
117
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Tarihsel süreç içinde eski Yunan uygarlığı giyim kültürünün karşılaştırmalı olarak günümüz giysi tasarımına yansımaları
Eski Yunan Uygarlığından önce o coğrafyada yaşamış önemli kültürel izler bırakmış olan ege uygarlıklarının tanıtılmasından sonra Yunan Uygarlığının tarih sahnesine çıkışı, toplumsal yapılanması, kültür ve sanatının biçimlenmesi, dönemin sanat anlayışı gibi bu Uygarlığı tanıtan önemli unsurlardan bahsedilmiştir. Kültürler arası iletişim ve etkileşimin kapsamında kültürel değişimin giyim kültürüne etkileri ve giyim kültürünü biçimlendirmesi ile dini ve mitolojik kaynaklı öğelerin giyim kültürüne etkisi incelenip açıklanmıştır. Eski Yunan Uygarlığı Giyim kültürünün tarihsel süreç içerisinde nasıl geliştiği, Yunanlıların hangi tarzda giysiler giydikleri, modalarının nasıl şekillendi ve nasıl geliştiği, aksesuarların nelerden yapıldığı, nerelerde kullanıldığının incelenmesi ve bunların karşılaştırmalı olarak günümüz giysi tasarımına yansımalarının değerlendirmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Giyim kültürü, Eski Yunan Uygarlığı, Günümüz giysi tasarımı, Tarihsel Süreç.
Sultan III. Selim döneminde geleneksel Türk süslemelerinin Avrupa giysi modası ve sanatına etkisi
Avrupa'da XV.yüzyılda başlayan ve en parlak dönemini XVIII.yüzyılda yaşayan,müzikten edebiyata,sahne sanatlarından dönemin modasına kadar etkili olan Turquerie,uzunca bir süre Avrupa'da Türk temalarının taklit edildiği bir moda akımı oluşturmuştur.Türk sanatı unsurlarının ve motiflerinin yer aldığı sanat eserleri ve eşyalar Turquerie olarak isimlendirilmiştir. XV.yüzyılda korku yaratan Osmanlı Devleti,İstanbul'u fethetmesiyle Avrupa'da büyük bir tehlike olarak görülmüştür.Batı Devletleri,Osmanlı'yı korku unsuru olarak nitelendirmişler ve aynı zamanda korku duydukları imparatorluğa hayran olmuşlardır.Avrupalıların bu hayranlığı,Doğu'yu tanıma isteklerini körüklemiş ve gerek sosyo-kültürel gerek sanatsal açıdan Turquerie'nin temelleri atılmıştır.Bu çalışmada Turquerie olgusunun en parlak dönemi özellikle Osmanlı padişahı III.Selim ile ilgili incelemeler ortaya koyulmuştur.Batı ile Doğu arasındaki etkileşimler tarihsel bir perspektif ile ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde,Osmanlı'nın Batılılaşma sürecine girmesi ile Avrupa'dan örnek alarak yaptığı siyasi,askeri,ekonomik reformlar ve aynı zamanda Avrupa'da Türk imajının tanınmaya başlandığı,Batı'da Doğu etkisinin baş gösterdiği süreç incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde XVIII.yüzyılda reformlarıyla kendisinden söz ettiren III.Selim'in Batı ile karşılaştırmalı yenilik faaliyetleri ve sanatsal çalışmalarına değinilmiş,ayrıca III.Selim'in kurduğu daimi elçiliklerin Turquerie modasını nasıl canlandırdığı incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise,Avrupa'nın Osmanlı'ya karşı beslediği,korku duygusunun yerini hayranlığa bırakması sonucunda Avrupa'da hızla yayılan Tuequerie'nin tarihsel perspektif içerisinde ortaya çıkmasındaki faktörler ve Avrupa'da iç mekandan sahne sanatlarına,edebiyattan modaya kadar uzanan bu akım,sebep sonuç içerisinde incelenmiştir.
Dünya müzelerinde Osmanlı kumaş ve halıları
Asırlar süren Osmanlı İmparatorluğu'nun, sosyo-politik gücü ve görkeminin yanı sıra, sanata karşı duruşları ve sanat zevki göz ardı edilemeyecek kadar ihtişamlıdır. Ancak Türk sanatının Osmanlı'ya gelene kadarki, tarihi sürecini de göz ardı etmemek gerekir. Kökeni ilkel devirlere kadar dayanan bu sanatın, İslamiyet öncesi devirde başlayan oluşumu, İslamiyet'ten sonra şekillenmeye başlamıştır. Türk Sanatı'nın gelişimi Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 16.yüzyılda en nihai şeklini şeklini almıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nda verilen eserlere Batı her zaman büyük hayranlık beslemiştir. Özellikle kumaşlarının ve halıların kalitesi, özgünlüğü ve gösterişi her zaman dikkat çekmiştir. Şu an dünya müzelerinde ve özel koleksiyonlarda bu kadar çok kumaş ve halının olması, o ihtişamlı zamanlarda, yurt dışına çok fazla eşyanın çıkarıldığı sonucuna ulaşmamızı sağlamaktadır. Çoğunluğu 16. yüzyıla ait olan bu eserler, Türk sanatının o dönem ki görkemli halini de sergilemektedir. Bu araştırmada, dünya müzelerindeki kumaş ve halıları incelemeden önce, Türk süsleme sanatının gelişimi üzerine inceleme yapılmış, dönemsel gelişimi kronolojik olarak irdelenmiştir. Türk süsleme sanatının kökenine kadar inilerek başlangıcından, en görkemli zamanına kadar, hangi eserlerde ne şekilde kullanıldığını da araştırmaya dahil edilerek dünya müzelerinde yer alan Osmanlı dönemi kumaş ve halılarını da incelenerek,araştırma görsel ve yazılı kaynaklarla desteklenmiştir. Anahtar Kelime: Osmanlı Devleti, Türk sanatı, İslamiyet, Müze, Kumaş ve Halı
Çağdaş giysi tasarımında dekonstrüktivist yaklaşımlar
İlk çağlarda örtünme ve korunma içgüdüyle başlayan giyinme serüveni zaman içerisinde coğrafi, bilimsel, kültürel ve birçok sanatsal gelişmelerle günümüze kadar değişime uğrayarak günümüzdeki şeklini aldığı yapılan araştırmalarda incelenmiştir. Bununla beraber tarihsel süreçte Romantizmden Postmodernizme kadar süregelen birçok sanat akımının giysi modasında etkili olduğu görülmüştür. Aslında ilkçağlardan günümüze kadar sanat akımlarıyla sürekli değişikliğe uğrayan giysi modası yapısal olarak çeşitli değişikliklere uğradığı görülmüştür. Felsefe, dilbilim, mimarlık, sosyoloji, sanat gibi alanlarda etkisini gösteren dekonstrüksiyon, son yıllarda moda tasarım alanında da etkili bir yöntem olmuştur. Çalışma kapsamında yapılan yazılı ve görsel literatür taramaları da bu açıdan değerlendirildiğinde 1960'lı yıllarda ortaya çıktığı düşünülen dekonstrüktivizmin ilkçağlardan itibaren değişime uğrayan giysi modasının içinde etkili olduğu söylenebilir. Bu tez çalışmasında, moda tasarımı alanında postmodernizmin eleştirel söylemi ve felsefi bir düşünce yöntemi olan dekonstrüksiyon kavramının süreci, giysi modası etkileşimi ve sanatsal ifade biçimi olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Dünyanın en eski ve en büyük sektörlerinden biri olan tekstil ve moda endüstrisi günümüzde çevreye en fazla zarar veren sektörlerden biri olduğu bilinmektedir. Tekstil ve moda endüstrisinde tasarım, sanat ve sürdürülebilirlik arasındaki ilişki birçok farklı türde, birçok ortam ve zaman diliminde birbirlerinden etkilendikleri görülmüştür. Tasarım unsurları ve ilkelerinin giysi yapı özellikleri ile dekonstrüksiyon tasarım unsurları incelenerek özgün tasarımlar hazırlanmıştır. Biçki ve deneysel kalıp sistemleri kullanılarak atıl ve atık materyallerle on parçalık bir koleksiyon hazırlanarak geri dönüşüme dikkat çekilmiştir.
Giyilebilir sanat bağlamında kumaş manipülasyonları
Dünyada ortaya çıkan farklı geleneklerinyansımaları ile tekstil sanatı teknik ve yöntemler sayesinde tekstil sanatçılarına sanatsal anlamda üretime fayda sağlamıştır. Tekstil üretim geleneği zamanla değişime uğradığı, tekstil üretiminde tekstil sanatçılarının, tasarımcıların tekstil üretim biçimlerinde farklı arayışlara girerek daha özgün tasarımlar üretmek ve ortaya çıkarmak için kumaş manipülasyonlarına yöneldiği görülmektedir. Tekstil sanatın da farklı tarz ve yönelimleri çerçevesinde sanatçıya üretim ve yaratma sürecindefarklı teknik malzemeler ile doku, yüzey, kumaş manipülasyonları ve sanatsal üretim yapabileceğine işaret etmektedir. Çalışmanın uygulama bölümünde giyim tasarımında işlevselliğin yanı sıra sanatsal anlatım dilinin önem kazanmasıyla deneyselliğin bir arayış olmaktan çok anlatım biçimi olarak şekillendiği yenilikçi malzeme arayışlarından yola çıkarak, tekstil malzemeleri ve tekstile ait olmayan malzemeleri de bir arada kullanarakdoku, yüzey, giysi tasarımı, kumaş manipülasyonları vetuval üzerine sanatsal çalışmalar yapılmıştır.
Sanat ve giyim ilişkisi bakımından dijital oyun giysi tasarımlarının incelenmesi
Bilgi teknolojilerinin yaşamın her alanında etkisini hissettirdiği dijital çağda, kültür endüstrisinin popüler ürünü dijital oyunlar sosyal ve ekonomik bütüncül bir olgu olarak değerlendirilmektedir. Kuşaklar üzerinde kullanım oranları değişiklik göstermekle birlikte kapsayıcı bir etkiye sahiptir. Dijital oyunlar, temelde yaratılan bir evren kurgusunda sunulan bir konsept tasarımına ve stratejiye dayanır. Yeni bir evren algısı konsept tasarımının detayları ve bütünselliği ile ilişkilidir. İnandırıcılığı ve oyuncunun dahiliyetini bu bütünsel konsept ile sağlar. Mekân, atmosfer ve karaktere dayalı konsept tasarım unsurlarından karakter, bu araştırma kapsamında önce çıkan bileşendir. Karakter ve karakterle doğrudan ilişkili beden algısı beraberinde giysi ve giyim unsurlarını getirmektedir. Tarihsel süreçte tasarım ve sanat birbiriyle etkileşim halinde olmuş ve sanat akımları tasarımlarda temel alınan referanslar noktaları olmuşlardır. Bu nedenle konsept sanatı, sanat akımları ve teknolojinin giysi ve bedenle buluştuğu dijital oyunlar bu kavramların kesişim noktasında yer almakta ve bu doğrultuda ürünler sunmaktadır. Aynı zamanda günümüzde artan gelirleri ile dijital oyun endüstrisi ticari değeri ile farklı endüstrilerin dikkatini çekmiş ve iş birliklerine zemin hazırlamıştır. Moda endüstrisi bu iş birliklerine örnek olacak niteliktedir. Gelecek öngörülerinde bilgi teknolojilerindeki artışa paralel, oyun ve oyun gelirlerinin artması iş birliklerini, kullanım alanlarını ve tasarım özelliklerinin artacağını destekler niteliktedir. Bu öngörüler ışığında vücut örtüsünden tasarımın parçası olarak kültürel ve ideolojik nesnelere dönüşen dijital oyun giysi koleksiyonları giyim unsurları ve sanat akımları bağlamında incelenecektir. Araştırmada öncelikle dijital oyunlar ve oyunların tarihsel gelişimi, kullanım alanları ve motivasyonları incelenip dijital oyun endüstrisine genel bir bakış sunulacaktır. Benzer şekilde tarihsel süreçte sanat akımlarının tasarıma ve özellikle geçmiş ve günümüz modasının kaydını tutan giysiye yansımaları incelenecektir. Seçilen 9 farklı dijital oyun genel ve görsel analiz parametrelerine göre değerlendirilip, giysi koleksiyonları belirlenen 20 detay görsel sanat ve giyim ilişkisi bağlamında değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Dijital oyun, Dijital oyun iş birlikleri, Sanat ve giyim ilişkisi, Oyun giysi koleksiyonu
Geleneksel Türk el dokumalarının giysi modasına etkisi üzerine bir örnek: Tekirdağ el dokumaları ve kumaş yüzey önerileri
El sanatları, bir milletin kültürünü simgeleyen tanıtan önemli bir unsurdur. Tarihsel süreç içerisinde dokuma sanatı en eski el sanatlarından biridir. İnsanlık tarihine paralel olarak sürekli gelişim göstermiş, çeşitli coğrafyalarda farklı zamanlarda, farklı hammadde ve tekniklerin kullanılmasıyla sanatsal olarak bütün kültürlerde yer bulmuştur. Dokuma zaman içerisinde estetik ve tasarım kavramlarıyla değişim göstermiştir. Estetiğin işlevle birleştiği günümüz dokuma sanatına gelenekselden esinlenerek kendi değerlerimizden ve kültürümüzden yola çıkarak farklı ve ayırt edici yeni tasarımlar ve önerilerde bulunmak amaçlanmıştır. Dokumalar çeşitli inanç, töre, iklim, yaşam biçimi vb. etkilere göre şekillenmiştir. Her bölgenin kendine özgü dokumaları vardır. Çalışmanın asıl konusu Tekirdağ yöresel el dokumalarıdır. Balkanlardan göç edip, Tekirdağ ili ve ilçelerine yerleşen, el dokuma sanatı ile uğraşan zanaatkarların geleneksel dokumaya katkıları ele alınacaktır. Göçlerle bölgeye gelen mübadil ve muhacirler hayatın her alanında canlı ve renkli yaşamlarından taviz vermeden yerleştikleri topraklara renk ve kültürel zenginlik getirmişlerdir. Düğünleri, folkloru, müzikleri, giysileri, dokumaları, oyaları, kilim ve yaygıları ile Tekirdağ ilçe ve köylerinde zengin bir kültür oluşturmuştur. Bu çalışmanın sonucunda, Tekirdağ yöresi el dokumalarından ilham alınarak, farklı teknik ve malzemeler kullanılarak, günümüz moda eğilimleri ışığında dokuma kumaşlarda yapısal, yüzeysel ve malzemenin hacmini geliştirici, üç boyutlu ve rölyef etkili çok yüzeyli özgün kumaş tasarımları yapılmıştır. Bu bağlamda, moda endüstrisine, kumaş yüzey ve giydirme uygulamaları ile yeni önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: El Sanatları, El Dokuma, Kültür, Geleneksel, Tekstil Tasarımı
Tekstil ve moda endüstrisinde inovatif yaklaşımlar: İleri dönüşüm ve dijitalleşme
Bu araştırmanın amacı, ileri dönüşüm ve dijitalleşme olanaklarının çevreye sürdürülebilirlik konusunda olan katkısını tekstil ve moda endüstrisi üzerinden incelemektedir. Tekstil ve moda endüstrisinde son birkaç yılda ortaya çıkan hızlı moda ve dolaylı olarak bilinçsiz tüketimin etkisi ile kıyafet, kumaş, ayakkabı ve aksesuar vb. ürünlerde çok fazla ürün değişikliğine ve satın alıma teşvik etmektedir. Günümüzde doğal kaynak kullanımı, imalat, fabrikaların çalışması ve 2014 yılı araştırma verilerine göre tekstil atıkları Dünya'da çöplüklerin %5'ini kaplamaktadır. Sürdürülebilirliğin temel amaçlarından çevre kirliliğinin önüne geçmek için yapılması gerekenler, çevresel etkenler konusunda bilinçlenmek, atık azaltmak ve üretim süreci ile çıkan atıkların geri dönüşüm ve ileri dönüşüm yöntemleri ile dönüştürülüp tekrar üretime ve yeniden kullanım sürecine dâhil edilmesidir. İleri dönüşümde geri dönüşüme kıyasla hiçbir endüstriyel üretim işleminden geçirilmeden atık olarak görülen ürün ya da kullanılmış bir ürünü üzerinde yapılan değişiklikler, tamirat ve değerini yükseltip yeniden tasarım ile ev, ofis veya atölyede gibi ortamlarda kolaylıkla uygulanılabilmektedir. İleri dönüştürülemeyecek hiçbir ürün yoktur. İleri dönüşüm geri dönüşüme kıyasla enerji, hammadde, karbon ayak izi, su ayak izi ve çevre kirliliğine sebep olmamaktadır. Buna göre, tüketim çılgınlığı ile bilinçsiz tüketim yapmak ve doğaya dolaylı yoldan zarar vermek yerine tekstil ve moda endüstrisinde sürdürülebilir gelişen teknoloji,7R unsurları, ileri dönüşüm ve geri dönüşüm vb. uygulamaların gelişmesi ile fazla tüketimin önüne geçilebilir. Böylece tek kullanımlık ürünler yerine kişiye özel ve özgün ürünler ile istenilen atık azaltımı, bilinçsiz tüketim ve çevre kirliliğinin önüne geçilebilir. Bu araştırmada belirtilen unsurların neden olduğu zararların inovatif yaklaşımlar ile birlikte ortaya çıkan dijitalleşme olanakları ve ileri dönüşüm uygulamaları tekstil ve moda endüstrisi özelinde incelenecektir.
