarken iklim değişikliği ve emisyonlarla ilgili hususları da dikkate almalıdır. Bu çalışmada, veri zarflama analizi (VZA) kullanılarak enerji kaynaklarının kullanımına bağlı olarak sera gazı emisyonları üretme potansiyeli açısından Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve İsviçre arasındaki durumu karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur. VZA, karar verme birimlerinin (KVB) seçilen girdi ve çıktı değerleri kullanılarak, göreli etkinliğin ölçüldüğü ve değişkenler arasında herhangi bir analitik ilişkinin bulunmadığı parametrik olmayan bir yöntemdir. VZA yöntemi, hangi karar verme biriminin (bu çalışmada ?ülkeler?) etkin olduğu ve etkin olmayan karar verme birimlerinin girdilerini çıktıya dönüştürme başarısızlıklarında girdilerindeki eksikliklerin belirlenmesini sağlar. Türkiye, AB ve İsviçre ile birlikte toplam 29 ülkenin enerji kaynakları kullanımından kaynaklanan sektörel sera gazı emisyonu performans değerlendirmesi göreli olarak yapılmıştır. Bunun için sektöre göre enerji kaynağı kullanımı girdi olarak, sektörün ürettiği sera gazı emisyonları ise çıktı olarak düşünülmüş olup, altı farklı modelde etkinlik değerlendirmesi yapılmıştır.Anahtar Kelimeler : Veri zarflama analizi, sera gazı, etkinlik
Bir termik santralin enerji yönetim sistemleri açısından performansının incelenmesi
Bu çalışmada, Türkiye?nin en büyük termik santrallerinden biri olan Kahramanmaraş ili Afşin ? Elbistan bölgesinde kurulu 4 x 360 MW üretimkapasitesine sahip Afşin ? Elbistan B termik santrali enerji yönetimsistemleri açısından incelenmiştir. Bu amaçla, tesiste kurulu enerji yönetimsistemi SR EPOS (Energy Optimizasyon Sistemi) programından her 3dakikada bir alınan verilere göre yapılmış daha önceki çalışmada tesiste en büyük kayba neden olan sistem ekipmanları yoğuşturucu, kazan ve ısıtıcı olarak tespit edilmiş olup bu ekipmanlar için Termodinamiğin 1. Kanunuuygulanarak analizler yapılmıştır. Tesis için seviyelendirilmiş elektrikmaliyeti 3 farklı yönteme göre hesaplanmıştır. Kazanın tasarım değerleri ile hesaplanan veriminin ve EPOS?tan alınan gerçek verilerle hesaplanan verimlerin üretici tarafından belirtilen referans verim arasındaki farklarınseviyelendirilmiş elektrik maliyetine olan etkisi hesaplanmıştır. Yapılançalışma sonucunda kazandan kaynaklanan ve 20 yıl üzerinden hesaplanan seviyelendirilmiş fark maliyetinin 100 milyon $ mertebelerine ulaştığıgörülmüştür.Bilim Kodu : 914.1.038Anahtar Kelimeler : Enerji yönetim sistemi, seviyelendirilmiş elektrik maliyetiSayfa Adedi : 75Tez Yöneticisi : Prof. Dr. H. Mehmet ŞAHİN
Deniz ulaşımında petrol kirliliğine müdahale sistemi: Türkiye ve Avrupa uygulamaları
Dünyada olduğu gibi, Türkiye'de büyük petrol kirlilikleri sonucu meydana gelen çevresel felaketlerden ve ekonomik kayıplardan etkilenmiştir. Büyük kazalardan sonra, Avrupa ve Amerika'da petrol kirliliği ile mücadele çalışmaları derhal başlamışken, Türkiye'de çalışmalara daha geç başlanmış ve ancak 2005 yılında yayımlanan kısaca Acil Müdahale Kanunu olarak bilinen mevzuatın liderliğinde yasal alt yapı çalışmaları başlatılmıştır. Bununla birlikte, Avrupa ülkelerinin belirli bir zaman aralığında ve denizcilik sektörüne uyum için zaman tanıyarak hayata geçirdiği denizde petrol kirliliğine müdahale çalışmaları Türkiye'de oldukça kısa bir süreçte hayata geçirilmiştir. Bu durum, yayımlanan mevzuatın uygulamasında sıkıntılara yol açmaktadır. Türkiye'de, ?kirleten öder prensibi? stratejisi ile Avrupa'ya birçok konuda benzer bir sistem dizayn edilmiş olup, kademeli müdahale sistemi esas alınmıştır. Mevcut uygulamalarda, hazırlıklı olma ve müdahale için lider bir organizasyon oluşturulmadığından, çok başlı sistem bürokratik kargaşaya sebep olmaktadır. Öte yandan, petrol kirliliği ile mücadele organizasyonu ciddi bir kaza meydana gelmediğinden test edilememiştir. Sistem genellikle mevzuat üzerinde olup uygulamaları tam olarak hayata geçirilememiştir.Petrol ihtiyacının tamamına yakınını ithal etmekte olan ve coğrafi konumu gereği ve boru hatları vasıtasıyla Rus ve Hazar petrollerinin çıkış kapısı konumunda olduğundan dünyadaki önemli petrol transfer güzergâhlarından birinin üzerinde bulunan Türkiye'nin karasularında yoğun bir tanker trafiği yaşanmaktadır. Özellikle, küresel petrol üretiminde ciddi bir rol üstlenen Rusya petrolünü Karadeniz ve Baltık Denizi üzerinden dünyaya dağıtmaktadır. Rusya'nın petrolünün yarısına yakın bölümü Karadeniz, Türk Boğazları ve Ege Denizi üzerinden genellikle Güney Avrupa Ülkelerine sevk edilmektedir. Türk Boğazları Bölgesi başta olmak üzere Türk Karasularının bazı bölümleri ciddi bir petrol kirliliği riski ile karşı karşıyadır. Bu ciddi riski bertaraf etmek amacıyla Türkiye son yıllarda VTS ve AIS başta olmak üzere seyir güvenliğini artırıcı ciddi yatırımlar yapmış olup, çalışmaların tüm karasularına yaygınlaşması için yatırımlar devam etmektedir. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de büyük petrol kirliliği kazası sayısında ciddi bir azalma mevcuttur. Bu istatistikler kapsamında, yapılan petrol kirliliği ile mücadele ve hazırlıklı olma yatırımları gözden geçirilmeli ve halkın vergileri verimli kullanılmalıdır. Bu tez, Avrupa ülkeleri ile Türkiye'nin petrol kirliliği müdahale sistemini karşılaştırmakta ve yapılması gerekenler için öneriler sunmaktadır.
Trafik kazalarının mekansal analizinde kullanılacak bir yazılımın geliştirilmesi
Trafik kazalarının mekansal analizleri ile elde edilebilecek veriler, kazaların önlenmesi amacı ile gerçekleştirilen çalışmalar için oldukça değerlidir. Bu çalışmada kaza noktalarının kendi arasındaki ilişkiyi (otokorelasyon), mekansal sınıflar ve kazaların yol ağı ile olan ilişkisini sorgulayabilmek için; trafik kazalarının mekansal analizinde kullanılacak bir metot geliştirilmiş ve metoda uygun bir yazılım (Span) üretilmiştir. Geliştirilen yazılım; düzlem ve yol ağı üzerinde nokta desen analizlerini gerçekleştirebilmekte, en yakın komşu indeksi, global, çapraz ve lokal K değerlerini hesaplayabilmektedir. Yazılım, birim testlerini takiben gerçek veriler ile, Ankara Batıkent bölgesinde meydana gelen trafik kazalarının mekansal özelliklerinin dönemsel farklılıklarını belirlemek üzere test edilmiştir. Bu test sonuçları ile, Batıkent bölgesinde okul çevresinde alınan trafik tedbirlerinin kazaların dağılımı üzerindeki anlamlı etkisi olduğu bulunmuştur ve bu sonuç literatüre önemli bir katkı sağlayan orijinal bulgudur.
Karayolu ulaştırma sisteminin toplam faktör verimliliği ve Avrupa Birliği konum analizi
Bu çalışmada Avrupa Birliğine (AB) uyum çerçevesinde Türkiye'nin karayolu ulaşım göstergelerini etkin olarak kullanıp kullanmadığı ve diğer AB ülkelerine göre durumunun ortaya konulması amacıyla göreli etkinlik analizi yapılmıştır. Etkinlik ölçme yöntemlerinden olan ve bu çalışmada kullanılan Veri Zarflama Analizi (VZA), temelinde doğrusal programlama ilkelerine dayanan, parametresiz bir yöntem'dir. VZA, statik bir analiz şekli olup, tek bir dönemde karar birimlerinin verilerini kullanarak bir yatay kesit analizi yapar. Yöntemin getirdiği en önemli yenilik, birçok girdinin kullanılarak birden fazla çıktının elde edildiği ortamlarda, parametrik yöntemlerde olduğu gibi önceden belirlenmiş herhangi bir analitik çıktı fonksiyonunun varlığının öngörülmesine gereksinim duymadan ölçüm yapabilmesidir. Etkinlik değerlendirme sürecinde, zaman içinde etkinliğin nasıl gelişmekte olduğunu ise Malmquist Toplam Faktör Verimliliği (TFV) indeksi ile belirlenmiştir. Analizde, kaza sayısı ile kazalardaki ölümlerin ve yaralı sayılarının minimum olabilmesi için farklı karayolu ulaşım parametrelerinin boyutlarını belirlemek üzere beş farklı model oluşturulmuştur. Ayrıca karayolu ulaşım performansının belirlenmesi için yolcu ve yük taşımacılığı hacmi çıktı, karayolu göstergeleri girdi olarak alınmıştır. Belli kriterleri ve hedefleri olan ve üyesi olduğu ülkelerin bu kriterleri taşıması gerektiğinden yola çıkılarak Türkiye'nin AB'ye aday bir ülke olarak karayolu ulaşım performansı bakımından AB ülkelerine (verilerine tam ulaşılabilen 27 ülke) göre durumu Veri Zarflama Analizi ve Malmquist Index yaklaşımları kullanılarak ortaya konulmuştur.
