Iğdır University
Anabilim Dalı

Bitki Koruma Anabilim Dalı

Iğdır University

256

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sarı çay akarı polyphagotarsonemus latus (banks) (acarına: Tarsonemıdae )'un sebze seralarına bulaşma yolları üzerine bir araştırma

Yapılan bu çalışmada Polyphagotarsonemus latus (Banks)'un sebze seralarına bulaşmasında rol oynayan faktörler ve bulaşma zamanı araştırılmıştır. Bu amaçla, 2004 güz ve 2005 yılı boyunca Antalya ilinin Çakırlar beldesi ve Kumluca ilçesindeki biber, patlıcan ve domates seraları ve bu seraların çevresinde çalışmalar yapılmıştır. Yapılan çalışmada bitki örneklemesi yapılmasının yanında sarı yapışkan tuzaklardan da yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, Pamuk beyazsineği Bemisia tabaci (Genn.) sera içine akarın bulaşmasında son derece önemli rol oynarken thrips, afid ve galeri sineği gibi diğer uçucu böceklerin rolünün önemsiz olduğu saptanmıştır. Akarın taşınmasının sera içinde ve dışında daha çok eylül, ekim ve kasım aylarında gerçekleştiği, aralık ayında ise taşınmanın düşük oranda olduğu tespit edilmiştir. Diğer aylarda ise taşınma görülmemiştir. Akarın rüzgar yardımıyla taşınması ile ilgili bulguya rastlanılmamıştır. Sarı yapışkan tuzaklarda bir beyazsinek ergininin 1 ila 8 arasında akarı taşıyabildiği saptanmıştır. Taşınma ve akar populasyonu en fazla biberde en az da domateste görülmüştür. Laboratuvarda B. Tabaci, Frankliniella occidentalis (Pergande) ve liriomyza trifolii (Burgess) ile yapılan taşınma çalışmalarında en önemli türün B. tabaci olduğu saptanmış, F. occidentalis ile sarı çay akarının taşınması önemsiz bulunurken, L. trifolii ile sarı çay akarının taşınması tespit edilememiştir. Canlı bir beyazsinek ergininin akar yoğunluğu ve zamana bağlı olarak 18 kadar akarı bacaklarında, ağız parçalarında ve antenlerinde taşıyabildiği saptanmıştır.

Utku Yükselbaba
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sakarya ve Düzce mısır alanlarında lepidoptera takımına bağlı zararlı türlerin popülasyon takibi, doğal düşmanları, alternatif mücadelesi ile trıchogramma türlerinin bazı biyolojik özellikleri

Bu çalışmada Sakarya ve Düzce illeri mısır alanlarında 2021 ve 2022 yıllarında Ostrinia nubilalis Hbn. (Lep.: Crambidae), Helicoverpa armigera Hbn. (Lep.: Noctuidae) ve Mythimna unipuncta Haw. (Lep.: Noctuidae)'nın popülasyon takibi yapılarak doğal düşmanları tespit edilmiştir. Ayrıca, Trichogramma evanescens Westwood (Hym.: Trichogrammatidae) ve Bracon hebetor Say. (Hym.: Braconidae)'un mısır tarlalarında salımı yapılarak biyolojik mücadeledeki etkinlikleri değerlendirilmiştir. Laboratuvar koşullarında ise farklı sıcaklıklarda T. evanescens, T. brassicae (Bezdenko), T. pintoi (Voegele) ve T. turkestanica (Meyer)'nın, Ephestia kuehniella Zeller (Lep.: Pyralidae) yumurtalarında parazitleme oranı, gelişme süresi, ergin ömürleri ve işlevsel tepkisi belirlenmiştir. Ayrıca, T. brassicae'nin farklı konukçuları parazitlemedeki tercihi belirlenmiştir. Düzce ve Sakarya'da O. nubilalis larvalarının birinci üründe ağustos ortası ile eylül başında, ikinci üründe ise ağustos sonu ile eylül ortasına kadar, H.armigera larvalarının birinci üründe temmuz sonu ile ağustos başında, ikinci üründe ise eylül ortası ile eylül sonuna kadar ve M. unipuncta larvalarının ise birinci üründe ağustos ayı içerisinde, ikinci üründe ise eylül ortası ile eylül sonuna kadar olan dönemde tepe noktası oluşturduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu türlerin Coleoptera, Hemiptera ve Neuroptera takımlarından 10 adet predatörü ile Diptera ve Hymenoptera takımından 9 adet parazitoiti tespit edilmiştir. Biyolojik mücadele çalışmalarında; T. evanescens'in tek başına veya B. hebetor ile salımı yapıldığında O. nubilalis'i etkili bir şekilde baskı altına aldığı belirlenmiştir. Ancak, T. evanescens'in tek başına salımı H. armigera popülasyonunu baskı altına almadığı, B. hebetor ile salımı yapıldığında baskı altına aldığı belirlenmiş olup M. unipuncta popülasyonu üzerinde ise her iki parazitoitin de etkili olmadığı saptanmıştır. Laboratuvar çalışmalarında ise Trichogramma ergin ömrü en uzun 18 °C'de, en kısa 32 °C'de tespit edilmiştir. Parazitoitlerin en yüksek sayıda E. kuehniella yumurtasını 32 °C'de, en düşük ise 18 °C'de parazitlediği belirlenmiş olup gelişme sürelerinin en kısa 32 °C'de, en uzun ise 18 °C'de olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Trichogramma türlerinin tip III işlevsel tepkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Konukçu denemelerinde ise T. brassicae'nin sırasıyla E. kuehniella, Plodia interpunctella Hbn. (Lep.: Pyralidae) ve Galleria mellonella L. (Lep.: Pyralidae) yumurtalarını tercih ettiği belirlenmiştir.

Bitki koruma
Abdurrahman Sami Koca
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afyonkarahisar buğday üretim alanlarında bitki paraziti nematodların belirlenmesi

Buğday birçok ülke için stratejik ürün olarak kabul edilmektedir. Buğday yetiştiriciliğinde ekonomik ürün kayıplarına neden olan birçok bitki paraziti nematodlar bulunmaktadır. Bu çalışmada Afyonkarahisar ili buğday üretim alanlarında bitki paraziti nematodların belirlenmesi amaçlanmıştır. Afyonkarahisar ili Bolvadin ve Bayat ilçeleri buğday üretim alanlarından buğdayın çiçeklenme ve hasat dönemlerinden toplam 34 lokasyondan toprak ve kök örneği alınmıştır. Çalışma sonucunda toplam 11 bitki parazit nematodu tespit edilmiştir. Elde edilen bitki parazit nematod türleri Tylenchida Takımına ait Tylenchina ve Hoplolamina alttakımları, Tylenchoidea, Anguinoidea, Hoplolaimoidea, Aphelenchina ve Tylenchida Üstfamilyaları, Tylenchidae, Anguinidae, Hoplolaimidae, Pratylenchidae, Aphelenchoidea ve Heteroderidae familyaları, Anguininae, Rotylenchoidinae, Pratylenchinae, Tylenchidae, Hoplolaimidae, Aphelenchidae ve Heteroderinae altfamilyaları, Aphelenchus sp., Pratylenchoides sp., Quinisulcius sp., Filenchus spp., Ditylenchus spp., Helicotylenchus spp., Pratylenchus spp., Zygotylenchus sp., Tylenchus sp., Scutylenchus spp., Heterodera sp., cinsleri saptanmıştır. Ayrıca, çalışma alanında buğday da ekonomik zararlı olan Heterodera spp. ve Pratylenchus spp. türleri ekonomik zarar eşiğinin üzerinde bir popülasyona sahip oldukları belirlenmiştir.

Hacer Acan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sakarya tahıl üretim alanlarında bitki paraziti nematodların teşhis edilmesi

Bitki paraziti nematodlar (BPN), tahıl bitkilerinin başlıca zararlılarından biri olarak kabul edilir ve ciddi ürün kayıplarına neden olmaktadırlar. Bitki paraziti nematodlar arasında özellikle Tahıl Kist Nematodları (TKN) ve Kök Yara Nematodları (KYN), buğday (Triticum aestivum L.) üretiminde en zararlı nematod türleri olmaları nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir. Bu çalışmada, Sakarya ili buğday ve arpa üretim alanlarında BPN'ların tespiti, yaygınlık ve yoğunluklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. 2020-2021 üretim sezonunda buğdayın çiçeklenme ve hasat dönemlerinde düzenli olmayan arazi çıkışlarında 40 adet toprak ve kök örneği alınmıştır. Morfolojik tanımlama yöntemleri kullanılarak toplam 9 BPN cinsi saptanmış olup, Heterodera sp., Pratylenchus sp., Filenchus sp., Ditylenchus sp., Helicotylenchus sp., Paratrophurus sp., Scutylenchus sp., Zygotylenchus sp., Basiria sp.,'lerin örnekleme yapılan alanlarda en yaygın cinsler olduğu belirlenmiştir. Bu cinslere ait Basiria graminophila, Filenchus thornei, Filenchus cylindricauda, Filenchus filiformis, Ditylenchus myceliophagus, Ditylenchus parvus, Helicotylenchus digonicus, Helicotylenchus platyurus, Pratylenchus thornei, Pratylenchus pratensis, Zygotylenchus guevarai, Paratrophurus striatus, Paratrophurus loofi, Scutylenchus quadrifer ve Heterodera filipjevi türleri tespit edilmiştir.

Bitki parazitleriHeterodera filipjeviNematodlar+3
Ayça İrem Keçici
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İç Anadolu Bölgesi'nde bazı buğday çeşitlerinin Puccinia striiformis f.sp. tritici'ye karşı dayanıklılıklarının değerlendirilmesi

Puccinia striiformis f. sp. tritici etmeninin sebep olduğu sarı pas hastalığı buğday (Triticum aestivum L.) kalitesini ve verim miktarını olumsuz etkilemekte olup, hastalığın olduğu durumlarda ağır verim ve kalite kayıplarına, danede besin miktarlarının azalmasına sebep olmaktadır. Türkiye'de üniversitelerde, araştırma enstitülerinde ve bir çok resmi kuruluşlarda buğdayla ilgili ıslah araştırmaları devam etmektedir. Islah araştırmalarının amacı hastalığa dayanıklı çeşitlerin saptanmasıdır. Bu çalışma, bazı buğday çeşitlerinde sarı pas hastalığının oluşumu ve reaksiyonlarını belirlemek amacıyla 2021/2022 yetiştirme mevsiminde 3 farklı lokasyonda; Ankara, Konya ve Nevşehir'de yürütülmüştür. Çalışmanın verileri, tesadüf blokları deneme desenine göre oluşturulmuştur. Denemede 10 adet ekmeklik buğday çeşidi kullanılmış olup, bunlar sırasıyla; Selenivka, Krasunia, Esperia, Cömert, Bezostaja, Flamura 85, Quality, Tosunbey, Sönmez 2001, Ahmetağa çeşitleridir. Pas hastalığı yönünden en fazla reaksiyonu Bezostaja çeşidi gösterirken, Selenivka, Krasunia ve Cömert çeşitlerinde de en düşük reaksiyon gözlemlenmiştir. Yine Selenivka ve Cömert çeşidinde kardeşlenme sayısının da yüksek olduğu, Bezostaja çeşidinde kardeşlenmenin zayıf kaldığı gözlemlenmiştir. Araştırmada kullanılan tüm çeşitlerde Pas hastalığı oluşumunun yanı sıra kardeşlenme sayısı, bitki boyu, protein oranı, gluten içeriği, hektolitre ağırlığı, nem ve tane verimi özellikleri de incelenmiştir. Bu deneme çalışması ile ortaya çıkan sonuçların, buğdayda pas hastalığına karşı dayanıklı çeşit kullanılmasının önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Melike Özaslan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nohut yanıklık etmeni Ascochyta rabiei izolatları arasındaki genetik farklılığın iPBS VE SCoT DNA markörleri ile incelenmesi

Nohut yanıklık etmeni Ascochyta rabiei bitkide çok önemli zararlara yol açmaktadır. Bu çalışmada Ankara ve Çankırı ilinde farklı lokasyonlardaki nohut ekim alanlarındaki sörveylerden elde edilmiş hastalıklı nohut bitkileri kullanılmıştır. Toplam 7 farklı lokasyondan alınan hastalıklı bitkilerden yapılan izolasyonlar, etmen sporulasyonu için en uygun ortam olan nohut unu agar ortamına gerçekleştirilmiştir. İzotlatların genomik DNA'sı izolasyonu CTAB tabanlı bir yöntem ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen A. rabiei izolatların arasındaki tür içi genetik çeşitlilik iPBS (inter-Priming Binding Sites) ve SCoT (Start Codon Targeted) DNA markör sistemleri kullanılarak araştırılmıştır. Yapılan ön çalışmalarda gruplarının ayrımı ve grup içindeki genetik farklılıkları değerlendirmede polimorfizm sağlaması beklenen SCoT primerleri (13, 28, 29, 32) seçilmiş ve tüm izolatlar arasındaki tür içi farklılıkları tespit etmek amacıyla kullanılmıştır. iPBS primerleri ile amplifiye edilmiş polimorfik bantların sayısı 11 ile 15 arasında değişirken, SCoT işaretleri ile 7-13 arasında değişmektedir. iPBS ve SCoT işaret sistemleri için ortalama güçlendirilmiş PCR ürünü sayısı sırasıyla 10, 12, 13 ve 11 olarak bulunmuştur. Buna rağmen iPBS ve SCoT markör sistemi ile izolatlar arasında tür içi polimorfizm saptanmamıştır. iPBS ve SCoT markör sistemlerinin A. rabiei izolatlarının tür içi ayrımında iyi bir DNA markör sistemi olmadığı ve daha geniş patojen popülasyonları ile araştırılması gerekliliği kanısına varılmıştır.

Nohut
Mehmet Alperen Sertkaya
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Buğdayda kök yara nematodu pratylenchus thornei ve kök çürüklüğü etmeni Fusarium culmorum'un etkileşimi

Kök yara nematodu Pratylenchus thornei (Sher & Allen) ve Kök boğazı çürüklüğü etmeni Fusarium culmorum, buğdayda (Triticum aestivum L.) önemli ürün kayıplarına neden olmaktadır. Bu çalışmada toprak kökenli iki patojenin farklı inokulasyon zamanlarında birbirleriyle olan etkileşiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada kullanılan hassas (Seri 82 ve Bezostaya) ve orta dayanıklı (GS50A ve CROC_1/AE.SQUAROSSA (224)//OPATA) buğday genotipleri Uluslararası Mısır ve Buğday Geliştirme Merkezi (CIMMYT)'nin Toprak Kökenli Patojenler (SBP) programından temin edilmiştir. Çalışmada Pratylenchus thornei ve Fusarium culmorum'un ayrı ayrı ve birlikte olmak üzere 7 farklı uygulamasının buğday genotipine bağlı olarak birbirleri ile etkileşimleri ve bitki biomass (kök ağırlığı, kök uzunluğu, bitki uzunluğu ve bitki ağırlığı) parametrelerine olan etkileri araştırılmıştır. Çalışma sonucunda, Pratylenchus thornei ve Fusarium culmorum'un birlikte inokulasyonunda, nematod yoğunluğu ve hastalık skorunun en yüksek seviyeye ulaştığı, bitki biomass'ının (kök ağırlığı, kök uzunluğu, bitki uzunluğu ve bitki ağırlığı) düştüğü tespit edilmiştir. Hassas genotiplerde bitki biomass'nın değerlerinin zayıf, orta dayanıklı çeşitlerde ise oldukça güçlü olduğu gözlemlenmiştir. Uygulama zamanının buğday genotipine göre değişmekle birlikte patojenlerin birbirleri olan etkileşimlerini etkilediği saptanmıştır.

