Theses supervised by Doç. Dr. Elçin Esenlik

10 theses · Akdeniz University

DoctorateOpen AccessTR

Braket ve ark teli tiplerinin anterior çapraşıklığın tedavi süresine etkilerinin incelenmesi

Amaç: Ortodontik tedavilerde kullanılan kendinden bağlanan braketlerin son dönemde gelişen teknolojiyle birlikte farklı modifikasyonları üretilmiştir. Çalışmamızın amacı hızlı seviyeleme iddiaları olan Speed braket ve Supercable ark telinin mandibular ve maksiller kesici dişlerin seviyelenmesi için geçen sürede etkilerinin ve bireylerin hissettiği ağrı seviyelerinin konvansiyonel braket ve ark telleriyle karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Yöntem: Çalışmamıza Sınıf I anterior hafif veya orta seviye çapraşıklığa sahip 65 birey dahil edilmiştir. Hastalar dört grupta değerlendirilerek 16 hastadan oluşan (8 kız, 8 erkek) birinci gruba Speed System braket ve Supercable ark teli, 15 hastadan oluşan (11 kız, 4 erkek) ikinci gruba Speed System braket ve NiTi ark teli, 15 hastadan oluşan (12 kız, 3 erkek) üçüncü gruba Obey I braket ve Supercable ark teli, 19 hastadan oluşan (15 kız, 4 erkek) dördüncü gruba Obey I braket ve NiTi ark teli uygulanmıştır. Hastaların tedavi öncesi ve tedavi sırasındaki değerleri ağız içi tarama yapılarak dijital olarak alınmıştır. İki ay boyunca ilk olarak 0,016" ve daha sonra iki ay boyunca 0,018" Supercable ve NiTi ark telleri uygulandıktan sonra Little çapraşılık indeksine göre hesaplanan mandibular ve maksiller çapraşıklığı çözme etkinlikleri, molarlar ve kaninler arası mesafe, ark boyu uzunluğu ölçümleriyle tellerin her iki arka olan etkileri ölçülmüştür. Bulgular: Tüm gruplarda grup içi değerlendirmede kaninler arası, molarlar arası, ark boyu mesafelerinde ve lateral sefalometrik değerlendirmesinde dişlerin eğimlerinde anlamlı artışlar, çapraşıklık indekslerinde istatistiksel olarak anlamlı azalmalar meydana gelmiştir (p<0,001). Gruplar arası çapraşıklık indeks değerlendirmesinde konvansiyonel braket ve ark teli gruplarında diğer gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı düşüş bulunmuştur (p<0,001). Sonuç: Speed system braket ve Supercable ark teli gruplarında tedavi etkinliğinin konvasiyonel gruplarla karşılaştırıldığında daha az bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: speed sistem, mandibular çapraşıklık, supercable, süper elastik niti

Kesici dişlerMaloklüzyonOrtodonti+3
Burak Kale
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Periodontal olarak hızlandırılmış tedavi prosedürlerinin diş hareket hızına olan etkilerinin değerlendirilmesi

