İskenderun Technical University
Anabilim Dalı

Havacılık Bilimi ve Teknolojileri Anabilim Dalı

İskenderun Technical University

31

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

31 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Havacılık uygulamaları için mikrodalga bantlarında kaotik desen tabanlı soğurucu tasarımları

Bu çalışma, gelişmiş elektromanyetik gizlilik uygulamaları için kaotik sistem temelli, fraktal geometrilere dayalı yenilikçi mikrodalga soğurucu tasarımlarını ele almaktadır. İlk olarak, Halvorsen sisteminin dinamik karakteristikleri analiz edilerek, Julia kümesine dayalı fraktal desenlerin mikrodalga soğurma potansiyeli değerlendirilmiştir. Bu yapı, dielektrik malzeme üzerine optimize edilmiş bakır rezonatörlerle 1-25 GHz frekans aralığında, yönelime duyarsız bir emilim performansı sergilemiştir. İkinci tasarımda, Three-Scroll Unified sisteminden türetilen fraktal geometriler kullanılarak, 6,28–20 GHz aralığında çalışan ve minyatür yapısıyla çoklu rezonans tepkileri üreten bir emici yapı önerilmiştir. Tasarım, açısal kararlılığı ve polarizasyon bağımsızlığı ile öne çıkmaktadır. Son olarak, Thomas sisteminden esinlenilerek geliştirilen yapı, 2,2–20 GHz frekans aralığında güçlü soğurma tepkisi sunan, kompakt ve çok bantlı bir çözüm olarak sunulmuştur. Tüm tasarımlar, rezonans frekanslarında elektrik alan ve yüzey akımı dağılımları ile desteklenerek hem bilimsel hem askeri uygulamalara uygunluk göstermiştir. Elde edilen bulgular, kaotik çekicilerin karakteristik faz uzayı topolojilerinden türetilen fraktal yüzeylerin, fonksiyonel polimerler ile bütünleştirilerek; radar kesiti küçültme, RF pasif koruma ve yüksek frekanslı sistemlerde elektromanyetik iz azaltımı için yüksek potansiyel taşıyan yapılar oluşturulabileceğini göstermektedir.

Kaos koşullarıKaotik davranışMikrodalga radarlar+1
Halil Paşalıoğlu
İskenderun Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

T6 ve derin kriyojenik ısıl işlemleri uygulanmış alüminyum esaslı magnezyum alaşımlarının mikroyapı, aşınma ve deniz suyu korozyonu performansının incelenmesi

Bu çalışmada, AZ91 ve AM60 magnezyum alaşımlarına T6 (çözeltiye alma ve yaşlandırma) ısıl işlemi ve ardından derin kriyojenik (DC) ısıl işlemi uygulanmıştır. Çözeltiye alma ısıl işlemi 400°C'de farklı sürelerde (4, 5 ve 6 saat) yapılmıştır. Yaşlandırmada ısıl işlemi ise 200°C'de 10 saat fırında tavlanarak gerçekleştirilmiştir. Bu işlemler sonrası numuneler -196°C'de 48 saat boyunca derin kriyojenik (DC) ısıl işlemine tabii tutulmuştur. Numunelerin aşınma direncini ölçmek için pin-on-disc yöntemi ve korozyon direncini ağırlıkça %3.5 NaCl içeren sulu çözeltide elektrokimyasal deneyler yapılarak ölçülmüştür. Elde edilen bulgularda, AZ91 ve AM60'ın mikroyapısının ısıl işlemlerden sonra değiştiği gözlemlenmiştir. AZ91 için ötektik fazın, matris içinde daha fazla çözündüğü diğer taraftan AM60 alaşımında ise 6 saat hariç 4 ve 5 saatlik süreler sonrasında ötektik fazın mikroyapıda dağıldığı ve matriste çözündüğü gözlemlenmiştir. Aşınma hızının AZ91 alaşımında süre ile beraber artarken, AM60 alaşımında 5 saat sonrasında düşüş gözlemlendiği tespit edilmiştir. Korozyon çalışmalarında ise ısıl işlem görmemiş AZ91 alaşımının açık devre potansiyelinin (Eocp), ısıl işlem görmüş numunelere göre daha pozitif olduğu görülmüştür. Buna karşın, AM60 alaşımında ise T6 ısıl işlem süresinin artması ile Eocp pozitif yönde artış olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, ısıl işlem görmüş veya görmemiş AZ91 ve AM60 alaşımları için elde edilen polarizasyon eğrilerinde herhangi bir pasivasyon bölgesi oluşmadığı anlaşılmıştır.

Magnezyum
Burak Karahisar
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Havaalanlarının çevresel etkileri

Günümüz dünyasında iletişim ve ulaşım, teknolojiyle birlikte gelişmeye ve artmaya devam etmektedir. Ulaşım, modern insanın yaşam kalitesinin önemli ve ayrılmaz bir parçasıdır. Ulaşımdaki gelişmelerin getirdiği sosyal değişimlerin yanı sıra önemli çevresel etkiler de söz konusudur. Bu etkilere neden olan ana ulaşım unsurlarından biri de hava taşımacılığıdır. Günümüzde önemli bir konuma sahip olan hava taşımacılığı sektörü giderek gelişmektedir. Hava taşımacılığı için bağlantı noktaları olarak kabul edilen havaalanları, bulundukları bölgelerin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişiminin önünü açmakla birlikte çevre üzerinde de olumsuz etkiye sahiptir. Bu çalışmada havaalanlarının çevresel etkilerinden, havalimanlarının faaliyyetleri yüzünden oluşan gürültü kirliliğinden bahs edilmiş, uçakların taksi modunda neden olduğu karbon monooksit, azot monooksit ve hidrokarbon emisyonları hesaplanmış ve bunların zararlarına karşı alınacak önlemlerle ilgili önerilerde bulunulmuştur.Aynı zamanda Türkiye'de daha çok tercih edilen yolcu uçaklarının neden olduğu karbon emisyonlarının analizi yapılmıştır.

Khayal Mardıyev
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nano malzeme katkılı çok fonksiyonlu kompozit yapıların geliştirilmesi

Bu çalışma kapsamında özellikle havacılık ve uzay endüstrilerinde önemi gittikçe artan çok fonksiyonlu kompozit yapıların geliştirilmesine yönelik, nano malzeme katkılı akıllı bir malzeme olan kayma altında katılaşan sıvılar kullanılarak, dış katmanları alüminyum, çekirdek malzemesi ise köpükten oluşan sandviç kompozit yapıların çarpma enerjisi sönümlemesinin arttırılması ve kendi halinde yalıtkan olan çekirdek malzemesine elektriksel iletim özelliği kazandırılması üzerine çalışılmıştır. Dış yüzeyler 1.6 mm kalınlığında 7075 serisi alüminyum, çekirdek malzeme ise 18 mm kalınlığında XPS (Ekstrüde polistiren köpük) kullanılarak 50x50x21.4 mm boyutlarında sandviç yapılar oluşturulmuştur. Çekirdek malzeme üzerine 2, 4 ve 6 mm çaplarında dikey delikler ve 2, 4 ve 6 mm genişliklerinde yatay kanallar olmak üzere 6 farklı kanal tasarımı yapılmış ve bu kanallar 200 g/mol polietilen glikol (PEG) ortamında dağıtılmış ağırlıkça %40 silika tozu ile hazırlanan kayma altında katılaşan sıvı (KAKS) ile doldurulmuştur. Elektriksel iletimin sağlanması amacı ile hazırlanan KAKS çözeltisine çok katmanlı karbon nanotüpler (KNT) eklenerek, reolojik ve elektriksel parametreler gözetilerek optimum KAKS + KNT içeriği belirlenmiştir. Hazırlanan sandviç yapılar 5, 10 ve 15 J enerji seviyelerinde düşük hızlı çarpma testine tabi tutulmuştur. Çarpma testi sonucunda numune tabanında oluşan reaksiyon kuvvetleri incelenmiştir. Ardından elektriksel iletim ve darbe sönümleme performansı açısından optimum özellikteki sandviç yapı tasarımı değerlendirilmiştir.

NanokompozitlerPolimer kompozitler
Kenan Bayrak
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Havacılık aydınlatma sistemlerinde sızdırmazlık sorunu ve çözüm önerileri

Günümüzde hava araçlarının kullanımı hızla artmaktadır. Gelişen teknoloji ile birlikte en güvenilir ulaşım araçlarından olan hava araçlarında kullanılan parça ve ekipmanların dayanıklılığı önem arz etmektedir. Aydınlatma sistemleri, hava araçlarında ve otomobillerde kullanılan önemli parçalardan biridir. Bu çalışmada ilk aşamada bir fabrikada aydınlatma sistemi montaj hattında karşılan problemler proje bazlı kırınımlara uğratılarak 5 farklı problem belirlenmiştir. Bu problemler sızdırmazlık, lens yüzey çizik, eksik enjeksiyon, soket eksikliği ve gövde kırık olarak bulunmuştur. Aydınlatma sistemi montaj hattı hataları incelendiğinde en fazla hatanın geometri kaynaklı sızdırmazlık hatası olduğu tespit edilmiştir. Üretilen aydınlatma sistemine ait üst paket/orta paket parçanın hammaddesi, üretim parametreleri ve üretim şekli incelenerek sıcak kaynak aparatının zamana bağlı aşınması ve geometrinin eksenden kayması sonucu kaynaklanamadığı veya sızdırmazlık hatası verdiği görülmüştür. Yapılan iyileştirme çalışmaları ile birlikte sıcak kaynak makinesi üzerindeki standart parçaya bağlı ayar sınırlandırılması ve enjeksiyon makinesi müdahaleleri ile orta paket hata oranı %1,45'ten %0,95 seviyelerine getirilerek problem giderilmiştir.

