
Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi Anabilim Dalı
Yıldız Technical University119
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Özel Türk ilköğretim okullarında halkla ilişkiler etkinliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı; özel Türk ilköğretim okullarında halkla ilişkileretkinliklerinin incelenmesidir. Halkla ilişkiler etkinliklerini uygularken yöneticilerin vegörevlilerin üstlendiği rolleri, halkla kurulan iletişimi güçlendirmek için kullanılaniletişim yollarını, okulda halkla ilişkiler programını etkili olarak uygulayabilmek içingereken etkinliklerin yapılıp yapılmadığını ve halkla ilişkilerin verimliliğini ölçmek içingereken yöntemlerin uygulanıp uygulanmadığını incelemek alt amaçlarıoluşturmaktadır. Ayrıca halkla ilişkiler etkinliklerinin; okulun öğrenci sayısı, buetkinlikler için ayrılan okul bütçesi, etkinlikleri hangi birimin uyguladığı, birimdeçalışan kişi sayısı ve çalışan kişilerin mezun olduğu bölüm gibi değişkenlere görefarklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Araştırmada tarama modeli kullanılmış, alan yazın taraması, internet ve anketveri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Kullanılan anket formu ngilizcedenTürkçe'ye uyarlanmış ve 297 öğretmene uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen verileraritmetik ortalama, standart sapma, Anova, Kruskal Wallis-H testi, Post-hoc gibiteknikler kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma bulgularında öğretmenler; yöneticiler ve diğer çalışanların halklailişkiler rollerini gerçekleştirme konusunda ( x = 3.24), okulun halkla kurulan iletişimigüçlendirmek için medya ve iletişim araçlarını kullanmaları konusunda ( x = 3.16), etkilihalkla ilişkiler programı için gereken etkinliklerin yapılması konusunda ( x = 3.35) vehalkla ilişkilerin verimliliğini ölçme etkinlikleri konusunda ( x = 3.02) ?kararsızım?cevabını vermiştir.Bununla birlikte, araştırma bulgularında, halkla ilişkiler ölçeği puanlarının;okulun öğrenci sayısı, halkla ilişkiler bütçesi, halkla ilişkilerden sorumlu olan birim,halkla ilişkiler biriminde çalışan kişi sayısı, birimde çalışanların mezun olduğu bölümdeğişkenlerine göre farklılaştığı yani aritmetik ortalamalar arasındaki farkın istatistikselolarak anlamlı olduğu ortaya çıkmıştır. Etkinliklerin gerçekleştirilmesinde; puanlaröğrenci sayısı fazla olanlar, halkla ilişkiler etkinliklerine yüksek bütçe ayıranlar, halklailişkiler biriminde dört kişi çalıştıranlar, halkla ilişkiler birimi olanlar ve son olarakhalkla ilişkiler etkinliklerini halkla ilişkiler bölümünden mezun olan kişilerin yürüttüğüokullar lehine olmuştur.ii
Anadolu lisleri ve genel liselerde görevli öğretmenlerin performans değerlendirmesine yönelik algıları (İstanbul ili Büyükçekmece ilçesi örneği)
Bu araştırmada, stanbul li Büyükçekmece lçesi sınırları içinde bulunan genelliseler ile Anadolu liselerinde görev yapan öğretmenlerin, performansdeğerlendirmesine ilişkin algılarının belirlenmesi konusu ele alınmıştır. Milli EğitimBakanlığınca son yıllarda başlatılan çalışmalara göre, öğretmen performansınındeğerlendirmesi sürecine öğrenci, veli, zümre öğretmeni ve yöneticinin katılımlarınınsağlanması hedeflenmektedir. Çoklu veri kaynakları yoluyla öğretmen performansınındeğerlendirilmesine yönelik öğretmen algılarının belirlenmesi bu çalışmanın temelamacıdır.Tarama modeline göre yapılan araştırmanın verilerini elde etmek için beşbölümden oluşan ölçek kullanılmıştır. Veri toplama aracı Büyükçekmece ilçesisınırlarında bulunan on genel lisesinde görevli 213 ve iki Anadolu lisesinde görevli 41öğretmen olmak üzere toplam 254 öğretmene uygulanmıştır.Araştırmaya göre , öğretmenlerin çoklu veri kaynakları yoluylaperformanslarının değerlendirilmesine yönelik algıları olumludur ve genelde?katılıyorum? aralığındadır.Öğretmenlerin performans kriterlerine ilişkin algılarında cinsiyet, kendialanı ile ilgili hizmetiçi eğitim alıp almama, medeni durum, yaş, kıdem, bitirilen okulve okul türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir. Diğer yandan?performans değerlendirme ile ilgili hizmetiçi eğitime katılıp katılmama? değişkeninegöre veli, zümre öğretmeni ve yönetici boyutlarında anlamlı farklılık belirlenmiştir.Benzer biçimde, ?performans değerlendirme ile ilgili kitap okuyup okumama?değişkenine göre, öğrenci, veli ve yönetici boyutlarında anlamlı farklılık belirlenmiştir.iiiii
İlköğretim okulu müdürlerinin toplumsal liderlik yeterliklerinin belirlenmesi (Bakırköy örneği)
ivÖZETEğitim sisteminin yapı ve işleyişteki yetersizliklerini aşabilmesi için, liderlikyeterlikleri gelişmiş okul yöneticilerinin varlığı zorunludur. Özellikle son yıllardayaşanan ekonomik ve toplumsal gelişmelerin etkisiyle okul çevresindeki değişmeler,bilim ve teknolojinin gelişmesiyle insan ihtiyaçlarının değişmesi, eğitimcileri vedolayısıyla okul yöneticilerini daha duyarlı olmaya zorlamaktadır. Son yıllarda ailelerinve çeşitli toplumsal kurumların eğitimin finansmanını yüklenmek zorunda kalması,eğitime ve okullara daha fazla müdahale etme hakkını kendinde görmelerine yolaçmıştır. Bu durum okulun veliler ve diğer toplumsal kurumlarla iyi ilişkiler kurmasını,onlarla işbirliğine gitmesini, okulun karar süreçlerine onları da katmasınıgerektirmektedir. Ayrıca okul yöneticisinin okul toplumunu oluşturan öğretmenler vediğer görevlilere liderlik yaparak yeni gelişmelerden onları haberdar etmesi, kapsamlıbir okul-aile programı hazırlayarak planlı bir gelişim sağlaması gerekmektedir. Bu iseokul müdürünün toplumsal liderlik alanında yeterliğini geliştirmesiyle olanaklıdır.Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okulu müdürlerinin toplumsal liderlikyeterliklerini belirlemek; müdür, öğretmen ve veli algılarıyla okul müdürlerinintoplumsal liderlik yeterliklerinin bilgi ve davranış boyutlarını ortaya çıkarmak; cinsiyet,mesleki kıdem, müdürlükteki kıdemi, öğrenim düzeyi ve okul büyüklüğü değişkenlerinegöre ilköğretim okulu müdürlerinin toplumsal liderlik yeterlikleri arasında anlamlı farkolup olmadığını incelemektir.Araştırmada çalışma evreni olarak Bakırköy ilçesi ilköğretim okulu müdürlerialınmıştır. Öğretmenler ve veliler için ise örneklem alınmıştır. İlçede bulunan 27ilköğretim okulu müdürünün tamamı, her okulun öğretmen sayısının üçte biri oranındaöğretmen ile öğretmen sayısı kadar da veli araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmadatarama modeli kullanılmıştır.Elde edilen bulgulara göre toplumsal liderliğin bilgi boyutunda müdürler( Ã =4,70), öğretmenler müdürleri ( Ã =4,14), veliler isekendilerini çok yüksek( Ã =4,22) ortalamalarla yüksek algılamışlardır. Davranış boyutunda ise bilgi boyutunagöre düşük olmakla beraber müdürler kendilerini yüksek ( Ã =4,33), öğretmenlermüdürleri ( Ã =3,90), veliler ise ( Ã =4,05) ortalamalarla yüksek algılamışlardır.ivvİlköğretim okulu müdürlerinin bilgi boyutunda toplumsal liderlik yeterliklerikaynak gruplar tarafından farklı düzeylerde algılanmıştır. Müdürler bilgi boyutundakendilerinin toplumsal liderlik yeterliklerini öğretmen ve velilerden farklı olarak dahaolumlu bulmaktadır. Veli ve öğretmen algılamaları arasında fark yoktur.İlköğretim okulu müdürlerinin davranış boyutunda toplumsal liderlik yeterlikleri,kaynak gruplar tarafından farklı düzeylerde algılanmıştır. Veliler, okul müdürlerinindavranış boyutunda toplumsal liderlik yeterliklerini öğretmenlere göre daha yüksekolarak algılamışlardır.Bilgi boyutunda okul müdürlerinin toplumsal liderlik yeterliklerinin öğretmenler veveliler tarafından algılanması, müdürlerin mesleki kıdemi, müdürlükteki kıdemi,öğrenim düzeyi ve okul büyüklüğü değişkenlerine göre farklılaşmaktadır.Davranış boyutunda okul müdürlerinin toplumsal liderlik yeterliklerininöğretmenler ve veliler tarafından algılanması, müdürlerin mesleki kıdemi, müdürlüktekikıdemi, öğrenim düzeyi değişkenlerine göre farklılaşmaktadır.v
Özel okul öğretmenlerinin çatışma yaklaşımları ile çatışmayı yönetme stilleri
Songül Kılıç?Özel Okul Öğretmenlerinin Çatışma Yaklaşımları ile Çatışmayı Yönetme Stilleri?ÖZETBu araştırmanın genel amacı; özel okul öğretmenlerinin çatışma yaklaşımları ileçatışmayı yönetme stillerini demografik değişkenler açısından belirlemek ve özel okulöğretmenlerinin çatışma yaklaşımları ile çatışma yönetimi sürecinde kullandıkları stillerarasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını ortaya koymaktır.Araştırmanın verileri, stanbul ili özel vakıf ve kurucu okullarında çalışanöğretmenlerden oluşan toplam 352 kişilik örneklem grubuna anket uygulanaraktoplanmıştır. Araştırmada 3 anket formu kullanılmıştır. Bunlardan birincisi,öğretmenlerin bireysel özelliklerini belirlemek için beş sorudan oluşan bir formdur.Öğretmenlerin çatışma yönetimi stillerine ilişkin veri toplamak için kısa adı ROCI IIolan ?Rahim Örgütsel Çatışma Ölçeği-II? (FORM A) adlı anket formu kullanılmıştır.Araştırmada kullanılan üçüncü anket formu ise, öğretmenlerin çatışma yaklaşımlarınıortaya çıkarmak için araştırmacı tarafından geliştirilen ?Çatışmaya lişkin YaklaşımlarıBelirleme Ölçeği?dir. Elde edilen veriler yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, ANOVA, LSD testi ve Pearson Korelasyon Katsayısı gibi istatistiksel tekniklerkullanılarak çözümlenmiş, yorumlanmış ve raporlaştırılmıştır.Araştırmada şu sonuçlar elde edilmiştir: (1) Özel kurucu ve vakıf okullarındagörev yapan öğretmenlerin yarısından fazlasının geleneksel yaklaşımıbenimsemedikleri; modern yaklaşıma ise daha yakın oldukları ortaya çıkmıştır. (2)Öğretmenlerin çatışma yaklaşımları arasında yaş ve görev yapılan kademe değişkenleriaçısından istatistiksel bakımından .05 düzeyinde anlamlı farklılıklar vardır. (3) Özelkurucu ve vakıf okullarında görev yapan öğretmenlerin en sık kullandıkları stiller;tümleştirme ve uzlaşma, sonra sırasıyla ödün verme ve kaçınma; en az ise hükmetmestilidir. (4) Öğretmenlerin kullandıkları çatışma yönetim stilleri arasında cinsiyet, yaş,mezun olunan okul, meslekteki toplam hizmet süresi ve görev yapılan kademedeğişkenleri açısından istatistiksel bakımından .05 düzeyinde anlamlı farklılıklar vardır.(5) Özel kurucu okullarındaki öğretmenlerin çatışma yaklaşımları ile çatışmalarıivyönetmede kullandıkları stiller arasında istatistiksel bakımdan anlamlı herhangi bir ilişkiyoktur. (6) Özel vakıf okullarındaki öğretmenlerin çatışma yaklaşımları ile tümleştirmeve hükmetme stilleri arasında istatistiksel bakımından .05 düzeyinde olumsuz; ödünverme ve kaçınma stilleri arasında istatistiksel bakımından .01 düzeyinde olumsuz birilişki vardır.v
Mesleki ve teknik eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin karara katılma durumları
Müge GÜRKAN?Mesleki ve Teknik Eğitim Kurumlarında Görev Yapan Öğretmenlerin Karara KatılmaDurumları?ÖZETBu araştırmanın genel amacı, Mesleki ve Teknik Eğitim kurumlarında görevyapan öğretmenlerin okul düzeyinde alınmakta olan kararlara katılma durumları veisteklerine ilişkin algılarını tespit ederek; bu algıların öğretmenlerin bireyseldeğişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır.Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada, öğretmenlerinbireysel özelliklerini belirlemek için beş sorudan oluşan bir form; kararlara katılmadurumlarını ve kararlara katılma isteklerini ilişkin veri toplamak için ise Form A veForm B'den oluşan ?Kararlara Katılma Anketi? kullanılmıştır. Anket formları toplam531 öğretmene uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler aritmetik ortalama,yüzde, standart sapma, t-testi, ANOVA ve LSD testi gibi teknikler kullanılarak analizedilmiştir.Araştırmada şu sonuçlar elde edilmiştir:⢠Öğretmenler okul düzeyinde alınmakta olan kararlara çok az katılmaktadırlar.⢠Öğretmenler okul düzeyinde alınmakta olan kararlara katılmayı çokistemektedirler.⢠Öğretmenler okul düzeyinde alınmakta olan kararlara katıldıklarından dahafazla katılmak istemektedirler.⢠Öğretmenler okul düzeyinde alınmakta olan öğretimsel kararlara yönetimselkararlardan daha fazla katılmaktadırlar.⢠Öğretmenler okul düzeyinde alınmakta olan öğretimsel kararlara yönetimselkararlardan daha fazla katılmak istemektedirler.⢠Öğretmenlerin okul düzeyinde alınmakta olan kararlara katılma durumları ileilgili algıları; cinsiyet, mesleki kıdem, okul kıdemi ve okul türü değişkenlerinegöre anlamlı farklılık göstermektedir.⢠Öğretmenlerin okul düzeyinde alınmakta olan kararlara katılma istekleri ileilgili algıları; cinsiyet ve okul türü değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermektedir.
Megep kapsamına alınan öğrenciler ile alınmayan öğrencilerin başarı düzeyleri ile başarısızlık nedenlerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, mesleki ve teknik okulların dokuzuncu sınıf öğrencilerinden MEGEP kapsamına alınan öğrenciler ile proje kapsamına alınmayan, aynı bölümdeki mesleki teknik eğitim öğrencilerinin, başarılarını etkileyen nedenler dikkate alındığında, başarı düzeyleri arasında, izledikleri programa göre anlamlı bir fark olup olmadığını ortaya koymaktır.Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Öğrencilerin başarı durumlarını etkileyen nedenlerin belirlenmesi için "Başarısızlık Nedenleri Anketi" kullanılmıştır. Anket formları toplam 654 öğrenciye uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilerin başarı düzeylerinin karşılaştırılması için de, ortak derslere göre, yılsonu başarı notları değerlendirmeye alınmıştır. Anketlerden ve yılsonu başarı notlarından elde edilen veriler Mann Whitney U Testi kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada şu sonuçlar elde edilmiştir:? Araç Yapımı ve Tamiri alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, mesleki teknik eğitimin ders saatinin ve sayısının fazlalığından kaynaklı birkaç durumla ilgili anlamlı fark vardır. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları arasında anlamlı fark yoktur.? Elektrik Elektronik Teknolojisi alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre anlamlı fark yoktur. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları bakımından, MEGEP öğrencileri MTE öğrencilerine göre daha başarılıdır.? Gaz ve Tesisat Teknolojisi alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre anlamlı fark yoktur. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları arasında anlamlı fark yoktur.? Giyim Üretim Teknolojisi alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre anlamlı fark yoktur. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları bakımından, MEGEP öğrencileri MTE öğrencilerine göre daha başarılıdır.? İnşaat Teknolojisi alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre anlamlı fark yoktur. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları arasında anlamlı fark yoktur.? Kuyumculuk alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre anlamlı fark yoktur. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları bakımından, MEGEP öğrencileri MTE öğrencilerine göre daha başarılıdır.? Makine Teknolojisi alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre anlamlı fark yoktur. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumlan bakımından, MEGEP öğrencileri MTE öğrencilerine göre daha başarılıdır.? Metal Teknolojisi alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, öğrenci gruplarına göre, rehberlik eksikliğinden ve MEGEP öğrencilerinin yetersizliklerinden kaynaklı olarak birkaç durumla ilgili anlamlı fark vardır. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumları arasında anlamlı fark yoktur.? Yiyecek İçecek Hizmetleri alanında, uygulanan sistem dışında, öğrenci başarılarını etkileyen nedenler bakımından, MEGEP öğrencilerinin yetersizliklerinden kaynaklı olarak birkaç durumla ilgili anlamlı fark vardır. Bu alanda, öğrenci gruplarının aldıkları ortak dersler değerlendirildiğinde, yılsonu başarı durumlan arasında anlamlı fark yoktur.
Ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans programına devam eden öğrencilerin bu programa ilişkin görüşleri nelerdir?
