Kütahya Dumlupınar University
Anabilim Dalı

Kamu Yönetimi Anabilim Dalı

Kütahya Dumlupınar University

1.170

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ve Suriye yerel yönetimlerinin karşılaştırılması

Çalışma, yerel yönetimin Türkiye ve Suriye'de tarihsel gelişimi sırasında geçirdiği yasaları ortaya koymayı inceleyip günümüzde Türkiye ve Suriye'de yerel yönetimleri düzenleyen yerel yönetim yasalarını karşılaştırmayı amaclamaktadır. Bu amaçla çalışmada, Türkiye ve Suriye'deki yerel yönetim birimleri geçmişte ne şekildeydi? Günümüzde nasıl oluşuyor? Yetkileri nelerdir ve görevlerini nasıl yerine getirir? Gelir kaynakları nelerdir? Gibi sorulara yanıtlar aranmaya çalışılacaktır. Bu bağlamda, yerel yönetimin gerçekliğine ışık tutarken, çalışma, analiz ve eleştiride hukuki metinleri ele alırken betimleyici ve analitik yaklaşımı temel aldık. Araştırma, Suriye'de totaliter bir rejimin varlığının ve devletin yerel yönetimler üzerindeki tekelinin Suriye'de yerel yönetimlerin gelişiminin gecikmesine neden olduğu sonucuna varılmıştır.

Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı
Muti Reşid
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Avrupa'daki Türk göçmenlerin toplumsal uyum stratejileri ve sosyal ilişki ağları: isveç örneği

Neoliberal dünyada, ekonomik, ekolojik, politik ve toplumsal krizler, iç çatışmalar, savaşlar ve tüm bunların sonucu olarak küresel yoksulluğun ve eşitsizliğin dramatik artışı, uluslararası göçün biçimlerini, düzeylerini ve yönelimlerini önemli ölçüde değiştiren ve çoğaltan etkiler üretmektedir. Küresel göç hareketleri, klasik göç biçimlerine, yöntemlerine, yönelimlerine ve politikalarına yeni boyutlar eklemektedir. Göçmenlik ve mültecilik gibi yaygın göç davranışları, sığınmacı, düzensiz sınır geçişleri yeni göç tipleriyle çeşitlenmekte, asimilasyon, kültürleşme gibi yerleşik göç politikaları, entegrasyon, toplumsal uyum gibi yeni politika tasarımlarıyla, itme-çekme kuramı, sistem teorisi gibi klasik göç kuramları ise, devletaşırı alan ve ulusötesi yurttaşlık, göçmen ağları yaklaşımları gibi yeni kuramsal önermelerle gelişmektedir. Diğer yandan, küresel güneyden küresel kuzeye yönelen kitlesel ve düzensiz göç dalgasının ürettiği sosyo-ekonomik ve politik sonuçlara karşı gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan refleksler olarak yeni-sağcılığın ve bu kapsamda yabancı karşıtlığının, başta 11 Eylül saldırıları olmak üzere cihatçı örgütlerin Avrupa'da ve Amerika'da düzenledikleri terör eylemleri sonrası Batı dünyasında İslamofobinin yükselişi gibi etkenler, Türkiye kökenli göçmenlerin yaşadıkları ülkenin devleti ve toplumu ile ilişkilerini belirleyen önemli etkiler üretmektedir. Bu da, göçmenlerin bulundukları ülkelerdeki kalıcılığı açısından, entegrasyon politikalarını ve uyum stratejilerini yaşamsal bir öncelik haline getirmektedir. Bu Tez, çeşitli nedenlerle Türkiye'den İsveç'e göç ettikten sonra bu ülkede yerleşen ve halen İsveç'te yaşamakta olan göçmenlerin, ev sahibi topluma ve devlete uyum sağlamada başvurdukları araçlar ve yöntemler ile bu kapsamda kendi aralarında göçmen ilişki ağları kurma ve kullanma biçimlerinin, toplumsal uyum üretme becerileri ve performansı üstündeki etkilerini ve sonuçlarını, anket ve görüşme yöntemleriyle elde edilerek ekonomik, kişisel, toplumsal, sınıfsal, etnik, kültürel ve siyasal ölçeklere dayalı sınıflandırılmış veri seti örnekleminde ve göçmen ilişki ağları teorisinin kuramsal ışığında incelemeyi amaçlamaktadır.

Ahmet Vedat Koçal
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentleşmenin tarım arazilerine etkisi: Harran Ovası örneği

Dünya nüfusunun her geçen gün arttığı ancak toprak miktarının azaldığı göz önüne alındığında, doğayı tahrip etmemek, kirletmemek daha yaşanabilir bir yer bırakmak için toprak malzemelerinin planlı ve akıcı bir şekilde kullanılması önemlidir. Ekonomik büyümeyi, sanayileşmeyi ve kentleşmeyi desteklerken gelecek nesiller için çevre oluşturmaktır. Bu araştırmanın temel amacı, ülkemizde sınırlı olan tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanımını incelemek ve bunların doğru yönetimini sağlamak için uygulanan politikaları belirlemektir. Araştırma, dünya çapında ve Türkiye'de arazi kullanımının tarihçesini, tarım arazileriyle ilgili zorlukları ve bu arazilerin tarım dışı kullanımının aşamalarını irdeliyor. Çalışma ayrıca, tarımsal arazi yönetimini geliştirmek için bilgi ve iletişim teknolojisi altyapısı geliştirmenin önemini vurgulayarak, bu noktayı açıklamak için çeşitli ülke örnekleri sunuyor. Araştırma, tarımsal üretim ve sürdürülebilirlik üzerindeki etkisi de dahil olmak üzere, tarım arazilerinin kötüye kullanılmasının olumsuz sonuçlarını tartışmaktadır. Tarım arazilerinin yanlış kullanımına yol açan faktörler arasında hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme ve sanayileşme sayılabilir. Tipik olarak, kırsal alanlar yoğun tarımsal üretim merkezler iken, kentsel alanlar ise sanayi ve hizmet sektörlerine yoğunlaşmaktadır. Raporlara göre, metropoliten bölgelerde kentleşmenin dağılması, özellikle şehirlere yakın bölgelerde tarım arazilerinin aşırı yoğunlaşmasına neden oluyor. Ek olarak, kentsel yayılmanın genişlemesi ile mevcut tarım arazilerinin azalması arasında dikkate değer bir ilişki vardır. Tarım arazilerinin korunması birincil odak noktası olmak üzere, arazinin tarım dışı kullanımına karşı koymak için bir politika oluşturulması önerilmiştir. Şanlıurfa'da kentleşmenin yol açtığı sorunlara ve kentleşmenin devam eden Harran Ovası'ndaki olası etkilerine ve Harran Ovası'ndaki kaçak yapılaşmanın tarım arazilerine verebileceği zararlara değinilmiş ve bu zararlar için alınabilecek önlemlerden bahsedilmiştir.

Asuman Alagöz
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kentsel girişimciliğin gelişiminde kent kültürünün etkisi: Şanlıurfa-Gaziantep örneğinde karşılaştırmalı bir analiz

Girişimcilik, kentsel ekonominin gelişiminde belirleyici bir etkendir. Kentin kültürel yapısı ve girişimcilik arasında doğrudan bir ilişki vardır. Girişimcilik, kent kültürünü etkileyebildiği gibi kent kültürü de girişimciliği etkileyebilmektedir. Şanlıurfa ve Gaziantep komşu kentler olmalarına karşın, çevre ve enerji, eğitim ve kültür, fiyat ve enflasyon, inşaat ve konut, istihdam ve işsizlik, nüfus ve demografi, sağlık ve sosyal koruma, tarım ve hayvancılık, ulaştırma ve haberleşme gibi alanlarda belirgin farklılıklar gösterirler. Örneğin, işgücüne katılım oranı Şanlıurfa'da %40,6 iken Gaziantep'te %50, istihdam oranı Şanlıurfa'da %34,5 iken Gaziantep'te %45, işsizlik oranı Şanlıurfa'da %15 iken Gaziantep'te %10,1 kişi başına gayri safi yurt içi hâsıla Şanlıurfa'da 3.012 dolar iken Gaziantep'te 7.819 dolardır. Bu çalışmada, Şanlıurfa'nın, Gaziantep'e görece ekonomik olarak geri kalmışlığı, kent kültürünün, kentsel girişimciliğe olan etkisi çerçevesinde araştırılmıştır. Kentsel kültürle kentsel girişimcilik arasındaki ilişki, coğrafi konum, tarih, dil, din, ekonomik yapı, kamu politikaları, aile yapısı, toplumsal cinsiyet, eğitim ve kentin bilinirliliği gibi girişimciliği etkileyen kültürel unsurlar üzerinden incelenmiştir. Tezin alan araştırması kapsamında, basit tesadüfi örneklem tekniğiyle belirlenmiş katılımcılarla yürütülen anket uygulması ile nicel, yarı yapılandırılmış sorularla gerçekleştirilen yüz yüze görüşmeler yoluyla da nitel araştırma tekniklerinin bir arada kullanımıyla, karma desenli araştırma yöntemine başvurulmuştur. Kent kültürünün işletme sahiplerinin girişimci olmaya karar vermeleri ile girişimcilik faaliyetlerini üstündeki etki düzeylerine yönelik algılarının ölçülmesini amaçlayan alan araştırmasına, Şanlıurfa ve Gaziantep'te 600'er olmak üzere toplam 1.200 işletme sahibi katılmıştır. Çalışmada kültürün, girişimciliği olumlu ya da olumsuz etkileyebileceği saptanmıştır. Şanlıurfa kent kültürünün, kentsel girişimciliği olumsuz etkilediği sonucuna varılmıştır. Gaziantep kent kültürünün ise kentsel girişimciliği olumlu etkilediği görülmüştür. Çalışmada Şanlıurfa kent kültüründe aşiretlerin, cemaatlerin ve muhafazakâr partilerin belirleyici olduğu saptanmıştır. Gaziantep kent kültüründe iş dünyasındaki aktörlerin, iktidar partilerinin ve sanayicinin belirleyici iken Şanlıurfa'nın kolektivist toplum, Gaziantep'in ise bireyci toplum yapısına sahip olduğu saptanmıştır

Uğur Karaman
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6360 sayılı Kanun kapsamında mahalleye dönüşen belde belediyelerinde halkın memnuniyeti: Şanlıurfa örneği

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana şehirlerin yasal statüsü, yetki alanı, kurum olarak önemi hakkında çeşitli yasalar oluşturmuş ve uygulamaya koymuştur. Özellikle 1950'li yıllar ve sonrasında artan nüfus ve kentleşme oranı şehirler üzerinde daha dikkatli ve planlı düzenlemeler yapılmasını gerekli kılmıştır. İlk Büyükşehir yasası 1984 yılında kabul edilmiş ve şehirlerin sınırları ve yetki alanları belirlenmiştir. Günümüze kadar Büyükşehir yasalarında bütçe, yetki alanı, sınırları gibi konular üzerinde durulmuş son olarak araştırmanın konusu olan 6360 Sayılı Kanun 2014 yılında kabul edilmiştir. Kanun kapsamında daha önce kendi tüzel kişiliği bulunan köyler, il özel idareleri ve belde belediyeleri, büyükşehir belediyeleri bünyesine dahil edilmiştir. Araştırmanın asıl konusu tüzel kişiliğine son verilen ve büyükşehir bünyesine katılan belde belediyelerinde hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilip getirilmediği ve halkın memnuniyetinin ölçülmesidir. Araştırmada yapılacak anket çalışması ile hizmet kalitesi, etkinliği ve verimliliği kanun öncesi ve sonrası şeklinde karşılaştırılacak ve kanunun gerekliliği ve işlevselliği hakkında bir sonuç çıkarılmaya çalışılacaktır.

Emine Ezme
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Belediye hizmetleri ve seçmen davranışı ilişkisi Şanlıurfa ili örneği

Yerel yönetimlerin sunduğu hizmetler, seçmenlerin günlük yaşamını doğrudan etkileyen ve siyasi tercihlerini şekillendiren önemli bir faktördür. Bu bağlamda, seçmen davranışı yalnızca partilerin politikaları veya oy oranları ile tam olarak açıklanamayabilir; hizmet kalitesi, erişilebilirlik ve vatandaş algısı da oy tercihlerini belirleyen temel bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışma, Şanlıurfa ilinin merkez ilçeleri olan Haliliye, Eyyübiye ve Karaköprü'de ikamet eden seçmenlerin oy verme davranışlarını, yerel yönetimlerin sunduğu belediye hizmetleri bağlamında analiz etmeyi amaçlamaktadır. Şanlıurfa örneği, genç nüfusun yoğunluğu ve geleneksel yapılarla kentleşmenin iç içe geçmesi nedeniyle hem teorik hem de uygulamalı açıdan çalışmayı özgün kılmakta, seçmen davranışının farklı boyutlarını inceleme imkânı sunmaktadır. Seçmenlerin oy verme davranışları, yerel hizmetlerle ilişkilendirilerek değerlendirilmiş; Türkiye'de çoğunlukla partilerin oy oranları ve seçim başarıları üzerinden ele alınan seçmen davranışına yönelik ampirik çalışmaların sınırlı olduğu göz önünde bulundurulmuştur. Araştırma, kuramsal olarak seçmen davranışını açıklayan üç temel yaklaşımı temel almakta; sosyolojik yaklaşım bireyin sosyal çevresi ve kimlik yapılarına, sosyo-psikolojik yaklaşım parti kimliği ve duygusal bağlılıklara, rasyonel tercih modeli ise bireyin kendi çıkarlarını maksimize etmeye yönelik karar süreçlerine odaklanmaktadır. Belediye hizmetleri, özellikle rasyonel tercih modeli bağlamında, seçmenin algıladığı faydaya göre oy tercihlerini şekillendiren temel bir unsur olarak değerlendirilmiştir. Yüz yüze anket yöntemiyle 838 kişiden veri toplanmış; kontrol soruları ve uç değer analizleri sonrasında 787 geçerli anket değerlendirmeye alınmıştır. Veriler SPSS 27 programıyla analiz edilmiş, hipotez testleri ve değişkenler arası anlamlılık analizleri uygulanmıştır. Araştırma, hangi belediye hizmetlerinin seçmen davranışını daha fazla etkilediğini ve hizmet kalitesi ile oy tercihi arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını ortaya koyarak, hizmet temelli siyaset anlayışının seçmen nezdindeki yansımasını değerlendirmektedir. Ayrıca, teorik yaklaşımların yerel düzeydeki geçerliliğini test ederek literatüre bütünleyici katkı sunmakta; elde edilen bulguların hem kuramsal hem de uygulamalı düzeyde yerel yönetimlerin seçmenle daha etkili iletişim kurmalarına ve hizmet önceliklerini seçmen beklentilerine göre şekillendirmelerine rehberlik etmesi beklenmektedir. Çalışma, yerel yönetimlerin daha katılımcı, şeffaf ve etkin bir yönetişim anlayışı geliştirmesine imkân tanıyacak veriler sunmakta; Şanlıurfa örneği üzerinden seçmen ile yerel yönetimler arasındaki etkileşimi güçlendirecek, demokratik katılım temelli uygulamalara zemin hazırlayacak nitelikte katkılar sağlamaktadır.

