
22
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Bina cephelerinde yenileme stratejileri üzerine bir araştırma
Ülkemizde ve dünyada, farklı kullanım amaçlarına hitap eden çeşitli niteliklerde birçok bina inşa edilmiştir. Günümüzde de bu süreç aynı şekilde devam etmektedir. İnşa edilen binalar, ihtiyaçlar ya da beklentilerin değişmesi ile çoğu zaman ömrünü tamamlamadan yıkılmaktadır. Kullanım ömrü dolmadan yıkılan binaların yerine yeni binaların yapılması ekonomik, sosyal, kültürel vb. birçok açıdan olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu noktada yapısal ömrü tamamlanmayan mevcut bina stokunun yenilenerek tekrar kullanıma kazandırılması önem teşkil etmektedir. Binaları oluşturan taşıyıcı sistem, kabuk, iç donatım sistemi ve tesisat alt sistemlerinin her biri farklı kullanım sürelerine sahiptir. Cepheler, iç mekân ve dış çevre arasında koruyucu katman olarak bulunması nedeniyle erken zarar görebilmektedir. Dolayısıyla binanın ömrü 100 yılı bulabilirken cephelerdeki deformasyonlar 15-25 yıllık sürelerde kendini gösterebilmektedir. Ayrıca çevre ile bina arasında filtreleme görevi gören cepheler, toplam bina performansındaki en etkili sistemlerdir. Bu nedenler doğrultusunda bina cephelerinde yapılacak olan yenileme çalışmaları direkt olarak bir sonuç verecektir. Bina cephelerinde yenileme; yapısal bozulmaların oluşması, estetik kaygılar, işlev değişikliğinin yaşanması, enerji verimsizliği, konfor koşulları, açık ya da kapalı hacim ihtiyacı, ekonomik koşullar ve teknolojik yeniliklerden faydalanma isteği gibi birçok nedenden kaynaklı yapılabilmektedir. Bu nedenlerin tetiklemesi ile karar verilen yenileme çalışmalarında, yenileme ile ulaşılması hedeflenenler belirlenmeli ve amaçlar doğrultusunda uygun stratejiler geliştirilmelidir. Doğru stratejik yaklaşım sonucunda uygun yenileme müdahaleleri yapılarak cephe yenileme çalışmalarının başarıya ulaşması sağlanmalıdır. Bu tez çalışmasında; kullanım süresinin sonuna gelen ya da günümüz koşullarında kendisinden beklenen performansı karşılayamayan mevcut binaların kullanım süresinin uzatılması hedefiyle binaların toplam performansında en etkili alt sistem olan cepheler üzerinde uygulanabilecek yenileme yöntemlerini incelemek ve bina cephesi için uygun yenileme yönteminin belirlenmesini sağlayarak cephe yenileme çalışmalarında kullanılabilecek bir yaklaşımın önerilmesi amaçlanmıştır. Tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tezin problem alanı, amaç, kapsam ve yöntemi açıklanmıştır. İkinci bölüm, bilimsel literatür incelemesini içermektedir. Cephe yenileme kavramı ve uygulamalarına ilişkin literatür incelenerek bulgular paylaşılmıştır. Bu kapsamda; cephe ve yenileme kavramları, cephe konstrüksiyonu katmanları ve performans ölçütleri cephe yenileme kavramı bağlamında incelenmiştir. Cephe yenilemesinin xx nedenleri ve cephe yenileme yöntemleri açıklanmıştır. Cephe yenileme yöntemleri, özellikle uygulama teknikleri ve cephe performansına sağlanan faydalar bağlamında sınıflandırılmıştır. Üçüncü bölümde, cephe yenilemeye yönelik stratejilerin geliştirildiği ve cephe yenileme yöntemlerini konu eden çalışmalar irdelenmiştir. Yenileme yöntemleri; onarım, değiştirme, ekleme ve yeniden yapım gereklilikleri dikkate alınarak basit, orta, yüksek ve kapsamlı olmak üzere dört düzeyde ele alınmıştır. Dördüncü bölümde cephe yenileme uygulaması yapılan bina örnekleri incelenmiştir. Yurt içi ve yurt dışında bulunan örnekler için; bina ait bilgiler, yenileme öncesi cephenin durumu, yenileme nedenleri, yenilemede kullanılan yöntemler ve yenileme sonrasında cephenin durumu hakkında bilgiler verilmiş, ilgili görsel ve çizimler ile desteklenmiştir. Bölümün sonunda; incelenen örneklerde yapılan cephe yenileme çalışmalarının, tez kapsamında önerilen yenileme düzeyleriyle ilişkileri değerlendirilmiştir. Beşinci ve son bölümde, bina cephelerinin yenilenmesi ile ilgili literatür taramasının verileri, değerlendirmeler, önerilen yaklaşımın faydaları tartışılmıştır. Sunulan strateji ile birlikte yapılacak olan cephe yenileme çalışmalarının aşamaları belirtilmiştir.
