
5
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Süt sığırlarında canlı maya katkılı yüksek nişasta içeren rasyonların in vitro gaz üretiminin değerlendirilmesi
Bu çalışmada, canlı maya (LY; Saccharomyces cerevisiae) takviyesinin, yüksek düzeyde nişasta içeren toplam karma rasyonun (TKR) in vitro gaz üretimi, organik madde (OM) sindirilebilirliği, metabolik enerji (ME), fermantasyon parametreleri ve metan (CH4) üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Bu deneysel araştırma, iki seviyeli nişasta (rasyon KM'nin %23 ve 33) ve iki LY dozu (0 ve 2.9 × 106 cfu/200 mg substrat KM'si) ile 2 × 2 faktöriyel tasarımda yürütülmüştür ve dört muameleden oluşmuştur. Muameleler: LY'siz yeterli nişasta (AS) (AS-kontrol); LY'li AS (AS-LY); LY'siz yüksek nişasta (HS) (HS-kontrol) ve LY'li HS (HS-LY). LY, rasyonlara 2.9 × 106 CFU/ 200 mg KM'de eklenmiştir. 3, 6, 9, 12 ve 24 saatlik inkübasyondan sonra rumen gaz üretimi kaydedilmiştir. İnkübasyon süresinin sonunda pH ve CH4 ölçülmüştür. OM sindirilebilirliği, ME, toplam kısa zincirli yağ asitleri (SCFA) 24 saatlik inkübasyonda hesaplanmıştır. İnkübasyonun 3, 6, 9, 12 ve 24. saatlerinde gaz üretimi, LY takviyesinden veya rasyonun nişasta oranından etkilenmemiştir. Rasyonun nişasta düzeyi, LY takviyesi ve bunların etkileşimi fermantasyon parametrelerini, ME ve CH4'ü etkilememiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada, in vitro gaz üretim parametreleri, sindirilebilirlik ve fermentasyon özellikleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mısıra dayalı yüksek nişasta içeren süt sığırı rasyonlarına eklenen S. cerevisiae'nın, ruminal fermentasyon ve sindirilebilirlik üzerine faydalı bir etkisi saptanamamıştır. Bu nedenle, nişasta kaynağı ve seviyesi farklı rasyonların canlı maya S. cerevisiae katkısına tepkisini değerlendirmek için daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Sözcükler: Canlı maya, Gaz üretimi, Süt sığır, Yüksek nişasta içeren rasyonlar
Postpartum dönemde süt sığırlarının rasyonlarına eklenen farklı bor kaynaklarının süt verimi ve kalitesine, bazı kan ve süt mineral seviyelerine etkilerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada süt sığırlarında postpartumda borun borik asit ve boraks formunun rasyona eklenmesinin süt verimi ve kompozisyoununa, bazı kan ve süt mineral seviyelerine etkilerini araştırmak ve etkin formunu belirlemek amaçlandı. Postpartumda 30 adet Simental ırkı süt sığırı eşit sayıda kontrol (K) ve 2 deneme grubun ayrıldı. Doğumdan 10 gün sonra 30 gün süreyle deneme gruplarının toplam karışım rasyonlarına (TMR) 500 ppm borik asit-H3BO3 (DG1) ve 500 ppm Na2O4B7 10H2O-boraks (DG2) eklenerek ineklerin bireysel beslenmesi sabah ve akşam olarak yapıldı. Postpartumda 10. günden itibaren 15 gün aralıklarla yem tüketimi ve süt verimi, vücut kondisyon skoru (VKS) 3 kez kaydedilerek süt ve kan örnekleri bireysel olarak toplandı. Hayvanların yedikleri rasyonlardan toplanan yemlerin kimyasal kompozisyonu analizlendi ve metabolize edilebilir enerji (ME) değerleri hesaplandı. Toplanan süt örneklerinin süt bileşenleri analizlendi. Toplanan süt ve kan örneklerinde kalsiyum (Ca), fosfor (P) ve magnezyumun (Mg) değerleri spektrofotometrik; TMR ve 40. gün kan örneklerinde bor analizleri ICP-MS metotlarıyla yapıldı. Postpartumda 10-40 günler arasında yem katkı maddesi olarak 500 ppm borun, borik asit veya boraks formunda TMR'a katılması süt verimi ve VKS'si etkilememiş ama süt kalitesini iyileştirmiştir. Ayrıca bor kaynaklarının arasında süt ve kan B, Ca, P ve Mg seviyelerine etki mekanizmaları açısından farklılık tespit edilmemiştir. Postpartumda 10-25-40. günlerde alınan kan ve süt Ca, P ve Mg konsantrasyonları arasındaki korelasyonlar çok düşük tespit edilmiştir. Sonuç alarak borik asit sanayide boraks ile bir mineral asidin reaksiyona girmesi sonucu elde edilmektedir. Bu nedenle boraks doğada serbest halde bulunan bir kaynak olduğu için bir prosesten geçirmeden boraks olarak süt sığırı rasyonlarında iz mineral olarak yem katkı maddesi olarak kullanılması uygulamada hem pratik hem de çok ekonomik olabilir.
