Ibn Haldun University
Anabilim Dalı

Uluslararası ve Mukayeseli Hukuk Anabilim Dalı (disiplinlerarası)

Ibn Haldun University

21

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

21 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk ve İsviçre karşılaştırmalı hukukunda kripto paraların anonim şirket kuruluşunda sermaye olarak getirilmesi

Anonim şirketlerde kurucuların şirkete sermaye koyma borçlarını nakdi veya ayni sermaye cinsinden farklı neviden malvarlığı unsurlarını şirkete getirerek ifa etmeleri mümkündür. Kripto varlıklar, günbegün daha fazla sayıda kişiye ulaşmakta, çeşitlenen platformlar yoluyla küresel etki yaratmakta ve sahip oldukları piyasa değeri yükselmektedir. Kurucuların şirkete sermaye olarak kripto para getirmeyi tercih etmeleri durumunda bu varlıkların TTK ve İsvBK hükümleri çerçevesinde şirkete getirilip getirilemeyeği, getirilebilmesi halinde ne şekilde ve nasıl getirileceği işbu tezin konusunu oluşturmaktadır. Anonim şirketlere ilişkin TTK hükümleri ile İsvBK hükümleri paralel olduğundan çalışmamız Türk-İsviçre hukukları karşılaştırılarak sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Anonim şirket, blokzinciri, değerleme, kripto para, sermaye, Türk-İsviçre karşılaştırmalı hukuku.

Emine Göğüş
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tahkim hukukunda ve uygulamada tanıkların çapraz sorgu

Dünyanın hızlı küreselleşmesiyle artan milletlerarası uyuşmazlıkların çözümlenmesi için çeşitli hukuki yollar uygulanmaktadır. Bunların arasında en eski ve öncelikli olanı devlet yargılamasının yapıldığı mahkemelerdir. Fakat tarihi süreç içerisinde mahkemelerde yapılan yargılamalarda birtakım sorunlar oluşmaya başlamıştır. Bunların en başında hakimin ilgili devletin usul kurallarına bağlı olması, tarafların farklı uluslardan olması, hakimin her seçilen esas ilişkin hukukun diline hakim olmaması, yargılanmanın yavaş olması gibi sorunlar tarafların alternatif yargı yolları aramasına neden olmuştur. Alternatif olarak tercih edilen uyuşmazlık çözüm yöntemlerin başında tahkim gelmektedir. Tahkim yargılamasının temelinde irade özerkliği prensibi olduğu için kendisine özgü yapısı ve işleyiş şekliyle devlet yargılamasından daha avantajlıdır. Tahkim, tarafların irade özerkliği ilkesinin izin verdiği ölçüde yargılamanın tüm aşamalarındaki usul ve esasa ilişkin hukuku serbestçe seçebilecekleri bir uyuşmazlık yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yargılamaya konu edilen uyuşmazlığın çözümünde tarafların üzerinden serbestçe tasarruf edebilecekleri konulardan biride delillerdir. Deliller, tahkim yargılamasında uyuşmazlığa konu edilen somut olayın ispatına ilişkin hususların tamamıdır. Bu hususlar delillerin toplanması, sunulması ve delil türleridir. Tarafların tahkim yargılamasında uygulanmak üzere atıf yapacağı hukuka göre bu hususlar farklılık göstermektedir. Her ne kadar ulusal ve uluslararası mevzuata tahkim yargılamasına ilişkin çok fazla yasal düzenleme olsa bile kuralların çoğunda delillere ilişkin detaylı bir düzenleme yapılmadığı görülecektir. Yargılamadaki usulü boşlukları doldurmak için irade özerkliği prensibi kısıtlamayacak şekilde tahkim yeri ve kurumsal tahkim kurallarında bir takım düzenlemeler yapılmışsa da detay bir düzenlenmeye yer verilmemiştir. Bu sorunu çözmek ve farklı hukuk sistemlerindeki taraflara adil ve etkin bir yargılama sağlamak amacıyla Milletlerarası Barolar Birliği tarafından Milletlerarası Tahkimde Delil İkamesi Hakkında IBA Kuralları ve Kıta Avrupası Hukuk Sisteminde ise Prag Kurallarıyla yeknesak kurallar oluşturulmaya çalışmıştır. Çalışmamızda, tahkim yargılamasında tanık delilline ilişkin düzenlemelerin incelenerek, tahkim yargılamasında duruşmadan önce tanık beyanlarının hazırlanması, duruşmada tanıkların sorgulanmasındaki temel ilkeleri, tanık delilline başvurmanın avantajları ve dezavantajları ilişkin hususlar açıklanmaya çalışılacaktır. Son olarak uygulamadaki ve mevzuattaki boşluklara ilişkin çözüm önerileriyle çalışma sonlandıracaktır.

Merve Acar
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ve coğrafyanın üstünlüğü ilkesi: Türk deniz yetki alanlarının belirlenmesine yansımaları

Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında gerçekleştirilen ve Türkiye'nin aktif olarak katıldığı konferanslar neticesinde yazılı hâle getirilme çabalarına konu olmuşsa da uluslararası deniz hukuku, örf ve adete dayalı bir niteliğe sahiptir. Uluslararası deniz hukukunun alt dallarından olan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması hukuku, açık ve belirli yazılı kurallar içermemekle birlikte yargı kararları ile şekillenmiştir ve şekillenmektedir. Bu çalışmayla, uluslararası yargı makamlarınca verilmiş kararlar ile meydana gelen hakkaniyete uygun bir sınırlandırmanın aşamalarıyla, bu aşamalarda gerekli olan ve sınırlandırmada ele alınan "ilgili/özel unsurlar", bunlar arasında coğrafyanın hakkaniyet terazisinde diğer ilgili/özel unsurlara göre ağır bastığını geniş anlamı itibariyle ifade eden "coğrafyanın üstünlüğü" ilkesi incelenmiştir. Bu doğrultuda; devletin deniz yetki alanının mevcut olabilmesi adına denize kıyısının olması gerektiği, karada mevcut olan egemenliğin ancak kıyı vasıtasıyla denizlere sâri kılınabileceği, denizde egemenlik için üstünlük atfedilen coğrafyanın kıyı coğrafyası olduğu, hakkaniyete uygun sınırlandırmanın kıyı coğrafyasına uyan bir sınırlandırmayla söz konusu olabileceği yargı kararlarıyla sabit biçimde incelenmiştir. Bu kapsamda, ilgili unsur coğrafya olarak ilgili kıyı şeridinin uzunluğu, şekli ve karşılıklı/bitişik kıyıların birbirine göre nasıl konumlandığı ile adaların varlığı gibi faktörlerin dikkate alınarak salt geometri ile çizilen geçici hattın hakkaniyete uyarlanmasında ve hakkaniyete uyarlanan alanın hakkaniyete uygunluğunun orantılılık testiyle sınanmasında kıyı coğrafyasının temel bir dinamik olduğu, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ve coğrafyanın üstünlüğü ilkesi itibariyle, yargı kararları temelinde ele alınmıştır. Çalışmayla, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ile coğrafyanın üstünlüğü ilkesinin teorik yönü ve Türk deniz yetki alanlarının belirlenmesine yansımaları bakımından pratik yönü bu alanlardaki uygulamalar ve kıyıdaşlar arasındaki uyuşmazlıklar tespit edilerek değerlendirilmiştir. Sonuçta çalışmamızla, Türk deniz yetki alanlarının belirlenmesinde mevcut ve muhtemel ihtilaflar yönünden "coğrafyanın üstünlüğü ilkesi"ne uygun sınırlandırmanın hakkaniyete uyarlılığının olduğuna ilişkin tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Yusuf Ertan
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yahudi göçü bağlamında İsrail hükümetinin ve İsrail'deki STK'ların faaliyet alanları, rolleri ve kapsamı

Göç, günümüzde küresel bir sorun olup, sivil toplum kuruluşları (STK'ları), bu bağlamda önemli bir aktör olarak öne çıkmaktadır. İmece kültürünü yansıtan sivil toplum kuruluşlarının - kâr amacı gütmeyen kuruluşların - rolü giderek artmakta ve toplumsal konularda söz sahibi olabilmektedirler. Ancak STK'ların toplumsal sorunlar bağlamındaki yeri ve rolü nedir sorusunun cevabını vermek hemen mümkün olmamaktadır. Bu sorunun cevabı için detaylı araştırmalar, veriler ve birebir incelemeler yapılmalıdır. Bu araştırma, İsrail'deki STK'ların Yahudi göçüyle ilgili faaliyetlerini anlamayı, mevcut sorunlara gün yüzüne çıkarmayı ve bu kuruluşların etkinliğini değerlendirmeyi hedeflemektedir. Bu tez, göçle ilgili politika oluşturma ve toplumsal entegrasyon gibi konulara yönelik analizler yapılacaktır. Literatürde, sivil toplum kuruluşları ile mülteci ve göçmenlere yönelik doğrudan bağlantı ve etkinin incelendiği kaynakların azlığı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca, göç bağlamında yerel ve uluslararası STK'lar ile ilgili ülke bazında yapılan araştırmaların da eksik olduğu görülmektedir. Araştırmada, hem sivil toplum kuruluşlarının göçe etkisi hem de göçün sivil toplum kuruluşlarına etkisi bağlamında bir karşılaştırma yapılacak ve etkilerin soyut ve somut sonuçları ortaya çıkarılacaktır. Bu araştırmanın sonucunda, ülke genelindeki Yahudi göçmenler (olim) ile STK'ların birbiri ile ilişkileri ve etkileri incelenecek ve karşılaştırılacaktır. Ayrıca, STK'lar ile göçmenler arasındaki ilişkilerin boyutları ortaya çıkarılacaktır. Bu çalışma, İsrail'deki en çok göçmen çeşitliliğinin yoğun olduğu yerleri esas alarak, bu bölgelerdeki göç olgusunu ve STK'ların bu yoğun göç durumuna yaklaşımlarını ve katkılarını ortaya koyacaktır. Belirli bir ülkedeki göçmenlerin STK'larla olan bağlantıları ve birbirlerine olan etkileri incelenecektir. İsrail düzeyinde STK'lar ve Yahdi göçmen durumunu akademik düzeyde öğrenmek isteyenler için farklı bir kaynak olacaktır. Günümüz toplumsal sorunlarının başında gelen göçmen sorununu ele alan bu tez, nitel araştırma yöntemlerini kullanarak, İsrail'deki Yahudi göçüyle ilgili STK'lar ve birlikte işbirliği yaptığı hükümetin göç bağlamında uyguladığı politikalar üzerine derinlemesine bir analiz sunacaktır. İsrail'de Yahudi göçü bağlamında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının göç konusundaki rolü, faaliyet alanları ve kapsamı detaylı bir şekilde incelenecektir.

Geriye göç
Dilara Sılıv
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültür varlığı kaçakçılığı suçu ve yasa dışı kültür varlığı ticareti suçları