BuğdayEtkileşim
Sevim Aydın
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uşak ili buğday üretim alanlarında bitki paraziti nematodların belirlenmesi

Uşak ili buğday yetiştiriciliğinde bitki pataziti nematodlardan kaynaklı ürün kayıplarının önemli bir yer tuttuğu bilinmekle birlikte, nematod zararı tam olarak bilinmemektedir. Bu çalışma Uşak ili buğday üretim alanlarında önemli birtki paraziti nematodların belirlenmesi amaçlanmış, arazi çalışmaları 2021-2022 buğday yetiştirme sezonunda buğdayın süt olum ve hasat döneminde örneklemeler yapılmış ve 40 adet toprak örneği alınmıştır. Örneklerden, hareketsiz (kist) nematodlar Fenwick metodu ile, hareketli nematodlar ise modifiye edilmiş Baermann Funnel yöntemi kullanılarak elde edilmiş ve daimi preparatları hazırlanarak teşhis için hazır hale getirilmiştir. Çalışma sonucunda Uşak ili buğday üretim alanlarında bitki paraziti nematodlar; Ditylenchus myceliophagus, Ditylenchus dipsaci, Ditylenchus valveus, Ditylenchus clarus, Filenchus thornei, Filenchus cylindricauda, Filenchus filiformis, Safianema lutonense, Helicotylenchus tunisiensis, Bitylenchus dubius, Pratylenchoides alkani, Pratylenchoides crenicauda, Merlinius brevidens, Scutylenchus cylindricaudatus, Scutylenchus koreanus, Aphelenchus avenae ve Heterodera filipjevi saptanmıştır.

Buğday
Selin Türkay
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara ili nane ve maydanoz üretim alanlarındaki önemli bitki paraziti nematodların belirlenmesi

Nane (Mentha piperita) ve maydanoz (Petroselinum crispum) yetiştiriciliğinde toprak kökenli patojenlerden kaynaklı ekonomik ürün kayıpları oluşmaktadır. Toprak kökenli patojenler içerisinde Bitki Paraziti nematodlar önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada, ülkemizde nane ve maydanoz yetiştiriciliğinin yaygın olarak yapıldığı Ankara ili Kahramankazan ilçesinde nane ve maydanoz üretim alanlarında Bitki Paraziti Nematod (BPN) faunası araştırılmıştır. Çalışmada, Kahramankazan ilçesinde nane ve maydanoz yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı Saray, Kumpınar, Yazıbeyli, Aydın, Güvenç köylerinde sörveyler yapılmış ve toplamda 50 farklı lokasyondan örnek alınmıştır. Örneklerden BPN'lar modifiye edilmiş Baermann Funnel yöntemi kullanılarak elde edilmiş ve daimi preparatları hazırlanarak teşhis için hazır hale getirilmiştir. Çalışmanın sonucunda; Aphelenchus avenae, Basiria berylla, Bitylenchus dubius, Bitylenchus parvus, Ditylenchus dipsaci, Ditylenchus myceliophagus, Ditylenchus parvus, Filenchus aquilonius, Filenchus cylindricus, Filenchus filiformis, Filenchus thornei, Helicotylenchus canadensis, Helicotylenchus digonicus, Helicotylenchus dihystera, Helicotylenchus exallus, Helicotylenchus pseudodigonicus, Helicotylenchus variabilis, Pratylenchoides alkani, Pratylenchus thornei, Quinisulcius capitatus, Zygotylenchus guevaraicinslerine bağlı türler saptanmıştır.

MaydanozNane
Çiğdem Aykurt
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı biyopreparatların kök-ur nematodu, Meloidogyne incognita (Kofoid & White) üzerine etkisi

Sonyıllarda biyopreparatlar bitki paraziti nematodların mücadelesinde oldukça yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada bazı biyopreparatların Kök-ur nematodu Meloidogyne incognita (Kofoid and White) (Tylenchida: Meloidogynidae) üzerine etkisi araştırılmıştır. Denemelerde, kum ağırlıklı (%50 kum, %25 toprak ve %25 torf) toprak karışımı içeren 0.5 litrelik siyah saksılar kullanılmıştır. Denemeler (25±2 ºC sıcaklık, %60±10 orantılı nem, 16:8 A:K) iklim odası koşullarında, 60 gün boyunca yürütülmüştür. Çalışma 8 karakterli [(1) Bacillius licheniformis ve Bacillus subtilis türü bakterileri içeren Biyopreparat-I (ABD) (2) Biyopreparat-I (BD) (3) Biyopreparat-I (CD) (4) Biyopreparat-I + Bacillius licheniformis türü bakterileri içeren Biyopreparat-II (5) Purpureocillium lilacinus 251'in sporlarını içeren Biyopreparat-III + Fluopyram etken maddeli nematisit Fluopyram 400 g/L (6) Abamectin 20 g/L (7) Kontrol (+) (8) Kontrol (-)] ile beş tekerrürlü olarak tedadüf parselleri deneme desenine göre kurulmuştur. Çalışmada bitkilerin köklerindeki urlanma indeksi, topraktaki ikinci dönem larva sayısı ve yumurta paketi sayısı esas alınarak, uygulamaların M. incognita'nın üremesi üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışma sonucunda, Kontrol (+) parseline oranla en düşük urlanma oluşumu sırasıyla, Biyopreparat-III + Fluopyram 400 g/L (0.40±0.24), Abamectin 20 g/L (3.40±0.24) ve Biyopreparat-I (BD) (4.20±0.37), en yüksek urlanma oluşumu ise Biyopreparat-I (CD) (5.00±0.31) uygulamasında gözlemlenmiştir. Biyopreparat-III + Fluopyram 400 g/L (%99,76), Abamectin 20 g/L (%70,29) ve Biyopreparat-I (BD) (%57,36) uygulamalarının nematodun ikinci dönem larva sayısını önemli seviyede azalttığı saptanmıştır. Çalışma sonucunda Bacillus tabanlı biyopreparatların Kök-ur nematodu Meloidogyne incognita'nın mücadelesinde kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.

Kontrol yöntemleriKök ur nematodları
İbrahim Yılmaz
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beauveria bassiana AgB.20-02'nin farklı pirinç çeşitlerinde kitle üretim olanaklarının belirlenmesi ve ıslatılabilir toz formülasyonlarının geliştirilmesi

Entomopatojen funguslar içerisinde yer alan Beauverina bassiana tarım, orman ve veterinerlik çalışma alanında birçok zararlının kontrolünde önemli bir rol oynamaktadır. Yürütülen bu tez çalışmasında B. bassiana'nın 12 farklı pirinç çeşidinde (Kırmızı 2020 R7, Siyah 1 Kargo, Tekcan, Çakmak, Siyah-Aromalı, Cammeo, Efe, Osmancık-97, 2020 GB, Yatkın, 2020 MB, Siyah 1) katı fermantasyon tekniğiyle kitle üretim potansiyeli araştırılmış ve en yüksek spor verimi Osmancık-97 (4,9×1011 konidi/g) çeşidinde saptanmıştır. Araştırmanın sonraki bölümünde, geliştirilen üç farklı ıslatılabilir toz formülasyonda etmenin bir yıl süreyle raf ömrü takip edilmiş ve canlılığın bu formülasyonlarda genel olarak 1010 konidi/mL olduğu belirlenmiştir.

Beauveria bassianaEntomopatojenler
Ebru Kurtarıcı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kazakistan buğday ekiliş alanlarında sorun oluşturan toprak kökenli fungal etmenlerin tanısı

Buğday en yaygın tarımsal alana sahip tarımsal üründür. Toprak kökenli hastalıklar buğday üretimini tehdit eden abiyotik ve biyotik stres faktörleri içerisinde önemli bir grubu oluşturmaktadır. Bu tez kapsamında, 2019 yılı yetiştirme sezonunda Kazakistan'ın orta, doğu ve güneydoğu bölgelerindeki 65 farklı tarladan toprak altı dokularında hastalık belirtileri içeren bitki örnekleri toplanmıştır. Buğday kök ve taç çürüklüğü belirtisi gösteren bitkilerde etiyolojik çalışmalar yürütülerek patojenik fungal ajanlar belirlenmiştir. Yürütülen çalışmalarda toplamda 1221 fungal izolat elde edilmiştir. Klasik tanımlama çalışmaları gerçekleştirilen izolatların tür teşhislerin doğrulanması amacıyla internal transcribed spacer (ITS) ve translation elongation factor-1 alpha (EF1-α) lokuslarına dayalı DNA sekans analizleri gerçekleştirilmiştir. Bipolaris sorokiniana (%44,80) ve Fusarium acuminatum (%20,39) incelenen alanların sırasıyla %86,15 ve %66,15'inde izole edilen baskın fungal türler olarak bulunmuştur. Bu etmenleri F. equiseti (%10,16) ve Curvularia spicifera (%7,62) takip etmiştir. Fusarium culmorum (%4,75), F. oxysporum (%4,10), F. redolens (%2,38), Rhizoctonia solani AG2-1 (%1,06), Nigrospora oryzae (%0,98), C. inaequalis (%0,90), F. pseudograminearum (%0,74), F. flocciferum (%0,74), Macrophomina phaseolina (%0,66), F. cf. incarnatum (%0,33) ve F. torulosum (%0,16). Toplamda %0,25 'ini temsil eden üç Fusarium izolatı literatürdeki herhangi bir türle uyuşmamıştır. Triticum aestivum cv. Seri 82 ile 16 türü temsil eden 74 izolat ile patojenik karakterizasyonlar gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre Fusarium culmorum ve F. pseudograminearum, Fusarium sp., B. sorokiniana, R. solani, F. redolens, C. spicifera, C. inaequalis ve N. oryzae'nin virülent olduğu tespit edilmişken, diğer türlerin ise patojenik olmadığı bulunmuştur. Çalışma bulguları, Kazakistan'da buğdayda patojenik ve simbiyotik olarak buğday bitkisinin taç ve kök dokularına kolonize olan çok çeşitli fungal türlerin varlığını göstermiştir. Çalışma, F. culmorum, F. pseudograminearum, Fusarium sp., B. sorokiniana, C. spicifera ve C. inaequalis Kazakistan'da buğday tarımında hastalık oluşturduğuna ait ilk rapordur.

Tuğba Bozoğlu
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırgizistan buğday ekiliş alanlarında sorun oluşturan toprak kökenli fungal etmenlerin tanısı

Buğday tacı ve kök çürüklüğü hastalıkları ile ilişkili fungus türleri dünya genelinde birçok bölgede yaygın ve önemli zaralara neden olmaktadır. Bu çalışma kapsamında Kırgızistan'ın kuzeyindeki üç ana buğday üretim bölgesinde buğday tacı/kök çürüklüğü ile ilişkili fungus türleri araştırılmıştır. Semptomatik dokulardan toplam 598 fungus izolatı, morfolojik, mikroskobik özellikleri ile nükleer ribozomal DNA'nın internal transcribed spacer (ITS) bölgesi, translation elongation factor 1α (TEF1) ve RNA polymerase II beta subunit (RPB2) genlerinin dizi analizleri kullanılarak tanımlanmıştır. Her bir fungusun izole edildiği alanların yüzdesi ve izolasyon seviyelerinin oranı belirlenmiştir. Yaygın kök çürüklüğü etmeni Bipolaris sorokiniana, izlenen alanların %86,67'sinde tespit edilmiş olup izolasyon sıklığı %40,64 olarak bulunmuştur. Fusarium spp. tüm elde edilen izolatların %53,01'ini oluşturmuş ve 12 farklı türe ayrıldıkları anlaşılmıştır. En yaygın tanımlanan Fusarium türü, izlenen bölgelerin %70'inden izole edilen ve izolasyon sıklığı %21,57 olan Fusarium acuminatum'dur. Bu türü olan F. culmorum, F. nygamai, F. oxysporum ve F. equiseti takip etmiştir. Hassas Triticum aestivum cv. Seri 82 üzerinde gerçekleştirilen patojenisite çalışmaları, F. pseudograminearum ve F. culmorum izolatlarının eşit olarak en virulent patojenler olduğunu göstermiştir. Orta derecede virulent olan B. sorokiniana yaygınlığından dolayı buğday kültürü için ciddi bir tehdit oluşturduğu düşünülmektedir. Buğday üretim bölgelerinde, F. culmorum dışındaki Fusarium türleri, F. acuminatum, F. nygamai, F. oxysporum ve F. equiseti türlerinin patojenik olmadığı ancak F. redolens, F. algeriense ve F. pseudograminearum gibi daha az rastlanılan türlerin virulent olduğu belirlenmiştir. Üç farklı alanda bulunan Curvularia inaequalis hafif derecede virulent olmasına karşın F. solani, F. proliferatum, F. burgessii ve F. tricinctum ile birlikte Microdochium bolleyi, Microdochium nivale ve Macrophomina phaseolina türlerinin patojenik olmadığı tespit edilmiştir. Bu türlerin ikincil kolonizatörler olarak kabul edilmiştir. Bu çalışma, Kırgızistan'da buğday tacı/kök çürüklüğü ile ilişkili patojenlerin göreceli önemi ve dağılımı hakkındaki en detaylı rapordur. Çalışma sonuçları literatüre ve dayanıklı buğday ıslah çalışmalarına önemli katkı sağlamaktadır.

Umut Karakuş
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Patateste Phytophthora infestans'ın kontrolünde Beauveria bassiana'nın endofitik kolonizasyonunun etkinliği

Beauveria bassiana'nın üyesi olduğu entomopatojen funguslar, çoklu fonksiyonel ve ekolojik rollere sahip böceklerin antagonistleri olarak bilinirler ve entegre zararlı yönetim programlarında biyokontrol ajanları olarak artan bir ilgiye sahiptirler. Son yıllarda B. bassiana'nın entomopatojenik özelliğinin yanı sıra bazı bitki hastalık etmenlerine karşı endofitik yeteneğiyle önemli oranda kontrol sağladığını rapor eden oldukça çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Bununla birlikte, etmenin patojene gözlenen bu etkisi ve konukçu bitkideki olası mekanizması hakkında oldukça sınırlı bir bilgi mevcuttur. Bu çalışma, patateste geç yanıklığa neden olan Phytophthora infestans'ın 13_A2, 34_A1 ve 37_A2 klonal soylarının B. bassiana'nın endofitik kolonizasyonu ile kontrol olanaklarını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Denemelerde B. bassiana'nın 4-6 yapraklı bitkilere uygulanmasından üç ve yedi gün sonra P. infestans'ın klonal soyları bitkilere inokule edilmiştir. Uygulamalar karşılaştırıldığında B. bassiana ile muamele edilmiş bitkilerde hastalık şiddeti özellikle 37_A2 ve 34_A1 klonal soylarında %60'a varan ölçüde azalmıştır. Sonuçlar, B. bassiana'nın endofitik kolonizasyonu sonrasında bitkide çeşitli savunma mekanizmalarının aktifleştirildiğini işaret etmektedir. Bu nedenle, B. bassiana gibi bir entomopatojenik fungusun aynı zamandan endofit olarak kullanılması, patates üretiminde pestisit uygulamalarını azaltma potansiyeli yanında alternatif ve sürdürülebilir bir bitki koruma stratejisi oluşturma potansiyeli sunmaktadır.

