
68
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Yabancı uyruklu akademisyenlerin birey-çevre uyumu: İşe yönelik tutumlarda kültürel adaptasyonun rolü
Bu çalışmanın amacı birey-çevre uyumu, kültürel adaptasyon iş tatmini, yaşam tatmini ile işten ayrılma niyeti arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda konu ile ilgili yapılmış olan önceki çalışmalar incelenerek araştırma modeli oluşturulmuş ve araştırma hipotezleri geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında geliştirilen bu hipotezlerin sınanması amacıyla kullanılan veri anket yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Bu doğrultuda, Türkiye'deki kamu ve vakıf üniversitelerinde görev yapan 415 yabancı uyruklu akademisyene anket uygulanmıştır. Araştırma bulguları, çalışmanın amacına uygun şekilde keşfedici faktör analizi, korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi kullanılarak elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucu elde edilen bulgular araştırma hipotezlerini büyük ölçüde desteklemektedir. Buna göre, birey-çevre uyumunun kültürel adaptasyon, iş tatmini, yaşam tatmini ve işten ayrılma niyeti gibi çalışan tutumlarını yordadığı yapılan korelasyon analizi sonucu ortaya konulmuştur. Aynı şekilde, kültürel adaptasyonun da iş tatmini, yaşam tatmini ve işten ayrılma niyetinin anlamlı birer yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonucunda, birey-çevre uyumu ile yaşam tatmini ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide kültürel adaptasyonun kısmi aracı rolü olduğuna dair bulgular elde edilirken, birey-çevre uyumu ile iş tatmini arasındaki ilişkide kültürel adaptasyonun aracılık rolünün bulunmadığı ortaya konulmuştur. Son olarak, elde edilen bu sonuçlar konu ile ilgili literatürde yer alan çalışmalar bağlamında tartışılarak, gerek örgütler gerekse gelecekte yapılacak çalışmalar için bir takım öneriler sunulmuştur.
The analysis and use of 360 degree feedback technique in the evaluation of leadership style
360-degree feedback generates an opportunity for appropriate and thoughtful understandings to explain behavioral changes. The organizational leaders can develop the visions and work strategies using 360-degree feedback to help bring success. A leader needs a collaborative approach involving others to help guide the organization forward. 360-degree feedback helps the leader as a vehicle to collect feedback on their leadership style to execute the strategic plan for the organization. Moreover, the present quantitative research examined the impact of 360-degree feedback on leadership practice to develop organizational efficiency. Path analysis using Structured Equation Modeling (SEM) technique had applied to analyze the study variable. A significant relationship is found between the 360-degree feedback process with the leadership styles under this study. More specifically, 360-degree positive and negative feedback predict the servant leadership directly and indirectly through motivation to lead. This study on one side gain information to increase support for the use of feedback and on the other side foster the method to leverage benefit or effectiveness for different recipients. The organizational leader would find benefits from the current study result to improve the collaborative approach in the organization. By incorporating the multi-source feedback process that provides feedback to leaders would help to plans for developing and enhancing leadership practices. Current research provides a more in-depth understanding of the 360-degree assessment. Means of the study will contribute to leadership and organizational development. Organizational manager and other stakeholders are expected to get benefit from the findings of the study.
Türkiye'de özelleştirme: 4/c geçici personel statüsünde çalışanlar ve özlük hakları
Türkiye'de özelleştirme, özellikle 2001 krizinden sonra hız kazanmış ve krizle küçülen ekonomi, özelleştirilmesi sağlanan Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile büyük gelirler elde etmiştir. Devlet, özelleştirme sonrası Kamu İktisadi Teşebbüslerinde çalışırken hizmet akitleri sona erecek olan çalışanlarına 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamındaki 4/C Geçici Personel kadrosuna geçme imkânı sunmuştur. Bu kadro kamu işverenine minimum maliyet sağlayan, çalışanı memur ve diğer kamu görevlileri dışında bırakan, sözleşmeyle çalıştıran fakat işçi de saymayan, güvenceli iş tanımından uzak, sınırlı yasal düzenlemelere sahip istisnai bir istihdam şeklidir. Çalışmamız, özelleştirme sonrasında statüsü 4/C'ye dönüştürülmüş ve halen bir kamu kuruluşunda bu statüde çalışanlar üzerinde uygulanan bir anketle özlük haklarına yönelik durum tespiti yapmayı, çalışanların sendikal örgütlenmeye olan inançlarını ölçmeyi amaçlamıştır. Anket sonuçları incelendiğinde katılımcıların özlük haklarında yaşanan eşitsizliğe, iş güvencesizliğine dair kaygıları öne çıkmıştır. Çözümün sendikal örgütlenmede olduğuna inanmalarına rağmen sendikaların pasif tutumu sebebiyle katılımcıların sendikaya mesafeli duruşu göze çarpmaktadır.
Karanlık üçlü'nün kariyer tercihlerine etkisi üzerine bir araştırma
Bu çalışmada Makyavelizm, narsisizm ve psikopati üçlemesinden oluşan Karanlık Üçlü'nün (Dark Triad), bireylerin kariyer tercihlerini nasıl etkilediği Holland'ın mesleki ilgi kuramı ekseninde araştırılmıştır. Gerçekçi, araştırmacı, sanatçı, sosyal, girişimci ve geleneksel kariyer tercihlerinin, bireylerin Karanlık Üçlü eğilimlerine göre değişiklik gösterip göstermediği, bu değişikliklerin demografik yönden farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda gelecek çalışmalara ışık tutulmuş ve bazı önerilere yer verilmiştir. Bu çalışma İşletme bölümü öğrencileri üzerinde yapılmıştır. Çalışmaya toplamda 418 katılımcı iştirak etmiştir. Katılımcıların 196'sı erkek, 222'si ise kadındır. Çalışmada bulgulara ulaşmak amacıyla açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, yapısal eşitlik modeli, korelasyon analizi ve çok boyutlu örnekleme analizi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan ölçeklerin güvenilirliği doğrulanmıştır. Hipotezler sınanması sonucunda 18 hipotezden 4 tanesi desteklenmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlar literatür kapsamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Karanlık üçlü, kariyer tercihi, mesleki ilgi, makyavelizm, narsisizm, psikopati
Yönetsel koçluk davranışının çalışan performansına etkisinde çalışan tatmininin aracı rolü: Orta ve büyük ölçekli firmalar üzerine bir araştırma
Koçluğun, son yıllarda dikkat çekmesinin ve yayılmasının sebebi çalışanların, performansı, iş tatmini, öğrenimi ve gelişmesine yönelik sorumlulukların, daha çok bölüm yöneticilerine devredilmesidir. Ancak, ülkemizde yöneticilerin koçluk davranışlarının etkilerini ölçen veya yöneticilerinin koçluk davranışı ile çalışan performansı, çalışan tatmini arasındaki bağlantıları inceleyen çok az yayınlanmış araştırma var. Araştırmada, koçluğu daha iyi anlamak için gelişimini, uygulama şekillerini ve performansla olan ilişkisini inceledik. Alan yazındaki bu boşluğu doldurmak ve örneklem sayısını arttırmak adına ilaç sektöründe, yönetsel koçluk davranışının çalışan performansına etkisi, yönetici koçluk davranışının çalışan tatminine etkisi, çalışan tatmininin çalışan performansına etkisi ve yönetsel koçluk davranışının çalışan performansına etkisinde, çalışan tatmininin aracı rolü ölçülmüştür. Bu çalışmanın bir diğer amacı ise yönetsel koçluk davranışını sektörel bağlamda incelemek ve çalışanların iş tatmini ve performansı ile ilişkisini değerlendirmektir. Daha önce Türkiye'de çalışmamızın kapsamında, ilaç sektöründe bir uygulama yapılmadığı için , çalışmamızın evreni Türkiye'de bulunan, orta ve büyük ölçekli İlaç sektörü işletmeleri olarak belirlenmiştir. İlaç sekötöründe çalışmakta olan toplam 313 kişiye anket uygulanmıştır. Anket sonucunda toplanan veriler, uygun analiz yöntemleri ile analiz edilmiştir. Yönetsel koçluk davranışının, çalışan performansının ve çalışan tatmininin, değişkenler üzerindeki etkisini, aracılık etkisini araştırmak için regresyon analizleri ve demografik değişkenlere göre farklılaşma durumunu araştırmak için ise t testi ve anova analizleri yapılmıştır. Bulgular, yönetsel koçluk davranışının çalışanların iş tatmini ve performansı ile pozitif yönde ilişkili olduğudur. Araştırmamızın değişkenleri ile yaş, çalışma süresi, pozisyon demografik değişkenlerin arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bu tez çalışmamızda araştırma ve uygulama için öneriler ve çıkarımlar sunulmaktadır.
Özyeterlilik ve algılanan destek algısının bilgi paylaşma üzerindeki etkisi: Bankacılık sektöründe bir uygulama
Bu çalışmada örgütsel destek algısı, yönetici destek algısı, çalışma arkadaşları destek algısı ve genel öz yeterlilik algısı bilgiyi paylaşma davranışının öncülleri olarak değerlendirilmiştir. 402 banka çalışanına uygulanan anket çalışmasından elde edilen verilerin analizinin ortaya koyduğu sonuçlara göre genel öz yeterlilik algısı ile çalışma arkadaşları destek algısının bilgi paylaşma davranışını olumlu yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Araştırma sonuçları daha önceki çalışmalardan farklı olarak çalışma arkadaşları destek algısının bilgi paylaşma davranışının öncülü olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Araştırma sonuçları öz yeterlilik algısının davranışındaki varyansın daha büyük bir yüzdesini açıkladığını göstermiştir. Bu sonuca göre, genel öz yeterlilik algısı destek değişkenlerine göre bilgi paylaşna davranışındaki varyansı daha iyi açıklamaktadır. İlerde yapılacak çalışmalarda genel öz yeterlilik değişkeni yerine bilgiyi paylaşma öz yeterliliği değişkeninin kullanılması düşünülebilir. Anahtar kelimeler: Bilgiyi paylaşma davranışı, örgütsel destek algısı, yönetimin destek algısı, çalışma arkadaşları destek algısı, genel öz yeterlilik algısı.
Türkiye'de sanayi sektöründe faaliyet gösteren uluslararası stratejik işbirliklerinin başarısını etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki sanayi sektöründe faaliyet gösterenişletmelerin uluslararası stratejik işbirlikleri yapmasının nedenlerininbelirlenmesi, stratejik işbirliklerinin başarısını belirleyen faktörlerin ortayaçıkarılması ve işbirliklerinin başarı (performans) düzeyinin belirlenmesidir.Bu çalışmanın evreninin belirlenmesi ve örneklemin elde ediliş yöntemi;Ekonomi ve Çalışma Bakanlığından elde edilen liste ile belirlenen 1000 adetkayıtlı firma; İSO listelerinde olan ancak Ekonomi ve Çalışma Bakanlığı'ndanalınan listede ismi olmayan firmaların internet ortamında araştırılarak ortaklığınınolup olmayışının tespiti şeklindedir.Bu çalışmanın sonucunda 109 adet uluslararası stratejik işbirliği yapan firmayöneticisinden anket yoluyla toplanan verilerin analizi en çok ortaklık kurulanülkelerin 1. sırada Almanya, 2.sırada İngiltere ve 3. sırada Çin ve İspanyaolduğunu göstermektedir. En çok kurulan stratejik işbirliği türü ise ortakgirişimdir. 2. sırada pazarlama işbirliği ve 3. sırada teknoloji işbirliği yeralmaktadır.Stratejik işbirliklerinin oluşturulma nedenleri sırasıyla rekabetçilik, yenilikçilikve öğrenme, pazarı genişletme ve finansal nedenlerdir. Stratejik işbirliklerininbaşarısını belirleyen unsurlar 6 boyut olarak bulunmuştur. Bunlar bilgi paylaşımıuyum-koordinasyon, birbirine bağımlılık, bağlılık ve bilgi paylaşımı, çatışmaçözümü, güven ve koordinasyon olarak ortaya çıkmıştır.Stratejik işbirliklerinin, işbirliği nedenleri ve işbirliği başarısı faktörlerindenbüyüme potansiyeli üzerine en çok koordinasyonun etkisi olmuştur. İşbirliğindengenel memnuniyet üzerinde ise birbirine bağımlılık ve çatışma çözümü boyutlarıaçıklayıcı olmuştur. İşbirliği başarısı (performansı) üzerinde ise yenilikçilik veöğrenme, birbirine bağımlılık ve çatışma çözümü etkili olmuştur.