Gülben Çelik Bozkaya
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de atık yönetimi politikaları çerçevesinde evsel atıkların geri dönüşüme kazandırılması konusunda duyarlılık üzerine bir araştırma: Şanlıurfa ili örneği

Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler, hızlı ekonomik büyüme ve kentleşme süreci, dünya genelinde atık üretimini ciddi şekilde artırmıştır. Kentsel nüfus oranı artarken, atık miktarı da buna paralel olarak yükselmiş ve çevresel sorunları beraberinde getirmiştir. Tüketim odaklı yaşam biçimleri, atıkların niteliğini ve çevreye etkisini daha da karmaşık hale getirmiştir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde atık yönetimi önemli bir sorun haline gelirken, bu durum sürdürülebilir politikalar geliştirme ihtiyacını doğurmuştur. Bu perspektifte ele alınan bu çalışma, Türkiye'de atık yönetimi politikaları çerçevesinde Şanlıurfa'da evsel atıkların ayrıştırılarak geri dönüşüme kazandırılması sürecinde toplumsal duyarlılığın rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında çoktan seçmeli sorularla toplanarak veriler sosyal bilimlerde sıklıkla kullanılan SPSS programıyla analiz edilmiştir. Çoktan seçmeli anket yöntemi kullanılarak elde edilen veriler doğrultusunda, bireylerin atık yönetimi konusundaki bilgi düzeyleri, tutumları ve davranışları, yerel yönetimlerin rolleri araştırılmıştır. Elde edilen bulgular göre, Şanlıurfa halkının genel olarak geri dönüşüm uygulamalarına karşı olumlu bir tutum sergilediğini, fakat uygulama konusunda yeterli bilgiye ve yönlendirmeye sahip olmadığını belirtilmiştir. Bu bağlamda etkin bir geri dönüşüm sisteminin oluşturulabilmesi için (ayrıştırılarak geri dönüşüm) belediyelerin halkı bilinçlendirme kampanyalarını artırması, altyapı hizmetlerini geliştirmesi ve geri dönüşüm uygulamalarının daha bütüncül hale getirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Esra Karaca
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Z kuşağının iş hayatından beklentileri ve kariyer algıları: Şanlıurfa örneği

Kuşak kelimesi, aynı dönemlerde doğan, büyüyen ve bu dönemlerde meydana gelmiş iyi kötü her şeyden ortak bir pay alan insanları ifade etmek amacı ile oluşturulmuş bir kavramdır. Sessiz kuşak, Bebek Patlaması kuşağı, X kuşağı, Y kuşağı, Z kuşağı bilinen kuşaklardır. Kaynaklarda 1996-2010 veya 2000-2010 arası doğanların oluşturduğu, dijital kuşak olarak bilinen Z kuşağı, bu çalışmanın ana unsurudur. Bu çalışmanın amacı Şanlıurfa ili bünyesinde ikamet eden Z kuşağının demografik özelliklerinin iş hayatından beklentilerinde ve kariyer algılarında farklılığa yol açıp açmadığı tespit etmek, iş hayatında önem verdikleri değerleri görmektir. Bu çalışmanın özgün değeri, Z kuşağının iş hayatından beklentilerini ve kariyer algıları ile ilgili veya kuşaklarla ilgili yapılmış ve yapılması muhtemel çalışmalara katkı sağlayacak olması ve Şanlıurfa'da daha önce bu konuda bir araştırma yapılmamış olması olarak gösterilebilir. Araştırma yöntemi olarak likert tipli anket ölçeği kullanılmıştır. Sonuçlara göre Z kuşağı için iş yeri itibarı, ekonomik güvence, sosyal değerler ve örgüt kültürünün önem arz ettiği görülmüştür. Elde edilen diğer bulgulara göre katılımcıların büyük bir kısmı, kamu sektöründe çalışma tercihinde bulunmuştur ve daha önce bir iş deneyimi yaşamadıklarını belirtmişlerdir. Yapılan anket maddeleri faktörlere ayrıldığında bu faktör düzeylerinin medeni durum, yaş farkı, iş tercihi, gibi değişkinler açısından farklılık göstermediği, yaşam yeri, gelir durumu, eğitim durumu gibi değişkenler açısından ise farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeninin ise sadece ekonomik gelir faktörü düzeyinde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir

Kübra İncik
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Değişen güvenlik anlayışında suç korkusu: Karşılaştırmalı bir analiz

Suç korkusunu etkileyen faktörleri ele alan bu çalışma, Türkiye'nin iki farklı kentinde, Konya ve Şanlıurfa il merkezinde yaşayan bireyler üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada genel güvensizlik algısı, suç mağduriyet risk algısı, sosyal bütünleşme, yakın çevre düzensizlik algısı, korunmacı/kaçınmacı davranışlar ve iç güvenlik kuvvetlerine duyulan güven faktörlerinin suç korkusu üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, suç korkusunu belirleyen değişkenleri analiz ederek; söz konusu iki il merkezinde yaşayan bireyler arasında suç korkusuna etki eden faktörler açısından farklılıkları açıklamaktır. Ayrıca çalışmada iç güvenlik kuvvetlerine duyulan güven algısının suç korkusu üzerindeki etkisinin incelenmesi de hedeflenmiştir. Nicel araştırma yönteminin uygulandığı çalışmada, iki ildeki örneklemlerden anket yoluyla elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, iç güvenlik kuvvetlerine duyulan güven algısının suç korkusu üzerindeki etkisinin iki il arasında belirgin farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Konya'da iç güvenlik kuvvetlerine duyulan güven algısının suç korkusu üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Şanlıurfa'da ise iç güvenlik kuvvetlerine duyulan güven algısının suç korkusunu artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca, çalışmada korunmacı davranışların her iki ilde de suç korkusunu azalttığı, ancak kaçınmacı davranışların Şanlıurfa'da suç korkusunu artırdığı tespit edilmiştir. Çalışma, suç korkusunun sadece bireysel değil, toplumsal ve çevresel faktörlerden etkilenen çok boyutlu bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, farklı toplumsal koşullara duyarlı güvenlik politikalarının geliştirilmesi ve suç korkusunu azaltmaya yönelik bireysel ve toplumsal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi önerilmektedir.

Ali Burak Aksungur
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Büyük kentler ve küresel ısınma ilişkisi: Kocaeli-Şanlıurfa karşılaştırması

Küresel ısınma ve iklim değişikliği günümüzde uluslararası boyutta karşılaşılan en önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Atmosferdeki karbondioksit miktarında ve sera gazının miktarında meydana gelen artışlar ve bu artışların yeryüzüne etkisi olarak adlandırılan küresel iklim değişikliği hem şimdiki hem de gelecek nesillere daha yaşanılır bir dünya bırakmak açısından çözümlenmesi gereken önemli bir konudur. Birçok ekonomik faaliyet iklim değişikliğinden etkilenmektedir. Özellikle kalkınma ve ekonomiyi olumsuz yönde etkilemekte olan bu küresel problem ülkelerin iş birliği ile önlenmesi mecburi bir sorun olarak görülmektedir. Ülkeler gerek ulusal politikalarla gerekse uluslararası iş birlikleri ile yaşanan bu sorunun çözümü için ortak bir paydada buluşmaktadır. Uluslararası çalışmalarda önemli bir yere sahip olan iklim değişikliğini önleme konusunda IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) ile başlayan süreçle birlikte birçok anlaşma imzalanmıştır. İmzalanan anlaşmaların içeriği genel olarak devletlerin bu küresel krizle mücadele için uygulaması gereken mali politikalardan oluşmaktadır. Küresel ısınmanın önlenmesi için uluslararası kuruluşların da oluşturulması ve bu konuda çalışmalar yapmasıyla devletlerin mali politikaları içinde iklim değişikliği sorununu önlemeye yarayan yeşil politikalar uygulanmaya başlanmıştır. Küresel ısınmayla mücadelede öne çıkan çevresel ve temiz politikalar, uygulanan politikalar arasında en önemli konumdadır. Sanayinin ve sanayi faaliyetlerinin atmosferdeki kirli gaz oranlarını yükseltmesi sonucunda, özellikle sanayi faaliyetlerinden ortaya çıkan kirlenmelerin önlenmesi için yeşil ve çevresel politikalara başvurulmaktadır. Çevre vergilerinin uygulanmaya başlanması ve piyasa ekonomisi çözümlerinin küresel ısınmayla mücadelede kullanılmasıyla birlikte yeşil politikaların yaygınlaşması kolaylaşmıştır. Özellikle günümüzde kullanımı hızla yayılan yeşil şehir ve yeşil altyapı politikaları sayesinde yaşanan küresel iklim krizine çözümler bulunmaya başlanmıştır. Bu çalışmada küresel ısınmanın büyük şehirlere olan etkisi, Şanlıurfa ve Kocaeli şehirleri karşılaştırılarak analiz edilecektir. Anahtar Kelimeler: Küresel ısınma, iklim değişimi, yeşil şehirler, Şanlıurfa, Kocaeli, kent, büyük kentler.

BiyoiklimBüyükşehirlerEndüstri kentleri+7
Necati Çimen
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yerel yönetim çalışanlarının dönüştürücü liderlik ve misyon değeri algısının kamu hizmeti motivasyonu üzerindeki etkisi: Ampirik bir çalışma

Bu çalışma, modern liderlik yaklaşımlarından olan dönüştürücü liderliğin ve çalışılan kurumun misyonuna yönelik duyulan ilginin derecesini ifade eden misyon değerinin kamu hizmeti motivasyonu (KHM) üzerindeki etkisini araştırma amacını taşımaktadır. Bu açıdan Türkiye'de anayasal düzeyde kabul edilen yerel yönetim birimlerinden olan belediyeler çalışma kapsamına alınmış olup, ulaşılabilir çalışma evreni olarak Pamukkale Belediyesi ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi çalışanları seçilmiştir. Nicel araştırma yönteminin uygulandığı çalışmada, iki ayrı örneklemden anket yoluyla toplanan verilere ilişkin analizler SPSS ve AMOS programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada literatürde yeterince tanınırlığı ve bilgi birikimi bulunan bir ölçeğin kullanılması amacı güdülerek daha önce uyarlama çalışması yapılmış olan "Dönüştürücü Liderlik Ölçeği" ve "Kamu Hizmeti Motivasyonu Ölçeği" ile bu çalışma kapsamında Türkçe uyarlama çalışması yapılan "Misyon Değeri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan "Dönüştürücü Liderlik Ölçeği" ve "Kamu Hizmeti Motivasyonu Ölçeği" için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılarak ilgili değerlendirmeler neticesinde ölçüm araçlarının güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. "Misyon Değeri Ölçeği" için ise "psikolinguistik incelenmesi (dil uyarlaması)" ve "psikometrik özelliklerin incelenmesi (güvenirlik ve geçerlik)" aşamaları gerçekleştirilmiştir. Uyarlama aşamaları çerçevesinde ölçeğe ilişkin Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılarak ilgili değerlendirmeler neticesinde 4 maddeden oluşan tek boyutlu "Misyon Değeri Ölçeği"nin Türk kültüründe kamu görevlilerinin kurumsal misyona yönelik atfettikleri değer algılarını ölçmede geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu kanıtlanmıştır. Araştırma sonucunda kamu hizmeti motivasyonunun hem dönüştürücü liderlik hem de misyon değeri ile anlamlı şekilde pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğu her iki örneklemde ortaya koyulmuştur. Ayrıca misyon değerinin dönüştürücü liderlik ile anlamlı şekilde pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğu her iki örneklemde tespit edilmiştir. Araştırmanın ana amacı çerçevesinde Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi örnekleminde dönüştürücü liderlik alt boyutlarından "bireysel ilgi gösterme" boyutunun kamu hizmeti motivasyonunun "empati ve fedakârlık" alt boyutu üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ancak Pamukkale Belediyesi örnekleminde dönüştürücü liderliğin kamu hizmeti motivasyonu üzerinde etkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Misyon değerinin ise çalışanların kamu hizmeti motivasyonu ("kamu yararı" ve "empati ve fedakârlık") düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı şekilde etkisinin olduğu her iki örneklemde tespit edilmiştir.

Dönüştürücü liderlikDönüşümcü liderlikMotivasyon
Hakan Akca
Harran University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ulus inşa sürecinde güvenliğin araçsallaştırılması

Bu tez, ulusçuluk teorileri çerçevesinde bir siyasal örgütlenme formu olarak ulus-devletin güvenlikle olan karşılıklı ilişkisini ele almaktadır. Kategorik olarak devletli olma halinin ve özelde ulus devletin güvenliği ve toplumsal istikrarı sağlama söylemi, bir yandan yönetilenlerin ihtiyaç duyduğu güveni ve huzuru tesis ederken diğer yandan devletin kendi otoritesini meşrulaştıran bir araç işlevi görmektedir. Bu bağlamda güvenlik nosyonu,16. yüzyıldan itibaren Batı Avrupa'da ilk nüveleri ortaya çıkan ve 19.Yüzyılda kurumsallaşan ulus devletin, tahakküm etme ve zor kullanma yetkisini 'ulusal çıkarlar ve ulusal istikrar' vaadi çerçevesinde meşru bir zemine dayandırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ulus devlet formunun tarihsel süreç içerisinde güvenlik olgusu çerçevesinde nasıl şekillendiğini ve güvenliğin hem bir iktidar aracı hem de yönetilenlerin korunma ve huzur beklentilerine verilen bir karşılık olarak nasıl işlevselleştirildiğini incelemektir

Zehra Dikmen
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kamu yönetiminde dijital dönüşümün bürokratik yönetim kültürüne etkisi: Karşılaştırmalı bir analiz

Dijitalleşme, tüm alanlarda köklü etkiler yaratan çok katmanlı bir dönüşüm sürecidir. Bu süreçten kamu yönetimi de kaçınılmaz biçimde etkilenmiş; kamu hizmetlerinde hız, verimlilik ve şeffaflık gibi hedefler ön plana çıkmıştır. Ancak literatürde dijitalleşmenin etkileri çoğunlukla teknik altyapı ve hizmet sunumu odaklı ele alınmış; bürokratik yönetim kültürü üzerindeki etkileri ve bu etkilerin merkezî ve yerel yönetim düzeylerinde nasıl farklılaştığı yeterince incelenmemiştir. Bu çalışma, söz konusu boşluktan hareketle dijitalleşmenin kamu yönetiminde bürokratik kültür üzerindeki etkilerini ve bu etkilerin yönetsel düzeylere göre farklılık gösterip göstermediğini incelemektedir. Araştırma, Kayseri ili örneğinde merkezî yönetimi temsilen valilik ve yerel yönetimi temsilen büyükşehir belediyesinde görev yapan 446 kamu çalışanıyla gerçekleştirilen anket çalışmasına dayanmaktadır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiş; çalışanların dijital süreçlere adaptasyon düzeyleri, iş yapış biçimlerinde meydana gelen değişimler, yönetsel değerler ve bürokratik normlara yansıyan etkiler karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, dijitalleşmenin hem katılımcılık, şeffaflık ve güven gibi çağdaş yönetim değerlerini hem de formellik ve hiyerarşi gibi klasik bürokratik ilkeleri eş zamanlı olarak güçlendirdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, merkezî yönetimde dijitalleşmenin daha çok kurallı ve merkeziyetçi yapıyı pekiştirdiği; yerel yönetimlerde ise esneklik, katılımcılık ve açıklık gibi çağdaş değerleri desteklediği tespit edilmiştir. Bu durum, dijitalleşmenin kamu yönetiminde standart ve tek yönlü bir dönüşüm değil; kurumsal yapıya duyarlı ve çok boyutlu bir değişim süreci yarattığını göstermektedir. Sonuç olarak çalışma, dijitalleşmenin kamu yönetiminde yalnızca bir hizmet sunum aracı ya da teknik bir modernizasyon süreci olmadığını; aynı zamanda bürokratik yönetim kültürünü, kurumsal değerleri ve yönetsel normları dönüştüren çok katmanlı bir süreci tetiklediğini saha verileriyle ortaya koymakta ve literatürde ihmal edilen kültürel etkiler ile kurumsal farklılıklara özgün bir katkı sunmaktadır.