Bedriye Demirer
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beauveria bassiana'nın canlılığı üzerine saklama yöntemlerinin etkisi

Dünyada geniş bir ekolojide yaşayabilen ve tarım zararlılarına karşı en yaygın kullanılan entomopatojen funguslardan biri olan Beauveria bassiana, üzerinde en çok araştırma yapılan organizmalardan biridir. Bilimsel çalışmalarda kültür stoklarına kolayca ulaşabilmek ve organizmanın özelliklerini uzun süre bozulmadan muhafaza edebilmek için uygun saklama yöntemleri geliştirilmiştir. Bu amaçla geliştirilmiş birçok saklama yöntemi bulunmakla birlikte fungal organizmaya göre tercihler farklılık gösterebilmektedir. Bu nedenle organizmanın özelliklerini sağlıklı bir şekilde koruyan saklama yöntemlerine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu çalışmada, %15 DMSO-dondurma, %15 gliserol-dondurma ve alt kültürleme ile 1 yıllık korumanın sporların büyümesi, üretimi ve canlılığı ile iki B. bassiana izolatının makro ve mikro morfolojisi üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler, alt kültürlemenin B. bassiana izolatlarının sağlıklı muhafazası için basit ve uygulanabilir bir yöntem olduğunu ortaya koymuştur. Ancak bu yöntemin yüksek kontaminasyon riski, yüksek iş gücü gereksinimi, yüksek tüketim ve maliyet, çok sayıda kültürün saklanması durumunda zaman kaybı nedeniyle kullanılması mümkün görünmemektedir. Bu durumlarda B. bassiana'nın en sağlıklı şekilde -135°C'de %35 gliserol içeren ultra derin dondurucuda saklanabileceği belirlenmiştir.

Beauveria bassiana
Asiye Cendek
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Phytophthora infestans'ın farklı klonal soylarının ve sıcaklığın yumruda hastalığın gelişimine etkisi

Phytophthora infestans'ın neden olduğu geç yanıklık hastalığı patatesin en tahripkar hastalıklarından birisi olup yürütülen bu tez çalışmasında ülkemizde hali hazırda üreticiler tarafından yetiştirilmek amacıyla pazarlanmakta olan tohumluk patates çeşitlerine ülkemizde varlığı tespit edilmiş olan Phytophthora infestans (Mont.) de Bary genotiplerinin bulaşması durumunda farklı depolama sıcaklıklarında tohumluk yumrularda meydana getireceği kayıpların ve yumrudaki zarar şekillerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla cv. Agria, Lady Olympia, Madeleine, Marabel, Melody ve Provento çeşitlerinin tohumluk yumrularına P. infestans'ın 13_A2, 37_A2 ve 34_A1 genotipleri inoküle edilerek 8 hafta boyunca 30C, 70C ve 100C'de depolanmıştır. Depolama sonunda; yumru kabuğunda renk kaybı, yumru gözlerinde hastalık şiddeti, yumru yüzeyinde yapısal bozulma, yumru yüzeyinde sporulasyon ve yumru iç dokusu bozulması değerlendirilmeye alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre 30C depolama sonunda yumru dış yüzeyi ile alakalı hiçbir parametrede olumsuz bir değişim olmamasına rağmen yumru iç dokusunda bozulma oluştuğu, 70C ve 100C'de ölçülen tüm parametrelerde 37_A2 ve 34_A1 genotiplerinin 13_A2 genotipinden daha tahripkâr olabileceği belirlenmiştir. Sonuç olarak tez çalışması, tohumluk patateslerin üretim alanlarında yaygın patojen genotipinin belirlenmesinin ardından doğru çeşidin seçilmesi ile yetiştiriciliğinin yapılması gerektiğini ve ürünlerin 30C'den daha yüksek sıcaklıklarda depolanamayacağını ortaya koymuştur.

Aysun Çavuşoğlu
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Domates güvesi Tuta absoluta (Meyrıck) (Lepıdoptera: Gelechııdae)'nın popülasyon takibi ve alternatif mücadele olanaklarının saptanması

Bu çalışma Eskişehir ilinde iki adet domates serasında 2021 ve 2022 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada domatesin ana zararlısı olan Domates güvesi Tuta absoluta Meyrick (Lepidoptera; Gelechiidae)'nın popülasyon takibi yapılmış ve sıvı karışımlar (melas, esmer şeker+maya, spinosad) içeren iki renkli (siyah-beyaz) kaplar ve feromon tuzakları kullanarak alternatif mücadele olanakları saptanmıştır. Her tuzağın etrafındaki 5 adet bitki kontrol edilerek; yumurta, larva, pupa, galeri ve ergin sayımları yapılmıştır. Domates güvesi erginleri ilk defa 2021 yılında 15 Mayıs'ta, 2022 yılında ise 30 Nisan'da delta tuzaklarda domates seralarında tespit edilmiştir. Zararlının larva, pupa ve erginlerinin en yüksek popülasyona ulaştığı dönem, iki yılın ağustos ve eylül aylarında olmuştur. Alternatif mücadele denemesinde Domates güvesi'nin erginleri her iki yılda da siyah renkli tuzaklarda beyaz renklilere kıyasla daha fazla ergin çektiği belirlenmiştir. Zararlının erginleri, sıvı karışımlardan spinosad içeren tuzakta, melaslıya göre; melaslı tuzakta maya+şeker içerene göre daha fazla tespit edilmiştir.

Derya Koca
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Patateste telkurtları (Agriotes spp.) (Coleoptera: Elateridae)'nın mücadelesinde entomopatojen nematodların kullanımı

Telkurtları (Agriotes spp.) (Coleoptera: Elateridae) patates yetiştiriciliğinde ekonomik açıdan önemli ürün kayıplarına ve zarara sebep olmaktadır. Bu çalışmada ülkemizde patates yetiştirilen 7 ilde 2020-2021 yıllarında entomopatojen nemotod (EPN) ve telkurdu varlığını saptamak için ilk kez sörveyler yapılmıştır. Elde edilen 48 EPN izolatının morfolojik/morfometrik ve moleküler teşhisi sonucunda 34'ü Steinernema feltiae, 13'ü Heterorhabditis bacteriophora ve 1 tanesi de Oscheius tipulae olarak tanımlanmıştır. Elde edilen 54 telkurdunun moleküler analizi sonucunda 48'inin Agriotes sputator ve 6 tanesinin de Agriotes rufipalpis olduğu tespit edilmiştir. Laboratuvar koşullarında EPN'lerin etkinliklerinin araştırılmasında tesadüfi olarak 6 EPN izolatı seçilmiştir. Bu izolatların, A. sputator ve A. rufipalpis türlerine karşı etkinlikleri, 25 ve 30oC sıcaklıkta, 5 farklı infektif juvenil (IJ) dozundaki ölüm oranlarına 3 ve 7. günde bakılarak değerlendirilmiştir. 3. günde en yüksek ölüm oranı A. sputator larvalarında, %50 ile Sf_BL22 ve Hb_AF12 izolatları oluşturmuştur. 7. günde en yüksek ölüm oranı ise, %87,5 ile A. sputator ve A rufipalpis larvaları üzerinde, sırasıyla Sf_BL24 ve Hb_AF12 izolatları tarafından gerçekleştirilmiştir. En yüksek uygulama dozunda genellikle tüm izolatlar %80'in üzerinde bir biyolojik etkinlik göstermiştir. Saksı denemelerinde; 3. günde en yüksek ölüm oranı, A. rufipalpis larvaları üzerinde, en yüksek uygulama dozunda %40 ile Sf_KAY4 izolatında, 7. günde en yüksek ölüm oranı ise A. sputator larvaları üzerinde %67,5 ile Sf_BL22 izolatından elde edilmiştir. Tarla koşullarındaki etkinlik çalışmaları Bolu ve Afyonkarahisar illerinde, en etkili iki EPN izolatı (Sf_BL22 ve Hb_N3) ve dozları (1,000,000-1,500,000 IJ/m2) kullanılarak ve bir imidacloprid etken maddeli insektisit uygulaması şeklinde yapılmıştır. Bu illerdeki EPN uygulamasında, iki telkurdu popülasyonunda da %62-90 oranında azalma gözlenmiştir. Bu azalmanın insektisit uygulamasına yakın olduğu tespit edilmiştir.

Biyolojik mücadelePatates
Arife Gümüş Askar
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Necef (Irak) ili tarımsal alanlarında bulunan faydalı ve zararlı böcek türlerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Irak'ın Necef ilindeki tarım alanlarında bulunan zararlı ve faydalı böcek türlerini araştırmak amacıyla 2022 yılının Eylül ayı ile 2023 yılının Kasım ayları arasındaki tarihlerde Necef''e bağlı beş farklı ilçede gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada böcekler gözle kontrol, ağız aspiratörü, atrap ve darbe yöntemleriyle toplanmıştır. Çalışma sonucunda; 7 takımdan 38 familyaya bağlı 30'u Irak için yeni kayıt olmak üzere 62 zararlı böcek, 7 takımdan 22 familyaya bağlı 15'i yeni kayıt olmak üzere 33 doğal düşman ve 5 takımdan 10 familyaya bağlı 9'u yeni kayıt olmak üzere 22 adet diğer böcek türleri (polinatör, karınca vb.) olmak üzere toplamda 11 takımdan 70 familyaya bağlı 117 böcek türü tespit edilmiştir. Bemisia tabaci (Gennadius, 1889) (Hemiptera: Aleyrodidae), Empoasca decipiens (Paoli, 1930) (Hemiptera: Cicadellidae), Tuta absoluta (Meyrick, 1917) (Lepidoptera: Gelechiidae) ve Planococcus citri (Risso, 1813) (Hemiptera: Pseudococcidae) en yaygın olan zararlı türler iken Coccinnella undecimpunctata (Linnaeus, 1758) (Coleoptera: Coccinellidae), C. septempunctata (Linnaeus, 1758) (Coleoptera: Coccinellidae) Chrysoperla carnea (Stephens, 1836) (Neuroptera: Chrysopidae) ve Syrphus sp. (Fabricius, 1775) (Diptera: Syrphidae) en yaygın doğal düşman türleri olarak bulunmuştur. Çalışmada tespit edilen yeni kayıt zararlılar arasında Drosophila suzukii (Matsumura, 1931) (Diptera: Drosophilidae) ve Trupanea crassipes (Thomson, 1869) (Diptera: Tephritidae) önemli istilacı türler arasında yer almaktadır.

Yousıf Jaber Attoosh Almawash
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı nematisitlerin farklı uygulama zamanlarının kök-ur nematodu, Meloidogyne javanica (Treub) (Tylenchida: Meloidogynidae) üzerine etkisi

Nematisitler bitki paraziti nematodların mücadelesinde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada ise bazı nematisitlerin Kök-ur nematodu Meloidogyne javanica (Treub, 1885) (Tylenchida: Meloidogynidae) üzerine etkisi araştırılmıştır. Denemelerde, kum ağırlıklı (%70 kum ve %30 torf) toprak karışımı içeren 500 ml'lik plastik şeffaf bardaklar kullanılmıştır. Denemeler (27±2ºC sıcaklık, %60±10 orantılı nem ve 16:8 A: K) iklim odası koşullarında, 75 gün boyunca yürütülmüştür. Denemede kullanılan nematisitler; (A) dikimden 3-6 gün önce (B) dikimden hemen sonra (C) dikimden 15 gün sonra (D) dikimden 30 gün sonra (E) dikimden 45 gün sonra olmak üzere dört farklı zamanda uygulanmıştır. Çalışma 14 karakterli [(1) Abamectin 20 g/L (B) (2) Abamectin 20 g/L (C) (3) Abamectin 20 g/L (D) (4) Abamectin 20 g/L (E) (5) Fosthiazate 150 g/L (A) (6) Fosthiazate 150 g/L (C) (7) Fosthiazate 150 g/L (D) (8) Fosthiazate 150 g/L (E) (9) Fluopyram 400 g/L (B) (10) Fluopyram 400 g/L (C) (11) Fluopyram 400 g/L (D) (12) Fluopyram 400 g/L (E) (13) Kontrol (+) (14) Kontrol (-)] ile beş tekerrürlü olarak tesadüf parselleri deneme desenine göre kurulmuştur. Çalışma sonucunda, Kontrol (+) parseline oranla en düşük urlanma oluşumu sırasıyla, Fluopyram 400 g/L (B) (1.60±0.24), Fosthiazate 150 g/L (A) (2.20±0.20) ve Abamectin 20 g/L (B) (3.20±0.37), en yüksek urlanma oluşumu ise Abamectin 20 g/L (E) (5.60±0.24) uygulamasında gözlemlenmiştir. Fluopyram 400 g/L (B) (%94,62), Fosthiazate 150 g/L (A) (91,38) ve Abamectin 20 g/L (B) (%72,88) uygulamalarının nematodun ikinci dönem larva sayısını önemli seviyede azalttığı saptanmıştır. Çalışma sonucunda Ruhsatlı nematisitlerin Kök-ur nematodu M. javanica'nın ikinci nesli üzerine etkinliklerinin azaldığı gözlemlenmiştir.

