
140
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Ortaokul öğrencilerinin dinleme/izleme startejileri kullanım sıklığının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı ortaokul 5-8. sınıf öğrencilerinin dinleme/izleme stratejileri kullanım sıklığının cinsiyet, kayıtlı olunan sınıf, yaşanılan yer, yılda okunan kitap sayısı, gün içinde sosyal medyayı kullanma süresi, Türkçe dersi başarı notu değişkenleri bakımından incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Kırşehir ili ve ilçeleri resmî ortaokullarında kayıtlı ortaokul 5-8. sınıf öğrencileri; araştırmanın örneklemini ise 2022-2023 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Kırşehir ili ve ilçeleri resmî ortaokullarında kayıtlı ve "Ortaokul Öğrencilerinin Dinleme/İzleme Stratejileri Kullanım Sıklığı Ölçeği"ni yanıtlayan 811 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Bu çalışmada uygun örneklem tercih edilmiştir. Araştırmalarda yaygın olarak kullanılan bu yöntemde araştırmacı, yakın ve erişilmesi kolay olan bir durumu seçer. Veri toplama araçları olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Ortaokul Öğrencilerinin Dinleme/İzleme Stratejileri Kullanım Sıklığı Ölçeği" kullanılmıştır. Ortaokul 5-8. sınıf öğrencilerinin dinleme/izleme stratejileri kullanım sıklığı ve cinsiyet, kayıtlı olunan sınıf, yaşanılan yer, yılda okunan kitap sayısı, gün içinde sosyal medyayı kullanma süresi, Türkçe dersi başarı notu değişkenleri arasındaki ilişki SPSS 20.0 istatistik programı ile saptanmış, bunun için de toplanan verilerin analizinde parametrik istatistik tekniklerinden 'ilişkisiz örneklemler t-testi', 'tek faktörlü varyans analizi (ANOVA)' ve 'pearson momentler çarpımı korelasyon kat sayısı'ndan yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaokul 5-8. sınıf öğrencilerinin "Ortaokul Öğrencilerinin Dinleme/İzleme Stratejileri Kullanım Sıklığı Ölçeği"nin "Eleştirel Dinleme/İzleme", "Anlamlı Dinleme/İzleme", "Ayırt Edici Dinleme/İzleme" alt boyutları ve ölçeğin genelinden almış oldukları puanlar arasında cinsiyet değişkeni yönünden anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Ortaokul 5-8. sınıf öğrencilerinin "Ortaokul Öğrencilerinin Dinleme/İzleme Stratejileri Kullanım Sıklığı Ölçeği"nin "Eleştirel Dinleme/İzleme", "Anlamlı Dinleme/İzleme", "Ayırt Edici Dinleme/İzleme" alt boyutları ve ölçeğin genelinden almış oldukları puanlar arasında kayıtlı olunan sınıf düzeyi değişkeni açısından anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Ortaokul 5-8. sınıf öğrencilerinin "Ortaokul Öğrencilerinin Dinleme/İzleme Stratejileri Kullanım Sıklığı Ölçeği"nin "Eleştirel Dinleme/İzleme", "Anlamlı Dinleme/İzleme" alt boyutları ve ölçeğin genelinden almış oldukları puanlar arasında yerleşim yeri değişkeni açısından anlamlı bir ilişkinin olmadığı; sadece "Ortaokul Öğrencilerinin Dinleme/İzleme Stratejileri Kullanım Sıklığı Ölçeği"nin "Ayırt Edici Dinleme/İzleme" alt boyutu bakımından anlamlı bir ilişkinin bulunduğu görülmüştür. Ortaokul 5-8. sınıf öğrencilerinin "Ortaokul Öğrencilerinin Dinleme/İzleme Stratejileri Kullanım Sıklığı Ölçeği"nin "Eleştirel Dinleme/İzleme", "Anlamlı Dinleme/İzleme", "Ayırt Edici Dinleme/İzleme" alt boyutları ve ölçeğin genelinden almış oldukları tutum puanları arasında yılda okunan kitap sayısı değişkeni yönünden negatif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ortaokul 5-8. sınıf öğrencilerinin "Ortaokul Öğrencilerinin Dinleme/İzleme Stratejileri Kullanım Sıklığı Ölçeği"nin "Eleştirel Dinleme/İzleme", "Anlamlı Dinleme/İzleme", "Ayırt Edici Dinleme/İzleme" alt boyutları ve ölçeğin genelinden almış oldukları tutum puanları arasında gün içinde sosyal medyayı kullanma süresi değişkeni yönünden negatif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ortaokul 5-8. sınıf öğrencilerinin "Ortaokul Öğrencilerinin Dinleme/İzleme Stratejileri Kullanım Sıklığı Ölçeği"nin "Eleştirel Dinleme/İzleme", "Ayırt Edici Dinleme/İzleme" alt boyutları ve ölçeğin genelinden almış oldukları puanlar arasında Türkçe dersi başarı notu değişkeni açısından anlamlı bir ilişkinin olduğu; yalnızca "Ortaokul Öğrencilerinin Dinleme/İzleme Stratejileri Kullanım Sıklığı Ölçeği"nin "Anlamlı Dinleme/İzleme" alt boyutu bakımından anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı görülmüştür.
Cumhuriyetten günümüze anayasa dilinin Türkçe kullanımı açısından karşılaştırılması
Bu araştırma Anayasa metinlerinde kullanılan dilin, Türkçe kullanımı açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada doküman analizi uygulanmıştır. Araştırmada, Cumhuriyetin ilanı ile birlikte yürürlüğe girmiş olan ve bir tanesi hala kullanılmakta olan Anayasalar üzerinde çalışılmıştır. 1921, 1924, 1961 ve 1982 yıllarında yürürlüğe girmiş olan bu Anayasa metinleri, kullanmış oldukları dil açısından Türkçe dili ile ne denli örtüşmekte belirlenmesi amaçlanmıştır. Hayatın ve toplumun kaçınılmaz bir parçası olan yasaların, günlük kullanım içerisinde süregelen değişim durumunun saptanması hedeflenerek ileride oluşturulabilecek yeni bir Anayasa çalışmasına kaynaklık etmesi umulmaktadır. Ayrıca Anayasa, devlet kurumlarının her türlü ihlale karşı denetlenmesini sağlayan, dolayısıyla bireysel hak ve özgürlükleri tesis eden ve dokunulmazlığı sağlayan bir belge olarak tanımlanmaktadır. Anayasa metinlerinde yer alan hukuk dili, kimi dönemlerde yabancı sözcüklere daha fazla yer verirken kimi dönemlerde de bu oran düşmüştür. Aynı zamanda hukuk dilinin, halkın anlayabileceği bir düzeyde olması gerekli mi değil mi sorularına cevap aranmıştır. Araştırma sonucunda Anayasa metinlerinde kullanılan hukuk dilinin günden güne sözcük türü bakımından değişimi sergilenmiştir. Sonuç olarak Anayasa metinlerinde yabancı kelimelerin yerini almak için dilin sadeleştirilmesi ve halkın anlayabileceği Türkçe karşılıkların bulunması önemlidir. Ancak, bazı terimler evrensel anlam taşıdığı için bu terimlerin yerinde kullanılması da gerektiği unutulmamalıdır. Bu dengeyi sağlamak için dil uzmanları ve hukukçularla iş birliği yapılarak anayasa dilinin hem hukuki anlamını koruyan hem de halkın anlayabileceği bir dilde olması sağlanabilir.
Türkçe kelime gruplarının yabancılara Türkçe öğretimindeki yeri hakkında bir inceleme
Bu çalışmanın amacı, kelime gruplarının Türkçe öğretimindeki yerini incelemek ve yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan ders kitaplarında kelime gruplarının öğretimini değerlendirmektir. Bu araştırmada betimsel çalışma olan tarama modeli kullanılmıştır.Bu yöntemle yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerle dil bilgisi öğretiminin nasıl yapıldığı açıklanmış ve Türkçe öğretiminde kelime gruplarının önemine değinilmiştir. Daha sonra, yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan kitaplardan seçtiğimiz Gazi Üniversitesi TÖMER?de kullanılan ?Yabancılar İçin Türkçe Dil Bilgisi? ve Ankara Üniversitesi TÖMER?de kullanılan Yeni HİTİT 1-2-3 kitapları kelime grupları yönünden incelenip değerlendirilmiştir. Çalışmamızın sonunda her iki kitapta bazı yaklaşım sorunları bulunmasına rağmen, bu iki eserin Türkçeyi yabancılara öğretmek açısından başarılı olduklarıkanaatine ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkçe, kelime grubu, yabancılara Türkçe öğretimi, yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan kitapla
Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin konuşma kaygılarının kaynakları
Bu çalışmada, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenmekte olan kişilerde konuşma becerisinin kazanılması ve kullanılması sırasında ortaya çıkan kaygının nedenlerinin neler olduğu, geliştirilen yabancı dil konuşma kaygısı ölçeği ve kişisel bilgi formu yardımıyla araştırılmaya ve ortaya konmaya çalışılmıştır.Araştırmanın evrenini, Ankara ilinde Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrenciler oluşturmaktadır. Olasılıklı olmayan örnekleme yöntemiyle amaçlı örnekleme yapılarak Gazi Üniversitesi Türkçe Öğrenim Araştırma ve Uygulama Merkezi (TÖMER) örneklem olarak alınmıştır.Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerde konuşma kaygısının kaynaklarını tespit edebilmek amacıyla mevcut ölçekler araştırılıp incelenerek ve kaynaklar taranarak araştırmacı tarafından bir ölçek hazırlanmış, bu ölçek, geçerlik güvenirliği test edildikten sonra kullanılmıştır.Hazırlanan ölçeğin geçerlik güvenirlik çalışması doğrultusunda önce araştırılacak konuya uygun olarak kişiyi, kaygı durumuna sevk edebilecek beş basamaklı cevaplar içeren cümleler hazırlanmıştır. Bu cümlelerden uzman görüşü doğrultusunda uygun olanları seçilerek deneme ölçeğine konulmuştur. Seçilen yargı sayısının (31) en az üç katı kadar olacak şekilde 93 kadar öğrenciye uygulanan deneme ölçeğinin SPSS15 programıyla analiz edilmesinin sonucunda, ölçekten 14 madde atılmış ve 17 maddelik bir ölçek elde edilmiştir.Veri toplama aracı olarak, öğrencilerin ana dillerini, varsa bildikleri diğer yabancı dilleri, bildikleri diğer yabancı dillerin Türkçe öğrenme ve özelde Türkçe konuşma becerisini edinmede bir etkiye sahip olup olmadığı bunların yanı sıra eğitim durumları, yaş ve cinsiyetlerine ait bilgilerin yer aldığı bir kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Kişisel Bilgi Formu ile edinilen bilgiler, öğrencilerin konuşma kaygılarını etkilemesi açısından incelenmiştir.Ölçek ve Kişisel Bilgi Formundan elde edilen veriler analiz edilirken sosyal araştırmaların analizinde ağırlıklı olarak kullanılan SPSS15 paket programı kullanılmıştır.Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin konuşma becerisini edinme sırasında yaşadıkları kaygı durumunun sebeplerinin araştırıldığı bu çalışmanın sonuçları şu şekildedir: Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin konuşma kaygılarının kaynakları, bireysel özellikler, peşin hükümler, çaresizlik inancı ve bakış açısı olmak üzere dört boyutta toplanmıştır. Araştırmanın alt problemlerine ilişkin, sadece eğitim durumlarında, bakış açısı boyutunda, anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Doktoraya devam eden öğrencilerin konuşma kaygı düzeyi, lisans mezunu ya da lisans öğrenimine devam eden öğrencilere kıyasla daha yüksek çıkmıştır. Bu durum ise, yabancı dil öğreniminin ileri yaşlarda daha zor ve kaygı verici olabileceği ile ilgili, kişilerin taşıdığı bakış açısıyla bağdaştırılabilir. Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin ana dillerinin, konuşma kaygılarını etkileme durumuna bakıldığında, hiçbir boyutta anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin kaygıları, bildikleri diğer dillerin Türkçeyi öğrenmeyi etkileme durumuna göre incelendiğinde, hiçbir boyutta anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin konuşma kaygıları, bildikleri diğer yabancı dillerin Türkçe konuşmalarını etkileme durumuna göre bakıldığında, anlamlı bir farklılığın mevcut olmadığı görülmüştür. Yabancı dil olarak Türkçe konuşma kaygısı, katılımcıların cinsiyet durumlarına göre incelendiğinde, anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Buradan hareketle, cinsiyet, ana dili ve bilinen diğer yabancı dillerin, yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerde konuşma kaygısına sebep olan değişkenler olmadıkları söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Yabancı Dil Olarak Türkçe, Konuşma Becerisi, Konuşma Kaygısı.
Yabancı dil olarak Türkçe öğrenen İranlıların yazılı anlatımları üzerine bir inceleme
Bu araştırmanın amacı, yabancı dil olarak Türkçe öğrenen İranlıların yazılı anlatım başarılarını belirlemek, bu başarılarını çeşitli değişkenlere göre incelemek ve yaptıkları yanlışları değerlendirmektir. Türkçe öğrenen İranlıların yazılı anlatımlarını değerlendirmeyi amaçlayan bu araştırma, betimsel niteliktedir. Alan araştırması yönteminin seçildiği çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Bununla birlikte verilerin değerlendirilmesi bakımından nicel ve nitel özelliklere sahip karma bir araştırma olduğu söylenebilir. Araştırmanın çalışma evrenini 2012-2013 eğitim öğretim yılında Tahran Yunus Emre Türk Kültür Merkezinde Türkçe öğrenen B2 düzeyindeki 71 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında ölçme aracı olarak kompozisyon kâğıtları, kişisel bilgi formu, Büyükikiz (2011) tarafından geliştirilen dereceli puanlama anahtarı kullanılmıştır. Öğrencilerin yazdığı kompozisyonlar önce nicel olarak SPSS 15.0 ile betimsel istatistik, Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, t testi, Kruskal Wallis, Mann Whitney U kullanılarak analiz edilmiş daha sonra kompozisyonlar nitel olarak kategorik analize tekniği ile değerlendirilmiştir. Araştırma nicel sonuçları olarak; yabancı dil olarak Türkçe öğrenen İranlıların Türkçe yazılı anlatımda orta düzeyde bir başarı gösterdikleri ve bu başarılarının istatiksel olarak cinsiyet ve ana dili değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Araştırmanın nitel sonuçları olarak da yabancı dil olarak Türkçe öğrenen İranlıların Türkçe yazılı anlatımlarında yazım, noktalama ve ses bilimsel, sözcük-anlamsal, biçim-söz dizimsel ve süreç temelli yanlışlar yaptığı belirlenmiştir.
Ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatımdaki aktif kelime hazinesinin belirlenmesi: Kırşehir/Akçakent örneği
Bu araştırma, çalışma evrenindeki ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatımlarındaki aktif kelime hazinesini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Öğrencilerin kelime hazinelerini tespit edebilmek için Kırşehir ili Akçakent ilçesinde bulunan ortaokullardan 57 adet 5. sınıf öğrencisine üç farklı türde (fabl, anı, serbest konu) toplam 171 adet metin yazdırılmıştır. Elde edilen verilerde geçen kelimeler öğrencilerin cinsiyetine ve üç farklı anlatım türüne göre incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda toplam 12595 kelime tespit edilmiş olup bu kelimelerden 1653'ünün farklı kelime, 10942' sinin ise bu kelimelerin tekrarı olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet açısından bakıldığında toplam kelime kullanımında kız öğrencilerin erkek öğrencilerden daha başarılı olduğu; tür açısından ise öğrencilerin sırasıyla fabl, anı, serbest türde daha çok kelime kullandıkları görülmüştür. Çalışmanın sonunda türlere göre kelime listeleri oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kelime, Kelime Hazinesi, Yazılı Anlatım, Türkçe Öğretimi
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ortaokul Türkçe dersi öğretim programındaki değerler açısından Türkçe öğretmenlerinin önerdiği çocuk edebiyatı kitapları
Bu çalışma, Türkçe öğretmenlerinin ortaokul düzeyindeki öğrenciler için önerdiği çocuk edebiyatı kitaplarını Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Türkçe Öğretim Programı'nda (MEB, 2024) yer alan değerlerden hareketle incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın ilk ayağında Zonguldak ilinde görev yapan 42 Türkçe öğretmeninden araştırmacı tarafından geliştirilen anket kullanılarak veri toplanmıştır. Öğretmenlerin önerdiği eserler arasında öne çıkanlar şunlardır: 5. sınıf öğrencileri için "Dedemin Bakkalı", "Bunun Adı Findel" ile "Sadako ve Kâğıttan Bin Turna Kuşu"; 6. sınıf öğrencileri için "Göğü Yere İndirelim", "Abartma Tozu" ve "Charlie'nin Çikolata Fabrikası"; 7. sınıf öğrencileri için "Çocuk Kalbi", "Gökyüzündeki Mor Bulutlar" ve "İçimdeki Müzik"; 8. sınıf öğrencileri için "Momo", "Beyaz Diş" ve "Sol Ayağım". Araştırmanın ikinci ayağında sıralanan kitaplar öğretim programında yer alan değerler tema olarak kullanılarak çözümlenmiştir. Çözümlemede içerik analizinden faydalanılmıştır. Çalışma sonucunda öğretmenlerin öğrencilere önerdikleri kitaplarda dostluk, sorumluluk, sevgi ve dürüstlük değerlerinin öne çıktığı görülmüştür. Ek olarak çocuk edebiyatı eserlerinin değerler eğitiminde kullanılabilecek nitelikli içeriklere sahip olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonuçlarından hareketle TYMM-2024'te yer alan değerleri kapsayan bütüncül bir okuma listesi oluşturulabilmesi için öğretmen rehberliğinden faydalanılabileceği önerisi getirilebilir.