Fatmanur Aksöz
Harran University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hemşehri derneği üyelerinin kent kimliğinin oluşumuna etkisine ilişkin algıları: Sakarya örneği

Bu çalışmada hemşehri derneklerinin kent kimliğinin oluşumuna etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma alanı olarak tarih boyunca farklı coğrafyalardan göç alan ve halen de göç almaya devam eden Sakarya seçilmiştir. Sakarya, aldığı göçler nedeniyle etnik, kültürel ve bölgesel farklılıkları içeren bir yapıya sahiptir. Bu çok kültürlü yapısı hemşehri derneklerinin çeşitliliğine de yansımaktadır. Bu araştırmanın evrenini hemşehri derneklerine üye olan 6353 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın amacına uygun olarak hemşehri derneği üyelerine araştımacı tarafından geliştirilen 406 adet ölçek uygulanmıştır. Ölçeklere verilen cevaplar SPSS27 programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre hemşehri derneklerinin kent kimliğinin oluşumuna etkisine ilişkin katılımcı görüşlerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiği bulgulanmış ve hemşehri derneklerinin kent kimliğinin oluşumunda etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlara dayanılarak kent kimliği bilincini geliştirici çalışmalar yapılması, kente ait estetik unsurların korunması ile özgün bir kimliğin oluşmasının sağlanması ve kent kimliği bileşenlerinin tanıtılması konusunda hemşehri derneklerinden destek alınması önerilmektedir.

Hemşehrilik dernekleriKentsel fiziksel çevreKentsel çevre+4
Hülya Kahraman Usta
Harran University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de göç sorunu ve yönetimi: Van ili örneği

Göç, zaman ve mekan bakımından insanlığın kadim olgularından biridir. Türkiye de kurulduğu günden bu yana göçe maruz kalmıştır. Sınırları belirlendikten sonra ilk olarak soydaş göçüyle karşılaşan ülkemiz, günümüzde bunun ötesine geçerek ekonomik göçün de hedefi olmuştur. Çalışmada göç tarihsel süreçte, kavramsal, türleri ve nedenleri-sonuçları açısından incelenmekle beraber, mekânsal olarak Türkiye'de yaşanan iç göç ve dış göçlere odaklanmaktadır. Tezin birinci bölümünde göçün tanımı yapılmış, çeşitleri belirlenmiş, nedenleri-sonuçları incelenmiş, sonrasında geçmişten günümüze kıtalar baz alınarak dünya göç tarihi incelenmiştir. Ayrıca Türkiye'nin cumhuriyetten bu yana göç tarihi ve uygulanan politikalar iç göç ve dış göç üzerinde anlatılmaya çalışılmıştır. Aynı şekilde Avrupa Birliği ayrı olarak göç ve göçmen politikalarıyla birlikte tez çalışmasında yerini almıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde göç olgusunun Türkiye'de nasıl yönetildiği ele alınmaktadır. Bu bağlamda Türkiye'de göç yönetiminin yapısal gelişimi üzerine durulmuş ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü teşkilat yapılanmasına yer verilerek göçün yapısal ve hukuki süreçlerine değinilmiştir. Ayrıca genel müdürlüğün görev ve yetkileri ile Van İl Göç İdaresi de ele alınarak göçün taşra örgütlenmesi aydınlatılmak istenmiştir. Van İl Göç İdaresi'nin kentteki düzensiz göç olgusu karşısında karşılaştığı ve üstesinden geldiği temel durum ve olaylar ele alınmıştır.Tezin asıl amacı olan Van'ın göç açısından incelenmesi de üçüncü ve son bölümde gerçekleştirilmektedir.Bu kapsamda Van'ın cumhuriyetten bu yana olan göç süreci incelenmiş ve Van'ın aldığı dış göç, yapılan anket çalışmasıyla anlaşılmaya ve açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan güvenirlik analiziyle de çalışma güvenilirliğikanıtlanmıştır.Yapılan anket çalışmasıyla yabancıların Türkiye ve Türkiye ve Van'ı tercih etme sebeplerini ve tercih edenler arasında ortak bir noktanın olup olmadığını anlama amaçlanmıştır.

GöçlerSosyoekonomik sorunlarVan+1
Buse Melis Türközü
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan kaynakları yönetiminde kamu çalışanlarının siyasal kayırmacılık ve liyakatsizlik algısı: Konunun Siirt özelinde analizi

Liyakatsizlik ve siyasal kayırmacılık sorunu, Türkiye'de son yıllarda üzerinde en çok durulan ve tartışılan konular arasında yer almaktadır. Bilhassa kamu sektöründe yapılan atamalarda liyakat olgusunun göz önünde bulundurulmaması ve liyakatsiz kişilerin bir birimde yönetici konumuna getirtilmesi, liyakatsizlik sorunun toplum tarafından sıklıkla dile getirilmesine neden olmuştur. Bu bağlamda araştırmanın konusunu Siirt ilinde kamu çalışanlarının Türkiye'de siyasal kayırmacılık ve liyakatsizlik sorununa ilişkin algıları oluşturmuştur. Bununla birlikte siyasal kayırmacılığın liyakatsizlik sorunu üzerindeki etkisi irdelenmiştir. Bu çalışmada, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket analiz tekniği kullanılmıştır. Akabinde araştırmanın amacına ilişkin elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Yapılan analizlerin sonucuna göre; Türkiye'de kamu yönetim sisteminin son yıllarda karşılaştığı en önemli sorunları arasında siyasal kayırmacılık ve liyakatsizlik sorunu yer almaktadır. Ayrıca Siirt ili özelinde araştırmaya dâhil olan katılımcılar bunu destekler nitelikte cevap vermiştir. Bu araştırmanın Türkiye'de siyasal kayırmacılık ve liyakatsizlik sorununa ilişkin yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Kamu personeliKayırmaLiyakat+7
Ömür Kızılkan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de İslamcılık ve kalkınma ilişkisi: Milli Görüş Hareketi

Kalkınma düşüncesi, ilerleme, gelişme, büyüme ve modernleşme kavramlarının ideolojik düzlemde yeniden üretilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Azgelişmiş olgusundan hareketle tanımlanan kalkınma kavramının düşünsel ve tarihsel arka planı, gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşmaktır. Azgelişmiş bir ülke olarak Türkiye'de, kalkınma tartışmaları nasıl bir kalkınma olacağı problematiği üzerinden farklı siyasal hareketler tarafından tartışılmıştır. Siyasal bir hareket olarak ilk defa Osmanlı İmparatorluğu'nda ortaya çıkan İslamcılık, Cumhuriyet döneminden sonra 1960'larda kalkınma söylemi ile farklı bir siyasal alanı oluşturmuştur. Mili Görüş Hareketi olarak adlandırılan Siyasal İslamcı hareketin ideolojik çizgisini kalkınma düşüncesi belirlemiştir. Bu bağlamda kalkınma düşüncesinin Milli Görüş Hareketiyle yakın ilişkisi vardır. Milli Görüş Hareketi, maddi kalkınma, manevi kalkınma, Adil Düzen ve sürdürülebilir kalkınma düşüncesiyle birlikte azgelişmişlik sorununa ve modernleşme hareketlerine alternatif çözüm arayışının bir ürünüdür. Buradan hareketle çalışmamızın amacı Milli Görüş Hareketi'nde kalkınma söyleminin tarihsel ve maddi koşullar bağlamında incelenmesidir. Anahtar Kelimeler : Kalkınma, İslamcılık, Necmettin Erbakan, Milli Görüş Hareketi, Maddi ve Manevi Kalkınma, Adil Düzen.

Adil dünya inancıAdil ekonomik düzenErbakan, Necmettin+7
Mehdi Pekedis
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel kalkınmada ilçe stratejileri: İzmir / Torbalı örneği

Ulusal kalkınmanın gerçekleştirilmesinde temel faktör olan yerel kalkınmanın yerel kaynakları etkin ve verimli şekilde kullanarak sağlanabileceği görüşünden hareketle yerelde bulunan kaymakamlık, belediye, üniversite, sivil toplum kuruluşları ve diğer kamu kurumlarının dâhil olduğu paydaşların koordineli çalışması gerekmektedir. Bu kapsamda araştırmanın amacı Torbalı ilçesinin kalkınmasına yönelik 20 kamu kurum ve kuruluşu ve STK temsilcisinin görüşleri alınarak ilçedeki ekonomik kalkınma düzeyini tespit etmektir. Çalışmada ilçenin kalkınmasına yönelik kurum temsilcilerinin yüz yüze görüşme ve mülakat tekniği ile görüşleri alınarak ilçeye katkı düzeyleri araştırılmıştır. Araştırmanın genelinde nitel araştırma tekniklerinden yararlanılmıştır. Birinci bölümde literatür taraması yapılmış, yerel kalkınma yaklaşımının genel çerçevesi ve yerel kalkınmaya hizmet eden ana unsurlar teorik çerçevede incelenmiş olup, Türkiye'deki yerel kalkınma uygulamalarına yer verilmiştir. İkinci bölümde Torbalı hakkında genel bilgilerle, ilçenin kalkınmasına hizmet eden kamu kurum ve kuruluş temsilcilerinin görüşlerine yer verilmiştir. Torbalı ve İzmir düzleminde belirlenmiş kurum temsilcileri ile yapılan mülakatlar, ilçeye yapılan yatırımların ilçe ekonomisini taşıdığı noktayı görmemizi sağlarken, ilçedeki yerel yönetim birimlerinin çalışmalarının da ilçedeki fiziki ve sosyal kalkınma üzerindeki etkisini ortaya koymuştur. Üçüncü bölümde ilçe genelinde sürekli artış eğilimi gösteren ekonomik göstergelere rağmen, yılda 10.000 kişinin göç etmesiyle fiziki ve sosyal kalkınmanın ekonomik kalkınmaya aynı oranda karşılık vermekte güçlük çektiği araştırma sonucunda ortaya çıkarılmıştır. İlçeye yapılan göçlerin ilçede sanayiyi geliştirerek işgücü açığını ortadan kaldırdığı; ancak ilçede eğitim, sağlık, adli ve beledi hizmetlere erişim noktasında yığılmalar yarattığı, sürdürülebilir ekonomik kalkınma için ilçede insan ve çevre odaklı, daha geniş boyutlu, uzun vadeli, olağanüstü tedbirlerin alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Yerel kalkınma, Sosyal kalkınma, Fiziki Kalkınma, Ekonomik Kalkınma, Sürdürülebilir Ekonomik Kalkınma, Göç.

Bölgesel kalkınmaEkonomik kalkınmaKalkınma+2
Nur Çelik Efşan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel ekonominin kalkınmasında turizmin etkisi: Van örneği

Dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de yerel-bölgesel gelişmişlik farkları bulunmaktadır. Yerel ekonomik kalkınma politikaları ile geri kalmış alanlarda sosyo-ekonomik dengesizlikler giderilebilmektedir. Yerel kaynakların en etkin kullanılacağı sektörün belirlenmesi sektör seçiminin önemini ortaya koymaktadır. Turizm sektörü, yer aldığı bölgenin GSYH'na olumlu katkıları, çarpan etkisiyle pek çok sektörün gelişmesine ve bu sektörlerdeki istihdamın artmasına, döviz girdilerindeki artış oranlarıyla gerek yerel bazda gerekse de ülke ekonomisine katkılarıyla önemli bir sektör konumundadır. Van ilinin kalkınma hamlelerini gerçekleştirebilmesi için Turizm sektörünün önemli bir araç olabileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, turizmin yerel ekonominin kalkınmasındaki rolünü Van ili özelinde analiz etmektir. Turizmin yerel ekonominin kalkınmasında sağladığı etki ve ilin sahip olduğu alternatif turizm potansiyeli ortaya konulacaktır. Ayrıca bu potansiyele ilişkin ilde ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanmasında turizmin önemini vurgulamak, turizmin dinamik etkisiyle sürdürülebilirliğini sağlayarak İran pazarından devamlı gelişleri sağlamak adına neler yapılması gerektiğine dair saptama ve öneriler yoluyla bölgesel/yerel turizm yetkililerine ya da kontrol yöneticilerine yol gösterici bir örnek çalışma sergilenmesi hedeflenmektedir. Çalışmada, Van ilini ziyaret eden İranlı turistler ile esnaf ve turizm işletmelerine anketler uygulanmıştır. Bu anket çalışmaları ile turizmin bölge ekonomisine katkısı ölçülmeye çalışılmış ve ortaya çıkan sonuç çerçevesince bazı öneriler sunulmuştur. Çalışmada toplanan veriler SPSS 19.0. istatistik programı ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Ekonomik Kalkınma, Turizm, Kalkınma, İran Pazarı, Van

EkonomiEkonomik etkiEkonomik kalkınma+4
Mazlum Karaağaç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Necip Fazıl Kısakürek'te İslam inkılabı ve gençlik kadrosu

Türkiye'de siyasi düşüncenin oluşumunda edebiyatçı fikir ve dava insanlarının önemi büyüktür. Kaleme aldığı eserleri, yazdığı yazılarıyla, çıkardığı dergi ve gazeteleriyle, ülkenin birçok şehrinde hatta yabancı ülkelerde verdiği konferansları ve kurmuş olduğu "Büyük Doğu Cemiyeti" ile geniş bir etki alanı oluşturan Necip Fazıl Kısakürek tiyatro, şiir, sanat, kültür, politika gibi farklı alanlarda eserler vermiş nadir sanatçı ve düşünürlerden biridir. Necip Fazıl Kısakürek Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaşlaşmacı laik hükümetinin seçilmiş bursiyeri olarak Fransa'da eğitim gördü. Fakat Türkiye'ye döndükten sonra Batı medeniyetini de Türkiye Cumhuriyeti'nin Batı'yı destekleyen fikri yapısını da sert bir şekilde eleştirerek, batılılaşmaya karşı İslamcı alternatifi destekleyenlere öncü oldu. Necip Fazıl Kısakürek eserlerinde, hitaplarında ve konferanslarında sıklıkla ülkenin içinde bulunduğu durumu ve buna neden olan etkenleri ele almış ve kendi inandığı değerler çerçevesinde çözüm önerilerinde bulunmuştur. Necip Fazıl gerek hitaplarında, gerek konferanslarında gerekse kitaplarında etkileyici bir üslup kullanır ve bu nedenle kitleleri peşinden sürüklemeyi başarmış bir karakterdir. Gençliğin yetişmesi için büyük çaba sarf eden Necip Fazıl geçmişinden kopmayan fakat onlarla aynı hatalara düşmeyecek, hesap soracak ve hesap verecek, maneviyat sahibi, gözükara, aşk ve vecd sahibi, aksiyoner bir nesil yetiştirmek gayesini gütmüştür. Necip Fazıl sistematikleştirdiği İslam'ı esas olan İnkılabın yönleri, bu inkılapla tesis etmek istediği devlet yapısı ve temel prensipleri üzerindeki bir inceleme yapılarak aynı zamanda yetiştirmek istediği ideal nesil/gençlik hakkındaki düşüncelerine yer verilmiştir.