Furkan Ulaş
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fasulye tohum böceği [Acanthoscelides obtectus (SAY (col.:chrysomelidae: bruchinae)]'nin farklı fasulye çeşitlerinde biyolojik kriterlerinin belirlenmesi

Fasulye tohum böceği [Acanthoscelides obtectus (Say)]'nin Türkiye'de tescilli olarak üretilen farklı fasulye çeşitlerindeki (Akın, Atmaca ve Berrak) beslenme davranışları ile büyüme, gelişme ve çoğalması arasındaki ilişkisi araştırılmıştır. Pre-ovipozisyon, ovipzisyon, post-ovipozisyon dönem süreleri, günlük ve toplam yumurta sayısı, yumurta açılma süresi; larva, pupa ve ergin dönemi süresi, eşey oranı, yumurtaların ergin olma oranı çalışılarak A. obtectus' un hayat tabloları belirlenmiştir. Deneme sonunda; Akın (8,03±1,3 gün) ve Berrak (7,86±1,32 gün) fasulye çeşidinde zararlının yumurta dönemi ortalama gelişme süresinin Atmaca (6,97±1,29 gün) çeşidinden daha uzun olduğu belirlenmiştir. Akın (9,97±1,69 gün) ve Berrak (11,09±1,9 gün) fasulye çeşitlerinin pupa dönemi sürelerinin Atmaca (7,88±1,05 gün) fasulye çeşidine göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha uzun olduğunu göstermiştir. Akın (37,98±2,82 gün) ve Berrak (39,24±2,48 gün) fasulye çeşidinde zararlının ortalama ergin öncesi döneminin Atmaca (34,45±0,84 gün) fasulyesinden istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha uzun olduğu; zararlının diğer dönemleri arasındaki ortalama gelişme sürelerinde ise analizler sonucunda anlamlı bir fark tespit edilemediği saptanmıştır. Eşey oranları Akın çeşidinde 1,25:0,75; Atmaca çeşidinde 1,1:0,9; Berrak çeşidinde 1,27:0,72 olarak hesaplanmış, Akın, Atmaca ve Berrak çeşitleri arasında dişi ve erkek dağılımları bakımından istatistiksel olarak belirgin bir farklılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Akın (15,53 dişi/dişi) çeşidinin ortalama üreme başarısı Atmaca (9,18 dişi/dişi)) ve Berrak (10,38 dişi/dişi) çeşitlerinden daha yüksek olduğu istatiksel analizlerle saptanmıştır. Akın çeşidinin her yaşta daha fazla yavru üretme potansiyeline sahip olduğu tespit edilmiştir. Akın çeşidindeki zararlının ergin sonrası ölüm oranının Atmaca ve Berrak çeşitlerinden istatistiksel olarak daha düşük olduğu görülmüş; Akın çeşidindeki ergin olduktan sonra daha uzun süre hayatta kalma şansına sahip olduğu anlamına geldiği saptanmıştır.

Acanthoscelides obtectusFasulye
Zühre Ertosun
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zaprionus indianus gupta (Diptera: Drosophilidae)'un farklı besinler üzerindeki yaşam tablolarının belirlenmesi

Zaprionus indianus Gupta (Diptera: Drosophilidae) tropikal kökenli bir zararlı olup Türkiye'de son zamanlarda görülen yeni bir meyve sineğidir. Bu çalışmada, Z. indianus'un yaşam tabloları yapay besin, elma posası, mandalina posası, muz ve kontrol besininde laboratuvarda (23,5 °C, %65-70 RH, 14:10 (A:K) fotoperiyotta) incelenmiştir. Yaşamı ile ilgili veriler yaş-evre, iki cinsiyetli yaşam tablosu kullanılarak analiz edilmiştir. Ortalama döl sırasıyla yapay besin, elma posası, kontrol diyeti, mandalina posası muz da 33,64, 27,98, 25,69, 24,85 ve 24,70 gün olarak belirlenmiştir. Dişi başına ortalama yumurta verimi (F) 413,5 ile 830,5 adet arasında değişmekte olup, en yüksek verim yapay besinde elde edilmiştir; net üreme gücü (R0) 91,88 ile 171,82 arasında değişmekte olup, en yüksek üreme oranı yapay besinde elde edilmiştir. İçsel artış oranı (r) elma, muz, yapay besin, mandalina ve kontrol besininde artan sırayla 0,1390, 01829, 0,1834 ve 0,1880 dˉ¹'dır. Zaprionus indianus, meyvelerin şeker içeriği arttıkça azalmıştır.

Seda Arı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İki yerli pupa parazitoitinin Zaprionus indianus gupta (Dıptera:Drosophılıdae) üzerinde farklı sıcaklıklardaki etkinliğinin belirlenmesi

Afrika incir sineği olarak bilinen Zaprionus indianus (Gupta) (Diptera: Drosophilidae), 70'den fazla farklı bitki türünün meyvelerinde üreme yeteneğine sahip bir meyve sineğidir. Polifag bir tür olarak kabul edilir. Zaprionus indianus çiftçiler ve bölge ekonomisi için potansiyel bir tehlike olarak kabul edilmiştir. İstilacı tür Z. indianus ilk kez 2017-2018 yıllarında Türkiye'nin Doğu Akdeniz bölgesinde bulunmuştur. Zararlı; Trabzon hurması, böğürtlen, incir, kiraz, dut, şeftali ve erik'te belirlenmiştir. Bu araştırmada, iki yerli pupal parazitoit olan Pachycrepoideus vindemmiae (Rondani) (Hymenoptera: Pteromalidae) ve Trichopria drosophilae Perkins (Hymenoptera: Diapriidae)'in, Z. indianus'nun farklı sıcaklık koşullarında (21°C, 24°C, 27°C ve 30°C) etkinliği değerlendirilmiştir. Bulgular, sıcaklığın her iki parazitoitin parazitlik oranları ve zararlının popülasyonunu kontrolü üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. En yüksek parazitlenme oranları P. vindemiae için 21°C'de (%27,75) ile 30 °C'de (%30,00) ve T. drosophilae için 24 °C'de ve 27°C'de (%23,50) belirlenmiştir. Bu çalışma, farklı sıcaklıkların, yerli parazitoitlerin Z. indianus için biyokontrol ajanları olarak potansiyelini ortaya koymuştur.

Melak Alaa Abdulmajed Al-helli
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı arpa çeşit ve genotiplerinin kök çürüklüğü etmeni bipolaris sorokiniana'ya karşı reaksiyonlarının belirlenmesi

Bipolaris sorokiniana, dünya genelinde özellikle arpa (Hordeum vulgare L.) ekimlerinde kök çürüklüğüne neden olarak verimde azalma ve önemli ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Bu hastalıkla mücadelede kimyasalların aşırı kullanımının önüne geçmek amacıyla, çevreci yaklaşımlar arasında hastalıklara dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesine yönelik ıslah çalışmaları stratejik bir önem taşımaktadır. Bu araştırmada, CIMMYT-SBP Programı tarafından temin edilen toprak kökenli Bipolaris sorokiniana patojeninin arpa hat ve çeşitlerinin kök ve kök boğazı üzerindeki etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından sağlanan toplam 99 arpa genotipi (13 çeşit ve 86 hat) kullanılmıştır. Ayrıca, arpa ve buğday arasındaki farklılıkları değerlendirmek üzere 6 buğday genotipi de analize dahil edilmiştir. Çalışmada 86 arpa hattının ve 13 arpa çeşidinin Bipolaris sorokiniana'ya karşı duyarlılıkları belirlenmiştir. Patojenisite testi sonucunda elde edilen verilere göre: 1 hat ve Keser çeşidi yüksek hassasiyet göstermiştir, 59 hat ve İnce, Kalaycı 97, Cumhuriyet 50, Ünver, Yüksel, Enginel 90, Özdemir, Sabribey, Larende ve Burakbey çeşitleri orta düzeyde hassasiyet göstermiştir, 13 hat ve Çıldır 02 çeşidi orta düzeyde dayanıklılık göstermiştir, 12 hat ve Hamidiye 85 çeşidi yüksek düzeyde dayanıklılık sergilemiştir. Buğday genotipleri arasında ise Bezostaja, Kızıltan, Kutluk, 2.49, Sunco ve Altay çeşitleri yüksek dayanıklılık göstermiştir. Bu araştırma, Bipolaris sorokiniana'nın sorun teşkil ettiği alanlarda dayanıklı olarak kullanılabilecek arpa ve buğday çeşitlerini belirlemekte ve bu çeşitlerin ıslah çalışmalarında stratejik olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

Kahverengi kök çürüklüğü
Şerife Gül Korkulu
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tenebrio molitor Linnaeus (Coleoptera: Tenebrionidae)'ün farklı besinlerde gelişiminin belirlenmesi

Böcekler, yüksek kaliteli yağ ve protein içeriği, kısa döl süreleri, düşük karbon salınımı ve üretim maliyetlerinin düşük olması gibi birçok faktörden dolayı gelecekte besin kaynağı olarak önemli bir yere sahiptir. Böcekler, son yıllarda hayvanlar ve insan gıdası için alternatif bir besin kaynağıdır. Bu türler arasından özellikle Un kurdu (Tenebrio molitor Linnaeus (Coleoptera: Tenebrionidae)), gıda ve yem olarak en çok kullanılan yenilebilir böceklerden biridir. Bu çalışmada dokuz farklı besin kaynağının Un kurdu'nun larva ve pupa süresi, ergin ömrü, ağırlık, boyu ve ölüm oranlarına etkisi incelenmiştir. Deneme 4 tekkerrürlü olarak 28 ± 2 ºC sıcaklık ve %70 ± 5 nemde, 14: 10 Aydınlık: Karanlık koşullarında inkibatörlerde yürütülmüştür. 5. besin ve 9. besin, böceklerin sağlıklı ve dengeli bir şekilde gelişimini sağlayan en ideal besinler olarak öne çıkmıştır. Diğer besinlerden özellikle 7. besin, larva evresinde hızlı bir gelişim sunmasına rağmen yüksek ölüm oranları ile dikkat çekmiştir. 8. besinde hiç gelişme kaydedilmemiştir. Bu sonuçlar, Un kurdu üretiminde besin kaynaklarının etkisini ortaya çıkarmıştır.

Şerafettin Kalay
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beauveria bassiana strain AgG20.01ES'nin uzatılmış raf ömrü için bir optimize edilmiş standart sıvı taşıyıcı formülasyon

Kimyasal pestisitler, tarımda hastalık ve zararlılarla mücadelede yaygın olarak kullanılsa da çevresel ve sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu nedenle, bilim insanları biyolojik mücadele yöntemlerine yönelmektedir. Biyolojik mücadele, zararlı popülasyonları azaltmak için mikroorganizmaların kullanılmasıdır ve entomopatojenik funguslar bu alanda önemli bir rol oynamaktadır. Bu funguslar, böcekleri doğrudan kitin yolu ile istila ederler. Beauveria bassiana, en çok araştırılan ve ticari mikoinsektisitlerin büyük bir kısmını oluşturan entomopatojenik fungustur. Bu fungus, geniş bir konakçı yelpazesine sahiptir ve toprakta doğal olarak bulunur. Çeşitli böcek türlerine karşı etkili olduğu kanıtlanmıştır. Biyolojik mücadelede formülasyon teknolojisi, ürünlerin etkinliğini ve raf ömrünü artırmak için önemlidir. Formülasyonlar, fungal propagüllerinin çevresel streslere karşı korunmasını sağlamalıdır. Araştırmalar, farklı formülasyon stratejileri ile Beauveria'nın etkinliğini artırmayı hedeflemektedir. Bu çalışmada, ülkemiz koşullarında ilk kez bir entomopatojen fungusun katı substrat ile farklı bileşik kompotentleri birleştirilerek suda çözünebilir konsantre (SL) formülasyonlar geliştirilmiştir. Geliştirilen formülasyonlar bir yıl sonunda oda sıcaklığında en yüksek 1×107 konidi/mL, 4°C'de ise 4×109 konidi/mL canlılığın olduğu tespit edilmiştir. Hızlandırılmış raf ömrü için 42°C'de bekletilen paralelde ise en yüksek canlılık değerinin dokuzuncu günde 6×107 konidi/mL olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada, test edilen B. bassiana izolatının canlılık değerlerine bakılarak, SL formülasyonlar için batık sıvı kültürde, katı substrat tercih edilebileceği daha sonraki çalışmalar için yol gösterici olduğu sonucuna varılmıştır.

Mikrofunguslar
Melis Gadiş Büyükkeskin
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Watermelon mosaic virus (WMV) izolatlarında P1 gen bölgesinin moleküler karakterizasyonu ve populasyon dinamikleri

Watermelon mosaic virus (Potyvirus citrulli; WMV), kabakgiller familyasında (Cucurbitaceae) yer alan bitkileri enfekte eden bir virüstür. Bu virüs, özellikle karpuz, kavun, kabak ve salatalık gibi ekonomik olarak önemli bitkilerde ciddi verim kayıplarına neden olabilir. Bu çalışmada Eskişehir, Ankara ve Nevşehir illerinden toplanan ve serolojik olarak WMV ile enfekteli olduğu doğrulanmış 10 adet WMV ile bulaşık kabakgil bitkisinden izole edilen WMV izolatlarının yaklaşık 1317 nükleotidlik P1 bölgesi için 750 ve 849 bp büyüklüğünde iki farklı bölgeyi çoğaltan primer çiftleri üretilmek suretiyle moleküler karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Amplifiye edilen ürünler dizilenerek GenBank erişim numaraları alınmıştır. Nükleotid düzeyinde belirlenen benzerlik oranları ve temel düzeyde yapılan filogenetik analiz global WMV izolatlarını P1 bölgesi özelinde 5 filogruba ayırmıştır. Yapılan genetik çeşitlilik ve polimorfizm analizi değerlerine göre diziler arasındaki nükleotid farklılıklarının ortalama sayısı filogrup 3 içerisinde en yüksek olarak hesaplanmıştır. Oluşan 1, 2 ve 4 nolu filogrupların yüksek ω (dN/dS) oranlarında (ω > 2) güçlü seçilim baskısı karakteri sergilemediği belirlenirken filogrup 3'te gözlemlenen düşük ω değeri, bu filogrubun yüksek seçilim baskısı özelliği taşıdığına işaret etmektedir. Oluşan filogrupların popülasyonlar arası çeşitliliği ölçen FST değerlerinin sadece filogrup 2'de referans değer olan 0.33'den büyük olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada sonucuna göre P1 bölgesinin populasyon dinamiklerinin daha net veriler sunabilmesi için daha fazla izolat ile analize ihtiyaç duyulduğu değerlendirilmektedir. Araştırma sonuçlarının WMV P1 bölgesinin populasyon dinamiklerinin aydınlatılmasına önemli düzeyde katkı sunduğu ve P1 filogenisine yeni bir bakış açısı sunduğu düşünülmektedir.