Öğretmenlik mesleğinin önemi herkes tarafından bilinmektedir. Bu derece önemli olan bu mesleği yapacak kişilerin nasıl yetiştirildiği de önem kazanmaktadır. Ülkemizde Öğretmen olabilmek için eğitim fakülteleri bünyesinde açılan programlardan mezun olmak ya da, eğitim fakültesi dışındaki bölümlerden mezun olup ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek programını tamamlamak gerekmektedir. Bu da bu programların önemini arttırmaktadır.Bu araştırmada İstanbul ilinde ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans programına devam eden Öğrencilerin, bu programa ilişkin görüşleri araştınlmış ve bu görüşlerin hangi değişkenlere göre farklılık gösterdiği belirlenmeye çalışılmıştır, Araştırmada İstanbul İlinde bu programın açıldığı üç üniversiteden (Yıldız Teknik, Marmara ve İstanbul) yansız örneklem yolu ile öğrenciler seçilmiş ve hazırlanmış olan anket uygulanmıştır. Toplam 195 öğrenciye anket uygırlanrmştır.Anketlerden elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılıp SPSS 14,0 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin bu programa ilişkin olumlu görüşlere sahip oldukları ortaya çıkmıştır.Öğrencilerin bu tezsiz yüksek lisans programına yönelik görüşleri, öğrencinin ailesinde eğitimci olmasına, öğrencinin mezun olduğu lise türüne, öğrencinin devam ettiği bu tezsiz yüksek lisans programının hangi üniversitede verildiğine göre ve öğrencinin Öğretmenlik alanına göre farklılıklar göstermektedir.Anahtar KelimelerEğitim, Ortaöğretim, Alan Öğretmenliği, Öğretmen Yetiştirme, Tezsiz Yüksek Lisans
İlköğretim müfettişlerinin rol ve davranış boyutu kapsamındaki mesleki etik ilkelere uyma düzeyleri konusundaki ilköğretim müfettişlerinin ve öğretmenlerinin algıları
Bu arastırma, ilkögretim müfettislerinin rol ve davranıs boyutu kapsamındaki mesleki etik ilkelere uyma düzeyleri konusundaki ilkögretim müfettislerinin ve ögretmenlerinin algılarını belirlemek amacıyla yapılmıstır. Arastırma tarama modeli ile yapılmıstır. Arastırmanın çalısma evrini İstanbul ili Anadolu bölümüdür. Arastırmanın iki çalısma grubu bulunmaktadır. Birinci çalısma grubunu Türk Egitim Sisteminin denetim alt sisteminde görev yapan ilkögretim müfettisleri olusturmaktadır. İstanbul ili Anadolu bölümünde görev yapmakta olan ilkögretim müfettislerinin tamamı arastırmaya alınmıstır. Veri toplama aracı olarak tutum ölçer (24 madde) kullanılmıstır. Toplam 130 tutumölçerden 128'i degerlendirmeye alınmıstır. İkinci çalısma grubunu ise, İstanbul ili Anadolu bölümünde bulunan ve Milli Egitim Bakanlıgı'na baglı resmi ilkögretim okulu sayısı en fazla olan 3 merkez ilçe (Kadıköy, Ümraniye, Pendik) ile okul sayısı en az olan 3 merkez ilçede (Tuzla, Sultanbeyli, Kartal) yer alan 36 ilkögretim okulunda çalısan ögretmenler olusturmaktadır. Merkez dısında kalan Sile ilçelesi ile okul sayısı çok az olan Adalar, bu çalısmanın evrenine alınmamıstır. Veri toplama aracı olarak aynı tutum ölçer kullanılmıstır. Bu alt evrene toplam 662 tutum ölçer uygulanmıstır. Tutum ölçerlerin 481 tanesi degerlendirmeye alınmıstır. Toplanan verilerin analizinde sıklık tabloları, merkezi ve yaygınlık ölçüleri ile degiskenlerin ikili gruplamasında bagımsız gruplarda t-testi, üç veya daha çok gruplamada ise (ANOVA) tek yönlü varyans analizi yöntemi kullanılmıstır. Tek yönlü varyans analizi ile bulunan farklılıkların hangi yönde oldugunu tespit etmek için Post- Hoc Tukey testi kullanılmıstır. Arastırmanın bulgularına göre; müfettisler, meslektaslarının etik ilkelere uyma düzeylerinin her iki boyuta iliskin olarak ve genel olarak ?çok? oldugunu düsünmektedirler. Ögretmenler, ilkögretim müfettislerinin etik ilkelere uyma düzeylerinin her iki boyuta iliskin olarak ve genel olarak ?orta? düzeyde oldugunu düsünmektedirler. Ögretmenler, ilkögretim müfettislerinin rol boyutundaki etik ilkelere uyma düzeylerinin, davranıs boyutundakilere uyma düzeylerinden daha fazla oldugunu belirtmislerdir. İlkögretim müfettisleri, meslektaslarının rol ve davranıs boyutları kapsamında yer alan mesleki etik ilkelere uyduklarını ifade ederken, ögretmenler daha az uyduklarını ifade etmislerdir. İlkögretim müfettisleri ve ögretmenlerin algılarında davranıs ve rol boyutunu olusturan tüm maddeler göreve göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermistir . Ögretmenlerin, ilkögretim müfettislerinin rol ve davranıs boyutlarındaki mesleki etik ilkelere uyma düzeylerine iliskin algıları ile kisisel degiskenlerden cinsiyet arasında anlamlı bir fark çıkmamıstır. Buna karsın kıdem ve brans degiskeni açısından anlamlı farklılıklar saptanmıstır. İlkögretim müfettislerinin, meslektaslarının rol ve davranıs boyutlarındaki mesleki etik ilkelere uyma düzeylerine iliskin algıları ile kisisel degiskenlerden cinsiyet arasında anlamlı bir fark çıkmamıstır. Ancak kıdem degiskenine göre anlamlı bir farklılık saptanmıstır.
Okul müdürlerinin demografik değişkenler ve kişilik özellikleri ile çatışma yönetimi stili tercihleri arasındaki farklılıklar ve ilişkiler
Çatısma gerek bireysel gerekse örgütsel hayatın kaçınılmaz bir gerçeği olarak görülmektedir. Çatısmanın olumsuz olduğu kadar olumlu sonuçları da vardır. Çatısmanın sonuçlarının olumlu ya da olumsuz olması onun kaynağının doğru bir biçimde anlasılması ve çatısmanın uygun yöntemlerle ele alınmasına bağlıdır. Örgütlerde ve özelliklede insan öğesinin ön planda olduğu eğitim örgütlerinde çatısmanın doğru analiz edilebilmesi ve iyi yönetilebilmesi için insanı ve onun davranıslarına yön veren kisilik özelliklerini tanımanın, çatısma yöneticisi için oldukça önemli olduğu söylenebilir. Bu arastırmada, ilköğretim okulu müdürlerinin Rahim Örgütsel Çatısma Envanteri ile ölçülen bes bireylerarası çatısma yönetimi stili tercihleri ile 16 PF Kisilik Envanteri ile ölçülen kisilik özellikleri arasındaki iliskinin ortaya çıkarılması amaçlanmıstır. Ayrıca okul müdürlerinin kullandıkları çatısma yönetimi stilleri ile demografik özellikler arasındaki iliskinin ortaya çıkarılması arastırmanın diğer bir amacını olusturmaktadır. Arastırmanın verileri ?stanbul ili Fatih ilçesi sınırları içinde bulunan 44 ilköğretim okulu müdürüne anket uygulaması yoluyla elde edilmistir. Anketlerden elde edilen veriler aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi ve korelasyon teknikleri ile analiz edilmistir. Arastırma sonucunda okul müdürlerinin çatısma yönetimi stillerini kullanma dereceleri arasında okul büyüklüğü, mezun olunan okul türü, yas, mesleki kıdem ve yöneticilik kıdemi değiskenleri açısından anlamlı fark olduğu görülmüstür.Çatısma yönetimi stillerinden tümlestirme, kaçınma ve uzlasma stilleri ile 16 PF birincil faktörlerinden baskınlık, canlılık, ketumluluk, duyarlılık, değisime açıklık, canlılık ve strese tolerans arasında da orta derecede ve istatistiksel açıdan anlamlı iliskiler bulunmustur. Ayrıca çatısma yönetimi stillerinden tümlestirme, kaçınma ve hükmetme stilleri ile 16 PF global faktörlerinden dısadönüklük, bağımsızlık ve endise düzeyi arasında orta derecede ve istatistiksel açıdan anlamlı iliskiler bulunmustur.
İlköğretim okulu müdürlerinin etik davranışları
Bu arastırmanın genel amacı resmi ilköğretim okulu müdürlerinin etik ilkelere ne derecede uygun davrandıklarının belirlenmesidir. Bu amaçla ilköğretim okulu müdürlerinin, öğretmenlerinin ve ilköğretim müfettislerinin algılarına basvurulmustur. Arastırmanın evrenini ?stanbul ili Avrupa yakasındaki resmi ilköğretim okulları olusturmaktadır. Arastırmanın örneklemine Avrupa yakasındaki 19 ilçeden toplamda 31 okul yansız seçim yoluyla belirlenmistir. Öğretmen ve müfettisler için örnekleme yapılmamıs, bu okullarda görev yapan tüm öğretmenler ve Avrupa yakasında görev yapan ilköğretim müfettisleri arastırmaya dahil edilmistir. Arastırmaya 559 öğretmen, 106 müfettis ve 31 müdür olmak üzere toplamda 696 kisi katılmıstır. Veri toplama aracı olarak Aydın(1997)'ın gelistirdiği eğitim yöneticileri etik ilkeler anketi kullanılmıstır. Ankette arastırmaya katılanlardan okul müdürünün uyması gereken 79 etik ilkeye ne derecede uygun davrandıklarını belirtmeleri istenmistir. Ankette öğretmenler beraber çalıstıkları müdürü, müdürler kendilerini, müfettisler de görev yaptıkları yerlerdeki müdürleri değerlendirmislerdir. Arastırmada elde edilen verilerin analizi için SPSS-11.5 paket programı kullanılmıstır. Verilerin çözümlenmesinde ise standart sapma, frekans, yüzde ve aritmetik ortalamalardan yararlanılmıstır. Görev, yas ve kıdem değiskenlerine göre farklılıkları tespit etmek amacıyla T testi, varyans analizi ve LSD testi yapılmıstır. Arastırma sonucuna göre öğretmenler okul müdürlerinin müdürlük yaparken etik ilkelere uygun davrandıklarını algılamaktadırlar. Öğretmenler, okul müdürlerinin en çok saygı boyutundaki etik ilkelere uygun davrandıklarını belirtirken, en az hosgörü boyutundaki etik ilkelere uygun davrandıklarını belirtmektedirler. Müdürler, kendilerini tüm etik ilkelere uygun davrandıkları seklinde algılamaktadırlar. Müfettisler ise müdürler ve öğretmenlerden farklı olarak müdürlerin etik ilkelere uygun davrandıkları görüsüne az katılmaktadırlar. Müfettisler, okul müdürlerinin en çok saygı boyutundaki etik ilkelere uygun davrandıklarını belirtirken, en az dürüstlük boyutundaki etik ilkelere uygun davrandıklarını algılamıslardır. Buna göre müdürlerin etik ilkelere uygun davrandıkları görüsüne en az katılan grup müfettis grubu olmustur. Yas değiskenine göre her üç grupta da anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Kıdem değiskenine göre müdürlerin algılarında anlamlı fark bulunmazken öğretmen ve müfettislerin algılarında anlamlı farklılıklar bulunmustur. Meslekte yeni olan öğretmenler ile müfettisler daha kıdemli olanlara göre müdürlerin etik ilkelere daha çok uygun davrandıklarını belirtmektedirler.
İlköğretim müfettişlerinin çağdaş eğitim denetimi ilkelerine ve kliniksel denetime yönelik davranışlarına ilişkin öğretmen algıları
Bu arastırmanın genel amacı ?lköğretim Müfettislerinin Çağdas Eğitim Denetimi ?lkelerine ve Kliniksel Denetime yönelik davranıslarına iliskin öğretmen algılarının neler olduğunu belirleyerek; bu algıların arastırmaya katılanların kisisel değiskenlerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediklerini ortaya koymaktır. Arastırmanın evreni ?stanbul ili Avrupa Bölümü ?lköğretim okullarında çalısmakta olan öğretmenlerden olusmaktadır. Arastırmanın örneklemini, okul büyüklüğü göz önünde bulundurularak, random yoluyla belirlenen toplam bes ilçeden 30 resmi ilköğretim okulu olusturmustur. Arastırmaya 634 öğretmen katılmıstır. ?lköğretim müfettislerinin Çağdas Eğitim Denetimi ?lkeleri ve Kliniksel Denetime yönelik davranıslarını ölçmek amacıyla arastırmacı tarafından gelistirilen anket kullanılmıstır. Anketlerden elde edilen verilerin çözümlenmesinde standart sapma, frekans, yüzde ve aritmetik ortalamalardan yararlanılmıstır. Cinsiyet, öğrenim durumu, kıdem ve okul büyüklüğü (okulda çalısan öğretmen sayısı) değiskenlerine göre farklılıkları test etmek amacıyla ise T testi, Anova ve Post Hoc testlerden yararlanılmıstır. Arastırma sonucunda elde edilen bulgular söyledir: 1. ?lköğretim müfettislerinin Çağdas Eğitim Denetimi ?lkelerine yönelik davranıslarına iliskin öğretmen algılarının genel aritmetik ortalaması ( X =2,85) ?biraz katılıyorum? düzeyindedir. 2. ?lköğretim müfettislerinin Kliniksel Denetime yönelik davranıslarına iliskin öğretmen algılarının genel aritmetik ortalaması ise ( X =2,92) puanla aynı sekilde ?biraz katılıyorum? düzeyindedir. 3. ?lköğretim müfettislerinin Çağdas Eğitim Denetimi ?lkeleri ile Kliniksel Denetime yönelik davranıslarına iliskin öğretmen algıları karsılastırıldığında her iki boyut arasında istatiksel olarak p<.05 düzeyinde anlamlı bir farklılık olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin Kliniksel Denetime yönelik algıları Çağdas Eğitim Denetimi ?lkelerine iliskin algılarına göre daha olumludur. 4. ?lköğretim müfettislerinin Çağdas Eğitim Denetimi ?lkelerine yönelik davranıslarına iliskin öğretmen algılarının cinsiyet, öğrenim durumu ve okul büyüklüğü değiskenlerine göre farklılık göstermediği ancak kıdem yönünden öğretmenlerin algıları arasında .05 düzeyinde anlamlı bir fark olduğu saptanmıstır. 5. ?lköğretim müfettislerinin Kliniksel Denetime yönelik davranıslarına iliskin öğretmen algılarının cinsiyet, öğrenim durumu, kıdem ve okul büyüklüğü değiskenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüstür.
İlköğretim okul müdürlerinin deprem ile ilgili kriz yönetimine ilişkin yeterlikleri
Çagın gereklerine uyum saglayabilecek okulların olusturulması belirli yeterlilikleri kazanmıs ve gelismeye sürekli açık okul yöneticileri sayesinde gerçeklesebilecektir. Türkiye gibi deprem kusagında yer alan ülkelerin yöneticileri, bir yandan 21. yüzyılın egitim sistemine uyum saglamaya çalısırken bir yandan da okullarını daha güvenli hale getirebilmek için çalısmak zorundadırlar. Okulların depreme hazırlıklı olmalarında, okul yöneticilerinin kriz yönetimine proaktif yaklasmaları; kriz yönetimi sürecinde planlama, örgütleme, iletisim, koordinasyon yeterliklerine sahip olması gerekmektedir. Bu arastırmanın genel amacı; okul müdürlerinin kriz yönetiminde planlama, örgütleme, koordinasyon, iletisim yeterliklerini demografik degiskenlere göre incelemektir. Arastırmada tarama modeli kullanılmıstır, veri toplamak için bir anket ve bir ölçekten faydalanılmıstır. lgili literatür tarandıktan sonra, arastırmanın anket ve ölçegi, arastırmacı tarafından gelistirilmistir. Veri toplama aracı, stanbul'da resmî lkögretim okullarında görevli olan 277 okul yöneticisine, 1894 ögretmene uygulanmıstır. Arastırmadan elde edilen veriler, aritmetik ortalama, standart sapma, Anova, Pearson Korelasyon Katsayısı gibi teknikler kullanılarak analiz edilmistir. Arastırma verilerine göre okul yöneticilerinin yönetim süreçlerinden planlama, örgütleme, iletisim ve koordinasyon boyutlarında kendilerini ögretmenlerin degerlendirmesine göre, daha yeterli görmektedirler (N=277; x:17,83; S:5,93). Arastırmaya katılan yöneticilerin yönetim süreçlerinden planlama, örgütleme, iletisim, ve koordinasyon boyutlarında yeterliligi cinsiyet degiskenine göre incelendiginde, bayan yönetici ile erkek yönetici arasında anlamlı bir farklılıgın olmadıgı görülmüstür ( t = -0,111; p>.05). Arastırmaya katılan egitim enstitüsü veya ön lisans mezunu olan yöneticilerin planlama, örgütleme, koordinasyon iletisim, süreçlerinde kendilerini diger ögrenim gruplarına göre daha yeterli gördükleri bulunmustur. 21 ve üstü kıdemi olan ögretmenlerin, okul yöneticilerini planlama, örgütleme, koordinasyon, iletisim ve boyutlarında yeterli algıladıkları görülmüstür.