"Kültür Varlığı Kaçakçılığı Suçu ve Yasa Dışı Kültür Varlığı Ticareti Suçları" isimli tezimizde öncelikle kültür varlığıyla ilgili kavramlar tanımlanmıştır. Sonrasında kültür varlıklarına ilişkin korumanın ulusal alandaki gelişim süreci ele alınmıştır. İncelemeye henüz kültür varlıklarına özgülenmiş bir düzenleme olmayan dönemlerden başlanmıştır. Ulusal düzenlemelerin ele alınmasının ardından kültür varlıklarının kaçakçılığı suçunun uluslararası niteliği de göz önünde tutularak uluslararası alandaki düzenlemeler ele alınmıştır. Söz konusu düzenlemelerin hayata geçirilmesinde payı olan uluslararası örgütlerden de kısaca bahsedilmiştir. Bölümün sonunda kültür varlıklarının korunması hususunda ceza hukukuna başvurulmasının gerekçelerine değinilmiştir. Çalışmanın bundan sonraki kısmında konumuzun temelini oluşturan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'ndaki suçlar ele alınmıştır. Suçlar incelenirken suçların unsurları ve bu suçlara özgü durumlar ele alınmıştır. Genel tanımlamalar ve her üç suç içinde ortak olan bilgiler ilk ele alınan suç olan ticareti yasak olan kültür ve tabiat varlıklarının ticareti suçuna (m.67/2) ilişkin başlık altında incelenmiş, sonraki bölümlerde tekrardan kaçınılmıştır. Çalışmayla kültür varlıklarının hukuka aykırı şekilde ticari hayata sokulmasıyla mücadele açısından mevzuata ve uygulamaya dikkat çekilmiştir.

Eski eserlerKaçakçılıkKültür varlıkları+1
Kerime Toprak
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milletlerarası tahkimde hızlandırılmış tahkim usulü

Milletlerarası ticarette taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların çözümü devlet yargısından ziyade yine genellikle milletlerarası tahkim kurumlarının kuralları vasıtasıyla çözülmektedir. Fakat ekonomik ve ticari gelişmeler uyuşmazlıkların normal tahkime kıyasla yargılama süresinin daha kısa sürdüğü ve daha az masraflı olan bir yöntem olarak hızlandırılmış tahkim usulü kuralları uyuşmazlık çözümünde uygulanmaya başlamıştır. Milletlerarası tahkim kurumları kuralları içinde yahut ayrı olarak düzenlenen seri tahkim kuralları tahkim yargılamasının usul işlemlerini kısaltıp nihai hakem kararının verilmesi için gereken süreyi sınırlandırarak yargılamanın toplam süresini azaltıp tahkim masraflarından da tasarruf edilmesini sağlamaktadır. Milletlerarası tahkim kurumları hızlandırılmış tahkim usulü kurallarını oluştururken kendilerine özgü düzenlemeler yapabilmektedirler. Bu çalışmada, genel hızlandırılmış tahkim usulü kuralları ışığında hızlandırılmış tahkim usulü ayrıntılarıyla işlenmiştir. Milletlerarası tahkim kurumlarının hızlandırılmış tahkim usulüne ilişkin düzenlemeleri mukayese edilmek suretiyle incelenmiştir. Ticari uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulduğu ve sık tercih edilen ICC (Milletlerarası Ticaret Odası) Tahkim Merkezi, WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Organizasyonu Tahkim Merkezi), İsviçre Odaları Tahkim Kurumu (Swiss Chambers' Arbitration Institution), SCC (Stockholm Ticaret Odası Tahkim Merkezi) , ISTAC (İstanbul Tahkim Merkezi) ve İTOTAM (İstanbul Ticaret Odası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi) gibi milletlerarası tahkim kurumlarının düzenlemiş olduğu hızlandırılmış tahkim kuralları karşılaştırmalı olarak ele alınıp bu yolla hızlandırılmış tahkim usulü açıklanmaya çalışılmıştır.

Hukuki uyuşmazlıklarMilletlerarası Tahkim KanunuTahkim+2
Ali Koç
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dürüstlük kuralına aykırı genel işlem şartları kullanımının haksız rekabet hükümleri ile denetlenmesi

Haksız rekabete ilişkin düzenlemeler, piyasa katılanlarının dürüst şekilde rekabet edebilmesi ve buna aykırı pazar davranışlarının engellenmesini amaçlamaktadır. Bu amacı itibariyle iktisadi alandaki güncel duruma ayak uydurmak zorunda olan haksız rekabet hukuku, bu nedenle sürekli değişen ve gelişen bir özellik göstermektedir. 19. yüzyılda sanayi devrimi ile birlikte başta üretim olmak üzere ticari faaliyetler birçok alanda hız kazanmış ve bu sayede mal ve hizmet sunan işletmelerin, müşteri ağları genişlemiş ve pazardaki hareketliliği artmıştır. Bu gelişim ile birlikte genel işlem şartları ticari hayatın vazgeçilmez bir unsuru halini almıştır. İktisadi alanda oldukça sık kullanılan ve kullanan tarafa kontrolsüz bir şekilde üstünlük sağlayan genel işlem şartları, iktisadi alandaki rekabetin bozulmasına yol açabilmektedir. Bu sebeple iktisadi alan için tehdit oluşturan ve hukuki ilişkide bir tarafı zayıf bırakan genel işlem şartları hakkında, başta Kıta Avrupası olmak üzere birçok ülke iç hukukunda bir takım düzenlemeler mevzuata eklenmiştir. Bu düzenlemeler ile genel işlem şartı kavramının tanımlanması ve kullanımının denetlenmesi genel amaç olarak öne çıkmaktadır. Ülkemizde de genel işlem şartları kullanımının başta bankacılık, sigortacılık, kiralama ve taşımacılık gibi sektörlerde yaygınlaşması ile birlikte konuyla ilgili mevzuat oluşturulmaya başlanmıştır. Genel işlem şartlarına ilişkin temel düzenleme 2012 yılında yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda yer almaktadır. Daha çok sözleşme hukuku anlamında düzenlemeler ve denetimler içeren bu kanun ile birlikte yine aynı yıl yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda da dürüstlük kuralına aykırı işlem şartı kullanmak, haksız rekabet hali olarak düzenlenmiştir. Çalışmamızda Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen genel işlem şartlarının dürüstlük kuralına aykırı kullanılması halinde haksız rekabet hükümleriyle nasıl denetlenebileceği ve hangi yaptırımlara tabi olacağı ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Dürüstlük Kuralı, Genel İşlem Şartları, Haksız Rekabet, Yaptırım

DenetlemeDürüstlükGenel işlem şartları+2
Mehmet Rauf Bayer
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmesi

Devletlerin, yabancıların kendi ülke topraklarından taşınmaz edinmesi konusunda tanıdıkları hak ve yükümlülükler geçmişten bugüne tartışılan önemli konulardan olmuştur. Türk hukukunda yabancıların taşınmaz edinmesi, Cumhuriyet öncesi dönemi de kapsayacak şekilde tartışmalara ve birçok defa mevzuat değişikliklerine neden olmuş dağınık bir alandır. Ancak yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmesinin usul ve esaslarının çerçevesini esas itibariyle 2644 sayılı Tapu Kanunu belirlemiştir. Bu çalışmada, başta 2644 sayılı Tapu Kanunu olmak üzere Türk mevzuatı ile ortaya konulan yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmesini ilişkin kabul edilen şartlar ve kısıtlayıcı düzenlemelere yer verilmiştir. 2644 sayılı Tapu Kanunu, geçmişten günümüze birçok kez değişime uğramış ve her seferinde Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasaya aykırı olması gerekçesiyle iptal edilmiştir. 2644 sayılı Tapu Kanunda yapılan en kapsamlı değişiklik ise son düzenleme olan 2012 tarihli 6302 sayılı Kanun ile yapılmıştır. 6302 sayılı Kanun ile 2644 sayılı Tapu Kanun'da yapılan değişiklik ile yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinimi için Lozan Anlaşması'ndan beri aranan karşılıklılık ilkesi kaldırılmış ve hangi ülkelerin vatandaşlarının Türkiye'de taşınmaz edinebileceğini belirleme yetkisi Cumhurbaşkanı'na verilmiştir. 2644 sayılı Tapu Kanunda köklü değişikliklere sebep olan 6302 sayılı Kanun yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmeni kolaylaştırıcı hükümlere yer vermiştir. Bu çalışmada öncelikle geçmişten günümüze yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmesini düzenleyen kanun hükümleri incelenmiş, daha sonra bugün geçerli olan düzenlemeye göre yabancıların hangi şartlarda Türkiye'de taşınmaz edinebileceği sorusunun cevaplandırılması amaçlanmıştır. Son olarak, son düzenlemelerle getirilen yenilikler ortaya konulmuş ve sonuçları tartışılmıştır.

Gayrimenkul satışıGayrimenkul yatırımlarıGayrimenkuller+4
Zeynep Betül Kaban
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hukuki boyutuyla slot uygulamaları

Uçuş teknolojilerinin ve havacılık sektörünün gelişmesiyle birlikte sivil hava taşımacılığı tüm dünyada süratle kullanılmaya başlanmıştır. Dünya çapında yükselen trend, havaalanı iniş-kalkışlarının ve trafik hizmetlerinin hızla yoğunlaşmasına neden olmuştur. Bu yoğunlaşmaya binaen, uçuş hizmetlerine ilişkin artan ihtiyaçların tüm aktörler göz önünde bulundurularak adilane yöntemlerle giderilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu sebeple havaalanlarındaki kapasite yoğunluğunu düzenlemek ve havayolu işletmelerinin yoğun trafiğe sahip havaalanları altyapısından adil bir biçimde yararlanabilmesi sağlamak amacıyla yeni bir sistem oluşturulması düşünülmüştür. Slot uygulamaları adı verilen sistem, yoğun havaalanlarından ortak kurallar çerçevesinde iniş ve kalkış yapabilmesi için gerekli olan izni tanımlamaktadır. Bu uygulama kapsamında, trafiği yoğun havaalanları için küresel, bölgesel, ticari iş birliği ve yerel hukuk düzenlemeleri temelinde; rekabetin korunduğu, şeffaf ve erişilebilir bir piyasa oluşturulmak istenmiştir. Ülkemizde de benzer bir eğilimle, yoğun havalimanları için slot rejimi öngörülmüş ve bazı hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Bu çalışmada; slot uygulamalarına ilişkin kavramlardan, uluslararası iş birliği çerçevesinde gelişen uygulama prensiplerinden, slot uygulamalarının evrensel, bölgesel, yerel düzenlemelerinden bahsedilerek, mevcut slot uygulamaları ortaya koyulacak ve ülkemizdeki işleyiş mukayeseli bir biçimde değerlendirilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Hava Hukuku, İdare Hukuku, Slot, Slot Koordinasyonu, Slot Tahsisi, Sivil Havacılık Hukuku.

Hava hukukuHavacılık sektörüSivil havacılık+2
Muhammet Talha Kaan
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk vakıflar hukuku ve Filistin vakıflar hukuku bağlamında Filistin'deki vakıfların mevcut hukuki durumuna ilişkin mukayeseli bir bakış

Filistin'deki vakıflar durumu ilk bakışta oldukça karmaşık ve kafa karıştırıcı görünebilmektedir. Bu nedenle bu çalışmanın birinci bölümünde Türk Vakıflar Hukuku ve Filistin Vakıflar Hukuku Bağlamında Filistin'deki vakıfların mahiyeti, gelişim tarihi, önemlisi, hacmi ve kanuni statüsünü açıklamaya çalışılmıştır. Ardından Filistin'deki Osmanlı unutulmaz eserlerine göz atmak amacıyla Osmanlı'nın Filistin'de kurduğu vakıfların en büyük ve en önemlisi olan Kudüs Haseki Sultan Vakfiyesi ele alınmıştır. Geçmişi günümüze bağlamak için Kudüs Haseki Sultan Vakfiyesinden bahsedildikten sonra Kudüs Haseki Sultanı vakfının hâlihazırdaki durumundan bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümü ise uygulamada vakıf uyuşmazlıkları ve çözüm yollarına tahsis edilmiştir. Filistin'de vakfın kurulması, şartları, yönetimi, işletilmesine ilişkin uyuşmazlıkları ile ilgilenen yetkili yargı merciini tanımak için Filistin yargı teşkilatına değinilmiştir. Ardından, vakıf uyuşmazlıklarına ilişkin birkaç mahkeme kararı ele alınmıştır. Son olarak İsrail, birçok vakıf arazisini müsadere etmiştir ve üzerine yerleşim birimleri inşa etmiştir. Dolayısıyla Bu çalışmada da İsrail'in vakıfların arazilerini ele geçirme yollarından bahsedildikten sonra müsadere edilen vakıf arazilerini meşru sahiplerine iade etme yollarına değinilmiştir.