Sürdürülebilirlik ötesi bağlamında ürün deneyimlerinin tüketici üzerindeki etkileri örnek ürün ailesi: İç mekan donatı ürünleri
İnsanlık tarihi boyunca, doğa ile kurulan ilişkinin dinamikleri değişim ve dönüşüm içerisinde olmuştur. Bu dönüşümün günümüzde geldiği noktada, gezegenimiz birçok problemle karşı karşıyadır. Bu problemlerin çözümü için sürdürülebilirlik yaklaşımı benimsenmiştir. Ancak, bu yaklaşımın mevcut sorunlara karşılık vermede yetersiz olduğuna dair görüşler ortaya çıkmıştır. Bu, sürdürülebilirlik yaklaşımının ötesine geçilmesi gerektiği argümanını gündeme getirmiştir. Sürdürülebilirlik ötesi olarak adlandırılan bu yeni yaklaşım, doğaya pozitif katkılarda bulunmayı hedeflemektedir. Bu çalışmanın temel amacı, sürdürülebilirlik ötesi bağlamında tasarlanan ürünlerin deneyim faktörlerinin tüketiciler üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma aynı zamanda sürdürülebilirlik ötesi bağlamındaki ürün tasarımlarının potansiyellerini ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu araştırmada veriler anket ve yarı yapılandırılmış görüşme yöntemleriyle elde edilmiş olup, istatistiksel ve tematik analiz yöntemleriyle bulgular elde edilmiştir. Araştırma sonucunda sürdürülebilirlik ötesi bağlamında tasarlanan ürünlerin yenilik özellikleri tüketicilerde olumlu tepkiler yarattığı; ilgi, şaşırma ve estetik duygular oluşmasına sebep olduğu belirlenmiştir. Öte yandan ürünlerin bazı kültürel değerlerle potansiyel bir çatışma içerisinde olabileceği tespit edilmiş ve bu çatışmaların sürdürülebilirlik ötesi ürün tasarımına nasıl etki edebileceği değerlendirilmiştir. Tüketiciler ürünlerin sahip olduğu döngüsel sistemlere dahiliyeti bağlamında olumlu tepkiler gösterirken, canlı organizmalarla etkileşim bağlamında çeşitli önyargılar oluşturduğu saptanmıştır. Sürdürülebilirlik ötesi bağlamındaki ürün tasarımlarının gelecek potansiyelleri tartışılmış ve tasarımcılara öneriler sunulmuştur.
Lie ve Noether simetrileri ile adi diferansiyel denklemlerin çözümleri
Bu tezde Lie ve Noether simetrileri ile adi diferansiyel denklemlerin çözümleri üzerinde durulmuştur. Diferansiyel denklemler birçok teknolojik problemin yanı sıra doğanın temel yasalarının çoğunun formüle edilmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bazen denklemlerin analitik çözümünü elde etmek için geleneksel ve probleme özgü metotlar kullanıldığında denklemleri integre etmek mümkündür. Çoğu zaman bu denklemleri integre etmek mümkün değildir. Literatürde dört yüzden fazla integrallenebilir adi diferansiyel denklem bulunur ve bunların her biri kendilerine özgü çözüm yöntemlerine sahiptir. Lie grup analizi, tüm bu adi diferansiyel denklemleri dört farklı tipe indirgeyerek, çok daha genel bir çözüm yöntemi sağlamakta ve dolayısıyla Lie teorisi diferansiyel denklemlerin çözümünün elde edilmesinde çok önemli bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Diferansiyel denklemlerin analizinde önemli rol oynayan bir diğer araç ise Noether simetri yöntemidir. Bu yöntem için birinci ve ikinci mertebeden Lagrangianlara karşılık gelen Noether teoremi ve ilk integraller verilmiştir. İlk integralleri elde etmek için diferansiyel denklemlerin simetrileri kullanılmaktadır. Bu tezde birinci ve ikinci mertebeden Lagrangianlara karşılık gelen ilk integralleri elde etmek için Noether teoremi kullanılmıştır. Noether, diferansiyel denklemler için varyasyon ilkesinden elde edilen, her