Yusuf Kaya
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düşük Reynolds sayılı aerodinamik analizde girdap kafes ve panel yöntemlerinin karşılaştırılması

Uçak tasarım sürecinin en önemli fazı kavramsal tasarım aşamasıdır, çünkü bu fazda alınan kararlar uçağın genel geometrisini tanımlamaktadır. Karar aşamasında yapılan aerodinamik analizler sonucundaki statik aerodinamik katsayılar üzerinden performans gereksinimlerinin değerlendirilmesiyle uçağın geometrisi ortaya çıkmaktadır. Uçak geometrisi bu faz süresince iteratif ve sürekli olarak değiştiğinden optimum sonuca ulaşabilmek için hem zaman hem de maliyet etkin tasarım ve analiz araçları kullanmak elzemdir. Bu sebeple kavramsal tasarım sürecinde hızlı ve basit çözümler sunan Panel ve Girdap Kafes Yöntemleri düşük maliyetli yöntemler olup, son yıllarda uçak tasarım süreçlerinin başlangıç aşamalarında sıklıkla kullanılmaktadır. Panel ve Girdap Kafes Yöntemleri; potansiyel akış teorisini temel alarak sıkıştırılamaz, doğrusal, viskoz olmayan, irrotasyonel akım şartlarında cisimlerin yüzeyini küçük panellere ayırarak akışın etkilerini bu paneller üzerinde tanımlar. Bazı yazılımlar ile Panel ve Girdap Kafes Yöntemlerinin matematiksel modellerini kullanarak düşük ve orta hücum açılarında bir kanada ait statik aerodinamik katsayıları elde edilebilir. Bu tezde düşük Reynolds sayılı aerodinamik analizde düşük mertebeli aerodinamik analiz metotlarından Panel, Girdap Kafes ve yarı deneysel yöntemler kullanarak hava aracının aerodinamik modellenmesi için gereken katsayıların kestirilmesi ve kendi aralarında kıyaslanmasını hedeflemektedir. Çalışmanın ilk aşamasında yöntemlerin başarısı hakkında bilgi edinmek ve yöntemleri karşılaştırmak için rüzgâr tüneli deney sonuçları bulunan farklı açıklık oranlarına sahip dikdörtgen görünümlü NACA 4415 kanat geometrisi XFLR5, OpenVSP ve Dijital DATCOM yazılımlarında modellenerek aerodinamik analizler gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada Trainer 60 uçak geometrisi aynı yazılımlarla modellenerek aerodinamik analizler gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçlarında statik aerodinamik katsayılar kullanılarak yöntemler ve yazılımlar karşılaştırılmıştır.

AerodinamikAerodinamik tasarımPanel yöntemi+2
Mehmet Murat Akçan
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Inconel 718 numunelerin elektron ışın kaynağı altında doldurulmasının incelenmesi

Inconel-718 malzemesi üstün mekanik özellikleri sebebiyle havacılık alanında ve kritik parça imalatında sıklıkla tercih edilen bir malzemedir. Bu çalışmada, Inconel-718 malzemesinin elektron ışın kaynağı altında, ekstra bir tel besleme ünitesi yardımı ile tamir amaçlı doldurulması araştırılmıştır. Deneyler için aynı boyutlarda 9 numune hazırlanmıştır. Gerilim, akım, kaynak hızı ve tel besleme hızı parametreleri üzerinden Taguchi methodu kullanılarak parametre seti oluşturulmuştur. Elektron ışın kaynağı makinesinde vakum altında deneyler gerçekleştirilmiştir. Numunelere deney sonrası sertlik testi yapılmıştır. Sonrasında optik mikroskop altında tanecik yapısı, kaynağın genel durumu ve ısı tesiri altındaki bölge incelenmiştir. Elektron ışın kaynağı ile doldurma işlemi sırasında parametrelerin malzeme sertliğine ve ısı tesiri altındaki bölgenin (ITAB) genişliğine etkileri araştırılmıştır. Tel besleme hızı parametresi, ITAB sertliği üzerinde en etkili parametre olarak belirlenmiş olup, gerilim ve akım parametrelerinin etkileri düşük bulunmuştur. ITAB genişliği üzerinde en etkili parametre gerilim olup, tel besleme hızının etkisi en düşük parametre olarak belirlenmiştir.

Alican Kılıç
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uçak kompozit yapılarında erozyon direncinin incelenmesi

Günümüzde yüksek performanslı, düşük maliyetli ve emniyetli daha hafif uçakların tasarlanması ve üretilmesi öncelikli hedef olmuştur. Bu isterler doğrultusunda yeni üretim yöntemleri ve yeni malzemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Uçak performansı artırmak amacıyla yapısal ağırlığının azaltılması için (yaygın olarak kullanılan çelik, alüminyum vb. yerine) paslanmaz çelikler, alaşımlar ve kompozit malzemeler kullanılmaya başlanmıştır. Geleneksel uçak malzemelerine göre yüksek mukavemet, rijitlik, darbe ve yorulma dayanımı, ısıl iletkenlik ve korozyon direnci kompozit malzemelerde daha iyidir. Havacılığın temeli olan emniyetin sağlanması elzem olup, sektörde kullanılan malzemelerin işletme şartlarından (nemli, tozlu, sıcak, soğuk vb.) kaynaklanan etkilerden dolayı zamana bağlı olarak özelliklerini kaybetmesi ile hasarlar/kazalar meydana gelebilmektedir. İstenmeyen kaza ve hasara neden olan etkenlerin biride aşınmadır. Çalışma şartlarına bağlı olarak uçak ve uçak parçalarında birçok farklı aşınma çeşitleri ile karşılaşılmaktadır. Bunlardan biri olan erozif aşınma yani katı parçacıkların bir yüzey üzerine sürekli çapması sonucu meydana getirdiği aşınmadır. En basit örnek uçağa çarpan yağmur damlacıkları (havadaki toz zerrecikleri) erozif aşınmaya neden olabilmektedir. Katı parçacık erozyon aşınmasında; parçacık boyutu, tipi, şekli, çarpma açısı, hızı, parçacık aşındırıcı malzemenin sertliği, akış oranı ile malzeme özellikleri, çevresel etkiler en temel parametrelerdir. Uçak kumanda yüzeylerinde kaplama malzemesi olarak kullanılan kompozit malzemenin erozif aşınma direncin arttırmak ve aşınma durumunun incelemesi için örnek malzeme olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada iki kat karbon ve bir kat S-glass kumaşı ile imalat aşamasında reçine içerisine, reçine ağırlık oranının %0, %1, %3 ve %5'i kadar silika katılarak kompozit numune malzemeler elde edilmiştir. Deney için hazırladığımız numunelerimizi 30º, 60º, 90º çarpma açılarında ve 60º açıda iki kat süre ile katı partikül aşınma deneyine tabi tutulmuştur. Her bir numune için erozyon oranları hesaplanmış ve numunelerin yüzey hasarları taramalı elektron mikroskopu ve endoskopik kamera ile incelenerek görüntülenmiştir. Deneyler neticesinde reçine içerisine eklenen silica malzemesinin, çarpma açısının ve uygulama süresinin erozyon oranına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışma neticesinde reçine içerisine katkı olarak eklenen silikanın kompozit malzemenin erozyon direncini arttırdığı, en çok aşınmanın düşük partikül çarpma açısında (30º) olduğu, aşınma süresi ile aşınma miktarının orantılı olarak attığı ve numunelerin sünek ve yarı sünek aşınma davranışını sergilediği görülmüştür.