FilistinHukuki uyuşmazlıklarTürk hukuku+3
Abdallah M M Mıqdad Abdallah M M Mıqdad
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güçlü ve etkin başkan yönetiminde belediye ve organları

Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasası'na göre; kamu hizmetlerinin bir kısmının icrası, merkezden yönetim ilkesi gereği merkezi idarenin uzantısı olan taşra teşkilâtları vasıtasıyla yapılabildiği gibi, bir kısmı da yerinden yönetim ilkesi gereği özerk kamu tüzel kişileri vasıtasıyla yapılabilmektedir. Yerinden yönetim kuruluşlarının yetkilerinin hududu ve membağı olan mahalli müşterek ihtiyaçların karşılanması ise, Anayasa tarafından anayasal bir kavram olan "idarenin bütünlüğü ilkesi" dâhilinde mahalli idarelere verilmiş bir görevdir. Bu çalışmanın esasını, yerinden yönetim ilkesi gereği vatandaşın mahalli müşterek ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kurulan ve de bölge halkı tarafından mahalli idare seçimleri yoluyla doğrudan görevlendirilen, idari ve mali özerkliği haiz kamu tüzel kişisi olan belediyeler oluşturmaktadır. İlk olarak; merkezi yönetim ve yerel yönetime yer verilerek, sonrasında belediyenin yapısı, oluşumu, tarihçesi ve organları ele alınacak, daha sonrasında ise belediye organlarının mevzuat kapsamında incelemesi yapılarak özellikle "güçlü ve etkin başkan" modelinin belediye meclisi, belediye encümeni, büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasındaki ilişkiler üzerindeki etkileri ve yansımalarının ortaya çıkardığı ihtilaflara çözüm önerileri, uygulamadaki örneklerle ortaya konulacaktır. Bunu takiben dördüncü bölümde ise, büyükşehir belediyesi incelenerek; büyükşehir belediyeleri ve ilçe belediyeleri ilişkileri mevzuat ve v uygulama kapsamında değerledirilecek, son olarak ise çalışma boyunca izah edilen hususlarla ilgili çözüm önerileri sunulacaktır.

Belediye başkanlığıBelediye meclisiBelediyeler+3
Hayriye Çiçek
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sığınma hakkı çerçevesinde Türkiye'deki geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin hukuki statüsü ve hakları

Eskiden göçebe kavimler bir yerden bir yere daha iyi yaşam koşullarını sağlamak için göç ederlerdi. Göç ederken de su, verimli toprağın olması, iklimin ve genel olarak hava şartlarının makul olması gibi faktörleri göz önünde bulundururlardı. Günümüzde siyasi çatışmaların, savaşların ve doğal afetlerin artmasından dolayı tarih kitaplarından hakkında çokça bilgi edinmeye alıştığımız mevsimsel veya emek göçleri gibi sıradan göç türü azalmış; salgın, savaş ve siyasi nedenlerden dolayı göç ve taşınma hareketleri artmıştır. Anlaşılacağı üzere mülteci hukukuna dair literatürde, göç kavramının tür ve çeşitleri vardır. Her göç hareketi için farklı bir tür ve kavram olduğundan her biri farklı hukuki sonuç doğurmaktadır. Keza bu kavramsallaştırma ve ortaya çıkan sonuç, göçün süjesine göre de değişiklik göstermektedir. Buna göre göçmen, mülteci, vatansız olan kişilerin her biri mülteci hukukuna göre farklı sınıflandırılmış ve her sınıfa göre farklı hak ve sorumluluklar verilmiştir. Bu çalışmada, uluslararası koruma statülerini her bir göç türü için ayrı ayrı incelenmiştir. 2011 yılında Suriye Arap Cumhuriyeti'nde çıkan savaşın sonucunda binlerce Suriyeli, komşu ülkesi olan Türkiye'ye sığınmıştır. Anayasanın ve uluslararası hukukun sağladığı güvencelere dayanarak Türkiye'de yaşamaya başlamıştır. Yugoslavya ve Ukrayna gibi örneklerden yararlanarak Türkiye'de yaşayan Suriyelilere "Geçici Koruma" statüsü verilmiştir. Statünün belirlediği çerçeveye uygun olarak hak ve yükümlülükler sağlanmıştır. 08.12.2024 tarihinde, güneşin doğmasıyla Esed rejimi devrilmiş, Suriye için yeni bir gelecek ve umut doğmuştur. Çalışmada sığınma hakkının çıkış noktası ve hukuki dayanakları ele alındıktan sonra bütün uluslararası koruma statüleri anlatılmış, geçici koruma statüsü üzerinde durulmuştur. Statünün doğurduğu haklardan eğitim, sağlık, çalışma ve adalete erişim hakları incelenmiştir. Bu doğrultuda, Türk hukukunda ilk defa geçici koruma statüsünün alt yapısı sağlanmış, mevzuatta yerini almıştır.