Moda ve marka olgularının ortaöğretimdeki bireylerin üzerindeki etkisi
İnsanlık tarihi boyunca temel ihtiyaç basamağında yer alan giyinme kavramı, yaşadığımız çağda, moda olgusuna dönüşmüş ve giyinmek temel ihtiyaç basamağından yükselerek, daha üst basamaklardaki, kişilerin diğer duygusal ihtiyaçlarını karşılama araçlarından biri haline gelmiştir. Moda olgusu, hızlı ve rekabetçi bir sektörde boy gösterdiğinden dolayı, ürünlerin birbirinden ayrılmasını sağlamak adına markalara ihtiyaç duyulmuş ve marka olgusu var olmuştur. Sanayi devriminin ardından, endüstriyel ve teknolojik gelişmelerin hızlanması ile daha fazla marka, üretim faaliyetine geçtiği için, rekabet ortamı canlanmış, bu sayede marka olgusu kavramının içini dolduracak gelişmelere imza atılmıştır. Özellikle yaşadığımız dönem içerisinde, sosyolojik ve psikolojik etkileri fazla olan moda ve marka olguları, yetişkinleri etkisine alırken, ergenlik olarak adlandırılan döneminde, çocukluktan yeni ayrılmış, aynı zamanda çevresini bir yetişkin gözüyle fark etmeye ve anlamlandırmaya çalışan, yoğun bir eğitim sürecinden geçen ortaöğretim düzeyindeki gençleri de, sosyal medya ve bağlı olduğu sosyal grup aracılığı ile fazlaca etkilediği düşünülmektedir. Bu düşünce ile geleceğimizi oluşturacak bu gençlerin, moda ve marka olgularından ne şekilde etkilendiğini öğrenmek için, İstanbul ilindeki, Avcılar Firüzköy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde, bir grup öğrenciye anket çalışması uygulanarak, elde edilen sonuçlar çalışmaya eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Moda, Marka, Ergenlik, Hızlı Moda, Sürdürülebilirlik
1980 sonrası Türkiye'de spor giyimin gelişimi ve spor giysi tasarımında çağdaş yaklaşımlar
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de 1980 ve sonrasındaki popüler kültürü, tüketim toplumunu, Türkiye'de ki gençlik kültürünü ve spor giyimin gelişimini, medya alanındaki gelişmeleri ele alarak bunların günlük yaşama etkilerini ve moda sektörüne etkilerini spor giyimin temeline dayandırarak spor giyim tarafından incelenmektedir. Ancak günümüzde ise spor giyimin ortaya çıkması ve spor yapmak ile kısıtlı olmayan kullanım şekilleri tasarımcılar tarafından ele alınmış, bilinen dışında yeni bir giyinme biçimi olarak tercih edilir hale gelmiştir. Odak noktası 1980 ve daha öncesinde spor giyim kavramının sadece insanlar tarafından ihtiyaç olarak tercih edildiği, bu yıllarda erkeklerin ata binme, avcılık, balık tutma gibi kırsal alanlarda yapılan aktivitelerde spor giyimi kullandıkları ya da spora giderken tercih ettikleri bir giyim tarzı olduğu görülmüştür. 1980 ve sonrasında popüler kültürün gelişimiyle beraber spor giyim yaygınlaşmıştır, tüketiciler medyanın gelişmesiyle beraber giyim davranışlarını taklit etmeye başlamış ve yeni giyim tarzlarını oluşturdukları görülmüştür. 1980'de yaşanan dönüşümlerle beraber ise spor giyim günlük yaşamın bir parçası haline gelmiş ve günlük giyimi etkileyecek şekilde giyim davranışlarına dahil olmuştur. İnsanlar yalnızca spora giderken değil, günlük yaşamalarında rahat edebilmek için alışılagelmiş giysi tüketim biçimini ortaya koymuştur. Sporun günlük yaşama dahil olması ve spor giyimin ise amacı dışında modaya dönüşmesi günümüz tasarımcılar tarafından yeniden ele alınmış ve yeni giyim türlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
Giysi tasarımında biyomimesisin incelenmesi ve biyomimetik yaklaşımla bir tasarım önerisi
Tasarımın bir sanatçı tarafından üretilmesindeki ilk öğretici doğa olmuştur. Çevresinde gözlemlediği organizmaları ilham noktası belirlemiş ve onları eserlerinde kullanmıştır. İlkel kabile uygarlıklarında mimetik algısı; form ve malzeme olarak taklit edilmiştir. Formlarında hayvansal, bitkisel ve geometrik formlar kullanmışlardır. Form ve malzeme kullanımındaki taklit ile yeryüzünün ilk sanatsal çalışmalarını oluşturmuşlardır. Tasarımın birçok disiplininde yer almaktadır. En bilindik örnekleri mimari alanında yapılmıştır. Çalışmada doğanın tasarıma aktarım yöntemleri ele alınarak Biyomimetik yaklaşıma dayalı giysi tasarımlarının araştırılması ve analiz edilmesi hedeflenmektedir. Çalışma nitel bir araştırma olarak yapılmıştır ve beş bölümden oluşmaktadır. Doğadaki sistematik yapının anlaşılması önem taşımaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, giysi tasarımı ile biyomimesin ilişkisi kapsamında biyomimetik yaklaşımla giysi tasarımında uygulanabilirliğini araştırmak olarak belirlenmiştir. Doğanın matematiksel kurallarını öz benzeşim, kendine benzerlik ve fraktal boyutları ile ele alarak kalıp ve manipülasyon tekniklerinde yeni uygulama alanları oluşturmaktır. Tasarımcı, moda ve tekstil tasarımında doğanın işleyişini sistematize ederek taslak çizimlerini ve sürecini analiz etmiştir. Analiz edilen tüm verileri değerlendirerek koleksiyon hazırlama aşamalarını gerçekleştirmiştir. Tasarımcı doğanın işleyişini analiz etmek için "Doğa belirlenen gereksinimler doğrultusunda nasıl bir metod uyguluyor? Form oluşumu nasıl gerçekleştirilmiş ve hangi yol izleniyor?" sorularının cevaplarını aramıştır. Bu cevaplar ile tasarım fikrini şekillendirmiş ve çözüm yollarının oluşturmasında bir iş akışı tablosu oluşturmuştur. Bu süreç doğrultusunda koleksiyonlarını hazırlamıştır. Koleksiyon, doğanın matematiğinden yola çıkılarak oluşturulmuştur. Koleksiyon 10 tasarımdan oluşmaktadır. Tasarımların kalıplarında Fibonacci ve Lucas Sayı Dizileri, Fraktal geometrinin türleri kullanılmıştır. Kalıp sisteminde bu oranların kullanılabilirliği incelenmiş ve uyarlanmıştır. Kademeli artış ve oranlar kadın bedeninde ölçülendirilmiştir. Koleksiyondaki kalıp ve yüzey uygulamalarında kullanılan ölçü ve oranların estetik bütünü oluşturmada önemli bir rol oynadığı sonucu bulunmuştur. Doğanın taklit edildiği bu matematiksel yöntemlerin kalıp hazırlama ve kumaş manipülasyonlarında da kullanılması tasarımsal yapıyı kuvvetlendirmiş ve bütünsel ahenk, bilinçli olarak yakalanmıştır. Anahtar Kelimeler: Biyomimesis, Biyomimikri, Fraktal Geometri, Altın Oran, Tasarım, Giysi Tasarımı.
Sanat ve giysi modası ilişkisi içinde yenilikçilik ve gerçeküstücülük
Modernizmin ışığında XX. yüzyılın gelmesi ile birlikte klasik sanat anlayışının yerini giderek modern sanat anlayışına bırakması her alanda köklü değişikliklerin yaşandığı dönemi beraberinde getirmiştir. Moda kavramı sanatla birlikte anılmaya başlamış, sanat ve moda etkileşimi yoğun olarak gündeme gelmiştir. Tasarımcılar sanat eserlerinden ilham almış ve sanatçılar da tasarımcılar ile ortak çalışmalara imza atmıştır. Bu birliktelikteki modern sanat akımlarından önde gelen ve etkisini en uzun sürdüren Gerçeküstücülük akımı araştırmanın konusunu oluşturmaktadır.
Atıl denim ürünlerinin rekonstrüksiyon yaklaşımıyla tasarım uygulamalarında değerlendirilmesi
Günümüzde tüketiciler hem rahat hem de estetik bir yaşam tarzını tercih etmektedir. Kumaş seçiminde, rahatlık, estetik ve günlük kullanıma uygun dayanıklılık önemlidir. Denim ürünler, dayanıklı, esnek ve rahat olmalarının yanı sıra, modaya uygun olarak da kabul edilmekte ve dünyanın her yerinde günlük giyim alanında en yaygın olarak kullanılan ürünler arasında bulunmaktadır. Tekstil ve moda endüstrisinde sürdürülebilirlik, son yıllarda belirgin bir şekilde artış göstermiştir. Özellikle denim gibi yaygın olarak kullanılan ürünlerde bu değişim çok net bir şekilde görülmektedir. Firmalar, iş stratejilerini çevre dostu yaklaşımlarla yapılandırıp resmi sürdürülebilirlik sistemleri oluşturarak bu dönüşümü başlatmışlardır. Sürdürülebilir moda, kapalı döngü tedarik zinciri yönetimi, kurumsal sosyal sorumluluk ve ekonomik sürdürülebilirlik gibi alanlara odaklanmaktadır. Kapalı döngü tedarik zinciri yönetimi, ürünlerin yaşam döngüsünün sona ermesi ve kaynakların tekrar kullanılmasıyla çevresel etkiyi azaltmayı hedeflemektedir. Tekstil endüstrisi, sürdürülebilir materyallerin kullanımını teşvik ederek, geri dönüşümü destekleyerek ve atık üretimini en aza indirerek bu hedefe ulaşmaya çalışmaktadırlar. Tez çalışmasında, atıl denim ürünlere, kullanım ömrünü dolduran kumaşlara ve atık parçalara; kesim, dikim, aksesuar aplike, kumaş aplike, kumaş manipülasyon, aksesuar manipülasyon, nakış, tığ işi, elde kalın süs dikiş, elde ince süs dikiş, pentür baskı ve el dikişi gibi teknikler uygulanılarak, toplam 30 adet denim ürün üretilmiştir. Atıl ürünlerden, 14 adet etek, 4 adet şort, 3 adet ceket, 3 adet pantolon, 3 adet çanta, 2 adet elbise ve 1 adet üst giyim tasarımı çalışılarak, 7 farklı üründen 8 adet, 3 paça parçası ve 1 üründen 2 adet, parça kumaşlardan 4 adet olmak üzere toplamda 30 adet, benzersiz tasarım ürünlere dönüştürülmüştür. Bu çalışmanın başlıca amacı, atıl denim ürünlerinde rekonstrüksiyon yaklaşımının sürdürülebilirlik kavramıyla nasıl bütünleşebileceğini incelemektir. Tez kapsamında, kullanım durumunda olmayan denim ürünleri daha yüksek katma değere sahip ürün tasarımlarına dönüştürülmüştür. Böylece rekonstrüksiyon yaklaşımın, moda sektöründeki etkisi ve çevresel açıdan sağladığı katkılar vurgulanarak, gelecek nesiller için daha bilinçli ve çevre dostu bir moda yaklaşımının teşvik edilmesi hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Denim, denim yıkama, ileri dönüşüm, lazer, moda sektöründe sürdürülebilirlik
Postmodern dönemde sanatsal bir ifade aracı olarak dikiş ve tekniklerinin plastik sanatlardaki yeri
Bu çalışmada, sanatçıların tekstil malzemeleri ve dikiş ve tekniklerine yaklaşımı incelenmiştir. Özellikle 20. yüzyılın başlarından itibaren sanat dışı teknik ve malzemelerin, sanat alanında kullanımı artmaya başlamış, buna bağlı olarak yeni sanat ve ifade biçimleri ortaya çıkmıştır. 1950' li yıllarda tekstil malzemeleri ve tekstil temelli teknikler, geleneksel sanatın bir alt dalı olarak ele alınırken, 1980' li yıllardan itibaren postmodernizm ve çağdaş sanatın bir parçası olarak tekstil sanatında da kendine yer bulmuştur. Tekstil malzemeleri ve dikiş teknikleri, çeşitli zanaat alanlarında birleştirme ve süsleme amacıyla kullanılmaktadır. Farklı disiplinlerde çalışan sanatçıların bu tekniklere yaklaşımında, yapısal ve estetik zenginlikleri etkili olmaktadır. Dikiş ve teknikleri, sanatsal üretim aracı olarak kullanılmasıyla beraber yeni anlamlar ve işlevler de kazanmıştır. Görsel ve işlevsel anlamları bakımından; metafor, göstergebilim, manipülasyon tekniği, deneysel teknik olmak üzere sanatçıların elinde yeniden şekillenerek üretim aracı olmanın ötesine geçmiştir. Sanatçı ve tasarımcılar için sınırsız bir malzeme ve teknik olarak kullanılması bakımından; disiplinlerarası bir anlam kazanarak,sanat ve zanaat kesişiminde varlığını sürdürmektedir. El, göz ve hayal gücünün yaratım sürecinde beraber çalıştığı duyusal ve duygusal senkron söz konusu olmaktadır. Renk, form ve doku, tekstilin estetik özelliklerini oluştururken, insan algısı ve belleği üzerinde de etkiler yaratmaktadır. Giysiler örtünme amacı dışında farklı anlamlar da ifade etmektedir. Giysilerin bireyler için kendini ifade etme ve dikkat çekme gibi farklı amaçlarla kullanılması Postmodern Dönemin etkilerinden biridir. Özellikle giysi tasarımında yer alan detaylarda, moda ve plastik sanatlar etkileşime girmektedir. Bu durum, sanat ve moda alanlarının, giysi tasarımında ortak çalışmalarını desteklemektedir. xiv Bu çalışmada dikiş ve teknikleri kullanılarak, 10 adet tekstil yüzeyi çalışması ve 10 adet giysi tasarımından oluşan koleksiyon hazırlanmıştır. Koleksiyon çalışmalarında dikiş ve teknikleri, sadece birleştirmek için değil, yüzeylerde renk, hareket, boyut gibi etkileri oluşturmak için de kullanılmıştır.