Gemiadamlarının stres düzeyleri ve iş doyumları arasındaki ilişki: Bir denizcilik şirketinde uygulama
Bu çalışmanın temel amacı, denizcilik sektöründe gemi adı verilen iş yerlerinde görev yapan gemiadamlarının maruz kaldıkları stresin ölçülmesi ve bu stres düzeyi ile gemiadamlarının işlerinden aldıkları doyum arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışmanın birinci bölümünde stres ile ilgili kavramlara, ikinci bölümde ise iş doyumu ile ilgili kavramlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde denizcilik kavramı ile denizcilik mesleği ve hukuksal boyutlar incelenmiştir. Araştırmanın son bölümü olan dördüncü bölümde ise bir denizcilik şirketinde görev yapan gemiadamlarının stres düzeyleri ve iş doyumları arasındaki ilişkinin belirlenmeye çalışıldığı uygulamaya yer verilmiştir. Gemiadamlarının stres düzeyleri ve iş doyumları arasındaki ilişkinin belirlenebilmesi için oluşturulan anket formları aynı şirkete ait sekiz gemide görev yapan toplam 156 gemiadamına uygulanmıştır. Bu formlardan 127 tanesi değerlendirmeye alınmıştır. Gemilerde görev yapan çalışanların içinde bulundukları çalışma koşulları, karada çalışanların çalışma koşullarına göre belirgin farklılıklar göstermektedir. Bu nedenle gemiadamlarının stres faktörleri ve iş doyumu faktörleri de oldukça farklıdır. Bu çalışmada gemiadamlarının stres düzeyleri ile bu stres düzeyini etkileyen faktörler, demografik özellikler ile ilişkilendirilerek belirlenmeye çalışılmıştır. Diğer yandan gemiadamlarının iş doyumu düzeyleri ve iş doyumu faktörleri de demografik özellikler dikkate alınarak belirlenmeye çalışılmış ve araştırma sonucunda gemiadamlarının stres düzeyleri ile iş doyumları arasında negatif bir ilişki tespit edilmiştir.
Türk bankacılık sektöründe hizmet kalitesinin davranışsal boyutu
Türk Bankacılık sektörü özellikle son 6 yıldır önemli bir degisimin içerisindedir. Türkiye'de 24 Ocak 1980 kararlarının ardından liberallesme hususunda önemli bir adım atan bankacılık sektörü, yasanılan krizler ardından yeniden yapılanma içerisine girmis olup bankacılık hizmetlerinde de ciddi bir gelisim göstermistir. Türk Bankacılık sektörüne yabancı banka girisi ve liberallesmenin bankacılık hizmetlerinde de hayata geçmesi ile birlikte sektörde genisleme ve hizmet kalitesinde artıs yasanmıstır. Bankacılık ürün ve hizmetlerinin geleneksel olmayan kanallardan müsterilere sunuldugu bu yeni dönemde; sube içi iletisim, çalısanların motivasyonu, is tatmini önem kazanmıstır. Çalısanlar açısından hizmet kalitesi, özellikle yaptıkları islemlerde ve müsteriye olan yaklasımlarında ortaya çıkmaktadır. Çalısanların davranıssal özellikleri bu baglamda büyük önem tasımaktadır. Rekabetin geldigi bugünkü durumda insan dısındaki tüm faktörlerin temini mümkün olmaktadır. Bu sebeple çalısanlardan en iyi verimi elde etmek ve dolayısıyla hizmet kalitesini arttırmak için sürekli gelisime, motivasyona ve eleman seçiminde kisikültür uyumu büyük önem verilmelidir. Bu düsünceden yola çıkarak yapılan arastırmada, çalısanların hizmet kalitesi algılamaları tespit edilebilmesi için yabancı sermayeli bir bankanın personeline anket uygulanmıstır. Arastırma sonucunda elde edilen bulgular; yabancı sermayeli banka personelinin hizmet kalitesi unsurlarını bilmekte oldugu ve bu anlayısı tasıdıklarını göstermektedir. Bu hizmet seviyesini üst düzeyde tutabilmek için sube içi iletisimi kanalları sürekli açık olmalı ve serbest iletisim kurulmalıdır. Ayrıca egitim faaliyetlerine ayrı bir önem verilmelidir. Çalısanların motivasyonlarını üst düzeyde tutabilmek için ise alınan kararlara katılımları saglanmalı ve çalısanlar arasında takım çalısması olmalıdır. Çalısanlar ise müsterilere karsı her zaman nazik olmalı, dogru beden dili ve ses tonu kullanmalılar ve esnek olmalıdırlar. Anahtar Kelimeler: Bankacılık, hizmet Kalitesi, Davranıssal Boyut, Motivasyon
Bağımsız serbest çalışan bilişimcilerin çalışma şartlarının analizi
Günümüz bilgi çağının toplum üzerinde etkileri inanılmaz noktalara ulaşmış, telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri de çok hızlı yaygınlaşmıştır. Yaygınlaşan telekomünikasyon temel iletişim aracı olmuş ve toplum üzerinde direk ve dolaylı olarak günlük yaşantıyı etkiler hale gelmiştir. İletişim maliyetlerinin düşürülmesi, zaman kazancı ve çalışma hayatındaki değişimler ile ilgili yüksek beklentileri barındıran telekomünikasyon ve bilgi teknolojilerinin ortaya çıkardığı yeni bir çalışma şekli olarak tele-çalışma, işverenler ve çalışanlar açısından bu beklentileri karşılayarak iş dünyasına yavaş yavaş adapte edilmeye başlanmıştır. Türkçe'de tam karşılığını bulamadığımız evden serbest çalışma yöntemi olan tele-çalışmanın, kişiler açısından avantajlı ve dezavantajlı yönleri bulunmaktadır. Tele-çalışmanın yavaş yaygınlaşmasının nedenlerini bulabilmek için bu avantaj ve dezavantajların neler olduğunun ortaya çıkarılması ve tele-çalışmanın özelliklerinin analiz edilmesi gerekmektedir.Amerika ve Avrupa'da belli noktalara ulaşan tele-çalışma şekli Türkiye'de oldukça yenidir. Tele-çalışma uygulamaları henüz yaygınlaşmamasına rağmen, bu tez çalışmasında tele-çalışmaya bakış ve yaklaşımlar incelenmiştir. İleri teknoloji sektöründe çalışan kişilerin tele-çalışan olarak çalışma açısından potansiyel oldukları düşünülerek, bu kişilerin yaklaşımları yönetim ve organizasyon açısından analiz edilip, yurt dışındaki çalışmalarla karşılaştırma yapılmıştır.
İşletmelerde yaratıcılık düzeyinin belirlenmesi (İzmir ve Manisa illerindeki işletmelerde yaratıcılık düzeyinin belirlenmesine yönelik bir araştırma)
Yaratıcılık, bireyin dünyaya katkıda bulunabilmesinin en mükemmel yoludur. Insanın kendi benliginde sahip oldugu özgürlük, yaratıcı yeteneklerin ortaya çıkabilmesinde büyük önem tasımaktadır. Aynı zamanda, yaratıcılık, hayatı zevkli ve renkli bir hale getirirken yasam kalitesini de arttıran bir kavramdır. Medeniyetler, dâhilerin yaratıcı düsünce ve çalısmalarıyla ilerlemektedir. Ancak yaratıcılık dâhilerle sınırlı bir kavram degildir. Herkes hayatın degisik yönlerine yenilikler getirebilme potansiyeline sahiptir. Çagdas yöneticiler de degisen kosullara ve rekabete hızlı bir sekilde tepki verebilmek ve yeniliklere ulasabilmek için yaratıcılıktan yararlanmak zorundadırlar. Aslında, yaratıcı yönetim kavramı yeni bir kavram olmamaktadır. Egitim, kültür ve yasam düzeyinin yüksek oldugu bireylerde ve toplumlarda uzun zamandan beri var olan bir kavramdır. Ülkemizin bu kavramla pek iç içe olmayısı da bu nedenledir. Ancak, birbirine oldukça baglı olan yenilik, yaratıcılık ve girisimcilik gerçeklesmeden egitimde, ekonomide, sanatta ve toplumda kaliteye ulasmak mümkün olmayacaktır. Bu sebeple, çagdas isletmelerde, yaratıcılıgı ortaya çıkaran ve gelistiren yöntemlerin uygulanması oldukça yaralı olacaktır. Gerek isletmelerde, gerekse toplumda farklı insanların düsüncelerini dıslamayarak, bunların toplumun bütününe sunulmasına izin vermek de yasam kalitemizin artmasına katkıda bulunacaktır. Bu nedenle yaratıcı bireylerin, farklılıklarına ve yüksek hayal gücüne toplumsal basılarla ket vurmayarak onların kesif yeteneklerinin gelisimini saglamak akıllıca olmaktadır.
Yerel yönetimlerde stratejik plan algısı ve stratejik plan uygulamalarının değerlendirilmesi üzerine bir araştırma
Bu araştırma, yerel yönetimlerde görev alan çalışanların stratejik plan algıları ve stratejik planlama uygulamalarını değerlendirmeleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, Türkiye'nin çeşitli bölgelerindeki yerel yönetimlerde çalışan 425 personele anket uygulanmıştır. Çalışmada, stratejik planlama algısı ile stratejik planlama uygulamalarının değerlendirilmesi arasındaki ilişki detaylı bir şekilde ele alınmış, çalışanların yaş, cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum, çalışma süresi gibi demografik özelliklerinin yanı sıra stratejik planlama eğitimi alıp almamalarına göre nasıl farklılaştığını tespit etmeye odaklanmıştır. Araştırma sonuçları, stratejik planlama algısı ile bu algının stratejik planlama uygulamalarını değerlendirme üzerindeki etkisi arasında anlamlı ilişkiler olduğunu ortaya koymuş, yaş, kurumda çalışma süresi ve toplam iş tecrübesi gibi demografik özelliklere göre farklılık gösterdiğini göstermiştir. Bu bulgular, yerel yönetimlerde stratejik planlama süreçlerinin etkinliğini artırmak için çalışanların algılarının ve demografik özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Çalışma, literatürde eksikliği hissedilen bu alanda önemli katkılar sunmakta ve yerel yönetimlerde stratejik planlamanın daha etkili bir şekilde uygulanabilmesi için önemli rehberlik sağlamaktadır.
Emniyet teşkilatında örgütsel stres kaynakları, Mardin İl Emniyet Müdürlüğü uygulaması
Bu çalışmada, başta polis memurları olmak üzere Emniyet Teşkilatı'nda görev yapan personelin, çalışma şartlarından kaynaklanan streslerinin ölçülmesi ve sahip oldukları demografik özelliklerle stres düzeyi arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak amaçlanmıştır.Birinci bölümde stres ve ilgili kavramlar, stresin belirti, tür, neden, kaynakları gibi konularla stres yönetimi üzerinde durulmuş, ikinci bölümde polis kavramı, polislik mesleğinin tarihi gelişimi, Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde Emniyet Teşkilatında meydana gelen değişimler ve polisin stresine ilişkin konulara yer verilmiştir. Üçüncü ve dördüncü bölümde ise Mardin İl Emniyet Müdürlüğü'nde görev yapan personele yönelik uygulanan anket analiz edilmiştir.Polislerin çalışma şartlarından kaynaklanan streslerinin ölçülmesi, polislerin demografik özellikleriyle stres düzeyi arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak amacıyla Mardin İl Emniyet Müdürlüğü'nde görev yapan toplam 1065 personelin 216'sına anket uygulanmıştır. Uygulanan anketlerin tamamı değerlendirilmeye alınmıştır.Polislerin çalışma şartları pek çok diğer devlet memurlarından farklılık göstermektedir. Bu nedenle polislerin stres faktörlerinin önemli bir kısmı polislik mesleğine özgü farklılıklar içermektedir. Elbette, Emniyet Teşkilatında görev yapan Polis unvanı dışındaki personel de aynı ortamda çalıştığından ortak stres faktörlerinden etkilenmektedir. Bu nedenle çalışmada bu gruptaki personele de yer verilmiştir.Araştırmada,İlk olarak, polislerin örgütsel stres kaynaklarının tespiti için ankete verilen cevaplar betimleyici analizlerle incelenmiş,İkinci olarak, demografik özellikler ile örgütsel stres kaynakları arasındaki farklılıklar ortaya çıkarılmaya çalışılmışVe son olarak örgütsel stres kaynaklarının birbiriyle olan ilişkisi araştırılmıştır.