Ömer Aydın
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kullanıma hazır izotermal tanı kitlerinin Plum pox virus (PPV) tanısındaki performansları

Sert çekirdeklilerin en önemli hastalıklarından birisi olan Plum pox virus (PPV), 1917 yılında yapılan ilk tespitinden bu yana dünyada bir çok araştırmaya konu olmuştur. Bu çalışmada DOSA Bilgi ve Bilişim Teknolojileri Ltd. Şti. tarafından PPV'nin izotermal koşullar altında tanısı için geliştirilen kolorimetrik ve gerçek zamanlı tanı kitlerinin PPV tespitindeki performansları araştırılmıştır. Yerli olanaklar ile geliştirilen ve bu çalışmaya konu olan izotermal tanı kitleri bünyelerinde özel primer setlerini de içermenin verdiği bir avantaj ile direkt enfekteli bitki RNA'sının reaksiyona alınmasına olanak sağlamaktadır. Ayrıca bu çalışmada kullanılan izotermal tanı kitleri PPV için 65 °C sıcaklık ve 60 dk süre ile başarılı bir amplifikasyona olanak sağlarken, çapraz testlerde kullanılan potansiyel konukçu genomlarında ve ortak enfeksiyon sergileyebilen virüsler ile etkileşim sergilememiştir. Araştırmaya konu edinilen kolorimetrik ve gerçek zamanlı tanı kitlerinin sırasıyla [10-4 ve 10-5 ng/µL] PPV RNA'sı tespit hassasiyeti yakalayarak bu hususta istenen değerlere ulaştığı değerlendirilmektedir. Performansları araştırılan izotermal tanı kitleri Türkiye'de yaygın olarak bulunan PPV-M, D ve T ırkları için başarılı bir amplifikasyona olanak tanımıştır. Bu kitlerin, özellikle düşük laboratuvar donanımına sahip alanlarda ve saha koşullarında uygulanması teşvik edilmelidir. Başarıyla geliştirilen ve optimize edilen bu izotermal tanı platformunun, diğer önemli bitki virüslerinin tespitine uyarlanması, Türkiye ve benzeri tarım bölgelerinde viral hastalıkların kontrolü için stratejik bir avantaj sağlayabilir.

Khalıd Rasooly
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sakarya ilinde yaygın üretimi yapılan dış mekan çalı grubu süs bitkilerinde karşılaşılan fungal hastalıklar ve bunların kontrol olanaklarının belirlenmesi

Bu tez çalışmasında, Sakarya'da yetiştirilen Aucuba japonica Thunb., Buxus sempervirens L., Euonymus japonicus Thunb., Hebe × franciscana (Eastw.) Souster 'Variegata', Nandina domestica Thunb., Photinia × fraseri Dress. 'red robin' ve Viburnum lucidum Mill. üzerinde hastalık oluşturan fungal etmenlerin belirlenmesi ve bunlara karşı kontrol stratejilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Adapazarı, Akyazı, Arifiye, Erenler, Hendek, Sapanca, Serdivan ve Pamukova'da survey çalışmaları yürütülmüştür. İzolasyonlar sonucunda 170 fungal izolat elde edilmiş ve bunların 73'ünün patojenik özellik taşıdığı belirlenmiştir. Patojenlerin teşhisi klasik morfolojik yöntemlerle, ITS, tef1, tub2, rpb2, LSU ve ACT gen bölgelerine yönelik DNA dizileme analizleri ile moleküler düzeyde de gerçekleştirilmiştir. Belirlenen fungal patojenlerden Fusarium solani (%21), Alternaria spp. (%15,06), A. alternata (%9,58), Epicoccum nigrum (%6,84), Pestalotiopsis spp. (%5,46), Colletotrichum boninense (%4,10), F. acuminatum (%2,73) ve Rhizoctonia spp. (%2,72) en yaygın türler olarak saptanmıştır. Bununla birlikte, Botrytis cinerea, Ceratobasidium sp. AG-A (anamorf: Rhizoctonia sp.), Diplodia seriata, Neopestalotiopsis sp., Nigrospora sphaerica, Pseudonectria buxi ve Rosellinia corticium ise, her biri %1,36 oranında daha düşük düzeyde tespit edilmiştir. Survey alanlarının %50'sinde Fusarium spp. yaygınken, bunu %47 ile Alternaria spp. ve %20,58 ile E. nigrum takip etmiştir. Diğer patojenlerin yaygınlık oranları ise daha sınırlı düzeyde kalmıştır. Photinia × fraseri 'red robin'den izole edilen ve yüksek patojenite gösteren Pestalotiopsis sp. 2A6 izolatına karşı mücadele yöntemlerinin belirlenmesine yönelik, laboratuvar koşullarında fungisit denemeleri ve iklim odasında biyolojik kontrol uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Fungisit denemelerinde 100 µg/ml'de sırasıyla tebuconazole (%99,23), difenoconazole (%91,83) ve captan (%81,20) en yüksek antifungal etkiyi göstermiştir. Biyolojik mücadele denemelerinde en etkili ajanlar Pseudomonas fluorescens (%78,61) ve Beauveria bassiana (%65,79) olmuştur.

İlhan Bal
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Düzce ili fındık bahçelerinde Botrytis cinerea'nın neden olduğu gri küfün kontrolü

Bu araştırma, Düzce ili ve ilçelerinde fındık (Corylus avellana L.) üretim alanlarında gri küf hastalığı etmeni Botrytis cinerea'nın yaygınlığını, patojenitesini ve bazı fungisitler ile biyolojik mücadele ajanlarına karşı duyarlılığını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. 2022 yılı üretim sezonunda gerçekleştirilen survey çalışmaları sonucunda 8 ilçede yer alan 166 adet bahçeden alınan örnekler değerlendirilmiş, toplam 163 örnekten 72 adet B. cinerea izolatı elde edilmiştir. Morfolojik ve moleküler analizlerle teşhis edilen izolatlar arasından seçilen yedi temsilci izolatın patojenisite testleri yapılmıştır. Çotanak, yaprak ve züruf denemelerinde 2B2 numaralı izolat en yüksek hastalık şiddetini göstermiştir. Bu izolat ile yürütülen fungisit denemelerinde en yüksek inhibisyon oranı 1 µg/mL dozda tebuconazole (%73,30) ve thiophanate-methyl ile belirlenmiştir. Biyolojik mücadele denemelerinde ise Trichoderma harzianum KRL AG-2'nin hastalık gelişimini tamamen engellediği, Pythium oligandrum M1'in yüksek düzeyde etkili olduğu saptanmıştır. Sonuçlar, B. cinerea'nın Düzce'de fındık üretim alanlarında önemli bir fitopatolojik potansiyel taşıdığını ve bazı biyolojik ajanların kimyasal fungisitlere alternatif oluşturabileceğini göstermektedir. Bu çalışma, sürdürülebilir fındık üretiminde entegre hastalık yönetimi stratejilerinin geliştirilmesine bilimsel katkı sağlamaktadır.

Esra Kara
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Fındıkta bakteriyel yanıklık etmeni Xanthomonas arboricola pv. corylina'nın bitki dokularından DNA'ya dayalı tespiti

Fındık (Corylus avellana L.), önemli ekonomik değere sahip bir ürün olup, Xanthomonas arboricola pv. corylina (Xac) etmeninin neden olduğu bakteriyel yanıklık hastalığı üretimi tehdit etmektedir. Bu hastalık, özellikle genç fidanlıklarda ciddi kayıplara yol açarak fındık tarımının sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, Türkiye fındık alanlarından Xac izolatlarının eldesi, klasik ve moleküler yöntemlerle tanımlanması, genetik ve patojenik özelliklerinin belirlenmesi, hızlı tespiti için güvenilir bir qPCR yöntemi geliştirilmesi ve yaygın fındık çeşitlerinin Xac'a reaksiyonlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Fındık üretim bölgelerinden toplanan örneklerden elde edilen izolatlar, klasik ve moleküler yöntemlerle tanımlanmıştır. İzolatların genetik parmak izleri SCoT analizi ile belirlenmiş, patojenisiteleri hassas fındık çeşidinde doğrulanmıştır. Xac'ın hızlı ve kantitatif tespiti için, gyrB gen bölgesi hedeflenerek özgün primerler tasarlanmış, sentezlenmiş ve SYBR Green I tabanlı bir real-time PCR (qPCR) yöntemi geliştirilerek kapsamlı doğrulaması yapılmıştır. Son olarak, 10 farklı fındık çeşidinin Xac'a karşı reaksiyonları kontrollü koşullarda incelenmiştir. Çalışmalar sonucunda, 28 izolat Xac olarak tanımlanmış ve tamamının fındıkta patojenik olduğu saptanmıştır. SCoT analizi, izolatların gruplandırılmasında faydalı bir araç olarak değerlendirilmiştir. Geliştirilen ve doğrulanması tamamlanan qPCR yönteminin, Xac'ı femtogram düzeyinde özgül ve hassas bir şekilde tespit edebildiği ve kantitatif analizlere olanak tanıdığı kanıtlanmıştır. Fındık çeşit reaksiyonu denemelerinde, test edilen çeşitler arasında Xac'a karşı duyarlılık açısından anlamlı farklılıklar bulunmuş; 'Karafındık' çeşidi daha az hassas bir reaksiyon sergilerken, 'Kalınkara' gibi bazı çeşitlerin hastalık şiddeti yüksek bulunmuştur. Bu çalışma, Türkiye'deki Xac popülasyonlarının anlaşılmasına, hastalığın doğru ve hızlı teşhisine yönelik güvenilir moleküler araçların geliştirilmesine ve fındık bakteriyel yanıklığı ile mücadelede potansiyel tolerant genotiplerin belirlenmesine önemli katkılar sunmaktadır. Elde edilen bulgular ve geliştirilen metodolojiler, entegre hastalık yönetimi stratejilerinin oluşturulması, fındık ıslah programları ve gelecekteki araştırmalar için temel teşkil edecektir.

Bitki patojeni bakteriler
Fatih Tekin
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arpada Pyrenophora teres f. teres moleküler tespiti: Erken enfeksiyon aşamasında izlenmesine yönelik RT-PCR'ın optimizasyonu

Dünya' da ve Türkiye'de arpa çeşitlerinde Pyrenophora teres f. teres'in neden olduğu ağ benek hastalığı, önemli ürün kayıplarına neden olmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin farklı bölgelerinden toplanan hastalıklı bitki örneklerinden elde edilen izolatlar, morfolojik ve moleküler teknikler kullanılarak tanımlanmış ve en agresif izolat belirlenmiştir. Daha sonra, ülkemizde yetiştirilen 92 farklı arpa çeşidi bu izolat ile değerlendirilmiş ve çeşitlerin hastalık şiddetine göre dayanıklılık durumları sınıflandırılmıştır. Moleküler tespit için SYBR Green I bazlı RT-PCR yöntemi optimize edilmiş ve P. teres f. teres'e özgü PttQ4-F/PttQ4-R primer çifti kullanılmıştır. Bu yöntemle enfekte bitki dokularında patojen DNA'sının kantitatif olarak izlenmesi sağlanmış ve 0,001 ng gibi düşük seviyelerdeki patojen DNA'sı başarıyla tespit edilmiştir. Enfeksiyon sonrası 1., 2., 3. ve 4. günlerde yapılan analizlerde, hassas ve dayanıklı çeşitler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, arpa çeşitlerinin hastalığa dayanıklılık düzeylerinin patojen DNA miktarına dayalı olarak sıralanmasını sağlamış, dayanıklı çeşitler olarak Harman ve Tokak 157/37, hassas çeşitler olarak ise İnce 04 ve Novasadski belirlenmiştir. Sonuç olarak, RT-PCR yöntemi, ağ benek hastalığı etmeninin erken dönemde kesin ve hızlı tespiti için güçlü bir araç olarak değerlendirilmiştir. Çalışma, dayanıklı çeşitlerin belirlenmesi ve hastalığa karşı etkili kontrol stratejilerinin geliştirilmesi sürecine katkı sağlamıştır

ArpaPatojenite
Müberra Yeken
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Turunçgil unlubiti Planacoccus citri' ye karşı Irak koşullarında nar bahçelerinde Cryptolaemus montrouzieri ve Anagyrus pseudococci salımı

Pseudococcid türlerden Planococcus citri bitki özsuyu ile beslenerek ağaçların gelişiminde gerileme, turunçgil ve nar meyvelerinde haziran ayında erken dökülmelerine sebep olmakta, beslenmeleri sırasında salgıladıkları tatlı madde üzerinde funguslar gelişerek fumajin "sooty mold" oluşumuna sebep olmak suretiyle zarar vermektedir. Unlubitlerin mücadelesinde başvurulacak ilk yöntem doğal düşmanların korunması olmakla birlikte P.citri nin kontrolünde doğal biyolojik mücadele yoluyla baskı altına alınması beklenmekle birlikte birden fazla doğal düşmanın salımının yapılarak mücadele edilmesi başarıyı artırmaktadır. Bu çalışmada, 2023 ve 2024 yıllarında Irak / Selahaddin Vilayeti / Duluiye Kazası / Bişkan Köyü'ndeki Nar bahçesinde yürütülen bu çalışmada tesadüf parselleri deneme desenine göre P.citri kontrolünde ağaç başına 5 predatör ve 10 parazitoid, ağaç başına 10 predatör ve 20 parazitoid, ve kontrol parsellerinin bulunduğu deneme deseninde predatör, C. montrouzieri ve parazitoid, A. pseudococci'nin Bankex box yöntemi ile salımı yapılarak doğal düşmanların etkinliği araştırılmıştır. Irakta 2023 ve 2024 yıllarında yürütülen çalışmalarda sırasıyla ağaç başına 10 predatör ve 20 parazitoid salım parselinde Ağustos ayında ortalama 28.50 ve 33.75 adet predatör /50 darbe ve ortalama 38.25 ve 43.25 adet parazitoid/5 meyve kaydedilmiş olup turunçgil unlubiti'ni %80 ve % 84 oranında baskı altına aldığı saptanmıştır.