Türkçe dersinde kullanılan eğitsel dijital oyunların ders başarısı ve motivasyona etkisi
Çalışmada Türkçe dersi için oluşturulmuş eğitsel dijital oyunlar, öğrencilerin akademik başarı ve derse yönelik motivasyona olan etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı, İstanbul ili Beyoğlu ilçesinde bulunan ve MEB'e bağlı bir ortaokulda eğitimine devam eden 68 beşinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Akademik başarı yönünden birbirine denk olan iki sınıftan biri deney diğeri kontrol grubu olarak random belirlenmiştir. Deney grubu öğrencileri 34, kontrol grubu 34 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada ön-test ve son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. 6 hafta boyunca kontrol grubunda bulunan öğrencilere karma yöntemlerle Türkçe dersi öğretimi yapılırken, deney grubuna ise Türkçe dersi için tasarlanmış eğitsel dijital oyunlarla desteklenmiş, oyun temelli öğrenme programına göre Türkçe dersi öğretimi yapılmıştır. Uygulama öncesinde ve sonrasında, öğrencilerin Türkçe dersi akademik başarılarını ve Türkçe dersine yönelik motivasyonunu (duyuşsal özellik) belirlemek amacıyla farklı veri toplama araçları kullanılmıştır. Bunlar; araştırmacı tarafından oluşturulan başarı testi ve Erdem ve Gözüküçük (2012), tarafından geliştirilen 15 maddelik Türkçe dersi motivasyon ölçeğidir. 36 sorudan oluşan Türkçe Dersi Akademik Başarı Testi, deney ve kontrol gruplarına ön-test ve son-test olarak uygulanmış ve veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 18 (The Statistical Packet for the Social Sciences) istatistik programı kullanılmıştır. Gruplar arası analizlerde ilişkisiz örneklem t-testi (Independent t-test) kullanılırken grup içi analizlerde ise ilişkili örneklemler için t-testi (Paired Samples t-test) kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda akademik başarı yönünden deney ve kontrol grubu ön-test sonuçları arasında istatistikî olarak anlamlı bir farklılık görülmemekte ve grupların birbirine denk olduğu söylenebilir. Deney ve kontrol grubu son-test sonuçları arasında istatistikî olarak anlamlı farklılık vardır. Bu farklılığın deney grubu lehine olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın bulguları; Türkçe dersinde kullanılan eğitsel dijital oyunlar, öğrenci ders başarısını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Deney grubu öğrencilerinin Türkçe dersine yönelik motivasyon ölçeği ön-test ve son-test puanları kıyaslandığında istatistikî olarak anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kontrol grubu öğrencilerinin Türkçe dersine yönelik motivasyon ölçeği ön-test ve son-test puanları kıyaslandığında istatistikî olarak olumlu ya da olumsuz yönde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırma bulgularına göre Türkçe dersinde kullanılan eğitsel dijital oyunlar; öğrencilerin akademik başarı ve motivasyonlarını etkilemiş ve öğrencilerin derse ilgileri çekilerek somut öğrenme ortamları oluşmasına katkı sağlamıştır.
Tahir Nejat Gencan'ın "Türkçe Öğreniyorum" adlı kitabının yabancılara Türkçe öğretimi açısından incelenmesi
Ders kitapları, öğretim sürecinde en fazla kullanılan materyallerindendir. Yabancılara Türkçe öğretimi alanında birçok kitap yazılmıştır. Bu kitaplarda, kitapların yazıldığı döneme göre birçok farklılık bulunmaktadır. Bu farklılığın temel sebebi zaman içerisinde öğretim ihtiyaçlarının değişmesidir. Bu çalışmada Tahir Nejat Gencan'ın, 1960'lı yıllarda ders kitabı olarak kullanılan Türkçe Öğreniyorum adlı eserinin yabancılara Türkçe öğretimi alanındaki yeri incelenmiştir. Çalışma, betimsel niteliktedir ve çalışmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma, dokuz alt problem doğrultusunda şekillenmiştir. Buna göre 13 metin türü, 26 tema, 12 soru tipi, 14 görsel öge tespit edilmiştir. Temel becerilerden dinleme becerisine yer verilmediği görülmüştür. Kitapta ölçme değerlendirme için ayrıca bir bölüm verilmemiştir. Kitabın hedef kitlesi yabancı uyruklu öğrencilerdir.
Yabancılara Türkçe öğretiminde eğitici oyunlarla dil becerilerinin geliştirilmesi
Yabancı dil öğreniminde amaç, bireyin tercih ettiği dilin kurallarını öğrenerek o dili doğru bir şekilde kullanmasıdır. Dili kullanmak da temel dil becerilerini kazanmakla mümkündür. Dil öğreniminde sözcük dağarcığının genişliği, belli cümle kalıplarının bilinmesi çok önemli olsa da birey kendini yazılı ve sözlü ifade edemiyorsa, iletişim becerilerini geliştirememişse bunları bilmek çok da değer taşımaz. Dile hâkim olabilmek için dil becerilerinin eşit şekilde geliştirilmiş olması gerekmektedir.Yabancı dil öğretiminin etkili ve kalıcı olabilmesi için öğretmenin çağdaş öğretim yöntem ve tekniklerini kullanması gerekir. Çünkü her öğrencinin farklı öğrenme stratejisi olabilir. Bu nedenle öğretmen tüm öğrencilere hitap edebilecek yöntemler, teknikler kullanmalıdır. Eğitici oyunlarla öğretimde tüm öğrenciler etkindir. Eğitici oyunlar, öğrenilen dilin yaparak ve yaşayarak öğrenilmesini sağlar. Amaçlara uygun olarak düzenlenen ve seçilen eğitici oyunları derslerde kullanmak, öğrenilen yabancı dilde pratik yapmak demektir. Böylece öğrenilen yabancı dil, pekiştirilerek kalıcı hâle gelir. Yabancılara Türkçe öğretim programları ve ders kitapları hazırlanırken içerikte yer verilecek eğitici oyunlar ile hedeflenen başarıya daha çabuk ulaşılacak, dersler daha etkili ve verimli hâle gelecektir.Betimsel araştırma modeli kullanılan bu çalışmada, Türkçe öğrenen yabancıların temel seviyede (A1-A2) dil becerilerini kolay, kalıcı ve eğlenceli olarak geliştirmede kullanılabilecek eğitici oyun örnekleri sunulmuştur. Bu oyunlar, Avrupa Dil Gelişim Dosyası çerçevesinde dinleme, konuşma (sözlü anlatım, karşılıklı konuşma), yazma ve okuma becerilerine yönelik ayrı ayrı düzenlenmiştir. Çalışmamızda önce eğitici oyun ve eğitici oyunun dil öğretiminde kullanılmasına yer verilmiş, daha sonra Avrupa Dil Politikası incelenmiş, ardından da dil becerileri tek tek ele alınarak dil becerilerine yönelik temel seviyede (A1-A2) eğitici oyun örnekleri sunulmuştur.Çalışmada yöntem olarak literatür taraması seçilmiş, dil öğretiminde eğitici oyunların kullanımıyla ilgili yerli ve yabancı kaynaklar incelenmiş ve uzman görüşleri alınarak Avrupa Dil Gelişim Dosyası'ndaki yeterliklere ve dil becerilerine uygun bir şekilde bazı eğitici oyunlar yabancılara Türkçe öğretimine uyarlanmış, bazıları da özgün olarak hazırlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Oyun, eğitici oyun, Avrupa Dil Gelişim Politikası, dil becerileri.
Türkçe dersinde çağrışımın kullanımı ile ilgili gereklilikler ve öneriler
TÜRKÇE DERSİNDE ÇAĞRIŞIMIN KULLANIMI İLE İLGİLİ GEREKLİLİKLER VE ÖNERİLERERDEN, Nazife BurcuYüksek Lisans, Türkçe Eğitimi Ana Bilim DalıTez Danışmanı: Doç. Dr. Gıyasettin AYTAŞOcak,2011Bu çalışmada çağrışım kavramının eğitim, psikoloji ve felsefe alanlarında kullanımı ve özellikleri ile ilgili verilerden yola çıkılarak sınırlılıkları ve etki alanları belirlenmiştir. Bu belirleme sürecinde, çağrışımın ünlü filozof ve psikologlarca dönemlere göre algılanış biçimlerine yer verilmiş, buradan hareketle de zihnin temel çalışma prensibi olan çağrışımın benzerlik, zıtlık, sıklık, zaman, mekân ve neden-sonuç ilişkilerine bağlı olarak ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Bu ilişkiler, öğrenme kuramları içerisinde ele alınarak çağrışım ile öğrenme arasındaki ilişki belirlenmiştir. Bu belirlemede, çağrışım ve öğrenme ilişkisi kapsamında davranışçı çağrışım kuramları, bilişsel ağırlıklı davranışçı yaklaşım, bilişsel öğrenme yaklaşımı ve nörofizyolojik yaklaşım incelenmiş ve her yaklaşım içerisinde öğrenmenin gerçekleşmesi ister zihinsel, ister davranışsal bir süreç olsun, mutlaka çağrışıma dayandırılmıştır. Çağrışım, hem öğrenmenin ilk adımında hem de öğrenilenlerin ortaya çıkışında etkin rol oynamaktadır. Öğrenme için temel teşkil eden böylesine önemli bir unsurun, bu özelliği göz önüne alınarak eğitim öğretim ortamlarında kullanılmasının gerekliliği ortaya konmuştur.Eğitim öğretim süreci içerisinde çağrışımın disiplinli ve bilinçli bir sistem dahilinde incelenmediği görülmüştür. Türkçe öğretim programında çağrışımın doğru bir tanımlaması yapılmamıştır. Bu da çağrışımın tanımlanmamış eğitim öğretim sürecinde kullanımıyla ilgili büyük eksiklikler görülmesine sebep olmuştur. Kelimelerin oluşum, değişim süreçlerinden onları edinime kadar sürece etki eden çağrışımın, dilin anlam çerçevesini de genişlettiği göz önüne alındığında Türkçe dersinde bilinçli kullanımı üzerinde önemle durulması gereği ortaya çıkmaktadır.Çağrışımın dilbilim içerisindeki yerinin incelenmesiyle, dilin ortaya çıkışının doğada bulunan canlıların ve nesnelerin belli çağrışımlar oluşturmasına bağlı olduğu ve dilin gelişim süreçlerinde çağrışımların temel alındığı belirlenmiştir. Çağrışımın diğer alt disiplinlerle ilişkisi ele alınarak anlambilim, edimbilim, ruhdilbilim, kavram ve kelime oluşumu, yaratıcı drama ve tiyatro, psikiyatri, medya ve pazarlama gibi alanlardaki önemi tespit edilmiştir.Çalışmada yöntem olarak doküman analizi seçilmiş, bu hususla ilgili olarak yerli ve yabancı kaynaklar; eğitim, felsefe ve psikoloji disiplinleri içerisinde ele alınarak incelenmiştir. Karakter ve dünya görüşünü belirlemede, dil ediniminde, öğrenme psikolojisinde temel alınan çağrışımın; eğitim öğretim programlarına yön veren bir yaklaşım olarak ele alınması ile ilgili tespitler ortaya konarak Türkçe dersinde, çağrışımın daha verimli nasıl kullanılabileceğiyle ilgili önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Türkçe öğretimi, çağrışım, çağrışım ilkeleri, dil eğitimi, öğrenme kuramları, yaklaşım.
Ortaokul Türkçe dersinde öğretmen ve öğrencilerin Türkçe sözlük kullanma tutumları
Dili doğru ve güzel kullanmanın başarının anahtarlarından biri olduğu günümüzde kabul edilen bir gerçektir. Dili etkili kullanmanın anahtarı ise geniş bir kelime hazinesine sahip olmaktır. Bu yüzden öğrencilerin geniş bir kelime hazinesine sahip olması için Türkçe derslerinde ve diğer derslerde yapılması gereken bir takım etkinlikler bulunmaktadır. Bu tür etkinliklerde kullanılabilecek en önemli materyallerden biri de okul sözlükleridir. Öğrencilerin, bilmedikleri bir kelime ile karşılaştıklarında, bu kelimenin anlamını öğrenmek için başvurabilecekleri nitelikli sözlüklerin bulunması son derece önemlidir. Bu çalışmada; sözlük ve sözlük bilimi, Türk sözlükçülük tarihi, sözlük kullanma alışkanlığının ana dili becerilerine olan etkisi, öğrencilerin kelime hazinesini geliştirmeye yönelik yapılabilecek uygulamalar üzerinde durulmuştur. Ayrıca yapılan nicel çalışmalarla, ortaokul öğrencilerinin sözlük kullanma tutumları ve Türkçe öğretmenlerinin sözlük kullanma tutumları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlardan hareketle yapılabilecekler hakkında önerilerde de bulunulmuştur.