simetri üretecine karşılık gelen bir ilk integralin bulunduğunu kanıtlamıştır. Bu simetrilere Noether simetri üreteci adı verilir ve eğer Noether simetri üreteci mevcut ise Noether teoremi her simetri üretecine karşılık gelen ilk integralleri kolaylıkla sağlamaktadır. Lie teorisi ve Noether teoremi, bir sistemin simetrilerini belirlemeyi ve ardından sabitlerinin karşılık gelen değişmezlerini bulmayı içermektedir. Lie teorisi söz konusu olduğunda diferansiyel denklem değişmez bırakılırken, Noether teoremi Eylem İntegralini değişmez bırakmaktadır. Bunların elde edilmesi diferansiyel denklemlerin mertebesinde indirgeme sağlamasından dolayı denklemleri çözmek için kolaylık sağlamaktadır. Buna dayanarak, tez kapsamında Lie ve Noether simetri yöntemleri ile Emden-Fowler denklemi ve adi diferansiyel denklemlerin analizleri yapılmıştır ve elde edilenlerin verilen denklemin çözümünü elde etmek için nasıl kullanılabileceği açıklayıcı bir şekilde çeşitli örnekler üzerinde gösterilmiştir. Böylece kendine özgü yapısı sebebiyle bilinen yöntemlerle çözülemeyen bazı lineer olmayan denklemler için Lie ve Noether simetri yöntemleri ile çözümün nasıl getirilebileceği tartışılmıştır.
Atriyumlu yüksek yapıların mimari ve yapısal değerlendirmesi
1967 yılında Atlanta'da inşa edilen Hyatt Regency oteli projesi, birçok benzer projeye ilham vermiştir ve mimari açıdan atriyumun rolünü ve önemini değiştiren bir dönüm noktası oluşturmuştur. Bu binadaki atriyum kullanımın sağlamış olduğu mimari faydalar ile yüksek binalarda atriyum kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu çalışmada, atriyumlu yüksek binaların tarihsel gelişimini incelemek ve mimari ve yapısal değerlendirmesini yapmak üzere rastgele seçilen on sekiz adet atriyumlu yüksek bina örneğinin mimari, taşıyıcı sistem ve atriyum özellikleri araştırılmış ve karşılaştırılarak değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsam ve sınırlamaları ve çalışmanın yöntemi açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde literatür taraması yapılarak, yüksek bina tanımı, yüksek binaların gelişim süreci, yüksek binaların taşıyıcı sistemleri, atriyumlu binaların gelişim süreci, atriyum tanımı, atriyum kullanım amaçları, atriyum tipolojileri, atriyumun olumlu ve olumsuz etkileri ile ilgili bilgiler aktarılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde on sekiz adet atriyumlu yüksek bina örneği tanıtılarak mimari, taşıyıcı sistem ve atriyum özellikleri açısından incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde mimari, taşıyıcı sistem ve atriyum özellikleri açısından incelenen örneklerin mimari, taşıyıcı sistem ve atriyum özellikleri açısından karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde tez çalışması sürecinde edinilen bilgiler ve örneklerin karşılaştırılması bölümünden çıkan veriler doğrultusunda değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler : Atriyum, Yüksek Yapı, Taşıyıcı Sistem, Doğal Havalandırma, Doğal Aydınlatma
Otel işletmelerinde varlık ve mahal yönetimi için BIM-destekli tesis yönetimi uygulaması