Periodontal Olarak Hızlandırılmış Tedavi Prosedürlerinin Diş Hareket Hızına Olan Etkilerinin Değerlendirilmesi Amaç: Bu çalışmanın amacı, minimal-invaziv cerrahi bir yöntem olan mikroosteoperforasyon (MOP) yönteminin üst molar distalizasyon hızına olan etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışmamıza Sınıf II molar ilişkisi bulunan ve servikal headgear ile molar distalizasyonu yapılması planlanan 6 erkek ve 11 kız olmak üzere toplam 17 hasta dahil edilmiştir. MOP uygulanmasını sağlayan FDA onaylı Sınıf 1 medikal aygıt olan Propel yarım çene (split-mouth) dizaynda kullanılmıştır. Propel ile MOP'ların uygulandığı taraf çalışma grubu, herhangi bir işlem yapılmayan taraf ise kontrol grubu olarak adlandırılmış ve 34 taraf değerlendirilmiştir. Çalışma materyalimiz; molar distalizasyonundan hemen önce (T0) ve molar distalizasyonu sonunda (T1) alınan 3B dijital modeler, panoramik ve sefalometrik filmlerden oluşturulmuştur. Bulgular: Araştırmanın sonuçlarına göre T0-T1 zaman aralığında meydana gelen molar distalizasyon miktarı, Propel ile MOP oluşturulan çalışma grubunda (5,11±1,28 mm) kontrol grubuna (4,08±1,20 mm) göre isatistiksel olarak anlamlı miktarda fazla bulunmuştur (p<0,05). Diş hareket hızı, oluşan devrilme miktarı ve rotasyon miktarı açısından gruplar arasında farklılık yoktur. Sefalometrik değerlendirmede distalizasyon sonrasında dik yön boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir artış olduğu saptanmıştır (p<0,05). Alt ve üst keser açılarında azalma ve üst dudakta hafif retrüzyon saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: MOP yöntemi diş hareket miktarını arttırmada etkili bir yöntemdir ve tedavi süresinin kısaltılmasında uygulanabilir. Anahtar Kelimeler: Hızlandırılmış ortodonti, mikro-osteoperforasyon, molar distalizasyonu, üç boyutlu dijital model.

Azı dişleriDiş hareketleriDiş hastalıkları+4
Tuğçe Boz
Akdeniz University
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Dudak damak yarıklı hastalarda dentoalveoler morfolojinin kıbt ile değerlendirilmesi

Amaç: Bu retrospektif çalışmanın amacı; dudak damak yarıklı hastalar ile Sınıf I, II ve III iskeletsel paterne sahip hastaların dentoalveoler morfolojilerinin Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi (KIBT) ile incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya yaşları 9-28 aralığında olan toplam 97 hasta dahil edilmiştir. Ortodontik tedavi başlangıcında KIBT kayıtları alınmış bireyler içerisinden 16 Tek Taraflı Dudak Damak Yarığı TTDDY) hastası, 14 Çift Taraflı Dudak Damak Yarığı (ÇTDDY) hastası, ANB açısı 0-4º olan 29 iskeletsel Sınıf I hasta, ANB açısı 4º'den büyük olan 18 Sınıf II hasta, ANB açısı 0º'den küçük olan 20 Sınıf III hasta ile toplam 5 grup oluşturulmuştur. KIBT görüntülemeleri üzerinde alt ve üst çenelerde sağ ve sol tarafta ağız içine sürmüş olan tüm daimi dişlerin bukkal ve palatinal alveol kemik kalınlıkları ölçülmüş ve tüm hastalarda mandibuler sagittal kesit üzerinde bukkolingual kemik kalınlık ölçümleri, alt keser kök uzunluğu, alveoler inklinasyon, alt santral keser diş için labial ve lingual alveoler kret yükseklikleri, maksillada sagittal kesit üzerinde ise üst santral keser inklinasyonları, maksiller derinlik ölçümleri yapılmış ve bu ölçümler gruplar arasında karşılaştırılmıştır. Bulgular: TTDDY grubunda maksiller molar, premolar dişlerde bukkal ve palatinal alveoler kemik kalınlıkları açısından diğer gruplara göre anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p˃0,05). TTDDY grubunda maksiller sol santral diş apeks seviyesindeki labial alveoler kemik kalınlıkları iskeletsel Sınıf I, II ve III gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede azalmış bulunmuştur (p<0,05). TTDDY grubunda kanin, lateral diş labial/palatinalinde ve santral diş palatinalindeki alveoler kemik kalınlıkları iskeletsel Sınıf I, II ve III grupları ile benzerdir. TTDDY grubunda B-B' genişliği iskeletsel Sınıf I ve II gruplarına göre anlamlı derecede daha azdır (p<0,05). ÇTDDY grubunda maksiller premolar dişlerin bukkal alveoler kemik kalınlıkları iskeletsel Sınıf I, II ve III gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede fazla bulunmuştur (p<0,05), ancak aynı bölge palatinal alveoler kemik kalınlıkları benzer bulunmuştur. ÇTDDY grubunda maksiller kanin, lateral ve santral dişlerin labialindeki alveoler kemik kalınlıkları iskeletsel Sınıf I, II ve III grupları ile benzerdir. Lateral ve santral diş palatinalindeki alveoler kemik kalınlıkları ÇTDDY grubunda iskletsel Sınıf I, II ve III gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede azdır. Sonuç: Her iki dudak damak yarığı grubunda Maksiller Derinlik ve üst keser inklinasyon değerleri iskeletsel Sınıf I,II ve III gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşüktür. Mandibuler molar, premolar, kanin, lateral ve santral dişlerin bukkal/labial ve lingualindeki alveoler kemik kalınlıkları açısından gruplar arasında anlamlı bir farklılık yoktur.

