Kırşehir Ahi Evran University
Anabilim Dalı

Geleneksel Türk El Sanatları Anabilim Dalı

Kırşehir Ahi Evran University

28

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

28 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan hilyeler ve tezhipleri

Bu çalışmada, Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Levhalar Koleksiyonu'nda Bulunan Altı Adet Hilye-i Şerife kitap sanatları içerisinde önemli bir yere sahip olan hat ve tezhip sanatı bakımından incelenmiştir. Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan Hilye-i Şerifeler Türk-İslâm sanatları açısından bulundukları dönemlerine göre önem arz etmektedir. Üç bölümden oluşan tezin birinci bölümünde, hat ve tezhip sanatı hakkında bilgi yer almaktadır. Ayrıca tezhip sanatının kullanım alanları ile ilgili bilgiye yer verilmiştir. İkinci bölümde konuyla doğrudan ilişikli olarak, Hilye-i Şerife hakkında geniş bilgi verilmiştir. Hilyenin bölümleri, kullanılan yazı çeşitleri ve hilye tezhipleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde. Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Levhalar Koleksiyonu'nda Bulunan Altı Adet Hilye-i Şerife envanterleriyle birlikte verilerek desen, renk, dönem, motif ve üslup özellikleri bakımından ele alınarak incelenmiştir.

El sanatlarıHilyeSüleymaniye Kütüphanesi+4
Hüseyin Kutan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan Fazıl Ahmet Paşa koleksiyonuna ait 00004 envanter numaralı el yazması Kur'an-ı Kerim'in kitap sanatları bakımından incelenmesi

Bu araştırmada Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan Fazıl Ahmet Paşa koleksiyonuna ait 00002 envanter numaralı Kur'an-ı Kerim kitap sanatları bakımından ele alınarak incelenmiştir. İncelenen Kur'an-ı Kerim XVI. Yüzyıla ait olup Türk kitap sanatları bakımından araştırılmaya değer bulunmuştur. Üç bölümden oluşan tezin, birinci bölümünde kitap sanatları hakkında bilgiler yer almaktadır. İkinci bölümde el yazmalarının hazırlanışı, konuları, Kur'an-ı Kerim bezemeciliği ve Kur'an-ı Kerim'de bulunan tezhipli kısımlar hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Süleymaniye kütüphanesi, Fazıl Ahmet paşa ve Fazıl Ahmet Paşa Koleksiyonu'ndan seçilen 00002 envanter numaralı Kur'an-ı Kerim kitap sanatları bakımından incelenmiş, sanat, üslûp, desen, motif ve renk açısından ele alınarak dönem özellikleri bakımından değerlendirilmiştir.

El sanatlarıKitap tasarımıKitaplar+5
Elif Kırkkeseli
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde bulunan mağribi el yazması Kur'an-ı kerimlerin tezhip sanatı bakımından incelenmesi

Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde bulunan ve Mağribi hatla yazılmış Kur'an-ı Kerim'ler arasından en güzel örneklerinin seçilerek tezhip sanatı yönünden incelemesi yapılmıştır. Seçilen Kur'an-ı Kerimler Selçuklu dönemlerine ait olup, dönem özelliklerinin aktarılması açısından müstesna bir yere ve özelliğe sahiptir. Üç bölümden oluşan tezin birinci bölümünde, Türk tezhip sanatının tanımı, tarihi gelişimi, tezhip sanatında kullanılan motifler ve yazma eserlerde tezhipli kısımlar hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde hat sanatına dair bilgilere yer verilmiştir. İncelenen Kur'an-ı Kerimlerin Mağribi hat ile yazılmış olmasından ötürü mağribi hat ile ilgili bilgilere de yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde bulunan E.H.220, R.27. R.33, R.43, R.53 envanter numaralı Kur'an-ı Kerimlerin tahlilleri yer almaktadır. İncelenen bu Kur'an-ı Kerimler desen, motif, renk ve cilt özellikleri bakımından ele alınmıştır. Kendi dönemini kapsayan Selçuklu tezhibi ile de kıyaslanmıştır.

El sanatlarıKur'an-ı KerimSüsleme sanatı+3
Aydan Akkök
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdullah Cevdet'in musiki ile tedavi adlı eserinin değerlendirilmesi

Müzik, doğal olmasının yanı sıra insan doğasındaki duyguları da yansıtmaktadır. Güzel sanatlar alanında önemli bir yeri olan müzik, insan ruhu ile de bütünleşerek insan duyguları üzerinde etkide bulunmaktadır.İnsanlar müziği hem sevinçli, hem de hüzünlü olduğu zamanlarda dinlerler. Bazı zamanlarda da dinlenmek amacıyla müzik dinlerler. Aynı şekilde müzik, tedavi amacı ile de kullanılmaktadır. Müziğin insanların psikolojileri üzerinde etkisi olduğu bilinmekte ve çeşitli tedavilerde kullanıldığı görülmektedir. Müzik, Selçuklu ve Osmanlılar döneminde hekimler aracılığı ile tedavi yöntemi olarak kullanılmış ve bununla kalmayıp darüşşifalara girerek kurumsallaşmıştır. Tedavide kullanılan müzik, her hastalığın tedavi yöntemine göre uygun bir ritim, söz, müzik dizisi belirler. Yapılan araştırmalar biyolojik kökenli hastalıklarda bile müzik ile tedavinin kullanıldığını ve fayda sağladığını göstermektedir. Abdullah Cevdet tarihimizde hastalıkların tedavisinde Musikiyi kullanan doktorlarımız arasındadır. Bu araştırmada, musikinin tedavi sürecinde kullanılmasına yönelik olarak Dr. Abdullah Cevdet'in kaleme aldığı "Musiki İle Tedavi" eserinin incelenmesi yapılacaktır. Bu amaca yönelik olarak, musikinin hangi tedavilerde kullanıldığı ve kullanım alanları belirtilerek alan yazına katkı sağlaması amaçlanmaktadır.

Müzik tedavisi
Nurhan Karazeybek
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kubadabad Saray çinilerindeki betisel anlatıların Sgraffitto Tekniği ile seramik yüzeylerde uygulanması

Bu çalışmaya konu olan Kubadabad Sarayı, Anadolu Selçuklu döneminden kalma en önemli kültürel miraslardan biridir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından 1219-1237 yılları arasında Konya ilinin Beyşehir ilçesinde inşa ettirilen saray yirmi bir binadan oluşmaktadır. Bu kompleksin iç duvar süslemelerinde kullanılan çiniler ilginç Şekil üsluplarıyla Anadolu Selçuklu sanat dünyasını yansıtan en zengin örneklerden oluşmaktadır. Günümüzde yalnızca birkaç duvar kalıntısına ulaşılabilen saray kazılarında ortaya çıkarılan klasik arabesk desenli çiniler sekiz köşeli yıldızlar ve bunları birbirine bağlayan haç şekillidir. Yüzey bezemelerinde yazı, hayvan ve insan figürleri, geometrik ve bitkisel motiflerin yanı sıra insan başına sahip varlıklar da kullanılmıştır. Sgraffito tekniği, seramik ürünlere uygulanan ve süsleme yöntemlerinden en fazla kullanılanlardandır. Neredeyse seramik sanatı kadar eski bir tarihe sahip olan bu teknik, seramik sanatının gelişimine paralel olarak dünyanın birçok bölgesinde kullanılmış ve geliştirilmiştir. Günümüzde halen yaygın olarak kullanılan sgraffito tekniğinde astar yerine seramik boyalar kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Anadolu Selçuklu döneminin desen zenginliğini yansıtan Kubadabad Sarayı çinileri, sgraffito tekniği ile seramik yüzeylere uygulanmıştır. Dönemin çinilerinden farklı olarak beyaz seramik çamurunun elle şekillendirme veya alçı kalıba döküm yöntemleriyle 950 oC'ta yapıldığı çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılan 27 eserin, günümüz seramik sanatı estetik anlayışına katkı sağlaması amaçlanmıştır.