İpek Zeyn Kabbanı
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Extradition law between Pakistan and Türkiye and an analysis of kaçmaz case

This research focuses on the comparative analysis of extradition law and practice between Pakistan and Türkiye. It examines the hierarchy of legal norms governing extradition in each country, including constitutional provisions, the influence of Islamic law in Pakistan, relevant treaties, and domestic legislation (Pakistan's Extradition Act 1972 and Türkiye's Law No. 6706). The method used in this research is the analytical analysis of the laws and legal documents concerning the rules and processes for extradition between Pakistan and Türkiye, focusing on critical legal issues that arise in their extradition practices. The Kaçmaz case examined concerns a 2017 forcible deportation of a Turkish family from Pakistan outside formal extradition procedures and serves as the central case study. The case analysis reveals important weaknesses in legal protections and raises significant human rights issues, especially compliance with due process, non-refoulement rules, and lack of independent judicial review. The involvement of the United Nations Working Group on Arbitrary Detention in the Kaçmaz case further highlights these issues. The data for this research is based on various sources, including interviews with official authorities, legislative reports, bilateral treaties, and governmental data. Sources obtained through academic research and international legislation is also included. The findings underscore the need for greater harmonization of extradition laws and practices between Pakistan and Türkiye and emphasize the importance of independent judicial oversight to uphold the rule of law and international human rights standards in future extradition proceedings.

Sana Bıbı
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan hakları perspektifinden rohingyaların eğitim hakkı

Eğitim hakkı, bireylerin gelişimi ve toplumsal kalkınma açısından temel bir insan hakkıdır. Ancak Rohingya halkı, Myanmar'da maruz kaldıkları sistematik ayrımcılık ve zulüm nedeniyle bu haktan mahrum bırakılmaktadır. Ayrıca, Bangladeş, Pakistan, Malezya ve Hindistan gibi sığındıkları ülkelerde de hukuki ve sosyal engellerle karşılaşmaktadırlar. Bu durum, Rohingya halkının eğitim fırsatlarını kısıtlayarak toplumsal ve ekonomik entegrasyonlarını zorlaştırmaktadır. Bu çalışma, Rohingya halkının eğitim hakkına erişimini engelleyen hukuki, idari, ekonomik, sosyal ve kültürel faktörleri analiz etmeyi ve bu faktörlerin eğitim fırsatları üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, bu engellerin aşılmasına yönelik çözüm önerilerinin etkinliği ele alınmaktadır. Eğitim hakkına dair uluslararası sözleşmelerin teorik analizi yapılmış ve Rohingya halkının yaşadığı 12 ülkenin yaşam koşulları ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Ayrıca, diaspora topluluklarındaki Rohingya bireyleriyle gerçekleştirilen anket çalışmasından elde edilen veriler, betimsel istatistik yöntemleri aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma, Rohingya halkının eğitim hakkına erişimini engelleyen faktörler nelerdir? Rohingya halkının eğitimini nasıl etkilemektedir? Eğitim fırsatlarının artırılması için hangi çözüm önerileri geliştirilebilir? Soruların cevabını aramaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, yasal statü yani kimlik belgelerinin eksikliği ve diplomaların denklik sorunları Rohingya halkının eğitime erişiminde en önemli engeller arasında yer almaktadır. Ayrıca, göçmen kamplarındaki zorluklar, hareket kısıtlamaları ve ekonomik zorluklar nedeniyle birçok çocuk eğitimden uzaklaşmakta, çalışmaya zorlanmaktadır. Sosyal ve kültürel faktörler, özellikle dil engeli öğrencilerin akademik başarısını olumsuz etkilemektedir. Araştırma, uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi, kamplardaki eğitim altyapısının geliştirilmesi ve kültürel uyum konularında eğitilmesi gerektiğini önermektedir. Ayrıca, Rohingya halkının maruz kaldığı zulmün sona erdirilmesi ve bu mazlum toplumun sessiz çığlığının dünyaya duyurulması için daha geniş çaplı girişimlerin başlatılması gerektiği vurgulanmaktadır.

Fawzı Fawzı
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Venedik Komisyonu'nun yapısı, fonksiyonu ve etkileri

Demokrasi ve ilkeleri, anayasa hukuku, insan hakları, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı gibi temel kavramların uluslararası hukuk ve ilişkilerde tanımlanması ile uygulanması üzerine birçok kurumun çalışmaları vardır. Bu kavramlar çerçevesinde, çalışmamızın amacı; Venedik Komisyonu'nun demokratikleşme süreçlerine ve anayasal reformlara katkısı incelenmektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenerek; veriler belge analizi ve karşılaştırmalı hukuk yaklaşımı ile toplanmıştır. Venedik Komisyonu'nun resmi raporları, Avrupa Konseyi belgeleri ve uluslararası sözleşmeler birincil kaynak olarak; akademik makaleler, resmi kurum dokümanları ve uzman görüşleri ise ikincil kaynak olarak değerlendirilmiştir. İlk bölümde Venedik Komisyonu'nu ortaya çıkaran tarihsel süreç, uluslararası sistem anlatılarak uluslararası konumu ele alınmıştır. Sonrasında oluşum amacı, kapsamı ve yapısı incelenerek, hukuki statü ile siyasi etkilerin devletler üzerindeki analizi yapılmıştır. Ayrıca, Avrupa Birliği ile olan ilişkileri bağlamında teoride ve pratikte Komisyon'un etkinliği değerlendirilmiştir İkinci bölümde Venedik Komisyonu'nun temel çalışma yöntemleri incelenmiş ve örneklerle anlatılmıştır. Ayrıca Komisyon standartlarını kendi belirlemesi ve oluşturduğu bu standartlarla kurumlara ve devletlere rehberlik etmeyi hedeflemesi de ele alınmıştır. Uluslararası normların oluşumunda destek olmuştur. Son bölümde ise Venedik Komisyonu'nun etkileri Türkiye, Fransa ve Kosova üzerinden analiz edilmiştir. Komisyon'un Türkiye ve Fransa için almış olduğu kararların karşılaştırılması yapılmış, Kosova'da yeni anayasa yapımı sürecindeki katkıları incelenmiş ve adımları takip edilmiştir. Çalışmamızın sonunda Venedik Komisyonu kısmi olarak başarı sağlayabildiği sonucuna varılmıştır. Başarının sınırlandırılmasının nedeni; ülkelerin siyasi iradesi ve Komisyon'un tavsiyelerini uygulama isteğinin kendilerine ait olmasıdır. Otoriterleşme ve popülizm gibi güncel tehditlere karşı daha etkili adımlar atması gerektiği vurgulanmıştır. Ülkelerin iç hukuk yapısı, kültürel farklılıkları, hukuk devleti tanımı, uluslararası konumları, tarihsel geçmişleri, ideolojik yaklaşımları gibi çeşitli faktörler Venedik Komisyonu'nun görüşlerini ve tavsiyelerinin uygulanabilirliğini etkilemiştir. Bu faktörlerin ülkeler üzerinde farklı kararlar çıkmasıyla Venedik Komisyonu'nun kararlarında çifte standart uyguladığı yönündeki eleştirileri değerlendirilmiştir.

