Ordu University
Discipline

Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği Anabilim Dalı

Ordu University

132

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) yan ürünleri kullanılarak elde edilen protein hidrolizatı yağının yanıt yüzey yöntemi ile optimizasyonu ve kalitesinin belirlenmesi

Dünyada her geçen yıl nüfus artışıyla birlikte, yeni gıda maddelerine yönelim ve bunların üretimi de önemli bir konu haline gelmektedir. Su ürünleri yan ürünleri kirlilik unsuru olmaktan ziyade yüksek potansiyele sahip geri dönüşüm kaynaklarıdır. Bu yan ürünlerin değerlendirilmesi, ülke ekonomisi açısından katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesi ve çevre kirliliğinin önlenmesi açısından oldukça önem taşımaktadır. Balık yağı ω-3 PUFA'ların temel kaynağı olduğundan, elde edilen bu lipid insan ve hayvan tüketimi için umut verici bir potansiyele sahiptir. Besin zinciri içinde, gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) balıkçılık endüstrisi tarafından üretilen büyük miktardaki atık, çoklu doymamış yağ asitleri, vitaminler, amino asitler (AA'lar) ve peptitler de dahil olmak üzere zengin bir biyoaktif molekül havuzunu temsil etmektedir. Bu çalışmada, alabalık (Oncorhynchus mykiss) atıkları ticari enzimler kullanılarak optimum hidroliz prosesinde en uygun süre, sıcaklık ve enzim oranı belirlenmiştir. Bu süreç sırasında ortaya çıkan yağın verimi (%5.75-11.46) arasında değişmiş ve en iyi sonuç 40 °C deki enzimatik hidroliz sonucu elde edilmiştir. Lipit kalitesi açısından, PV değerleri (1.78-3.47 meq O2/kg) arasında bulunmuş, hidroliz süresi arttıkça PV değerlerinde artış gözlenmiştir, TBA değerleri (0.41-1.41 MDA/kg) arasında bulunmuş ve hidroliz sıcaklığı artışı TBA'da artışa sebep olmuştur. FFA (%0.27-4.12) arasında bulunmuştur. Yağ asidi bileşimi kalitesi ve dengesi insan ve hayvan tüketimine uygunluğu açısından incelenmiştir. SFA (%22.5), MUFA (%46.31), PUFA (%23.52) bulunmuştur. Balık yan ürünlerinden geri kazanılan balık yağlarının, özellikle EPA ve DHA olmak üzere yüksek düzeyde PUFA içerdiği görülmüştür.

Balık atıklarıGökkuşağı alabalığıGıda teknolojisi+1
Serpil Öztürk
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Samsun ve Sinop illerinde denizde ağ kafeslerde balık yetiştiriciliği yapan işletmelerin yapısal ve biyo-teknik analizi

Bu araştırma, Samsun ve Sinop illerinde denizde ağ kafeslerde balık yetiştiriciliği yapan işletmelerin yapısal ve biyo-teknik analizlerini belirlemek için yapılmıştır. Samsun ilinde 6 firmaya ait 12 adet, Sinop ilinde ise 9 firmaya ait 26 adet faal işletme ile toplam 38 adet ağ kafes işletmesine tam sayım anket yöntemi uygulanmıştır. Yapılan ankette işletmelerin; yapısal özellikleri, nüfus ve eğitim durumları, üretim, satış, pazarlama yöntemleri, su, ağ kafes ve yem özellikleri, pandemi ve müsilajın etkileri araştırılmıştır. İşletme başına düşen ortalama üretim hacmi miktarı Samsun'daki işletmelerde 110.300m3, Sinop'taki işletmelerde ise 231.506m3 olarak tespit edilmiştir. Samsun'daki işletmeler 20-50m çapında HDPE malzemeden yapılmış olan 131 adet ağ kafeste, Sinop'taki işletmeler ise 28-75m çapında 194 adet HDPE ağ kafeste üretim yapmaktadır. Samsun'daki işletmeler 2022 yılında toplam 5.208 ton levrek (Dicentrarchus labrax) ve gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss), Sinop'taki işletmeler ise 18.067 ton gökkuşağı alabalığı üretimi yapmıştır. Ortalama kapasite kullanım oranları Samsun için %43, Sinop için ise %63 olarak gerçekleşmiştir. Yem değerlendirme oranı (YDO) Samsun'daki ağ kafes işletmelerinde gökkuşağı alabalığı için ortalama 1.6, levrek balığı için ortalama 1.7, Sinop'taki ağ kafes işletmelerinde gökkuşağı alabalığı için ortalama 1.6 olarak tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre her iki ilde balık yetiştiriciliğinde tespit edilen sorunlara karşı çeşitli öneriler sunulmuştur.

Ağ kafeslerGökkuşağı alabalığıLevrek balığı+2
Murat Asan
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ordu ilinde 2020-2022 yılları arasında su ürünleri denetim ve ihlallerinin incelenmesi

Bu araştırmada, 2020-2022 yılları arasında Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün Ordu il sınırları içerisinde gerçekleştirmiş olduğu su ürünleri kontrol ve denetim verileri değerlendirilerek tespit edilen su ürünleri ihlalleri incelenmiştir. Ordu ilinde 2020-2022 yılları arasında toplam 3964 denetim yapılmış ve 192 adet idari para cezası kararı uygulanmıştır. Ordu iline bağlı ilçelerde en fazla denetim gerçekleştirilen ilçenin 1093 denetim ile Altınordu ilçesi, en az denetimin gerçekleştiği ilçenin ise 5 denetim ile Ulubey ilçesi olduğu görülmüştür. En fazla ihlal Altınordu ilçesinde (80) görülürken, en az ihlal Gülyalı ilçesinde (3) yapılmıştır. Akkuş, Aybastı, Korgan, Mesudiye ve Ulubey ilçelerinde ise hiç ihlal tespit edilmemiştir. İhlalin türüne bakıldığında en fazla "amatör avcılığa aykırılık" tan (79), en az ise "avcılık ve yetiştiriciliğe ilişkin izleme ve takip sistemleri" ne (1) ilişkin idari para cezası kararı uygulandığı görülmüştür. En fazla idari para cezası miktarının "yasak yolla elde edilen su ürünlerinin imalatta kullanılması, ihracı, satışı, depolanması" kuralına aykırılıktan (173.048 ₺), en az idari para cezası miktarının ise "bilgi ve belge vermemek" kural ihlalinden (3563₺) olduğu tespit edilmiştir. El konulan su ürünlerine bakıldığında en fazla istavrit balığına (7086 kg), en az ise palamut balığına (2 kg) el konulduğu görülmüştür. El konulan su ürünleri av araçları incelendiğinde 166 adet uzatma ağına (16.600 m) el konulduğu görülmektedir. Ordu ilinde en fazla ihlal türünün "amatör avcılığa aykırılık" olduğu görüldüğünden bu ihlalin engellenmesi adına denetimlerin sıklaştırılmasının yanı sıra, 2024 yılında yayımlanacak yeni tebliğde konu ile ilgili yasal düzenlemelerin yapılmasının ve ticari amaçlı avcılık yapmak isteyen amatör balıkçılara gerekli teşvik ve ruhsatlandırma işlemlerinde bakanlık tarafından gereken adımların atılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.

Burak Hacıislamoğlu
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı oranlarda mikroenkapsüle balık yağı eklenen ballı karışımlarda duyusal, fiziksel ve kimyasal kalite değişimlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, bala mikrokapsüle balık yağı eklenerek 100 g' da beş farklı oranda eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosahekzaenoik asit (DHA) miktarına (80 mg EPA+DHA/ 100 g, 160 mg EPA+DHA/ 100 g, 400 mg EPA+DHA/ 100 g, 750 mg EPA+DHA/ 100 g ve 1500 mg EPA+DHA/ 100 g) sahip ballı karışımlar elde edilmiştir. Mikroenkapsüle balık yağı içermeyen bal ise kontrol grubu olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada kullanılan mikroenkapsüle balık yağının nem içeriği %3.4±0.3 ve mikroenkapsülleme etkinliği %81.9 ± 3.37 olarak bulunmuştur. Ham balık yağı ile karşılaştırıldığında, mikroenkapsüle balık yağının peroksit değerinin istatistiksel olarak önemli bir biçimde artığı (p<0.05), fakat diğer lipit kalite parametreleri olan serbest yağ asidi (% oleik asit) ve tiyobarbitürik asit değerleri (mg malonaldehit/ kg)' nin önemli bir değişikliğe uğramadığı belirlenmiştir (p>0.05). Çalışmada kullanılan ham balın kalite parametrelerinin (nem, pH, serbest asitlik, diastaz sayısı, hidroksimetilfurfural (HMF), şeker kompozisyonu (fruktoz, glukoz, sakkaroz ve maltoz),ve prolin) Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği' ne (2020/7) uygun olduğu saptanmıştır. Mikroenkapsüle balık yağı eklenmiş farklı oranlarda EPA+DHA içeren ballı karışımlarda HMF, glukoz, diyastas, nem ve prolin değerlerinde bir azalma, pH,serbest asitlik, sakkaroz ve maltoz değerlerinde ise bir artış tespit edilmiştir. Bal karışımlarının L* değeri, mikroenkapsül balık yağı miktarının artışıyla daha beyaza ve b* değeri ise daha sarı renge yaklaşmıştır. Farklı oranlarda EPA+DHA içeren ballı karışımların panelistler tarafından yapılan duyusal değerlendirmesinde, en çok beğenilen grubun 100 g 'da 80 mg EPA+DHA içeren ballı karışım olduğu belirlenmiştir.

Bal
Halil Oruç
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ordu Bölgesi küçük ölçekli balıkçılığın av gücü ve ekonomik yapısının incelenmesi

Ulusal düzeyde su ürünleri tüketiminde küçük ölçekli balıkçılığın önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu sebeple küçük ölçekli balıkçılığın sosyodemografik yapısı, üretim miktarları ve ekonomik durumunun sürekli olarak incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, 2022 ve 2023 yıllarında Ordu'da gerçekleştirilen küçük ölçekli balıkçılığın ekonomik ve av gücü açısından yapısı incelenmiştir. Çalışmada toplam 164 balıkçı ile yüz yüze görüşmeler yapılarak balıkçıların sosyodemografik yapıları, balıkçılık üretim miktarları ve gelir-gider dengesi üzerinden ekonomik yapılarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan yüz yüze görüşmeler sonucunda, tekne yaşlarının 1 ile 21 arasında değiştiği, avcılıkta kullanılan teknelerin %65.30'luk kısmında echosounder cihazlarının bulunmakta olduğu, teknelerin %65.27'sinin 5-7.99 m boy uzunluğundaki teknelerden oluştuğu, balıkçıların yaşlarının 25 ile 81 arasında değişim gösterdiği, %54.88'inin sadece balıkçılıktan geçimini sağladığı, balıkçıların %95'inin avlanmada olta, ağ ve algarna kullandığı, avlanan balıkların %87'sinin komisyoncular aracılığıyla satıldığı, en yüksek oranda avlanan ve gelir getiren türlerin barbunya, mezgit, palamut ve deniz salyangozu olduğu, elde edilen gelir olarak 50.000 TL'ye kadar olan grubun en yüksek sayıda olduğu hesaplanmıştır.

Eray Şensoy
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin Akdeniz kıyısı Kekova bölgesi'ndeki istilacı denizkestanesi (Diadema setosum)'nin bazı biyoekolojik özelliklerinin araştırılması

Bu araştırma kapsamında, Kaş-Kekova Bölgesi'nde Haziran 2022 - Haziran 2023 tarihleri arasında, istilacı/yabancı olarak tanımlanan uzun dikenli denizkestanesi Diadema setosum (Leske, 1778) türünün bazı biyoekolojik özellikleri incelenmiştir. Örnekleme, SCUBA dalış yöntemiyle aylık periyotlar şeklinde yapılmıştır. Üç istasyonda, toplamda 992 birey örneklenmiş ve örneklerden toplam ağırlık, test çapı,test yüksekliği, gonad ağırlığı ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca gonadosomatik indeks değerleri, türün ortamda bulunma yoğunlukları ve biyokütleleri hesaplanmış, gonad besin kompozisyonu analizleri yapılmıştır. Üreme dönemi, gonadosomatik indeks değeri ve histolojik olarak tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında ayrı bir istasyon olarak belirlenen, su üstünde kalan yüzeyi 40 m çapında ve ortalama derinliği 4 m olan bir adacığın etrafı önce deniz kestanelerinden arındırılmış ve sonrasında türün zamana bağlı yayılışı gözlemlenmiştir.Ölçülen bireylerin ortalama ağırlıkları 123.10±76.23 g, ortalama test çapı 64.46±15.59 mm, ortalama test yüksekliği 33.38±8.67 mm olarak tespit edilmiştir.Gonadosomatik indeks değeri en yüksek Temmuz ayında 18.26 olarak hesaplanmıştır. Gonadların besin madde içeriklerinden protein, yağ, nem ve kül ortalamaları sırasıyla; %26.71,%34.08, %71.81 ve %11.37 olarak hesaplanmıştır. Türün örnekleme dönemi boyunca ortamda bulunma yoğunluğu ortalama 0.75 adet/10m2, biyokütlesi ortalama 99 g/10m2 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak istilacı bir tür olan D. setosum'un Kaş-Kekova Bölgesi'nde Haziran ve Temmuz aylarında yoğun olarak üreme aktivitesi gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Çalışma süresi boyunca bölgede türün yoğunluğunun azaldığı ve yayılma hızının çok fazla olmadığı tespit edilmiştir. D. setosum türünün gonadının vücuda ağırlıkça oranı ve gonad besin bileşenleri dikkate alındığında önemli bir ticari ürün olabileceği düşünülmektedir.

Gökhan Ballıkaya
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Karadeniz'den izole edilen chlorella vulgaris ve stichococcus deasonii'nin yetiştiricilik olanaklarının belirlenmesi

Bu araştırmada, Karadeniz'den izole edilen Chlorella vulgaris ve Stichococcus deasonii türü yerel mikroalg suşlarının kültür koşullarının optimizasyonu, biyokütle ve yağ verimi ile biyokimyasal içerikleri üzerindeki çevresel stres faktörlerinin etkileri değerlendirilmiştir. C. vulgaris'in maksimum absorbsiyon dalga boyu 685 nm, S. deasonii'nin ise 490 nm olarak tespit edilmiştir. Maksimum hücre yoğunluğu ve kuru ağırlık miktarına C. vulgaris 30. günde (32.79×10⁶ hücre/mL, 1.94 g/L), S. deasonii ise 28. günde (57.06×10⁶ hücre/mL, 1.87 g/L) ulaşmıştır. Biyokimyasal analiz sonuçlarına göre C. vulgaris %39.24 protein, %18.98 yağ ve 4733 cal/g enerji değerine sahipken; S. deasonii %34.3 protein, %30.95 yağ ve 5301 cal/g kalori içeriğiyle dikkat çekmiştir. Yağ asidi profili açısından her iki türde de doymamış yağ asitleri oranı doymuş yağ asitleri oranına kıyasla daha yüksek bulunmuş; C. vulgaris'te toplam PUFA oranı %61.35 olup en baskın yağ asidi linolenik asit (%30.10), S. deasonii'de ise PUFA oranı %42.44 ve yine en baskın yağ asidi linolenik asit (%30.05) olarak belirlenmiştir. Amino asit analizlerinde C. vulgaris'te 16, S. deasonii'de ise 17 farklı amino asit saptanmış, her iki türde de prolin, histidin, tirozin ve glisin en yüksek düzeyde tespit edilen amino asitler olmuştur. Tek değişkenli stres testlerinde: C. vulgaris için sıcaklık uygulamasında; en iyi büyüme (OD:1.904), kuru ağırlık (0.87 g/L) ve maksimum lipit (%31.86) 23°C'de tespit edilmiştir. Işık şiddeti uygulamasında maksimum büyüme (OD: 2.73) 5 klx, maksimum kuru ağırlık (1.55 g/L) 10 klx, maksimum lipit içeriği (%28.04) 20 klx ışık şiddetinde elde edilmiştir. Tuzluluk uygulamasında en iyi büyüme (OD: 3.220) ve biyokütle (0.751g/L) ‰18 ve maksimum lipit (%25.02) ‰22 tuzlulukta saptanmıştır. S. deasonii'nin sıcaklık testinde; en iyi büyüme (OD: 1.051) ve biyokütle (0.8 g/L) 24°C'de, maksimum lipit verimi (%31.4) 14°C'de belirlenmiştir. Işık şiddeti uygulamasında en iyi büyüme (OD: 2.644) 10 klx'te, en yüksek kuru ağırlık (1.070 g/L) 15 klx, maksimum lipit verimi (%47.85) 10 klx ışık şiddetinde ve tuzluluk testinde en iyi büyüme (OD: 3.668) ve biyokütle miktarı (2.082 g/L) ‰15 tuzlulukta ve maksimum yağ içeriği (%33.86) ‰22 tuzlulukta tespit edilmiştir. Yanıt Yüzey Yöntemi (Box-Behnken dizaynı) ile yapılan optimizasyon analizlerinde, C. vulgaris'in kuru ağırlık veriminde ışık şiddeti: %73.4, sıcaklık: %25.1 ve tuzluluk: %1.4 oranlarında, lipit verimi için sıcaklık: %80.9, tuzluluk: %11.3 ve ışık şiddeti: %7.8 oranlarında ve klorofil-a verimi için ise ışık şiddeti: %97.7 tuzluluk: %1.8 ve sıcaklık: %0.5 oranlarında etkilediği tespit edilmiştir. S. deasoni için kuru ağırlık verimini; ışık şiddeti: %51.1, sıcaklık: %34.1 ve tuzluluk: %14.8 oranında, lipit verimini; tuzluluk: %57.4, sıcaklık: %42.5 ve ışık şiddeti: %0.01 oranında, klorofil-a verimini, sıcaklık: %39.3, ışık şiddeti: %37.6, tuzluluk: %23.1 oranında etkilediği belirlenmiştir. Biyoteknolojik kullanım potansiyeline yönelik yapılan deneysel çalışmalar sonucunda, artan inokulasyon oranının spesifik büyüme hızını azalttığı gözlemlenmiş; minimum ikilenme süresi C. vulgaris için 19.21 saat S. deasonii için 29.76 saat olarak hesaplanmıştır. C. vulgaris rotifer (Brachionus sp.) büyümesini destekleyerek (302 rotifer/mL) canlı yem uygulamaları için uygunluk gösterirken, S. deasonii düşük performans göstermiştir (124 rotifer/mL). Sedimentasyon oranı C. vulgaris için %96.81, S. deasonii için %83.44 olarak kaydedilmiştir. Her iki mikroalgin de Aeromonas hydrophila bakterisine orta düzeyde antimikrobiyal etki gösterdiği belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma Karadeniz orjinli C. vulgaris ve S. deasonii için ilk kapsamlı kültür protokolünü sunarak, özellikle yüksek lipit verimleri ve biyokimyasal içerikleri açısından bu türlerin biyoteknolojik uygulamalarda kullanılabilirliğini ortaya koymuştur.

Atila Haşimoğlu
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ordu ili su ürünleri kooperatifleri ve balıkçı gemisi filosunun profili

Bu çalışmada; Ordu ili balıkçılık filosunun durumu, balıkçı gemilerinin özellikleri, kullanılan av araçları ve avcılığı yapılan balık türleri ile il sınırları içerisinde faaliyet gösteren su ürünleri kooperatiflerinin mevcut durumu ve sorunlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak hazırlanmış olan anket formlarından yararlanarak kooperatif yöneticileri ve balıkçılarla yüz yüze görüşmeler yapılmak suretiyle veriler elde edilmiştir. Çalışma sonucunda Ordu'da 12 adet su ürünleri kooperatifinin faaliyet gösterdiği, toplam üye sayısının 563 olduğu ve 4 kooperatifin Doğu Karadeniz Kooperatifler Birliği'ne üye olduğu belirlenmiştir. Barınaklardaki alt yapı-üst yapı eksiklikleri, barınakların kapasite olarak yetersizliği ve kum birikiminden dolayı sığlaşması kooperatiflerin tamamında bildirilen en önemli sorunlar olarak tespit edilmiştir. Çalışmada incelenen 150 balıkçı gemisinin %58.7'sinin 20-29 yaş ve %60'ının 5-7.99 m boy aralığında, %66.67'sinin 0-5 groston büyüklüğünde olduğu belirlenmiştir. Balıkçı teknelerinin kullandığı av araçları içerinde uzatma ağlarının %92.67 ile çoğunluğu oluşturduğu tespit edilmiştir.

Semih Karadeniz
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İstilacı yeni bir tür pasifik istiridyesinin (crassostrea gigas) doğu karadeniz'de dağılımı ve bazı biyo-ekolojik özellikleri

Pasifik istiridyesi Crassostrea gigas pasifik orjinli bir çift kabuklu türü olup, oldukça yüksek bir ticari değere sahiptir. Dünyanın birçok bölgesinde yetiştiriciliği yapılmakta olan bu tür, dünyada en çok üretilen çift kabuklu türüdür. Değişen çevresel koşullara karşı sahip olduğu yüksek adaptasyon yeteneği, hızlı büyüme kabiliyeti ve güçlü üreme potansiyeli nedeniyle de istilacı bu türün yayılım alanı hayli geniştir. Bu tez çalışmasında, C. gigas türünün Doğu Karadeniz bölgesindeki varlığı SCUBA ve ABC dalış yöntemi kullanılarak araştırılmış, var olan bölgelerde örneklemeler yapılmıştır. Örneklenen C. gigas türünün dağılımları, yoğunlukları, morfometrik özellikleri ve besin madde bileşenleri araştırılmıştır. Çalışma süresi boyunca 673 adet birey örneklenmiştir. Örneklenen bireylerde kabuk boyu (KB), kabuk eni (KE), kabuk kalınlığı (KK), kabuk ağırlığı (KW), toplam ağırlık (W) ve et ağırlığı (EW) ölçümleri yapılmıştır. Kabuk boylarının 11.87 – 157 mm arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Kabuk boyu ve ağırlık arasındaki ilişki W = 0.0021KB2.4039 olarak hesaplanmış ve büyümenin negatif allometrik olduğu belirlenmiştir. Örneklemenin yapıldığı Fatsa, Giresun ve Ünye bölgelerindeki türün biokütlesi sırasıyla 0.7-0.3 ve 0.5 Kg/m2 olarak ve yoğunluğu ise 6.9-5.5 ve 5.2 N/m2 olarak hesaplanmıştır. Türünün besin madde bileşenlerinden protein değeri %13.64, lipit değeri %7.46, nem değeri % 76.96 ve kül değeri % 1.94 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, türün Karadeniz'in Türkiye kıyılarını yoğun bir şekilde istila etmeye başladığı ve bu bölgeye adaptasyon sağlayıp üreyebildiği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, bu türün yakın gelecekte Karadeniz'de nasıl bir dağılım göstereceği, bölgedeki yayılma potansiyelinin ve ekosisteme etkisinin araştırılması büyük önem arz etmektedir. Türün bölgeye sağlıklı bir şekilde adapte olması ve ekosistemde uyum içinde varlığını sürdürebilmesi halinde, Karadeniz'deki balıkçılık ekonomisine önemli bir katkı sağlayacağı da öngörülmektedir.

Emincan Göztepe
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gürpınar (İstanbul) su ürünleri hali: Mevcut durum ve veri analizi

Diğer sektörlerde de olduğu gibi, balıkçılık sektörünün de önemli problemlerinden biri pazarlamadır. Hangi su ürününün hangi yıllarda ve ne oranlarda satışa sunulduğu, sektörün karşısındaki temel sorulardan biridir. Bu sebeple, bu tez çalışmasında Gürpınar Su Ürünleri Hali'nden elde edilen yıllık su ürünleri satış verileri literatüre kazandırılmış; böylece su ürünleri miktarındaki yıllara göre meydana gelen değişimlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Gürpınar Su Ürünleri Hali'nde pazarlanan balıkların satış miktarları açısından en önemlilerini; hamsi (Engraulis encrasicolus), istavrit (Trachurus trachurus), lüfer (Pomatomus saltatrix), palamut (Sarda sarda), mezgit (Merlangius merlangus), berlam (Merluccius merluccius), tekir (Mullus surmeletus) balıkları oluşturmaktadır. Su Ürünleri Hali'nde 100 tondan az olmamak üzere 2020-2024 yılında satışa sunulan balıklar; hamsi, istavrit, palamut, lüfer, kolyoz, kupes, kefal, sardalya, tırsi, tombik, torik, levrek, çipura, alabalık, granyöz, somon, mezgit, tekir, fener, berlam, pembe karides, ithal uskumru ve ithal somon'dur. Bu araştırmada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gürpınar Su Ürünleri Hal Kompleksi'nde halin fiziksel yapısı ve işleyişi, Ocak 2020 - Aralık 2024 tarihleri arasında avcılığı yapılan su ürünlerinin, yıllık olarak tür bazında ve toplam hale gelen ürünlerin kilogram cinsinden miktar ve fiyatları incelenmiştir. Türkiye'de avcılık olarak su ürünlerinin toplam üretim miktarı ve önemli olan pelajik, demersal türlerin üretim miktarlarıyla karşılaştırılmıştır. Yıllar bazında piyasaya sürülen su ürünlerinin miktarlarında değişimler ortaya çıktığı ve satışa sunulan su ürünlerinin çoğunluğunun denizel avcılık kaynaklı olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, ülkemizdeki yetiştiricilik sektörünün yıllar bazında miktar ve yetiştiriciliği yapılan tür açısından gelişmeler göstermesine rağmen hala daha avcılık kaynaklı su ürünleri satış miktarının daha önemli bir yer kapladığı anlaşılmıştır. Çalışma verilerinin elde edildiği su ürünleri hali ülkemizin en büyüğü olduğundan burada elde edilen sonuçların Türkiye'de satışa sunulan su ürünleri miktarını temsil ettiği düşünülmektedir.

Abdülkadir Ünal
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gürpınar (İstanbul) su ürünleri hali çalışanlarının mesleki sağlık ve iş kazaları çeşitliliğinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Türkiye'nin en büyük su ürünleri hallerinden biri olan İstanbul Gürpınar Su Ürünleri Hali çalışanlarının sağlık sorunları, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) koşulları, İSG bilgi düzeyleri, mesleki risk algıları ve bazı sosyo-demografik özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla toplam 100 çalışana anket uygulanmıştır. %85'i erkek olan çalışanların çoğunluğunun 30–49 yaş aralığında (%85), %86'sının evli ve %35'inin lisans mezunu olduğu tespit edilmiştir. Çalışanların çoğu (%75) tüm gelirini su ürünleri halinden sağlamaktadır. Ev sahipliği oranı %57, otomobil sahipliği %58 olarak belirlenmiş; ancak gelir-memnuniyet düzeyi incelendiğinde sadece %20'si maaşından memnun olduğunu belirtmiştir. %73'lük sendika üyeliği oranı, hak bilincinin yüksek olduğunu gösterse de %18'lik bir kesimin sosyal örgütlenmeden uzak olması dikkat çekicidir. Mesleki görevlerin yanı sıra, çalışanların büyük bir kısmı çocuk ve yaşlı gibi bireylere bakım sorumluluğu üstlenmekte, bu durum ise tükenmişlik riskini artıran faktörler arasında değerlendirilmektedir. İSG açısından çalışanların %45'i işinin sağlığına olumsuz etkileri olduğunu, %9'u geçmişte iş kazası geçirdiğini belirtmiştir. Kronik hastalık oranı %21, en sık karşılaşılan sağlık sorunları ise bel, sırt ve diz ağrıları (%70.4) olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların %56 ile çoğunluğunun sigara, %17'sinin hem sigara hem alkol tükettiği belirlenmiştir. İSG uygulamalarının değerlendirilmesinde çalışanların yalnızca %32'si mevcut koşulları "iyi" ya da "çok iyi" olarak nitelendirirken; %46'sı "orta", %22'si ise "kötü" olarak belirtmiştir. Mesai saatleri dışında işle ilgilenenlerin oranı %55 olup, bu durum iş-yaşam dengesi açısından önemli bir sorun alanı olarak öne çıkmaktadır. Günlük 11–12 saat çalışanların oranı %40'tır. Çalışanların genel iş memnuniyet düzeyi ise orta seviyededir; %52'si işinden memnun ya da çok memnun olduğunu ifade etmiştir. İş sağlığı ve güvenliği politikalarının yalnızca teknik önlemlerle sınırlı kalmaması; sosyoekonomik koşullar, psikososyal destek ve kurumsal iyileştirme mekanizmaları ile bütüncül bir biçimde ele alınması gerekmektedir.

Merve Ünal
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ordu ilinde küçük ölçekli balıkçılık faaliyetlerinin ekonomik analizi

Bu çalışma, 2024 yılında, Türkiye'nin Doğu Karadeniz sahilinde bulunan Ordu ilinin kıyı şeridinde yer alan Gülyalı, Altınordu, Perşembe, Fatsa ve Ünye ilçelerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, küçük ölçekli balıkçıların sosyo-demografik/ekonomik özellikleri ile balıkçılık faaliyetlerinin ekonomik analizi değerlendirilmiştir. Bu amaçla veriler, küçük ölçekli balıkçılık faaliyetinde bulunan 100 balıkçı ile yüz yüze görüşülerek elde edilmiştir. Balıkçıların yaşlarının 30-68 arasında değiştiği, %47'sinin ilkokul mezunu olduğu, %73'ünün sadece balıkçılıktan gelir sağladığı, %89'unun sahibi olduğu evde ikamet ettiği, %55'inin kendine ait bir arabası olduğu tespit edilmiştir. Ordu ili küçük ölçekli balıkçıların tekne boylarının çoğunluğunun (%52) 5.0-7.9 m arasında olduğu, ortalama tekne sermayesinin 1.340.000,00 TL olduğu, yapılan masraflar içerisinde akaryakıt ve yağ giderlerinin önemli bir kısmı oluşturduğu ve %22 ile çoğunluğun 50.001-100.000 TL arasında akaryakıt ve yağ giderinin olduğu tespit edilmiştir. Balıkçıların çoğunluğunun (%63), günümüz ekonomik koşullarına bağlı olarak masrafların artmasından dolayı balıkçılık gelirinden memnun olmadığı belirlenmiştir.

Mustafa Yadak
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mmarmara denizinde yayılış gösteren merluccius merluccius (linnaeus, 1758) balığını enfekte eden myxozoa (cnıdarıa) parazitlerinin biyolojik çeşitliliği ve enfeksiyon dinamiklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada Marmara Denizinde yayılış gösteren Merluccius merluccius L., 1758 (Berlam) türünü enfekte eden Myxozoa grubu balık parazitlerinin biyolojik çeşitliliklerinin ve parazitolojik özelliklerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla Yalova açıkları ve İzmit körfezini kapsayan Doğu Marmara Denizi kıyılarından 47 adet Berlam örneği temin edilmiş ve parazitolojik incelemeye tabi tutulmuştur. Bu tez çalışması kapsamında 12 adet Berlam konak balığının safra kesesinde 2 farklı parazit türünün varlığı belirlenmiştir. Miksospor morfolojisi, miksosporların morfometrik ölçümleri ve 18S rDNA nükleotid dizilerine dayalı moleküler filogenetik analizler bu parazitlerden bir tanesinin Pseudalataspora vanderlingeni olduğunu ortaya koymuştur. Diğer Myxozoa türü daima P. vanderlingeni ile karışık olarak gözlemlendiğinden genetik veri elde edilememiştir. Buna karşın miksospor morfolojisi bu türün Ceratomyxa cinsine ait olduğunu göstermiştir. Ayrıca miksospor morfolojisi ve morfometrik ölçümler Ceratomyxa sp.-1 türünün Türkiye denizlerinden bu güne kadar rapor edilmiş Ceratomyxa türlerinden farklı bir tür olduğunu ortaya koymuştur. Ek olarak elde edilen veriler bu türün mevcut tanımlanmış tüm Ceratomyxa türlerinden farklı olduğunu dolayısıyla yeni bir tür olabileceğini ortaya koymuştur. Ancak bu ön görünün moleküler filogenetik analizler ile desteklenmesi gerekmektedir. Parazitolojik olarak değerlendirildiğinde Ceratomyxa sp.-1 örneklerinin %10.6 enfeksiyon oranı ve 3+ parazit yoğunluğu gösterdiği buna karşın P. vanderlingeni örneklerinin ise %14.8 enfeksiyon oranı ve 3+ parazit yoğunluğu gösterdiği belirlenmiştir. Sonuç olarak bu çalışma Türkiye'den M. merluccius L., 1758 konak balığından Myxozoa grubu balık parazitlerinin ilk kaydını vermektedir. Ek olarak, Marmara Denizinde bu güne kadar Türkiye denizlerinden rapor edilmiş Ceratomyxa türlerinden farklı bir Ceratomyxa türünün varlığını ortaya koymuştur. Ayrıca bu çalışma hem Pseudalataspora cinsi hem de P. vanderlingeni türü için Türkiye denizlerinden ilk kaydı vermektedir.

GenetikMikroorganizmalar
Derya Yadak
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeltik tarlalarında arsenik biyoakümülasyonu ve biyomagnifikasyonunun belirlenmesi

Bu çalışmada, arseniğin su-sediman arasındaki geçişi, dağılımı, canlılardaki birikimi ve biyomagnifikasyonu ile bunları etkileyen faktörler belirlenmiştir. Araştırma ABD'nin Louisiana eyaletine bağlı Crowley şehrinde, yaygın olarak pirinç ve kerevit yetiştiriciliği yapılan alanlardaki toprak havuzlardan alınan örnekler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Su kaynağı, sediman ve vejetasyon özellikleri yönünden farklılık gösteren üç farklı istasyondan Kasım 2013 ve Nisan 2014 tarihleri arasında 15 günde bir su, sediman, vejetasyon ile kerevit (Procambarus clarkii) örnekleri alınmış ve bu örneklerde arsenik derişimleri belirlenmiştir. Sedimanda ademir ve alüminyum oksit ile hidroksitlerinin olduğu belirlenmiştir. Pirinç, çeltik ve doğal vejetasyondaki arsenik derişiminin sırasıyla 0.33-0.41 mg kg-1, 3.14-4.93 mg kg-1 ve 3.26-5.89 mg kg-1 arasında değiştiği saptanmıştır. Arseniğin kerevit dokularındaki birikiminin genel olarak solungaç (S)>hepatopankreas (H)>dış iskelet (D)>kas (K) dokusu şeklinde olduğu görülmüştür. Kas dokusundaki arsenik derişimi ile vücut ağırlığı arasında pozitif bir ilişkinin (R2=0.59-0.65, p<0.01) olduğu belirlenmiştir. Kerevitlerdeki biyomagnifikasyonun en yüksek hepatopankreas ve solungaç dokularında gerçekleştiği saptanmıştır. Farklı derişimlerdeki arsenik çözeltilerine maruz bırakılan kerevitlerde arsenik birikiminin 14 gün sonunda S>H>D>K şeklinde sıralandığı saptanmıştır.

Kenan Gedik
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Çok kriterli karar verme yöntemleri kullanılarak gemiler için uygun yük seçiminin analizi

Denizyolu taşımacılığı çok değişken bir yapıya sahip, öngörülmesi zor ve ekonomik açıdan riskli bir sektördür. Sektörün bu riskli ve değişken yapısı gemiler için yük seçimini ve dolayısı ile ekonomik gelirlerini oluşturan navlun kazançlarını belirleme sürecini de zorlaştırmaktadır. Doğru tercihin yapılması ise navlun kazançlarının yani ekonomik getirileri ne tip faktörlerin etkilediğini iyi bilmeye bağlıdır. Bu nedenle bu çalışmada sektörde gemiler için çok önemli bir yer oluşturan ve firmaların tek ekonomik kazanç kaynağı sayılan yük (navlun) seçim kararlarını, alternatif seçeneklerin mevcut olması durumu varsayılarak, risklerin ve diğer ilgili faktörlerin nasıl etkilediği araştırılmıştır. Araştırmada bulanık çok kriterli karar verme yöntemleri kullanılarak gemiler için uygun yük seçiminin analizi ve yük seçimi aşamasında dikkat edilecek hususlar değerlendirilmeye çalışılmış, dünyada ve ülkemizde en çok taşınan kuru yük türlerine ait karşılaştırmalı analizler yapılmıştır. Çalışma sonuçları ile yük seçiminde en önemli etkenlerin navlun net getirisi, yükleme koşulları, seferlik yakıt tüketimi, korsan ve kaçak yolcu ihtimali, bir sonraki sefer için pozisyon ve yükleme-tahliye maliyetleri olduğu belirlenirken en önemsiz faktörlerin de personel, gemi sertifikaları ve navlun sözleşmeleri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın bir başka sonucu olarak taşınması en çok tercih edilen yük türü portland çimento olurken en az tercih edilen yükün de gübre olduğu tespit edilmiştir.

Ünal Özdemir
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax Pallas,1811) ve kaynak alabalığı (Salvelinus fontinalis Mitchiil, 1814) hibridlerinde (kaplan alabalığı) mikrosatellit DNA analiz yöntemiyle ebeveynlerinden gen akışının belirlenmesi

Bu çalışmada, mikrosatellit DNA analizi kullanılarak Kaplan Alabalığı'nda (Karadeniz Dişi♀ × Kaynak Erkek♂) gen akışı çalışılmıştır. Karadeniz Alabalığı, Kaynak Alabalığı ve Kaplan Alabalığı için, 8 anaç ve 86 yavru olmak üzere toplam 94 birey, 13 adet mikrosatellit lokus kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, lokuslarda toplam 71 farklı allel tespit edilmiştir. Ortalama allel sayısı 5, 462 olup 13 farklı mikrosatellit lokusuna ait allel sayısının 3 ile 9 arasında değiştiği en yüksek ve en düşük polimorfizm gösteren lokusların sırasıyla, T3-13 (9), SSSP2201 (9) ve SSSA410 (3), STR60 (3), STR12 (3) olduğu tespit edilmiştir. DD1 X DE1 için Anaçlarının yavru genotiplerinin beklenen ve gözlenen değerleri ile frekans değerleri 0, 52-1, DD2 X DE3 için değer, 0-1, DD3 X DE4 için değer, 0-1 arasında değişmektedir. Hibrit grubumuz DD1 KE1 için, 0-1 arasında değişmekte ve en yüksek değer STR60 lokusuna aittir. DD2 X KE4 grubu için değer, 0-1 arasındadır ve en yüksek değer BS131, STR58, SSA410, OMY7, SSA85, STR73, STR12 lokuslarında gözlenmiştir. DD3 X KE4 için değerler ise, 0-1 arasındadır. Değerin en yüksek görüldüğü lokuslar BS131,SSA85 ve STR12' dir. DD1 x KE1.için yavrularda DD2xKE4 ve DD3xKE4' ün yavrularına göre göre gen akışında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. DD1xKE1 için %41,6 babadan ve aynı oranda anneden,DD2xKE4' de, % 50 anneden, DD3xKE4 için ise, %66,7 anneden gen akışı olduğu görülmüştür Ancak bütün lokuslar ve bütün gruplara baktığımız zaman gen akışının %52, 78 oranında anneden, %16,67 babadan, % 30,56 anne+babadan olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mikrosatellit, Karadeniz Alabalığı, Kaynak Alabalığı, Kaplan Alabalığı, Hibrid

Enzim aktivitesiMikrosatelitlerSalmo trutta labrax+1
Dilan Arslan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çağlayan, Fırtına ve İkizdere derelerinde nutrient ve iz metallerin mevsimsel değişimlerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Rize ili sınırları içerisinde kalan Çağlayan, Fırtına ve İkizdere derelerinin ekolojik durumları, ve kirlilik yüklerinin tespiti hedeflenmiştir. Kasım 2013-Temmuz 2014 tarihleri arasında akarsularda belirlenen toplam 17 istasyonda mevsimsel sıcaklık, pH, çözünmüş oksijen ve elektriksel iletkenlik parametreleri yerinde, besin elementleri; nitrat azotu (NO3-N), nitrit azotu (NO2-N), amonyum azotu (NH3-N), toplam fosfor (TP), orto fosfat (o-PO4), askıdaki katı madde (TSS), permanganat indeksi (organik madde), Anyonik deterjan (LAS), toplam sertlik, klorofil-a, çözünmüş ve askı yükteki metal düzeyleri (Mn, Ni, Cu, Zn, As ve Pb) ise laboratuvarda ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlar Avrupa Birliği Direktifi (EC, 1998), Dünya Sağlık Örgütü (WHO, 2011), Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (EPA, 2012) ve Türkiye Yerüstü Su Kalite Yönetmeliği (YSKY, 2015) kalite kriterlerine göre değerlendirilmiş ve yasal limitlerin altında olduğu tespit edilmiştir.

Gökhan Akın
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz midyesinde (Mytilus galloprovincialis) dispers edilmiş dizel birikiminin belirlenmesi

Taşımacılık, çok büyük miktarlardaki yükün çok daha ekonomik olarak taşınabileceği deniz yoluna kaymasıyla denizlerimizde kirlilik riski de bu değişime paralel olarak artmıştır. Gemi kökenli deniz kirliliğinde miktar açısından ilk sırayı kazalar sonucu kirlenme alırken sürekli kirlilik kaynağı olarak da kaçak deşarjlar, dolum/boşaltım sırasında meydana gelen hatalar sayılabilir. Kaçak deşarj, gemilerin sintine balast ve evsel nitelikli atık sularını seyir sırasında yada bağlı bulundukları deniz alanına boşaltmasıdır. Kaza sonucu kirlenme ise gemilerin çarpışması, çatışması, batması, karaya oturması sonucunda meydana gelen döküntünün çevreye yayılarak zarar vermesidir. Petrol kirliliği sonucu kirliliğin temizlenmesi için mekanik yada kimyasal yöntemler kullanılmaktadır. Kazaların boyutuna göre her iki tekniğin ard arda kullanıldığı durumlarda meydana gelmektedir. Mekanik temizlemenin yeterli olmadığı yada koşulların uygun olmadığı durumlarda dispersant ile temizleme tekniği kullanılmaktadır. Dispersantlar petrolün su kolonunda küçük parçalara ayrılarak dağılmasını hızlandıran yüzey aktif maddelerine sahip kimyasallardır. Bu araştırmada dispersant olarak kullanılan bulaşık deterjanı ile dispers edilen dizelin midyedeki (Mytilus galloprovincialis L.1819) birikimi laboratuar şartlarında test edilmişitir. Trabzon sahillerinden toplanan midyeler 3 gün süreyle aklimatize edildikten sonra deterjan, dizel, dizel+deterjan ile hazırlanan akvaryumlara alınan midyelerdeki birikim 5 gün süreyle izlenmiştir. Deney sonunda midyeler ekstrakte edilerek dizel miktarı spektrolorometrik olarak hesaplanmıştır. Ayrıca senkronize spektroflorometrik 200-600nm'de tarama yapılarak farklı dalga boylarındaki dizel bileşiklerinin değişimi belirlenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda sadece dizel ile muamele edilen midyeler ve disperse edilen dizelin birikimi arasında fark olduğu gözlenmiştir.

Güldeniz Karadağ
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Somon balığı (Salmo salar, Linnaeus, 1758) yan ürünlerinden endüstriyel balık çorbası üretimi ve oda koşullarında raf ömrünün belirlenmesi

Bu çalışmada, somon balığı yan ürünleri (kafa, omurga ve et parçaları) ve doğal katkılar kullanılarak endüstriyel tip balık çorbası hazırlanmıştır. Çorbanın hazırlanması, dolum ve paketleme işlemleri Gebze Organize Sanayi bölgesinde faaliyet göstermekte olan UNIFO Gıda A.Ş.'ye ait fabrikada gerçekleştirilmiştir. Üretilen balık çorbası için alüminyum kap, alüminyum torba ve konserve kutu olmak üzere üç farklı paket tipi kullanılmış ve sterilizasyon (121±2oC, 20 dk) yapılarak paketlenmiştir. Hazırlanan balık çorba ürünleri oda (24±2oC) koşullarında depolanmıştır. Elde edilen balık çorbasının raf ömrünün belirlenmesi için duyusal, mikrobiyolojik ve kimyasal analizler yapılmıştır. Besin değerinin belirlenmesi için ise yağ asidi ve besin kompozisyonu analizleri yapılmıştır. Duyusal analiz sonuçlarına göre balık çorbasının tat, koku ve görünüş değerleri 24. aydan sonra limit değer olan 3 puanın altına düştüğü belirlenmiştir. Protein miktarı % 7.07-7.32 ve yağ miktarı % 2.55-2.97 g/100g olarak bulunmuştur. Depolama süresince toplam uçucu bazik azot (TVB-N) değeri 7.74-19.61 mg/100g, tiyobarbitürik asit (TBA) değeri 1.19-2.59 mg/kg ve trimetil amin (TMA) değeri ise 1.61-2.70 g/100g olarak bulunmuş ve bu değerlerin limit değerlerin altında olduğu tespit edilmiştir. Balık çorbasının depolanması esnasında mikrobiyolojik açıdan ise herhangi bir bozulma gözlenmemiştir. Yapılan balık çorbasının raf ömrü süresini duyusal analiz sonuçları belirlemiştir. Duyusal analiz sonuçlarına göre her üç paket tipinde (alüminyum kap, alüminyum torba ve konserve kutu) paketlenen balık çorbasının oda koşullarında 24 ay boyunca dayandığı tespit edilmiştir.

Balık konservesiHazır gıda tüketimi
Bekir Tufan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz bölgesindeki kafes işletmelerinden izole edilen bakterilerin antibiyotik hassasiyetlerinin belirlenmesi

Bu tez çalışmasında, Kasım 2015 ve Haziran 2016 tarihlerinde Ordu (Perşembe) ve Trabzon (Yomra)'da bulunan deniz kafesleri ile Gümüşhane (Kürtün)'de bulunan tatlı su kafes işletmelerinden sediment ve balık örneklemesi yapılmıştır. Her bir istasyondan iki farklı kafes seçilmiş ve kafeslerin 1 km uzağından sediment örneklemesi yapılmıştır. Sediment ve balıklardan izole edilen bakterilerde antibiyotik direnci ve Minimum İnhibasyon Konsantrasyonu (MİK) araştırılmıştır. Sediment örneklerinden Escherichia coli (n:64) ve Enterococcus spp.(n:75) izole edilirken, balıklardan Lactococcus garvieae (n:24) izole edilmiştir. Antibiyogram test sonuçlarına göre; Escherichia coli tetrasiklin ve gentamisine karşı yüksek dirençlilik gösterirken, en etkili antibiyotik enrofloksasin ve florfenikol olduğu belirlenmiştir. Enterococcus spp. ise enrofloksasin ve tetrasikline karşı yüksek dirençli olurken, en etkili antibiyotik eritromisindir. Balıklardan izole edilen L. garvieae en yüksek direnci Trimethoprim+Sulfametoksazol ve gentamisine karşı gösterirken, en etkili antibiyotiklerin tetrasiklin, amoksisilin, enrofloksasin, florfenikol ve eritromisin olduğu belirlenmiştir. MİK testi sonuçlarına göre; E. coli izolatları vankomisin ve penisilin antibiyotiklerine karşı direnç gösterirken, Enterococcus spp. bakterilerinin ise enrofloksasin ve penisiline karşı dirençli oldukları belirlenmiştir. Balıklardan izole edilen L. garvieae ise Trimethoprim+Sulfametoksazol antibiyotiğine karşı dirençli olduğu tespit edilmiştir. Aşırı ve bilinçsiz antibiyotik kullanımının sucul ekosistemde bulunan bakterilerin antibiyotik dirençliliklerinde önemli artışlara neden olabileceği belirlenmiştir.

Sevcan Kanal
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Anadolu'da dağılım gösteren bazı kahverengi alabalık (Salmo trutta labrax, S. t. caspius, S. t. abanticus) hibritlerinin kuluçka performansları ve mikrosatellit dna belirteçlerine dayalı parental analizi

Bu çalışmada ülkemizde dağılım gösteren üç alabalık türü olan Karadeniz Alabalığı (Salmo trutta labrax), Aras Alabalığı (Salmo trutta caspius) ve Abant Alabalığı (Salmo trutta abanticus) arasında hibridizasyon gerçekleştirilmiştir. Hibrit bireyler ile saf türlerin kuluçka performansları karşılaştırmalı olarak araştırılmış ve 16 adet mikrosatellit belirteç kullanılarak bireylerin ebeveyn analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda bütün gruplardan hibrit bireyler elde edilmiştir. Gözlenme çıkış ve serbest yüzmeye başlama süreleri sırasıyla 20-23 gün; 37-39 gün ve 54-65 gün arasında değiştiği hesaplanmıştır. Döllenme oranı 94,26±2,70 ile 99,89±0,06, çıkış oranı 26,24±6,65 ile 50,15±8,82 arasında değişmektedir. Larval yaşam oranı 34,73±13,13 ile 64,79±12,65; kuluçka randımanı ise 24,81±6,42 ile 49,03±8,18 arasında değiştiği belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda gruplar arası anlamlı bir fark bulunamamıştır. Mikrosatellit analizi sonucunda gruplar lokus başına 1-9 arasında allele sahip olduğu ve etkili allel sayısının 2,04- 3,51 arasında değiştiği belirlenmiştir. Yapılan ebeveyn analizi sonucunda ebeveynlerinden yalnız bir tanesi bilinen yavruların kombine dışlama oranları >99,99 olarak hesaplanmıştır. Böylece yavruların ebeveynlerinin hangi bireyler olduğu net bir şekilde belirlenebilmektedir. Ayrıca analiz sonucunda yavrulara en fazla gen aktarımının anneden olduğu belirlenmiştir.

Gökhan Kalaycı
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu'da dağılım gösteren bazı kahverengi alabalıkların (Salmo trutta labrax, S. t. caspius, S. t. abanticus) ve hibritlerinin kromozom sayısı ve yapısının tespiti

Bu çalışmada, Salmo trutta labrax (L), S. t. caspius (C), S. t. abanticus (A) ve bu balıklarınhibritlerinin(AC, AL, LC, CA, LA, CL) kromozom sayısı ve yapılarının tespit edilmesi, kromozom yapılarındaki farklılıkların çeşitli bantlama (C-bantlama ve Ag-NOR) yöntemleriyle ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Yapılan karyotip çalışma sonucunda AA grubunun kromozom sayısı 2n=80, kromozom kol sayısı (NF)=100 ve karyotipi 7 metasentrik çift (M), 3 submetasentrik çift (SM), 3 subtelosentrik (ST), 27 akrosentrik çift (A), CC grubunun kromozom sayısı 2n=80, NF=98, karyotipi 7M, 2SM, 2ST, 29A ve LL'nin kromozom sayısı 2n=80,NF=102, karyotipi 8M, 3SM, 2ST, 27A olduğu tespit edilmiştir.Hibritlerin kromozom sayısı ise AC grubunda 2n=80, NF=100, karyotipi 8M, 2SM, 4ST, 26A; AL grubunda 2n=80, NF=102, karyotipi 8M, 3SM, 1ST, 28A; CA grubunda 2n=76, NF=98, karyotipi 8M, 3SM, 3ST, 29A; CL grubunda 2n=78, NF=96, karyotipi 7M, 2SM, 4ST, 26A; LA grubunda 2n=80, NF=100, karyotipi 8M, 2SM, 7ST, 28A; ve LC grubunun kromozom sayısı 2n=80, NF=101, karyotipi 9M, 2SM, 1ST, 28A olarak belirlenmiştir. Ag-NOR bantlama sonuçlarına göre incelenen tüm türlerin ve hibritlerinin bir çift submetasentrik kromozomunun kısa kollarının telomer bölgelerinde belirgin halde NOR'lu bölgeler gözlenmiştir. Ayrıca C-bantlama ile bazı kromozomların sentromerlerinde bazılarının ise kollarında farklı sayıda konstitütifheterokromatin bölge tespit edildi.

Melike Alemdağ
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Escherichia coli genotiplerinin PFGE ile belirlenmesi

Bu çalışmada, Trabzon ve Rize illerindeki tatlı sularda bulunan 7 farklı gökkuşağı alabalığı tesisinin giriş-çıkışındaki su ve sedimentten izole edilen 75 Escherichia coli izolatlarının eritromisin (ereA ve ereB geni) ve florfenikol (florR geni) dirençliliklerine göre genotipik yanının değişip değişmediği belirlenmiştir. Bu bağlamda genomik DNA'lar XbaI ve ApaI restriksiyon enzimleri ile kesilerek pulse field jel elektroforez (PFGE)'de yürütülmüştür. XbaI enzimi ile kesildikten sonra yapılan PFGE analizi sonucunda genomik DNA'larının benzerlik oranları %93 baz alındığında 4 temel kümede (X1-X4) gruplandırılmıştır. Bu sonuçlara göre tüm izolatlar arası benzerlik oranları %79.1 olup, TASWG 0411, TASSC 0811, TASSC 0211, SURWG 1010 ve AASG 0810 suşları diğer gruplardan ayrıldığında geri kalan suşların benzerlik oranları %85.1 olmaktadır. ApaI enzimi ile kesildikten sonra yapılan PFGE analizi sonucunda çalışılan suşlar 4 temel kümede (A1-A4) gruplandırılmıştır. A1 kümesi en büyük küme olup bünyesinde toplam suşların %51'ini barındırmaktadır. Antibiyotik direnç genlerine bakılan E. coli izolatlarının en fazla ereB'ye karşı direnç gösterdiği belirlenirken ereA, ereB ve florR geni varlıkları ile PFGE genotipi arasında bir ilişkiye rastlanmamıştır.

Sevda Altıntaş
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bakteriyel enfeksiyonlara karşı kahverengi alabalıklarda gen ekspresyonunun belirlenmesi

Bu çalışmada, kahverengi alabalıkların (Salmo trutta labrax, S. t. caspius ve S. t. abanticus) ve bunların hibritlerinin Yersinia ruckeri ve Lactococcus garvieae'nın sebep oldukları hastalıklara karşı gösterdikleri tepkilerin gen ekspresyonu yöntemi ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Antioksidan ve bağışıklık sistemi ile alakalı 12 farklı genle [Catalase (CAT), Superoxide dismutase (SOD), Glutathione peroxidase (GPx), Glutathione reductase (GR), Cold-inducible RNA-binding protein (CIRBP), Cyclin-dependent kinase inhibitor 2A (CDKN2A), Prothymosin alpha 1 (ProT alpha 1), Transforming protein RhoA (RhoA), Immunoglobulin light chain (AL), Major histocompatibility complex class I (MHC class I), Hemoglobin subunit beta (HBB), Stanniocalcin precursor (STC)] birlikte internal kontrol olarakta bata aktin geninin ekspresyonundaki değişimler, Real-Time PZR ile EvaGreen kullanılarak analiz edilmiştir. Balıklar L. garvieae ile enfekte edildikten sonra oksidatif stres genleri ve bağışıklık sistemiyle ilgili genlerin rölatif gen ekspresyonu bazen artış bazen de azalış göstermesine rağmen, genel olarak CC grubu dışında ki gruplarda 14. günden sonra rölatif gen ekspresyonu azalmıştır. Lactococcus garvieae enfeksiyonuna en fazla tepki veren CC grubu olmasına rağmen Y. ruckeri enfeksiyonuna karşı ise en az tepki veren grup olduğu tespit edilmiştir. Balıklarda görülen gen ekspresyonu farklılıkları balıklara ve hastalık etkenine göre farklılıklar göstermiştir.

Seçil Turgut
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Rize sahilince bazı kirleticilerin mevsimsel ve hacimsel dağılımı

Çalışmada, Rize Limanı ve sahilinde denizel ve karasal faaliyetlerden kaynaklanan kirleticilerin mevsimsel ve hacimsel dağılımının belirlenmesi amacıyla Kasım 2009-Ekim 2010 tarihleri arasında sekiz farklı istasyondan alınan su örnekleri incelenmiştir.Bu amaçla, alınan su örneklerinde sıcaklık, çözünmüş oksijen, pH, tuzluluk, bulanıklık, askıda katı madde, alkalinite, fenol, anyonik deterjan, yağ ve gres, kadmiyum, demir, bakır, çinko ve kurşun değerleri ölçülmüştür. Çalışma süresince yüzey suyunda ölçülen sıcaklık, çözünmüş oksijen, pH, tuzluluk ve bulanıklık değerlerinin sırasıyla, 9,17-27,44 °C, 7,28-10,90 mg/L, 7,79-8,51, 15,43-17,68 ppt ve 14,5-20,20 NTU arasında değiştiği saptanmıştır. Aynı örneklerde ölçülen en yüksek askıda katı madde, alkalinite, fenol, anyonik deterjan, yağ ve gres, Cd, Fe, Cu, Zn ve Pb değerlerinin sırasıyla 18,72 mg/L, 185 mg/L, 14,21 µg/L, 28,80 µg/L, 102,90 mg/L, <5 ppb, 42 ppb, 16 ppb, 71 ppb, 23 ppb olduğu belirlenmiştir. Buna göre çalışma bölgesinde ölçülen en yüksek kirletici değerleri dikkate alındığında, sonuçların bakır, fenol, yağ ve gres hariç Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği'ndeki deniz suyunun genel kalite ölçütlerinde verilen değerleri aşmadığı görülmektedir.Araştırma süresince ölçülen kirletici parametrelerin mevsimsel ve hacimsel dağılımının genellikle düzensiz olduğu saptanmıştır.

Deniz kirliliğiMetal kirlilik
Kenan Gedik
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Hamsi (Engraulis encrasicolus) ve istavrit (Trachurus mediterraneus) balıklarının erken larval dönemde beslenme durumlarının nükleik asit indeksleriyle belirlenmesi

Hamsi ve istavrit larvalarında nükleik asitlere dayalı beslenme kondisyonu belirlenmiştir. Bu amaçla, denizden toplanan gözlenmiş yumurtalar laboratuarda inkübe edildi, çıkan larvalar beş farklı besleme rejimine [Sürekli besleme (Sb), bir gün geciktirmeli (1A), iki gün geciktirmeli (2A), üç gün geciktirmeli (3A) ve tamamen aç (Ta)] tabi tutuldu. Yeni yumurtadan çıkmış hamsi ve istavrit larvalarının notokort boyu sırasıyla 3,25±0,04 ve 2,27±0,04 mm ölçüldü. Her iki türde göz pigmentasyonu, ağzın açılması ve ilk beslenme inkübasyonu takiben üçüncü günde gerçekleşti. Ta grubundaki hamsi larvalarının tümü altıncı günde istavrit larvalarının tümü ise sekizinci günde öldü. Ta grubundaki hamsi larvalarının yaşama oranları geciktirmeli beslenenlerle benzerlik gösterdi. Buna karşılık 3A grubundaki istavrit larvalarında Ta grubundakilere kıyasla daha yüksek yaşama oranı bulundu (p<0,01). Hamsi larvalarında geri dönüşümü olmayan nokta (GDON) birinci gün, kritik RNA/DNA 1,022±0,2. İstavrit larvalarında GDON üçüncü gün, kritik RNA/DNA 1,05±0,08. Hamsi larvalarında en yüksek proteince büyüme altıncı günde %43,45, istavrit larvalarında en yüksek yedinci günde %41,78 olarak kaydedildi. Denizden toplanan hamsi larvalarının %9'u GDON, %19'u kritik eşik aralığında (KEA) bulundu. İstavritte %10'u GDON, %10'u KEA'dır. Elde edilen verilere göre hamsi ve istavrit larvalarının beslenme kondisyonlarının iyi olduğu söylenebilir.

Aç kalmaDNAHamsi balığı+5
İlhan Yandı
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Lactococcus garvieae'nin fenotipik ve genetik çeşitliliğinin belirlenmesi

Lactococcus garvieae'nın izolasyonu amacı ile 2009 ve 2010 yaz aylarında 5 farklı işletmeden örnekleme yapılmış ve 3 tanesinden bu bakteri izole edilmiştir. Bunun yanı sıra yurdun değişik yörelerinden ve İtalya, İspanya, Fransa, Japonya gibi ülkelerden geçmiş yıllarda değişik kaynaklardan izole edilmiş incelenmiştir. PZR işlemi sonucunda Lactococcus garvieae olduğu anlaşılan tüm suşlara biyotiplendirme amacı ile klasik biyokimyasal testler ve API 20 Strep testi uygulanmıştır. Klasik olarak gerçekleştirdiğimiz testlerde suşlar arasında tam homojenite görülürken API 20 Strep de heterojenite mevcuttur. Genel olarak baktığımızda biyotip 1 olan ATCC 49156 referans suşunun API 20 Strep'e göre Türkiye'den elde edilen izolatlar ile birkaç istisna dışında ortak özellik gösterdiği, buna karşın İtalya, İspanya ve Fransa menşeli balık ve diğer hayvanlardan izole edilen izolatlardan farklı biyokimyasal özelliklere sahip olduğu görülmüştür. Yine bu çalışmada L. garvieae izolatlarının genotiplendirilmesi amacıyla ERIC-PZR metodu optimize edilerek kullanılmıştır. Benzerlik oranlarını düşük bulunan L. garvieae suşları 8 kümede toplanmıştır. Bu da suşlar arasında önemli taksanomik heterojenitenin olduğu belirlenmiştir. Klasik biyokimyasal test ve API 20 Strep sonuçlarını ERIC-PZR ile karşılaştırıldığında birkaç istisna hariç sonuçların benzer olduğu görülmüştür. Disk difüzyon yöntemi kullanılarak yapılan antibiyogram testine göre; suşların, oksitetrasiklin, amoksisilin, tetrasiklin ve florfenikol gibi antibiyotiklere karşı duyarlı oldukları, gentamisin ve sulfametoksazol+trimethoprim gibi antibiyotiklere karşı ise dirençli oldukları saptanmıştır.

LactococcusMikrobiyal duyarlılık testleriPolimeraz zincirleme reaksiyonu
Mustafa Türe
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye sularındaki işkine (Sciaena umbra Linnaeus,1758) ve kötek (Umbrina cirrosa Linnaeus,1758) balıklarının populasyonlarının genetik analizi

2008-2010 tarihleri arasında Trabzon, Giresun, Artvin, Rize, Adana, Antalya, Muğla ve?zmir bölgelerinden toplam 254 adet kötek (Umbrina cirrosa) ve işkine (Sciaena umbra)balık türleri örneklenmiştir. Cyt-b, 16S rRNA gen bölgelerinin sekans ve Cyt-b, 16S rRNAve ND1 gen bölgeleri için RFLP analiz sonuçları irdelenerek filogenetik ve populasyonanalizleri yapılmıştır. Sekans analizi sonuçlarına göre Cyt-b geninde işkinede 25, kötekte20 haplotip belirlenirken, 16S rRNA geni için işkinede 4 ve kötekte 8 haplotipbulunmuştur. Ayrıca Cyt-b ve 16S rRNA gen bölgeleri için haplotip çeşitliği işkinedesırası ile %83,8 ve %52,6 ve kötek de ise %80,5 ve %73,6 olarak bulunmuştur. Yapılanmoleküler varyans analizi sonucuna göre Fst değeri 0,07364 (P < 0.001) olarak bulunmuşolup, Trabzon Rize popülâsyonu hariç diğer popülâsyonlar birbirinden ayrılmıştır. KötekCyt-b moleküler varyans analizi sonucunda Fst değeri 0,1881 ve (P < 0.001) dir. Rize-Artvin populasyonları yalnız kendi aralarında ayrılmaz iken Antalya tüm populasyonlarlaaynı özelliği göstermiştir. İşkine ve Kötek için hesaplanan Nükleotid çeşitliliği (Pi) venükleotid farklığı (k) Cyt-b geni için sırası ile % 2,97 ve 2,87 ve 16S rRNA geni için isesırası ile 1,54 ile 0,61 olarak belirlenmiştir. Filogenetik analizlerde genus düzeyindeayrışma sağlanamamıştır. Yapılan RFLP analiz sonucunda ise populasyon düzeyindepolimorfik bir yapılanma bulunamamıştır.Anahtar Kelimeler: Umbrina cirrosa, Sciaena umbra, Cyt-b, haplotip, RFLP, nükleotitçeşitliliği.

FilogeniGenetik-popülasyon
Şirin Firidin
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Hexamitiasiz'in, gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss, Walbaum, 1792) larvalarının metabolizmasına, büyümesine ve infeksiyöz pankreatik nekrosiz virüsü (IPNV)`ne direncine etkilerinin belirlenmesi

Hexamitiasiz'in gökkuşağı alabalığı larvaları üzerindeki etkilerinin ve IPN virüsü ile ilişkisinin belirlenmesi amacıyla, Hexamita salmonis ile enfeste ve H. salmonis'ten arınık iki grup gökkuşağı alabalığı larvaları üzerinde deneysel çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Çalışmalar: `Bulaştırma deneyi' (sağlıklı grup balıklara 10'ar günlük periyotlarla parazit bulaştırılması) ve `Tedavi deneyi' (parazitli grup balıkların 1'er haftalık periyotlarla tedavi edilmesi) olmak üzere iki faklı yoldan gerçekleştirildi.Elde edilen sonuçlar, tedavi deneyinde H. salmonis parazitine daha uzun süre maruz kalan gökkuşağı alabalığı larvalarının ağırlık ortalamalarının daha düşük; metabolizma hızlarının da daha yavaş olduğunu göstermiştir. Bulaştırma deneyinde ise parazite maruz kalan balıkların ağırlık ortalamaları kontrol grubundan düşük çıkmıştır. Daha uzun süre parazite maruz kalmış bulaştırma gruplarının metabolizma hızlarının da düşük olduğu belirlendi. Gerek tedavi deneyi gerek de bulaştırma deneyi ağırlık ve metabolizma değerlerinde görülen farklılıkların istatistiki olarak önemli olmadığı görüldü.H. salmonis'in, gökkuşağı alabalığı larvalarını İPN virüsüne karşı hassaslaştırıp hassaslaştırmadığının belirlenmesi için yapılan deneysel İPNV bulaştırmasından elde edilen sonuçlara göre H. salmonis ile enfeste olan ya da olmayan; daha uzun ya da daha kısa süre bu parazite maruz kalan balıkların, taşıdıkları İPN virüsü miktarı bakımından bir farklılık sergilemediği belirlendi.

Recep Parlak
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Güneydoğu Karadeniz'de ihtiyoplankton dağılımı ve mevsimsel değişimi

Bu çalışma Güneydoğu Karadeniz bölgesinde 2008-2009 yılları arasında Hopa, Sürmene ve Giresun bölgelerinde dağılım gösteren balıkların pelajik yumurta ve larvalarının türü, dağılımı ve bollukları ile bunları etkileyen çevresel parametreler tespit edilmiştir. Birinci yıl, Sürmene koyunda 5 ve 2,5 mil açıkta, kıyı ve liman içi olarak belirlenen 4 istasyonda aylık olarak horizontal ve kademeli vertikal örneklemeler yapılmıştır. Ayrıca çevresel parametrelerden sıcaklık, tuzluluk ve oksijen seviyeleri ölçülmüştür. İkinci yıl, bölgesel farklılıkların belirlenmesi amacıyla Hopa, Sürmene ve Giresun bölgelerinde istasyonların konumu aynı tutularak mevsimsel örnekleme yapılmıştır. 2008 yılı içerisinde 7 takımdan 30 türün yumurta ve (veya) larvası tanımlanmıştır. Bu türlere ait toplam 14812 adet yumurta ve 2827 adet larva incelenmiştir. 2009 yılında 3 bölgede (Hopa-Sürmene-Giresun) 8 takımdan 42 türe ait 51747 adet yumurta ve 23685 adet larva tanımlanmıştır. 2009 yılı için 15 farklı tür tanımlanmıştır. İki yıllık çalışma sonucunda, türlerin genelde yaz aylarında üreme döngüsüne girdiği görülmektedir. Tür sayısı ile çevresel parametrelerden elde edilen değerler arasında, tür sayısı ile sıcaklık arasında güçlü (r = 0,86) doğrusal bir ilişki olduğu, oksijen içeriğiyle olan ilişkinin de yüksek (r = -0,71) ancak ters yönde olduğu, tuzlulukla arasında gözlenen ilişkinin diğer iki etkene göre düşük (r = -0,33) ve ters olduğu belirlenmiştir.

Balık yumurtasıKaradenizLarva+1
Ahmet Şahin
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Mezgit balığında (Merlangius merlangus euxinus) viral hemorajik septisemi (VHS) virüsünün ortaya çıkışında ektoparazitlerin etkisinin belirlenmesi

Ektoparazit yoğunluğundaki değişimin Viral Hemorajik Septisemi (VHS) virüsü ortaya çıkışındaki etkisini belirlemek amacı ile 2010 yılında Yomra Koyu'nda ve 2011 yılında ise Çamburnu Beldesi açıklarında, Ocak-Mart ayları arasında 784 adet mezgit balığı (Merlangius merlangus euxinus) bireysel olarak örneklendi. Ayrıca, mezgit balıklarında bulunan Trichodina spp. ve Gyrodactylus alviga ektoparazitlerinin yoğunlukları arasındaki ilişki belirlenerek tür tayinleri gerçekleştirildi. Balıklarda viral inceleme için karaciğer, dalak ve böbreklerden antibiyotik içeren Earl's Minimal Essential Medium (EMEM) doku kültürü besiyeri ile örneklerek BF-2 doku hattında ekimler yapıldı. Sitopatik etki gösteren hücreler ELİSA ile test edilerek virüs türü belirlendi. Viral örnekleme yapılan aynı balıkların solungaçları üzerindeki Trichodina spp. ve Gyrodactylus alviga sayıları belirlendi.Mezgit balığının solungaçlarında parazitolojik incelemelerde Trichodina ve Gyrodactylus genuslarına ait ektoparazitler tespit edildi. Viral örneklemede ise örneklenen 784 adet mezgit balığının 16 ad.'inde VHSV tespit edildi. VHSV tespit edilen balıklarda Trichodina ortalama yoğunluğu (Karekök) 10,0±1,8 ve Gyrodactylus ortalama yoğunluğu 1,8 olarak bulundu. VHSV tespit edilmeyen balıklarda ise Trichodina ortalama yoğunluğu (Karekök) 7,2±1,0 ve Gyrodactylus ortalama yoğunluğu 3,3 olarak bulundu. Mezgit balıklarında VHSV' nün ortaya çıkışıyla tespit edilen ektoparazitlerin yoğunluk değişimleri arasında bir ilişki bulunamadı. Ayrıca, Trichodina ve Gyrodactylus genuslarına ait ektoparazitlerin yoğunluk değişimlerinin birbirleriyle ilişkili olmadığı tespit edildi. Dolayısı ile elde edilen sonuçlar VHSV' nün ortaya çıkışında ektoparazitlerin önemli olmadığı, daha ziyade çevresel faktörlerin önemli olabileceğini göstermektedir. Tür tayini üzerine yapılan çalışmada, henüz tanımlanmamış bir Trichodina türü ile Trichodina puytoraci ve Gyrodactylus alviga (bölgemizde ilk kez rapor edildi) türleri tespit edildi.

Necmettin Çavuş
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İstavrit balığı (Trachurus mediterraneus Steindachner, 1868)'nın Doğu Karadeniz şartlarında ekim-nisan dönemi büyüme performansının irdelenmesi

Bu araştırmada Doğu Karadeniz'de deniz kafeslerinde istavrit (Trachurus mediterraneus Steindachner, 1868) in büyüme performansı ve yetiştiricilik potansiyeli araştırılmıştır.Bu amaçla Ekim 2010 tarihinde doğadan yakalanan istavrit balıkları üç ayrı kafese aynı büyüklüklerde, her bir kafeste yaklaşık bin adet olacak şekilde stoklanmıştır. Araştırma 09 Ekim 2010 - 11 Nisan 2011 tarihleri arasında 185 gün sürdürülmüştür ve balıklar günde iki kez yemlenmişir. Deniz koşullarının elverdiği ölçüde çevresel parametreler günlük olarak kayıt altına alınmıştır. Balıkların boy ve ağırlık değerleri aylık olarak ölçülmüştür.Çalışmanın başlangıcında ortalama boy, ağırlık ve kondisyon faktörü değerleri sırasıyla, 12,20 ±0,97 cm, 24,09±3,25 g ve 1,30 ±0,12 iken, çalışma sonunda 17,10±1,01 cm, 51,43±1,62 g ve 1,11±0,12 olarak hesaplanmıştır. Çalışma süresince boy ve ağırlıkça spesifik büyüme oranları sırasıyla %0,175±0,019 (0,15-0,19) ve %0,429±0,008 (0,42-0,44) olarak belirlenmiş, yem değerlendirme oranı ise ortalama 2,33±1,44 (0,83-3,72) olarak hesaplanmıştır. Araştırma süresince ölüm oranı oldukça düşük olmuş ve yaşama oranı %98,14±1,73 olarak gerçekleşmiştir.Tezde elde edilen bilgilere göre istavrit balığının kültür potansiyelinin var olduğu ortaya konmuş ve dolayısıyla su sıcaklığının istavrit için uygun olduğu bahar ve yaz aylarında önemli oranda büyüme performansı kaydedilebileceği öngörülmüştür.Anahtar Kelimeler: İstavrit, Trachurus mediterraneus, Büyüme performansı, Yem değerlendirme oranı, Kondisyon faktörü, Doğu Karadeniz

Şahin Alsan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessEN

Determination of genetic structure of mediterranean mussels (Mytilus galloprovincialis, L., 1819) populations

In this study, 10 different populations of female and male mussel, Mytilus galloprovincialis, in the Turkish Coasts were surveyed for morphometric and genetic analyses. For this purpose, eight morphometric characters and molecular analysis techniques such as PCR-RFLP method on two mitochondrial DNA (mtDNA) gene segments (16S rRNA ve ND2-COIII) and DNA sequence analysis on COIII gene were used. After amplification of gonad and gill tissues of female and male mussels 16S rRNA and ND2-COIII gene segment, three and five restriction enzymes were used to cut 16S rRNA gene segment and ND2-COIII gene segment, respectively. Twenty haplotypes for only female (male not amplified) were determined for ND2-COIII region of mtDNA and three haplotypes for female and two haplotypes for male were determined 16S rRNA region of mtDNA. The highest haplotype and nucleotide diversity of 16S rRNA gene region was observed for the population of Zonguldak (0.6667±0.1318, 0.066024). The highest haplotype diversity of ND2-COIII gene region was observed for the population of Bodrum (0.6959±0.06187) and the highest nucleotide diversity of the same gen region was observed for the population of Çeşme (0.046856). Based on analysis of molecular variance (AMOVA), genetic structure was found to be low among populations. Values of genetic differences between population pairs (Fst) showed significant (p<0.05) genetic differentiation among populations. According to Mahalanobis matrix distance data which were calculated by discriminant analysis for morphometric characters and phylogenetic analysis with UPGMA tree, mussel populations were separated into two main branches as Black Sea and the Marmara and Aegean region

Şebnem Atasaral Şahin
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Petrol tankerlerinde meydana gelen deniz kazalarının risk analizi

Bu çalışmada IMO'nun (International Maritime Organization) düzenlemiş olduğu GISIS (Global Integrated Shipping Information System) sisteminde kayıtlı deniz kaza verileri incelenmiştir. Çalışmada elde edilen bilgiler değerlendirilerek tablolaştırılmış ve sistematik bir veri tabanı oluşturulmuştur. Veri tabanı 1998-2010 yılları arasında petrol tankeri statüsündeki gemilerde meydana gelen kaza verilerini içermektedir. Veri tabanında geminin operasyonel durumu, kazanın boyutu, mevcutsa kazanın zamanı, geminin bayrağı, gemini tonajı, geminin mevkii, kazaya neden olan temel etmenler, kazanın çevresel, ekonomik ve personel etkisi değerlendirmeye alınmıştır. Petrol tankerlerinde meydana gelen çatma çatışma, karaya oturma ve yangın patlama kazaları için open FTA (Fault Tree Analysis) programı kullanılarak risk analizi yapılmıştır. Risk analizi yapılırken IMO'nun biçimsel emniyet değerlendirmesi yönteminden faydalanılmıştır. Ayrıca coğrafi bilgi sistemi kullanılarak deniz kazalarının yoğunlaştığı deniz alanları belirlenmiştir. Kaza verilerine göre petrol tankerleri için yüksek riskli kaza türleri sırasıyla çatma çatışma, karaya oturma ve yangın patlama deniz kazalarıdır. Deniz kazalarının oluşumundaki en büyük etmen insan hatasıdır. Çatma çatışma kazalarına neden olan başlangıç olaylarının % 77'si ve karaya oturma kazalarının % 81'i insan hatası kaynaklıdır. Petrol tankeri kazalarının % 74'ü ekonomik kayıpla, % 20'si ölüm ve yaralanmayla ve % 6'sı da çevre kirliliğiyle sonuçlanmıştır. Petrol tankeri kazalarının en yoğun olarak yaşandığı denizalanı kuzey Avrupa'yı çevreleyen denizlerdir.

Özkan Uğurlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Trabzon ve Rize illerinde derin deniz deşarj sistemlerinin dağılımı ve modellenmesi

Bu çalışma Trabzon ve Rize illerinde evsel atık suların deşarjı amacıyla kurulan ve çalışma sırasında aktif olan derin deniz deşarj hatlarında gerçekleştirilmiştir. Bu hatlarda ortam verileri ve model sonuçları incelenmiştir.Ekim 2004, Şubat, Nisan, Ekim 2005 tarihlerinde çıkılan seferlerde hem ortam verileri ölçülmüş hem de alınan su numunelerinde pH, askıda katı madde, nitrat ve fosfat değerlerine bakılmıştır.EPA (Environmental Protection Agency) tarafından çevresel amaçlı olarak geliştirilen CORMIX adlı program bu çalışma için kullanılmıştır.Değirmendere derin deniz deşarj hatında yapılan ölçümlerde özellikle kıyı bölgelerde Değirmendere'nin taşıdığı yükten dolayı fosfat değeri yüksek çıkmıştır. Rize'de de tarın arazilerinin fazla olması ve eğimden dolayı yine kıyı bölgelerde fosfat değeri yüksek tespit edilmiştir. Söğütlü'de ise değerler normal seviyede bulunmuştur.İşler durumdaki Değirmendere, Söğütlü ve Rize derin deniz deşarj hatlarında atığın zarar verici ölçüde kıyıya ulaşmadığı görülmüştür. Ancak bu sistemlerin inşası sırasında ortama farklı kaynaklardan da kirletici girdisi olabileceği unutulmamalıdır. Tesis inşa edilirken bu durum göz önüne alınarak modellerden faydalanılmalıdır.Anahtar Kelimeler: CORMIX, Derin Deniz Deşarjı, Su Kalitesi, Kirletici Yayılımı

Şebnem Erkebay
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax Pallas, 1811) larvalarının düşük tuzluluklarda besin kesesi tüketimi

Bu çalışmada Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax) larvalarının tatlısu (Anahtar Kelime: Alabalıklar = Trouts ; Larva = Larva ; Salmo trutta labrax = Salmo trutta labrax ; Tuzluluk = Salinity

AlabalıklarLarvaSalmo trutta labrax+1
Rasim Onur Civelek
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kaynak alabalıklarında (Salvelinus fontinalis Mitchill, 1814) sindirim üzerine bazı gözlemler

Bu araştırmada Kaynak alabalıklarında (Salvelinus fontinalis) mide boşalım fizyolojisi üzerinde çalışılmıştır. Sıcaklığın, balık büyüklüğünün ve besin miktarının etkisi incelenmiştir. Sindirim fonksiyonunun en iyi eksponansiyel olarak tanımlandığı tespit edilmiştir.Besin miktarının etkisinin incelenmesi amacıyla farklı miktarlarda yem (0,12gr., 0,36gr. ve 0,18gr.) kullanılmıştır. Besin miktarındaki artışın sindirim oranını artırdığı, ancak sindirim zamanını azalttığı bulunmuştur. Sindirim oranındaki bu artışın istatistiki açıdan önemli olduğu sonucuna varılmıştır (P<0,01).İlaveten balık büyüklüğünün sindirim üzerine etkisinin belirlenmesinde ise farklı büyüklüklerde (114,84 + 9,2gr.; 49,06 + 8,5gr.) balıklar kullanıldı ve balık büyüklüğünün sindirim oranını artırdığı dolayısı ile de sindirim zamanını azalttığı bulunmuştur. Bu etkinin istatistiki açıdan da önemli olduğu tespit edilmiştir (P<0,05).Ayrıca sıcaklığın etkisi de (9,50C and 180C) test edilmiştir. Sıcaklığın iki kat artmasıyla sindirim zamanının 1,5 kat azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bulunan bu farklılık istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (P <0,01).Anahtar Kelimeler: Kaynak Alabalığı, Salvelinus fontinalis, Mide boşalım fizyolojisi, Sindirim zamanı ve oranı

Fatma Pınar Karaduman
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz'deki bazı limanlarda (Trabzon, Rize, Hopa, Giresun, Ordu, Ünye) atık alım tesislerinin incelenmesi ve verimliliğinin belirlenmesi

Deniz taşımacılığından kaynaklanan deniz kirliliğinin önlenmesine yönelik tedbirler her geçen gün artmaktadır. Bunlardan biri ve en önemlisi limanlarda gemilerin atık sularını verebileceği atık alım tesislerinin bulunması ve bu tesislerin deniz çevresinin kirlenmesini önleyecek şekilde verimli çalışmasıdır. Limanlardaki atık alım tesislerinin işleyişi ve verimliliği deniz çevresinin korunmasında önemli yer almaktadır.Bu çalışmada, Doğu Karadeniz'deki bazı limanların (Trabzon, Rize, Hopa, Giresun, Ordu, Ünye) atık alım tesislerinden alınan sintine sularında, sıcaklık, pH, çözünmüş oksijen, kimyasal oksijen ihtiyacı, yağ ve gres, askıda katı madde değerleri ölçülerek bu tesislerin arıtma verimliliği ortaya konulmuştur. İncelenen limanlardaki atık kabul tesisleri kapasitelerinin, Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği'nde belirtilen ölçütlere uygun olduğu saptanmıştır. Ancak bazı limanlardaki arıtma sistemleri genellikle çalıştırılmadığından dolayı arıtma yapılmadığı ve sintine sularının dinlendirme yöntemi ile ayrıştırılarak bertaraf tesislerine gönderildiği tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında incelenen limanlardan, sistemi tam çalışır olan Ünye Limanı'nın atık kabul tesisinin arıtma giderim verimi, askıda katı madde için % 99,8; yağ ve gres için % 99,9; kimyasal oksijen ihtiyacı için % 94,1 olarak belirlenmiştir.

Pınar Gençtürk
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı iki av sezonunda Karadeniz gırgır balıkçılığında gırgır gemilerinin performans değerlendirmesi

Karadeniz'de gırgır avcılığı yapan gemilerin ekonomik analizlerini yapmak amacıyla bu çalışma yapılmıştır.Araştırmada kullanılan veriler örnek alınan beş gırgır gemisi kaptanlarıyla yapılan yüz yüze görüşme ve avcılık sezonu başlamadan kendilerine verilen formların sezon sonunda toplanmasıyla elde edilmiştir. Araştırma sahası, Zonguldak-Artvin arasında kalan bölge ve Gürcistan'dır.Çalışma sonucunda; bölgede gırgır avcılığı yapan örnek gemilerin kar-zarar durumları incelenmiş ve en büyük gider yakıt olarak tespit edilmiştir. Gemi boyu arttıkça gelirler artmakta fakat buna bağlı olarak giderlerde artmaktadır. Araştırması yapılan gemilerin tümü iki sezonu da karlı kapatmışlardır.Ekonomik değerlendirme kriterlerinden net şimdiki değer (NŞD) ve iç getiri oranlarının (İGO) hesaplanmasıyla; hamsi avcılığı yapan gırgır gemilerinin optimum motor gücünün 2000-3000 HP arasında, optimum grosstonajın (GT) ise 150-250 arasında olması gerektiği sonucuna varılmıştır.Örnek gemilerin iki av sezonuna ilişkin hamsi av miktarlarından hareketle bir gırgır gemisinin ortalama olarak yılda 3080 ton hamsi avladığı belirlenmiştir. Karadeniz'de hamsi avcılığı yapan gemi sayısının en az 150 olduğu düşünülerek toplam hamsi av miktarının 462000 ton olması gerektiği sonucuna varılır. Bu ise resmi istatistiklerde verilen rakamın nerdeyse iki katından fazladır.

Tanju Mutlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz levreklerinde (Dicentrarchus labrax Linnaeus, 1758) sıcaklığın sindirim zamanı üzerine etkisi, beslenme sıklığı ve gıda tüketim miktarının belirlenmesi

Bu çalışmada, deniz levreği'nin (Dicentrarchus labrax Linnaeus, 1758) beslenme sıklığı, gıda tüketimi ve sıcaklığın sindirim zamanı üzerine etkisi irdelenmiştir.Çalışmada, sıcaklığın sindirim zamanına etkisinin belirlenmesinde aynı büyüklükteki balıklar 29 °C'de (104±5,65 g, n=14) ve 19 °C'de (118,98±13,83 g, n=9) 3 g pelet yem ile beslenmişlerdir. Mide içeriklerinin belirli zaman aralıklarındaki değişimi takip edilmiş, sıcaklığın artışı ile sindirim zamanının ters orantılı olduğu ve bu etkinin istatistiksel olarak önemli (P<0,01) olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Q10 değeri 0.09 olarak hesaplanmıştır.Beslenme sıklığı ve gıda tüketiminin belirlendiği çalışmada, aynı büyüklükte (94,3±2,57 g, n= 10) 25 °C'de balıklar test edilmiştir. Yapılan çalışmada levreklerin günün herhangi bir zamanında beslenme sıklığı göstermediği, gıdanın herhengibir şekilde temin edilmesi ile beslenmenin gün boyu devam ettiği saptanmıştır. Ortalama 94 g ağırlığındaki levreklerin besin tüketimi % 3,7± 1,65 kadar (bw/gün) dır.

Ayça Güven
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz'de hamsi (Engraulis encrasicolus L. 1758) avcılığında uygulamaya konulan yönetim stratejilerinin (Gündüz av yasağı ve kota uygulamaları) stok yapısına ve balıkçılık ekonomisine olan etkilerinin araştırılması

Bu araştırmada, Karadeniz'deki hamsi (Engraulis encrasicolus L. 1758) stokuna ilişkin günümüz yönetim stratejilerinin etkisi araştırılmıştır. 2010-2011 av sezonundaki Karadeniz balıkçılığının ekonomik durumu özetlenmiştir.Elde edilen sonuçlara göre von Bertalanffy büyüme parametreleri sırasıyla 2009-2010 av sezonu için L?=15,48 cm, k=0,4836, t0 = -1,402 ve 2010-2011 av sezonu için L?=15,22 cm, k=0,480, t0 = -1,497 olarak bulunmuştur.2009-2010 av sezonu için toplam anlık ölüm oranı (Z) 2,74 yıl-1, doğal ölüm oranı (M) 0,66 yıl-1, avcılık ölüm oranı (F) 2,08 yıl-1, işletme oranı (E) 0,75 yıl-1 ve 2010-2011 av sezonu için (Z) 2,76 yıl-1, (M) 0,66 yıl-1, (F) 2,10 yıl-1, optimum av çabası (F0.1)1,2 yıl-1 ve de (E) 0,76 yıl-1, olarak hesaplanmıştır. Bu sonuçlara göre, gündüz av yasağı uygulaması ile av çabasında %50' lik bir azalma balıkçılık ölüm oranında % 100'lük bir azalmaya sebebiyet vermiştir. Ancak, bu azalmanın yetersiz olduğu sürdürülebilir avın sağlanabilmesi için % 50'lik bir azalmanın daha gerekli olduğu dolayısıyla Karadeniz hamsi stoklarındaki aşırı avcılık tehdidinin devam ettiği tespit edilmiştir. Av çabasındaki bu azalmanın av yasaklarının Ekim ayının sonuna kadar uzatılması ile sağlanacağı önerilmiştir. Bu önerinin balıkçılar tarafından da kabul gördüğü yapılan anket sonucunda belirlenmiştir.2010-2011 av sezonu boyunca hamsi kaynaklı Ekonomik rantabilite oranı (ROİ) ortalama değeri % 10,55, Mali rantabilite oranı ortalama değeri % 8,45 olarak bulunmuştur. ROİ ortalaması, Sektör Ortalamasının (% 2,2) üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Mali rantabilite ortalamasının Fırsat Maliyeti açısından banka getirisinden yüksek oluşu müteşebbis balıkçılar tarafından sarf edilen emeğin boşa gitmediğini göstermiştir.

Ekonomik analizHamsi balığıKaradeniz
Salih İlhan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz'deki istavrit (Trachurus mediterraneus, Steindachner, 1868) balığının stok yapısı ve populasyon parametrelerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma

Bu araştırmada, Doğu Karadeniz'deki istavrit (Trachurus mediterraneus, Steindachner, 1868) populasyonuna ilişkin bazı temel parametreler araştırılmıştır. Araştırma periyodu boyunca Trabzon'da avcılık yapan balıkçılardan temin edilen balıklardan rastgele örnekleme yapılıp 690 istavrit balığı incelenmiştir.İncelenen istavrit balıkları total boy olarak 6,2 cm ile 20,4 cm arasında değişim göstermektedir. Ortalama boy tüm örnekler için 11,83±2,16 cm, erkekler için 11,45±2,14 cm ve dişiler için 12,28±2,12 cm olarak hesaplanmıştır.Araştırmada, boy-ağırlık ilişkisi tüm örnekler için; W= 0,0067×L3.165, erkekler için; W= 0,0065×L3.148, dişiler için; W= 0,0068×L3.183 olarak belirlenmiştir. Yaş-boy ilişkisi Lt= 29,467(1-e -0.115(t+1.855)), yaş-ağırlık ilişkisi Wt= 300,92(1-e -0.115(t+1.855))3.165 olarak hesaplanmıştır.Toplam anlık ölüm oranı (Z) 2,25, doğal ölüm oranı (M) 0,32, avcılık ölüm oranı (F) 1,93 ve işletim oranı ise (E) 0,85 olarak tahmin edilmiştir.Ayrıca,F0,1, 2,55 olarak tahmin edilmiştir ki bu, Karadeniz'deki mevcut av çabası (gırgır), istavrit stokunun, aşırı avcılık tehdidi ile karşı karşıya olan hamsinin aksine düşük bir işletime neden olmuştur.

Doğu Karadeniz bölgesiPopülasyon dinamiğiİstavrit balığı
Abdulkadir Burak Kızılgök
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz bölgesinde ki bazı göllerin morfo-edafik indeks yöntemi ile verimliliklerinin karşılaştırılması üzerine bir çalışma

Bu çalışma da Doğu Karadeniz bölgesinde bulunan ve oluşumlarına göre farklılık gösteren Sera gölü( heyelan set gölü) Uzungöl (alüvyal set gölü) ve Borçka (baraj gölü) göllerinin Morfo-edafic İndeks (MEI) yöntemi uygulanarak biyolojik verimliliklerinin tespit edilmesine çalışılmıştır. Çalışma kapsamında göllerin fiziko-kimyasal ve biyolojik özellikleri ( sıcaklık, tuzluluk, ph, elektrik iletkenliği, oksijen doygunluğu, TDS, askıda katı madde, seki diski derinliği, klorofil-a ) yıl boyunca aylık olarak belirlenmiştir.Toplanan veriler irdelenmiş ve biyolojik değerlerle (balıkçılık açısından) ilişkilendirmeye çalışılmıştır. Bulgulara göre Uzungöl MEI= 17,03, Sera Gölü =13.57 ve Borçka Baraj gölü MEI= 5,57 olup, toplam av verimi 8,5 kg/ha olarak tahmin edilmiştir.Anahtar kelimeler: Sera gölü, Uzungöl, Borçka Baraj Gölü, Morfo-Edafic İndeks, balıkçılık.

BalıkçılıkGöller
Merve Karakuş
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de geleneksel yöntemlerle işlenmiş balık ürünlerinde biyojenik amin miktarlarının tespiti ve oluşumuna neden olan faktörlerin incelenmesi

Bu çalışmada ülkemizde geleneksel yöntemler kullanılarak üretilen balık ürünlerinin biyojenik amin miktarlarının tespiti ve amin oluşumunu etkileyen faktörlerin araştırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla Türkiye genelinde evlerde, yerel balıkçı ve işleme fabrikalarında farklı geleneksel yöntemlerle işlenmiş 96 adet örneğin biyojenik amin ve bazı gıda güvenliği parametreleri incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, 6 adet örnekteki histamin miktarı Avrupa Birliği ve ülkemizde uygulanan yasal sınırı, 13 adedi ise FDA'nın uyguladığı limiti aştığı belirlenmiş olup bu örneklerde histamin değeri 93-413ppm arasında değişmiştir. İlgili örneklerdeki biyojen amin tehlikesinin uygunsuz hammadde kullanımı, önerilen gıda güvenliği sınır değerlerine uyulmaması ve uygun olmayan depolama koşullarında muhafaza edilmesinden kaynaklanmış olabileceği saptanmıştır. Üretim aşamasında biyojenik amin oluşumuna hammadde kaynaklı faktörlerin etkisi hamsi ve palamut balıkları için farklı koşullarda soğuk muhafazasında kalite değişimleriyle ilişkili olarak incelenmiştir. Bu aminlerin önlenebilmesinde zaman/sıcaklık kontrolünde soğuk muhafazada buz veya su-buz uygulanmasının en etkili yöntem olduğu belirlenmiştir. Farklı tuz konsantrasyonları ve farklı tuzlama yöntemlerinin kullanımı ile depolama sıcaklığının tuzlanmış hamsilerde biyojenik amin oluşumuna etkisi üzerine yürütülen araştırmada düşük tuz konsantrasyonlarının yüksek oranda histamin oluşumuna neden olduğu saptanmıştır. Biyojenik amin riskinin engellenebilmesi için %25 ve üstü tuz konsantrasyonları ile tuzlama veya soğuk muhafaza koşullarında olgunlaştırma ve depolama yapılması gerekliliği ortaya koyulmuştur.

Gıda güvenliğiHamsi balığıHistamin+2
Serkan Koral
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Mikrobiyal döngüde pikoplankton dinamiği ve Güneydoğu Karadeniz pelajik besin zincirindeki önemi

Mikrobiyal döngü ana katılımcıları olan pikoplankton ve heterotrofik nanoflagellatların güneydoğu Karadeniz'deki yapısının ortaya konması amacıyla, Ekim 2010-Aralık 2011 süresince seçilen 3 istasyonda aylık örneklemelerle 200 m'lik su kolonu içerisindeki vertikal dağılımları, ortam parametreleri ile etkileşimleri ve besinsel ilişkileri, saha, laboratuar ve mikrokosm deneyleri gerçekleştirilerek çalışılmıştır.Pikoplanktonun bolluk ve biyomas bakımından baskın katılımcısı yıl boyunca yüzey sularında heterotrofik bakteri olmuştur. En yüksek hücre sayısı Haziran ayında yüzeyde 5.7x109 hücre l-1 olarak belirlenirken, en yüksek karbon biyoması ise 30 m derinlikte 120 µg C l-1 olarak tespit edilmiştir. Heterotrofik bakteri ortalama hücre hacimleri suboksik-anoksik ara yüzeyinde artış göstermiştir. Ototrofik pikoplankton Synechococcus spp. toplam pikoplankton bolluk ve biyomasına en yüksek katılımı yaz aylarında öfotik bölge derinliğinde gerçekleştirmiş ve kıyıdan açığa gittikçe bu oran artmıştır. En yüksek hücre sayısı 33.7 x107 hücre l-1 olurken, en yüksek biyomas değeri 61.67 µg C l-1 olarak belirlenmiştir..Bölgede pikoplankton yüzey sularında iki kez bloom gerçekleştirmiştir. Heterotrofik nanoflagellat bloomu da pikoplanktondaki artışı takiben gelişmiş ve hücre sayısı 5.16x107hücre l-1 seviyesine ulaşmıştır.Yapılan otlama denemeleri sonucunda, Synechococcus spp. büyüme hızı 0.03-1.24 gün-1, otlanma hızı ise 0.3-1.54 gün-1 arasında değişim göstermiştir. Heterotrofik bakteri büyüme hızı 0.13-1.11 gün-1, otlanma hızı ise 0.3-1.41 gün-1 arasında belirlenmiştir. Bölgede çalışma süresince mikrobiyal döngü klasik besin zincirini büyük ölçüde desteklemiştir. Besin zinciri Aralık, Ocak ve Mart aylarında yukarıdan aşağıya yönetilirken, yılın diğer aylarında kaynak tarafından kontrol edilmektedir.

Planktonlar
Ülgen Kopuz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Nanopartiküllerin zebra balığı (Danio rerio) larvaları üzerine olan etkilerinin gen ekspresyon yöntemiyle belirlenmesi

Bu çalışmada, yeni bir nanopartikül (NP) test sistemi geliştirilerek, karbon 60 (C60), titanyum dioksit (TiO2), bakır (Cu) ve gümüş (Ag) nanopartiküllerinin zebra balığı (Danio rerio) larvaları üzerine etkileri belirlenmiştir. Ayrıca, NP'lerin letal (LC50) ve subletal konsantrasyonları belirlenerek metallothienin-2 (MT-2) proteinini kodlayan genin ekspresyonundaki değişimler, Real-time PZR ile SYBR Green I kullanılarak analiz edilmiştir. Yeni geliştirilen test sistemi ile üç farklı zamanda tekrarlanan doz-etki deney sonuçlarının tekrarlanabilir olduğu görülmüş ve LC50 değerleri Ag, Cu ve TiO2 NP'ler için sırasıyla 0,27; 0,65 ve 897 mg/L olarak hesaplanmıştır. Hg+2'nın farklı konsantrasyonları ile yapılan MT-2 gen ekspresyon analizleri sonucunda Hg+2'nın gen ekspresyonunu kontrol grubuna oranla 10 kat (% 89) arttırdığı tespit edilmiştir. C60 ve TiO2 NP'ler ile Hg+2'nın birlikte etkisinin araştırıldığı gen ekspresyon deneyleri sonucunda C60 ve TiO2'in Hg+2'nın toksisitesini önemli oranda azalttığı belirlenmiştir. Cu+2 ve Cu-NP'ün toksisitelerinin karşılaştırıldığı deneylerde Cu+2'ın sebep olduğu gen ekspresyon artışının Cu-NP'e göre 3 kat fazla olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, sertliği (mg/L CaCO3) yüksek olan sularda Cu-NP'ün toksisitesinde artış olurken, EDTA bulunan sularda Cu-NP'ün toksisitesinin azaldığı tespit edilmiştir.

Gen ifadesiNanopartiküllerToksikoloji+1
Halis Boran
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yemleme sıklığının Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax Pallas, 1811)'nın sperm ve yumurta kalitesine etkisinin belirlenmesi

Bu çalışmada, yemleme sıklığının 2?3 yaşlı Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax Pallas, 1811)'nın sperm ve yumurta kalitesine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada başlangıç ağırlıkları 364,43±121,29 g olan 190 adet balık kullanılmıştır. İki ayrı tanka bölünen balıklar günde 1 ve 2 öğün yemlenmiştir. Çalışma sonunda sırasıyla; 847,39±238,47 g, ve 942,86±339,73 g ağırlığa ulaşmışlardır (p<0,05).Yapılan sağımların ilkinde 1 öğün/gün grubundan 16 adet, 2 öğün/gün grubundan 17 adet erkek bireyden sperm elde edilebilmiştir. İlk sağımlarda 1 ve 2 öğün/gün grup sırasıyla, sperm hacmi (ml), motilite oranı (%), motilite süresi (sn), spermatokrit miktarı (x109 hücre/ml), sperm yoğunluğu (%) ve pH değerlerinin; 8,45±1,32 ve 6,65±4,97, 76,67±18,53 ve 87,36±9,63, 64,20±14,62 ve 54,16±9,48, 21,40±7,08 ve 23,40±5,51, 32,80±5,90 ve 37,53±4,16, 7,17±0,16 ve 6,94±0,09 olduğu belirlenmiştir. Motilite süresi, sperm yoğunluğu, pH ve motilite oranında gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Yapılan ikinci sağımlarda aynı parametreler grup sırasıyla; 3,55±2,06 ve 2,27±2,22, 34,17±19,85 ve 76,79±20,09, 45,05±8,35 ve 47,55±8,80, 20,18±3,24 ve 17,15±1,91, 32,07±3,94 ve 32,81±3,56, 6,98±0,07 ve 7,04±0,04 olduğu belirlenmiştir. Motilite oranları arasında istatistiksel olarak önemli farklılık saptanmıştır (p<0,05).Yapılan ilk sağımlar 26 adet dişi bireyden yumurta elde edilmiştir. Grup sırasıyla; yumurta çapı (mm), yumurta ağırlığı (mg) ve döllenme oranlarının (%) 5,12±0,50 ve 4,55±0,47, 81,95±13,02 ve 76,48±10,24, 99,46±1,34 ve 93,27±16,33 olduğu belirlenmiştir. Yumurta çapı ve ağırlığı değerlerinde gruplar arası istatistiksel olarak önemli farklılıklar saptanmıştır (p<0,05).

AlabalıklarSalmo trutta labraxYemleme+1
Halim İbrahim Erbaş
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Triploid Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax Pallas, 1811) üretimi ve büyüme potansiyeli ve et kalitesinin belirlenmesi

Bu çalışmada, triploid Karadeniz alabalığı Salmo trutta labrax üretmek için optimum sıcaklık şokları belirlenmiştir. En yüksek triploid oranları, döllendikten 15 dakika sonra 10 dakika sıcaklık şokuyla 32 ve 28 oC'de bulunmuştur. Triploid oranı %81 ile 86 arasında olmuştur. Üç farklı büyüme performansı çalışması gerçekleştirilmiştir. Birinci büyüme çalışmasında diploid (başlangıç ağırlığı 0,24 ± 0,01 g), ve triploid, (başlangıç ağırlığı 0,21 ± 0,01 g), gruplar arasında büyümede farklılık olmamıştır. İkinci çalışmada, triploid balıklardaki (başlangıç ağırlığı 5,8 ± 0,3) ağırlık, ağırlıkça termal büyüme katsayısı ve kondisyon faktörü diploid balıklardan (başlangıç ağırlığı 5,8± 0,2) daha yüksek değerde olmuştur. Son çalışmada, diploidlerin (başlangıç ağırlığı 52,2 ± 1,0 g) boy, ağırlık, termal büyüme katsayısı, spesifik büyüme oranı, yem değerlendirme oranı ve yem değerlendirme etkinliği triploidlerden (başlangıç ağırlığı 57,8 ± 3,6 g) farklı bulunmuştur. Triploid grup diploidlerden daha başarılı bir yem değerlendirme oranı göstermiştir. Diploid ve triploid balıkların kondisyon faktörü ve protein değerlendirme oranında fark bulunmamıştır. Kastaki yüzde protein, su ve kül içeriği bazı aylarda farklılık gösterirken, yağlar bütün aylarda triploidlerde daha yüksek oranda bulunmuştur. Doymuş yağ asitleri, tekli doymamış yağ asitleri triploid gruplarda, çoklu doymamış yağ asitleri ise diploid gruplarda yüksek değerlerde tespit edilmiştir. Bu yüzden, ploidi Karadeniz alabalığının yağ asidi içerikleri ve büyüme performansı üzerine etkili olmuştur.

BiyoteknolojiBüyüme performansıEt kalitesi+2
Fatma Delihasan Sonay
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Sürmene koyu yüzey sedimentlerinde ağır metal birikimlerinin araştırılması

Bu çalışmada, Sürmene koyu sedimentlerinde ağır metal derişim düzeylerinin belirlenmesi ve metallerin alansal dağılımlarının ortaya konulması sedimentteki güncel metal düzeyleri hedeflenmiştir. Sedimentteki güncel metal düzeylerinin zemin değerler ile karşılaştırılarak sediment zenginleşme faktörleri tespit edilmesi ve Sürmene Koyu için metal zenginleşme durumlarının tespit edilmesi hedeflenmiştir. Çalışma alanını temsil edecek nitelikte belirlenmiş olan 17 istasyondan alınan yüzey sedimentlerinde Cr, Mn, Al, Co, Ni, Cu, Zn, As, Mo, ve Pb metallerinin toplam konsantrasyonları ölçülmüştür. İstasyonlarda alınan sediment örneklerindeki tane boyutu dağılımının silt, kum, kumlu silt, siltli kum ve çakıl şeklinde olduğu görülmüştür.Sediment örneklerinde, karbonat % 8,54-18,05, toplam organik karbon % 0,26-2,43, organik madde % 1,02-8,52, pH 6,91-8,24, ORP 159-269 mV, kuru madde % 97,9-99,94 ve su içeriğinin % 0.06-2.10 arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Cr, Mn, Al, Co, Ni, Cu, Zn, As, Mo ve Pb için tespit edilen minimum ve maksimum derişimler mg/kg kuru ağırlık cinsinden sırasıyla; (13,4-82,3), (200,2- 446,9), (19965- 48723), (8,01-32,8), (9,8-26), (24,9-3107), (102- 4259), (5,4- 58), (0,21- 20) ve (15,5-208) olarak tespit edilmiştir. Sürmene koyu sedimentlerindeki Al, Cr, Mn ve Ni derişimlerinin yer kabuğu ve ortalama şeyl değerlerinin altında Co, Cu, Zn, Mo ve Pb derişimlerinin ise üzerinde olduğu belirlenmiştir. Sediment zenginleşme faktörü (SZF) yönünden Cr, Mn, Co ve Ni elementleri için düşük, Pb için orta, Zn, As ve Mo elementleri için önemli ve Cu elementi için ise yüksek derecede zenginleşme durumu tespit edilmiştir.

Ağır metal kirliliğiSürmene koyuÇökeller
Volkan Örnek
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz'de deniz levreği'nde (Dicentrarchus labrax) ölümlere sebep olan bakteriyel hastalıklar ve mevsimselliklerinin belirlenmesi

Karadeniz?de levreğin (Dicentrarchus labrax) yetiştirme evresini kapsayacak şekilde, Haziran-Aralık arası aylık olarak Perşembe ve Yomra İşletmeleri?nden dörtyüz yetmiş altı balığın böbrek ve dalaklarından bakteriyel izolasyon yapılmış ve buna paralel olarak aynı balıkların sağ birinci solungaç arkları parazit sayısını belirleme amaçlı örneklenmiştir. Toplamda izole edilen 137 bakterinin tamamına biyokimyasal testler uygulanmış ve antibiyogram profilleri çıkarılmıştır. Ayrıca 16S rDNA dizi analizi ile türleri belirlenmiştir. İzole edilen 24 bakteri türünden bölgemizde sıkça, balık patojeni olarak Aeromonas veronii (%47,6), Photobacterium damselae subsp. damselae (%14), Vibrio vulnificus (%5), Vibrio rotiferianus (%3,3) ve Vibrio harveyi (%3,3) izole edilmiştir. Bu bakterilerin oluşturduğu 12 adet çoklu enfeksiyon belirlenmiştir. Ayrıca Listonella anguillarum, Vibrio ponticus, Vibrio furnissii ve Vibrio parahaemolyticus çalışmada izole edilen diğer balık patojeni bakteri türleridir. Diplectanum aequans çalışmanın gerçekleştirildiği işletmelerde yüksek prevalense (%92?lere varan) sahip tek parazit türü olarak tespit edilmiştir. Parazitin sayısı arttıkça aynı zamanda bakteri izole etme olasılığının arttığı gözlemlenmiştir. Çalışmamızda, balık patojeni olmayan zootonik patojenlerin (Bacillus thuringiensis, Bacillus anthracis strain Ames, Staphylococcus haemolyticus) ve Bacillus safensis FO-036b gibi türlerin beklenmeyen bir şekilde birden fazla izole edilmeleri işletmelerin yoğun olarak tarımsal ve evsel atıkların etkisi altında kaldığını göstermektedir. İzole edilen bakteri türleri Karadeniz?de ilk kez balık patojeni olarak tespit edilmiş olup bu rapor bir ilk niteliği taşımaktadır.

Levrek balığı
Ecren Uzun
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00