FigürKubad-Abad SarayıSeramik sanatı+6
Ayşe Denizli Tüzün
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cizre ilçesi çorap örücülüğü

Toplumların yaşayış biçimleriyle şekillenerek gelişen el sanatları, var oldukları toplumun izlerini taşıyan kültürel değerlerdir. Kendi gelişimleri toplumun yaşam biçiminden beslenirken aynı zamanda beslendikleri toplumun kültürünü inşaa ederler. Her bir el sanatı var olduğu toplumdan izler taşır ve toplumun içerisinde köklü bir gelenek oluşturur. Bu oluşan gelenek de ait olduğu toplumun çağlar boyu geçirdiği evreleri aktaran ve geçmişine ışık tutan bir belge niteliği taşır. Geleneksel çorap örücülüğü de Anadolu'nun hemen her yöresinde kendine özgü köklü bir geleneği olan el sanatlarından biri olmuştur. Cizre yöresinde de kadınların uzun yıllardır yaptığı çorap örücülüğü özgün renk, motif ve desen özelliği ile yöre el sanatları arasında yerini almıştır. Yörede hem ihtiyacı karşılamak hem de aile bütçesine ek gelir sağlamak üzere yapılan çorap örücülüğünde, geçmişte asker çorabı, çoban çorabı, erkek çorabı, çocuk çorabı ve kadın çorabı gibi farklı kullanım amaçları için üretim yapılırken, bugün daha çok kadınların kullanımı için namaz çorabı, gelin (çeyiz) çorabı ve günlük çorap örülmektedir. Bu çalışmada da namaz çorabı, gelin (çeyiz) çorabı ve günlük çoraplar incelemeye alınmış ve bazı örnekler üzerinden yöreye ait geleneksel el örgüsü çorap kültürü açıklanmaya çalışılmıştır. Yörede çorap ören yaklaşık 40 kadınla görüşme yapılmış hammadde kullanılan diğer gereçler, kullanılan araçlar, uygulayım ve çorapların renk motif ve desen özellikleri hakkında bilgi toplanmıştır. Araştırma kapsamında 21 adet namaz çorabı, 21 adet çeyiz (gelin) çorabı ve 13 adet günlük çorap olmak üzere yaklaşık 55 adet el örgüsü çorap incelenmiştir. Çoraplar fotoğraflarla belgelenmiş, çorapların ve üzerlerinde yer alan motiflerin çizimleri yapılmıştır. Yörede kullanılan motiflerin hemen hemen birçoğunun ismi ve görünümü diğer yörelere göre farklılık göstermektedir. Çaw (göz), gul (lale), pelçım (yaprak), gulhirik (küçük çiçekler), nivişti (muska), berg (yaprak), çarberg (dörtyaprak), guhar (küpe), dar (ağaç), dipişk (akrep), sterk (yıldız), dıl (kalp) motifi yörede çorap örücülüğünde kullanılan motiflerden bazılarıdır. Bunların arasında daha çok çaw (göz) ve nivişti (muska) motiflerine yer verilmiştir. Bu motifler nazara karşı koruduğuna inanıldığı için sıkça kullanılmaktadır. Yörede çorap ören kadınların daha çok orta yaş ve üzerinde oldukları ve hediye verme ile aile bütçesine katkı sağlamanın yanı sıra çoğunlukla kendi ihtiyaçları için bu uğraşıyı sürdükleri gözlenmiştir.

El sanatlarıTürk el sanatlarıÇorap+3
Vildan Gökalp
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mucur yastık halı motiflerinin çağdaş sanat anlayışına göre yeniden yorumlanması

Bu çalışma, Mucur yastık halı motiflerinin çağdaş sanat anlayışına göre yeniden yorumlanması amacıyla yapılmıştır. Geniş bir literatür taraması yapılan çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İç Anadolu Bölgesi, örneklemini ise Kırşehir ili Mucur ilçesi yastık halıları oluşturmakta olup sınırlılıklar olarak Pop Art akımı ve Mucur yastık halılarında kullanılan geleneksel motiflerden pençe (el, ayak, tarak, aslanağzı) motifi, kurbağa motifi, deve (deve boynu, deve tabanı) motifi, hançer motifi, köşe motifi, pıtrak motifi, çatıkkaş motifi, ve gelin ağlatan motifi olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucuna göre: Pençe (el, ayak, tarak, aslanağzı) motifi; nazar, sihir, büyü, büyücülük gibi kötü güçlerden korunmak amacıyla dokumacılıkta kullanılan ve insan eline benzeyen bir desen olduğu Kurbağa motifi; Pençe motifinin iç kısmında, ortada yer alan, "tag" damgasına benzeyen bir motif olduğu, Pençe motifinin her iki yanında yörede deve (deve boynu, deve tabanı) motifi ile bilinen bir motif bulunur. Bu motifin genellikle fıstıki yeşil ya da hardal sarısı zemin rengi üstüne dokunduğu, hançer motifi; halı dokumalarında kullanılan, kenarları tırtıklı bir motif olduğu, köşe motifinin özellikle seccadelerde dekoratif bir alan oluşturması, halı dokuyucularının oraya farklı desenlerle süsleme amacıyla yapıldığı, Anadolu'da yaygın olarak "bıtrak" adıyla bilinen ve kurak bölgelerde yetişen Pıtrak; tarlalarda görülen, dikenli sarmaşık bitki türü olduğu, dar bordürde en çok kullanılan motif, zikzak çizgilerden oluşan, bu zikzakların üstüne ve altına yerleştirilen bitkisel motiflerden meydana gelen kompozisyona çatıkkaş adı verildiği, gelin ağlatan motifi ise; bitkisel nitelikte bir süs olup çiçek desenlerinin sürekli tekrarından oluştuğu edinilen bilgiler doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Çalışmada Mucur yastık halılarının dokumacılık kültürü ve yöre dokumacılığı açısından önemli bir yere sahip olmakla birlikte Türk kültürüne ait geleneksel bir sanat olan dokumacılık ve buna bağlı olarak Mucur yastık halıları üzerinde dokunmuş motiflerin çağdaş sanat anlayışına göre yeniden düzenlenebileceği sonuçlarına ulaşılmıştır.