Kuzu konsantre yemlerine katılan fındık ve fındık yağının performans, bazı kan metabolitleri ile karkas ve et yağ asitleri üzerine etkisi
Bu çalışma, konsantre yemlerine fındık ve fındık yağı katılmasının kuzularda besi performansı, bazı kan parametreleri, bazı karkas özellikleri ve et yağ asidi profili üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Denemede 3-4 aylık yaşta toplam 27 baş erkek kuzu, her birinde 9 kuzu bulunan üç gruba ayrılmıştır. Denemede; kontrol (KT) ve konsantre yemlerine %5 fındık içi (Fİ) ve konsantre yemlerine %3 fındık yağı (FY) katılarak oluşturulmuştur. Kuzular, izonitrojenik ve izokalorik hazırlanan %85 konsantre ve %15 kaba yemden oluşan rasyon ile ad libitum beslenmiş, taze içme suyu sağlanmıştır. Çalışma 14 gün alıştırma ve 56 gün deneme olmak üzere toplam 70 gün sürdürülmüştür. Araştırmada, gruplar arasında canlık ağırlık, günlük canlı ağırlık artışı, yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı bakımından istatistiki bir farklılık (p>0.05) oluşmamıştır. Deneme sonunda günlük canlı ağırlık artışı KT, Fİ, FY gruplarında sırasıyla 199.69, 200.79 ve 218.05 g olarak saptanmıştır. Kan glukoz, total protein, trigliserit, kolesterol, HDL ve LDL değerleri açısından gruplar arasında bir farklılık oluşmamıştır (p>0.05). Kesim ağırlığı, sıcak karkas ağırlıkları, soğuk karkas ağırlıkları ve karkas randımanı bakımından gruplar arasında farklılıklar istatistiki olarak önemsiz bulunmuştur (p>0.05). Soğuk karkas randımanı KT, Fİ, FY gruplarında %48.49, 49.23 ve 48.41 olarak tespit edilmiştir. Kuzuların M. longissimus dorsi (MLD) kasındaki toplam doymuş yağ asit (SFA) düzeyleri bakımından grublar arasındaki fark istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur (p>0.05). Doymuş yağ asitlerinden stearik asit (C18:0) KT, Fİ, FY gruplarında sırasıyla (%21.24, 27.78 ve 30.23) olarak belirlenmiş, Fİ ve FY gruplarındaki değerin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Tekli doymamış yağ asitlerinden oleik asit (C18:1) Fİ ve FY gruplarında kontrol grubuna göre daha düşük belirlenmiş ancak toplam tekli doymamış yağ asiti (MUFA) bakımından grublar arasındaki farklılık istatistiki olarak önemsiz bulunmuştur (p>0.05). Toplam çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA) Fİ ve FY gruplarında (%3.90, 4.14) KT grubundan (%5.67) daha düşük belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak, fındık içi ve fındık yağının kuzu konsantre yemlerine katılmasının kuzuların besi performansı, bazı kan parametreleri ve karkas özellikleri ve et yağ asidi profili üzerinde olumsuz bir etki meydana getirmediği saptanmıştır.