DevrimlerGençlerGençlik+4
Şafak Geyik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel demokrasinin yerel bir aktörü olarak kent konseyleri: Malatya Büyükşehir Kent Konseyi örneği

Bu araştırmanın amacı Malatya Büyükşehir Kent Konseyi özelinde kent konseylerinin yerel demokrasinin yerel bir aktörü olma durumlarının incelenmesidir. Araştırmada Malatya Büyükşehir kent konseyi odak alınarak, temsiliyet açısından Malatya Büyükşehir Kent Konseyi içerisinde Yürütme Kurulu üyeleri seçilmiştir. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile 2018 yılı Ocak – Mart ayları arasında derinlemesine mülakat yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırmada kullanılan görüşme formu iki bölümden oluşmaktadır. Görüşme formunun birinci bölümünde katılımcıların, faaliyette bulundukları il, kurumdaki görevi/unvanı, kurumdaki statüsü ve görüşlerinin kapsamı bilgilerini tespit etmek amacıyla sorulmuş beş (5) soru, ikinci bölümünde ise kent konseyleri hakkındaki düşüncelerini belirlemek amacıyla da yirmi (20) soru bulunmaktadır. Araştırma sonucunda, yerel demokrasi ve yerel yönetime katılım konusunda kent konseylerinin dinamik bir yapıda olduğu, kentin sorunlarını dile getirmede etkili olduğu, kent ile ilgili sorun ve ihtiyaçların tespit edilmesi ile çözüm önerilerinin getirilmesi konusunda karar almada verimli ve işlevsel olduğu belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca, kent konseylerinin daha etkin olarak çalışabilmesi için kent yönetimi açısından almış olduğu kararların bağlayıcı nitelik taşıması, kendine ait bir bütçesinin olması ve çalışanlarını belirleyebilmesi gibi konularda da yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir.

DemokrasiKent konseyleriMalatya+2
Mustafa Narinç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ve Türkiye'de seçim ittifakları

16 Nisan 2017 tarihinde halkoyuna sunularak kabul edilen anayasa değişikliği ile Türkiye'de uygulanan hükûmet sisteminde değişiklik yapılarak, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmiştir. İttifak düzenlemesiyle getirilen yeniliklerden partilerin seçimlere ittifak yaparak girmelerine imkân sağlanması olumlu bir gelişmedir. İttifak yapan siyasi partilerin ülke geneli seçim barajı için ittifakın toplam oyları ile hesaplanması da aynı şekilde olumlu bir gelişme olup, yüksek seçim barajı engelinin siyasi partilerin elbirliği ile aşmaları bağlamında temsilde adalet ilkesine de aykırılık taşımamaktadır. Yeni hükümet sisteminin hayata geçmesiyle sonuçlanan; bu sürecin dünyada yaşanan yürütme erkinin giderek yasama erkinden bağımsızlaştırılması eğilimine de uygun olarak işlediği düşünülmektedir. Sistemin başarılı olup olmayacağını zaman gösterecektir. Bu konunun anlaşılabilmesi için yeni hükümet sisteminde siyasal partilerin nasıl şekil alacağı ve parti sistemi yapısının nasıl etkileneceği önem kazanmaktadır. Nitekim Türkiye'nin geçmişinde yer alan siyasal sistem sorunları hükümet sistemi ile ilişkili olduğu gibi, parti sistemiyle de ilişkilidir.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiCumhurbaşkanıSeçim faaliyetleri+5
Mehmet Ali Bilgili
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de yerellik katılımcı demokrasi ve iyi yönetişim bağlamında yerel yönetimler

Yerel yönetimler, kamu yönetiminin önemli ve vazgeçilmez bir unsurunu meydana getirmektedir. Bir ülkedeki yerel yönetimlerin gücü ve etkinliği, gerek söz konusu ülkedeki demokrasinin düzeyi ile yakından ilişkili olması, gerekse yerel hizmetlerde verimliliği ve etkinliği sağlamada vazgeçilmez kurumlar olması nedeniyle önemli bir husustur. Günümüzde değişen dünya düzenine paralel olarak, kamu yönetimi ve kamu yönetiminin önemli bir bölümünü oluşturan yerel yönetimler alanında, yönetimden yönetişime doğru çok yönlü bir değişim yaşanmaktadır. Bu kapsamda Türkiye'de de yerel yönetimden yerel yönetişime geçiş bağlamında gerçekleştirilmeye çalışılan yerel yönetim reformları, özellikle son 20 yıllık süreçte ivme kazanmıştır. Merkeziyetçi ve ağır bürokratik bir yapıya sahip Türk Yerel Yönetim sisteminde dönüşüm zorlu bir süreçtir. Ancak, son dönemlerde başlatılan reform çalışmaları ve gerçekleştirilen yasal düzenlemelerle söz konusu bu süreç hız kazanmıştır. Türkiye'de yerel yönetimden yerel yönetişime geçiş süreci, Avrupa Birliği (AB) uyum çalışmaları ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı (AYYÖŞ) kapsamında özellikle 2000'li yılların başından itibaren önem kazanmaya başlamıştır. Bu bağlamda yerellik, katılımcı demokrasi ve iyi yönetişim kavramlarının etkisi Türk yerel yönetim sisteminde daha fazla hissedilmeye başlanmıştır. Buradan hareketle çalışmanın amacı, küreselleşme süreciyle birlikte yeni konseptler olarak karşımıza çıkan yerellik, katılımcı demokrasi ve iyi yönetişim kavram ve ilkelerinin Türk yerel yönetim sistemi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesidir. Yönetişim kavramını merkeze alan bu çalışma ile Türkiye'de yerel yönetimler alanında gerçekleştirilen reformlar; yerellik, katılımcı demokrasi ve iyi yönetişim perspektifinden ele alınmıştır.

DemokrasiKatılımcı demokrasiYerel yönetimler+3
Saniye Yılmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İran İslam Devrimi'nin politik-ontolojik bir analizi

Tarihi çok eskilere dayanan, Ortadoğu kültürünü taşıyan ve yansıtan, İran olarak bildiğimiz coğrafya geçmişten bugüne birçok kavimin ve milletin yaşadığı; birçok imparatorluğun ve devletin kurulduğu geniş bir alanı ifade etmektedir. İran stratejik konumu ve tarihsel yapısı itibari ile de önem arz etmektedir. Bu coğrafya üzerinde birçok siyasi ve tarihsel olaylar yaşanmıştır. İran'da 1979 yılında gerçekleşen İran İslam Devrimi, hem Ortadoğu açısından hem de dünya siyaseti açısından 20. asrın en önemli olaylarından biri olma özelliği taşımaktadır. İran'da gerçekleşen bu devrim İran ve Ortadoğu açısından önem arz etmekle birlikte İslam'ın geleceği ve şekillenmesi bakımından da önem taşımaktadır. 1979 yılında meydana gelen, İran İslam Devrimi İran'ın adını "İran İslam Cumhuriyeti"ne dönüştürerek İslam dünyasında yeni ve ciddi bir heyecan yaratmıştır. İran'da 1979 yılında yaşanan devrim hem asırlardır süren monarşi geleneğinin hem de İran'ın iç ve dış siyasetinin kökten değişimini sağlamıştır. Devrim, Ortadoğu'da var olan temel dinamikleri ve gelecekte var olacak temel dinamikleri açısından dönüm noktası özelliği taşımaktadır. 1979 yılında başlayan bu sürecin tarihsel altyapısı, Tütün İsyanı ve 1906 yılında ilan edilen Meşrutiyete kadar dayanmaktadır. Bu tezde "Devrimin" başlarında birçok kesimi içerisinde barındıran sürecin bir İslam Devrimi'ne nasıl dönüştüğünü, İran İslam Devrimi sürecini, İslam Devrimi'nden sonraki süreci; dini, toplumsal ve siyasi alanlarda yaşanan olayların ve gelişmelerin tarihsel süreci çerçevesinde neler olduğunu açıklamak amaçlanmıştır. Çeşitli makale, kitap ve dergi kaynaklarından faydalanılarak bir literatür çalışması çerçevesinde; İran İslam Devrimi'nin sosyolojik, politik ve ontolojik bir analizi yapılmıştır. Bu analiz yapılırken turistik amaçlarla Van'ı ziyaret eden İranlı yurttaşlarla anket çalışması yapılarak İran İslam Devrimi hakkındaki görüşleri çerçevesinde saha çalışması yapıldı ve elde edilen sonuçlarla çeşitli bulgulara ulaşmak amaçlanmıştır.

DevrimlerOntolojiSiyasal analiz+3
Ceylan Üzüm
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de mahkûm emeğinin dönüşümü ve kurumsal örgütlenişi: Adalet Bakanlığı İşyurtları Kurumu Daire Başkanlığı üzerine bir çalışma

Mahpus 'un çalış (tırıl) ması, dünya genelinde yaygınlaşmış bir ıslah etme yöntemi olarak uygulanmakta fakat bu ıslah yöntemi aynı zamanda neo-liberal ekonomi politikalarının etkisiyle cezaevlerindeki üretim sürecinde önemli bir üretim faktörüne dönüşen ekonomik bir girdiyi de tanımlamaktadır. Mahkûmun çalış (tırıl) ması bazı ülkelerde cezaevlerinin özelleştirilmesi yoluyla uygulanmaktayken, Türkiye'nin de içinde olduğu bazı ülkelerde ise doğrudan devlet örgütlenmesi içerisinde yer alan bir kurum ya da bu iş için kurulmuş bir devlet şirketi tarafından yürütülmektedir. Bu çalışma mahkûm emeğinin bir değerlendirmesini yapmaya odaklanmıştır. Değerlendirmenin çerçevesini, mahkûm emeğinin siyasi-iktisadi tarih açısından anlamı ve geçirdiği dönüşümleri incelemek oluşturacaktır. Mahkûm emeğinin kullanımını düşünsel-yasal düzlemde "ıslah etme" amacı-gerekçesi ile meşrulaştıran-açıklayan devletin bu işle yetkili - sorumlu kıldığı kurum olarak İşyurtları Kurumu'nun yapısının incelenmesi, çalışma çerçevesinin içeriğini oluşturacaktır. İçeriğin bir diğer odak noktası mahkûm emeğinin Neo-liberal politikalarla bir üretim faktörüne dönüş (türül) mesi sürecini incelemek olacaktır. Bu çalışmayla ulaşılmak istenen temel hedef ise mahkûm emeğinin ve İşyurtları Kurumu'nu bir arada değerlendirerek; elde edilen bilgileri bilimsel çalışma kriterlerine uygun bir şekilde derlemek ve sunmak olacaktır.

Adalet BakanlığıAdalet Bakanlığı İşyurtları Kurumu Daire BaşkanlığıEl sanatları+6
Sedat Demirayak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Belediyelerin denetiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri

Günümüzde belediyelerin özellikle de büyükşehir belediyelerinin görev ve yetkilerinin, harcamalarının ve gelirlerinin devasa boyutlara ulaşması, bazı büyükşehir belediyelerinin bütçelerinin merkezdeki pek çok idari kurum ve kuruluş bütçesinden daha fazla olması durumu belediyelerin etkin denetimi konusunu ön plana çıkarmaktadır. Çünkü uygulamada belediyelerin denetiminde pek çok sorunların yaşandığı bilinmektedir. Bu sorunların bir kısmı yapısal olup mevzuattan kaynaklanırken, bir kısmı da kuruluşların işlevselliğinden kaynaklanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, mevzuat ve uygulama temelinde belediyeleri denetlemekle yetkili iç ve dış denetim birimlerinin ne kadar etkin, verimli, bağımsız ve tarafsız bir denetim yaptıklarını ortaya koymak; çok aktörlü denetimin yol açtığı sorunları belirlemek ve bunlara ilişkin çözüm önerileri geliştirmektir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, denetimin kavramsal çerçevesine, iç denetim birimlerinin görev ve yetkilerine değinilmiştir. İkinci bölümde de dış denetim birimlerinin görev ve yetkileri ile yaptıkları denetimin kapsamı ve niteliği açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise her bir denetim biriminin mevzuat ve uygulamadan kaynaklanan sorunları dile getirilmiş ve buna ilişkin çözüm önerileri ortaya konmuştur.