Türkiye'de bilgisayar destekli kalıp tasarım sistemlerinin hazır giyim endüstrisi ve moda tasarımı eğitimlerine uyumlanma süreçleri
Türkiye'nin tekstil, hazır giyim ve moda alanında üretim ihracat eğrisinin yükselmesi, küresel dünyada hak ettiği yere gelebilmesi bu alanda gelişen teknolojiyi takip etmesi ile mümkündür. Üretim odaklı bilgisayarlı sistemlerin Türkiye'ye ilk gelişi, hazır giyim sektörünün bilgisayarlı teknolojiler ile tanışması, bilgisayarlı sistemlerin sektör ve üniversite uyumlanma süreçlerinin saha çalışması ile taranması gerek sektörde gerek akademik sahada hafızanın yenilenmesi bakımından önem teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye' de moda tasarımı eğitimi veren üniversitelerin ve hazır giyim sektörünün bilgisayar destekli kalıp hazırlama sistemlerine geçişini ve uyumlanma süreçlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda kalıp tasarım sistemlerinin hizmet sağlayıcıları Türkiye ofisleri, moda tasarımı eğitimi veren üniversiteler ve hazır giyim sektörü ile görüşülmüş; görüşülen yerlerin mevcut durumları incelenip, uyumlanma süreçlerine ilişkin sorunları tespit edilerek bu sorunlara çözüm önerileri sunulmuştur. Bu araştırmada elde edilen veriler ekte yer alan görüşme formları üzerinden e-posta ve bire bir görüşmeler ile elde edilmiştir. Katılımcıların verdikleri bilgiler ile hazır giyim endüstrisinin bilgisayar destekli kalıp tasarım sistemlerine uyumlanmalarının büyük oranda gerçekleştiği, moda tasarımı eğitimi veren vakıf üniversitelerinin kalıp tasarım sistemlerine büyük oranda uyumlanma gösterdiği, devlet üniversitelerinin önemli bir bölümünde ise uyumlanma süreçlerinin devam ettiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada, Çizelge 6.15.te verilen Yükseköğretim Kurumuna bağlı üniversitelerin moda tasarımı bölümleri çalışmanın evreni içinde tutulmuş; ancak ara eleman ihtiyacının meslek yüksekokullarına yönelik olması talebin daha çok bu alandan karşılanması gerekçeleri ve tez jürisinin önerisi ile fakültelerin moda tasarımı bölümlerinin verileri kapsam dışı bırakılmıştır. Hizmet sağlayıcılar ile yapılan görüşmelerde eğitim kurumlarının bilgisayar destekli kalıp sistemlerini bünyelerine alabilmeleri yönünde pozitif ayrımcılığa gidildiği, özellikle devlet üniversitelerine hibe yoluyla gerekli alt yapıyı hazırlayan hizmet sağlayıcıların da bulunduğu tespit edilmiştir. Moda tasarımı eğitimi veren devlet üniversitelerinin uyumlanma süreçlerinin en kısa sürede gerçekleşebilmesi sektör ve üniversitenin iş birliği içinde olduğu dinamik bir yapıyı, bilimsel eğitim ve yerli üretim ile sektöre yönelik yürütülen devlet desteğinin üniversiteleri de kapsamına almasını zorunlu kılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar, Kalıp, Hazır Giyim, Moda
Sürdürülebilir denim üretim süreçlerinin incelenmesi ve ekolojik denim ile fonksiyonel giysi koleksiyon önerisi
Günümüz çevre sorunları düşünüldüğünde, sürdürülebilirlik tüm üretim sistemlerinin içinde yerini almıştır. Dünyayı en çok kirleten ikinci sektör ise tekstil sektörüdür. Bu çalışmada sürdürülebilir denim üretim teknikleri ile fonksiyonel bir giysi koleksiyonu hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle denim sektöründe sürdürülebilirlik konusu incelenmiş denimin tüm kuru ve yaş işlemleri ve tasarım süreçlerindeki sürdürülebilirlik uygulamalarına yer verilmiştir. İçerik ulusal ve uluslararası literatürden yararlanılarak araştırılmış, aynı zamanda Eroğlu Giyim San. Tic. A.Ş.'nin üretim ve tasarım birimlerinde yapılan yarı yapılandırılmış mülakat ile araştırmanın verileri elde edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda giyim alanında yapılan sürdürülebilirlik çalışmalarında denimin yeri incelenmiştir. Günümüz sürdürülebilir giyim eğilimleri içerisinde yer alan uniseks giyim ve fonksiyonel giysi tasarımı konusu, incelenen literatürden elde edilen bilgiler eşliğinde uygulamaya konulmuş ve unisex kapsül denim gardırobu fikrinden yola çıkılarak çok fonksiyonlu denim giysilerden oluşan 9 adet giysi 27 adet kullanım alternatifi ile tasarlanmış ve Eroğlu Giyim San. Tic. A.Ş desteği ile üretilmiştir. Üretimde bütüncül bir sürdürülebilirlik yaklaşımı uygulandığından tüm işlemler, aksesuar ve kumaşlar sürdürülebilir alternatiflerden seçilmiştir. Böylece sürdürülebilirlik; hammadde, üretim, aksesuar, kullanım ve kullanıcı sonrası olmak üzere bir bütün olarak ele alınmıştır. Koleksiyon üretim sistemleri sırasında sürdürülebilirlik raporları oluşturulmuş ve veri olarak çalışmaya tüm süreçlerle beraber eklenmiştir. Bir giysi için harcanan ortalama karbon ayak izi 0,19 KgCO2 / garment olmak üzere toplam karbon ayak izi 2,49 KgCO2 / garment olarak hesaplanmıştır.
Tekstil yüzey üretiminde sanatsal yaklaşımlar; kolaj ve asamblaj
Tekstil yüzey tasarımı ve üretimi modern çağın yenilik anlayışı ile her geçen gün daha da değişmekte ve gelişmektedir. 19. ve 20. yy. teknolojik olanakları sanat alanında olduğu gibi moda alanında da etkilerini göstermiştir. Sanayi Devrimi'nde yaşanan teknolojik gelişmeler sanat dallarında birtakım tekniklerin ortaya çıkmasına etki etmiştir. Modern dönemde görülen Sanayi Devrimi insanların natürellikten kopup makineleşmeye doğru gittiği bir dönem olmuştur. Sanatçıların bir şeyleri sorguladığı ve tepkilerini eserlerinde gösterebildiği bu dönemde insanların bilinç altına inanışı ve iç dünyasına yönelişi eserlere farklı materyallerin dahil olmasına ve yeni tekniklerin gelişmesine neden olmuştur. Bu tekniklerden olan kolaj ve asamblaj Modern Çağ akımlarından olan Kübizm akımında görülmektedir. Kolaj ve asamblaj teknikleri resim ve heykel sanat dallarında olduğu gibi tekstil yüzey tasarımı alanında da görülmüş ve normalleşmeye yüz tutmuş, yenileri tüketmiş, yaratıcılığını kaybetmiş modaya yeni bir soluk getirerek tasarımcıların ilham kaynağı olmuştur. Bu çalışmada sanat kavramının teknolojik olanaklarla birlikte göstermiş olduğu değişiklikler, Modern Çağ'daki teknolojik gelişmelerin kolaj ve asamblaj tekniklerinin ortaya çıkmasındaki etkileri, bu tekniklerin görüldüğü bazı akımlar incelenmiş ve hangi tasarımcılarının tekstil yüzey üretiminde ilham kaynağı olduğu, kullanılan materyal çeşitliliği, teknolojik gelişmeler anlatılmış ve incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanat, Modern Çağ, Tekstil yüzey üretimi, Kolaj, Asamblaj,
Türk tekstil sektöründe örme yüzeylerde akıllı teknoloji ve malzeme kullanımı
İklimlerde yaşanan sıcak, soğuk ve diğer doğa olayları gibi dış etkenlerden, kendini korumak isteyen insanoğlunun; varoluşundan buyana giyim hayatının önemli bir parçası haline gelmiştir. İnsanlar yüzyıllardır, gündelik hayatlarının tamamında kıyafet kullanmaktadır. İlk çağlarda sadece korunma ve vücudu örtme amacıyla kullanılan giysi; ileriki dönemlerde insanların göz zevkine hitap eden, estetik amaç için kullanılarak moda haline gelmiştir. Yüzyıllar içerisinde medeniyet, bilim ve teknolojinin gelişmesi sonucu günümüzdeki insanların rahatlığını artırmak için hayvansal ve bitkisel lifler gibi geleneksel hammaddelerin dışında yeni teknolojik malzemelerle "leke tutmama", "nefes aldıran", "kalp ve kan akışını takip edebilen" vb. ilave özelliklere sahip kıyafetler üretilmeye başlanmıştır. Giyimin bu özellikler kazanması, nanoteknoloji ile desteklenen akıllı tekstiller ile mümkündür. Dünya tekstil yüzeylerinde katma değeri yüksek olan akıllı tekstile yönelmektedir. Giyilebilir teknoloji içeren akıllı tekstiller, insan hayatında daha çok yer kaplayacağı ön görülmektedir. Bu giysiler çevresel etkileri algılayarak tepki verebilmektedir. Gelecekte büyük bir potansiyele sahip olmaları, tekstil yüzeylerinin önemli bir kısmını oluşturması beklenmektedir. Özellikle son yıllarda akıllı tekstiler ile modanın etkileşimi artmaktadır. Akıllı teknolojinin kullanıldığı moda ürünleri, gelecek için umut verici ve gelişmeye açık bir alandır. Bu teknoloji tekstil kumaş alanında dokuma, dokusuz ve örme tekstil yüzeylerine uygulanabilmektedir. Tekstil örme yüzeyli kumaşlarına bakıldığı zaman örme diğer yüzeylere kıyasla yumuşak, esnek, istenilen formu rahatça alınabilmesi sayesinde farklılık göstermektedir. Akıllı malzemeler ile birleştirildiğinde farklı yapısı sebebiyle her yüzey ve alanda kullanılabilmektedir. Uzmanlar; ileriki yıllarda akıllı uygulamaların tekstil sektöründe her üretim yüzeyini etkileyerek büyük bir tasarım, üretim ve satış potansiyeline sahip olacağını öngörmektedir. Bu sebeplerden dolayı, yapılan tez çalışmasında, ülkemizdeki örme tekstil sektörü açısından yeni gelişecek akıllı uygulamaların kullanımı ve tasarımına ışık tutması amaçlamıştır. Çalışma kapsamında; giyim modasının tarihsel süreci, değişiklikleri, yenilikleri, 19. Yüzyılda yaşanan sanayileşme, bilim ve teknolojinin gelişmesiyle yeni tekstil malzemelerinden biri olan akıllı tekstil yüzeyleri sınıflandırılmış, Türkiye ve örme modasına etkileri incelenmiş ve konuyla ilgili görsellerle desteklenmiştir.
Akıllı tekstillerde giyilebilir elektronik uygulamalarının incelenmesi ve kostüm tasarımı önerisi
Teknolojik gelişmelerin etkisiyle, tekstil sektörü tüketici taleplerine karşılık vermeye ve yenilikleri benimseyen yenilikçi teknolojik çözümleri benimsemekte ve uygulamaktadır. Akıllı tekstil uygulamalarıyla geliştirilen giysi tasarımları, geleneksel üretim süreçlerinden farklı olarak çeşitli bileşenleri bir araya getirerek yenilikçi, sürdürebilir ve işlevselliği arttırılmış tüketici deneyimini zenginleştirmeyi amaçlayan ürünler haz ırlamayı amaçlamaktadır. Tüketici taleplerini ve beklentilerini karşılamak için akıllı tekstiller önemli fırsatlar sunmaktadır. Örneğin, spor giyimde kullanılan akıllı tekstil teknolojileri, performansı artırmak ve sporcuların spor sürecindeki performanslarını takip ederek daha verimli deneyimi yaşamalarını sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Askeri alanda, sağlık sektöründe ve günlük giyimde olmak üzere birçok alanda akıllı tekstil uygulamaları görülmektedir. Çalışmada, akıllı tekstil teknolojileri alanında giyilebilir teknoloji uygulamaları ve malzemeleri üzerine bir inceleme yapmak amaçlanmaktadır. Literatür araştırma örneklerinin ardından tezin üçüncü bölümünde, tez bağlamında bir uygulama projesine yer verilmiştir. Bu proje, "Dijital Gece Rüyası" adını taşıyan giysi koleksiyon önerisi hazırlanması amaçlanmaktadır. Bu amaca yönelik, öncelikle Adobe Illustrator ve Adobe Photoshop kullanılarak giysi formlarının artistlik formlarının nasıl oluşturulduğu ele alınmıştır. Daha sonra Bilgisayar Destekli Tasarım (Computer Aided Design/CAD) sistemleri kullanılarak giysilerin kalıpları oluşturulmuştur. CLO3D' de giysi formlarını 3B (3 Boyutlu) modelleyerek kalıpların doğruluğu kontrol edilmiştir. Çalışmanın gerçek olarak ürün haline getirilmesi için temel tasarımından dikim aşamasına kadar olan süreci detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu özgün tasarımlarda, LED (Light Emitting Diode) ışıklar kullanılarak akıllı giysi tasarımları oluşturulmuştur. Oluşturulan giysi tasarımlarından model üretimi yapılmıştır. Araştırmanın ana amacı, giyilebilir teknolojilere dayalı giysi tasarım örnekleri hazırlamak ve yeni model önerileri sunmaktır. Çalışmanın odak noktası, teknolojik tekstil malzemelerinin kullanımıyla oluşturulan giysi tasarımlarıdır. Hazırlanan tasarımlar, sektöre yönelik estetik açıdan yeni perspektifler sunarak, sektördeki yükselen trendlerin tasarım süreçlerine olan etkilerini anlamayı ve gelecekteki yeniliklere katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türk devlet politikalarının tekstil ve modaya etkisi
Giysinin tarihçesi incelendiğinde sadece örtünmek için kullanıldığı süreçlerden, her milletin sosyo-kültürel, politik, ekonomik parametrelerine göre sürekli değişerek kendini ifade ettiği bir araç da olmuştur. Ancak şimdiye kadar giysi tarihi yerli ve yabancı kaynaklarda, araştırma ve çalışmalarda genel olarak estetik veya sanatsal olarak yoğunlaşmış, devlet politikalarının giysi üzerine etkileri geri planda kalmıştır. Türk Giysi tarihine bakıldığında ise araştırmalar kısıtlı olmakla birlikte, geçmişten günümüze kalan giysiler genellikle saray kıyafetleridir. Yine dönemsel olarak kıyafetlerin değişimi bu veriler ışığında değerlendirilmiş, tarihsel süreçte doğrudan politika ile bağlantılı olarak değişen Türk giysi modası bu yönü ile incelenmemiştir. Bundan hareketle hazırlanan tez çalışmasında, Türk giysilerinin dönemsel değişimleri interdisipliner bir yaklaşımla, politika, siyaset, sosyo-kültürel açılımlarla geniş bir yelpazede araştırılarak bunların dönemsel politikalarla ilişkisi ve ifadesi incelenmiştir.Bu amaçla yerli ve yabancı litaratür araştırmaları yapılarak görsel kaynaklarla desteklenmiştir. Tez çalışmasında sırası ile; politika kavramı tanımlanarak Osmanlı politikalarına değinilmiş, bu politikaların siyasi kültürel ve ekonomik yönden analizleri yapılarak dönemsel olarak incelenmiş, bunların tekstil kültürü ve sanatına etkisi yorumlanmış ve son olarak da Türk Tekstil ve Giysi kültürünün devlet politikaları yolu ile ifadelerinin etkisi ve bağlantısı kurularak,Türk Giysi tarihinin dönemsel değişimleri çok yönlü bir bakış açısı ile araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tekstil, Moda, Politika, Kültür, Osmanlı
Sürdürülebilir moda açısından japon kimonolarının incelenmesi ve bir koleksiyon önerisi
Kimono, Japonca: Kiru (giymek) ve Mono (şey) sözcüklerinden oluşmuş giyilen şey, elbise anlamına gelmektedir. Kimonolar renk, desen yerleşimi, kumaş olarak belirlenecek materyal olarak farklılık içerse de ana hatlarıyla aynı kalıplara sahip tektip kesimde tek parça bir giysidir ve giyen kişinin vücut formunun şekline bürünmektedir. Kimono tarzları, tüm tarih boyunca içerisinde bulunan dönemlere göre değişiklik göstermiştir. Bu süre boyunca kadın, erkek, çocuklara için birden fazla kimono türü ortaya çıkmıştır. Sürdürülebilirlik, sosyal, bilimsel, kültürel, tabii kaynaklar ve beşerî kaynakların hepsinin dikkatli tüketilmesini sağlayan ve bu faktörlere saygı göstermeye yönelik, sosyal bir pencereden bakış hazırlayan prosestir. Ekolojik ve sürdürülebilir fikirler, Japon yaşam tarzının içerisinde bulunmaktadır ve kimono kültüründe doğal olarak mevcuttur. Kimono üretimi israfı ve atığı önlemeyi amaçlamaktadır. Sürdürülebilirlik, kimono 'da kullanılan malzemeler, baskı ve bitirme tekniklerinden kendini ortaya koymaktadır. Japonlara ait kimonoda kullanılan "Tataki-Zome" adlı ekolojik baskı ile sürdürülebilirlik kapsamında ele alınan "Ecoprint" ile harmanlanarak 12 adet ekolojik baskılar üretilerek proje kapsamındaki tasarımlarda kullanılmıştır. Tez Projesi kapsamında üretilen tasarımlar Japon kimonolarının beden ve formu geri planda tutması, çoklu beden ölçülerine izin vermesi ile sürdürülebilir moda felsefesinin sahip olduğu az üretim, bedende cinsiyetsizlik ve çok fonksiyonlu kullanıma elveriş olanağıyla bir parça ile birçok kullanım elde ederek tüketimi ve üretimi azaltma öğretisi gözetilerek üretilmiştir. Tasarım kısmında kadın ve erkeğin ortak giyimine uygun, cinsiyet normlarından uzak nötr çalışmalar tasarlanmıştır. Kullanılan renkler ve desenler zamansız ve cinsiyet kalıplarının dışında kalacak şekilde tercih edilmiştir. Dikim aşaması sonrası 6 üst 6 alt giysi erkek ve kadın mankenlere giydirilerek iki cinsiyet içinde uygun, cinsiyetsiz, sürdürülebilir materyaller ile üretimi gerçekleştirilen kapsül koleksiyonun styling çekimleri metruk kalmış eski bir endüstriyel binanın sürdürülebilir bir anlayışla müzeye dönüştürüldüğü mekânda yapılarak bütüncül bir yaklaşım sunulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Japon kimonoları, Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir moda.