Dentoalveolar yapıKonik ışınlı bilgisayarlı tomografiRadyografi-dental+2
Hüseyin Muhtar
Akdeniz University
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Dudak damak yarıklı bireylerde dentofasiyal yapıların sefalometrik ve okluzal özelliklerinin incelenmesi

Amaç: Dudak damak yarıklı (DDY) hastaların dentofasiyal özelliklerinin değerlendirilmesi, normal bireylerden farklılıklarının belirlenmesi ve lateral sefalometrik ölçümler ile okluzal özelliklerin ilişkisinin incelenmesi amaçlandı. Yöntem: Retrospektif, kesitsel çalışmamızda, çift taraflı total dudak damak yarık (ÇTDDY)'lı 38, tek taraflı total dudak damak yarık (TTDDY)'lı 72, iskeletsel Sınıf I 124 ve iskeletsel Sınıf III anomaliye sahip 124 birey, prepubertal, pubertal, postpubertal dönemlerinde, başlangıç lateral sefalometrik filmleriyle değerlendirildi. DDY grupları için GOSLON Yardstick ve Bauru BCLP Yardstick indekslerinin lateral sefalometrik ölçümler ile ilişkisine bakıldı. Bulgular: Prepubertal TTDDY'lerde ANS-PNS (mm) Sınıf I ve Sınıf III gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı oranda düşük bulundu (p<0,001, p=0,025). Postpubertal TTDDY'lerde SNA°, (FH⊥N)-A (mm), ANS-PNS (mm), FH-NA° Sınıf I ve Sınıf III gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu. Prepubertal ÇTDDY'lerde ANB° (p=0,016), Wits (mm) (p=0,005) Sınıf I grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu. TTDDY'lerde postpubertal dönemde prepubertal döneme göre ANB°, NAPg°, Wits (mm) istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu. Prepubertal, pubertal ve postpubertal TTDDY ve ÇTDDY'lerde 1U-SN° ve 1U-PP° değerlerinin Sınıf I ve Sınıf III gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı oranda azaldığı görüldü. Üst dudak uzunluğunda DDY'li bireylerde Sınıf I grubuna göre her dönemde istatistiksel olarak anlamlı oranda azalma görüldü. ÇTDDY'li bireylerde Overjet (r= -0.861 p<0.001) ve Overbite değerleri ile Bauru BCLP skorlaması arasında, TTDDY'li bireylerde ANB°, NAPg° ve Overjet (r= -0.747 p<0.001) değerleri ile GOSLON Yardstick skorlaması arasında negatif ve güçlü düzeyde anlamlı korelasyon bulundu. Sonuç: TTDDY'lerde ANB ve NAPg açısı prepubertal dönemde Sınıf I grubuna benzer, postpubertal dönemde Sınıf III grubuna benzer bulunmuştur. ÇTDDY'lerde ANB açısı ve Wits uzunluğu prepubertal dönemde Sınıf I grubuna göre artmış, postpubertal dönemde Sınıf I grubuna benzer bulunmuştur. DDY'li bireylerde üst kesiciler her dönemde Sınıf I ve Sınıf III gruplarına göre retrüziv bulunmuştur.