Kompozit yapılar
Orhan Baydır
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hava araçlarında kullanılan kompozit yapılarında darbeli yük koşullarında yapısal sağlık izleme

Yeni nesil hava araçlarının tasarlanmasıyla birlikte kompozit malzemelerin havacılıkta kullanımı günden güne artmaktadır. Kompozit malzemelerin kullanımı arttıkça, bu malzemelerin üretim sırasında ve kullanım ömürleri boyunca test edilmesi ve bakım yapılması gerekmektedir. Yapısal sağlık izleme kavramı, yeni nesil uçaklarda kestirimci bakım uygulamaları için yapısal durumun devamlı olarak izlenebileceği bir kavramdır. Bu çalışmanın amacı, havacılıkta kullanılan kompozit malzemeler üzerinde deneysel ve analitik bir yapısal sağlık izleme çalışması yürütmektir. Uçak kompozit malzemeleri için kestirimci bakım uygulamalarından yapısal sağlık izleme kavramı araştırılmıştır. Bu yöntem için sensör teknolojilerinden gerinim ölçerler ile yapıdaki değişimler izlenmiştir. Yapısal test ortamı, bilgisayar yardımıyla sonlu elemanlar yöntemi ile de simüle edilerek incelenmiştir. Araştırma bulguları olarak havacılıkta kullanılan önceden reçine emdirilmiş karbon bezi ile yapılan test numunesine gerinim ölçer entegrasyonu ile üzerindeki deformasyonları tespit edebilen bir parça elde edilmiş, test numunesinin test senaryosuna göre darbe yükleri karşı yer değiştirme cevapları deneysel olarak incelenmiş ve analitik sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda, yapısal sağlık izleme kavramının gelişen teknoloji ile giderek daha fazla havacılık ve diğer sanayi uygulamalarında kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Bakım uygulamalarında hasarın oluşmadan önlenmesi ve en az maliyet ile gerçekleştirilecek üretim ve operasyon koşulları için hava araçlarında yapısal sağlık izlemenin kompozit yapılarında artan bir trend ile uygulanabileceği, operasyon ve elde edilecek veri yoğunluğu ile daha kesin ve doğru kestirimci bakım uygulamaların yapılabileceği sonucuna varılmıştır.

Polimer kompozitlerSivil havacılıkTabakalı kompozitler+4
Ersin Eroğlu
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alüminyum alaşımında farklı kesme ve MIG kaynak birleştirme metodunun bağlantı özelliklerine etkisi

Havacılık malzemeleri genellikle alüminyum, titanyum, paslanmaz çelik gibi yüksek mukavemetli ve hafif malzemelerden oluşmaktadır. Kullanılan farklı tür malzemelerin hassas ve karmaşık geometrilerle kesilmesini sağlamak amacıyla Lazer Kesim Teknolojisi yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle havacılık endüstrisindeki bileşenlerin ve parçaların sıkı toleranslara uygun olarak üretilmesi önemlidir ve lazer kesim bu gereksinimleri karşılamak için etkili bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Havacılık endüstrisinde lazer kesimi kullanılarak üretilen parçalara örnek olarak uçak gövdelerindeki paneller, kanat ve pervane profilleri, motor parçaları, kabin içi ekipmanlar, kanat montaj fikstürleri ve benzeri bileşenler verilebilir. Lazer kesim tüm bu malzemelerde, yüksek kalitede ve hassas kesimler yapabilme kabiliyeti nedeniyle; tercih edilmektedir. Lazer Kesim Teknolojisi, malzeme iç yapısında değişikliklere neden olabilir. Lazer ışını, malzemenin üzerine yoğun bir enerji uyguladığı için, kesimi sırasında malzemenin ısınmasına ve hatta ergimesine neden olabilir. Bu süreç, malzeme içerisinde termal etkilerin meydana gelmesine yol açabilir ve malzemenin mikro yapısında değişikliklere sebep olabilir. Endüstriyel uygulamalarda karşımıza çıkan bir diğer yöntem olan Testere Kesim; malzemeyi kesmek için mekanik bir kuvvetin uygulandığı bir işlemdir. Bu işlem sırasında malzemelerde çeşitli gerilmeler oluşabilir (Sürtünme ve titreşimden kaynaklı oluşabilecek gerilmeler). Bu tez çalışmasında Alüminyum malzemelerin; Fiber Lazer Teknolojisi ve geleneksel bir teknik olan Daire Testere ile kesim işlemlerinin tamamlanarak; MIG kaynak yöntemi sonrasında parçalar üzerinde oluşabilecek deformasyonların gözlenmesi ve bu gözlem sonucunda; boyutsal hassasiyet, zaman, kalite ve maliyet kriterleri açısından uygulanan iki yöntemin karşılaştırılması hedeflenmiştir. Anahtar kelimeler: Havacılık, Fiber Lazer Kesim Teknolojisi, Testere Kesim, MIG Kaynak

Gürkan Çakır
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir uçak braketinin topoloji optimizasyonu ve geleneksel metotlarla üretilebilir yeniden modellenmesi

Gelişen teknoloji ile hava araçlarının kullanımı gün geçtikçe artmaktadır. Hava araçlarında oldukça önem taşıyan ağırlık azaltımı, neredeyse kullanılan her parça için gerekli bir unsur haline gelmiştir. Maruz kaldığı yükleme koşulları ve kullanım alanı nedeniyle kritik parçalarda güvenlik faktörü göz önüne alınarak ağırlık azaltılması yaygın bir hale gelmiştir. Bu çalışmada "Bir Uçak Braketinin Topoloji Optimizasyonu ve Geleneksel Metotlarla Üretilebilir Yeniden Modellenmesi" ele alınmıştır. Çalışmada bir uçak braketinin statik analizi yapılarak maksimum gerilmeleri elde edilmiştir. 4140 ve 6061 metalleri kullanılarak seçilen braketin maksimum gerilme ve yükleme koşulları altında topoloji optimizasyonu yapılmıştır. Kullanılabilecek minimum ağırlıkla elde edilen braket topoloji optimizasyon işleminden alınan sonuçlara göre yeniden tasarlanmıştır. Bu çalışma sonunda Sonlu Eleman Metoduna dayalı Topoloji Optimizasyon yöntemiyle birlikte 6061 ve 4041 malzemeden yapılmış bir uçak parçasının optimum geometrisi güvenlik katsayısı 1.50 ve üzerinde kalacak şekilde elde edilmiştir. Elde edilen geometriler talaşlı imalat yöntemi ile üretilip basma deneyine tabi tutulmuştur. ANSYS Workbench programında elde edilen grafikler ile basma deneyinde elde edilen grafikler karşılaştırılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda ağırlığı azaltılmış braketler ile, kabul edilebilir güvenlik katsayıları ile çalışma yüklerinin karşılanması mümkün olmuştur. Sonuç olarak yapılan çalışmada topoloji optimizasyonu ile geleneksel yollarla üretimin birleştirilebileceği ortaya konmuştur. Ayrıca geometri değişiminin yanı sıra yapısal analiz ve topoloji optimizasyon analizlerinin bir arada kullanılması ile orijinal parçanın daha düşük yoğunluklu malzemeler ile değiştirilebilmesi mümkün olmuştur. Bu da havacılık endüstrisi için kritik bir konu olan ağırlık tasarrufu sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Topoloji Optimizasyonu, ANSYS Workbench, Sonlu Elemanlar Metodu, Hava Araçları

Samet Gönenç
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gaz türbinli motorlar ve test altyapı sistemleri

Gaz türbinli motorlar, havanın sıkıştırılması, ısınması, yakıtla karıştırılması ve nihayetinde yüksek basınçlı gazın bir türbin üzerinde genişlemesi prensibine dayanan termal enerji dönüşüm sistemleridir. Bu motorlar, genellikle hava araçlarında, enerji santrallerinde ve endüstriyel uygulamalarda kullanılmaktadır. Motorun performansını test etmek ve optimize etmek için ise uygun bir test altyapı sistemine ihtiyaç duyulur. Gaz türbinli motorların test altyapı sistemleri, motorun çeşitli çalışma koşullarında nasıl performans gösterdiğini değerlendirmek amacıyla tasarlanırlar. Bu sistemler, motorun çeşitli yük ve hız koşullarında nasıl tepki verdiğini, verimliliğini ve dayanıklılığını belirlemek için kullanılır. Test altyapı sistemleri, genellikle dinamometreler, veri toplama sistemleri, yağlama sistemi, yakıt sistemi, motor başlatma sistemleri ve kontrol haberleşme altyapı sistemleri gibi bileşenleri içerir. Dinamometreler, motordan üretilen torku ve gücü ölçerek performansı değerlendirir. Veri toplama sistemleri, motorun çeşitli parametrelerini izleyerek analiz için veri sağlar. Yakıt ve yağlama sistemleri, motora gereken yakıtı ve yağı temin eder. Motor başlatma sistemleri, yanma sistemine yakıtla karışması için başlangıçta gerekli havayı sağlamak için bir devir hızına kadar döndürmek için gereklidir. Haberleşme ve kontrol altyapı sistemi, test sistemlerinin kendi aralarında ve kontrol odasındaki HMI arayüzü ile etkileşimini sağlar. Bu test altyapı sistemleri, motor üreticilerine, tasarımcılara ve bakım uzmanlarına, motorların güvenilirliğini artırmak, verimliliği optimize etmek ve performanslarını değerlendirmek için önemli veri girdisi sağlar.