Yerel giysi ve aksesuarlarının çağdaş giysi tasarımına etkisi üzerine bir örnek: Sivas yöresi
Küreselleşme teknolojinin gelişmesiyle birlikte, ulusal sınırların ortadan kalkmasıyla dünyanın küçülerek küresel bir köye dönüşmesidir. Küreselleşme kavramı ekonomi, kültür, sanat, teknoloji, moda gibi birçok alanları da etkilemektedir. Küreselleşmeyle birlikte, yeni gelişen mobil ağlar uzak mesafelerin birbirilerine yakınlaştırmasıyla, dünyanın bir yerinde moda olan giysilerin sosyal medya aracılığıyla tüm dünyadaki insanlar tarafından görülme imkanı sunmaktadır. Küreselleşmenin hayatımızda olumlu etkileri olduğu kadar, olumsuz etkileri de bulunmaktadır. Yerellik bireylerin kendi kültürlerine ait olan örfleri, inançları, dansları müzikleri, yerel sanatları, giyim tarzları gibi onu diğer toplumlardan ayıran özelliklerin tamamıdır. İnsanların geleneksel giysileri her zaman kendi kültürlerini bir yansıması olmuştur. Bireyler duygularını, düşüncelerini ve toplumlardaki konumlarını geleneksel giysilerle ifade etmişlerdir. Giyim biçimleri insanların sembolik anlatım dili olup, geleneksel giysilerin oluşmasında örfler, adetler, semboller, müzik, inançlar ve sanat gibi unsurların etkili olduğu görülmektedir. Dünyada birçok kültürün kendisine özgü geleneksel giysisi vardır. Bu giysileri birçok tasarımcıya ilham kaynağı olmuş, tasarımlarında kullanmıştır. Türkiye'de Anadolu bulunan geleneksel giysiler, çok zengin bir giyim kuşam kültürene sahip olup, çağdaş moda tasarımcıları tarafından esin kaynağı alınarak tasarımlarına yansıttıkları görülmektedir. Bu araştırmada Sivas ilinin geleneksel kadın giysilerinin kaynak araştırılması, giysileri giyen kadınlarla yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak ve fotoğraf çekimleri yapılarak, insanlara bu giysileri tanıtmak amaçlanmıştır. Tezin ikinci bölümünde Çağdaş giysi modasına küreselleşmenin etkileri, üçüncü bölümünde Yerel kültür ve giysi kavramı, dördüncü bölümde Yerel kültürlerin giysi modasına etkisi ve geleneksellik, beşinci bölümde Sivas ilinin geleneksel kadın giysileri ve aksesuarları tanıtılmaktadır. Son bölümde Sivas ili yöresel kıyafetleri çağdaş giysi örnekleri anlatılmıştır.
Operadaki Hayalet adlı müzikalin kostümlerinin giysi restorasyonu ve tasarım bakımından incelenmesi
Antik Yunan Tiyatrosuyla başlayan kostüm sanatı, günümüze kadar sergilenen sahne sanatlarında, oyunun geçtiği döneme ışık tutabilmek ve karakter özelliklerini yansıtabilmek için önem taşımaktadır. Sahnede kostüm; dekor ve oyuncu performansı ile beraber bütüncül bir etkiye ulaşmakta ve böylelikle seyirciye bir ambiyans sunmak mümkün olmaktadır. 1986 yılında gösterime giren "Operadaki Hayalet" adlı müzikal, kostümleri bakımından ele alındığında oldukça gösterişli eserleri sahneye taşımaktadır. Maria Björnson tarafından tasarlanmış olan kostümlerin, ilk sergilendiği günden günümüze belirli parçaların devamlılığını koruduğu ve 19. Yüzyıl döneminin giyimini yansıtan desen ve kumaşların, aynı zamanda dönemin işçiliklerini yansıtan model özelliklerini taşıdığı görülmektedir. Oldukça eski kumaş ve dikim teknikleri kullanılarak elde edilen bu kostümler, üzerinde uygulanan onarımlar ise tekstil teknikleri konusu içinde yer alan giysi restorasyonu kavramıyla açıklanabilir. 19. Yüzyılda başlayan ve mimari başta olmak üzere bir çok alanda yapılabilen restorasyon faaliyeti, günümüzde kumaş yüzeyleri ve giysi için de uygulanabilmekte, materyale özgü onarım ve koruma faaliyetleri ile birlikte değer taşıyan eski giysilerin bugüne ulaşmasını sağlamaktadır. Giysi restorasyonunun uzun yıllar devam edebileceğini gösteren "Operadaki Hayalet" müzikalinin kostümleri tasarım açısından incelenecek, kostüm- restorasyon ilişkisi bakımından malzeme ve tekniklerin açıklanması amaçlanmaktadır. Çalışmanın ikinci kısmında restorasyonun tanımı yapılmakta ve üçüncü kısımda ise giysi restorasyonuna yön veren, giysinin ana malzemesi olan tekstillerin günümüze ulaşabilmesi için yapılan koruma ve onarım teknikleri açıklanmaktadır. Tekstil ürünlerindeki bozulmaların nedenleri ve onarım uygulamaları anlatılmaktadır. Dördüncü kısımda, giysi restorasyonunun, işlem basamakları açıklanarak, giyside bölgesel onarımlar, kalıp, boya ve motif onarımları örnekler ile anlatılmaktadır. Beşinci kısmında ise sahne sanatlarında kostüm tasarımının yapım aşamasında dikkat edilmesi gereken noktalar vurgulanmaktadır. Çalışmanın son bölümünde "Operadaki Hayalet" isimli müzikalin giysi restorasyonuna örnek olarak gösterebileceğimiz kostümleri, dönemin özellikleri ile beraber yansıttığı giysi modası incelenmektedir. Tez çalışmasında mülakat tekniği kullanılarak, müzikalde sergilenen kostüm tasarımlarının muhafaza edilmesi ve onarılması ile ilgili yöntemlere ulaşılmış, alandaki literatür incelenmiş, görsellerle desteklenerek sunulmuştur.
Osmanlı'nın son dönemlerinden cumhuriyete geçiş sürecinde kadın kimliği ve kıyafetleri
Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi kadın kimliği, aydın kadınlar, dergiler, cemiyetler ve kıyafetlerde batılılaşma etkisi incelenmektedir. Çalışma da Osmanlı Devleti'nin son yılları ve Cumhuriyet ilanı ile kadın kimliğinin ve giysi özelliklerinin gelişimi ele alınmaktadır. Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında Tanzimat fermanının ilan edilmesi ile birlikte, kadın haklarında yenilikler görülmeye başlanmıştır. Bu hakların doğrultusunda modernleşen kadın kimliğine ve kılık kıyafetine yansımıştır. Cumhuriyet Dönemi çağdaşlaşmasında kadın kimliği projesine toplum için de ne kadar uygulanabilmektedir? Osmanlı kadını ve Cumhuriyet kadını, modernleşme sürecinde bu reformları ne derece benimsediği tespit edilmekte ve kılık kıyafete yansıması incelenmiştir. Cumhuriyet'in ilk zamanlarında oluşturulan reformlarının, kadın imajı üzerinde yapılan değişimleri incelenmektedir. Türk Kadını modern kimliğine, Cumhuriyet Dönemi'nde Atatürk tarafından gerçekleşen reform hareketleri ile erişmektedir. Cumhuriyet Dönemi'nin temsil eden kadın kimliğinin incelenmesi ve bu değişimleri yaşarken hükümetin çizdiği imaj ile bu süreci yaşamakta olan kadın kimliğini arasında karşılaştırılması yapılmıştır. Bu ilerleyen zamanda, kadınlara tanınan haklar ve yasaların ne kadarı gerçekleşmektedir. Cumhuriyet Dönemi'nde yeni kadın imajı geleneksel kimliğinden sıyrılarak, modern, çağdaş bir görünüm almaktadır. Kadınlar, devlet tarafından yol gösterilerek, eğitim ve çalışma hayatının içinde olması desteklenmektedir. Cumhuriyet Dönemi en büyük eğilimi Türk kadınının erkeklerle eşit haklara sahip olması hedeflenmektedir. Tanzimat Fermanı ile geleneksel giyim anlayışına karşı modern kıyafetlere doğru adımlar atılmaktadır. Cumhuriyet Dönemi'nde modern giyim şekli kabul edilmekte ve kılık kıyafet inkılabının ilan edilmesiyle, Türk kadın giyiminde modern olma yolunda değişim başlamıştır. Cumhuriyet Dönemi çağdaşlaşması projesinde kadın kimliğinin inşası ve birey olabilme konusu ve giyim sürecinde ki evreler incelenmektedir. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçen süreçte geleneksel kadın kıyafetlerin, modern giysilere dönüşmesi ele alınmaktadır. 1920'lerin sonuna kadar geçen zamanda sınırlandırılmış, Türk kadınlarının giysi tercihlerinin sosyal konumlara göre değişimi konu olarak açıklanmaktadır.
XVI.- XVII. yüzyıl Osmanlı kaftanlarında kullanılan desenlerin sürdürülebilir esaslı iplikleri ile dokuma tekniği kullanılarak üç boyutlu tekstil tasarımlarının oluşturulması ve tasarım dokuların yapısal, konfor özelliklerinin araştırılması
Osmanlı İmparatorluğu'nun XVI. ve XVII. yüzyıllarına ait kaftan desenlerinde yer alan lale, nar ve karanfil motiflerinden esinlenerek, sürdürülebilir moda ve tekstil alanında yenilikçi dokusal yapılar geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu motifler, günümüz tekstil teknolojileri kullanılarak üç boyutlu dokusal yapılara dönüştürülmüştür. Sürdürülebilirlik, çalışmanın ana odağı olan çevreye duyarlı liflerin kullanımıdır. Bu bağlamda hem doğal esaslı lifler hem de geri dönüşüm esaslı lifler hammadde olarak seçilmiştir. Çalışma dahilinde tasarımcının rolü yalnızca estetik çözümler üretmekle sınırlı kalmamıştır aynı zamanda hammadde odaklı sürdürülebilirlik hedeflenmiştir. Tez çalışması kapsamında 15 farklı kumaş, 6 farklı kompozisyon, 13 renk ve 5 farklı desen tasarımı yapılmıştır. Kumaşların tamamı Osmanlı kaftan desenlerinden ilham alınarak tasarlanmış, motifler ve renkler modernize edilerek yeniden yorumlanmıştır. Kumaş üretiminde, çözgü iplikleri için PET ve r-PET; atkı iplikleri için ise; Poliviskon, Tencel, Rolefin, organik pamuk ve bambu gibi sürdürülebilir hammaddeler ve suda şişen iplik tercih edilmiştir. Suda şişen hidrofil Poliester iplikler, üç boyutlu dokusal tasarımların oluşumunda etkili bir şekilde kullanılmıştır. Üretilen kumaşlar ve kullanılan ipliklere fiziksel testler gerçekleştirilmiştir. İplik numaraları, iplik mukavemeti(cN/tex) ve uzaması(%) ve büküm (T/m)özellikleri analiz edilmiştir. Kumaş üretiminden sonra dikiş açma testi, kopma mukavemeti (yatay ve dikey), kopma uzaması (yatay ve dikey) sürtme ve ışık haslığı, aşındırma direnci ve hava geçirgenliği gibi testleri gerçekleştirilmiştir. Bu testlerden elde edilen veriler, kumaşların yapısal karakterizasyonu, konfor ve dayanıklılık özelliklerini değerlendirmek amacıyla kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, üretilen kumaşlardan iki adet özgün giysi tasarlanmıştır. Araştırma sonuçları, çevre dostu üretim gerçekleştiren tasarımcılar ve firmalar için ilham kaynağı olmanın yanı sıra, sürdürülebilir moda ve tekstil alanındaki gelecekteki çalışmalara ışık tutmayı amaçlamaktadır.