Ankara'da elektrik dağıtım işlerinde çalışan işçilerde iş kazaları ve meslek hastalıkları görülme sıklığı ile ilişkili etmenler
Bu araştırmanın amacı elektrik dağıtım işi yapan işçilerde iş kazaları ve meslek hastalıkları görülme sıklığı ile ilişkili etmenleri tespit etmektir. Araştırma sırasında 2011 Mart ? Haziran döneminde işçilerin iş yaşamları boyunca iş kazası geçirme ve meslek hastalığına yakalanma durumları sorgulanmıştır. Araştırma için 48 sorudan oluşan anket formu kullanılmış ve istatistiksel analiz için SPSS yazılımından yararlanılmıştır. Tezin ilk bölümlerinde iş sağlığı ve güvenliği (İSG) ile ilgili genel bilgiler verilmiş, iş kazası ve meslek hastalığının tanımı yapılmıştır. Son bölümlerinde ise uygulanmış olan anketten elde edilen veriler bilgisayar programına aktarılarak değerlendirilmesi yapılmıştır. Anket 260 işçiyle yüz yüze görüşme şeklinde uygulanmıştır. Araştırmaya katılanların hepsi erkektir. Araştırmaya katılanların %84,2'si Teknik/Meslek lisesi mezunudur, çalışanların yaş ortalaması 33,12'dir. Araştırma katılan işçilerin %98,8'i işe başlarken sağlık raporu aldığını, %95'i vardiya sistemi ile çalıştığını, %52,7'si işyerinde yapılan periyodik muayenelerden memnun olduğunu, %41,2'si işyerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulunun bulunduğunu, %57,7'i iş amirlerinin İSG'ye bakışının yeterli olduğunu, %83,8'i işe başlamadan önce mesleki eğitim aldığını, %85,8'i işe başlamadan önce İSG eğitimi aldığını, %74,6'sı yapılan işle ilgili iş kazası riskleri konusunda eğitim aldığını, %32,3'ü çalışılan işle ilgili yasa, tüzük, yönetmelikler hakkında eğitim aldığını belirtmiştir. Sonuç olarak araştırmaya katılanların %23,8'inin iş kazası geçirmiş olduğu belirlenmiştir. İş kazaları en çok çarpılma ve meydana gelen arklar sonucu oluşan yanıklarla sonuçlanmıştır. İş kazaları elektrik işlerinde 1 yıldan az 6 yıldan fazla çalışanlar, periyodik muayenelerden memnun olmayanlar, çalışma koşullarından memnun olmayanlar, verilen iş güvenliği eğitimlerini yetersiz bulanlar, iş amirlerinin iş güvenliğine bakışını yetersiz bulanlarda daha fazla sıklıktadır.
Kimya ve petrokimya sektöründe kazalar ve Petkim örneği
Bir çok endüstriye hammadde sağlayan kimya ve petrokimya sektörünün üretim sürecinde kullanılan ve depolanan maddeler yanıcı, patlayıcı ve zehirli maddelerdir. Bu nedenle bu sektörde yangın, patlama ve kimyasal sızıntı şeklinde kazalar sıklıkla yaşanmakta ve bu kazaların sonuçları çevre, insan hayatı ve maddi kayıp açısından çok büyük boyutlara ulaşabilmektedir. Türkiye'de petrokimya sanayinin en önemli temsilcisi Petkim'dir. Türkiye'nin en fazla petrokimya ürünü üreten tek entegre petrokimya tesisi olan Petkim, 50'yi aşan petrokimyasal ürün yelpazesiyle inşaat, tarım, otomotiv, elektrik, elektronik, ambalaj, tekstil ilaç, boya, deterjan, kozmetik gibi Türkiye'deki birçok sanayi dalı için hammadde sağlamaktadır. Petkim'de meydana gelebilecek büyük bir kazanın, başta çalışanlar olmak üzere, yerleşik halk, çevre ve ekolojiye etkilerinin yanı sıra, sanayi üretimi ve Türkiye ekonomisi üzerinde büyük olumsuzluklar yaratması muhtemeldir.Bu çalışmada Petkim'de yaşanacak bir kazanın doğuracağı sonuçları tespit etmek amacıyla, oluşturulan risk matrisi modeli ile Petkim'de mevcut tüm fabrikalar üzerinde risk değerlendirilmesi yapılmıştır. Petrokimya sektörü için risk analizi ve risk değerlendirmesi ile ilgili çalışmalar uluslararası literatürde yaygın bir şekilde mevcuttur. Türkiye'de ise çeşitli sektörler için yapılmış risk analizi ve risk değerlendirmesi çalışmaları mevcut olmasına rağmen, petrokimya sektöründeki riskle ilgili olarak yapılmış çalışma bulunmamaktadır. Petrokimya üretim süreci ve fabrikaları için risk değerlendirmesinin yapıldığı bu çalışma Türkiye'de ilk örnek olması açısından önem taşımaktadır.Çalışmada ayrıca, Türkiye ekonomisi ve sanayisinde önemli bir yer tutan Petkim'in, kazaların önlenmesine yönelik uygulama ve politikalarının değerlendirilmesine, uluslararası standartlar ve benzer şirket uygulamaları ile karşılaştırılmasına yer verilmiştir.Risk değerlendirmesi sonucunda Petkim'de en fazla kaza riski içeren fabrika olarak Etilen Fabrikası belirlenmiş ve bu fabrikada meydana gelebilecek kazanın maddi boyutu tespit edilmiştir.
Hukuki ve cezai sorumluluk açısından trafik kazaları ve trafik kazalarının tespitinde yeni bir model önerisi
Karayolu trafik güvenliğini ve düzenini sağlamak amacıyla uzun tecrübe ve denemeler sonucu ortaya çıkan trafik kuralları, hemen hemen her ülkede en çok ihlâl edilen kurallar olarak karşımıza çıkmaktadır. İhlâl edilen her trafik kuralı ise çoğu zaman trafik kazasını da beraberinde getirmektedir.Ülkemizde bugüne kadar trafik kazalarının gerçek nedenleri tam olarak belirlenemediği için gerçek çözümler de bir türlü üretilememiştir. Bu nedenle de ülkemizde trafik kazaları; savaş, deprem ve salgın hastalıklardan bile daha fazla can ve mal kaybına neden olan ve yıllardır bir türlü iyileştirilemeyen müzmin ve tehlikeli bir yara hâlini almıştır.Çalışmamızda, tüm bu olumsuzluklar ve eksiklikler dikkate alınarak ülkemizde meydana gelen ve özellikle de ölüm, yaralanma ve maddi hasarla sonuçlanan trafik kazaları ve bu kazalardan doğan hukuki ve cezai sorumluluklar tüm yönleriyle ele alınmakta ve trafik kazalarının doğru, bilimsel ve tarafsız olarak tespitinin; gerek trafik kazalarından doğacak hukuki ve cezai sorumlulukların belirlenmesi noktasında gerekse trafik kazası tespit tutanakları esas alınarak ileride yapılabilecek kaza analizlerinin doğruluğu, tutarlılığı ve bilimselliği açısından ne denli önem taşıdığı ortaya konulmaktadır. Çalışmamızda ayrıca trafik kazalarının tespitinde; trafik kazalarının gerçek nedenlerini belirleyerek gerçek çözümler üretmemizi sağlayacak yeni bir model önerisi sunulmaktadır. Sunulan bu yeni model önerisi doğrultusunda da bu tür trafik kazalarının tespitinin; çoğunlukla iki memurdan oluşan trafik kaza ekipleri yerine; trafik kaza araştırması konusunda uzman trafik polisi veya jandarma trafik görevlisi yanında, alanında deneyimli mühendisler (makine, otomotiv, inşaat, trafik ve/veya ulaşım mühendisi) ile olay yeri inceleme uzmanlarından oluşturulacak teknolojik donanımlı trafik kaza ekipleri tarafından yapılmasının gerekliliği ortaya konulmakta ve oluşturulacak bu ekiplerin trafik kazalarının tespitinde kullanacağı yeni bir ?Trafik Kazası Tespit Tutanağı? tasarımı yapılmaktadır.Anahtar Kelimeler : Trafik Kazası, Hukuki ve Cezai Sorumluluk, Trafik Kazasının Tespiti, Trafik Kazası Tespit Tutanağı.
Termik santrallerin işletme, üretim ve çevresel etki performans skorları
Bu çalışmada, ülkemiz elektrik üretiminde %36'lık bir paya sahip kamuya ait, elektrik üretiminde kullanılan linyit (11 adet), taşkömürü (1 adet) ve doğalgaz (3 adet) yakıtlı termik santrallerin etkinlik analizi Veri Zarflama Analizi (VZA) tekniği kullanılarak hesaplanmıştır. VZA, birden çok girdi ve çıktıya sahip karar birimlerinin göreli performanslarının ölçülmesi için kullanılır. Analizde, Charnes ve arkadaşları [1] tarafından geliştirilen klasik VZA modeli (CCR modeli) ile BCC modelleri kullanılarak ölçek etkinliği değerleri bulunmuştur. Santrallerin etkinliklerinin belirlenmesinde, girdi ve çıktı değişkenleri değiştirilerek üç farklı Model geliştirilmiştir. Böylece termik santrallerin hem işletme (Model 1), hem üretim (Model 2) hem de çevresel etkileri (Model 3) bakımından etkinlikleri kıyaslanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre kömür yakıtlı santraller kendi içlerinde doğalgaz yakıtlı santraller de kendi içlerinde ve birbiriyle karşılaştırmalı olarak incelenmişlerdir.Anahtar Kelimeler:Veri zarflama analizi, etkinlik analizi, enerji santralleri
Yapay zeka yaklaşımı ile çimento sektöründe olabilecek kazaların değerlendirilmesi
Gelişmekte olan ülkeler için ekonomik anlamda lokomotif olarak nitelenebilecek sektörlerden biri olan çimento sektörü, gerek çalışma şartları, gerekse çalışan profili açılarından ele alındığında çalışma ortamının çok riskli olduğu sektörlerden biridir. Çalışma esnasında maruz kalınan bu riskler ve güvensiz davranışlar iş kazalarına neden olmaktadır. Kazalar neticesinde insan hayatına gelen zarar dışında her kazanın, kaza geçiren kişiden başlayarak, çalışılan firma ve nihayetinde ülke ekonomisi için olumsuz yönde bir ekonomik değeri ortaya çıkmaktadır. Kazaların önlenmesi için ülkelerin geliştirdikleri yasal zorunluluklar, çalışan ve işverenlere getirilen yükümlülüklerin yanında bilimsel araştırmalar ve çalışmalar yol gösterici olmaktadır.Bu çalışmada çimento sektöründeki iş kazalarının analizi amacı ile; bir çimento şirketinin faaliyet gösterdiği ülkelerde, 4 yıl içinde meydana gelen 1529 iş kazası incelenmiştir. Eldeki verilerin karmaşıklığı ve düzensizliği istatiksel çalışmaya olanak vermediğinden, veriler yapay zeka yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Belirli bir tesiste çalışan belirli özelliklere sahip bir işçinin kaza yapması halinde olacak kazanın ciddiyeti incelenmiş olup, başarılı neticeler elde edilmiştir.