Gaz türbinli motorlar
Onur Yavuz
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eklemeli imalat yöntemiyle üretilen bor karbürle (B4C) kaplanmış AISI 316L paslanmaz çeliğin aşınma ve korozyon performansının incelenmesi

Eklemeli imalat teknolojisi karmaşık parçalar üretilebildiğinden dolayı son yıllarda havacılık sektöründe giderek yaygınlaşmaktadır. AISI 316L havacılık sektöründe yakıt sistemleri, motor bileşenleri ve yapısal parçalarda kullanılmaktadır. Bu çalışmada, SLM yöntemi ile üretilen AISI 316L numunelerin korozyon ve aşınma özelliklerini iyileştirmek için termoiyonik vakum ark metodu ile B4C kaplanmıştır. Numunelerin mikroyapı ve faz analizleri, FESEM, AFM ve XRD teknikleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Korozyon performansı elektrokimyasal yöntemlerle, ağırlıkça %3,5 NaCl içeren sulu çözeltide incelenmiştir. Ayrıca, aşınma direnci kuru ortamda pin-on-disc yöntemi kullanılarak özgül aşınma oranı ve sürtünme katsayısı analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, B4C kaplamanın SLM yöntemiyle üretilen AISI 316L yüzeyine başarılı bir şekilde kapladığını ve bu durumun FESEM, AFM ve XRD analizleri ile doğrulandığını göstermektedir. Kaplamasız numunenin mikroyapısı incelendiğinde SLM yönteminden dolayı mikroyapıda dentritik yapı görülürken, kaplamalı numunede yüzey homojenliği ve düzenliliği önemli ölçüde arttığı görülmektedir. Eklemeli imalat ve geleneksel yöntemle üretilen kaplamalı AISI 316L numuneler serbest korozyon potansiyelleri kaplamasız numunelere göre daha anodik olduğu görülmüştür. Anodik polarizasyon eğrileri incelendiğinde hem kaplamalı hem de kaplamasız numunelerde pasifleşme bölgelerinin varlığı gözlemlenmiş, kaplamalı numunelerin korozyon hızının daha düşük olduğu belirlenmiştir. Geleneksel üretim ile üretilen kaplamalı ve kaplamasız AISI 316L malzemelerin sürtünme katsayısı eklemeli imalat ile üretilen AISI 316L kaplamalı ve kaplamasız malzemelere göre yüksek çıkmıştır. Eklemeli imalat ile üretilen AISI 316L numunenin ortalama sürtünme katsayısı 0.58, kaplama sonrası bu değer 0.46 ya kadar düşmüştür. Diğer taraftan, özgül aşınma oranı en yüksek AISI 316L-Eklemeli imalat-Kaplamasız numune (0.29 mm3/N/m) ve düşük özgül aşınma oranı AISI 316L- Geleneksel üretim-Kaplamalı numune (0.11 mm3/N/m) olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Eklemeli İmalat (SLM), AISI 316L, Korozyon, Aşınma, Bor Karbür

Murad Khalıgov
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sandviç yapılardaki kafes boyutlarının eğme özelliklerine etkisi

Eklemeli imalat yöntemlerinin gelişimiyle farklı çekirdek yapı modelleri ile oluşturulan sandviç yapıların mekanik performansı ve ağırlık azaltımı çalışmaları kolay bir hale gelmiştir. En iyi mekanik performansı elde etmek için plakanın veya çekirdek yapı malzemesinin değişiminin yanı sıra malzemenin dağılımının veya şeklinin değişimi gibi birçok seçenek vardır. Ergiyik yığma modellemesi (EYM), esneklik, basit işleme, kısa üretim süresi, özel tasarım fırsatı ve bal peteği sandviç yapılarının işlevselliğini artırma yeteneğine sahip bir süreçtir. Ergiyik yığma modeli (EYM) prensibi ile çalışan 3B yazıcılar eklemeli imalat teknolojilerinde PLA ve ABS gibi termoplastik malzemelerin kullanımı ile en sık uygulanan yöntemlerden biridir. Bu çalışmada 7075 alüminyum plakalar kullanılarak ve biyoçözünür malzemeye sahip PLA filamentten EYM yöntemi ile hazırlanan çekirdek yapı malzemesinin reçine ile birbirine yapıştırılması ile oluşturulan beş farklı sandviç yapının üç nokta eğme testi yapılmıştır. Dikdörtgen kafes tasarımı ile yapılan bu çalışmada diğer iki boyutlu farklı şekillerdeki kafes yapıları için de fikir oluşturması amaçlanmıştır. Kafes yapısının alanı aynı tutularak kenarlarının boyut değişimiyle mekanik performansı incelenmiştir. Oluşturulan numunelerin kafes alanları 12 mm²'dir. Numunelerden birinin kafes yapısı kare seçilirken diğer dört kafes yapısı aynı ölçülerdeki ikişer dikdörtgenin yatay ve dikey konumlandırılması ile oluşturulmuştur. Deney sonuçlarına göre kuvvete dik yöndeki kiriş sayısının karşıladığı kuvvete oldukça etkisinin olduğu, dikey konumlandırılanların diğerlerine göre oldukça düşük performans gösterdiği görülmüştür.

Ömer Yay
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hasarlanmış perçin başının hava aracı bağlantılarının mukavemetine etkisi

Havacılık yapılarında yaygın olarak kullanılan MS20470AD-4 tipi dolu perçinler mekanik dayanım, düşük ağırlık ve üretim kolaylığı gibi avantajları nedeniyle yapısal bağlantı elemanı olarak sıklıkla tercih edilmektedir. Ancak üretim hataları, bakım işlemleri veya korozyon gibi nedenlerle perçin başlarında meydana gelen malzeme kayıplarının bağlantı mukavemeti üzerindeki etkisi hakkında literatürde sınırlı sayıda deneysel çalışma bulunmaktadır. Bu eksiklikten yola çıkarak gerçekleştirilen bu çalışmada perçin başı yüksekliğindeki azalmaların bağlantıların statik kesme dayanımına etkisi deneysel olarak araştırılmıştır. Bu çalışmada 2024-T3 alüminyum alaşımı kullanılarak hazırlanan tek perçinli, tek kesme düzlemli bindirme bağlantılar üzerinde baş yüksekliği sırasıyla %0, %25, %50, %75 ve %100 oranlarında hazırlanmış ve her grup için onar adet numune hazırlanarak statik kesme testleri gerçekleştirilmiştir. Deneysel veriler, perçin başı yüksekliğinin kademeli olarak azaltılmasının bağlantının statik kesme dayanımı üzerindeki etkisini ayrıntılı biçimde ortaya koymuştur. Baş yüksekliği %25, %50 ve %75 oranlarına kadar azaltıldığında, bağlantının kesme yönündeki yük taşıma kapasitesinde %100 baş yüksekliğine sahip kontrol grubuyla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Bu durum, belirli bir orana kadar baş yüksekliği kaybının bağlantının yapısal bütünlüğünü kritik düzeyde etkilemediğini göstermektedir. Buna karşılık başın tamamen ortadan kaldırıldığı (%0 baş yüksekliği) grupta, taşıma kapasitesinde yaklaşık %11,3 oranında anlamlı bir azalma tespit edilmiştir. Ayrıca %0 grubunda daha belirgin plastik deformasyon ve şekil bozukluğu gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar, perçin başının yükü dengeli bir şekilde iletmedeki kritik rolünü vurgulamakta ve belirli bir eşik değerin altındaki hasarın bağlantının rijitliğini ve yük taşıma kapasitesini önemli ölçüde zayıflattığını göstermektedir.

Askeri havacılıkAskeri uçaklarBakım onarım+4
Furkan Kaya
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Statik ve modal analiz ile turboşaft motor bağlanti braketi tasarimi

Statik ve Modal Analiz ile Turboşaft Motor Bağlantı Braketi Tasarımı tez çalışmasında, turboşaft motorların testlerinin yapıldığı test odalarında güvenli bölgede çalışabilmek için motor bağlantı braketinin yapısal olarak incelemesi yapılmıştır. Turboşaft motorların testlerinin yapıldığı odalarda alınacak ölçümlerin doğruluğu ve teste tabi tutulan motorların güvenliği birinci önceliktir. Bu nedenle motor bağlantısı elemanlarının sağlamlığı kritik öneme sahiptir. Bu kapsamda test odası bileşenleri detaylı şekilde incelenmiştir. Test odalarının olmazsa olmaz sistemleri, dinamometre, hava ve yakıt besleme sistemleri ile veri toplama altyapısı gibi alt sistemlerden bahsedilmiştir. Tez çalışmasında, motor bağlantı braketi üzerinde statik ve modal analizler gerçekleştirilmiştir. Farklı ağ yapıları karşılaştırılarak ağ bağımsızlık çalışması yapılmıştır. Sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Kartezyen ağ yapısı ve 1,25 mm eleman boyutu en düşük çarpıklık metriği ve en yüksek eleman kalitesi açısından öne çıkmıştır. Statik analiz sonuçlarına göre maksimum eşdeğer gerilme 65,7 MPa ve maksimum toplam deformasyon 0,484 mm olarak hesaplanmıştır. Bu değerlerin belirlenen sınırların üstünde olmadığı doğrulanmıştır. Ayrıca parametrik analiz çalışması ile birlikte motor bağlantısı parçalarının bazı kalınlıkları değiştirilerek yapılan analizler sistemin genel davranışına etkisi değerlendirilmiştir. Modal analiz çalışmalarıyla motor bağlantı parçasının ilk sekiz doğal frekansı ve mod şekilleri belirlenmiştir. Bu çalışma ile sistemin dinamik davranışları incelenmiştir. Özellikle düşük frekanslı modların motordan gelen frekanslardan uzak olmasına dikkat edilmiştir. Rezonans ihtimali bulunan tasarım bölgeleri vurgulanmıştır. Tüm bu analiz sonuçlarından elde edilen sonuçlar, daha rijit motor bağlantı tasarımları oluşturmak ve test sistemi güvenirliliğini artırmak açısından değerlendirildiğinde önemli bilgiler sağlamıştır. Sonuç olarak bu tez çalışması, turboşaft motor test odası tasarımı özelinde, sonlu elemanlar ile yapısal analiz felsefesiyle motor bağlantı braketlerinin değerlendirilmesini hedeflemiştir. Analiz sonuçları hem literatüre katkı sağlamış hem de sahada testlerde kullanmaya yönelik bilgiler sunmuştur.