Öğretmenlerin, öğretmenler kurulunda alınan kararlara katılma derece ve isteklerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın genel amacı; İstanbul İli Bahçelievler İlçesi resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin, öğretmenler kurulunda alman kararlara katılma derece ve isteklerini belirlemek, öğretmenlerin bireysel özelliklerine göre katılma derece ve istekleri arasında fark olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma evrenini İstanbul İli Bahçelievler İlçesi'ndeki toplam 35 resmi ilköğretim okulunda çalışan 1940 öğretmen oluşturmaktadır. Evreni oluşturan 35 okulda çalışan öğretmenlerin %25'i ran-dom yoluyla belirlenerek anket uygulanmıştır. Ek listede sunulan Bahçelievler ilçesindeki resmi ilköğretim okullara gidilerek toplam öğretmen sayılarının %25'ine anketler dağıtılarak uygulanmıştır. Anketle elde edilen verilerin çözümlenmesinde istatistiksel teknikler olarak aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans analizi ve TUKEY HSD testi uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları şöyle özetlenebilir: 1. Öğretmenler, genel olarak eğitim öğretim ile ilgili kurul konularına katıldıklarını, para ile ilgili konulara katılmadıklarını belirtmektedirler. Yine aynı şekilde katılmak istedikleri kurul kararları arasında eğitim öğretim ile ilgili kurul konularının olduğu, para ile ilgili konulara katılmak istemedikleri görülmektedir. 2- Öğretmenlerin, öğretmenler kurulunda alınan kararlara katılma dereceleri ve katılma istekleri arasında anlamlı bir farklılık vardır. 3. Cinsiyete göre erkek ve kadın öğretmenlerin öğretmenler kurulunda alman kararlara katılma derecelerine ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir farklılık vardır. 4. Erkek ve kadın öğretmenler, kendilerini yaptıkları işin uzmanı olarak görmeleri, yöneticilerle aynı eğitimi aldıklarına ve yaptıkları işlerde sorumluluk alarak daha başarılı olacaklarına inanıyor olmaları dolayısıyla kararların oluşumuna daha fazla katılmak istemektedirler. 5. Kıdeme ve mezun olunan okula göre öğretmenlerin, öğretmenler kurulunda alman kararlara katılma derecelerine ilişkin gruplar içi ve gruplar arası görüşleri arasında anlamlı bir farklılık var, branşa göre yoktur. IX
İstanbul ili Beyoğlu ilçesi'nde çalışan ilköğretim okulu öğretmenlerinin iş doyum düzeyleri
Bu araştırma, resmi ilköğretim okulu öğretmenlerinin iş doyumu alt boyutlarındaki iş doyum düzeyleri, iş doyumu alt boyutlarına verdikleri önem derecesi ve iş doyum düzeyleri ile önem derecesinin öğretmenlerin bireysel özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada iş doyumu alt boyutlarından yönetim biçemi, çalışma olanakları, gelişme ve yükselme olanakları, iş arkadaşları, fiziksel ortam, ücret ve personel; bireysel özelliklerden cinsiyet, yaş, medeni durum, mezun olunan okul, kıdem ele alınmıştır. Araştırma, genel tarama modeli esas alınarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul İli, Beyoğlu ilçesi'ndeki 26 resmi ilköğretim okulunda çalışan 736 sınıf ve branş öğretmeni oluşturmuştur. Bu öğretmenlerden, her okuldan yansızlık kuralına göre, evrenin % 30' unu temsil edecek şekilde ve oransız eleman örnekleme yoluyla 220 öğretmen örnekleme alınmıştır. Veri toplamak için, Çetinkanat tarafından geliştirilen "İş Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Dörtlü derecelemeye göre oluşturulan ölçek, algılanan durum için 32, verilen önem derecesi için 32 olmak üzere toplam 64 sorudan ve altı alt boyuttan oluşmuştur. Verilerin çözümlenmesi için yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, tek yönlü varyans analizi, t testi, LSD testi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmada aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır: 1. Öğretmenler, iş doyumu alt boyutlarında düşük düzeyde doyumsuzluk algılamışlardır. Öğretmenler "iş arkadaşları", "yönetim biçemi", "gelişme ve yükselme olanakları" alt boyutlarında "katılıyorum" şeklinde görüş belirterek doyumlu olduklarını algılarken; "fiziksel ortam", "ücret ve personel", "çalışma olanakları" alt boyutlarında "katılmıyorum" şeklinde görüş belirterek düşük düzeyde doyumsuzluk algılamışlardır. Öğretmenler, en yüksek doyumu "iş arkadaşları"; en düşük duyumsuzluğu "çalışma olanakları" alt boyutunda algılamışlardır. 2. Öğretmenler, iş doyumu alt boyutlarına yüksek derecede önem vermişler ve alt boyutların her birinin kendileri için "çok önemli" olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenler alt boyutlar içerisinde en yüksek önemi "fiziksel ortam", en düşük önemi ise "iş arkadaşları" alt boyutuna vermişlerdir. 1113. Öğretmenlerin, cinsiyet ve medeni durum değişkenleri hariç diğer bireysel değişkenlerde iş doyumu alt boyutlarına ilişkin algılan arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. 4. Öğretmenlerin, kıdem değişkeni hariç diğer değişkenlerde, iş doyumu alt boyutlarına verdikleri önem dereceleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik değişik öneriler sunulmuştur. IV
Okul-aile birliklerinin görevlerini gerçekleştirme derecesinin belirlenmesi
Bu araştırma, İstanbul İli, Kartal İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi on ilköğretim okulunda, okul-aile birliğinin görevlerini ne derecede yaptığını ve bu görevlerin yapılış derecelerinin yönetici, öğretmen ve veli görüşlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın evreni İstanbul İlindeki tüm ilköğretim okullarıdır. Çalışma evreni ise İstanbul İli, Kartal İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ilköğretim okullarındaki yönetici, öğretmen ve velilerden oluşmaktadır. Evrenin içindeki A tipi 50 ilköğretim okullundan yansız örnekleme uygun olarak resmi 10 ( % 20) ilköğretim okulu belirlenmiştir. Örnekleme alman okullarda yönetici ve öğretmenlerin tamamı, velilerin de okullardaki tahmini mevcutlarına göre % 10 oranlı örnekleme yolu ile denek alınmıştır. Örneklemeye dahil 10 ilköğretim okulunda uygulanan anketlerin; yöneticilerin tamamı, öğretmenlerin 265 'si, velilerin de 470 adet anket geri dönüşü olmuştur. Geri dönüşü gerçekleşen 470 veli anketinden, 5 anket tam olarak doldurulmamış, 3 anket ise ikiden fazla seçenek tercih edildiğinden değerlendirilmeye alınmamıştır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi uygulanmıştır. Ankette beşli Likert tipi ölçek kullanılmış olup, soruların tümü olumludur. Yöneticiler, öğretmenler ve veliler görüşlerini " Her Zaman", "Çoğunlukla", "Ara Sıra", "Çok Ender" "Hiçbir Zaman" başlıkları altında belirtmişlerdir. Anket iki bölümden oluşmaktadır. Ankette birinci bölümde okul müdürünün, öğretmenlerin ve velilerin isimsiz kimlik özellikleri ile ilgili sorular yer almaktadır. Anketin ikinci bölümünde ise on yedi soru yer almaktadır. Şişman tarafından geliştirilen anketlerin, araştırmaya uygunluğu tartışılmıştır. Alt problemlerde ifade edilen görevlerin yapılma derecelerini belirleyebilmek için her bir sorunun aritmetik ortalama ve standart sapmaları; gruplar arası ve gruplar içi farklılıkları belirlemek için de varyans analizi ve Tukey HSD testi yapılmıştır. Bulgular tablolaştırılarak ifade edilmiş ve birinci alt amaç için on yedi tablo, ikinci alt amaç için ise otuz dört tablo oluşturulmuştur. Araştırmanın sonuçlarını kısaca şöyle özetlenebilir. IX1. Okul-aile birliklerinin yönetmelikteki görevlerini katılımcılardan öğretmen grubu (X= 2,29 ) "Çok Ender", yönetici (X= 3,26 ) ve veliler (X= 2,92 ) ise "Ara Sıra", yerine getirdiklerini algılamaktadırlar. 2. OAB' nin yönetmelikteki görevlerini yönetici, öğretmen ve veli grupları algılama dereceleri arasında p<.05 düzeyinde anlamlı bir fark bulunmuştur.
Sınıf öğretmenlerinin velilerle yaşadıkları bireylerarası çatışmaları yönetme stilleri
Bu araştırmanın genel amacı, İstanbul ili Bahçelievler ilçesi ilköğretim sınıf öğretmenlerinin veliler ile aralarında çıkan çatışmaları yönetmede çatışma yönetimi stillerini hangi derecede kullandıklarını ve bu stilleri tercihlerinde bireysel demografik değişkenlerden etkilenip etkilenmediklerini belirlemektir. Araştırmada, sınıf öğretmenlerinin velilerle yaşadıkları çatışmaları yönetmede kullandıkları stillerin belirlenmesinde genel tarama modeli; sınıf öğretmenlerinin kullandıkları çatışma yönelim stillerinin öğretmenlerin demografik özellikleriyle ilişkisi ve sınıf öğretmenlerinin çatışma yönetimi stillerini kullanmalarına ilişkin öğretmen ve veli algılan arasındaki ilişkinin belirlenmesinde ise ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma verileri, Rahim tararından geliştirilen
Anaokullarındaki stratejik planlama uygulamalarının okul müdürlerinin stratejik liderliği bağlamında incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; anaokulu öğretmenlerinin okul müdürlerinin stratejik liderlik özelliklerine ve okullarındaki stratejik planlama uygulamalarına yönelik görüşlerinin ve okul müdürlerinin stratejik liderlik özellikleri ile okullarındaki stratejik planlama uygulamaları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi Gaziantep ilinin merkez ilçelerinde görev yapan 318 anaokulu öğretmeninden oluşturmaktadır. Araştırma verileri; stratejik liderlik ve okullardaki stratejik planlama uygulamalarına ilişkin ölçekler aracılığıyla toplanmıştır. Anaokulu öğretmenlerinin okul müdürlerinin stratejik liderlik özelliklerine ve okullarındaki stratejik planlama uygulamalarına ilişkin görüşlerinin kıdem ve okul müdürüyle çalışma süresi değişkenlerine göre incelenmesinde; tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Tukey HSD çoklu karşılaştırma testi ve Tamhane T2 testi uygulanmıştır. Stratejik liderlik ile stratejik planlama uygulamaları arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Pearson Korelasyon Analizi ve stratejik liderliğin stratejik planlama uygulamalarını yordama gücünün belirlenebilmesi amacıyla ise, doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; anaokulu öğretmenlerinin stratejik liderlik ve stratejik planlama uygulamalarına ilişkin görüşlerinin kıdem ve okul müdürüyle çalışma süresi değişkenlerine göre farklılaştığı belirlenmiştir. Stratejik liderlik ile stratejik planlama uygulamaları arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır ve stratejik liderlik, stratejik planlama uygulamalarının anlamlı bir yordayıcısıdır. Araştırmada stratejik liderliğin stratejik planlama uygulamalarının başarısı açısından önemli bir faktör olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bulgularına dayalı olarak; anaokullarındaki stratejik planlama sürecinde okulun ve okulun çevresel özelliklerinin dikkate alınması ve okul müdürlerinin stratejik liderlikleri kapsamında sosyal ağ oluşturmaya daha fazla önem vermeleri önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Stratejik Liderlik, Stratejik Planlama, Anaokulları
Taşımalı eğitim sistemi uygulamasının öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmada, Mardin ilinde bulunan ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin, taşımalı eğitim sistemi uygulamalarında karşılaştıkları sorunlara ilişkin görüşleri incelenmiştir. Bu araştırma, karma modelli bir çalışmadır. Bu çalışmada nicel ve nitel araştırma metodu birlikte kullanılmıştır. Bu çalışmada karma modellerden ardışık yöntem kullanılmıştır. Araştırmada öncelikle nicel veriler toplanmış daha sonra daha zengin ve derin veri elde etmek için nitel araştırma metodu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmının evrenini 2014-2015 eğitim ve öğretim yılında Kızıltepe ilçesinde bulunan 20 ortaokulda görev yapan 590 öğretmen oluşturmaktadır. Örneklemini ise, ilçe merkezindeki ortaokullar arasından rastgele yöntemle seçilen 20 ortaokulda görev yapan 428 öğretmen oluşturmaktadır. Nicel kısımda elde edilen verilerin SPSS (Statistical Package for the Social Sciennes) paket programı ile analizi yapılmıştır. Verilerin analizinde; aritmetik ortalama ve standart sapmalar bulunmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Ülker (2009) tarafından, taşımalı ilköğretim uygulamasının genel durumunu değerlendirmek için geliştirilen "Taşımalı İlköğretim Uygulamasının Genel Durumu Değerlendirilmesi Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel veri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nitel veriler görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Görüşme verileri tek tek incelenmiş, ilgili görüşme ile ilgili notlarla birlikte değerlendirilmiş ve kodları çıkarılarak raporlaştırılmıştır. Yapılan analizlerde içerik analiz tekniği kullanılmıştır. İçerik analizinde kategorisel ve frekans analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, araştırmada taşımalı eğitim uygulamasının yeterliliğinin ele alındığı fiziki durum, taşıma durumu, yemek durumu ve eğitim-öğretim durumuna
PISA sınavları bağlamında öğretmen yetiştirme ve istihdam sistemleri: Karşılaştırılmalı bir analiz
Bu çalışmanın amacı, ulusların eğitim sistemleri aracılığıyla öğrencilerine kazandırdıkları bilgi ve becerileri ölçmeyi hedefleyen PlSA sınavlarında en başarılı ülkeler ile Türkiye'nin öğretmen eğitimi ve atama sistemlerini/politikalarını karşılaştırmaktır. Bu çalışmada yer alan veriler nitel içerik analizi yöntemiyle elde edilmiştir ve çalışmanın yöntemi olarak nitel doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Karşılaştırma sonucunda, bazı benzer yönlerin bulunmasına ve Türkiye'nin diğer ülkelere göre çağdaş anlamda öğretmen eğitimi ve atama çalışmalarına daha önce başlamasına rağmen, bu çalışmaları başarıya dönüştürecek reform sürecini tutarlılıkla devam ettiremediği bulgusuna ulaşılmıştır. Öğretmen eğitimi ve performansı değerlendirme bağlamında Türk eğitim sisteminde, karşılaştırılan ülkelere göre, öğretmen atamasında ve öğretmenlerin mesleki hakları konusundaki sınırlılıklar gibi bazı yetersizliklerin olduğu görülmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin öğretmen eğitimi ve atama sürecini daha tutarlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmen ve öğrencilerde ortaya çıkan duyguların öğretmen-öğrenci ilişkilerine etkileri
Bu çalışmanın amacı, öğretmen ve öğrencilerin yaşamış olduğu pozitif ve negatif duyguların neler olduğunu belirlemek ve öğretmen ve öğrenci ilişkileri üzerine etkilerini ortaya koymaktır. Araştırma 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Gaziantep İli Şahinbey İlçesinde bir okulda yürütülmüştür. Araştırmada amaçlı örneklem yöntemlerinden birisi olan tipik durum incelemesi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini şehir ortalamasını temsil eden bir okuldan rastgele seçilen 1 sınıf öğretmeni, 21 kız ve 15 erkek öğrenci olmak üzere toplamda 37 kişi oluşturmaktadır. Araştırma verileri, gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma verileri, betimsel yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen ve öğrencilerin öğrenme ortamında yaşamış olduğu güven, mutluluk ve sevilme hissi gibi pozitif duyguların oluştuğu ve bu duyguların sınıf ortamı/sınıf içi performans açısından öğretmen-öğrenci ilişkilerinde olumlu etki ettiği tespit edilmiştir. Mutsuzluk, huzursuzluk ve hüzün gibi negatif duyguların oluştuğu ve bu duyguların sınıf ortamı/sınıf içi performans açısından öğretmen-öğrenci ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebildiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Duygu, pozitif ve negatif duygular, öğretmen-öğrenci ilişkileri
Ortaokullarda finansman ve finansman yönetiminin incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
Bu araştırmada; ortaokulda görev yapan yöneticilerin görüşleri doğrultusunda ortaokullarda finansman ve finansman yönetiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma; eğitimde finansman yönetiminde yaşanan sorunları tespit etmesi ve sorunlara yönelik çözüm önerisi sunmasından dolayı önemlidir. Bu çalışma; nitel araştırma desenlerinden durum çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Gaziantep İli merkez ilçelerinde görev yapan 30 ortaokul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu belirlemek için olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden "küme" ve "sistematik" örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel, içerik, frekans ve yüzde analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda ortaokullara finansman sağlamada sorunların olduğu ve sorunların çözümünde ortaokulların finansmanın çeşitlilik göstermesi gerektiği tespit edilmiştir. Araştırmada; okul merkezli bütçe yönetiminin okul yönetimine bırakılmasının okul yönetimi üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkilerinin olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada devletin; velilere çocuklarının eğitimi için verdiği öğrenim ücretini kullanmasının; eğitim kalitesi, akademik başarı, okulları seçme özgürlüğü, yönetici çalışkanlığı ve öğretmeni ve personeli seçme şansı gibi olumlu yönlerinin olduğu tespit edilmiştir. Devletin; velilere çocuklarının eğitimi için verdiği öğrenim ücretini kullanmasının olumsuz yönlerinin ise; akademik başarısı yüksek olan okullara yığılma, velinin bilgisizliği, adam kayırma ve dedikodu ve iş garantisinin kalkması olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Ekonomi, Eğitimin Finansmanı, Ortaokulların Finansmanı, Eğitim Yönetimi
Bilgi ve iletişim teknolojileri'nin okullarda kullanımına ilişkin yönetici ve öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı Bilgi ve iletişim Teknolojilerinin okullarda kullanılmasına ilişkin yönetici ve öğretmenlerin görüşlerinin değerlendirilmesidir. Dünya genelinde birçok ülkede Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) okullarda etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Ülkemizde de okullarımızın teknolojik alt yapısı günden güne gelişerek yeni projeler üretilmektedir. Bu nedenle yönetici ve öğretmenlerin bu konudaki görüşlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerinde görev yapan yönetici ve öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmada nicel boyutta yönetici ve öğretmenlere "Bilgi ve iletişim teknolojilerinin okullarda kullanımına ilişkin yönetici ve öğretmenlerin görüşlerinin değerlendirilmesi" tutum ölçeği uygulanmıştır. Katılımcıların çoğunluğu Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) kullanımını, öğretim programlarının amacına ulaşması açısından yararlı gördüğünü belirtmişlerdir.
Sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları istenmeyen öğrenci davranışları ve kullandıkları başa çıkma yöntemleri
Öğrenciler sınıfta istenen davranışların yanında istenmeyen davranışları da doğrudan veya dolaylı yoldan öğrenirler. Okul, çevre, aile ve öğrencinin kişiliğinden kaynaklı olarak doğan aksaklıklar sınıfta istenmeyen öğrenci davranışların oluşmasına sebep olabilir. Araştırma, sınıf öğretmenlerinin sınıfta karşılaştıkları istenmeyen öğrenci davranışlarının neler olduğunu ve öğretmenler tarafından hangi başa çıkma yöntemlerini daha sık kullandıklarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Batman il merkezinde MEB'e bağlı 23 ilkokulda görev yapan 422 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışma nicel araştırma olup tarama modeline göre desenlenmiştir. Verilerin toplaması için 48 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Veri toplama aracından elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 17.0 istatistik programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, yüzdelik, t-testi, ki-kare ve ANOVA tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin en sık karşılaştıkları istenmeyen öğrenci davranışları ''teneffüste koridoru boşaltmama'', ''dersi dinlememe'', ''derse hazırlıksız gelme'', ''öğretmene arkadaşlarını sürekli şikayet etme'', ''söz almadan konuşma'' en az karşılaştıkları istenmeyen öğrenci davranışları ''öğretmene karşı saygısızca davranma'', ''bağımlılık yapıcı madde kullanma'', ''cinsel konulara aşırı ilgi duyma'', ''derste sınıfta izinsiz ayrılma'', ''hırsızlık yapma'' olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin en çok tercih ettikleri başa çıkma yöntemleri ''birebir konuşma'', ''ailesi ile görüşme'', ''rehberlik servisine gönderme'', ''sınıf kurallarını hatırlatma'', ''öğrenciyi sözlü olarak uyarma'' en az tercih ettikleri başa çıkma yöntemleri ''fiziksel müdahalede bulunma'', ''tahtada ayakta bekletme'', ''öğrenciyi sınıftan atma'', ''söz hakkı vermeme'', ''yapılan olumsuz davranışın olumlusunu defalarca yazdırma'' olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sınıf yönetimi, istenmeyen öğrenci davranışları, başa çıkma yöntemleri
Müzik öğretmenlerinin okullardaki sosyal sermaye algısının iş doyumlarıyla ilişkisi üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, eğitim kurumlarında görev yapan müzik öğretmenlerinin algıladıkları sosyal sermaye düzeyi ile iş doyumları arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli ile şekillenmiştir. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim ve öğretim yılında Gaziantep ilinde görev yapmakta olan (ilköğretim, ortaöğretim ve lise) 268 müzik öğretmeni oluşturmaktadır. Nicel araştırmada evreni temsil etmek için 151 müzik öğretmeni örneklem olarak seçilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Sosyal Sermaye Ölçeği" ve "İş Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma için toplanan veriler, parametrik testlerden t Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way Anova), non-parametrik testlerden Kruskal Wallis H Testi uygulanmış, ağırlıklı ortalama ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Ayrıca derinlemesine inceleme yapabilmek için 20 öğretmen ile yüz yüze görüşme yapılmış ve elde edilen nitel veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, müzik öğretmenlerinin sosyal sermaye algıları ile iş doyumu düzeyleri arasında istatiksel açıdan pozitif, anlamlı düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, katılımcılar branşların bilgi paylaşımları, zümreler arası iletişimi artırmaya, adalet, güven, aidiyet duyguları sosyal ortamlarla etkinliklerle desteklenmesi ve fiziksel olanakların arttırılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Sermaye, İş doyumu, Eğitim kurumu, Müzik Öğretmeni
Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan öğretmenlere psikolojik güçlendirme
Bu çalışmanın amacı; Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde görev yapan öğretmenlerin psikolojik güçlendirme algılarının hangi seviyede olduğunun ve psikolojik güçlendirmeye gereksinim durumlarının tespit edilmesidir. Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde görev yapan öğretmenlerin çalıştıkları eğitim merkezlerindeki fiziksel şartlar, personelin eğitim açısından yetersizliği, öğrencilerin özel durumları gereği yetersizlik türlerine ve derecelerine bağlı olarak eğitim gereksinimi ve sürekli olarak kendileri geliştirmek durumunda kalmaları gibi konular öğretmenlere stres yaşatabilmekte, onları psikolojik anlamda yorabilmektedir. Bu noktada öğretmenlerin gerek psikolojik durumları ve gerekse bu eğitim merkezlerindeki işleyiş bakımından psikolojik olarak güçlendirilmesinin önem taşıdığı görülmektedir. Bu araştırmaya Diyarbakır ilinde bulunan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapan öğretmenler dahil edilmiştir. Çalışmada olasılık temelli yöntemlerden basit seçkisiz yöntem ile seçilen 299 öğretmene kişisel bilgi formu ve psikolojik güçlendirme ölçeği uygulanmıştır. Ölçek verileri SPSS 24.0 istatistik programı aracılığı ile analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonucuna göre, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görevli öğretmenlerin genel psikolojik güçlendirme algıları ile anlam, yeterlilik ve özerklik algıları boyutları "yüksek", etki algıları boyutu ise "orta" düzeyde bulunmuştur. Cinsiyet ve medeni durum değişkenlerine göre öğretmenlerin psikolojik güçlendirme algı düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Buna karşın öğretmenlerin psikolojik güçlendirme algıları yaş, toplam çalışma süresi ve eğitim değişkenlerine göre istatiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur.
İlköğretim okullarında 1?5. sınıflarda yapılandırmacılık yaklaşımına göre oluşturulan eğitim programlarının uygulanmasında öğretmen ve yöneticilerin karşılaştığı sorunlar
Bu araştırma Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil merkez ilçelerinde bulunan devlet ilköğretim okullarında görev yapan ilköğretim 1.-5. sınıf öğretmenlerinin ve okul yöneticilerinin yapılandırmacı ilköğretim programının uygulanmasında karşılaşılan sorunlara yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla betimsel tarama modelinde yapılmış bir çalışmadır. Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil merkez ilçelerinde bulunan 36 okulda çalışan 319 öğretmen ve 67 yönetici bu çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Örneklem olarak seçilen bu 319 ilköğretim sınıf öğretmenine yapılandırmacılık hakkında görüşlerini öğrenmek amacıyla araştırmacı tarafından 61 sorudan oluşan 5'li likert tipi bir ölçek göre hazırlanmış ve öğretmenlere uygulanmıştır. Aynı şekilde, örneklem olarak seçilen 67 yöneticiye de yapılandırmacılık hakkında görüşlerini öğrenmek amacıyla 20 sorudan oluşan yine 5'li likert tipi bir ölçek hazırlanmış ve yöneticilere uygulanmıştır. Hazırlanan ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapıldıktan sonra, esas uygulamadan elde edilen veriler yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-Testi, tek yönlü varyans analizi, kruskal wallis test ve farklılığın kaynağını belirlemek amacıyla LSD çoklu karşılaştırmalar testi ile çözümlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin hizmet süreleri ile programın genel felsefesi boyutu arasında ve öğretmenlerin, programla ilgili aldıkları hizmet içi eğitim sayısı ile programın tema boyutu ve programın genel felsefesi boyutu arasında anlamlı fark bulunmuştur. Ayrıca yöneticilerin toplam çalışma sürelerine, yöneticilikteki toplam çalışma sürelerine, yüksek lisans eğitimi alıp almamalarına, mezuniyetlerine ve aldıkları hizmet içi eğitim seviyelerine göre görüşleri karşılaştırılmış ve bu değişkenlerin hiç birine göre görüşlerinde anlamlı farklılık bulunmamıştır. Bulgular ilgili literatür çerçevesinde yorumlanmış ve elde edilen veriler ışığında önerilerde bulunulmuştur.Anahtar kelimeler: Yapılandırmacılık yaklaşımı, Öğretmen, Yönetici, Sorunlar
Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye'de okul yöneticilerinin yetiştirilme ve atanmalarının karşılaştırılması ve bir model önerisi
Türkiye Avrupa Birliğine üyelik yolunda adım atmış ve bu amaçla diğer alanlarda olduğu gibi eğitim alanında da bazı uyum çalışmalarına gidilmiştir. Eğitim alanında yapılan yenilikler genellikle eğitim ve öğretim programlarına yoğunlaşmış bir durumdadır. Eğitimin yönetim boyutunda ise uyum faaliyetlerine çok fazla yer verilmediği görülmüştür. Bu araştırma da Türkiye ve Avrupa Birliğine üye olan ülkelerindeki okul yöneticilerinin yetiştirilme ve atanma süreçlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve Türkiye için uygulanabilir yönetici yetiştirme ve atama modeli oluşturmak amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma nitel bir araştırma olup çoklu durum çalışmasına göre desenlenmiştir. Bu amaçla yirmi beş Avrupa Birliğine üye ülke arasından dört tanesi rastgele örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Örnekleme dahil edilen üye ülkeler ise Bulgaristan, Almanya, Avusturya ve İngiltere'dir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Bu ülkelerdeki okul yöneticisi yetiştirme ve atanma süreçleri ayrıntılı bir şekilde incelendikten sonra Türkiye'deki süreçle karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalar sonucunda Türkiye'deki eksik uygulamalar tespit edilerek Türkiye için uygulanabilir bir model önerisi sunulmuştur.Anahtar kelimeler: Eğitim yönetimi, Okul yöneticilerin yetiştirilmesi, Okul yöneticilerinin atanması
Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye'de ilköğretim okul yöneticileri için geçerli olan etik ilkelerinin karşılaştırılması
Bu araştırma Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye'de geçerli etik ilkelerinin bir karşılaştırılmasının yapılarak okul yöneticileri için bir mesleki etik ilkeleri modeli sunmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma, araştırma konusuna uygunluğu düşünülerek nitel araştırma yöntemiyle yapılmış ve çalışma grubu olarak 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili merkez Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde görev yapmakta olan ilköğretim okul yöneticileri seçilmiştir. Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde geçerli olan yönetici etik ilkelerine, doküman incelemesi ve internet araştırması sonucunda ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda tüm üye ülkelerde ve Türkiye'de ortak olarak vurgu yapılan ilkeler olarak yöneticinin objektifliği, hediye alımı, uyulması gereken genel etik kurallar, kamu çıkarını koruma, basına bilgi verme, yöneticinin görev ve sorumlulukları, siyasi faaliyetler, çıkar çatışmaları, ek iş faaliyetleri, yöneticinin sosyal yaşam faaliyetleri, özel hayat ilişkileri tespit edilmiştir Alt problemlere cevap aramak amacıyla okul müdürleriyle yapılan görüşmeler sonucunda ise; yöneticilerin etik konularla ilgili MEB tarafından daha çok bilgilendirilmesinin gerekliliği ve bu bilgilendirmelerin daha çok hizmet içi eğitim yoluyla yöneticilerin sorunlarının birebir dinlenmesi yoluyla yapılmasının gerekliliği ortaya çıkmıştır. Ayrıca okul yöneticilerinin karşılaştığı sorunların diğer kamu yöneticilerinin karşılaştıkları sorunlardan farklı olması sebebiyle özel bir mesleki etik ilkeler dizinine ihtiyaç duydukları sonucuna da varılmıştır. Bu çalışma okul yöneticilerinin ihtiyaç duyduğu etik ilkelerin oluşturulmasına yardımcı olabilir.Anahtar kelimeler: Etik, Yönetim Etiği, Okul Yönetim Etiği, Etik Liderlik.
İlköğretim okulu müdürlerinin etkili okul bağlamında olası bir okul merkezli yönetim uygulamasına ilişkin rol ve sorumluluk algıları (Adıyaman ili örneği)
Tarih boyunca insanların yaşama biçimleri çerçevesinde şekillenen eğitim, insanoğlunun sürekli değişen ihtiyaçları ve beklentileri doğrultusunda gelişirken yalnızca yüklendiği misyon açısından değişmekle kalmamış aynı zamanda eğitimin yapıldığı kurumlarda, eğitim sistemlerinde, eğiten ve eğitilenlerin, yöneticilerin rollerinde de bir takım değişiklikler meydana getirmiştir. Bu araştırmada, Türkiye'deki okul yöneticilerinin etkili okul olabilmenin şartları arasında yer alan okul merkezli yönetim sürecinin gerektirdiği yönetsel yeterliklere sahip olma durumları ile okul yöneticilerinin mevcut yönetim sisteminin işlevselliğine ait görüşleri incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma 2008-2009 eğitim öğretim yılında Adıyaman ilinde bulunan 20 ilköğretim okul müdürü ile gerçekleştirilmiştir.Araştırma verilerinintoplanması ve çözümlenmesinde nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır Okul müdürlerinden, araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu yardımıyla toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre Türk Milli Eğitim Sisteminin yönetim yapısı sorunları çözecek potansiyele sahip değildir, ayrıca okul müdürleri mevcut sistemi yeterince işlevsel bulmamaktadır. Bununla birlikte okul müdürlerinin, okul merkezli yönetim sürecinin gerektirdiği önemli liderlik alanlarından eğitsel liderlik, vizyoner liderlik ve bütçe yönetimi konularında eksikliklerinin bulunduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Okul Merkezli Yönetim, Liderlik, Yönetsel Yeterlikler
Okul yöneticilerinin saygınlıklarının belirlenmesi: Bir durum çalışması
Bireyler toplum içerisindeki konumlarına ve sahip oldukları statülerine göre olumlu ya da olumsuz yönde algılanmaktadır. Eğitim sisteminde önemli bir yeri olan okul yöneticileri için de benzer durum geçerli olup bireyler tarafından algılanmaları, değerlendirilmeleri ve haklarında görüşler oluşturulmaları söz konusudur. Bu algılanma, değerlendirilme ve görüşler saygınlıklarıyla da ilişkilidir. Bu araştırmanın temel amacı okul yöneticilerinin saygınlıklarının çeşitli açılardan incelenmesidir. Araştırmada okul yöneticilerinin saygınlıkları okul yöneticileri, öğretmenler ve velilerin görüşleri doğrultusunda ortaya konulmuştur. Araştırma nitel araştırma metodolojisine uygun olarak çoklu durum çalışması yaklaşımı ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenmiştir. Durum çalışması Kastamonu'da farklı kademelerde ve farklı sosyoekonomik düzeye sahip yerlerde bulunan toplam 29 okuldaki 33 öğretmen, 36 yönetici ve 33 velinin katılımı ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formları yardımıyla toplanmıştır. Araştırmanın verileri betimsel analiz ve içerik analizi yaklaşımları ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda okul yöneticilerinin yarısına yakınının kendisini toplumda ve çalıştığı kurumda saygın gördüğü, öğretmenlerin ise yarıdan fazlasının okul yöneticilerinin toplumda saygın görülmediğini, velilerin ise okul yöneticilerinin toplumda saygın bir yeri olduğunu düşündüğü ortaya çıkmıştır. Okul yöneticileri kendi saygınlığını azaltan faktörleri maddi imkânsızlıklar, sınırlı yetki, yöneticilerin seçimi, yönetime müdahaleler, yöneticiden kaynaklanan kişisel sebepler ve yönetici hakkında halktaki inançlar olarak belirtmişlerdir. Öğretmenler ise okul yöneticilerinin toplum nezdinde saygınlıklarını azaltan durumlar olarak liyakatsız atamalar ve medyada çıkan olumsuz haberleri daha sıklıkla ifade etmişlerdir. Veliler ise okul yöneticilerinin toplum tarafından saygın görülmesini engelleyen nedenler içerisinde medyanın etkisini ve okulun başarısızlığını sıklıkla ifade etmişlerdir. Okul yöneticileri, kendi saygınlıklarının artması için yönetici maaşlarında ve medyadaki yönetici algısının iyileştirilmesi, atamalarda adalet ve liyakatin hakim olması ve siyasi çevreler ile ilişkilere dair önerilerde bulunmuşlardır.
Okullarda örgüt kültürü, örgütsel güven, örgütsel yabancılaşma ve örgütsel sinisizm arasındaki ilişkiler
Bu araştırmanın temel amacı; okullarda görev yapmakta olan öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda örgüt kültürü, örgütsel güven, örgütsel yabancılaşma ve örgütsel sinisizm arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. İlişkisel tarama modeli doğrultusunda tasarlanan bu araştırmanın evrenini 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Rize ili merkez ve tüm ilçelerinde bulunan ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem alma yoluna gidilmemiş, evrenin tamamına ulaşılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda araştırmaya toplam 2219 öğretmen katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Örgüt Kültürü Ölçeği, Örgütsel Güven Ölçeği, Örgütsel Yabancılaşma Ölçeği, Örgütsel Sinisizm Ölçeği ve öğretmenlerin bir takım özelliklerini belirlemek için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizi SPSS 20.0 ve AMOS 20.0 paket programları ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, t-Testi, Mann-Whitney U testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal-Wallis H testi, Doğrulayıcı Faktör Analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin örgüt kültürü algılarının iyi; örgütsel güven algılarının yüksek; örgütsel yabancılaşma ve örgütsel sinisizm algılarının ise düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Cinsiyet değişkeni açısından, öğretmenlerin örgüt kültürü ve örgütsel sinisizm algılarının benzerlik gösterdiği; örgütsel güven ve örgütsel yabancılaşma algılarının ise erkeklerin lehine olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Medeni durum değişkeni açısından, öğretmenlerin örgüt kültürü, örgütsel güven ve örgütsel sinisizm algıları arasında anlamlı fark bulunmadığı; örgütsel yabancılaşma algılarında ise bekâr öğretmenlerin daha fazla yabancılaşma yaşadıkları görülmüştür. Yaş değişkeni açısından, öğretmenlerin örgütsel sinisizm algılarının benzerlik gösterdiği; örgüt kültürü ve örgütsel güven algılarının 41-50 yaş, örgütsel yabancılaşma algılarının 21-30 yaş aralığında bulunan öğretmenlerde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Branş değişkeni açısından, öğretmenlerin örgüt kültürü ve örgütsel güven algılarının benzerlik gösterdiği; örgütsel yabancılaşma ve örgütsel sinisizm algılarının dil grubunda bulunan öğretmenlerde daha yüksek gerçekleştiği anlaşılmıştır. Mesleki hizmet süresi ve çalışılan okuldaki hizmet süresi değişkenleri açısından, öğretmenlerin örgüt kültürü ve örgütsel güven algılarının 16-20 yıl ve 21 üzeri yıl; örgütsel yabancılaşma ve örgütsel sinisizm algılarının 1-5 yıl hizmet süresine sahip öğretmenlerde daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul türü değişkeni açısından öğretmenlerin örgüt kültürü, örgütsel güven, örgütsel yabancılaşma ve örgütsel sinisizm algılarının liselerde görev yapan öğretmenlerde daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın amacı doğrultusunda oluşturulan yapısal eşitlik modellemesi sonucunda, örgüt kültürü ile örgütsel güven arasında olumlu yönde; örgütsel yabancılaşma ve örgütsel sinisizm arasında ise olumsuz yönde bir ilişkinin olduğu anlaşılmıştır. Bunun yanında örgütsel güven ile örgütsel yabancılaşma ve örgütsel sinisizm arasında olumsuz yönde; örgütsel yabancılaşma ile örgütsel sinisizm arasında olumlu yönde bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırma değişkenlerine ilişkin yapılan aracılık testleri sonucunda, örgütsel güvenin ve örgütsel yabancılaşmanın aracılık etkisinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Örgüt Kültürü, Örgütsel Güven, Örgütsel Yabancılaşma, Örgütsel Sinisizm
Yöneticilerin açık liderlik özellikleri ve sosyal ağları benimseme durumlarının örgütsel belirsizlik üzerindeki etkileri: Fırat Üniversitesi örneği
Araştırmanın Amacı: Bu araştırmanın temel amacı, akademik ve idari personelin görüşleri doğrultusunda yöneticilerin açık lider olma ve sosyal ağları benimseme durumlarının örgütsel belirsizlik üzerindeki etkilerini belirlemektir. Araştırmanın Yöntemi: Araştırma genel tarama modelindedir. Ancak tarama modelleri kendi içinde çeşitli türlere ayrılmaktadır. Dolayısıyla bu araştırma, tarama modelleri türlerinden ilişkisel tarama deseninde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklem grubunu 2013-2014 akademik yılında Fırat Üniversitesi'nde görev yapmakta olan n=650 akademik ve idari personel oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak; yedi soruluk bir kişisel bilgi formu, araştırmacı tarafından geliştirilen "Açık Liderlik Ölçeği (ALÖ)", Mazman (2009) tarafından geliştirilen "Sosyal Ağları Benimseme Ölçeği (SABÖ)" ve Schweiger ve DeNisi (1991) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlama çalışmaları Tınaztepe (2010) tarafından yapılan "Örgütsel Belirsizlik Algısı Ölçeği (ÖBAÖ)" olmak üzere üç adet ölçekten oluşan bir ölçme envanteri ile veriler toplanmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan veriler SPSS, LISREL ve AMOS istatistik paket programları yardımıyla analiz edilmiştir. Buna göre analiz sürecinde veriler üzerinde t-testi, tek yönlü varyans analizi, Bonferroni testi, korelasyon analizi, regresyon analizi ve yapısal eşitlik modellemesi analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonunda veri toplama aracındaki ölçeklerin açıkladıkları toplam varyans oranlarının ise sırasıyla; açık liderlik ölçeği için %67.6 (α=.95), sosyal ağları benimseme ölçeği için %80.1 (α=.96) ve örgütsel belirsizlik algısı ölçeği için ise %57.2 (α=.90) olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın Bulguları ve Sonuçlar: Araştırma sonunda örgütte açık liderlik, sosyal ağları benimseme ve örgütsel belirsizlik durumları arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırmanın en önemli sonucu, yöneticilerin sosyal ağları benimseme durumlarının açık liderlik ve örgütsel belirsizlik arasındaki ilişkiyi yordamada kısmi bir aracı etkiye sahip olduğunun ortaya çıkmış olmasıdır. Buna göre, araştırmada açık liderliğin örgütsel belirsizliği γ=.49 düzeyinde yordayabildiği, ancak sosyal ağları benimseme değişkeninin bu analize dâhil edilmesiyle birlikte bu değerin γ=.46'ya indiği tespit edilmiştir. Bu sonuç yapısal eşitlik modellemesi ve Sobel testi ile de teyit edilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcıların cinsiyetleri, görevleri, yaşları, mesleki kıdemleri, öğrenim durumları, görev türleri ve akademik unvanları ile araştırmanın bağımlı değişkenleri arasındaki ilişkilerin manidar olduğu da ortaya çıkmıştır.