İlknur Alkan
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tek satıcılık sözleşmesinin hukuki niteliği ve uygulanacak hükümler

Türk hukukunda açıkça düzenlenmemiş olan tek satıcılık sözleşmesi; hukuki niteliği, taraflar arasındaki borç ilişkilerine uygulanacak hükümler ve bu sözleşmenin ayırt edici yönleri çerçevesinde incelenmiştir. Özellikle sağlayıcının, belirli bir bölgede tek bir satıcıyla çalışmayı taahhüt etmesi ve satıcının bu malları kendi nam ve hesabına pazarlaması esasına dayanan bu sözleşme türü; süreklilik, münhasırlık ve sadakat yükümlülükleri bakımından özgün bir yapı arz etmektedir. Çalışma kapsamında, tek satıcılık sözleşmesinin atipik ve çerçeve sözleşme karakteri, Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan genel hükümler ışığında değerlendirilmiş; benzer sözleşme türleri ile karşılaştırmalı analizlere yer verilmiştir. Ayrıca, sözleşmeye uygulanacak hükümler somut uyuşmazlık türleri üzerinden irdelenmiş; özellikle sağlayıcının talimat verme hakkı, sözleşmenin haksız feshi ve sona ermesi gibi konulara ilişkin öğretideki tartışmalı görüşler ele alınmıştır. Çalışmada, rekabet hukuku ile olan etkileşimler ve tek satıcılık sözleşmesinin münhasırlık boyutu da göz önünde bulundurularak, Avrupa Birliği düzenlemeleri ve seçilmiş yabancı hukuk sistemlerine ilişkin karşılaştırmalı değerlendirmeler yapılmıştır. Uygulamada sıklıkla karşımıza çıkan bu sözleşme türünün Türk hukukundaki belirsizliklerinin giderilmesine katkı sağlamak ve uygulayıcılar ile öğretideki değerlendirmelere yön verecek sistematik bir çerçeve sunmak bu tezin temel hedefini oluşturmaktadır.

Mehmet Efe Şimşek
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Soykırım suçunun tam otonom silah sistemleri aracılığıyla işlenmesinden doğan uluslararası hukuk sorumluluğu

İşbu çalışmada, araştırmanın temel konusu olan bir kere etkinleştirildikten sonra insan müdahalesi bulunmadan hedef tanımlayan, hedef seçen ve angaje olabilen Tam Otonom Silah Sistemleri vasıtası ile soykırım suçunu işlenebilmesi muhtemeliyatı incelenmiştir. Bu çerçevede soykırım suçunun işlenebilmesi ihtimalinde de muhtemel uluslararası hukuk sorumlulukları tartışılmıştır.

Ahmet Menteş
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Venedik Komisyonu'nun yapısı, fonksiyonu ve etkileri

Demokrasi ve ilkeleri, anayasa hukuku, insan hakları, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı gibi temel kavramların uluslararası hukuk ve ilişkilerde tanımlanması ile uygulanması üzerine birçok kurumun çalışmaları vardır. Bu kavramlar çerçevesinde, çalışmamızın amacı; Venedik Komisyonu'nun demokratikleşme süreçlerine ve anayasal reformlara katkısı incelenmektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenerek; veriler belge analizi ve karşılaştırmalı hukuk yaklaşımı ile toplanmıştır. Venedik Komisyonu'nun resmi raporları, Avrupa Konseyi belgeleri ve uluslararası sözleşmeler birincil kaynak olarak; akademik makaleler, resmi kurum dokümanları ve uzman görüşleri ise ikincil kaynak olarak değerlendirilmiştir. İlk bölümde Venedik Komisyonu'nu ortaya çıkaran tarihsel süreç, uluslararası sistem anlatılarak uluslararası konumu ele alınmıştır. Sonrasında oluşum amacı, kapsamı ve yapısı incelenerek, hukuki statü ile siyasi etkilerin devletler üzerindeki analizi yapılmıştır. Ayrıca, Avrupa Birliği ile olan ilişkileri bağlamında teoride ve pratikte Komisyon'un etkinliği değerlendirilmiştir İkinci bölümde Venedik Komisyonu'nun temel çalışma yöntemleri incelenmiş ve örneklerle anlatılmıştır. Ayrıca Komisyon standartlarını kendi belirlemesi ve oluşturduğu bu standartlarla kurumlara ve devletlere rehberlik etmeyi hedeflemesi de ele alınmıştır. Uluslararası normların oluşumunda destek olmuştur. Son bölümde ise Venedik Komisyonu'nun etkileri Türkiye, Fransa ve Kosova üzerinden analiz edilmiştir. Komisyon'un Türkiye ve Fransa için almış olduğu kararların karşılaştırılması yapılmış, Kosova'da yeni anayasa yapımı sürecindeki katkıları incelenmiş ve adımları takip edilmiştir. Çalışmamızın sonunda Venedik Komisyonu kısmi olarak başarı sağlayabildiği sonucuna varılmıştır. Başarının sınırlandırılmasının nedeni; ülkelerin siyasi iradesi ve Komisyon'un tavsiyelerini uygulama isteğinin kendilerine ait olmasıdır. Otoriterleşme ve popülizm gibi güncel tehditlere karşı daha etkili adımlar atması gerektiği vurgulanmıştır. Ülkelerin iç hukuk yapısı, kültürel farklılıkları, hukuk devleti tanımı, uluslararası konumları, tarihsel geçmişleri, ideolojik yaklaşımları gibi çeşitli faktörler Venedik Komisyonu'nun görüşlerini ve tavsiyelerinin uygulanabilirliğini etkilemiştir. Bu faktörlerin ülkeler üzerinde farklı kararlar çıkmasıyla Venedik Komisyonu'nun kararlarında çifte standart uyguladığı yönündeki eleştirileri değerlendirilmiştir.