Havacılıkta çoklu ekip işbirliği eğitiminin incelenmesi ve CASA uçağı simülatöründe eğitim programının hazırlanması
Son yüzyılda sosyal ve ekonomik alanda meydana gelen inanılmaz gelişmeler neticesinde ulaşıma olan ihtiyaç oldukça artmıştır. Günlük yaşamda başarının yakalanması için bir yerden bir yere gitmenin yanında bu ulaşımın hızlı yapılabilmesi ön plana çıkmıştır. Geçtiğimiz yüzyılda dünyanın coğrafi konumu sebebiyle özellikle kıtalararası ulaşım oldukça zor yapılabiliyor ve günlerce sürüyordu. Havacılıktaki gelişmeler sayesinde ulaşımda kaybedilen ve çok değerli olan zaman oldukça kısalmıştır. Ancak hava trafiğinin artması beraberinde kazalarında artmasına sebep olmuştur. Bu durum ilgili kişi ve kurumları hava kazalarının oluş sebeplerini araştırmaya itmiştir. Araştırmalar sonucunda teknoloji ile ilgili olanlar büyük oranda halledilmiştir. Ancak insan hatasından kaynaklanan problemler çok karmaşık girdileri olan bir sorun olarak devam etmektedir. İnsan hatası konusunda yapılabilecek tek çözümün devamlı eğitimden geçtiğini kabul eden uzmanlar Ekip Kaynak Yönetimi (EKY) konusunu geliştirmişlerdir. Ekip Kaynak Yönetimi eğitimi meydana gelen kazaların incelenmesi ve analizinin yapılmasıyla sürekli gelişen ve kendini yenileyen bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla ilgili havacılık kurumları bu eğitimi uçucularına 6 ayda bir verecek bir eğitim anlayışını yerleştirmişlerdir. Bu çalışmanın konusu olan Çoklu Ekip İşbirliğ eğitimi Ekip Kaynak Yönetimi eğitimiyle beraber, Ekip Kaynak Yönetimi öğretilerinin simülatör ortamında uçuculara aktarıldığı bir eğitimdir. CASA uçağı Hava Kuvvetleri' nde 1992 den itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Yaşanan iki üzücü kaza neticesinde Havelsan firmasına simülatörü yaptırılmış ve hali hazırda kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında iki yıl boyunca yapılan anket çalışmasından yararlanılarak CASA uçağı simülatöründe JAR Avrupa havacılık kurallarına uygun olarak Çoklu Ekip İşbirliği eğitimi verilebilmesi için gerekli ders ve uçuş programı hazırlanmıştır. Bu eğitim sadece CASA uçağı pilotlarına değil aynı zamanda tüm Hava Kuvvetlerine verilebilecek altyapıya sahiptir. Hazırlanan CASA uçağı Çoklu Ekip İşbirliği eğitimi programının anılan personel tarafından alınması durumunda uçuş emniyetine yüksek derecede katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Ekip kaynak yönetimi, çoklu ekip işbirliği, CASA uçağı simülatörü
Hava alanı yer seçiminde ve çevre düzenlemesinde vahşi yaşamın etkileri
Havacılığın her adımında insan hayatı en önemli konudur. Havacılık faaliyetleri uçuş, can ve mal emniyetinin sağlanmasına yönelik tüm düzenlemeleri içerir. Ancak şunu da biliyoruz ki kaybettiğimiz doğal değerleri yerine koymamız ve doğanın bozulan dengesini tekrardan düzeltmemiz onu korumak için harcayacağımız emeğin çok daha fazlasını istemekte, hatta bazen tüm iyi niyetimize rağmen telafisi mümkün olamamaktadır.Artık hayatımızdan çıkarmamız mümkün olmayan hava ulaşımı ve dolayısıyla havaalanlarının kullanım amacı, uçuş yoğunluğu, havaalanı yeri ve planlaması yapılırken her türlü bilimsel veri ışığında seçimler ve planlamalar yapılmalıdır.Ayrıca havacılık faaliyetleri yürütülürken her adımda olduğu gibi yabani hayvanlar ve kuşlardan kaynaklanabilecek tehlikelerin önlenmesi için tüm önlemlerin alınması ve uygulamalarının yapılması gerekmektedir.
Türkiye'deki sürücü eğitimi ve sınav sistemlerinin diğer ülkelerle karşılaştırılması ve yeni bir model önerisi
Teknolojik gelişmelerin sonuçları, bir yandan yaşamı kolaylaştırırken, diğer yandan da baş edilmesi güç yeni sorunlara neden olabilmektedir. Her geçen gün trafiğe yeni araçların katılması ve Türkiye'nin genç nüfuslu olması nedeniyle her yıl ortalama 2.000.000 kişi sürücü belgesi almaktadır. Bu nedenle 18 farklı ülkenin sürücü kursları, sürücü eğitimleri, sürücü eğitmenlerinin eğitim durumları ve yeterlilik şartları incelenerek, Türkiye'deki mevcut durumla karşılaştırılması yapılmıştır. 2009 yılında sürücü kurslarındaki sürücü adaylarının yaş, cinsiyet, eğitim durumu ve ehliyet sınavlarından almış oldukları puan aralıkları verisi incelenmiştir. Verilerden sadece kayıtları tam olan 1.000.000 kişinin verisi ayrıştırılmıştır. Veri SPSS programında analiz edilmiştir. 18 ülkenin karşılaştırılması sonucunda elde edilen verilerle, SPSS sonuçları değerlendirilerek Türkiye'deki sürücü eğitimlerinin eksik yönleri ortaya konulmuş yeni bir model önerisi oluşturulmuştur.
AB uyum sürecinde demiryolu göstergeleri bakımından Türkiye'nin konumunun çok değişkenli istatiksel yöntemlerle incelenmesi
Belli kriterleri ve hedefleri olan ve üyesi olduğu ülkelerin bu kriterleri taşıması gerektiğinden yola çıkılarak Türkiye'nin AB'ye aday bir ülke olarak demiryolu işletmeciliğinde AB ülkelerine (verilerine tam ulaşılabilen 23 ülke) göre durumu Veri Zarflama Analizi ve Malmquist Index yaklaşımları kullanılarak ortaya konulmuştur. VZA, birden çok girdi ve çıktıya sahip karar birimlerinin göreli performanslarının ölçülmesi için kullanılan bir tekniktir. Analizde, Charnes ve arkadaşları [1] tarafından geliştirilen çıktı yönlü VZA modeli (CCR modeli ile BCC modelleri) kullanılarak ölçek etkinliği değerleri bulunmuştur. Etkinliklerin belirlenmesinde, 2004-2007 yılları arasındaki, girdi değişkeni olarak demiryollarının temel göstergeleri (1000 km2 başına demiryolu uzunluğu, insanların demiryollarında seyahat sıklığı, hat başına düşen personel, toplam işletme giderleri), çıktı olarak ta toplam işletme gelirleri dikkate alınmıştır. İşletme performansı açısından seçilen ülkelerin %16.6'sı 2004 den 2007 ye kadar her yıl etkin bulunmuştur. 2007 yılı için seçilen ülkelerden %79.16`sı ölçeğe göre dönüşümlerini artırma eğiliminde çıkmıştır. Malmquist index skorlarına göre ortalama toplam faktör etkinlik değişimi 2004-2005, 2005-2006 ve 2006-2007 periyodları için %0.011, %0.006 ve %0.050 olmuştur. Elde edilen sonuçlara göre Türkiye, demiryolları göstergeleri bakımından etkin bir ülke olarak çıkmamıştır. Bu da temel girdilerini çıktılara dönüştürme de yetersiz bir ülke olduğunu göstermektedir.
Türkiyenin kabotaj taşımacılığının geliştirilmesi ve paralelindeki deniz kazaları risk analizi
Üç tarafı denizlerle çevrili ve 8.333 km uzunluğunda kıyıya sahip olan ülkemizde, belirli trafik ve taşıma uzaklığı koşullarında en ucuz ve güvenli yol olan denizyolu ulaşımının beklenildiği biçimde, gelişmiş ülkeler düzeyinde akılcı, verimli ve ekonomik kullanımı ihmal edilmiştir. Türk deniz alanlarında deniz taşımacılığının geliştirilmesi özelliklede kabotaj taşımacılığının geliştirilmesi ulaşım maliyetleri açısından ekonomiye önemli girdiler sağlayacaktır. Kabotaj, bir devletin kendi limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkıdır. Bu hakkı en etkin değerlendirmek bizlerin elindedir.Bu çalışmada Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı nın gerçekleştirmiş olduğu Kabotaj Taşımacılı Saha Etüd Projesi çıktıları değerlendirilmiş, ülkemiz deniz alanlarında son on yılda meydana gelen deniz kazaları verileri derlenerek istatistiki olarak incelenmiş, kabotaj taşımacılığının geliştirilmesi paralelinde deniz kazaları risk analizi ortaya konmuş ve deniz kazalarına karşın alınması gerekli tedbirler sıralanmıştır.
Denizyolu ulaşım kazalarında personel etkisi
Bilim ve tekniğin sürekli geliştiği günümüzde hala çok büyük can, mal kaybı ve deniz kirliliği ile sonuçlanan pek çok deniz kazasının meydana geliyor olması; deniz ticaretinin geçmişten günümüze değişmeyen tek unsuru insan faktörü üzerinde çalışılması gerektiği gerçeğini ortaya çıkarmıştır.Deniz kazaları temelde; tabiat olaylarından kaynaklanan kazalar, insan kaynaklı kazalar ve teknik aksaklıklardan kaynaklanan kazalar olarak gruplandırılabilir.Bu çalışmada; kontrol edilemez değişkenler içeren tabiat olayları ve makine arızası kaynaklı deniz kazaları ile teknik nedenlerin insan kaynaklı olanlarının dışında sayılan kazalar yerine, kazaların %80'inin nedeni olarak kabul gören insan faktörü üzerinde çalışılmıştır.