BelediyelerDenetimFinansal sorunlar+5
Kamuran Sarıkaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1876 Kanuni Esasiden 2017 anayasa değişikliğine Türkiye'de olağanüstü yönetim usulleri ve kamu yönetimine yansımaları

Modern Devletlerin kurulması ile beraber devletin varlığını ve bekasını tehdit eden, tehlikeye düşüren çeşitli durumlarla karşı karşıya kalınmıştır. Devletler bu gibi durumları bertaraf etme adına birtakım savunma mekanizmaları geliştirmiştir. Bu, esasen savunma refleksinden doğan bir durumdur. Çünkü devletler de tıpkı canlı organizmalar gibi vücut bütünlüğünü bozmaya yönelik her türlü olay ve olguya karşı bir direnç göstermektedirler. İşte bu noktada devlet yapılanmaları anayasal meşruiyeti esas alarak yasal zeminde bu direnci realize etmektedirler. Bu çalışmada genel olarak kamu düzeni olgusunu, kamu düzenini sağlamaya yönelik olağan yöntemleri, olağanüstü yönetim usullerini, 1876 Kanun-i Esasiden günümüze dek yapılan anayasal düzenlemelerde ülkemizin, devletin bekasına yönelik tehditlere nasıl bir reaksiyon gösterdiğini, kamu düzenini koruma adına nasıl bir refleksif eylem geliştirdiğini, buna yönelik nasıl bir mevzuat geliştirdiğini ve en nihayetinde çalışmamızın esas amacını taşıyan olağanüstü yönetim usullerinin uygulanması sırasında kamu yönetiminin nasıl etkilendiğinin araştırılması amaçlanmıştır.

Anayasa 1876AnayasaAnayasa değişiklikleri+3
Servet Yiğit
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Van kent örneğinde kadın istihdamına yönelik çalışmalar ve kente etkisi

Bu yüksek lisans tezi çalışmasında kadının kent yaşamındaki yeri, kentin oluşumu ile kadının modern öncesi ve modern sonrası dönemlerinin bilgileri aktarılmıştır. Kentte toplumsal farklılıklarla birlikte kamusal alan, kadının kamusal alandaki görünürlüğü ve ataerkillik incelenmiştir. Göç etkisi ele alınarak, Van kent özelinde kadın istihdamına olan etkisi, kadının işgücüne katılımı ve yasal düzenlemeler aktarılmıştır. Genel anlamda yerel yönetim birimleri, bağımsız kuruluşlar ve merkezi yönetime bağlı kurumlar istihdam ve kent çalışmalarını etkileyen paydaşlardır. Van kenti özelinde bu paydaşlardan valilik, belediyeler, sivil toplum kuruluşları, Avrupa birliğine bağlı projelerin yönetildiği bağımsız kuruluşlarla yapılandırılmamış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler ve literatür taraması sonrasında elde edilen bilgilerle araştırmanın amacı olan; Van'da kadın istihdamına yönelik çalışmalar ve kente etkisi ortaya konulmuştur. İstihdam ve gelişmişlik düzeyi kentlerin gerçek anlamda oluşumunu tamamlanmasını sağlamaktadır. İnsan ihtiyaçlarının sınır tanımaması, Sanayi Devrimi, kitlesel göçler ve kırsal alanın bu dönüşümler karşısında yetersizliği insanları büyük yerleşim yeri olan kentlere yönlendirmiştir. Göçle birlikte kadının yeri ve kadın emeği bu yeni üretim alanlarında ücrete tabi olmaya başlamıştır. Göçler Van ilinde de kentlerde ücretli kadın emeğini görünür kılmıştır. Bu durum kenti dönüştürme açısından son derece önemlidir. Kentlileşme olgusunu ve sürecini oluşturacak en önemli bileşen kadın emeğinin görünür olmasıdır. Uygulanacak pozitif bir ayırımla kadın emeğinin istihdama katılması, yönetimin tüm bileşenleri ile kadını kent hayatına entegre etmesi, Van ilinin kalkınmasını ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler : Van, Kadın, İstihdam, Göç, Emek. Sayfa Sayısı : 145 Tez Danışmanı : Dr. Öğr. Üyesi Aysun YARALI AKKAYA

Ev eksenli çalışmaHegemonik erkeklikKadın işçiler+7
Neslihan Bozbay Karakoyun
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Stratejik yönetim düşüncesinin yerel yönetimlerde uygulanması ve stratejik planlara yansıması: Van Büyükşehir Belediyesi ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi karşılaştırması

Günümüz modern örgütleri, dış çevredeki teknik, sosyal, politik ve ekonomik etkenlerin zorlamasıyla, sürekli bir değişim ve dönüşümle karşı karşıyadırlar. Kurumların hızla değişen ve daha belirsiz bir hal alan bu zorlayıcı güçler karşısında, geleceklerini net biçimde öngörebilmek için gelecekle ilgili konularda kendilerine daha fazla beceri gerektiren bir yol haritası belirlemeye ihtiyaçları vardır. Bu yetenekler stratejik yönetimin özüdür. Stratejik yönetim, bir organizasyonun ne olduğuna, gelecekte nasıl olacağına ve gelecekteki hedeflerine nasıl, kimlerle ve hangi kaynaklarla ulaşacağına önceden karar verme konularına odaklanan bir yönetim felsefesidir. Stratejik yönetim, örgütlerin mevcut durumları ile çevresel şartları analiz etmek aynı zamanda geleceğin öngörülmesini sağlamak suretiyle onları bekleyen olası tehditleri fırsata dönüştürmelerine olanak sağlayan bir yönetim anlayışıdır. Kurumların içinde bulundukları ve oldukça karmaşık bir durum olan bütün bu şartların üstesinden gelebilmesi ancak stratejik yönetim düşüncesi ve stratejik planlamayla mümkündür. Stratejik planlama, kuruluşların güçlü ve zayıf yönleri ile çevresindeki fırsat ve tehditlerin önceden analiz edilmesi ve uzun vadede meydana gelebilecek tüm şartların bugünden öngörülerek, hedeflerini etkin biçimde gerçekleşmesine dayanır. Gelişmiş dünya devletlerinde olduğu gibi, ülkemizde de stratejik yönetim anlayışı çerçevesinde, 2003 yılında çıkarılan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu (KMYKK) ile kamu kurum ve kuruluşları için stratejik plan hazırlamak zorunlu hale getirilmiştir. 5018 sayılı KMYKK ile zorunlu hale gelen stratejik plan uygulaması 2006 yılından itibaren hemen hemen tüm kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanmaya başlamıştır. Bu kapsamda il özel idareleri, belediyeler ve büyükşehir belediyelerinin diğer kamu kurum ve kuruluşları gibi stratejik plan hazırlaması hususu 5018 sayılı KMYKK'ya ilaveten ilgili kanunlarında da bir zorunluluk olarak belirtilmiştir. Stratejik planlama süreci ile birlikte kamu kurumlarının yönetim anlayış ve felsefelerinde yaşanan değişimin yönü ve etkisi, bu sürecin özellikle yöneticiler tarafından sahiplenilmesi, stratejik plan hazırlanırken bütçe olanaklarının gerçek anlamda göz önünde bulundurulması gibi konularda ne ölçüde başarı sağlandığı önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Bu çalışma, stratejik yönetim düşüncesi ve stratejik planlama konularının yerel yönetimler bağlamında incelenmesi ve mahalli idarelerde çalışan yöneticilerin stratejik yönetim algılarının ölçülmesi ve bunun stratejik planlara yansımasının ortaya çıkarılması amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın kapsamıyla ilgili geniş bir literatür taraması yapılarak tezin teorik çerçevesi oluşturulmuş, Van ve Gaziantep Büyükşehir Belediyelerinde çalışan yöneticilerin stratejik yönetim algılarını ölçmeye yönelik bir anket uygulaması yapılmıştır. Ayrıca Van ve Gaziantep Büyükşehir Belediyelerinin hazırladıkları son stratejik planları (2015-2019 dönemi) da incelenerek karşılaştırma yapılmış, böylece stratejik yönetim anlayışının stratejik planlara ne ölçüde yansıtıldığı analiz edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Gaziantep Büyükşehir Belediyesinde çalışan yöneticilerin stratejik yönetim algı ve bilinç seviyeleri Van Büyükşehir Belediyesinde çalışan yöneticilere göre daha yüksek çıkmıştır. Ancak stratejik planın, stratejik yönetim anlayışına uygun bir biçimde hazırlanması ve stratejik planın içeriği bakımından Van Büyükşehir Belediyesi stratejik planının Gaziantep Büyükşehir Belediyesi stratejik planına göre daha iyi hazırlandığı sonucuna ulaşılmıştır.

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriGaziantep+4
Mehmet Şerif Yıldız
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afet ve acil durumlarda etkin kriz yönetimi

Kriz, beklenmedik bir durumdan kaynaklanan bir tehdide işaret eder. Bu ise bir toplumun, dolayısıyla kurumların istikrarını tehdit eden bir olay anlamına gelir. Bu tür olayların veya tehditlerin etkili bir şekilde yönetilmesi ve ele alınması süreci "Kriz Yönetimi" olarak bilinmektedir. Krizler farklı tür ve niteliktedir ve farklı müdahale biçimlerini ve yönetimlerini gerektirir. Günümüzde ekonomik, sosyal, siyasi, diplomatik, teknolojik vb. birçok krizle baş etmek durumundayız. Afet ve acil durumlarda etkin kriz yönetimi ise çalışmamızın odak noktasını oluşturmaktadır. Krizler meydana gelmeden önce risk yönetiminin doğru yapılması ve krizlere hazırlıklı olmak çalışmamız açısından önemli bir yer tutmaktadır. Krizlerin meydana gelmesine sebep olan yönetim süreci temelinin sağlam olmaması, alınan önlemlerin eksikliği ve hatalı tercihler gibi görülen nedenler olsa da esas nedenin çağın gerisinde kalmış uygulamalar olduğu bilinmektedir. Son dönem krizlerin karmaşıklığı, genellikle birçok aktörün katılımını, haliyle başarılı bir sonuç için de etkili bir koordinasyonu gerektirir. Yaşanabilecek pek çok potansiyelin yanında özellikle Türkiye'de doğal afetlerin meydana gelme ihtimalinin fazla olması, geçmişten bugüne farklı tedbirler alınmasının gerekliliğini ortaya koymuştur. Yaşanan afetler birçok insanın hayatını kaybetmesine, önemli hasarlara vb. çeşitli olumsuz sonuçlara yol açmaktadır. Bu da, afetlere karşı farkındalığın ve önlem almanın önemini ortaya koymaktadır. Kriz dönemi, günlük yaşamın her alanında sürekli olarak yaşanmakta ve bu krizler çoğunlukla ekonomik, psikolojik, sosyal, politik ve doğal afetlerden kaynaklanmaktadır. Meydana gelen kriz dönemlerinde özellikle afetten kaynaklanan krizlerde halkın genel düzeni bozulmakta; fiziki, ekonomik ve sosyal olarak olumsuz neticeler ortaya çıkaran riskli durumlar oluşmaktadır. Böylesi durumlarda, yönetimler doğru ve hızlı karar vermenin yanı sıra alınan kararları aktif bir şekilde uygulamada oldukça güçlük çekmektedirler. Kriz durumunun yönetilebiliyor olması ve başarılı örneklerinin ortaya çıkışı kriz yönetimine ve kriz iletişimine verilen önemi artırmıştır. Afet ve acil durumlarla etkin bir şekilde baş edebilmek için ise kriz yönetimi, başından itibaren zorunlu tutulmalı ve tüm kilit kurumlar ortak olarak yönlendirilmelidir. Süreçlerin kurulması ve krize müdahaleyi kolaylaştıran ve hızlandıran araçlar kritik öneme sahip olduğu için tek elden yönetim son derece önemli olmaktadır. Etkin kriz yönetimi için ise, kurum ve kuruluşlar içinde planların ve becerilerin güncel olmasını sağlayan esas sorumlu kurumlara ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmamızda afet ve acil durumlarda etkin kriz yönetiminin anlaşılmasını sağlamak ve işlerliğini geliştirmek için, felaketler henüz gerçekleşmeden risk yönetimi anlayışıyla kaynakların ve sorumlulukların organizasyonu üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda krizlerle başa çıkmada farklı yaklaşım ve uygulamalar hem klasik hem de yeni örneklerle ele alınmakta ve afet ve acil durumlarda nasıl etkin kriz yönetimi yapılabilirliğin üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler : Afet, Acil Durum, Kriz Yönetimi

Acil durum yönetimiAcil durumlarAfet yönetimi+2
Mehmet Akın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital çağ ve yönetişim Türk kamu yönetimi sistemine katkıları bağlamında bir değerlendirme

Bilgi ve iletişim tabanlı teknolojik gelişmeler, toplumsal hayatın her alanını çevreleyerek bulunduğu çağın trendlerinden biri haline gelmiştir. Teknolojik anlamda yaşanan bu gelişim, kamu veya özel sektör fark etmeksizin toplumun hemen hemen bütün kesimleri üzerinde derin bir etki oluşturmuştur. İnternetin ulaşılabilirliğinin kolaylaşması da dijital platformda gerçekleştirilen reformların yaygınlaşmasında rol oynayan önemli faktörlerdendir. Dijital platformun kamu yönetiminde reforme ettiği en önemli konulardan biri, birlikte yönetimi teşvik eden yönetişim yaklaşımıdır. Dijitalleşme ile yönetişimden e-yönetişime, demokrasiden e-demokrasiye ve katılımdan e-katılıma geçen yeni bir yönetim sistemi benimsenmiştir. Bu yeni yönetim sisteminde amaç, vatandaşın menfaati doğrultusunda etkili ve verimli bir yönetim sistemi gerçekleştirmektir. Bu bağlamda bu çalışma ile amaçlanan çok aktörlü ve etkileşim merkezli bir yönetim yaklaşımı ile katılımcı yönetim anlayışını öngören yönetişimin dijital çağda nasıl bir değişim sürecine girdiğini incelemektir. Dijitalleşme bağlamında yönetişim anlayışında meydana gelen gelişmelerin Türk kamu yönetimi sistemine olan katkılarını incelemektir. Çalışmada ikincil kaynak araştırması sonrasında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda e-yönetişimin Türk kamu yönetimi sisteminde demokratik yönetimin pekişmesine öncülük eden çok önemli idari reformlar gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Bu yönüyle çalışma, alana katkı sağlayacak bir nitelik taşımaktadır.