Tesis Yönetimi, insanların yaşam kalitesini ve bir işletmenin verimliliğini artırmak amacıyla, tesise dahil olan insanları, yeri ve süreci birleştiren kurumsal bir yönetim faaliyetidir (IFMA, 2023). Tesis Yönetimi, 2000'li yılların ortalarından sonra, yapı sektöründeki sorunların çözümü için geliştirilen BIM yani Yapı Bilgi Modellemesi ile entegre olmaya başlamıştır. Bu tez çalışması, BIM desteğinin Tesis Yönetimi faaliyetlerine sağladığı katkı ve kolaylıkları inceleme amacı taşımaktadır. Tez içeriğinde, BIM ve Tesis Yönetimi kavramlarının tanımlamaları ve tarihçeleri hakkında detaylı bilgiler verilmiş, geçmişten 2020'li yıllara kadar geçirdiği aşamalarla neden ve nasıl oluştukları hakkında açıklamalar yapılmıştır. Ayrıca, benzer örnekleri içeren çalışmaları ve yayınları içeren geniş bir literatür araştırması yapılarak konu hakkındaki bilgilerin derinleştirilmesi sağlanmıştır. Tez çalışması ile benzerlik ve farklılık gösteren örnekler değerlendirilerek tez metninde yer alması sağlanmıştır. Tez kapsamında, vaka çalışması için The Marmara Pera Hotel kullanılmış olup bir otel binasının ve The Marmara Pera Hotel'in seçilme nedenleri anlatılmıştır. Otel binasına teknik geziler düzenlenmiş, Teknik Servis ve Kat Hizmetleri müdürleri ile görüşmeler yapılarak yapı, varlıklar ve işletmeye ait veriler toplanmıştır. Sonrasında Yapı Bilgi Modeli hazırlanmış, Mahal ve Varlık Yönetimi için gerekli anlamsal bilgi, modellere eklenmiştir. Binanın tümünü kapsayan geometrik ve geometrik olmayan bilgi modelinin oluşturulma aşamaları tez metninde detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Tesis Yönetiminin sayısal bir ortamda yapılabilmesi için, o tesise ait mekan, varlık, bakım-onarım, enerji tipi ve enerji miktarı bilgilerinin Tesis Yönetimi yazılımına girilmiş olması gereklidir. Vaka çalışması için seçilen tesiste sayısal Tesis Yönetimi için DigiTwix adlı yazılım kullanılmıştır. DigiTwix bir dijital ikiz platformu olarak geliştirilmiştir. Bir tesisin anlık olarak mahal, varlık ve işletme-bakım yönetimi için kullanılabilmekte, ayrıca tesiste kullanılan farklı tipteki enerji ve su harcamalarını, sayaç okumaları yardımıyla kayıt altında tutabilmekte ve grafik gösterimler ile Tesis Yöneticisi ve teknik personelin bilgisine sunabilmektedir. Tez içeriğinde DigiTwix yazılımının seçilme sebebi, çalışma mantığı ve emsallerine göre kıyaslamaları yer almaktadır. Tesis Yönetimi ile ilgili çalışan kurumlar ve Tesis Yönetimi yetkinlikleri hakkında bilgiler verilmiş, DigiTwix programının bu yetkinlikleri karşılama performansı hakkında sonuçlar paylaşılmıştır. DigiTwix yazılımı, tesiste kullanılmaya başlanmadan önce programın geliştiricileri ve işletme yetkilileri ile yapılan çevrim için toplantılar, bilgi paylaşımlarına ait detayları anlatılmıştır. Yazılımın devreye alınmasından sonra tesisteki personelin beklentileri hakkında bilgi alınarak bu yönde geliştirme ve iyileştirmeler sağlanmıştır. Yazılımın otel bünyesinde ve otel personeli tarafından deneyimlenmesinin ardından otel personeli ile mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Mülakatların değerlendirilmesi sonucunda, katılımcıların sayısal Tesis Yönetimi uygulamasına çok olumlu baktıkları sonucuna varılmıştır. Çalışanlar, teknoloji ve yazılımın çalışma şartlarını iyileştireceği ve kolaylaştıracağını düşünmektedirler. Tesiste kullanılması önerilen yazılımın geliştirilmesi için zamana ihtiyaç olduğu ve verilen görüşler ile bunun sağlanacağına yönelik sonuçlar elde edilmiştir. Bu tez, BIM-destekli Tesis Yönetimi uygulamalarının faydalarını inceleme amacı taşımaktadır. BIM öncesinde geleneksel yöntemler ile yürütülen uygulamalara oranla, sayısallaştırılmış metodlar ile yapılan Tesis Yönetiminin kullanıcılara kolaylık sağlayabileceği üzerine bir incelemedir.