Amerah Najı Hasan Hasan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akdeniz tahıl kist nematodu, Heterodera latipons (Franklın)'un bazı biyolojik özelliklerinin araştırılması

Buğdayda zarara neden olan en önemli bitki paraziti nematodlardan olan Tahıl kist nematodu (Heterodera avenae group) ülkemizde ilk defa 1974 yılında Erzurum ilinde tespit edilmiştir. Tahıl kist nematodunun Heterodera avenae Wollenweber, H. latipons Franklin ve H. filipjevi (Madzhidov) Stone olmak üzere üç önemli türü ülkemizde saptanmıştır. Akdeniz Tahıl kist nematodu, Heterodera latipons (Franklin) sıcak ve ılıman iklimin hakim olduğu buğday ve arpa üretim alanlarında yaygın olarak bulunduğu ve ülkemizde birçok lokasyonda ekonomik zarar eşiğinin üstünde popülasyona sahip olduğu bilinmektedir. Kist nematodları ile mücadelede nematodun biyolojisi ve biyo-ekolojisinin bilinmesi özellikle tarla koşullarında davranış ve tercihlerinin ortaya konulması mücadeleye dönük stratejilerin geliştirilmesi açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada, Tahıl kist nematodu'nun biyolojisi üzerine etki eden en önemli ekolojik ve edafik fakörlerden biri olan sıcaklığın, in-vitro'da yumurtadan larva çıkışına ve ex-vitro'da popülasyon üzerine etkisi araştırılmıştır. Farklı sıcaklıkların H. latipons yumurtalarından larva çıkışına etkisinin araştırıldığı çalışmada, en yüksek yumurtadan larva çıkışı %47,57 ile 10 °C de gerçekleşmiş olup, bunu %38,12 ile 15 °C, %33,19 ile 5 °C ve %12,8 ile 20 °C'deki larva çıkışları takip etmiştir. En düşük yumurtadan larva çıkışı %3,5 ile 25 °C de gerçekleşmiştir. Tarla koşullarında H. latipons'un ikinci dönem larva (J2) popülasyonunun Mart ve Nisan aylarında en yüksek düzeyde olduğu ve Haziran ayından itibaren popülasyonun düşüş eğilimine geçtiği gözlemlenmiştir. Çalışma sonucunda yumurtadan larva çıkışına ve popülasyon üzerinde 10-15 °C sıcaklığın pozitif yönde etkili olduğu, düşük ve yüksek sıcaklıkların ise pozitif etkisinin sınırlı olduğu sonucuna varılmıştır.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi
Yiğit Ali Tatlı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cevizlerde zararlı Garella musculana Ershov (Lepidoptera:Nolidae)'un Bartın ilinde popülasyon gelişimi, yayılış alanları ve zararının belirlenmesi

Ceviz (Juglans regia L.), insan sağlığı açısından ve sanayide kullanılmasıyla da önemli bir yere sahip ağaçdır. Cevizin meyve ve sürgünlerinde zarar veren az sayıda zararlı bulunmaktadır. Son yıllarda Bartın ili ceviz ağaçlarında meyve ve sürgünlerde beslenen yeni bir zararlı tür; Ceviz güvesi, Garella (=Erschoviella) musculana Ershov. (Lepidoptera: Nolidae) belirlenmiştir. G. musculana'nın Bartın ili ceviz bahçelerinde 2017-2018 yılları arasında yayılış alanı, zararı, popülasyon takibi, parazitoitleri belirlenmiş ve mücadele olanakları araştırılmıştır. Survey çalışması Bartın ili Amasra, Ulus ve Kurucaşile ilçelerinde ağaç varlığının en az %0,01 de yapılmış, zararlının yayılış alanları ve zararı belirlenmiştir. Ayrıca bu bahçelerden, zararlının yumurta, larva ve pupa örnekleri, laboratuvarda kültüre alınarak parazitoitleri tespit edilmiştir. G. musculana'nın zarar verdiği iki bahçede, iki yıl boyunca popülasyon takibi yapılmış, zarar oranı ve bazı biyolojik özellikleri belirlenmiştir. Her bahçeden rastgele seçilen toplam 25 ağaçta 100 sürgün ve meyve kontrol edilmiştir. Zararlının, Bartın ilinin tüm ilçelerinde yayılış gösterdiği belirlenmiş olup, bulaşıklık oranı bahçe bazında %42 bulunmuştur. Zararlının kışı pupa halinde ağaç kabukları altında geçirdiği belirlenmiştir. Zararlının kültüre alınan örneklerindenden Braconidae (Hymenoptera) familyasından bir pupa parazitoiti belirlenmiştir. G. musculana larvalarının ceviz ağaçlarında sürgün ve meyvelere zarar verdiği tespit edilmiştir. Zararlı, taze sürgünlerde geriye doğru kurumasına, meyvelerin ise yeşil kabuğuyla beslendiği ve meyveyi kurutup düşürdüğü gözlemlenmiştir. Zararlı popülasyonu meyvelerin ceviz büyüklüğüne geldiği Temmuz-Ağustos aylarında çok yüksek olduğu, en fazla zararın da bu dönemde olduğu belirlenmiştir. Popülasyon takibi yapılan bahçelerde G. musculana'nın larvaları Zararlının eylül ayının son haftasında kışlamaya geçtiği belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Ceviz Asya Güvesi, Ceviz, Zararı, Yayılışı, Bartın

Zararlı böcekler
Aslıhan Yoğurtçu
Bolu Abant Izzet Baysal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ülkemizdeki tescilli nohut çeşitleri ile bazı uluslararası ıslah hatlarının nohut yanıklık etmeni Ascochyta rabiei'ye karşı dayanıklılık durumunun markör destekli seleksiyon ve klasik reaksiyon testleri ile belirlenmesi

Ascochyta yanıklığı dünyada ve ülkemizde nohutun en önemli hastalıklarından birisidir. Hastalık patojeni Ascochyta rabiei belirli çeşitlerde gösterdiği reaksiyona göre birbirlerinden ayrılabilen dört patotipe sahiptir. Bu patojene karşı farklı dayanıklılık kaynakları mevcuttur. Bu dayanıklılık kaynakları ile ilişkilendirilmiş SCAE19, SCY17, SCK13 SCAR markörleri, CaETR Fw-Rev 1, CaETR Fw-Rev 1-Rev 2 allel spesifik markörler, GAA47 ve TA146 STMS markörleri dayanıklı nohut ıslahı çalışmalarında sıklıkla kullanılmaktadır. Gerçekleştirilen bu çalışmada ülkesel olarak yaygın yetiştirilen nohut çeşitleri ve dünya genelinde patojen izolatlarının fenotipik karakterizasyonu için kullanılan ayırıcı çeşit genotiplerinin patojen patotiplerine olan dayanıklılık durumları belirlenmiştir. Ayrıca çeşit ve genotiplerin dayanıklılık durumları belirtilen markörler ile karakterize edilmiştir. Testlemeler sonucunda çeşit ve genotipler içerisinde patotip I, II, III ve IV'e dayanıklı birey sayıları sırasıyla 35, 19, 5 ve 2 olarak gerçekleşmiştir. ARDA çeşidinin ve ICC 3996 genotipinin 4 patotipin hepsine birden dayanıklı olduğu tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonucu patotip I ve patotip IV'e karşı fenotipik dayanıklılıkla ilgili tek başına bir markör korelasyonu bulunamamıştır. Bununla birlikte GAA47 STMS markörünün SCAE19, SCY17 ve SCK13 markörü ile değerlendirilmesinin sonucu elde edilen verinin patotip I'e karşı dayanıklılıkla p≤0,05 seviyesinde önemli bir korelasyon bulunduğunu göstermiştir. Patotip II'ye karşı dayanıklılıkla SCY17, SCAE19, SCK13 ve TA146 markörleri arasında p≤0,01 düzeyinde önemli bir korelasyon bulunmuştur. Patotip III' e karşı fenotipik dayanıklılıkla SCY17 dışındaki markörler arasında p≤0,05 seviyesinde bir önemli korelasyon bulunmuştur. Tüm patotiplere karşı dayanıklılıkla ilişkili bir markör tespit edilmemiştir. Patotip III ve IV izolatlarının gittikçe yaygınlaşması nedeni ile bu patotiplerle dayanıklılıkla ilişkili markör belirleme çalışmaları kritik öneme sahiptir.

Ascochyta rabieiNohut
Hüseyin Kabakcı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Patates yapraklarında Phytophthora infestans'ın oospor üretimi

Phytophthora infestans'ın neden olduğu geç yanıklık hastalığı patatesin en önemli ve yıkıcı hastalıklarından birisidir. Önemli patates üretim alanlarından biri olan Bolu ilinde yürütülen bu çalışmada, patojenin oospor oluşturma potansiyeli farklı koşullarda incelenmiştir. Bu amaçla sörvey programı kapsamında yer alan üretim alanlarından 46 P. infestans izolatı elde edilmiştir. Her iki eşleşme tipi moleküler yöntemlerle S1-a/S1-b ile W16-1/W16-2 primer seti kullanılarak ve sonrasında W16 amplifikasyon ürününün HaeIII enzimiyle kesilmesi sonrasında belirlenmiştir. Analizler tüm izolatların A2 eşleşme tipinde olduğunu ortaya koymuştur. İzolatların fenotipik karakterlerinin belirlenmesinde kullanılan parametrelerden biri olan metalaxyl'e duyarlılık testleri; 19 izolatın preparata karşı orta dayanıklı, 27 izolatın ise dayanıklı olduğunu ortaya koymuştur. In-vitro ve yarı-in-vivo koşullarda izolatların oospor oluşturma yetenekleri metalaxyl uygulanmış ve uygulanmamış Pea agar ortamlarında ve 6-8 haftalık bitkilerin yapraklarından alınan disklerde test edilmiştir. Bunun yanında patojenin tarla koşullarında hastalıklı yaprak kalıntılarında ve bulaşık yumrularda oospor oluşturabilme yetenekleri de araştırılmıştır. Araştırma sonuçları patojenin in-vitro ve yarı-in-vivo koşullarda rahatlıkla oospor oluşturabildiğini, ancak tarla koşullarında oospor oluşturamadığını göstermiştir. Sonuç olarak çalışma, hastalık yönetim stratejileri içerisinde metalaxyl'den başka etkili maddeye sahip fungisitlere ve karışımlarına yer verilmesini önemli bulmuş ve patojenin Bolu şartlarında eşeyli üreme yeteneğinin bulunmadığını ortaya koymuştur.

Tolga Yaman
Bolu Abant Izzet Baysal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sakarya ilinde yetiştirilen fındıklarda fındık kurdu (Curculio nucum L.) (Col.: Curculıonıdae) ve fındık kokarcası (Palomena prasına L.) (hem.: pentatomıdae) popülasyonlarının gelişimi ve zararlarının belirlenmesi

Fındık (Corylus avellana L.) gıda, tarım, sağlık ve sanayi alanlarında kullanılan önemli bir bitkidir. Fındık üretimi ve ağaç sayısı bakımından Türkiye dünyada ilk sırada yer almaktadır. Batı Karadeniz bölgesinde Sakarya, fındık üretiminde en önemli ildir. Fındık meyvelerinde ciddi kayıplara neden olan Fındık kurdu Curculio nucum L. (Coleoptera: Curculionidae) ve Fındık kokarcası Palomena prasina L. (Hemiptera: Pentatomidae) Sakarya ilinde ana zararlı konumundadır. Bu çalışmada 2017 ve 2018 yılları arasında Sakarya ilinde dört fındık bahçelerinde C. nucum ve P. prasina'nın popülasyon takibi ve zararı belirlenmiştir. Sakarya ilinde, fındık bahçelerinde Fındık kurdu erginleri 2017 yılında ilk kez 16 Nisan tarihinde tespit edilmiştir. Bu bahçelerde sekiz hafta (16 Nisan-11 Haziran) boyunca Fındık kurdu erginleri belirlenmiştir. Fındık kokarcası erginleri ilk kez 30 Nisan tarihinde belirlenirken, ilk nimfler de aynı tarihte gözlemlenmiştir. En yüksek Fındık kokarcası nimf sayısı 4 Haziran'da (44 adet / 10 ocak) belirlenmiştir. Fındık kokarcası ergin sayısı 3 Eylül tarihinde en yüksek sayıya (33 adet/10 ocak) ulaşmış ve 24 Eylül tarihinden sonra tespit edilmemiştir. Fındık kokarcası'nın nimfleri 2017 yılında Nisan ayı sonundan Eylül ayı ortasına kadar belirlenmiştir. 2018 yılına ilk P. prasina nimfleri ilk kez 6 Mayıs tarihinde belirlenirken, ilk erginler 22 Nisan tarihinde tespit edilmiştir. 2018 yılında bahçelerde C. nucum tespit edilemmiştir. Fındık kokarcası nimfleri Sinir otu, Şekerci boyası, Isırgan, Çoban çantası, Sütleğen, Ebegümeci, Efelek, Kazayağı, Yabani hardal, Böğürtlen ve Tarla sarmaşığı yabancı otlarında beslenirken bulunmuştur. Fındık kurdu'nun zararı nedeniyle oluşan delikli meyve ve 2017 yılında %0.77-1.77, 2018 yılında %0.00-0.23, boş iç 2017 yılında %8.15-11.00 ve 2018 yılında %7.36-10.00 aralığında bulunurken, Fındık kokarcası zararı olan şekilsiz iç 2017 yılında %0.69-1.38 arasında, 2018 yılında %1.23-1.92 arasında, lekeli iç zararı ise 2017 yılında %0.54-1.08, 2018 yılında %0.69-1.31 arasında belirlenmiş ve iki türün ortak zararı olan sarıkaramuk ve karakaramuk zararı sırasıyla %1.85-3.15, %13.46-21.92 olarak belirlenmiştir.

Semra Ateş
Bolu Abant Izzet Baysal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Patateste ekonomik açıdan önemli olan kök-ur ve kist nematodlarının tanılanması için SNP'e bağlı KASP sistemlerinin geliştirilmesi

Patates dünya nüfusunun beslenmesi için temel gıdalardan birisidir. Patates taze tüketiminin yanı sıra hayvan yemi, tohumluk ve endüstriyel nişasta olarak da kullanılmaktadır. Ekonomik öneme sahip olan patatesin yetiştiriciliğinde pek çok zararlı ve hastalık bulunmaktadır. Patates kist nematodlarından Globodera rostochiensis, Globodera pallida; kök-ur nematodlarından Meloidogyne hapla ve Meloidogyne chitwoodi türleri patates bitkisinin ana zararlılarındandır. Bu türler dünya çapında patates üretiminde verim kaybına, market değerinin düşmesine ve üretim alanlarının sınırlanmasına sebebiyet vermektedirler. Karantina analizleri ve mücadele stratejilerinin belirlenebilmesi için bu türlerin doğru ve hızlı bir şekilde tanılanması gerekmektedir. Bu çalışmada; G. rostochiensis, G. pallida, M. hapla ve M. chitwoodi türlerini tanılamak için tek nükleotid polimorfizmlerine (SNP) dayanan KASP (Kompetitive Allele-Specific PCR) tekniği kullanılmıştır. GenBank (NCBI)'asından bu türlere ait diziler kullanılarak her bir tür için spesifik SNP'ler belirlenmiştir. Daha sonra G. rostochiensis için KASP-Gr, G. pallida için KASP-Gp, M. hapla için KASP-NMhp ve M. chitwoodi için KASP-Mch primerleri geliştirilmiştir. Geliştirilen primerler bu türleri birbirlerinden ve diğer bitki paraziti nematodlarından başarılı bir şekilde ayırt edebilmiştir. Bu türlerin farklı biyolojik dönemlerinden elde edilen DNA'lar kullanılarak tanılamaları yapılmıştır. Globodera rostochiensis ve G. pallida türleri tek bir kist üzerinden tanılanabilmiştir. Larva düzeyinde yapılan çalışmalarda G. rostochiensis türü için >8 adet larva DNA'sı, G. pallida türü için 1 adet larva DNA'sının bu türleri tanılamak için yeterli olduğu belirlenmiştir. Meloidogyne hapla türünü tanılamak için geliştirilen KASP-NMhp primerlerinin sadece tek 1 adet larva DNA'sında başarılı bir şekilde çalıştığı tespit edilmiştir. Meloidogyne chitwoodi türünü tanılamak için geliştirilen KASP-Mch primerlerinin >20 adet larva DNA'sında çalıştığı belirlenmiştir. Ayrıca, KASP-Mch primerleri, M. chitwoodi ile enfekteli patates yumrusunun dokusundan doğrudan izolasyon yapılarak elde edilen DNA'ları başarılı bir şekilde tanılanmıştır. Geliştirilen primerler, başta karantina laboratuvarları olmak üzere pek çok uygulama laboratuvarında bu türlerin doğru ve hızlı bir şekilde tanılanabilmesinde kullanılabilecektir.