Jet motorlarıSonlu elemanlar analiziSonlu elemanlar stres analizi
Muhammed Abdulmuttalip Deniz
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Baskı yönüne bağlı olarak eklemeli imalat yöntemiyle üretilen pla parçalarının çekme dayanımı özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, Fused Deposition Modeling (FDM) yöntemiyle üretilen polilaktik asit (PLA) numunelerin mekanik özellikleri üzerinde baskı yöneliminin etkisi deneysel ve numerik olarak incelenmiştir. ASTM D638-14 standardına uygun çekme numuneleri, ZAXE X1 PLUS 3B yazıcı ve PLA-ZAXE filament (Ø 1,75 mm) kullanılarak üretilmiştir. Numuneler, düz(flat) ve dik (upright) baskı yönelimlerinde, ±45° raster açısı ve 0,15 mm katman kalınlığı sabit tutulacak şekilde basılmıştır. Çekme testleri, Shimadzu AG-IS 250 kN cihazında oda sıcaklığında ve 1,4×10⁻³ s⁻¹ gerinim hızında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen gerilme–gerinim eğrilerinden elastisite modülü, akma davranışı, maksimum çekme dayanımı ve kopma uzaması değerleri belirlenmiştir. Deneysel sonuçlara ek olarak, aynı numuneler için sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak numerik analizler gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlar deneysel verilerle karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, düz baskı yöneliminde üretilen PLA numunelerin, dik yönelimde üretilen numunelere kıyasla daha yüksek dayanım ve süneklik sergilediğini göstermiştir. Bu durum, katman birikim yönü ile uygulanan yük doğrultusu arasındaki ilişkinin PLA parçaların mekanik performansı üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Muhammet Osman Üçbunar
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bölgesel uçaklarda kullanılan üç şaftlı turboprop motorunun enerji ve ekserji modellemesi

Havacılık sektöründe sürdürülebilirlik hedeflerine uyum sağlamak uçak sistemlerinin tasarımında temel motivasyon haline gelmiştir. Bununla birlikte havacılıktan kaynaklanan çevresel etkiler daha yakıt verimli motorların tasarlanmasını zorunlu kılmıştır. Bu tez çalışmasında bölgesel havayolu taşımacılığı açısından önemli olan turboprop motorlardan PW127-E motoruna oldukça benzeyen kavramsal bir turboprop motoru için detaylı performans analizi, ekserji analizi ve modellemesi gerçekleştirilmiştir. Turboprop motorunun analizi teorik olarak gerçekleştirilmiş olup bir simülasyon programıyla doğrulaması yapılmıştır. Modelleme analizinde simülasyon programından elde edilen motor verileri kullanılmıştır. Diğer yandan uçuş koşullarının (Mach ve irtifa) ve motor tasarım parametrelerinin (yanma odası çıkış sıcaklığı (YOÇS), booster basınç oranı (BBO), komponent izantropik verimleri) performans indekslerine ve termodinamik indekslere etkisi incelenmiştir. Bu tezin ilk aşamasında turboprop motoruna ait ideal ve gerçek parametrik çevrim denklemleri MATLAB ortamında kodlanarak performans parametreleri gözlenmiştir. Elde edilen sonuçlar gaz türbinli motor simülasyon programından elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Tezin ikinci aşamasında ise PW127-E motor modeli için hem komponent bazında hem de tüm motor genelinde ekserji analizi gerçekleştirilmiştir ve elde edilen sonuçlar ekserjetik indekslerle sunulmuştur. Tezin son aşamasında ise analizlerden elde edilen veri seti kullanılarak hem performans parametreleri hem de ekserji parametreleri regresyon analizi yöntemi ile modellenmiştir. Mach ve irtifaya bağlı SFC modellemesinde farklı regresyon denklemlerinin denenmesi ile R2 değeri 0.9549'dan 0.9995'e iyileştirilmiştir. Diğer yandan BBO ve YOÇS'ye bağlı olarak SFC modelinin R2 değeri 0.7947'den 0.9706'ya yükseltilmiştir. Bu sonuçlara göre motor performans parametrelerinin iç ve dış değişkenlere bağlı olarak düşük hata değerleri ile modellenebileceği gözlenmiştir.

EkserjiModellenme
Onur Yüksel
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uçak kazalarında kök neden analizi: Tenerife uçak kazası incelemesi

Havacılık sektörü, sahip olduğu yüksek güvenlik standartlarına rağmen, zaman zaman sistemsel zafiyetlerden kaynaklanan büyük kazalara sahne olabilmektedir. Bu çalışmada, 1977 yılında meydana gelen ve havacılık tarihinin en ölümcül kazası olan Tenerife uçak kazası, Bow Tie ve FRAM analiz yöntemleri kullanılarak çok boyutlu biçimde incelenmiştir. Çalışmanın amacı, klasik neden-sonuç temelli yaklaşımlar ile işlevsel varyasyon analizlerini karşılaştırmalı olarak uygulayarak, havacılık güvenliği açısından daha bütüncül bir değerlendirme sunmaktır. Hipotez olarak, kazaların yalnızca insan hatalarına değil; aynı zamanda bağlamsal faktörlere, sistem içi etkileşimlere ve kontrol zayıflıklarına bağlı olarak gerçekleştiği öne sürülmektedir. Örneklem olarak Tenerife kazası olay dizisi seçilmiş, analiz birimi olarak olayda yer alan temel sistem işlevleri ele alınmıştır. Yöntem olarak, FRAM Model Visualiser (v3.1.0) ile FRAM diyagramı oluşturulmuş; ardından Bow Tie şeması ile neden-sonuç ve bariyer ilişkileri modellenmiştir. Bulgular, iletişim bozuklukları, düşük görüş koşulları, belirsiz kule talimatları ve insan faktörlerinin zincirleme şekilde kazaya yol açtığını göstermektedir. Her iki yöntemin bir arada kullanılması, olayların sistematik ve bağlamsal analizine imkân tanımış; sonuçta, havacılık güvenliği için önerilen çok katmanlı önleyici stratejiler geliştirilmiştir.

Sivil havacılıkUçak kazaları
Büşra Yıldız
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hibrit enerji kaynaklı insansız hava aracının enerji yönetim sistemlerinin detaylı analizi

Havacılık sektöründeki teknolojik gelişmeler ve hava trafiğindeki sefer ve rota sayıları her geçen gün artmaktadır. Bununla birlikte hava araçlarının birim mesafedeki emisyon miktarları diğer toplu ulaşım araçlarına göre oldukça yüksektir. Avrupa Birliği Komisyonu 2030 yılı için karbon salınımının %50 oranında azaltmasını ve 2050 yılı için ise sıfır karbon salınımını hedeflemektedir. Bu nedenle havacılık alanında daha fazla elektrik kullanımına yönelik çalışmaların sayısı da artmaktadır. Ayrıca, batarya teknolojilerindeki gelişmeler de elektrik sistemlerine geçişi hızlandırmaktadır. Sistem verimliliğini artırmak ve enerji kaynaklarının daha uzun ömürlü olmasını sağlamak için hibrit sistemler tercih edilmektedir. Bu motivasyonla bu tez çalışmasında ana güç kaynağı olarak yakıt hücresi ve ani güç değişimlerinde yakıt hücresine yardımcı Lityum iyon (Li-iyon) bataryadan oluşan hibrit İnsansız Hava Aracı (İHA) sistemi MATLAB/Simulink ortamında modellenmiştir. Hibrit sistemlerde, enerji kaynaklarını kontrol etmek ve İHA'ların verimliliğini artırmak için Enerji Yönetim Sistemine (EYS) ihtiyaç vardır. Bu çalışmada İHA'larda kural tabanlı Termostat Açık/Kapalı, Tip-Ⅰ ve Tip-II bulanık mantık olmak üzere üç farklı EYS yapısı ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Bu tez çalışmasının literatüre katkısı, yakıt hücresi ve Li-iyon batarya ile çalışan bir İHA'ya üç farklı EYS yönteminin uygulanarak analiz edilmesidir. Kullanılacak sisteme ve kaynak sayısına bağlı olarak tercih edilen EYS yöntemi de farklılık gösterebilecektir. Termostat Açık/Kapalı Kontrol Stratejisinde iki kaynak aynı anda kullanılamadığı için sistemin verimi daha düşüktür. Tip-II bulanık mantık tabanlı EYS'nin benzetim sonuçları daha iyi olmasına rağmen yapı olarak daha karmaşıktır ve karar verme süresi daha uzundur. Bu nedenle, Tip-Ⅰ bulanık mantık EYS'nin çoğu uygulamada daha etkin ve yaygın olarak kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Merve Nur Kaya
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elazığ havalimanı havacılık emisyonlarının makine öğrenmesi ile analizi