Kentsel biçimin tarihsel kökenleri: İstanbul Suriçi'nde fizik mekânı biçimlendiren nedenler, süreçler ve etkiler
İnsanoğlunun yerleşik hayata geçtiği dönemden günümüze dek kurulan yerleşimler, insan davranışı ve ihtiyaçları ile bu yerleşimlerin üzerinde bulunduğu mekânın doğal özelliklerinin ilişkisi doğrultusunda gelişmiş ve değişmiştir. İnsan ve doğal mekânın bu ilişkisi, çok çeşitli ve çok katmanlı fizik mekânların doğmasına neden olmuştur. Fizik mekân kurgusuna ait çok katmanlı yapı ile insan ve doğa ile ilişkisinin, morfolojik analizlerle anlaşılabileceği ve/veya ilişkilendirilebileceği mâkûl bir ön kabuldür. Ancak zaman çizgisinde geriye doğru gidildiğinde fizik mekânın geçmişten getirdiği bakiye yani kentin tarihî dokusu ile bu dokuyu biçimlendiren etkilerin ilişkisinin sorgulanması, alışılagelmiş morfolojik analizlerden daha farklı ve daha çeşitli çalışmalar yapma gerekliliğini de beraberinde getirir. Burada sorgulanan; mevcut fizik mekân ile mevcut sosyal ve doğal yapının ilişkisi değil, fizik mekânı biçimlendiren süreçler ve etkilerdir. Tarihsel geçmiş, bir mekânın geçmişi biçimsel olarak bir birikim yaratır mı? Şayet böyle bir birikim varsa, bu birikim nereden ve nasıl okunabilir? Fizik mekânın biçimsel kökenlerinin araştırıldığı bu tez kapsamında bu sorulara cevap aranırken, örnek çalışma alanı olarak seçilen İstanbul Suriçi bölgesinin kentsel geçmişine dair bilgi ve bu bilgiye ulaşmaya yönelik yöntemler üretilmiştir. Suriçi'nin, bir "kent" olarak kurulmasından günümüze kadar geniş bir zaman diliminde çeşitli morfolojik katmanlarda izlediği gelişim ve değişim araştırılmıştır. Yapılan çok katmanlı ve çok parametreli morfolojik analizler sonucunda mevcut fizik mekânı hangi süreçlerin ve hangi etkilerin biçimlendirdiği irdelenmiştir. Aynı zamanda kentin muhtemel biçimsel birikimini okumaya yönelik önerilen yöntemlerin işlerliği ve vaat ettiği olanaklar test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara binaen; günümüz fizik mekân kurguları ve bu kurgulara yön veren planlama anlayışı ve yöntemlerinin temel aldığı ilkeler, mekânın tarihsel bakiyesi perspektifinden tartışılabilmiştir. Bir başka deyişle; kentin tarihinin kentin planlanmasında ne açıdan ve ne ölçüde etkisi olduğu, tarihi dokunun günümüz şehircilik uygulamalarına hareket noktası ve ilham kaynağı olma potansiyeli ve/veya gerekliliği irdelenmiştir.
İstanbul'daki toplum ruh sağlığı merkezlerinde terapötik mekanların oluşumunda kullanıcı odaklı tasarım kriterlerinin belirlenmesi
Mekanın algılanması mekanik bir düzlemde dokunma görme, işitme, koklama ve tat alma gibi duyularla elde edilen bilgilerin beyin tarafından yorumlanmasıdır. Bu durum mekanın fizyolojik boyutunu temsil ederken; algısal olarak mekan, kendisini oluşturan bireyin yaşadığı deneyimleri içinde barındıran yer şeklinde tanımlanabilir. Bunun nedeni mekanın, bireyin geçmişinden getirdiği kültürel, sosyoekonomik ve psikolojik veriler doğrultusunda şekillenebilecek olmasıdır. Bununla birlikte mekanın yapısal kurgusu ve bu mekanın içerisinde oluşturulan gündelik pratikler, o mekandaki insan deneyiminin önemli belirleyicisi olabilmektedir. Tüm bunların yanında mekanın oluşum evresinde birey vasıtası ile sürece dahil olan kültür; bilim, sanat ve felsefedeki kırılma noktaları ile sürekli bir dönüşüm halinde olmuştur. Bu kırılma noktaları sonucunda yeni kültürel akımlar oluşmuş, bu kültürel akımlar dönemin karakteristik özelliğini yansıtmıştır. Toplumun hastalıklara olan bakış açısı da dönemin karakteristik özelliği doğrultusunda şekillenmiştir. Buna bağlı olarak da tedavi edici mekanların kurgusu bu doğrultuda değişmiştir. Bu kırılma noktalarından bir tanesi ile birey ön plana gelmiştir ve insan mekan etkileşimi bu eksen üzerinden araştırılmaya başlanmıştır. Böylece hastalığın kendisi ve tedavisi mekan kurgusunda beşeri bir rol oynamaktan çıkmıştır. Bunun ile birlikte yaşanan ve deneyimlenen mekan üzerine yapılan araştırılmalarda geçmiş normlara göre kurgulanan mekanlarda bireyin kimliğini koruyamayacağı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle tedavi edici mekanlar için farklı yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bu yaklaşımlardan bir tanesi olan iyileştirici mekan ile de mekanın bir terapi unsuru olarak kullanılması hedeflenmiştir. Ruh sağlığına yönelik yapılarda iyileştirici mekan yaklaşımı tedavi ve terapinin toplum içinde devam etmesi gerektiği düşüncesini oluşturmuştur. Bu durum da Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri'nin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bununla birlikte mekânsal terapi unsurlarının neler olabileceği araştırmacıların araştırma konusu olmaya devam etmiştir. Tez kapsamında bu sorunsalın cevabı kullanıcıların günlük hayattaki pratiklerinin gözlemlenmesi ve görüşmelerle anlamlandırmaya çalışması çerçevesince şekillenmiştir. Bunun için tezin kavramsal çerçevesi belirlenmesi gerekmiş ve sağlık yapılarında kullanıcı deneyimi ile ilişkili çevresel psikoloji ve terapötik mekan kuramları seçilmiştir. Bu kuramlara ait modeller ve bu modellerde geçen kavramlar incelenerek ve bunların kesişim noktaları belirlenmiş; tezin kavramsal çerçevesi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu kuramsal çerçeve doğrultusunda tez alan araştırmasında Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri gözlemlenmiş ve kullanıcılar ile görüşmeler yapılmıştır. Bu gözlem ve görüşmelerden elde edilen veriler merkez ziyaretleri sırasında önemli olduğu düşünülen mimari veriler ile birleştirilmiş; tablolar üzerinden karşılaştırmalar yapılarak bulgular çıkarılmaya çalışılmıştır. Kullanıcı deneyimlerinin önemli olduğu tasarım süreci alanlarından biri kullanıcı odaklı tasarım anlayışıdır. Bu anlayışta tasarımın sonucunda çıkan ürün kadar, ürünün oluşma aşamasında geçen süreçte yapılan uygulamalar da önemli olabilmektedir. Bu kapsamda bu sürecin yönetilmesi beklenmektedir. Tez alan araştırması kapsamında elde edilen bulgulara göre Toplum Ruh sağlığı Merkezleri'nde kullanıcı odaklı tasarım anlayışının etkin kullanımı için, yönetimsel gereken bu sürecin usul ve esasları üzerinden öneriler geliştirilmiştir.
Koruma bağlamında parametrik nesne koleksiyonu oluşturulması: Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Dönemi Giyotin Pencereleri HBIM Kütüphanesi
Teknolojinin gelişmesiyle her disiplin gibi koruma süreçlerinin yürütülmesinde de daha etkin ve yetkin çalışma yöntemlerinin geliştirilmesi gündemdedir. Günümüzde Mimarlık, Mühendislik ve İnşaat sektörü (MMİ) tarafından yaygın biçimde kullanılan, yeni yapıların uygulama öncesi, sırası ve sonrası süreçlerinin parametrik dijital modellerle desteklendiği, proje ve yapı yönetim süreçlerinin daha verimli hale getirildiği BIM (Building Information Modelling) çalışma metodunun koruma bağlamındaki uyarlaması olan HBIM (Historic Building Information Modelling) halihazırda koruma paydaşlarının ve akademik çevrelerin popüler bir araştırma sahasıdır. BIM'in koruma süreçlerine entegrasyonu, koruma proje üretim ve belgeme süreçlerinin hızlandırılması, uygulamada verimlilik ve tutarlılıkların sağlanması açılarından önemli bir olgudur. Koruma literatüründe HBIM olarak geçen bu olgunun HBIM nesne kütüphaneleri aracılığıyla, koruma bağlamına uygun olarak geliştirilip, yaygınlaştırılması koruma disiplinin geleceğine yön vermesi beklenmektedir. Bu doğrultuda araştırmada BIM, HBIM, nesne kütüphaneleri kavramları hakkında gerekli literatürün yanında, bir HBIM nesne kütüphanesi oluşturma çalışması ortaya konulmuştur. Bu çalışmanın amacı İstanbul'da Erken Cumhuriyet ve Geç Osmanlı konut dokusunda sıklıkla karşılaşılan bir mimari öğe olan "giyotin pencere" kapsamında HBIM ortamında parametrik nesne kütüphanesinin oluşturulmasını denemek, oluşturulan bu ve benzeri kütüphanelerin koruma ve restorasyon proje süreçlerine getireceği olası katkılar ve yenilikleri tartışmaktır. Yapılan araştırmadan hareketle kütüphaneleri oluşturan HBIM nesnelerine tanımlanmış anlamsal ve geometrik parametrik bilgilerden istifade edilmesiyle koruma ve restorasyon proje süreçlerinin daha sistematik, etkin ve hızlı yürütülmesinin mümkün olacağı düşünülmektedir.