Örgütsel kültür ile yenilikçilik odaklı örgütsel faktörler arasındaki ilişki
18. Yüzyıl sonlarında Britanya'da başlayan Sanayi Devrimi, küreselleşmeye daha ileribir bakış açısı kazandırmıştır. Değişen çevre şartlarının incelenmesi, hızlı bir şekildeküreselleşen dünyada rekabetin de önemli olduğunu ortaya çıkarmıştır. Böylece,örgütler müşterilerin mevcut ihtiyaç ve taleplerini karşılayacak ürünleri araştırmak içindaha çok zaman harcamaya başlamışlardır. Son yıllarda endüstriyel yeniliğin(inovasyonun) ve ürün geliştirmenin nasıl yönetildiği ve nasıl örgütlendiği önemkazanmıştır. Böylelikle bu iki faktörün yönetilme şeklinin küresel bir dünyada kaydadeğer pazar payı yarattığı ve devamlı rekabete neden olduğu söylenebilmektedir. Buamaçla organizasyonların yenilikçi örgütler olmaları önemli bir etken haline gelmiştir.Örgütsel kültürün organizasyonların performansı ve uzun dönemli verimlilikleri üzerinegüçlü bir etkiye sahip olduğu bilinmektedir. Çağımız organizasyonlarında pazarlardapay edinmek ve rekabet avantajına sahip olmak için yenilikçiliğin gerekliliği öncedende belirtilmiştir. Ancak yenilikçi bir organizasyonda ne tip bir kültür tipolojisininbulunması ve yaratılması gerektiği ve bu etkileşimden doğacak olan verimlilik firmalaraçısından yadsınamaz bir avantaj sağlayacaktır.Örgüt kültürü ve yeniliğe odaklı organizasyonel faktörler dikkate alınarak yapılanaraştırmanın üç amacı bulunmaktadır. Birinci amaç; işletmenin mevcut kültürel yapısınıbelirlemek. İkinci amaç; işletmenin beklenen kültür yapısını belirlemek; üçüncü amaçise işletmenin mevcut ve beklenen kültür yapısıyla yenilikçiliğe odaklı organizasyonelfaktörler arasında bir ilişkinin bulunma durumunu tespit edebilmektir.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yenilik (inovasyon), ürün yeniliğive bu değerlerin firmalar açısından önemi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde,örgüt kültürü, örgüt kültürünün oluşumu ve organizasyonlarda kültürü değerlendirmeyeyönelik yapılan modellere yer verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Manisa OrganizeSanayi Bölgesinde yer alan Vestel'in mevcut ve beklenen kültürü belirlenmeyeçalışılmış ve her bir kültür yapısıyla yenilikçiliğe odaklı örgütsel faktörler arasındakiilişki incelenmiştir.
İş tatmini üzerine bir odak grup çalışması
Bireyin ve içinde bulunduğu iş dün yasının değişkenliği, iş tatmini konusunda araştırmaların sürekliliğini ihtiyaç haline getirmiştir. İş tatmini, kişinin arzu, istek ve beklentilerini işi aracılığı ile sağlaması olarak tanımlanabilir. İş tatmininin bireyin işini sürdürmesine yetecek seviyede olmaması iş tatminsizliği olarak nitelendirilmektedir. Hayatlarının büyük bir kısmını işi ile geçiren bireylerin, işle ilgili birçok konuyu direkt veya dolaylı olarak işe-çevrelerine yansıtmaları doğal kabul edilmektedir. Bu durumda iş tatmini işveren, çalışan ve sosyal çevre için önemli bir koşul halini almaktadır. Bireyin yaşam kalitesini ve örgüte bağlılığını etkileyerek ?işe devamlılığını? sağlayan bu koşulun, sağlanıp sağlanmadığının veya ne seviyede sağlandığının ölçülmesi önemli bir gereklilik olarak görülmektedir.Konu ile ilgili çalışmalar incelendiğinde anket, gözlem ve mülakat gibi farklı yöntemlerin uygulandığı görülmektedir. Bu araştırmada, iş tatmininin ölçülmesinde ?odak grup? görüşme yöntemi kullanılmıştır. Yöntem, iş tatmininin ölçülmesinde odak grubu oluşturanlar tarafından ortaya koyulan çapraz fikir ve görüşleri içermesi ve bu görüşlerin iş tatmininin sağlanmasına katkı olabilecek çözümleri doğurması gibi nedenlerle tercih edilmiştir. Amacı odak grup çalışması ile iş tatmininin ölçülmesine ve istenen seviyede olmasını sağlamaya yönelik çabaları yaygınlaştırmak olan bu çalışma, dört aşamada gerçekleştirilmiştir. Uçuş pilotları, eğitim sürecinin zorluğu ve çalışan sayısının genele oranla az olmasından kaynaklanan nedenlerle küçük bir örneklem grubundan seçilmiştir. Bu nedenle, iş tatmini konusunda diğer meslek gruplarından farklı olarak, nicel araştırmadan çok nitel araştırmaya uygun olduğu düşünülmüş; verilerin değerlendirilmesinde istatistiksel bir genelleme yerine analitik genelleme yapılmıştır.Bu çalışmanın, odak grup yöntemi kullanılarak iş tatmini ile ilgili yapılacak olan sosyal bilimler alanındaki tüm araştırmalara, model oluşturma ve kuram geliştirme gibi bir katkı sağlaması beklenmektedir.
İnsan kaynakları'nda dış kaynak kullanımı (outsourcing) Türkiye uygulamaları üzerine bir araştırma
Ekonomide sınırların ortadan kalkması ile sıkı bir rekabet ortamında varolma çabası veren işletmeler; müşterilerine daha kaliteli ve düşük maliyetli ürün ve hizmet sunmanın yollarını aramaya başlamışlardır. Rekabet güçlerini koruyabilmek için yeni yönetim stratejilerine yönelmek kaçınılmaz olmuştur. Bu stratejilerden biri öz yeteneklerine odaklanarak, diğer işleri dışarıdan tedarik ettiği dış kaynak kullanımıdır.Günümüz işletmelerinin etkili rekabet edebilmesi için İnsan Kaynakları Fonksiyonlarında da dış kaynak kullanımına gidildiği görülmektedir.Tezimizde İnsan Kaynakları Fonksiyonları'nda Dış Kaynak Kullanımı incelenmiş, Türkiye'deki işletmelerin bu konudaki kazanımları ve stratejilerini bu yönde nasıl şekillendirdikleri incelenmiştir.Tezimizin birinci bölümünde işletmelerin günümüzde uyguladıkları çağdaş yönetim stilleri incelenmiştir. İkinci bölümde Dış Kaynak Kullanımı hakkında genel bilgiler ve İnsan Kaynakları Fonksiyonları'nda kullanımı yer almıştır. Üçüncü bölümde Dış Kaynak Kullanımının Türkiye'deki uygulamaları konusunda bir araştırma yapılmış ve yorumlanmaya çalışılmıştır.
Uzman sistem yaklaşımı ile web tabanlı personel seçim sisteminin geliştirilmesi
Günümüzde bilgi teknolojilerinin gelişimi ile birlikte bilgiye erişimde ve bilgiyi kullanmada her geçen gün yenilikler ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte gelişimini sürdüren diğer bir konu ise insan kaynaklarıdır. İnsan kaynakları alanında yapılan çalışmalar diğer alanlardaki çalışmalar gibi bilgi teknolojileri ile desteklenmektedir. İnsan kaynakları faaliyetlerinden olan personel seçimi, her işletme için stratejik bir öneme sahiptir. Bu nedenle personel seçim işlemleri, konusunda uzman kişiler tarafından yapılmalıdır.Yapay zekânın bir alt alanı olan uzman sistemler ile bir takım problemlerin çözümü için uzmanların bilgileri ve çıkarsama yöntemleri modellenebilmektedir. Bu çalışmada, internet sayesinde bilgiye her yerden ulaşılabilindiği bir dönemde, stratejik bir öneme sahip personel seçim süreci için uzmanların verebileceği kararlara en yakın karar desteğini sunan bir uzman sistem geliştirilmiştir. Bu sayede personel seçiminde ortaya çıkabilecek sübjektif düşünceleri ve kararları en aza indirebilmek ve işletme için en doğru kararın verilmesini sağlamak mümkündür.Geliştirilen sistemde uzmanların işlerinin de kolaylaştırılması düşünülmüş ve bunun için sistem web tabanlı olarak geliştirilmiştir. Bu sayede adayların kendilerine ait bilgileri internet üzerinden sisteme girmeleri sağlanarak uzmanların adaylara ait bilgileri sisteme aktarmak zorunda olmasının önüne geçilmiştir. Ayrıca uzman sistem geliştirme sırasında karşılaşılan en büyük zorluk olan bilginin uzmanlardan elde edilmesi problemi, uzmanlara bilgiyi dinamik olarak ekleyebilmeleri ve bu bilgiler üzerinde değişiklik yapabilmelerini sağlayan sistem ile ortadan kalkmıştır. Böylece yazılım bilgisine sahip olmayan bir insan kaynakları uzmanı bile sisteme bilgileri girebilmektedir.Giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı ve araştırma ile ilgili metodolojiye ilişkin bilgiler verildikten sonra, birinci bölümde personel seçim sürecine ve bu kavram ile ilgili literatürde yer alan bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde uzman sistemler hakkında bilgi aktarılmaktadır. Bu bölümün sonunda uzman sistemlerin personel seçiminde kullanımı ve bu konuda yapılan çalışmalara değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise geliştirilen uzman sistemin yapısı, kullanımı anlatılmış, bu konuda örnekler verilmiştir. Uzman sistemin çalışması ve sonuçları örnek bir senaryo ile gösterilmiştir. Çalışmanın sonunda geliştirilen sistemin bir işletmede kullanılması ile işletmeye bilgi teknolojileri konusunda katkı sağlanacağı öngörülmüştür. Ayrıca işletme ve aday açısından maliyetlerin düşmesi sağlanacaktır. Daha sonra kullanılması için aday bilgileri veritabanında saklanmaktadır.Sistemin geliştirilmesi için nesneye yönelik programlama yaklaşımı kullanılmıştır. Bu yöntem .NET teknolojilerinden ASP.NET ve C#.NET programlama dilleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sistemde veritabanı yönetim sistemi olarak Microsoft SQL Server 2008 kullanılmıştır. Sistemde kullanıcıların bilgilerini girip başvurularını yapabildiği web arabirimi bulunmaktadır. Yönetici için tasarlanan arabirimde ise pozisyon işlemleri modülü, test işlemleri modülü, soru işlemleri modülü, başvuru puanlama modülü, test puanlama modülü, aday bilgilerini gösterme modülü ve değerlendirme modülü yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: İnsan Kaynakları Yönetimi, Personel Seçimi, Uzman Sistemler, Web, Bilgi Tabanlı Sistemler.