Dental oklüzyonDentofasiyal yapıSefalometri+3
Gizem Bayrak
Akdeniz University
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Cerrahi öncesi ortopedik tedavi görmüş veya görmemiş dudak damak yarıklı bireylerin 5 yaşındaki alveoler ve oklüzal karakteristiklerinin değerlendirilmesi

Amaç: Unilateral total dudak damak yarıklı (DDY) bebeklerde uygulanan infant ortopedisinin (İO) dental arklarda meydana getirdiği dentoalveoler değişimleri 5 yaşındaki çocuklar üzerinde incelemek ve sağlıklı çocuklarla karşılaştırmaktır. Yöntem: 4-7 yaş aralığındaki non-sendromik DDY'li çocuklara ait maksiller ve mandibular modeller üzerinde doğrusal ve açısal ölçümler yapılmıştır. İO uygulanmış [İO(+)] unilateral total DDY'li 21 hasta ve İO uygulanmamış [İO(-)] 14 hasta ile unilateral inkomplet DDY'li 17 hastanın ölçümleri sağlıklı 49 çocukla karşılaştırılmıştır. Oklüzal ilişkiler dijital fotoğraflar üzerinde 3 farklı skorlama sistemine göre skorlanmış, bu skorların çalışmada yapılan ölçümlerle arasındaki korelasyon değerlendirilmiştir. Bulgular: İO(+) ve İO(-) bireyler arasındaki karşılaştırmada, maksiller ve mandibular ark genişlikleri, anterior ve posterior palatinal derinlik, küçük segment açısı, büyük segment protrüzyonu açısı, küçük ve büyük segment ark perimetreleri istatistiksel olarak benzer bulunmuştur (p>0.05). Maksiller anterior ve total ark uzunlukları, yarık aralığı, yarık hattı derinliği ve büyük segment açısı, İO(-) grupta İO(+) gruba göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha fazla ölçülmüştür (p<0.05). İO(+) çocuklarda, gingivoperiosteoplasti (GPP) uygulanmamış olanların anterior palatinal derinlik ve yarık hattı derinliklerinin, GPP uygulanmış olanlara göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç: İO maksiller transversal ark boyutları açısından bir katkı sunmamakla birlikte, yarık aralığının efektif biçimde azalmasını sağlamıştır. Ayrıca, küçük segment üzerinde yer alan kanin dişin daha doğru bir konumda yer almasına olanak tanımıştır. GPP uygulanan DDY'li çocuklardaki anterior palatinal derinlik ve yarık hattı derinliğinin, uygulanmayan çocuklara göre daha az olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: İnfant ortopedisi, gingivoperiosteoplasti, maksiller ark boyutları

CerrahiDental arkDental oklüzyon+7
Esra Pulcu
Akdeniz University
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Dudak damak yarıklı bireylerde yumuşak doku özelliklerinin 3 boyutlu yüz fotoğraflama yöntemi ile incelenmesi

Amaç: Bu retrospektif çalışmanın amacı, üç boyutlu (3B) yüz görüntüleme yöntemi ile nonsendromik tek taraflı dudak damak yarığı (TTDDY), çift taraflı dudak damak yarığı (ÇTDDY), iskeletsel Sınıf I ve iskeletsel Sınıf III maloklüzyonu bulunan bireylerin yumuşak doku ve kraniyofasiyal özelliklerinin karşılaştırılmasıdır. Yöntem: Tüm çalışma grubu, 8-32 yaş aralığında bulunan toplam 158 hastadan oluşmaktadır. Hastalar, 53'ü iskeletsel Sınıf I, 54'ü iskeletsel Sınıf III, 29'u TTDDY ve 22'si ÇTDDY bulunan hasta olmak üzere 4 gruba ayrılmıştır. Tüm hastaların lateral sefalometrik radyografileri ile 3B stereofotogrametrik yumuşak doku kayıtları üzerinde analizler yapılmıştır ve gruplar arasında karşılaştırılmıştır. Aynı zamanda, dudak damak yarığı (DDY) ile Sınıf III ortognatik cerrahi alt gruplarının karşılaştırması, TTDDY grubunda simetri karşılaştırması ve sefalometrik analizler ile 3B yumuşak doku analizi (ÜBYDA) eş ölçümlerinin karşılaştırılması yapılmıştır. Bulgular: Sınıf III bireylerde burun deformiteleri izlenmezken, DDY'li bireylerde, burun ve üst dudak deformitelerinin yaygın olduğu görülmüştür. Üst dudak projeksiyonu her üç grupta da azalmıştır (p<0,05). Yüz konveksite açısı, Sınıf III ve DDY'li bireylerde artmışken, nazolabial açı Sınıf III ve TTDDY'li bireylerde azalmıştır (p<0,05). Üst dudak hacmi ve paranazal hacim Sınıf III, TTDDY ve ÇTDDY gruplarında anlamlı derecede azalmıştır (p<0,05). Ortognatik cerrahi alt gruplarında DDY'li bireylerde Sınıf III bireylere göre artmış burun tabanı genişliği dikkat çekmiştir (p<0,05). ÜBYDA ile sefalometrik analizlerin karşılaştırılmasında ise özellikle doğrusal ölçümlerde önemli ölçüde uyumsuzluklar olduğu görülmüştür. Sonuç: İskeletsel Sınıf III veya DDY'li bireyler Sınıf I bireylere göre anlamlı derecede farklı yumuşak doku özellikleri göstermiştir. Bu farklılıkların incelenmesi için 3B stereofotogrametrik yüz görüntülerinin kullanımı, kolay ve invaziv olmayan bir yöntem olarak değerlendirilmiştir. Bu metodu kullanarak hacimsel ölçümler yapmak da mümkün olmaktadır.