Ortaöğretim 10. sınıf öğrencilerinin 9. sınıf Türk edebiyatı ve dil ve anlatım ders kitaplarındaki kelimeleri öğrenme düzeyleri
Dil, düşüncelerin aynasıdır. Düşünceler ise kelimeler yoluyla başkalarına aktarılır. Anlatımımız ister yazılı, ister sözlü olsun kelimelerle hayat bulur. Sağlıklı bir iletişim için kelime hazinesinin yeterli seviyede olması gerekir.Eğitim sistemimizde görülen sorunların başında öğrencilerin kelime hazinesinin beklenen düzeyde olmayışı gelmektedir. Eğitim programlarımızda öğrencilerin bulunduğu kademeye göre bilmesi ve bilip kullanması gereken kelime / kavram sayısının sınırları belirlenmemiştir.Bu araştırma, Ortaöğretim 10. sınıf öğrencilerinin 9. sınıf Türk Edebiyatı ve Dil ve Anlatım ders kitaplarındaki kelimeleri öğrenme düzeylerini ortaya koymaya yönelik bir alan çalışmasıdır.Araştırmanın evrenini 2009- 2010 öğretim yılı ortaöğretim 10. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Uygulamaya toplam 460 öğrenci katılmıştır. Öğrenciler, tesadüfî örneklem yoluyla seçilmiştir.Araştırma kapsamında verilerin toplanmasına yönelik, öğrencilere iki bölümden meydana gelen bir test uygulamıştır. Testin ilk bölümünde 27 sorudan oluşan kişisel bilgi formu, ikinci bölümde ise 9. Sınıf Türk Edebiyatı ve Dil ve Anlatım kitapları sonunda yer alan sözlük kısmındaki kelimelerin anlamı klasik soru yöntemiyle öğrencilere soruldu.Öğrencilere kelimelerin anlamı iki şekilde sorulabilirdi. Bunlardan birincisi klasik yöntem, ikincisi çoktan seçmeli soru tekniği. Çalışmamızda kelimelerin anlamının klasik yöntemle sorulma nedeni, öğrencinin tahminle ya da rastgele bir cevabı işaretleyerek sonucun güvenilirliğini etkilemesine engel olmak içindir.Bu test, ortaöğretim 10. Sınıf öğrencilerine uygulanmıştır. Uygulama sonucu10.sınıf öğrencilerinin 9. Sınıf Türk Edebiyatı ve 9.sınıf Dil ve Anlatım kitapları sonunda yer alan sözlükteki kelimelerin ne kadarını öğrenebildikleriyle ilgili bir değerlendirme yapılmıştır. Değerlendirmede Milli Eğitimin puanlama sistemi ölçüt alınmıştır. Buna göre sorulan kelimelerin % 45' ini bilen öğrenciler başarılı sayılmıştır. Türk Edebiyatı ve Dil ve Anlatım ders kitaplarının sözlük kısmı soruları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.Sonuç ve toplu değerlendirme bölümünde; ortaya çıkan veriler değerlendirildi. Kelime hazinesinin yaş, cinsiyet, kültür, çevre ve coğrafi bölgelere göre değişiklikler arz ettiği belirtildi. Kaynakça bölümünde; konuyla ilgili olan kaynaklara yer verildi. Araştırma sonuçları gösteriyor ki öğrenciler Türk Edebiyatı ve Dil ve Anlatım ders kitaplarının sözlük kısmındaki kelimeleri beklenen düzeyde öğrenememektedir. Bu sonuç öğrencilerin içinde bulunduğu çevresel koşullarla birlikte değerlendirilip, çalışma sonunda kelime hazinesini geliştirmeye yönelik tavsiyelerde bulunulacaktır.Anahtar Kelimeler: Kelime, kelime hazinesi, kelime öğretimi, kelime hazinesini geliştirme yolları
Aktif öğrenme yönteminin ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin konuşma becerilerine etkisi
Bu çalışmada, aktif öğrenme yönteminin ilköğretim öğrencilerinin konuşma becerilerini geliştirmeye etkisini tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın modeli (deseni), gerçek deneme modellerinden ?ön test son test?e dayalı ?deney ve kontrol gruplu deneysel bir çalışma?dır.Araştırma, Ankara ili Keçiören ilçesinde bulunan Dumlupınar İlköğretim Okulu ve Orhan Gazi İlköğretim Okulunda yürütülmüştür. Bu okullarda okuyan 6. sınıf öğrencilerine araştırmanın içeriğine uygun olarak hazırlıksız konuşma uygulamaları yaptırılmıştır. Elde edilen verilere t-testi uygulanarak konuşma becerisi bakımından aralarında anlamlı farklılık bulunup bulunmadığına bakılmıştır. Sonuçta, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Yansız (random) atama yoluyla Dumlupınar İlköğretim Okulu öğrencileri deney, Orhan Gazi İlköğretim Okulu öğrencileri kontrol grubu olarak atanmıştır. Öğrenciler deneysel işlemden önce ve sonra bağımlı değişkenlerle ilgili olarak ölçüme tabi tutulmuşlardır. Deney grubunda aktif öğrenme yöntem ve tekniklerine göre ders işlenirken, kontrol grubunda geleneksel öğretim yöntemleri kullanılmıştır. Deneysel işlem 12 haftalık bir süreçte gerçekleştirilmiştir.Çalışma sürecinde, araştırmada kullanılan konuşma konularını belirlemek için uzman görüşüne başvurulmuştur. Araştırmacı tarafından öğrencilerin konuşma becerilerini değerlendirmek için dereceli puanlama anahtarı (rubric) geliştirilmiştir. Ayrıca çeşitli değişkenlerin deney grubu öğrencilerinin ön test ve son test puanlarına etki edip etmediğini belirlemek amacıyla kişisel bilgi formuyla öğrencilerden bilgiler alınmıştır.Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamına taşınarak SPSS 16.0 istatistik paket programıyla analiz edilmiştir. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin uygulama öncesi ve sonrasında ?Konuşma Becerisi Değerlendirme Ölçeği?nden aldıkları puanların anlamlı bir şekilde değişip değişmediğini tespit edebilmek amacıyla karışık ölçümler için iki faktörlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Bilgi formlarından alınan bilgilerden elde edilen değerlerin iki değişken arasındaki anlamlılığını test etmek için t testi kullanılmıştır. Elde edilen değerlerin ikiden fazla değişken arasındaki anlamlılığını test etmek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, aktif öğrenme yönteminin kullanıldığı sınıftaki öğrencilerin, mevcut Türkçe öğretim programına göre düzenlenen etkinliklerin kullanıldığı sınıftaki öğrencilere göre, konuşma puanlarının daha yüksek çıktığı ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Yapılan deneysel işlem sonuncunda çeşitli değişkenlerin öğrencilerin konuşma puanları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, aktif öğrenme yönteminin ilköğretim öğrencilerinin konuşma becerisini geliştirdiği şeklinde yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Türkçe Öğretimi, Konuşma, Konuşma Becerisi, Konuşma Eğitimi, Aktif Öğrenme.
İlköğretim öğrencilerinin yaratıcı yazma becerileri ile yazma özyeterlik algısı ve başarı amaç yönelimi türleri ilişkisinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yaratıcı yazma becerileri ile yazma özyeterlik algıları, öğrenme amaç yönelimleri ve performans amaç yönelimleri arasındaki ilişkiyi; ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazma özyeterlik algılarının öğrenme ve performans amaç yönelimleriyle ilişkisini ortaya çıkarmak; bunun yanında öğrencilerin yaratıcı yazma becerileri ve yazma özyeterlik algılarını çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada ?ilişkisel tarama modeli? kullanılmıştır.Araştırmanın evrenini 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde (Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Sincan ve Yenimahalle) öğrenim gören ilköğretim 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşılamadığı için alt, orta ve üst sosyoekonomik çevrelerde (Mamak, Yenimahalle, Çankaya) eğitim gören 518 ilköğretim 8. sınıf öğrencisi örneklem olarak alınmıştır.Çalışmada veri toplamak amacıyla ?Yazma Özyeterlik Ölçeği? ve ?Başarı Amaç Yönelimi Ölçeği? Türkçeye uyarlanmıştır. Ayrıca öğrencilerin yaratıcı yazma başarılarını belirleyebilmek için aynı öğrencilere üç ay arayla iki yazılı anlatım çalışması yaptırılmıştır. İlk yazılı anlatımda serbest yazma çalışması yaptırılmış; ikinci yazılı anlatım uygulamasında ise öğrencilere yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri yazılı anlatım konuları verilmiştir. Öğrencilerden alınan bu yazılı anlatım çalışmaları ?Yaratıcı Yazma Dereceli Puanlama Anahtarı? kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu ölçeklerden ve yazılı anlatım çalışmalarından elde edilen veriler, analiz edilirken SPSS 16,0 paket programı kullanılmıştır.Araştırmada yaratıcı yazmayla ilgili şu sonuçlara ulaşılmıştır: Öğrencilerin yazı yazarken konunun serbest bırakıldığı durumlarda daha yaratıcı yazılar oluşturdukları, bunun yanında yazılı anlatım konuları hazır olarak verildiğinde yaratıcılıklarının biraz daha sınırlandırıldığı ve genel değerlendirmede orta düzeyde yaratıcı yazma becerisine sahip oldukları tespit edilmiştir. Bunun yanında öğrencilerin yaratıcı yazma becerileri ile cinsiyet, baba ve annenin öğrenim durumu, baba ve annenin mesleği, evde internet bağlantısı olup olmama, eve gazete alınma sıklığı, okul öncesi eğitim alma durumu, günlük tutup tutmama, sinema ve tiyatroya gitme sıklığı, yazmaya başlamadan önce yazılacakları hayal edip etmeme, önceki dönem Türkçe dersi karne notu gibi değişkenler arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.Öğrencilerin yaratıcı yazma becerileri ile yazma özyeterlik algıları arasında olumlu yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bu sonuca göre yazma özyeterliği yüksek olan öğrencilerin genellikle yaratıcı yazma becerileri de iyi düzeydedir. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yaratıcı yazma becerileriyle performans amaç yönelimleri ve öğrenme amaç yönelimleri arasında olumlu yönde, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Buna göre öğrencilerin performans ya da öğrenme amaç yönelimine sahip olmaları, onların yaratıcı yazma becerilerinde doğrudan etkili değildir.Araştırmada yazma özyeterlik algısına yönelik şu sonuçlara ulaşılmıştır: Öğrencilerin yazma özyeterlikleriyle cinsiyet, baba ve annenin öğrenim durumu, baba ve annenin mesleği, evde internet bağlantısı olup olmama, eve gazete alınma sıklığı, okul öncesi eğitim alma durumu, sinema ve tiyatroya gitme sıklığı, önceki dönem Türkçe dersi karne notu gibi değişkenler arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazma özyeterlik algılarıyla performans amaç yönelimleri ve öğrenme amaç yönelimleri arasında olumlu yönde, orta düzeyde ve istatistikî açıdan anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bu durumda öğrencilerin performans ya da öğrenme amaç yönelimine sahip olmaları, onların yazma özyeterliklerini aynı düzeyde artırmaktadır.
Gülsüm Cengiz'in çocuk kitaplarının Türkçe öğretimi bağlamında tema ve iletiler açısından incelenmesi
Çocuk edebiyatı çocuğun ilgi, ihtiyaç, duygu ve düşüncelerine cevap vermeye çalışan, yazılı ve sözlü ürünlerle onun dünyasına seslenmeyi amaç edinen bir edebiyattır. Çocuk edebiyatı ürünleri okulöncesi dönemden başlayarak sunduğu görsel ve dilsel olanaklarla çocukları anadilinin inceliklerini sezmeye yönelten ilk araçlar olmasının yanında çocuklara okuma sevgisi ve alışkanlığı kazandırmak gibi önemli bir işleve sahiptir. Çocuk edebiyatına ait metinler, çocukların hem temel dil becerilerini geliştirmelerinde hem de hayâl dünyalarının zenginleştirmelerinde oldukça etkilidir. Çocuk ve Gençlik Edebiyatı yazarlarından Gülsüm Cengiz, yayımladığı şiir, öykü, roman ve tiyatro eserleri ile bu alana önemli katkılar sağlamıştır. Bu çalışmada şairliği, yazarlığı, eğitimci yanı ve Çocuk ve Gençlik Edebiyatı alanında verdiği eserler ile tanınan Gülsüm Cengiz'in " Son Çiçek", "İpini Kopartan Uçurtma", "Ayşe'nin Günleri" ve " Ahşap Evin Çocukları" adlı çocuk kitaplarının Türkçe Öğretimi kapsamında yer alan temalar çerçevesinde tarama ve içerik analizi yöntemi ile incelemesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gülsüm Cengiz, Çocuk Edebiyatı, Türkçe Öğretimi, Tema, İleti, İnceleme.
Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde Türkçe dil bilgisi ve ad durum eklerine ilişkin öğrenci görüşleri
Bu araştırmanın amacı, ?Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen bireylerin genel olarak Türkçe dil bilgisi ve bunun içerisinde ad durum ekleri ile ilgili görüşleri nelerdir?? sorusuna cevap aramaktır.Araştırmada, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen bireylerin Türkçe dil bilgisi ve ad durum ekleri ile ilgili görüşlerini belirlemek için introspektif odak grup görüşmesi tabanlı nitel bir yöntem kullanılmıştır.Araştırmanın evrenini Ankara Üniversitesi TÖMER'de Türkçe öğrenen yabancı öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise araştırmanın yürütüldüğü zaman diliminde Ankara Üniversitesi TÖMER'de Temel I-B ve Temel II-A kurlarında Türkçe öğrenen öğrenciler oluşturmuştur. Araştırma kapsamında öncelikle, 01.09.2010?31.10.2010 tarihlerinde Ankara Üniversitesi TÖMER'de Temel I-B seviyesinde öğrenim görmekte olan 17 öğrenciye uzman görüşü alınarak hazırlanan ve ad durum ekleriyle ilgili bilgiyi ölçme amaçlı bir uygulama yapılmıştır. Uygulama sonucunda öğrencilerin doldurdukları çalışma kâğıtlarındaki doğru ve yanlışlar belirlenmiş ve 8 öğrenci üst, orta ve alt grup şeklinde sınıflandırılarak bu öğrencilerle odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Odak grup görüşmelerinden elde edilen veriler, betimsel analiz ve içerik analizi ile incelenerek, araştırmanın 9 alt amacına yönelik bulgular elde edilmiştir.Araştırmadan elde edilen bulgularda ise Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen bu bireylerin Türkçe dil bilgisi ve ad durum eklerinin kullanımı ile ilgili görüşlerinin genel olarak; Türkçe öğrenmenin ve Türkçe dil bilgisinin zor olmadığı, ana dilin Türkçeyi öğrenmede ve Türkçedeki ad durum eklerini kullanmada olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğu, ad durum ekleri kullanırken hata yapmanın dikkatsizlikten ana dilin etkisine kadar pek çok nedenin olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda, ders kitabı hazırlayan uzmanlara, Türkçeyi yabancı dil olarak öğreten uzmanlara ve kurumlara çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca, araştırmanın bir sonucu olarak da A1-A2 seviyelerine uygun olarak hazırlanmış ?eylemler ve aldıkları ad durum ekleri? listesi de ekte sunulmuştur.
Beden dilinin yabancılara Türkçe öğretiminde etkisi
Beden dilinin yabancılara Türkçe öğretimi üzerinde etkisini araştırdığımız bu çalışmada amacımız beden dilini aktif olarak kullanarak kelime öğretimi yapmaktır. Bu süreç esnasında öğrenci üzerinde kültürel bir beden dili farkındalığı oluşturmayı ve öğretmen açısından ise derse karşı öğrenciyi olumlu motive edebilmek amacıyla öğretmenin beden diline dikkat çekmeyi amaçladık.Çalışmamızın başında, çalışmamızı yapmamızın gerekçelerini ortaya koyan problem durumu, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, araştırmanın yöntemi, varsayımlar, kapsam ve sınırlılıklar, veri toplama teknikleri, toplanan verilerin analizi ile ilgili araştırmalar açıklanmıştır.Çalışmamızın kavramsal çerçevesinde ise beden dilinin ne olduğu, önemi ve özelliklerinden bahsedildikten sonra beden dilinin yabancılara Türkçe öğretiminde nasıl kullanılacağı konusuna değinilmiştir.Bu çalışma Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde lisans eğitimi almadan önce Türkçe hazırlık eğitimi gören yabancı öğrenciler üzerinde uygulanmıştır. Önce biri deney grubu diğeri kontrol grubu olmak üzere on beşer kişilik iki sınıf seçilmiş ve uygulama bu iki sınıf üzerinde yapılmıştır. Bu iki sınıfa ön test-son test yöntemiyle dönem başında ve dönem sonunda test uygulanmış ve sonuçları SPSS yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmamızın sonucunda beden diliyle kelime öğretimi yapılan sınıfın klasik yöntemle kelime öğretimi yapılan sınıfa göre daha başarılı olduğu gözlenmiştir.
Türkiye ve Azerbaycan'daki 6. sınıf Türkçe ders kitaplarının söz varlığı açısından karşılaştırılması
Türkçe öğretiminin en önemli aracı olan ana dili ders kitaplarının, Türkçenin söz varlığı unsurlarını başarılı bir şekilde yansıtması beklenir. Dört temel dil becerisinin temelinde yer alan sözcüklerin öğrencilere en iyi şekilde kazandırılması noktasında hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin ilk başvuru kaynağı olan ders kitaplarının; özellikle de Türkçe öğretiminin asıl amaç edinildiği ana dili ders kitaplarının, söz varlığı zengin olmalıdır. Bu çalışmada Talim Terbiye Kurulu'nun 2015-2016 eğitim-öğretim yılında okutulmasını tavsiye ettiği MEB yayınlarına ait 6. Sınıf Türkçe ders kitabı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Eğitim Bakanlığı'nın 01.04.2004 tarihli, 265 sayılı emri ile 2012-2013 öğretim yılında okutulmak üzere tavsiye ettiği Bilal HESENLİ, Esger GULİYEV, Soltan Hüseyinoğlu tarafından ilköğretim okullarının 6. sınıfı için hazırlanan Türkçe ders kitabındaki metinler kullanılmıştır. Ders kitapları öncelikle bilgisayar ortamında Word programına aktarılmış, tüm kelimeler alt alta sıralandıktan sonra Excel programına yüklenmiş ve orada tür, görev ve köken bakımından sözcükler incelenmiştir. Daha sonra kitapların tekrarlı ve tekrarsız söz varlığının sayısı tespit edilmiştir. Bulgular tekrarsız söz varlığı sayısı üzerinden tespit edilip yorumlanmıştır. En sonunda tüm veriler grafiklere dönüştürülerek somut bir şekilde çalışmaya eklenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulardan hareketle Türkiye ve Azerbaycan'da okutulan Türkçe ders kitapları tekrarsız sözcük sayısının tekrarlı sözcük sayısına oranına bakıldığında tekrarsız sözcüklerin tüm sözcüklerin üçte biri kadar olduğu görülmüştür. Bu da söz varlığının zengin bir şekilde ders kitaplarına yansıtılmasında yetersiz olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, Türkçe ders kitaplarında yer alan söz varlığı unsurlarının tür ve görevlerine göre dağılımını, ders kitaplarında yer alan sözcüklerin kökenini, ders kitaplarında bulunan metinlerin okunabilirliğini, sıklığını, ders kitaplarının söz varlığı açısından yeterliliğini ve hitap ettiği yaş seviyesinin bilişsel gelişim sürecine uygunluğunu tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sözcük, söz varlığı, temel söz varlığı, söz dağarcığı gelişimi, Azerbaycan ve Türkiye'deki Türkçe ders kitapları.