İş yaşamında duygusal emek ve ampirik bir çalışma
Bu çalışmanın amacı, müşterilerle birebir iletişim halinde olan işgörenlerin, duygu gösterimlerini örgüt tarafından belirlenen standartlara uygun hale getirme sürecinde harcadıkları çaba olarak tanımlanan duygusal emek kavramının, çalışanların iş doyumu ve tükenmişlik düzeyleri üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Bu amaçla, kavrama yönelik olarak yapılan literatür çalışması ışığında geliştirilen hipotezler, gerçekleştirilen bir alan çalışmasıyla test edilmiştir. Manisa ilinde gerçekleştirilen alan çalışmasının örneklemi, 136 doktordan oluşmaktadır. Örnekleme; 26 sorudan oluşan Duygusal Emek Ölçeği; 3 sorudan oluşan Michigan Örgütsel Değerlendirme Anketi-İş Doyumu Alt Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Envanteri ile birlikte demografik soruları da içeren bir anket uygulanmıştır.Araştırmadan elde edilen verilere yapılan analizler sonucunda, duygusal emek gösterimi sırasında yüzeysel davranış göstermenin işgörenlerin tükenmişlik seviyelerini artırıp iş doyumlarını düşürdüğü yönünde bulgular elde edilmiştir. Derinlemesine davranış ile tükenmişlik veya iş doyumu arasında ise güçlü ilişkiler kurulamamıştır. Bunların yanı sıra, işgörenlerin içinde bulundukları sektöre bağlı olarak duygusal emek boyutlarında bir takım farklılıklar olduğu görülmüştür. Buna göre, kamu sektöründe çalışanlar özel sektördekilere oranla daha fazla yüzeysel davranış göstermekte ve daha fazla duygusal çaba harcamaktadırlar. Elde edilen sonuçlar literatürle ters düşmemektedir.Çalışmanın, ülkemizde duygusal emek kavramını ölçmeye ve sonuçlarını açıklamaya çalışan öncü çalışmalardan biri olması dolayısıyla literatüre katkıda bulunacağı ve bundan sonraki araştırmacılara fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
Understanding change in organizations: How multiple imprints evolve in social enterprises?
This research draws on the literature on imprinting theory and social entrepreneurship to examine the dynamic processes of imprinting. The aim of the study is to investigate how and why the transformation of imprinting occurs. To explore the main influences of transformation processes, the research was designed as a multi-case study, focusing on social enterprises in Turkey and the United Kingdom. Social enterprises were considered to provide a fertile ground for examining changes in imprints due to their unique position, interacting with various sectoral pressures simultaneously. The research identified four main decision-making dimensions to understand the structural changes of social enterprises: heuristics, values, analytics, and gains. It analyzed which dimensions social entrepreneurs base their decisions on during the founding phase and subsequent periods, and inferred the reasons behind these decisions. The findings allowed for a more detailed examination of the dynamic imprinting process, explaining and illustrating the reasons and mechanisms behind changes in imprints through figures. Additionally, the research presents several theoretical and practical contributions in detail, emphasizing the importance of the four dimensions in understanding the evolution and structural changes of social enterprises.
Improving the good in good organisations: How can the potential negative social impacts of social enterprises be better managed?
Social enterprises are organisations that aim to create sustainable solutions to social problems. They are often described as 'do good' organisations. These organisations play an important role in society, contributing to social welfare and social wellbeing, and they are a significant component of the economy. However, there is a myth (i.e. a false assumption) that social enterprises always and under all circumstances only have positive social impacts on society. In this PhD, it is argued that social enterprises – especially those that do not identify, mitigate or manage their potential impacts – are likely to have direct and indirect negative social impacts on those people who are affected by the activities of social enterprises, including target groups, host communities, and workers and volunteers. There has been evolution in the field of social enterprises, with new forms of social enterprise emerging, which is causing legal and definitional confusion as well as many problems in practice. An outcome of my PhD research is my classification that, in broad terms, there are: 'traditional social enterprises', i.e. those that are largely dependent on donations, make short-term plans and resemble non-governmental organisations to a certain extent; and 'new generation social enterprises', i.e. those that are sustainability-oriented, innovative and typically operate independent of donations. Four case studies of new generation social enterprises were conducted, two in the Netherlands and two in Turkey. In addition, interviews were conducted with six independent experts who were knowledgeable about the fields of social entrepreneurship and/or social impact assessment. The overarching research question of the PhD research was: How can the potential negative social impacts of social enterprises be better identified, mitigated and managed? The results of the research revealed that social enterprises can create negative impacts and that social enterprises should apply the principles of social impact assessment to manage and minimise their potential negative social impacts. The thesis argues that there should be an ISO-like standard specifically for the social enterprise sector. The thesis reviews a range of existing standards and makes recommendations for what should be included in a standard specifically for the social enterprise sector. Keywords: social entrepreneurship, social enterprises, new generation social enterprises (NGSEs), social impact assessment, social performance
Aile işletmelerinde profesyonelleşme ile uluslararasılaşma sürecine geçiş: Kayseri örneği
İşletmelerin kurulmasında birincil amaç kar etmektir. Ancakgünümüzde artan rekabet koşulları sebebiyle uzun vadede karamacının önüne işletmelerin devamlılığı esası geçmektedir.şletmelerin devamlılıklarını sağlamaları için faaliyette bulunduklarıpiyasalarda başarılı biçimde faaliyet göstermeleri gerekmektedir.şletmelerin piyasalarda uzun süre faaliyet gösterebilmeleri içinfinans, insan kaynakları, teknoloji ve organizasyon yapılarının sağlamolması gerekmektedir. profesyonelleşme,şletmelerdekurumsallaşmayı beraberinde getirmektedir. Uluslararasılaşmadadevamlılığın sağlanması ise kurumsallaşma ve profesyonelliğin tamanlamıyla gerçekleşmesi ile mümkündür.Bu çalışmada Kayseri'de uluslararasılaşma sürecinde olan aileişletmelerinin profesyonelleşme ve kurumsallaşma düzeyleriincelenecektir.Bu çalışma toplam üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde,literatür çalışması sonucu elde edilen bilgilerden derlenen `' AileŞirketlerinin Tanımı, Aile Şirketlerinin Üstün ve Zayıf Yönleri, AileŞirketlerinin Yönetim Sorunları, Aile Şirketlerinde Profesyonelleşmeve Kurumsallaşma'' konuları, ikinci bölümde yine literatür bilgileriyardımıyla derlenen `'Uluslararasılaşmanın Tanımı,Uluslararasılaşma Süreci ve Uluslararası Pazarlara Giriş Yöntemleri''konuları anlatılmaktadır. Üçüncü bölümde ise Kayseri'de BulunanAile Şirketlerinde Profesyonelleşme le Uluslararasılaşma SürecineGeçişe lişkin Alan Araştırması yer almaktadır. ''Sonuç ve Öneriler''kısmında ise çalışmanın sonuçları yorumlanarak öneriler ortayakonmuş ve sonuca bağlanmıştır.
Turizm işletmeleri yönetiminde profesyonelleşme ve iş tatmini ilişkisi: Ankara'daki 4 ve 5 yıldızlı oteller üzerine bir araştırma
Artan rekabet koşullan karşısında ayakta kalmak isteyen işletmeler etkinlik ve verimliliklerini artırmak amacıyla çeşitli yönetsel yöntemler izlemektedirler. Bu izlenen yönetsel yöntemlerin başında ise, işi yapacak bireye işi sevdirmek gelmektedir. Bu kavram iş tatmini olarak tanımlanmaktadır. İş tatminini etkileyen birçok içsel ve dışsal etken bulunmaktadır. Çalışmada bu etkenlerin yanı sıra, bireyin profesyonelleşme düzeyinin, bireyin iş tatminine etkisi ortaya konmaktadır. Profesyonelleşme kavramı çoğu zaman yanlış kullanılmakta, kimi zaman ise bazı kavramlarla karıştırılmaktadır. Profesyonelleşme esas, olarak bir iş ya da uğraşım meslekleşmesi sürecinde tamamlanması gereken davranışsal normların tümünü ifade etmektedir. Bu açıdan ele alınan profesyonelleşme kavramının ve alt niteliklerinin iş tatminine etkisinin incelenmesi bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. iş tatmini ile profesyonelleşme arasında bir ilişki olduğu hipotezinden yola çıkarak, "iş tatmini" ve "profesyonelleşme" arasındaki ilişki, Ankara'daki 4 ve 5 yıldızlı otellerin üst ve orta kademe yöneticileri üzerinde araştırma yapılarak test edilmiştir. Bu çalışma toplam dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, literatür çalışması sonucu elde edilen bilgilerden derlenen "İş Tatmini İle ilgili Kavramsal Açıklamalar" konusu, ikinci bölümde yine literatür bilgileri yardımıyla derlenen "Profesyonelleşme İle ilgili Kavramsal Açıklamalar" konusu ve üçüncü bölümde ise iki çalışmanın bir birine olan olası etkilerinin anlatıldığı "iş Tatmini ve Profesyonelleşme ilişkisi" konuları anlatılmaktadır. Dördüncü bölüm ise çalışmanın "Ankara'daki 4 ve 5 Yıldızlı Otel Yöneticilerinin Profesyonelleşme Düzeyleri ve iş Tatminleri Arasındaki İlişki Üzerine Bir Araştırma" isimli araştırma bölümünü anlatılmaktadır. "Sonuç ve Öneriler" kısmında ise, çalışmanın sonuçları yorumlanarak öneriler ortaya konmuş ve sonuca bağlanmıştır.
Yöneticilerin bir kişilik değişkeni olarak denetim noktası ve özendirme araçlarına yaklaşımları
Bir kişilik değişkeni olan denetim noktası, bireylerin yaşamlarım ve olayları kendi denetimlerinde ya da kendileri dışındaki bazı etkenlerin (örn; şans, kendilerinden güçlü olduklarına inandıkları başka bireyler vb.) denetiminde algılamalarıdır. Bu tanım doğrultusunda içsel ve dışsal bireylerden sözedilmektedir. Bu araştırmada, yöneticilerin denetim noktası ile işletmelerde kullanılan özendirme araçlarına yaklaşımları arasındaki ilişki belirlenmektedir. Veri toplamak amacıyla iki farklı ölçek kullanılmıştır. İlk ölçek, Rotter* in denetim noktası ölçeğidir. İkinci ölçek, yöneticilerin özendirme araçlarına yaklaşımlarım ölçmektedir. Soru formları, Ankara' da, makina sektöründe faaliyet gösteren 71 küçük ve orta ölçekli işletmeye uygulanmıştır. Verilerin analizi ve değerlendirilmesi sonucunda, araştırmanm ana hipotezi desteklenmiştir. Yöneticilerin denetim noktası ile genel olarak özendirme araçlarına yaklaşımları arasında, a = 0.05 anlamlılık düzeyinde bir ilişki saptanmıştır. Bu sonuca göre, iç denetimli işletme yöneticileri, özendirme araçlarına dış denetimli yöneticilere göre daha olumlu bir yaklaşım içindedir. Araştırmanın alt hipotezleri, tek tek özendirme araçlarına yaklaşım ve denetim noktası arasındaki ilişkiyi belirlemektedir. Yapılan Pearson Korelasyon Testleri sonucunda, takdir ile sosyal hizmet ve yardımlara yaklaşımla denetim noktası arasında bir ilişki belirlenmiştir ( a = 0.10). İç denetimli yöneticiler bu özendirme araçlarına daha olumlu yaklaşmaktadır. Araştırma sonucunda yöneticilerin, ekonomik özendiriciler, yükselme, iletişim, yönetime katılma ve iş genişletme - iş zenginleştirmeye yönelik yaklaşımları ile denetim noktası arasında, istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır.
The organizational change adaptation process: Differentiation and integration
This study was carried out to explore the change adaptation approaches and mechanisms of small and medium-sized enterprises (SMEs) operating in Haripur and Abbottabad Province in Pakistan. Previous studies were mostly based on large complex organizations operating in developed countries and little attention was paid to SMEs. Secondly, current change adaptation models generally don't consider organizational structural and external environmental characteristics. To develop a comprehensive change adaptation model that shows the change adaptation process in terms of different organizational structures, strategic postures, and different types of external environments. The hypotheses were developed based on the five research variables (organization structure, strategic posture, differentiation, integration, and external environment) that are critical in the change adaptation process. Once the hypothesis was tested each variable individual research item was cross-compared in a stable and dynamic environment to explore the characteristics of each research variable. Furthermore, based on the findings change adaptation approaches and mechanisms were developed. These approaches and mechanism models show how mechanistic and organic enterprises can adapt to the external environment changes based on the external environment type.