Kraniyofasiyal yapıMaloklüzyon-angle sınıf IMaloklüzyon-angle sınıf III+4
Selin Alpağan Özdemir
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2018
20
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Mandibular geriliğe bağlı iskeletsel sınıf II bölüm 1 maloklüzyonlu hastalarda monoblok apareyi ile iskeletsel ankraj destekli sınıf II elastik uygulamasının etkilerinin karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmanın amacı; büyüme gelişim dönemindeki retrognatik mandibulaya sahip Sınıf II Bölüm 1 hastalarda monoblok apareyi ile iskeletsel ankraj destekli Sınıf II elastik uygulamasının iskeletsel, dişsel ve yumuşak dokular üzerine olan etkilerini karşılaştırmaktır. Yöntem: Bu prospektif klinik çalışmada, bireyler iskeletsel ankraj destekli Sınıf II elastik (İA) ve monoblok apareyi (MA) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Birinci grupta 15 hasta (ortalama yaş:12.741.01), bilateral olarak maksillada apertura priformis bölgesine, mandibulada ise ramus ön kenarına yerleştirilen mini plaklar arası Sınıf II elastik uygulaması ile tedavi edildi. İkinci gruptaki 15 hasta ise (ortalama yaş:13.001.26) konvansiyonel monoblok apareyi ile tedavi edildi. İA grubunda tedavi süresi ortalama 0.80 ± 0.11 yıl, MA grubunda tedavi süresi ortalama 0.76 ± 0.12 yıldır. Her iki gruptan da tedavi başında ve sonunda sefalometrik filmler alındı. Sefalometrik ölçümlerde grup içi değişimlerin değerlendirilmesinde eşleştirilmiş-t testi, gruplar arası farkların değerlendirilmesinde ise Student-t testi kullanıldı. Bulgular: Sefalometrik değerlendirmede; mandibular efektif uzunluk (Co-Gn) ve alt çenenin sagittal yöndeki konumunun değerlendirildiği B-VRD (mm) ve Pog-VRD (mm) uzunluklarında İA grubunda MA grubuna göre daha fazla artış görülmüş ve iki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.01). Alt kesici dişlerdeki değişiklikler incelendiğinde, IMPAo, A1-NBo açısal ve A1-NB (mm), A1-VRD (mm) doğrusal ölçümlerinde her iki grupta da anlamlı değişiklikler görülmüştür. MA grubunda bu değerlerde anlamlı artış saptanırken, İA grubunda anlamlı azalma sonucunda gruplar arası fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.001). Sonuç: İA destekli Sınıf II elastik kullanımında mandibular sagittal stimülasyon monoblok grububuna göre daha fazladır. İA grubunda dentoalveolar etkiler minimalize edilmiştir. Anahtar kelimeler: mandibular retrognati, monoblok, iskeletsel ankraj