Türkiye karayollarında trafik kazalarının nedeni ve bu kazaların analizi
Ulaşım, teknolojinin hızla gelişmesine bağlı olarak günümüzdeki önemi artmakta deniz, hava, demiryolu ve karayolu ile sağlanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde ulaşım büyük oranda hava ve demiryolu ile yapılırken Türkiye'de ise % 95 oranında karayolu ile yapılmaktadır. Ulaşımın %95'nin karayolu ile yapılması nedeniyle yük ve yolcu taşımacılığında trafik kazaları diğer gelişmiş ülkelere nazaran daha yüksek seyretmektedir. Yapılan bu çalışmada son yıllarda karayollarında sürdürülen sıkı denetimlere ve caydırıcı önlemlere rağmen meydana gelen kazalar incelenerek kazalara etki eden faktörler analiz edilmiş, bu kazalardan etkilenen ve bu kazaları etkileyen faktörler belirlenmiş ve bu faktörlere bağlı olarak çözüm önerileri sunulmuştur. Ayrıca bulanık DEMATEL metodu ile kazalardan etkilenen ve etkileyen faktörler araştırılmış, uygulanan metodun yapılan kaza analizleri ile uyum gösterdiği görülmüştür.
Havacılık kazalarında uçuş ekibi faktörünün analizi ve yeni bir model önerisi
Halen dünyada en güvenilir ve en hızlı ulaşım sisteminin havayolu taşımacılığı olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak ne kadar güvenli olursa olsun risk faktörünün yüksek olduğu bu ortamda, bir çok kazalar meydana gelmektedir. Kazaların sebepleri incelendiğinde, kaza zincirindeki ortak halkanın insan faktörleri olduğu (pilotlar, hava trafik kontrolörleri, bakım elemanları, tasarımcılar, imalatçılar, vb.), insan faktörleri içerisinde de ana sebebin uçuş ekibi olduğu görülmektedir.Yıllar içerisinde havacılık alanında çok büyük teknolojik ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, bu teknolojik yenilikleri kullanan insan konusunda pek fazla bir değişiklik olmamıştır. Özellikle hava araçları gibi gelişmiş sistemlerin kullanılmasında ve uçuş görevinin başarıyla icra edilmesinde uçuş ekibinin üstlendiği rol çok daha belirgindir. Eldeki tüm kaynakların uygun ve etkin bir şekilde kullanımını içeren, ortaklaşa bir faaliyetin sonucu olan uçuş ekibi koordinasyonu ile doğru kararlar verilebileceği ve uçuş faaliyetlerinin çok daha emniyetli ve başarılı bir şekilde yürütülebileceği görülmüştür.Bu tez çalışmasında tehditlerin farkına varabilmemiz için öncelikle insan kaynağı ve bu kaynağın ana unsuru olan uçuş ekibi üzerinde durulması gerektiği vurgulanmış, geçmişten günümüze insan performansı ve insan performansını etkileyen bu faktörler analiz edilmiştir. Havacılık kazaları incelenerek bu kazalara etki eden uçuş ekibi faktörü izah edilmiş; insan faktörleri inceleme modellerinden, İnsan Faktörleri Analizi ve Sınıflandırılması Sistemine uçuş ekibi faktörü uyarlanarak yeni bir model önerilmiştir. Elde edilen yeni model ile kazalara etki eden uçuş ekibi faktörlerinin daha etkin ve doğru bir şekilde tespit edilerek, bu sayede kaza oranlarının azaltılabileceği değerlendirilmektedir.
Kara ulaşımı fayda ve maliyetlerinin ölçülmesinin yöntemleri ve uygulamalara etkileri
Kısıtlı ve yenilenemez kaynaklar yatırımların en uygun değerlendirme yöntemleri ile değerlendirilerek fayda ve maliyetlerinin eksiksiz tespit edilmesini, en etkin ve verimli alternatifin uygulanmasını gerektirir. Bazı fayda ve maliyetlerin ölçülebilir olması değerlendirme analizlerine kolayca katılmalarını sağlarken, ölçülemeyen etkiler önemsizlermiş gibi ihmal edilmektedir. Ulaşım yatırım kararları değerlendirmelerine ölçülemeyen (hava-su-gürültü kirliliği, hakkaniyet etkileri, eşik etkisi gibi) etkilerin katılmaması, motorlu ulaşım türlerinin hareketliliğini sağlamaya yönelik yatırımların ağırlık kazanmasına ve yaya, bisiklet gibi motorsuz ulaşım türlerinin erişilebilirliğinin azalmasına neden olmaktadır. Ulaşım planlama kararları tek taraflı bir gelişme göstermekte, diğer türlerin bir ulaşım türü oldukları ve kayıpları göz ardı edilmektedir. Ülkemizde ulaşım konusunda hazırlanan ekonomik ve mali fizibilite etütleri yeterince kapsamlı değildir ve herhangi bir yatırımla ortaya çıkan dışsallıklar bu etütlerde bilinçli olarak ya da farkında olmadan değerlendirme dışı bırakılmaktadır. Değerlendirmelerde ele alınması gereken ölçütlerin neler olduğu ve bunların hangi önceliklerle değerlendirmeye katılacağı belirgin değildir. Dolayısı ile yasal ve teknik çerçevede hangi karar sürecinin izleneceğinin belirgin olmaması, yatırımların yanlış, zamansız uygulanmasına neden olmaktadır. Yanlış yatırımların sorumlusunu bulmak ta mümkün olmamaktadır. Yapılan bu çalışma ile ülkemizde bu konudaki eksikliğin giderilmesi hedeflenmiş, kararlarda ele alınması gereken fayda ve maliyet ölçütlerinin neler olması gerektiği belirtilmiş ve bu etkilerin uygulamada parasal değerlerinin değerlendirmeye ne şekilde katıldığının örnekleri incelenmiştir. Ülkemizde uygulanmış demiryolu projelerinden seçilen örnekler ele alınarak, bu projeler için hazırlanmış fizibilite etütlerinde içsel ve dışsal maliyetlerin ele alınışı incelenmektedir. Çalışma sonucunda ülkemizde ulaşım projelerinin değerlendirilmesindeki uygulamaların iyileştirilmesine ve eksikliklerinin giderilmesine yönelik bir dizi önlem ve yaklaşım önerilmektedir.
İş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirme metodlarından kontrol listesi ve matris metodlarının entegre biçimde bir inşaat şantiyesinde uygulanması
Türkiye'de 2007 yılında 80.602 iş kazası, 1.208 meslek hastalığı vakası meydana gelmiş, bunların 1.044'ü ölümle sonuçlanmıştır. Gelişmekte olan ülkelerin iş kazası ve meslek hastalıkları sonucu meydana gelen ekonomik kayıplarının Gayrı Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)'larının yaklaşık %4'ü kadar olduğu tahmin edilmektedir. Bu doğrultuda Türkiye'de, TÜİK'den alınan 2007 yılı GSYİH rakamlarına göre, iş kazası ve meslek hastalıklarının toplam maliyeti yılda yaklaşık 35 Milyar TL'dir. Avrupa Birliği (AB) yeni yaklaşım direktiflerine uygun olarak yapılandırılan iş sağlığı ve güvenliği (İSG) mevzuatımız iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesinde sorumlulukları ve yetkiyi işveren vermektedir. İşverenlerin sorumluluk ve yetkilerinin gereklerini sağlamları ancak doğru ve yetkin bir risk değerlendirmesi ile mümkündür. Günümüzde kullanılmakta olan 150'den fazla risk değerlendirme metodunun olduğundan söz edilmektedir. Bu metodlar içerisinde en sık kullanılanlardan ikisi, nitel bir metod olan kontrol listeleri ve nicel bir metod olan matris metodudur. Bu yüksek lisans tez çalışmasında bu iki metodun entegre bir şeklide kullanılması bir yandan nitel ve nicel iki ayrı yöntemin birleştirilmesini diğer yandan da başarılı bir risk değerlendirme çalışmasının gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Kontrol listesi ile İSG mevzuat şartlarına uygunluk sorgulanmış, matris metodu ile de sahadaki çalışmalardan kaynaklanan tehlikeler belirlenmiştir. Entegre biçime getirilmiş kontrol listesi ve matris metodu, Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu ölüm ve ağır yaralanmaların meydana geldiği ilk üç sektörden birisi olan inşaat sektöründen bir üst yapı inşaatı şantiyesinde uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda, metodların ayrı ayrı kullanılması durumunda birtakım tehlikelerin gözden kaçabileceği gözlenmiş ve iki metodun bir arada kullanılması ile daha başarılı bir risk değerlendirmesi çalışması gerçekleştirilmiştir.