Bilişim sektöründeki firmaların örgütsel tasarımlama yaklaşımı çerçevesinde yenilik yapma eğilimleri
Bu çalışma Türkiye'de bilişim sektöründe faaliyet gösteren mekanik yapıdaki firmaların, örgütsel tasarımlama yaklaşımı çerçevesinde yenilik temelli olarak nasıl evrildiklerini anlamak üzere hazırlanmıştır. Bu yüzden örgütün yapısına ait biçimselleşme, merkezileşme, uzmanlaşma ve büyüklük dereceleriyle yenilik arasındaki ilişki incelenmiş ve bunların birbirleriyle olan etkilerine bakılmıştır.Niceliksel ve niteliksel yöntemlerin birlikte kullanıldığı alan araştırması sonuçlarına göre, bilişim sektöründeki firmaların yenilik yapma eğilimlerinin sadece uzmanlaşmaya ve profesyonelleşmeye bağlı olarak gerçekleşebileceği söylenebilir. Bu türden firmaların merkezileşme ve biçimselleşme derecelerinin yenilikle anlamlı yönde bir ilişki içerisinde olmadığı görülmüştür. Eşdeyişle, bilişim sektöründeki mekanik yapıdaki firmalar, biçimselleşme ve merkezileşme derecelerine bağlı olarak yenilik yapmamaktadırlar.
Performans değerlendirme sistemlerinin örgütsel adalet algısı üzerine etkisi
İşgörenin işindeki başarısı, tutum, davranış ve özellikleri ile örgütün başarısına dair katkılarını değerlendirmede yararlanılan performans değerlendirme sistemleri; ücret artışlarının belirlenmesinden, terfi kararlarının alınmasına, eğitim ihtiyaçlarının saptanmasından, işten çıkarma kararlarına kadar işgörenlerle ilgili pek çok önemli kararın alınmasında temel veri kaynağı olarak kullanılmaktadır.Örgütsel adalet; örgütsel kaynakların dağıtımının, bu dağıtım kararlarını belirlemede kullanılan prosedürlerin ve bu prosedürlerin uygulanması sırasında gerçekleşen kişiler arası ilişkilerin algılanan adaleti olarak tanımlanmaktadır. Performans değerlendirme sistemleri, örgütsel adalet kavramının en iyi biçimde incelenmesine olanak sağlayan örgütsel uygulama süreçlerinden birisidir. Bunun en önemli sebeplerinden birisi, performans değerlendirme sonuçlarının işgörenlerin elde edebileceği kazanımlarla ilişkili olmasıdır.Bu çalışmanın amacı performans değerlendirme sistemlerinin örgütsel adalet algısı üzerindeki etkisini ölçmektir. Bu amacı gerçekleştirmek için tasarlanan araştırma, Türkiye genelinde faaliyette bulunan bir gıda firmasının 103 satış temsilcisi üzerinde uygulanmıştır. Performans değerlendirme sistemi ve örgütsel adalet algısını ölçmek için survey yöntemi ve anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmada performans değerlendirme sistemlerini ölçmek amacıyla Kurgun vd. nin (2008) performans değerlendirme ölçeğinden yararlanılmıştır. Örgütsel adalet algısını ölçmek için ise, Niehoff ve Moorman'ın (1993) örgütsel adalet ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre performans değerlendirme sisteminin örgütsel adalet algısı üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu saptanmıştır.
Aile işletmelerinin süreklilik sorunsalı: Batı Akdenizli aile işletmeleri üzerine nitel bir araştırma
Bu araştırma, Batı Akdeniz Bölgesinde yer alan ve en az 3. kuşağa ulaşmış ya da ulaşmak üzere olan, yıllar itibariye belirli bir büyüklüğe erişmiş (en az 50 çalışanı olan) ve ortalama 50 yıla yakın bir geçmişe sahip aile işletmelerinde süreklilik sorunsalının nasıl açıklanabileceği temel sorusunu 4 farklı ilde, 19 aile işletmesi ile vaka çalışması aracılığıyla incelemektedir. Bu amaçla yarı yapılandırılmış mülakata dayalı 21 adet görüşme yapılmış, yapılan mülakatlar gözlem ve dökümanlarla desteklenmiştir. Bulgular, ele alınan aile işletmelerinde kurucular, örgütsel yedekleme, aile ve iş değerleri ve stratejik davranışlar gibi konularda benzer yönlerin olduğunu göstermektedir.
Farklılıkların yönetimine ilişkin uluslararası bir şirkette inceleme
Günümüzde küresel pazarın çok güçlü bir rekabet ortamı haline gelmesi, işgücünün görünümünde olan dramatik değişim, ,işgücünün gün geçtikçe daha fazla farklılaşması, kişilerin farklılıklarını ilan etmeye başlamaları ve eşsiz olduklarını hissetmeleri yönetim anlamında bir yandan bazı problemler getirirken başka bir yandan da bir avantaj haline gelmiştir. Ancak bu avantajdan daha iyi faydalanabilmek için farklılıkların etkin bir şekilde yönetilebilmesi gerekmektedir. Bunu başarabilen uluslararası şirketler rekabet avantajı sağlamaktadır.Farklılıkların yönetiminde liderlerin etkisi tartışılmaz. Bu çalışmada İspanya'da yerleşik, kendi alanında başaralı, şirket içinde geniş bir çeşitlilik barındıran uluslararası bir şirkette üst düzey yöneticilerle ve çalışanlarla derinlemesine görüşmeler yapılmış ve onların kişisel özgeçmişleri, olaylara bakışları ve yorumları değerlendirilerek farklılıkları yönetmekteki başarılarının kökeni araştırılmıştır.
Örgüt kültürünün aile şirketlerinin kurumsallaşmasında rolü
Değişen ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel koşullar şirketlerin yaşama güçlerini koruyabilmeleri için değişmeleri gerektiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle varlıklarını sürekli kılmak isteyen şirketler; performanslarını geliştirme, üretkenliklerini arttırma, yönetsel etkinliği sağlamanın yollarını aramaya başlamışlardır.Bir örgütteki işlerin yapılış biçimine egemen olan değer ve inançlara, örgüt içinde benimsenmiş davranış kalıplarına etki eden kültür, şirketin devamlılığında oldukça önemli bir araçtır. Bununla birlikte, örgüt kültürü de örgüt içinde yer alan çalışanlardan etkilenmektedir. Bu etki aralarında kan ve duygu bağı olan aile şirketlerinde çok daha güçlü olmaktadır.Dünya ekonomisi içinde önemli bir paya sahip olan aile şirketlerinin devamlılıklarının sağlanması oldukça zordur. Aile şirketleri çevresel değişimlerin hız kazanması ve şirket faaliyetlerinde karmaşıklığın artması nedeniyle değişen çevre koşullarının gereklerine cevap vermekte güçlükle karşılaşmaktadırlar. Bu güçlükleri ortadan kaldırmanın en önemli yolu ise kurumsallaşmadır. Çünkü kurumsal bir yapı, şirkete ait tüm değerlerin bir sisteme dönüşmesini sağlar ve sürekli bir başarı için gereklidir.Aile şirketlerinde kurumsallaşma iki farklı boyutta ele alınmalıdır. Birinci boyut şirketin kurumsallaşması, ikinci boyut ise örgütsel değerlerle aile değerlerinin karşılıklı etkileşimlerinin sağlanarak aile ilişkilerinin kurumsallaşmasıdır. Çünkü aile değerleri ve inançları şirketteki işlerin yapılma şeklini, kişiler arası ilişkileri diğer bir deyişle örgüt kültürünü önemli ölçüde etkilemektedir.Anahtar Kelimeler : Örgüt, Kültür, Örgüt Kültürü, Aile Şirketleri, Kurumsallaşma
Konaklama işletmelerinde sosyal medya uygulamalarının müşteri ilişkileri yönetimine etkisi: Konya ilindeki 4 ve 5 yıldızlı otellerde bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, konaklama işletmelerinde sosyal medya uygulamalarının müşteri ilişkileri yönetimine etkisinin araştırılmasıdır. Öncelikle hizmet sektörü, konaklama işletmeleri, sosyal medya uygulamaları ve müşteri ilişkileri yönetimi kavramları tanımlanmış ve bu değişkenlerin birbirleriyle olan ilişkisinin tespit edilmesi amacıyla literatür taraması yapılmıştır. Araştırmanın esas amacı olan sosyal medya uygulamalarının müşteri ilişkilerine etkisinin ölçümlenmesi için Konya ilindeki 4 ve 5 yıldızlı otel müşterilerine anket çalışması yapılmış, veriler analiz edilmiştir. Yapılan araştırmanın sonucuna göre sosyal medya uygulamalarının müşteri ilişkileri yönetimine pozitif yönde etkisi olduğu bulunmuştur.
Girişimci olma motivasyonu ve korkularının girişimci olma eğilimine etkisi: Afyon Kocatepe Üniversitesi öğrencileri üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı girişimci olma motivasyonu ve korkularının girişimci olma eğilimi üzerindeki etkisini incelemektir. Girişimci olma motivasyonu ve korkularının girişimci olma eğilimi üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla Afyonkarahisar ilinde Afyon Kocatepe Üniversitesi öğrencileri üzerinde araştırma yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda girişimci olma motivasyonunun girişimci olma eğilimi üzerinde pozitif yönde ve anlamlı bir etkisi olduğu, Girişimci olma Korkularının ise girişimci olma eğilimi üzerinde negatif yönde ve anlamlı bir ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, girişimci olma motivasyonu, girişimci olma korkuları, girişimci olma eğilimi
Elektronik ihale ( e-ihale ) kamu kurumları inşaat ihalelerinde e-ihale uygulaması
Elektronik devlet çalışmalarının en önemli bileşenlerinden birini ?elektronik ihale (e-ihale)? uygulaması oluşturmaktadır.Elektronik ihale, ihale sürecinde şeffaflık, etkinlik, verimlilik ve zamandan tasarruf gibi pek çok fayda sağlamaktadır. Dünyadaki e-ihale uygulamaları incelendiğinde, toplam satın alma maliyetlerinde yüzde 20'lere kadar tasarruf sağlandığı görülmektedir. Bu çalışmada amaç, ülkemizdeki inşaat işlerindeki kamu alımlarının elektronik ihale sistemi ile yapılmasının sağlanmasıdır. Bu bağlamda kamu kurumlarının e-ihale sistemine geçmesinin yararları ele alınarak, bu sürecin hızlandırılmasına katkı sağlayacak olan e-ihale yazılımı gerçekleştirilmiş ve online ihale sistemi ile Afyon Kocatepe Üniversitesi Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı'nda, sanal bir yapı (inşaat) ihalesi gerçekleştirilip başarılı sonuç elde edilmiştir.
Hava kargo taşımacılığı ve Türkiye'deki gelişimini etkileyen faktörler
İnsanlar gelişen ve hızlanan dünya yaşamına uyum sağlayabilmek için sürekli ula-şım araçlarını da hızlandırmışlardır. İş dünyasında da artan rekabet anlayışı ve hızlanan yaşam standartları üretilen malların en hızlı şekilde alıcılara ulaştırılma ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Bu hızlı ulaşım zorunluluğunun en iyi çözüm yolunun hava ulaşımı oldu-ğu fark edilmiştir. Hava ulaşım araçlarının standartlarını sürekli geliştiren insanoğlu, hava ulaşım araçlarını önce posta taşımacılığında kullanmaya başlamıştır. Çünkü haber ve önemli me-sajların hızlı ulaşma zorunluluğu, havacılığın bu alanda kullanılmasını kaçınılmaz kılmıştır. Arkasından hava yolu ile insan taşınmasına başlanılmış ve uçaklar ticari uçuşlara başla-mıştır. Bunun neticesinde kargo taşımacılığı hava yoluna kaymaya başlamıştır. Bu çalışmada, hava kargo taşımacılığının Türkiye'de gelişimine etki eden faktör-ler incelenmiştir. Hava kargo ile ilgili olarak ulaşılan bulgular regresyon analizi yardımıy-la değerlendirilmiş ve mantıklı sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre, uçak sayısının artırılması dış ticaretteki rekabet gücümü-zü artıracak önemli bir faktördür. Yine ihracatın artmasında da uçak sayımızın artması pozitif bir katkı sağlayacaktır. Türkiye'de kullanılan uçakların son teknolojiye uygun oldukları anlaşılmıştır. Bu da yakıt maliyetlerine ve diğer uçak bakım giderlerine olumlu şekilde yansımaktadır. e-ticaretin gelişmesi, hava kargo taşımacılığıyla yapılacak teslimatlarda önemli bir avantaj sağlayacaktır. Özellikle uzak mesafeli teslimatlarda hava kargo hız ve konfor avantajıyla tercih edilmeye devam edecektir. Anahtar Kelimeler: Sivil Havacılık, Hava Kargo, Türkiye'de Havacılık, Türkiye'de Hava Kargo.