Gülhan Yükselen
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bolu türkülerinin öğrenciler tarafından farklı sanat teknikleriyle anlatımı

Türk halk kültüründe özel bir yere sahip olan türküler, folklorun güçlü ifade biçimlerinden biri olarak kabul edilir. Hikâyeleri ve sözleriyle halkın tanık olduğu olayları aktaran türküler, zaman içinde dilden dile dolaşarak günümüze kadar ulaşmış ve Türk halkının kültürel mirasının önemli ögelerinden biri haline gelmiştir. Türküler, yalnızca müzik alanında çalışanlar için değil, aynı zamanda toplum bilimciler ve diğer bilim insanları için de değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu çalışma, Bolu türkülerin ve hikâyelerinin korunması, incelenmesi, edebiyat, görsel sanatlar ve geleneksel sanatlar aracılığı ile gelecek nesillere aktarılması, kültürel mirasımızın sürdürülebilirliğinin sağlanması için disiplinler arası bir yöntem ile ele alınmıştır. Bolu ve ilçelerinin zengin müzik arşivi incelenmiş ve 10-15 yaş aralığındaki öğrencilerle birlikte türkülerde sıkça işlenen tabiat sevgisi, dostluk, kahramanlık ve gönül yarası gibi temalar analiz edilmiştir. Çalışmanın disiplinler arası bir boyutta ele alınması hedeflenmiş ve bu kapsamda türküler edebiyat, görsel sanatlar ve geleneksel sanatlar ile ilişkilendirilmiştir. Seçilen 13 türküden ulaşılabilen 7 türkünün hikâyeleri, 6 türkünün de sözleri anlamları ve anlatılmak istenen duygular incelenmiş, bu hikâye ve duygular öğrenciler tarafından yorumlanarak 25x30 ölçülerinde resim kâğıtlarına karakalem tekniği ile türkü hikâyelerinin resimlerini yapmışlardır. Öğrenciler, yapılan resimlerden yola çıkılarak mısır kabuklarını kumaş boyası ile kaynatarak diledikleri renklere boyamışlardır. Bebeklerin iskeletini tel ile oluşturarak mısır kabukları ile figürler oluşturulmuştur. Figürler, karakalem resimlerle birlikte fotoğraflanarak Bolu türküleri tanıtım kartpostalları oluşturulmuştur. Öğrenciler üç sorudan oluşan soruları cevaplamışlardır. Çalışmanın sonunda öğrencilerin çalışmaları ile ilgili bilgi formları doldurulmuştur. Sonuçlar analiz bölümünde yorumlanmıştır.

Ayşe Çevirgen
Bolu Abant İzzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizli Akşitler Kütüphanesi'nde bulunan bazı yazma eserlerin cilt tezyinatı açısından incelenmesi

"Denizli Akşitler Kütüphanesi'nde Bulunan Bazı Yazma Eserlerin Cilt Tezyinatı Açısından İncelenmesi" adlı çalışmamızda, Denizli Akşitler Kütüphanesi'nde bulunan bazı yazma eserlerin cild tezyinatları incelenerek bu eserlerin kataloglanması hedeflenmiştir. Akşitler Kütüphanesi'nin yeni açılması ve söz konusu yazma eserler hakkında daha önce hiçbir çalışma yapılmaması çalışmanın önemini arz etmektedir. Bundan dolayı bu çalışmada, 27 adet cild tezyinatı açısından nitelikli eserler ele alınmıştır. Denizli Akşitler Kütüphanesi'nde toplamda 352 adet yazma eser bulunmaktadır. Yapılan araştırmalarda bu yazma eserler içersinden 27 adedi seçilmiştir. İncelenen yazma eserler 15.yy ile 18.yy tarihleri arasında yer aldığı gibi genellikle dini konulardan oluşmaktadır. Eserlerde çay rengi ve aharlı kâğıtlar kullanılmış, çoğunlukla talik ve nesih hatla yazılmıştır. Eserlerde is mürekkebi ve lâl mürekkebi tercih edilmiştir. Yazma eserler, sayfa tezyinatı açısından çok özellikli değildir. Ancak tez konusu olarak da ele aldığımız yazma eserlerde cilt tezyinatı açısından özellikli yazmalar tespit edilmiştir. Akşitler Kütüphanesi'nde bulunan yazma eserlerin cildleri deri, kumaş ve ebrû kullanılarak hazırlanmıştır. Çoğunlukla eserlerde kahverengi, vişneçürüğü ve siyah renkli deriler kullanılmıştır. Temel olarak soğuk baskı tekniği ile uygulanan cild tezyinatları şemseli ve şemsesiz olmak üzere farklı çeşitleri alttan ayırma, üstten ayırma, çârköşe, mülevven olmak üzere farklı tekniklerle yapılmıştır. Tezde, tespit edilen yazma eserlerin künyeleri, açıklamaları, fotoğrafları ve çizimleri ayrıntılı bir şekilde sunulmaktadır.

Cilt sanatıDenizliEbru sanatı+6
Feyzi Aydın
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2015
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Nakkaş Osman minyatürlerinde kompozisyon düzeni ve sanatsal üretimler

Nakkas Osman, 16. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı saray nakkashanesinde çalısmıs önemli nakkaslardan biridir. Günümüzde farklı el yazmalarında bulunan birçok minyatür nakkas Osman'a mal edilmektedir. Fakat söz konusu minyatürlerin çogunun üretilme süreçlerine iliskin belgelere ulasılamamıstır. Bu nedenle Nakkas Osman'a mal edilen minyatürlerin tamamının sanatçı ile baglantıları hakkında kesin bir bilgi vermek mümkün degildir. Diger taraftan, Nakkas Osman'a ait oldugu (belgeler yardımı ile) bilinen birçok portre ve konulu (meclis) minyatür mevcuttur. Bu minyatürler: Kıyâfetü'l-insâniye fî semâ'ilü'losmaniye, 1579 (TSM. H. 1563), Sehnâme-i Selim Hân, 1581 (TSM. H. 3595), Sûrnâme-i Hümâyûn, 1587 (TSM. H1344), Zübdetü't-tevârîh, 1583 (TEM. T. 1973) ve Hünernâme I. Cilt, 1584 (TSM. H. 1523) adlı el yazmalarında bulunmaktadır. Tez çalısması, yukarıda adı geçen elyazmalarında bulunan Nakkas Osman minyatürleri arasından seçilen (bir grup) minyatür üzerinde yürütülmüstür. Kompozisyon düzeni arastırması ile minyatürlerde nesnel ortamın organizasyonuna iliskin grafik mantıgın çözümlenmesi amaçlanmıstır. Bu amaç dogrultusunda minyatürlerde kompozisyon elemanlarının katman, boyut, konum, hareket ve renk açısından hiyerarsik düzenleri degerlendirilmis; elemanların, mekân olusturma ve mekânda bulunma durumlarına baglı olarak dagılımı, sıralanma tarzı ve birbiri ile kaynasarak olusturdukları kompozisyon düzenleri çizimler esliginde incelenmistir. Birinci bölüm, Nakkas Osman'ın hayatı ve eserleri, yayınlarda minyatürün tanımı ve kelime anlamına iliskin bilgiler ve minyatür sanatında kompozisyon konuları ile ilgilidir. kinci bölümde Nakkas Osman minyatürlerinin kompozisyon düzenleri incelenerek genel bir degerlendirmesi yapılmıstır. Üçüncü bölüm ise, tezin uygulama asamasına ayrılmıstır. Uygulamalar kapsamında T.C. Cumhurbaskanlarının portreleri yapılmıstır.

Osmanlı sanatı
Ruhi Konak
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2007
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dolmabahçe Sarayı`nda (teşhirde) bulunan ipekli döşemelik kumaşların ve günümüzde Hereke`de üretilen örneklerin kataloglanması

III ÖZET Dolmabahçe Sarayında perdelik ve döşemelik olarak kullanılan kumaşlar Hereke Fabrikasında üretilmektedir.Bu kumaşlar hakkındaki bilgilerin gelecek kuşaklara doğru aktarılması için teknik ve sanatsal özelliklerinin bilinmesi önemlidir. Dolmabahçe Sarayı, 1614 yılında denizin doldurulmaya başlanmasıyla "Dolmabahçe" adını almıştır. 1687 yılında "Beşiktaş Sahil Sarayı" adıyla bir yapılar topluluğu oluşmuştur. 1843-1855 yılları arasında yapılan sarayın kendine has belli bir ekolü yoktur. Saray genelinde Barok, Rokoko, Neo-klasisizm etkisi görülmektedir. Osmanlı sarayının bünyesinde dokumahanelere yer verilmiştir. Bu nedenle Dolmabahçe Sarayının ek yapıları arasında "Hereke Dokumahanesi" adıyla bir atölye kurulmuştur. Bugün Hereke fabrikasında bulunan tezgahların 1952 yılında bu atölyeden geldiği bilinmektedir. Osmanlı dokuma sanayinin ilk büyük fabrikalarından olan Hereke fabrikası 1843 yılında kurulmuştur. İlk kuruluşunda 25 jakar dokuma tezgahında sadece ipekli kumaşlar üretilmektedir. Bugün sadece 10 tezgahta üretim yapılmaktadır. Günümüzde Milli Saraylar' a bağlı 13 köşk ve kasrlardaki ihtiyaca göre perdelik ve döşemelik kumaş üretilmektedir. Hereke fabrikası, zaman içinde kaybolmuş desenlerin yeniden üretilmeleri için önemli girişimlerde bulunmuştur. 2000 yılına kadar toplam 57 farklı desen üretimi yapılabiliyorken, günümüzde 20 desen daha ilave edilerek toplam üretimi yapılabilen 77 desene ulaşılmıştır. Ayrıca bazı kumaş örnekleri, fabrikanın satış yerinden alınabilmektedir.