Elektronik devletElektronik yönetişimKamu yönetimi+3
Faysal Karaçay
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Belediye hizmetleri ve hizmet kalitesine yönelik vatandaş memnuniyetinin ölçülmesi/ Tuşba ilçe belediye örneği

Belediyeler etkili oldukları alanlarda yerel halkın yaşam tarzını birebir ve uzun süreli etkiledikleri yetkin ve önemlidirler. Küreselleşen ve globalleşen dünyada gelişen teknoloji ile birlikte yerel yönetim birimi olan belediyeler halkın talep ve isteklerine cevap vermek, ihtiyaçlarını karşılamak için geleneksel yönetim sistemini terkedip yerine şeffaf, hesap verebilir, insan odaklı yeni bir belediye anlayışını zorunlu kılmıştır. İnsan odaklılık ideolojisi ile yola çıkan belediyeler halkın taleplerini yerel yönetimlere daha kolay ulaştırmalarına imkan sağlamış bunun yanında belediyelerin vatandaş memnuniyetine önem verdiği sunduğu hizmetlerin kalitesini arttırmasıyla ortaya koyduğu söylenebilir Çalışmamızda ilk olarak kavramsal olarak geniş bir açıdan kamu hizmeti kavramına değinilmiş ve daha sonra Türkiye' de belediyeciliğin tarihçesi incelenmiştir. Bu inceleme yapılırken belediyelerin hukuki yapısı göz önüne alınarak yapılmıştır. Çalışmamızın öncelikli en temel amacı Tuşba ilçe belediyesinin sunmuş olduğu hizmetlerden vatandaşın memnuniyet düzeyinin ne ölçüde olduğunu ve hizmet kalitesini belirleyen ölçütlerin neler olduğunu ortaya koymak olmuştur.

Belediye hizmetleriBelediyelerHizmet kalitesi+2
Esma Beşer
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu kurumlarında kadın ve erkek yönetici algısının Van ili özelinde analizi

Kurumsal başarı, rasyonel bir yönetim anlayışı kadar, bu anlayışı eksiksiz biçimde uygulayabilecek yöneticilik bilgi ve becerisine bağlıdır. Kamu sektöründe yöneticilik yetkisi statüsel olmasına rağmen, bunu başarılı bir biçimde kullanmak her zaman mümkün olmayabiliyor. Çünkü yönetme yetkisini kullanmada etkili olan pek çok faktör vardır. Yöneticilerin cinsiyetlerine yönelik algı da bu faktörlerin başında gelmektedir. Bilindiği gibi pek çok toplumda olduğu gibi Türkiye'de de kadın ve erkeğe biçilen roller belirgin bir şekilde farklılık göstermektedir. Bu farklılıkları toplumsal düzlemin değişik düzeylerinde görmek mümkündür. Tamamen mevzuat kayanaklı yetkilerin kullanılmasında da cinsiyet algısının önemli bir rolü olduğu bilinen bir gerçektir. Bu çalışmanın amacı, kamu sektöründe çalışan yöneticilerin, yasal yetkilerini kullanırken, çalışanların idarecinin cinsiyetine dayalı algısının ne kadar etkili olduğunu ortaya çıkarmaktır. Çalışmada özellikle, yöneticilerin otoriteyi kullanma becerisi, kurumsal hakkaniyet yaklaşımları, çalışanlara yönelik iletişim yeteneği ile çalışanları motive etmelerinde cinsiyetlerinin rolünü ortaya çıkarabilmek büyük önem arzetmektedir. Bu amaçla Van ili özelinde bir alan araştırması yapılmıştır. Araştırmanın evreni Van ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı her düzeydeki eğitim kurumu olmakla birlikte, örneklemi ise farklı kriterlere göre belirlenmiş okullardır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket metodu kullanılmıştır. Değişik çalışmalarda kullanılan anket ölçeklerinden yararlanırak bir anket ölçeği oluşturulmuş ve belirlenen kurumlardaki çalışanlara online olarak anket formu sunulmuştur. Toplanan veriler SPSS paket programında analiz edilip değerlendirilmiştir. 5'li likert sistemiyle kadın ve erkek yöneticilerin otoriteyi kullanma yeteneği, adalet/hakkaniyet, iletişim, liderlik ve motivasyon faktörleri başlığı altında 37 ifade hazırlanmıştır. Verilerin analizi için Kolmogorov-Smirnov normallik testi, faktör analizi için t testi, One-Way Anova testi yapılmıştır. Daha sonra kadın ve erkek yöneticiye dair frekans tabloları oluşturularak, tüm verilerin bir arada karşılıklı görünmesi amacıyla yönetici cinsiyeti, katılımcı cinsiyeti ve ölçek maddelerinden oluşan üçlü çapraz tablolar yapılarak yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda, Kadın yöneticilere yönelik, faktörler yönlendirilmiş ve katılımcıların algıları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Erkek yöneticilere yönelikde aynı faktörler yönlendirilmiş ve katılımcıların algıları arasında da anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Sonuç olarak, eğitim kamu kurumu çalışanları arasında kadın ve erkek yöneticilere yönelik algılar genel olarak benzerlik göstermektedir. Bu bulgular, cinsiyet temelli algıların, eğitim kamu kurumlarında çalışanlar arasında yönetici değerlendirmelerinde belirleyici bir faktör olmadığını işaret etmektedir.

Erkek yöneticilerKadın yöneticilerLider yöneticilik+1
Semra Şimşek
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nakşı̇bendı̇lı̇ğı̇n tarı̇hsel gelı̇şı̇mı̇ ve sı̇yasetle ı̇lı̇şkı̇sı̇: Norşı̇n örneğı̇

Bu çalışma; Hâlidî Nakşîbendîyye Tarikatının genelde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde; özelde Norşin'de nasıl yayıldığını ve bu kolun günümüze kadar siyasetle ilişkisinin nasıl geliştiğini araştırmalar üzerinden ortaya koymayı amaç edinmiştir. Çalışma, nitel araştırma yöntemiyle birincil ve ikincil kaynakların yanı sıra doküman incelemesi üzerinden hazırlanmış, sözlü tarih metoduyla yarı yapılandırılmış kişisel görüşmelerle desteklendirilmiştir. Tekke ve medrese birlikteliği üzerinden yayılmacı bir politika izleyen Hâlidîlik, Doğu ve Güneydoğu' da kısa bir sürede yayılmıştır. İlk önce Nehiri Tekkesi üzerinden kabul gören Hâlidîliğin; Sıbgatullah Arvâsî üzerinden Bitlis'in Hizan ilçesinde, sonra da Arvâsî'den aldığı icazetle Abdurrahman-ı Tâğî'nin Norşin'de tekke açtığı görülmüştür. Nehiri Tekkesinden sonra Hâlidîliğin bölgedeki en etkili kolunun Norşin tekkesi ve medresesi olduğu kabul görmektedir. Bu da Abdurrahman-ı Tâğî'nin yetiştirdiği 19 halifeye ve bu halifelerin kendi bölgelerinde yaptığı irşat faaliyetlerine dayandırılmaktdır. Hâlidîliğin Norşin'e yerleşmesiyle Norşin Tekke ve Medresesinin sadece dini konularda değil toplumsal ve siyasal konularda da etkin olduğu görülmüştür. Çalışma dönemin siyasal olaylarına değinmiş ve Norşin Tekkesinin bu olaylar karşısındaki tutumunu incelemiştir. Bunun yanı sıra tek partili sistem sonrası dönemde Hâlidîliğin aktif siyaset içindeki pozisyonu 1990' ların sonuna değin işlenmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte Hâlidî tekkelerinin Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Bölgesi'nde yaşayan insanların oy kullanma yönelimleri üzerinde yarattığı etki gözlemlenmiştir. Sonuç olarak tekke ve medreselerin geçmişten günümüze siyasetle olan ilişkisinin dönemsel olarak farklılık gösterse de her zaman mevcut olduğu açığa çıkmaktadır.

Halidi tarikatıNakşibendiyye tarikatıYerel siyaset+1
Orhan Özkan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Belediyelerde kayyımlık algısı ve uygulamadaki görünümü: Van-Muradiye Belediyesi örneği

Kayyımlık, Türkiye'nin son dönemlerdeki fenomen konuları arasında yer almaktadır. Genellikle özel hukukun konusu olan kayyımlık; bir işin yürütülmesi ve mal varlığının yönetilmesi amacıyla kullanılırken, kamu yönetimi alanında belediye organlarına kayyım atanması biçiminde uygulanmıştır. Belediyelere kayyım atanması uygulamasının, merkezi yönetim tarafından darbe dönemleri başta olmak üzere farklı zamanlarda güvenlik gerekçesiyle birçok kez uygulandığı belirtilmiştir. Türkiye'de çok eski zamanlardan beri var olan kayyımlık uygulamasının, özellikle 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişimi sonrasında yoğunlukla uygulama alanı bulduğu görülmektedir. Bu kapsamda, terör örgütleriyle iltisakları tespit edilen belediye başkanları yerine İçişleri Bakanlığı tarafından vali ve kaymakamlar belediye başkan vekili olarak atanmıştır. Çalışmada; Türkiye'deki belediye anlayışında son zamanlarda uygulanan kayyımlık olgusu ve hizmet anlayışı, kapsam ve boyutları ile birlikte ele alınmıştır. Tespit edilen eksiklikler üzerine yeni bir bakış açısı geliştirilmeye çalışılmıştır. Çalışmadaki temel amaç ise Muradiye Belediyesine kayyım atanması sonrası belediyenin sunmuş olduğu hizmetlerden vatandaşların duyduğu memnuniyet düzeyini analiz etmektir. Bu bağlamda çalışmada, vatandaşların kayyımlık konusundaki algılarını ve memnuniyet düzeylerini nicel verilerle ölçebilecek bir anket yöntemi geliştirilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular neticesinde vatandaşların büyük bir çoğunluğunun kayyım yönetiminde belediye hizmetlerinden ve personelinden memnun olduğu, belediyenin sunduğu hizmetlere yönelik katılım düzeyinin yüksek olduğu, kayyım uygulaması ile ilgili toplumsal algının olumlu olduğu yargısına varılmıştır.

Melih Aydoğan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Neoliberalizmin Türk kamu yönetimi üzerindeki etkileri

1980'li yıllar ile birlikte kendini tam anlamı ile gösteren ideolojik bir siyasal düşünce olan neoliberalizm dünya çapında önemli bir etkiye sahip olmuştur. Neoliberalizmin devlet ile hem iç içe hem de ayrı olduğu yıllar içinde göz önünde olmuştur. Tarihsel perspektiften bakıldığında ise siyasal ideolojiler toplumları etkilediği kadar devleti ve aracılığı ile kurumlarını da etkilemiştir. Neoliberalizmi ise bu kervana dahil etmek yanlış bir tutum olmayacaktır. Fakat bundan önce neoliberalizmin tetikleyicisine bakmakta fayda olacaktır. Yani bundan önceki siyasal ideoloji olan liberalizmi tetikleyici olarak görmek mümkündür. Bu dönemde refah devleti ise liberalizm ile beraber önemli bir yer tutmaktadır. Liberalizm özgürlüğü, bireyciliği her şeyin üstünde tutan bir geleneğe sahip olmuştur. Devleti ise bu alana dahil etmek istememiştir. Bunu hem toplumsal hayatta hem de piyasada net bir şekilde görebiliriz. İlerleyen dönemlerde sosyal liberalizm olarak adlandırılan ve aslında liberalizm işle belli noktalarda ayrılan bir ideolojik düşünce ortaya çıkmıştır. Bu görüşle beraber belli bir dönem devletin müdahaleleri tekrar yoğun bir şekilde görülmeye başlanmış böylelikle bu durum sakıncalı görülmüş ve devlet elinin piyasadan çekilmesi yönünde karar verilmiştir. 1980 ile birlikte keynesyen ekonomi politikalarının tıkanıklığa sebep olduğunun görülmesi ile birlikte neoliberalizme yönelmişlerdir çünkü "sosyal liberalizm" olarak adlandırılan bu düşünce ile birlikte devletin uygulama alanının genişlediği görülmüştür. Bu nedenle piyasanın rahat bırakılması öngörülmüştür. Bu süreçte etkin bir şekilde kurumlar etkilenmiştir. Bu noktada tez çalışmasında neoliberalizmin kamu yönetimine etkilerinin ne yönde olduğu üzerine bir araştırma yapılacaktır. 1980'ler ile beraber Türk Kamu Yönetimi kurumlarında ilerleme kaydetmiştir. Devletin piyasa temelli olarak ilerlemesi artık özel teşebbüsün ön planda olması görüşü kamu kurumlarını da etkin bir şekilde yörüngesine almıştır. Yeni kamu işletmeciliği adı altında hantallık, verimsizlik, etkinsizlik geride bırakılarak pasif olan insan yerine aktif insan olgusu ön plana çıkarılmaya çalışılmıştır. Müşteri odaklı sonuçlara önem vermek işletmelerin temel dayanağı haline gelmiştir. Çalışma neoliberalizmin ve küresel boyutun beraberinde yerelleşme, serbestleşme ve deregülasyonun yaşandığı dönemleri de kapsamaktadır. Kamu yönetimini etkilediği gibi yeni düşünce akımlarını ön plana çıkarmıştır. Bu düşünce akımı "Yeni Sağ" olarak karşımıza çıkmaktadır. Yeni sağ uygulamaları ise yeni kamu işletmeciliği yapısal olarak etkilemiştir. Çalışmanın son bölümünde de yeni kamu yönetimi anlayışı ile mevzuat ve projelere yer verilmiştir.

Aslihan Sarğın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir bölgesel örgütlenme modeli olarak Şanghay İşbirliği Örgütü ve Türkiye

Soğuk Savaşın sona ermesiyle liberal demokratik siyasi yapıya ve serbest piyasa ekonomisi sistemine ayak uydurmak için hızlı reform sürecine giren Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) serbest piyasa koşullarına ayak uyduramayarak dağılmıştır. Rusya Fedarasyonu (RF) ve Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), Doğu Avrupa, Kafkasya ve Orta Asya'da kurulan bu yeni devletlerin ABD'nin kontrolüne girmesini engellemek amacıyla çıkar ortaklığı yaparak Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)'nün kurulmasına öncülük etmişlerdir. ÇHC ve RF; iç ayrılıkçı hareketlerin kontrol altında tutulması, artan enerji ihtiyaçlarının karşılanması ve sınır güvenliklerinin sağlanması amacıyla bu çok uluslu bölgesel örgütlenme modelinin teşkil edilmesine öncülük etmişlerdir. ŞİÖ, 2021'deki son açılımıyla yeryüzünün %40'ına genişleyerek küresel petrol üretiminin %20'sine sahip olmuştur. Günümüz itibarıyla daha da büyüme eğiliminde olan ŞİÖ hakkında birçok akademik çalışma ve inceleme mevcuttur ve örgüt ABD'ye karşı alternatif bir kutup oluşturmaktadır. Bu tez çalışması, kuramsal perspektiften Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) yönetsel, bölgesel, çevresel, küresel, siyasi, ekonomik ve güvenlik dinamikleri ile Türk kamu yönetimi politikalarına etkilerini kapsamlı bir şekilde incelemeyi, diğer ülkeler, bölgesel örgütlenme modelleriyle karşılştırılarak ilişkilerinin irdelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın hazırlık sürecinde litaratür taramasının tamamlanmasını müteakip, bu alanda yapılan çalışmalar detaylı şekilde incelenmiştir. Kuramsal perspektiften uluslararası ilişkiler disiplini bağlamında, dünya siyasetinin analiz edilmesinde kullanılan temel teorik yaklaşımlar ele alınarak, ŞİÖ'nün tarihçesi, kuruluş süreci ve temel yapısı detaylı bir şekilde anlatılmış, örgütün gelişimi hakkında derinlemesine bir analiz yapılmış ve Türk kamu yönetimi politikalarına etkisi sunulmuştur. Bu örgütün amaçlarını, değerlerini ve üye ülkeler arasındaki ilişkilerini anlamak için bir temel oluşturmaktadır. Araştırmanın bir sonraki adımında, ŞİÖ'nün karar alma süreçleri, politika oluşturma mekanizmaları, üye ülkelerin örgüt içindeki rolleri ve üye ülkeler arasındaki işbirliği incelenmiştir. Çalışmanın bir diğer bölümünde, ŞİÖ'nün bölgesel istikrarı teşvik etme misyonu ve bölgesel güvenlik tehditleri ile başa çıkma stratejileri üzerine odaklanılmaktadır. Bu kapsamda, örgütün çatışma önleme, terörle mücadele, sınır güvenliği ve askeri iş birliği gibi konulardaki politikaları ve uygulamaları incelenmiştir. ŞİÖ'nün ekonomik işbirliği projeleri ve bölgesel kalkınma programları, örgütün ekonomik entegrasyon çabalarını, ticaretin teşvik edilmesini, altyapı projelerini ve enerji işbirliğini içerecek şekilde detaylı bir şekilde anlatılmıştır.