Konaklama işletmelerinde personel verimliliği ve bölgesel bir uygulama
Hospitality facilities are the places which provide some services for the persons who are away frorii their homes for business, holiday e.t.c. In such facilities where labour force is dominant, personnel productivity is very important especially in terms of customer satisfaction. Management is responsible to go with the standards of infra-supra structures and personnel to provide personnel productivity. Management also must decide what productivity tools are and use them effectively. In this context by using the social, physical and motivating factors in work satisfaction and service quality can be provided. Approaching to personnel by modern managing philosophy that considers it as a member and is open their suggestions, also plays a role increase service productivity. In our study, the models that increase productivity are presented with a poll which was made around Antalya region.
Örgütsel yapıda sıfır hiyerarşi anlayışı ve sanayii işletmelerinde uygulanması
Örgüt yapısı, İşletmenin amaçlarını etkinlik ve verimlilik kriterleri ile gerçekleştirilmesinde sürekliliği olan, aynı zamanda biçimsel özelliklere sahip düzenlemeler ve ilişkiler ağını ifade etmektedir. işletme faaliyetlerinin hacmi genişledikçe, hiyerarşi basamaklarının sayısı çoğaldıkça, çalışma koşullarında öngörülenden farklı değişiklikler ortaya çıktıkça örgüt yapısında da değişim gereksinimi kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır. Günümüzde yüksek performanslı otomasyon ve bilişim teknolojilerindeki hızlı değişim ile birlikte, karmaşık örgütsel sorunlar, işletmelerinin örgüt yapılarının yatay bir strateji ile yeniden biçimlendirilmesini gerektirmektir. Söz konu yatay örgüt anlayışını gerçekleştirmede, en etkin model Sıfır Hiyerarşidir. Sıfır Hiyerarşi, performans düzeylerinin müşteriden kaynaklanan potansiyel ile belirlendiği günümüzde, örgüt yapısını yetki ve unvan odaklı olmaktan çıkarmakta, örgütsel işleyişte olabilecek en yüksek düzeyde yaratıcılık ve öğrenme yeteneğine ulaşılmasını sağlamaktadır. Sıfır hiyerarşi anlayışının sanayii işletmelerinde uygulanmasına dönük araştırma sonuçları, modelin etkinliği arttırmada, maliyetleri ve müşteri şikayetlerini azaltmada yararlı sonuçlar elde edilmesini sağladığını ortaya çıkarmıştır.
Cam-tavan sendromun ortaya çıkmasında rol belirsizliği ve örgütsel adaletin etkisi: Ulus kültürün şartlı değişken rolü
Bu araştırmanın amacı kadın çalışanlar üzerindecam tavan sendromunun ortaya çıkmasında rol belirsizliği ve örgütsel adalet ile ulus kültürünün etkisini ortaya koymaktır. Bu araştırmanın örneklemini Kırgızistan ile Türkiye'deki kurumlarda bulunan beyaz yakalı olarak tabir edilen çalışanlar ve farklı pozisyonlarda yer alan kadın çalışanlar oluşturmaktadır. Bu çalışmada veri analizinde IBM SPSS 22 programı kullanılmıştır. Bu araştırmada, tanımlayıcı istatiksel yöntemler dışında verilerin normal dağılımı teşhisi histogram ve çarpıklık basıklık katsayıları ile değerlendirilmiştir. Önerilen ilişkilerin teşhisinde Frekans, Faktör Analizi, Regresyon Analizi, Korelasyon Analizi ve Moderatör Analizi uygulanmıştır. Cam-Tavan sendromun ortaya çıkmasına Rol belirsizliği ve Örgütsel adaletin etkisinin olması üst pozisyona yükselmeyi arzu eden kadın çalışanların karşısında ciddi bir engel oluşturmaktadır. Cam-Tavan sendromunun ortaya çıkmasında Rol belirsizliği bileşeni ile Örgütsel Adalet bileşenin etkisi göz önünde bulundurularak, Hofstede'in kültür terimlerinin boyutlarına göre Kırgız toplumu ile Türk toplumu değerlendirilmiştir. Yapılan araştırma sonucuna göre, Rol belirsizliği ile bir ana değişken olarak Cam-Tavan sendromu arasında anlamlı ilişki ortaya çıkmıştır. Rol belirsizliğinin diğer alt boyutları ile cam-tavan sendromu arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. Örgütsel Adalet bileşeni bir ana değişken olarak Cam-Tavan sendromu ile anlamlı ilişki ortaya çıkarmıştır. Fakat anlamlı ilişkilerin ortaya çıktığı Cam-Tavan sendromunun "örgüt politikaları" ve "kadın erkek eşitliği" alt boyutları, ana değişken ile birlikte ele alındığında Organizasyonel Adalet bir ana değişken olarak Cam-Tavan sendromu üzerinde açıklayıcı bir etki göstermiştir. Cam-Tavan sendromun "örgüt politikaları" alt boyutu ile Örgütsel Adaletin "etkileşim" (bilgi) alt boyutu arasında anlamlı ilişki ortaya çıkmıştır. Cam-Tavan sendromun "kadın erkek eşitliği" alt boyutu Organizasyonel Adaletin "dağıtım" ve "etkileşim" (bilgi) alt boyutları arasında anlamlı ilişki ortaya çıkmıştır. Cam-Tavan sendromun diğer alt boyutları ile Organizasyonel Adaletin diğer alt boyutları arasında anlamlı ilişki tespit edilmemiştir.Araştırmada ulusal kültürünün şartlı değişken etkisi incelenmişyapılan moderatör analiz sonucunda cinsiyete göre (kadın) moderatör analizinin; Cam-Tavan sendromun ana değişkenin etkileşim terimlerinde anlamlı ilişki tespit edildiği için şartlı değişkenden söz edilmiştir. Diğer moderatör analizlerinde etkileşim terimlerinde anlamlı ilişki tespit edilmediği için şartlı değişkenden ortaya konmamıştır. Anahtar Kelimeler: Cam Tavan Sendromu, Rol Belirsizliği, Örgütsel Adalet, Ulus Kültürü.
Örgüt kültürünün iş tatmini ve örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisi: Antalya sağlık kurumları örneği
İnsan faktörü, bir örgütün hedeflerine ulaşabilmesi ve devamlılığını sağlayabilmesi adına en önemli unsurlardan biridir. İnsan gücünün örgüt içinde bağlılığını arttırmak amacıyla, örgütün işgörene uygun ortam, koşullar ve tatmin duygusu meydana getirmesi gerekliliği bulunmaktadır. Bu unsurlar ise örgüt kültürünü oluşturur. Bu çalışmada örgüt kültürünün iş tatmini ve örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Örgüt kültürünün iş tatmini ve örgütsel vatandaşlık davranışı üzerine etkisi: Antalya sağlık kurumlar örneği isimli bu tez dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde kültür tanımı yapıldıktan sonra örgüt kültürü kavramı açıklanmıştır. Örgüt kültürü kavramı alt başlıklar halinde açılarak özelliklerine, fonksiyonlarına, öğelerine ve örgüt kültürünü etkileyen faktörlere değinilmiştir. İkinci bölümde ise iş tatmini kavramı alt başlıklarıyla incelenmiş olunup literatürde genel kabul görmüş iş tatmini yaklaşımları etraflıca incelenmiştir. Literatür kısmının son bölümü olan üçüncü bölümde ise örgütsel vatandaşlık davranışı kavramı üzerinde durulmuştur. Örgütsel vatandaşlık davranışı kavramı ile alakalı teorik yaklaşımlar açıklanmış olunup konu hakkında yapılan geçmiş yıllardaki çalışmalar ortaya konulmuştur. Çalışmanın son bölümü olan araştırma kısmında ise verilerin analiz edilmesi aşamasında SPSS (22.0) programından faydalanılmıştır.Programda % 95 güven düzeyi ile çalışılmıştır. Analiz kapsamında Faktör ve Güvenilirlik analizleri yaptıktan sonra, analizlerin sonucunda oluşan değişkenler ve demografik değişkenler için T-testi, Anova (F) testi, Resgresyon ve Korelasyon analizleri yapıldı. Antalya bölgesindeki sağlık kurumlarında yaklaşık 500 çalışan üzerinde anket çalışması gerçekleştirilmiştir ancak 334 anket geri donulmuştur. Elde edilen araştırma sonucuna göre kadınların erkeklere göre daha çok iş tatminine sahip olduklarını, ayrıca kadınların daha çok diğergam ve nezaketçi olduğu ve kuruma karşı daha çok vicdanlılık sahipi oldukları görüldü. Anahtar Kelimeler: Kültür, Örgüt Kültürü, İş Tatmini, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı
Cyberloafing in Djibouti: An empirical study among teachers
Cyberloafing refers to the usage of the Internet at a workplace for purposes that are not associated with work during working hours. In this context, it may refer to activities such as browsing websites that are not related to work, using email, playing online games, or interacting on social networking sites. During the working hours, employees are expected to perform job-related tasks only. Nonetheless, due to the prevalent use of technology, cyberloafing is becoming widespread in the whole globe and shows itself as an increasing threat. In the context of cyberloafing, the employee is referred to as a cyberloafer, while the act is described as cyberloafing. The focus of this thesis is on cyberloafing. The main objective of this thesis is to determine whether cyberloafing behaviors of teachers differ in terms of demographic variables. The data were collected from 264 teachers and professors from various high schools and universities in Djibouti via an online survey form, and the gathered data were analyzed using IBM SPSS. Findings suggest that cyberloafing differs in terms of the variables such as age, marital status, experience, the type of the institution, type of Internet used in an institution. Additionally, it was found that females spend more time in switching from cyberloafing to work than males. On the other hand, no difference was found in cyberloafing behaviors in terms of gender, professional status, tools to access to the Internet.
Aile işletmelerinde strateji belirleme sürecinin karar modelleri açısından incelenmesi
Bu tezin amacı, aile işletmelerinin strateji belirleme süreçlerinin karar modelleri açısından incelemesi yapılarak strateji ile karar verme arasındaki bağlantıları yakalamaktır. Bu çalışma ile Sakarya ilindeki aile işletmelerinin yönetim süreçlerinde yaşadıkları olumsuzlukların azaltılmasında olumlu bir katkı sağlanması hedeflenmektedir. Strateji Belirleme Sürecinin Karar Modelleri Açısından İncelenmesini konu edinen araştırmanın temel sorusu; "Sakarya ilinde imalat işleriyle uğraşan Aile İşletmelerinde Strateji Belirleme Sürecini, Karar verme Modellerinin açıklama potansiyeli nedir?" sorusunu cevaplandırmaktır. Dünyadaki işletmelerin %65 ila %80'inin aile işletmesi olduğu (Bakan ve diğerleri, 2006:332) fakat Türkiye'de bu oranın dünya ortalamasın çok üzerinde (%95) olduğu bilinmektedir. Bu bağlanma araştırmamızın kapsamı, Sakarya ilinde faaliyet gösteren, parça, makine, gıda ekipman elektrik, inşaat sektörleri içinde imalat yapan, limited ve anonim şirket statüsünde yapısal özellikleri olan ve imkanlarımız nispetinde inceleme imkânı bulabildiğimiz aile işletmeleridir. Örnekleme açısından Sakarya Sanayi Endüstrisinde söz sahibi beş farklı lokasyonda faaliyet gösteren beş farklı sektörden beş farklı işletme seçilmiştir. Birinci bölümde aile işletmesi ve strateji belirleme ile ilgili kavramsal çerçeve çizilmiş, aile işletmelerinin yönetim yapıları, kurumsallaşma araçları, strateji oluşturma ve yönetme uygulamaları ve strateji analiz yöntemleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise karar verme süreçleri ve karar verme modelleri açıklanarak aile işletmelerinde karar vermenin aşamaları aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise çoklu örnek olay yöntemi ile doğrudan görüşmelerde elde edilen bulgulardan elde edilen sonuçlar çözümlenerek, aile işletmelerinde strateji belirleme ve karar verme teknikleri kullanımı arasındaki bağlantıların, strateji belirleme ve karar verme eylemleri arasındaki bağlantı analiz edilmiştir. Araştırmada derinlemesine görüşmeler ile elde edilen verilerin değerlendirilmesi bakımından içerik analizinin uygun olduğuna karar verilmiştir. Bu çalışmada saha çalışması ile elde edilen verilerin içeriği Voyant Tools ve MAXQDA nitel analiz programları ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucu olarak; örnek olaylar bağlamında kullandıkları karar verme modellerinin, strateji belirleme süreçlerini özellikle maliyet teması üzerinden açıklayabilir olduğuna dair bulgulara rastlanmıştır. Strateji yönetimi ile karar verme eylemleri arasındaki bağlantıyı değerler, ürün/hizmet, sermaye ve iş gücü faktörleri sağlamaktadır ve aile bağları ile yönetim kabiliyeti faktörleri strateji yönetimine özellikle etki etmektedir.