İlknur Alkan
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan hakları perspektifinden rohingyaların eğitim hakkı

Eğitim hakkı, bireylerin gelişimi ve toplumsal kalkınma açısından temel bir insan hakkıdır. Ancak Rohingya halkı, Myanmar'da maruz kaldıkları sistematik ayrımcılık ve zulüm nedeniyle bu haktan mahrum bırakılmaktadır. Ayrıca, Bangladeş, Pakistan, Malezya ve Hindistan gibi sığındıkları ülkelerde de hukuki ve sosyal engellerle karşılaşmaktadırlar. Bu durum, Rohingya halkının eğitim fırsatlarını kısıtlayarak toplumsal ve ekonomik entegrasyonlarını zorlaştırmaktadır. Bu çalışma, Rohingya halkının eğitim hakkına erişimini engelleyen hukuki, idari, ekonomik, sosyal ve kültürel faktörleri analiz etmeyi ve bu faktörlerin eğitim fırsatları üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, bu engellerin aşılmasına yönelik çözüm önerilerinin etkinliği ele alınmaktadır. Eğitim hakkına dair uluslararası sözleşmelerin teorik analizi yapılmış ve Rohingya halkının yaşadığı 12 ülkenin yaşam koşulları ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Ayrıca, diaspora topluluklarındaki Rohingya bireyleriyle gerçekleştirilen anket çalışmasından elde edilen veriler, betimsel istatistik yöntemleri aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma, Rohingya halkının eğitim hakkına erişimini engelleyen faktörler nelerdir? Rohingya halkının eğitimini nasıl etkilemektedir? Eğitim fırsatlarının artırılması için hangi çözüm önerileri geliştirilebilir? Soruların cevabını aramaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, yasal statü yani kimlik belgelerinin eksikliği ve diplomaların denklik sorunları Rohingya halkının eğitime erişiminde en önemli engeller arasında yer almaktadır. Ayrıca, göçmen kamplarındaki zorluklar, hareket kısıtlamaları ve ekonomik zorluklar nedeniyle birçok çocuk eğitimden uzaklaşmakta, çalışmaya zorlanmaktadır. Sosyal ve kültürel faktörler, özellikle dil engeli öğrencilerin akademik başarısını olumsuz etkilemektedir. Araştırma, uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi, kamplardaki eğitim altyapısının geliştirilmesi ve kültürel uyum konularında eğitilmesi gerektiğini önermektedir. Ayrıca, Rohingya halkının maruz kaldığı zulmün sona erdirilmesi ve bu mazlum toplumun sessiz çığlığının dünyaya duyurulması için daha geniş çaplı girişimlerin başlatılması gerektiği vurgulanmaktadır.

Fawzı Fawzı
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Libya soruşturması

Bu araştırmada, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM)'nin yargı yetkisini harekete geçirme yollarından biri olan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin havale yetkisini kullanması ile başlayan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Libya soruşturması hakkında verilen kararlar incelenecektir. İlk olarak, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yargı yetkisi, Güvenlik Konseyi'nin havalesi halinde taraf olmayan devlet açısından kabul edilebilirlik şartları ve adli iş birliği bağlamında Roma Statüsü ve BM Sözleşmesi çerçevesinde analiz edilecektir. İkinci bölümde, Libya'da 2011 yılında Kaddafi rejimine karşı çıkan isyan ve devamında yaşanan olayların arka planı ve başta 1970 sayılı karar olmak üzere BM Güvenlik Konseyi'nin konuya ilişkin kararları incelenecektir. Ardından, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Libya soruşturmasına ilişkin olarak verdiği kararlar ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Son olarak, Libya soruşturmasında verilen kararlar Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Güvenlik Konseyi ilişkisi çerçevesinde analiz edilecektir.

Birleşmiş Milletler Güvenlik KonseyiLibyaSoruşturma+4
Nüveyba Güneş
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Ethiopia's bilateral investment treaties: Substantive and procedural issues

International investment law has a decentralized structure since it is not based on a multilateral agreement or a unified international body. It is highly decentralized, with several bilateral, regional, and worldwide agreements. Following the signature of the first modern bilateral investment treaty (BIT) in 1959 between West Germany and Pakistan, the conclusion of BITs has been one of the most active sectors of public international law-making in terms of foreign investment protection in succeeding decades. The primary goal of BITs is believed to be offering essential protection for foreign investments, specifying the obligations of state parties in this regard, and promoting investment inflows to the host country. Ethiopia was also among the pioneer countries to join the BIT system, signing its first BIT with Germany in 1964, five years after the first BIT was established. The thesis will address the substantive and procedural framework of Ethiopia's BITs. After having a general discussion on the substantive and procedural rights provided under the majority of BITs in light of countries' BIT experience and relevant arbitration tribunals decisions, we will specifically discuss the status of fair and equitable treatment (FET), national treatment (NT), and most favored nations (MFN) treatments standards status under Ethiopia's BITs from the substantive rights point of view and investor-state dispute settlement provisions to deal with procedural issues. The analysis will encompass the structure and contents of these standards of protection, the progress the Ethiopian BITs have in addressing them, and the loopholes to be addressed. Keywords: Bilateral investment treaties, Expropriation, Fair and Equitable Treatment, Investor-state dispute settlement, National Treatment.

Abdurozack Seıd Yımer
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00