Çağdaş tekstil ve moda tasarımında yenilikçi yaklaşımlar bor minerali
Ülkemiz dünya bor rezervlerinin yaklaşık olarak %73 'üne sahip olmasına karşın, Türkiye bor ihracatını ucuz fiyata satılan ham bor olarak gerçekleştirmekte ve bor pazarından elde etmesi gereken kârı yarı yarıya düşürmektedir. Türkiye'nin bor pazarındaki kâr payını yükseltmek için, katma değeri çok daha yüksek olan işlenmiş bor ürünlerine yönelmek, üretim kapasitelerini, kullanım alanları ve ürün çeşitliliğini artırmak gerekmektedir. Ancak, ülkemizde halen belli başlı sanayi kolları dışında sınırlı alanlarda kullanılan bor cevheri, ülkemiz ihracatında çok önemli bir paya sahip tekstil sanayi alanındaki çalışmalar çok kısıtlıdır. Bor piyasasının tekstil sanayi gibi potansiyel sektörlerde kullanımını teşvik etmek, Üniversite-sanayi iş birliğine girerek AR-GE faaliyetleri ile yeni teknoloji ve üretim arayışlarına girmek gerekmektedir. Buradan hareketle bu çalışmada, dünyanın 3/2 si gibi bir oranda bor rezervlerine sahip olan ülkemizde bir nevi milli hazinemiz sayılan bor madeninin özellikleri, kullanım alanları ve dünya bor pazarındaki yeri incelenmiş; laboratuvar ortamında yapılan örnek bir araştırma ve uygulama ile bor katkılı Nanokompozit malzeme %100 pamuklu kumaşa uygulanmış ve elde edilen veriler paylaşılmıştır.
Giysi tasarımında yenilikçi yaklaşımlar üzerine bir uygulama örneği : Keşan dokumaları
Keşan bezi, dokuma bir bez olup, Karadeniz'in yöresel kıyafeti olarak bilinmektedir. Karadeniz'in simgesi haline gelmiş 'Keşan' bezi diğer bezlerden dokuma ve desen bakımından farklılık teşkil eder. Yapılan çalışmada 'Keşan' bezinin nerelerde kullanıldığı, deseninin çeşitlendirilmesi, dokuma tekniğinin ve tarihinin araştırılmasında nitel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. İngilizce ve Türkçe dillerindeki literatürler taranarak okumalar gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler; 'Keşan' dokumacılığı ve çeşitleri ile ilgili terim ve kavramlar, kullanılan araç ve gereçler, yapım teknikleri ve üretilen kumaşlar, kullanım amaçları vb. özellikleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Tezimizi güçlendirmek için kullanılan yöntemlerden biri de röportajlardır. Karadeniz bölgesinde yer alan Rize ve Trabzon şehirlerinde 18-90 yaş arası 22 kişi ile röportaj yapılmıştır. Bu sayene taşınır kültür mirasımızın farkındalığı üzerine de bir ölçüm elde edilmiştir. Çalışmanın verileri; 2021 Nisan ayında gerçekleşen saha çalışmasında elde edilen veriler ışığında 'Keşan' kültürünü tarihçesi ve türleri için sözlü gelenekten röportaj yönteminden yararlanarak bilgiler edinilmiştir. Keşan tarihi, rengi, kullanım şekli ve yapım tekniği hakkında teknik veriler toplanmış ve kesim-dikim anlayışı analiz edilmiştir. Çalışmanın amacı 'Keşan'ın tanıtımını yaparak, modern hayata yerleştirilerek yaşamını devam etmesini sağlamaktır. Geleneksel olanın şimdiki zamana uyarlayarak sürdürülebilir hale gelmesi oldukça önem arz etmektedir. Bu çalışmada; geleneksel giyim kültürü içinde yeri olan 'Keşan'ın tarihsel bir araştırmayla modern bir anlayışla giysilerdeki değişimin nasıl gerçekleştiği karşılaştırmalı olarak işlenmiştir. Birinci bölümde; 'Geleneksel Giyim Kültürü' kavramı incenmiş ve bu kapsam da 'Türk Giyim Kültürü' anlayışı irdelenmiştir. İkinci bölümde; Karadeniz geleneksel giysisi olan 'Keşan' özelinde detaylı bir literatür çalışması yapılmıştır. Keşan'ın tanımından, şekillerine, renginden, kullanımına, dokumasından, çeşitlerine kadar birçok özelliğine detaylı bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde, Keşan'ın yeni giysi tasarımlarında kullanılması ele alınmıştır. Keşan bezine alternatif model önerileri ve 'Keşan'ın gelecek nesillere aktarımı konu edinmiştir. En son bölüm olan dördüncü bölümde ise, Rize ve Trabzon Köylüleri ile röportaj yapılarak, bu bilgiler çerçevesinde bulgular değerlendirilmiştir.
1950 sonrası Türk kadın giyimi ve çağdaş Türk resim sanatında temsilinin karşılaştırmalı analizi
Türk kadın giyiminde Batılılaşmanın izleri Cumhuriyet'in ilanını takip eden süreç doğrultusunda incelendiğinde, sosyal ve siyasi yaşamda değişikliklerin hızlandığı; Modernizmin toplum tarafından benimsendiği 1950 yılı ve sonrasına işaret etmektedir. Bu dönem, bir yandan çok partili hayata geçiş aşamalarını, diğer yandan Türkiye'nin endüstrileşmesini ve kalkınmasını kapsamıştır. Giyim ise, bir kültür meselesi olduğu kadar aynı zamanda ekonomik durumun ve toplumsal sosyal yaşantıda tercihlerin görünür olduğu alandır. Türkiye'de 1950 sonrası modern anlayış, kurumların yapılanmasından eğitime ve aile yaşantısına kadar birçok alanla birlikte giyim alanında da benimsenmiştir. Bu bağlamda göstergeler, kentli ve kırsal bölgelerde yaşam süren halkın giyim olanakları, kadınların meslek yaşamına katılımları ve modanın ölçütü sayılan Avrupa modasının takip edilmesi gibi birçok etkenden ayrı düşünülemez. Modernleşmenin izlerinin önemli ölçüde yansıdığı bir diğer alan ise çağdaş Türk resmidir. 1950 Sonrası özellikle Avrupa'da ve Dünyada Modernizmin etkisiyle, Türk ressamların figüratif çalışmalarında kadın giyimine ilişkin farklı temsillerin yer aldığı görülür. Kadının kentte ve kırsal bölgelerde yaşantısını, faaliyetlerini giyim biçimlerini aile yapısını açığa çıkarır. Bu seyir doğrultusunda, araştırmanın amacı, Türk Batılılaşma süreçlerinde hem sanatta hem de giyimi şekillendiren sosyal yaşantıda önemli kilometre taşı olan 1950 ve sonrasında Türk resim sanatında kadın figürü ile dönemin modasını karşılaştırmalı olarak analiz etmektir. Araştırmada öncelikle 1950'yi ve 1950'deki toplumu oluşturan etmenler ele alınmıştır. Cumhuriyet Dönemi reformlarının sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik, sosyo-politik etkilerinin, sanatta modernleşmenin izlenimlerinin ortak olarak 1950'den itibaren görülmeye başlanmasından dolayı 1950 yılı ve sonrası bu araştırmanın kapsamını oluşturmuştur. 1950'nin giyime yansıyan ve toplumu etkileyen olayları incelendikten sonra, günümüze kadar olan süreç periyodlarla ele alınarak moda, sanat ve toplumsal değerler bütüncül olarak araştırılmıştır. Bu sürecin, günlük yaşam pratiklerine olan etkisi araştırılmıştır. Yapılan dönem analizi neticesinde, 15 farklı sanatçıdan 30 farklı eser incelenerek çağdaş Türk resim sanatındaki kadın figürlerinin, temsili giyim biçimleri; kendi modernleşmesinin seyrindeki Türk resminden kadın giyiminin yansımaları analiz edilmiştir.
Postmodernizm çerçevesinde moda eğilimleri ve çağdaş erkek giysi odası
Moda ve postmodernizm nosyonu "değişim ve dönüşüm" kelimelerinin tam karşılığını ifade etmiştir. Moda küresel bir olguyu ifade ederken postmodernizmde çoğulculuğu ve çeşitliliği ifade etmiştir. Postmodernizm ve moda değişimin yaşandığı tarihsel süreçte yalnız değildi, onu etkileyen popüler kültür, sosyal medya ve tüketim kültürü ciddi bir rol oynamıştır. Postmodernizmle beraber erkek modasının kültür farklılaşmasıyla oluşan, yenileşmesini ve dönüştüğü çeşitli yaşam biçimlerini, değer yargılarını ve imajını göreceğiz. Bu çalışmada postmodernizm ve moda kavramı detaylı olarak incelenmiş ve erkek modası hakkındaki akademik araştırmaların sınırlı olduğu fark edilip katkı sağlanmak istenmiştir. İnsanların giyinmeye başladığı çağlardan itibaren geçirdiği değişme, evrimleşme ve yenileşme süreci anlatılmıştır. Kalıplaşmış erkek kimliğine değinilerek, değişmeye ve evrimleşmeye başlayan yenidünya düzeninde ortaya çıkan yeni erkeklik ve erkek rollerine atıfta bulunularak ve değişen erkek modasını görsellerle desteklenerek geldiği son hali anlatılmıştır. Tez çalışmasında sırası ile; ikinci bölüm postmodernizm olgusu genel olarak açıklanmış ve modayla birlikte etkilediği alanlara değinilmiş, üçüncü bölüm erkek giysisinin tarihsel süreci boyunca geçirdiği evrimi görselle sunmuş ve son kısımda 21. yüzyıl çağdaş erkek giyiminin geldiği son hali anlatılmıştır.
Modern batı sanatının toplumsal yapı ve modayla etkileşimi
Rönesans döneminde ortaya çıkan hümanizm akımı insanların kültürel anlamda gelişimine katkıda bulunmuş ve Modern Batı Sanatı'nın temellerini atmıştır. 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın ortalarına kadar etkinliğini sürdüren Modern Batı Sanatı, toplumla sanatın etkileşimini anlamak açısından zengin bir tarihi süreç sunar. Bu süreç, politik, ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan mercek altına alındığında, Modern Batı Sanatı'nın toplumsal yapı ve modayla etkileşiminin diyalektik bir yapıda olduğu ve ciddi değişimler geçirdiği gözlemlenir. Toplumun kökten değişmesini sağlayan önemli tarihi olaylar; I. ve II. Dünya Savaşları ve Soğuk Savaş bu dönemde yer alır. Çağın en önemli entelektüel akımları olan Aydınlanma Çağı ve Romantizm dönemi sadece sanatı ve modayı etkilememekte, sanat, moda ve toplum arasındaki ilişkiyi de değiştirmektedir. Bu diyalektiğin değişim sürecinin tanımlanması ve yukarıda adı geçen üç değişik perspektiften değerlendirilmesi tezin ana kapsamını oluşturmaktadır. Batı kültürünün etkin olduğu ülkelerdeki yaşayış biçimini anlamak ve toplumu sosyolojik olarak değerlendirebilmek için kendi dönemine damgasını vuran resimler analiz edilmiş, üç farklı başlık altında incelenmiştir. İlk olarak, dönemin tarihi olaylara bakış açısını yansıtan resimler, ikinci olarak saray ve burjuva kesimin kıyafetlerinin değerlendirilmesini sağlayan resimler, üçüncü olarak da halkın ruh halini yansıtan resimler üzerinden ele alınmıştır. Resimleri incelerken tarihin şartları göz önünde bulundurularak neden- sonuç ilişkisi gözetilmiştir. 16.- 19. yüzyıllar arasında sanat sadece kraliyet-saray mensubu kişilerin duvarına astığı müzelik yapıtlar iken, 20. yüzyılın son çeyreğine gelindiğinde sanat artık yaşam biçimini ve ruh halini yansıtan, onu biriktirmenin entelektüel bir hareket olduğu bir olguya dönüşmüştür. Sanatçılar kendi duygularını dışa vurmakta özgürleşmiş, temel resim teknikleri dışında kendi hayal güçlerini veya bilinçaltlarını resimlerine yansıtmışlardır. Özgürleşen sanatçı ekolü, sanat tacirleri, din adamları veya kraliyetin isteklerine bağımlı olmadıklarından, resimlerinde toplumsal olaylar ve halkın hissettiklerini çarpıcı bir şekilde yansıtırken, dönemin ruhunu anlamamızı sağlamış, tarihe ayna tutmuşlardır. Fransız Devrimi ile başlayıp, iç savaşları ve Sanayi Devrimi'ni konu alan önemli resimler dönemin politikasını ve halkın yaşadıklarını çözümlemek adına incelenmiştir. Batı uygarlığının dönemsel farklılıklarını araştırmak üzere kendi yaşadığı döneme damgasını vuran 18 ressamın 37 adet resmi üzerinden kıyafet analizi yapılmıştır. Halkın yaşadığı zorlukların tüm gerçekliğiyle çizildiği resimlerde toplum yapısını anlamak için analiz edilmiştir. Sanayi Devriminin ortaya çıkmasıyla gazete ve dergiler sayesinde modanın yayılma hızı artmış, makineleşmenin sonucu olarak kıyafetlerin üretim süresi kısalmış ve halkın daha kolay ulaşabileceği bir hal almıştır. Sonuç olarak sanatçı yeni bir özgürlük kazanarak gelenekten arınmış, tablolarına veya kıyafetlerine kendi ruh halini yansıtabilir hale gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Modern Batı Sanatı, Rönesans, Fransız Devrimi, Sanayi Devrimi, Sanat, Moda, Tekstil
Biyomimikrinin termokromik baskı tasarımı kullanılarak sürdürülebilir moda tasarımında uygulanması
Biyomimikri, yaşam ve taklit kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulan, yeryüzündeki birçok canlının fiziksel özelliklerini ve çalışma biçimlerini inceleyen bir bilimdir. Canlıların doğada yaşam şekilleri ve tehlikelere karşı verdikleri reaksiyonlar tasarım alanına ilham kaynağı olmuştur. Doğayı ve doğadaki canlıların her türlü davranışını gözlemleyip taklit etme sanatı olan biyomimikri kavramı ile tıp, mimari, endüstri, ulaşım gibi birçok farklı alanda yaratıcı çözümler ortaya çıkmıştır. Biyomimikrinin en fazla kullanıldığı alanlardan biri tekstil sektörüdür. Tekstil lifleri, iplikler, kumaş yüzeyleri ve giysi tasarımında birçok biyomimikri uygulaması ile yenilikçi ve işlevsellik odaklı ürünler elde edilmiştir. Yaşadığımız dünyayı bizden sonraki nesillere zarar vermeden ya da en az zararla aktarabilmemizi sağlayacak olan sürdürülebilirlik faaliyetleri her geçen gün daha büyük bir önem kazanmaktadır. Geçmişte bir tasarımdan yaratıcılık beklenirken, yeni teknolojilerin var olmasıyla multifonksiyonel, işlevsellik kavramı devreye girmiştir. Tez çalışmasında, sürdürülebilirlik teması çerçevesinde atık materyaller ile tasarımın zenginleştirilmesi ve multifonksiyonellik kazandırmak amaçlanmaktadır. Tez çalışmasında, akıllı tekstillerin bir bölümünü oluşturan, ısı yoluyla renk değiştiren kromik boyarmaddeler ile baskı uygulamasıyla deneysel bir tasarım yapılmıştır. Akıllı tekstiller, sürdürülebilirlik ve biyomimikri kavramları içeren multifonksiyonel ürün tasarımı yapmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda sürdürülebilir moda kapsamında doğadan ilham alarak atık materyallerden dokusal yüzeyler oluşturularak ve biyomimikri destekli kromik baskı tasarımları ile model tasarımı ve üretimi yapılarak bir kapsül koleksiyon sunulmuştur. Hazırlanan koleksiyon ile doğadan ilham alınan inovasyonlar ve tasarımsal öğeler bir arada kullanılarak doku ve baskı uygulamalarıyla sürdürülebilirlik teması vurgulanmıştır. Tasarlanan ve dikilen modeller üzerinde yorumlama ve değerlendirmelerle sürdürülebilirliği temel alan biyomimikri ilhamlı akıllı giysi tasarım önerileri sunulmuştur. Tez çalışması kapsamında, doğada bulunan malzemelerin birçok tekstil uygulaması için sayısız mükemmel kaynak ve potansiyel oluşturduğu öngörülmektedir. Doğadaki tasarım ve süreçlerin taklit edilerek gelecekte sürdürülebilir, teknolojik ve yenilikçi uygulamaların geliştirileceği ve çok büyük bir potansiyele sahip olduğu düşünülmektedir.