AnkrajlarDental aygıtlarMaloklüzyon-angle sınıf II+6
Selin Özbilek
Akdeniz University
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı büyüme gelişim dönemlerinde uygulanan herbst ve monoblok apareylerinin iskeletsel ve dentoalveolar etkilerinin karşılaştırılması

Amaç: Bu retrospektif çalışmanın amacı Herbst ve monoblok apareyleri ile fonksiyonel tedavi uygulanmış Sınıf II anomaliye sahip bireylerin, farklı büyüme gelişim dönemine ve aparey tipine göre iskeletsel, dentoalveolar ve yumuşak dokulardaki değişimlerini karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: 2012-2018 yılları arasında fonksiyonel tedavisi tamamlanan mandibular retrognatiye sahip 279 hastanın kayıtları incelendi. Çalışmamız, dahil edilme kriterleri uygulandıktan sonra geriye kalan Herbst (H) grubu 59, monoblok (M) grubundaki 59 bireyin filmlerini içermektedir. Çalışmaya dahil edilen bireylerin sefalometrik ve el bilek filmleri incelenerek iskeletsel gelişim dönemleri belirlendi. Bireyler peak dönem (P) ve postpeak (PP) dönemler olarak ayrıldı ve toplamda dört çalışma grubu oluşturuldu. Herbst peak (HP) grubu 17 bireyden (ortalama yaş: 13,02±1,48 yıl), Herbst postpeak (HPP) grubu 42 bireyden (ortalama yaş: 13,93±1,28 yıl) oluşurken; monoblok peak (MP) grubu 43 bireyden (ortalama yaş: 12,74±1,42 yıl), monoblok postpeak (MPP) grubu ise 16 bireyden (ortalama yaş: 12,88±0,98 yıl) oluşmaktadır. Tedavi sonunda sefalometrik ölçümlerde grup içi oluşan değişiklikler eşleştirilmiş t-testi ile; gruplar arası değişikliklerin karşılaştırılması ise MANOVA testi ile incelendi. Bulgular: A1-NB (mm), A1-NBº ve IMPAº parametrelerinin Herbst gruplarında monoblok gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fazla artış gösterdiği tespit edildi. Tüm gruplarda maksillanın büyümesinin sınırlandırıldığı tespit edildi. Mandibulaya ait boyutsal ve konumsal tüm ölçümlerde artış tespit edilmiş olup, post pubertal dönemde de benzer artışlar sağlanmıştır. Sonuç: Herbst apareyi monoblok apareyine göre alt keser dişlerde daha fazla protruzyona neden olmuştur. Overjet düzeltiminde monoblok apareyinin peak dönemdeki etkileri Herbst peak döneme göre iskeletsel etkisinin daha fazla, postpeak dönemde ise Herbst ve monoblok apareylerinin iskeletsel etkisi benzerdir. Anahtar kelimeler: Mandibular retrognati, Herbst apareyi, monoblok apareyi, geç dönem fonksiyonel tedavi