Havacılığın ulaşım sektöründeki giderek artan payı, havacılık sektörünün küresel ısınma ve kirlenmeye olan etkisinin de incelenmesine yol açmaktadır. Bu etmenler göz önüne alındığında havacılık sektörünün çevreye olan etkisinin incelenmesi, artan küresel farkındalık nedeniyle önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Özellikle, havacılık sektörünün sera gazı emisyonundaki payı göz önüne alındığında, bu konuda yapılacak doğru emisyon hesaplamaları ve ileriye dönük tahminleme çalışmaları, havacılık sektörünün geleceğinin belirlenmesi ve sera gazı emisyonuna yönelik önleyici tedbirlerin alınması için önemli bir etkendir. Bu tez çalışmasında, Elazığ Havalimanını kullanan uçakların yer hareketi (taksi) sırasında atmosfere saldıkları gazların (HC, CO, NOx, CO₂) detaylı bir envanterinin oluşturulması ve bu emisyonların makine öğrenmesi yöntemleriyle tahmin edilebilirliğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Elazığ Havalimanı 2023 ve 2024 yıllarına ait 11042 ticari uçuş hareketini içeren hesaplama sonucunda, uçakların taksi süresi boyunca yaklaşık 1265 kg HC, 20942 kg CO, 6093 kg NOx ve 3,98 milyon kg CO₂ gaz salınımı gerçekleştirdiği hesaplanmıştır. İki yıllık gaz emisyon hesaplamasının ardından, Doğrusal Regresyon, Destek Vektör Regresyonu (SVR), Rastgele Orman (RF) ve Gradyan Artırma Makineleri (GBM) modelleri kullanılarak geçmiş verilere dayalı kısa vadeli tahmin performansları test edilmiştir. RMSE, MAE ve MAPE metrikleri yardımıyla model performansları karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, topluluk öğrenme yöntemlerinin diğer modellere göre daha yüksek doğruluk sağladığını ve en iyi modelde yaklaşık %12 MAPE değeri elde edildiğini göstermiştir. Bu tez çalışması, gerçek taksi süreleri kullanılarak Elazığ Havalimanı için doğruluğu yüksek gaz emisyonları hesaplamasını ve emisyonların makine öğrenmesi modelleriyle tahminlerinin yapılabilirliğini gösteren detaylı bir analizdir. Çalışmanın ileri ki zamanlarda politika yapıcılara, şehir yöneticilerine ve planlamacılara yol gösterecek bilgi ve yöntemler sunacağı öngörülmektedir.

Egzoz emisyonlarıHava alanlarıHava trafiği+1
Kemal Koyuncu
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Havalimanı pistlerinde yabancı madde tespiti için derin öğrenme yaklaşımı

Pist üzerindeki yabancı nesneler, uçuş güvenliğini doğrudan tehdit eden ciddi bir risktir ve bu nedenle hızlı, doğru ve güvenilir şekilde tespit edilmeleri hayati öneme sahiptir. Çalışmanın amacı; havalimanı pistlerinde bulunan yabancı nesnelerin yabancı madde hasarı (YMH) tespitinde kullanılabilecek, derin öğrenmeye dayalı bir nesne algılama sistemi kurmak ve farklı YOLO mimarilerinin (YOLOv5, YOLOv8 ve YOLOv11) performanslarını karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Tezin temel hipotezi, modern derin öğrenme temelli nesne algılama algoritmalarının YMH tespiti görevlerinde geleneksel yöntemlere kıyasla daha yüksek doğruluk, daha az yanlış negatif oranı ve farklı çevresel koşullara karşı daha yüksek dayanıklılık sağlayabileceğidir. Bu doğrultuda, hazır olarak sunulan YOLOv5s, YOLOv8s ve yeni nesil YOLOv11-s modelleri kullanılarak kapsamlı deneyler gerçekleştirilmiştir. Tez kapsamında kullanılan veri seti, havalimanı ortamında toplanmış olan ve 31 farklı yabancı nesne sınıfı ile çeşitli hava ve ışık koşullarını içeren FOD-RUNWAY veri setidir. Değerlendirme sürecinde modeller; doğruluk (precision), duyarlılık (recall), F1 skoru, mAP@0.50 ve mAP@0.50–0.95 gibi çeşitli metrikler kullanılarak kıyaslanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, YOLOv11-s modeli, hafif yapısına rağmen YOLOv5s ve YOLOv8s modellerine kıyasla daha yüksek F1 skoru (0.861) ve daha iyi duyarlılık (0.826) sergilemiştir. Bu durum, özellikle güvenlik açısından kritik olan uygulamalarda yanlış negatiflerin azaltılması açısından önemli bir avantaj sağlamaktadır. YOLOv8s modeli, genel doğruluk ve mAP performansı bakımından öne çıkarken, YOLOv5s bazı durumlarda daha düşük recall oranlarına sahip olmuştur. Ayrıca, YOLOv11-s modelinin yalnızca 9.45 milyon parametreye sahip olması ve yaklaşık 45 dakikalık bir sürede orta seviye donanımda eğitilebilmesi, sınırlı kaynaklara sahip gömülü sistemlerde veya gerçek zamanlı havaalanı uygulamalarında kullanılabilirliğini artırmaktadır. Sonuç olarak, bu tezde herhangi bir yeni mimari geliştirilmeden, hazır ve güncel YOLO modellerinin performansları derinlemesine analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, derin öğrenme yöntemlerinin YMH tespitinde geleneksel sistemlere göre önemli avantajlar sunduğunu ve özellikle YOLOv11-s modelinin hafif yapısı ve güçlü genelleme kabiliyeti sayesinde havalimanlarında gerçek zamanlı ve ölçeklenebilir güvenlik çözümleri için etkili bir seçenek olabileceğini ortaya koymaktadır.

Necip Şahamettin Küçük
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsansız hava araçlarında nokta bulut yöntemi ile iniş pisti analizi

Günümüzde hızlı ulaşım, düşük maliyet ve can kayıplarını azaltması yönünden kullanılmaya başlanılmış olan İHA'lar kullanım alanlarının artmasına bağlı olarak hızlı bir şekilde gelişmeye devam etmektedir. Her ne kadar insansız olarak adlandırılsalar bile bu hava araçlarının bir pilot/uçuş görevlisi yardımıyla kontrol edilmesi gerekmektedir. Yapılan araştırmalar doğrultusunda, İHA kazalarının büyük bir kısmı iniş sırasında gerçekleşmektedir. Bu nedenle, bu kaza oranlarını azaltacak şekilde iniş aşamasında, iniş pistinin görüntü işleme yöntemleriyle tespit edilmesi ve nokta bulut yöntemiyle iniş pistinde bulunan engellerin analizi bu konuda atılacak büyük bir adımdır. Bu tez çalışmasında, İHA iniş sistemlerini anlayabilmek ve kolaylaştırabilmek amacıyla derin öğrenme ağları tabanlı uygulamalara yer verilmiştir. Kanat yapılarına bağlı olarak aerodinamik özellikleri birbirinden farklı İHA çeşitleri bulunduğundan dolayı bu çeşitlerden biri olan Quadrotor için yapım aşaması ve iniş pistinin tasarımı bu çalışmada gerçekleştirilmiştir. Tasarlanan İHA ile iniş yapacağı pistin görüntülerinin alınması ve alınan bu görüntülerin YOLOv8'de işlenmesi sonucunda İHA iniş pisti tespiti sağlanmıştır. İniş pistinin tespit aşamasında pist üzerinde, engel bulunma ve engel bulunmaması durumları belirlenmiştir. Ayrıca, nokta bulut, görüntü işleme, derin öğrenme ağları ve derin öğrenme mimarileri hakkında bilgiler verilerek açıklamalar sunulmuştur. Sonuç olarak, İHA'ların inişi sırasında pist görüntüsünün görüntü işleme yöntemleri ile işlenmesi ve nokta bulut yöntemi yardımıyla analizi yapılarak karşılaştırmaların değerlendirmesi verilmiştir.

