
154
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Tahir Malik'in "Sonuncu Kurşun" adlı kıssasının Türkiye Türkçesine aktarılması ve yapı-izlek yöntemiyle incelenmesi
Daha Tahir Malik, polisiye roman türünde verdiği başarılı örneklerle Yeni Özbek edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Yazarın "So'nggi O'q/Sonuncu Kurşun" adlı kıssası; 1922 yılından 1957 yılına kadarki otuz beş yıllık süreçte Sovyet rejiminin Lenin ve Stalin dönemlerinde Özbekistan'da yaşanan baskı, sürgün, zulüm ve katliamları polisiye bir kurguyla gerçek kişilerin trajedileri üzerinden anlattığı eseridir. "Sonuncu Kurşun" kıssası bu yönüyle Özbekistan'da oldukça ses getirmiştir. Türkiye'de Tahir Malik'in eserlerinden "Jinoyatin Uzun Yo'li/Suçun Uzun Yolu", "Ov/Av" ve "Şaytanat/Şeytanlar" romanın I.cildi üzerine çalışma yapılmıştır. Söz konusu çalışmalarda eserlerin edebî yönden incelenmediği fark edilmiştir. Dolayısıyla Tahir Malik'in Türkiye'de edebî yönden incelenen eseri bulunmadığı için "Sonuncu Kurşun" kıssası Türkiye Türkçesine aktarılıp edebî açıdan yapı izlek yöntemiyle incelenecektir. Çalışmanın giriş bölümünde Ekim Devrimi'nin Özbekistan'a etkilerinden ve Özbek edebiyatında hikâyenin gelişiminden bahsedilecek, birinci bölümde Özbek yazar Tahir Malik'in hayatı, sanatı ve eserleri ele alınacak, ikinci bölümde "Sonuncu Kurşun" kıssasının Türkiye Türkçesine aktarımı gerçekleştirilecek, üçüncü bölümde eser edebî yönden yapı izlek yöntemiyle incelenecektir.
Gafur Gulam'ın "Shum Bola" kıssasının Türkiye Türkçesine aktarılması ve yapı-izlek yöntemiyle incelenmesi
Sovyet Dönemi Özbek edebiyatının önde gelen isimlerinden Gafur Gulam'ın Shum Bola kıssası Özbek edebiyatının en önemli nesir yazılarından birisidir. Eser hem dönemin sosyal yaşantısına ışık tutma niteliği taşımakta hem de Gafur Gulam'ın kendi çocukluk hatıralarından izler barındırmaktadır. Kıssanın başkişisi Karavoy, babasını kaybetmiş yaramaz bir çocuktur. Kıssa, Karavoy'un evden ayrıldıktan sonra başından geçen olaylar üzerine kurgulanmıştır. Dönemin önemli isimlerine, Özbek Türklerinin kültürel ögelerinden çocuk oyunlarına, ulusal giyimlere, yemek kültürüne ve koşuk, karhat, alyor gibi sözlü edebiyat ürünlerine sıkça yer verilmiştir. Çalışmada Shum Bola kıssası yapı ve izlek bağlamında ele alınmıştır. Bu çalışma genel olarak beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Sovyet Dönemi Türkistan coğrafyası hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Gafur Gulam'ın hayatı, sanatı ve eserlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Türkiye Türkçesine aktarılan Shum Bola/Yaramaz Çocuk kıssası yapı ve izlek yöntemiyle incelenmiş ve dil ve üslup özelliklerine değinilmiştir. Dördüncü bölümde Shum Bola kıssasının Özbek Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılmış metnine yer verilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde çalışmaya dair genel bir değerlendirme yapılmıştır. Kaynakça bölümünde ise çalışmanın
Sovyet dönemi Kırgız hikâyelerinde 'Yetim' çocuk arketipi
Türkçe 'de "ana örnek", "ilk imge", "asıl numune" gibi karşılıkları bulunan arketipler kollektif bilinç dışını yansıtan ve nesilden nesile aktarılan birer ortak imgelerdir. Ortak imge olan arketipler edebiyat bilimcileri tarafından mitoloji, psikoloji ve edebiyat gibi farklı disiplinlerden elde edilen bilgiler ile edebi eserlerde arketipsel eleştiri metoduyla tespit edilmektedir. Bu metot C.Gustav Jung tarafından bilinçdışı kavramanın ortaya konmasıyla ortaya çıkmıştır. Edebi eserlerin tahlilinde kullandığımız arketipsel eleştiri metoduyla eseri tahlil etme amacımızdır. Biz de bu çalışmada ele aldığımız Türkiye Türkçesi'ne aktarılan Kırgız yazarların hikâyelerini arketipsel eleştiri kuramından hareketle "yetim arketipi" üzerinden tahlil ettik. Tahlil yaparken eserlerin yazarlarının yetim olması ve eserin yazıldığı dönem de göz önüne alınarak yapılmıştır. Ele aldığımız hikâyeler Kırgız edebiyatındaki önemli dönemleri betimlerken aynı zamanda baskıya ve rejime karşı bir eleştiri niteliğindedir. Hikâyelerdeki kahramanların yetim olması ve yetimliğin verdiği hayat şartları çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde arketipsel eleştiri kuramı çerçevesinde konuya kuramsal bir giriş yapılmıştır. Birinci bölümde çağdaş Kırgız hikâyeciliğinin tarihi verilerek hikâyenin gelişimi ve konuları ele alınmıştır. İkinci bölümde esas konumuzun 'yetim arketipi' çerçevesinde incelemesi yer almaktadır. Hikâyeler arketipsel eleştiri metodu aracılığıyla tahlil edilmiştir. Daha sonra çıkarım yapıldıktan sonra kaynakça verilmiştir
"Ölüm temalı" seçilmiş romanlarda insan-ölüm meleği yüzleşmesi
Çalışmada ölüm ve ölüm duygusunun insanlar üzerindeki etkilerinin incelenerek hayatımızdaki yerinin eserdeki olaylar üzerinden aktarımı yapılmıştır. Çalışmada yer alan eserlerin seçilmesinde ana temalarının ölüm kavramı olması dikkate alınmıştır. Bu kavram romanlardaki başkişinin ve diğer karakterlerin ölüm olgusuna olan bakış açıları ile yapı ve izlek olarak incelenmiştir. Yapı ve izlek yöntemi, olayların merkezinde bir başkahramanın olduğu ve onun başından geçen olaylarda karakterlerin olaya olan katkısının incelenerek izlekler oluşturulduğu yöntemdir. Bu yöntemde oluşturulan izlekler KORA şeması ile gösterilerek incelemesi yapılır. İncelemeye tabi tutulan eserler, bu bağlamda çalışmanın konusu ile bağdaşarak ölüm ve ölüm kavramının üzerinde durulan eserler olması ile çalışmaya uygun zemin oluşturmuştur.
Kumuk Masallarının Monomit Kuramı bağlamında incelenmesi
Kumuk Masallarının Monomit Kuramı Bağlamında İncelenmesi adlı çalışmanın amacı, Kumuk masallarının monomit kuramından hareketle kolektif birikimin ürünü olduğunu göstermektir. Çalışma; Kumıkskiye Narodnıye Skazki (1959), Qumuq Xalq Yamaqları (1977; 1989), Qumuq Adabiyat: 4 (2004), Qumuq Adabiyat: 3 (2005) ve Qumuq Xalq Awuz Yaratıwçuluğu: Yammaqlar (2021) adlı kaynaklardan alınan bazı masallar etrafında şekillenmiş olup diğer masallar sınırlılık getirmesi açısından dâhil edilmemiştir. Tez, beş (5) ana bölümden oluşmaktadır. Tezin "Giriş" bölümünde monomit kuramını hazırlayan bilimsel süreç hakkında temel bilgiler verilmiş ve ana bölümlere yönelik kuramsal bir zemin oluşturulmuştur. İkinci bölümde tez içerisinde incelenen masalların antropolojik, antrozoolojik, folklorik, mitolojik, psikolojik, sosyolojik ve edebî arka planını ortaya koymak amacıyla Kumuk halk edebiyatının anlatma esasına bağlı edebî ürünleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Joseph Campbell'ın hayatı ve eserleri tanıtılmış, The Hero with a Thousand Faces (1949) adlı kitabında literatüre kazandırdığı ve "kahramanın macerası" olarak bilinen monomit kuramı ele alınmıştır. Dördüncü bölümde teze konu olan masallar Kumuk Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılmış, monomit kuramı ve bilimin ilgili diğer disiplinlerinden (analitik psikoloji, arketipsel sembolizm, psikanaliz vd.) istifade ederek çözümlenmeleri yapılmaya çalışılmıştır. Beşinci ve son bölümde Kumuk masallarının kolektif birikimin ürünleri olduğu, anlatma esasına bağlı edebî ürünler arasında önsel ortaklıkların bulunduğu, Kumuk masallarının monomit kuramıyla çözümlenebileceği gibi birçok konu saptanmış ve "Sonuç" bölümü içerisinde değerlendirilmiştir. Bunun yanında Türk dünyası edebiyatları alanında Kumuk masallarını monomit kuramı temelinde topluca inceleyen bir çalışmanın daha önce yapılmamış olması nedeniyle bu çalışmanın yeni çalışmalara kapı aralayacağı öngörülmüştür.
Muhammed Ali Ahmedov'un şiirlerinde millî unsurlar
Özbek kültürü, Özbek edebiyatı oldukça zengindir ve köklü bir mirasa ev sahipliği yapar. Uzun bir dönem Rusya İmparatorluğu ve Sovyetler Birliğinin egemenliği altında kalan Özbekistan toprakları kültürel mirasında bir kayba uğramamıştır. Çağdaş Özbek şiirinde millî değerler ve milliyetçilik akımı ön plana çıkan noktalardır. Bu çalışmanın amacı, Çağdaş Özbek edebiyatı şairlerinden Muhammed Ali Ahmedov'un şiirlerinde işlediği temalara ve özellikle milliyetçi unsurlara değinmektir. Bu amaç doğrultusunda güncel kaynaklar vasıtasıyla şiir incelemeleri yapılıp genel hatları ile Çağdaş Özbek şiiri üzerinde durulacaktır. Akabinde sanatçının hayatı ve genel olarak şiir üslubu hakkında fikir elde edilip bazı şiir örnekleri incelenecektir. Araştırmanın tamamlanma kısmında ise elde edilen veriler çerçevesinde bir sonuca varılacaktır.
Enver Mehmedhanlı'nın hikâyelerinde yapı ve izlek
Bu çalışmada Azerbaycan edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Enver Mehmedhanlı'nın hikâyeleri yapı ve izlek açısından incelenmiştir. Bu inceleme, bakış açısı ve anlatıcı düzlemi, olay örgüsü, zaman, mekân, kişiler ve izleksel kurgu olmak üzere altı başlık altında yapılmıştır. İzleksel kurgu ele alınırken her bir hikâyede ön plana çıkan izlekler tarih, felsefe, sosyoloji, psikoloji ve felsefe gibi disiplinlerden de yararlanılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan bu incelemede toplum baskısı, aile, özgürlük ve esaret, sözlü kültür ve gelenek, halk ile yöneticiler arasındaki ilişki, fakirlik, masalların gücü, anne hasreti, kimsesiz çocuklar, insanların davranışlarındaki tutarsızlıklar, kadın, aşk ve sevgi, köylü-şehirli çatışması, savaş, umut, yeniden doğuş ve batıl inançlar gibi konulardan hareketle Enver Mehmedhanlı'nın döneminin yaşayışına ve toplumsal sorunlarına nasıl baktığı ortaya konulmuştur. Sonuç bölümünde yapı ve izlek incelemesi neticesinde yazarın hikâyeciliği üzerine ulaşılan hükümlere yer verilmiştir.