Okul servis araçları taşımacılığı ile kaza-trafik ilişkisinin çok yönlü analizi (Ankara şehir içi örneği)
Bu çalışmada, Ankara ili merkez ilçelerinin mevcut okul taşımacılığı, okul çevresindeki trafik akışının durumu ve yolların bir biri ile etkileşimleri, teknik özellikleri ve kaza risk durumları ile trafik sıkışıklığına neden olan diğer unsurlar çok yönlü olarak incelenmiştir. Bu çerçevede, Ankara il merkezinde bulunan Altındağ, Çankaya, Keçiören, Yenimahalle, Mamak, Sincan ve Etimesgut ilçelerinde trafikle doğrudan etkileşim içinde olan toplam 51 adet ilk ve orta dereceli okulun; bulundukları konum, bu okullarda öğrenci taşımacılığı yapan sürücüler ve taşımacılıkta kullanılan araçlar çok yönlü incelenmiştir. Okulların konumlarının trafik kazalarına etkilerinin belirlenebilmesi amacıyla, her okul için kaza risk puanı oluşturulmuş ve risk durumlarına göre ilçeler bazında sıralanmıştır. Okul servis sürücülerinin genel karakteristik özelliklerinin ve kaza eğilimlerinin belirlenebilmesi amacıyla anketler yapılmış ve elde edilen veriler istatistiksel analizlere tabi tutularak sürücülerin genel karakteristik özellikleri ile karıştıkları trafik kazaları arasındaki ilişkiler irdelenmiştir. Belediyeler tarafından hazırlanan imar planlarında; okul servis araçları için park alanları, indirme-bindirme alanları, personel otoları için otopark ve öğrenci velilerinin araçlarıyla ilgili geçici otopark alanlarının yeterince dikkate alınmadığı tespit edilmiş, mevcut otoparkların, özellikle öğrencilerin giriş-çıkış saatlerinde okul servis araçlarının kullanımına tahsisi ile belirli ölçüde rahatlama sağlanılabileceği önerilmiştir. Ayrıca okul servis araç sürücülerinin; trafik kuruluşları, belediyeler ve ilgili odaların işbirliği ile özel eğitimden geçirilmesi, eğitim sertifikası olmayanların okul servis araçlarını kullanmasına izin verilmemesi önerilerek tüm toplumun okul servis taşımacılığının kuralları hakkında bilinçlendirilmesi amacıyla çalışmalar yapılması tavsiye edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Trafik, trafik kaza istatistikleri, araç, okul servistaşımacılığı, okul çevresi trafik durumu, Ankarailçelerindeki okulların durumları
Trafikte sürücü kişilik yapısının kaza yapma olasılığı üzerine etkisinin istatistiksel incelenmesi
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde nüfus artışının hızlı olması ve artan ekonomik aktiviteler trafik kazalarında birincil faktörlerden biri olan motorlu taşıt sayısında artışa neden olmaktadır. Trafik kazaları ülkemizde en önemli ölüm sebeplerinden birisidir. 2007 yılında yaklaşık olarak 4580 kişi trafik kazalarında hayatını kaybetmiştir. Bu duruma yol açan birçok faktör bulunmasına rağmen en ölümcül faktör ise insan hatalarıdır. Geçmiş çalışmalar trafik kazalarının %95'inin sürücü davranışı ya da sürüş tekniği, sürücü becerileri ve kazaya yatkınlık gibi insan hatalarından meydana geldiğini belirtmektedir. Bunlar trafik kurallarını ve yol şartlarını bilmeme, sürücü becerisinin kötülüğü, kötü karar verme, değişen koşullara ayak uyduramama ve en önemlisi agresif sürücü davranışlarıdır.Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'de sürücü davranışlarını saptamak ve bu davranışların trafik güvenliği ve trafik kazalarındaki etkilerini belirlemektir. Bununla beraber kaza yapma olasılığı olan sürücü tiplerini incelemek ve tüm bu bilgiler ışığında trafik kazalarını azaltıcı çözümler üretmek çalışmanın kapsamında yer almaktadır.Çalışmanın temel veri kaynağını sürücüler üzerinde yapılan 2018 adet anket oluşturmaktadır. Sürücülerin sosyal ve kişisel uyumlarını belirlemek amacıyla Hacettepe Kişilik Envanteri uygulanmıştır. Sürücülerin sürücülük deneyimleri, geçmişleri, alkol kullanma alışkanlıkları, kaç defa kazaya karıştıkları ve demografik özellikleri Trafik Güvenlik Anketi ile belirlenmiştir.Tespit edilen veriler Ki-kare Bağımsızlık Testi ile incelenmiş, değişkenler arasındaki ilişki katsayıları saptanmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişki uyum (corresponding) analizi ile incelenmiştir. SWOT analizi uygulanmak suretiyle sürücü profilinin oluşturulmasında kaza yapma olasılığı üzerinde sürücü profilinin güçlü yanları, zayıf yanları, fırsatları ve tehditleri belirlenmiştir.
Atatürk Havalimanı'nın neden olduğu çevresel gürültünün modellemesi ve kontrolü
Hava araçlarının neden olduğu çevresel gürültü ve neden olabileceği olumsuz etkilerinin ortaya konulabilmesi için havalimanı etrafında, yaklaşma ve iniş, kalkış ve tırmanış rotalarının yakın çevresinde oluşan gürültünün haritalanmasına ihtiyaç vardır. Bu amaçla İstanbul Atatürk Havalimanı etrafında, DHMİ istatistiklerinden elde edilen verilerle ticari bir yazılım kullanılarak gürültü modellemeleri yapılmıştır. Geçtiğimiz son dört yıla ait elde edilen gürültü haritaları ve hava trafiğinde gelecekteki artışla meydana gelecek yoğunluk için oluşturulan tahmini gürültü haritaları, karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş, sonuçlar karşılaştırılmış ve çevresel etkileri değerlendirilerek, alınacak önlemler sayesinde gürültünün uluslararası standartlar seviyesinde tutulabileceği anlaşılmıştır.
Sızıntı miktarının deniz kazaları risk modeli (Marisk) ile araştırılması
Türkiye'de meydana gelen deniz kazalarının olasılığını ve riskini belirlemek amacı ile, Monte Carlo yöntemi ile bir risk değerlendirme modeli (MaRisk) ilk olarak geliştirilmiştir. Model geliştirilirken, T.C. Denizcilik Müsteşarlığı Arama Kurtarma Birimi kaza verilerinden yararlanılmıştır. Kaza verileri olay tipine ve kusur tipine göre derlenerek istatistiksel olarak incelenmiş ve olay tipine göre kaza olasılığı dağılımları belirlenmiştir. Kaza sonucunda olası sızıntı miktarları öngörülerek, Türkiye'deki her bölge için olay tipine göre kaza riskleri belirlenmiştir. Kaza riskleri hesaplanırken, kaza olasılığı dağılımları ve kaza sonucunda olası sızıntı miktarları kullanılmıştır. Monte Carlo modellemesi ile çalışma sonucunda sunulan risk dağılımları; bir tesiste, bir bölgede veya Türkiye'de meydana gelmesi muhtemel bir kazanın olasılığını ve olay tipine göre risklerini içermektedir. Belirlenen risk dağılımları yayılması muhtemel sızıntının miktarını ifade etmektedir. Böylelikle, alınacak önlemler karar verici tarafından öngörülebilmektedir.
Birden fazla kazaya karışmış/kural ihlali yapmış sürücülerin web tabanlı uzaktan eğitim ile yeniden eğitilmesi
Trafik kazalarının ülkemiz ve dünya açısından önemi, insan hayatı ve ekonomik kayıplar dikkate alındığında, günümüz için kaçınılmaz bir gerçektir. Her konuda olduğu gibi eğitim, trafik kazalarını önlemede de önemli bir faktördür. Eğitim denince de çağımızda birçok avantajıyla beraber uzaktan eğitim gündeme gelmektedir ve sürücü eğitiminde de kullanılabilir. Bu çalışmanın amacı, trafik kazalarına sürücü kusurları ile karışmış kişilerin yeniden bilgilendirilmesini konu almaktadır. Özellikle kazalara birden fazla karışmış veya kural ihlali yapmış ve bu kazalarda/kural ihlallerinde sürücü kusurları ön planda yer alan sürücülerin belirlenmesi, yine bu sürücülerin genel trafik bilgilerinin ölçülmesi ve kusur yoğunluklarının ortaya konması sonucunda kusurların internet tabanlı eğitimle ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Kazalara karışmış kişilerin özellikle kazadaki kusur çeşitliliği ve sıklığı üzerinde durularak ve sürücülerin genel trafik bilgileri tespit edilerek elde edilen bilgiler ışığında çalışma amacı olan yeniden bilgilendirme yapılırken bu kusurlar üzerinde eğitimin yoğunlaşması hedeflenmektedir. Kusurların sürücü tarafından birden fazla yapılması veya bu kusurların çeşitliliğinin fazlalığı kişilere gerekirse tekrar genel trafik eğitimi verilmesini de gündeme getirecektir. Çalışmada, uzaktan eğitim tabanlı bu eğitim; nesne tabanlı programlama kullanılarak yazılan www.e-surucu.com internet adresinde 366 kişiden oluşan kursiyerlere uygulanmıştır. Eğitim başlangıcında kusurlu trafik kazası geçirmiş sürücüler belirlendikten sonra, kusur türlerine ve genel trafik bilgisine göre hazırlanan ilk sınava girerler. İlk sınav sonrası sürücüler eğitime tabi tutularak aynı metotla hazırlanmış ikinci sınava alınırlar. Bu çalışmada bu sınav sonuçları temel alınarak elde edilen veriler ışığında değerlendirme yapılmıştır. Değerlendirmeler sonucunda kursiyerlerin ortalama başarı puanları eğitim modülü uygulaması öncesi ilk sınav için 16,46 iken, eğitim modülü uygulaması sonrası son sınav için 30,02 düzeyine çıkmıştır. Bu durum incelendiğinde, puanlar arasındaki ortaya çıkan %50'lik artışın nedeninin, sitenin eğitim modülüne bağlı olduğu düşünülmektedir.