Okulların örgüt ikliminin öğretmenlerin tükenmişlik düzeyine etkisi
Bu araştırmanın genel amacı okullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre, okulların örgüt ikliminin öğretmenlerin tükenmişlik sendromu yaşamaları arasında ne gibi bir ilişki olduğunu belirlemeye yöneliktir. Betimsel ilişkisel tarama modeline göre planlanan bu araştırmanın evrenini Malatya ilinin merkez ilçeleri de 2013-2014 yılında görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu evren içersin de Malatya ili merkez ilçelerinde – Yeşilyurt ve Battalgazi- görev yapan 786 sınıf öğretmenine anket uygulanmış, bu uygulanan anketlerden 735 incelemeler sırasında geçerlilik kazanarak kabul edilmiştir. Ölçme araçlarının uygulanması sonucunda elde edilen veriler analiz programı ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklem t testi (varyansların homojen olmadığı durumlarda Manny Whitney U testi), tek yönlü varyans analizi (varyansların homojen olmadığı durumlarda Kruskal Wallis H testi, Kruskal Wallis H testi değerlerinin homojen olmadığı durumlarda Manny Whitney U testi), tek yönlü varyans analizinde farklılığın kaynağını bulmak için LSD testine başvurulmuştur. Değişkenler arasında ki ilişkiyi belirlemek için de korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Sınıf öğretmenlerinin Tükenmişlik Sendromun boyutlarından Duygusal Tükenme boyutu ile ilgili algılarını "az tükenmiş" kategorisinde olduğu görülmektedir. Bunun yanında sınıf öğretmenlerinin duygusal tükenme ile ilgili algılarının değişkenler açısından incelediğimizde; Cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, görev yaptığı okuldaki hizmet süresi ve sınıf mevcudu değişkenine göre duygusal tükenme boyutunda herhangi bir anlamlı farklılık bulunamamıştır. Duygusal Tükenme boyutu, yaş değişkenine göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bu anlamlı farklılık, yaş aralığı 31-40 olan öğretmenler ile yaş aralığı 21-30, 41-50 ve 51 ve üzerine sahip öğretmenler arasında meydana gelmiştir.. Bu anlamlı farklılık 31-40 yaş aralığında olan öğretmenlerin algılarının yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Duygusal Tükenme boyutu, kıdem değişkenine göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bu anlamlı farklılık kıdem aralığı 1-5 yıl arası olan öğretmenler ile kıdem aralığı 6-10 yıl, 11-15 yıl, 16-20 yıl, 21 yıl ve üzeri yıllar olan öğretmenler ile ve kıdem aralığı 6-10 yıl arası olan öğretmenler ile kıdem yılı 21 ve üzeri yıllar olan öğretmenler arasında kaynaklanmaktadır. Mesleki kıdemi 1-5 yıl arası olan öğretmenlerin diğer yaş aralığında bulunan öğretmenler ile aralarında anlamlı bir farklığın olmasının nedeni kıdem aralığı 1-5 yıl arası olan öğretmenlerin diğer kıdem aralığına sahip öğretmenlere göre duygusal tükenme algılarının daha düşük olmasından kaynaklanmaktadır. Mesleki kıdemi 6-10 yıl arası olan öğretmenlerin, mesleki kıdemi 21 ve üzeri olan öğretmenlerle aralarında bulunan anlamlı farklılığın nedeni ise mesleki kıdemi 6-10 yıl arası olan öğretmenlerin mesleki kıdemi 21 ve üzeri olan öğretmenlere göre duygusal tükenme algılarının daha yüksek olmasından kaynaklanmaktadır.Sınıf öğretmenlerinin tükenmişlik sendromun boyutlarından duyarsızlaşma boyutu ile ilgili algılarının "çok az tükenmiş" kategorisinde olduğu görülmektedir. Bunun yanında sınıf öğretmenlerinin duyarsızlaşma ile ilgili algılarının değişkenler açısından incelediğimizde; Cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim durumu, kıdem, görev yaptığı okuldaki hizmet süresi ve sınıf mevcudu değişkenine göre duyarsızlaşma boyutunda herhangi anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.Sınıf öğretmenlerinin Tükenmişlik Sendromunun boyutlarından Kişisel başarısızlık boyutu ile ilgili algılarının "az tükenmiş" kategorisinde olduğu görülmektedir. Bunun yanında sınıf öğretmenlerinin Kişisel başarısızlık ile ilgili algılarının değişkenler açısından incelediğimizde; cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, kıdem, görev yaptığı okuldaki hizmet süresi ve sınıf mevcudu değişkenine göre duyarsızlaşma boyutunda herhangi anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Kişisel Başarısızlık boyutu, yaş değişkenine göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bu anlamlı farklılık yaş aralığı 51 ve üzeri olan öğretmenlerin ile yaş aralığı 21-30 yaş, 31-40 yaş, 41-50 yaş arası olan öğretmenler arasında kaynaklanmaktadır. Bu anlamlı farklılık 51 ve üzeri yaşa sahip olan öğretmenlerin kişisel başarısızlık algılarının daha düşük olmasından kaynaklanmaktadır.Örgütsel iklimin boyutları yönünden araştırma verilerini incelediğimizde kimi değişkende boyutlar ile değişken arasında anlamlı bir farklılık çıkarken, kimi değişkende anlamlı bir farklılık çıkmamaktadır. Destekleyici Müdür Davranışı boyutunda cinsiyet, yaş, eğitim durumu, sınıf mevcudu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık varken; medeni durum, kıdem ve görev yaptığı okulda hizmet süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık yoktur. Emredici Müdür Davranışında eğitim durumu ve sınıf mevcudu değişkenlerinde anlamlı bir farklılık varken, cinsiyet, medeni durum, yaş, kıdem ve görev yaptığı okulda hizmet süresi değişkenlerinde anlamlı bir farklılık yoktur. Kısıtlayıcı Müdür Davranışı boyutunda medeni durum, yaş, kıdem ve görev yaptığı okulda hizmet süresi değişkenlerinde anlamlı bir farklılık varken, cinsiyet, eğitim durumu ve sınıf mevcudu değişkenlerinde anlamlı bir farklılık yoktur. Meslektaşlığa Dayalı Öğretmen Davranışı boyutunda cinsiyet, yaş, eğitim durumu, kıdem, sınıf mevcudu ve görev yaptığı okulda hizmet süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık varken, medeni durum değişkenine göre anlamlı bir farklılık yoktur. Samimi Öğretmen Davranışı boyutunda ise yaş, eğitim durumu, kıdem ve görev yaptığı okulda hizmet süresi değişkenlerinde anlamlı bir farklılık varken, cinsiyet, medeni durum ve sınıf mevcudu değişkenlerinde anlamlı bir farklılık yoktur. İlgisiz Öğretmen Davranışı boyutunda ise yaş ve eğitim durumu değişkenlerinde anlamlı bir farklılık varken, cinsiyet, medeni durum, kıdem, sınıf mevcudu ve görev yaptığı okulda hizmet süresi değişkenlerinde anlamlı bir farklılık yoktur.
The research of the mobbi̇ng status of teachers accordi̇ng to di̇fferent vari̇ables
Mobbing status the most significant problem that effects not only people who are exposed to it and people who perform it but also every individual of the society directly or indirectly in the world and our country. This problem changes the perception of all people working in the same workplace regarding to workplace bullying and increases tendency to mobbing. In this increase, the increase in the competitive environment in today's workplace and business life, jealously among employees, violence, gossip, business union avoidance, fraud, not acting to employees equally by directors in workplace and many other factors have been effective. That violence and problems related to mobbing are increasing and within that consist of employees and administrators working in organization reveals the obligatory of taking precautions immediately by organization and every individual in the society. Mobbing with its increasing effect is becoming a research subject of social sciences researcher. Although various researchers have done in the world, the workplace bullying, mobbing, is a complex problem to find a concrete solutions. This survey analyzes the level of the acts of mobbing suffered by the teachers and managers working for primary and middle school in rural areas as well as their characteristics and perpetrators. This survey was conducted by interviewing a total of 530 teachers by primary schools in center, districts and villages of Elazığ. Research consists of two parts, including quantitative and qualitative. In the quantitative part, Data about acts of mobbing experienced by those primary and middle school teachers was gathered by using a questionnaire developed by the researcher using five-point likert scale. Those data was processed in SPSS data analysis program and t-tests and variance analysis were conducted in order to determine frequencies and percentages in identify details of the teachers interviewed as well as differences in opinions expressed by the group. They were tested at .05 significance level. As a result of the survey, gender, seniority and age were identified as the variables, where the largest difference was observed between the groups in terms of acts of mobbing suffered by primary school teachers. The results obtained from those variables showed that more male teachers than female teachers, youngest or oldest teacher than the other teachers, more 1-5. seniority teachers than other teachers were confirmed to be exposed to acts of mobbing. In the qualitative part, Data about acts of mobbing experienced by those primary and middle school teachers was gathered by using an open ended question. Those data was processed in NVivo data analysis program. The results obtained from those variables showed that many of teachers stated that they suffered mobbing. Mostly, the audit and ignored were stated that the reason for mobbing. The person who showed response mobbing that use legal rights and ignored and the others use to be silent and ignored
Polis meslek yüksekokullarında toplum destekli polislik anlayışının yerleşmesinde örgüt kültürünün yeri ve bir model önerisi
Kamu hizmetlerinde toplumun istek ve ihtiyaçlarını, hizmette kaliteyi önemseyen, insanı merkeze alan bir anlayışın hakim olması, güvenlik hizmetlerinde de bu anlayışın bir yansıması olarak Toplum Destekli Polislik (TDP) yaklaşım ve uygulamaları ortaya çıkarmıştır. Toplum Destekli Polislik toplumla işbirliği geliştirmeyi, güvenlik politikalarının belirlenmesinde halkın katılımını sağlamayı, suç başta olmak üzere tüm toplumsal problemleri temel nedenlerine inerek, halkı ve polisi beraber aktif kılarak çözmeyi, hem yönetim hem de organizasyon yapısı olarak yerelleşmeyi temele alan yeni bir polislik modelidir. TDP anlayışının ilkelerinin organizasyondaki tüm polislerce benimsenmesi güvenlik hizmetlerinin etkililiği ve verimliliği açısından önemli görülmektedir. TDP'nin daha polis olmadan polis temel eğitimi aşamasında benimsetilmesi, gelecekte bu polislik modelinin tüm polis teşkilatının organizasyon kültürünün bir parçası olmasını sağlayacaktır. Bu çalışmanın amacı da Polis meslek Yüksek Okullarındaki öğrenci, öğretim elemanları ve yönetici görüşleri temelinde, organizasyon kültürünün TDP anlayışını ne düzeyde desteklediğini ortaya koymak ve TDP anlayışını temele alan kültürel dönüşüme yönelik bir model önerisi geliştirmektir. Araştırma Türkiye'nin 28 farklı ilinde kurulu Polis Meslek Yüksekokullarındaki (PMYO) öğrenci, öğretim görevlileri ve yöneticilerin katılımı ile genel tarama (survey) modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 1078 deneğe 5'li likert tipi "Örgüt Kültürün Toplum Destekli Polislik Anlayışını Destekleme Düzeyi Ölçeği" uygulanmıştır. Verilerin analizi aşamasında nicel veriler SPSS 17.0 programıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda PMYO'lardaki mevcut organizasyon kültürünün TDP anlayışını destekleme düzeyi öğrenci, öğretim görevlileri ve yöneticiler için yüksek olarak bulunmuştur. Okullar bazında değerlendirildiğinde ise Gaziantep PMYO, Hatay PMYO, İzmir Bornova PMYO, Konya Ereğli PMYO, Kırşehir PMYO ve Rize PMYO kültürel olarak en yüksek destekleme düzeyine sahip okullar olarak görülmüştür. Hiç bir okul çok yüksek destekleme düzeyine ulaşamamıştır. Kültürel olarak destekleme düzeyi boyutlar açısından değerlendirildiğinde; TDP'ye ait değerler, artifaklar, sembol olarak üniforma ve hesap verebilirlik boyutlarında TDP anlayışını destekleme düzeyi çok yüksek iken halkla iç içe olma, mesleki dayanışma ve organizasyonel politikalar boyutlarında orta düzeydedir. PMYO'lardaki organizasyon kültürünün TDP anlayışını destekleme düzeyi okul ve sınıf değişkenlerine göre farklılaşırken ve cinsiyete göre farklılaşmadığı görülmüştür. 1. sınıf PMYO öğrencilerinin TDP'yi kültürel olarak destekleme düzeyi 2. sınıf öğrencilerine göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırmanın önemli sonuçlarından bir diğeri, mesleki kıdemleri yüksek, eğitim kurumunda çalışma süreleri kısa olan öğretim görevlileri ve yöneticilerin PMYO'larda istihdam edildiğidir. Araştırmanın sonunda araştırma sonuçlarına ve literatüre dayanılarak PMYO'ların TDP yaklaşımını temele alan kültürel dönüşümlerine katkı sağlayacak, personel seçim sistemindeki değişimleri, organizasyon yapısındaki değişimleri ve organizasyon kültürü şekillendiren değişimleri temele alan bir model önerisi geliştirilmiştir.
Kadın yöneticilerle çalışan öğretmenlerin ve yöneticilerin, kadın yöneticilerin yeterliklerine ilişkin görüşleri
Okul yöneticilerinin teknik, insancıl ve kavramsal yeterliklere sahip olmaları beklenir Teknik yeterlik, yöneticinin öğretim yöntem ve teknikleri, süreçleri ve işlemleri konusunda uzmanlığını gerektirir. İnsancıl yeterlik, birey ve grupları anlama ve güdüleme rolünü yerine getirmeyi gerektirir ve yöneticinin hem bire bir, hem de grup olarak insanlarla çalışabilme yeteneğini ifade eder. Kavramsal yeterlik de, okulu oluşturan bütün parçaları karşılıklı etkileşim içerisinde görebilme, eğitim alanındaki kuramsal gelişmeleri izleyebilme, kavrayabilme ve karşılaştığı örgün eğitim durumlarını bu kuramsal ve kavramsal bakış açısı ile değerlendirebilmeyi içerir. Araştırmanın amacı, kadın yöneticilerin teknik, insani ve kavramsal yeterliliklerine ilişkin saptamalarda bulunarak bu pozisyonlarda çalışan kadın yöneticilerin hem kendilerine ilişkin hem de beraber çalıştıkları öğretmenlerin beraber çalıştıkları kadın yöneticilerin yönetsel yeterliklere sahip olma yönündeki algılarını ortaya koymaktır. Araştırmanın veri toplama sürecinde 2012 -2013 eğitim-öğretim yılında Elazığ merkez ilçedeki okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan ve kadın yöneticilerle çalışan 401 öğretmen ve kadın yöneticilerin görüşüne başvurulmuştur. 262 katılımcıya ait ölçek değerlendirmeye alınmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda, ilgili alan yazına dayalı olarak yapılan sınıflama sonucu ölçeğin iki faktörlü olduğu belirlenmiştir. Bu boyutlar şunlardır: "insani yeterlikler" ve "kavramsal yeterlikler". Ölçekte teknik yeterlikler boyutuna ilişkin madde olmadığı için bu boyut ölçekte yer almamıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, vb. betimsel istatistik tekniklerinin yanı sıra, katılımcıların frekans ve yüzdeleri hesaplanmıştır. Branş ve cinsiyet değişkenlerine göre dağılımın normal olduğu durumlarda bağımsız gruplar t testi, normal olmadığı durumlarda ise Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Eğitim durumu ve görev yaptığı okul türü değişkenlerine göre yapılan karşılaştırmalarda da normal dağılımın uygunluk testi sonucuna göre dağılımın normal olduğu durumlarda tek yönlü Varyans Analizi (One-way ANOVA), olmadığı durumlarda ise Kruskal Wallis H testleri kullanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular özetle şunlardır: 1. Öğretmenlerin, kadın yöneticilerin yeterlikleri adlı ölçeğin faktörlerine yönelik görüşlerinin; hem "insani yeterlikler" faktöründe hem de "kavramsal yeterlikler" faktöründe genellikle düzeyinde olduğu belirlenmiştir. 2. Kadın yöneticilerin öz yeterliklerine ilişkin görüşleri ile öğretmenlerin kadın yöneticilerin yeterliklerine ilişkin görüşleri, kavramsal ve insani yeterlikler faktörlerinde anlamlı bulunmamıştır. 3.Kavramsal yeterlikler faktörü ve ölçeğin tamamı cinsiyet değişkenine göre kadınlar lehine anlamlı bulunmuştur. 4. Öğretmenlerin Kadın Yöneticilerin Yeterlikleri Ölçeğine İlişkin Görüşlerinin Eğitim Durumları Değişkenine Göre gruplar arasında anlamlı farkın olmadığı görülmüştür. 5. Ölçeğin tamamı ve diğer alt faktörlerde sosyal bilimler branşındaki öğretmenler lehine anlamlı fark bulunmuştur. Benzeri konulardaki araştırmalar incelendiğinde branş bazında yapılan bir kıyaslamaya rastlanmamıştır. 6. Kadın yöneticilerin yeterlikleri ölçeğinin tamamında görev yapılan okul türü değişkenine göre öğretmenlerin görüşleri arasında anlamlı fark bulunmuştur. Bu fark anaokulunda görev yapan öğretmenlerle, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenler arasındadır. Anahtar Kelimeler: Yeterlik, Yönetici Yeterlikleri, Kadın Yönetici.