Türkiye'de kumaş desen tasarımının gelişimi: Sümerbank ve Vakko desen örnekleri üzerinden karşılaştırmalı analiz
Türkiye'de desen tasarımının tarihi göz önüne alındığında, endüstriyel üretime yönelik ürünler ortaya koyan yerleşik kurumları, ülkenin sosyo-ekonomik, politik ve kültürel dönüşümlerinden bağımsız olarak, yalnızca Türkiye'deki desen tasarımının yansımalarını incelemek açısından değerlendirmek eksik ve yanıltıcı olacaktır. Bu bağlamda Sümerbank ve Vakko gibi Türkiye'nin önde gelen tekstil firmalarının hitap ettiği hedef kitlelerin farklı kültürel ve ekonomik düzeylerde olmaları, firmaların üretimlerinde farklılıklara neden olmaktadır. Bu çalışmada Ulu Önder Atatürk'ün kurucusu olduğu Sümerbank ile Vitali Hakko tarafından kurulan Vakko'nun, cumhuriyetin ilk yıllarından 2000'li yıllara kadar geçen sürecine ışık tutulurken; bağlantılı olarak Avrupa'da tarihsel süreçte desen çalışmalarının gelişimi, bu gelişmelerin Türkiye'ye yansımaları da incelenmiştir. Sümerbank ve Vakko'nun özellikle genç cumhuriyetin yeniden yapılanma sürecine katkılarının daha net okunabilmesi adına, tarihsel süreç içerisinde sanayi devriminin etkilerinin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda ülkeye etkisi, yapılan literatür taramasıyla aktarılmaya çalışılmıştır. Araştırmamızın temel amacı ise ülkemizde 1930-2000 yılları arasında desen tasarımı yapan ve bu tasarımları basılı hale getiren Türk moda ve tekstil tarihinin başat öneme sahip kuruluşları Sümerbank ve Vakko'nun desen bağlamında karşılaştırmasının yapılması; bu doğrultuda iki farklı hedef kitleye sahip bu iki kuruluşun desen albümlerinden seçilen desenler yıllara göre incelenerek yapılacak karşılaştırmalı desen analizi sonucunda ortaya çıkan desen farklılıklarının, firmaların çalışanlarına desen tasarımı sürecinde yaklaşımları ile değerlendirilerek yaratıcılığa etkisinin irdelenmesidir. Çalışma kapsamında kumaş desen tasarımı sürecinin desen tasarımındaki çalışma şartları, desenlerin yapımında kullanılan teknikler, araştırma ve ilham süreci ve üretim süreci hakkında veri toplayabilmek için nitel araştırma yöntemi kullanılarak 1930-2000'li yıllar arasında Sümerbank ve Vakko'da kumaş desen tasarım departmanında çalışmış/çalışan kişiler ile 17 sorudan oluşan mülakat yapılmıştır. Aynı kapsamda Sümerbank ve Vakko desen albümlerinden alınan toplam 17 desenin raport özelliklerinin, desen motif türlerinin, desenlerdeki derinliklerinin, renk sayılarının, kumaş türlerinin, ve baskı türlerinin karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Tez çalışmasının sonuç kısmında mülakatlar ve desen analizlerinin neticeleri detaylı bir şekilde yer almaktadır ancak özetle Sümerbank ve Vakko firmalarının hedef kitlelerinin farklı olması üretim esnasında ticari kaygı göz önünde bulundurularak özellikle renk çeşitliliği, desen tasarım teknikleri ve baskı teknikleri ile ilgili kararlar alındığı, bu kararların desen tasarımlarında sınırlılıklara yol açtığı, sonucuna varılmıştır.
Analyzing fashion shows over the past decade as performance art: Collaborations with three AI programs and interviews about the impact of AI on fashion creativity
This research explores how fashion and art intersect within the realms of performance art and artificial intelligence, paying attention to both their conceptual depth and lived experience. In today's creative landscape, the boundaries between fashion and art are becoming increasingly blurred, while the influence of artificial intelligence on aesthetics, expression, and production has grown into a key area of exploration. Against this backdrop, the research delves into the artistic and social effects of technology-driven fashion performances and how these are reshaping fashion's place as an art form. The study takes a mixed-methods approach. It includes an extensive review of relevant literature and a detailed analysis of fashion shows staged by brands like Avavav, Rick Owens, and Gucci between 2014 and 2024. Additionally, in-depth interviews were carried out with five contemporary fashion designers and artists whose work blends technology and their artistic expression. Last not least, a case study of a collaboration with three different non-fabric generative AI programs Luma, Kling, and Freepick, has been conducted to compare how each program succeeded to alter the textile of an original hand-knitted dress in its own ways. To summarize, the primary aim of this study, which combines fashion art and AI, is to demonstrate the potential of AI-generated imagery in raising awareness within the fashion industry. This study serves as a call to the fashion and textile sectors to embrace cutting-edge technologies as tools for social and environmental advocacy.
Cosplay ve moda tasarımına etkisi
Bu tez çalışması, popüler kültürün önemli bir alt dalı olan cosplay olgusunu moda tasarımı bağlamında ele alarak, cosplay'in hem bireysel ifade biçimi olarak taşıdığı potansiyeli hem de moda sektöründeki etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Cosplay'in tanımı ve tiyatral kostümlerle arasındaki farklar üzerinde durularak, bu kültürel pratiğin yalnızca sahneye yönelik bir giyim biçimi değil; aynı zamanda bireysel yaratıcılığın, karakterle özdeşleşmenin ve sosyal etkileşimin bir aracı olduğu vurgulanmaktadır. Tez kapsamında cosplay'in tarihsel gelişimi, sektörleşme süreci ve reklam dünyasıyla kurduğu ilişkiler detaylı biçimde incelenmiştir. Ayrıca Türkiye'de gerçekleşen cosplay etkinlikleri ve Türk cosplayer'ların deneyimleri üzerinden yerel bağlamda bu kültürün nasıl benimsendiği analiz edilmiştir. Cosplay'in sokak modasına olan etkisi, günümüzde özellikle genç kuşakların estetik tercihlerine ve stil anlayışına yansımaktadır. Film, dizi ve video oyunlarından ilham alınarak hazırlanan koleksiyonlar ile Fantasy Role Play (FRP) ve Live Action Role Play (LARP) gibi etkinliklerdeki uygulamalar, cosplay'in moda üzerindeki etkisinin çok yönlülüğünü gözler önüne sermektedir. Çalışmada ayrıca Japonya, ABD, Güney Kore ve Fransa gibi farklı ülkelerden örneklerle cosplay'in sokak modasıyla nasıl bütünleştiği gösterilmiştir. Kültürel melezlik, dijitalleşme ve sosyal medya estetiği gibi güncel dinamikler, cosplay'in yalnızca bir hayranlık pratiği değil; aynı zamanda çağdaş bir sanat formu ve moda dili haline geldiğini kanıtlamaktadır. Bu tez, cosplay'in moda tasarımı üzerindeki etkilerini çok yönlü bir bakış açısıyla değerlendirerek literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir.
Giysi tasarımında kumaş seçimini etkileyen faktörlerin incelenmesi ve yeni tasarım önerileri
Bu çalışma, giysi tasarımında kumaş seçimini etkileyen faktörleri inceleyerek pamuk esaslı dokuma gömleklik kumaşlar özelinde deneysel ve tasarımsal değerlendirmeler yapmayı ve yeni tasarım önerileri geliştirmeyi amaçlamaktadır. Kumaş seçimi yalnızca estetik bir tercih değil; işlevsellik, dayanıklılık, maliyet etkinliği ve üretim verimliliği açısından da kritik bir karar sürecidir. Gömleklik kumaşlar, bu parametrelerin en net şekilde gözlemlenebildiği ürün gruplarından biri olması nedeniyle araştırmanın odak alanı olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında kadınlara yönelik üç farklı gömlek modeli tasarlanmış, toplam dokuz ürün üretilmiş ve altı farklı pamuk esaslı dokuma kumaş (iki bezayağı, iki dimi, iki saten) hem deneysel hem de tasarımsal açıdan değerlendirilmiştir. Deneysel aşamada kumaşlara ISO 13935-1 (şerit yöntemi, dikiş kopması) ve ISO 13936-2 (sabit uzama yöntemi, dikiş kayması) standartlarına uygun testler uygulanmış, elde edilen bulgular tablolar halinde sunulmuş ve varyasyon katsayıları üzerinden üretim tutarlılığı analiz edilmiştir. Bulgular, kumaşın yapısal özelliklerinin dikiş performansı ve tasarımsal sonuçlar üzerinde belirleyici olduğunu ortaya koymuştur. Bezayağı kumaşlar, yüksek kopma mukavemeti ve dengeli performansları ile güvenilir sonuçlar sağlamıştır. Dimi kumaşlar, yüksek uzama kapasiteleri sayesinde form verilebilirlikte avantaj sunmuş; saten kumaşlar ise estetik görünümleriyle öne çıkmakla birlikte kayma eğilimleri nedeniyle sınırlı performans göstermiştir. Sonuç olarak, bu tez çalışması, kumaş seçimi ile tasarım kararları arasındaki güçlü etkileşimi ortaya koymakta; dokuma tipi, iplik numarası, gramaj ve iplik sıklığının gömleklik kumaşlarda dikiş performansı üzerinde kritik rol oynadığını göstermektedir. Böylece çalışma, tasarımcılar, üreticiler ve araştırmacılar için hem teknik hem de yaratıcı açıdan yol gösterici bir kaynak niteliği kazanmış; kumaş seçiminin estetik bir tercih olmanın ötesinde, ürün ömrünü uzatan, güven sağlayan ve sürdürülebilirliği destekleyen stratejik bir karar olduğunu vurgulamıştır.
Moda tasarımında altkültür stilleri: İstanbul-Bağcılar örneği
Çalışmanın konusu, kentsel mekan, kent kültürü ve birey arasındaki ilişkilerin bağlantısının araştırılması ile uluslararası moda tasarımı platformunda varlık gösteren altkültür stillerinin tanımlanması ışığında Bağcılar'daki gençlik altkültürünün giyim alışkanlıklarının incelenmesi oluşturmaktadır. Bu kapsamda tez çalışması dört bölüme ayrılmıştır. İlk bölümde kentin merkez ve merkez dışı alanları arasındaki farklar incelenmiş; altkültürlerin doğmasına ve şekillenmesine zemin sağlayan gecekondu, varoş, getto ve periferi mahallelerinin tanımı yapılmıştır. Bu tanımlamalar nezdinde ülkemizde yaşanan kentsel dönüşüme değinilerek Bağcılar'ın mekansal ve kültürel konumlandırılmasının yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca Bağcılar'da saha çalışması ile araştırılacak olan gençlik altkültürünün literatürde nasıl işlendiğine yer verilmiştir. İkinci bölümde kültür, popülerkültür ve altkültür kavramlarının tanımı yapılarak; bu kavramların kent merkezi ve kentin merkez dışı alanlarında nasıl karşılık bulduğu, kentsel mekanın kültürün evrimine nasıl etki ettiği ve kitle iletişim araçları ile medyanın altkültürlere nasıl etki ettiği incelenmiştir. Üçüncü bölümde iletişim aracı olarak giyimin tanımı yapılmış ve gençlik altkültürlerinde milenyum sonrası küresel moda tasarımı eğilimleri ve stilleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde İstanbul, Bağcılar semtinde yapılmış olan saha çalışması ile yüzyüze gerçekleştirilen görüşmelerin verileri toplanarak son on yılda Bağcılar gençlik altkültürünün geçirdiği evrim incelenmiştir. Bağcılar gençlik altkültürüne dair toplanan birincil ve ikincil kaynak verilerinden esinlenerek "Ayandan Yana" isimli bir moda tasarımı projesi gerçekleştirilmiş ve 12 görünümden oluşan bir erkek giyim koleksiyonu ortaya çıkarılmıştır. Koleksiyona ait tüm aşamaların görselleri de tez çalışmasının bu son bölümüne eklenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Moda, Stil, Altkültür, Kültür, Kent, Bağcılar, Milenyum.