DesenDolmabahçe SarayıDöşemelik kumaşlar+4
Esra Kavcı
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ege bölgesinde geleneksel çömlekçiliğin bugünkü durumu

ÖZET Günlük yaşamda, yaşamı kolaylaştırmak amacı ile üretilen çeşitli ürünler bulunmaktadır. Günümüzde çömlek olarak adlandırılan (-ki bu adlandırma yörelere göre yine değişmektedir, bardakçı, testici v.b.) topraktan yapılan ürünler aynı amaç doğrultusunda üretilmektedir. Teknolojik gelişim ile yaşamdaki değişim ihtiyaçları da değişmiştir. Bu değişim çömlek üreticiliğim nasıl etkilemiştir ? Yapılan araştırmalar doğrultusunda saptanan bilgiler ile günümüzde yapılacak olan tespit çalışmaları değişimi ispatlayabilir mi ? Değişim ispatlanman mı, yoksa durumu tespit etmek yeterli midir? Sorularına araştırma bölgesi olan Ege Bölgesi sekiz il idari sınır içinde bulunan yerleşim yerleri; ilçe, belediye ve köylerinden oluşan çömlek üreten 26 yöreden 23' ünden geleneksel çömlek üretim merkezi tespit edilmiştir. 3 merkezde ise geleneksel üretim yapılmadığı için kapsam dışında bırakılmıştır. Araştırma konusu alanları, önceki araştırmalarda yapılan tespitlerden yola çıkılarak belirlenmiştir. Önceden bilinen alanlar, özellikle Güngör Güner'in 1982 yılında yayınlanan "Anadolu'da Yaşamakta Olan İlkel Çömlekçilik" çalışmasında belirtilen Aydın Çine, Akçaova ve Karacasu, Afyon Sandıklı-Karadirek, Denizli Acıpayam Kızılhisar ve Çivril, İzmir Menemen ve Salihli-Gökeyüp, Kütahya Simav, Manisa Turgutlu-Urganlı, Muğla Bodrum, Uşak Sivaslı çömlekçilik merkezleri ele alınmıştır. Bunun dışında alan araştırmalarım sonucunda tezin içinde yer alan yeni merkezler ise Afyon'a bağlı Bolvadin ilçesi, Aydın'a bağlı Kardeşköy ve Sultanhisar'a bağlı Atça Köyü, Denizli'ye bağlı Çivril-îğdir köyü ve Sarayköy ilçesi, İzmir'e bağlı Ödemiş-Türkönü köyü, Kütahya merkez ve Yeni Gediz ilçesi, Manisa'ya bağlı Alaşehir ve Turgutlu-Irlamaz mahallesi, Muğla Fethiye'ye bağlı Esenköy (Don't) Milas-Bodrum, Selimiye'ye bağlı Kandak ve Köşk köyleri, Ula'ya bağlı Kızılyaka köyü üretimleri tespit edilerek çalışmaya dahil edilmiştir."Ege Bölgesi'nde Geleneksel Çömlekçiliğin Bugünkü Durumu" adlı yüksek lisans tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Ege Bölgesi'nin coğrafî yapısı, çalışmaya konu olan yörelerin isimlerinin menşei, yöre ile bağlı olduğu il arasındaki uzaklığı, nüfusu, geçim kaynağı ve yörede bulunan usta sayısı ile üretime devam durumları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Ege Bölgesi'nde geleneksel çömlekçiliğin üretim aşamaları ve üretilen formların özellikleri aktarılmaya çalışılmıştır. Üretim aşamaları, çamur hazırlama, şekillendirme ve pişirim olarak ele alınarak yörelerde özellikle belirtilmesi gerekli görülen çamur, şekillendirme, fırın ve yakıt özellikleri tablo şeklinde ve genel anlatımla bilinenler aktarılmıştır. Görsel yönden harita, fotoğraf ve çizimler ile bilgiler zenginleştirilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde uygulama çalışması olarak iki konu seçilmiştir. Birincisi araştırma yörelerine ait görsel farklılığı ortaya koyabilecek formların bir dolap içinde sunulması ile ikinci uygulama olarak ise yörelerin harita üzerinde belirtilmesidir. Uygulama şamotlu çamur üzerine çeşitli tekniklerle yapılacak olan renklendirme yöntemiyle sunulacaktır. Yapılan çalışmanın değerlendirilmesi; atölye çalışan sayısı, üretim amacı, mesleği devam ettirme koşulları ve nedenleri ile aile içi öğreticilik durumu ve üretim örnekleri ele alınmıştır. Sonuç kısmında ise teknolojinin gelişmesi ile ortaya çıkan plastik ve benzeri ürünler geleneksel çömlekçiliğin pazar alanlarım değiştirmiş yerine kullanımı kolay, ucuz ürünler almıştır. Arz-talep dengesi içerisinde bu ürünleri satın alanlar mı yoksa üretenler mi sorgulanmalıdır ? Bu gibi istenmeyen ürünlerin üretilmemesi için en başta bilimsel araştırma kurumu olan üniversitelere görev düşmektedir. Araştırmacı ustalar desteklenmeli, öğrenciler ustalarla karşılaştırılmalı ve ustalık kavramı öğretilmelidir. VI

Ege bölgesiÇömlekÇömlekçilik
İrem Çalışıcı
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yün liflerinin boyanmasında kullanılan boya bitkileri, elde edilen renkler ve kaynaklarda yer alan boya reçeteleri