Pedagojik formasyon yoluyla öğretmen yetiştirme uygulamalarında karşılaşılan güçlükler ve mezunların istihdamlarının değerlendirilmesi
Türk eğitim siteminin en önemli konularından birini öğretmen yetiştirme sistemi oluşturmuştur. Öğretmen yetiştiren ilk kurum olan Darülmüallimin-i Rüşdi' nin kurulduğu 1848 yılından bugüne kadar ülkemizde çok farklı öğretmen yetiştirme ve istihdam modelleri uygulanmıştır. Bu modellerden biri de Pedagojik Formasyon Eğitimi uygulaması olmuştur. Süreç içerisinde pedagojik formasyon eğitimine dair çok farklı kararlara ve uygulamalara gidilmiştir. Ancak pedagojik formasyon eğitimine dair alınan son karar çerçevesinde pedagojik formasyon eğitimi daha yaygın bir hale gelerek öğretmen yetiştirme sistemine iyice yerleşmiştir. Bu araştırmanın amacı pedagojik formasyon eğitimi uygulamalarında karşılaşılan güçlükler konusunda pedagojik formasyon eğitimini alan öğrenci, pedagojik formasyon eğitiminde görevli öğretim elemanı ve yöneticilerin (dekan ve dekan yardımcıları) görüşlerini belirlemeyi ve pedagojik formasyon uygulamasının öğretmen istihdamındaki yerini değerlendirmektir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniğiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada verilerin elde edilmesinde yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler görüş alma formlarının katılımcılara dağıtılarak ve yazılı olarak doldurmaları sonucunda elde edilmiştir. Görüşme formu PFE alan öğrenciler, PFE' de görevli öğretim elemanları ve yöneticiler (dekan ve dekan yardımcıları) için ayrı olarak hazırlanmış ve elde edilen görüşler ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Ayrıca 2011-2014 yılları itibariyle KPSS' ye giren ortaöğretim branş bazında öğrenci sayıları ve yapılan atama sayıları nicel olarak belirtilirken doküman analizi kullanılmıştır. Araştırmanın güvenirliğini artırmak için YÖK, ÖSYM ve MEB orijinal belgeleri ve ilgili web sayfalarına ulaşılması sağlanmış, incelenerek konu çerçevesinde içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Fırat Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Dicle Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesinde görev yapan yöneticiler (dekan ve dekan yardımcıları), PFE' de görevli öğretim elemanları ve PFE alan öğrenciler oluşturmaktadır. 400 öğrenci, 48 öğretim elemanı, ve 12 yönetici araştırmaya katılmıştır. Araştırma sonucunda pedagojik formasyon eğitimi alan öğrenciler, öğretim elemanları ve yöneticiler pedagojik formasyon eğitiminin yanlış (eksik, kötü, verimsiz) bir uygulama olduğunu belirtmektedirler. Ayrıca öğrenciler, öğretim elemanları ve yöneticiler pedagojik formasyon eğitimi boyunca birçok farklı sorunla karşı karşıya kaldıklarını belirtmektedirler. Öğrencilerin farklı şehirlerden ya da farklı çalışma koşullarından gelerek bu dersleri almaya çalışmaları hem maddi hem de manevi yönden kendilerini olumsuz etkilemektedir. Sadece bu dersleri almalarının atamalarının yapılması için çözüm olmayacağını bilmeleri yani istihdamın az olması motivasyonlarının da olumsuz yönde etkilenmesine neden olmaktadır. Benzer şekilde öğretim elemanlarının da Eğitim Fakültesinin derslerinin yanı sıra pedagojik formasyon eğitimi derslerine girmeleri iş yükünü artırmakta ve öğretim elemanlarının ders etkililiğini azaltmaktadır. Ayrıca istihdam politikalarında çerçevesinde elde edilen bulgulara göre 2011- 2014 yılları itibariyle yapılan atama sayısı ile KPSS' ye giren aday sayısı arasında arz- talep dengesi bir türlü sağlanamadığı ifade edilmektedir. Pedagojik formasyon eğitimi ile öğretmen yetiştirilmemeli ve bu eğitim lisans eğitimi boyunca verilmeli gerekliliği belirtilmektedir. Anahtar kelimeler: Öğretmen yetiştirme, pedagojik formasyon eğitimi, öğretmen istihdamı, pedagojik formasyon eğitiminde karşılaşılan sorunlar
Okul yöneticilerinin iletişim becerilerinin örgütsel değişkenler üzerindeki etkisi ve modül temelli uygulamalar
Araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin iletişim becerileri ile örgütsel değişkenler (iş doyumu, okul kültürü, stres yönetimi, çatışma yönetimi, iletişim teknolojileri) arasındaki ilişkinin varlığını ortaya koymak ve bu ilişki doğrultusunda modül temelli uygulamalar ile okul yöneticilerinin iletişim becerilerinin gelişimini sağlamaktır. Araştırma, 2014-2015 eğitim öğretim yılında Elazığ il merkezinde görev yapan ve yönetici rotasyonundan etkilenmemiş okul yöneticileri ile bu yöneticilerin okullarında yer alan öğretmenler, öğrenciler ve velileri üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada deney ve kontrol olmak üzere iki grup belirlenmiştir. Deney grubuna toplam 12 saat modül temelli yüz yüze eğitimler verilmiş, bunun yanı sıra moodle öğretim yönetim sistemleri üzerinden de uygulamalar devam ettirilmiştir. Araştırmada nicel ve nitel desenler bir arada kullanılmıştır. Nicel desen hem ilişkisel tarama modeli hem de deneysel desen olarak iki boyutta ele alınmıştır. İlişkisel tarama modeli için iletişim biçimleri ölçeğinin yanı sıra iş doyumu, okul kültürü, stres yönetimi, çatışma yönetimi ve teknolojiye karşı tutum ölçekleri ile veriler toplanmıştır. Bu verilere dayalı olarak okul yöneticileri ile örgütsel değişkenler arasında bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Bu ilişki doğrultusunda modüller hazırlanmış, hazırlanan modüller uygulamalar esnasında temel öğretim materyali olarak kullanılmıştır. Deneysel desene ilişkin başarı testi yöneticilere öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. İletişim biçimleri ölçeği ise yine öntest ve sontest olarak yöneticilere, öğretmenlere, öğrencilere ve velilere uygulanarak veriler toplanmıştır. Nitel boyutta ise yarı yapılandırılmış görüşme formu, uygulamaların ardından deney grubunda yer alan okul yöneticilerine uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, iletişim yönetimi becerileri uygulamalarına katılan deney grubundaki okul yöneticilerinin, uygulamalara katılmayan kontrol grubundaki okul yöneticilerine göre başarılarının arttığı, kendi iletişim becerilerine ilişkin tutumlarının olumlu yönde değiştiği, deney grubunda yer alan öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin kontrol grubuna göre yöneticilerinin iletişim becerilerini daha iyi düzeyde değerlendirdikleri görülmüştür. Ayrıca araştırmanın nicel boyutundan elde edilen sonuçlar nitel sonuçları destekler niteliktedir. Bu sonuçlar doğrultusunda eğitim fakültelerinde iletişim becerileri ile ilgili programların veya derslerin konulması, yöneticiliğe başlayacakların iletişim becerileri ile ilgili eğitime alındıktan sonra göreve başlatılmaları, görevde olanların hizmet içi eğitimlerle iletişim becerilerinin geliştirilmesi, bu doğrultuda ilgili kurs-seminer ve eğitimlere alınmaları önerilmiştir.
Okul yöneticisi yetiştirmede web tabanlı problem temelli öğrenmenin katılımcıların öz - yeterlik inançlarına ve yöneticilik mesleğine ilişkin tutumlarına etkisi
Bu tez çalışmasında web tabanlı problem temelli okul yöneticiliği eğitiminin (WT-PTOYE) katılımcıların öz-yeterlik inançlarına, web tabanlı öğrenmeye ve yöneticilik mesleğine ilişkin tutumlarına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada bir deney grubu bir de kontrol grubundan yararlanılmıştır. Çalışmada nicel ve nitel araştırma yaklaşımlarının birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Nicel veriler, sadece deneysel süreçte toplanırken, nitel veriler hem hazırlık aşaması sürecinde hem de deneysel araştırma sürecinde toplanmıştır. Araştırmanın deney ve kontrol grubunu oluşturan katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Çalışma gruplarındaki katılımcıların belirlenmesinde gönüllülük başta olmak üzere bilgi ve iletişim teknolojilerini etkin kullanabilme ve internete ulaşabilirlik kriterleri dikkate alınmıştır. Deney grubu 33 katılımcıdan, kontrol grubu ise 31 katılımcıdan meydana gelmiştir. Web tabanlı problem temelli öğrenmenin doğasına uygun bir şekilde, deney grubundaki katılımcılar 6 veya 7 kişilik 5 alt gruba ayrılmıştır. Çalışma, hazırlık aşaması ve deneysel araştırma süreci olmak üzere iki süreçten meydana gelmiştir. Hazırlık aşaması, deneysel araştırma sürecine geçilmeden önce yapılması gereken çalışmaların planlandığı ve senaryoların hazırlandığı süreçtir. Bu süreçte, okul yöneticiliği eğitimi modeli planlanmış, hazırlık aşamasının verileri toplanmış ve eğitim portalı oluşturulmuştur. Deneysel araştırma sürecinde ilk olarak katılımcılara problem temelli öğrenme (PTÖ) etkinliklerini gerçekleştirebilmeleri için eğitim portalının tanıtımı yapılmış ve öntestler uygulanmıştır. Eğitim süreci sonunda da sontestler yapılmış ve aynı zamanda katılımcılardan odak grup görüşmeleri ile programın etkililiğine ilişkin veri toplanmıştır. Verilerin toplanması için kişisel bilgi formu, Web Tabanlı Öğrenmeye İlişkin Tutum Ölçeği, Yöneticilik Mesleğine İlişkin Tutum Ölçeği, Genelleştirilmiş Öz-Yeterlik İnancı Ölçeği, Program Değerlendirme Ölçeği, Okul Yöneticilerinin Karşılaştıkları Yönetsel Sorunları Belirleme Formu ve WT-PTOYE Program Sürecine İlişkin Odak Grup Görüşmesi Formu kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre; WT-PTOYE sürecinin, katılımcıların genel ve mesleki öz-yeterlik inançlarını, yöneticilik mesleğine ve web tabanlı öğrenmeye yönelik tutumlarını anlamlı düzeyde ve pozitif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Nitel verilerin analizinden elde edilen bulgulara göre; eğitim süreci, katılımcıların eğitim ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılamıştır. Ayrıca uygulanan eğitim, katılımcıların teori ile uygulama arasındaki bağı kurmalarına ve öz-yönelimli öğrenmelerine önemli katkılar sağlamıştır. Bu sonuçlardan hareketle, web tabanlı problem temelli öğrenmenin, okul yöneticilerinin hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerinde kullanılmasına yönelik olarak eğitim politikalarını üretenlere ve uygulayıcılara yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiştir.
Eğitim yöneticilerinin görevlendirilme politikaları: Olgular ve algılar
Türkiye'de Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine Dair Yönetmelik son 10 yıl içinde çeşitli tarihlerde defalarca değiştirilmiştir, öyle ki süreci işin başındaki insanlar ve alanın uzmanları dahi takip etmekte zorlanmaktadırlar. Birincil önceliği toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikli insanları yetiştirmek olan okulların yöneticilerini belirlemek için çıkarılan yönetmeliklerin kısa zaman aralıklarında defalarca değiştirilmesi şüphesiz incelenmesi gereken bir olgudur. Bu amaçla yönetici görevlendirme sürecinin muhatabı olan okul idarecilerinin konuyla ilgili görüşlerini belirlemek için bu çalışmaya ihtiyaç duyulmuştur. Yaşanan bu hızlı değişim süreci şüphesiz eğitim sistemi başta olmak üzere birçok kurum ve bireyi etkilemiştir. Bu çalışmanın ilk bölümünde öncelikle durum tespiti yapılarak en son 6 Ekim 2015 tarihinde yayımlanan yönetmelik başta olmak üzere süregelen yasal uygulamalar incelenmiştir. İkinci bölüm ise eğitim yöneticilerinin nicel ve nitel olarak hazırlanmış deneysel olmayan görüşme formuna verdikleri cevaplar analiz edilerek yönetici görevlendirme sürecinde yaşanan uygulamalara dair görüşleri elde edilen bulgular aracılığıyla yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan sonuçlara göre, yöneticilerin büyük bir çoğunluğu yönetici belirleme sürecinin liyakatli kişileri ön plana çıkardığını düşünmemektedir. Yönetici adayları yönetici seçme sürecinde kullanılan sözlü sınav uygulamasının nepotizme sebep olduğunu düşünürken, yazılı sınavların ise genelde adil olduğunu düşünmektedir.
Paylaşılan liderlik, aile katılımı ve okula bağlılık arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı paylaşılan liderlik, aile katılımı ve okula bağlılık arasındaki ilişkiyi belirlemek ve Yapay Sinir Ağları yardımıyla öğrencilerin okula bağlılık düzeylerini tahmin etmektir.İlişkisel tarama modelinde yapılan bu araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim öğretim yılında Elazığ il merkezinde ortaokullarda öğrenim gören öğrenciler ve velileri oluşturmaktadır. Araştırma 30 ortaokulda öğrenim gören 1488 öğrenci ve 1488 öğrenci velisi üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Aile Katılımı ve Desteği Ölçeği, Okula Bağlılık Ölçeği, Veli Paylaşılan Liderlik Algısı Ölçeği ve Veli Aile Katılımı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, t-testi, varyans analizi, korelasyon analizi, çoklu regresyon analizi ve yapay sinir ağları teknikleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, okul paydaşları arasında paylaşılan liderlik davranışlarının sergilenmesi, okul paydaşlarının işbirliği içerisinde hareket etmesi ve velilerin de okul yönetiminde söz sahibi olması, anne ve babaların kendi çocuklarının eğitim hayatlarına katkısını olumlu yönde etkilemektedir. Paylaşılan liderlik algısı ve aile katılımı ve desteği değişkenleri, okula bağlılık puanları üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir ve okula bağlılık düzeyine ilişkin varyansın % 21'ini açıklamaktadır. Yapay Sinir Ağları (YSA) kullanılarak, okula bağlılık ile ilişkili değişkenler aracılığıyla, öğrencilerin okula bağlılık düzeyleri anlamlı bir şekilde tahmin edilmiştir.Çalışmanın sonunda, politika yapıcılara, uygulayıcılara ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Aile Katılımı, Ev Ziyaretleri, Okula Bağlılık, Paylaşılan Liderlik.
Çevrimiçi öğrenme ortamlarında sınıf yönetiminin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, çevrimiçi öğrenme ortamlarında gerçekleştirilen sınıf yönetiminin, çeşitli değişkenler (başarı, tutum, çevrimiçi öğrenme, çevrimiçi öğrenmeye hazır bulunuşluk) açısından değerlendirilmesi ve öğrencilerin sınıf yönetimine ilişkin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma 2015-2016 eğitim öğretim yılı Güz yarıyılında Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde yürütülmüştür. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada deney-1, deney-2 ve kontrol olmak üzere üç grup belirlenmiştir. Öğretim İlke ve Yöntemleri dersi sekiz hafta boyunca çevrimiçi öğrenme ortamlarında yürütülmüştür. Çevrimiçi öğrenme ortamı olarak uygulamada öğrenme yönetim sistemi ve sanal sınıf kullanılmıştır. Araştırmada nicel ve nitel boyutun birlikte yer aldığı karma yöntem kullanılmıştır. Nicel boyut deneysel desen ve betimsel tarama modeli olarak ele alınmıştır. Deneysel desene ilişkin araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi ve derse yönelik tutum ölçeği deney-1, deney-2 ve kontrol grubuna öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Çevrimiçi öğrenmeye hazır bulunuşluk ve çevrimiçi öğrenme tutum ölçekleri ise deney-1 ve deney-2 grubuna öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Betimsel tarama modeline ilişkin olarak, araştırmanın sonunda üç gruba da uygulanmak üzere araştırmacı tarafından sınıf yönetimi ölçeği geliştirilmiştir. Nitel boyutta ise yarı yapılandırılmış görüşme formu, uygulamanın sonunda deney-1 ve deney-2 grubundaki öğrencilere uygulanmıştır. Uygulamalar tamamlandıktan altı hafta sonra başarı kalıcılık testi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, çevrimiçi öğrenme ortamlarında gerçekleştirilen sınıf yönetimi uygulamalarına katılan deney-1 grubu, yüz yüze sınıf ortamında derse katılan kontrol grubu ve her iki ortamda da derse katılan deney-2 grubu öğrencilerinin başarılarının ve derse yönelik tutumlarının aynı düzeyde arttığı belirlenmiştir. Gruplar arasında bir fark belirlenmemiştir. Deney-1 ve deney-2 gruplarına uygulanan çevrimiçi öğrenmeye hazır bulunuşluk düzeylerinin ve çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumlarının da olumlu yönde arttığı görülmüştür. Araştırma sonunda tüm grupların sınıf yönetimine ilişkin görüşlerinin aynı düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel boyutundan elde edilen verilerin de nicel boyut ile birbirini destekler nitelikte olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, çevrimiçi öğrenme ortamlarını kullanan öğretim elemanlarının sınıf yönetimi konusunda kendilerini yetiştirmeleri, sanal sınıfların kullanımına ilişkin teşvik edilmesi ve eğitimler verilmesi, öğrencilerin aktif olduğu ve motivasyonlarını artıracak etkinliklere yer verilmesi ve öğrencilerle sürekli iletişimin sağlanması önerilmiştir.