Sanayi devrimi sonrası iç mekan tekstil ürünlerinin tarihsel gelişimi ve yenilikçi yaklaşımlar
Günümüz tekstil sektörünün önemli alt kollarından biri olan iç mekan tekstillerinin, Sanayi Devrimi'nden günümüze kadar gelen gelişmeleri, bu gelişmelerin insan yaşantısına etkilerini ve alanda yapılan yenilikleri derlemeyi amaçlayan, 'Sanayi Devrimi Sonrası İç Mekan Tekstil Ürünlerinin Tarihsel Gelişimi Ve Yenilikçi Yaklaşımlar' başlıklı tez çalışmasında; değişen yaşam koşulları ve tüketici ihtiyaçlarına yönelik iç mekan tekstil ürünlerini geliştirme süreçleri incelenmiştir. Bu çalışma ile, iç mekan tekstil endüstrisinin tarihi, teknolojik ilerlemelerin etkisi ve yenilikçi yaklaşımların sektöre olan katkılarını ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde; iç mekan tekstil ürünlerinin tanımı, tekstil endüstrisindeki yeri, çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, Sanayi Devrimi'ni hazırlayan etkenler ile bu etkenlerin Avrupa ve Türkiye'deki tekstil sektörlerine etkileri incelenmektedir. Sanayi Devrimi'nden günümüze üretim süreçlerinde ve teknolojide yaşanan değişim ve gelişmelere bağlı olarak İkinci, Üçüncü, Dördüncü ve Beşinci Sanayi Devrimleri incelenmiştir. Sanayi Devrimlerine bağlı olarak artan üretim verimliliği ile hızlı ve köklü bir değişime giren toplumların yaşam standartlarındaki değişim ve gelenekten kopuş sebebiyle ürün estetiğindeki standartlaşmanın kaçınılmaz sonucu olarak Avrupa ve Türkiye'de sanat ile endüstri arasındaki bağ arayışlarına dair bilgiler yer almaktadır. Üçüncü bölümde, 1990 yılı ve sonrasında iç mekan tekstil endüstrisinin Avrupa ve Türkiye'deki üretim, tasarım ve pazarlama alanlarındaki yenilikler detaylı bir şekilde irdelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Alt bölümlerde ise alana katkı sağlamış marka ve tasarımcıların ürettikleri yenilikçi iç mekan tekstil ürün örnekleri üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak, ilk Sanayi Devrimi'nden günümüze yaşanan teknolojik gelişmelere bağlı olarak, iç mekan tekstil endüstrisinin mevcut durumu ve uluslararası pazardaki yeri; sanatsal gelişmeler, rekabet ortamı, işbirlikleri, sektörel organizasyonlar aracılığı ile Türkiye ve Avrupa'da gelişmeye ve genişlemeye devam etmektedir. Günümüz yaşam koşulları ve tüketici davranışları, tekstil endüstrisini yalnızca üretim amaçlı olmaktan ziyade, üretim süreçlerinin şeffaflığı, insan-çevre, kalite ve tasarım odaklı unsurları da önemsemeye yönlendirmektedir. İç mekan tekstil sektörünün, sanat ve zanaatin endüstri ile buluştuğu önemli bir alan olduğu gerçeği ile işbirliklerinin ve bilgi paylaşımlarının önemi, yapılan araştırmalar ile ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Tekstil, Ev Tekstili, Tasarım, Moda, Marka
Jeanne Lanvin örneği üzerinden bayan ve çocuk giyim koleksiyon önerileri
Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar geçen zaman diliminde giysi; insanları soğuktan koruyan, sert ve zorlu iklim koşullarına bağlı olarak insanın dayanma gücünü arttıran bir örtünme, korunma unsuru iken zamanla kültürel değişimler, teknoloji alanındaki gelişmeler, değişen ekonomik koşullar doğrultusunda insanoğlunun birey olarak kendisini ifade edebilmesinde önemli bir unsur olarak gelişme göstermiştir. Günümüzde giyim olgusu insanlar için sadece örtünme veya dış etkenlerden korunma şeklinde düşünülen bir olgu olsaydı kişiye ait sadece birkaç parça giyim eşyası olacaktı. Ancak insanlar karakter, zevk, kendilerini dış dünyaya karşı ifade etme biçimi, sosyal ve ekonomik statü açısından birbirlerinden ayrılmak amacı ile giysiyi kullanmışlardır. Tarihsel devinim boyunca gerçekleşen ilerleme içerisinde giyim olgusu öncelikli olarak bireyin belli bir gruba, sınıfa ait olduğunu göstermesi ve vurgulaması için materyal, renk, doku, kumaş, aksesuar, desen açısından çeşitlendirilmiş ve tasarlanmıştır. Giyim tarihi incelendiği zaman, insanoğlunun içerisinde yaşadığı toplumun, ait olduğu kültürün, ayak bastığı coğrafyanın örtünme ile giyinme eylemi arasında bulunan ilişkiyi yakından etkilediği fark edilebilmektedir. Moda olgusunun oluşum ve gelişimi; modanın giyim sektörü içerisinde yer bulması toplumlardaki estetik bir duyarlılığın ilerlemesi ile orantılıdır. Toplum içerisinde ortaya çıkan ticari, siyasi, kültürel anlamdaki eylemler, sanatsal düşünce yapıları, çevresel faktörler, teknoloji alanında ortaya çıkan yenilikler ve gelişmeler, bireylerin kendi içlerinde ve ilişkilerindeki etkenler modaya yön vermekte ve böylece moda toplumsal bir olgu haline gelmektedir. Moda hızlı bir devinim halindedir. Çünkü moda, toplumda meydana gelen, herhangi bir alanda ortaya çıkan değişimler, insanlar arasında oluşan düşünce farklılıkları, o andaki olay ve durumlara karşı etki- tepki gibi sebeplerden etkilenmeye ve şekil değiştirmeye uygun bir kavram ve oluşumdur. Moda tarihinin anlamı, günümüz dünyasında 'tasarım' kavramının nasıl ortaya çıktığı ve hangi aşamalardan geçtiği ile ilişkilidir. Çünkü 20. Yüzyıldan itibaren moda dünyasında 'tasarımcı' tek yönlü açıdan bakılarak sadece giysileri hayal eden ve diken bir birey değil; içerisinde yaşadığımız dünyanın kavramlarını inşa eden bir üretici konumunda bulunmaktadır. Giysilerimizi hayal eden ve terziliğini yapan kişilerin bir terzi olmaktan çok nasıl dünyanın en büyük sektörlerinden birinin yüzü haline geldikleri sorusunun cevabına ulaşabilmek için ise yapılan araştırmalar ve tespitler doğrultusunda Avrupa' da tanınmış ve gelişme göstermiş tasarımcı- terzi- modacı niteliğini taşıyan Jeanne Lanvin dikkat çekmektedir. Kurulduğu ilk günden günümüze kadar en uzun süreli ve aralıksız bir şekilde aktif olarak varlığını sürdüren moda evlerinden biri olan Lanvin markasının kurucusu Jeanne Lanvin, moda ve giyim sektöründe yenilikler ve tasarımlar ortaya koymuş; moda tasarım dünyasına giysi tasarımı, aksesuar tasarımı ve tekstil tasarımı açısından farklı ve dikkat çekici bir boyut getirerek haute couture dünyasına da katkıda bulunmuştur. Lanvin kızından ilham alarak 'Anne- Kız' elbiseleri tasarlamıştır ve bunlara ek olarak kıyafetleri aksesuarla zenginleştirmiştir. Bu giysi tasarım biçimini markasına uyarlayarak özgün olmak adına dikkat çekmiştir. Yaşadığı dönemde bu tasarım fikri ve uygulama yöntemleri ile giysi moda sektöründe özgün bir konuma sahip olmuştur. Tasarımlarını oluştururken geleneksel olandan kopmamış; ürünlerini güncel olan gelişmeler ile birleştirerek tasarlamış ve kullanıcıya sunmuştur. Bu çalışma moda ve tekstil tasarımı öğrencileri için özgünlük ve tasarımda farklılık ortaya koymak, yaratıcılığın geçmiş, şuan ve gelecekle birlikte harmanlanması, farklı fikirlerden beslenmek bakımından olumlu katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada amaç; literatür taramasının sonucunda elde edinilen bilgi ve analizler ışığında tekstil ve moda eğilimlerinde geleceğe yönelik tasarım ve uyarlamaların doğru ve net tespitini yapabilmek olarak düşünülmektedir. İncelenen konu ile ilgili yeterli Türkçe kaynak ve veri bulunmamasından dolayı yabancı dildeki kaynaklardan Jeanne Lanvin örneği üzerinden gidilerek incelemeler ve bu incelemeler doğrultusunda uygulamalar yapılmıştır. Ayrıca araştırmada ilgili branşlardaki tasarım eğitimi programları ve öğrenciler için Türkçe kaynak oluşturulması planlanmıştır.
Çocuk çizgi ve resimlerinin tekstil ve moda tasarımı alanında kullanılması
Resimler, çocukların gelişim süreçlerinin, bireysel yeteneklerinin ve iç dünyalarının somut bir yansıması olmanın yanı sıra, aynı zamanda onlar için psikolojik bir rahatlama aracı niteliği taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, çocukların çizgisel gelişim evreleri doğrultusunda şema öncesi (4–7 yaş) ve şematik (7–9 yaş) dönemlerde ortaya koydukları renk, çizgi, şekil ve desenlerin kumaş tasarımlarına uyarlanması ve bu tasarımlar temelinde kız ve erkek çocuklara yönelik giysi koleksiyonlarının oluşturulmasıdır. Bu doğrultuda, çocukların kendilerini ait hissettikleri bir dünya yaratmak, onların sanatsal ifade biçimlerini tekstil ve moda alanında değerlendirmek ve söz konusu ifadeleri sanatsal ve tasarımsal bir değere dönüştürmek hedeflenmektedir. Araştırmada, çocuk gelişimi açısından önemli iki dönem olan şema öncesi (4–7 yaş) ve şematik (7–9 yaş) dönemdeki çocukların kendilerine verilen bir konu çerçevesinde yaptıkları resimler temel alınmıştır. Bu resimlerde yer alan renk, çizgi, şekil ve desenler, dijital ortama aktarılmış; grafiksel desen haline getirilmiş ve %100 pamuklu kumaşlara dijital baskı yöntemiyle uygulanmıştır. Yeni tasarlanan kumaşlar, kız ve erkek çocuk giysi tasarımlarında kullanılmıştır. Şema öncesi ve şematik dönemlerde yapılan resimlerde yer alan renk, çizgi, şekil ve desenlerden esinlenerek oluşturulan ürünlerin, çocuklarda kendilerine özgü bir dünyada oldukları hissini uyandıracağı düşünülmektedir. Dolayısıyla bu araştırma, çocukların duygu ve düşüncelerini sanat aracılığıyla dışa vurmasına katkıda bulunması ve renk, çizgi, şekil ile desenlerin çocuklarla ilgili farklı disiplinlerde de kullanılabileceğini göstermesi açısından önemli görülmektedir. Günümüzde çocuk giyimi sektöründe yer alan hazır giyim ürünlerinde, tasarımlar genellikle yetişkin bakış açısıyla ve kalıplaşmış temalarla hazırlanmaktadır. Bu durum,çocukların hayal gücüyle oluşturdukları bireysel çizimlerin görmezden gelinmesine ve çocukların giysilerle kurdukları duygusal bağın sınırlı kalmasına neden olmaktadır. Bu araştırma, bu boşluğu doldurmayı hedeflemekte ve çocukların kendi çizimlerini kendi giysilerinde görmelerinin, onların özgüven gelişimine, yaratıcılıklarına ve sanatsal farkındalıklarına katkı sağlayabileceğini ortaya koymaktadır. Çocuk çizimlerinin, yalnızca bir sanat ürünü değil, aynı zamanda giysi tasarımında kullanılabilecek estetik ve özgün görsel öğeler olduğu vurgulanmıştır. Giysi üretim sürecinde; çocukların yaptığı çizimlerin dijitalleştirilmesi, desen oluşturulması, kumaş üzerine uygulanması ve nihai ürünün dikimi adımları gerçekleştirilmiştir. Bu sayede çocukların hayal dünyası ile moda tasarımı arasında yaratıcı bir bağ kurulmuştur. Aynı zamanda, bu yaklaşım sayesinde çocuklar mağazalarda dolaşırken yalnızca tüketici değil, aynı zamanda giysi tasarım sürecinin aktif bir parçası olma duygusunu da yaşayacaklardır. Araştırma sonucunda, çocukların çizim becerilerinin yalnızca estetik bir ifade biçimi olmadığı, aynı zamanda bilişsel ve motor gelişimleriyle doğrudan ilişkili olduğu belirlenmiştir. Çocukların yaptıkları resimlerin, içinde bulundukları gelişim döneminin özellikleriyle paralellik gösterdiği söylenebilir. Bu bağlamda, araştırma çocuk çizim ve resimlerinin moda ve tekstil tasarımında estetik, yaratıcı ve duygusal bir dil oluşturmak açısından güçlü bir kaynak olduğunu ortaya koymuş; aynı zamanda çocuk merkezli tasarım anlayışının gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır. Bu yaklaşımın yalnızca bireysel tasarım ürünlerinde değil, aynı zamanda ticari ölçekte üretim yapan markalar için de ilham verici bir yöntem olabileceği düşünülmektedir. Gelecekte benzer çalışmaların yaygınlaştırılmasıyla, çocukların yaratıcı potansiyellerinin daha geniş alanlarda değerlendirilebileceği ve sanatsal ifade özgürlüklerinin desteklenebileceği öngörülmektedir.
İleri dönüşüm tasarım uygulamaları ve farklı moda müşterilerinin bu konudaki görüşlerinin belirlenmesi
Günümüzde çevresel krizlerin derinleşmesi, doğal kaynakların hızla tükenmesi ve iklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha görünür hale gelmesi, birçok sektörde olduğu gibi moda endüstrisinde de sürdürülebilirlik temelli yeni yaklaşımları zorunlu kılmıştır. Özellikle hızlı moda anlayışıyla birlikte artan seri üretim ve tüketim kültürü, su tüketimi, karbon salımı ve tekstil atıklarının artmasına sebep olarak modayı dünyanın en kirletici endüstrilerinden biri haline getirmiştir. Bu bağlamda, moda sektöründe sürdürülebilir üretim ve tüketim modellerine geçiş kaçınılmaz hale gelmiş, bu dönüşümün merkezine ise ileri dönüşüm (upcycling) tasarımı yerleşmiştir. İleri dönüşüm, kullanım dışı kalmış ya da atık haline gelmiş giysi ve tekstil ürünlerinin fiziksel yapısını bozmadan yaratıcı yöntemlerle yeniden işlevlendirilmesini ve estetik değeri yüksek, özgün tasarımlar olarak tekrar kullanıma kazandırılmasını amaçlayan sürdürülebilir bir yaklaşımdır. Bu yönüyle, yalnızca çevresel sürdürülebilirliği desteklemekle kalmamakta; aynı zamanda kültürel ifade, bireysel yaratıcılık, etik sorumluluk ve duygusal bağ kurma gibi çok boyutlu katkılar sunmaktadır. Bu çalışma, ileri dönüşüm ile gerçekleştirilen tasarımlara yönelik farklı moda müşteri profillerinin görüşlerinin belirlenmesini ve bu doğrultuda ileri dönüşüm tasarım anlayışının, moda müşteri profillerine göre nasıl farklılık gösterdiğini belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen anket aracılığıyla, 18-65 yaş aralığında yer alan 105 kadın moda tüketicisinden elde edilmiştir. Katılımcıların büyük çoğunluğunu, 18–35 yaş aralığında, üniversite mezunu, aktif olarak çalışan ve orta gelir grubuna mensup bireyler oluşturmaktadır. Katılımcıların moda müşteri profilleri incelendiğinde, en yüksek oranların "vitrinde görünce benimseyen (İlk Çoğunluk)" ve "bütçe dostu tüketiciler" profillerinde toplandığı, en düşük oranın ise "yenilikçi tüketiciler (Trend Takipçileri)" profiline ait olduğu görülmüştür. Alışveriş davranışları büyük oranda "ihtiyaç duydukça alışveriş yapma" biçiminde şekillenmiş olup, farklı sosyoekonomik gruplarda benzer bilinçli tüketim eğilimleri gözlemlenmiştir. Gelir ve eğitim düzeyleri arttıkça, modayı ifade aracı olarak kullanma biçimlerinde farklılıklar görülse de, genel eğilim etik ve ekonomik hassasiyetlerle belirlenmiştir. İleri dönüşüm tasarımlarına yönelik tutumlar incelendiğinde, "yenilikçi tüketiciler (Trend Takipçileri) "bu ürünlere en olumlu yaklaşımı sergilerken, diğer profillerde de genel olarak olumlu ancak temkinli bir tutum gözlemlenmiştir. Özellikle lüks tüketici segmentinde estetik ve kalite algısı nedeniyle daha çekimser yaklaşımlar dikkat çekmiştir. Bu durum, farklı tüketici profillerine özel pazarlama stratejilerinin gerekliliğine işaret etmektedir. Bu bağlamda çalışma, ileri dönüşüm giysi tasarımının sadece çevresel değil; estetik, etik, kültürel ve mesleki boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini ortaya koymakta ve sürdürülebilir moda kavramının çok katmanlı yapısına dikkat çekmektedir. Araştırmanın ortaya koyduğu veriler, ileri dönüşüm ürünlerinin daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için görsel sunumun güçlendirilmesi, erişilebilir fiyatlandırma politikaları oluşturulması ve tüketici segmentlerine göre iletişim stratejileri geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Altmış beş yaş üstü kadın tüketiciler için giysi koleksiyon önerisi
İnsanlığın en temel ihtiyaçlarından biri olan giysilerin, kişilerin bünyelerine uygun, yaşam konforlarını yükseltecek nitelikte olması gerekmektedir. Araştırmada 65 yaş üstü yaşlı tüketicilerle yapılan görüşmeler doğrultusunda kendileri için üretilen giysi parçalarının vücutlarındaki ısı değişikliklerine, cilt hassasiyetlerine, günlük kullanım konforlarına ve yaşam tarzlarına uygun olarak hazır giyim sektöründe bulamadıkları yönünde olmuştur. Özellikle giyinme gibi basit eylemler, yaşlılar için oldukça zorlayıcı olduğundan onların rahatlıkla giyebilecekleri, günlük hayatlarını etkilemeyecek unsurlarda tasarım yapılması araştırmada ulaşılan sonuçlar arasında yer almaktadır. İnsanların yaşam sürelerinin artması dikkate alındığında önümüzdeki yıllarda daha fazla yaşlı kitlenin bu durumdan etkileneceği düşünülmektedir. Bu çalışma kapsamında yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılarak önceden belirlenmiş olan görüşme formu ile yaşlı tüketicilerle görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeye LC WAIKIKI 'den alışveriş yapan gönüllü katılım sağlayan 65 yaş üstü 42 beden 80 katılımcıya pamuklu gömlek denetilerek görüşleri alınmıştır. Görüşmelerden alınan veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz edilen bulgular doğrultusunda 65 yaş üstü kadın yaşlı tüketicilerin beklenti, talep ve ihtiyaçlarını karşılayacağı ön görülen; ilkbahar-yaz sezonuna uygun olan 10 adet bluz-gömlek tasarımı yapılmıştır.