Koruma ve yenı̇den ı̇şlevlendı̇rme kavramlarının yapı ölçeğı̇nde değerlendı̇rı̇lmesı̇&trı̇lye taş mektep koruma yaklaşım analı̇zı̇
ÖZET Günümüzde özgün işlevlerini kaybeden kültürel miras değerine sahip yapıların korunması amacıyla aynı işleviyle veya çağdaş farklı işlevlerle yeniden kullanılması uygulamaları gerçekleştirilmektedir. Yapılan bu yeniden işlevlendirme uygulamalarında kültürel miras değerine sahip anıtsal bir yapının özgün mekan kurgularına yapılan tasarım müdahalelerinin etkili sonuçları olmaktadır. Koruma amacıyla yapılan yeniden işlevlendirme uygulamalarında gerçekleştirilen tasarım müdahalelerinin yapıların sahip oldukları kültürel miras değerine etkilerinin analiz edileceği çalışma kapsamında "Trilye Taş Mektep" yeniden işlevlendirilen anıtsal yapı örneği olarak seçilmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak elde edilen veriler; gözlem, görüşme ve doküman analizi ile toplanmış, elde edilen bilgiler ışığında yapıya ait değerlendirmeler yapılmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda kültürel miras değerine sahip anıtsal bir yapı olan "Trilye Taş Mektep"in koruma süreci kapsamında gerçekleştirilen yeniden işlevlendirilme aşamalarında yapılan müdahaleler, özgün dokunun korunması adına belirlenen çeşitli uluslararası koruma ölçütlerinin referans alındığı değerlendirme kriterleri ile analiz edilmiştir. Bu çalışmanın kültürel miras değerine sahip tarihi yapıların korunmasına yönelik tasarım müdahalelerinde bundan sonraki yeniden işlevlendirme çalışmalarında yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Mimari koruma, kültürel miras, anıtsal yapı, yeniden işlevlendirme.
Mahalle ölçeğinde konut fiyatlarına etki eden faktörlerin hedonik fiyat modeli ile analiz edilmesi: Esenkent mahallesi örneği
Konutlar insan hayatındaki en önemli mekanlardan olmakla birlikte, inşaat ve gayrimenkul sektörlerinde büyük role ve paya sahiptir. Bir konutun satış fiyatı, konutun mali değerini ifade eder. Konut fiyatları; konuta ait fiziksel ve konuma bağlı özelliklere ek olarak, arz ve talep dengesi, ekonomik büyüme, faiz oranları, gelir düzeyleri, demografik değişimler, konut arzının sınırları gibi faktörlerden de etkilenmektedir. Ayrıca, konut fiyatları, bir ekonominin dengesi ve finansal istikrarı açısından da dikkate alınmalıdır. Hızlı fiyat artışları ve radikal değişiklikler, konut balonu riskini ortaya çıkarabilir ve bu durum finansal istikrarı etkileyecek sebeplere yol açabilir. Konut fiyat analizleri, bir konut yapısının özelliklerini inceleyerek konutun değerinin belirlenmesi ve konut piyasasındaki etkenlerin anlaşılması için kritik öneme sahiptir. Bu analizler; potansiyel alıcılar ve satıcılar için doğru konut satış fiyatının belirlenmesi, adil konut alışverişi ve doğru yatırım yapmak için gerekli olmakla birlikte; konut piyasasındaki trendleri ve gelişmeleri takip etmek, bir bölgedeki değer artışı veya düşüşü hakkında bilgi sahibi olmak için de önemlidir. Konutun satış fiyatına etki eden en önemli faktörlerden biri konutun bulunduğu konumdur. Konutun konumunun şehir merkezine, iş merkezlerine ve ulaşım ağlarına yakınlığı ile birlikte konutun çevresindeki sosyal ve demografik özellikler gibi faktörler, konut satış fiyatlarına etki ederken; farklı bölgelerdeki konut piyasalarının dinamikleri de bu özellikler çerçevesinde gelişir. Bu sebeple, konut fiyatlarına etki eden faktörlerin değerlendirildiği fiyat analizleri yapılırken; konuta ait özellikler, konutu bulunduğu bölgenin