Gülbagdat Omarova'nın şiirlerinin ontolojik çözümleme yöntemine göre tahlili
Kumuklar, tarih boyunca Rus sömürgesi altında varlıklarını sürdürmeye çalışmışlardır. Bu sömürge nedeniyle Kumuk edebiyatına dair eserlerin, şair ve yazarların çoğu da henüz gün yüzüne çıkabilmiş değildir. Bu sebeple yapılan bu çalışma aracılığıyla, Kumuk edebiyatında yer alan lirik şiirlerden bazılarına temas edebilmek ve Kumuk şair Gülbagdat Omarova'nın şiir dünyası üzerinden Kumukların edebiyat sahasını Türk edebiyat sahası ile birleştirebilmek hedeflenmiştir. Omarova'nın şiirlerinin lirik türde olduğu saptanmıştır. Sanatçıların dönem ve koşulların etkisiyle dışavuramadığı ve bastırmak zorunda kaldığı her his, açığa çıkan coşkunluk neticesinde lirizm kisvesi altına sığınarak tüm yazınsal metinlere, resim, müzik ve plastik sanatlar gibi çeşitli branşalara neşredilmiştir. Lirik/lirizm ifade biçimi, taşıdığı duygu yoğunluğu gereğince en çok âşk hissinin dışavurumunu sağlama görevini üstlenmiştir. Lirizm/lirik ifade türünün teşekkülünden itibaren bu ifade biçiminin niteliğine yönelik herkesin bildiği en genel sözlük tanımı ise şudur: "Coşkun ve ateşli anlatımı olan, toplumun ortak veya şairin kişisel duygularını anlatan şiir" demektir. Çalışma içerisinde Gülbagdat Omarova'ya ait lirik şiirler, Nicolai Hartmann'ın ortaya koymuş olduğu "Ontolojik Çözümleme" yöntemiyle incelenmiştir. Hartmann'ın ortaya koyduğu yöntem, şiiri belirli katmanlara (tabakalara) ayırarak içten dışa tüm yapıları ele almamızı ve şiiri bütüncül bir yapı içerisinde incelememizi sağlamaktadır. Çalışma neticesinde ise Gülbagdat Omarova'nın şiirlerinin Türk mitolojisine ve Türk edebiyatına ilişkin birçok ortak öge taşıdığı yargısına ulaşılmış ve Türk halklarının şiir dilinin, emsalleriyle ilişkisi olduğu düşüncesine erişilmiştir.
Tuva atasözlerinde zıtlık içeren kavramlar
Atasözleri, bir toplumun dil ve kültür mirasını en açık şekilde yansıtan sözlü edebiyat ürünlerindendir ve Tuva Türklerinin atasözleri de bu bağlamda büyük bir öneme sahiptir. Tuva Türkleri, Orta Sibirya'nın güneyinde yer alan kadim bir Türk boyudur ve söz konusu çalışmada Tuva atasözlerinde zıtlık içeren kavramlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu çalışma Tıva Üleger Domaktar Bolgaş Çeçen Söster (2016) adlı eserden alınan atasözleri etrafında şekillenmiş olup diğer atasözleri çalışmaya sınırlılık getirmesi için dâhil edilmemiştir. Tez dört (4) ana bölümden oluşmaktadır. Tezin "Giriş" bölümünde atasözünün tanımı, Tuvaların tarihi, Tuva kelimesinin kökeni ve Türk dili içerisindeki yeri, Tuva atasözleri hakkında yapılan derlemeler ve Tuva atasözlerinden örneklere yer verilerek ana bölümlere yönelik kuramsal bir zemin hazırlanmıştır. İkinci bölümde bahsi geçen eserin içerisinden tespit edilmiş yüz bir (101) atasözü incelenmiştir. İkinci bölümü izleyen üçüncü bölümde Türk atasözleri ile eşdeğer olan Tuva atasözleri karşılaştırılarak benzerlikleriyle farklılıklarına yer verilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise Tuva atasözlerinin kolektif hazinenin ürünleri olduğu, halk edebiyatının anlatma esasına bağlı edebî ürünlerinde evrensel ortaklıkların bulunduğu ve Tuva atasözlerinin söz varlığının değerlendirilerek semantolojik tabakada açımlanabileceği gibi birçok konu saptanmış ve "Sonuç" kısmı içerisinde değerlendirilmiştir. Çalışma, Tuva atasözlerinin dilsel yapısı, kültürel değerleri ve dünya görüşünü anlamayı hedeflemektedir. Zıtlık kavramlarının incelenmesi, Tuva kültürünün derinliklerine inme ve atasözlerinin anlam derinliğini açığa çıkarma açısından önemlidir. Modern çağda geleneksel öğelerin yeterince değerlendirilmiyor olması, toplumsal hafızayı ve kültürel mirası koruma açısından tehlike arz eder. Bu nedenle, atasözlerinin ve diğer folklor ürünlerinin modern zaman gereksinimlerine göre yeniden ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Çalışma, Tuva atasözlerinin dilbilimsel ve kültürel özelliklerini anlamak için önemli bir bilimsel katkı sağlamaktadır.
Şerbanu Beysenova'nın "Kızıl Kırgın'ın Kadınları – Marguva" adlı romanının yapı–izlek yöntemiyle incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Kazak edebiyatında özellikle kadın karakterleri ile ön plana çıkmış olan yazar Şerbanu Beysenova'nın Kızıl Kırgın'ın Kadınları Marguva adlı romanı, yapı izlek yöntemi ile incelenmiştir. Yapı izlek yöntemi temelinde, metinlerin yapısal öğelerini ortaya koymayı amaçlayan anlatı bilim temelli bir yaklaşımdır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, Kızıl Kırgın'ın Kadınları Marguva adlı romanın yapısını, karakter işlevlerini, olay örgüsü, teması gibi birçok özelliği göz önüne alınarak analiz edilerek eserin temel yapısal özelliklerini ortaya koymaktır. Şerbanu Beysenova, özellikle roman ve hikayelerinde yer verdiği başarılı kadın karakterleri ile Kazak edebiyatının önemli yazarları arasındadır. Kızıl Kırgın'ın Kadınları Marguva adlı romanı, Sovyet rejiminde özellikle 1937-1938 yılları arasında Stalin'in tarafından suçlanan insanları, aydın kesimi ve geride bırakmak zorunda kaldıkları ailelerinin de suçlama ve halk düşmanının ailesi damgası ile yaşadıkları zorlu mücadeleleri ele almıştır. Çalışma sonucunda Kızıl Kırgın'ın Kadınları Marguva adlı romanın Kazak toplumunun tarihsel, sosyolojik ve kültürel yapısını yansıttığı belirlenmiştir. Roman, bireysel bir hikâyenin olmanın ötesinde, bir milletin hafızasını ve kimliğini taşıyan bir anlatı olarak öne çıkmaktadır. Milli kimlik olgusu, karakterlerin yaşadığı içsel ve toplumsal çatışmalar ile derinlemesine işlenirken; kahramanlık ve mücadele konuları, tarihsel bağlamda vatan sevgisi, direniş ve fedakârlık gibi değerlerle bütünleşmiştir. Bu çalışma, Kızıl Kırgın'ın Kadınları Marguva romanının yapısal çözümlemesi yolu ile Kazak edebiyatındaki tarihsel bilinç, sosyolojik doku ve kültürel kimliğin anlatı düzeyinde nasıl temsil edildiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Zebo Mirzo'nun şiirleri üzerine dil ve üslup çalışması (İnceleme - metin)
Bu çalışma, Çağdaş Özbek Edebiyatı'nın güçlü kadın şairlerinden Zebo Mirzo'nun şiirlerini dil ve üslup yönünden incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Seçilen 80 şiir önce transkribe edilerek Türkiye Türkçesine aktarılmış, sonra da şiirler üzerinde inceleme yapılmıştır. Şiirler ve dizeleri numaralandırılmış, böylece örneklerin kaynaklarına kolaylıkla ulaşılması sağlanmıştır. İnceleme sürecinde şairin kelime tercihi, söz sanatları, anlatım biçimi ve şiirsel yapısı ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Zebo Mirzo'nun dili; sade, duygulu ve akıcıdır. Şair; şiirlerinde halk söyleşilerine, mecazlara, benzetme ve tekrarlara sıkça değinmiştir. Şiirlerinde kadın kimliği, bireysel duygular ve toplumsal meseleler ön plandadır. Yapılan bu araştırmada, Hüseyin Yıldırım'ın Özbek Türkçesi Dil Bilgisi – Alıştırmalar – Konuşma – Metinler adlı eseri esas alınarak Özbekçenin gramer yapısı temelinde değerlendirmeler yapılmıştır. Dil bilgisel incelemenin yanı sıra şiirlerin tematik yapısına da değinilmiş, şairin edebi kişiliği çok yönlü bir biçimde ortaya konmuştur. Bu çalışma, Zebo Mirzo'nun şiir diline dair yeni bir bakış açısı sunmayı ve Mirzo'nun Özbek Edebiyatı'ndaki yerini belirlemeyi amaçlamaktadır.
2015 yılı Azerbaycan edebiyatı: Edebî süreç, kişiler, türler, konular (Azerbaycan Dergisi örneğinde)
Bu çalışma, 2015 yılı Azerbaycan edebiyatının genel çerçevesini belirleyebilmek amacıyla, yıl boyunca yayımlanmış Azerbaycan dergisinin 12 sayısını esas alarak gerçekleştirilmiştir. Azerbaycan dergisi, çağdaş Azerbaycan edebî kamusunun en önemli süreli yayınlarından biri olup şairlerin, yazarların ve edebî eğilimlerin ortaya çıktığı bir mecra olması itibarıyla dönemin ruhunu yansıtma konusunda temel bir kaynak işlevi görmektedir. Dergiler, edebî eserlerin "sıcağı sıcağına" yayımlanmasına imkân tanıdığından dolayı hem dönemin toplumsal-siyasal atmosferini hem de estetik yönelimlerini belgeleyen birincil kaynaklardır. Bu yönüyle, açıklamalı bibliyografya niteliğindeki bu çalışma, yalnızca eserlerin listelenmesini değil, onların içeriksel ve bağlamsal değerlendirmesini de hedeflemiştir. Çalışmanın amacı, 2015 yılına ait edebî üretimi tür, kişi ve konu temelli olarak sınıflandırmak; bu üretimlerin doküman analizini ve edebî tenkit çerçevesinde yorumunu sunarak döneme ilişkin bütüncül bir değerlendirme ortaya koymaktır. Bu doğrultuda nitel (eleştirel analiz, içerik çözümlemesi ve doküman analizi) analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Öncelikle Azerbaycan Millî Kütüphanesi'nin yayımladığı veriler aracılığıyla eser-yazar-tür haritası çıkarılmış; ardından Azerbaycan Millî Bilimler Akademisi'nin Edebî Proses (Edebî Süreç) – 2015 adlı yıllık yayını temel alınarak dönemin eleştirel bakış açıları değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, dergide en yoğun biçimde şiir türünün temsil edildiğini göstermektedir. 691 şiirin büyük bir kısmı lirik temalı ve serbest nazım biçimindedir. Bunun yanı sıra hikâye, deneme, tenkit ve tercüme eserlerin de anlamlı yoğunlukta olduğu tespit edilmiştir. Kadın yazarların temsili oranı erkek yazarlara göre daha düşüktür. Eserlerde dinî içerikli temalara neredeyse hiç yer verilmemesi, edebiyatın devlet politikaları çerçevesinde biçimlendiğini düşündürmektedir. Tüm bu veriler ışığında, 2015 yılı Azerbaycan edebiyatının bir dönüşüm ve arayış dönemi olduğu, biçimsel ve tematik çeşitlenmenin yanında kurumsal yönlendirmelerin de etkili olduğu görülmüştür. Bu bağlamda hazırlanan açıklamalı bibliyografya, yalnızca 2015 yılının edebiyat panoramasını sunmakla kalmayıp aynı zamanda dönem edebiyatına yönelik yapılacak gelecekteki akademik çalışmalar için kaynak niteliği taşımaktadır.