Mustafa Çatalkaya
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Domates kahverengi buruşuk meyve virüsü'ne (ToBRFV) karşı solarizasyon ve toprağa dezenfektan uygulamasının etkinliğinin araştırılması

ToBRFV (Tomato brown rugose fruit virus), önemli bir viral etmen olup domates üretim alanlarında verim ve kayıplarına neden olmaktadır. Hastalık kaynağı virüs kökenli olmasından dolayı doğrudan bir kimyasal uygulaması ile kontrol altına alınamamaktadır. Bu nedenle hastalığın kontrolünde, yalnızca dayanıklı çeşitlerin kullanılması ve sanitasyon gibi kültürel önlemler alınmaktadır. ToBRFV, domates üretim alanlarındaki topraklarda iki yıldan daha uzun bir süre kalmakta olup enfeksiyon meydana getirmektedir. Bu çalışma ile önceki yıllarda ToBRFV denemesi yapılmış bir domates üretim alanındaki ToBRFV enfeksiyonu, enfeksiyonun etkinliği, ToBRFV'nin virülensliği, enfeksiyonu önlemek amaçlı solarizasyon ve çeşitli dezenfektan denemeleri yapılması amaçlanmıştır. ToBRFV bulunan sera içerisinde, solarizasyon ve dezenfektan uygulaması yapıldıktan sonra, toprağa dikilecek olan domates bitkilerinde oluşan belirtiler gözlemlenecek, moleküler RT-PCR analizleri yapılacak ve sonuçlara göre istatiksel analizlerle birlikte farklı dezenfektan uygulamalar karşılaştırılarak, hangi yöntemin topraktaki ToBRFV varlığına olan etkinliğinin daha verimli olduğu araştırılacaktır. Bu sayede ToBRFV bulunan domates üretim alanlarında, hastalığın kontrol altına alınması ve verim/kalite kayıplarının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Hüseyin Utku Şimşir
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Batı Akdeniz faunasından toplanan Cicadellidae (Hemiptera) familyasına ait bazı türlerin morfolojik teşhisi ve moleküler barkodlanması

Antalya, Burdur ve Isparta illerinden 2018-2020 yılları arasında toplanan Cicadellidae türlerinin morfolojik ve moleküler teşhis çalışmaları yapılmıştır. Morfolojik sistematikte, teşhiste kullanılan morfolojik karakterler fotoğraflandıktan sonra teşhisleri klasik yöntemlerle yapılmıştır. Moleküler sistematik ise, DNA barkodlama yöntemi ile mitokondriyal COI gen bölgesi ve tüm mitokondriyal genom dizileri yeni nesil dizileme yöntemi ile elde edilmiştir. Bu tez çalışmasında Aconurella prolixa, Aphrodes bicinctus, Artianus manderstjernii, Austroagallia sinuata, Balclutha hebe, Balclutha sp., Deltocephalus pulicaris, Doratura homophyla, Eupelix cuspidata, Euscelidius schenckii, Exitianus capicola, Fieberiella macchiae, Goniagnathus guttulinervis, Neoaliturus fenestratus, Orosius albicinctus, Phlepsius intricatus, Psammotettix sp., Selenocephalus ankarae ve Thamnotettix zelleri olmak üzere 19 türe yer verilmiştir. Çalışma sonucunda, Artianus manderstjernii, Euscelidius schenckii, Fieberiella macchiae, Phlepsius intricatus ve Selenocephalus ankarae ve Thamnotettix zelleri türlerine ait ilk kez COI barkod bölgesi elde edilmiştir. COI barkod bölgesi elde edilen Deltocephalus pulicaris, Doratura homophyla, Exitianus capicola, Goniagnathus guttulinervis, Neoaliturus fenestratus ve Orosius albicinctus türlerine ait BLAST analizi sonucunda, elde edilen dizilimin veri tabanında tür düzeyinde diğer çalışmalar ile tutarlılık göstermesi nedeniyle COI gen bölgesinin bu türlerin tanımlamasında kullanılabileceği görülmüştür. Artianus manderstjernii, Deltocephalus pulicaris, Euscelidius schenckii, Exitianus capicola, Goniagnathus guttulinervis, Phlepsius intricatus, Selenocephalus ankarae ve Thamnotettix zelleri türleri için NCBI gen veri tabanında tüm mitokondriyal genoma ait sekans dizilimine rastlanmamıştır, türlere ait tüm mitokondriyal dizilim bilgisi ilk kez bu tez çalışması ile elde edilmiştir. Austroagallia sinuata, Balclutha hebe, Fieberiella macchiae, Neoaliturus fenestratus ve Psammotettix sp. türlerine ait ise parçalı mitokondriyal genom bilgisi elde edilmiştir.

Esra Bölücek
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Marul bakterı̇yel yaprak lekesı̇ hastalık etmenı̇ X. hortorum pv. vitians'a karşı bazı marul çeşı̇tlerı̇nı̇n dayanıklılıklarının ve hastalık etmenı̇nı̇n bakıra duyarlılığının araştırılması

Bakteriyel Yaprak Lekesi (BYL), X. hortorum pv. vitians'ın neden olan ve marul yetiştiriciliğinde önemli ürün kayıplarına yol açan önemli marul hastalıklarından biridir. Bu çalışmanın ilk bölümünde Carmesi RZ Lolo, Batraz, Melina, Cospirina, Presidential, Nun 06118, Boratal ve Green Moon olmak üzere sekiz marul çeşidinin X. hortorum pv. vitians'ın en virulent straina (HBXcv1 straini) karşı reaksiyonları, el püskürtücü ve iğneli şırınga ile inokulasyon olmak üzere iki farklı inokulasyon yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Püskürtme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen bakteriyel inokulasyonlardan on gün sonra marul bitkilerinde ortaya çıkan simptomlar değerlendirilmiştir. Carmesi RZ Lolo %5 önem düzeyinde 0.25'lik Duncan Mutiple Range Test (DMRT) ortalamasıyla en tolerant çeşit olurken, Cospirina %5 önem düzeyinde 216.55'lık en yüksek duyarlılık ortalamasını kaydetmiştir. İğneli şırınga kullanılarak yapılan bakteriyel inokülasyonlar sonucu marullarda püskürtme inokulasyonları sonucu elde edilen sonuçlara benzer reaksiyonlar kaydedilmiştir. Carmesi RZ Lolo, HBXcv1' strainın etkisine karşı en tolerant marul çeşidi olup inokulasyondan 10 gün sonra marul yapraklarında hiçbir simptomatik belirti tespit edilmemiştir. Öte yandan, Cospirina, Nun 06118 ve Presidential marul çeşitleri HBXcv1 straina karşı hassas çeşitler olarak belirlenmiştir. Tezinin ikinci bölümünde, HBXcv1 strainin farklı bakır sülfat konsantrasyonlarına karşı duyarlılık düzeyi Nutrient Agar ve Casitone Yeast Extract Agar kullanılarak araştırılmıştır. Bu çalışmada HBXcv1 strain, 50ppm CuSO4' a karşı dayanıklı, 100ppm ve 200ppm'e karşı ise hassas bulunmuştur. Bu bulgular, marul çeşitlerinin BYL'ye tepkilerinin anlaşılmasına ve X. hortorum pv. vitians enfeksiyonlarının kimyasal mücadeledesinde bakır içerikli karışımların etkili olabileceği ortaya çıkarmıştır.

Rıchard Lee Kolleh
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kara asker sineği Hermetia illucens (L.) (Diptera:Stratiomyidae)'in farklı besinler üzerindeki yaşam döngüsünün belirlenmesi

Küreselleşen dünyada artan gıda ihtiyacı ile birlikte organik atıkların çoğalması hem insan sağlığı hem de ekosistem ve biyolojik çeşitlilik için ciddi tehditler oluşturmaktadır. Hermetia illucens organik atıklarla beslenebilmesi ve geride bıraktığı atıkların organik gübre, kanatlı hayvan yemi olarak kullanılması, biyodizel üretiminde tıp ve kozmetik alanlarında kullanılabilmesi nedeniyle son yıllarda ön plana çıkan popüler bir böcektir. Çalışmada ülkemizde en çok tüketilen-üretilen besinlerin başında gelen beyaz ekmeğin, civciv yeminin ve insanların beslenmesi sonucunda geriye kalan evsel atıkların H. illucens' in yumurta açılma süresi, yumurta açılma oranı, larva, prepupa, pupa, ömür süreleri gibi biyolojik parametrelerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bunun yanında Age-stage two-sex life programı kullanılarak yaşam çizelgesi parametrelerinin analizi yapılmıştır. Denemelerde 120 adet H.illucens yumurtasının beyaz ekmek, civciv yemi ve evsel atık ile ayrı ayrı beslenmesi sonucunda biyolojik parametreleri belirlenmiştir. Beyaz ekmek, civciv yemi ve evsel atık ile beslenen bireylerin larva süresi sırasıyla ortalama 32.36 gün, 31.89 gün ve 62.11 gün olarak bulunurken prepupa süresi sırasıyla 10.86 gün, 10.32 gün ve 12.32 gün olarak bulunmuştur. Pupa süresi ise beyaz ekmek civciv yemi ve evsel atık için sırasıyla ortalama 11.10 gün 10.06 gün ve 11.24 gün olarak belirlenmiştir. Ergin birey olduktan sonra beyaz ekmek, civciv yemi ve evsel atık için dişi ve erkek yaşam süresi sırasıyla dişi bireyler için ortalama 13.27 gün, 8.81 gün ve 8.27 gün olarak bulunurken erkek bireyler için sırasıyla 16.24 gün, 11.77 gün ve 8.83 gün olarak bulunmuştur. Yumurta açılma oranı, beyaz ekmek ile beslenen dişilerin bıraktığı yumurtalarda %15.78 olurken, civciv yemi ile beslenen dişilerin bıraktığı yumurtalarda %50.6, evsel atık ile beslenen dişilerin bıraktıkları yumurtalarda ise %50.5 olarak bulunmuştur. Yumurta açılım süreleri beyaz ekmek, civciv yemi ve evsel atık için sırasıyla 3.0, 3.5 ve 3.0 gün olarak bulunmuştur. Yaşam çizelgesi parametrelerine göre beyaz ekmek, civciv yemi ve evsel atık için kalıtsal üreme yeteneği (r) sırasıyla, 0.06 gün-1, 0.05 gün-1, 0.03 gün-1 olurken artış oranı (λ) ise 1.06 gün-1, 1.05 gün-1, 1.03 gün-1 olarak bulunmuştur. Net üreme gücü (R0) beyaz ekmek, civciv yemi ve evsel atık için sırasıyla 63 yumurta/döl, 34 yumurta/döl ve 27 yumurta/döl gözlemlenirken ortalama döl süresi (T) ise 63 gün-1, 61 gün-1 ve 93 gün-1 olarak bulunmuştur. Toplam yumurta sayısı beyaz ekmek için 7577, civciv yemi için 4407, evsel atık ile beslenen H. illucens bireyleri için 3329 adet yumurta olarak tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, H. illucens'in kullanılan her üç besinde de yaşam döngüsünü tamamlayabildiği ve generasyonunu devam ettirebildiği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçların benzer çalışmalara ışık tutabileceği ve referans veri olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.

Ümmühan Dal
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akdeniz tahıl kist nematodu, Heterodera latipons (Franklin)'un biyo-tipleri ile bazı buğday ve arpa çeşitlerinin bu biyo-tipe reaksiyonu

Akdeniz Tahıl kist nematodu Heterodera latipons (Franklin) Akdeniz havzasında buğday ve arpa üretim alanlarında yaygın olarak bulunan ve ekonomik kayıplara neden olan önemli bir bitki paraziti nematod olarak bilinmektedir. Bu çalışmada H. latipons'un biyo-tipleri ile bazı buğday ve arpa genotiplerinin, nematoda karşı reaksiyonları 2016-2018 yılları arasında Mudurnu Süreyya Astarcı Meslek Yüksek Okulu'nda in-vivo koşullarda araştırılmıştır. Çalışmada H. latipons'un Adana, Hatay, Kilis, Gaziantep ve Mardin popülasyonlarına ait biyo-tipleri Uluslararası Konukçu Test Ayrım Hatları kullanılarak belirlenmiştir. Nematod çeşit interasiyonu çalışmalarında 21 adet buğday ve 20 adet arpa çeşidi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda H. latipons biyo-tipinin Ha1 biyo-tip grubundan Ha41 ile Ha2 biyo-tip grubundan Ha51 sınıfı ile benzerlik göstermekle birlikte daha çok Ha1 biyo-tip grubundan Ha41 sınıfına yakın olduğu saptanmıştır. Bu sonuç ülkemizde H. latipons'un biyo-tipinin belirlenmesine yönelik ilk çalışma olma niteliğindedir. Nematod çeşit reaksiyonu çalışmasında 8 adet buğday çeşidi (Adana 99, İzmir 85, Ziyabey98, Kaklıç 88, Alibey, Troya, Uludağ, Silverstar) ve 6 adet arpa çeşidi (Hilal, Bayrak, Şahin-91, Altikat, Çetin-2000, Silverstar) olmak üzere, nematodun Gaziantep- II popülasyonuna karşı dayanıklı bulunmuştur.

Durum buğdayıEkmeklik buğdayMakarnalık buğday
Nagihan Duman
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düzce ili karayaprak lahanası alanlarında lahana beyazsineği Aleyrodes proletella L.'nın yayılışı, popülasyon dalgalanmaları ve doğal düşmanları

Batı Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Düzce ilinde 2016-2017 yıllarında yürütülen bu çalışmada karayaprak lahanası bitkilerinde zararlı olan lahana beyazsineği, Aleyrodes proletella (Linnaeus)'nın yayılış alanları, konukçuları, doğadaki çıkış zamanları, popülasyon dalgalanması ve popülasyon dalgalanmasına etki eden doğal düşmanları ortaya konulmuştur. Lahana beyazsineği, A.proletella'nın Düzce ilinin tüm ilçelerinde yaygınlık gösterdiği belirlenmiş olup, Düzce ilinin bulaşıklık oranı %84,3'tür. İlçeler bazında ise en yüksek bulaşıklık oranına göre Akçakoca (%97,8), Yığılca (93,3), Gümüşova (%88,9), Kaynaşlı (%84,4), Cumayeri (%82,2), Gölyaka (%80), Çilimli (%75,6) ve Merkez (%75) şeklinde sıralandığı tespit edilmiştir. Aleyrodes proletella'nın yabancı ot konukçusunun ise Asteraceae familyasına bağlı tavşan salatası, şebrek ve meme otu gibi isimlerle bilinen Lapsana communis L. subsp. intermedia (Bieb.) Hayek bitkisi olduğu belirlenmiştir. Aleyrodes proletella'nın doğal düşmanları olarak parazitoit Encarsia tricolor (Hymenoptera: Aphelinidae), predatörler ise Clitostethus arcuatus (Coleoptera: Coccinellidae) ve Chrysoperla carnea (Neuroptera: Chrysopidae) olarak tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada lahana beyazsineği, A. proletella ve parazitoiti E. tricolor'un moleküler yöntemler kullanılarak teşhisleri gerçekleştirilmiştir. Lahana beyazsineğinin kış aylarında göstermiş olduğu popülasyon seyrine bakılarak kışlamış erginlerin hava sıcaklığına bağlı olarak Mart ayından itibaren yumurta bırakmaya başladığı belirlenmiş olup yeni dikilen karayaprak lahanası fidelerinde ise beyazsinek erginlerinin Mayıs ayında görüldüğü saptanmıştır. Aleyrodes proletella'nın Haziran ayının ortaları ile Temmuz ayının başına kadar geçen sürede popülasyonlarının artış göstererek Temmuz-Ağustos aylarında en yüksek seviyelere ulaştığı belirlenmiştir. Beyazsineklerin yoğunluğuna paralel olarak Temmuz ayı ortalarından itibaren görülmeye başlanan parazitoit Encarsia tricolor'un popülasyonlarının artarak devam ettiği belirlenmiştir. Parazitoitin beyazsinekleri parazitleme oranının Temmuz-Ağustos aylarında en yüksek seviyelerine ulaştığı tespit edilmiştir. A. proletella'nın Aziziye, Ağa, Mahirağa ve Topçular lokasyonlarındaki bahçelerde sırasıyla %56,8, %82,7, %63,5 ve %35,5'e varan doğal parazitlenme oranları sonucunda beyazsineklerin popülasyonlarında düşüşlere neden olduğu tespit edilmiştir.