Fiğ+yulaf hasılına ilave edilen laktik asit bakterileri+enzim karışımının silaj kalitesine ve sindirilebilirliği üzerine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, Macar fiğ-yulaf karışımından oluşan silaj materyaline laktik asit bakterileri+enzim (LBE) katkı maddesinin inokülasyonunun silajın besin bileşimi, kimyasal özellikleri ve in vitro sindirilebilirlik değerleri üzerine etkisini belirlemektir. Araştırmada, kontrol grubunun silajlarına LBE inokulantı eklenmezken, LBE1 ve LBE2 gruplarına sırasıyla 300 000 ve 500 000 cfu/g silaj materyali olacak şekilde LBE eklenmiş ve 60 gün inkübe edilmiştir. İnkübasyon sonrası kontrol, LBE1 ve LBE2 gruplarına ait silajların kuru madde içerikleri sırasıyla %23,17, %22,02 ve %22,33 bulundu (P<0,05). Çalışmada kontrol grubu ile deneme grupları arasında pH değerleri yönünden herhangi bir farklılık olmamakla beraber, en yüksek laktik asit değeri LBE2 grubu silajlarında tespit edilmiştir (P<0,01). Gruplardaki silajlara ait sindirilebilir kuru madde, kuru madde tüketimi ve nispi yem değeri arasında herhangi bir farklılık tespit edilmemiştir. Silajların 48 saatlik inkubasyon sonrası in vitro nötral deterjan fiber sindirilebilirliği (İVNDFS) değerleri kontrol, LBE1 ve LBE2 gruplarında sırasıyla %41,65; 44,14 ve 47,38 olarak bulunmuştur ve ilave edilen inokulant miktarları ile İVNDFS değerleri arasında linear bir korelasyon (R2: 0,894) olduğu belirlenmiştir. Macar fiğ-yulaf hasılı karışımının silaj fermentasyon parametrelerini ve İVNDFS değerlerini iyileştirilmesi amacıyla LBE inokulantının 500 000 cfu/g silaj materyali düzeyine kadar ilave edilmesinin uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Koyun ve keçilerde baklagil ve buğdaygil samanlarının in vitro gerçek sindirilebilirliklerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, koyun ve keçi beslemede yaygın olarak kullanılan buğdaygil ve baklagil samanlarının in vitro gerçek sindirilebilirlik değerleri (IVTDYEM) ve hayvan türüne göre etkin kullanımını tespit etmektir. Araştırmada yem materyalini buğdaygil (arpa, buğday, yulaf ve tritikale) ve baklagil (bakla, nohut ve mercimek) samanları oluşturdu. Araştırma özel bir işletmede sağlıklı ve bir yaşın üzerindeki birer adet koyun ve keçi satın alınarak, aynı işletmedeki hayvanlar içinde 3 hafta beslenmeleri takip edilmiştir. Hayvanlara arpa otomatik yemliklerde ad libitum ve samanda yeterli miktarda sürekli önlerinde bulunacak şekilde tüketimine sunulmuştur. Yonca kuru otu ise hayvan başına yaklaşık 250 g olacak şekilde günlük olarak öğle saatinde önlerine konulmuştur. Hayvanlar Samsun Florya Mezbahanesinde kesilerek rumen sıvıları uygun koşullarda laboratuvara ulaştırılmıştır. Yemlerin in vitro gerçek sindirilebilirlik değerlerini belirlemek için Daisy inkübatörde 48 saat inkübe edilmiştir. Koyun (Grup 1) ve keçi (Grup 2) rumen sıvıları ayrı kavanozlara konularak her bir yem maddesi için dört tekrar olacak şekilde analizler gerçekleştirildi. Keçi rumen sıvısı kullanılan grupta (Grup 2) buğdaygil samanlarının (tritikale, buğday, arpa ve yulaf samanı) tamamında in vitro gerçek sindirilebilirlik değerleri (IVTDKM) koyun rumen sıvısı kullanılan gruba (Grup 1) göre istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (P<0.05). Yulaf samanının in vitro gerçek sindirilebilirlik değerleri diğer buğdaygil samanlarına göre daha yüksekti (P<0.05). Koyun ve keçi rumen sıvısı kullanımı nohut, bakla ve mercimek samanının in vitro gerçek sindirilebilirlik değerleri bakımından istatistiksel bir farklılık oluşturmamıştır. Baklagil samanları içerisinde en yüksek sindirilebilirlik bakla samanında tespit edilmiştir (P<0.05). Sonuç olarak, keçi rumen sıvısı kullanımı, düşük kalitedeki buğdaygil samanlarının in vitro gerçek sindirilebilirlikleri üzerinde koyun rumen sıvısı kullanımına göre daha etkili olmuştur. Bunun yanında, keçi rumen sıvısı kullanımında yulaf samanı diğer buğdaygil samanlarına göre daha iyi sindirilmiştir. Keçi rumen sıvısı kullanımı düşük kaliteki tritikale, buğday, arpa ve yulaf samanın in vitro gerçek sindirilebilirleri üzerinde daha etkili olması, hayvanlara aynı rasyon sunulmasına rağmen yem tercihleri ve buna bağlı oluşan rumendeki mikrobiatanın besin madde kullanımı ve metabolizmasından kaynaklanabilir. Bakla samanı diğer baklagil samanlarına göre daha yüksek in vitro gerçek sindirilebilirlik tespit edilirken, ancak farklı rumen sıvısı kullanımı karşılaştırıldığında aynı etkiyi göstermemiştir.