Şanghay İşbirliği Örgütü
Gökhan Akın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel bir çevre sorunu olarak görsel kirlilik: Van ili örneği

Görsel kirlilik, kent planlaması ve çevre yönetimi bağlamında önemli bir araştırma alanı olarak kabul edilmektedir. Kentlerde gözlemlenen görsel kirlilik, çeşitli faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan ve kentsel estetik ile çevresel kaliteyi olumsuz yönde etkileyen bir fenomen olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğal güzellikleriyle öne çıkan Van kenti, çöplerin sokaklara atılması, plansız yapılaşma ve reklam panolarının aşırı kullanımı gibi unsurların etkisiyle görsel kirlilikle mücadele etmektedir. Kentleşme sürecinde yaşanan bu sorunlar, özellikle plansız yapılaşma ve yetersiz atık yönetimiyle ilişkilendirilmiştir. Plansız bir şekilde atılan çöplerin sokaklarda birikmesi, kentsel estetiği olumsuz etkilemekte ve görsel kirliliği arttırmaktadır. Ayrıca, reklam panolarının yoğun kullanımı da bu durumu tetiklemektedir. Elektrik direkleri, kablolar ve düzensiz araç park yerleri gibi unsurlar da görsel kirliliğin yaygınlaşmasına katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle, görsel kirliliğin önlenmesi ve azaltılması amacıyla kentsel planlama ve çevre yönetimi alanlarında daha kapsamlı ve etkili stratejilerin geliştirilmesi gerekmektedir. Geliştirilecek stratejiler, Van ve benzeri kentlerde kentsel yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik önemli bir adım olacaktır. Araştırmanın amacı, Van ilinde görsel kirliliğe neden olan unsurları detaylı bir şekilde tespit etmek ve elde edilen bulguları derinlemesine değerlendirmektir. Araştırma sadece bir teşhis koymakla kalmayıp aynı zamanda siyasal ve yönetsel karar alma mekanizmalarıyla yerel düzeydeki politikalar için öneriler sunmayı amaçlamaktadır. Bu önerilerin amacı, görsel kirlilikle mücadelede etkili ve sürdürülebilir çözümler geliştirerek Van'ın çevresel estetiğini korumak ve kentte yaşayan bireylerin yaşam kalitesini artırmaktır. Ayrıca, bu araştırma ile toplumda farkındalık yaratılması ve görsel kirlilik konusunda bilinçlendirme çalışmalarının teşvik edilmesi hedeflenmektedir. Araştırma sürecinde, görsel kirliliğe neden olan faktörler üzerine literatür incelenerek bir tablo oluşturulmuştur. Bu tablo, Van Kent çevresinde gerçekleştirilen anket çalışmasına rehberlik etmiştir. Anket çalışması, elde edilen verileri desteklemek amacıyla çevrede çekilen fotoğraflarla zenginleştirilmiştir. Çalışmanın temel amacı, siyasal karar alma mekanizmalarına ve yerel politikalara öneriler sunmak, çevre konusunda farkındalık oluşturmak ve kirliliği azaltıcı önlemler önermektir. Elde edilen veriler, Van ilindeki kirlilik faktörlerini açıkça ortaya koymaktadır.

Burak Gümüşgören
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapısal ve işlevsel boyutları ile Van'daki yönetsel dönüşümün 6360 sayılı kanun bağlamında değerlendirilmesi

2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu, Türkiye'deki idari yapı üzerinde önemli değişiklikler gerçekleştirmiştir. Bu kanun ile nüfusu 750.000'in üzerinde olan 14 il büyükşehir statüsü kazanmış ve büyükşehir sayısı toplamda 30'a çıkmıştır. Bu 14 ilden biri de Van ilidir. Kanunla birlikte İl Özel İdareleri kaldırılmış ve yerlerine Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları kurulmuştur. Ayrıca köyler ve beldeler mahalle statüsüne dönüştürülmüş ve en yakın ilçe belediyesine bağlanmıştır. Büyükşehir belediyelerinin hizmet sınırları ise il mülki sınırları ile sınırlanmıştır. Bu düzenlemeler, büyükşehir belediyelerine önemli sorumluluklar yüklemiştir. Van ili, MÖ 3000 yıllarına kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olup, Doğu Anadolu Bölgesi'nde önemli bir şehir olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, 6360 sayılı kanun çerçevesinde Van ilinde yaşanan yönetsel yapıdaki köklü değişiklikleri incelemektir. Bu bağlamda, Van ilindeki değişikliklerle ilgili literatür taraması yapılmış, faaliyet ve denetim raporları incelenmiş ve yarı yapılandırılmış mülakat yöntemi ile bir takım görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda da Van ilinin yapısal ve işlevsel bağlamında önemli değişiklikler geçirdiği anlaşılmıştır.

Yusuf Yarar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dirençli kentlerin halk sağlığı üzerine etkisi

Bu çalışma, dirençli kentlerin halk sağlığı üzerine etkilerini incelemektedir. Kentleşme süreci, modern çağda hızla artan kent nüfusları ile birlikte birçok sosyal, ekonomik ve çevresel sorunu beraberinde getirmiştir. Dirençli kentler, bu sorunlarla başa çıkabilme ve toplumsal dirençliliği artırma kapasitesine sahip kentler olarak tanımlanır. Tezde, dirençli kentlerin halk sağlığı üzerindeki olumlu etkileri; özellikle çevre sağlığı, altyapı hizmetleri, acil durum müdahaleleri ve sosyal dayanışma gibi alanlarda incelenmiştir. Halk sağlığının korunması ve iyileştirilmesi, dirençli kentlerin sürdürülebilirliği için kritik bir rol oynar. Ayrıca, bu çalışma, Türkiye'deki kentleşme sürecini ve dirençli kentlerin oluşturulmasında karşılaşılan zorlukları ele almaktadır. Çevre sağlığı, afet yönetimi, sosyo-ekonomik faktörler ve kentsel planlama gibi çeşitli alanlarda yapılan literatür taraması ile desteklenen tez, dirençli kentlerin halk sağlığını nasıl koruyup geliştirdiğini açıklamaktadır. Sonuç olarak, dirençli kentlerin halk sağlığına olan katkıları vurgulanmış ve bu kentlerin gelecekteki sürdürülebilir gelişim için önemli bir model oluşturduğu belirtilmiştir.

Zeynep Kirici
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İklim değişikliğinin afet riskleri üzerindeki etkileri; Van ili örneği

Bu tez, iklim değişikliğinin afet riskleri üzerindeki etkilerini Van ili örneği üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, üç ana başlık altında toplanan bir kavramsal çerçeve ile başlamaktadır. İlk olarak; iklim, iklim değişikliği, sera gazı, afet ve afet yönetimi kavramları üzerinde durulmuştur. İkinci aşamada, iklim değişikliği ile afetler arasındaki etkileşim ele alınmıştır. İklim değişikliği, sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik düzeyde de etkiler yaratmakta ve afetlerim şiddetini arttırmaktadır. Devamında Türkiye'de iklim değişikliğinin sebep olduğu doğal afetlere değinilmiştir. Son olarak, Van ilinin coğrafi özellikleri ve iklimsel yapısı dikkate alınarak, bölgedeki afet risklerinden söz edilmiştir. Van, dağlık alanlar, göller ve geniş ova alanlarıyla farklı iklim koşullarına sahip bir bölge olarak, iklim değişikliğinden önemli ölçüde etkilenmektedir. Sıcaklık artışı, yağış düzenindeki düzensizlikler ve aşırı hava olayları, sel, heyelan, kuraklık gibi afetlerin sıklığını ve şiddetini artırmıştır. Tez de iklim değişikliğinin afet riskleri üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak, Van ili özelinde yapılan bu tez, iklim değişikliğinin afet risklerini önemli ölçüde artırdığı be bölgedeki afet yönetimi stratejilerinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Gülşin Yalçiner Durna
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu yönetiminde etik ve etik dışı davranışlara çözüm önerileri

Türk Kamu Yönetimindeki etik sorunların incelendiği bu çalışmada etik sorunların doğası, kökenleri ve çözüm önerileri üzerinde çalışılmış, kamu yönetiminde karşılaşılan başlıca etik sorunlar incelenmiştir. Kamu Yönetiminde görülen ve kronikleşmiş etik problemlerin toplumun güvenini sarsabileceği ve kamu kurumlarının etkinliğini azaltabileceği anlaşılmıştır. Bahse konu ana sebepler bu tezin araştırma konusu olmuş, bu önemli konuların anlaşılmasına ve çözülmesine katkı sağlamak amaçlanmıştır. Etik sorunların çözümüne yönelik stratejilerin neler olduğu ve nasıl olması gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılmış, yaklaşımlar incelenmiş, bu bağlamda yasal düzenlemeler, kurumsal reformlar, eğitim ve farkındalık programları gibi çeşitli önlemlerin neler olabileceğine değinilmiştir. Diğer yönden uluslararası iyi uygulama örnekleri de dikkate alınarak, etik yönetişimdeki en iyi uygulamalar belirlenmeye çalışılmıştır. Kamu yönetimindeki etik sorunların genel bir değerlendirmesi yapılmış sonrasında kamu yönetimindeki etik sorunların kökenleri ve yaygınlığı incelenmiş ve çeşitli alanlarda (örneğin, bütçe yönetimi, personel yönetimi, karar alma süreçleri) ortaya çıkan etik sorunlar ve bu sorunların neden olduğu sonuçlar ele alınmıştır. Kamu yönetimindeki etik sorunların çözülmesi için bütüncül bir yaklaşımın gerekliliği vurgulanmakla birlikte bu sorunların ancak toplumsal katılım, şeffaflık ve hesap verebilirlik temelinde etkili bir şekilde ele alınabileceği öne sürülmektedir.

Muhammed Emin Kılınç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye-AB ilişkileri çerçevesinde yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılması: Hukuki ve kurumsal bir inceleme

Bu çalışma, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik sürecinde yerel yönetim yapılarında yaşanan dönüşümü incelemektedir. AB'nin temel ilkeleri arasında yer alan yerelleşme, yönetişim ve katılımcılık, Türkiye'deki yerel yönetim reformlarını önemli ölçüde şekillendirmiştir. Özellikle 2000 sonrası dönemde gerçekleştirilen mevzuat değişiklikleri ve kurumsal düzenlemeler, AB müktesebatına uyum amacıyla merkeziyetçi yapının gevşetilmesine ve yerel düzeyde demokratikleşmenin güçlendirilmesine yönelik adımları içermektedir. Bu bağlamda, çalışma Türkiye'de yerel yönetimlerin tarihsel gelişimi, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın etkisi, yönetişim anlayışının benimsenmesi ve yerindenlik ilkesinin uygulama düzeyi gibi boyutları kapsamlı biçimde analiz etmektedir. Araştırma, betimleyici yöntemle yürütülmüş; yasal düzenlemeler, strateji belgeleri, resmi raporlar ve akademik kaynaklar temel alınarak değerlendirmelerde bulunulmuştur. Elde edilen bulgular, Türkiye'nin AB sürecinde yerel yönetimlerde kurumsal kapasitenin artırıldığını, ancak uygulamada bazı yapısal sorunların sürdüğünü göstermektedir. Çalışma, AB sürecinin Türkiye'de yerel yönetimlerin demokratikleşmesi açısından önemli bir fırsat sunduğu sonucuna ulaşmaktadır.

Selçuk Taşgedik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

İklim krizi bağlamında Türkiye'de akarsu yönetimi: Van Gölü havzası üzerine bir araştırma

İklim krizi, küresel ölçekte tüm canlı yaşamını etkileyen en büyük ortak sorunlardan biri haline gelmiştir. Bu kriz bağlamında, doğal su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi giderek daha fazla önem kazanmakta, özellikle akarsu yönetimi ekolojik denge, sosyoekonomik sürdürülebilirlik ve toplum sağlığı açısından kritik bir rol üstlenmektedir. İklim krizine yönelik çok sayıda bilimsel çalışma yapılmış, uluslararası toplantılar düzenlenmiş ve bu toplantılar sonucunda çeşitli sözleşmeler ile eylem planları hayata geçirilerek ülkelerin ulusal politika ve stratejilerine yön verilmiştir. Ancak, iklim krizinin akarsular üzerindeki etkilerine dair yapılan araştırmalar görece sınırlı kalmıştır. Bu çalışmada, öncelikle iklim krizi ve akarsu yönetimi başlıkları altında literatürdeki temel yaklaşımlar ve ilgili çalışmalar değerlendirilmiş, sonrasında Türkiye özelinde Van Gölü Havzası örneği üzerinden derinlemesine bir analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın temel amacı, iklim krizi bağlamında Türkiye'deki akarsu yönetiminin mevcut durumunu Van Gölü Havzası örnekleminde incelemek ve bu çerçevede alternatif bir yönetim modeli önerisi sunmaktır. Araştırmada, literatür taraması, belge ve doküman analizi, Devlet Su İşleri (DSİ)'den edinilen toplantı tutanaklarının incelenmesi ve yarı yapılandırılmış mülakat yöntemleri kullanılmıştır. Mülakat soruları, çalışma sürecinde ön plana çıkan beş tematik başlığa göre tasarlanmıştır: (1) iklim krizinin akarsu yönetimine etkisi, (2) mevcut mevzuat, (3) kurumsal koordinasyon ve işbirliği düzeyi, (4) uygulamadaki güçlü ve zayıf yönler ile (5) toplumsal bilgi ve farkındalık düzeyi. Elde edilen bulgular, Türkiye'de akarsu yönetiminin entegre havza yönetimi ilkeleri doğrultusunda yapılandırılması gerektiğini göstermektedir. Her havzanın özgün özellikleri ile iklim krizine ilişkin projeksiyonlar dikkate alınarak, katılımcı ve çok aktörlü bir yönetişim süreci benimsenmelidir. Türkiye'de akarsu yönetimiyle ilgili yetki ve sorumluluğa sahip birçok kurumun varlığı, yönetim süreçlerinde karmaşaya yol açmaktadır. Bu nedenle, ilgili kurumların görev tanımları yasal düzenlemelerle netleştirilmeli; benzer sorumluluklar birleştirilerek kurumlar arası koordinasyon ve sürekli iletişimi sağlayacak bir üst yapı oluşturulmalıdır. Ayrıca, Su Kanunu çalışmaları kapsamlı biçimde yeniden ele alınarak yürürlüğe konulmalı; denetim ve kontrol mekanizmaları, geliştirilmelidir.