Türkçe öğretmenlerinin özel alan yeterlikleri: Bir durum belirleme çalışması
Türkçe Öğretmenlerinin Özel Alan Yeterlikleri: Bir Durum Belirleme ÇalışmasıKübra ŞENGÜLFırat ÜniversitesiEğitim Bilimleri EnstitüsüTürkçe Eğitimi Ana Bilim DalıAğustos - 2012, Sayfa: XII + 162Türkçe öğretmenlerinin ?Türkçe Öğretmeni Özel Alan Yeterlikleri?ne sahip olma durumlarına ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla yapılan bu çalışmada, betimsel nitelikli tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma örneklemini 2011-2012 öğretim yılında Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından ortaya konan istatistiki bölge birimi sınıflandırmasına göre 12 istatistiki bölge biriminden birer il olmak üzere, toplam 12 ilde (İstanbul, Çanakkale, Aydın, Bursa, Ankara, Adana, Nevşehir, Zonguldak, Giresun, Kars, Elazığ, Şanlıurfa) görev yapan 579 Türkçe öğretmeni oluşturmaktadır.Veri toplama aracı olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nın hazırladığı Türkçe Öğretmeni Özel Alan Yeterlikleri'ndeki 5 ana yeterlik alanı ve bu alanlarda yer alan 25 alt yeterlikten yararlanılarak oluşturulan anket kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, ?Türkçe Öğretmeni Özel Alan Yeterlikleri?ne ilişkin genel ortalamaya göre =3,22), Türkçe öğretmenlerinin ?kısmen yeterli? oldukları belirlenmiştir. Türkçe öğretim sürecini planlama ve düzenlemede ?yeterli? oldukları ( =3,74); öğrencilerin dil becerilerini geliştirmede ?yeterli? oldukları ( =3,44); öğrencilerin dil gelişimini izleme ve değerlendirmede ?kısmen yeterli? oldukları ( =2,90); okul, aile ve toplumla iş birliği yapmada ?kısmen yeterli? oldukları ( =3,13) Türkçe alanında mesleki gelişimini sağlamada ?kısmen yeterli? oldukları ( =2,91) belirlenmiştir.Kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere oranla, eğitim fakültesi mezunlarının fen ?edebiyat fakültesi mezunlarına oranla, yüksek lisans mezunlarının lisans mezunlarına oranla, 0-5 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin 6-10 yıl kıdeme sahip öğretmenlere oranla, TR1 İstanbul, TR2 Batı Marmara, TR3 Ege, TR5 Batı Anadolu, TRB Ortadoğu Anadolu ve TRC Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan öğretmenlerin diğer bölgelerin çoğunda görev yapan öğretmenlere oranla, illerde ve ilçelerde görev yapan öğretmenlerin köylerde ve beldelerde göre yapan öğretmenlere oranla daha yeterli olmaları araştırmanın diğer önemli bulgularıdır.Anahtar Sözcükler: Öğretmen yeterlikleri, özel alan yeterlikleri, Türkçe öğretmenleri.
Yavuz Bülent Bakiler'in Harman adlı eserinin biçim ve içerik açısından incelenmesi
23 Nisan 1936 tarihinde Sivas'ta doğan Yavuz Bülent Bakiler; şiirle, sanatla iç içe geçireceği bir hayatının olacağının belirtilerini ilkokul yıllarında verir. Ev hanımı olan annesinin her gece anlattığı masallar, söylediği türküler, devlet memuru babasının kendisine okuttuğu ?Büyük Doğu? dergileri, Sivas'ta halk sairlerinin meydanlarda yaptığı atışmalar ve ilkokul öğretmeninin teşvik edişi Bakiler'in sanatlı söyleyişe ilgi duymasına vesile olur. Şiire olan ilgiyle birlikte eğitimine devam eden Bakiler, 1960 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olur. Bir süre Sivas'ta avukatlık mesleğini yapan sanatçı, farklı devlet kurumlarında çalıştıktan sonra emekliye ayrılır. Şiir kitaplarıyla ve diğer türlerde yazdığı eserleriyle Türk edebiyatına katkılarda bulunan Bakiler'in çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayımlanır. Bir süre televizyon kanallarında Türk cumhuriyetleri ve Türkçeyle ilgili programlar hazırlar. Şiir kitapları, antolojiler ve nesir kitapları kaleme alan Bakiler'e kitapları ve televizyon programları dolayısıyla ödüller verilir. Hisar dergisi sairleri arasında yer alan Bakiler, günümüzde özel bir gazetede köse yazıları yazmaktadır.Yavuz Bülent Bakiler'in ?Harman? adlı eserinin biçim ve içerik açısından incelendiği bu çalışmada, yedi bölüm halinde tasnif edilen yüz yirmi şiir çeşitli yönlerden değerlendirilmiştir. Biçim ve içerik ana baslıkları altında belirtilen alt baslıklar, şiirler için değerlendirme unsurlarını oluşturmuştur. Bu değerlendirme neticesinde Bakiler'in şiire bakısı, şairliği; tema olarak hangi duygular, hangi kavramlar, hangi konular üzerinde durduğu ortaya koyulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Yavuz Bülent Bakiler, Harman, Şiir, Biçim, İçerik, İnceleme
Gülten Dayıoğlu'nun romanlarında şiddet olgusu üzerine bir inceleme
Günlük hayatta her alanda karşımıza çıkması olası olan şiddet olgusuna çocuk edebiyatı ürünlerinde de rastlanılmaktadır. Şiddet olgusu ile kitap aracılığıyla karşılaşan çocuk için şiddetin şekli ve sonucu önemlidir. Çocuğun edebi ürünlerde karşılaştığı şiddetin çocuk gerçekliğine göre sunulması gerekir. Bu araştırmada, günümüz çocuk edebiyatının en çok çocuk okurla buluşan yazarlarından biri olan Gülten Dayıoğlu'nun çocuk kitaplarında yer alan şiddet olgusunu incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Gülten Dayıoğlu'nun çocuklar ve gençler için yazdığı romanlar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi nitel araştırma yaklaşımı içinde yer alan amaçlı örnekleme yöntemlerinden "ölçüt örnekleme" yoluyla belirlenmiştir. Buna göre incelenecek kitapların belirlenmesinde "kitapların dokuz-on iki yaş çocuklarına ve gençlere seslenmesi ve şiddet sorununa yer vermesi ölçüt olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini yazarın çocuk romanları ve gençlik romanları başlığı altında yazdığı yirmi beş kitap oluşturmaktadır. Araştırmanın veri kaynağını incelenen çocuk romanları oluşturmaktadır. Veriler doküman analizi yöntemiyle toplanmıştır. Doküman analizi yoluyla toplanan verilerin çözümlemesinde nitel araştırmalarda sıklıkla kullanılan içerik çözümlemesi kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, her araştırmaya uygun geliştirilmiş ya da standart hale getirilmiş kategoriler olmamakla birlikte bu çalışmada daha önce yapılmış kuramsal çalışmalarda yer alan kategorilerden yararlanılmıştır. Çalışmada kullanılan şiddet ile ilgili kodlama formunun hazırlanmasında Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortak yürütülen Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesinden yararlanılmıştır. Bu çalışmada 'şiddet' kavramı ana kategori olarak kabul edilmiştir. Alt kategorileri ise psikolojik şiddet, cinsel şiddet, ekonomik şiddet, fiziksel şiddet, parasına el koyma, sözel kavga, bilgiye erişimi engelleme, kimse ile görüştürmeme ve ana-baba ile görüştürmeme olarak "şiddet türleri" oluşturmuştur. Bu projede yer alan şiddet türlerine ek olarak kitaplarda karşımıza çıkan ve burada yer alan kategorilere girmeyen şiddet türleri "diğer" başlığı altında ele alınmıştır. Belirlenen kategorilere göre; Gülten Dayıoğlu'nun kaleme aldığı 25 eser incelenmiş, incelenen eserlerin tamamında toplam 446 şiddet ifadesi belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre kitaplarda en fazla % 70 oranında psikolojik şiddeti yansıtan ifadeye rastlanmıştır.
Bartın yöresinden derlenmiş atasözleri ile deyimlerin tematik açıdan değerlendirilmesi
"Bartın Yöresinden Derlenmiş Atasözleri İle Deyimlerin Tematik Açıdan Değerlendirilmesi" başlıklı çalışmamız, Bartın il sınırları içinde yer alan merkez ilçe, ilçeler, kasabalar ve köylerde halk dilindeki atasözü ve deyimlerin tematik açıdan derlenerek incelenmesinden oluşmaktadır. Her dilde atasözleri ve deyimler vardır. Toplum bilimi, ruh bilimi, eğitim bilimi, ekonomi, felsefe, tarih, ahlâk, folklor gibi birçok konuları ilgilendiren ve birçok yönden inceleme konusu olmaya değer olan bu millî söz varlıkları deyiş güzelliği, anlatım gücü, kavram zenginliği bakımından çok önemli dil yapılarıdır. Dilde yaşayan unsurların başında gelen atasözü ve deyimler, kullanıldığı bölgenin özelliklerini gerek ses gerekse kelime değişimleri olarak göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Atasözü, deyim, Bartın, tematik sınıflandırma, halk kültürü.
Yabancılara Türkçe öğretiminde kelime ağı oluşturma yönteminin öğrencilerin yazma becerisi ve motivasyonuna etkisi: Mısır örneği
Yabancılara Türkçe öğretiminde dört temel beceriden biri olan yazma eğitimi, hem öğretmenler hem de öğrenciler için zorlu bir süreçtir. Bu durumun birçok sebebi bulunmaktadır. Özellikle yazma aşamasında beynin fonksiyonlarının yeterli miktarda kullanılamaması ve tek boyutlu düşünme yazma becerisinde başarıyı düşüren sebeplerin başında gelir. Ayrıca öğrencilerin yazmaktan korkmaları, yazmak için motivasyonlarının düşük olması da yazma becerisinde başarıyı olumsuz etkiler. Bu çalışmada, yazma öncesi kullanılabilecek yöntemlerden biri olan kelime ağı oluşturma yönteminin yabancı dil olarak Türkçe öğrenen bireylerin yazma becerisi akademik başarısına ve motivasyonlarına olumlu bir etki yapıp yapmadığı incelenmiştir. Öncelikle geniş bir alan olan yabancılara Türkçe öğretiminin önemi, tarihi ve Türkçe öğretim merkezleri hakkında bilgi verilmiştir. Mısır'da Türkçe öğretimine ayrıca değinilmiş, burada faaliyet gösteren Türkçe öğretim merkezleri ve üniversitelerdeki Türkoloji bölümleri anlatılmıştır. Yabancılara Türkçe öğretiminde yazma eğitimi ve karşılaşılan sorunlar incelendikten sonra "kelime ağı oluşturma" yöntemi yurt içi ve yurt dışında yapılan çalışmalardan hareketle tanıtılmıştır. Yunus Emre Enstitüsü Kahire Türk Kültür Merkezinde B2 seviyesindeki yirmi yedi öğrenciye altı haftalık deneysel uygulama yapılmıştır. Uygulama süresinde deney grubuna kelime ağı oluşturma yöntemiyle kompozisyonlar yazdırılmış, yöntemin yazma becerisi akademik başarılarına ve motivasyonlarına etkisi ortaya çıkarılmıştır. Ön test ve son test kompozisyon puanlarının istatistiksel olarak karşılaştırılması sonucu deney grubu lehine anlamlı bir fark elde edilmiştir. Böylece kelime ağı oluşturma yönteminin, yazma becerisini olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Deneysel uygulama sonucunda deney grubundan elde edilen öğrenci görüşleri analiz edilerek kelime ağı oluşturma yöntemiyle kompozisyon yazmanın öğrencilerin motivasyonlarını ne yönde etkilediği ortaya çıkarılmıştır. Öğrenci görüşlerinden ulamlar oluşturulmuş, ardından frekans ve yüzde tanımlayıcı istatistikleri kullanılarak öğrenci görüşleri yorumlanmıştır. Elde edilen sonuca göre kelime ağı oluşturma yöntemi, yazma becerisi akademik başarısını artırmış, ayrıca genel olarak öğrencilerin motivasyonlarını olumlu etkilemiş ve yazma sürecinde kendilerini daha rahat hissetmelerini sağlamıştır.
Çocuk Haftası dergisinin çocuk edebiyatı açısından incelenmesi
Çocuk eğitiminde kullanılan kaynaklar nitelik ve nicelik açısından büyük önem taşımaktadır. Belirli bir amaç doğrultusunda kullanılan kaynağın ulaşılmak istenen hedefe ve hitap ettiği kesimin özelliklerine uygun olması gerekmektedir. Aksi durumda hitap ettiği kesime birtakım özellikler ve değerler aktarmak maksadı ile hazırlanan kaynağın istenilen hedefe istenilen şekilde ulaştıramaması ya da hedefe ulaştırırken istenmeyen sonuçlar doğurması söz konusu olur. Bu nedenle çocuk edebiyatı alanında kullanılan kaynakların incelenmesi ve özelliklerinin ortaya çıkarılması önemlidir. Bu amaçla çocuk edebiyatı alanında yapılan taramalar neticesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra yayın hayatına başlayan çocuk dergilerinden Çocuk Haftası isimli derginin incelenmediği tespit edilmiştir. Çocuk Haftası Dergisinin Çocuk Edebiyatı Açısından İncelenmesi isimli çalışmada 1942-1950 yılları arasında Çocuk Haftası ismi ile yayınlanan derginin 375 sayısı incelenmiştir. Çocuk Haftası dergisi 1943–1950 yılları arasında 374 sayı, 1958–1964 yılları arasında 318 sayı yayınlanan bir çocuk dergisidir. Derginin ilk sayısı 30 Ekim 1942 yılında yayınlanır fakat bu tarihten 2 Ocak 1943 tarihine kadar bir daha yayınlanmaz. Çocuk Haftası Dergisinin Çocuk Edebiyatı Açısından İncelenmesi isimli çalışmada Çocuk Haftası'nın 30 Ekim 1942 tarihinde yayınlanan tek sayısı ve 1943-1950 yılları arasında yayınlanan 374 sayısı incelenmiştir. İnceleme doküman incelemesi yöntemi ile yapılmıştır. Derginin eserlerinin yazar adına göre fihristi oluşturulmuş ve eserler edebi türlere göre sınıflandırılmıştır. Çocuk edebiyatı kaynaklarından elde edilen çocuk edebiyatı eserlerinde bulunması gereken özellikler ölçüt alınarak derginin eserleri değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda Çocuk Haftası dergisinde çocuk edebiyatı özelliklerine uygun olmayan eserler bulunduğu görülmüştür.