Trafik güvenliği açısından trafik kontrol işaretlerinin yeri ve önemi
ivTRAFİK GÜVENLİĞİ AÇISINDANTRAFİK KONTROL İŞARETLERİNİN YERİ VE ÖNEMİ(Yüksek Lisans Tezi)Cumali KARTALGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜŞubat 2007ÖZETTrafik, insan yaşamında yüksek katılımlı tehlike alanlarından biri olan, kendineözgü akış ve düzeni bulunan sistemli bir faaliyettir. Trafik aktivitesine katılmakiçin, sürücü, yaya, yolcu, araç ve seyir için belli kurallar öngörülmüştür. Bukuralların başında da trafik işaretleri gelir. Trafiğin kontrol edilebilmesi içinkullanılan işaretler, düzen, güvenlik, yöneltme, iletişim ve sorumluluklarınbelirlendiği genel fonksiyonlar ile her bir işaretin ayrı anlam içermesini sağlayanözel fonksiyonları vardır. Sürücüler, trafik işaretlerinden elde ettikleri bilgilerle yolile ilgili beklentilerini doğru bir şekilde karşılayıp, sürücülük deneyimlerini debirleştirmek suretiyle yoldaki mevcut potansiyel tehlikelere karşı doğru ve etkinbir şekilde cevap verebilirler.Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde trafik kontrolişaretlerinin kullanımında yaş, din, dil, ırk ve coğrafi farklılıkları ortadankaldırarak işaretlere gerekli ciddiyet kazandırıp mesajı karşıdaki insana iletmekiçin kullanılan semboller üzerinde durulurken, ikinci bölümde; ülkemizkarayollarındaki mevcut trafik kontrol araçlarını düzene sokmak, yetki vesorumlulukları ortaya koyarak plan ve prensipleri oluşturmak maksadıyla şehiriçi ve şehir dışı tüm tali ve anayollardaki işaretlerin (otoyollar hariç) dayanaknoktası olan Trafik İşaretleri Elkitabı (TİE) incelenmiş ve son bölümde devişaretlerinin oluşumunu etkileyen faktörler ele alınmıştır. Sürücüler tarafındankullanılacak her bir işaret için verilecek karar, trafik işaretinin fonksiyonununtanımı üzerinden temel alınması gerekliliği vurgulanarak, fonksiyon değerlendirmeformu oluşturulmuştur. Oluşturulan fonksiyon değerlendirme formu ileuygulamada görülen hataları tespit etmek maksadıyla Ankara ilinde çalışmayapılmıştır. Örnekleme olarak yapılan çalışmanın sonucunda işaretlerin fonksiyondeğerlendirme formu ile işlevsellikleri kontrol edilmiş ve üretimden yollardakimontajlarına kadar pek çok alanda sürücülerin algısını olumsuz etkileyenuygulamalar sebepleriyle birlikte açıklanmıştır.Bilim Kodu : 705.1.530Anahtar Kelimeler : Trafik işaretleri, trafik güvenliği, kazalar, semboller, trafik...işaretleri elkitabıSayfa Adedi : 126Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. İhsan BATMAZ
Motorlu taşıtlarda yavaşlatıcı etkilerinin deneysel analizi ve yapay sinir ağları ile modellenmesi
Ağır taşıtların servis frenleri, uzun mesafeli yokuş aşağı inişlerde taşıtı kontrol altında tutmak için kullanıldığında aşırı bir yükle karşı karşıya kalırlar. Bunun sonucunda disk-balata (veya kampana-balata) arasında ortaya çıkan ısı, sürtünme katsayısının düşmesine yol açar. Ağır taşıt kazalarının önemli nedenlerinden birisi olan bu durum, ?fading? olarak bilinen fren etkinliği kaybıdır. Servis frenlerini aşırı yükten korumak ve bu olumsuzluğu ortadan kaldırmak için servis freni yerine sürtünmesiz bir sistem olan yavaşlatıcı (retarder) kullanılması problemin en önemli çözüm yollarından biridir. Bu deneysel çalışmada, yük ve yolcu taşıma amaçlı ağır taşıtlarda kullanılan elektromanyetik bir yavaşlatıcının taşıt hareketine ve fren güvenliğine etkileri incelenmiştir. Çalışmanın deneysel boyutu iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada; elektromanyetik yavaşlatıcının, eğimli bir yolda, değişik yük ve hız şartlarında taşıtın fren sistemi üzerindeki etkileri incelenmiştir. İkinci aşamada ise; aynı taşıtın değişik fren disk sıcaklıklarındaki fren v etkinliğini belirleyebilmek amacıyla durma mesafesi deneyleri yapılmıştır. Çalışmanın model oluşturma aşamasında ise Yapay Sinir Ağları (YSA) metodu kullanılmıştır. Yapılan yol deneylerinin sonuçlarından yararlanılarak, fren disk sıcaklığı, taşıt ağırlığı, taşıt hızı, yavaşlatıcı torku, durma mesafesi, pedal kuvveti gibi parametreleri tahmin edebilen yüksek performanslı 8 farklı model geliştirilmiştir. Deney sonuçları, yavaşlatıcı donanımına sahip olmayan taşıtların, fren etkinliği kaybı ve kaza riski taşıdığını ortaya koymuştur. Geliştirilen modellerin performans ve çeşitliği, meydana gelmiş bir kazanın oluş biçimini tahmin etmede de (Accident Reconstruction) kullanılabileceğini göstermiştir. Anahtar kelimeler : Ağır taşıt kazaları, yavaşlatıcılar, yol deneyleri, yapay sinir ağları
İş kazalarının nedenleri, maliyetleri ve önlenmesi üzerine çalışma
Sanayi devrimi ile başlayan makineleşme günümüzde daha hızlı hale gelmiş böylece makinelerle birlikte çalışan ve onları yöneten insanların güvenliği daha da önem kazanmıştır. Teknolojinin gelişmesi iş görenlerin üstündeki yükü hafifletmiş olsa da maruz kalabilecekleri riskleri arttırmıştır. Artan bu risklerin nedenlerinin araştırılması ve önlenmesi insanlık için önem taşımaktadır. Çünkü iş kazalarının işçi, işveren, toplum ve ekonomi açısından azımsanmayacak olumsuz sonuçları vardır. İstatistikler de gösteriyor ki iş kazalarının sayısı ile ciddiyeti günden güne artmaktadır. Bu çalışmada iş kazalarının nedenleri, maliyeti ve önlenmesi değişik açılardan ele alınmıştır. Çalışma ortamında güvenliği tehdit edebilecek kaynakların zamanında ve doğru tespiti ile hem can ve mal kaybının hem de gereksiz olan yani üretimde beklenmeyen maliyetlerin önüne geçilebileceği ortaya konmuştur.
Toplam verimli bakım planlamasının hava araçlarına uygulanması: Cessna model R172H (T-41D) uçağı pervane çatlak çentik kontrolleri üzerinde uygulama
Bu çalışmada, çok pahalı olan ve hayati riskler taşıyan hava araçları için bakım ve havacılık organizasyonlarının yönetiminde Toplam Verimli Bakım (TVB)'ın kaza kırım riskinin azaltılması, verimliliğin arttırılması ve pilot istihdamı açısından taşıdığı önem vurgulanmıştır. Hava aracı bakım yönetimi, Türk sivil havacılığındaki gelişmeler, TVB ile ilgili genel bilgi verilmiş, Türkiye'de başarılı TVB uygulama örnekleri anlatılmıştır. hava araçlarına yönelik seviye 2 bakım kademesinde kullanılabilecek günlük faaliyet durum çizelgesi bu çalışmada geliştirilerek bakım onarım faaliyetleri 8 ay süre ile kayıt altına alınmıştır. Bu süre zarfında yapılan bakım onarım faaliyetleri değerlendirilmiş ve Cessna Model R172H (T-41D) uçağı pervane çatlak çentik kontrolleri bakım onarım faaliyetinin problem sahası teşkil ettiği belirlenmiştir. TVB yaklaşımının problem sahasına uygulanması ile bu sorunun giderileceği düşüncesi ile çalışma başlatılmıştır. 4 aylık süreçte TVB uygulaması ile T-41D uçağının pervane çatlak çentik kontrolleri bakım onarım işlemi için TVB uygulaması ile %36 verimlilik artışı sağlandığı görülmüştür. T-41D uçağının pervane çatlak çentik kontrollerinde TVB uygulaması sonucu ulaşılan değerler dikkate alındığında TVB uygulamasının hava araçları bakım yönetiminde ve tüm havacılık organizasyonlarının etkin v yönetiminde başarılı bir şekilde uygulanıp verimli sonuçlara ulaşılabileceği değerlendirilmiştir.
Kent içi kavşaklarda kentsel planlama/tasarım ve uygulamadan kaynaklanan sorunların trafik kazalarına etkisinin analizi
Türk karasularında makine arızasından kaynaklanan gemi kazaları ve analizi
Gemide olan bir olaydan kaynaklanan ve/veya bir gemi ile ilişkili olarak; ölüm veya ölüm tehlikesi bulunan, tam/kısmi uzuv kaybı ile sonuçlanan yaralanmalar; insan kaybı; geminin batması veya terk edilmesi yahut kayıp sayılması; gemide ağır maddi hasar meydana gelmesi; geminin çatışması, geminin karaya oturması; gemi veya gemilerden kaynaklı çevresel zarar oluşması gibi sonuçların bir veya birden fazlasını meydana getiren olay deniz kazası olarak tanımlanmaktadır. Deniz kazası nedenleri üzerine yapılan araştırmalarda, kazaya neden olan birçok faktör sıralanmaktadır. Bu faktörler doğal faktörler, beşeri faktörler ve teknik faktörler olarak gruplandırılabilir. Bu çalışmada; kontrol edilemez değişkenleri içeren doğal faktörler, sosyo-ekonomik ve psikolojik değişkenleri kapsayan ve belirli bir bütünlük içindeki gemi personelinin oluşturduğu beşeri faktörler araştırma kapsamı dışında bırakılarak, makine arızası kaynaklı deniz kazaları incelendiği için daha çok teknik faktör odaklı kazalar üzerinde durulmuştur. Çalışmada Denizcilik Müsteşarlığı Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi ile Deniz Kazalarını İnceleme Komisyonu tarafından oluşturulan ve 1998?2006 dönemini kapsayan veri tabanı kullanılmıştır. v Sonuç olarak, Türk Karasularında meydana gelen gemi kazalarında makine donanımının etkisinin önemli olduğu gerçeği verilerin istatistiksel analizi ve yorumlanması ile gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler : İstatistiki Analiz, Deniz Kazası, Makine Arızası
İnsan faktörü analizi ve sınıflandırma sistemi (HFACS) ve kara havacılık kazalarına uygulanabilirliği
1900 yılların başında ilk uçağın başarılı bir şekilde yerden kesilmesiyle birlikte havacılık kazalarıyla ilgili risk de ortaya çıkmıştır. Zaman içerisinde gelişen teknoloji ve kazaların önlenmesi ile ilgili çabalar artmış olsa da havacılığın yaygınlaşması sonucunda uçuş sayısının ve hava araçlarının kapasitelerinin artması nedeniyle kaybedilen insan hayatında ve ekonomik kayıplarda arzu edilen azalma sağlanamamıştır. Çalışmaların sonucunda özellikle hava aracından kaynaklanan kaza sayılarında ciddi bir azalma meydana gelmiştir. Ancak insan kaynaklı kazalarda maalesef dikkate değer bir azalma sağlanamamıştır. Günümüzde meydana gelen kazaların yaklaşık %80' inde insan faktörünün rol aldığı göz önünde bulundurulursa bu konudaki yetersizlik daha açık anlaşılacaktır. Bu çalışmada diğer ülkelerde havacılık kazalarında insan faktörü konusunda yapılan çalışmalar ile ülkemizde yapılan çalışmalar karşılaştırılmış, eksik görülen hususlar uygulamaya yönelik yeni bir kontrol listesi olarak düzenlenmiştir.
Trafik kazalarında tehlikeli durum ve kombinasyonların belirlenebilmesine yönelik tehlike erken uyarı modeli için trafik kaza analiz programı
Trafik kazaları, tüm insanlık yaşamını ve sağlığını doğrudan etkileyen küresel bir tehdit, çözüm bekleyen çok önemli bir tehlikedir. Problemin çözümü için bilimsel ve sistematik çalışmaların yapılması kaçınılmazdır. Trafik tehlikesinin çözümüne yönelik stratejiler, teknik ve modeller mevcuttur. Ancak geleneksel yaklaşımlarla çözüm üretmek artık geride kalmıştır. Olaya sistem yaklaşımı içerisinde çözüm aramak gerekmektedir ki; burada problem şu şekli alır: ?Acaba trafik kazalarını önceden tahmin edip, alınacak tedbirler ile önlemek mümkün müdür??. Bu tez çalışmasında, ?Tehlike Erken Uyarı Modeli? (TEUM) ile olası trafik kazalarının önlenebilmesi, dolayısıyla olası trafik kazalarındaki yaralanma ve sakatlanmaların azaltılması amacı ile, Trafik Kaza Analiz Programı (TKAP) geliştirilmiştir. Çalışmada gerçekleştirilen TKAP uygulamasında Ankara ili, belediye hudutları dışında 2000-2004 yılları arasında vuku bulan toplam 15689 kaza analiz edilerek, 2005 yılı kazaları tahmin edilmiştir. Uygulamadan elde edilen sonuçlara göre, TEUM'un trafik kazaları üzerindeki tahmin hassasiyetinin oldukça yüksek bir düzeyde olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler : Trafik kazaları, kaza tahmin modeli, tehlike analizi.