Doğal boyarmaddelerle ilgili ülkemizde ve dünyada birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalara bakıldığında, konunun antropoloji, lif teknolojisi, kimya v.b. kapsayan geniş bir alana yayıldığı görülür. Bu çalışma çoğu bu bilimlerin uzmanları tarafından kendi dalları doğrultusunda yapılmış ve çeşitli kaynaklarda yayınlanmış makale ve eserleri, yer yer halktan derlenmiş bilgileri, en doğru ve olabildiğince düzenli bir şekilde bir araya toplamayı ve bu bilgilerin ışığı altında, daha önce boyamacılıkta kullanılmamış olan bir bitkiyle yapılmış boya denemelerini içermektedir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde üç alt başlık altında; Yün liflerinin yapısı- özellikleri, boyarmaddelerin tarihçesi ve boya bitkileri konuları incelenmiştir. Bu bölümde yün lifleri, kısaca yapısına ve boyama esnasında önem taşıyan özelliklerine göre tanıtılmış, doğal boyamacılığın dünyadaki tarihsel gelişimine dair bilgi verilmiş, 55 tane boya bitkisi seçilerek, botanik yapısı, yetişme şartları, boyamacılıkta kullanılan diğer türleri, içerdiği renk maddeleri (kimyasal yapısı), boyacılıkta kullanılan kısımları, toplanma zamanı, verdiği renkler, ülkemizdeki yerel isimleri incelenmiştir. İkinci bölümde beş alt başlık altında; Doğal boyarmaddelerin renk gruplarına (kimyalarına), boyama tekniklerine göre sınıflandırılması, mordanlar, elde edilen renkler ve boya reçeteleri anlatılmıştır. Burada 18.yy. sonrasında doğal boyarmaddelerin kimyasal yapısıyla ilgili yapılmış çalışmalar gözönüne alınarak, bitkilerdeki kimyasal renk maddelerinin büyük bir çoğunluğunun yer aldığı 6 alt grup genel özelliklerine göre incelenmiştir. Doğal boyarmaddelerin boyama tekniklerine göre sınıflandırılmasında; direkt, mordanlı, küp boyama özelliğine sahip bitkilerin genel özellikleri ve boyama teknikleri anlatılmıştır. Bu bölümde ayrıca mordanlar ve halk arasında mordan sanılarak kullanılan yardımcı maddeler tanıtılmış, halktan derlenen ve kaynaklarda yer alan reçeteler anlatılmıştır. Üçüncü ve son bölümde daha önce boyamacılıkta kullanılmamış olan Hypericum triquetrifoIium.Turra bitkisiyle yün ipliği üzerinde yapılmış 10 boya denemesine yer verilmiştir.

BitkilerBoya bitkileriBoyar maddeler+5
Aslı Aksoy
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Niğde Müzesi`nde bulunan halı ve kilimlerin teknik ve desen özelliklerinin belirlenmesi

1936 yılından itibaren Niğde ve Çevresindeki arkeolojik buluntu ve etnoğrafik eserlerin sergilenmesinde önemli katkıları bulunan Ak Medrese'nin deposu, avlusu ve diğer odaları Niğde müzesi olarak kullanılmıştır. 1939-1950 yılları arasında II. Dünya savaşı nedeniyle İstanbul Müzelerinin deposu olarak da kullanılmış olması önemli bir diğer husustur. Yeni binasına 1977 yılımda taşınmış ve halkın hizmetine 1982 yılında sunulmuştur. İç Anadolu'nun önemli bir dokuma ve turizm bölgesi olan Niğde ve Civan halı- kilim ve düz dokuma yaygıların tespiti yapılarak, tespit sonucunda 72 adet Halı-Kilim ve düz dokuma yaygıların envanter dökümleriyle birlikte katologlama yoluna gidilmiştir. Görülen bilgi eksiklikleri olanaklar doğrultusunda düzeltilerek günümüz Niğde halı ve kilimlerinin desenleri çizilerek karşılaştırma yoluna gidilmiştir. Ticari amaçla bölgede üretilen "Niğde Kars, Kafkas-Diğer Türk Dünyasına ait Halılarının desen ve kaliteleri Niğde halılarının kalite-malzeme (hammadde) -desen açısından değer kaybına neden olmuştur. Çünkü Halı Firmaları tamamen dış pazarın talebi doğrultusunda ve onların istediği desen ve kalitede halı üretmektedirler. Yöreye ekonomik katkısı yadsınamaz. Fakat buda yörenin özelikle Avonos,Maden, Taşpınar, Bor ve Diğer halıların üretilmesinin azalmasına neden olmaktadır. Günümüzde bu üretimlerin geleneksel yöre halıcılığına kültürel olumsuz etkileri de izlenmektedir.

DesenHalılarKilimler+4
Aliye Türlü
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Destari (Sarıkçı) Mustafa Paşa Türbesi (İstanbul-Şehzadebaşı)'nde bulunan yüzey çini panoların motif ve desenlerinin değerlendirilmesi

Geleneksel Türk sanatının, seramik- çini eserlerindeki motif, desen, teknik ve üsluplarında, Türklerin Orta Asya'da İslamiyet öncesi ve sonrasında inanç ve kültür yapısının etkilerini görürüz. Türkler 9. Yüzyıl'da İran, daha sonra Büyük Selçuklu Devleti ile başlayan ve devamında Anadolu'ya geldiklerinde Anadolu Selçuklu Devletinin eşsiz güzellikteki mimari yapılarında sırlı-sırsız tuğla ile ve yapı içlerini "çini" ile süslemişlerdir.14. Yüzyıl ve 15. Yüzyıl Erken Osmanlı ve Osmanlı Klasik Dönemi (16.Yüzyıl- 17. Yüzyıl) "Çini" örneklerinde bu sanatı sanatçı ve ustaların sanatta doruğa ulaştırdığı görülmektedir. Tez konusunu oluşturan Destari Mustafa Paşa Türbesi'nin yapı içindeki çini panolar, İznik atölyelerinde buraya özgü yaptırılmıştır. Çinilerin kalitesindeki düşüklük gerek hamuru gerekse sır altı desenlerinin teknik ve uygulama bakımından ve renklerindeki bozulma İznik çiniciliğinin bozulması ile bağlantılıdır. Ayrıca türbenin çinileri 17. Yüzyıl da yapılmış mimari eserlerdeki çinilerle benzerlik göstermektedir. Destari (Sarıkçı) Mustafa Paşa Türbesi (İstanbul-Şehzadebaşı)'nde Bulunan Yüzey Çini Panoların Motif ve Desenlerinin Değerlendirilmesi hakkındaki tez konusu ile ilgili olarak gerekli kurumlardan izin alındıktan sonra bizzat yerine gidip çiniler fotoğraflanmıştır. Bu arada tez konusu ile ilgili literatür taraması da İstanbul ve Sakarya'daki kütüphanelerde yapılmıştır. Hazırlanan tezin birinci kısmında 17. Yüzyıl Osmanlı "çini" sanatı hakkında kısa tarihçe, Destari Mustafa Paşa'nın biyografisi, türbenin mimarisi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci kısımda "çini" tezyinatının bulunduğu alanlar ve desen özellikleri, desen ve kompozisyon planı, motifler ve karakteristik özellikleri açıklanmış olup devamında katalog oluşturulmuştur. Üçüncü kısımda yapıda bulunan diğer sanatlar (Kalem İşi (Malakari), Revzen pencereleri, Taş İşçiliği) hakkında bilgi verilmiştir. Tez, sonuç ve değerlendirme, kaynakça devamında ekler kısmında uygulama çalışma fotoğrafları ve çizimler ile son bulmaktadır

Çini sanatı
Sevinç Abay
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmit merkez camilerinde hat sanatı

Dini mimarînin varoluşundan buna yana yapıların belli kısımlarında Hat (Yazı) Sanatı görülmektedir. Bu olgu yer aldığı toplumun kültürel durumuna göre de şekillenmiştir. Aslında insanlığın ilk devirlerinden itibaren topluluklar süslemeye yönelik çalışmalarda bulunmuşlardır. Bunlar kimi zaman görsel ihtiyaç, kimi zaman bir iletişim biçimi, kimi zaman da bir belge niteliği taşımıştır. Her ne amaçla olursa olsun yazı sanatı insanlar arasında zamanla bir ihtiyaç haline gelmiştir. Tarih boyunca da gelişim göstermiş, toplumların karakterini kimliğini toplumsal özelliklerini yansıtan ve ait oldukları ülkelerin kendine has özel duygularını zevk anlayışlarını biçimlendirerek ortaya konulmasını sağlamıştır. Türk Tarihinde ilk devirlerden Cumhuriyet dönemine kadar geçen süreçlerde Yazı sanatları sürekli gelişme göstermiş, çeşitli malzeme üzerlerinde ve mekânlardaki yüzeylerde vazgeçilmez oranlarda uygulanmıştır; halen de uygulanılmaya devam edilmektedir. ''İzmit Merkez Camilerinde Hat Sanatı'' adı ile ele alınan tez çalışmasında Yeni Cuma, Orhan, Hüseyin Paşa, Fevziye, İmaret, Veli Ahmet Zeytinlik, Yalı, Akça, Hacı Ayvaz, Tepecik, Dere ve Arabzade camilerinde bulunan yazılar sanatsal açıdan incelenilmiştir. Buna göre, yazıların mimarî yapı içlerindeki yerleri ile uyumu, dönem özellikleri ve üslûpsal olarak nitelikleri tespit edilerek Türk Hat Sanatı içerisindeki yeri ve önemi ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu suretle bu çalışma ile hat sanatının tarihsel gelişiminin bir kısmına ev sahipliği yapan İzmit merkez camilerinin günümüzde de hat sanatının varlığını sürdürdüğü belgelenmiş olunmaktadır.