Azerbaycan'da öğretmen yetiştirme sistemine ilişkin öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın genel amacı Azerbaycan Cumhuriyeti'nde uygulan öğretmen yetiştirme sisteminin tarihi gelişimini incelemek, mevcut durumunu teorik açıdan ve ülkenin orta öğretim sisteminde çalışan öğretmenler arasında yapılan araştırma ile belirlemeye yönelikdir. Tez çalışmasında araştırmanın amaçları doğrultusunda birkaç bilimsel araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Özellikle Azerbaycan'da XX. yüzyılın başlarından günümüze kadar geçen süre zarfında dört değişik eğitim sistemi ve bu sistemin ihtiyacı olan öğretmen kadrolarının yetiştirilmesinde dört farklı öğretmen yetiştirme modelinden yararlanılmıştır. Bu modellerin kendine özgü özellikleri, bu özellikleri belirleyen ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi, uygulanan eğitim sisteminin yararlı ve zararlı yönleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçlara ulaşılması için gereken kaynakların toplanmasında ve değerlendirilmesinde farklı araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. Tez çalışması kronolojik olarak 1830-2016 yıllarını kapsamaktadır. Bu dönemi kendi içinde dört alt döneme ayırmak mümkündür: Çarlık Dönemi (1830-1918), Azerbaycan Halk Cumhuriyeti dönemi (1918-1920), Sovyetler Birliği dönemi (1920-1991) ve Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından günümüze kadar devam eden yeni dönem. Bu dört dönem bir birinden sadece kronolojik açıdan değil, aynı zamanda araştırma konusunu oluşturan meseleye bakış açısı, amaç ve yöntem olarak da farklıdır. Tezin birinci bölümünde araştırma problemi, araştırmanın önemi ve amacı, araştırmanın kapsadığı dönem ve başlıca tanımlar yer alıyor. Tez çalışmasının başlıca amacı, Azerbaycan'da uygulanan eğitim sistemi ve öğretmen yetiştirme modellerini araştırmak ve öğretmen görüşleri doğrultusunda Azerbaycan'ın çağdaş eğitim sisteminin durumunu belirlemektir. Tezin ikinci bölümünü kuramsal çerçeve ve ilgili araştırmalar oluşturiyor. İkinci bölümün birinci alt başlığında Azerbaycan'ın Rusya ve İran arasında parçalanmasınından sonra (1828) ülkede eğitim sisteminin oluşumu, bu sistemin özellikleri, okulların ihtiyacı olan öğretmenlerin yetiştirilmesinde Çarlık rejiminin uyguladığı sistem araştırılmıştır. Bu bölümde ortaya çıkan sonuç Çarlık rejiminin Azerbaycan'da eğitimin gelişimine ilgisiz olmasına rağmen, sömürü düzeninin ihtiyacı olan kadroların yetiştirilmesinde eğitimin kaçınılmaz olduğu fark etmesi, bu amaçla tarım, sanayi ve petro kimya sektörünün ihtiyacı olan kadroları yetiştirecek okulların açılmasına izin vermesidir. İkinci bölümün ikinci alt başlığında Çarlık yönetiminin Birinci Dünya Savaşı'ında dağılması ve oluşan boşluktan yararlanarak kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nde eğitimin gelişimi, eğitim reformları ve öğretmen ihtiyacının karşılanması için atılan adımlar araştırılmıştır. Bu dönemde Azerbaycan'ın ilk üniversitesi – Bakü Devlet Üniversitesi kurulmuş ve eğitime başlamıştır. İkinci bölümün üçüncü alt başlığında 1920 yılında Azerbaycan'da Sovyet yönetiminin kurulması sürecine kısaca değinilmiş, daha sonra ise ülkenin sosyo-politik, ekonomik ve kültürel yaşamında kısa sürede ciddi gelişme sağlayan reformlar incelenmiştir. Azerbaycan halkının topyekun eğitimli kitleye dönüşmesi ile sonuçlanan Sovyet eğitim sisteminin kendine özgü özellikleri, artıları ve eksileri öğretmen yetiştirme modeli de dikkate alınarak ortaya konmuştur. Sovyet eğitim sisteminin toplumun okur yazar oranının yüzde yüze ulaşmasında başarı sağladığı, fakat fonksiyonel eğitimın verilmesinde başarısız olmasının kaliteye değil, sayısal çoğunluğa önem vermesinden kaynaklandığı gerçeği tespit edilmiştir. İkinci bölümün dördüncü alt başlığında 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Azerbaycan'ın eğitim sisteminin genel durumu da ele alınmaktadır. Bu sistemin bir parçası olan öğretmen yetiştirme sisteminin durumu, Sovyet modelinden farklı yönleri araştırılmıştır. Dünya eğitim sistemine uyum sağlamaya çalışan Azerbaycan'ın eğitim sisteminin başarılarının arttığı bir gerçek olmakla birlikte, halen ciddi olumsuzlukların yaşandığı, kalitenin sayısal göstergeden daha önemli olduğu gerçeğinin anlaşılmasında zorlukların halen devam ettiği araştırmalar sonucunda belirlenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde araştırmanın yöntemi belirlenmiştir. Araştırmanın modeli, araştırmanın evreni ve örneklemi, veri toplama araçları, verilerin değerlendirilmesi ve analizinin nasıl yapılacağına ilişkin yöntemler bu bölümde ortaya konulmuştur. Katılımcıların Azerbaycan'ın eğitim sistemi ile ilgili, mesleğe ilişkin ve öğretmen yetiştirme sistemi ile ilgili algılarının belirlenmesinde Likert Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Tezin dördüncü bölümünde Azerbaycan'ın eğitim sistemi ve öğretmen yetiştirme modeli ile bağlı öğretmen görüşlerine başvurulmuştur. Bu bölümde ampirik bilimsel araştırma sürecinde uygulanan seçme, ölçme, anket vs. gibi yöntemlerden yararlanılmıştır. Azerbaycan'ın eğitim sisteminde Sovyetler Birliği'nden kalma bazı olumsuz yönlerin halen devam ettiği gerçeği araştırılan kaynaklarda ağırlıklı olarak tespit edilse de, bu sonuç öğretmen görüşleri ile üst üste düşmemiştir. Bu durum Azerbaycan'ın Gence şehrinde bulunan 49 karma okulda (1-11. sınıflar) çalışan öğretmenler arasından basit rastgele seçme yöntemi ile belirlenen 200 kadar öğretmenle yapılan anket sonucunda belirlenmiştir. Seçme toplusunu oluşturan öğretmenler cins, yaş, mesleki kıdem gibi özellikler göz önünde bulundurularak kategorize edilmiş, anket sonuçları bu özellikler dikkate alınmak suretiyle belirlenmiştir. Ortaya çıkan sonuç aslında öğretmenlerin hem ülkedeki eğitim sisteminden, hem de lisans eğitimi gördükleri üniversitelerin öğretmen yetiştirme modellerinden memnun olduklarını göstermektedir. Bilgisayar yardımı ile öğretmen görüşleri birleştirilmiş ve değerlendirilmiştir. Tez çalışmasında tablo ve şekillerden yararlanılmıştır. Tez çalışmasının sonuç kısmında ise araştırmacının elde ettiği bilimsel sonuçlar ve öneriler ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan'ın eğitim sistemi, Sovyet eğitim sistemi, Öğretmen görüşleri, Öğretmen yetiştirme sistemi, Likert ölçeği
Türkiye'de ilköğretim okullarında eğitim denetimi: Bir meta-sentez çalışması
Bu araştırma, Türkiye'deki ilköğretim okulları dikkate alınarak, eğitim denetimine ilişkin mevcut durumu, 1995-2012 yıllarında yapılan araştırma sonuçlarından yola çıkarak meta-sentez yöntemi ile ortaya koymak amacına yöneliktir. Bu çalışmada, hem nicel hem de nitel araştırma bulgularını sentezlemek için nitel araştırma deseni olan ?meta-sentez? araştırma yöntemi kullanılmıştır.1995-2012 yılları arasında Türkiye'deki ilköğretim okullarında il eğitim denetmenleri tarafından yapılan denetim uygulamalarını içeren ve dahil edilme ve hariç tutulma işlemleri çerçevesinde bu meta çalışmanın amacına hizmet edebilecek, nitel veya nicel araştırma yöntemlerini kullanarak hazırlanmış 73 yüksek lisans ve doktora tezi araştırma kapsamına alınmıştır.Bulgular, denetmenlerin, denetim sürecinde sergilemiş oldukları davranışlar ile, rehberlik, mesleki yardım ve işbaşında yetiştirme rolleri ve teknik yeterlikleri öğretmenler tarafından ?düşük? düzeyde yeterli görüldüğünü ortaya koymuştur.İl eğitim denetmenlerinin, denetmenlerin işe alınması ve yetiştirilmesi, denetim sisteminin örgütsel yapısı (yetki, iş yükü, iletişim vb.), çalışma koşulları, denetleme süresi ve hizmetiçi eğitim gibi alanlarda ?yüksek? düzeyde sorunla karşılaştıkları, söz konusu alanlarda ?yüksek? düzeyde bir yenilenme ihtiyacının olduğunu düşündükleri ve ?rehberlik-mesleki yardım ve işbaşında yetiştirme?, ?inceleme ve araştırma? rollerini gerçekleştirirken ?yüksek? düzeyde çatışma yaşadıkları tespit edilmiştir.Ayrıca, eğitim denetmenlerinin, öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin mevcut denetim uygulamalarını, çağdaş denetim ilkeleri açısından yetersiz gördükleri, bu nedenle denetim sürecine ilişkin algılarının ?düşük?, beklentilerinin ise, ?yüksek? düzeyde olduğu görülmüştür.
Eğitim kurumları yöneticisi yetiştirme ve atamada meritokrasi
Meritokrasi, yönetim erkinin, erdem, liyakat ve bireylerin kendi kişisel üstünlüğüne dayandırdığı yönetim şeklidir. Tarih boyunca insanlar değişik yönetim şekilleri ile yönettiler, yönetildiler. İdeal olan hep araştırıldı.Amerika Birleşik Devletlerinde kayırmacılık (yağma) sisteminin olumsuzlukları sonucunda, uzun bir tarihi süreç ve mücadele ile ortaya çıkan merit (liyakat) sistemine geçilmiştir.Bu tez çalışmasında meritokrasi kavramı üzerinde durulmuştur. Meritokrasinin doğuşu ve meritokrasi ilkelerinden bahsedilmiştir. Eski Türk Devletlerinde meritokratik uygulamalar araştırılmış, bu yönetimlerin devamını sağlayamamasının sebepleri değerlendirmeye tabi tutulmuştur.Türk Milli Eğitim sisteminde eğitim kurumlarına yönetici yetiştirme ve atama politikası Milli Eğitim Şuralarında, yönetmeliklerde, Mehtap Projesinde ve alanyazında tespit edilmeye çalışılmıştır.Ülkemizde hala eğitim kurum yöneticiliğinde öğretmenlik mesleği yeterli görülmektedir. Bunu sonucunda yönetmeliklerde sunulan şartlar kayırmacılığa, ayrımcılığa ve kifayetsizlerin makamı işgaline sebep olmaktadır. Eflatun'un dediği gibi ?hayatta göreceğiniz iş ne olursa olsun, erdem olmayınca elde edeceğiniz her şeyin, yapacağınız her işin sonunda utanç ve kötülük vardır.?T.C Anayasasında, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda ve Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nde yerini bulan liyakat ilkesi personel rejiminin temel ilkeleri arasında yer almaktadır. Uygulamada (merit) liyakat ilkesiyle çelişen durumlara rastlanmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nde belirtilen liyakat ilkesi ve uygulamalarda çıkan sorunlar değerlendirilmiştir.Eğitim kurum yöneticisi yetiştirime ve atamada, günün şartlarına göre yönetici yeterliği belirlenmeli, yöneticideki yeterliliği belirleyen ölçütler liyakat ilkesi doğrultusunda sınavla değerlendirilmelidir.Yönetmelikler, siyasi baskıya maruz kalmayacak şekilde hazırlanmalıdır. Yönetmeliklerden kaynaklanan belirsizlik veya inisiyatif yönetici seçmede etkili olmamalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı, üniversiteleri, sendikaları katarak ortak bir akılla günün şartlarına uygun geleceği gören yönetmelik hazırlamalıdır.Sistem içerisindeki eğitim kurum yöneticileri ise ihtiyaç analizi yaparak bilgi, beceri, tutumlarını (yeterliklerini) geliştirecek sertifikalı hizmet içi eğitim almalıdır.
Okul yöneticilerinin pozitivist ve kaos yönetim anlayışlarını benimsemelerinin kendilerinin ve öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerine etkileri
Bu araştırmanın genel amacı, okul yöneticilerinin pozitivist ve kaos yönetim anlayışlarını benimsemelerinin kendilerinin ve öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerine etkilerini belirlemektir. Betimsel nitelikteki ilişkisel tarama modelinde olan bu araştırmanın çalışma evrenini, Şanlıurfa ilinde bulunan anaokulları, ilköğretim okulları ve ortaöğretim okullarında 2011?2012 Eğitim-Öğretim Yılında görev yapmakta olan yöneticiler ve öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, öğretmen ve yönetici evreninde tabakalama örneklemi oluşturmuştur. Bu doğrultuda öğretmen ve yöneticilere ulaşılmıştır. 1047 öğretmen ve yönetici tarafından doldurulan anketler geri dönmüş ve analize dâhil edilmiştir. Ölçme araçlarının uygulanması sonucunda elde edilen veriler SPSS for Windows paket programıyla analiz edilmiş ve bu analiz için frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklemler t-testi (varyansların homojen olmadığı durumlarda Mann-Whitney U), tek yönlü varyans analizi (varyansların homojen olmadığı durumlarda Kruskal-Wallis) tek yönlü varyans analizinde farklılığın kaynağını bulmak amacıyla Tukey testine başvurulmuştur. İki değişken arasındaki ilişki için korelasyon, bağımsı değişkenin bağımlı değişkene etkisini saptamak için regresyon testleri kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre araştırmaya katılan okul yöneticileri ve öğretmenlerinin örgütsel bağlılık ve yönetim anlayışı algı düzeyleri ortalamaları, örgütsel bağlılık boyutları içinde uyum düzeyinin düşük, içselleştirme düzeyinin yüksek çıktığı görülmüştür. Algılanan pozitivist yönetim anlayışı ortalaması ile algılanan kaotik yönetim anlayışı ortalaması araştırmaya katılan yönetici ve öğretenlerde birbirine oldukça yakın ve orta düzeyde çıkmıştır. Cinsiyet değişkenine göre erkek katılımcıların pozitivist ve kaotik yönetim puanları kadın katılımcılardan yüksek bulunmuştur. Erkek katılımcıların özdeşleşme ve içselleştirme bağlılık düzeyleri kadınların bağlılık düzeylerinden yüksek çıkmıştır.Öğrenim durumu değişkenine göre önlisans mezunu katılımcıların pozitivist ve kaotik yönetim puanları hem lisans hem de lisanüstü mezunu katılımcı puanlarından yüksek bulunmuştur. Yine örgütsel bağlılığın özdeşleşme ve içselleştirme boyutlarında önlisans mezunu katılımcıların özdeşleşme puanları hem lisans hem de lisanüstü mezunu katılımcı puanlarından yüksek bulunmuştur. Mezun olunan fakülte değişkenine göre diğer fakülte mezunu katılımcıların pozitivist ve kaotik yönetim puanları, eğitim fakültesi ve fen-edebiyat fakültesi mezunlarından yüksek bulunmuştur. Yine diğer fakülte mezunu okul yöneticileri ve öğretmenlerinin algılanan özdeşleşme ve içselleştirme puanları eğitim ve fen-edebiyat fakültesi mezunlarının puanlarından yüksek bulunmuştur.Görev yapılan okul türü değişkenine göre ortaöğretimde görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerinin örgütsel bağlılığın özdeşleşme boyutu puanları ilköğretim ve anaokullarında görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerin algılanan özdeşleşme puanlarından yüksek bulunmuştur. Mesleki kıdem değişkenine göre mesleki kıdemi 16 yıl ve üzeri süre olan okul yöneticileri ve öğretmenlerinin algıladığı pozitivist ve kaotik yönetim anlayışı puanları yüksek düzeyde bulunmuştur. Yine örgütsel bağlılığın özdeşleşme ve içselleştirme boyutlarında mesleki kıdemi 16 yıl ve üzeri olan katılımcıların ortalamalarının diğer gruplardan yüksek olduğu görülmüştür.Çalışılan okuldaki kıdem değişkenine göre örgütsel bağlılığın özdeşleşme boyutlarında mesleki kıdemi 16 yıl ve üzeri olan katılımcıların ortalamalarının diğer gruplardan yüksek olduğu yani mesleki kıdemi fazla olan katılımcıların özdeşleşme düzeyinin de fazla olduğu görülmüştür. Yöneticilikteki kıdem değişkenine göre örgütsel bağlılığın uyum boyutunda yöneticilikteki kıdemi 16 yıl ve üzeri olan okul yöneticilerinin algılanan uyum puanlarının diğer gruplardan düşük olduğu; örgütsel bağlılığın özdeşleşme ve içselleştirme boyutlarında yöneticilikteki kıdemi 16 yıl ve üzeri olan okul yöneticilerinin algılanan puanlarının diğer gruplardan yüksek olduğu görülmüştür.Pozitivist yönetim ve kaotik yönetim anlayışı ile uyum arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere yapılan korelasyon analizi sonucunda, her iki boyutda da puanlar arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Pozitivist yönetim ve kaotik yönetim anlayışı ile özdeşleşme ve içselleştire arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere yapılan korelasyon analizi sonucunda, pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur.Uyuma dayalı bağlılık düzeyinin, pozitivist ve kaotik yönetim anlayışı algısı düzeylerinden etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modelinde, kaotik yönetim anlayışının uyuma dayalı bağlılık düzeylerinde anlamlı yordayıcı olduğu, pozitivist yönetim anlayışının ise uyum puanında anlamlı bir yordayıcı olmadığı tespit edilmiştir. Özdeşleşmeye dayalı örgütsel bağlılık düzeyinin pozitivist ve kaotik yönetim anlayışı algısı düzeylerinden etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modelinde, hem pozitivist hem de kaotik yönetim anlayışının özdeşleşmeye dayalı bağlılık düzeylerinde anlamlı yordayıcı oldukları saptanmıştır. İçselleştirme düzeyinin pozitivist ve kaotik yönetim anlayışı algısı düzeylerinden etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modelinde, kaotik ve pozitivist yönetim anlayışının içselleştirmeye dayalı bağlılık düzeylerinde anlamlı yordayıcı oldukları tespit edilmiştir.
İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin, müdürlerinin denetim görevlerini gerçekleştirmelerine ilişkin algılarının örgütsel bağlılıklarına etkisi (Elazığ ili örneği)
Örgütler, belirli amaçları gerçekleştirmek için kurulmaktadır. Bu anlamda örgütlerin amaçlarını gerçekleştirip gerçekleştirmediklerinin mutlaka saptanması gerekmektedir. Bunu sağlayacak olan ise örgüt yönetimidir. Çünkü yönetimin görevi, örgütü etkili ve verimli bir şekilde çalıştırmaktır. Yönetim, bu görevini yönetim süreçlerini işleterek yerine getirmektedir.Bütün örgütlerde olduğu gibi eğitim örgütlerinde de değerlendirme süreci çok önemlidir. Çünkü eğitim örgütlerinde verilen eğitim hizmetinin amacına ulaşıp ulaşmadığının belirlenmesi, eğitim - öğretim etkinliklerinin geliştirilmesi ve daha iyi bir eğitim verilmesi açısından çok önemlidir. Eğitim örgütlerinde değerlendirme sürecinin önemini belirleyen noktalardan birisi de, çağdaş gelişmelerin eğitim sürecine aktarılması ya da uyarlanması gerekliliğidir. Bu anlamda eğitim-öğretimin geliştirilmesi ile ilgili en önemli görev, ilköğretim denetmenlerine, okul yöneticilerine ve öğretmenlere düşmektedir. Çünkü Türk eğitim sistemi gibi aşırı merkeziyetçi eğitim sistemlerinde eğitim-öğretimin geliştirilmesi işi merkezden yapılmakta ve eğitim paydaşlarının görüşlerine pek itibar edilmemektedir. Bunun engellenmesi için eğitim paydaşlarının eğitim-öğretim ile ilgili görüşlerini, saptadıkları eksiklikleri, geliştirici uygulamaları ya da önerileri merkez örgütüne iletmeleri gerekmektedir.Toplumda; her bireyin ilköğretim okullarından kaliteli bir eğitim beklentisi vardır. Çünkü ilköğretim, sosyal bir devlette bilinçli bir birey olmanın en temel koşullarını sağlamaktadır. Öğretim etkinliklerinin gerçekleştirildiği ilköğretim okulu sınıflarında neler olup bittiğinin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve beklentileri karşılayacak yönde gelişmenin sağlanmasında denetimin önemi büyüktür.Yönetim süreçlerinin sonuncusu olarak denetim, yöneticinin görevidir. Örgüt çok genişlemiş veya bazı işler yöneticinin bilgisi ötesinde derinleşmişse, yöneticiye denetim görevlerinde yardım etmek için denetçiler görevlendirilebilir. Bu durumda bile yönetici denetim görevini tümüyle denetçilere bırakmamalıdır. Okul müdürü de okuluyla ilgili her şeyi denetlemelidir. Denetimi okul müdürünün yapmasının yararlarından biri de müdürün, denetim yapabilmesi için kendini yetiştirme zorunluluğu duymasıdır.Örgütlerin faaliyetlerini verimli bir şekilde sürdürebilmelerinde en önemli unsurlardan biri, örgütüne yüksek düzeyde bağlılık gösteren çalışanların varlığıdır. Örgütsel bağlılığı yüksek olan çalışanlar, bulundukları örgütün amaç ve değerlerini benimsemekte, örgüt için büyük çaba sarf etmekte ve örgütte kalmak için daha fazla istek duymaktadırlar. Çok sayıda araştırma, örgütlerin varlığını sürdürmesinde ve gelişmesinde çalışanların örgüte olan bağlılığının etkili olduğunu göstermektedir. Yapılan birçok araştırmada örgütsel bağlılığı etkileyen birçok faktörün olduğu ve çok fazla faktörün örgütsel bağlılığı etkilediğini ortaya çıkmıştır.Bu çalışma, ilköğretim okulu müdürlerinin denetim görevlerini yerine getirme düzeyleri ile öğretmenlerin örgütsel bağlılıklarına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla çalışma kapsamında, Elazığ İli'nde çalışan İlköğretim Okulu öğretmenlerinin, okul müdürlerinin denetim görevlerini yerine getirme düzeyleri ile çalıştıkları okullara olan örgüt¬sel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için araştırmacı tarafından hazırlanan ?Denetim Ölçeği? ile Meyer ve Allen (1991) tarafından geliştirilen ?Örgütsel Bağlılık Ölçeği? kullanılmıştır. Çalışma kapsamında okul müdürünün denetim görevleri altı farklı boyutta ve örgütsel bağlılık üç farklı boyutta ele alınarak, okul müdürlerinin denetim görevlerini yerine getirme düzeyleri ile öğretmenlerin bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Elazığ ilindeki tüm ilköğretim okulları araştırmanın çalışma evreni olarak alınmıştır. Evrendeki 3323 öğretmenden yansız küme örnekleme yöntemi ile seçilen 600 öğretmen örneklemi oluşturmuştur. Örnekleme alınan öğretmen gurubuna dağıtlan ölçme araçlarından geri dönen 409 anket değerlendirmeye alınmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular özetle şunlardır:1.Araştırmaya katılan ilköğretim okulu öğretmenlerinin okul müdürlerinin denetim görevlerini yerine getirme konusundaki algı düzeyleri; fiziki durum, eğitim-öğretim, öğrenci işleri ve personel işleri boyutlarında çok yüksek, mali işler ve okul-çevre işleri boyutlarında ise yüksek düzeyde bulunmuştur.2.Araştırmaya katılan ilköğretim okulu öğretmenlerinin örgütsel bağlılık düzeyleri; duygusal bağlılık ve normative bağlılık boyutlarında yüksek, devam bağlılığı boyutunda ise orta düzeyde bulunmuştur.3.Araştırmaya katılan ilköğretim okulu öğretmenlerinin algıladıkları eğitim-öğretim, öğrenci işleri, personel işleri, mali işler ve okul-çevre ilişkileri değişkenleri duygusal bağlılık düzeyini 0,185 oranında açıklamaktadır.(R² = 0,185)4.Araştırmaya katılan ilköğretim okulu öğretmenlerinin algıladıkları eğitim-öğretim, öğrenci işleri, personel işleri, mali işler ve okul-çevre ilişkileri değişkenleri devam bağlılığı düzeyini 0,070 oranında açıklamaktadır.(R² = 0,070)5.Araştırmaya katılan ilköğretim okulu öğretmenlerinin algıladıkları eğitim-öğretim, öğrenci işleri, personel işleri, mali işler ve okul-çevre ilişkileri değişkenleri normatif bağlılık düzeyini 0,204 oranında açıklamaktadır.(R² = 0,204)Anahtar Kelimeler: İlköğretim, İlköğretim Okulu Müdürü, Yönetsel Denetim, Örgütsel Bağlılık, Öğretmen Görüşleri.
Ortaokul yöneticilerinin değerlere göre yönetim uygulamaları ile okul kültürü arasındaki ilişki
Sosyal hayatın maddi ve manevi boyutunu oluşturan kültür; toplumsal bir ürün olup, sosyal yapının içeriğini doldurarak, ulusal kimliğin doğuşuna ve gelişimine etki eder. Toplumlar, kültürel yapılarıyla birbirinden ayrılır. Toplum tarafından paylaşılan inançlar, gelenek-görenekler, değerler bir araya gelerek kültür bütününü oluşturur. Kültürün önemli öğelerinden biri olan değerler hayata anlam katar, insan davranışına rehberlik ederek bir davranışın kabul edilip edilemeyeceğinin ölçütünü oluşturur. İnsanoğlunun bütün eylemleri değerlerle ilgilidir. Değerler, kişinin yaşamına rehberlik eden standartlar olarak tanımlanabilir. Değerlerle yönetim, örgüt üyelerini ortak değerler etrafında bütünleştirip, değer odaklı davranmalarını sağlayan yönetim yaklaşımıdır. Bu yaklaşıma göre birliktelik ruhunu oluşturabilecek en önemli unsur, paylaşılan değerlerdir. Değerlerle yönetimin altında yatan temel sayıltı, insanların değerlerle hareket eden bir varlık olarak kabul edilmesidir.Toplum ve bireyler gibi kurumların da kendine özgü değerleri vardır. Değerlerin kurum içinde üstlendiği misyon, sosyal kültür içindeki işlevine benzemektedir. Eğitim kurumlarının sahip olduğu değerler, onların toplum içindeki kabul edilirliğini arttırır. Paylaşılan değerler, kurum içinde paydaşlar arasında bağlılık duygusu yaratır ve yapıcı bir iletişim oluşturur. Ortak örgütsel değerler, örgütsel hayatın yapı taşlarıdır ve örgütsel hayatı açıklayıcı bir rol üstlenmiştir. Değerler örgüt üyelerine ortak yön verir, günlük davranışlarında onlara kılavuzluk eder. Okul yaşamında, yönetici ve öğretmenler değerler ile ilgili pek çok sorunla karşılaşmaktadırlar. Yöneticiler, seçim yapma ve karar verme sorumluluğunu taşıyan kişiler olup; örgütsel süreç içinde günlük eylem ve kararlarında değerleri referans olarak almaktadırlar. Dolayısıyla yönetim süreci içinde her yönetici, değer seçenekleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Yöneticinin sahip olduğu değerler sistemi, problemlere bakış açısını, kararlarını ve problemlerin çözüm sürecini etkilemektedir. Bireysel düzeyde insan davranışını şekillendiren değerler, örgütsel düzeyde örgüt kültürünü oluşturmakta ve şekillendirmektedir. Değerlerin incelenmesi ile davranışların temelinde yatan sebepler çözümlenebilir. Eğitim yöneticilerinin yönetim sürecini nasıl değerlendirdikleri, örgütsel hayata hangi perspektiften baktıkları sahip olduğu değerler ile belirlenebilir.Okul kültürü ile değerler arasındaki ilişkiyi tespit etmeyi amaçlayan bu araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde araştırmanın problemi, amacı ve önemi tartışılmış, araştırmanın sınırlılıklarına ve araştırmada kullanılan tanımlara yer verilmiştir. İkinci bölümde araştırmanın kuramsal temelleri ve bu alanda yapılan araştırmalar bulunmaktadır. Araştırmanın üçüncü bölümünde araştırmanın yöntemine, dördüncü bölümünde araştırmadan elde edilen bulgu ve yorumlara yer verilmiştir. Beşinci bölümde ise araştırmanın sonuçları ve önerileri bulunmaktadır.Araştırmada ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin görüşlerine bağlı olarak değerlerle yönetim uygulamaları ile okul kültürü arasındaki ilişkiyi tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Elazığ ilindeki ortaokullar oluşturmaktadır. Örneklemini ise Elazığ il merkezinde bulunan 5 eğitim bölgesinden 11 ve ilçe merkezlerinden 10 olmak üzere toplam 21 ortaokul oluşturmaktadır. Tarama modelindeki araştırmada veri toplama aracı olarak ?Değerle Yönetim Ölçeği? ve ?Okul Kültür Ölçeği? kullanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon analizi teknikleri kullanılmış ve analizlerde şu sonuçlara ulaşılmıştır:Araştırma sonuçlarına göre, değerlerle yönetim uygulamaları ile okul kültürü arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Katılımcıların Değerlerle Yönetim ve Okul Kültürü algıları yüksek düzeydedir. Değerlerle Yönetimin ?Örgütsel Değerler? ve ?Bireysel Değerler? faktörlerindeki algılar cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim durumu, branş, hizmet süresi, çalışma süresi ve okulun bulunduğu yer değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermemektedir.Okul Kültürünün ?İklim?, ?İletişim?, ?Katılım, ?Denetim? ve ?Toplantılar? faktörlerindeki algılar medeni durum, yaş, eğitim durumu, branş, çalışma süresi ve okulun bulunduğu yer değişkenleri açısından algılar arasında anlamlı farklılıklar yoktur. Ancak cinsiyet ve hizmet süresi değişkenlerinde algılar arasında farklılık tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeninde ?Katılım? ve ?İletişim? faktörlerinde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Her iki faktörde de erkek eğitimcilerin algı ortalamaları kadınlardan daha yüksek çıkmıştır. Hizmet süresi değişkeninde ise ?Toplantılar? faktöründe algılar arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Hizmet süresi değişkeninde mesleki kıdemi 1?5 yıl olan eğitimciler, 6?10 ve 11?15 yıl mesleki kıdeme sahip olanlardan daha yüksek algı ortalamasına sahip olup ?Toplantılar? faktörünü daha olumlu algılamaktadırlar. Değerlerle yönetim uygulamaları ile okul kültürü arasında orta düzeyde bir ilişki vardır. Yöneticilerin değerlere dayalı yönetim uygulamaları, öğretmenler ile aralarındaki iletişimi, iş verimliliğini, örgütsel uyum ve bağlılığını, yüksek iş doyumunu etkilemektedir. Değerlere dayalı yönetim, öğretmenlerin kendini okulun önemli ve değerli bir üyesi olarak hissetme algısına sahip olmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Anahtar Kelimeler: Okul kültürü, değerler, değerlere göre yönetim.
İlköğretim kurumlarında yer alan öğretmen ve öğrencilerin şiddet algıları: Elazığ ili örneği
Türkiye'de şiddet ve şiddete bağlı sorunların hızla artması ve bu kapsamda, şiddet olaylarının çocuk ve gençleri de içine alan bir problem haline gelmesi; karar vericilerin, hizmet sunucuların, ailelerin ve toplumdaki her bireyin bir şeyler yapması zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda toplumun geleceği olan öğrencilerin ve onları yetiştiren öğretmenlerin şiddete ilişkin algılarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışma ile eğitim sistemimizde ilköğretimde yaşanan şiddet olaylarının nasıl algılandığı ve nasıl kavramsallaştırdıkları, öğretmen ve öğrenci görüşleriyle belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırma 2 ayrı bölümden oluşturulmuştur. Araştırmanın nicel kısmını oluşturan birinci bölümde ilişkisel tarama modeli, araştırmanın nitel kısmını oluşturan ikinci bölümde ise içerik analizi uygulanmıştır. Bu araştırma Elazığ il merkezi ve ilçelerinde görev yapan 953 öğretmen ile Elazığ il merkezi ve ilçelerinde öğrenim gören 348 öğrenci üzerinde uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen Şiddet Algı Ölçeği ile toplanmıştır.Ölçeğin güvenirlik katsayısı Cronbach alpha güvenirlik katsayısı ile hesaplanmış ve güvenilir olarak bulunmuştur. Ölçeğe ilişkin faktör analizi işlemleri yapıldığında öğrencilere ait KMO (Kaiser Meyer Olkin Measure of Sampling Adequancy) = ,907, Bartlett (Bartlett' s Test of Sphericity) = 9,865E3 olarak bulunurken, öğretmenlere ait faktör analizi işlemlerinde KMO (Kaiser Meyer Olkin Measure of Sampling Adequancy) = ,851, Bartlett (Bartlett' s Test of Sphericity) = 5,259E3 olarak bulunmuştur. Öğrencilere ait ölçeğin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ,877 olarak bulunurken öğretmenlere ait ölçeğin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ,821 olarak bulunmuştur.Verilerin analizinde, öncelikle Homojenlik Testi (Levene) uygulanmış; homojen maddeler için tek yönlü varyans analizi, homojen olmayan maddeler için Kruskall Wallis Testi uygulanmıştır. Gruplar arası anlamlı farklılığın belirlendiği durumlarda farklılığın kaynağını belirlemek amacıyla Mann Whitney U Testi (MWU) uygulanmış, ikili karşılaştırmalarda ise bağımsız gruplar t testinden yararlanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Kişisel bulgularda frekans ve yüzde değerleri kullanılmıştır.Araştırmanın nitel bölümünde katılımcılara ?Şiddet?..gibidir?? Çünkü??.? ve ?Şiddet uygulandığı zaman ne hissedersiniz?? açık uçlu soruları sorulmuş, alınan cevaplar doğrultusunda kavramsal kategoriler oluşturulmuştur. Görüşler QSR Nvivo 9 programında değerlendirilmiştir.Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin şiddet algılarının öğrencilere göre daha yüksek olduğu görüldü. Bu bulgu şiddetin öğrenilen bir davranış olduğu görüşünü destekler niteliktedir. Okullarda yaşanan şiddet olayları da bunun bir göstergesidir.
İlköğretim okul yöneticilerinin takım liderlik davranışlarının öğretmenlerin iş doyumu, örgütsel adanmışlık ve örgütsel vatandaşlık düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın genel amacı, ilköğretim okul yöneticilerinin takım liderlik davranışlarının öğretmenlerin iş doyumu, örgütsel adanmışlık ve örgütsel vatandaşlık düzeylerine etkisini belirlemektir. Betimsel nitelikteki ilişkisel tarama modelinde olan bu araştırmanın çalışma evrenini, Elazığ İlinde bulunan ilköğretim okullarında 2010?2011 eğitim-öğretim yılında görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, çalışma evreninden oransız küme örnekleme yöntemiyle yansız olarak seçilmiş 2700 öğretmen oluşturmaktadır. 822 öğretmen tarafından doldurulan anketler geri dönmüş ve analize dâhil edilmiştir. Veriler, hiyerarşik çoklu doğrusal regresyon yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda, ?İlköğretim Okul Yöneticilerinin Takım Liderlik Davranışlarının Öğretmenlerin İş Doyumu, Örgütsel Adanmışlık Ve Örgütsel Vatandaşlık Düzeylerine Etkisi? güçlü ve anlamlı şekilde yordadığı görülmüştür. Aracılık testlerinin sonucuna göre, iş doyumu ile örgütsel adanmışlık arasındaki ilişkide, örgütsel vatandaşlık kısmi ara yordayıcıdır. Aynı zamanda, hem iş doyumu hem de örgütsel adanmışlık ile örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkide kısmi ara yordayıcıdırlar.Öğretmenlerin en fazla etkileşimde bulundukları okul yöneticilerinin takım liderlik yeterliklerinin, öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları, iş doyumu ve örgütsel adanmışlık düzeylerini anlamlı şekilde yordadığı görülmüştür. Öğretmenlerin iş doyumu düzeylerinin, hem okul yöneticilerinin takım liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel adanmışlıkları arasındaki ilişkide, hem de okul yöneticileri ile öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkide kısmi ara yordayıcı olduğu saptanmıştır.