Disoryantasyon ve disoryantasyonun kara havacılığı kazaları üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu çalısmada, Kara Havacılık Komutanlıgında görevli pilotların uçus hayatları boyunca karsılastıkları Disoryantasyon (SD-Spatial Disorientation) olaylarının analizi yapılarak operasyonel açıdan riskli sahaların incelenmesi amaçlanmıstır. Uygulama safhasında 200 pilota anket uygulanmıs, çıkan sonuçlar Microsoft Excel programına girilerek faydalı sonuçlar elde edilmeye çalısmıstır. Çalısmada pilotların statüleri, tecrübeleri, aldıkları egitimler, SD ile karsılasılan uçus safhaları, pilotların zihinsel ve fiziksel durumları ve meteorolojik sartların incelenmesi sonucunda; 21?25 yas aralıgındaki pilotların daha çok disoryante oldukları, genel maksat helikopter pilotlarının uçusun her safhasında SD ile karsılasabilecekleri tespit edilmistir. Elde edilen veriler dogrultusunda, en iyi mücadele yolunun SD olusma sartlarını ve insan fizyolojisinin zafiyetlerini çok iyi bilmek, yasanan olaylardan ders almak, tecrübelerle bütünlestirebilmek, SD olayına profesyonelce yaklasmak ve bu konuda egitimin en modern cihazlarla verilmesinin gerekliligi olarak ortaya konmus, SD'den kaynaklanan kaza riskini azaltıcı öneriler pilotların istifadesine sunulmustur
Havacılık kazalarında devlet kurum ve kuruluşlarının alabileceği önleyici tedbirler ve arama kurtarma görevleri
HAVACILIK KAZALARINDA DEVLET KURUM VEKURULUŞLARININ ALABİLECEĞİ ÖNLEYİCİ TEDBİRLER VEARAMA KURTARMA GÖREVLERİ(Yüksek Lisans Tezi)Aydın LAFCIGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜHaziran 2006ÖZETBu çalışmada, havacılık kazalarına, öncesi ve sonrası olmak üzere, iki aşamalıolarak yaklaşılmıştır. Bir taraftan, kazalardan önceki süreç düşünülerek, devletkurum ve kuruluşlarının alabileceği önleyici tedbirler; diğer yandan, risklerintamamen ortadan kaldırılamayacağı ve kazaların tam olarak önlenemeyeceğidüşüncesinden hareketle, kuruluşların kaza sonrası birbirleriyle koordinasyoniçerisinde üstlenebileceği arama kurtarma görevleri araştırılmıştır. Alançalışma bölgesi olarak seçilen Ankara'da 16 devlet kurum ve kuruluşu veburalarda görevli 23 kişi ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Sonuçta, toplam22 kurumdan elde edilen bilgiler SWOT analizine göre değerlendirilmiştir.Bilim Kodu : 708.3.026Anahtar Kelimeler : Arama kurtarma, havacılık kazaları, devlet kuruluşları,SWOT analiziSayfa Adedi : 121Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Can ÇINAR
Hava aracı bakımında insan faktörleri
Türkiye'de ulaşım göstergelerinin iller bazında çok değişkenli analiz teknikleri yardımı ile karşılaştırılması
Ülkemizin değişik coğrafi bölgelerinde yer alan illerin, dengeli birbiçimde gelişmesinin sağlanabilmesi, ülke genelinde etkili bir kalkınmapolitikasının yürütülmesi ile mümkün olabilecektir. Ülke düzeyindesağlıklı bir ulaştırma politikası oluşturulabilmesi için, iller ve bölgelerinölçülebilir ve birbirleriyle karşılaştırılabilir ulaşım altyapı durumlarınınbilinmesi büyük önem arz etmektedir. Ulaştırma sektöründe, altsistemlerin birbirini tamamlayıcı bir yapı içinde gelişebilmesi için,ülkemizdeki plansız, birbirinden bağımsız, kısa vadeli çözümler yerine,mevcut ulaştırma altyapı durumu tespit edilerek yatırımlarınyönlendirilmesi ve ulaşım imkânlarının ülke geneline dengeli dağılımısağlanmalıdır. Bu çalışmanın ana amacı, Türkiye'nin mevcut idari yapısıesasına göre, 81 ile ait, gelişmişliği yansıtan seçilmiş sosyal veekonomik göstergeler ile ulaştırma yapılarını yansıtan göstergelerkullanılarak, illerin, ulaştırma yapılarının birbirleriyle ilişkilerini ortayakoymak, benzer il gruplarını belirlemek, farklılaşan illeri tespit etmek,ulaşım gelişmişliği açısından illerin sıralamasını yapmak yoluyla,Türkiye'nin ulaşım yapısını ortaya koymaktır.Bilim Kodu : 708Anahtar Kelimeler : Çok değişkenli istatistik, gelişme, il, ulaştırmaSayfa Adedi : 238Tez Yöneticisi : Doç. Dr. Adnan SÖZEN
Uçuş kazalarının önlenmesi amaçlı görev planlamasında risk yönetimi
Bu çalışmada askeri uçuş görevlerinde uçuş kazalarının azaltılmasınayönelik bir risk yönetim programı gerçekleştirilmiştir. Öncelikle uçuşesnasında meydana gelen kazaların nedenleri araştırılmış ve riskgrupları sıralanmıştır. Sonra bu risk gruplarına değerlendirme notlarıverilmiştir. Herhangi bir görev öncesi planlamada, komutan risk analiziyaptıktan sonra uçuşa gidebilecek pilotları seçmektedir. Klasikyöntemle yapılan görev planlamasında tecrübeye dayalı bir yöntembenimsenmektedir. Bu durum insan kaynaklı uçuş kazalarının meydanagelmesine sebep olmaktadır.Yapılan bu çalışmada göreve gidecek pilotların seçiminde bilgisayarprogramından faydalanılmaktadır. Programda risk değerleri ve pilotlarınuçuş özellikleri bilgisayara aktarılmıştır. Komutan uçuş şartlarına göregörevde karşılaşılabilecek tehlikelerin risk değerlerini seçmekte veprogram veri tabanında kayıtlı güncel pilot bilgilerinden görevin riskinikarşılayabilecek uygun pilotların listesini vermektedir.Program güncellemeye açık olup yeni risk grup ve değerleri ile pilotbilgilerinin girilebilmesini sağlamaktadır. Yapılan çalışma uçuşgörevlerine çıkacak pilotların seçiminde hızlı ve doğru kararlar vermeyisağlayacaktır. Ayrıca yapılan görev risk yönetim programı ile uçuşkazalarında önemli faktörler olan idari ve insan kaynaklı hatalarınazalacağı değerlendirilmektedir.Bilim Kodu : 919Anahtar Kelimeler : Risk yönetimi, görev planlaması, risk matrisSayfa Adedi : 98Tez Yöneticisi : Yrd Doç. Dr. Şevki DEM RBAŞ
Glass kokpitli helikopter kazalarının mürettebat kaynak yönetimi eğitimi ile azaltılması
Her geçen gün sayısal teknoloji kokpit içine daha da girmektedir.Gelişen teknolojinin modern helikopter kokpitlerine en büyüketkilerinden bir tanesi onları glass kokpitli ve otomasyonlu modellereçevirmesi olmuştur. Bu değişimin faydaları tabi ki çok fazladır. Fakatgözden kaçırılmaması gereken bir husus da yeni kokpit tasarımlarınınuçuş emniyetini nasıl etkileyeceği olmalıdır. Glass kokpitlihelikopterlerin kaza oranları araştırılmaya devam etmektedir. Henüzuçuş saatlerinin az olmasından dolayı istatistiksel belirginliğeulaşılamayan helikopter tipleri mevcuttur. Bu çalışmada glass kokpitlihelikopter kaza oranlarının nasıl azaltılabileceği araştırılmıştır. Bukonuda yıllardır uygulanan ve diğer helikopterlerde kaza oranlarınıazaltmış olan mürettebat kaynak yönetimi eğitimlerinin glass kokpitlimodellerde de uygulanmasının başarılı olacağı değerlendirilmektedir.
Silahlı Kuvvetlerdeki hafif ateşli silah kazalarının nedenleri ve önleme yollarının araştırılması
Silahlı Kuvvetlerde son yıllarda meydana gelen kazaların analizi yapıldığındasilah kazalarının önemli bir yer işgal ettiği görülmektedir. Meydana gelen silahkazaları yaralanmalarla hatta ölümlerle sonuçlanmıştır. Bundan dolayı SilahlıKuvvetlerin muharebe gücü zarar görmektedir. Düşmanla muharebeye dahigirmeden, zor şartlar altında eğitimle belli bir seviyeye getirilen personel yakaybedilmekte ya da o personelden yeterince faydalanılamamaktadır.Bu çalışmada meydana gelen silah kazaları oluş şekilleri bakımından ayrıntılıolarak incelenmiş, nedenleri detaylı bir şekilde ortaya konmuştur. Ayrıca silahıkullanan şahıslara verilen eğitim analiz edilerek, kullanılan silahların yapısı ilekazalara sebep olan etmenler hakkında bilgiler verilmiştir. Silah eğitimi almışpersonel üzerinde uygulanan anket sonuçlarından elde edilen istatistikselveriler, bir veri giriş ve analiz programı olan SPSS ile analiz edilip, çapraztablolardaki değişkenler arasındaki ilişki Ki-kare yöntemiyle test edilmiştir.Silah eğitimi, eğitilenler, eğiticiler ve diğer faktörler ile silah kazaları arasındakiilişkiler ortaya konulmuştur. Mevcut eğitim yapısındaki olumsuzluklarınortadan kaldırılmasıyla ilgili önerilerde bulunulmuştur.