Performans geribildirim görüşmesi ve çalışanların konuya ilişkin görüş ve beklentilerinin belirlenmesi
Günümüz global dünyasında iş dünyasının değişen şartları, organizasyonları yüksek performans ortaya koymaya ve hedeflerini giderek yükseltmeye zorlamaktadır. Bu da şirketlerin nitelikli insan kaynağına olan ihtiyacını arttırmaktadır. İnsan kaynağının geliştirilmesi gereğinden hareketle organizasyonlar birtakım süreçlerle yüksek performansı gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bu anlamda uygulanan performans yönetimi organizasyon ve çalışanları ortak hedefler etrafında toplayan, bu hedefleri gerçekleştirmede gerekli tüm uygulamaları düzenleyen ve tüm kaynakların bu yönde etkili bir şekilde kullanılmasını sağlayan önemli bir süreçtir. Bu süreç organizasyonun hedeflerini gerçekleştirmenin yanı sıra çalışanın iş ve kişisel gelişimine önemli katkılar sağlar. Performans değerlendirme sonuçlarının çalışana geribildirim görüşmesi yolu ile aktarılması bunda önemli bir rol oynar. Bu çalışmanın amacı performans geribildirim görüşmesini incelemek ve bu görüşmenin etkili bir şekilde gerçekleştirilmesine ilişkin çalışan görüş ve beklentilerini belirlemektir.Araştırmanın örneklemi performans değerlendirmesi yapılan bir kurumda- Eskişehir ilinde beyaz eşya sektöründe faaliyet gösteren ve Şubat 2010 itibariyle toplam 140 beyaz yaka istihdam edilen büyük ölçekli bir işletme- beyaz yaka çalışanları kapsamaktadır. Bu kişilerden performans geribildirim görüşmesinin etkili bir şekilde gerçekleştirilmesi için görüş ve beklentilerine ilişkin bir anket formunu doldurmaları istenmiştir. Söz konusu ankette katılanların demografik ve çalışma yaşamıyla ilgili özelliklerinin belirlenmesi için 10 soru, geribildirim görüşmesine ilişkin görüş ve beklentilere ilişkin 41 soru yer almaktadır. Performans geribildirim görüşmesinin etkililiğine katkı sağlayan temel faktörlerin belirlenmesi amacıyla verilerin analizinde faktör analizi yöntemi kullanılmış ve bulgular değerlendirilmiştir.
Örgütlerde kadınlara yönelik etik-dışı davranışlar: Feminist etik bakış açısıyla etnografik bir inceleme
Bu çalışma, çalışma yaşamında kadına yönelik etik-dışı davranışları kadın bakış açısı taşıdığı düşünülen feminist etik temelinde oluşturulmuştur. Çalışma yaşamında kadına yönelik etik-dışı davranışlar, çalışma yaşamının gerçeklerine ve içinde yaşanılan toplumun yapısı ve kültürüne bağlı değerlendirilmiş ve bu nedenle araştırma için etnografiye dayalı alan araştırması yöntemi seçilmiştir.Alan araştırması sonucunda, kadınların erkek egemen yapı ve toplumsal cinsiyet uzantılarına bağlı olarak temellendirilen kadınlık rollerine uygun hareket ettikleri ve bu durumu içselleştirdikleri görülmüştür. Kadınların ayrımcılık (bir anlamda etik-dışı davranış) yaşadıkları ifade edilen ve alan yazında tartışılan kadın ve erkek işi ayrımı, psikolojik ve cinsel taciz, cam tavan, ücret eşitsizliği ve ödüllendirmedeki eşitsizlik gibi konuların toplum yapısını oluşturan kültür, din ve aile ile bağdaşık yapılandığı belirtilebilmektedir. Aynı zamanda örgüt içerisindeki yönetim yapısının ve informel ilişkilerin, kadınların çalışma yaşamında karşılaştıkları ya da benimsedikleri etik-dışı davranışları desteklediği görülmüştür. Birbirleriyle bütünleşik olan bu konular, kadınların toplum tarafından biçimlendirilen şekilde hareket etmelerini sağlamıştır. Kendilerine yönelik haksızlıkları içselleştirdikleri ve benimsedikleri gözlemlenmiştir. Bu durum, farklı cinsiyetlerin birbirlerine ve hemcinslerine yönelik algılarını da etkileyerek, cinsiyet ayrımını körüklediği söylenebilmektedir.Anahtar kelimeler: Kadın, etik-dışı davranış, feminist etik, etnografi, alan araştırması.
Bulanık TOPSIS yönteminin bir kamu hastanesinde iç kaynaklardan hemşire seçimine uygulanması
Örgütler, amaçlarına ulaşmak için ihtiyaç duydukları insan gücünü iç ve dış kaynaklarını kullanarak karşılarlar. Kamu kurumları, boş olan pozisyonlar için ihtiyaç duydukları işgücünü, gerekli niteliklere sahip olmaları durumunda, kendi çalışanları arasından seçmeye çalışırlar. Çalışanlar arasından gerekli niteliklere sahip aday sayısının boş pozisyon sayısından fazla olduğu durumlarda, en iyi adayın seçilmesi, kaynakların etken ve verimli kullanılması adına önem arz etmektedir. Kamu kurumu niteliğinde olan asker hastanelerinde, orta vadede görevlendirme yapılacak olan yüksek hemşire kadro sayısına göre gerekli niteliklere sahip aday sayısı fazla olacağından, bu kadrolara terfi sayılabilecek görevlendirmeler için personel seçiminde adil ve bilimsel bir sisteme ihtiyaç duyulacaktır. Bu sebepten dolayı, bu çalışmada, ?en iyi çözümün, pozitif ideal çözüme en yakın ve negatif ideal çözüme en uzak nokta olması? esasına dayanan ?İdeal Çözüme Yakınlığa göre Tercih Sıralaması Tekniği (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution/TOPSIS)?, bir kamu kurumu olan Y Asker Hastanesinde iç kaynaklardan hemşire seçimine uygulanarak, karar vericilere yardımcı olacak etkili bir personel seçim yöntemine ulaşılmaya çalışılmıştır.
Örgüt kültürünün işten ayrılma niyetine etkisinde yaşam yönelimi ve iş tatmininin düzenleyici rolü
Bu çalışma, örgüt kültürünün işten ayrılma niyetine etkisinde, yaşam yönelimi ve iş tatmininin düzenleyici rolünü incelemeyi hedeflemektedir. Araştırmanın örneklemi, Konya'da tarım makineleri sektöründe dış ticaret faaliyetinde bulunan işletmelerde görev yapan 327 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada yer alan değişkenleri ölçmek adına araştırmacılar tarafından kabul görmüş ölçeklerden yararlanılmıştır. Bu kapsamda araştırmada Cameron ve Quinn'in örgüt kültürü ölçeği, Cammann vd. tarafından geliştirilen işten ayrılma niyeti ölçeği, Scheier, Carver ve Bridges'in yaşam yönelimi ölçeği ve Ackfeldt ve Coote'nin iş tatmini ölçeğinden yararlanılmıştır. Bu ölçekler SPSS AMOS 24.0 programı kullanılarak "Doğrulayıcı Faktör Analizi" DFA ile test edilmiştir. Yapılan analizlerde, araştırma değişkenleri örgüt kültürü, işten ayrılma niyeti, yaşam yönelimi ve iş tatminine ilişkin katılımcı tutumlarının, görev yapılan pozisyona göre anlamlı bir şekilde birbirinden farklılaştığı görülmüştür (yönetici-yönetici pozisyonu dışında çalışan). Araştırma sonuçları, örgüt kültürünün klan, pazar ve hiyerarşi alt boyutlarının işten ayrılma niyetine etkisinde, iş tatmininin düzenleyici rol oynadığını ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra örgüt kültürünün işten ayrılma niyetine etkisinde, örgüt kültürünün hiçbir alt boyutu için yaşam yöneliminin düzenleyici rol almadığı saptanmıştır. Buna ek olarak örgüt kültürünün klan, adhokrasi ve pazar alt boyutları ile yaşam yönelimi ve iş tatmininin işten ayrılma niyetini negatif yönlü etkilediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca pazar kültürünün yaşam yönelimi üzerine pozitif etkisinin bulunduğu, klan ve adhokrasi kültürlerinin ise iş tatmini üzerinde pozitif etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Havacılık sektöründe imalata yönelik dış kaynak kullanımı: Tedarikçi seçim kriterlerinin ağırlıklandırılması
Günümüz rekabetçi iş ortamında havacılık endüstrisi, maliyetleri düşürmek, operasyonel verimliliği artırmak ve odaklandıkları alanlarda uzmanlaşmak için dış kaynak kullanımına yönelmektedir. Bir diğer deyişle havacılık endüstrisi işletmeleri bir ürün ve hizmetin hangi kaynaktan alınacağı sorusuna yanıt aramaktadırlar. Bu kapsamda endüstride tedarikçi seçimine etki eden kriterleri ve etkinin ağırlığını hesaplamak büyük önem taşımaktadır. Ayrıca havacılık endüstrisinde faaliyet gösteren işletmeler, tedarikçi seçimlerinde bu kriterlerin önem derecelerine göre hareket etmektedirler. Bunun sonucu olarak rekabet avantajının ve rekabet gücünün sürdürülebilir hale gelmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı havacılık endüstrisinde tedarikçi seçimini etkileyen kriterleri belirlemek, bu kriterlerin ve alt kriterlerinin önem derecelerini Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) yöntemi ile ağırlıklandırmak ve önem sıralamasını ortaya koymaktır. Bu yöntemin uygulanmasıyla elde edilen bulgular, dış kaynak stratejilerinin seçiminde hangi kriterlerin öncelikli olduğunu ve bu kriterlerin karar verme sürecine ne kadar etki edeceğini göstermektedir. Sonuç olarak bu çalışma ile dış kaynak kullanımının stratejik önemini vurgulamak ve havacılık sektöründeki sözü edilen konuda etkin karar verme süreçlerinin geliştirilmesine katkı sağlamak amaçlanmaktadır.
Genç girişimciliği: Kenya'da yeni yaklaşımlar, uygulamalar ve politikalar
Kenya is a growing economy with almost seventy percent of her population below 35 years of age, making the youth the highest contributor to the country's economic growth. However, poverty, lack of skills, and unemployment are arguably the chief challenges to societal and economic development amongst the youth. Most countries are introducing entrepreneurship programs and training as a core focus for youth establishing employment and reducing the burden on the dependence on formal employment. However, it is held that entrepreneurship is difficult without training and mentorship but next to impossible without funding or capital. This qualitative study employed semi-structured interviews with ten respondents, purposefully drawn from youth entrepreneurs registered on the companies in the Kenyan Ministry of Labor in Nairobi County. The findings revealed that youth entrepreneurs had inadequate working capital, were more interested in entrepreneurship as a career now than before and lacked awareness and relevant information on the available youth support initiatives and programs. Based on the challenges and prospects revealed, the conclusion and recommendations to improve youth entrepreneurship in Nairobi Kenya, were made. Keywords: Youth entrepreneurship, Entrepreneurship policies, Entrepreneurship practices, Kenya.