Abdurrahman Sami Koca
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örtü altı muz üretiminde herbisit ve alev uygulamalarının yabancı ot mücadelesi ve muz gelişimine etkilerinin belirlenmesi

Muz tüm Dünya'da en çok tüketilen meyvelerden biri olup, ülkemizde de yıldan yıla üretimi artan önemli meyvelerin başında gelmektedir. Örtü altı muz üretiminde karşılaşılan önemli sorunlardan biri de yabancı otlardır. Bu çalışmanın amacı; örtü altı muz üretiminde sorun olan yabancı otlarla mücadele etmek için bazı herbisitler ve alternatif olarak alevleme yönteminin gerek yabancı ot kontrolü gerekse muz gelişimi üzerine etkilerini belirlemektir. Bu amaçla dört herbisit (Glyphosate, glufosinateammonium, diquat ve glyphosate+oxyfluorfen) ve iki farklı dozda (3,9 kg/da ve 5,4 kg/da) alev uygulamasının etkinliği otlu kontrolle birlikte karşılaştırılmıştır. Bu amaçla her biri 25 m2 olan parsellerde tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekerrürlü bir deneme kurulmuştur. Çalışma 2023 yılında Antalya ili Manavgat ilçesindeki bir muz serasında yürütülmüştür. Deneme alanında 15 familyadan 27 yabancı ot türü tespit edilmiştir. En baskın türlerin sırasıyla Cardamine occulta, Pilea microphylla, Cynodon dactylon, Ipomoea triloba ve Digitaria sanguinalis olduğu belirlenmiştir. Deneme alanında bu beş yabancı ot türünün tüm türler içinde yoğunluk bakımından %96,2 kaplama alanı bakımından %91,4'ünü oluşturduğu görülmüştür. Yapılan uygulamalar sonucunda elde edilen sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde herbisit ve alev uygulamalarının yabancı otları baskıladığı tespit edilmiştir. Herbisit uygulamalarının rezidüel etkisi nedeniyle alevlemeye göre daha başarılı olduğu görülmüştür. Denemeye alınan herbisitler içerisinde gerek yoğunluk gerekse kaplama alanı bakımından öne çıkan uygulama glyphosate+oxyfluorfen olmuştur ancak pek çok gözlemde herbisitlerin etkinliği açısından birbirleri arasında istatistik olarak fark tespit edilememiştir. Alev uygulamalarının rezidüel etkisi olmadığından arzu edilen etkinin oluşması için birden fazla tekrar edilmiştir. Buna karşın alevleme maliyetinin herbisit maliyeti ile hemen hemen aynı olduğu görülmüştür. Çalışmanın yetişkin bir muz serasında yürütülmesinden dolayı uygulamaların verim ve verim parametrelerine etkisi çok belirgin olmamakla birlikte muz gelişimi üzerine etkileri önemli bulunmuştur. Muzun gövde kalınlığı ve hevenk sapı kalınlığı tüm uygulamalarda kontrole göre artırmıştır. Her iki parametre açısından en yüksek artış glyphosate+oxyfluorfen uygulamasından elde edilmiştir. Özet olarak bu çalışma ile şu ana kadar herhangi bir herbisitin ruhsatlı olmadığı muz üretim alanlarında kullanılabilecek alternatif herbisitler hem etkinlik hem de fitotoksite açısından test edilmiş, diğer taraftan da özellikle organik tarım yapan işletmeler için alevlemenin örtü altı muz üretiminde alternatif bir yabancı ot savaşım yöntemi olarak kullanılabileceği gösterilmiştir.

Yabancı otlar
Aleyna Nur Saruhan
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Gen düzenleme teknolojisi (CRISPR) ile elde edilen domates genotiplerinin canavar otuna (Phelipanche spp.) karşı dayanıklılık ve gen ekspresyon seviyelerinin belirlenmesi

Kök paraziti yabancı ot türlerinden canavar otları (Phelipanche spp./Orobanche spp.), konukçu köküne tutunarak, doğrudan konukçunun besin elementlerine ve suyuna ortak olmaktadırlar. Phelipanche eagyptiaca ve P. ramosa, domates (Solanum lycopersicum L.)'te önemli ekonomik kayıplara neden olan türlerdir. Bu türlerin çimlenmeleri konukçu bitki kökünden salgılanan fitohormonlar olan strigolaktonlara bağlıdır. Bu çalışmada, domateste strigolakton sentezinden sorumlu Carotenoid Cleavage Dioxygenase 7 (SICCD7) geninin ilk ekzonunda CRISPR/Cas9 tekniği kullanılarak 18 nükleotid silinmiş olan 18nt ve 186 nükleotid silinmiş olan 186nt isimli genotipler kullanılmıştır. Bu genotiplerin P. aegyptiaca'ya karşı dayanıklılık durumlarının Petri kabı, hidroponik ve saksı denemeleri, ayrıca RT-qPCR ile CCD7, CCD8 ve Betakaroten genlerinin ifadeleri ve LC-MS/MS cihazı ile orobanchol hormonu miktarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Denemelerde homozigot özellikte mutant genotiplerle kıyaslama yapmak amacıyla yabani tip (WT) ve poz

Esra Çiğnitaş
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya ili armut yetiştirilen alanlardan yerli entomopatojen fungusların izolasyonu ve morfolojik tanısı ile armut psillidi [Cacopsylla pyri (L.) (Hemiptera: Psyllidae)]'ne karşı etkinliklerinin test edilmesi

Bu çalışmada, Armut psillidi (Cacopsylla pyri)'ne karşı Antalya iline bağlı Korkuteli ilçesinde armut yetiştirilen alanlarından izole edilen entomopatojen fungus türlerinin etkinliği araştırılmıştır. Bu amaçla alınan ölü böcek kadavraları, enfekteli olduğundan şüphelenilen canlı böcekler ve alınan toprak numunelerinden izolasyonlar yapılmış ve morfolojik yöntemler kullanılarak teşhisleri yapılmıştır. PDA (Patates Dekstroz Agar) besi kültürü ortamındaki morfolojik özelliklerine göre, Aspergillus (1), Penicillium (1), Beauveria (7)ve Metarhizium (1) cinslerine bağlı 9 fungus izolatı tespit edilmiştir. Ancak yapılan ön patojenisite testlerinde, elde edilen 9 fungal izolattan Beauveria izolatlarının zararlıya etkili olduğu görülmüştür. Görüntülü ışık mikroskobu (Leica marka DM2500 model) kullanılarak yapılan morfolojik çalışmalarda, etkili bulunan fungal izolatların dış görünüşü, hif ve konidiofor yapısı ve spor şekilleri dikkate alınarak ilgili literatür yardımıyla Beauveria bassiana türüne ait oldukları belirlenmiştir. Ön testlerde etkili bulunan B. bassiana (AK7P1, AK9P3, AK12T8, AK23P6, AK17T1) izolatları, C. pyri'nin yumurta, nimf ve erginlerine karşı laboratuvarda etkinlik testlerine tabi tutulmuştur. Testlerde tüm B. bassiana izolatları 1x105, 1x106 ve 1x107 konidi/ml spor yoğunluğunda kullanılmıştır. Patojenisite testlerinde, B. bassiana izolatları zararlının yumurta ve ergin dönemlerine karşı fazla bir etkinliğe sahip değilken, nimf dönemlerine karşı %50-70 arasında değişen ölümler meydana getirmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Armut Psillidi, Beauveria bassiana, Cacopsylla pyri, Entomopatojen Fungus, Mikrobiyal Mücadele

Hasan Ali Küçük
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya'nın bazı ilçelerinden toplanan Tuta absoluta Meyrick (Lepidoptera: Gelechiidae) popülasyonlarında Wolbachia sp.'nın real-time PCR ile tespiti

Domates güvesi, Tuta absoluta (Meyrick) (Lepidoptera: Gelechiidae) domatesin ekonomik açıdan önemli bir zararlısıdır. Bu zararlı, çok çeşitli eklembacaklılarda bulunan sitoplazmik olarak aktarılan Wolbachia bakterisini barındırmaktadır. Bu çalışmada, domates güvesinin farklı gelişim aşamalarındaki Wolbachia enfeksiyon dinamiklerini incelemek amacıyla kantitatif gerçek zamanlı PCR (qRT-PCR) testleri gerçekleştirilmiştir. qRT-PCR için Wolbachia ftsZ genini hedefleyen FAM etiketli TaqMan probu kullanılırken, konukçu gen miktarı normalizasyonu için Tuta absoluta Aktin genini hedefleyen HEX etiketli TaqMan probu kullanılmıştır. Larva örnekleri, 2021 yaz sezonunda Antalya'da yetiştirilen domates seralarından toplanmıştır. Bazı larva örnekleri laboratuvar koşullarında belirli bir yaşa kadar büyütülmüştür. Her yaşa özgü örneklerden total nükleik asit izolasyonu yapılmıştır, ardından optimizasyonu gerçekleştirilerek qRT-PCR testine tabi tutulmuştur. Her yaş evresine özgü en az 20 örnek test edilmiştir. Kantitatif olarak değişkenlik göstermekle birlikte, test edilen tüm domates güvesi örnekleri %100 Wolbachia enfeksiyonu göstermiştir. TaqMan probu yöntemi kullanılarak, zararlının gelişim aşamaları arasında Wolbachia yoğunluklarında önemli farklılıklar tespit edilmiştir. Genel olarak, ilk larva aşaması en düşük Wolbachia sinyal seviyesini gösterirken, dördüncü larva gelişim aşamasına doğru sinyal seviyesi giderek artmıştır. Wolbachia miktarı, pupa evresinde larva evresine göre daha yüksek bulunmuş, ancak ergin evresinden biraz daha düşük seviyede tespit edilmiştir. Pupa evresinde 1, 3, 6 ve 9 günlük pupalar arasında herhangi bir fark bulunmamıştır. Benzer şekilde, Wolbachia miktarının 1, 3, 6 ve 9 günlük erginler arasında farklılık göstermediği gözlemlenmiştir. Antalya'nın farklı ilçelerinden toplanan dördüncü dönem larva örneklerinin Wolbachia yoğunlukları qRT-PCR ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak en fazla Wolbachia yoğunluğu Kepez ilçesinde, en düşük ise Finike'de tespit edilmiştir. Larvaların farklı vücut bölgeleri incelendiğinde, Wolbachia yoğunluğunun en fazla abdomenin 3-6. segmentlerinde olduğu, bunu toraks segmentleri, baş ve abdomenin son segmentinin izlediği görülmüştür. Ergin döneminde ise en fazla Wolbachia yoğunluğu baş kısmında bulunmuş, bunu toraks segmentleri ve abdomen takip etmiştir. Kanatlar ve bacaklarda ise en düşük yoğunluk gözlemlenmiştir. Sonuçlar, zararlının gelişim evreleri ve vücut bölümleri arasında Wolbachia yoğunluğunda anlamlı farklılıklar olduğunu göstermiştir. qRT-PCR analizi, konukçu-endosimbiyont dinamiği etkileşimi açısından etkinliği ve uygulanabilirliği bakımından değerlendirilmiştir.

Dilşan Boylu
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı biyolojik preparatların Meloidogyne incognita'yakarşı etkinliklerinin araştırılması

Kök-ur nematodları (Meloidogyne spp.) kültür bitkilerinde zarar yapan önemli organizmaların başında gelmektedir. Kök-ur nematodlarına karşı farklı mücadele yöntemleri kullanılmaktadır. Bunlar içerisinde biyolojik mücadele son yıllarda artan insan sağlığı ve çevre bilinci ile ön planda yer almaktadır. Kök-ur nematodlarına karşı biyolojik mücadele etmenleri içinde en çok fungus ve bakterilerden yararlanılmaktadır. Ülkemizde kök-ur nematodlarına ruhsatlı fungal etmen BioAct (Purpureocillium lilacinum suş 251) ve bakteriyel etmen Majestene (Burkholderia rinojensis suş A396) biyolojik preparatları ile abamectin etken maddeli (Abamax ve Tervigo) biyolojik kökenli preparatlar kullanılmaktadır. Bu çalışmada biyolojik organizmalar ve biyolojik kökenli preparatların; nematod inokülasyonundan üç gün önce, nematod inokülasyonu ile eş zamanlı ve nematod inokülasyonundan üç gün sonra olmak üzere yapılan üç farklı uygulama yöntemlerinin M. incognita'ya karşı etkinlikleri kontrollü koşullarda (24±1 oC sıcaklık, %65 nem oranı ve 16:8 fotoperiyot) araştırılmıştır. Çalışmada kontrol olarak ise herhangi bir uygulama yapılmayan bitkiler ile kimyasal nematisit fluopyram (Velum Prime) uygulaması yapılan bitkiler kullanılmıştır. Her preparatın testlenmesi tesadüf parselleri deneme desenine göre, beş tekerrür iki tekrar olacak şekilde oluşturulmuştur. Bunula birlikte biyolojik organizmalar için ayrıca etikete uygun bir uygulama daha yapılmıştır. Hassas domates bitkisi Tueza F1 fideleri üç-dört gerçek yapraklı döneme geldiğinde her bir bitkiye M. incognita 1000 adet ikinci dönem larva (J2) inokulasyonu yapılmıştır. Bitkiler inokülasyondan 60 gün sonra sökülerek köklerinde oluşan ur, yumurta paketleri, gal ve yumurta paketi skalaları ve üreme potansiyelleri hesaplanmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel analizleri yapılarak tüm preparatların M. incognita üzerindeki etkinlikleri karşılaştırılmıştır. Çalışma sonuçları, biyolojik organizmaların etkinliğini belirlemek için başka araştırmaların yapılması gerektiğini göstermektedir.

BakteriyolojiKimyasal mücadeleZirai mücadele
Duru Erol
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00