Millî edebiyat dönemi romanlarının(1911 - 1923) insani değerler ve Türkçe eğitimine katkıları bakımından incelenmesi
Bu çalışmada, Millî Edebiyat Dönemi "insan" temi etrafında ele alınmış ve dönem romanlarının Türkçe Eğitimine katkıları üzerinde durulmuştur. Araştırma, tarama modeli şeklindedir. İncelemeye esas alınan yapıtlar, belirlenen sınırlılıklar çerçevesinde tek tek incelenmiş ve çalışma süresince ulaşılan yargılar, yeri geldikçe ortaya konulmuştur. Bu eserlerde, insanın bir yandan olgun ve güçlü duruşuyla, bir yandan da zaaf ve eksiklikleriyle ele alındığı görülmüştür. Dönemin canlı bir panoroması olan insanın ele alınışında "Siyasi tercihlerin, kişisel önyargıların, toplumsal değer yargıların, beşeri eğilimlerin, duygu ve düşünce iklimindeki algılamaların, yaşanmışlıkların ve yaşanacaklara duyulan kaygıların" etkili olduğu görülmektedir. Dönem romanları aynı zamanda değerler eğitimi ve temel dil becerileri yönünden de irdelenmiştir. İncelemeye dâhil edilen yapıtların, değerlerin tanınması, kavratılması ve dil becerilerinin geliştirilmesi konularında Türkçe eğitimine katkı sağlayacağını söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Millî Edebiyat Dönemi, insan, değerler eğitimi, temel dil becerileri
İlköğretim okulu öğrencilerinin yazma kaygı ve tutukluğunun yazılı anlatım becerileriyle ilişkisi
İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmada, ilköğretim okulları ikinci kademe (6, 7 ve 8.sınıf) öğrencilerinin yazma kaygı ve tutukluk düzeyleri çeşitli değişkenlere göre tespit edilmeye ve yazma kaygısı ve tutukluğunun öğrencilerin yazılı anlatımlarıyla ilişkisi ortaya konmaya çalışılmıştır.Araştırmanın evrenini 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde (Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Sincan ve Yenimahalle) öğrenim gören ilköğretim ikinci kademe öğrencileri oluşturmuştur. Evrenin tamamına ulaşılamadığı için alt, orta ve üst sosyoekonomik çevrelerde (Mamak, Yenimahalle, Çankaya) eğitim gören 450 öğrenci örneklem olarak seçilmiştir.İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin yazma kaygılarını belirleyebilmek amacıyla Daly ve Miller (1975) tarafından geliştirilmiş olan Yazma Kaygısı Ölçeği Türkçeye uyarlanarak kullanılmıştır. Uyarlama çalışması sonrasında, pilot uygulama verileriyle yapılan faktör analizi sonucunda Yazma Kaygısı Ölçeği'nin; toplam varyansın % 53'ünü açıklayan ve zevk alma, ön yargı, değerlendirilme kaygısı, yazdıklarını paylaşma olarak adlandırılabilen dört faktörden oluştuğu tespit edilmiştir.Yazma tutukluğunu ölçmek amacıyla ise Rose (1981) tarafından geliştirilmiş olan Yazma Tutukluğu Ölçeği'nin tutukluğu ölçen maddeleri Türkçeye uyarlanmış ve bunlara bir madde daha eklenerek kullanılmıştır. Pilot uygulama verileriyle yapılan faktör analizi sonucunda bu maddelerin, toplam varyansın yaklaşık % 43'ünü açıklayan tek bir faktörden oluştuğu tespit edilmiştir.Öğrencilerin yazılı anlatım başarılarını belirleyebilmek amacıyla onlara çeşitli konular verilmiş ve her öğrencinin bu konulardan birini seçerek bir kompozisyon yazması istenmiştir. Bu kompozisyonlar üç değerlendirmeci tarafından, İlköğretim Türkçe Dersi 6-8.Sınıflar Öğretim Programı'nda (2006) yer alan Yazılı Anlatım Değerlendirme Formu kullanılarak değerlendirilmiştir.Öğrencilerin yazılı anlatımlarının tutarlılık düzeyini belirleyebilmek amacıyla Bamberg (1984) tarafından geliştirilmiş olan Metin Tutarlılığı Bütüncül Puanlama Anahtarı Türkçeye uyarlanarak kullanılmıştır.Ölçeklerden ve kompozisyonlardan elde edilen veriler analiz edilirken, SPSS 11.5 paket programı kullanılmıştır.Araştırmada yazma kaygısıyla ilgili şu sonuçlara ulaşılmıştır: İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin önemli bir kısmının (% 45,5) yazma kaygısı düşüktür. Öğrencilerin yarıdan fazlasında orta düzeyde yazma kaygısı vardır. Yazma kaygısı yüksek öğrenci sayısı (% 2,2) azdır. Kızlar yazmaktan daha fazla zevk almaktadır ve erkeklerin yazma kaygısı kızlara göre daha yüksektir. Sınıf düzeyi yükseldikçe öğrencilerin yazma kaygısı artmaktadır. Yazılı anlatım ve Türkçe dersi başarısı yükseldikçe yazma kaygısının düştüğü belirlenmiştir. Evine düzenli gazete ve dergi giren öğrencilerin yazma kaygısı düşüktür. Günlük tutan öğrencilerin de yazma kaygılarının düşük olduğu tespit edilmiştir.Yazma tutukluğuyla ilgili sonuçlar şunlardır: İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin % 5'inde yazılı anlatım çalışmaları esnasında sıklıkla yazma tutukluğu olmaktadır. Öğrencilerin önemli bir kısmında (% 60) bazen ya da ara sıra da olsa yazma tutukluğu görülmektedir. Yazılı anlatım ve Türkçe dersi başarısı yükseldikçe yazma tutukluğunun azaldığı tespit edilmiştir. Metin tutarlılığı ile yazma tutukluğu arasında anlamlı yönde zayıf ama pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Evine düzenli dergi giren öğrencilerin daha az yazma tutukluğu yaşadıkları belirlenmiştir.Yazma kaygısı ile yazma tutukluğu arasında olumlu, orta düzeyde ve istatistiksel olarak da anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yazma kaygısı ve yazma tutukluğuyla biçim, dil ve anlatım, yazım ve noktalama arasında olumlu, istatistiksel olarak anlamlı ancak düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Mustafa Kutlu'nun hikâyelerindeki iletiler ve bu iletilerin çocuğa görelik ilkesi açısından incelenmesi
İleti, verilmek istenilen mesaj ya da göndericinin alıcı üzerinde yapmak istediği değişikliktir. Mustafa Kutlu, hikâyeleriyle okurunu etkilemeyi amaçlayan yazarlardan biridir. Bu nedenle, Kutlu'nun hikâyeleri ileti açısından zengindir. Mustafa Kutlu; hikâyelerinde okurunu kişisel, toplumsal, ahlâkî, dinî, ekonomik, ulusal ve evrensel gibi ileti konularıyla değiştirmeyi amaçlamıştır. İleti konuları taşımış oldukları amaçlara göre; kişisel gelişimi destekleyen, toplumsal gelişimi destekleyen, ahlâkî gelişimi destekleyen, dinî gelişimi destekleyen, ulusal düşüncenin gelişimini destekleyen, evrensel düşüncenin gelişimini destekleyen ve öteki iletiler olarak sınıflandırılabilir. Mustafa Kutlu'nun hikâyelerinde kişisel gelişimi destekleyen iletiler, diğer iletilere oranla daha fazla kullanılmıştır. Kutlu'nun hikâyelerindeki iletiler dil - üslup, konu - tema, şahıs kadrosu - kahramanlar ve bakış açısı/anlatıcı açısından incelendiğinde bazı iletilerin çocuğa göre olduğu, bazılarının da çocuğa göre olmadığı görülmektedir.
İlköğretim 6. , 7. ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan yabancı kelimeler üzerine bir değerlendirme
insanlar arasındaki iletişimi en iyi şekilde sağlayan canlı bir varlık, kültürün aktarıcısıdır. Milleti millet yapan en önemli öge olup toplumun bütünlüğünün de sağlayıcısıdır. Dilin sözvarlığı içinde birçok unsur yer alır, bu unsurlardan biri de yabancı kelimelerdir. Dile çeşitli sebeplerle dışarıdan gelen ve çoğunlukla ihtiyacı karşılayan bu kelimeler her milletin dilinde belli oranda görülmektedir. Toplumlar arası etkileşim engellenemeyeceği için diller arası kelime alışverişi de her zaman olacaktır. Türkçenin de tarihi gelişim ve değişimine bakıldığında Türkler, yaşadıkları değişik coğrafyalarda komşuluk ettikleri farklı milletlerin dilinden kelime alışverişi yapmışlardır. Bu alışverişte sıkça din ve alfabe değiştirmeleri de çok etkili olmuştur. Türkçede yer alan yabancı kelimelerin Türkçe ders kitaplarındaki oranı, doğu-batı dillerinin dildeki ağırlığı ve bu kelimelerin görev ve yapıları üzerinde durulduğunda yabancı kökenli kelimelerin Türkçenin tarihi süreç ve kullanım durumu süzgeçlerinden geçerek dile sıkıca yerleştiği görülür.Anahtar Kelimeler: Dil, yabancı kelime, doğu-batı dilleri, Türkçe ders kitapları.
Sezai Karakoç'un şiirlerinde anne ve çocuk teması
Sezai Karakoç Cumhuriyet sonrasında yetişen büyük şair ve aydınlarımızdan biridir. O, II. Yeni şiirinin önde gelen sanatçılarından biri olmuştur. Şairlik yaşamında bir dönem II. Yeni şiir anlayışına bağlı kalan sanatçı, sonrasında kendisini `diriliş' düşüncesine adamış ve bu yönde eserler vermiştir. `Diriliş', İslam milletleri ve medeniyetinin yeniden yükselmesini arzulayan bir düşüncedir. Karakoç, hem şiirlerinde hem de düzyazılarında bir diriliş nesli oluşturmanın gayreti içinde hareket etmiştir.Karakoç, pek çok konuda şiir yazmıştır. Şiirlerinde yoğun işlenen temalardan biri de `anne ve çocuk' temasıdır. Karakoç'un şiirlerinde işlediği `anne ve çocuk' teması bazen şairin kendi yaşamından kesitler sunarken bazen de genel olarak `anne ve çocuk' bağlamında ele alınır. Karakoç'un şiirlerinde `anne ve çocuk' teması genellikle diriliş düşüncesi çerçevesinde şekillenir. Anne, çocuğun ilk ve büyük öğretmenidir. İyi anneler tarafından iyi bir şekilde yetiştirilen çocuklar aydınlık geleceği kuracak, dirilişi gerçekleştireceklerdir.Anahtar Kelimeler: Sezai Karakoç, İslam Medeniyeti, diriliş, şiir, tema, II. Yeni, anne, çocuk.
Waldmann modeli ile yapılan metin öğretiminin 8. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama, eleştirel düşünme ve yaratıcı düşünme becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, metin öğretiminde kullanılan Waldmann modelinin, öğrencilerin, okuduğunu anlama, eleştirel düşünme ve yaratıcı düşünme becerilerinin geliştirilmesinde etkisinin olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaca yönelik olarak yapılan araştırmanın çalışma grubunu, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı, güz döneminde Sivas ili, merkez ilçesinde bulunan Fevzi Paşa İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Türkçe dersleri, metin öğretimi, deney grubunda (N=30) Waldmann modeli etkinlikleriyle ve kontrol grubunda (N=30) ise geleneksel yöntem ile gerçekleştirilmiştir. Deneysel çalışma, ön test ve son testlerin uygulandığı haftalar da dâhil olmak üzere 11 hafta sürmüştür.Deney ve kontrol grubuna ?Çıkarım Yapabilme Testi? (ÇYT), ?Cornell Eleştirel Düşünme Becerisi Testi Düzey X? (CEDTDX) ve ?Torrance Yaratıcı Düşünme Testi? (TYDT) uygulandı. Bu testlerden elde edilen veriler, SPSS 16.00 istatistik paket programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Verilerin analizinde yüzde (%), frekans (f), bağımlı ve bağımsız gruplar için t testi kullanılmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir.Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlar şöyle ifade edilebilir:1.Deney grubunda bulunan öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerinde son test puan ortalamaları ile kontrol grubunda bulunan öğrencilerin son test puan ortalamaları karşılaştırıldığında, deney grubunda bulunan öğrencilerin, okuduğunu anlama becerilerinin istatistiksel bakımdan anlamlı düzeyde geliştiği görülmüştür.2.Deney grubunda bulunan öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinde son test puan ortalamaları ile kontrol grubunda bulunan öğrencilerin son test puan ortalamaları karşılaştırıldığında, deney grubunda bulunan öğrencilerin, eleştirel düşünme becerilerinin istatistiksel bakımdan anlamlı düzeyde geliştiği görülmüştür.3.Deney grubunda bulunan öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerinde son test puan ortalamaları ile kontrol grubunda bulunan öğrencilerin son test puan ortalamaları karşılaştırıldığında, gruplar arasında, akıcılık, esneklik ve orijinallik boyutlarının hiçbirinde istatistiksel bakımdan anlamlı bir farklılık görülmemiştir.4.Araştırma süresinde ve sonunda Türkçe öğretmeni ve deney grubu öğrencileriyle yapılan sözlü ve yazılı görüşmelerde, Waldmann modeline ilişkin fikirlerin olumlu olduğu belirlenmiştir. Modele ilişkin olumlu fikirlerin, öğrencilerde ?eğlenceli, ayrıntılı ve anlaşılır? ifadeleriyle kodlandığı görülmüştür. Öğrenciler, aynı zamanda, Waldmann modelinin etkinlikleriyle yapılan metin öğretimi süresince öğrendiklerinin daha kalıcı olduğunu ifade etmişlerdir. Bununla birlikte etkinliklerin zengin oluşundan duydukları memnuniyeti de dile getirmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Metin Öğretimi, Waldmann Modeli, Eleştirel Düşünme, Yaratıcı Düşünme, Okuma-Anlama Becerisi.
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin noktalama işaretlerini kullanma becerileri
Bu çalışma, drama yönteminin ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin noktalama işaretlerini etkin ve doğru kullanımına ne ölçüde katkı sağladığını tespit etmek amacıyla yapılmıştır.Araştırma evrenini Ankara ili, Etimesgut ilçesi, Nasreddin Hoca İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi 30'u deney, 30'u kontrol grubu olmak üzere 60 öğrenciden oluşmaktadır.Araştırma kapsamında öncelikle kavramsal çerçeve ve buna bağlı olarak noktalama işaretlerinin eğitim ve öğretimde kullanım farklılıkları üzerinde bir inceleme yapılmıştır. Elde edilen bilgiler ışığında noktalama işaretlerinin öğretim ve uygulamasında temel yaklaşımlar belirlenmiştir. Ayrıca drama yöntemi ile ilgili araştırmalar yapılmış ve drama yöntemi ile noktalama işaretleri öğretimi konusunda uygulamalar hazırlanmıştır. Araştırma sonuçlarının somutlaşması ve elde edilen bulguların değerlendirilmesi için oluşturulan gruplarda uygulama yapılmıştır. Her iki gruba da noktalama işaretleri ile ilgili ön test yapılmıştır. Deney grubuna konu drama yöntemi ile anlatılmış, kontrol grubu ise süreç içinde serbest bırakılmıştır. Daha sonra iki gruba da son test uygulanmıştır. Araştırmanın modeli, Ön-Son Test Kontrol Gruplu Model'dir. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 15.0 kullanılmıştır.Sonuç kısmında ise bu tespitler ışığında, uygulayıcılara öneriler sunulmuştur. Araştırma bulgularına göre noktalama işaretlerinin kullanımı konusunda öğrencilerin öğrenme düzeylerinde drama ile işlenen derslerde grubun lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Bundan yola çıkarak 8. sınıfların Türkçe dersinde dil bilgisi konularının öğretiminde drama yöntemi kullanılmasının öğrencilerin öğrenme düzeylerini olumlu yönde etkileyeceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Türkçe öğretimi, dil bilgisi, noktalama işaretleri, yöntem, drama.
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin okuma alışkanlık ve ilgileri üzerine bir araştırma
Bu araştırmada, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin okuma ilgi ve alışkanlıkları ile okuma ilgisi ve okuduğunu anlama düzeyleri arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır.Araştırmanın evrenini 2007-2008 öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde (Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Sincan ve Yenimahalle) bulunan ilköğretim 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşılamadığı için farklı sosyoekonomik çevrelerde eğitim gören 390 öğrenci örneklem olarak seçilmiştir.Araştırma sürecinde ölçme aracı olarak ?Kitap Okuma Alışkanlığına İlişkin Tutum Ölçeği?, ?Okuma İlgi ve Alışkanlıkları Anket Formu? ve ?Okuduğunu Anlama Testi? kullanılmıştır. Ölçme süreci sonunda elde edilen verilerin analizinde betimleyici istatistik (frekans, yüzde ve ortalama), T-testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U Testi analizleri kullanılmıştır. Analizler SPSS 15.0 programıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin karşılaştırılmasında anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonucunda ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin okuma alışkanlığına ilişkin tutum düzeylerinin genel olarak ?yüksek? seviyede olduğu belirlenmiştir. Okuma ilgi ve alışkanlıklarına ilişkin yapılan değerlendirme sonucunda öğrencilerin kitap okuma alışkanlıklarının televizyon izleme alışkanlığının gerisinde kaldığı ve sınavlar (okul sınavları ve lise giriş sınavları) sebebiyle eğlenme/dinlenme amaçlı okumalara yeterli vakit ayıramadıkları tespit edilmiştir.Öğrencileri kitap okumaya büyük oranda anne-babaları ve öğretmenleri teşvik etmektedir. Kütüphanelerin okuma alışkanlığı kazandırmadaki etkisinin ise çok düşük olduğu görülmüştür. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin ilgi duydukları konularda macera-serüven konuları, türde ise roman-hikâye tercihleri öne çıkmıştır. Okuduğunu anlama testinden elde edilen bulgulara göre öğrenciler en çok şiir türünde başarı göstermiş, bunu öyküleyici metinler ve bilgilendirici metinler izlemiştir. Ayrıca öğrencilerin okuma alışkanlığına ilişkin tutum düzeyleri ile okuduğunu anlama başarı düzeyleri arasında düşük bir korelasyon bulunmuştur.