CamilerEl sanatlarıKocaeli-İzmit+2
Gürkan Eren
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

18. ve 19. yy. Kütahya çiniciliğinde insan ve hayvan figürlü evaniler

7. yüzyıldan günümüze kadar Türk çini sanatı çeşitli dönemlerden geçerek günümüze kadar ulaşmıştır. Türk çini sanatında üretimini günümüze kadar sürdüren ve halen sürdürmeye devam etmekte olan Kütahya çini sanatının önemli merkezlerinden biri olarak önemlidir. 18. ve 19. yüzyıl Kütahya çinilerinde insan ve hayvan figürlü evaniler, o dönemin giyim-kuşamı, yaşamı ve kültürü ile ilgili bilgi vermesinden dolayı önemlidir. Bu amaçla hazırlanan çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Türk çini sanatının tarihsel sürecinden bahsedilmekte ve resimlerle desteklenerek aktarılmaktadır. İkinci bölümde 18. ve 19. yüzyıl Kütahya çini sanatı başlığı altında Kütahya'nın tarihi ve coğrafi yapısı, Kütahya çini sanatı, teknik, tasarım ve motif özellikleri, kullanılan formlar ve 18. ve 19. yüzyıl insan ve hayvan figürlü evanilerden ulaşılabilen kaynaklardan katalog oluşturulmuştur. Üçüncü bölüm; 18. ve 19. yüzyıl insan ve hayvan figürlü evanilerden yola çıkılarak tasarlanmış özgün uygulamalara yer verilmiştir. Değerlendirme ve sonuç kısmında ise araştırmada varılan görüşler yer almaktadır. Anahtar kelimeler: Çini, Kütahya, Kütahya çinileri, evani, 18. ve 19. yüzyıl çinileri

18. yüzyıl19. yüzyılEl sanatları+6
Emsele Bal
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde bulunan şemseli yazma Kur'an ciltleri

Türk Cilt Sanatı'nın tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Cilt sanatının yaşatılması ve nesilden nesile aktarılması, Türk kültürü ve Türk Süsleme Sanatı açısından önemli ve gereklidir. Türk cilt sanatı ve özellikle bezemelerini içeren konularda tam anlamıyla bir araştırmanın yapılmamış olması dikkati çekmektedir. Türk kültür hayatında cildi ve süslemeleri olmaksızın kitabın yalnızca kendisi düşünülemez. Kitap ne kadar önemli ise kitabın kapağı ve muhafazası da o kadar önemlidir. Türk Cilt Sanatı'nın hem ulusal kültür mirasımız hem de dünya kültür hayatı içinde çok özel bir yeri vardır.Türk sanatı bir bütündür. Farklı sanat kollarında kullanılan desen ve motifler ana hatlarıyla ortak özellikler taşımaktadır. Ancak bu motifler kullanıldıkları ve uygulandıkları yerlere göre değişiklik göstermektedir. Hazırlanan tez, daha önce yapılan çalışmalara göre farklılıklar arz etmektedir. Cilt konusunda yapılan daha önceki çalışmalardan farklı olarak motif ve kompozisyon analizine girmesi tezin önemini artırmaktadır. Yapılan çalışmanın, araştırmacılara yararlı olacağına inanılmaktadır.15. yüzyıl, cilt sanatında Osmanlının en önemli eserleri vermeye başladığı dönemdir. 16. yüzyıl cilt sanatının da klasik dönemi olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman devrinde Osmanlı cilt sanatı daha da gelişerek klasik üslubuna kavuşmuştur. 17. yüzyılda cilt kapakları izlendiğinde bir çözülme başlar, salbek ve köşebentler atılır, şemse büyür ve formu değişir. 18. yüzyıl ciltlerinde daha çok lake (Edirne kari) ciltler yaygınlaşır. 19-20. yüzyıl ciltlerinde ise eskiye dönüş olmuştur. Eski motifler yenilenir.Kütüphanede tamir gören yazma ciltler üzerindeki uygulamalar, bu eserlerin yanlış tamir edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla kütüphanede muhafaza edilen kitapların gerek korunmasına ve gerekse tanıtımına çok önem verilmesi gereklidir.

15. yüzyılCilt sanatıKur'an-ı Kerim+3
Ayşen Karakoç
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

XVI. yüzyıla ait üç yazma eserin tezhip özellikleri (Süleymaniye Kütüphanesi İsmihan Sultan 337/1 - Pertevniyal 2- Sultan Ahmed 24)

Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak devri olan XVI. yüzyılın zengin kültür ve sanat ortamı içinde üretilen eserler, klasik dönemin doğuşunu gerçekleştirmiştir. XVI. yüzyıl Kur'an-ı Kerim başta olmak üzere, el yazması eserlerin sayfalarını süsleyen tezhip sanatının mükemmel örneklerinin verildiği bir dönemdir.Süleymaniye Kütüphanesinden seçmiş olduğumuz, İsmihan Sultan 337, Pertevniyal 2 ve Sultan Ahmed 24 katalog numaralı eserlerde bu dönemin tezhip özelliklerine örnek olabilecek eserlerdendir. Eserlerden ilki Fars edebiyatına ait olup Kenzü'r Rumuz adını taşımaktadır. Diğer iki eser ise Kur'an-ı Kerim'dir.Giriş bölümünde genel olarak konun amacı, önemi ve yöntemine yönelik açıklamalar yapılmıştır. Tez üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ?XVI. Yüzyıl Türk Kitap Sanatları Ve Tezhip? ana başlığı altındaki; ?XVI. Yüzyıl Türk Kitap Sanatları? bölümünde Hat Sanatı, Katı Sanatı, Cilt Sanatı kısaca anlatılmış, ?Tezhip Sanatı? bölümünde ise tezhip sanatının genel hatları anlatılmıştır.İkinci bölümde, bu üç eser istinsah tarihlerine göre sıralanarak katalog hazırlanmıştır. Kataloglamada eserlerin; eser no, bölüm adı, dili, istinsah tarihi, konusu, ölçüleri( dış ölçü, iç ölçü), sayfa sayısı, satır sayısı, yazı türü, müellifi ve cilt özellikleri hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonra eserler cilt özelliklerinden başlanarak, örnek olarak alınan tezhipli sayfalar teker teker kataloglanıp, sayfalarda yer alan desenler, motif ve renk özellikleri açısından incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, zahriye tezhibi, sayfa kenarı tezhibi ve başlık tezhibi olmak üzere özgün tasarım olan üç uygulama çalışması yapılmıştır.Sonuç olarak bu tezhipler incelendiğinde bir kez daha görülmüştür ki, tezhip sanatı belirli kurallar çerçevesinde uygulanmış, renkler, desenler ve uygulanış tarzları açısından dönemsel değişimlere uğramış ve gelişme göstermiştir.