Dental aygıtlarMandibulaRetrognatizm+2
Semih Korana
Akdeniz University
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Alt çene kaynaklı iskeletsel sınıf II hastalarda ortopedik tedavi sonuçlarının stabilitesinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı; monoblok, twin blok ve Herbst apareyi ile tedavi edilmiş hastaların takiplerinde meydana gelen değişikliklerin lateral sefalometrik filmelerle incelenmesidir. Yöntem: Yapılan bu takip çalışmasında, amandibuler gerilik sebebiyle fonksiyonel ortopedik tedavi görmüş, farklı büyüme gelişim safhasına sahip bireylerin fonksiyonel tedavilerinin bitiminden en az 1 yıl sonra klinik ve sefalometrik kontrolleri yapılmıştır. Fonksiyonel tedavi başlangıç dönemlerine göre prepeak twin blok grubu, peak monoblok grubu ve postpeak Herbst grubu sırasıyla; 21, 21 ve 26 bireyden oluşmuştur. Tedavi sonrası takip süreleri twin blok grubu için 2,65±0,49 yıl, monoblok grubu için 3,21±0,69 yıl, Herbst grubu için 3,53±0,70 yıldır. Üç grubun ölçümler arasındaki farklılıkları (T1-T0) tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile incelenmiştir. Gruplar arasında çıkan farklılıkların alt grup incelemesi ise Mann-Whitney U testi ile yapılmıştır. Bulgular: Sefalometrik değerlendirmede; ANB ve Witt's değerlerinin fonksiyonel tedaviden yaklaşık 3 yıl (2,6-3,5 yıl) sonra da bütün gruplarda stabil kaldığı görülmüştür (p>0,05). Çeneler arası uyumlar korunmakla birlikte twin blok ve monoblok gruplarında büyümenin etkisiyle maksiller ve mandibular boyutsal ölçümlerde artışlar izlenmiştir. Her üç grupta da sabit tedavi ve büyüme gelişim etkisiyle dentoalveolar değişimler olmuştur. Dentoalveolar değişimlere bağlı olarak overjet nüksü en fazla Herbst grubunda görülmüştür (p<0,05). Sonuçlar: Gelişim döneminde uygulanan twin blok ve monoblok apareyleri ile gelişimin son döneminde uygulanan Herbst apareyi ile elde edilen iskeletsel değişiklikler takip süresi sonunda da büyük oranda korunmuştur. Anahtar kelimeler: mandibular retrognati, fonksiyonel tedavide relaps, büyüme gelişim.

MaloklüzyonMaloklüzyon-angle sınıf IIMandibula+5
Ali Yanık
Akdeniz University
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Dudak damak yarıklı hastalarda kronolojik yaş, diş yaşı ve iskelet yaşı ilişkisinin sınıf I ve sınıf III anomalili hastalarla karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmanın amacı dudak damak yarıklı hastalarda kronolojik yaş, diş yaşı ve iskelet yaşı ilişkisinin Sınıf I ve Sınıf III anomalili hastalarla karşılaştırılmasıdır. Yöntem: Çalışmamıza 6-18 yaşları arasında 308 hasta (DDY: 102, Sınıf I: 102, Sınıf III: 104) dahil edilmiştir. Dudak damak yarığı grubundaki hastaların 64'ü unilateral total dudak damak yarığına, 26'sı bilateral total dudak damak yarığına ve 12'si izole damak yarığına sahiptir. Hastalar iskeletsel maturasyonuna göre prepubertal, pubertal ve postpubertal olmak üzere üç döneme ayrılmıştır. Diş yaşının değerlendirilmesinde Demirjian yöntemi ve iskeletsel maturasyonun değerlendirilmesinde Lamparski yöntemi kullanılmıştır. Bu üç yaş tipinin birbiriyle ve sefalometrik parametreler ile arasındaki ilişki incelenmiştir. Bulgular: Tüm gruplarda kronolojik yaş, diş yaşı ve iskelet yaşı arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.001). Her üç grup karşılaştırıldığında, prepubertal dönemde dudak damak yarığı grubunda kronolojik yaş diğer gruplara göre anlamlı derecede küçük bulunmuştur (p<0.001). Pubertal ve postpubertal dönemlerde kronolojik yaş bakımından gruplar arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0.05). Diş yaşı ise dudak damak yarığı grubunda prepubertal (p<0.001), pubertal ve postpubertal dönemlerde (p<0.05) diğer gruplara göre anlamlı derecede küçük bulunmuştur. Dudak damak yarığı tipleri arasında dental maturasyon bakımından anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmüştür (p>0.05). Sonuç: Dudak damak yarıklı hastalarda tüm gelişim dönemlerinde diş yaşı Sınıf I ve Sınıf III anomalili hastalara göre anlamlı derecede küçük bulunmuştur ve ortodontik tedavi zamanlamasında göz önünde bulundurulmalıdır. Dudak damak yarığı tipleri arasında dental maturasyon bakımından anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmüştür.

Kemik yaşı ölçülmesiMaloklüzyonMaloklüzyon-angle sınıf I+5
Başak Erdem
Akdeniz University
2017
10

Other supervisors