Trafik kazalarının nedenleri ve önlenmesinde halkla ilişkilerin önemi
Bu tez çalışmasındaki amacımız ülkemizdeki trafik kazalarının nedenleriniaraştırmak ve özellikle de bu sebepler içerisinde trafik polisleri ve vatandaşarasındaki iletişim kopukluklarının tespit edilmesini sağlamaktı. Uyguladığımızanket çalışması ile trafik polisleri ve vatandaş arasında ciddi bir biçimdeiletişimsizlik olduğunu ve vatandaşın trafik polislerine bakışının olumsuzolduğunu tespit ettik. Sonuç olarak ta halkla ilişkilerin öneminin kavranması vetoplum destekli trafik polisliği uygulamaları kullanılarak vatandaş ile iyi biriletişim sağlanabileceği ve toplum destekli polislik uygulamalarınınyaygınlaştırılarak trafik güvenliğinin sağlanması için çözümler aranmıştır.
Coğrafi bilgi sistemleri ile trafik kazalarının analizi: Ankara örneği
Son yıllarda, Türkiye'de ulusal bir problem haline gelen trafik kazaları, doğalafetlerden daha fazla sosyal ve ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Buproblemi çözebilmek, kayıpları azaltabilmek için yol güvenlik projelerigerçekleştirilmektedir. Ancak bu projelere ayrılan bütçenin sınırlı olmasınedeniyle, bazı pratik ve ekonomik çözüm yöntemlerinin bulunması gereklidir.Bu yöntemlerin en önemlisi, trafik kazalarında tehlikeli kesimler olarakadlandırılan kaza kara noktalarının tespiti ve iyileştirilmesidir. Bu ise karanoktaların belirlenmesi, her bir noktadaki problemin incelenmesi (teşhis),uygun iyileştirmelerin belirlenmesi, etkilerinin tahmin edilmesi, uygulanması veson olarak izleme sonuçlarının değerlendirilmesi aşamalarından oluşmaktadır.Bu çalışmanın amacı, karayolu trafik güvenliğinin sağlanmasında coğrafi bilgisistemleri kullanımının önemini ortaya koymak ve trafik kazalarınınözelliklerinin belirlenmesi ile alınacak önlemler açısından sağlayacağı faydalarıirdeleyerek trafik kazalarında ölümlü ve yaralanmalı kazaların azaltılması veyabelirli bir sayının altına düşürülmesi için yapılması gerekenlerin tespitidir. lgilikuruluşlar arasında güvenlik konusundaki bilinçlendirmeyi artırmak,gelecekteki güvenlik çalışmaları açısından gereklidir. Bu amaçla çalışmada,kara noktaların kısa zamanda ve doğru tespiti, sonuçlarınşekildeyorumlanması ve uygulamaya geçirilmesi için Coğrafi Bilgi Sistemlerindenyararlanılmıştır.Çalışmanın en önemli ve gerekli aşamasını veri tabanının oluşturulması veverilerin sorgulanması oluşturmuştur. Bu konuda faydalı ve en gelişmiş sistemolarak değerlendirilen CBS teknolojisinden yararlanılmıştır. Sorgulamasonuçlarına göre istatistik ve coğrafik analiz çalışmaları yapılmaktadır.Bunların görüntülenmesi ile ilgili çalışmalar, kullanıcılara farklı amaçlar içinsorgulamayı olanaklı kıldığından, sonuçların görsel olarak algılanmasındakolaylık sağlamaktadır. CBS'nin diğer bilgi sistemlerinden üstün olan tarafı,grafik olmayan özellikleri coğrafi referans verisi olarak depolayabilmesi vebunları coğrafi harita özellikleriyle bağlayabilmesidir ve bu özelliğindenfaydalanılmıştır.Türkiye trafiğindeki aksaklıkların tespit edilmesinde trafik kaza analizlerininpayı büyük olacaktır. Özellikle kaza kara noktalarını ve kazaya meyillikesimleri tespit etmek için trafik kaza analizleri yapılmalı, kazaların gerçeknedenleri belirlenmeli ve bu aksaklıkları ortadan kaldıracak gerekli önlemleralınmalıdır. Yapılacak kaza analizlerinin mevsimlere ya da dönemlere göre veayrıntılı olarak yapılması, kazaların önlenmesinde ve düzeltici işlemlerinyapılmasında vakit kaybetmeksizin ihtiyaç duyulan bilgilerin tespit edilmesinikolaylaştıracaktır.
Silahlı kuvvetlerde psikoteknik değerlendirme sonrası sürücülerde saptanan eksiklikleri giderecek çözüm önerileri
Her yıl binlerce kişinin ölümüne yaralanmasına ve büyük maddikayıplara neden olan trafik kazaları Türkiye'nin ve Türk insanının hızlaçözümlenmesi gereken en önemli sorunlarından biridir. Trafik kazaları;araç teknolojilerindeki çok hızlı gelişmeye rağmen ya da karayollarındaki üst ve alt yapı kusurlarının her geçen gün giderilmesinebağlı olarak azalması gerekirken aksine son yıllarda sürekli artmış vebüyük sayısal değerlere ulaşmıştır. Trafik kazaları incelendiğinde bukazalarda rolü bulunan faktörler başta insan hataları olmak üzere taşıtve yol kusurları olarak üç ana grupta toplanabilir. Taşıt ve yolkusurlarından kaynaklanan kazaların toplam kazalar içindeki yüzdesininçok az olduğu, ayrıca taşıt ve yol kusurlarının bir kısmının da yine insanfaktöründen kaynaklandığı düşünülürse kazaların %97-%98'ine insanhatalarının dikkatsizlik ve tedbirsizliğinin neden olduğu görülmektedir.nsan faktörü incelendiğinde iki büyük neden hemen gözlemlenebilir.Birincisi hızla gelişen teknolojinin eğitimsiz insanlar tarafındangerektiği gibi kullanılamaması ikincisi ise insanın kendi kendisinitanımamasından kaynaklanmaktadır. Maalesef insanlar kendi yetenekve kapasitelerini bilmemekte ya da kendi eksikliklerinin farkınavaramamaktadır. Sonuç olarak araç ve yol ile uyumsuzluklar yaşamaktabu da kazalara neden olmaktadır. Ülkemizde trafik kazalarının sayıcaartmasından K.K.K.lığı personeli de etkilenmekte askeri araçların karayolları üzerinde sivil araçlar ile yaptığı kazaları görme olasılığı da hergeçen gün artmaktadır. Askeri araç kazalarının asgariye indirilmesi içinverilen ya da verilmesi gereken çaba, ülkemizde mevcut trafikkazalarının önlenmesi adına ulusça verilen mücadelede bir yapı taşıoluşturmaktadır. Gelecekte yaşanabilecek trafik kazalarının dahameydana gelmeden önce gerekli tedbirlerin alınarak önlenmesi SilahlıKuvvetlerin asli sorumluluklarından biridir. Silahlı Kuvvetlere katılansürücülerin daha işin başında yetenek ve kişilik özelliklerinin tespitedilerek kendilerine uygun görevler verilmesi, Silahlı Kuvvetlere emanetedilen Mehmetçiklerin canlarının korunmasını ve devlet malının dazarar görmemesini sağlayacaktır. Bu çalışmada psikoteknikdeğerlendirme ile yetenek ve kişilik özellikleri tespit edilen ve buözelliklerinde sorunları olan sürücülere, gelişimleri için verilmesi enuygun olacak eğitimin nasıl olması gerektiği incelenmiş ve bir eğitimprogramı önerilmiştir.
Kokpit tasarımlarının ve kokpit içi fiziksel ortamın pilotaj faktörü üzerindeki etkileri
Bu çalışma, kokpit tasarımlarının ve kokpit içi fiziksel ortamın pilotajfaktörü üzerindeki etkilerini ortaya koymak maksadı ile yapılmıştır.Havacılık sektörü son yıllarda hızlı bir gelişim göstermiştir. Gerek ticariamaçlı ve gerekse askeri amaçlı uçuşlar giderek artmaktadır. Bu artışaparalel olarak bu sektörde meydana gelen kaza kırım olayları da artışgöstermiştir. Havacılıkta yaşanan kazalar diğer ulaşım sektörlerine göreoldukça az olmasına rağmen, oluşları ve sonuçları itibari ile trajedikboyutlar çizmesi, sürekli gündemde kalmalarına neden olmaktadır.Yapılan kaza kırımlar sürekli incelenerek bu olayların sebepleri ortayakonulmaya çalışılmış ve ulaşılan sonuçta asıl faktörün pilot olduğutespit edilmiştir.Pilot hataları tüm kaza kırımlar içerisinde ortalama %70'lik bir oranasahiptir. Bu kadar yüksek hata oranı, araştırmacıların konu üzerindedaha hassas durmalarına sebep olmaktadır. Bu doğrultuda, pilothatalarının sebepleri ve faktörleri ortaya konularak sektör çalışanlarıtarafından gerekli düzeltici tedbirler alınmaya çalışılmaktadır.Bu tezde havacılık sektörü ve buna bağlı olarak tasarımlarda yaşanangelişmeler ile ulaşılan noktada tasarımlarla pilotların hata yapmalarınasebep olan faktörler arasındaki bağlantının ortaya konulmasıamaçlanmıştır. Ağırlıklı olarak helikopter kokpit tasarımlarının, kokpitiçerisindeki fiziksel ortamın, önlü arkalı tasarımların ve yeni kullanımasunulan çok maksatlı ekranların pilot hataları üzerine etkilerideğerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler ışığında da tasarımcıların,kullanıcıların, tedarikçilerin ve bakımcıların, tasarımlarla bağlantılı buhataları asgariye indirmek için göz önüne almaları gereken esaslarsunulmuştur.
Havacılıkta yaklaşma iniş kazalarının analizi ve alınması gereken tedbirler
Bu çalışmanın amacı; havacılık kazalarına farklı bir bakış açısıyla,kazanın meydana geldiği uçuş safhalarını, yaklaşma ve inişsafhasındaki kazaları inceleyip, bu safhada meydana gelen kazalarınazaltılması için alınması gereken tedbirleri ortaya koymaktır. Çalışmadasadece sivil hava taşımacılığında meydana gelen ve ölümle sonuçlananhavacılık kazaları incelenmektedir. Çalışmada kullanılan istatistikibilgiler için merkezi Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan UçuşEmniyet Vakfı'nın, Boeing firmasının, ICAO'nun raporlarından veistatistiksel bilgilerinden istifade edilmiştir. Ayrıca Türk havataşımacılığında kayıtlara geçmiş ölümle sonuçlanan on dört kazasıUluslararası Sivil Havacılık Örgütünün (ICAO) yayımlamış olduğusirkülerlerden alınarak incelenmiştir. Yaklaşma ve iniş kazalarınınsebepleri incelenmiş, ICAO ve Birleşik Havacılık Kuralları (JAR) gereğiuyulması gereken kurallar ve tavsiyeler ortaya konulmuştur.