Türkiye'de bayan giyiminde marka ve tasarım
Bayanlar için güzel giyinerek görsel açıdan çekici görünmek arzu edilen bir durumdur. Fakat güzel görünme sürecinde bayanlar satın aldıkları hazır giyim markalarına güvenmek isterler. Farklı bir ifadeyle bayan hazır giyim üreten bir markanın tüketicilerine iyi ve güzel görüneceklerine dair bir takım vaatler vermesi gerekmektedir. Bu noktada bayan hazır giyim sektöründe tasarımın gerekliliği ve önemi öne çıkmaktadır. Bu tez bayan hazır giyim sektöründe markalaşmak yolunda tasarımcıların sağladığı katkıları ortaya koymak amacıyla yazılmıştır.
18.yy Gajar Hanedanı Döneminin araştırılması ve günümüz giysi modasına uyarlanması
Bu araştırmada amaç, 18 ve 19. Yy arasında İrana hükmeden Türk Hanedanı; Qajar Hanedanının 18. yydaki hükümetlerini baz alarak tanıtmak ve giysi formlarını anlatıp günümüz giysi modasına uyarlamak olmuştur. Bu konuyu seçme nedenim ise eskiyi canlandırıp, öz kültürü yaşatmaktır. Bu nedenle ilk etapta, İrandaki hanedanları kısaca tanıtılıp, ülke tarihindeki uygarlıklar ve her uygarlıkta ilk çağdan günümüze kadar, İranlıların uğraştığı ve oluşturdukları sanat dalları anlatılmıştır. Yaklaşık 30 hanedanın hükümetinde ilgi alanı olan dallar Tekstil, Resim, hat, çömlekçilik, şiir ve ülkedeki değerli doğal taşların kaynağı bol olduğu için Metal ürün ve aksesuar yapımı revaçta olmuştur. Her hanedanın giyim kültürü kısa ve öz bir şekilde anlatıldıktan sonra, konumuz olan Qajar hanedanı tanıtılıp, giyimlerini, kültürel ve siyasi bakış açıları ve en önemlisi sanatta izledikleri yollar anlatılmıştır. Bu anlatımlardan sonra ise İranlı olmayan tasarımcıların Qajarlarla ilgili ortaya çıkardıkları çalışmalar anlatılmıştır. son aşamadada kumaş baskısı ve pratik yöntemler ile erkek va kadın için günümüze uygun birer modern kombin tasarlanıp hazırlanmıştır. Bu çalışma İranın var oluşundan bu yana sanatı ve en önemlisi giysi kültürü hakkında bilgi verip, Moda dünyasında yeni tasarımlar yaratılmasına yardımcı olmuştur, İran tarihini, İran sanat ve giysi tarihini anlatan eski ve yeni tarih kitapları ve son yıllardaki turistler ve yabancı diplomatların yazdıkları seyahatnamelerden yararlanırarak, müzeler ve eski yapıtların verdiği bilgiler kaynak olarak kullanılıp hazırlanmıştır.
Kapitalist menfaat ilişkilerinin moda endüstrisi üzerindeki olumsuz etkilerinin incelenmesi
Kapitalizmin ortaya çıkması ile moda kavramı farklı bir boyuta geçmiştir. Moda endüstrisi, hammadde ve sermaye gibi üretim araçlarının büyük bölümüne sahip olmanın getirdiği kâr hırsının sonucu olarak ortaya çıkan kapitalist sömürü düzeninin bir parçası haline gelmiştir. Kapitalizmle birlikte moda endüstrisinin tekelleşen büyük firmalarının elde ettiği kazançlar, tüketicinin rolü, sınıf sorunsalı, ekonomik kriz dönemlerinin geçmiş ve güncel moda pazarına ve tüketiciye olan etkileri irdelenmiş olup, tüketim satın alma fetişizmi çerçevesinde sorgulanmıştır. Son iki yüzyıla damgasını vuran kapitalizmin pek tabi ki olumsuz etkileri mevcuttur. Moda endüstrisinde çalışan işçilerin kötü çalışma koşulları incelenmiş ve bu sektörde yaşanmış iş kazalarından örnekler verilmiştir. Moda endüstrisindeki beden algısı, modellerin yeme bozuklukları, kadın haklarının çiğnenmesi, ırkçı yaklaşımlar ve sektörün iç yüzünü ortaya çıkaran sosyal, ekonomik, fiziksel ve çevresel olumsuz etkiler ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Doğu kültüründe, geleneksel Ardahan Damal giysilerinin bebeklerle sembolleşmesi ve etnik değerleriyle günümüz modasına uyarlanması
Yapılan araştırmalar ve uygulamalar neticesinde, Damal geleneksel kıyafetleri yıllar önce insanların giydiği fakat artık günümüzde yerini oyuncak bebeklere giydirilmiş üzere sürdürmektedir. Artık günlük hayattan ziyade özel günlerde insanların tercih ettiği bu geleneksel kıyafetin özünü, gelenekselliğini, etnik desenlerini, renklerini ve sembolleşmiş anlamlarını kaybetmeden günümüz teknolojisine uyarlanıp giyilebilir hale getirmeyi amaçlamıştır. Geçmişin altın tozları, her bir deseni, rengi bir ayna gibi insanların yansıması ile oyuncak bebeklerle yaşatılmaktadır. Günümüzde de geleneğini bozmamak adına oyuncak bebeklerden, giyilebilir hale getirilip hayatta kalmayı sunmaktadır. Eskide sıkıştırılıp kalmış geleneksel olan güzellikleri şimdiki teknoloji, kumaş, iplik, tasarım, renk, koleksiyon, board gibi donanımlarla değerlendirmek ve kıyıda köşede kalan güzellikleri canlandırmak, bu projenin önemini vurgulamaktadır. Yapılan araştırmalar bu konuda ülkemizde var olan araştırmaların eksikliğini gidermeye yardımcı olmayı hedeflemektedir.
İnsan psikolojisi ve giysi tasarımı
İhtiyaç kavramını inceleyen Murray ve Maslow, ihtiyaçları biyolojik ve psikolojik olmak üzere 2'ye ayırmışlardır. Bireylerin elde etmek istedikleri, kabul görme, kendini öne çıkarma, statü, prestij ve güzel görünme gibi psikolojik ihtiyaçlar moda ile mümkün hale gelmiştir. Giysilerin psikolojik işlevi, fiziksel işlevinin önüne geçmiştir. İncelemeler süslenme güdüsünün örtünmeden önce geldiğini göstermektedir. Kişilerin giyimi, çoğu zaman psikolojik durumları hakkında onların söze dökebileceğinden ya da söze dökmek isteyeceğinden daha fazlasını ifade etmektedir. Bu çalışmada kadın psikolojisi ve giysi tasarımının alt yapısı araştırılmaktadır. İlk bölümde; kişilerin giysi tercihlerinde estetik zevklerinin önemi, estetik ile psikolojinin bağı, beğeni, güzel kavramları, güzel giyinme ve renklerin psikolojiye etkisi konuları araştırılmıştır. İkinci bölümde ise, giyimin fiziksel ve psikolojik fonksiyonları, psikolojik ve sosyolojik açıdan moda konuları açıklanmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise, psikoloji ve moda arasındaki etkenler incelenmiştir. Moda tarihindeki önemli olayların kadın psikolojisini nasıl etkilediği, ekonomik ve sosyolojik durumun psikoloji üzerindeki etkisi, kitle iletişim araçları ve kültürel etkenler, son olarak da kişilik özelliklerinin psikolojik boyutu ve giysi seçimlerindeki etkisi incelenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti First Lady'lerinin giyim ve yaşam stilleri ve yaşadıkları dönemdeki moda akımları ile ilişkileri
Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti First Lady'lerinin giyim ve yaşam stillerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlarının biyografileri ve devamında Cumhurbaşkanı eşlerinin biyografileri incelenmiş olup; eğitim hayatları, evlilikleri, First Lady ünvanını alma süreçleri ve First Lady ünvanı aldıkları dönem itibariyle tercih ettikleri giysiler incelenmiştir. First Lady'lerin yaşadıkları dönemlerdeki moda akımları, moda ile ilişkileri ve günümüze yansımaları araştırılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk First Lady'si ünvanını taşıyan ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün eşi Latife Uşşaki ardından Mevhibe İnönü, Reşide Bayar, Melahat Gürsel, Atifet Sunay, Emel Korutürk, Sekine Evren, Semra Özal, Nazmiye Demirel, Semra Sezer, Hayrünnisa Gül ve dönemin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendilerin giyim ve yaşam stilleri incelenmiş ve yaşadıkları dönemlerdeki moda kültürleri ile ilişkileri ele alınmıştır. Daha sonra moda ile ilişkileri, modaya bakış açıları ve çalıştıkları modacılar incelenmiştir. Tüm bu araştırmalar doğrultusunda, geçmişten günümüze, First Lady ünvanı taşıyan tüm hanımefendilerin, birbirinden özgün karakterlere ve giyim stillerine sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler : First Lady‟ler, First Lady‟lerin Giyim ve YaĢam Stilleri
Türk tekstilinde dokumanın tarihçesi ve üretim ilişkileri
Tekstil ve hazır giyim sektörü Türkiye için olduğu kadar Dünya ekonomileri için de yarattığıistihdam olanakları, kazandırdığı döviz geliri veüretime katma değeri ile Türkiye'nin önde gelensektörlerinin başında gelmektedir. İstihdampotansiyeli, üretim hacmi, dış ticarete konu olmasıyanında lojistik, imalat, enerji gibi birçok sektöraçısından önemli bir yere sahip olan tekstil sektörü ekonomik kalkınmada oldukça önemlibir yere sahiptir. Bu çalışmada, Türkiye'de tekstilin ve dokumanın tarihçesi ile üretim ilişkileri incelenmiş Dünya ve Türkiye perspektifi verilerek sektörde kullanılan geneltanımlar, dış ticaret rakamları, güncel gelişmeler,sektörün fırsat alanları ile ilgili araştırmalar yapılmıştır.
1923-2013 yılları arası batı erkek giyim modasının Türk erkek giyim modasına etkisi
Bu çalışmada; 1923-2013 yıllara arasında olan süreçte Avrupa erkek giyim modasının Türk erkek giyim modası üzerindeki etkisi incelenmiştir. Giriş bölümünün ardından ikinci bölümde moda olgusu üzerinden, moda ve giyim kavramları ile modayı etkileyen faktörler belli başlıklar altında toplanarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde erkek giyim tarihine genel bir bakışla, dönemin olaylarıyla birlikte yıllara göre erkek giyim ve değişimine değinilmiştir. Avrupa'da erkek modasını etkileyen akımlar ile bu akımların giyim özelliklerine yer verilmiştir. Cumhuriyet'le başlayan inkılaplar ışığında Türkiye'de erkek giyimin değişimi, Avrupa'nın etkisi ve dönemin olayları ile oluşan erkek modası yıllara göre incelenmiştir. Batı modası ile Türk modası arasındaki benzerlikler ve farklılıklara yıl bazında değinilmiştir.Araştırma da erkek giyimi 25-50 yaş arasında kısıtlanarak incelenmiştir. Giyim tarzı olarak kentli erkek giyimi (klasik erkek giyimi) ele alınmıştır.
Eski Türk kumaş desenleri ve son elli yılın uygulamaları
Türk dokumacılık sanatı Orta Asya'da başlamış,beylikler dönemini takip eden Selçuklu döneminde gelişmeye devam ederek Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi,sosyal ve kültürel yönden en başarılı olduğu 16.yy'da geniş bir uygulama alanı bularak zengin bir desen arşivinin oluşması sağlanmıştır.Farklı kültürlerde yetişmiş Baba Nakkaş, Şah Kulu ve Kara Memi gibi usta sanatkarların Osmanlı sarayı bünyesinde kurulan atölyelerde toplanarak yarattıkları üsluplar ve yetiştirdikleri öğrencileri ile Osmanlı kumaş sanatının ne kadar geniş bir kültür sentezine sahip olduğunu görülebilmektedir.Osmanlı motiflerinin kullanıldığı kumaşların üretiminde kullanılan değerli malzemeler nedeni ile bu kumaşlar önceleri sadece saray mensupları için üretilmiş,halk tarafından kullanılması doğru bulunmamıştır.Cumhuriyetin ilanı ile birlikte sanayileşme hareketleri hız kazanmış Osmanlı motifli kumaşlar daha geniş kitlelerin kullanımına sunulmuştur.Üniversite ve eğitim kurumlarının açılması ile geleneksel Türk motiflerinin yeni nesillere öğretilmesi görevini üstlenen öğretim elemanlarının yetiştirilmesi ve bu motiflerden yola çıkarak tasarımlar yapabilecek yeni nesil tasarımcıların yetiştirilmesi sağlanmıştır. Dernek ve vakıfların düzenledikleri desen yarışmaları ile Osmanlı desen arşivinde bulunan geleneksel motiflerin güncel tasarımlarda kendine yer edinmesi sağlanmaktadır.Bu bilgiler ışığı altında hazırlanan bu çalışmada ,16 yy.da çağdaşlarıyla birlikte üslup bütünlüğü içinde en yüksek noktaya ulaşmış bulunan Türk kumaş desenlerinin oluşturduğu desen anlayışı ve kültürünün günümüz çağdaş desenleri ve tasarımlarına nasıl yansıdığının saptanması amaçlanmıştır.Geçmişten çağdaşa Türk desen anlayışının ve tasarımının irdeleneceği çalışmada Türkiye'de kumaş desenlerinin ve tasarımının, Türk desen kültürü açısından tekstil endüstrisine katkısı ve 2000'li yıllarda ne durumda olduğunun saptanması hedeflenmiştir.16 yy. örneklerinin, ülkemizin sayılı birkaç müzesinde yer alan ve dünyanın en önemli müzelerinde bulunan Türk kumaş desenleri repertuarı kapsamındaki desenler ve bilgiler ışığında cumhuriyetin ilanından 2000'li yıllara kadar geçen tarihsel süreçteki çalışmaların ve uğradığı değişimlerin saptanması, değişim etkenlerinin neler olduğu konu olacaktır.Anahtar Kelime: Saray, Kumaş, Osmanlı, Endüstri