Türkçe öğretiminde metin seçimi
I ÖZET Yüksek Lisans Tezi Türkçe Öğretiminde Metin Seçimi Habip EKEN Fırat Üniversitesi "" Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı 2004; Sayfa: IV+ 105 Bir milletin en önemli yapı taşı ana dilidir. Bu nedenle her millet kendi ana dili öğretimi konusunda hassas davranır. Ülkemiz Türkiye'de ilköğretimin başlangıcından lisans eğitiminin sonuna kadar, ana dili olarak Türkçe dersleri bütün öğrenciler için zorunludur. Özellikle ilköğretim ve orta öğretim devresi boyunca metin temelli ders kitapları sıklıkla kullanılır. Bu metinler rastgele değil bazı ilkeler ışığında seçilirler. Ders kitaplarında yer alan metinler; türünün genel özelliklerini yansıtma, sanat değeri sergileme, hedeflenen seviyeye uygunluk vb. açılardan değerlendirilmelidirler. Buna ek olarak bu metinler, Türkçe ders programlarında belirlenmiş olan hedef ve davranışlara ulaşmakta öğrencilere yardım etmek zorundadır. Anahtar Kelimeler: Türkçe Öğretimi, Türkçe Eğitimi, Metin Seçimi, Ders Kitabı, Metin
Retorik Yapı Kuramının açıklayıcı metinler örneğinde bir uygulaması
Bu çalışmanın temel amacı, RYK'nin (Retorik Yapı Kuramı/Rhetorical Structure Theory) öğretici metin tasarımına özgü açıklayıcı metinlerin plan/hazırlık ve geliştirme aşamalarındaki organizasyon süreçlerini yönetme işlevi bulunduğunu kanıtlamaktır. Bu amaç doğrultusunda, metin organizasyonuna etkisi olan düzenlemeleri göstermesi ve metindilbilim alanında (yakın dönemlerde) kullanılmaya başlanan model olması nedeniyle, Mann ve Thompson'ın ?Retorik Yapı Kuramı Yaklaşımı? çalışmanın kuramsal yönelimini oluşturmuştur. Bu amaca uygun olarak çalışmada öğretici tasarıma konu olan metinlerin plan/hazırlık süreçlerinde karşılaşılan konu değeri, konusal farklılık ve benzerlik gibi özelliklerin bütünü listelenerek RYK ilke ve kurallarının bu süreçlerdeki etkisi/katkısı belirlenmeye çalışılmıştır. Söz konusu amaçlar çerçevesinde çalışmada aşağıdaki soruların cevapları aranmıştır:1.Bir metindeki büyük ölçekli yapı (makro) bileşenlerinin belirlenmesinde RYK bilgilerinin olası bir rolü var mıdır? Böyle bir etki söz konusuysa gözlemlenen etki ne yöndedir?2.Okuyucu, konu içeriği ve konu sürekliliği gibi birtakım etkenler aracılığıyla açıklayıcı metindeki bilgilere ulaşır. Bir metnin en az çabayla okunup anlaşılabilmesi için RYK bileşenlerinin olası katkısı var mıdır? Varsa, bu katkının hiyerarşik düzeni nasıldır?3.Öğretici tasarıma özgü açıklayıcı metinlerde ne türden bilgi ya da eğilim hangi sıklıkla sunulmaktadır?4.Söz konusu metinlerdeki bilgilerin metnin kapsamı içinde ya da dışında olduğunu belirleyen kısıtlamalar nelerdir?Bu soruların cevaplarına ulaşmak amacıyla, aynı zamanda kuramın en önemli ve başlangıç sayıltısı olan `metni birbiri ardına dizilmiş cümle(cik)lerden değil, ardışık cümlelerin odağında yer alan önermelerin bağıntılı doğası' çerçevesinde değerlendiren RYK'nin işlem yönergeleri gözden geçirilmiş ve bu yönergelere ilişkin olarak (da) nedensellik analizi yapılmıştır. Metinlerdeki bağdaşıklık, giriş, gelişme ve sonuç gibi yapısal bölümlemelerin metnin bütünü içerisindeki sözbilimsel şemalar uyarınca incelenebilmesinin gerekçesi ise daha önceki araştırmaların fiziksel metinlerdeki yapısal belirlemelerin ancak bütün bölümlerin birbirleri ile sergilediği ilişkilerin incelenmesi yoluyla değerlendirilebileceği yönündeki sonuçlarıdır.Bu çalışmada, metin yazarlarının öğretimsel tasarım amacıyla ürettikleri metinlerin yapısal bölümlemelerinin nasıl daha açık bir biçimde kodlanabileceği sorusunun cevap kaynağı olabileceği düşüncesiyle yazarların açıklayıcı türde hazırladıkları metin örnekleri R-yapılar (Sözbilimsel şemalar) üzerinden bir analize tabi tutulmuştur. Metinlerdeki bağlılık; metin içi göndergeler ve eksiltiler, bağlaçlar, sözcükler, zaman, görünüş ve kip belirten ekler açısından araştırılmış ve bu öğelerin kullanımları ile metindeki yapısal bölümlerin işlevleri arasında ilişki bulunduğu varsayılmıştır.Araştırmanın veri tabanını öğretimsel tasarıma özgü açıklayıcı metinler oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmanın temel amacı, açıklayıcı metinlerin RYK açısından bir analize tabi tutulması sonucunda ulaşılan bulgular ışığında yapılan çözümlemelerle doğrulanmıştır.Anahtar Kelimeler: Metin, bilgi işleme, zihinsel sunumlar, retorik yapı kuramı.
İlköğretim 1. ve 5. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki söz varlığı unsurlarının eğitsel açıdan değerlendirilmesi
ÖZET Yüksek Lisans Tezi İlköğretim 1. ve 5. Sınıf Türkçe Ders Kitaplarındaki Söz Varlığı Unsurlarının Eğitsel Açıdan Değerlendirilmesi Süleyman Kaan YALÇIN Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı 2005; Sayfa: XVII + 245 Dil, insanoğlunun kendisini ifade etmesinde ve dış dünya ile iletişim kurmasında kullandığı en etkili unsurdur. Çünkü dil, temelinde, dış dünyadaki kavram, nesne ve olayların sembolik göstergeleri olan ve insanoğlunun düşünce ve varlık dünyasına şekil veren sözcükleri barındırmaktadır. Sözcükler, varlıkların kendisi olmamakla birlikte onların insan zihnindeki karşılığı olan sembolleridir. İnsanoğlu bu semboller doğrultusunda dış dünyayı içselleştirerek düşünür, iletişim kurar ve sosyal hayatına düzen verir. Kısacası, anlama ve anlatma evreninin sınırlarını çizer. Bu yönüyle, sözcükler, algının, kavramanın, yorumlamanın, anlamanın ve anlaşılanların aktarılmasının odak noktasını oluşturur. Anlamanın ve anlatmanın temelinde yer alan sözcüklerin doğru bir şekilde kazandırılması eğitim ve öğretim sürecinde en etkin materyal olarak kullanılan ders kitaplarının ve özellikle de ana dili eğitiminin amaç edinildiği Türkçe ders kitaplarının, söz varlığı açısından son derece zengin oluşuna bağlıdır. Bu çalışma, bireylerin kavram ve söz dağarcığı gelişiminde etkin rol oynayan ana dili / Türkçe ders kitaplarında yer alan söz varlığı unsurlarının türlere göre dağılımım, yapışım, IIIkökenini, sıklığını, yeterliliğini ve öğretildiği yaş ve zihinsel gelişim sürecine uygunluğunu tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada 2003-2004 eğitim ve öğretim yılında MEB tarafından ilköğretim okullarının 1. ve 5. sınıflarında okutulmak üzere önerilen 1. ve 5. sınıflara ait iki adet Türkçe ders kitabı kullanılmıştır. Öncelikle ders kitaplarındaki metinlerinde bulunan sözcükler bilgisayar ortamına aktarılmış, daha sonra ise aktarılan sözcüklerin tekrarlı ve tekrarsız sayılan, söz varlığı içerisindeki dağılımları, kullanım sıklıkları ve kökenleri tezin alt amaçlarına uygun olarak tespit edilmiş ve ayrıca sözcüklere bağlı olarak elde edilen bulgular, grafiklere dönüştürülerek somutlaştırılmıştır. Bulguların incelenmesi ile elde edilen sonuçlar, ilköğretim 1. ve 5. sınıf Türkçe ders kitapları metinlerinin, söz varlığı açısından yetersiz olduğunu ve metinlerdeki söz varlığının, yaş ve buna bağlı olarak şekillenen zihinsel gelişim sürecine ve bu sürece bağlı olarak oluşturulmuş olan öğretim ilkelerine uygun olarak hazırlanamadığını ortaya koymaktadır. Anahtar Sözcükler: Sözcük, söz varlığı, temel söz varlığı, kavram ve söz dağarcığı gelişimi, Türkçe ders kitabı. IV
Gülten Dayıoğlu'nun Fadiş ve Dört Kardeştiler adlı öykü kitaplarının tümce anlambilim açısından incelenmesi
Yeni bir bilim dalı olan anlambilim, ülkemizde kuram ve uygulama alanı olarakçalışmaların yeterince yaygınlaşmadığı bir bilim dalıdır. Özellikle de çocuklar için yazılanöykü kitapları üzerinde anlambilimsel incelemeler oldukça sınırlıdır.Bu çalışmada amaç, Gülten Dayıoğlu'nun öykü kitaplarının, çocukların dil gelişimi veanlambilim açısından değerlendirilmesidir. Yapılan bu çalışma sayesinde, çocukların dilgelişimlerini destekleyici özellik gösteren çocuk kitaplarının taşıması gereken dilsel veanlambilimsel özellikler saptanmaya çalışılmıştır.ncelemenin asıl alanı olan anlambilim konusunda öncelikle anlam olgusu ve teorikbilgiler sunulmuş, beraberinde öykü kitaplarının bire bir anlambilimsel incelemesi yolunagidilmiştir. ncelemenin diğer boyutunu oluşturan çocuğa görelik bölümünde ise, çocuklarınizledikleri evrensel dil gelişim dönemleri hakkında bilgi verilirken iki öykü kitabı bu açıdandeğerlendirilmiştir.Bu bağlamda Gülten Dayıoğlu'na ait iki öykü kitabı ?Fadiş? ve ?Dört Kardeştiler?,çocuğa görelik ve anlambilim açısından değerlendirilmek üzere seçilmiştir. Bu kitaplar geneldil gelişimi ve anlambilim yönünden incelenirken, öykülerin içinde taşımaları gerekenbiçimsel ve içeriksel özelliklere de değinilmiştir.Anahtar Sözcükler: Anlam, Anlambilim, Tümce Anlambilim, Hikâye Kitapları, ÇocuğaGörelik, Gülten Dayıoğluâ¦
Öğretmen görüşlerine göre ilköğretim okulları ikinci kademede konuşma eğitimi (Ankara ili örneği)
ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNE GÖRE İLKÖĞRETİM OKULLARI İKİNCİKADEMEDE KONUŞMA EĞİTİMİ (ANKARA İLİ ÖRNEĞİ)ÖZETBu araştırmada, Ankara merkez ilçelerindeki farklı sosyoekonomikdüzeylerdeki okullarda görev yapan 244 öğretmenden ?Anket? ile veri toplanmıştır.Türkçe öğretmenlerinin konuşma eğitiminde karşılaştıkları güçlükler, mezunoldukları bölümde konuşma derslerini alma durumları ve bu derslerin yeterliliği,konuşma eğitiminde öğretmen-öğrenci ilişkileri, faydalandıkları ders araç-gereçleri,öğretmenlerin yöntem ve teknikleri uygulama durumları, konuşma eğitimindensorumlu olan kişiler ve kurumlar, öğretmenlerin Türkçe Programı ve konuşmaeğitimine ihtiyaç duydukları ders saatleri ile ilgili görüşleri değerlendirilmiştir.Öğretmenlerin çoğu mezun oldukları bölümde konuşma eğitimi dersinialmadığını, bu dersi alanlar ise dersin ihtiyaçlarını karşılamadığını belirtmişlerdir.Öğretmenlerin ders saatlerinin yoğunluğu, sınıfların kalabalık olması, yardımcıaraçların yeterince kullanılmaması, Türkçe ders saatlerinin yetersizliği konuşmaeğitimini zorlaştırmaktadır.Öğretmenler, Türkçe Programı'ndan, ders kitaplarından, yöntem vetekniklerden, ölçme ve değerlendirmeden, öğretmen-öğrenci, öğretmen-aileilişkilerinden kaynaklanan sorunların ve aksaklıkların konuşma eğitimini olumsuzetkilediğini bildirmişlerdir.Araştırmaya katılan öğretmenlerin %68,9'unun Türkçe öğretmenliğibölümünden mezun olmadığı, %68,4'ünün ise konuşma eğitimi ile ilgili dersalmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin %83,2'sinin konuşma eğitiminde 1. sıradafaydalandıkları araç, ders kitabıdır. Öğretmenlerin %82,4'ü şu an uygulanan derssaatini Türkçe dersi ve konuşma için yetersiz görmektedirler. Ayrıca Türkçeöğretmenlerinin %86,5'i Türkçe Programı'nı konuşma eğitimi için yetersizgörmektedirler. Türkçe ve konuşma eğitiminde çok önemli yeri olan ?ölçme vedeğerlendirme? konusunda öğretmenlerin %93,9'u bilimsel ölçütlerdenyararlanmamaktadırlar.
Jandarma astsubay meslek yüksekokulu öğrencilerinin yazılı anlatımları üzerine bir araştırma
Bu araştırma, Jandarma Astsubay Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin yazılı anlatımlarındaki bilgi ve beceri düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada, Jandarma Astsubay Meslek Yüksekokulu 2006-2007 eğitim öğretim yılı 1. sınıf öğrencilerinin oluşturduğu 130 öğrencinin yazılı anlatımları incelenmiştir. Bu araştırmada öğrencilerden kendilerine verilen 15 konudan birini seçerek bir kompozisyon yazmaları istenmiştir. Öğrencilerin yazılı anlatımları; anlatım bozukluğu, imla ve noktalama hataları açısından değerlendirilmiştir. Öğrencilerin yazmış oldukları cümleler, 13 türde anlatım bozukluğu başlığı altında değerlendirilmiştir: Yanlış anlamda kullanılan sözcükler %6.37; gereksiz sözcük kullanımını %5.59; gereksiz tekrarlar %8.49; deyim ve atasözü yanlışları %2.12; cümlenin ögelerinin yanlış sıralanışı %5.98; öge eksikliği %13.89; mantık yanlışları %19.49; özne-yüklem uyumsuzluğu %2.31; tamlama yanlışlığı %14.47; gereksiz kip ve kişi ekleri %2.31; eksik veya yanlış ek kullanımı %13.32; zamir belirsizliği %4.24; çatı uyumsuzluğu %1.35 olarak belirlenirken öğrencilerin yazılı ifadelerinde 518 anlatım bozukluğu cümlesi tespit edilmiştir. ii Örneklemi oluşturan 130 öğrencinin yazılı anlatımlarındaki cümleler, 11 türde imla kuralı açısından incelenmiştir. Bunlar: Bağlaç olan da, de ile hâl eki olan "-de" nin yazımı %38.28; bağlaç olan ki ile ilgi zamiri olan "-ki" nin yazımı %7.53; bağlaç olan ne... ne... 'nin yazımında hiç hataya rastlanmamıştır. Soru ekinin yazımı %1.42; sayıların yazımı %1.22; büyük-küçük harflerin yazımı %25.45; birleşik kelimelerin yazımı %22.6; deyimlerin yazımı %0.2; ikilemelerin yazımı %0.4; alıntı kelimelerin yazımı %2.44; kısaltmaların yazımı %0.4 olarak belirlenirken öğrenciler kompozisyonlarında 491 imla hatası yapmıştır. Jandarma Astsubay Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin yazılı anlatımları, noktalama işaretlerinin metinde doğru konulması bakımından incelenmiştir: Nokta %10.37; virgül %26.4; noktalı virgül %17.92; iki nokta %8.49; üç nokta %2.83; soru işareti ile ilgili yanlışlar %3.77'dir. Ünlem işareti ile ilgili yanlışlar: Bu noktalama işaretinden hiç hata yapılmamıştır. Kısa çizgi ile ilgili yanlışlar %0.9; tırnak işareti %4.71; kesme işareti %24.52'dir. Hece yapısı ve satır sonlarında kelimelerin bölünmesi: Bununla ile ilgili hatalı bir cümleye rastlanılmamıştır. Öğrencilerin yazılı anlatımlarında 106 noktalama hatasına rastlanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular ışığında, Jandarma Astsubay Meslek Yüksekokulu öğrencilerin yazılı anlatım becerilerinin (imla, noktalama ve anlatım bozukluğu) geliştirilmesine yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yazılı anlatım, imla, noktalama, anlatım bozukluğu.