Melike Aksu
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kavramsal turbofan motoru komponent verimlerinin performans ve termodinamik indekslere etkilerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında ticari uçaklarda kullanılan V-2500 motoruna oldukça benzeyen bir turbofan motorun parametrik çevrim denklemleri uygulanarak enerji ve performans analizleri yapılmıştır. Bu çalışmanın ana motivasyonu, S-V2500 motorunda fan, kompresör ve türbinin politropik verimi ile yanma odası basınç oranının net itki kuvveti, özgül yakıt tüketimi, ısıl verim ve toplam verim gibi performans parametreleri üzerindeki etkilerini gözlemlemektir. Açık literatürde turbofan motoru ile ilgili yapılan çalışmalara bakıldığında fan basınç oranının, türbin giriş sıcaklığının, kompresör basınç oranının ve by-pass oranının etkileri üzerine birçok çalışma bulunmaktadır. Ancak komponent verimlerinin performans metrikleri üzerindeki etkileri bu alanda eksiktir. Bu çalışmanın bir diğer amacı ise parametrik çevrim analizlerinden elde edilen ideal ve gerçek performans bulguları arasındaki farkı ortaya koymaktır. Ayrıca ideal ve gerçek durumlar için uçuş koşullarının motor parametreleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu analizler için özel kod geliştirilerek S–V2500 motoruna MATLAB ortamında termodinamik ve performans analizleri uygulanmıştır. Ayrıca, ana turbomakine komponent politropik verimlerinin turbofan motor performansı üzerindeki birleşik etkileri hem kalkış hem de seyir koşullarında incelenmiştir. Yani farklı yükseklik ve Mach değerlerinde parametrik analizler yapılmıştır. Böylece uçuş koşullarının S–V2500 motorunun performans metrikleri üzerindeki etkileri gözlemlenmiştir. Diğer taraftan S–V2500 motoruna ilişkin parametrik çevrim denklemleri hem ideal hem de gerçek durumlar için analiz edilmiştir. Böylece ideal ve gerçek hesaplamalar arasındaki fark ortaya konularak mühendislerin motor performansının iyileştirilmesine yönelik karar vermelerine yardımcı olması hedeflenmektedir. Sonuç olarak, politropik verimi daha yüksek olan kompresör ve türbin komponentlerin elde edilmesi halinde turbofan motor toplam veriminin, dolayısıyla çevresel sürdürülebilirliğin başlangıç seviyesine göre daha üst seviyeye çıkarılabileceğini göstermektedir.

Askeri havacılıkSivil havacılıkUçak mühendisliği+1
Serhan Ahmet Cihangir
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İklim değişikliğinin Türkiye'deki havaalanlarına etkileri

İklim değişikliği günümüz dünyasının küresel sorunlarından birisi olarak kabul edilmektedir. Bu konuda hem sorun kaynaklarını tanıma hem de bu sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yapılmaktadır. İklim değişikliği, doğal iklim değişikliklerine ek olarak insan etkinliklerinin atmosferin bileşimini bozmasıyla oluşan bir değişikliktir. İnsan faaliyetleri, özellikle sanayi devrimiyle birlikte iklimdeki değişikliklerde büyük bir rol oynamıştır. Havacılık sektörü de iklim değişikliğiyle yakından ilişkilidir. İklim değişikliği havacılık sektörünü hem etkileyen hem de etkilenen bir faktördür. Havacılık faaliyetleri, sera gazı emisyonlarına katkıda bulunarak iklim değişikliğine etki eder. Uçakların fosil yakıtlar kullanması, atmosfere karbon dioksit, metan ve azot oksitler gibi sera gazlarının salınmasına yol açar. Bu sera gazları, atmosferde birikerek sera etkisi yaratır ve iklim değişikliğine katkıda bulunur. Havacılık sektörü, iklim değişikliğinin etkilerine karşı savunmasız bir sektördür. İklim değişikliğinin yol açtığı hava şartlarının değişimi, uçakların performansını etkileyebilir. Özellikle değişen rüzgâr yönü, artan veya azalan rüzgâr gücü ve yükselen sıcaklıklar, uçakların kalkış performansını olumsuz yönde etkileyebilir. Bunun yanı sıra, iklim değişikliği sebebiyle deniz seviyesindeki yükselme, erozyon, kıyı erozyonu, seller ve kasırgalar gibi olaylar havaalanlarında risk oluşturur. Bu etkiler havaalanlarındaki pistler, apronlar, uçaklar ve diğer yapılar üzerinde hasara yol açabilir ve bu yapıları kullanılamaz hale getirebilir. Ayrıca, bu olumsuzluklar uçuş bakım maliyetlerini artırabilir ve havaalanlarının işletme kapasitesini ve verimliliğini azaltabilir. Bu tez çalışmasında Orange makine öğrenme programı kullanılarak Ankara Esenboğa Havalimanı, Antalya Havalimanı, Diyarbakır Havalimanı, Erzurum Havalimanı, İzmir Havalimanı, Konya Havalimanı ve Trabzon Havalimanına en yakın Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonlarından (OMGİ) alınan meteorolojik veriler ile noktasal iklim değişikliği değerlendirilmiştir. Sonuçlar iklim değişikliğinin varlığı ile beraber; iklim değişikliğinin bölgesel olarak da farklılık gösterdiğini düşündürtmektedir.

Damla Sarıbek
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karbon fiber/Fe3O4 hibrit dolgu malzemesi içeren termoplastik poliüretan kompozitlerin üretimi ve elektromanyetik kalkanlama özelliklerinin araştırılması

Modern teknolojinin hızlı gelişimiyle birlikte, elektronik cihazların yaygın kullanımı hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu cihazlar, çalışmaları sırasında elektromanyetik dalgalar yayarak çevrelerindeki diğer elektronik cihazların performansını etkileyebilir ve parazitlenmelere yol açabilir. Bu durum, özellikle hassas elektronik ekipmanlarda ve kritik uygulamalarda büyük sorunlara neden olabilir. Elektromanyetik girişimin (EMI) bu olumsuz etkilerini azaltmak ve cihazları korumak amacıyla etkili elektromanyetik kalkanlama malzemelerine olan ihtiyaç giderek artmaktadır. EMI kalkanlama malzemeleri genellikle metaller, polimerler ve kompozit malzemelerden oluşur. Metaller, yüksek iletkenlikleri nedeniyle EMI kalkanlama için yaygın olarak kullanılır; ancak yüksek yoğunlukları, düşük korozyon dirençleri ve esnekliklerinin sınırlı olması, bazı uygulamalarda dezavantaj yaratabilir. Polimerler, hafiflikleri ve esneklikleri nedeniyle tercih edilir; ancak doğal halleriyle elektromanyetik dalgaları kalkanlama kapasiteleri düşüktür. Bu nedenle, polimer matrislerin içine iletken ve manyetik dolgu malzemeleri eklenerek kalkanlama özellikleri iyileştirilmektedir. Termoplastik poliüretan (TPU), esnekliği, mekanik dayanımı ve kimyasal direnci gibi üstün özellikleri nedeniyle birçok endüstriyel uygulamada yaygın olarak kullanılan bir polimer malzemedir. TPU'nun bu avantajları, onu EMI kalkanlama uygulamaları için potansiyel bir malzeme haline getirmektedir. Karbon fiber, yüksek mukavemeti, hafifliği ve mükemmel elektriksel iletkenliği ile bilinen bir dolgu malzemesidir. Karbon fiberlerin TPU matrisine eklenmesi, kompozit malzemenin mekanik ve elektriksel özelliklerini önemli ölçüde iyileştirebilir. Ancak, yalnızca karbon fiber eklenmesi EMI kalkanlama etkinliği için yeterli olmayabilir. Bu noktada, manyetik özelliklere sahip Fe3O4 (demir oksit) dolgu malzemesinin eklenmesi, Fe3O4'ün manyetik özellikleri, elektromanyetik dalgaların emilimini artırarak kalkanlama etkinliğini yükseltir. Bu tez çalışmasında; hafif, esnek, ucuz ve geniş bant aralığında çalışabilen farklı oranlarda (hacimce %1, 3, 5 ve 7) karbon fiber/ Fe3O4 dolgu malzemesi içeren poliüretan kompozitler üretilmiş, mikroyapı, dielektrik, permeability, permittivity, iletkenlik gibi özellikleri ve bu özelliklerin EMI kalkanlama performansına etkilerinin araştırılmıştır.

Karbon lifler
Ümmühan Kaya
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Design of unmmanned aerial vehicle and gorund terminal

The aim of this thesis is to design and manufacture a full autonomous unmanned aerial vehicle. Previous studies have been examined, according to the needs of the type of air-vehicle was determined. The most suitable avionics and propulsion elements were chosen as a result of the mathematical calculations based on the approximate capacity of the air-vehicle. The design of the air-vehicle was performed in CATIA V5 according to the elements decided to be used. Production of prototype work was done by 3D printing method. After the revision works, electronic equipment for integration was prepared to the level of sub-assembly. The system was mounted in accordance with the complete designation of the flight controller used. According to the flight controller APM instructions, the required short tests and software downloads to the air-vehicle have been completed. Ground tests and flight tests were completed successfully. Camera and rocket systems were added after the successful flight of the air-vehicle except for the payload. Pre-flight plan required for autonomous flight was prepared. Flight plan was transferred to the air-vehicle flight controller. Images and rocket studies were examined during the given task.