dinamikleri ile birlikte ele alınmalıdır. Bu çalışma kapsamında konut fiyatlarına etki eden faktörler mahalle ölçeğinde değerlendirilerek, bu faktörlerin konut fiyatları üzerindeki etkisi kısa bir zaman diliminde analiz edilmiştir, bu sayede analizde kullanılan verilerin ekonomik değişikliklerden etkilenmesini önlemek hedeflenmiştir. İstanbul, Esenyurt'ta bulunan Esenkent Mahallesinde yapılan analizde; bölgedeki nüfus yoğunluğu, mahalledeki arz ve talep dengesi, emlak türleri, mevcut konutların fiziksel durumu ve özellikleri, konutların yaş ortalaması ve konutlarda ikamet eden hanehalklarının demografik özellikleri gibi mikro düzeydeki faktörler ele alınmıştır. Konut fiyatlarına etki eden faktörlerin analiz edildiği bu tez çalışma kapsamında sayısal analizler, Hedonik Fiyat Modeli yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Hedonik Fiyat Modelinde; bir tüketim malının fiyatı, bileşen özelliklerine ayrılarak tahmin edilir ve bu malın satış fiyatı, onu oluşturan özelliklere ait fiyatların toplamı olarak tanımlanır, bu özelliklere ait mali değerler ise hedonik fiyat olarak adlandırılır. Hedonik fiyat modeli, farklı tüketim malları için yapılan analizlerde kullanılmakla birlikte, konut fiyat analizinde en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Modelde, konutun satış fiyatı; konutun heterojen yapısını oluşturan tüm özellik ve bileşenlerin fiyatları toplamı olarak kabul edilir. Bu özellikler, metrekare, yatak odası sayısı, banyo sayısı gibi fiziksel özelliklerin yanı sıra; çalışma alanının özelliklerine bağlı olarak, olanaklara, ulaşım imkanlarına ve mahalle özelliklerine yakınlık gibi yerleşim faktörlerini içerebilir. Hedonik fiyat modeli, satış fiyatı ve özelliklere ait değerlerin logaritmik ve doğrusal formda ele alındığı dört farklı fonksiyon kalıbı kullanılarak kurulabilir. Konut fiyat analizinde en çok başvurulan kalıp; konutun satış fiyatının logaritmik, özelliklere ait değerlerin doğrusal formda kullanıldığı yarı logaritmik fonksiyon kalıbıdır. Bu tez çalışmasında da başvurulan logaritmik-doğrusal fonksiyon kalıbı, konutlara ait özelliklerin sayısal değerlerindeki bir birim değişimin veya kukla değişken olarak modele dahil edilecek özelliklerin konutlarda var veya yok olması durumlarının, konutların satış fiyatına yüzdelik olarak etkisini hesaplamaya olanak sağlar. Esenkent Mahallesinde kurulan hedonik fiyat modelinde, çalışma alanının özellikleri irdelenerek ve 18 bağımsız değişken kullanılarak, konut özelliklerini temsil eden bu değişkenlerin konut fiyatları üzerindeki etkileri hesaplanmıştır. Modelin sonuçlarına göre konutlara ait özelliklerden; konutun alanı, bina kat sayısı, konutun 1+1 olması, konutun bina yaşı, konutta kapalı garaj bulunması, yapılı dekorasyon, giyinme odası ve havuz manzarası özelliklerinin, konut satış fiyatları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve marjinal değerleri hesaplanmıştır. Sayısal değer olarak ifade edilebilen metrekare, oda sayısı, konutun bulunduğu kat, bina kat sayısı ve bina yaşı özeliklerinin konut satış fiyatları üzerindeki etkileri serpilme diyagramları ve Kernel regresyon grafikleri üzerinde gösterilerek bu özelliklerin fiyata etki ettiği sınırlar saptanmıştır. Çalışma kapsamında kurulan modelin bulguları; çalışma alanının özellikleri ile birlikte değerlendirilerek analiz çalışmasının sonuçları tartışılmış, diğer çalışmaların bulguları ile mahalle ölçeğinde kurulan bu çalışmanın bulguları karşılaştırılarak çıkarımlar yapılmıştır.