Ali Can Gözcü
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kahramanmaraş depremlerinde görev alan AFAD arama kurtarma ekiplerinin etkinlik düzeyinin değerlendirilmesi: Hatay örneği

Bu tez, 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli olarak meydana gelen depremlerin ardından, Hatay ilinde yürütülen arama-kurtarma faaliyetlerinde sahada görev alan ekiplerin başta Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı(AFAD) olmak üzere, Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UMKE), Jandarma Arama Kurtarma (JAK) birimleri, itfaiye teşkilatları ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarına bağlı grupların ilk müdahale sürecindeki operasyonel etkinliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, afet sahasında doğrudan görev almış 39 arama kurtarma personeliyle yapılan görüşmelerde, önceden hazırlanan yarı yapılandırılmış soru seti temel alınmış; görüşme esnasında takip ve ek sorularla derinleştirme yapılmıştır. Elde edilen saha verileri, MAXQDA 2024 nitel analiz yazılımı kullanılarak tematik düzeyde çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, arama kurtarma süreçlerinin sadece teknik yeterlilikle değil; aynı zamanda kurumsal koordinasyon, ekipman standardizasyonu, lojistik yönetimi, personel eğitimi ve psikososyal dayanıklılık gibi çok boyutlu unsurlarla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle ilk müdahale saatlerinde yaşanan iletişim ve koordinasyon sorunları, müdahale hızını ve başarı oranını olumsuz etkilemiştir. Ayrıca, Türkiye Afet Müdahale Planı'nın teorikçerçevesi ile sahadaki uygulama arasındaki kopukluklar, afet yönetimi yapısında yapısal reform ihtiyacını açıkça göstermektedir. Bu çalışmada, arama kurtarma ekiplerinin etkinliğini artırmak amacıyla geliştirilen politika önerileri; sahaya özgü planlamaların güçlendirilmesi, afetlere hazırlık düzeyinin artırılması, teknoloji destekli erken uyarı ve veri sistemlerinin yaygınlaştırılması ile AFAD ve diğer arama kurtarma faaliyetleri yürüten kuruluşların uluslararası standartlara uyum sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılmasını öngören kapsamlı bir dönüşüm çerçevesi sunmaktadır. Çalışma, afet yönetimi literatürüne sahaya dayalı özgün verilerle katkı sunmayı hedeflemektedir.

Selman Yıldırım
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sel afeti yönetimi: Sinop/Türkeli sel örneği

Bu çalışma Türkiye'de afet yönetimi sürecinin bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak Sinop Türkeli ilçesinde meydana gelen sel afeti üzerinden afet öncesi, sırası ve sonrasındaki afet yönetim uygulamalarının etkinliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye deprem, sel, heyelan, orman yangını ve kuraklık gibi birçok farklı doğal afet riskiyle karşı karşıya kalan bir ülkedir. Ayrıca iklim değişikliğine bağlı olarak artan ani ve şiddetli yağışlar özellikle Karadeniz Bölgesi gibi riskli alanlarda sel afetlerinin sıklığını ve etkisini artırmaktadır. Bu nedenle afet yönetimi sadece müdahale odaklı değil, aynı zamanda risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme evrelerini kapsayan çok boyutlu bir süreç olarak ele alınmalıdır. Doküman analizi yöntemiyle yapılan bu çalışmada afet yönetim süreci, afet yönetiminde planlama ve koordinasyon ile Türkiye'de afet yönetiminin kurumsal yapısı ele alınarak Türkeli İlçesi sel afeti üzerinden uygulamalı olarak süreçlerin etkinliği incelenmiştir. Bu bağlamda Türkeli İlçesi sel afeti, hem mevcut afet yönetim mekanizmalarının etkinliğini sorgulamak hem de afet yönetim sürecinde sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşların afete karşı hazırlık düzeylerinin analizi için önemli bir örnek teşkil etmektedir. Çalışmada uygulama örnekleri ve resmi veriler ışığında afet öncesi alınan önlemler, afet anında gerçekleştirilen müdahale çalışmaları ve afet sonrasında yürütülen iyileştirme faaliyetleri değerlendirilmiştir. Sinop Türkeli afet yönetim örneği üzerinden Türkiye'de afet yönetiminin mevcut durumu ele alınarak daha etkin bir afet yönetim süreci için değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda bu çalışma afet yönetiminin yalnızca kriz anına odaklanmak yerine, önleyici ve planlayıcı yaklaşımların öne çıkartılması, kurumlar arası koordinasyonunun güçlendirilmesi ve afet bilincinin artırılmasına yönelik eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması gerekliliğini ortaya koymuştur.

Mesut Ozan Yılmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararları ışığında meşru beklenti ilkesinin uygulanması

Bu çalışmada, idare hukukunun temel ilkelerinden biri haline gelen meşru beklenti ilkesi, kavramsal temelleri, Türk hukukundaki uygulamaları ve uluslararası hukuk çerçevesinde karşılaştırmalı boyutlarıyla ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde ilkenin tanımı, hukuki dayanakları, ilgili kavramlarla ilişkisi ve sınırları incelenmiş; doktrindeki tartışmalar ve yargı içtihatlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararları ışığında ilkenin ulusal hukukta nasıl yorumlandığı açıklanmış; uluslararası hukuk perspektifi kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları, Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı ve uluslararası yatırım tahkimi kararları üzerinden ilkenin gelişimi ele alınmıştır. Çalışmanın sonucunda, Türk hukukunda meşru beklenti ilkesinin giderek daha fazla uygulandığı, ancak hâlen açık bir normatif dayanağa kavuşmadığı, yargı içtihatlarında birlik bulunmadığı ve bazı alanlarda (özellikle vergi ve sosyal güvenlik) sınırlı şekilde uygulandığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda ilkenin yasal olarak tanımlanması, yargı kararlarında tutarlılığın sağlanması ve uluslararası standartlarla uyumlu bir biçimde geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Burcu Küçük
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu yönetiminde açıklık bağlamında bilgi edinme hakkı: Uşak ili örneği

Siyasal, toplumsal ve teknolojik alanlarda yaşanılan önemli gelişmeler Weberyen bürokrasi ilkelerine göre örgütlenmiş tüm kamu yönetimleri gibi Türk kamu yönetimini de değişime zorlamaktadır. Değişimin yönü, gizli ve kapalı yönetim anlayışından açık ve şeffaf yönetim anlayışına doğrudur. Bu yönde atılan en önemli adım ise yine Weberyen bürokrasinin kanunilik/yasallık ilkesinin bir gereği olarak Bilgi Edinme Hakkı Kanunu (BEHK)?nun kabul edilmesidir. Bu çalışmanın amacı; bir anayasal ve yasal hak olan BEH?in önemini yönetimde açıklık ve şeffaflık bağlamında ortaya koymaktır. Nitekim demokratik yönetim, yönetimde etkinlik, açıklık, verimlilik, hesap verebilirlik gibi birbirini bütünleyen yönetimsel ilkelerin uygulamaya konulması ile BEH yakından ilişkilidir. Bu bağlamda çalışmada, yönetimde gizlilik ve açıklık ile BEH kavramları açıklanmış, dünyada ve Türkiye?de bu hak ile ilgili gelişmelere yer verilerek 4982 sayılı BEHK ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmada ayrıca, Uşak merkezinde bir alan araştırması yapılarak halkın yönetimde açıklık, BEH ve BEHK konusundaki tutumu ortaya konulmuştur. Buna göre; açıklık, BEH ve BEHK değişkenlerinin birbirini etkilediği düşünülmekte ve ayrılmaz bir bütün oldukları kabul edilmektedir. Uşak ilinde BEH?den ve Kanunu?ndan haberdar olan ve yararlananların oranları oldukça düşüktür (% 17,8). Buna karşın katılımcılar, BEH?in yönetim ve yönetilenler açısından önemli yenilikler getireceğine ve uzun vadede demokratikleşme yönünde bir zihniyet değişimini sağlayacağına inanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gizlilik, Açıklık, Bilgi Edinme Hakkı, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu

AçıklıkBilgi edinmeBilgi edinme hakkı+4
Müşerref Merve Çakır
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afetlerde il düzeyinde yönetimler arası ilişkiler ve karşılaşılan sorunlar

Doğal ve insan kaynaklı afetler dünyamızda her ülkenin yaşadığı bir sorundur. Fakat bazı ülkeler bulundukları konum, gelişmişlik düzeyleri ve afete hazırlıklı olmaları ile afetten daha fazla etkilenmektedirler. Afetlerden en fazla etkilenen ülkelerden biri olan Türkiye?de afet sonrası yeniden inşa ile kurtarma faaliyetlerine daha fazla önem verilmekle birlikte, afet öncesi yönetim ve önlemlere yeterince önem verilmemesi zararların artmasına ve afetin etkin yönetilmesine engel olmaktadır. Türkiye' deki afet yönetim sisteminin günümüzdeki görünümü ve 5902 sayılı yasa ve ilgili mevzuatla ortaya çıkan yeni durum, 2011 yılında çıkan KHK?ler ile devletin birçok kurumunun ? bakanlığının dönüştürülmesi afet yönetimine yerelde değişik bir bakış açısı getirmesiyle yönetimler arası ilişkilerin öneminin ortaya çıkması bu çalışmanın hazırlanmasının nedenini oluşturmuştur. Türkiye' deki afet yönetim sisteminde 5902 sayılı yasaya göre merkezi ve yerel örgütlenmeye değinilmiş fakat çoğunlukla yerel ilişkiler çerçevesinde bir bakış açısıyla konu ele alınmıştır. Yapılan bu çalışmada afet yönetiminin kavramsal çerçevesine değinildikten sonra Türkiye?de Afet Yönetimiyle ilgili temel hukuki düzenlemelere kısaca değinilmiştir. 5902 sayılı yasa öncesi ve sonrası afet yönetiminin il-ilçe örgütlenmesinde oluşan değişim ele alınmaya çalışılmıştır. Afet Yönetimi il-ilçe örgütlenmesi aşamalarıyla incelendikten sonra yerel yönetimler bu yapının neresinde sorusuna yanıt aranmış, daha sonra da bu çerçevede vali-kaymakamların yetki görev ve sorumlulukları incelenmiştir. Özellikle projenin temelini oluşturan yerel düzeydeki afetlerde yönetimler arası ilişkiler vali-kaymakam merkezli olarak incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca son yıllarda STK? ların ve özel kuruluşların afetlere etkin müdahalede öneminin anlaşılmasıyla bu kuruluşlarla ilişkilere uygulama örnekleri çerçevesinde değinilmiştir. Buna paralel olarak afetlerde yerel düzeyde yaşanan sorunların neler olduğu konusu ele alınmaya çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde sonuç ve öneriler çerçevesinde 5902 sayılı yasanın incelenmesi 1999 yılı Marmara Depremi ve 2011 yılı Van depremleri ile son afetlerdeki müdahaleler ile merkezi idare ve mahalli idare reformlarının yerelde afetlere müdahalede ve yönetimler arası ilişkilerde nasıl bir oluşum meydana getirdiğine değinilerek son yazılan raporlar çerçevesinde ileriye yönelik neler olması gerektiği ile ilgili öneriler ve çıkış yollarına vurgu yapılmıştır.

Afet yönetimi
Selami Işık
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nevşehir ve Niğde belediyeleri örneğinde kentsel yaşam kalitesi: Emek ve Selçuk mahalleleri örneği

Yaşam kalitesi; toplumun sosyal, ekonomik ve fiziksel gereksinimlerinin belirlendiği bir durumdur. Kentsel yaşam kalitesi ise kentlilerin elde etmek istedikleri kaliteli yaşamının kent yönetimleri tarafından ne derece karşılandığı olarak ifade edilmektedir. Küreselleşme ile birlikte kamu yönetiminin yeniden yapılanma sürecinde ortaya çıkan neo-liberalizm ile birlikte devletin görev ve faaliyet alanlarının yeniden belirlenmesi ve merkeze ait bazı yetkilerin yerel yönetimlere daha özelde ise belediyelere devredilmesi gibi yaklaşımlar öne çıkmaktadır. Artan görev ve sorumlulukların etkin bir şekilde yerine getirilmesi için belediyelere alternatif hizmet sunum yöntemleri, kaynak ve personel istihdamı sağlamak gerektiği ifade edilmektedir. Bu çalışmada, bir yerel yönetim birimi olan belediyeler kapsamında kentsel yaşam kalitesi, Nevşehir ili Emek Mahallesi ve Niğde ili Selçuk Mahallesi örneklemlerinin göstergeleri ışığında analiz edilmiştir. Belediyelerin sunduğu çevre temizliği ve sağlığı hizmetleri, sosyal hizmetler, ulaşım hizmetleri, imar ve şehircilik hizmetleri, mali hizmetler, kültür ve turizm hizmetleri ve zabıta hizmetleri gibi hizmetlerin yeterli olması, vatandaşların kentsel yaşam kalitesinden memnuniyetini arttırmaktadır. Sonuç olarak, kentsel yaşam kalitesini arttırmak amacıyla sunulan belediye hizmetleri vatandaşlar tarafından Niğde ilinde yeterli görülürken, Nevşehir ilinde yetersiz görüldüğü ifade edilmektedir. Nevşehir Belediyesi yetersiz olarak ifade edilen bu hizmetlere daha fazla önem vermeli ve bu hizmetler ile ilgili gerekli çalışmaları gerçekleştirmelidir. Anahtar Kelimeler: Yaşam Kalitesi, Kentsel Yaşam Kalitesi, Belediyeler, Nevşehir, Niğde

BelediyelerKaliteKamu yönetimi+4
Kübra Kibar
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00