Türkçede sevgi sözleri
Bu çalışmada, Tanzimat Dönemi'nden günümüze kadar yazılmış edebi eserler içinden seçilen 92 tane roman, hikâye ve tiyatro türündeki metinler sevgi hitapları yönünden taranmış ve bu metinlere dayanarak yazı dilimizde kullanılan sevgi hitapları tespit edilmiştir. Sevgi hitapları yapı ve anlam yönünden incelenerek elde edilen veriler doğrultusunda Türk insanının sevgi duygusunu aktarırken hangi dil göstergelerini kullandığı belirlenmiştir.Gramer kitaplarında, hitapların sözcük türü olarak hitap ünlemleri, bazı kaynaklarda ise seslenme edatları içinde değerlendirildiği görülmüştür.Sevgi içerikli seslenmeleri yapı yönünden değerlendirdiğimizde sevgi fonksiyonu taşıyan +CI4k küçültme ekinin ve 1. teklik kişi iyelik ekinin +I4m sıklıkla kullanıldığı, kelime grubu şeklinde kurulan sevgi hitaplarında ise sıfat tamlamalarına sıkça başvurulduğu tespit edilmiş; anlam açısından değerlendirdiğimizde ise duyguların ve insanlar arasındaki ilişkilerin anlatımında genellikle somut bir anlatımın tercih edildiği ve daha çok gözlemci ürünün sonucu olarak doğadan yararlanıldığı, sevilen varlığa hitap edilirken sık sık benzetmelere ve temeli benzetmelere dayanan aktarmalara başvurularak güçlü bir anlatım oluşturulduğu görülmüştür.Bu çalışmayla ana dilimizin söz varlığından yola çıkarak ne kadar zengin bir dile sahip olduğumuz gösterilmeye çalışılmış ve söz varlığı içinde kâinatın üzerine yaratıldığı en güçlü duygu olan sevgiye ve onu ifade eden sözlere yer verilerek sahip olduğumuz güzel değerlerimiz ortaya konmuştur.
Günümüz Afganistan Özbek nesri üzerinde muhteva incelemesi
Bu çalışmada, Afganistan Özbek sanatkârlarından Şefika Yarkın?ın ?Yena Körüşkünça?, Zikrullah İşanç?ın ?Bir Kışlakning Közyaşları?, Nurullah Altay?ın ?Hamma Gap Pulda? ve Muhammed Halim Yarkın?ın kitaplarından seçilen hikâyeler esasında muhteva bakımından incelemesi yapılmıştır. Araştırmamız; Giriş, Sanatkârların (Hayatı, Eserleri ve Edebî Kişilikleri), İnceleme, Sonuç ve Aktarmalar başlıklarından. I. Bölümde 19. Yüzyılda Afganistan?daki Durum ve Bu Dönemde Afganistan Özbek Edebiyatı, Afganistan Çağdaş Özbek Edebiyatının Başlangıç Dönemi (1978-2001) ve Afganistan Çağdaş Özbek Edebiyatının Gelişme Dönemi (2001 Sonrası) hakkında bilgi verilmiştir. II. Bölümde söz konusu yazarların hayatları, edebi düşünce ve kişilikleri ile eserleri hakkında bilgi verilmiştir. III. Bölümde söz konusu sanatkârların hikâyelerinden seçilen 22 hikâye muhteva bakımından incelenmiştir. Aktarmalar bölümünde ise incelemeye esas oluşturan 22 hikâyenin Türkiye Türkçesine aktarması verilmiştir. Sanatkârların hikâyelerde Güney Türkistan?ın (Afganistan) kuzey yöresine ait ifadelerin kullanımı da dikkat çekmektedir. Yöresel ifadelerin kullanılması eserlerdeki anlatımı zenginleştirmiştir. Sanatkârlar hikâyelerinde genel olarak dil konusunda titiz davrandığı ve anlatımında daha ziyade uzun cümleler tercih etmişlerdir. Onlar cümlelerinde yaşayan Özbekçenin sözcüklerini tercih etmekle birlikte eski kelimelere de yer vermiştir. Yine sanatkârlar, anlatımında özellikle atasözü ve deyimlerden de başarılı bir şekilde yararlanmış, bunlara düşüncelerini pekiştirmek için kullanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Afganistan Özbek Edebiyatı, Edebiyat, Muhteva İncelemesi, Afganistan Özbek Sanatkârları, Güney Türkistan.
Çağdaş saha (Yakut) edebiyatı eserleri üzerine bir gramer incelemesi (Sıfat, Zamir, Zarf, Edat)
Türk Dili, bugün çok geniş bir coğrafyaya yayılmış; birbirine yakın veya uzak birçok lehçe ve şiveye sahip bir dildir. Lehçe ve şivelerin meydana gelmesi belli dönemlerde gerçekleşmiştir. Saha Türkçesi, Genel Türkçeden ilk ayrılan lehçelerden biridir. Taşıdığı arkaik özellikler, sistematik ses değişimleri, diğer lehçelerde nadir görülen diftonglu ve uzun ünlülü kelimeler vb. birçok özellik Saha Türkçesinin erken ayrılığıyla ilgilidir. Bunda Sahaların akrabalarından uzakta yaşamasının da etkisi vardır. Fakat bu ilgi çekici lehçe üzerine Türkiye?de yeterli çalışma yapılmamıştır. Türkiye?de Saha Türkçesi üzerine bugüne kadar yapılan yüksek lisans ve doktora tezlerinde isim, fiil, söz varlığı gibi çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmada, daha önce ele alınmamış olan sıfat, zamir, zarf ve edat konularını ele alınmıştır. Tez giriş ve inceleme bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümü iki kısma ayrılmıştır. Birinci kısımda tezin konusu, amacı-önemi ve yöntemi-tekniği hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci kısımda Saha Türkleri ve Saha Türkçesi hakkındaki bilgilere yer verilmiştir. İnceleme bölümü dört ana başlıktan oluşmaktadır: Sıfat, zamir, zarf ve edat. Her bir başlık altında ele alınan konu ile ilgili teorik bilgiler verildikten sonra çağdaş Saha edebiyatı eserlerinden örnek cümleler verilmiştir. Daha sonra da bu cümleleri Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. İnceleme bölümünün ardından ?Sonuç? başlığı altında sıfat, zamir, zarf ve edatla ilgili hususlar maddeler hâlinde ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: 1. Saha Türkçesi 2. Sıfat 3. Zamir 4. Zarf 5. Edat
Türkistanlı Ceditçi Abdullah Avlânî - Hayatı ve Şiirleri
Bu çalışma, Türkistanlı Ceditçi aydın eğitimci, gazeteci, mütercim, aktör, fikir adamı, şair ve yazar Abdullah Avlânî?nin hayatı, eseri ve faaliyetleri hakkındadır. Bu yazıda, başta 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında Türkistan?da ortaya çıkan Ceditçilik hareketi ve bu hareket mensuplarının plân, program, gaye ve faaliyetleri hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın esas konusunu teşkil eden Abdullah Avlânî?nin sırayla eğitim, neşriyat, gazete ve tiyatro alanındaki faaliyetleri ve şairliği, birçok eserden mukayeseli bir şekilde öğrenilerek ortaya konulmuştur. Ayrıca Avlânî?nin Çarlık ve Bolşevik döneminde kamu kurum ve kuruluşlarında, yurt içi ve yurt dışında yaptığı görev ve yürüttüğü faaliyetler hakkında da bilgi verilmiştir. Abdullah Avlânî, çağdaş eğitimden geri kalmış milletini modern Batı eğitim sistemine göre eğitmeyi kendine amaç edinmiştir. Bu amacını eğitim, gazete ve tiyatro alanındaki faaliyetlerinin yanı sıra şiir yazmak suretiyle gerçekleştirmeye çalışmıştır. Abdullah Avlânî, İsmail Bey Gaspıralı?nın kurduğu Usûl-i Cedit mekteplerini Türkistan?da açan ilk aydınlardan biridir. Avlânî, 1904 yılında Taşkent?in Mirâbâd ilçesinde, 1909 yılında ise Şeyhantâhur ilçesinin Degrez mahâllesinde Usûl-i Cedit mektepleri açmıştır. Bu sırada yeni ders kitaplarına ihtiyaç bulunduğunu hissetmiş, yeni ve çağdaş kitaplar hazırlamıştır. Onun ?Birinçi Muallim?, ?İkkinçi Muallim?, ?Türkî Gülistan yahut Ahlâk?, ?Mektep Gülistanı? ?Üçinçi Muallim?, ?Mektep Coğrafiyası?, ?Hesap Meseleleri? gibi kitaplarla; ?Edebiyat yahut Millî Şiirler? mecmuası Usûl-i Cedit mekteplerinde ders kitabı olarak kullanılmıştır. Abdullah Avlânî, 1909?da Taşkent?te ?Cemiyet-i Hayriye? adıyla bir yardım derneği kurmuş, mahallî halkın çocuklarının eğitim almaları için para toplayıp, okullara dağıtmıştır. Ancak her türlü yeniliğe ?Ruslaşma?, ?Batılılaşma? ve ?Hırıstiyanlaşma? gözüyle bakan bazı din adamları ve onların takipçileri, Ceditçilerin eğitim alanındaki faaliyetlerine engel olmuşlardır. Dolayısıyla Avlânî?nin açtığı Usûl-i Cedit mektepleri, hem cahil halkın, hem de Türkistan?ın ve Türkistanlıların gelişmesini istemeyen Çar Rusyasının baskıları sonucunda kapatılmıştır. Avlânî, Türkistan Müslümanlarını yayın yolu ile Avrupa medeniyetine yönlendirmek ve aydınlatmak maksadıyla Terakkî, Şühret ve Asya adlı gazeteleri neşretmiştir. Yine yukarıda belirtilen amaçlara hizmet etmek üzere 1910?lu yıllarda ?Neşriyat? (19 Eylül 1914) ve ?Mektep? (18 Mart 1916) şirketlerinin kurulmasına da önayak olmuştur. Abdullah Avlânî, 1917 Şubat olaylarından sonra ?Yaşasın Halk Cumhuriyeti? ilkesinden yola çıkarak, Turan gazetesini çıkarmaya başlamıştır. Bu gazetenin gayesi, ?Müslümanlar arasında uzun yıllardan beri devam etmekte olan umumî zorluk, bid?at ve hurafeleri bitirmek, gelecekte kurulacak olan cumhuriyet yönetimine halkı hazırlamak?, olarak açıklanmıştır. Avlânî, 1918?de İştirakiyyun adlı gazete ve Kasabaçılık Hareketi adlı dergide, 1920 yılında ise Kızıl Bayrak adlı gazetede yayın faaliyetini sürdürmüştür. Abdullah Avlânî?nin başkanlığında 1913 yılında ?Turan? adlı bir tiyatro topluluğu kurulmuştur. Türkistan?da tiyatroyu tanıtmak ve geliştirmek, halkın kültür ve eğitim seviyesini yükseltmek, bu topluluğun başlıca amaçlarını oluşturmuştur. Avlânî?nin ?Turan? topluluğu 1914 yılında Behbûdî?nin Pederküş piyesini ilk defa Taşkent?te sahneye koymuş ve halktan büyük ilgi görmüştür. Sadâ-yı Türkistan gazetesi, ?Turan? topluluğu hakkında bir makale yayımlayarak onu ?Millî Tiyatro? olarak adlandırmıştır. Turan tiyatro topluluğu sırasıyla Taşkent, Semerkant, Hokand, Kettekorgan, Buhara, Andican ve Nemengan gibi Türkistan?ın büyük şehirlerine turneler düzenlemiştir. Bu turneler neticesinde o şehirlerde tiyatro toplulukları kurulmuştur. Abdullah Avlânî, sahneye koymak için Portugaliya İnkılâbı, Pinek, Biz ve Siz, Advokatlık Âsanmı? ve İkki Sevgi adlı piyesleri yazmıştır. Ayrıca Azerbaycan Türkçesinden de piyesler aktararak Türkistan?da kardeş ülkelerde yazılan piyesleri tanıtmıştır. Bu aktarmaların dışında kardeş Azerbaycanlı ve Tatar yapımcılarla tiyatro alanında işbirliği yapmıştır. Abdullah Avlânî?nin şiirleri, konusunu Avrupa, Rusya ve Türkistan?da sosyal, siyasî, ekonomik, medenî ve kültürel alanlarda meydana gelen değişikliklerden almaktadır. Avlânî?nin şiirleri sosyal muhtevaya sahiptir ve bu şiirlerinde esas olarak Türkistan ve Türkistanlıların sıkıntılarını terennüm etmektedir. Bunlardan başlıcaları Türkistan?ın Çar Rusyası tarafından işgale uğraması ve sömürge hâline getirilmesi; Türkistanlıların bilgisizliği, fakirliği, tembelliği; halkın bazı gerici din adamlarının tesiryile çağdaş eğitime karşı çıkması, Türkistanlı aydınların ve zenginlerin millet evlâtlarının eğitimine kayıtsız kalması; Kadimci-Ceditçi mücadeleleri; zararlı ve yanlış âdetler; Türkistan?da ve dünyada meydana gelen sosyal, siyasî ve sanayi alanlardaki gelişmeler şeklinde sıralanabilir. Avlânî, şiirlerinde vatanına ?anne? olarak müracaat eder. Onun nazarında vatanı Türkistan, eskiden maarif ocağı, medeniyet beşiği ve bir cihan devletidir. Ancak Türkistanlıların ilimden ve bu sahadaki yeniliklerden bigane kalmaları Türkistan?ın yabancılar tarafından işgaline maruz kalmasına sebep olmuştur. Milletin vatanın bağımsızlığı için hiçbir şey yapmadan sadece seyirci kalması şairi çok üzer. Dolayısıyla o, milletini cehalet uykusundan uyandırmaya, çağdaş bilimleri öğrenmeye ve birleşmeye davet eder. Bu düşünceler çerçevesinde Avlânî, bazıları aynı şiir içinde olmak üzere doğrudan vatanla ilgili 33, milleti hakkında 52, ilimsizlik ve cehalet hakkında 57, ilim öğrenmek ve mektep hakkında 53 şiir yazmıştır. Avlânî bu şiirlerini, klâsik ve halk şiiri geleneğinde yazmıştır. Abdullah Avlânî?nin şiirlerinin dil özelliklerine bakıldığında ise onun yaşadığı dönemde Türkistan ve Türkistanlıların ahvâli göz önümüze gelir. Meselâ şair, vatanını sömüren işgalci Çar Rusya?ya olan nefretini ve öfkesini şiirlerinde üstü örtülü bir şekilde ?tikan?, ?zalim felek?, ?kara bulut?, ?soğuk kara kış?, ?yılan?, ?tülki?, ?şeytan? ?mekkâr? ?küz? ?zalim?, ?zulüm?, ?kara küç??gibi kavramlar kullanmak suretiyle dile getirmektedir. ?Millet?, ?ilimsizlik?, ?cehalet?, ?gaflet?, ?gaflet uykusu?, ?fayda ve zarar?, ?ibretsizlik?, ?tembellik?, ?kin?, ?nefret?, ?ittifaksızlık?? gibi kavramların sık sık kullanmış olması, onun milletinin geleceğine karşı duyduğu endişeyi, milletinin eğitimsizliği ve tembelliğine gösterdiği tepkiyi işaret eder. Avlânî?nin şiirlerinin en önemli özelliği, şiirlerinde Türkiye Türkçesine ait dil unsurlarına sıkça başvurmasıdır. Bu tavrın altında, âdeta onun Türk Dünyasının ortak iletişim dilini ortaya koyma gayreti görülür. Bu iki lehçeyi kaynaştırırken az da olsa Azerbaycan Türkçesine has kelime ve ekler de kullanmıştır. Böylece kelime dünyasını zenginleştirerek Türk lehçelerine olan sevgisini göstermiştir. Avlânî, bu durumu bazen isimlere getirdiği çekim ekleriyle, bazen de fiillerin çekiminde kullanılan zaman ve kip ekleriyle de yapmaya çalışmaktadır. Avlânî?nin ayrıca, Farsça, Arapça ve yalnızca Özbek Türkçesine has olan kelimelere Türkiye Türkçesindeki ekleri (şimdiki zaman eki ?iyor, yönelme hâli eki ?e, ?a, geniş zaman eki ?maz, gibi) ekleyerek kullandığı da görülmektedir. Bunların yanı sıra o, Türkiye Türkçesine has (bağlayıcı/yardımcı ünlü/ünsüz olarak ?n ünsüzü gibi) bazı özellikleri Özbek Türkçesine taşımıştır. Anahtar Sözcükler 1. Abdullah Avlânî 2. Gazetecilik 3. Eğitim 4. Tiyatro 5. Çarlık ve Bolşevik dönemleri
Türkistanlı Ceditçi Abdullah Kâdirî'nin Mehrobdan Chayon romanı (İnceleme)
Gaspıralı İsmail Bey?in ?Dilde, fikirde, işte birlik!? sloganıyla öncülüğünü yaptığı ve Kırım?da hayata geçirdiği Cedit hareketi Türkistan?da da etkisini göstermiş ve Özbek münevverleri, Özbek Cedit edebiyatını kurarak halkın anlayabileceği sade bir dille yeni edebî türlerde eserler vermişlerdir. Bu dönemin öncülerinden olan Abdullah Kâdirî de yazdığı eserlerle Cedit edebiyatına önemli katkılarda bulunmuştur. Bu çalışmada Özbek Cedit edebiyatının önemli temsilcilerinden olan Abdullah Kâdirî?nin Mehrobdan Chayon (Mehrabdan Çayan) romanının muhteva bakımından incelemesi yapılmıştır. Bu çalışma Giriş, Yazarın Hayatı ve Eserleri, İnceleme, Sonuç ve Ekler başlıklarından oluşmaktadır. Giriş kısmında 19. ve 20. yüzyılda Türkistan coğrafyasının sosyal ve siyasi durumu ile Özbek edebiyatında roman sanatının doğuşu ve ilk eserleri hakkında bilgi verilmiştir. I. Bölümde Abdullah Kâdirî?nin hayatı, edebî düşüncesi ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. II. Bölümde Abdullah Kâdirî?nin Mehrobdan Chayon adlı romanı muhteva bakımından incelenmiştir. Ekler Bölümünde Mehrobdan Chayon adlı romanının Türkiye Türkçesine aktarılmış şekli, Abdullah Kâdirî?nin bazı resimleri ve aktarımı yapılan eserin ilk baskı ve daha sonraki baskılarına ait kapak ve sayfalardan örnekler yer almıştır. Anahtar Sözcükler: 1. Türkistan 2. Özbek Cedit Edebiyatı ii 3. Abdullah Kâdirî 4. Özbek Romanı 5. Mehrobdan Chayon
Cengiz Aytmatov'un Türkiye Türkçesine aktarılan eserlerindeki çocuk kahramanlar
Bu tez çalışmasında, Kırgız edebiyatının ünlü yazarlarından Cengiz Aytmatov'un kaleme aldığı yedi eser, çocuk kahramanlar yönünden incelenmiştir. Eserler önce özetlenmiş, daha sonra da çocuk kahramanlar, yazarın çocukluk döneminden hareketle değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında ise çalışmanın genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Cengiz Aytmatov 2. Çocuk 3. Kırgız 4. Çocukluk 5. Sovyet
Ayder Osman'ın "Bizim Gemimiz", "Yıllar ve Dostlar", "Biz Bir Dünyada Yaşaymız" ve "Demircinin Teklifi" isimli hikâyelerinin incelenmesi
AKIN, Serkan; Ayder Osman'ın "Bizim Gemimiz", "Yıllar ve Dostlar", "Biz Bir Dünyada Yaşaymız" ve "Demircinin Teklifi" İsimli Hikâyelerinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2014. Ayder Osman, 20. yüzyılın son yarısından itibaren faaliyet göstermeye başladığı gazetecilik, son 30 yılında ise gazetecilik ve yazarlık çalışmalarıyla Kırım Tatar sanat ve edebiyat hayatına büyük katkılar yapmış önemli bir edebiyatçıdır. Varlığını Özbekistan'da sürdürmek zorunda kalan Kırım Türklerinin millî kimliklerini korumaları için gerekli olan edebiyat ve gazetecilik çalışmalarıyla Kırım Türklüğünün kültürünü ayakta tutmuş, yeni yazarların ve şairlerin yetişmesini teşvik etmiş önemli bir tenkitçidir. Bu çalışma, Ayder Osman'ın "Yıllar ve Dostlar" isimli hikâye kitabının içerisinde yer alan "Bizim Gemimiz", "Yıllar ve Dostlar", "Biz Bir Dünyada Yaşıyoruz" ve "Demircinin Teklifi" isimli hikâyelerin Kırım Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılması ve muhteva bakımından incelenmelerinden ibarettir. Ayder Osman'ın incelenen 4 hikâyesinde, iyilik teması esas alınsa da Kırım Türklerinin 20. yüzyıl boyunca yaşadıkları sıkıntılara, toplum yapısına ışık tutulmuş, Kırım Türklerine hikâyeler aracılığıyla yol gösterilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: 1.Kırım Tatar Edebiyatı 2.Kırım 3.Tatar 4.Hikâye 5.Ayder Osman
Nurlat bölgesi (Tataristan) Çuvaşlarının gelenek ve görenekleri
Çuvaş Türkleri, uzak ve gizemli Türk toplumudur. Hiçbir Türk diline benzemeyen dile sahip olan Çuvaşlar, Rusya Federasyonu'nun farklı yerlerinde yaşamaktadır. Bu çalışma Tataristan'ın Nurlat bölgesinde yaşayan Çuvaş Türkleri'nin gelenek ve göreneklerini ele almıştır. Doğum, çocukluk, günlük hayat, düğün, askerlik, ölüm, yemekler, folklor gibi farklı konular bazen diğer Türk toplumları ile kıyaslanarak incelenmiştir. Çalışmanın ana amacı ve arzusu, uzak olan Tataristan Çuvaşlarını yakından tanıyıp ve tanıtıp, Türkiye'nin Çuvaşlar hakkındaki bilgilerine katkı sağlamaktır.
Üslup bilimi açısından Bekir Sıtkı Çobanzade'nin şiirlerinin incelenmesi
Çok geniş bir alanı kaplayan Türkistan toprakları gerek ticaret yollarındaki konumu gerek ise barındırdığı doğal kaynaklarla bütün dünya ülkelerinin dikkatini çekmektedir. Dünyada bu denli zenginliğe sahip olan diğer coğrafyalarda olduğu gibi 16. yüzyıldan itibaren Türkistan da bu güzelliğinin cezasını çekmeye başlamıştır.1 Bu kadar uzun bir süre boyunduruk altında yaşamaya mecbur bırakılan halk, bir diğer güne erişebilmenin umuduyla yaşamaya alışmıştı. Böyle bir coğrafyada kültürünü, dilini ve benliğini koruyabilmek çok güç olsa gerek. Çobanzade de Türkistan'ın kuzeybatı bölgesinde yer alan Kırım'da doğmuştur. Yapılan bu çalışmanın konusu Çobanzade'nin şiirlerinde kullandığı üslubdur. Diğer Türkistan aydınları gibi Çobanzade de halkına, benliğine ve diline çok önem veren bir aydındır. Yıllarca bastırılıp hor görülen, hayattaki tek gayesi taşıdığı canı korumak olan Kırım halkını bilinçlendirmek ve uyandırmak için elinden geleni yapması gerektiğini bilmiştir. Fakat dönemin ağır politikaları oldukça serttir. Böyle bir dönemde bile Çobanzade halkı için şiirler yazmıştır. Belki de Türkistan aydınları sanat için sanat yapabilme imkanına hiç sahip olamamıştır. Yukarıda bahsedildiği gibi Çobanzade, dönemin durumundan dolayı bu uyarıları hem halkına ulaştırabilmiş hem de yaşayabilmiş olmalıdır. Bu, 20. yüzyıl Türkistan coğrafyasında başarması gereken iki zor şeydir. Dili kullanış şekli yani üslup çok önemlidir. Çünkü şiirlerinde devrin ideolojisine ters düşen bir kelime bile Çobanzade'nin katledilmesine yol açabilirdi. Şiirlerinde işlediği sembol ve imajların dikkatle seçtiği kelime ve kelime gruplarından ses tekrarlarına kadar özenle çalışılmış ve yazılmış olduğu açıktır. Bu çalışmanın hazırlanışında örnekleme ve belgesel kaynak derlemesi yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan bu çalışma ile Çobanzade'nin fikirlerini, dil becerilerini ve Türklüğe kattığı değerleri gözler önüne sererek hem üslupbilimi alanına hem de Türk Dünyası ve Türkolojiye katkı sağlamak amaçlanmıştır.
Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'un "Deñiz Boyloy Cortqon Ala Döböt" adlı romanının dil incelemesi (Giriş-inceleme-metin)
Dil, bir milletin millî ve manevî varlığını koruyan en önemli unsurlardandır. Dili koruyan en etkili unsurlardan biri ise yazıdır. Dilde bütünlüğü sağlama ve dilin ana iskeletini koruma görevini yazı dili üstlenir. Yazı dilini geliştiren ve çağdaş uygarlık seviyesine taşıyan alan da şüphesiz edebiyattır. Edebiyat dilin olanaklarını zorlar, ifadeyi zenginleştirir ve barındığı dille birlikte kültürel değerleri de muhafaza ederek gelecek nesillere taşır. Gerçek bir edebȋ eserin en önemli özelliği kalıcılığıdır. Cengiz Aytmatov bu anlamda dünü, bugünü ve yarını kapsayan eserleriyle sadece Kırgız edebiyatına değil dünya edebiyatına da adını altın harflerle yazdırmış bir Türk yazarıdır. Yaşadığı coğrafyadan yola çıkarak bütün dünyaya ışık tutacak eserler kaleme almıştır. Eserlerinde genel olarak aşk, ayrılık, dostluk, savaş dönemleri gibi konuları ele alır. Cengiz Aytmatov'un ele alınan "Deniz Boyunca Koşan Ala Köpek" adlı romanı, Kırgız halkının sosyal hayatını gerçekçi bir bakış açısıyla ortaya koyar. Bu romanın dili Kırgız Türkçesinin genel özelliklerini ortaya koyacak niteliktedir. Bu sebeplerle çalışmamızda dil inceleme malzemesi olarak belirlediğimiz roman, ses bilgisi, şekil bilgisi ve kelime türleri açısından incelenmiştir.
Fatih Emirhan'ın "Eşitsizler" ve "Gençler" adlı tiyatro eserleri (çeviri-inceleme)
Kazan Tatarları Sovyet Rusya'nın himayesi altında asimile edilmek istenen halklardan biridir. İlminski'nin devlet eliyle uyguladığı politikalar onları dini ve milli benliklerinden koparmaya çalışsa da, buna en çok direnen halklardan biri Kazan Tatarları olmuştur. Dine ve millete olan bağlılıkları onlar için koruyucu kalkan görevi görmüştür. Din anlayışı ile birlikte gelişen eğitim anlayışları Kazan Tatarlarının ilmi bakış açısını da geniş bir perspektifte icra etmesini sağlamıştır. Fatih Emirhan, medrese eğitimi almış ve halkının içinden çıkan bir aydın rolünü üstlenmiştir. Gençler ve Eşitsizler adlı eserlerinde halkının ilerlemesinde ayak bağı olabilecek birçok anlayışa değinerek, Tatar hayatının değişim günlerindeki sancıları hafifletmiş ve bakış açısının genişlemesini sağlamıştır. Eserler, tiyatro kavramları ile incelenmiştir. Çalışmanın amacı Tatar edebiyatının önde gelen aydınlarından biri olan Fatih Emirhan'ın ve piyeslerinin detaylı bir şekilde tanıtılması, eserlerinin teorik anlamda incelenmesi ve izleksel olarak yorumlanmasıdır.
Abay'ın şiirlerinde ölüm algısı
Ölüm, yeryüzündeki tüm canlıların yüzleşmek durumunda kalacağı önlenemez sondur. Lakin yaşayan varlıklar içinde öleceğinin bilincinde olarak hayat süren tek canlı insandır. Bu nedenle insan türünün var olmaya başladığı dönemlerden bugüne ölüm hem varlığından ürkülen bir hadise hem de sonucu merak edilen bir gizem olarak süregelmiştir. Düşünürler, fikir adamları, sanatçılar, yazarlar ve şairler yapıtlarında ölüm hususuna değinmişler, hepsi de sahip olduğu dünya görüşü ekseninde bir tutum ve tavır ortaya koymuşlardır. Sistemli düşüncenin gelişmeye başladığı dönemler incelendiğinde yazının bulunuşundan beri ölüm nispetinde sergilenen iki tavır dikkat çekmektedir. Bunlardan birincisi ölümü yok hükmünde sayıp, anımsamamak iken, ikincisi hayatın her vaktini onun gerçeğiyle doldurmak üzerinedir. İslam felsefesinde ölüm hususu ekseriyetle ölümün akabindeki yaşam ve bu yaşamın niteliği noktasında işlenmektedir. Bu bahis dini araştırmacılar ve düşünürler arasında bütün yönleriyle irdelenmekle beraber, yazar ve şairler de hususu yapıtlarında işlemişlerdir. Abay Kunanbayoğlu, 1845 ve 1904 yılları arasında Kazak topraklarında yaşamış ve bıraktığı manevi mirasla geniş bir etki alanı oluşturmuş büyük bir âlim ve şairdir. Skolastik bir eğitimle büyümesine karşın Doğu felsefesinin yanında Rus dilini öğrenerek Batı bilimi ve felsefesiyle de tanışma fırsatı bulmuş, bu yönüyle de devrinin en nadide düşünce adamlarından biri olarak kabul edilmiştir. Hayatı bozkır ortasında geçen şair, yaşamı boyunca birçok yakınının ölümüne şahit olmuştur. Bu bağlamda ölümü en yakından deneyimleyen Abay Kunanbay'ın ölüm karşısındaki tavrı da dikkate değer bir araştırma konusu içermektedir. Bu çalışmada, Abay'ın yakınlarının ölümü üzerine kaleme aldığı on üç farklı yas şiiri, diğer bir eseri olan Kara Sözler'i, şiirleri ve konuyla ilgili felsefi kaynaklardan da yararlanarak ontolojik çözümleme metoduyla incelenmiş ve şairin ölüm karşısında takındığı tavır açığa çıkarılmaya çalışılmıştır.
Cengiz Abdullayev'in romanlarında yapı ve izlek
Cengiz Abdullayev Azerbaycan edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. Polisiye romanlarıyla ünü ülke sınırlarını aşmış, dünyanın da sayılı polisiye yazarları arasında gösterilmeye başlanmıştır. Abdullayev'in romanları dünya üzerinde geniş bir coğrafyada geçer. Dünyayı ilgilendiren önemli meseleleri konu edinir. Bu durum onun sorunlara duyarsız kalmadığının göstergelerindendir. Onun eserlerini başarılı kılan faktörlerden en öne çıkanı "gerçeklik algısı"dır. Konularını gerçeklerden yola çıkarak oluşturur, gerçek zamanda, dünyada var olan ve kendisinin de bizzat gördüğü mekanlarda ve gerçek hayatta karşımıza çıkabilecek kahramanlarla kuruludur hikayeleri. Eserleri için gerçekliğin kurgusu denebilir. İçlerinde sinemaya uyarlananlar vardır. Yayınlamış olduğu 190'dan fazla kitabı vardır, 32 dile çevrilmiştir. Eserlerinden beş tanesi Türkiye Türkçesine çevrilmiştir. Bu çalışmada hayatı, sanatı ve Türkiye Türkçesine çevrilen romanları yapı ve izlek bağlamında ele alınmıştır. Çalışma genel anlamıyla üç bölümden meydana gelmektedir. İlk bölümde yazarın hayatı ve sanatına değinilmiştir. İkinci bölümde yazarın Türkiye Türkçesine çevrilen beş romanı yapı ve izlek bağlamında detaylı olarak incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde yazarın dil ve üslubuyla ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır. Kaynakça iki bölümde ele alınmıştır; Cengiz Abdullayev kaynakçası ve genel kaynakça. Akabinde ekler bölümünde yazarın fotoğraflarına ve aldığı ödüllere yer verilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Cengiz Abdullayev, Azerbaycan edebiyatı, polisiye roman, yapı ve izlek, gerçeklik
Musa Taşmuhammedoğlu Aybek'in "Bola Alisher" adlı hikayesi (Çeviri - İnceleme -metin)
Sovyet dönemi Özbek edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan Musa Aybek'in Bola Alisher adlı hikâyesi biyografi türünde kaleme alınan bir eserdir. Eserde üstün bir bilgin ve devlet adamı olan Alişir Nevai'nin çocukluk yılları; şiire olan ilgisi, hayvan sevgisi, Şehzade Hüseyin ile tanışması, okul hayatı, ney çalmaya olan merakı ve ünlü tarihçi Şerafettin Ali Yezidi ile olan karşılaşması gibi konular anlatılırken dönemin tarihi olaylarına ve şahsiyetlerine de değinilmektedir. Bu çalışmada Türkiye Türkçesine aktarılan Bola Alisher adlı hikâyesi yapı ve izlek bağlamında ele alınmıştır. Bu çalışma genel anlamıyla dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde 20. yy. Sovyet dönemi Özbek edebiyatı hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Musa Aybek'in hayatı, edebi kişiliği ve eserlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Türkiye Türkçesine aktarılan Çocuk Alişir hikâyesi yapı ve izlek yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü olan son bölümünde Bola Alisher hikâyesinin Özbek Türkçesinden Türkiye Türkçesine çevrilmiş şekline yer verilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde çalışmaya dair genel bir değerlendirme yapılmıştır. Kaynakça bölümünde ise çalışmanın hazırlanması sırasında yararlanılan kaynaklar listelenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Musa Aybek, Çocuk Alişir, hikâye, yapı ve izlek, başarı.
Dede Korkut hikâyelerindeki söz varlığının Kazak Türkçesinin söz varlığıyla karşılaştırılması
Türk dilinin en önemli eserlerinden birisi olan Dede Korkut Kitabı, Türk dünyası için çok önemlidir. Eserin Dresden ve Vatikan olmak üzere başlıca iki nüshası vardır. Fakat yakın zamanda yeni yazmaların da bulunduğunu açıklanmıştır. Bu yazmalar, Ankara, Günbed ve Bursa yazmasıdır. Böylece nüsha sayısı beşe çıkmıştır. Dresden nüshası esas alınarak hazırlanan bu çalışmada Sadettin Özçelik'in hazırladığı Dede Korkut kitabı esas alındı. Kitap, on iki hikâyeden oluşmaktadır. Bu hikâyeler, Kazak Türkçesinin söz varlığı açısından incelendi.
Derleme Sözlüğü'ndeki düğün âdetleri, gelenekleri ve eğlenceleri ile ilgili adlandırmalar
Türk milleti geçmişten günümüze kadar geleneklerine ve adetlerine bağlı bir hayat sürmüştür. Bazı günlere özellikle ehemmiyet göstermiş, diğer günlerden farklı olarak kutlamıştır. Bunlardan biri evlenme düğündür. Düğünler, içinde pek çok ritüeli, geleneği, göreneği, adeti barındıran kültür aktarımı açısından önemli bir uygulamadır. Günümüzde bu uygulamalar her ne kadar devam etse de değişen dünyadan, bu gelenek de payını almıştır. Ülkemiz, aynı adetin farklı uygulama alanları bulduğu zengin bir coğrafyadır. Yaşanılan coğrafya, çevre, inancımız, göreneklerimiz düğünde gerçekleştirdiğimiz ritüellere şekil vermiştir. Çalışmada ağız araştırmaları konusunda yapılmış en büyük çalışmalardan biri olan Derleme Sözlüğü'ndeki düğün adetleri, gelenekleri ve eğlenceleri ile ilgili adlandırmalar tespit edilmiştir. Tespit edilen adlandırmalar değerlendirilerek kendi içerisinde sınıflamaya tabi tutulmuştur. Bu çalışma, halk ağzında kullanılan düğün âdetleri, gelenekleri ve eğlenceleri ile ilgili adlandırmaları açıklamayı amaçlamaktadır.
Abdurauf Fıtrat'ın roman ve hikayelerinde Ceditçilik izleri
Türkistan coğrafyası Türk boylarının yoğun bulunduğu bölgelerdendir. Sözlü ve yazılı edebiyatın zengin olduğu Türkistan'da çok sayıda edebi eser verilmiştir. Ruslar Türkistan'da hakimiyet kurmak amacıyla coğrafyada çeşitli baskılar kurmuştur. Rusların Türkistan'da hakimiyet sağlaması ile eğitim ve kültürel alanda Türkistan'da gerileme dönemi 18. yüzyıldan itibaren başlamıştır. Türkistan'daki gerilemeye önlem almak amacıyla İsmail Gaspıralı Bey cedit hareketini başlatmıştır. Cedit hareketi ilk olarak Türkistan'ın kuzey bölgelerinde görülmüştür. İsmail Bey Gaspıralı'nın cedit hareketi ile ilgili hitabeti ile tüm Türkistan'da etkili olmuştur. Cedit hareketi günümüz Özbekistan coğrafyasını oldukça fazla etkilemiştir. Cedit hareketi Özbekistan'ın kurulmasında ve Özbekistan dilinin, edebiyatının oluşmasında etkili unsurlardan olmuştur. Modern Özbek edebiyatının ve dilinin kurucularından olan Abdurauf Fıtrat Cedit hareketinin öncülerindendir. Abdurauf Fıtrat cedit hareketinin misyonunu temsil eden Özbek yazarlardan birisi olmuştur. Fıtrat, cedit fikrinin amaçlarını eserlerinde konu alarak toplumda beklediği bilinci uyandırmak istemiştir. Cedit hareketi Türkistanlı yazar ve aydınlar için oldukça önemli bir fikir hareketi olmuştur. Tez çalışmasında Fıtrat'ın hayatı, roman ve hikayelerinde cedit hareketinin izleri incelenmiştir. Cedit hareketinin oluşturan sosyo-politik olaylar ele alınmıştır. 18. ve 19. Yüzyılda cedit hareketini temsil eden aydınlardan bilgiler verilmiştir. Tez çalışması altı temel başlıkta oluşturulmuştur.
Yusuf Bolat'ın piyeslerinde yapı ve izlek
Kırım Tatar edebiyatında modern anlamda tiyatro türünde eserler Tercüman Dönemi ile görülmeye başlamıştır. Yaşanan göçler ve Rusların bölgede uygulamış olduğu politikalar Kırım Tatarlarının dili ve edebiyatına yansımıştır. İsmail Bey Gaspıralı'nın öncülüğünde çıkartılan Tercüman gazetesi ile dilin ve edebiyatın gelişmesi için çalışmalar yapılmıştır. Yusuf Bolat da Kırım Tatar edebiyatının önemli yazarlarından biridir. Komedi türünde yazdığı hikâyeleriyle Kırım Tatar edebiyatında adını duyurmuş olan yazarın piyesleri de Kırım Tatar halkı tarafından ilgiyle takip edilmiştir. 1944 Kırım Tatarlarının sürgün edilmesinden evvel ve sürgünden sonraki dönemde Kırım Tatar edebiyatının gelişmesi için önemli çalışmalar yapmıştır. Eserlerinin temelini halkın yaşadığı sıkıntılar, vatan, millet, dil gibi konular oluşturmuştur. Bu konuları iğneleyici ve nükteli üslupla kaleme almıştır. Yazarın Toy Devam Ediyor adlı kitabında yer alan dört piyesi yapı ve izlek yöntemi ile incelenmiştir. Tez çalışması genel anlamda dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Kırım Tatar edebiyatının gelişimi ve Kırım Tatar edebiyatında tiyatronun gelişimi iki ayrı başlık altında incelenmiştir. İkinci bölümde yazarın hayatı ve eserleri hakkında bilgiye yer verilmiştir. Üçüncü bölümde yazarın Toy Devam Ediyor adlı kitabında yer alan dört piyesi yapı ve izlek yöntemiyle incelenmiştir. Dördüncü bölümde yazarın dil ve üslubuyla ilgili değerlendirme yapılmıştır. Devamında sonuç bölümü ve kaynakçaya yer verilmiştir.
Structure and theme in mir Celal Paşayev's stories
Mir Celal Paşayev is one of the few authors of Azerbaijani literature. Mir Celal Paşayev has been producing works in the genres of drama, poetry and story since 1928. Our study consists of two parts. The first part contains information about the life, literary personality and works of the author. Mir Celal Paşayev, who deals with all sociological and psychological issues, especially human, with the same sensitivity in his works, puts women and children in the center. In Azerbaijani literature, he elaborates the different aspects of its people and their emotional worlds. In the second part, which is the center of our study, the stories of the author were examined in terms of story technique and thematic fiction. Theoretical sources were used in our investigation of the story technique. Structure review; The novel's identity, perspective / narrator plane, plot, time, space, and the world of people were discussed through six structural elements. The themes and themes that come to the fore in the examination of the spatial fiction, philosophy, sociology, Marxism, and psychology were used. In the conclusion part of our study, Mir Celal Paşayev's storytelling was evaluated. In the bibliography section, the list of the sources used in the process of preparing the study was listed. In addition to these, the document about Mir Celal Paşayev and the photographs of the author were added to the end of the study.
Şiire yansıyan milli ruh: Şayloobek Düyşeyev
Kırgızistan 1991 yılında Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından bağımsızlığına kavuşmuştur. Kırgızlar bağımsızlığın ilk yıllarında özellikle milli kimlik ve milli bilinç konusuna çok önem verdiler. Bu doğrultuda çalışma yapan aydınlar ve sanatçılar desteklenerek, teşvik edildi. Kırgız milli kimliği ile ilgili eserler kaleme alan yazarlardan biri de şair Şayloobek Düyşeyev'dir. Bu çalışma Kırgızistan coğrafyasında sahip olduğu milli şuuru ile ün kazanmış şair Şayloobek Düyşeyev'in milli kimlikle ilgili şiirlerini ve kendisini Türkiye'deki ilim çevresine tanıtmak amacı ile hazırlanmıştır. Türkiye'de daha önce hiçbir akademik çalışmaya konu olmayan Şayloobek Düyşeyev'in şiirleri bu alanda yapılan ilk araştırma tezi olarak ilim dünyasına sunulmuştur. Tez, Giriş, Şayloobek Düyşeyev'in Hayatı, Şayloobek Düyşeyev'in Şiirlerinin Türkiye Türkçesine Aktarımı, Çözümlenmesi ve Sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Kırgız edebiyatının güçlü sözlü edebiyatı ile yazılı edebiyatının gelişim süreci hakkında genel bilgi verilmiştir. Şayloobek Düyşeyev'in Hayatı ile ilgili bölümde ise şairin; hayatı, edebi kişiliği ve eserleri ele alınarak, şairin sanat anlayışı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Şayloobek Düyşeyev'in Şiirlerinin Türkiye Türkçesine Aktarımı, Çözümlenmesi bölümünde ise şiirlerindeki milli kimlik teması irdelenmiştir. Her şiirin aktarımı ardından çözümlenmesi yapılarak Şayloobek Düyşeyev'in şiirlerindeki özellikler ve milli kimlik içeren kavramlar ortaya çıkarılmıştır. Şairin şiir dünyasındaki milli ruh kavramları üzerinde durulmuştur.
Kırım Tatar edebiyatında göç: Şiirler ve türküler
Kırım Tatar göçleri sebep ve sonuçları ile büyük etkiler bırakan olaylardır. Bu göçler farklı yüzyıllarda büyük kitleler hâlinde gerçekleşmiştir. Kırım'dan farklı ülkelere göç etmek zorunda bırakılan birçok aile göç ettikleri yerlerde kültürlerini korumuş, çocuklarına Kırım'ı ve vatan sevgisini öğretmişlerdir. Bu atmosfer içinde büyüyen şair ve yazarlar yaşananları şiir, roman ve hikâye gibi eserlere aksettirmiştir. Göçler sırasında vatanlarını terk ederek bilinmezliğe doğru yola çıkan göçmenler farklı duygularla pek çok türkü yakmış ve bu türküler günümüze kadar gelerek varlığını korumuştur. Göç esnasında veya sonrasında verilen tüm bu eserler ile Kırım Tatarlarının göç edebiyatı oluşmuştur. Vatanlarından koparılan ve gittikleri ülkelerde doğup vatanlarını hiç görmeden büyüyen şairler ve yazarlarda oluşan ve korunan milli kimlik bilinci eserlerde dikkat çeken unsurlardır. Bu çalışmada, Kırım Tatar göç edebiyatının oluşum süreci, göç olgusunun toplum hayatına etkisi ve şiirlere yansıması sorgulanmıştır. Şiirler, Kurtumerov, E.E., Useinov, T.B., Xaraxadı, A.M.'nın 2002 yılında yayımlanan "Къырымтатар иджрет эдебияты" adlı kitabından alınmıştır. Asıl konuya geçilmeden önce, Kırım Tatar tarihi ve göç nedenleri üzerine kısaca söz edilmiştir. Göç konulu şiirler incelenmiş ve göçmen şairlerin milli kimlik bilinci ve Kırım Tatar milletinde inşa edilmek istenen milli kimlik unsurları belirlenmiştir. Şiirler konuyla ilgili felsefe, psikoloji ve sosyoloji kaynaklarından yararlanılarak incelenmiştir.
Ulugbek Esdevlet'in şiirlerinde milli kimlik
Ulugbek Esdevlet, Çağdaş Kazak Edebiyatı'nın önemli şair ve yazarlarından birisidir. Eserleri farklı dillere aktarılmış, özellikle şiirleriyle edebiyat dünyasında varlığını göstermiştir. Şair 1991 sonrası bağımsızlık döneminin yetiştirdiği aydınlar arasındadır. Onun edebi yönü, toplumun içinden geçtiği dalgalı olaylarla şekillenmiştir. Dalgaların içinden geçerek akacağı deryayı keşfetmiştir. İçinde bulunduğu toplum onun eserlerinin iskeletini oluşturmuştur. O, eserlerinde yaşadığı coğrafyaya ve mensubu olduğu milletine bir ayna tutmuştur. Şair birçok konuda eser kaleme almıştır. Lakin içinde bulunduğu "yeniden dirilen bağımsızlık dönemi" onun eserlerinde ayrı bir yer tutmuş ve dikkat çekmiştir. Söz konusu tez çalışması da bu dikkat çekici eserlere ışık tutmaya çalışmıştır. Tez için seçilen şiirler Kazak Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılıp, çözümlenmiştir. Şair Ulugbek'in şiirlerinin kelime dünyasına girilmiştir. Kelimeleriyle hangi duyguları uyandıracağı, hangi şuuru harekete geçireceği, hangi konularda milletine sesleneceği ve hangi mazi değerleri ati değerlere aktaracağı "milli kimlik" çerçevesinde ele alınan başlıklarla irdelenmiştir.
Özbek Türkçesinde bitki adlarıyla kurulan Özbek atasözleri
Çalışmada, Özbek atasözlerinin yer aldığı kaynaklar taranarak bitki adlarının geçtiği atasözleri tespit edilmiştir. Tespit edilen atasözleri bitki türlerine göre tahıllar, baklagiller, meyveler, sebzeler, çiçekler, otlar, ağaçlar, endüstri bitkileri, çalılar ve genel bitkiler olarak tasnif edilip çeviri yazı harfleri ile yazılarak Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Bu çalışmada yer alan Özbek atasözlerinde birbirinden farklı seksen iki bitki adı geçmektedir. Araştırmada, atasözlerinde ifade edilen kavramlar kısaca açıklanmış, bitki adlarının atasözlerine kattığı anlamlar belirtilmiş, varsa atasözlerinin varyantları sıralanmış ve her bitki adının kaç atasözünde geçtiği ifade edilmiştir. Aynı zamanda, Özbek atasözlerinde yer alan bitki adları köken bilimi bakımından da incelenmiştir. Tezin son kısmında, Özbek atasözlerinde geçen bitki adlarının sözlüğüne yer verilmiştir. Neticede, Özbek atasözlerindeki bitki adlarının çoğunlukla metafor olarak kullanıldığı, aile, soy, arkadaşlık, komşuluk, vatan, cimrilik, değer gibi kavramları ifade ettiği ve köken bilimi bakımından atasözlerinde en çok Türkçe kökenli sözcüklerin yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Muhammetcan Seralin'in iki manzum hikâyesi (Metin-aktarma-inceleme)
Bu çalışmada, Muhammetcan Seralin'in Ayqap dergisinde yayımladığı "Topcarğan" ve "Gülqaşiyma" isimli manzum hikâyeler değerlendirilmiştir. Bu manzum hikâyelerde, genç kızların kendi rızaları olmadan babaları tarafından para ya da mal karşılığı, yaşlı veya genç erkeklerle evlendirilmesi ve bunun sonucunda istenmeyen olayların ortaya çıkması anlatılmaktadır. Bu manzum hikâyelerde Yazar, Kazak Türklerinin yaşayış, örf ve âdetleri hakkında olayların akışına göre bilgi vermektedir. Bunlar "qonaq ası", "qalıñ mal", "tañba" gibi örf ve âdetlerdir.
Zunun Kadiri'nin piyeslerinde toplumsal cinsiyet
Zunun Kadiri'nin Piyeslerinde Toplumsal Cinsiyet adlı çalışmanın amacı, yazarın piyesleri içerisinde işlenen kadın ve erkek rollerini toplumsal cinsiyet kavramı bağlamında incelemektir. Bu inceleme, "Gunçem" [Goncam], "Gülnisa" [Gülnisa], "Toy" [Kutlama] ve "Uçraşkanda" [Karşılaşınca] adlı piyesler etrafında şekillenmiş olup yazarın diğer piyesleri, kaynak temininde yaşanan sıkıntılar sebebiyle çalışmaya dâhil edilmemiştir. Tezin "Giriş" bölümünde toplumsal cinsiyet kavramı hakkında temel bilgiler verilmiş ve ana bölümlere yönelik kuramsal bir zemin oluşturulmuştur. İkinci bölümde tez içerisinde incelenen eserlerin sosyolojik ve edebî arka planını ortaya koymak amacıyla Uygur tarihi, çağdaş Uygur tiyatrosu ve Zunun Kadiri'nin hayatı hakkında bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümü takip eden "Toplumun Öteki Cinsiyeti: Kadınlar" ve "İdeal Cinsiyet: Erkekler" adlı ana bölümler içerisinde Uygur kadını ve erkeğinin geçmişten bugüne süregelen özellikleri ve toplum yapısı içesindeki rolleri değerlendirilerek adı geçen piyeslerdeki kadın ve erkek cinsiyetleri ve bu cinsiyetlere yüklenen toplumsal kalıp yargılar incelenmiştir. İki ana bölümden elde edilen verilerden yola çıkılarak "Zıt Kutupların Birlikteliği: Evlilik" başlıklı bir diğer bölüm oluşturulmuş ve piyeslerin içerisindeki evlilik ritüelleri cinsiyetler temelinde ele alınmıştır. İncelenen eserlerden hareketle erkek şiddetine kurban giden kadın karakterler, cinsiyetler arası eşitsizlikler, yalnızca erkeklere yüklenen ev geçindirme sorumluluğu gibi birçok konu saptanmış ve "Sonuç" bölümü içerisinde değerlendirilmiştir. Piyeslerin Türkçeye aktarılmış biçimleri, tez sonunda bulunan "Ekler" bölümünde verilmiş ve literatüre yeni eserler kazandırılmıştır. Bunun yanında çağdaş Türk edebiyatları alanında hem kadının hem de erkeğin toplumsal konumlarını piyesler temelinde inceleyen bir çalışmanın daha önce yapılmamış olmasının, içerisinde barındırdığı birçok veriden hareketle yeni çalışmalara kapı aralayacağı öngörülmektedir.
Koblandı Batır Destanı'nda tarihi ve mitolojik ögeler
Çok eski zamanlardan günümüze kadar ulaşan ve oluşması uzun yıllar alan destanlar, genellikle kültürel geleneğin yansımaları olarak karşımıza çıkmıştır. Türk milletinin epik özelliklere sahip ürünlerinin yapısı ve ortaya çıkma süreci genellikle aynı olmuştur. Malik Gabdullin, Saken Seyfullin, Muhtar Avezov, P.A. Falev, Friedrich Wilhelm Radloff, Ibıray Altınsarin, Şakir İbrayev gibi araştırmacıların dikkatini çeken Koblandı Batır Destanı'nın, Kazak destancılık geleneği içindeki önemi büyüktür. Bu destanı yalnızca edebi eser olarak değerlendirmek doğru olmadığı gibi onu bir yaşam biçimi olarak görmek gerekmektedir. Bu çalışmada ise Kazak destanı olan Koblandı Batır Destanı'nda bulunan tarihi ve mitolojik ögelerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bilinçli bir okur tarafından sezilebilecek tarihi ve mitolojik ögeler, çalışmanın konusu halini almıştır. Çalışmada öncelikle Kazak tarihi ve destancılık geleneği ele alınarak konuya giriş yapılmıştır. Destanın derlenmesine ve destan söyleyicilerinin hayatlarına kısaca değinilmesinin ardından destanın genel özellikleri anlatılmıştır. Dil, üslup ve şekil açısından incelenen destanın özeti verildikten sonra destanda bulunan tarihi ve mitolojik ögeler ele alınmıştır.
Dinis Bülekov'un Kilm?şäk ve Ğüm?r B?r G?nä romanlarının üslup ve anlam bilimi açısından incelenmesi
Çağdaş Başkurt edebiyatının önemli temsilcilerinden biri olan Dinis Müzerisoğlu Bülekov (1944-1995); roman, hikâye, povest (uzun hikâye), tiyatro alanında yazdığı eserlerle tanınmıştır. Bu çalışmada yazarın Kilm?şäk (Yabancı) ve Ğüm?r B?r G?nä (Ömür Tektir) romanları; yapı, tema, anlatım, üslup ve anlam bilimi açısından incelenmektedir.Bülekov'un 1994'te kitap olarak basılan Kilm?şäk romanı, Başkurt edebiyatında 1970-1980 yılları arasında sıkça ele alınan toprak sahipleri ve yabancılar arasındaki çatışmalar üzerine kurulu romanların içinde kendine özgü anlatım özellikleriyle öne çıkan bir eserdir. Kilm?şäk, Bülekov'un ilk romanıdır ve yazar bu eserde Başkurdistan'ın o dönemde yaşadığı sorunları yeni bir bakış açısıyla dile getirmiştir. Yazarın ikinci romanı olan, Ğüm?r B?r Ginä'de ?Ömür tektir.? düşüncesi temelinde; siyasi ve ekonomik problemlerden ziyade sosyal yapıya, dile ve doğaya bağlı sorunlar eleştirel bir anlatımla ele alınmıştır. ?Ömrün, kaderin ve namusun tek olduğunu hatırlatan ilâhî bir eser ve parola? olarak değerlendirilen Ğüm?r B?r G?nä romanı Başkurdistan'ın demokrasiye geçiş döneminde yaşanan olumsuzlukları dile getirirken Kilm?şäk'te de bu sürecin hemen öncesi anlatılmaktadır. Bu çalışmada, öncelikle yazarın hayatı, edebî kişiliği, eserleri ile Başkurt edebiyatındaki yeriyle ilgili bilgiler verilmiş, sonra adı geçen iki roman yapı (olay örgüsü, kişiler, zaman, mekân), tema ve anlatım bakımından ayrıntılı olarak incelenmiştir. Romanın yapı unsurları ile dil ve anlatımdaki hususlar, metnin bütünlüğü içinde kazandıkları değer ve işlevler açısından ele alınmıştır.Romanların üslup incelemesinde ise her iki eser ayrı başlıklar altında ele alınmış ve bilgisayar yardımıyla elde edilen sayısal veriler de kullanılarak Bülekov'un Kilm?şäk ve Ğüm?r B?r G?nä romanlarındaki üslup özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızda adı geçen her iki roman anlam bilimi açısından da incelenmiştir. Bu bölümde her iki roman ?sözcük anlam bilimi? açısından değerlendirilmiştir. Zengin bir kelime kadrosuna sahip olan romanlarda yer alan aktarmalar (deyim aktarmaları, ad aktarmaları), eş anlamlı ve zıt anlamlı kelimeler, benzetmeler ayrıntılı olarak değerlendirilirken eş adlılık, alt anlamlılık/üst anlamlılık, çok anlamlılık konuları da romanlardan tespit edilen belirgin örneklerle ele alınmıştır. Başkurt Türkçesinin imkânlarıyla devrinin olaylarını, eleştirel bir bakış açısıyla okura ulaştıran Bülekov'un Kilm?şäk ve Ğüm?r B?r G?nä romanlarının tam metinlerinin Türkiye Türkçesine aktarıldığı bölüm de bu çalışmaya eklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Dinis Bülekov, Kilm?şäk (Yabancı), Ğüm?r B?r G?nä (Ömür Tektir), üslup ve anlam bilim,
Karaçay-Malkarlarda tılsımlı masallar (inceleme-metin)
Çalışmada Karaçay-Malkar tılsımlı masallarından yirmi beş masal, Latin alfabesine aktarılmış, ardından Türkiye Türkçesine kazandırılmıştır.Masallar yapısal inceleme metoduna göre incelenmiş, daha sonra Karaçay-Malkar masallarının dünya masallarındaki yerini görmek üzere, bu alandaki en kapsamlı indeksi içeren Motif Index of Folk-Literature'a göre değerlendirilmiştir.Çalışma; Ön Söz, Giriş, İnceleme I-II, Metin I-II, Sonuç, Kaynakça ve Özet'ten oluşmaktadır.Masalların yapı incelenmesinde; masalların kurgusu, epizotları ve olay tekrarı formelleri üzerinde durulmuştur. Muhteva incelemesinde ise masallar; kahramanlar ve çevre açısından değerlendirilmiş, ardından masallarda tespit edilen motifler Motif Index of Folk-Literature'a göre listelenmiştir.Metinlerin önce Latin alfabesine aktarılmış şekilleri, ardından Türkiye Türkçesine aktarılmış şekilleri verilmiştir. Sonuç bölümünde yapılan incelemelere dair varılan sonuçlar yer almaktadır.Anahtar Kelimeler:1.Karaçay-Malkar2.Masal3.Motif4.Aktarma5.İnceleme
Divânü Lügati't-Türk'teki kültür kelimeleri ile Saha Türkçesinin kelime hazinesinin karşılaştırılması
Günümüzde geniş bir coğrafi alana yayılmış, birbirinden farklı lehçelere ayrılmış bulunan Türk dilinin en eski ve birleştirici kelime hazinesini barındıran temel kaynaklarından biri olan Divânü Lügati't-Türk, yazıldığı dönemdeki Türk lehçe ve şivelerinin özelliklerini yansıtması yanında, bugün birçok Türk lehçe ve şivelerinde unutulmuş olan sözleri derlemekte; bilhassa etimoloji çalışmalarında, yapısında tereddüt ettiğimiz birçok kelime hakkında da bilgi vermektedir. Eserdeki bu zengin kelime hazinesinin Saha Türkçesinin kelime hazinesiyle karşılaştırılarak Türkçenin kelime hazinesinin tarihsel süreçte geçirdiği değişmeler ışığında ortaya konulması Türklük bilimi araştırmalarında rehberlik edecektir. Bu düşünceden hareketle çalışmamızda Divânü Lügati't-Türk'teki Kültür Kelimeleri ile Saha Türkçesinin kelime hazinesi karşılaştırılmıştır.Tez; Giriş, İnceleme ve Sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin konusu ve yöntemi açıklandıktan sonra kültür kavramı ve kültür kelimeleri üzerinde durulmuş, kısaca Divânü Lügati't-Türk'ten bahsedilmiş ve Saha Türkleri tanıtılmıştır.İnceleme bölümünde Divânü Lügati't-Türk'teki kültür kelimeleri, altı alt bölümde Saha Türkçesinin kelime hazinesiyle ses ve anlam bakımından karşılaştırılmış; Sonuç bölümünde ise incelemede ortaya konan veriler değerlendirilmiştir.Anahtar Sözcükler1. Saha (Yakut) Türkçesi2. Divânü Lügati't-Türk3. Kültür4. Kültür Kelimeleri5. Söz varlığı
Kırgız hikâyeci Murza Gaparov ve ?Ak Poezd?, ?Künöstüü Aral?, ?Darıyalardın Şookumu? adlı hikâyeleri
Bu tez çalışmasında, Kırgızistan edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Murza Gaparov'un kaleme aldığı üç hikâye incelenmiştir.Hikâyeler, önce muhteva bakımından incelenmiş sonra Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.Sonuç kısmında ise çalışmanın genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.
Derleme Sözlüğü'ndeki mekân adları
Tarih boyunca insanlar duygu, düşünce ve isteklerini bir başkasına aktarma ihtiyacı hissetmiştir. Dil; insanların kendi arasında anlaşmasını sağlayan, insanın ihtiyaçlarına cevap veren ve ırkını, tarihini, kültürünü, coğrafyasını, yaşayış şeklini yansıtan çok büyük bir yapıdır. Bu büyük yapıyı inceleyen bilim, dil bilimdir. Dil bilim, dilin genel ve özel niteliklerini araştıran, dilin sorunlarına yönelen, diller arasındaki ortaklıkları ve farklılıkları inceleyen, kendi içerisinde farklı dallara ayrılan ve birçok bilim dalıyla da ilişkili olan geniş bir alandır. Yer adları bilimi, yer adlarını inceleme konusu edinen bilim dalıdır. Dil bilimin en önemli alt kollarından biri olan yer adları bilimi, geçmişe ışık tutması ve dili birçok bilim dalıyla beraber incelemesi sebebiyle üzerinde en çok çalışılan dallardan biri haline gelmiştir. Yer adları kavramının yapılan çalışmalarda daha çok belirli bir yere verilen özel adlandırmaları kapsadığı görülmektedir; ancak eldeki çalışmada Derleme Sözlüğü'ndeki herhangi bir mekâna verilmiş olan ve özel ad kategorisinde değerlendirilmeyen halk adlandırmalarına yer verilmiştir. Çalışmada ağız araştırmaları konusunda yapılmış en büyük çalışmalardan biri olan "Türkiye'de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü"ndeki mekân adları tespit edilmiştir. Tespit edilen mekân adları, birçok açıdan değerlendirilerek kendi içerisinde semantik sınıflamaya tabi tutulmuştur. Bu çalışma, halk ağzında kullanılan mekân adlarını detaylı bir şekilde açıklamayı ve Türkiye'deki yer adları bilimine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Tatar yazar Zölfet Hekim'in "Agımsuda Ni Bulmas" adlı romanının dil incelemesi (giriş-inceleme-metin)
Dil, bir milletin benliğini yansıtan en önemli unsurdur. Tarihî Kıpçak Türkçesinin günümüzdeki temsilcilerinden olan Kazan Tatar Türkçesi, Türk dilinde önemli bir yere sahiptir. Kökeni İdil Bulgarlarına ve Kıpçak Türklerine dayanan Kazan Tatar Türkleri, bugün İdil-Ural bölgesinde özerk bir cumhuriyet olarak varlıklarını devam ettirmektedirler. Bu çalışmada Kazan Tatar Edebiyatında yer alan Zölfet Hekim'in "Agımsuda Ni Bulmas" (Akan Suda Ne olmaz) adlı romanı dil malzemesi olarak belirlenmiştir. Bu eserden hareketle Kazan Tatar Türkçesinin ses bilgisi, şekil bilgisi ve kelime türleri açısından incelemesi yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümü olan giriş kısmında Kazan Tatar Türklerinin dili, tarihi, boyları, edebiyatı ve yazar hakkında bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, ses bilgisi, şekil bilgisi ve kelime türleri, metindeki örneklerden hareketle açıklanarak verilmiştir. Üçüncü bölümde, incelediğimiz eserin transkripsiyon metnine yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda ise bibliyografya ve öz geçmiş yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Kazan Tatar Türkçesi, Dil İncelemesi, Ses Bilgisi, Şekil Bilgisi, Kelime Türleri, Zölfet Hekim, Agımsuda Ni Bulmas
Türkmen Türkçesinde mental fiiller
İnsan, dış dünyayı ilk önce beş duyu organlarıyla algılamaya başlar. Duyu organlarımızca taşınan duyusal veriler zihinde örgütlenip yorumlanarak, çevredeki uyaranlara anlam verme süreci başlar. Tüm bu süreç zihinde gerçekleşir ve akıl yardımıyla olur. Aklı harekete geçiren düşüncedir. Düşünme, tüm zihin fonksiyonlarını harekete geçiren bir güçtür. Dil; düşünme ile birlikte bellek, muhakeme, problem çözme gibi bilişsel süreçleri de içermektedir. İnsanlar veya toplumların algılamaları ve bu algıları zihinde değerlendirme ve düşünme biçimleri birbirinden farklıdır.Mental süreçlerin ilk aşaması, algılamadır. Dilin mental sürecinin ikinci aşaması, algıların anlamlandırılması ve yorumlanmasıdır. Yani çeşitli duyulardan gelen bilgiler işleme alınır. Bu aşamada beyinde kodlanmış bilgilerle, dışarıdan gelen bilgilerin bağlantıları kurulur, anlamlama süreci gerçekleşir. Bu süreçten sonra, tepki veya kendini ifade etme süreci başlar. Bu, mental sürecin üçüncü ve son aşamadır.Algıyla başlayan süreçte dış dünyadan alınan veriler zihinde anlamlandırılır ve dil yardımıyla kelimelere dökülür. Algıladığımız her şey, (duygularımız, düşüncelerimiz, isteklerimiz vs.) dilde bir kavrama ad olur. Anlamak, istemek, görmek, bakmak, korkmak, hoşlanmak, sevinmek gibi duygularımız, idraklerimiz, algılarımız ilk önce zihinde şekillenir.Bir mental süreç sonucu ortaya çıkan idrakle, algıyla, duygularla ilgili fiillere mental fiil "zihin fiili" diyoruz. Zihin fiilleri, birçok bilişsel süreci içerir. Kognitif sözcükler (düşünmek, bilmek gibi) içsel durum sözcükleri olarak kategorize edilebilir. Birçok araştırmacı, çocuklardaki kognitif (idrak) sözcüklerin (inanmak, düşünmek, bilmek, hatırlamak, unutmak, tahmin etmek gibi) gelişimini incelemiştir.Zihin, dış ve iç uyaranların, algıların, duyumların ne anlama geldiğini zihinde analiz eder, kavramaya çalışır. İdrakle ilgili fiillerin temeli düşünmeye dayanır. Mental sürecin en önemli çıktısı idrak fiilleridir. İdrak fiilleri (anlamak, düşünmek, istemek, tahmin etmek, unutmak, hatırlamak vb) mental sürecin bilişsel çıktılarıdır.Duygular, biliş ve davranışı etkileyen ve uyumsal fonksiyonları olan temel bir faktör olarak da kabul edilip, bir uyaranın yol açtığı genel bir uyarılma hâlinin, bilişsel süreçler tarafından değerlendirilmiş şekli olarak da incelenmiştir. Dünyadaki bütün dillerde, duyguları ifade eden fiiller vardır. Kuşku, korku, endişe, sevinme, üzüntü, pişmanlık gibi mental sürecin zihinde meydana getirdiği hissi çıktılar, duygu fiilleri olarak kabul edilir.Algılama, öğrenmenin ve bütün zihin faaliyetlerinin esas işlemidir. Bilincin kaynağıdır. Algılama fiilleri, mental sürecin duyularla ilgili kısmını teşkil eder. İşitme, dokunma, koklama, tatma, görme ifade eden fiiller algılama fiilleridir.Anahtar Sözcükler:1.Mental Fiil2.Zihin Fiilleri3.Algılama Fiilleri4.Duygu Fiilleri5.Türkmen Türkçesi
Aykap dergisinde yayımlanan dil yazıları
Kazak Türklerinin milli uyanışında önemli rol oynayan Aykap dergisinin ,günümüz Kazak imlasının oluşumunda ne kadar etkili olduğunu ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Dergideki metinler Arap harfli olduğu için önce Latin harflerine aktarılmıştır.Bu aktarma sırasında eserin ses özellikleri aynen muhafaza edilmiştir.Bu sebeple Türkiye Türkçesi alfabesinde karşılığı bulunmayan sesler için transkripsiyon işaretleri kullanılmış ; kelimelerin bugünkü Kazak yazı dilindeki şekillerinden farklı olan yazılışları değiştirilmemiştir.Dergideki makaleler Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.Aktarmada kelime kelime aktarma esas alınmıştır.Mecbur kalınan yerlerde kelime kelime aktarma yolundan ayrılıp anlatılmak istenen manayı aktarma yoluna gidilmiştir. Aykap dergisi , 1911-1915 yılları arasında Troisk'te Muhametcan SERALİN tarafından yayımlanmış olup derginin 1000-1200 baskısı yapılmıştır.
Rızaeddin Fahreddin'in Ahmet Midhat Efendi adlı eserinin kelime hazinesi bakımından incelenmesi
Bu çalışma Rızaeddin Fahreddin'in 1913'te Orenburg'da Tatarca olarak ve Arap alfabesiyle kaleme alınan `Ahmed Midhat Efendi' isimli eserinin kelime hazinesi bakımından incelenmesini içermektedir.Çalışmamız giriş, metnin transkripsiyonlu olarak Latin alfabesiyle yazılması, Türkiye Türkçesine aktarılması, kelime kadrosunun tespit edilip Osmanlı Türkçesiyle mukayese edilmesi ve sonuç olmak üzere beş ana bölümden oluşmaktadır. Girişte Rızaeddin Fahreddin ve Ahmed Midhat Efendi hakkında bilgi verilmiştir. Metin bölümünde Arap harflerinden Latin harflerine, sonra da Türkiye Türkçesi'ne aktarma yapılmıştır. Kelime hazinesi bakımından inceleme kısmında tespit ettiğimiz kelime varlığından yola çıkarak o zamanki Tatar Türkçesi'nin Osmanlı Türkçesi ile ne kadar yakın olduğu ortaya konulmuştur. Tespit ettiğimiz kelime sayısı 3700'dür. Bu kelimelerden 3408'inin ortak, 292'sinin farklı olduğu görülmüştür. Ortak olan 3408 kelimeden 2918'inin isim; 425'inin fiil; 53'ünün edat, 7'sinin bağlaç, 5'inin ünlem olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç da bize 1913 yılında Tatar Türkçesi'yle yazılan bir eserde yer alan kelimelerin %92 oranında Osmanlı Türkçesi'yle ortak olduğunu göstermektedir. Yine ortak kelimelerden 2373'ü alınma, 1035'i Türkçe kökenlidir. Sonuç kısmında metnimize göre Osmanlı Türkçesi'yle Tatar Türkçesi arasındaki ortak olan kelimelerin cinsi, kökenleri ve bu şivelerin yakınlığı tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Rızaeddin Fahreddin2.İdil Ural aydınları3.Ahmed Midhat4.Din5.Dil
Azeri şair Aliağa Vahid'in gazellerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında Azerbaycan edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Aliağa Vahid'in kaleme aldığı 100 gazel incelenmiştir.İlk olarak gazellerin muhteva bakımından incelenmesine yer verilmiştir. Sonrasında bu gazellerin transkripsiyonu yapılmış ve Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.Sonuç kısmında ise çalışmanın genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.
Üzeyir Hacıbeyli'nin "Er ve Arvad", "O Olmasın Bu Olsun" ve "Arşın Mal Alan" isimli piyeslerinin incelenmesi
Üzeyir Hacıbeyli, 20. yüzyıl başlarından itibaren faaliyet göstermeye başladığı gazetecilik, yazarlık ve musiki çalışmalarıyla Azerbaycan sanat ve edebiyat hayatına büyük katkılar yapmış önemli bir sanatkârdır. Doğu toplumları içinde meydana getirilen ilk opera eserinin de yazarı ve bestecisidir. İçinde yaşadığı toplumun aksaklıklarını mizah yoluyla ortaya koymaktan çekinmeden, sahne eserleri yoluyla halkını eğitmeye gayret göstermiştir.Bu çalışma, Üzeyir Hacıbeyli'nin ?Er ve Arvad?, ?O Olmasın Bu Olsun? ve ?Arşın Mal Alan? isimli komedi türündeki piyeslerinin Azerbaycan Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılması ve muhteva bakımından incelenmelerinden ibarettir.Üzeyir Hacıbeyli'nin bahsedilen üç piyesinde, Azerbaycan'ın 20. yüzyıl başlarındaki toplum yapısına ve hayat tarzına ışık tutulmuş, toplumsal gelişmenin önünde engel olarak görülen bazı gerici fikirler mizahî bir üslupla tenkit edilmiştir.Anahtar Kelimeler:1- Azerbaycan Edebiyatı2- Operet3- Piyes4- Komedi5- Üzeyir Hacıbeyli
Uygur halk masalları
Uygur Halk Masalları adını taşıyan bu çalışma, Uygur Heliq Çöçekliri isimli kitaptan alınmış olan elli adet masal metninden oluşmaktadır. Giriş kısmında Uygur Türkleri ve masallar hakkında bilgiler verildikten sonra metinlerinin transkripsiyonu yapılmış ve masallar Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Daha sonra bu konuyla ilgili doğrudan veya dolaylı olarak yapılmış olan çalışmalardan ulaşılabilenlerin bir kısmı taranarak masallarda yer alan motifler tespit edilmiş ve kahramanlar tanıtılmıştır. Sonuç kısmında ise çalışmanın genel değerlendirmesi yapılmıştır.Anahtar Kelimeler:1.Uygur Türkleri2.Uygur Halk Masalları,3.Halk Masalları,4.Çöçekler,5.Masallar