16. yüzyıl16. yüzyılEl sanatları+4
Sevda Özemir
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hattat Mahmud Celaleddin'in hayatı, talebeleri ve takipçileri

Hattat Mahmud Celaleddin'in hat sanatında bir dönüm noktası olduğu ve özelikle celi sülüs yazıda çok başarlı eserler verdiği tüm sanatçıların kabul ettiği bir hakikattir. Mahmud Celaleddin Dağıstanda doğdu, lakin İstanbul'da kendini yetiştirerek üstat payesini aldı. Bu çalışmada Mahmud Celaleddin'in ve onun ekolünde yetişen öğrencileri ile çağdaşı Mustafa Rakım Efendi'nin sanat anlayışı detaylı olarak karşılaştırma yoluyla ele alınmıştır. Çalışmanın konusu gerektirdiği üzere ekler kısmında eserlerinin görsellerine de yer verilmiştir.Çalışmamızda, hat sanatı ile ilgili kitap ve makaleler, İstanbul'daki dergâh ve türbelerde, özel koleksiyonlarda, yurt dışındaki müzelerde muhafaza edilen eserler başvurulan asıl kaynakları teşkil etmiştir.Çalışmamızın neticesinde Mahmud Celaleddin'in doğum tarihinin belli olmadığı, buna karşın, Hicri 1245'te vefat ettiği ve Eyüp'te Şeyh Murat Tekkesi'nde medfun olduğu, ağırlıklı olarak sülüs ile nesih tarzda yazmaya önem verdiği ve eserlerinde kişisel karakteristiklerini kuvvetle yansıttığı tespit edilmiştir.

BiyografiEl sanatlarıEğitim+5
Omar N. Qasım
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tire Necip Paşa Kütüphanesi`ndeki, Necip Paşa Vakfına ait el yazma eserlerin çarkuşe, yekşah, ve zilbahar cilt kapağı özelliklerine göre kataloglanması

Yazının keşfinden bu yana insanlar tüm bilgi birikimlerini, düşüncelerini, duygularını ve tarihsel olayları yazma-çizme gereksinimini duymuşlardır. Bu olgu içersinde insanların kendilerini dil'den sonra en iyi ikinci anlatma yolu olan yazı, önceleri taş, koyunun kürek kemiği, çanak çömlek parçaları, yırtıcı hayvan derileri, ağaç kabukları, papirüs ve parşömen gibi değişik materyaller üzerlerine çok zor şartlar altında yazılmakta idi. Kağıdın icadıyla beraber, kaçınılmaz olan yazı yazma dürtüsü, kitap dediğimiz yapıları oluşturmaya başlamıştır. Zaman içersinde bu yazılı belgeleri beraber korumak ve daha sonra onlara duyulan saygıyı ve özeni belli edebilmek için ciltler yapılmaya başlanmıştı.Toplumlar kendi düşüncelerini ve inançlarını kitap vasıtasıyla diğer medeniyetlere de yayma çabası içerisine girmişlerdir. Bu çaba sonrasında elle yazılan kitapların çok zorlu ve uzun zaman alması nedeniyle ortaya çıkan eserin korunması, bununla beraber içinde yazılanların değerini belli etmek için dışına da aynı özeni göstermeye çalışmışlardır. Değişik toplumların ve kültürlerin bu amaçla ortaya koydukları el yazması eserlerin cilt kapaklarının yapılış amacı aynı olsa da, yapım teknikleri ve süsleme unsurları birbirlerinden farklılıklar göstermektedir.Bu tezin birinci bölümünde cilt sanatı tarihçesi ve cildin yapılış teknikleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Tire ve yöresinin Türk kültür hayatındaki yeri, Tire ve Necip Paşa hakkında tarihsel ve kişisel bilgileri yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise; Osmanlı cilt sanatının en güzel örneklerinin görüldüğü Necip Paşa Kütüphanesi'deki tezimize konu olan yekşah, ciharguşe ve zilbahar tarzda bezenmiş cilt kapaklarından örnekler, açıklamalar ve çizimler bulunmaktadır. Tez değerlendirme ve sonuç kısmından sonra kaynakça bölümü ile sona ermektedir.

Cilt sanatı
Mehmet Küçük
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam mimarisinde mukarnasın yeri ve bazı çinili mukarnas örneklerinin incelenerek çini-seramik sanatında ifade aracı olarak kullanılması

Günümüz sanatında sonsuzluk, evren, birlik, tanrısallık ve kozmik bağ üzerine anlatım için çeşitli yollar seçilmiştir. Bilinmeyene duyulan ilgi sanatçıyı her daim dinamik tutmuş, anlatım aracı olarak da çoğunlukla kavramsal boyutu ile geometriyi tercih etmiştir. Bu anlatımları destekleyen en iyi malzemelerden biri de geçmişten günümüze geometrik unsurlar olmuştur. Geometrinin sembolik ifade yönü, barındırdığı anlam vasıtasıyla; sonsuzluk, evren, birlik bilinci gibi tanımı zor olan kavramları bir nebze de olsa ifade edebilmek adına, sanatçının işini kolaylaştırmıştır. Bu çalışmanın amacı da İslam sanatında geometrinin mimaride ve bezemede kullanımının mukarnas üzerinden bir değerlendirilmesinin yapılarak, barındırdığı anlamları çini-seramik sanatı aracılığı ile ifade edebilmektir. Üç bölümden oluşan tez çalışmasının ilk bölümünde mukarnas öğesi gerek etimolojik olarak gerekse teknik olarak tanımlanmış olup, hem bezeme öğesi olması hem mimari bir öğe olması dolayısıyla ayrı ayrı analiz edilmiştir. Bu bölümde mukarnasın tarihçesine de değinilerek, zaman içerisindeki değişimi ve gelişimi ele alınmış, coğrafyaya bağlı olarak kazandığı kimlik araştırılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise çinili mukarnasa sahip bazı yapı örnekleri incelenmiştir. Bu yapı örnekleri seçilirken mukarnasın gelişim göstermiş olduğu önemli merkezler, mukarnas bezemelerde kullanılan teknik çeşitliliği dikkate alınmıştır. Ayrıca çininin mukarnas örüntüsünde kullanıldığı dönemler göz önünde bulundurularak bir zaman sınırlandırılmasına gidilmiştir. Üçüncü bölümde ise tüm bu araştırmaların ışığında mukarnas öğesinin günümüz çağdaş sanatında yorumlanması ve örnek uygulamalarına yer verilmiştir.

CamilerGeometriGeometrik biçimler+7
Şükran Duran
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Milli Kütüphanesinde bulunan XIX. yüzyıla ait bir grup Kur'an-ı Kerim'in tezyinat bakımından incelenmesi

Bu çalışmada, Ankara Milli Kütüphanesinde bulunan 06. MK. Yz. B. 535, 06. Mil. Yz. A. 5146, 06. Mil. Yz. A. 1486, 06. Mil. Yz. A. 6572, 06. Hk. 4315, 06. Hk. 4793, 06. Hk. 4896, 06. Mil. Yz. A. 6573, 06. Mil. Yz. A. 7231, 06. Mil. Yz. A. 6876, envanter numaralı Kur'ân-ı Kerimler, kitap sanatları içerisinde tezhip sanatı yönünden incelenmiştir. Seçilen Kur'ân-ı Kerimler, bulundukları dönemlerine göre önem arz etmektedir. Dört bölümden oluşan tezin birinci bölümünde, kültür tarihimizin önemli kaynaklarından olan el yazmaları ve Kur'ân-ı Kerim bezemeciliği hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, Türk tezhip sanatının tanımı, tarihi gelişimi ve tezhip sanatının kullanım alanları hakkında bilgi yer almaktadır. Üçüncü bölümde Batılılaşma döneminde tezhip sanatını hazırlayan etmenler ve XIX. yüzyıl Türk tezhip sanatı dönem özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Ankara Milli Kütüphanesi'nin tanımı, tarihçesi ve Kütüphanede bulunan birkaç Kur'ân-ı Kerim'in tahlili yer almaktadır. İncelenen Kur'ânlar desen, renk, motif ve cilt özellikleri bakımından ele alınarak kendi dönemleri içerisinde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Milli Kütüphane, El Yazması, Hat, Tezhip, Cilt.