Kaynak bağımlılığı ile tedarikçi performansı arasındaki ilişkide sosyal sermayenin aracılık etkisi: Eskişehir organize sanayi bölgesindeki KOBİ'lerde bir araştırma
İşletmeler faaliyetlerini sürdürebilmeleri için çeşitli kaynaklara ihtiyaç duymaktadır. Bu kaynakları işletmelere sağlayan örgütler tedarikçiler olmaktadır. Tedarikçilerin işletmelerin varlıklarını sürdürebilmelerinde önemli bir yer tutması, işletmelerin tedarikçileriyle olan ilişkilerini de önemli hale getirmektedir. Tezin amacı; literatürde yer alan bilgiler ışığında kaynak bağımlılığı, sosyal sermaye ve tedarikçi performansı konularını ele alarak bu kavramları açıklamak, aralarındaki ilişkiyi ortaya koymak ve kaynak bağımlılığının getirdiği kısıtları daha derin bir şekilde yaşayan küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) sosyal sermayeleri aracılığıyla kaynak bağımlılığını aşarak kaynaklara daha kolay ulaşabilmelerinin nasıl sağlandığını anlamak ve açıklamaktır. Bu kapsamda Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'ndeki KOBİ'lerde yapılacak araştırmada, kaynak bağımlılığı ile tedarikçi performansı arasındaki ilişkide sosyal sermayenin aracılık rolü üstlenip üstlenmediğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Böylelikle işletmelerin tedarikçileriyle ilişkilerinde sosyal sermayeye sahip olmalarının tedarikçi performansına olan etkisinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Kaynak bağımlılığının sosyal sermayeyi; sosyal sermayenin tedarikçi performansını ve kaynak bağımlılığının tedarikçi performansını nasıl etkilediği; bu değişkenler arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nde yer alan küçük ve orta büyüklükteki işletmelerden anket aracılığıyla veriler toplanmıştır. Toplamda 76 iv işletmeden 193 yönetici anketi cevaplamıştır. Araştırma sonuçlarına göre kaynak bağımlılığı ile tedarikçi performansı arasında sosyal sermayenin aracılık rolü oynadığı belirlenmiştir. KOBİ'lerin tedarikçilerle ilişkilerinde sosyal sermayenin önemli bir işlevi olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca temel değişkenler arasında anlamlı ve pozitif bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Kaynak bağımlılığının sosyal sermayeyi pozitif yönde etkilediği ortaya çıkmıştır. Sosyal sermayenin tedarikçi performansını pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir. Kaynak bağımlılığı ile tedarikçi performansı arasındaki ilişkiye bakıldığında, kaynak bağımlılığının tedarikçi performansını pozitif yönde etkilediği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kaynak bağımlılığı, Sosyal sermaye, Tedarikçi performansı.
Ekip kaynak yönetimi becerileri kapsamında duygusal zekânın karar verme stilleri üzerindeki etkisinde güç mesafesinin düzenleyici rolü: Havayolu pilotları üzerinde bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, ekip kaynak yönetimi becerileri kapsamında pilotların duygusal zeka düzeylerinin karar verme stilleri üzerindeki etkisinde algıladıkları güç mesafe düzeyinin düzenleyici rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini Türk sivil havacılık sektöründeki 386 Türk pilot oluşturmaktadır. Araştırmada ölçme araçları olarak Petrides ve Furnham (2000a; 2000b) tarafından geliştirilen ve Deniz vd. (2013) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış olan "Duygusal Zekâ Özellik Ölçeği-Kısa Formu (DZÖÖ-KF) ", Scott ve Bruce (1995) tarafından geliştirilmiş, Taşdelen (2002) tarafından Türkçeye uyarlanmış olan "Karar Verme Stilleri Ölçeği" ve Yorulmaz vd. (2004) tarafından örgütsel güç mesafesine ilişkin olarak geliştirilmiş olan "Örgütsel Güç Mesafesi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; pilotların duygusal zeka düzeylerinin rasyonel, kaçınmacı ve anlık karar verme stilleri üzerinde etkisi; güç mesafesi algı düzeyinin de duygusal zeka düzeyinin kaçınmacı karar verme stili üzerindeki etkisinde düzenleyici rolü olduğu bulunmakta; karar verme stilleri bakımından yardımcı pilotlarla diğer statülerdeki pilotlar arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Bu çalışmaya kadar, Türk sivil havacılığı literatüründe daha önce pilotların duygusal zeka düzeyleri, karar verme stilleri ve güç mesafesi algı düzeyleriyle ilgili bir araştırmaya rastlanmadığından, bu çalışma literatüre katkı sağlayacak ve elde edilen bulgular bundan sonraki çalışmalara temel teşkil edecektir.
İnsan kaynakları bilgi sisteminin oluşturulmasında karşılaşılan sorunlar ve bir örnek olay incelemesi
İnsan kaynakları bilgi sistemi, bir işletmenin insan kaynakları fonksiyonunun etkin bir biçimde işlemesine yardım etmek için, işletmenin insan kaynaklarıyla ilgili bireysel ve tüm insan kaynakları faaliyetleriyle ilgili örgütsel verilerin toplanması, saklanması, güncelleştirilmesi, stratejik ve yönetsel kararlar verilmesine yardımcı olacak biçimde bilgi haline dönüştürülmesini sağlayan bilgisayar destekli bir sistemidir. İşletmeler ihtiyaçları doğrultusunda farklı fonksiyonlara sahip insan kaynakları bilgi sistemlerini kullanmaktadırlar. Bilginin kilit rol oynadığı günümüz iş dünyasında, insan kaynakları fonksiyonundaki gelişmelere paralel olarak insan kaynakları bilgi sistemlerinin önemi giderek artmaktadır. İnsan kaynakları bilgi sistemlerinin önemi, bu sistemlerin işletmelerdeki insan kaynakları fonksiyonunun daha düşük maliyetlerle ve daha yüksek hizmet sunma amacını gerçekleştirmesinden kaynaklanmaktadır. Ancak, bu amacın gerçekleştirilebilmesi için insan kaynakları bilgi sistemlerinin başarılı bir şekilde oluşturulması ve uygulanması gerekmektedir.Bu çalışmada, insan kaynakları bilgi sistemin işletmelere kurulumu ve bu süreçte yaşanan sorunlar anlatılmaya çalışılmıştır. Süreç, sistemin kurulmasına karar vermeyle başlar ve işletme yaşamını sürdürdüğü müddetçe devam eder. Bu bağlamda çalışmamın amacını şu şekilde ifade edebilirim;? İnsan kaynakları bilgi sisteminin oluşturulmasında ne tür sorunlarla karşılaşılmaktadır?? Karşılaşılan bu sorunları aşmak için neler yapılmaktadır?Bu sorulara cevap ararken literatür taramasına ek olarak, yeni bir insan kaynakları bilgi sistemi oluşturan Sakarya Üniversitesi Personel Dairesi Başkanlığı ?örnek olay? olarak incelenmiştir. İnsan kaynakları bilgi sistemlerinin kurulumunun işletmelere göre farklılıklar göstereceği düşünüldüğü için ?örnek olay? yöntemi tercih edilmiştir. Veri toplama yöntemi olarak da insan kaynakları bilgi sistemi ile doğrudan ilgili kişilerin sayısının az olması nedeniyle, anket yöntemiyle doğru verilere ulaşılamayacağından bunun yerine yarı-biçimsel mülakat yöntemi ile veriler toplanmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede yapılan çalışmanın sonucunda ise, insan kaynakları bilgi sistemlerinin kurulum sürecinde karşılaşılan güçlükler incelenmeye çalışılmış ve çözüm önerileri sunulmuştur.
İlköğretim ve ortaöğretim öğretmenlerinin iş tatminlerinin karşılaştırılması: Bayrampaşa örneği
Bu çalışma da bizim amacımız ilköğretim ve ortaöğretim okullarında çalışan öğretmenlerin iş tatmin seviyesini belirlemektir. Bu nedenler için, cinsiyetin, medeni durumun, yaşın, çalışma deneyimlerinin, mesleğinin kendi seçimi olup olmadığının ve aylık net gelir etkilerinin çalışma memnuniyetlerinin seviyesini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenler ilköğretim ve ortaöğretim okullarında çalışmaktadır. Bu araştırma 4 kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, araştırmanın konusuyla ilgili bir önsöz verildi. İkinci kısımda, konuyla ilgili teorik açıklama yapıldı. Üçüncü kısımda, izlenen ve bulunan metodlar ve teknikler verildi. Dördüncü kısımda sonuç ve öneriler belirtildi. Bu araştırma için iki kısımlı bir ölçek oluşturuldu: Minnesota Tatmin Formu ve Kişisel Bilgi Formu kullanıldı ve Bayrampaşa ilçesinde 150 öğretmen araştırmaya katıldı. İstatiksel analiz araştırmaları için SPSS programı kullanıldı ve farklı gruplar arasındaki anlamları belirlemek için varyans analizleri uygulandı. Ayrıca bu araştırmada konunun teorik temellerinde iş tatmini üzerine araştırmalar yapıldı. Konu hakkında içerikler, iş memnuniyetliği ve memnuniyetsizliğinin etkileri verildi. Bu araştırmada, öğretmenlerin memnuniyet derecelerini belirlemek için girişimde bulunuldu, öğretmenlerin sosyal ilişkilerinde ve iş tatminlerinde kendilerini nasıl memnuniyetsiz hissettikleri belirlendi. Araştırmanın diğer bir amacı, yöneticilerin memurları için daha rahat çalışma koşulları hazırlayabilmeleri ve çalışanlarının amaç ve değerlerini anlamaları ve de çalışanlarını yüksek derecede motive edebilmek için onlara bazı bilgiler sunmaktadır. Anahtar kelimeler: İş tatmini, ilköğretim ve ortaöğretim, memnuniyet, öğretmen
KOBİ'lerin uluslararasılaşma eğilimleri üzerine bir araştırma
Uluslararası pazarın gittikçe artan önemi bu konunun ulusal ekonomi ve bilimsel yaklaşım açısından ehemmiyetini de belirlemiş durumdadır. Özellikle KOBİ'lerin Uluslararasılaşma konusu merkezleri Avrupa ve Kuzey Amerika olmak üzere iki okulda ele alınıp, günümüzde de bu okullar başta olmak üzere devam etmektedir. Bu okullar tarafından oluşturulan teori ve modeller birçok ülkede test edilip, geliştirilmiştir. Bu konu üzerinde etraflı analiz bu teorilerin gelişmesi, kanıtı ve evrenselliğe kavuşma aracı olabilir.Bu çalışmanın amacı, KOBİ'lerin uluslar arası pazarla etkileşimini, ihracat davranışları üzerinde etkili olan olumlu ve olumsuz faktörlerin tespiti ile yanı sıra, literatürde bulunan uluslararasılaşma modellerini karşılaştırmak ve Ağ Modeli içindeki gruplandırma özelliklerini tespit etmektir.Giriş bölümünde çalışmanın önemi, amacı ve yöntemi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde uluslar arası Pazar ve KOBİ'lerin etkileşimi ve işletmelerin ihracat davranışlarını etkileyen faktörler incelenmiştir.İkinci bölümde literatürde bulunan temel uluslar arasılaşma teori ve modelleri üzerinde durulmuş ve özellikle, Johanson ve Mattsson'un geliştirdiği Ağ Modeline odaklanılmıştır. Uluslararasılaşma modellerinin gruplandırılması ve etkileşimi incelendikten sonra, Ağ Modeli kapsamındaki KOBİ gruplandırılması ve her grubun uluslararasılaşma süreci özellikleri ortaya koymaya çalışılmıştır. Ayrıca,şirketin/ sektörün uluslararasılaşma derecesi ve işletmenin ihracat davranışlarını etkileyen faktörler ve seçilen ihracat stratejisi arasındaki ilişkinin ne şekilde olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır.