Yıldız Technical University
Discipline

Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi Anabilim Dalı

Yıldız Technical University

94

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin değişim sürecinde öğretmenlerin duygularını yönetme yeterlilikleri

Bu araştırmanın amacı, Manisa il sınırları içerisindeki kamu ilkokul, ortaokul ve liselerinde görev yapan okul yöneticilerinin, değişim sürecindeki duyguları yönetme yeterliliklerini öğretmen görüşleri alınarak belirlemektir. Aynı zamanda okul yöneticilerinin değişim sürecinde duygu yönetme yeterliliklerinin; öğretmenlerin cinsiyet, okul türü, kıdem, öğrenim durumu, okulda çalışma süresi ve alan türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği saptanmak istenmiştir. Araştırmanın evrenini Manisa ilinde Milli Eğitime bağlı kamu ilkokul, ortaokul ve liselerinde görev yapan tüm öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmaya, Manisa'nın tüm ilçelerini kapsayacak şekilde 388 öğretmen dahil olmuştur. Örnekleme giren katılımcılara okul yöneticilerinin değişim sürecinde öğretmenlerin duygularını yönetebilme yeterliliklerini ölçmeye yönelik gerekli verileri toplamak amacıyla, araştırmacılar tarafında geliştirilen 'değişim sürecinde duyguları yönetebilme ölçeği' uygulanmıştır. Ölçek 'değişime hazırlık', 'değişimin gerçekleşmesi' ve 'değişimin kurumsallaşması' diye adlandırılan üç alt boyuta sahip olup, 5'li Likert türünden toplam 21 maddeden oluşmaktadır. Toplanan verilerin çözümlenmesi SPSS programıyla yapılmıştır. Analizlerde bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü Anova testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre okul yöneticilerinin değişim sürecinde duygu yönetme yeterlikleri 'değişime hazırlık' , 'değişimin gerçekleşmesi' ve 'değişimin kurumsallaşması' süreçlerinde 'orta' düzeyde olduğu görülmüştür. Katılımcıların okul yöneticilerinin duygu yönetme yeterliklerine ilişkin görüşleri, cinsiyet, okul türü, öğrenim durumu ve alana göre anlamı bir farklılık göstermediği; kıdem ve okulda çalışma süresi bakımından anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.

DeğişimDeğişim süreciDuygu yönetimi+5
Nazlı Öztürk Yüzer
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Malavi ortakokullarında okula dayalı yönetim uygulamalarının incelenmesi

Okula dayalı yönetim, dünya üzerinde pek çok ülkede benimsenip uygulanır hale gelmiştir. Malavi Eğitim Sistemi de, 1988 yılında okula dayalı yönetim yaklaşımını benimsemiştir. Bu sistemin, uygulandığı ülkelerdeki eğitim performansına büyük katkı sağladığına inanılmaktadır. Bazı ülkelerde okula dayalı yönetime titizlikle uyulmasına karşın, Malavi'de durum farklıdır. Malavi'de düşük eğitim kalitesi ile ilgili konulara ilişkin yapılan pek çok yorum, eğitim yönetimi ile ilişkilendirilmektedir. Bu yüzden bu çalışma okula dayalı yönetimin öğrencilerin performansını ve okulda eğitimin gelişimini uygulanma sürecini incelemeyi amaçlamıştır. Bu çalışma, 2014-2015 Eğitim Öğretim yılında Malavi'deki Orta-Doğu Eğitim Bölümünde yer alan ve okula dayalı yönetim modelinin uygulama başlangıcından beri yer alan dört ortaokulda gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, derinlemesine araştırma yapabilmek için çalışmanın amacı bağlamında bilgi açısından zengin durumların seçilmesi yöntemiyle amaçlı benzeşik örnekleme uygulanmıştır. Çalışmada bütüncül bir anlayış sağlayarak, araştırılan durumun çeşitli yönlerini açıklamaya yardımcı olduğu varsayımıyla kapsamlı, çoğulcu ve tamamlayıcı olarak nitel ve nicel metodları içeren karma yöntem uygulanmıştır. Çalışma grubunda yer alan katılımcılar, okul müdürleri, Eğitim Bölümü Müdürü, öğretmenler ve öğrencilerdir. Araştırma bulgularına göre verimsizlik öğretim ve öğrenim aşamalarında önemli bir kriterdir. Çoğu derslere branş öğretmenlerinin girmemesi, öğrencilerin karar sürecine katılımının düşüklüğü ve çoğu okulda öğrencilerin notlarını yükseltmek için sınıf tekrarı yaptığı görülmüştür. Bunun temel sebebi elverişsiz yönetim bilgisi ve yeteneği ve yetersiz kaynaklar olabilir. Bu yüzden hem okullar hem de eğitim bakanlığının halihazırda tecrübe edilen durumu geliştirmesi için bazı yenilikler yaptırması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Malavi, eğitim politikası, okula dayalı yönetim, okul geliştirme

Hussein Collins Chipala
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Mehmet Akif Ersoy'un eğitim felsefesi (Konuşmaları ve yazdığı eserler bağlamında nitel bir analiz)

Araştırmanın amacı, Türkiye'nin eğitim felsefesi sürecinin anlaşılmasına ve bilimselleşmesine katkı sağlamak için Türk tarihi ve edebiyatında önemli bir isim olan Mehmet Akif Ersoy'un konuşmaları ve yazdığı eserleri ışığında somutlaşan eğitim felsefesini ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olan "kuram oluşturma" yaklaşımı, kullanılmıştır. Bu yaklaşımına uygun olarak, bir eğitim felsefesinin taşıması gereken olmazsa olmaz boyutlar (parçalar) bağlamında Mehmet Akif Ersoy'un konuşmalarını ve yazdıklarını içeren kaynaklar taranmış, elde edilen verilerden yola çıkılarak Mehmet Akif Ersoy'un eğitim felsefesinin ne olabileceğine yönelik bir yapı (sistem-model-kuram-görüş) oluşturulmuştur. Çalışmanın ürünü olarak meydana gelen eğitim felsefesi (sistem-yapı-kuram), Mehmet Akif Ersoy'un konuşmalarını ve yazdıklarını içeren kaynaklardan toplanan verilere göre şekillenmiştir. Araştırmanın evrenini, "Mehmet Akif Ersoy'un konuşmaları ve yazdığı eserleri ışığında somutlaşan eğitim felsefesi nedir?" probleminin tümüne ya da herhangi bir boyutuna cevap olabilecek, Akif'in konuşmalarından ve yazdıklarından oluşan dokümanlar (kitapları, tefsir, mev'ıza ve hutbeleri, dergi ve gazetelerdeki yazıları, mektupları,); örneklemi ise kuram oluşturma stratejisi ile yapılan araştırmalarda kullanılan, araştırma sorusunun yanıtı olabilecek kavramların ve süreçlerin tekrar etmeye başladığı aşamaya kadar veri toplamaya devam edilmesini gerektiren "kuramsal örnekleme" yaklaşımına dayalı olarak oluşturulmuştur. Verilerin toplanmasında "belgesel tarama" tekniği kullanılmıştır. Araştırmadaki veriler; Toprakçı, Buldur, Bozpolat, Dağdeviren ve Eren (2013) tarafından yürütülen "Türkiye'nin Ulusal Eğitim ve Yükseköğretim Felsefesi" adlı bir çalışmada kullanmak üzere hazırlanan, özet ve ayrıntılı eğitim felsefesi akımları tablolarının kullanılmasıyla oluşturulan "Eğitim Felsefesi Saptama Araçları" adı verilen biri özet diğerleri ayrıntılı saptama araçları olmak kaydıyla 7 araç yoluyla toplanmıştır. "Eğitim Felsefesi Saptama Araçları" ölçütünde Mehmet Akif Ersoy'un eserleri incelenmiştir. Bunun için öncelikle Mehmet Akif Ersoy'un konuşmalarında ve yazdığı eserlerinde sıkça geçen kelimeler bulunmuştur. Kelimenin hangi eğitim akımıyla daha çok ilişkili olduğunu "Eğitim Felsefesi Saptama Araçları" ölçütünde belirlenmiştir. Sonra bir eğitim felsefesinde olması gereken özellikleri belirleyen altı temel soruya ("Niçin öğretelim?", "Ne öğretelim?", "Nasıl öğretelim?", "Nerede öğretelim?", "Ne kadar öğretelim?", "Kime-kiminle öğretelim?") cevap niteliği taşıyabilecek ifadeler söz konusu eserlerde aranmıştır. Bulunan cevaplar söz konusu sorular altında kümelenmiştir. Daha sonra, probleme yanıt vermek için, felsefi sorular altında kümelenen ifadeler, eğitim felsefesi akımları ışığında, gözden geçirilmiş ve hangi akıma ait iseler o akımın içine yerleştirilmiştir. Böylelikle her bir eğitim felsefesi sorusu bağlamında Mehmet Akif Ersoy'un eğitime ilişkin görüşünün hangi eğitim felsefesi akımı içinde olduğu ortaya çıkarılmıştır. Her bir soruya cevap olan tespitler her bir akım için ayrı ayrı toplanarak o akımın altı sorusu (eğitim felsefesi boyutu) altında sayısallaştırılmış böylece o akımın hangi sorusunda kaç adet anlamlı ifade kullanıldığı belgelenmiştir. En son olarak ise her bir akım altında toplanan kelimeler ve bütün sorulara verilen ifadeler toplanarak Mehmet Akif Ersoy'un ağırlıklı eğitim felsefesi tespit edilmiştir. Araştırmanın her safhasında araştırmacı, bulgu ve sonuçları sürekli olarak birbirleri ile karşılaştırıp, yorumlayarak "derinlik odaklı veri toplama mekanizmasını" kullanmıştır. Araştırmada "geçerlik ve güvenirliği" sağlamak için; veriler nesnel bir yaklaşımla toplanıp işlenmiş ve danışman tarafından "teyit edilmiştir", bu yol ile "inandırıcılık" sağlanmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından ulaşılan eserler dışında Mehmet Akif Ersoy'a ait başka eserlerin olup olmadığının eserlerin tespiti ve veri toplama aşamasında ulaşılan bulguların doğruluğunun teyidi için Mehmet Akif Ersoy hakkında çalışmalar yapan uzmanlardan görüş alınmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar şunlardır: Mehmet Akif Ersoy'un konuşmalarında ve yazdığı eserlerde, sıkça geçen kelimeler; "insan" ve "ilim"dir. Mehmet Akif Ersoy'un eğitim felsefesi ağırlıklı olarak "Esasicilik" tir. Mehmet Akif Ersoy'un eğitim felsefesini ortaya çıkaran soruların her birine ayrı ayrı olmak üzere (konuşmalarından ve yazdığı eserlerden alınan ifadelere göre) verilen cevaplar ışığında somutlaşan eğitim felsefeleri ise: eğitimin amaçları (Niçin Eğitelim?) bağlamında ön plana çıkan eğitim felsefesi "Daimicilik", Eğitimin içeriği (Ne öğretelim?), Eğitimin yöntemi (Nasıl öğretelim?), Eğitimin yeri (Nerede öğretelim?), Eğitimin miktar ve zamanı (Ne kadar/zaman öğretelim?) ve eğitimin kimlere kimlerle verileceği (Kime/kiminle öğretelim?) bağlamında ön plana çıkan eğitim felsefeleri ise "Esasicilik"tir. Araştırmacılara, tarihte önemli yeri olan kimseler ile okul, dernek, vakıf, siyasi partiler vb. gibi eğitim ile ilişkili olabilecek kurumlar için de, "Eğitim Felsefesi Saptama Aracı"nı ve ek tabloları kullanarak (izin almak suretiyle) benzer çalışmalar yapmaları; uygulamacılara ise eğitimin amaçları boyutunda insanın davranışlarına etki eden temel değerlerin değişmeyeceğini savunan ve Daimicilik akımının özelliklerini taşıyan Mehmet Akif Ersoy'un eserlerini Değerler Eğitiminde kullanmaları önerilebilir.

Ersoy, Mehmet AkifEğitim felsefesi
Ercan Baysülen
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul müdürlerinin iletişim becerileri ile okul kültürü arasındaki ilişki

It 4 «4 11 DOKTORA TEZ OZU OKUL MÜDÜRLERİNİN İLETİŞİM BECERİLERİ İLE OKUL KÜLTÜRÜ ARASINDAKİ İLİŞKİ Yücel ŞİMŞEK Eğitim Bilimleri (Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Mart 2003 Danışman: Prof. Dr. Coşkun BAYRAK Bu araştırma ile öğretmen görüşlerine göre, okul müdürlerinin iletişim becerileri ile okul kültürü arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığına yönelik genel ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmen görüşlerinin belirlenmesi ve böyle bir ilişki olması durumunda bu ilişkinin öğretmenlerin cinsiyet, eğitim düzeyi, mesleki kıdem ve bulundukları okuldaki görev sürelerine göre farklılık gösterip göstermediğinin saptanması amaçlanmıştır. Korelasyon türü ilişkisel tarama modelinde desenlenen araştırma, 2002-2003 eğitim- öğretim yılı güz döneminde Eskişehir merkez ilçedeki 17 resmi genel ortaöğretim kurumunda görev yapan 706 öğretmen üzerinde gerçekleştirilmiş olup, evrenin % 57,25 'nden kullanılabilir veri elde edilmiştir. Araştırmanın amacına yönelik veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen, üç bölüm ve toplam 76 maddeden oluşan "Ofe/ Müdürlerinin İletişim Becerileri ile Okul Kültürü Arasındaki İlişkiye Yönelik Öğretmen Görüşleri anketi ile toplanmıştır. Anketin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış olup, anketin güvenirliği.90'ının üzerindedir. Araştırmada verilerin çözümlenmesi aşamasında, okulların nasıl bir kültüre ve okul müdürlerinin ne tip iletişim becerilerine sahip olduklarının belirlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, yüzdelik değerler ve öğretmen görüşlerinin anlamlılıkin düzeylerinin karşılaştırılmasında ilişkili t testinden yararlanılmıştır. Okul müdürlerini*1 iletişim becerileri ile okul kültürü arasında ilişki olup olmadığının belirlenmesinde ise Pearson Çarpımı Korelasyon Katsayısı çözümlemesi kullanılmıştır. Söz konusu ilişkinin öğretmenlerin olgusal verilerine göre değişip değişmediğinin belirlenmesinde ise yine Pearson Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve korelasyon katsayılarının karşılaştırılmasında z testi tekniği kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan istatistiksel çözümlemelerde anlamlılık düzeyi t testi için -05, Pearson Çarpımı Korelasyon Katsayısı için.01 olarak kabul edilmiştir. Araştırma verilerinin istatistiksel çözümlemeleri "Microsoft Office paket programının Microsoft Excel 2002 ve SPSS 10.0 for Windows" programlan kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, okulların % 19 'nun üst düzeyde güçlü kültüre> % 75'nin güçlü fakat geliştirilmesi gereken kültüre ve % 6 'sının vasat kültüre satûP oldukları; okul müdürlerinin % 25'nin üst düzeyde etkili iletişim becerilerine ve °/° 75'nİn ise etkili fakat geliştirilmesi gereken iletişim becerilerine sahip oldukları belirlenmiştir. Okul müdürlerinin iletişim becerileri ile okul kültürü arasında yüksek düzeyde pozitif bir ilişki olduğu ve bu ilişkinin öğretmenlerin cinsiyetlerine göre farklılaşmadığı fakat eğitim düzeyi, öğretmenlik kıdemi, bulundukları okullardaki gör^v sürelerine göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.

EskişehirEğitim yönetimiMüdürler+7
Yücel Şimşek
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Takım çalışmasına ilişkin yönetici ve öğretmenlerin görüşleri (Afyon ili örneği)

Bu araştırma ile ilköğretim okullarında görevli yönetici ve öğretmenlerin takım çalışmasına ilişkin görüşlerinin cinsiyet, görev unvanı, mesleki kıdem ve en son mezun oldukları okula göre neler olduğunun saptanması amaçlanmıştır. Tarama modelinde desenlenen araştırma, 2002-2003 Eğitim-Öğretim Yılı Güz Döneminde Afyon il merkezindeki 34 resmi ilköğretim okulunda görev yapan 797 yönetici ve öğretmen üzerinde gerçekleştirilmiş olup, evrenin % 73,79'undan kullanılabilir veri elde edilmiştir. Araştırmanın amacına yönelik veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen, iki bölüm ve toplam 29 maddeden oluşan "Yönetici ve Öğretmenlerin Takım Çalışmasına İlişkin Görüşler? anketi ile toplanmıştır. Araştırmada verilerin çözümlenmesi aşamasında yönetici ve öğretmen görüşlerinin belirlenmesinde ve olgusal verilere göre görüşlerin neler olduğunun belirlemesinde frekans ve yüzde hesaplamaları kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, yönetici ve öğretmenlerin yaklaşık üçte ikisinin takım çalışmasının okulların yapısına uygun olduğuna katıldıkları, okullarda kaliteyi artırmak için takımlarla çalışılması gerektiğine inandıkları, takım çalışmasının önemine inandıkları ve takım çalışmasının boşa zaman harcamak olduğuna katılmadıklarıIll belirlenmiştir. Yönetici ve öğretmenlerin takım çalışmasına ilişkin görüşlerinin cinsiyet, görev unvanı, mesleki kıdem ve en son mezun oldukları okula göre benzer düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AfyonkarahisarEğitim yönetimiTakım çalışması+4
Bekir Tuna
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim örgütlerinin performans yönetim sistemi süreçleri açısından değerlendirilmesi (Eskişehir ili)

DOKTORA TEZ OZU İLKÖĞRETİM ÖRGÜTLERİNİN PERFORMANS YÖNETİM SİSTEMİ SÜREÇLERİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Adnan BOYACI Eğitim Bilimleri (Eğitim Yönetimi Teftişi Planlaması ve Ekonomisi) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Temmuz 2003 Danışman: Prof. Dr. Coşkun BAYRAK Yirmi birinci yüzyılın rekabete dayanan değişim paradigması toplumun farklı dünya ölçeğinde sosyal, siyasal, ekonomik ve teknolojik bir dönüşüm yaratırken, bu dönüşüm içerisinde etkinlik gösterecek örgütsel yapıları ve bu yapıların yönetsel süreçlerinde de yapısal bir dönüşüm öngörmektedir. Kalite ve verimlilik gibi kavramların merkezde olduğu bu dönüşüm sürecinde performans yönetim sistemi tüm örgütler için olduğu kadar eğitim sistemi içerisinde yer alan ilköğretim örgütleri için de büyük bir önem taşımaktadır. Performans yönetim sistemi, bireylerin ve örgütlerin performans hedeflerinin belirlenmesi, planlanması, gerçekleştirilmesi ve etkin geribildirim sistemlerinin kurulmasına ilişkin getirdiği bütüncül sistem felsefesiyle diğer örgütlerle birlikte eğitim örgütlerinde de 1990'larm sonlarından başlayarak yaygınlıkla kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, toplumsal kalkınma misyonunun öncelikli ve ağırlıklı olarak ilköğretim basamağında kurgulanması, ilköğretim sistemleri üzerindeki demografik baskı, ilköğretim örgütlerinin diğer basamaklarla karşılaştırıldığında okul, öğrenci ve öğretmen sayılan açısından nicel büyüklükleri ve kullandıkları kaynaklar ilköğretim örgütlerinde performans yönetim sürecinin önemini ortaya koymaktadır. Bu araştırma, ilköğretim örgütlerinin performans yönetim sistemi süreçleri açısından değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Araştırma 2002-2003 eğitim öğretim yılı güzm döneminde Eskişehir merkez ilçedeki Milli Eğitim Bakanlığı 'na bağlı 98 resmi ilköğretim okulunda görev yapan ilköğretim okul yöneticisi ve Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü İlköğretim Müfettişliği Başkanlığı'na bağlı çalışan 32 ilköğretim müfettişiyle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracının geri dönüşü % 81,25 oranında olmuştur. Geçerliliği ve güvenirliği sağlanan veri toplama aracı kişisel bilgilerle dönük bir, ilköğretim örgütlerinde varolan performans yönetim sistemine ilişkin 36 ve alternatif performans değerlendirme sürecine ilişkin üç sorudan oluşmuştur. Toplanan bilgilerin işlenmesi ve istatistiksel çözümlemeler SPSS 10.0 paket programı ile yapılmıştır. Veriler frekans ve yüzdelikler ile X2 tekniğinden yararlanılarak çözümlenmiş, değişkenler arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığının belirlenmesinde.05 anlamlılık düzeyi benimsenmiştir. Yapılan veri analizlerinden sonra şu sonuca ulaşılmıştır: Milli Eğitim örgüt sistemi içerisinde etkinlik gösteren ilköğretim örgütleri performans yönetim sistemi süreçleri açısından değerlendirildiğinde; performans yönetim sisteminin planlama, uygulama ve değerlendirme alt süreçlerinde birbirinden bağımsız işleyen öğelerin varlığından söz etmek olasıdır. Ancak bu öğeler bir sistem felsefesi içinde çalışmaktan uzaktır. İlköğretim okul yöneticileri ve müfettişleri varolan sistem içerisinde bu öğelerin işleyişine ve ürettikleri sonuçlara ilişkin olumsuz görüşe sahiptirler. İlköğretim okul müdürleri ve müfettişleri performans yönetim sisteminin de dahil olduğu çağdaş yönetim sistemlerinin genel özelliği olan işgöreni bir değer olarak kabul ederek planlama, karar alma ve değerlendirme süreçlerine katma ve yöneticilerin yönetme erkinden kaynaklanan güçlerini işgörenlerle paylaşma gibi konularda klasik yönetim yaklaşımının dışına çıkmayarak olumsuz görüş belirtmektedirler.

EğitimEğitim yönetimiOkul yöneticileri+3
Adnan Boyacı
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir ili Yenikent eğitim bölgesi ilköğretim okullarında çalışan öğretmenlerin çatışma yönetimi yaklaşımları

Bu araştırma ile ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin çatışma yönetimi yaklaşımlarına ilişkin algıları ve bu algıların kişisel özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Tarama modelinde desenlenen araştırma, 2007-2008 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Eskişehir ili Yenikent Eğitim Bölgesinde bulunan 12 ilköğretim okulunda görev yapan 224 öğretmen üzerinde gerçekleştirilmiş, evrenin %81,08'inden kullanılabilir veri elde edilmiştir.Araştırmanın amacına yönelik veriler, Holton ve Holton (1993) tarafından geliştirilen, Karip (1999) uyarlanan, her sorunun a ve b maddeleri olmak üzere toplam 60 sorudan oluşan ?Çatışma Yönetimi Yaklaşımları Ölçeği? ile toplanmıştır.

Sungur Dilber
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselme sistemine ilişkin görüşleri- Eskişehir ili örneği

Son yıllarda örgütlerde insan kadar insan kaynakları yönetimi de önem kazanmaya başlamıştır. İnsan kaynakları yönetimi, örgütlerde çalışan bireylerin ihtiyaçlarının giderilmesiyle örgütün hedeflerine ulaştırılmasını sağlamaktadır. İnsan kaynakları yönetiminin kapsamına, is görenin örgüte alınmasından ayrılmasına kadar geçen süre içinde onun için yapılacak her türlü ödeme, yetiştirme, yükseltme, yer değiştirme, özendirme, disiplin, değerlendirme gibi hizmetler girer.Eğitim iş görenlerinin kendilerini geliştirmeleri diğer mesleklere nazaran daha büyük önem taşımaktadır. Artan bilgi ve teknoloji karsısında özellikle öğretmenlerin kendilerini yetiştirmeleri bir zorunluluktur. Böyle bir gereksinim sonucu kariyer basamaklarında yükselme sistemi eğitim örgütlerinde uygulamaya konulmuştur. Bu araştırmanın amacı; Eskişehir il merkezinde bulunan ilköğretim ve ortaöğretim kurumu öğretmenlerinin Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme sisteminde değerlendirme ölçütlerine ve uygulama sonuçlarına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın sonuçları şöyledir: Öğretmenler kıdem, etkinlikler ve hizmet içi eğitim bölümlerine olumlu yaklaşırken, sınav ve sicil ölçütlerine olumsuz yaklaşmakta ve uygulama sonuçlarını da beğenmemektedir. Öğretmenlerin kişisel özelliklerine göre yapılan değerlendirmede ise; bayan öğretmenler kıdem ölçütüne, erkek öğretmenler uygulama sonuçlarına olumlu yaklaşmışlardır. Kıdemi 16 yıldan fazla olan öğretmenler kıdemi 1-5 yıl arası öğretmenlere göre kıdem ölçütüne daha olumlu yaklaşmışlardır. Ortaöğretim kurumu öğretmenleri eğitim ve sınav ölçütüne olumlu yaklaşmışlardır.

Perizat Urfalı
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin uzaktan eğitim yoluyla yetiştirilmeleri için eğitim ihtiyaçlarına dayalı bir program modeli önerisi

Bu araştırmada, okul yöneticilerinin eğitim ihtiyaçlarıyla ilgili görüşleriyle, Eğitim Yönetimi ve Uzaktan Eğitim Teknolojisi alan uzmanlarının görüşleri doğrultusunda, okul yöneticilerinin uzaktan eğitim yoluyla yetiştirilebilmeleri için bir sertifika program modelinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmada iki farklı örneklem gurubundan veriler toplanmıştır. 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Türkiye'deki illerin merkez ilçelerindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapmakta olan 40775 okul yöneticisi araştırmanın evrenini oluşturmaktadır.Olasılıklı örnekleme tekniklerinden biri olan çok aşamalı küme örnekleme tekniği olarak adlandırılan örnekleme biçimine başvurularak çalışmanın örneklemi iki aşamalı bir yöntemle belirlenmiştir. İlk aşamada tüm Türkiye'deki eğitim kurumları 7 coğrafi bölgeye ayrılmış, daha sonra ikinci aşamada bu coğrafi bölgelerden önce iller seçkisiz olarak atanmıştır.Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesindeki yedi ilden (Aydın, Çanakkale, Çorum, Eskişehir Malatya, Mersin, Gaziantep) seçkisiz olarak atanan toplam 1164 okul yöneticisi, araştırmanın birinci örneklemini oluşturmaktadır. Değerlendirme dışı bırakılan 31 anket çıkarıldıktan sonra 1033 (%88,74) anketten araştırma kapsamında veriler elde edilmiştir.Araştırmanın ikinci örneklem grubunun belirlenmesinde kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi kullanılmıştır. Türkiye'de Eğitim Yönetimi alanının gelişmesi ve işbirliği sürecinin arttırılması için oluşturulan Eğitim Yönetimi Profesörler Kurulu'nu oluşturan 43 öğretim üyesiyle, 13-15 Eylül 2006 tarihinde Anadolu Üniversitesi'nde düzenlenen, 2. Uluslar arası Açık ve Uzaktan Eğitim Sempozyumuna bildiriyle katılan ve alanı Uzaktan Eğitim Teknolojisi olan 20 uzaktan eğitim teknolojisi alan uzmanından alınan 14 açık uçlu veri toplama aracı nitel veri analizi sürecine dahil edilmiştir.Araştırmanın amacına yönelik veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Okul Yöneticilerinin Yeterlikleri? anketi ve ?Okul Yöneticilerinin Uzaktan Eğitim Yoluyla Yetiştirilmelerine İlişkin Uzman Görüşleri? adlı açık uçlu veri toplama aracıyla toplanmıştır.Araştırma kapsamındaki nicel verilerin çözümlenmesi sürecinde, betimsel istatistikler, iç tutarlılık katsayıları, eşteş varyans testleri, t testi ve tek faktörlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Birinci ve ikinci tip hatadan kaçınmak amacıyla bu çalışmada yarı Bonferroni Uyarlaması gerçekleştirilmiş ve anlamlılık değeri .01 olarak belirlenmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS 15 İstatistik Paket Programı kullanılmıştır. Araştırma kapsamındaki nitel verilerin çözümlenmesi sürecinde içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, okul yöneticilerinin sahip olması gereken yeterliklere önem verme dereceleriyle ilgili görüşleri, öğretim kademesi, branş ve öğretmenlikteki kıdem değişkenlerine göre farklılık göstermemektedir. Okul yöneticilerinin sahip olması gereken yeterliklere önem verme dereceleri ile ilgili görüşleri, yöneticilikteki kıdem değişkeni bağlamında ise ?Okul Kaynaklarının Etkili Kullanımı Önem Derecesi? hakkındaki yönetici görüşlerinin farklılık gösterdiği, 6-10 yıl deneyimi olan okul yöneticilerinin 21 yıl ve üzeri deneyimi olan okul yöneticilerinden daha olumlu yanıtlar verdikleri belirlenmiştir.Okul yöneticilerinin sahip olması gereken yeterlikler doğrultusundaki eğitim ihtiyaçlarıyla ilgili görüşleri, öğretim kademesi, branş, yöneticilikteki kıdem değişkenlerine göre farklılık göstermemektedir. Okul yöneticilerinin eğitim ihtiyacı ile ilgili görüşlerinin öğretmenlikteki kıdeme değişkenine göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Bu farklılık, Örgütsel İletişim, Mesleki Gelişim ve Okul Kaynaklarının Etkili Kullanımı Eğitim İhtiyaçları boyutlarında, 5 yıl ve daha az deneyimi olan yöneticilerin 6-10 yıl ve 16-20 yıl deneyimi olan yöneticilere göre daha fazla eğitim ihtiyaçları olduğunu belirtmelerinden kaynaklanmıştır.Eğitim yönetimi ve uzaktan eğitim teknolojisi alan uzmanlarının program modelinin yönetim, içerik, katılımcılar ve değerlendirme boyutlarında ilgili görüşleri, toplam 16 temada birleşmiştir.

Eğitim uzmanı yetiştirmeEğitim yönetimiUzaktan eğitim
Eren Kesim
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin örgütsel bağlılık ve yetkilendirilmelerine ilişkin görüşleri

Küreselleşme ve bilişim teknolojilerinin ortaya çıkardığı toplumlarda rekabet ve değişim çabaları, sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda dönüşüme sebep olurken, bir yandan da örgütsel yapılarda da yapısal bir dönüşüm yaratmaktadır. İşgörenlerin örgütle bütünleşmesinin, örgütü benimsemesinin, kalite ve verimlilik kavramlarının önem arz ettiği bu süreçte bağlılık ve yetkilendirme kavramları tüm örgütlerde olduğu kadar eğitim sisteminde yer alan ve en çok okul, öğrenci ve öğretmen sayısına sahip olan ilköğretim okulları için de öne çıkmaktadır.Bu araştırmanın amacı, devlet ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin örgütsel bağlılık ve öğretmen yetkilendirmesine ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmada yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması, 2008-2009 öğretim yılı bahar döneminde Eskişehir ilinde bulunan 8 ilköğretim okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, ilköğretimde görev yapmakta olan 22 sınıf öğretmeni katılmıştır. Araştırma verileri, öğretmenlerin uygun oldukları saatlerde görev yaptıkları okuldaki belirlenen odalarda 12.02.2009-24.02.2009 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan ?Yarı-yapılandırılmış Görüşme Formu? ve ?Öğretmen Kişisel Bilgi Formu? aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma verileri betimsel analiz yoluyla çözümlenmiş, daha sonra, araştırma soruları temel alınarak bulgular tanımlanmış ve yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara dayalı olarak şu sonuçlar ortaya çıkmıştır:Örgütsel bağlılık boyutlarından uyum boyutuyla ilgili olarak en fazla dile getirilen görüşler, dosya ve evrak işlerinin zorunlu olarak yapıldığı ve gereğine inanılmadığı yönündedir. Bağlılığın özdeşleşme boyutuna ilişkin olarak; sınıf öğretmenlerinin yaklaşık yarısının okul örgütleriyle özdeşleşmeye dönük görüşler ifade ettiği ve bunlardan dört öğretmenin mesleğiyle ilgili her şeyi severek yaptığını belirttiği görülmüştür. Araştırmaya katılan iki öğretmenin okullarında çalışmanın ve okul yöneticisinin sağladığı ortamın kendilerini mutlu ettiği, okullarında çalıştıkları için kendilerini şanslı gördükleri biçimindeki görüşleri, içselleştirme düzeyinde bir bağlılığa işaret etmektedir.Sınıf öğretmenlerinin yarıdan fazlası örgütüne uyum boyutunda, bir kısmı özdeşleşme, ikisi ise içselleştirme boyutunda bağlılık gösterdiklerine ilişkin görüşler belirtirken, bağlılığın genel anlamda çalıştıkları okul örgütünden çok mesleklerine olan bağlılık olduğu görülmüştür. Araştırmanın öğretmenlerin örgütsel bağlılıklarına ilişkin başka bir bulgusu ise yöneticilerin adaletli, destekleyici, dürüst ve ılımlı tavrına vurgu yapan tüm öğretmenlerin örgütsel bağlılığa ilişkin olumlu görüşler belirttiği biçimindedir.Araştırmada, öğretmenlerin kararlarda söz sahibi olmalarına ilişkin olarak öğretmenlerin tamamına yakını olumlu görüş belirtirken, bir kısmı okul yönetiminin inisiyatifi dışındaki etmenler sebebiyle kararların uygulanmasında engeller yaşanabildiğini ifade etmiştir. Bununla birlikte öğretmenlerin hemen hemen hepsi mesleki gelişimlerinin artırılması için yapılan etkinliklerin kalite ve verimlilik düzeylerinin az olduğu ve hem eğitim verenlerin hem de etkinlik içeriklerinin geliştirilmesi gerektiği konusunda görüş belirtmişlerdir. Okulda sahip olunan özgürlük, diğer bir deyişle otonomi konusunda ise beş öğretmen ders kitaplarını seçme dışında okulda tamamen özgür olduğunu ifade ederken, beşi okul yönetiminin müdahale etmediği, karışmadığı, dördü yasa ve yönetmelikler çerçevesinde özgür olduğu şeklinde görüş bildirmiştir.Araştırmaya katılan öğretmenlerin tümü sahip oldukları statüyle ilgili görüş bildirmişlerdir. Bu görüşlerin yarısından fazlası saygınlık anlamında manevi doyumun çok olduğu bir meslek yapıldığına, yedisi meslektaşları ile iyi ilişkilere sahip olduğuna, beşi yönetici, öğrenci ve veliler açısından saygınlık hissettiğine, üçü saygınlığı önemli bulduğuna ve mesleğini severek yaptığına ilişkin görüşlerdir. Ayrıca, öğretmenlerin öz yeterliliklerini gösterebilmedeki sorunlara ilişkin olarak belirtilen görüşlerin yarısından fazlası bunun sebebinin öğrencilerin ve okulun sosyo-ekonomik düzeyinin düşük olması, yarısı öğretim materyallerinin eksik ve teknolojik olanaksızlıkların çok olması biçimindedir. Öz yeterlilikleri gösterebilmedeki güçlü yönlere ilişkin olarak ise, öğretmenlerin yedisi bireysel farklılıklara dikkat etmede, altısı bütün mesleki yeterliliklerde, dördü okul aile işbirliğinde kendini etkili görmektedir.Araştırmada, örgütsel bağlılık boyutlarından en çok, uyum boyutunda bağlılığa ilişkin görüşler yer almaktadır. Ayrıca öğretmenlerin bağlılığının genel anlamda çalıştıkları okul örgütünden çok mesleklerine olan bağlılık olduğu görülmektedir. Yöneticilerin olumlu tavırları ise, öğretmenlerin örgütsel bağlılığını artırmaktadır. Bununla birlikte öğretmenlerin mesleki gelişim olanaklarına sahip olma düzeyi, motivasyonlarına ve bağlılıklarına katkı sağlamaktadır. Öğretmenlerin kararlarda ve yeterliliklerini gösterebilmede etkili olduğuna dair inancı örgütsel bağlılığın düzeyini artırmaktadır. Örgüte koşulsuz olarak bağlı öğretmen bulunmamakla birlikte, okulun yetkilendirme anlamında sağladığı olanaklar bağlılığın düzeyini etkilemektedir.

BağlılıkEğitimEğitim yönetimi+8
Nur Banu Araç
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Etik lider olarak okul yöneticisinin özellikleri ve davranışlarına ilişkin ortaöğretim öğretmenlerinin görüşleri (Eskişehir ili örneği)

Toplumsal yapılarda etikle ilgili sorunlar giderek artmaktadır. Bu sorunların üstesinden gelebilmek içinse araştırmacılar örgütlerin liderlerinin özellikleri ve davranışları üzerinde durmaktadır. Bu araştırmanın genel amacı ise Eskişehir Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerine bağlı ortaöğretim örgütlerinde görev yapan öğretmenlere göre etik lider olarak okul yöneticisinin nasıl olması gerektiğini belirlemektir. Bu genel amaç doğrultusunda etik lider olarak okul yöneticisinin özelliklerini, davranışlarını ve değerlerinin kaynağını belirlemeyi amaçlar. Bu araştırma nitel araştırma yöntemine dayanarak hazırlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın verileriyse yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde ise betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2012-2013 eğitim öğretim yılında Eskişehir Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerine bağlı resmi ortaöğretim kurumlarının öğretmenleri oluşturmaktadır ve sayısı 2452'dir. Araştırmanın çalışma grubu ise 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Eskişehir Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerindeki resmi ortaöğretim kurumlarında görev yapan 33 ortaöğretim öğretmenidir. Çalışma grubunu belirlerken amaçlı örnekleme yöntemi olan maksimum çeşitlilik örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanması için araştırmacı tarafından hazırlanan 'Etik Lider Olarak Okul Yöneticisinin Özellikleri ve Davranışları Görüşme Formu' kullanılmıştır. Görüşme formu demografik özellikler ve etik lider olarak okul yöneticisinin özellikleri ve davranışlarına ilişkin görüşme soruları olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Görüşme soruları etik liderlik konusuna ilişkin literatüre, daha önceden yapılmış olan araştırmalara ve araştırmanın amaçlarına göre hazırlanmıştır. Toplam 11 sorudan meydana gelmektedir. Hazırlanmış olan sorular, araştırma problemi ve amacının ne olduğunun yazıldığı bir form haline getirilerek alan uzmanlarının görüşüne sunulmuştur. Alınan görüşler doğrultusunda üzerinde gerekli düzeltmeler yapılmış ve öğretmenler tarafından soruların anlaşılırlığını sınamak içinse 3 öğretmenle pilot görüşme yapılmıştır. Bu çalışmanın sonunda, soru maddelerinin iç geçerliği saptanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde betimsel analiz yaklaşımına dayanarak 4 aşama takip edilmiştir. Bunlar: Görüşme kayıtlarının dökümü, kodlama anahtarının oluşturulması ve kodlanması, kodlamaların karşılaştırılması ve güvenilirlik, bulguların tanımlanması ve yorumlanmasıdır. Araştırmanın güvenilirliği Güvenirlik = Görüş Birliği / Görüş Birliği + Görüş Ayrılığı, formülü kullanılarak hesaplanmıştır. Bu hesaplamaya göre güvenirlik 0,87 olarak bulunmuştur. Araştırma bulgularının tartışılmasında ise Ertürk'ün (2012), Toksoy'un (2011), Aktoy'un (2010), Aydın'ın (2010), Kılınç'ın (2010), Yıldırım'ın (2010), İskele'nin (2009), Özdemir'in (2009), Şimşek ve Altınkurt'un (2009), Karaköse'nin (2008), Gültekin'in (2008), Erdoğan'ın (2007) ve Küçükkaraduman'ın (2006), Turhan'ın (2007) ve Moorhouse'ın (2002) etik liderlikle ilgili araştırmaları dikkate alınmıştır. Araştırmann birinci alt amacı olan 'etik lider olarak okul yöneticisinin özelliklerine' ilişkin sonuçlar yönetim becerileri, insanları etkileme gücü ve insaniyeti ile ilgili özelliklerine odaklanmaktadır. Araştırmann ikinci alt amacı olan 'etik lider olarak okul yöneticisinin davranışlarına' ilişkin sonuçlar (a) okul yönetimi, (b) insan ilişkileri, (c) bireylerin haklarını koruması ve (d) okulda etik kültür oluşturması gibi davranış alanlarına odaklanmaktadır. Bu doğrultuda (a) etik lider olarak okul yönetimine ilişkin davranışları yönetim anlayışı, yönetimde karar alma, şeffaflık, hesap verme, yönetim süreçleri, kurallar ve yaptırımlar, okuldaki sinerji, okulun sorunları-ihtiyaçlar-başarısı ve öğrencinin ihtiyaçları-başarısı gibi davranış alanları ön plana çıkmaktadır. Araştırmanın ikinci amacına ilişkin bir diğer sonuç ise (b) etik lider olarak insan ilişkilerine yönelik sonuçlardır. Bu doğrultuda iletişim becerileri ve insana verdiği değer ile ilgili davranışları iki alt davranış boyutu olarak gözlenebilir. İkinci amaca yönelik bir diğer sonuç ise (c) etik lider olarak okul yöneticisinin bireylerin haklarını korumasına odaklanmaktadır. Bireylerin sosyal ve yasal haklarını koruması, adil davranması ve ayrımcı olmaması bu konuya ilişkin davranışlar olarak tanılanabilir. Araştırmanın ikinci amacına ilişkin dördüncü alt sonuç (d) okulda etik kültür oluşturmaya yönelik davranışlarını ön plana çıkarmaktadır. Bu doğrultuda örnek olan, etik kurallar çerçevesinde okulu yöneten, öğrencilerin katıldığı, etik düşünceyi geliştiren seminerler, etkinlikler, projeler düzenleyen ve ilkeli olan gibi temel nitelikler öğretmenler tarafından okul yöneticilerine atfedilen temel davranışlar olarak gözlenmiştir. Araştırmada yer alan katılımcılara göre araştırmanın üçüncü alt amacında yer alan etik lider olarak okul yöneticisinin değerlerinin kaynağı koşunda dine olan inanç, kişiliği, toplum ve toplumsal kurallar, evrensel değerler ile ulusal ve evrensel değerleri sentezlemesi temel görüşler olarak öne çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bütünleşik bir parçası olarak eğitim yöneticilerinin seçimi, yetiştirilmesi ve geliştirilmesi süreçlerinde etik ilkeler bir ölçüt niteliği taşımalıdır. Okul kültüründe etik değer ve ilkeleri içeren davranış değer ve tutumlar başta okul yöneticileri ve öğretmenler tarafından benimsenmesi ve hayata geçirilmesine yönelik yönetsel ve örgütsel yapı ve süreçler tesis edilmelidir. Anahtar Sözcükler:Etik Liderlik, Okul Yöneticisi, Etik İlke

Etik liderlikEtik liderlikEğitim yönetimi+6
Neşe Börü
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite yönetiminde yöneticilerin düzen ve özgürlük ikilemi algısının incelenmesi

Bu araştırmada, üniversite yönetiminde orta kademe yöneticilerin düzen ve özgürlük ikilemleri olan bürokratik disiplin, mesleki uzmanlık; eşgüdüm, iletişim; yönetsel planlama ve bireysel girişim ikilemlerini nasıl yönettiğinin bir üniversite örneği üzerinde incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmada iki farklı örneklem grubundan veriler toplanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında, Dumlupınar Üniversitesi Evliya Çelebi Yerleşkesi'nde bulunan altı fakülte ve iki yüksekokulda, orta kademe yönetici kadrosunda ve akademik kadroda görev yapan 607 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmanın amacına yönelik veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen "Düzen ve Özgürlük İkilemi Ölçeği" ve "Düzen ve Özgürlük İkilemine İlişkin Görüşler" adlı yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; orta kademe yöneticileri, düzen ve özgürlük ikilemi yönetiminde, seçimini düzen öğesinden yana daha ağırlıklı kullanmaktadır. Ayrıca, araştırma sonuçlarına göre, seçimin hangi düzen ve/ya özgürlük alt boyutunda olduğunun önemli olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, düzen ve özgürlük öğelerine ait boyutların kendi içinde sürekli geliştirilmeye gereksinimi olduğu saptanmıştır. Sonuçlar bağlamında, bireysel yönelimler ile mesleki normlar, idealler ve mesleki denetimin, kurumsal yapı gerekleriyle örtüşerek geliştirilmesi ve uygulamalarda daha etkin hale getirilmesi önerisi getirilmiştir. Ayrıca, orta ve alt kademede karşılıklı, etkili ve sürdürülebilir bir iletişim mekanizması kurularak çalışanların birbirine daha sağlıklı ve yakın bir iletişim alanı içinde ulaşmasına destek sağlanması belirtilmiştir. Anahtar Sözcükler: Üniversite yönetimi, İkilem, Orta kademe yönetici, Düzen, Özgürlük

DüzenEğitim yönetimiYöneticiler+3
Figen Karaferye
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kalkınma planlarında eğitime ilişkin sayısal hedefler ve gerçekleşme düzeyi

Araştırmanın problem cümlesi "Kalkınma Planlarında eğitime ilişkin sayısal hedefler ve gerçekleşme düzeyi nedir?" biçiminde düzenlenmiştir. Kalkınma Planlarında okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim ve : yükseköğretime ilişkin sayısal hedefler ve gerçekleşme düzeylerinin araştırılması alt problemleri oluşturmaktadır..Araştırmanın evreni Kalkınma Planlarındaki sayısal hedeflerdir. Araştırmanın örneklemini Üçüncü, Dördüncü. ve Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planlarındaki örgün eğitime ilişkin sayısal hedefler oluşturmaktadır. Araştırma Üçüncü, Dördüncü vö Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planları ile sınırlandırılmıştır. Planlı kalkınma döneminde örgün eğitime ilişkin sayısal hedeflerin eğitim basamaklarına göre gerçekleşme düzeyleri ve eğitimdeki büyümenin ortaya çıkardığı sorunlar tarihsel bir perspektif içinde incelenmiştir. Betimsel nitelikteki bu araştırmada kullanılan sayısal veriler; Milli Eğitim Bakanlığı, Devlet İstatistik Enstitüsü, Devlet Planlama Teşkilatı ve ?Yükseköğretim Kurulu'ndan elde edilmiştir.Bu araştırmanın sonuçları şöyle özetlenebilir: 1. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planında okul öncesi eğitime ilişkin sayısal hedefler belirtilmemekle birlikte plan dönemi sonunda bu çağ nüfusunun yüzde 1,1 'i okul öncesi eğitim olanağından yararlanabilmiştir. Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde de okul öncesi eğitime ilişkin sayısal hedefler belirlenmemiştir. Bu Plan dönemi sonuna gelindiğinde okul öncesi eğitimde okullaşma oranı yüzde 1 dolayında gerçekleşmiştir. Okul öncesi eğitime ilişkin sayısal hedefler ilk kez Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planında belirlenmiştir. Okul öncesi eğitimde okullaşma oranının yüzde 10'a çıkarılması hedeflenmiş; gerçekleşme ise yüzde 4,1 olmuştur. 2. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde temel eğitim birinci kademede (ilkokul) okullaşma oranının yüzde yüze çıkarılması hedeflenmiş, gerçekleşme yüzde 87,5 düzeyinde olmuştur. Bu Plan döneminde öğretmen sayısı artmış, ancak bölgeler arasındaki ve kır-kent arasında öğretmen dağılımındaki dengesizlik devam etmiştir. Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planında temel eğitim birinci kademede (ilkokul) okullaşma oranının yüzde yüze çıkarılması hedeflenmiş; ancak gerçekleşme düzeyi yüzde 88,7 olmuştur. Bu dönemde ikili öğretim yaygınlaşmıştır. İlk kez Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde ilkokul düzeyinde çağ nüfusunun tümünün okullaşmasını sağlayacak kapasite artışı sağlanmış; ve okullaşma oranı yüzde yüz olarak gerçekleşmiştir. Bu Plan döneminde özellikle büyük kentlerde ikili öğretim sorunu devam etmiştir.3. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde ortaokul düzeyinde okullaşma oranı hedefi yüzde 50,7'dir. Gerçekleşme ise yüzde 43,8 olmuştur. Bu dönemde dengesiz ve düzensiz ortaokul açılmıştır, özellikle kırsal bölgelerde 1 ya da 2 öğretmenle eğitim yapan okulların sayısı artmıştır. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde genel liselerde plan hedefleri aşılmış bu düzeyde okullaşma oranı yüzde 17'ye yükselmiştir. Mesleki ve teknik okullarda plan hedefleri aşılmış; ancak bu artış daha çok mesleki ve teknik liseler kapsamında ele alınan ticaret liseleri ve imam hatip liselerinde meydana gelmiştir. Bu dönemde mesleki-teknik okullarda öğretmen başına düşen öğrenci sayısında artışlar olmuştur. Bu artışlar daha çok endüstri ve meslek liseleri ile teknik liselerde olmuştur. Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde ortaokul düzeyinde okullaşma oranının yüzde 60'a çıkarılması hedeflenmiş; plan dönemi sonunda gerçekleşme yüzde 51 '9 olmuştur. Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde lise düzeyinde okullaşma oranı genel liselerde yüzde 17,7'den yüzde 17,6'ya mesleki-teknik liselerde ise yüzde 11,9'dan yüzde 10,9'a düşerek plan hedeflerinin gerisinde kalınmıştır. Bu dönemde genel ortaokul ve liselerde öğretmen başına düşen öğrenci sayısında olumlu gelişmeler olmuştur. Plan dönemi sonunda bu okullarda bir öğretmene düşen öğrenci sayısı 22'dir. Mesleki-teknik liselerde bir öğretmene düşen öğrenci sayısı 14'e düşmüş; ancak bu okullarda gereksinim fazlası öğretmen bulunurken, özellikle meslek dersi dallarında öğretmen sıkıntısı çekilmiştir.Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde genel ortaokullarda okullaşma oranı hedefi yüzde 55'tir. Gerçekleşme ise yüzde 49,6 olmuştur. Genel ve mesleki-teknik ortaokullarında okullaşma oranı hedefi yüzde 75'tir. Gerçekleşme ise yüzde 57,1 olmuştur. Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde genel liselerde okullaşma oranı hedefi yüzde 18,8'dir. Plan dönemi sonunda gerçekleşme ise 19,6 olmuştur. Plan hedefleri aşılmış olmakla birlikte çağ nüfusunun mesleki ve teknik liselerde daha çok genel liselere yönlendirilmesi plan hedefleri ile bağdaşmamaktadır. Mesleki ve teknik liselerde plan hedefi yüzde 20,6'dır. Gerçekleşme ise yüzde 13,9 olmuştur. Bu dönemde genel ve mesleki-teknik liselerde toplam okullaşma oranı hedeflerine ulaşılamamıştır. Plan hedefi yüzde 39,4'tür. Gerçekleşme ise yüzde 34,5 olmuştur. Beşinci Beş Yıllık kalkınma Planı döneminde genel ortaokul ve liselerde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı artmış; bu okullarda öğretmenlerin yurt düzeyinde dengesiz dağılımı ve ikili öğretime ilişkin sorunlar devam etmiştir. Ayni durum mesleki ve teknik liselerde de söz konusu olmuştur, öğretmenlik mesleğine giriş ilk kez bu dönemde merkezi sınava yapılmıştır. 4. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde yükseköğretimde 90.000 kişilik ek kapasite yaratılarak bu düzeyde okullaşma oranının yüzde 9'a çıkarılması hedeflenmiştir. Bu dönemde yükseköğretim önündeki yığılmayı önlemek amacıyla mektupla öğretim uygulamasına başlanmıştır. Yaygın Yükseköğretim Kurumuna (YAY-KUR) bağlı öğrenci sayısı 84.728 olmuştur. Böylece yükseköğretim kurumlarının olağan kapasiteleri yanında ikili öğretim, gece öğretimi, kapalı devre TV. ile eğitim ve mektupla öğretim yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu Plan döneminde yükseköğretimde okullaşma oranı plan hedefleri aşılarak yüzde 6'dan yüzde 9,9'a çıkarılmıştır. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısında artışlar olmuştur. Plan dönemi başında bir öğretim elemanına 15 öğrenci düşerken plan dönemi sonunda bu sayı 20'ye ulaşmıştır. Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde yükseköğretimde 213.000 kişilik ek kapasite yaratılarak bu düzeyde okullaşma oranının yüzde 15'e çıkarılması hedeflenmiştir. Ancak plan dönemi süresince 53.097 kişilik ek kapasite artışı. sağlanarak okullaşma oranı yüzde 8,2 olarak gerçekleşmiştir. Bu Plan döneminde yükseköğretimde öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısında olumlu gelişmeler olmuştur. Plan dönemi başında bir öğretim elemanına 16 öğrenci düşerken plan dönemi sonunda bu sayı 13 olarak gerçekleşmiştir. Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde yükseköğretimde 161.000 kişilik ek kapasite yaratılarak okullaşma oranının yüzde 12'ye çıkarılması hedeflenmiştir. Bu Plan döneminde yükseköğretimde kapasite ve okullaşma oranı bakımından plan hedefleri aşılmıştır. 1982-1983 öğretim yılından itibaren Açık öğretim Fakültesine öğrenci alınması plan hedeflerinin aşılmasında etkili olmuştur. Plan dönemi sonunda yükseköğretimde okullaşma oranında gerçekleşme yüzde 12'6 düzeyinde olmuştur. Bu Plan döneminde 20.700 öğretim elemanı istihdam edilmesi ve öğretim elemanı sayısının 24.300'den 45.000'e çıkarılması hedeflenmiştir. Ancak bu dönemde 6.907 öğretim elemanı istihdam edilerek toplam öğretim elemanı sayısı 28.856'ya ulaşmıştır. Plan dönemi başında bir öğretim 144 elemanına düşen öğrenci sayısı 18 iken plan dönemi sonunda bu sayı 19'a yükselmiştir.

Amaçlara göre yönetimAmaçlara göre yönetimEğitim+6
Hüseyin Gül
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okullarında performans değerlendirme sisteminin uygulanabilirliği: Öğretmen ve yönetici görüşleri

Bu araştırmanın amacı, ?İlköğretim okullarında Performans Değerlendirme Sisteminin Uygulanabilirliği?ni öğretmen ve yönetici görüşlerine dayalı olarak tespit etmektir. Günümüzde denetim kavramı değişmiş, ortaya konan performans önem kazanmıştır. Performansın yürürlükteki mevzuatla ne derece uyum ve verimlilik sağladığı dikkate alınmaktadır. Uygulanabilir çözüm önerileri getirecek şekilde içerik kazanmaktadır.Araştırma, İlköğretim okullarında performans değerlendirme sisteminin uygulanabilirliğini, öğretmen ve yönetici görüşleri ile incelemeyi esas almıştır. Denetim ister okul yöneticisi tarafından yapılsın isterse üst düzey yönetmen ve müfettişlerce yapılsın, denetimde tek amaç okulun etkililiğidir. Bu araştırma, performans değerlendirme sisteminin uygulanabilirliği hakkında yapılması gerekenlere dikkat çekmek bakımından önemlidir.Araştırmada, tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı iki ayrı bölümden oluşmaktadır. Bunlardan ilki kişisel bilgiler formudur. Bu forma bağlı olarak öğretmenlere ve yöneticilere otuzar soruluk ?İlköğretim okullarındaki öğretmen ve yöneticilerin performans değerlendirme sisteminin uygulanabilirliği ile ilgili algıları? anketi uygulanmıştır. Araştırmada, tezin amaçlarına ulaşmak için İstanbul ilinde bulunan ve performans değerlendirme sisteminin daha önce uygulamasının yapıldığı toplam altı ilköğretim okulu belirlenmiştir. Toplanan verilerin istatistiksel çözümlenmesi, SPSS programından yararlanılarak yapılmış, gruplar arasındaki anlamlılık testlerinde p= 0.05 düzeyi esas alınmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma ve t-testi, tek yönlü varyans analizi (One-Way Anova) kullanılmıştır.Çalışma bulguları, performans değerlendirme sisteminin uygulanabilir olduğunu ortaya koymaktadır. Öğretmenler kendi performanslarının öğrenciler, veliler ve meslektaşları tarafından değerlendirilmesinde bir sakınca görmemektedirler. Diğer taraftan, öğretmenlerin müfettişlerce denetlenmeleri ile performansları arasında anlamlı bir sonuç elde edilememiştir. Buna bağlı olarak öğretmenlerin müfettişler tarafından değerlendirilmesinin performansları ile ilişkili olmadığı söylenebilir.Araştırma bulgularına göre performans değerlendirme sisteminin uygulanabilir olduğu örneklemde ortaya çıkmıştır. Buna göre öğretmenler kendi performanslarının öğrenciler, veliler ve meslektaşları tarafından değerlendirilmesinde bir sakınca görmemektedirler.

EğitimEğitim denetimiEğitim kurumları+5
Banu Bilge Çelik Uyanıktürk
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin liderlik stilleri ile öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, okul müdürlerinin sergiledikleri liderlik stilleri ile öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişkiyi öğretmen görüşlerine göre incelemektir. Araştırmaya, Şırnak ili İdil ilçesindeki 37 ilköğretim okulunda görevli 272 öğretmen katılmıştır. Veriler, Çok Faktörlü Liderlik Anketi ve Minnesota İş Doyumu Anketi kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi aşamasında, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, dönüşümcü ve sürdürümcü liderlik stili ile içsel doyum arasında düşük, dışsal iş doyum arasında ise orta düzeyde pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Buna karşın, serbestlik tanıyan liderlik stili ile içsel iş doyum arasında düşük ve dışsal iş doyumu arasında ise orta düzeyde negatif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Ümran Aslan
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ve ortaokullarda görevli öğretmenlerin örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık algılarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi: Şahinbey / Gaziantep örneği

Bu araştırmanın amacı, ilkokul ve ortaokullarda görevli öğretmenlerin örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık algılarının bazı demografik değişkenler açısından incelemektir. Bu araştırma, tarama modelinde betimsel çalışmadır. Çalışmanın örneklemini, Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde bulunan resmi ilkokul ve ortaokullarda görevli 400 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, "Örgütsel Adalet Ölçeği" ve "Örgüt Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verileri "ortalama", "standart sapma", "t-testi", "tek yönlü varyans analizi", "Post Hoc çoklu karşılaştırmalar testi" ve "Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı" ile çözümlenmiştir. Araştırmada, ilkokul ve ortaokullarda görevli öğretmenlerin örgütsel bağlılık alt boyutlarının "kararsızım" yani orta düzeyde, örgütsel adalet algıları alt boyutlarının ise "katılıyorum" yani iyi düzeyde olduğu görülmüştür. Elde edilen verilerle, araştırmaya katılan öğretmenlerin değerlendirmelerinin, cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, hangi kademe öğretmeni olduğu ve bulundukları okulda hizmet süreleri değişkenlerine bağlı olarak farklılık gösterip göstermediği test edilmiştir. Araştırma kapsamında örgütsel bağlılık ve örgütsel adalet algıları boyutları ile demografik özelliklerin bazı noktalarında anlamlı ilişkiler bulunmuş ve yorumlanmıştır. İlkokul ve ortaokullarda görevli öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ve örgütsel bağlılıkları arasında pozitif, anlamlı ve orta derecede bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.

Adalet algısıOrtaokul öğretmenleriÖrgütsel adalet+4
Durdane Gök
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokullardaki stratejik planlama uygulamaları ve örgütsel iletişim arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; ilkokul öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda örgütsel iletişim ve stratejik planlama uygulamaları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaçla öncelikle öğretmenlerin örgütsel iletişime ve stratejik planlama uygulamalarına ilişkin görüşleri; ardından öğretmen görüşlerinin kıdem, görev yapılan okuldaki çalışma süresi ve birlikte görev yaptığı okul müdürü ile çalışma süresi değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Son olarak ise örgütsel iletişim ve stratejik planlama uygulamaları arasındaki ilişkiye ve örgütsel iletişimin stratejik planlama uygulamalarını yordama gücüne bakılmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ili merkez ilçelerindeki ilkokullarda görev yapan öğretmenler arasından basit tesadüfi örnekleme yoluyla seçilmiş 380 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri; ilkokullardaki stratejik planlama uygulamalarına ve örgütsel iletişime ilişkin ölçekler aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin Analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Tukey HSD çoklu karşılaştırma testi ve bağımsız örneklem T-testi uygulanmıştır. Stratejik planlama uygulamaları ile örgütsel iletişim arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı (r) hesaplanmış ve örgütsel iletişimin stratejik planlama uygulamalarını yordama gücünün belirlenebilmesi amacıyla doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; öğretmenlerin stratejik planlama uygulamalarına ve örgütsel iletişime ilişkin görüşlerinde kıdem değişkenine göre anlamlı farklılık bulunmaktadır. Stratejik planlama uygulamaları ile örgütsel iletişim arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır ve örgütsel iletişim, okullardaki stratejik planlama uygulamalarının anlamlı bir yordayıcısıdır. Araştırmanın sonuçlarına dayalı olarak; stratejik planlama uygulamalarının daha sağlıklı gerçekleştirilebilmesi için okul içindeki iletişim süreçlerinin güçlendirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel İletişim, Stratejik Planlama, İlkokullar

PlanlamaStratejik planlamaÖlçme-değerlendirme+5
Rukiye Ekici
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimde iki dilli çocukların sosyal gelişimi

Küreselleşme, ekonomik sorunlar, savaşlar ve göçler gibi toplumsal olaylar günümüzde çok sayıda toplum ve kültürün bir arada yaşamasını gerektirmektedir. Ancak çeşitli nedenlerle çok kültürlü, çok dilli toplumsal yapı her zaman desteklenmemektedir. Bu da özellikle çocukların sosyal gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir. Araştırmanın amacı, iki dilli çocukların okul öncesi dönem sosyal gelişiminin araştırılmasıdır. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Mardin/Artuklu ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'nda, 2014-2015 eğitim öğretim yılında görev yapmakta olan okul öncesi eğitimi veren öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan 5'li likert veri toplama aracı okul öncesi çocuklarda sosyal gelişim normları ve süreçleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Çalışmanın bulgularında okul öncesi dönemde iki dilli çocukların sosyal gelişiminin genel olarak olumlu algılandığı ve iki dilli olmanın özellikle yetişkinlerle olan iletişime dair sosyal gelişimi olumsuz etkilediği saptanmıştır. Sonuç olarak iki dili çocukların sosyal gelişimlerinin yetkililerin ve araştırmacıların araştırma ve uygulamalarında dikkate alması gereken önemli bir konudur. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi, İki Dillilik, Sosyal Gelişim, İletişim Becerileri, Davranışsal Gelişim, Grup İçi Gelişim

Mine Ayanoğlu
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Özel Türk ilköğretim okullarında halkla ilişkiler etkinliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın genel amacı; özel Türk ilköğretim okullarında halkla ilişkileretkinliklerinin incelenmesidir. Halkla ilişkiler etkinliklerini uygularken yöneticilerin vegörevlilerin üstlendiği rolleri, halkla kurulan iletişimi güçlendirmek için kullanılaniletişim yollarını, okulda halkla ilişkiler programını etkili olarak uygulayabilmek içingereken etkinliklerin yapılıp yapılmadığını ve halkla ilişkilerin verimliliğini ölçmek içingereken yöntemlerin uygulanıp uygulanmadığını incelemek alt amaçlarıoluşturmaktadır. Ayrıca halkla ilişkiler etkinliklerinin; okulun öğrenci sayısı, buetkinlikler için ayrılan okul bütçesi, etkinlikleri hangi birimin uyguladığı, birimdeçalışan kişi sayısı ve çalışan kişilerin mezun olduğu bölüm gibi değişkenlere görefarklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Araştırmada tarama modeli kullanılmış, alan yazın taraması, internet ve anketveri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Kullanılan anket formu ngilizcedenTürkçe'ye uyarlanmış ve 297 öğretmene uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen verileraritmetik ortalama, standart sapma, Anova, Kruskal Wallis-H testi, Post-hoc gibiteknikler kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma bulgularında öğretmenler; yöneticiler ve diğer çalışanların halklailişkiler rollerini gerçekleştirme konusunda ( x = 3.24), okulun halkla kurulan iletişimigüçlendirmek için medya ve iletişim araçlarını kullanmaları konusunda ( x = 3.16), etkilihalkla ilişkiler programı için gereken etkinliklerin yapılması konusunda ( x = 3.35) vehalkla ilişkilerin verimliliğini ölçme etkinlikleri konusunda ( x = 3.02) ?kararsızım?cevabını vermiştir.Bununla birlikte, araştırma bulgularında, halkla ilişkiler ölçeği puanlarının;okulun öğrenci sayısı, halkla ilişkiler bütçesi, halkla ilişkilerden sorumlu olan birim,halkla ilişkiler biriminde çalışan kişi sayısı, birimde çalışanların mezun olduğu bölümdeğişkenlerine göre farklılaştığı yani aritmetik ortalamalar arasındaki farkın istatistikselolarak anlamlı olduğu ortaya çıkmıştır. Etkinliklerin gerçekleştirilmesinde; puanlaröğrenci sayısı fazla olanlar, halkla ilişkiler etkinliklerine yüksek bütçe ayıranlar, halklailişkiler biriminde dört kişi çalıştıranlar, halkla ilişkiler birimi olanlar ve son olarakhalkla ilişkiler etkinliklerini halkla ilişkiler bölümünden mezun olan kişilerin yürüttüğüokullar lehine olmuştur.ii

Seda Zeynep Kılıç
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu lisleri ve genel liselerde görevli öğretmenlerin performans değerlendirmesine yönelik algıları (İstanbul ili Büyükçekmece ilçesi örneği)

Bu araştırmada, stanbul li Büyükçekmece lçesi sınırları içinde bulunan genelliseler ile Anadolu liselerinde görev yapan öğretmenlerin, performansdeğerlendirmesine ilişkin algılarının belirlenmesi konusu ele alınmıştır. Milli EğitimBakanlığınca son yıllarda başlatılan çalışmalara göre, öğretmen performansınındeğerlendirmesi sürecine öğrenci, veli, zümre öğretmeni ve yöneticinin katılımlarınınsağlanması hedeflenmektedir. Çoklu veri kaynakları yoluyla öğretmen performansınındeğerlendirilmesine yönelik öğretmen algılarının belirlenmesi bu çalışmanın temelamacıdır.Tarama modeline göre yapılan araştırmanın verilerini elde etmek için beşbölümden oluşan ölçek kullanılmıştır. Veri toplama aracı Büyükçekmece ilçesisınırlarında bulunan on genel lisesinde görevli 213 ve iki Anadolu lisesinde görevli 41öğretmen olmak üzere toplam 254 öğretmene uygulanmıştır.Araştırmaya göre , öğretmenlerin çoklu veri kaynakları yoluylaperformanslarının değerlendirilmesine yönelik algıları olumludur ve genelde?katılıyorum? aralığındadır.Öğretmenlerin performans kriterlerine ilişkin algılarında cinsiyet, kendialanı ile ilgili hizmetiçi eğitim alıp almama, medeni durum, yaş, kıdem, bitirilen okulve okul türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir. Diğer yandan?performans değerlendirme ile ilgili hizmetiçi eğitime katılıp katılmama? değişkeninegöre veli, zümre öğretmeni ve yönetici boyutlarında anlamlı farklılık belirlenmiştir.Benzer biçimde, ?performans değerlendirme ile ilgili kitap okuyup okumama?değişkenine göre, öğrenci, veli ve yönetici boyutlarında anlamlı farklılık belirlenmiştir.iiiii

Nihal Cihantimur
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin karara katılma durumları

Müge GÜRKAN?Mesleki ve Teknik Eğitim Kurumlarında Görev Yapan Öğretmenlerin Karara KatılmaDurumları?ÖZETBu araştırmanın genel amacı, Mesleki ve Teknik Eğitim kurumlarında görevyapan öğretmenlerin okul düzeyinde alınmakta olan kararlara katılma durumları veisteklerine ilişkin algılarını tespit ederek; bu algıların öğretmenlerin bireyseldeğişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır.Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada, öğretmenlerinbireysel özelliklerini belirlemek için beş sorudan oluşan bir form; kararlara katılmadurumlarını ve kararlara katılma isteklerini ilişkin veri toplamak için ise Form A veForm B'den oluşan ?Kararlara Katılma Anketi? kullanılmıştır. Anket formları toplam531 öğretmene uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler aritmetik ortalama,yüzde, standart sapma, t-testi, ANOVA ve LSD testi gibi teknikler kullanılarak analizedilmiştir.Araştırmada şu sonuçlar elde edilmiştir:• Öğretmenler okul düzeyinde alınmakta olan kararlara çok az katılmaktadırlar.• Öğretmenler okul düzeyinde alınmakta olan kararlara katılmayı çokistemektedirler.• Öğretmenler okul düzeyinde alınmakta olan kararlara katıldıklarından dahafazla katılmak istemektedirler.• Öğretmenler okul düzeyinde alınmakta olan öğretimsel kararlara yönetimselkararlardan daha fazla katılmaktadırlar.• Öğretmenler okul düzeyinde alınmakta olan öğretimsel kararlara yönetimselkararlardan daha fazla katılmak istemektedirler.• Öğretmenlerin okul düzeyinde alınmakta olan kararlara katılma durumları ileilgili algıları; cinsiyet, mesleki kıdem, okul kıdemi ve okul türü değişkenlerinegöre anlamlı farklılık göstermektedir.• Öğretmenlerin okul düzeyinde alınmakta olan kararlara katılma istekleri ileilgili algıları; cinsiyet ve okul türü değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermektedir.

Müge Gürkan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Megep kapsamına alınan öğrenciler ile alınmayan öğrencilerin başarı düzeyleri ile başarısızlık nedenlerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, mesleki ve teknik okulların dokuzuncu sınıf öğrencilerinden MEGEP kapsamına alınan öğrenciler ile proje kapsamına alınmayan, aynı bölümdeki mesleki teknik eğitim öğrencilerinin, başarılarını etkileyen nedenler dikkate alındığında, başarı düzeyleri arasında, izledikleri programa göre anlamlı bir fark olup olmadığını ortaya koymaktır.Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Öğrencilerin başarı durumlarını etkileyen nedenlerin belirlenmesi için "Başarısızlık Nedenleri Anketi" kullanılmıştır. Anket formları toplam 654 öğrenciye uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilerin başarı düzeylerinin karşılaştırılması için de, ortak derslere göre, yılsonu başarı notları değerlendirmeye alınmıştır. Anketlerden ve yılsonu başarı notlarından elde edilen veriler Mann Whitney U Testi kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada şu sonuçlar elde edilmiştir:? Araç Yapımı ve Tamiri alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, mesleki teknik eğitimin ders saatinin ve sayısının fazlalığından kaynaklı birkaç durumla ilgili anlamlı fark vardır. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları arasında anlamlı fark yoktur.? Elektrik Elektronik Teknolojisi alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre anlamlı fark yoktur. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları bakımından, MEGEP öğrencileri MTE öğrencilerine göre daha başarılıdır.? Gaz ve Tesisat Teknolojisi alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre anlamlı fark yoktur. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları arasında anlamlı fark yoktur.? Giyim Üretim Teknolojisi alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre anlamlı fark yoktur. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları bakımından, MEGEP öğrencileri MTE öğrencilerine göre daha başarılıdır.? İnşaat Teknolojisi alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre anlamlı fark yoktur. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları arasında anlamlı fark yoktur.? Kuyumculuk alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre anlamlı fark yoktur. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları bakımından, MEGEP öğrencileri MTE öğrencilerine göre daha başarılıdır.? Makine Teknolojisi alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre anlamlı fark yoktur. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumlan bakımından, MEGEP öğrencileri MTE öğrencilerine göre daha başarılıdır.? Metal Teknolojisi alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre, rehberlik eksikliğinden ve MEGEP öğrencilerinin yetersizliklerinden kaynaklı olarak birkaç durumla ilgili anlamlı fark vardır. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları arasında anlamlı fark yoktur.? Yiyecek İçecek Hizmetleri alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, MEGEP öğrencilerinin yetersizliklerinden kaynaklı olarak birkaç durumla ilgili anlamlı fark vardır. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumlan arasında anlamlı fark yoktur.

Kadir Kükcü
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim müfettişlerinin rol ve davranış boyutu kapsamındaki mesleki etik ilkelere uyma düzeyleri konusundaki ilköğretim müfettişlerinin ve öğretmenlerinin algıları

Bu arastırma, ilkögretim müfettislerinin rol ve davranıs boyutu kapsamındaki mesleki etik ilkelere uyma düzeyleri konusundaki ilkögretim müfettislerinin ve ögretmenlerinin algılarını belirlemek amacıyla yapılmıstır. Arastırma tarama modeli ile yapılmıstır. Arastırmanın çalısma evrini İstanbul ili Anadolu bölümüdür. Arastırmanın iki çalısma grubu bulunmaktadır. Birinci çalısma grubunu Türk Egitim Sisteminin denetim alt sisteminde görev yapan ilkögretim müfettisleri olusturmaktadır. İstanbul ili Anadolu bölümünde görev yapmakta olan ilkögretim müfettislerinin tamamı arastırmaya alınmıstır. Veri toplama aracı olarak tutum ölçer (24 madde) kullanılmıstır. Toplam 130 tutumölçerden 128'i degerlendirmeye alınmıstır. İkinci çalısma grubunu ise, İstanbul ili Anadolu bölümünde bulunan ve Milli Egitim Bakanlıgı'na baglı resmi ilkögretim okulu sayısı en fazla olan 3 merkez ilçe (Kadıköy, Ümraniye, Pendik) ile okul sayısı en az olan 3 merkez ilçede (Tuzla, Sultanbeyli, Kartal) yer alan 36 ilkögretim okulunda çalısan ögretmenler olusturmaktadır. Merkez dısında kalan Sile ilçelesi ile okul sayısı çok az olan Adalar, bu çalısmanın evrenine alınmamıstır. Veri toplama aracı olarak aynı tutum ölçer kullanılmıstır. Bu alt evrene toplam 662 tutum ölçer uygulanmıstır. Tutum ölçerlerin 481 tanesi degerlendirmeye alınmıstır. Toplanan verilerin analizinde sıklık tabloları, merkezi ve yaygınlık ölçüleri ile degiskenlerin ikili gruplamasında bagımsız gruplarda t-testi, üç veya daha çok gruplamada ise (ANOVA) tek yönlü varyans analizi yöntemi kullanılmıstır. Tek yönlü varyans analizi ile bulunan farklılıkların hangi yönde oldugunu tespit etmek için Post- Hoc Tukey testi kullanılmıstır. Arastırmanın bulgularına göre; müfettisler, meslektaslarının etik ilkelere uyma düzeylerinin her iki boyuta iliskin olarak ve genel olarak ?çok? oldugunu düsünmektedirler. Ögretmenler, ilkögretim müfettislerinin etik ilkelere uyma düzeylerinin her iki boyuta iliskin olarak ve genel olarak ?orta? düzeyde oldugunu düsünmektedirler. Ögretmenler, ilkögretim müfettislerinin rol boyutundaki etik ilkelere uyma düzeylerinin, davranıs boyutundakilere uyma düzeylerinden daha fazla oldugunu belirtmislerdir. İlkögretim müfettisleri, meslektaslarının rol ve davranıs boyutları kapsamında yer alan mesleki etik ilkelere uyduklarını ifade ederken, ögretmenler daha az uyduklarını ifade etmislerdir. İlkögretim müfettisleri ve ögretmenlerin algılarında davranıs ve rol boyutunu olusturan tüm maddeler göreve göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermistir . Ögretmenlerin, ilkögretim müfettislerinin rol ve davranıs boyutlarındaki mesleki etik ilkelere uyma düzeylerine iliskin algıları ile kisisel degiskenlerden cinsiyet arasında anlamlı bir fark çıkmamıstır. Buna karsın kıdem ve brans degiskeni açısından anlamlı farklılıklar saptanmıstır. İlkögretim müfettislerinin, meslektaslarının rol ve davranıs boyutlarındaki mesleki etik ilkelere uyma düzeylerine iliskin algıları ile kisisel degiskenlerden cinsiyet arasında anlamlı bir fark çıkmamıstır. Ancak kıdem degiskenine göre anlamlı bir farklılık saptanmıstır.

Eylem Dutağacı İşlek
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okulu müdürlerinin etik davranışları

Bu arastırmanın genel amacı resmi ilköğretim okulu müdürlerinin etik ilkelere ne derecede uygun davrandıklarının belirlenmesidir. Bu amaçla ilköğretim okulu müdürlerinin, öğretmenlerinin ve ilköğretim müfettislerinin algılarına basvurulmustur. Arastırmanın evrenini ?stanbul ili Avrupa yakasındaki resmi ilköğretim okulları olusturmaktadır. Arastırmanın örneklemine Avrupa yakasındaki 19 ilçeden toplamda 31 okul yansız seçim yoluyla belirlenmistir. Öğretmen ve müfettisler için örnekleme yapılmamıs, bu okullarda görev yapan tüm öğretmenler ve Avrupa yakasında görev yapan ilköğretim müfettisleri arastırmaya dahil edilmistir. Arastırmaya 559 öğretmen, 106 müfettis ve 31 müdür olmak üzere toplamda 696 kisi katılmıstır. Veri toplama aracı olarak Aydın(1997)'ın gelistirdiği eğitim yöneticileri etik ilkeler anketi kullanılmıstır. Ankette arastırmaya katılanlardan okul müdürünün uyması gereken 79 etik ilkeye ne derecede uygun davrandıklarını belirtmeleri istenmistir. Ankette öğretmenler beraber çalıstıkları müdürü, müdürler kendilerini, müfettisler de görev yaptıkları yerlerdeki müdürleri değerlendirmislerdir. Arastırmada elde edilen verilerin analizi için SPSS-11.5 paket programı kullanılmıstır. Verilerin çözümlenmesinde ise standart sapma, frekans, yüzde ve aritmetik ortalamalardan yararlanılmıstır. Görev, yas ve kıdem değiskenlerine göre farklılıkları tespit etmek amacıyla T testi, varyans analizi ve LSD testi yapılmıstır. Arastırma sonucuna göre öğretmenler okul müdürlerinin müdürlük yaparken etik ilkelere uygun davrandıklarını algılamaktadırlar. Öğretmenler, okul müdürlerinin en çok saygı boyutundaki etik ilkelere uygun davrandıklarını belirtirken, en az hosgörü boyutundaki etik ilkelere uygun davrandıklarını belirtmektedirler. Müdürler, kendilerini tüm etik ilkelere uygun davrandıkları seklinde algılamaktadırlar. Müfettisler ise müdürler ve öğretmenlerden farklı olarak müdürlerin etik ilkelere uygun davrandıkları görüsüne az katılmaktadırlar. Müfettisler, okul müdürlerinin en çok saygı boyutundaki etik ilkelere uygun davrandıklarını belirtirken, en az dürüstlük boyutundaki etik ilkelere uygun davrandıklarını algılamıslardır. Buna göre müdürlerin etik ilkelere uygun davrandıkları görüsüne en az katılan grup müfettis grubu olmustur. Yas değiskenine göre her üç grupta da anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Kıdem değiskenine göre müdürlerin algılarında anlamlı fark bulunmazken öğretmen ve müfettislerin algılarında anlamlı farklılıklar bulunmustur. Meslekte yeni olan öğretmenler ile müfettisler daha kıdemli olanlara göre müdürlerin etik ilkelere daha çok uygun davrandıklarını belirtmektedirler.

Etik
Çetin Erdoğan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin demografik değişkenler ve kişilik özellikleri ile çatışma yönetimi stili tercihleri arasındaki farklılıklar ve ilişkiler

Çatısma gerek bireysel gerekse örgütsel hayatın kaçınılmaz bir gerçeği olarak görülmektedir. Çatısmanın olumsuz olduğu kadar olumlu sonuçları da vardır. Çatısmanın sonuçlarının olumlu ya da olumsuz olması onun kaynağının doğru bir biçimde anlasılması ve çatısmanın uygun yöntemlerle ele alınmasına bağlıdır. Örgütlerde ve özelliklede insan öğesinin ön planda olduğu eğitim örgütlerinde çatısmanın doğru analiz edilebilmesi ve iyi yönetilebilmesi için insanı ve onun davranıslarına yön veren kisilik özelliklerini tanımanın, çatısma yöneticisi için oldukça önemli olduğu söylenebilir. Bu arastırmada, ilköğretim okulu müdürlerinin Rahim Örgütsel Çatısma Envanteri ile ölçülen bes bireylerarası çatısma yönetimi stili tercihleri ile 16 PF Kisilik Envanteri ile ölçülen kisilik özellikleri arasındaki iliskinin ortaya çıkarılması amaçlanmıstır. Ayrıca okul müdürlerinin kullandıkları çatısma yönetimi stilleri ile demografik özellikler arasındaki iliskinin ortaya çıkarılması arastırmanın diğer bir amacını olusturmaktadır. Arastırmanın verileri ?stanbul ili Fatih ilçesi sınırları içinde bulunan 44 ilköğretim okulu müdürüne anket uygulaması yoluyla elde edilmistir. Anketlerden elde edilen veriler aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi ve korelasyon teknikleri ile analiz edilmistir. Arastırma sonucunda okul müdürlerinin çatısma yönetimi stillerini kullanma dereceleri arasında okul büyüklüğü, mezun olunan okul türü, yas, mesleki kıdem ve yöneticilik kıdemi değiskenleri açısından anlamlı fark olduğu görülmüstür.Çatısma yönetimi stillerinden tümlestirme, kaçınma ve uzlasma stilleri ile 16 PF birincil faktörlerinden baskınlık, canlılık, ketumluluk, duyarlılık, değisime açıklık, canlılık ve strese tolerans arasında da orta derecede ve istatistiksel açıdan anlamlı iliskiler bulunmustur. Ayrıca çatısma yönetimi stillerinden tümlestirme, kaçınma ve hükmetme stilleri ile 16 PF global faktörlerinden dısadönüklük, bağımsızlık ve endise düzeyi arasında orta derecede ve istatistiksel açıdan anlamlı iliskiler bulunmustur.

Yavuz Oğuz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin, öğretmenler kurulunda alınan kararlara katılma derece ve isteklerinin belirlenmesi

Bu araştırmanın genel amacı; İstanbul İli Bahçelievler İlçesi resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin, öğretmenler kurulunda alman kararlara katılma derece ve isteklerini belirlemek, öğretmenlerin bireysel özelliklerine göre katılma derece ve istekleri arasında fark olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma evrenini İstanbul İli Bahçelievler İlçesi'ndeki toplam 35 resmi ilköğretim okulunda çalışan 1940 öğretmen oluşturmaktadır. Evreni oluşturan 35 okulda çalışan öğretmenlerin %25'i ran-dom yoluyla belirlenerek anket uygulanmıştır. Ek listede sunulan Bahçelievler ilçesindeki resmi ilköğretim okullara gidilerek toplam öğretmen sayılarının %25'ine anketler dağıtılarak uygulanmıştır. Anketle elde edilen verilerin çözümlenmesinde istatistiksel teknikler olarak aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans analizi ve TUKEY HSD testi uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları şöyle özetlenebilir: 1. Öğretmenler, genel olarak eğitim öğretim ile ilgili kurul konularına katıldıklarını, para ile ilgili konulara katılmadıklarını belirtmektedirler. Yine aynı şekilde katılmak istedikleri kurul kararları arasında eğitim öğretim ile ilgili kurul konularının olduğu, para ile ilgili konulara katılmak istemedikleri görülmektedir. 2- Öğretmenlerin, öğretmenler kurulunda alınan kararlara katılma dereceleri ve katılma istekleri arasında anlamlı bir farklılık vardır. 3. Cinsiyete göre erkek ve kadın öğretmenlerin öğretmenler kurulunda alman kararlara katılma derecelerine ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir farklılık vardır. 4. Erkek ve kadın öğretmenler, kendilerini yaptıkları işin uzmanı olarak görmeleri, yöneticilerle aynı eğitimi aldıklarına ve yaptıkları işlerde sorumluluk alarak daha başarılı olacaklarına inanıyor olmaları dolayısıyla kararların oluşumuna daha fazla katılmak istemektedirler. 5. Kıdeme ve mezun olunan okula göre öğretmenlerin, öğretmenler kurulunda alman kararlara katılma derecelerine ilişkin gruplar içi ve gruplar arası görüşleri arasında anlamlı bir farklılık var, branşa göre yoktur. IX

EğitimEğitim yönetimiKararlara katılma+4
Süleyman Yıldız
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul ili Beyoğlu ilçesi'nde çalışan ilköğretim okulu öğretmenlerinin iş doyum düzeyleri

Bu araştırma, resmi ilköğretim okulu öğretmenlerinin iş doyumu alt boyutlarındaki iş doyum düzeyleri, iş doyumu alt boyutlarına verdikleri önem derecesi ve iş doyum düzeyleri ile önem derecesinin öğretmenlerin bireysel özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada iş doyumu alt boyutlarından yönetim biçemi, çalışma olanakları, gelişme ve yükselme olanakları, iş arkadaşları, fiziksel ortam, ücret ve personel; bireysel özelliklerden cinsiyet, yaş, medeni durum, mezun olunan okul, kıdem ele alınmıştır. Araştırma, genel tarama modeli esas alınarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul İli, Beyoğlu ilçesi'ndeki 26 resmi ilköğretim okulunda çalışan 736 sınıf ve branş öğretmeni oluşturmuştur. Bu öğretmenlerden, her okuldan yansızlık kuralına göre, evrenin % 30' unu temsil edecek şekilde ve oransız eleman örnekleme yoluyla 220 öğretmen örnekleme alınmıştır. Veri toplamak için, Çetinkanat tarafından geliştirilen "İş Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Dörtlü derecelemeye göre oluşturulan ölçek, algılanan durum için 32, verilen önem derecesi için 32 olmak üzere toplam 64 sorudan ve altı alt boyuttan oluşmuştur. Verilerin çözümlenmesi için yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, tek yönlü varyans analizi, t testi, LSD testi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmada aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır: 1. Öğretmenler, iş doyumu alt boyutlarında düşük düzeyde doyumsuzluk algılamışlardır. Öğretmenler "iş arkadaşları", "yönetim biçemi", "gelişme ve yükselme olanakları" alt boyutlarında "katılıyorum" şeklinde görüş belirterek doyumlu olduklarını algılarken; "fiziksel ortam", "ücret ve personel", "çalışma olanakları" alt boyutlarında "katılmıyorum" şeklinde görüş belirterek düşük düzeyde doyumsuzluk algılamışlardır. Öğretmenler, en yüksek doyumu "iş arkadaşları"; en düşük duyumsuzluğu "çalışma olanakları" alt boyutunda algılamışlardır. 2. Öğretmenler, iş doyumu alt boyutlarına yüksek derecede önem vermişler ve alt boyutların her birinin kendileri için "çok önemli" olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenler alt boyutlar içerisinde en yüksek önemi "fiziksel ortam", en düşük önemi ise "iş arkadaşları" alt boyutuna vermişlerdir. 1113. Öğretmenlerin, cinsiyet ve medeni durum değişkenleri hariç diğer bireysel değişkenlerde iş doyumu alt boyutlarına ilişkin algılan arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. 4. Öğretmenlerin, kıdem değişkeni hariç diğer değişkenlerde, iş doyumu alt boyutlarına verdikleri önem dereceleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik değişik öneriler sunulmuştur. IV

Kişilik özellikleriÖğretmenlerİlköğretim öğretmenleri+2
Ağdem Tellioğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Okul-aile birliklerinin görevlerini gerçekleştirme derecesinin belirlenmesi

Bu araştırma, İstanbul İli, Kartal İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi on ilköğretim okulunda, okul-aile birliğinin görevlerini ne derecede yaptığını ve bu görevlerin yapılış derecelerinin yönetici, öğretmen ve veli görüşlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın evreni İstanbul İlindeki tüm ilköğretim okullarıdır. Çalışma evreni ise İstanbul İli, Kartal İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ilköğretim okullarındaki yönetici, öğretmen ve velilerden oluşmaktadır. Evrenin içindeki A tipi 50 ilköğretim okullundan yansız örnekleme uygun olarak resmi 10 ( % 20) ilköğretim okulu belirlenmiştir. Örnekleme alman okullarda yönetici ve öğretmenlerin tamamı, velilerin de okullardaki tahmini mevcutlarına göre % 10 oranlı örnekleme yolu ile denek alınmıştır. Örneklemeye dahil 10 ilköğretim okulunda uygulanan anketlerin; yöneticilerin tamamı, öğretmenlerin 265 'si, velilerin de 470 adet anket geri dönüşü olmuştur. Geri dönüşü gerçekleşen 470 veli anketinden, 5 anket tam olarak doldurulmamış, 3 anket ise ikiden fazla seçenek tercih edildiğinden değerlendirilmeye alınmamıştır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi uygulanmıştır. Ankette beşli Likert tipi ölçek kullanılmış olup, soruların tümü olumludur. Yöneticiler, öğretmenler ve veliler görüşlerini " Her Zaman", "Çoğunlukla", "Ara Sıra", "Çok Ender" "Hiçbir Zaman" başlıkları altında belirtmişlerdir. Anket iki bölümden oluşmaktadır. Ankette birinci bölümde okul müdürünün, öğretmenlerin ve velilerin isimsiz kimlik özellikleri ile ilgili sorular yer almaktadır. Anketin ikinci bölümünde ise on yedi soru yer almaktadır. Şişman tarafından geliştirilen anketlerin, araştırmaya uygunluğu tartışılmıştır. Alt problemlerde ifade edilen görevlerin yapılma derecelerini belirleyebilmek için her bir sorunun aritmetik ortalama ve standart sapmaları; gruplar arası ve gruplar içi farklılıkları belirlemek için de varyans analizi ve Tukey HSD testi yapılmıştır. Bulgular tablolaştırılarak ifade edilmiş ve birinci alt amaç için on yedi tablo, ikinci alt amaç için ise otuz dört tablo oluşturulmuştur. Araştırmanın sonuçlarını kısaca şöyle özetlenebilir. IX1. Okul-aile birliklerinin yönetmelikteki görevlerini katılımcılardan öğretmen grubu (X= 2,29 ) "Çok Ender", yönetici (X= 3,26 ) ve veliler (X= 2,92 ) ise "Ara Sıra", yerine getirdiklerini algılamaktadırlar. 2. OAB' nin yönetmelikteki görevlerini yönetici, öğretmen ve veli grupları algılama dereceleri arasında p<.05 düzeyinde anlamlı bir fark bulunmuştur.

Amaç gerçekleştirme düzeyiGörevGörevler+5
Cihan Bingöl
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin velilerle yaşadıkları bireylerarası çatışmaları yönetme stilleri

Bu araştırmanın genel amacı, İstanbul ili Bahçelievler ilçesi ilköğretim sınıf öğretmenlerinin veliler ile aralarında çıkan çatışmaları yönetmede çatışma yönetimi stillerini hangi derecede kullandıklarını ve bu stilleri tercihlerinde bireysel demografik değişkenlerden etkilenip etkilenmediklerini belirlemektir. Araştırmada, sınıf öğretmenlerinin velilerle yaşadıkları çatışmaları yönetmede kullandıkları stillerin belirlenmesinde genel tarama modeli; sınıf öğretmenlerinin kullandıkları çatışma yönelim stillerinin öğretmenlerin demografik özellikleriyle ilişkisi ve sınıf öğretmenlerinin çatışma yönetimi stillerini kullanmalarına ilişkin öğretmen ve veli algılan arasındaki ilişkinin belirlenmesinde ise ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma verileri, Rahim tararından geliştirilen

Faruk Levent
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda finansman ve finansman yönetiminin incelenmesi (Gaziantep ili örneği)

Bu araştırmada; ortaokulda görev yapan yöneticilerin görüşleri doğrultusunda ortaokullarda finansman ve finansman yönetiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma; eğitimde finansman yönetiminde yaşanan sorunları tespit etmesi ve sorunlara yönelik çözüm önerisi sunmasından dolayı önemlidir. Bu çalışma; nitel araştırma desenlerinden durum çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Gaziantep İli merkez ilçelerinde görev yapan 30 ortaokul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu belirlemek için olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden "küme" ve "sistematik" örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel, içerik, frekans ve yüzde analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda ortaokullara finansman sağlamada sorunların olduğu ve sorunların çözümünde ortaokulların finansmanın çeşitlilik göstermesi gerektiği tespit edilmiştir. Araştırmada; okul merkezli bütçe yönetiminin okul yönetimine bırakılmasının okul yönetimi üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkilerinin olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada devletin; velilere çocuklarının eğitimi için verdiği öğrenim ücretini kullanmasının; eğitim kalitesi, akademik başarı, okulları seçme özgürlüğü, yönetici çalışkanlığı ve öğretmeni ve personeli seçme şansı gibi olumlu yönlerinin olduğu tespit edilmiştir. Devletin; velilere çocuklarının eğitimi için verdiği öğrenim ücretini kullanmasının olumsuz yönlerinin ise; akademik başarısı yüksek olan okullara yığılma, velinin bilgisizliği, adam kayırma ve dedikodu ve iş garantisinin kalkması olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Ekonomi, Eğitimin Finansmanı, Ortaokulların Finansmanı, Eğitim Yönetimi

EğitimEğitim yönetimiEğitim yönetimi+6
Özgür Erdem Tezcan
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları istenmeyen öğrenci davranışları ve kullandıkları başa çıkma yöntemleri

Öğrenciler sınıfta istenen davranışların yanında istenmeyen davranışları da doğrudan veya dolaylı yoldan öğrenirler. Okul, çevre, aile ve öğrencinin kişiliğinden kaynaklı olarak doğan aksaklıklar sınıfta istenmeyen öğrenci davranışların oluşmasına sebep olabilir. Araştırma, sınıf öğretmenlerinin sınıfta karşılaştıkları istenmeyen öğrenci davranışlarının neler olduğunu ve öğretmenler tarafından hangi başa çıkma yöntemlerini daha sık kullandıklarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Batman il merkezinde MEB'e bağlı 23 ilkokulda görev yapan 422 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışma nicel araştırma olup tarama modeline göre desenlenmiştir. Verilerin toplaması için 48 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Veri toplama aracından elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 17.0 istatistik programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, yüzdelik, t-testi, ki-kare ve ANOVA tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin en sık karşılaştıkları istenmeyen öğrenci davranışları ''teneffüste koridoru boşaltmama'', ''dersi dinlememe'', ''derse hazırlıksız gelme'', ''öğretmene arkadaşlarını sürekli şikayet etme'', ''söz almadan konuşma'' en az karşılaştıkları istenmeyen öğrenci davranışları ''öğretmene karşı saygısızca davranma'', ''bağımlılık yapıcı madde kullanma'', ''cinsel konulara aşırı ilgi duyma'', ''derste sınıfta izinsiz ayrılma'', ''hırsızlık yapma'' olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin en çok tercih ettikleri başa çıkma yöntemleri ''birebir konuşma'', ''ailesi ile görüşme'', ''rehberlik servisine gönderme'', ''sınıf kurallarını hatırlatma'', ''öğrenciyi sözlü olarak uyarma'' en az tercih ettikleri başa çıkma yöntemleri ''fiziksel müdahalede bulunma'', ''tahtada ayakta bekletme'', ''öğrenciyi sınıftan atma'', ''söz hakkı vermeme'', ''yapılan olumsuz davranışın olumlusunu defalarca yazdırma'' olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sınıf yönetimi, istenmeyen öğrenci davranışları, başa çıkma yöntemleri

Başa çıkmaSınıf yönetimiSınıf öğretmenleri+2
Umran Aymaz
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan öğretmenlere psikolojik güçlendirme

Bu çalışmanın amacı; Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde görev yapan öğretmenlerin psikolojik güçlendirme algılarının hangi seviyede olduğunun ve psikolojik güçlendirmeye gereksinim durumlarının tespit edilmesidir. Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde görev yapan öğretmenlerin çalıştıkları eğitim merkezlerindeki fiziksel şartlar, personelin eğitim açısından yetersizliği, öğrencilerin özel durumları gereği yetersizlik türlerine ve derecelerine bağlı olarak eğitim gereksinimi ve sürekli olarak kendileri geliştirmek durumunda kalmaları gibi konular öğretmenlere stres yaşatabilmekte, onları psikolojik anlamda yorabilmektedir. Bu noktada öğretmenlerin gerek psikolojik durumları ve gerekse bu eğitim merkezlerindeki işleyiş bakımından psikolojik olarak güçlendirilmesinin önem taşıdığı görülmektedir. Bu araştırmaya Diyarbakır ilinde bulunan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapan öğretmenler dahil edilmiştir. Çalışmada olasılık temelli yöntemlerden basit seçkisiz yöntem ile seçilen 299 öğretmene kişisel bilgi formu ve psikolojik güçlendirme ölçeği uygulanmıştır. Ölçek verileri SPSS 24.0 istatistik programı aracılığı ile analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonucuna göre, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görevli öğretmenlerin genel psikolojik güçlendirme algıları ile anlam, yeterlilik ve özerklik algıları boyutları "yüksek", etki algıları boyutu ise "orta" düzeyde bulunmuştur. Cinsiyet ve medeni durum değişkenlerine göre öğretmenlerin psikolojik güçlendirme algı düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Buna karşın öğretmenlerin psikolojik güçlendirme algıları yaş, toplam çalışma süresi ve eğitim değişkenlerine göre istatiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur.

Psikolojik güçlendirmeRehabilitasyon merkezleriÖzel eğitim+3
Medine Yerlikaya
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okullarında 1?5. sınıflarda yapılandırmacılık yaklaşımına göre oluşturulan eğitim programlarının uygulanmasında öğretmen ve yöneticilerin karşılaştığı sorunlar

Bu araştırma Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil merkez ilçelerinde bulunan devlet ilköğretim okullarında görev yapan ilköğretim 1.-5. sınıf öğretmenlerinin ve okul yöneticilerinin yapılandırmacı ilköğretim programının uygulanmasında karşılaşılan sorunlara yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla betimsel tarama modelinde yapılmış bir çalışmadır. Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil merkez ilçelerinde bulunan 36 okulda çalışan 319 öğretmen ve 67 yönetici bu çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Örneklem olarak seçilen bu 319 ilköğretim sınıf öğretmenine yapılandırmacılık hakkında görüşlerini öğrenmek amacıyla araştırmacı tarafından 61 sorudan oluşan 5'li likert tipi bir ölçek göre hazırlanmış ve öğretmenlere uygulanmıştır. Aynı şekilde, örneklem olarak seçilen 67 yöneticiye de yapılandırmacılık hakkında görüşlerini öğrenmek amacıyla 20 sorudan oluşan yine 5'li likert tipi bir ölçek hazırlanmış ve yöneticilere uygulanmıştır. Hazırlanan ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapıldıktan sonra, esas uygulamadan elde edilen veriler yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-Testi, tek yönlü varyans analizi, kruskal wallis test ve farklılığın kaynağını belirlemek amacıyla LSD çoklu karşılaştırmalar testi ile çözümlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin hizmet süreleri ile programın genel felsefesi boyutu arasında ve öğretmenlerin, programla ilgili aldıkları hizmet içi eğitim sayısı ile programın tema boyutu ve programın genel felsefesi boyutu arasında anlamlı fark bulunmuştur. Ayrıca yöneticilerin toplam çalışma sürelerine, yöneticilikteki toplam çalışma sürelerine, yüksek lisans eğitimi alıp almamalarına, mezuniyetlerine ve aldıkları hizmet içi eğitim seviyelerine göre görüşleri karşılaştırılmış ve bu değişkenlerin hiç birine göre görüşlerinde anlamlı farklılık bulunmamıştır. Bulgular ilgili literatür çerçevesinde yorumlanmış ve elde edilen veriler ışığında önerilerde bulunulmuştur.Anahtar kelimeler: Yapılandırmacılık yaklaşımı, Öğretmen, Yönetici, Sorunlar

Sevinç Demir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye'de okul yöneticilerinin yetiştirilme ve atanmalarının karşılaştırılması ve bir model önerisi

Türkiye Avrupa Birliğine üyelik yolunda adım atmış ve bu amaçla diğer alanlarda olduğu gibi eğitim alanında da bazı uyum çalışmalarına gidilmiştir. Eğitim alanında yapılan yenilikler genellikle eğitim ve öğretim programlarına yoğunlaşmış bir durumdadır. Eğitimin yönetim boyutunda ise uyum faaliyetlerine çok fazla yer verilmediği görülmüştür. Bu araştırma da Türkiye ve Avrupa Birliğine üye olan ülkelerindeki okul yöneticilerinin yetiştirilme ve atanma süreçlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve Türkiye için uygulanabilir yönetici yetiştirme ve atama modeli oluşturmak amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma nitel bir araştırma olup çoklu durum çalışmasına göre desenlenmiştir. Bu amaçla yirmi beş Avrupa Birliğine üye ülke arasından dört tanesi rastgele örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Örnekleme dahil edilen üye ülkeler ise Bulgaristan, Almanya, Avusturya ve İngiltere'dir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Bu ülkelerdeki okul yöneticisi yetiştirme ve atanma süreçleri ayrıntılı bir şekilde incelendikten sonra Türkiye'deki süreçle karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalar sonucunda Türkiye'deki eksik uygulamalar tespit edilerek Türkiye için uygulanabilir bir model önerisi sunulmuştur.Anahtar kelimeler: Eğitim yönetimi, Okul yöneticilerin yetiştirilmesi, Okul yöneticilerinin atanması

AtamalarAvrupa BirliğiEğitim yönetimi+1
Nebihe Aslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okulu müdürlerinin etkili okul bağlamında olası bir okul merkezli yönetim uygulamasına ilişkin rol ve sorumluluk algıları (Adıyaman ili örneği)

Tarih boyunca insanların yaşama biçimleri çerçevesinde şekillenen eğitim, insanoğlunun sürekli değişen ihtiyaçları ve beklentileri doğrultusunda gelişirken yalnızca yüklendiği misyon açısından değişmekle kalmamış aynı zamanda eğitimin yapıldığı kurumlarda, eğitim sistemlerinde, eğiten ve eğitilenlerin, yöneticilerin rollerinde de bir takım değişiklikler meydana getirmiştir. Bu araştırmada, Türkiye'deki okul yöneticilerinin etkili okul olabilmenin şartları arasında yer alan okul merkezli yönetim sürecinin gerektirdiği yönetsel yeterliklere sahip olma durumları ile okul yöneticilerinin mevcut yönetim sisteminin işlevselliğine ait görüşleri incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma 2008-2009 eğitim öğretim yılında Adıyaman ilinde bulunan 20 ilköğretim okul müdürü ile gerçekleştirilmiştir.Araştırma verilerinintoplanması ve çözümlenmesinde nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır Okul müdürlerinden, araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu yardımıyla toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre Türk Milli Eğitim Sisteminin yönetim yapısı sorunları çözecek potansiyele sahip değildir, ayrıca okul müdürleri mevcut sistemi yeterince işlevsel bulmamaktadır. Bununla birlikte okul müdürlerinin, okul merkezli yönetim sürecinin gerektirdiği önemli liderlik alanlarından eğitsel liderlik, vizyoner liderlik ve bütçe yönetimi konularında eksikliklerinin bulunduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Okul Merkezli Yönetim, Liderlik, Yönetsel Yeterlikler

LiderlikOkul yöneticileriOkul yönetimi+2
Nazife Karadağ
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin saygınlıklarının belirlenmesi: Bir durum çalışması

Bireyler toplum içerisindeki konumlarına ve sahip oldukları statülerine göre olumlu ya da olumsuz yönde algılanmaktadır. Eğitim sisteminde önemli bir yeri olan okul yöneticileri için de benzer durum geçerli olup bireyler tarafından algılanmaları, değerlendirilmeleri ve haklarında görüşler oluşturulmaları söz konusudur. Bu algılanma, değerlendirilme ve görüşler saygınlıklarıyla da ilişkilidir. Bu araştırmanın temel amacı okul yöneticilerinin saygınlıklarının çeşitli açılardan incelenmesidir. Araştırmada okul yöneticilerinin saygınlıkları okul yöneticileri, öğretmenler ve velilerin görüşleri doğrultusunda ortaya konulmuştur. Araştırma nitel araştırma metodolojisine uygun olarak çoklu durum çalışması yaklaşımı ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenmiştir. Durum çalışması Kastamonu'da farklı kademelerde ve farklı sosyoekonomik düzeye sahip yerlerde bulunan toplam 29 okuldaki 33 öğretmen, 36 yönetici ve 33 velinin katılımı ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formları yardımıyla toplanmıştır. Araştırmanın verileri betimsel analiz ve içerik analizi yaklaşımları ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda okul yöneticilerinin yarısına yakınının kendisini toplumda ve çalıştığı kurumda saygın gördüğü, öğretmenlerin ise yarıdan fazlasının okul yöneticilerinin toplumda saygın görülmediğini, velilerin ise okul yöneticilerinin toplumda saygın bir yeri olduğunu düşündüğü ortaya çıkmıştır. Okul yöneticileri kendi saygınlığını azaltan faktörleri maddi imkânsızlıklar, sınırlı yetki, yöneticilerin seçimi, yönetime müdahaleler, yöneticiden kaynaklanan kişisel sebepler ve yönetici hakkında halktaki inançlar olarak belirtmişlerdir. Öğretmenler ise okul yöneticilerinin toplum nezdinde saygınlıklarını azaltan durumlar olarak liyakatsız atamalar ve medyada çıkan olumsuz haberleri daha sıklıkla ifade etmişlerdir. Veliler ise okul yöneticilerinin toplum tarafından saygın görülmesini engelleyen nedenler içerisinde medyanın etkisini ve okulun başarısızlığını sıklıkla ifade etmişlerdir. Okul yöneticileri, kendi saygınlıklarının artması için yönetici maaşlarında ve medyadaki yönetici algısının iyileştirilmesi, atamalarda adalet ve liyakatin hakim olması ve siyasi çevreler ile ilişkilere dair önerilerde bulunmuşlardır.

Eğitim yönetimiMüdürlerOkul yöneticileri+2
İhsan Yılmaz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The research of the mobbi̇ng status of teachers accordi̇ng to di̇fferent vari̇ables

Mobbing status the most significant problem that effects not only people who are exposed to it and people who perform it but also every individual of the society directly or indirectly in the world and our country. This problem changes the perception of all people working in the same workplace regarding to workplace bullying and increases tendency to mobbing. In this increase, the increase in the competitive environment in today's workplace and business life, jealously among employees, violence, gossip, business union avoidance, fraud, not acting to employees equally by directors in workplace and many other factors have been effective. That violence and problems related to mobbing are increasing and within that consist of employees and administrators working in organization reveals the obligatory of taking precautions immediately by organization and every individual in the society. Mobbing with its increasing effect is becoming a research subject of social sciences researcher. Although various researchers have done in the world, the workplace bullying, mobbing, is a complex problem to find a concrete solutions. This survey analyzes the level of the acts of mobbing suffered by the teachers and managers working for primary and middle school in rural areas as well as their characteristics and perpetrators. This survey was conducted by interviewing a total of 530 teachers by primary schools in center, districts and villages of Elazığ. Research consists of two parts, including quantitative and qualitative. In the quantitative part, Data about acts of mobbing experienced by those primary and middle school teachers was gathered by using a questionnaire developed by the researcher using five-point likert scale. Those data was processed in SPSS data analysis program and t-tests and variance analysis were conducted in order to determine frequencies and percentages in identify details of the teachers interviewed as well as differences in opinions expressed by the group. They were tested at .05 significance level. As a result of the survey, gender, seniority and age were identified as the variables, where the largest difference was observed between the groups in terms of acts of mobbing suffered by primary school teachers. The results obtained from those variables showed that more male teachers than female teachers, youngest or oldest teacher than the other teachers, more 1-5. seniority teachers than other teachers were confirmed to be exposed to acts of mobbing. In the qualitative part, Data about acts of mobbing experienced by those primary and middle school teachers was gathered by using an open ended question. Those data was processed in NVivo data analysis program. The results obtained from those variables showed that many of teachers stated that they suffered mobbing. Mostly, the audit and ignored were stated that the reason for mobbing. The person who showed response mobbing that use legal rights and ignored and the others use to be silent and ignored

MobbingPsychological maltreatmentProblems of teachers+2
Zülküf Nanto
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Polis meslek yüksekokullarında toplum destekli polislik anlayışının yerleşmesinde örgüt kültürünün yeri ve bir model önerisi

Kamu hizmetlerinde toplumun istek ve ihtiyaçlarını, hizmette kaliteyi önemseyen, insanı merkeze alan bir anlayışın hakim olması, güvenlik hizmetlerinde de bu anlayışın bir yansıması olarak Toplum Destekli Polislik (TDP) yaklaşım ve uygulamaları ortaya çıkarmıştır. Toplum Destekli Polislik toplumla işbirliği geliştirmeyi, güvenlik politikalarının belirlenmesinde halkın katılımını sağlamayı, suç başta olmak üzere tüm toplumsal problemleri temel nedenlerine inerek, halkı ve polisi beraber aktif kılarak çözmeyi, hem yönetim hem de organizasyon yapısı olarak yerelleşmeyi temele alan yeni bir polislik modelidir. TDP anlayışının ilkelerinin organizasyondaki tüm polislerce benimsenmesi güvenlik hizmetlerinin etkililiği ve verimliliği açısından önemli görülmektedir. TDP'nin daha polis olmadan polis temel eğitimi aşamasında benimsetilmesi, gelecekte bu polislik modelinin tüm polis teşkilatının organizasyon kültürünün bir parçası olmasını sağlayacaktır. Bu çalışmanın amacı da Polis meslek Yüksek Okullarındaki öğrenci, öğretim elemanları ve yönetici görüşleri temelinde, organizasyon kültürünün TDP anlayışını ne düzeyde desteklediğini ortaya koymak ve TDP anlayışını temele alan kültürel dönüşüme yönelik bir model önerisi geliştirmektir. Araştırma Türkiye'nin 28 farklı ilinde kurulu Polis Meslek Yüksekokullarındaki (PMYO) öğrenci, öğretim görevlileri ve yöneticilerin katılımı ile genel tarama (survey) modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 1078 deneğe 5'li likert tipi "Örgüt Kültürün Toplum Destekli Polislik Anlayışını Destekleme Düzeyi Ölçeği" uygulanmıştır. Verilerin analizi aşamasında nicel veriler SPSS 17.0 programıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda PMYO'lardaki mevcut organizasyon kültürünün TDP anlayışını destekleme düzeyi öğrenci, öğretim görevlileri ve yöneticiler için yüksek olarak bulunmuştur. Okullar bazında değerlendirildiğinde ise Gaziantep PMYO, Hatay PMYO, İzmir Bornova PMYO, Konya Ereğli PMYO, Kırşehir PMYO ve Rize PMYO kültürel olarak en yüksek destekleme düzeyine sahip okullar olarak görülmüştür. Hiç bir okul çok yüksek destekleme düzeyine ulaşamamıştır. Kültürel olarak destekleme düzeyi boyutlar açısından değerlendirildiğinde; TDP'ye ait değerler, artifaklar, sembol olarak üniforma ve hesap verebilirlik boyutlarında TDP anlayışını destekleme düzeyi çok yüksek iken halkla iç içe olma, mesleki dayanışma ve organizasyonel politikalar boyutlarında orta düzeydedir. PMYO'lardaki organizasyon kültürünün TDP anlayışını destekleme düzeyi okul ve sınıf değişkenlerine göre farklılaşırken ve cinsiyete göre farklılaşmadığı görülmüştür. 1. sınıf PMYO öğrencilerinin TDP'yi kültürel olarak destekleme düzeyi 2. sınıf öğrencilerine göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırmanın önemli sonuçlarından bir diğeri, mesleki kıdemleri yüksek, eğitim kurumunda çalışma süreleri kısa olan öğretim görevlileri ve yöneticilerin PMYO'larda istihdam edildiğidir. Araştırmanın sonunda araştırma sonuçlarına ve literatüre dayanılarak PMYO'ların TDP yaklaşımını temele alan kültürel dönüşümlerine katkı sağlayacak, personel seçim sistemindeki değişimleri, organizasyon yapısındaki değişimleri ve organizasyon kültürü şekillendiren değişimleri temele alan bir model önerisi geliştirilmiştir.

Meslek yüksek okullarıPolisPolis eğitimi+5
Yılmaz Denktaş
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Pedagojik formasyon yoluyla öğretmen yetiştirme uygulamalarında karşılaşılan güçlükler ve mezunların istihdamlarının değerlendirilmesi

Türk eğitim siteminin en önemli konularından birini öğretmen yetiştirme sistemi oluşturmuştur. Öğretmen yetiştiren ilk kurum olan Darülmüallimin-i Rüşdi' nin kurulduğu 1848 yılından bugüne kadar ülkemizde çok farklı öğretmen yetiştirme ve istihdam modelleri uygulanmıştır. Bu modellerden biri de Pedagojik Formasyon Eğitimi uygulaması olmuştur. Süreç içerisinde pedagojik formasyon eğitimine dair çok farklı kararlara ve uygulamalara gidilmiştir. Ancak pedagojik formasyon eğitimine dair alınan son karar çerçevesinde pedagojik formasyon eğitimi daha yaygın bir hale gelerek öğretmen yetiştirme sistemine iyice yerleşmiştir. Bu araştırmanın amacı pedagojik formasyon eğitimi uygulamalarında karşılaşılan güçlükler konusunda pedagojik formasyon eğitimini alan öğrenci, pedagojik formasyon eğitiminde görevli öğretim elemanı ve yöneticilerin (dekan ve dekan yardımcıları) görüşlerini belirlemeyi ve pedagojik formasyon uygulamasının öğretmen istihdamındaki yerini değerlendirmektir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniğiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada verilerin elde edilmesinde yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler görüş alma formlarının katılımcılara dağıtılarak ve yazılı olarak doldurmaları sonucunda elde edilmiştir. Görüşme formu PFE alan öğrenciler, PFE' de görevli öğretim elemanları ve yöneticiler (dekan ve dekan yardımcıları) için ayrı olarak hazırlanmış ve elde edilen görüşler ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Ayrıca 2011-2014 yılları itibariyle KPSS' ye giren ortaöğretim branş bazında öğrenci sayıları ve yapılan atama sayıları nicel olarak belirtilirken doküman analizi kullanılmıştır. Araştırmanın güvenirliğini artırmak için YÖK, ÖSYM ve MEB orijinal belgeleri ve ilgili web sayfalarına ulaşılması sağlanmış, incelenerek konu çerçevesinde içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Fırat Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Dicle Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesinde görev yapan yöneticiler (dekan ve dekan yardımcıları), PFE' de görevli öğretim elemanları ve PFE alan öğrenciler oluşturmaktadır. 400 öğrenci, 48 öğretim elemanı, ve 12 yönetici araştırmaya katılmıştır. Araştırma sonucunda pedagojik formasyon eğitimi alan öğrenciler, öğretim elemanları ve yöneticiler pedagojik formasyon eğitiminin yanlış (eksik, kötü, verimsiz) bir uygulama olduğunu belirtmektedirler. Ayrıca öğrenciler, öğretim elemanları ve yöneticiler pedagojik formasyon eğitimi boyunca birçok farklı sorunla karşı karşıya kaldıklarını belirtmektedirler. Öğrencilerin farklı şehirlerden ya da farklı çalışma koşullarından gelerek bu dersleri almaya çalışmaları hem maddi hem de manevi yönden kendilerini olumsuz etkilemektedir. Sadece bu dersleri almalarının atamalarının yapılması için çözüm olmayacağını bilmeleri yani istihdamın az olması motivasyonlarının da olumsuz yönde etkilenmesine neden olmaktadır. Benzer şekilde öğretim elemanlarının da Eğitim Fakültesinin derslerinin yanı sıra pedagojik formasyon eğitimi derslerine girmeleri iş yükünü artırmakta ve öğretim elemanlarının ders etkililiğini azaltmaktadır. Ayrıca istihdam politikalarında çerçevesinde elde edilen bulgulara göre 2011- 2014 yılları itibariyle yapılan atama sayısı ile KPSS' ye giren aday sayısı arasında arz- talep dengesi bir türlü sağlanamadığı ifade edilmektedir. Pedagojik formasyon eğitimi ile öğretmen yetiştirilmemeli ve bu eğitim lisans eğitimi boyunca verilmeli gerekliliği belirtilmektedir. Anahtar kelimeler: Öğretmen yetiştirme, pedagojik formasyon eğitimi, öğretmen istihdamı, pedagojik formasyon eğitiminde karşılaşılan sorunlar

Eğitim sorunlarıEğitim yöntemleriPedagojik formasyon+4
Gülden Yılmaz
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin iletişim becerilerinin örgütsel değişkenler üzerindeki etkisi ve modül temelli uygulamalar

Araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin iletişim becerileri ile örgütsel değişkenler (iş doyumu, okul kültürü, stres yönetimi, çatışma yönetimi, iletişim teknolojileri) arasındaki ilişkinin varlığını ortaya koymak ve bu ilişki doğrultusunda modül temelli uygulamalar ile okul yöneticilerinin iletişim becerilerinin gelişimini sağlamaktır. Araştırma, 2014-2015 eğitim öğretim yılında Elazığ il merkezinde görev yapan ve yönetici rotasyonundan etkilenmemiş okul yöneticileri ile bu yöneticilerin okullarında yer alan öğretmenler, öğrenciler ve velileri üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada deney ve kontrol olmak üzere iki grup belirlenmiştir. Deney grubuna toplam 12 saat modül temelli yüz yüze eğitimler verilmiş, bunun yanı sıra moodle öğretim yönetim sistemleri üzerinden de uygulamalar devam ettirilmiştir. Araştırmada nicel ve nitel desenler bir arada kullanılmıştır. Nicel desen hem ilişkisel tarama modeli hem de deneysel desen olarak iki boyutta ele alınmıştır. İlişkisel tarama modeli için iletişim biçimleri ölçeğinin yanı sıra iş doyumu, okul kültürü, stres yönetimi, çatışma yönetimi ve teknolojiye karşı tutum ölçekleri ile veriler toplanmıştır. Bu verilere dayalı olarak okul yöneticileri ile örgütsel değişkenler arasında bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Bu ilişki doğrultusunda modüller hazırlanmış, hazırlanan modüller uygulamalar esnasında temel öğretim materyali olarak kullanılmıştır. Deneysel desene ilişkin başarı testi yöneticilere öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. İletişim biçimleri ölçeği ise yine öntest ve sontest olarak yöneticilere, öğretmenlere, öğrencilere ve velilere uygulanarak veriler toplanmıştır. Nitel boyutta ise yarı yapılandırılmış görüşme formu, uygulamaların ardından deney grubunda yer alan okul yöneticilerine uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, iletişim yönetimi becerileri uygulamalarına katılan deney grubundaki okul yöneticilerinin, uygulamalara katılmayan kontrol grubundaki okul yöneticilerine göre başarılarının arttığı, kendi iletişim becerilerine ilişkin tutumlarının olumlu yönde değiştiği, deney grubunda yer alan öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin kontrol grubuna göre yöneticilerinin iletişim becerilerini daha iyi düzeyde değerlendirdikleri görülmüştür. Ayrıca araştırmanın nicel boyutundan elde edilen sonuçlar nitel sonuçları destekler niteliktedir. Bu sonuçlar doğrultusunda eğitim fakültelerinde iletişim becerileri ile ilgili programların veya derslerin konulması, yöneticiliğe başlayacakların iletişim becerileri ile ilgili eğitime alındıktan sonra göreve başlatılmaları, görevde olanların hizmet içi eğitimlerle iletişim becerilerinin geliştirilmesi, bu doğrultuda ilgili kurs-seminer ve eğitimlere alınmaları önerilmiştir.

Eğitim yönetimiModüler yaklaşımlarOkul kültürü+7
Gönül Şener
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul yöneticisi yetiştirmede web tabanlı problem temelli öğrenmenin katılımcıların öz - yeterlik inançlarına ve yöneticilik mesleğine ilişkin tutumlarına etkisi

Bu tez çalışmasında web tabanlı problem temelli okul yöneticiliği eğitiminin (WT-PTOYE) katılımcıların öz-yeterlik inançlarına, web tabanlı öğrenmeye ve yöneticilik mesleğine ilişkin tutumlarına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada bir deney grubu bir de kontrol grubundan yararlanılmıştır. Çalışmada nicel ve nitel araştırma yaklaşımlarının birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Nicel veriler, sadece deneysel süreçte toplanırken, nitel veriler hem hazırlık aşaması sürecinde hem de deneysel araştırma sürecinde toplanmıştır. Araştırmanın deney ve kontrol grubunu oluşturan katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Çalışma gruplarındaki katılımcıların belirlenmesinde gönüllülük başta olmak üzere bilgi ve iletişim teknolojilerini etkin kullanabilme ve internete ulaşabilirlik kriterleri dikkate alınmıştır. Deney grubu 33 katılımcıdan, kontrol grubu ise 31 katılımcıdan meydana gelmiştir. Web tabanlı problem temelli öğrenmenin doğasına uygun bir şekilde, deney grubundaki katılımcılar 6 veya 7 kişilik 5 alt gruba ayrılmıştır. Çalışma, hazırlık aşaması ve deneysel araştırma süreci olmak üzere iki süreçten meydana gelmiştir. Hazırlık aşaması, deneysel araştırma sürecine geçilmeden önce yapılması gereken çalışmaların planlandığı ve senaryoların hazırlandığı süreçtir. Bu süreçte, okul yöneticiliği eğitimi modeli planlanmış, hazırlık aşamasının verileri toplanmış ve eğitim portalı oluşturulmuştur. Deneysel araştırma sürecinde ilk olarak katılımcılara problem temelli öğrenme (PTÖ) etkinliklerini gerçekleştirebilmeleri için eğitim portalının tanıtımı yapılmış ve öntestler uygulanmıştır. Eğitim süreci sonunda da sontestler yapılmış ve aynı zamanda katılımcılardan odak grup görüşmeleri ile programın etkililiğine ilişkin veri toplanmıştır. Verilerin toplanması için kişisel bilgi formu, Web Tabanlı Öğrenmeye İlişkin Tutum Ölçeği, Yöneticilik Mesleğine İlişkin Tutum Ölçeği, Genelleştirilmiş Öz-Yeterlik İnancı Ölçeği, Program Değerlendirme Ölçeği, Okul Yöneticilerinin Karşılaştıkları Yönetsel Sorunları Belirleme Formu ve WT-PTOYE Program Sürecine İlişkin Odak Grup Görüşmesi Formu kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre; WT-PTOYE sürecinin, katılımcıların genel ve mesleki öz-yeterlik inançlarını, yöneticilik mesleğine ve web tabanlı öğrenmeye yönelik tutumlarını anlamlı düzeyde ve pozitif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Nitel verilerin analizinden elde edilen bulgulara göre; eğitim süreci, katılımcıların eğitim ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılamıştır. Ayrıca uygulanan eğitim, katılımcıların teori ile uygulama arasındaki bağı kurmalarına ve öz-yönelimli öğrenmelerine önemli katkılar sağlamıştır. Bu sonuçlardan hareketle, web tabanlı problem temelli öğrenmenin, okul yöneticilerinin hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerinde kullanılmasına yönelik olarak eğitim politikalarını üretenlere ve uygulayıcılara yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiştir.

EğitimEğitim yönetimiMesleki tutum+7
Songül Karabatak
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim yöneticilerinin görevlendirilme politikaları: Olgular ve algılar

Türkiye'de Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine Dair Yönetmelik son 10 yıl içinde çeşitli tarihlerde defalarca değiştirilmiştir, öyle ki süreci işin başındaki insanlar ve alanın uzmanları dahi takip etmekte zorlanmaktadırlar. Birincil önceliği toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikli insanları yetiştirmek olan okulların yöneticilerini belirlemek için çıkarılan yönetmeliklerin kısa zaman aralıklarında defalarca değiştirilmesi şüphesiz incelenmesi gereken bir olgudur. Bu amaçla yönetici görevlendirme sürecinin muhatabı olan okul idarecilerinin konuyla ilgili görüşlerini belirlemek için bu çalışmaya ihtiyaç duyulmuştur. Yaşanan bu hızlı değişim süreci şüphesiz eğitim sistemi başta olmak üzere birçok kurum ve bireyi etkilemiştir. Bu çalışmanın ilk bölümünde öncelikle durum tespiti yapılarak en son 6 Ekim 2015 tarihinde yayımlanan yönetmelik başta olmak üzere süregelen yasal uygulamalar incelenmiştir. İkinci bölüm ise eğitim yöneticilerinin nicel ve nitel olarak hazırlanmış deneysel olmayan görüşme formuna verdikleri cevaplar analiz edilerek yönetici görevlendirme sürecinde yaşanan uygulamalara dair görüşleri elde edilen bulgular aracılığıyla yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan sonuçlara göre, yöneticilerin büyük bir çoğunluğu yönetici belirleme sürecinin liyakatli kişileri ön plana çıkardığını düşünmemektedir. Yönetici adayları yönetici seçme sürecinde kullanılan sözlü sınav uygulamasının nepotizme sebep olduğunu düşünürken, yazılı sınavların ise genelde adil olduğunu düşünmektedir.

Eğitim yönetimiOkul yöneticileriYönetici görevlendirme
Cuma Aksu
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan'da öğretmen yetiştirme sistemine ilişkin öğretmen görüşleri

Bu araştırmanın genel amacı Azerbaycan Cumhuriyeti'nde uygulan öğretmen yetiştirme sisteminin tarihi gelişimini incelemek, mevcut durumunu teorik açıdan ve ülkenin orta öğretim sisteminde çalışan öğretmenler arasında yapılan araştırma ile belirlemeye yönelikdir. Tez çalışmasında araştırmanın amaçları doğrultusunda birkaç bilimsel araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Özellikle Azerbaycan'da XX. yüzyılın başlarından günümüze kadar geçen süre zarfında dört değişik eğitim sistemi ve bu sistemin ihtiyacı olan öğretmen kadrolarının yetiştirilmesinde dört farklı öğretmen yetiştirme modelinden yararlanılmıştır. Bu modellerin kendine özgü özellikleri, bu özellikleri belirleyen ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi, uygulanan eğitim sisteminin yararlı ve zararlı yönleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçlara ulaşılması için gereken kaynakların toplanmasında ve değerlendirilmesinde farklı araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. Tez çalışması kronolojik olarak 1830-2016 yıllarını kapsamaktadır. Bu dönemi kendi içinde dört alt döneme ayırmak mümkündür: Çarlık Dönemi (1830-1918), Azerbaycan Halk Cumhuriyeti dönemi (1918-1920), Sovyetler Birliği dönemi (1920-1991) ve Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından günümüze kadar devam eden yeni dönem. Bu dört dönem bir birinden sadece kronolojik açıdan değil, aynı zamanda araştırma konusunu oluşturan meseleye bakış açısı, amaç ve yöntem olarak da farklıdır. Tezin birinci bölümünde araştırma problemi, araştırmanın önemi ve amacı, araştırmanın kapsadığı dönem ve başlıca tanımlar yer alıyor. Tez çalışmasının başlıca amacı, Azerbaycan'da uygulanan eğitim sistemi ve öğretmen yetiştirme modellerini araştırmak ve öğretmen görüşleri doğrultusunda Azerbaycan'ın çağdaş eğitim sisteminin durumunu belirlemektir. Tezin ikinci bölümünü kuramsal çerçeve ve ilgili araştırmalar oluşturiyor. İkinci bölümün birinci alt başlığında Azerbaycan'ın Rusya ve İran arasında parçalanmasınından sonra (1828) ülkede eğitim sisteminin oluşumu, bu sistemin özellikleri, okulların ihtiyacı olan öğretmenlerin yetiştirilmesinde Çarlık rejiminin uyguladığı sistem araştırılmıştır. Bu bölümde ortaya çıkan sonuç Çarlık rejiminin Azerbaycan'da eğitimin gelişimine ilgisiz olmasına rağmen, sömürü düzeninin ihtiyacı olan kadroların yetiştirilmesinde eğitimin kaçınılmaz olduğu fark etmesi, bu amaçla tarım, sanayi ve petro kimya sektörünün ihtiyacı olan kadroları yetiştirecek okulların açılmasına izin vermesidir. İkinci bölümün ikinci alt başlığında Çarlık yönetiminin Birinci Dünya Savaşı'ında dağılması ve oluşan boşluktan yararlanarak kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nde eğitimin gelişimi, eğitim reformları ve öğretmen ihtiyacının karşılanması için atılan adımlar araştırılmıştır. Bu dönemde Azerbaycan'ın ilk üniversitesi – Bakü Devlet Üniversitesi kurulmuş ve eğitime başlamıştır. İkinci bölümün üçüncü alt başlığında 1920 yılında Azerbaycan'da Sovyet yönetiminin kurulması sürecine kısaca değinilmiş, daha sonra ise ülkenin sosyo-politik, ekonomik ve kültürel yaşamında kısa sürede ciddi gelişme sağlayan reformlar incelenmiştir. Azerbaycan halkının topyekun eğitimli kitleye dönüşmesi ile sonuçlanan Sovyet eğitim sisteminin kendine özgü özellikleri, artıları ve eksileri öğretmen yetiştirme modeli de dikkate alınarak ortaya konmuştur. Sovyet eğitim sisteminin toplumun okur yazar oranının yüzde yüze ulaşmasında başarı sağladığı, fakat fonksiyonel eğitimın verilmesinde başarısız olmasının kaliteye değil, sayısal çoğunluğa önem vermesinden kaynaklandığı gerçeği tespit edilmiştir. İkinci bölümün dördüncü alt başlığında 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Azerbaycan'ın eğitim sisteminin genel durumu da ele alınmaktadır. Bu sistemin bir parçası olan öğretmen yetiştirme sisteminin durumu, Sovyet modelinden farklı yönleri araştırılmıştır. Dünya eğitim sistemine uyum sağlamaya çalışan Azerbaycan'ın eğitim sisteminin başarılarının arttığı bir gerçek olmakla birlikte, halen ciddi olumsuzlukların yaşandığı, kalitenin sayısal göstergeden daha önemli olduğu gerçeğinin anlaşılmasında zorlukların halen devam ettiği araştırmalar sonucunda belirlenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde araştırmanın yöntemi belirlenmiştir. Araştırmanın modeli, araştırmanın evreni ve örneklemi, veri toplama araçları, verilerin değerlendirilmesi ve analizinin nasıl yapılacağına ilişkin yöntemler bu bölümde ortaya konulmuştur. Katılımcıların Azerbaycan'ın eğitim sistemi ile ilgili, mesleğe ilişkin ve öğretmen yetiştirme sistemi ile ilgili algılarının belirlenmesinde Likert Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Tezin dördüncü bölümünde Azerbaycan'ın eğitim sistemi ve öğretmen yetiştirme modeli ile bağlı öğretmen görüşlerine başvurulmuştur. Bu bölümde ampirik bilimsel araştırma sürecinde uygulanan seçme, ölçme, anket vs. gibi yöntemlerden yararlanılmıştır. Azerbaycan'ın eğitim sisteminde Sovyetler Birliği'nden kalma bazı olumsuz yönlerin halen devam ettiği gerçeği araştırılan kaynaklarda ağırlıklı olarak tespit edilse de, bu sonuç öğretmen görüşleri ile üst üste düşmemiştir. Bu durum Azerbaycan'ın Gence şehrinde bulunan 49 karma okulda (1-11. sınıflar) çalışan öğretmenler arasından basit rastgele seçme yöntemi ile belirlenen 200 kadar öğretmenle yapılan anket sonucunda belirlenmiştir. Seçme toplusunu oluşturan öğretmenler cins, yaş, mesleki kıdem gibi özellikler göz önünde bulundurularak kategorize edilmiş, anket sonuçları bu özellikler dikkate alınmak suretiyle belirlenmiştir. Ortaya çıkan sonuç aslında öğretmenlerin hem ülkedeki eğitim sisteminden, hem de lisans eğitimi gördükleri üniversitelerin öğretmen yetiştirme modellerinden memnun olduklarını göstermektedir. Bilgisayar yardımı ile öğretmen görüşleri birleştirilmiş ve değerlendirilmiştir. Tez çalışmasında tablo ve şekillerden yararlanılmıştır. Tez çalışmasının sonuç kısmında ise araştırmacının elde ettiği bilimsel sonuçlar ve öneriler ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan'ın eğitim sistemi, Sovyet eğitim sistemi, Öğretmen görüşleri, Öğretmen yetiştirme sistemi, Likert ölçeği

AzerbaycanEğitim sistemiLikert modeli+4
Aida Aliyeva
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ilköğretim okullarında eğitim denetimi: Bir meta-sentez çalışması

Bu araştırma, Türkiye'deki ilköğretim okulları dikkate alınarak, eğitim denetimine ilişkin mevcut durumu, 1995-2012 yıllarında yapılan araştırma sonuçlarından yola çıkarak meta-sentez yöntemi ile ortaya koymak amacına yöneliktir. Bu çalışmada, hem nicel hem de nitel araştırma bulgularını sentezlemek için nitel araştırma deseni olan ?meta-sentez? araştırma yöntemi kullanılmıştır.1995-2012 yılları arasında Türkiye'deki ilköğretim okullarında il eğitim denetmenleri tarafından yapılan denetim uygulamalarını içeren ve dahil edilme ve hariç tutulma işlemleri çerçevesinde bu meta çalışmanın amacına hizmet edebilecek, nitel veya nicel araştırma yöntemlerini kullanarak hazırlanmış 73 yüksek lisans ve doktora tezi araştırma kapsamına alınmıştır.Bulgular, denetmenlerin, denetim sürecinde sergilemiş oldukları davranışlar ile, rehberlik, mesleki yardım ve işbaşında yetiştirme rolleri ve teknik yeterlikleri öğretmenler tarafından ?düşük? düzeyde yeterli görüldüğünü ortaya koymuştur.İl eğitim denetmenlerinin, denetmenlerin işe alınması ve yetiştirilmesi, denetim sisteminin örgütsel yapısı (yetki, iş yükü, iletişim vb.), çalışma koşulları, denetleme süresi ve hizmetiçi eğitim gibi alanlarda ?yüksek? düzeyde sorunla karşılaştıkları, söz konusu alanlarda ?yüksek? düzeyde bir yenilenme ihtiyacının olduğunu düşündükleri ve ?rehberlik-mesleki yardım ve işbaşında yetiştirme?, ?inceleme ve araştırma? rollerini gerçekleştirirken ?yüksek? düzeyde çatışma yaşadıkları tespit edilmiştir.Ayrıca, eğitim denetmenlerinin, öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin mevcut denetim uygulamalarını, çağdaş denetim ilkeleri açısından yetersiz gördükleri, bu nedenle denetim sürecine ilişkin algılarının ?düşük?, beklentilerinin ise, ?yüksek? düzeyde olduğu görülmüştür.

DenetimEtkililikEğitim denetimi+3
Cemal Aküzüm
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin pozitivist ve kaos yönetim anlayışlarını benimsemelerinin kendilerinin ve öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerine etkileri

Bu araştırmanın genel amacı, okul yöneticilerinin pozitivist ve kaos yönetim anlayışlarını benimsemelerinin kendilerinin ve öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerine etkilerini belirlemektir. Betimsel nitelikteki ilişkisel tarama modelinde olan bu araştırmanın çalışma evrenini, Şanlıurfa ilinde bulunan anaokulları, ilköğretim okulları ve ortaöğretim okullarında 2011?2012 Eğitim-Öğretim Yılında görev yapmakta olan yöneticiler ve öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, öğretmen ve yönetici evreninde tabakalama örneklemi oluşturmuştur. Bu doğrultuda öğretmen ve yöneticilere ulaşılmıştır. 1047 öğretmen ve yönetici tarafından doldurulan anketler geri dönmüş ve analize dâhil edilmiştir. Ölçme araçlarının uygulanması sonucunda elde edilen veriler SPSS for Windows paket programıyla analiz edilmiş ve bu analiz için frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklemler t-testi (varyansların homojen olmadığı durumlarda Mann-Whitney U), tek yönlü varyans analizi (varyansların homojen olmadığı durumlarda Kruskal-Wallis) tek yönlü varyans analizinde farklılığın kaynağını bulmak amacıyla Tukey testine başvurulmuştur. İki değişken arasındaki ilişki için korelasyon, bağımsı değişkenin bağımlı değişkene etkisini saptamak için regresyon testleri kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre araştırmaya katılan okul yöneticileri ve öğretmenlerinin örgütsel bağlılık ve yönetim anlayışı algı düzeyleri ortalamaları, örgütsel bağlılık boyutları içinde uyum düzeyinin düşük, içselleştirme düzeyinin yüksek çıktığı görülmüştür. Algılanan pozitivist yönetim anlayışı ortalaması ile algılanan kaotik yönetim anlayışı ortalaması araştırmaya katılan yönetici ve öğretenlerde birbirine oldukça yakın ve orta düzeyde çıkmıştır. Cinsiyet değişkenine göre erkek katılımcıların pozitivist ve kaotik yönetim puanları kadın katılımcılardan yüksek bulunmuştur. Erkek katılımcıların özdeşleşme ve içselleştirme bağlılık düzeyleri kadınların bağlılık düzeylerinden yüksek çıkmıştır.Öğrenim durumu değişkenine göre önlisans mezunu katılımcıların pozitivist ve kaotik yönetim puanları hem lisans hem de lisanüstü mezunu katılımcı puanlarından yüksek bulunmuştur. Yine örgütsel bağlılığın özdeşleşme ve içselleştirme boyutlarında önlisans mezunu katılımcıların özdeşleşme puanları hem lisans hem de lisanüstü mezunu katılımcı puanlarından yüksek bulunmuştur. Mezun olunan fakülte değişkenine göre diğer fakülte mezunu katılımcıların pozitivist ve kaotik yönetim puanları, eğitim fakültesi ve fen-edebiyat fakültesi mezunlarından yüksek bulunmuştur. Yine diğer fakülte mezunu okul yöneticileri ve öğretmenlerinin algılanan özdeşleşme ve içselleştirme puanları eğitim ve fen-edebiyat fakültesi mezunlarının puanlarından yüksek bulunmuştur.Görev yapılan okul türü değişkenine göre ortaöğretimde görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerinin örgütsel bağlılığın özdeşleşme boyutu puanları ilköğretim ve anaokullarında görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerin algılanan özdeşleşme puanlarından yüksek bulunmuştur. Mesleki kıdem değişkenine göre mesleki kıdemi 16 yıl ve üzeri süre olan okul yöneticileri ve öğretmenlerinin algıladığı pozitivist ve kaotik yönetim anlayışı puanları yüksek düzeyde bulunmuştur. Yine örgütsel bağlılığın özdeşleşme ve içselleştirme boyutlarında mesleki kıdemi 16 yıl ve üzeri olan katılımcıların ortalamalarının diğer gruplardan yüksek olduğu görülmüştür.Çalışılan okuldaki kıdem değişkenine göre örgütsel bağlılığın özdeşleşme boyutlarında mesleki kıdemi 16 yıl ve üzeri olan katılımcıların ortalamalarının diğer gruplardan yüksek olduğu yani mesleki kıdemi fazla olan katılımcıların özdeşleşme düzeyinin de fazla olduğu görülmüştür. Yöneticilikteki kıdem değişkenine göre örgütsel bağlılığın uyum boyutunda yöneticilikteki kıdemi 16 yıl ve üzeri olan okul yöneticilerinin algılanan uyum puanlarının diğer gruplardan düşük olduğu; örgütsel bağlılığın özdeşleşme ve içselleştirme boyutlarında yöneticilikteki kıdemi 16 yıl ve üzeri olan okul yöneticilerinin algılanan puanlarının diğer gruplardan yüksek olduğu görülmüştür.Pozitivist yönetim ve kaotik yönetim anlayışı ile uyum arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere yapılan korelasyon analizi sonucunda, her iki boyutda da puanlar arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Pozitivist yönetim ve kaotik yönetim anlayışı ile özdeşleşme ve içselleştire arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere yapılan korelasyon analizi sonucunda, pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur.Uyuma dayalı bağlılık düzeyinin, pozitivist ve kaotik yönetim anlayışı algısı düzeylerinden etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modelinde, kaotik yönetim anlayışının uyuma dayalı bağlılık düzeylerinde anlamlı yordayıcı olduğu, pozitivist yönetim anlayışının ise uyum puanında anlamlı bir yordayıcı olmadığı tespit edilmiştir. Özdeşleşmeye dayalı örgütsel bağlılık düzeyinin pozitivist ve kaotik yönetim anlayışı algısı düzeylerinden etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modelinde, hem pozitivist hem de kaotik yönetim anlayışının özdeşleşmeye dayalı bağlılık düzeylerinde anlamlı yordayıcı oldukları saptanmıştır. İçselleştirme düzeyinin pozitivist ve kaotik yönetim anlayışı algısı düzeylerinden etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modelinde, kaotik ve pozitivist yönetim anlayışının içselleştirmeye dayalı bağlılık düzeylerinde anlamlı yordayıcı oldukları tespit edilmiştir.

BağlılıkKaos yönetimiOkul yöneticileri+5
Mehmet Emin Usta
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul yöneticilerinin değerlere göre yönetim uygulamaları ile okul kültürü arasındaki ilişki

Sosyal hayatın maddi ve manevi boyutunu oluşturan kültür; toplumsal bir ürün olup, sosyal yapının içeriğini doldurarak, ulusal kimliğin doğuşuna ve gelişimine etki eder. Toplumlar, kültürel yapılarıyla birbirinden ayrılır. Toplum tarafından paylaşılan inançlar, gelenek-görenekler, değerler bir araya gelerek kültür bütününü oluşturur. Kültürün önemli öğelerinden biri olan değerler hayata anlam katar, insan davranışına rehberlik ederek bir davranışın kabul edilip edilemeyeceğinin ölçütünü oluşturur. İnsanoğlunun bütün eylemleri değerlerle ilgilidir. Değerler, kişinin yaşamına rehberlik eden standartlar olarak tanımlanabilir. Değerlerle yönetim, örgüt üyelerini ortak değerler etrafında bütünleştirip, değer odaklı davranmalarını sağlayan yönetim yaklaşımıdır. Bu yaklaşıma göre birliktelik ruhunu oluşturabilecek en önemli unsur, paylaşılan değerlerdir. Değerlerle yönetimin altında yatan temel sayıltı, insanların değerlerle hareket eden bir varlık olarak kabul edilmesidir.Toplum ve bireyler gibi kurumların da kendine özgü değerleri vardır. Değerlerin kurum içinde üstlendiği misyon, sosyal kültür içindeki işlevine benzemektedir. Eğitim kurumlarının sahip olduğu değerler, onların toplum içindeki kabul edilirliğini arttırır. Paylaşılan değerler, kurum içinde paydaşlar arasında bağlılık duygusu yaratır ve yapıcı bir iletişim oluşturur. Ortak örgütsel değerler, örgütsel hayatın yapı taşlarıdır ve örgütsel hayatı açıklayıcı bir rol üstlenmiştir. Değerler örgüt üyelerine ortak yön verir, günlük davranışlarında onlara kılavuzluk eder. Okul yaşamında, yönetici ve öğretmenler değerler ile ilgili pek çok sorunla karşılaşmaktadırlar. Yöneticiler, seçim yapma ve karar verme sorumluluğunu taşıyan kişiler olup; örgütsel süreç içinde günlük eylem ve kararlarında değerleri referans olarak almaktadırlar. Dolayısıyla yönetim süreci içinde her yönetici, değer seçenekleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Yöneticinin sahip olduğu değerler sistemi, problemlere bakış açısını, kararlarını ve problemlerin çözüm sürecini etkilemektedir. Bireysel düzeyde insan davranışını şekillendiren değerler, örgütsel düzeyde örgüt kültürünü oluşturmakta ve şekillendirmektedir. Değerlerin incelenmesi ile davranışların temelinde yatan sebepler çözümlenebilir. Eğitim yöneticilerinin yönetim sürecini nasıl değerlendirdikleri, örgütsel hayata hangi perspektiften baktıkları sahip olduğu değerler ile belirlenebilir.Okul kültürü ile değerler arasındaki ilişkiyi tespit etmeyi amaçlayan bu araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde araştırmanın problemi, amacı ve önemi tartışılmış, araştırmanın sınırlılıklarına ve araştırmada kullanılan tanımlara yer verilmiştir. İkinci bölümde araştırmanın kuramsal temelleri ve bu alanda yapılan araştırmalar bulunmaktadır. Araştırmanın üçüncü bölümünde araştırmanın yöntemine, dördüncü bölümünde araştırmadan elde edilen bulgu ve yorumlara yer verilmiştir. Beşinci bölümde ise araştırmanın sonuçları ve önerileri bulunmaktadır.Araştırmada ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin görüşlerine bağlı olarak değerlerle yönetim uygulamaları ile okul kültürü arasındaki ilişkiyi tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Elazığ ilindeki ortaokullar oluşturmaktadır. Örneklemini ise Elazığ il merkezinde bulunan 5 eğitim bölgesinden 11 ve ilçe merkezlerinden 10 olmak üzere toplam 21 ortaokul oluşturmaktadır. Tarama modelindeki araştırmada veri toplama aracı olarak ?Değerle Yönetim Ölçeği? ve ?Okul Kültür Ölçeği? kullanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon analizi teknikleri kullanılmış ve analizlerde şu sonuçlara ulaşılmıştır:Araştırma sonuçlarına göre, değerlerle yönetim uygulamaları ile okul kültürü arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Katılımcıların Değerlerle Yönetim ve Okul Kültürü algıları yüksek düzeydedir. Değerlerle Yönetimin ?Örgütsel Değerler? ve ?Bireysel Değerler? faktörlerindeki algılar cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim durumu, branş, hizmet süresi, çalışma süresi ve okulun bulunduğu yer değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermemektedir.Okul Kültürünün ?İklim?, ?İletişim?, ?Katılım, ?Denetim? ve ?Toplantılar? faktörlerindeki algılar medeni durum, yaş, eğitim durumu, branş, çalışma süresi ve okulun bulunduğu yer değişkenleri açısından algılar arasında anlamlı farklılıklar yoktur. Ancak cinsiyet ve hizmet süresi değişkenlerinde algılar arasında farklılık tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeninde ?Katılım? ve ?İletişim? faktörlerinde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Her iki faktörde de erkek eğitimcilerin algı ortalamaları kadınlardan daha yüksek çıkmıştır. Hizmet süresi değişkeninde ise ?Toplantılar? faktöründe algılar arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Hizmet süresi değişkeninde mesleki kıdemi 1?5 yıl olan eğitimciler, 6?10 ve 11?15 yıl mesleki kıdeme sahip olanlardan daha yüksek algı ortalamasına sahip olup ?Toplantılar? faktörünü daha olumlu algılamaktadırlar. Değerlerle yönetim uygulamaları ile okul kültürü arasında orta düzeyde bir ilişki vardır. Yöneticilerin değerlere dayalı yönetim uygulamaları, öğretmenler ile aralarındaki iletişimi, iş verimliliğini, örgütsel uyum ve bağlılığını, yüksek iş doyumunu etkilemektedir. Değerlere dayalı yönetim, öğretmenlerin kendini okulun önemli ve değerli bir üyesi olarak hissetme algısına sahip olmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Anahtar Kelimeler: Okul kültürü, değerler, değerlere göre yönetim.

Değer yönetimiDeğerlerEğitim yönetimi+4
Meryem Ekmekyapar
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim kurumlarında yer alan öğretmen ve öğrencilerin şiddet algıları: Elazığ ili örneği

Türkiye'de şiddet ve şiddete bağlı sorunların hızla artması ve bu kapsamda, şiddet olaylarının çocuk ve gençleri de içine alan bir problem haline gelmesi; karar vericilerin, hizmet sunucuların, ailelerin ve toplumdaki her bireyin bir şeyler yapması zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda toplumun geleceği olan öğrencilerin ve onları yetiştiren öğretmenlerin şiddete ilişkin algılarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışma ile eğitim sistemimizde ilköğretimde yaşanan şiddet olaylarının nasıl algılandığı ve nasıl kavramsallaştırdıkları, öğretmen ve öğrenci görüşleriyle belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırma 2 ayrı bölümden oluşturulmuştur. Araştırmanın nicel kısmını oluşturan birinci bölümde ilişkisel tarama modeli, araştırmanın nitel kısmını oluşturan ikinci bölümde ise içerik analizi uygulanmıştır. Bu araştırma Elazığ il merkezi ve ilçelerinde görev yapan 953 öğretmen ile Elazığ il merkezi ve ilçelerinde öğrenim gören 348 öğrenci üzerinde uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen Şiddet Algı Ölçeği ile toplanmıştır.Ölçeğin güvenirlik katsayısı Cronbach alpha güvenirlik katsayısı ile hesaplanmış ve güvenilir olarak bulunmuştur. Ölçeğe ilişkin faktör analizi işlemleri yapıldığında öğrencilere ait KMO (Kaiser Meyer Olkin Measure of Sampling Adequancy) = ,907, Bartlett (Bartlett' s Test of Sphericity) = 9,865E3 olarak bulunurken, öğretmenlere ait faktör analizi işlemlerinde KMO (Kaiser Meyer Olkin Measure of Sampling Adequancy) = ,851, Bartlett (Bartlett' s Test of Sphericity) = 5,259E3 olarak bulunmuştur. Öğrencilere ait ölçeğin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ,877 olarak bulunurken öğretmenlere ait ölçeğin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ,821 olarak bulunmuştur.Verilerin analizinde, öncelikle Homojenlik Testi (Levene) uygulanmış; homojen maddeler için tek yönlü varyans analizi, homojen olmayan maddeler için Kruskall Wallis Testi uygulanmıştır. Gruplar arası anlamlı farklılığın belirlendiği durumlarda farklılığın kaynağını belirlemek amacıyla Mann Whitney U Testi (MWU) uygulanmış, ikili karşılaştırmalarda ise bağımsız gruplar t testinden yararlanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Kişisel bulgularda frekans ve yüzde değerleri kullanılmıştır.Araştırmanın nitel bölümünde katılımcılara ?Şiddet?..gibidir?? Çünkü??.? ve ?Şiddet uygulandığı zaman ne hissedersiniz?? açık uçlu soruları sorulmuş, alınan cevaplar doğrultusunda kavramsal kategoriler oluşturulmuştur. Görüşler QSR Nvivo 9 programında değerlendirilmiştir.Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin şiddet algılarının öğrencilere göre daha yüksek olduğu görüldü. Bu bulgu şiddetin öğrenilen bir davranış olduğu görüşünü destekler niteliktedir. Okullarda yaşanan şiddet olayları da bunun bir göstergesidir.

Öğrenci algısıÖğretmen algısıİlköğretim okulları+3
Gönül Akkaya Şener
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim okul yöneticilerinin takım liderlik davranışlarının öğretmenlerin iş doyumu, örgütsel adanmışlık ve örgütsel vatandaşlık düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın genel amacı, ilköğretim okul yöneticilerinin takım liderlik davranışlarının öğretmenlerin iş doyumu, örgütsel adanmışlık ve örgütsel vatandaşlık düzeylerine etkisini belirlemektir. Betimsel nitelikteki ilişkisel tarama modelinde olan bu araştırmanın çalışma evrenini, Elazığ İlinde bulunan ilköğretim okullarında 2010?2011 eğitim-öğretim yılında görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, çalışma evreninden oransız küme örnekleme yöntemiyle yansız olarak seçilmiş 2700 öğretmen oluşturmaktadır. 822 öğretmen tarafından doldurulan anketler geri dönmüş ve analize dâhil edilmiştir. Veriler, hiyerarşik çoklu doğrusal regresyon yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda, ?İlköğretim Okul Yöneticilerinin Takım Liderlik Davranışlarının Öğretmenlerin İş Doyumu, Örgütsel Adanmışlık Ve Örgütsel Vatandaşlık Düzeylerine Etkisi? güçlü ve anlamlı şekilde yordadığı görülmüştür. Aracılık testlerinin sonucuna göre, iş doyumu ile örgütsel adanmışlık arasındaki ilişkide, örgütsel vatandaşlık kısmi ara yordayıcıdır. Aynı zamanda, hem iş doyumu hem de örgütsel adanmışlık ile örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkide kısmi ara yordayıcıdırlar.Öğretmenlerin en fazla etkileşimde bulundukları okul yöneticilerinin takım liderlik yeterliklerinin, öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları, iş doyumu ve örgütsel adanmışlık düzeylerini anlamlı şekilde yordadığı görülmüştür. Öğretmenlerin iş doyumu düzeylerinin, hem okul yöneticilerinin takım liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel adanmışlıkları arasındaki ilişkide, hem de okul yöneticileri ile öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkide kısmi ara yordayıcı olduğu saptanmıştır.

LiderlikOkul yöneticileriYönetici davranışı+7
Çetin Tan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin öfke nedenleri ve öfke kontrol yönetimleri: Elazığ ili örneği

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin, öfke nedenlerine ilişkin görüşlerini, öfkelerini ifade etme biçimlerini ve öfke yönetimi stratejilerini saptamaktır. Öğretmenlerin öfke nedenleri, ifade biçimleri ve yönetim stratejileri, cinsiyet, kıdem, branş ve mezun olunan okul değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Elazığ il merkezinde bulunan 114 ilköğretim okulunda görev yapan 3128 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminde ise araştırma evreninden rastgele seçilen 702 öğretmen yer almıştır.Öğretmenler üzerinde uygulanacak olan ölçek hazırlanırken öfke ile ilgili literatür taranmış, ilgili kavramlar incelenmiş ve ölçek maddeleri oluşturulmuştur. Ölçek maddeleri oluşturulurken uzman görüşüne başvurulmuştur. Elde edilen veriler SPSS programında çözümlenmiştir.Verilerin analizinde bağımsız gruplar t testi tekniği, Non-Parametrik Mann Whitney U Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Parametrik Olmayan Kruskal Wallis H testinden yararlanılmıştır. Varyans analizi sonucunda, grup ortalamaları arasında anlamlı bir farkın çıkması durumunda farkın hangi gruplardan kaynaklandığını saptamak amacıyla scheffe ve LSD testi kullanılmıştır. Sonuçların yorumlanmasında P<0.05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin öfke nedenleri ve ifade biçimlerine ilişkin görüşleri arasında kıdem değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anlamlı farklılığın cinsiyet, branş ve mezun olunan okul değişkenlerinde olduğu tespit edilmiştir. Öfkenin yönetilmesi boyutunda ise cinsiyet ve mezun olunan okul değişkenlerine göre görüşler arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken, kıdem ve branşın önemli değişkenler oldukları saptanmıştır.Elde edilen sonuçlara göre öfkenin eğitimde de sürekli karşımıza çıktığı, öğretmenlerin öfkelerinin farkında oldukları ve öfke yönetimi açısından kıdem ile paralel doğrultuda daha çok strateji geliştirildiği söylenebilir.

ÖfkeÖğretmen görüşleriÖğretmenler+2
Efraim Öztürk
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaöğretim okul yöneticileri ve öğretmenlerinin öğrenilmiş çaresizlik, tükenmişlik ve öz-yeterlik algılarının örgütsel öğrenme düzeylerine etkileri

Bu çalışmanın genel amacı, ortaöğretim okullarında çalışan okul yöneticileri ve öğretmenlerinin öğrenilmiş çaresizlik, tükenmişlik, öz-yeterlik, ve örgütsel öğrenme değişkenleri arasındaki ilişkileri ve etkileri açıklayan çeşitli modeller geliştirerek, bunları test etmektir.Çalışmanın konusu öğrenilmiş çaresizlik, tükenmişlik, öz-yeterlik ve örgütsel öğrenme değişkenlerinin incelenmesi ve bu değişkenler arasındaki ilişkilerdir.Çalışmanın yöntemi, ilişkisel tarama modeli üzerine temellendirilmiştir. Araştırma evrenini Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki resmi ortaöğretim kurumlarında 2010- 2011 eğitim-öğretim yılı içerisinde görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenler oluşturmaktadır.Basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Bitlis ve Van il merkezlerindeki resmi ortaöğretim kurumlarında çalışan 440 okul yöneticisi ve 1500 öğretmen örneklem grubuna alınmıştır. Çalışma verileri, 15 maddelik öğrenilmiş çaresizlik ve tükenmişlik, 10 maddelik genel öz-yeterlik ve araştırmacı tarafından geliştirilen 25 maddelik örgütsel öğrenme ölçekleri aracılığıyla toplanmıştır. 261 okul yöneticisi ve 1264 öğretmen veri analizi sürecinde değerlendirmeye alınmıştır.Çalışma verileri, bilgisayar ortamında özel bir veri analizi ve AMOS paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Bu kapsamda araştırmada kullanılan ölçeklere yönelik yapılan açımlayıcı faktör analizleri ve betimleyici istatistiksel analizler (frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve korelâsyon) özel bir veri analizi, doğrulayıcı faktör analizleri ve yapısal eşitlik modellemesine yönelik ölçüm modelleri ve yapısal modeller analizleri ise AMOS paket programları aracılığıyla yapılmış ve değerlendirilmiştir. Analizler, YEM'de kullanılan ?model geliştirme stratejisi? dikkate alınarak, her bir ölçme aracı için (her bir ölçeğin alt ölçeklerine ve kendisine yönelik) doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ve geliştirilmiş hipotezlere yönelik yol analizleri (path analysises) yapılmıştır. Çalışmada test edilen toplam 54 hipotezden 44`ü destek bulmuş, 10'u doğrulanmamıştır.Çalışma sonuçlarına göre model I ve model II cinsiyet, medeni durum, okuldaki hizmet süresi ve okuldaki görev değişkenleri yönünden değerlendirildiğinde; kadın, bekâr ve okuldaki hizmet süresi 1-5 yıl arasında olan ortaöğretim okul yöneticileri ve öğretmenlerinin öğrenilmiş çaresizlik, tükenmişlik ve öz-yeterlik algıları örgütsel öğrenme düzeylerini, öğrenilmiş çaresizlik ve tükenmişlik algıları ise öz-yeterlik düzeylerini anlamlı olarak etkilemektedir.Ortaöğretim okul yöneticileri ve öğretmenlerinin öğrenilmiş çaresizlik ve tükenmişlik algıları, örgütsel öğrenme düzeylerini kısmen, öz-yeterlik algıları aracılığıyla etkilemektedir. Ortaöğretim okul yöneticilerinin öğrenilmiş çaresizlik ve tükenmişlik ve öğretmenlerin öz-yeterlik algıları, öğretmenlerin örgütsel öğrenme düzeylerini (okuldaki sürekli öğrenme, bilişsel süreçler, şeffaflık ve soruna yönelik olma alt süreçlerini) anlamlı olarak etkilemektedir.Alternatif model sonuçlarına göre, hem okul yöneticilerinin hem de öğretmenlerin örgütsel öğrenme algıları üzerinde en fazla öğrenilmiş çaresizlik algılarının etkisi bulunmaktadır. Çalışmada, elde edilen sonuçlara yönelik araştırmacılar ve uygulayıcılar için öneriler geliştirilmiştir. Buna göre, öğrenilmiş çaresizlik, tükenmişlik ve öz-yeterlik kapsamında örgütsel öğrenmeye yönelik en etkili model tespiti yapılarak, öğrenme modelleri çerçevesinde, her okulun kendine özgü öğrenme modeli uygulamaya geçirilmelidir.

Lise öğretmenleriOkul yöneticileriOrtaöğretim okulları+6
Tuba Yavaş
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2012
00