19. yüzyılEl sanatlarıKur'an-ı Kerim+6
Eda Kantar
Atatürk University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süleymaniye kütüphanesi'nde bulunan XVIII. yüzyıl ve XIX. yüzyıllara ait 5 adet Kur'an-ı Kerimin kitap sanatları bakımından incelenmesi

Bu çalışmada Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan XVIII. ve XIX. yy'lara ait 5 adet Kur'an-ı Kerîm kitap sanatları bakımından ele alınarak incelenmiştir. İncelenen eserler özenle seçilmiş ve incelemeye değer görülmüştür. Dört bölümden oluşan tezin birinci bölümünde, tezhip, hat, cilt, minyatür ve ebru gibi kitap sanatlarımız hakkında bilgi yer almaktadır. İkinci bölümde konuyla doğrudan ilişkili olarak, el yazması ve Kur'ân-ı Kerîm bezemeciliği hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Süleymaniye Kütüphanesi'nin tanımı, tarihçesi ve kütüphanede bulunan 5 adet Kur'ân-ı Kerîm'in tahlili yer almaktadır. İncelenen Kur'ânlar Envanter numaralarıyla birlikte verilerek desen, renk, motif, ve cilt özellikleri açısından ele alınmıştır. Dördüncü bölüm de ise; dönem özellikleriyle birlikte incelenen eserler, kendi dönemleri içerisinde değerlendirilmış ve karşılaştırılması yapılmıştır.

El sanatlarıKitaplarKur'an-ı Kerim+6
Senay Şeyranlı
Atatürk University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adıyaman yöresi düz dokumaları

El sanatlarımız arasında önemli bir yere sahip olan düz dokumalarımız, teknolojinin etkisiyle günümüzde önemini kaybetmiştir. Milli kültürümüzü temsil eden bu dokuma örneklerini korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak büyük önem taşımaktadır. Adıyaman yöresi dokuma kültürümüzün önemli merkezleri arasında yer almaktadır. Dokumalar çok çeşitli kullanım alanları ile yöre halkının günlük yaşamının önemli bir parçasıdır. Adıyaman yöresi dokumaları; kompozisyonları, motifleri, malzemeleri ve renkleri açısından, Türk sanatının köklü geçmişininin devamı niteliğinde örneklerden oluşmaktadır. Dokumalarda eskiden malzeme olarak sadece yün kullanılırken günümüzde pamuk ile yün birlikte kullanılmaktadır. Dokuma ipleri kök boya ile boyanmakta ve çoğunlukla geometrik motiflerden meydana gelmektedir. "Adıyaman Yöresi Düz Dokumaları" konulu bu çalışma ile yöreye ait 58 dokuma eser tanıtılmış ve kataloglanmıştır.

AdıyamanAdıyamanDokuma sanatı+6
Ayşegül Zencirkıran
Atatürk University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Manisa yazma eser kütüphanesinde bulunan 2 adet Delâil-i Hayrât'ın kitap sanatları bakımından incelenmesi

Bu araştırmada Manisa Yazma Eser Kütüphanesinde bulunan 2819 ve 2820 envanter numaralı Delâil-i Hayrât dua kitapları kitap sanatları bakımından ele alınarak incelenmiştir. İncelenen Delâil-i Hayrâtları XVIII. Yüzyıla ait olup Türk kitap sanatları bakımından araştırılmaya değer bulunmuştur. Üç bölümden oluşan tezin birinci bölümünde; kitap sanatları ile ilgili bilgi yer almaktadır. İkinci bölümde; el yazmalarının konuları ve Delâil-i Hayrât hakkında bilgi yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise Manisa'nın tarihi, Manisa yazma eser kütüphanesi hakkında bilgiye yer verilmiştir. Aynı bölüm içerisinde 2819 ve 2820 envanter numaralı Delail'i Şerif'ler kitap sanatları bakımından incelenerek, üslûp, desen, motif, renk ve dönem özellikleri gibi bir çok bakımdan ele alınarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Manisa Yazma Eser Kütüphanesi, El yazması, Delâil-i Hayrât, Hat, Tezhip, Cilt.

18. yüzyılEl sanatlarıKitaplar+6
Gönül Urvasızoğlu
Atatürk University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Manisa Yazma Eser Kütüphanesinde bulunan Kaside'i Bürde (Bânet Sü'âd)'nin kitap sanatları bakımından değerlendirilmesi.

Bu araştırmada Manisa Yazma Eser Kütüphanesinde bulunan 9758 envanter numaralı Kasîde-i Bürde kitap sanatları bakımından ele alınarak incelenmiştir. Eser, XVIII. Yüzyıla ait olup Türk kitap sanatları bakımından incelenmeye değer bulunmuştur. Dört bölümden oluşan tezin birinci bölümünde, Kaside, Kasîde-i Bürde'nin tanımı tarihçesi, inşa sebebi ve muhtevası hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, kitap sanatları hakkında bilgiler yer almaktadır. Üçüncü bölümde, Manisa ilinin tarihi ve Manisa yazma eser kütüphanesi hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Manisa Yazma Eser Kütüphanesinde Bulunan 9758 döküm numaralı Kasîde-i Bürde kitap sanatları açısından incelenmiştir. İncelenen Kasîde-i Bürde desen, renk, motif, üslup özellikleri bakımından ele alınarak kendi dönemi içerisinde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Manisa Yazma Eser Kütüphanesi, El Yazması, Kasîde-i Bürde, Hat, Tezhip, Ebrû, Minyatür, Cilt.

18. yüzyılEl sanatlarıKitaplar+6
Selçuk Çoban
Atatürk University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kars Etnografya Müzesinde bulunan halılar

Halı dokumacılığı, Anadolu'da halkın en önemli uğraşılarından biri olmuştur. Dokumacılığın ne zaman başladığı bilinmemekle beraber göçebe kültürün ortaya çıkardığı ihtiyaçlardan doğduğu tahmin edilmektedir. Farklı yerlerde dokunmaları sonucu motif, renk, kompozisyon, hammadde açısından farklılıklar gösterir, dikkat çekici özellikleriyle dokundukları yerin adı ile anılır. Tez çalışma konusu olarak Kars Etnografya Müzesi'nde bulunan halılar incelenmiştir. Bu halıların, genellikle geometrik motifli oldukları gözlenmiş, ayrıca kendine has ve yöre olarak belirleyici motifler halılarda görülmektedir. Kafkasya Bölgesinin Anadolu'ya giriş kapısı olan Kars, yöredeki halılarıyla bu bölgedeki halılarla etkileşim halinde oldukları görsel olarak kendini göstermektedir. Aynı zamanda Anadolu'daki çeşitli yörelerde bulunan halılarla motifsel ve kompozisyon açısından benzerlikler göstermektedir.

Dokuma sanatıDokumalarEl halısı+6
Mustafa Akarslan
Atatürk University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2017
00