Unmanned aerial vehicle
Enes Özen
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Havacılıkta kullanılan pekiştirilmiş eğri kompozit panellerin düşük hızlı darbe sonucunda mekanik davranışının incelenmesi ve optimizasyonu

Havacılık sektöründe malzeme teknolojileri gün geçtikçe ilerlemektedir. Ahşapla üretilen yapı malzemeleri günümüzde ileri teknoloji alaşımlar, kompozitler ve nanoteknolojik malzemeler gibi alternatif birçok seçenekle geliştirilmiştir. Bu malzemelerin kullanımı ve optimizasyonu da havacılık için önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında, hava araçlarının gövde, kanat ve kuyruk gibi yüzeylerini oluşturan pekiştirilmiş w ve düz plakaların darbe davranışını ve mekanik özelliklerinin optimizasyonu üzerine çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Plaka ve pekiştiricilerin istifleme yönü, kalınlığı, katman sayısı ve katman kalınlığı gibi mekanik özelliklerinin darbe davranışına etkisi incelenmiştir. Darbe sonrası oluşan hasarlar hava aracının üzerine uygulanan dinamik yükler sayesinde çatlak gibi davranarak büyüyebilir ve nihayetinde ana yapısalın başarısız olmasıyla sonuçlanabilir. Tez kapsamında darbe sonucu deformasyon ve titreşim davranışlarının optimizasyonu yapay sinir ağı (YSA) ve Taguchi L9 metodu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Plakalar üzerinde oluşan deformasyon ve ivmelenme değerleri minimize edilmiştir. Karbon T700 malzemesi sonlu elemanlar yöntemi ile uygun geometri modellerine atanarak düşük hızlı darbe testleri gerçekleştirilmiş ve temas kuvveti, ivme, enerji sönümleme miktarı ve yer değiştirme verileri çekilmiştir. Titreşim analizi için ham ivme verileri Hızlı Fourier Dönüşümü (FFT) analizi gerçekleştirilmiş ve baskın frekans değerleri elde edilmiştir. YSA modülü kullanılarak ivme değerlerinin tahminlemesi gerçekleştirilerek en düşük ivme değerinin elde edileceği mekanik özelliklere sahip yapı belirlenmiştir.

KompozitlerOptimizasyon
Tolunay Dağ
İskenderun Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir insansız hava aracı pervanesinin hesaplamalı akışkanlar dinamiği yardımıyla sayısal analizi ve aeroakustik optimizasyonu

İnsansız hava araçları (İHA), çeşitli endüstrilerde (tarım, arama-kurtarma ve gözlem vb.) yaygın hale gelmiştir. Verimli ve çok yönlü çözümler sunmaktadır. Artan kullanım ile insan ve çevre sağlığına etkisi araştırma konusu haline gelmiştir. Topluma yakın çevredeki gürültü emisyonları sakinler üzerinde önemli bir olumsuz etkiye sahiptir. Dikkat edilmesi gereken bir nokta, pervane palası tasarımı ve pervanenin çalışmasıyla oluşan gürültü emisyonlarını azaltmaktır. İHA pervane palalarındaki basınç dalgalanmaları, pala uçlarında oluşan girdap ve pala arkasında oluşan türbülans etkileri gibi nedenler gürültüye sebep olabilir. Bu gürültü kontrolünün tasarım etkenleri dikkate alınarak yapılmasına odaklanılmıştır. Bu tez çalışmasında, pala kesit geometrisinin aerodinamik performansında iyileştirilme çalışması yapılmıştır. Ardından doğrulanan yöntemin 3 boyutlu pervane geometrisinin aeroakustik optimizasyon çalışması yoluyla pala açısının akustik güç seviyesi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Pala kesit profili olarak NACA4412 ve E63, pervane modeli olarak 280 mm çapında 2 palalı bir pervane (GHK 11x4,7SF) kullanılmıştır. Pala kesit geometrileri ve pervane modeli ANSYS Fluent programı Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) yöntemi kullanılarak oluşturulmuştur. Pala kesit geometrisinin aerodinamik performans (taşıma-sürükleme oranı) oranına bakılırken pervane modelinin akustik güç seviyesi incelenmiştir. Pala kesit geometrisi için Taguchi L9 ortogonal dizisi kullanılırken pervane için Taguchi L27 metodu kullanılarak, pala kesit geometrisi için optimum aerodinamik ve pervane modeli için optimum aeroakustik performans elde etmek amacıyla optimizasyon çalışması yapılmıştır. Kesit ve şekil optimizasyon çalışması neticesinde itkiden bir miktar kayıp ile pervane akustik güç seviyesinde en az 4,36 dB ve en fazla 7,126 dB düşüş elde edilebileceği gösterilmiştir.

Veysel Erol
İskenderun Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsansız hava araçlarında çoklu pervane sistemi kullanımının uçuş performansına etkisinin sayısal olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, toplam kalkış ağırlığındaki değişikliklerle elektronik donanım ve pervane tipini değiştirmeden yatay ve düşey yönlerde birden fazla pervane kullanarak Sabit Pervaneli İnsansız Hava Araçları ihtiyacını gidermeye çalışmaktır. İnsansız hava araçlarında, birçoğunda yakıt sistemi olarak depolanan bir batarya yardımıyla elektrik gücünü etkin bir şekilde kullanarak enerji ihtiyacı karşılanmaktadır. Uçuş yüksekliği, uçuş yüksekliği, gövde ağırlığı ve faydalı yük bilgileri sonucunda uçağın ihtiyaç duyacağı tüm motor, batarya ve pervane sistemlerinde değişiklikler olacaktır. Elektronik donanımların ağırlığı ve maliyeti, uçağın kalkış ağırlığındaki artış miktarıyla orantılı olarak artmaz. Örneğin batarya kapasitesinin 2 katına çıkmasını istiyorsanız, bataryanın ağırlığı ve maliyeti 2 kattan daha fazla artacaktır. Ancak gerekli itme gücü, yani uçaktaki ağırlık artışı, tüm elektronik donanımların değişmesine neden olacaktır. Bu çalışma donanımları arasındaki uyumluluk sağlandığında, uçağın ağırlığı değişse bile elektronik donanımların sayısını değiştirerek sorun çözülebilir. Bu çalışmada Ansys Fluent yardımıyla yatay ve düşey yönlerde eşit çaplı ikili ve üçlü olarak yerleştirilen pervaneler arasında belirli bir mesafe bırakılmış, bu mesafenin minimum kaç cm olduğu ve çoklu pervane kullanımında verim kaybı olup olmadığı detaylı olarak açıklanmıştır. Burada çoklu pervane çiftleri hem aynı yönde hem de zıt yönlerde çalıştırılmış ve mesafe ve yön analizleri de yapılmıştır. Ayrıca pervane çiftlerinin uyumluluğu farklı devirlerde benzer olup olmadığı grafiksel ve görsel olarak gösterilmiştir.

Kasım Şahin Dönmez
İskenderun Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kuş çarpmasına karşı havaaracı kanat dizaynının araştırılması

Bu çalışmada, NACA 2412 kesit profiline sahip ve alüminyum 6061 T6 malzemeden imal edilmiş bir uçak kanadının kuş çarpması sonucu oluşan mekanik hasarı incelenmiştir. Analizlerde, öncelikle 1,2 mm cidar kalınlığına sahip ve iç takviyesi bulunmayan kanat yapısı ele alınmıştır. Kanat statik durumda iken, kuşun 38 m/s hızla hareket ettiği varsayılmıştır. İlk analizlerde, kanat cidarındaki von Mises gerilmelerin malzemenin akma dayanımını aşması sebebiyle önemli deformasyonlar gözlenmiştir. Takip eden aşamada, aynı cidar kalınlığında ancak iç profillerle desteklenmiş kanat yapısı değerlendirilmiştir. Mekanik hasarın engellenmesi amacıyla, cidar ve iç destek elemanlarının kalınlıkları sırasıyla 1,3 mm, 1,4 mm, 1,5 mm 1,8 mm ve 2 mm değerlerinde değiştirilerek analizler yapılmıştır. Katı modelleme MoI3D programı ile, explicit sonlu elemanlar analizi ise LS-DYNA yazılımı ile gerçekleştirilmiştir. Kuş çarpması, Smoothed Particle Hydrodynamics (SPH) yöntemi kullanılarak modellenmiştir. Analiz sonuçları, mekanik hasarın oluşmadığı alt sınır kalınlık değerinin 1,4 mm cidar kalınlığı olduğunu göstermiştir. Bu çalışma, uçak kanadı tasarımında kuş çarpması etkilerine karşı dayanıklılık değerlendirilmesine katkı sağlamaktadır.

Nuri Toy
İskenderun Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00