Türkçe öğretmeni adaylarının yazılı anlatım derslerine yönelik tutumları ile yazma becerileri üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Türkçe öğretmeni adaylarının Yazılı Anlatım derslerine yönelik tutumları ile yazılı anlatım bilgi ve beceri düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, betimsel niteliktedir. Araştırmanın evrenini, üniversitelerin Türkçe Eğitimi Bölümü son sınıf öğrencileri, örneklemini ise eğitim fakültelerinden ?random? yöntemiyle belirlenen 8 üniversiteden toplam 570 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre Türkçe öğretmeni adaylarının yazılı anlatımın geliştirilebilir bir beceri olduğu bilincini kazandıkları fakat adayların yazılı anlatım becerilerindeki yetersizliklerinden yakındıkları ve mesleki yaşamlarında da bu alanda sıkıntı çekeceklerine inandıkları tespit edilmiştir. Yine adaylar derslerde iyi ve doğru yazılmış metinlerden yeterince faydalanamadıklarını bu yüzden dersin sayısının ve haftalık saatinin artırılmasını istemektedir. Adayların büyük çoğunluğu kalabalık sınıf mevcutlarından, ölçme ve değerlendirmeye yönelik uygulamalı çalışmaların eksikliğinden yakınırken Yazılı Anlatım derslerinin kendilerinde olumlu tutum geliştirdiğine inanmaktadır. Türkçe öğretmeni adaylarının Yazılı Anlatım bilgisi genel başarı ortalamaları % 76 olarak tespit edilmiştir. Adaylarının % 76'lık yazılı anlatım bilgi düzeyi ?başarı? olarak kabul edilse bile, yazılı anlatım yeterliliği için edinilen bilginin beceriye dönüştürülememesi bir anlam ifade etmeyecektir. Bunun için araştırmanın son bölümünde adayların yazılı anlatıma yönelik bilgilerini beceriye dönüştürebilme yeterlilikleri de incelenmiştir. Elde edilen bulgulardan hareketle I. öğretimdeki Türkçe öğretmeni adaylarının II. öğretimdeki adaylara göre Kompozisyon Değerlendirme Ölçeğine uygun yazılı anlatım (kompozisyon) metinleri oluşturmada daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak nitelikli Türkçe öğretmenlerinin yetiştirilebilmesi için Yazılı Anlatım derslerinin öğrenci beklentileri de göz önünde bulundurularak daha titiz ve daha kapsamlı işlenmesi gerektiği, bunun için de ders öğretim elemanlarına büyük sorumluluklar düştüğü sonucuna ulaşılmıştır.
İlköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin kendini yazılı olarak ifade etme kazanımlarına ulaşma düzeyi
Bu çalısma, ilkögretim 5. sınıf ögrencilerinin kendini yazılı olarak ifade etme kazanımlarına ulasma düzeyini tespit etmek amacıyla yapılmıstır. Arastırma, betimsel bir nitelik tasımaktadır. Arastırmanın evrenini Ankara'da ögrenim gören ilkögretim besinci sınıf ögrencileri olusturmaktadır. Örneklemi ise Ankara merkez ilkögretim okullarından sosyo-ekonomik düzeyleri düsük, orta ve yüksek olan 3 ilkögretim okulunda ögrenim gören 120 ilkögretim besinci sınıf ögrencisi olusturmaktadır. Ögrencilerin ifade edilen kazanımlara ulasma düzeylerini belirlemek için onlara bilgilendirici ve öyküleyici türlerde metinler yazdırılmıs, ögrenci kâgıtları kazanım maddelerinden olusturulan bilgilendirici ve öyküleyici metin yazma ölçegine göre degerlendirilmistir. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 11.5 kullanılmıstır. Çalısma sonucunda, ögrencilerin ölçülen kazanımlarından 12'sine istenen düzeyde ulastıkları, 10'una istenen düzeyde ulasamadıkları tespit edilmistir. &lkögretim 5. sınıf ögrencilerinin öyküleyici ile bilgilendirici metin yazma becerilerinde, öyküleyici metin yazmanın lehine anlamlı bir fark tespit edilmistir. Ögrencilerin yazılı anlatımlarındaki ortak kazanımlara iliskin öyküleyici ile bilgilendirici metin yazma becerileri puan ortalamaları arasında, bilgilendirici metin yazmanın lehine anlamlı bir fark tespit edilmistir. Ögrencilerin yazılı anlatım becerileri arasında; anne ve babanın ögrenim düzeyi, ailenin gelir düzeyi, kendine ait bir oda ve çalısma masası olması, evde kitaplık bulunması, eve süreli yayın alınması ve okul öncesi egitim alma durumlarına göre anlamlı farklar bulunmustur.
İlköğretim ikinci kademede dil bilgisi öğretiminin sorunları üzerine bir araştırma
Dil bilgisi, dogru yazıp okumak amacı ile dillerin baglı oldugu kuralları tespit eden bilim dalıdır. Dil bilgisi; bir dili ses, sekil ve cümle yapıları ile çesitli ögeleri arasındaki anlam iliskilerini inceleyerek bunlarla ilgili kuralları ve isleyis özelliklerini ortaya koyar. Dil bilgisi ögretimi de dille ilgili bilgilerin verildigi, Türkçenin anlama ve anlatma dil becerilerinin yanında, bu alanları destekleyici, açıklayıcı ve örgütleyici ögretim etkinlikleridir. Bu bakımdan ele alındıgında dil bilgisi, Türkçenin okuma, dinleme, yazma ve konusma dil becerilerini tamamlayıcı bir isleve sahiptir. Çalısmada ögretmen görüslerinden hareketle dil bilgisi ögretiminin sorunları üzerinde durularak bu sorunlara çözüm önerileri getirilmeye çalısıldı. Ögretmen görüslerini tespit etmek amacıyla hazırlanan anket formu, Ankara iline baglı sekiz merkez ilçede uygulandı. Evrendeki bu ilçelerde 257 ögretmene ulasıldı. Anket formu, iki bölümden olusmaktadır. Birinci bölümde ankete katılan ögretmenlerin demografik ve akademik durumlarını tespit edici sorular bulunmaktadır. +kinci bölümde ise yedi farklı alt problemle ilgili ögretmenlerin görüsleri alınmıstır. Ögretmen görüslerinden su sonuçları çıkarmak mümkündür: 1. Ögretmenler, dil bilgisi ögretiminin anlama ve anlatma becerilerini gelistirdigine iliskin verilen ifadelere büyük oranda katılmaktadırlar. 2. Ögretmenler, dil bilgisi ögretiminde en çok ders kitabını kullanmaktadırlar. 3. Ögretmenler, dil bilgisini ögretirken en çok fiil çatıları, fiilimsiler ve birlesik cümlelerde; en az da ünlü uyumları ve ünsüzlerle ilgili kurallarda zorlanmaktadırlar. 4. Ögretmenler, dil bilgisi ögretimiyle ilgili verilen problemlere çogunlukla katılmaktadırlar. 5. Dil bilgisi ögretiminin sorunlarına iliskin önerilen çözümlere ögretmenler büyük oranda katılmaktadırlar.
İlköğretim ikinci kademe Türkçe derslerinde okuma stratejilerinin okuduğunu anlama üzerindeki etkisi
Okuma bir yazının harflerini ve sözcüklerini tanımaya, bunların anlamlarını kavramaya yönelik bir etkinliktir. Birey ve toplum hayatında çok önemli bir yer tutan bu etkinlik, öğrenmenin temel aracıdır. Hayat boyunca öğrenilen bilgilerin önemli bir kısmı okuma yoluyla elde edilir. Bu arastırma okuma stratejilerinin öğrencilerin bilgilendirici metinleri okuduğunu anlama seviyeleri üzerindeki etkisini tespit etmek amacıyla yapılmıstır. Arastırmanın evreni, Ankara ili merkez ilçelerindeki ilköğretim okullarında okumakta olan sekizinci sınıf öğrencileridir. Arastırmanın örneklemini ise bu öğrenciler içinden bilgilendirici metinleri okuduğunu anlama düzeyi açısından aralarında anlamlı iliski bulunmayan 24'er kisilik iki öğrenci grubu olusturmaktadır. Bu iki öğrenci grubundan Altındağ ilçesi Nihat Basakar ?lköğretim Okulu 8/B sınıfı deney grubunu; Etimesgut ilçesi Nasreddin Hoca ?lköğretim Okulu 8/A sınıfı ise kontrol grubunu olusturmaktadır. Arastırmada deney grubu öğrencileriyle birlikte yedi hafta boyunca okuma stratejilerine göre düzenlenmis olan dersler islenmis; kontrol grubunda geleneksel öğretime devam edilmistir. Arastırma sonucunda deney grubu öğrencilerinin deney öncesi basarı testi ortalama puanı 25,83 iken bu değer deney sonrasında 38,25 düzeyinde gerçeklesmistir. Okuma stratejilerinin uygulandığı deney grubu öğrencilerinin bilgilendirici metinleri okuduğunu anlama düzeyi testine ait basarı puanları deney öncesinden sonrasına anlamlı farklılık göstermektedir. [F(1-47)= 21.309; p<.05]. Buna göre okuma stratejileri, öğrencilerin bilgilendirici metinleri okuduğunu anlama düzeyini artırmada geleneksel öğretimden daha etkilidir.
Çocuk edebiyatı ürünlerinin okuma gelişimine etkisi
Okuma, yaşamı renklendiren, insanın bilgi ve kültür kazanmasını sağlayan ve sürekligeliştirilmesi gereken bir beceridir. Bu beceri ilköğretimin ilk kademesinden başlayarak hayat boyudevem eder. Okuma becerisi küçük yaşlardan itibaren kazandırılması gereken zihinsel bir etkinliktir.Bu becerinin geliştirilmesinde iyi seçilmiş çocuk edebiyatı ürünleri önemli rol oynar.Araştırmamızda Ankara'nın Kızılcahamam ilçesindeki farklı sosyo-ekonomik çevrelerdebulunan (merkez, belde, köy) 9 ilköğretim okulundan 360 öğrencinin karşılaştıkları çocuk edebiyatımetinlerinin okuma becerisine etkisi tespit edilmiştir. Hazırlanan öğrencilere yönelik ?Bilgi ToplamaAnketi? ile öğrencilerin sosyo-ekonomik durumları, çalışma ortamları ve okuma becerilerine ilişkinbazı verileri elde edilmiştir. Bu verilerden hareketle, öğrencilerin okuma becerileri ile okuduklarınıanlama başarıları arasındaki ilişki; karşılaştıkları çocuk edebiyatı metinlerinin okuma becerilerineetkisi değerlendirilmiştir.Araştırmada çocuk edebiyatı metinleriyle okuma becerisi arasındaki ilişkiyi ölçmek içinöğrencilere altı metin sunulmuştur. Bilgilendirici, öyküleyici ve şiir olmak üzere üç tür olan bumetinlerin çocuk edebiyatı ürünlerinin genelini kapsayacağı düşünülmüştür. Bu altı metin kendiiçerisinde iki grupta ele alınmıştır. Birinci gruptaki metinlerde çocuk edebiyatı açısından çocuklarınyaş gruplarına, anlama ve anlatma becerilerine hitap edecek metinler olmasına dikkat edilmemiştir. Bumetinler rastgele seçilmiştir. Diğer grupta yer alan metinlerde ise çocuk edebiyatı açısından çocuklarınyaş gruplarına, anlama ve anlatma becerilerine hitap edecek metinler olmasına dikkat edilmiştir. Bunagöre birinci grup metinlerdeki öğrencilerin okuduğunu anlama puanlarının genel başarı ortalaması %46, ikinci grup metinlerdeki öğrencilerin okuduğunu anlama puanlarının genel başarı ortalaması %80'dir.Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin cinsiyetleri, sosyo-ekonomik düzeyleri ve çalışmaortamlarına ilişkin verilere göre okuma becerilerinde anlamlı farklılıklar oluştuğu gözlenmiştir. Bunabenzer şekilde, öğrencinin ders dışında kitap okuması, evinde kitaplık bulunması ve okumaya zamanayırmasına göre de okuma becerilerinde anlamlı farklılıklar meydana gelmektedir. Öğrencilerinkütüphaneye gidip gitmemelerine göre okuma becerilerinde anlamlı fark meydana gelmemiştir. Budurum öğrencilerin bir kısmının bulunduğu yerleşim yerinde (köy, belde) kütüphanenin olmamasıylailgilidir.Araştırmanın sonunda ?çocuk edebiyatı ürünlerinin okuma gelişimine etkisi? değerlendirilmişve araştırmada elde edilen bulgulardan yola çıkılarak bazı öneriler dile getirilmiştir.
İlköğretim öğrencilerinin öyküleyici anlatımlarında bağdaşıklık, tutarlılık ve metin elementleri
İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN ÖYKÜLEYİCİ ANLATIMLARINDA BAĞDAŞIKLIK, TUTARLILIKVE METİN ELEMENTLERİ-Eyyup COŞKUNÖZETBu araştırmada ilköğretim 5. ve 8. sınıfta öğrenim gören, farklı sosyo-ekonomik düzeylerdeki 372 öğrencininöyküleyici anlatımları, bağdaşıklık, tutarlılık ve metin elementleri açısından değerlendirilmiştir.Çalışmanın bulgularına göre bağdaşıklık araçlarının kullanım sıklıklarında öğrenci (kâğıt) başına düşenortalamalar sırasıyla şu şekildedir: Eksiltili anlatım (20,5), bağlama ögeleri (18,1), kelime bağdaşıklığı (15,9),gönderim (10,9), değiştirim (0,3). Öğrencilerinin öyküleyici anlatımlarında tutarlılık puanı ortalamaları 5 puanüzerinden 3,1'dir. Öğrencilerin hikâye elementlerindeki başarı ortalamaları ise sırasıyla şu şekildedir: Ana karakter (%73,5), başlatıcı olay (% 73), mekân (% 59,5), zaman (% 58,5), sonuç (% 58,5), girişim (% 52), amaç (% 51), tepki (%50,5). Tüm metin elementlerindeki başarı ortalaması ise % 58,3'tür. Öğrencilerin hikâyede asıl olay örgüsüne hazırlıkteşkil eden hikâye elementlerinde (ana karakter, mekân, zaman, başlatıcı olay) diğer elementlere oranla daha başarılıoldukları görülmektedir. Çalışmada öğrencilerin bağdaşıklık araçlarının kullanımı, tutarlılık ve metin elementleri ileilgili önemli sorunlar örneklerle açıklanmıştır.Öğrencilerin yazdığı hikâyelerin uzunluğunun ortalaması 174 kelimedir. Yapılan analizler sonucundaöğrencilerin yazdığı hikâyelerde metin uzunluğu, tutarlılık düzeyi, hikâye elementleri puanı ve bağdaşıklık düzeyiarasında istatistiksel olarak anlamlı, olumlu ve yüksek düzeyde ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bağdaşıklık,metin elementleri ve tutarlılık puanlarında öğrencilerin öğrenim gördükleri sınıflara ve sosyo-ekonomik düzeylerinegöre istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir.COHESION, COHERENCE AND TEXT ELEMENTS IN NARRATIVE TEXTS OF PRIMARY SCHOOLSTUDENTS - Eyyup COŞKUNABSTRACTThis study evaluates the narrative texts of 372 students, from different socio-economic levels, from grade 5and 8 of primary school in terms of cohesion, coherence and text elements.The research findings has shown that mean average for per student paper in the usage of cohesive devices isellipsis (20,5), conjunctions (18,1), lexical cohesion (15,9), reference (10,9), and substitution (0,3). The students'mean average for coherence is 3,1, at range of 1-5 point. Success means of the students in story elements are 73.5 %for main character, 73 % for starter event, 59.5 % for locale, 58.5 % for time, 58.5 % for ending, 52 % for action, 51% for goal, and 50.5 % for reaction. Success mean in all the story elements is 58.3 %. Students are more successful instory elements, which can be regarded as a preparation to the main course (main character, locale, time, starter event)in proportion to the other items.Students had great problems concerning cohesive devices, coherence and text elements. In the study theseproblems have been explained with examples.The average length of the stories written by the students is 174 words. As a result of the analysis carried out,it has been found out that there are statistically significant, positive and high level correlations between length of thetext, level of coherence, point for story elements and level of cohesion. Furthermore, it has been determined that thereis statistically significant difference between the levels of the students for coherence, text elements and cohesiondepending on their grades and socio-economic levels.
Tanzimat'tan Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar (1839-1928) Türkiye'de ilkokuma ve yazma öğretimi
Bu çalışmanın amacı, müfredat programlarının, ders kitaplanmn, kuramsal eserlerin ve yazıların yardımıyla ilköğretim kurumlarında, Tanzimat'tan (1839) Lâtin harflerinin kabulüne (1928) kadar, ilkokuma ve yazma öğretiminin tarihsel gelişimini belirlemektir. Çalışmanın veri kaynağım, 1839-1928 tarihleri arasında yayımlanan ilköğretim müfredat programlan, elifba kitapları, kuramsal eserler ve süreli yayınlarda konuyla ilgili makaleler oluşturmaktadır. Derlenen verilerin çözümlenmesi sonucunda, Türkiye'de ilkokuma ve yazma öğretiminin, 1) Müfredat programlarına, 2) Ders kitaplarına, 3) Kuramsal eserlere ve süreli yayınlardaki yazılara bağlı olarak, üç farklı açıdan gelişim seyri izlediği tespit edilmiştir. 1) Müfredat Programlarına Bağlı Olarak İlkokuma ve Yazma Öğretiminin Gelişimi: İlk kez, 1263/1847 tarihinde yayımlanan Etfalin Talim ve Tedris ve Terbiyelerini Ne Veçhile Eylemeleri Lâzım Geleceğine Dair Sıbyan Mekâtibi Hâceleri Efendilere İta Olunacak Talimat uyarınca öğretmenler, okuma ve yazmayı beraber yürütecektir. 1892 tarihinde, "Dersaadet ve Kasabât îbtidaî Mekteblerine Mahsus" hazırlanan programda, 1893 yılında, "Inas Rüştiyesi" ile "Kız Sanayi Mektebi" için hazırlanan müfredat programında, harf yöntemi esasma bağlı olarak elifba derslerinin içeriği belirlenmiştir. 1924 tarihli İlk Mekteplerin Müfredat Programı ile ilkokuma ve yazma öğretiminde o zamana kadar kullanılan harf yöntemi yasaklanmıştır. 1926 tarihli müfredat programında ilkokuma ve yazma öğretimi için önerilen yöntem, Türkiye'de ilkokuma ve yazma öğretiminde, 2005 yılma kadar izlenen yöntemdir.11 2) Elifba Kitaplarına Bağlı Olarak îlkokuma ve Yazma Öğretiminin Gelişimi: Elifba kitapları, ilkokuma ve yazma öğretim yöntemi açısından müfredat programlarına koşut bir gelişme göstermez. Çağının ilerisinde bir alfabe kitabı, 1875 yılında Mebde-i Talim-i Sıbyan adıyla yayımlanmıştır. Eser, cümle yönteminin ilkeleriyle yazılmıştır. Benzer yöntemle alfabe kitapları, ancak kırk sekiz yıl sonra Cumhuriyet döneminde görülür. 1891 yılında yayımlanan İsmail Hakkı Elifbasında. ses yöntemi izlenmiştir. Ders kitaplarmda izlenen yöntem bakımından bu kopukluk, ders kitaplarının içeriğinde ve baskı kalitesinde de görülür. 1874 yılında Hafız RefT tarafından yayımlanan Resimli Elifba-i Osmanî adlı eserdeki resim kalitesi, doksan yıllık zaman dilimini kapsayan dönemde, başka hiçbir alfabe kitabında yakalanamamıştır. 3) Kuramsal Eserlere ve Yazılara Bağlı Olarak İlkokuma ve Yazma Öğretiminin Gelişimi: îlkokuma ve yazma öğretimi üzerine kaleme alman kuramsal eserlerin ya da yazıların, yayımlandıktan sonra müfredat programlarında ve elifba kitaplarında izlenecek yöntemlerin belirlenmesine yer yer kaynaklık ettiği görülür. Selim Sabit'in, Rehnüma-i Muallimin 'de savunduğu kısa heceleme yöntemi, daha sonra yayımlanan ders kitaplarmda izlenilen yöntem, 1892 tarihinde hazırlanan müfredat programında da öngörülen yöntem olmuştur. Satı Bey'in Tedrisat-ı İptidaiye dergisinde, 1911 yılında yayımladığı "Elifbayı Nasıl Öğretmeli?" başlıklı makalenin ardından elifba kitapları ses (savu yöntem) yönteminin esaslarına göre yazılır. Sonuç olarak, 1839-1928 yıllan arasında ilkokuma ve yazma öğretimi; müfredat programlan, ders kitaplan, kuramsal eserler ve yazılar çerçevesinde, birbirini yenileyen bkbirini bütünleyen bir gelişim seyri göstermiştir. Bu gelişim seyrinin eğitim tarihi ve Türkçe öğretimi tarihi içindeki yeri ve önemi "Sonuç" bölümünde değerlendirilmiştir.
Türkçe öğretmenlerinin konuşma becerisi yeterliklerine ilişkin bir durum çalışması (Sakarya örneği)
Sözlü dilin ayırıcı özellikleri, onu insanın günlük yaşamı, eğitim yaşamı ve iş yaşamı için vazgeçilmez kılmaktadır. Sesini mesleki bir araç olarak kullanan öğretmenler, özellikle Türkçe öğretmenleri için bu becerinin etkili biçimde kullanılması ayrıca önem taşımaktadır. Oysa öğretmenlerin yetiştirilmesi sürecinde, konuşma becerisinin yeterince geliştirilemediği, öğretmen adaylarıyla yapılan çalışmaların temel bir bulgusu olarak öne çıkmaktadır. Diğer yandan hizmet içi Türkçe öğretmenleriyle yapılmış çalışmaların da olmadığı dikkat çekmektedir. Bu doğrultuda araştırmada Türkçe öğretmenlerinin konuşma becerisi yeterliklerine ilişkin bir durum belirlemesi yapmak amaçlanmıştır. Araştırmada ilk olarak katılımcı Türkçe öğretmenlerinin konuşma becerisinin söyleyiş alt boyutuna ilişkin yeterlikleri; daha sonra ise kendi konuşma becerisi yeterliklerine ilişkin değerlendirmeleri ele alınmıştır. Durum çalışması olarak tasarlanan araştırmada iki tür veri toplanmıştır. İlki Türkçe öğretmenlerinin belirlenen konuşma metinlerini seslendirmeleriyle elde edilen konuşma verisi; ikincisi Türkçe öğretmenlerinin kendi konuşma becerisi yeterliklerine ilişkin değerlendirmelerine yönelik yarı yapılandırılmış görüşme verisi. Araştırmaya veri sağlayan katılımcılar, Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda görev yapan 2'si erkek, 18'i kadın toplam 20 Türkçe öğretmenidir. Katılımcılar, araştırmaya gönüllü olarak katılmışlar ve farklı deneyim yıllarına sahiptirler. Metin sesletme verileri, bir sesbilim, bir de Türkçe eğitimi uzmanı tarafından değerlendirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmelerde ise Türkçe öğretmenlerinin konuşma yeterliği ve derslerdeki konuşmaları konusunda görüşleri alınmıştır. Bu görüşmelerden elde edilen veriler, içerik çözümleme türlerinden tematik çözümleme kullanılarak iki araştırmacı tarafından çözümlenmiştir. Sonuç olarak metin sesletme verilerine dayalı bulgulardan yola çıkarak katılımcı Türkçe öğretmenlerinin söyleyiş becerisi açısından (en az 1 en çok 4 puan alınan bir derecelenmede 2,1 puan ile) geliştirilebilir düzeyde oldukları görülmüştür. Katılımcıların kendi konuşma becerisi yeterliklerini değerlendirmeleri sonucunda elde edilen bulgulara göre ise Türkçe öğretmenlerinin çoğunun kendi konuşma becerisini yeterli bulmadığı ve bu yetersizliği lisans eğitimi sırasında aldıkları konuşma eğitimi derslerinin yetersizliğine bağladıkları; birçoğunun ders sırasında tekdüzeliğe düşmediği görüşünde olduğu; kendi konuşma hızlarını ortalama olarak tanımladıkları; bazılarının derslerindeki konuşmalarında solunum denetimlerini sorunsuz sağlayamadığı; çoğunun ses sağlığını koruma konusunda çok az bilgiye sahip olduğu ve farenjit sorunu yaşadıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: konuşma becerisi yeterliği, Türkçe öğretmeni, söyleyiş, ses eğitimi.
Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde edebiyat halkalarının dil becerilerinin gelişimine etkisi
Bu çalışmada edebiyat halkaları yönteminin Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin dil becerilerinin gelişimine ve öz yeterlik algılarına etkisi araştırılmıştır. Çalışma, karma yöntem modellerinden biri olan yakınsak karma yöntem şeklinde desenlenmiştir. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde gerçekleştirilen araştırmada çalışma grubunu Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen farklı uyruklardan öğrenciler oluşturmaktadır. Edebiyat halkaları uygulamaları A2 düzeyinden C1 düzeyine kadar her kur için 6 hafta olmak üzere bütün kurlarda aynı uygulama basamakları izlenerek 24 haftada tamamlanmıştır. Veri toplama araçları olarak nicel veriler için Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi okuma, dinleme, konuşma ve yazma öz yeterlik ölçekleri; nitel veriler için öğrenci ve öğretmen görüşme formları kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS programı aracılığıyla yapılan istatistiksel analizler, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre A2 ve B1 kuru okuma puanlarında ve dil becerileri öz yeterlik algılarında deney grubunun lehine anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Nitel verilerin içerik analizinden elde edilen bulgulara göre uygulamaya katılan öğrenciler edebiyat halkalarının Türkçe öğrenmelerine yardımcı olduğunu, kendilerini bu yöntemle daha rahat ve öz güvenli hissettiklerini ifade etmiştir. Katılımcıların büyük çoğunluğu edebiyat halkalarını eğlenceli bulduğunu belirtmiş; genel olarak resimleyici-çizer görevi dışında olumsuz görüşlerin olmadığı belirlenmiştir. Uygulayıcı öğretmen de edebiyat halkaları ile bir metni farklı yönlerden incelemenin, klasik metin işlemeye göre daha detaylı, anlamayı pekiştirici ve işlevsel olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak edebiyat halkalarının Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin okuduğunu anlama becerisini geliştirdiği ve konuşma, dinleme, okuma ve yazma öz yeterlik algılarını olumlu yönde etkilediği söylenebilir.
İlköğretim 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında dil bilgisi öğretimi üzerine bir inceleme
ÖZET Günümüzde Türkçe eğitimi konusunda birçok yanlış yapılmaktadır. Bu yanlışların sonucu yetişkin insanlarımız Türkçeyi doğru kullanamamaktadır. Akademisyenlerimiz dahi konuşurken ve yazarken hatalar yapmaktadır. Bu durumun ortaya çıkmasının bir çok sebebi vardır. Bunlardan biri de Türkçe ders kitaplarının yetersizliğidir. Türkçe ders kitaplarımız, dil bilgisi eğitimi ve Öğretimi açısından birçok eksiklik tiçermektedir. İncelemede, Yıldırım Yayınlan Türkçe 8. sımf ders kitabıyla MiHî Eğitim Bakanlığı Yayınlan Türkçe 8. sımf ders kitabı, dil bilgisi öğretimi balonundan karşılaştınlarak incelenmektedir. Araştırma sonunda şu neticelere ulaşılmıştır: Millî Eğitim Bakanlığının kitabında tesadüfi örneklem yoluyla seçilen 10 metinle 17 dil bilgisi konusu anlatılırken, Yıldırım Yayınlarının Türkçe ders kitabında aynı yolla seçilen metinlerde 30 dil bilgisi konusu anlatılmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığının kitabında cümleyle ve kelimeyle toplam 52 örnek verilirken, Yıldmm Yayınlarının Türkçe ders kitabında toplam 85 örnek verilmektedir. Millî Eğitim Bakanlığının kitabında 17 tanım yapılırken, Yıldınm Yayınlannın Türkçe ders kitabında 30 tanım yapılmaktadır. "Millî Eğitim Bakanlığının kitabında toplam verilen uygulama sayısı 26 iken, Yıldırım Yayınlannın Türkçe ders kitabında toplam uygulama sayısı 60'tır. Millî Eğitim Bakanlığının kitabında dil bilgisi ile alâkalı toplam 124 terimin kullanıldığı tespit edilmiştir. Yıldmm Yayınlarının kitabında ise, 139 terimII bulunmaktadır. İki kitapta kullanılan ortak terim sayısı 55'tir. İki kitapta kullanılan toplam terim sayısı 263 'tür. Ortak terim kullanma oranı % 22Sih. Millî Eğitim Bakanlığının kitabında dil bilgisiyle ilgili 71 tanım yapılmaktadır. Yıldırım Yayınlarının kitabında ise, dil bilgisiyle ilgili tanım sayısı 73' tür. İki kitabın dil bilgisiyle ilgili, aynı tanımlarının sayısı ise 32'dir. Ortak tanım kullanım oram % 22,2 'dir. Ortak kullanılan tanımların oram da çok düşüktür. Araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde dil ve dil bilgisi kavramları ele alınmakta; dil bilgisi öğrenmenin Türkçe eğitimine sağladığı yararlar anlatılmaktadır. İkinci bölümde, araştırmanın problem durumu, amacı, önemi ve yöntemi yer almaktadır. Üçüncü bölümde, seçtiğimiz iki Türkçe 8. sınıf ders kitabı ele alınarak; Türkçe Eğitim Programına, öğretim metotlarına ve Ders Kitapları Yönetmeliğine uygunluğu bakımından incelenerek mukayese edilmektedir. Dördüncü ve son bölümde ise, inceleme neticesinde elde ettiğimiz sonuçlar ve çözüm önerilerimiz yer almaktadır. /
Halide Edip Adıvar'ın romanlarında eğitim evreninin kronolojik açıdan incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Halide Edip Adıvar'ın romanlarındaki eğitim evreninin ilk romandan son romana doğru kronolojik olarak incelenmesidir. Araştırmanın birinci bölümünde problem durumuna bağlı olarak alt problemler, tezin önemi ve amacı, sınırlılıklar belirtilmiş; konuyla ilgili araştırmalara kısaca yer verilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde Türk eğitim tarihi, Halide Edip Adıvar'ın hayatı ile ilgili kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur.Araştırmada doküman incelemesi ve tarama teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini yazarın 1909-1963 yılları arasında yayımlanan yirmi bir romanı oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş, evrenin tamamı incelenmiştir. Eserlerdeki eğitim ile ilgili fikirler fişlenmiş, kodlanmış, kodlanan veriler anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde kategorilere ayrılmıştır.Araştırmanın sonunda; yazarın ilk romanından son romanına doğru Doğu-Batı sentezi fikrinin geçerliliğini koruduğu görülmüştür. Buna mukabil kahramanların eğitim durumlarında değişim görülmüş, eğitim kurum ve yöntemleri, öğretmen tipleri, öğrenci tipleri ve eğitim ortamlarının fiziki özelliklerinde ise herhangi bir değişim görülmemiştir.Halide Edip Adıvar, ilk romanlarında Avrupa'da eğitim görmüş kahramanlar üzerinden Avrupa'daki eğitimi olumlarken, Millî Mücadele Döneminde millî eğitim üzerine yoğunlaşmış, sonraki romanlarında ise Avrupa'daki eğitimin yerine Amerikan eğitim sistemini ön plana çıkarmıştır. Yazar, bütün romanlarında Doğu ve Batı eğitim sistemlerinin sentezini benimsemiştir.