Theses supervised by Doç. Dr. Davut Aydın
10 theses · Kırşehir Ahi Evran University
Lise öğrencilerinin Holland kişilik tipleri ile mesleki olgunluk düzeyleri arasındaki ilişki
Meslek, bireylerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için belirli bilgi ve becerilere dayalı olarak yaptığı uğraş şeklinde tanımlanabilir. Kişi birçok meslek çeşidi arasından ilgilerine, yeteneklerine ve kişilik özelliklerine uygun olarak bir meslek seçer ve bunu sürdürür. Bu çalışmanın amacı lise 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin Holland kişilik tipleri ile mesleki olgunluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi inceleyerek, bu özellikler üzerinde yaş, cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenlerinin ne derece etkili olduğunu belirlemektir. Araştırma betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma, 2019-2020 eğitim öğretim yılı bahar döneminde, Kırşehir il merkezinde yer alan liselerde okuyan öğrenciler ile yapılmıştır. Çalışmaya 140 kız öğrenci ve 160 erkek öğrenci olmak üzere toplam 300 öğrenci katılmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde uygun durum örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında öğrencilerin mesleki kişilik tiplerinin belirlenmesi için "Holland Mesleki Tercih Envanteri" ve mesleki olgunluk düzeylerinin belirlenmesi için ise "Mesleki Olgunluk Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler mesleki olgunluk ile mesleki kişilik tipleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi (r) ile incelenmiştir. Değişkenlerin, cinsiyet türüne ve sınıf düzeyine göre farklılaşmasını tespit etmek için bağımsız örneklemler t test ve Mann Whitney U Testi; yaşa ve anne-baba eğitim seviyesine göre farklılaşmasını tespit etmek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Kruskal Wallis - H Testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları; araştırmacı kişilik tipi, sanatçı kişilik tipi, sosyal kişilik tipi, girişimci kişilik tipi ve gerçekçi kişilik tipleri ile öğrencilerin mesleki olgunluk düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığını göstermektedir. Sadece geleneksel kişilik tipi ile mesleki olgunluk düzeyi arasında düşük düzeyde negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca Holland'ın mesleki kişilik tiplerinin tamamının (araştırmacı, sanatçı, sosyal, girişimci, geleneksel ve gerçekçi kişilik tipi) birbirleriyle arasında düşük, orta ve yüksek düzeyde olmak üzere pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. En fazla ilişki girişimci kişilik tipi ile geleneksel kişilik tipi arasında (r=0.66) olan ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. En düşük ilişkinin ise, sanatçı kişilik tipi ile geleneksel kişilik tipi arasında (r=0.17) olduğu görülmüştür.
Türkiye ve Kırgızistan üniversite öğrencilerinin iletişim beceri düzeylerinin farklı değişkenler açısından karşılaştırması
İletişim becerisi, sosyal beceriler kapsamı içerisinde aranan en önemli becerilerden biridir. Bu bağlamda üniversite öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde yapılan araştırmalar önemlidir. Bu araştırmada, kardeş devletler olan Türkiye ve Kırgızistan'da eğitim gören üniversite öğrencilerinin iletişim beceri düzeylerinin farklı değişkenler açısından karşılaştırması olarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada kullanılan bu değişkenler duygusal zekâ, sosyal zekâ, ruhsal zekâ ve problem çözme becerileridir. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ve Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünde eğitimi alan toplamda 308 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Türkiye çalışma grubunu Türkiye'de eğitimini sürdüren 253 katılımcı, Kırgızistan araştırma grubunu Kırgızistan'da eğitimini sürdüren 55 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada korelasyonel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında ''İletişim Becerileri Envanteri'', ''Problem Çözme Envanteri'', ''Tromso Sosyal Zekâ Ölçeği'', ''Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği'' ve ''Ruhsal Zekâ Özellikleri Ölçeği'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatikler, t-testi, Pearson korelasyon analizi ve Çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın Korelasyon analizi sonucunda, Türkiye'de eğitim gören üniversite öğrencilerinin iletişim beceri düzeyleri ile ruhsal zekâ, sosyal zekâ, duygusal zekâ düzeyleri arasında pozitif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda iletişim becerileri ile problem çözme becerileri arasında negatif yönlü ilişki söz konusudur. Araştırmada elde edilen bu sonucun Kırgızistan'da eğitim gören öğrenciler için de geçerli olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: duygusal zekâ, iletişim becerileri, problem çözme becerileri, ruhsal zekâ, sosyal zekâ.
Türkiye ve Kırgızistan üniversite öğrencilerinin iletişim becerisi, benlik saygısı ve iyimserlik düzeylerinin farklı değişkenler açısından karşılaştırılması
Bu araştırma, Türkiye'deki Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ve Kırgızistan'daki Kırgızistan – Türkiye 'Manas' Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü ve Kırgızistan Oş Devlet Üniversitesi Psikoloji bölümünde lisansöğrenimine devam eden öğrencilerin iletişim becerisi, benlik saygısı ve iyimserlik düzeylerinin farklı değişkenler açısından karşılaştırmak amacıyla yapılmış nicel bir araştırmadır. Araştırma grubun 233 kadın ve 137 erkek olmak üzere toplam 370 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından çalışmaya katılanların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla hazırlanan kişisel bilgi formu, çalışmaya katılanların iletişim becerilerini tespit etmek amacıyla Ersanlı ve Balcı (1998) tarafından geliştirilen İletişim Becerileri Envanteri (İBE), benlik saygılarını tespit etmek amacıyla Arıcak (1999) tarafından geliştirilmiş olan Benlik Saygısı Ölçeği ve Balcı ve Yılmaz (2002) tarafından öğrencilerin iyimserlik düzeylerini tespit etmek amacıyla geliştirilen İyimserlik Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Öğrencilerin iletişim becerileri benlik saygıları ve iyimserlik düzeylerinin cinsiyet değişkeni arasındaki farklılaşma durumunu incelemek için bağımsız örneklem T-Testi, öğrencilerin iletişim becerileri benlik saygıları ve iyimserlik düzeylerinin yaş, okuduğu üniversite, sınıf, kardeş sayısı, ailenin ekonimik durumu, baba eğitim durumu ve anne eğitim durumu değişkenleri arasındaki farlılaşma durumunu incelemek için tek yönlü ANOVA testi, benlik saygısı ve iyimserlik düzeyleri ile iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Korelasyon testi, benlik saygısı ve iyimserlik düzeyi değişkenlerinin iletişim becerileri üzerindeki etkisine ilişkin Çoklu Regresyon testi uygulanmıştır. Veriler SPSS 23 paket programı ile analiz edilmiştir. Bu araştırmanın bulgularında, öğrencilerin iletişim becrerileri ve iyimserlik düzeyleri cinsiyet değişkenine, iletişim becerileri ve benlik saygısı okuduğu üniversiteye, benlik saygısı öğrencinin aile ekonomik durumuna göre farklılaştığı görülmüştür. Diğer tarftan; iletişim becerileri ile benlik saygısı ve benlik saygısı ile iyimserlik düzeyleri arasında orta düzeyde pozitif ilişki olduğu, Çoklu Regresyon analizi sonucunda benlik saygısı ve iyimser düzeyleri değişkenleri ile iletişim becerileri arsaında orta düzeyde ve anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Ancak, İletişim becerileri,benlik saygısı ve iyimserlik düzeyleri; yaş, sınıf, anne – baba eğitimi durumu bakımından anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Anahtar Kelimeler: İletişim becerileri, benlik saygısı, iyimserlik düzeyi.
Suriyeli kadın sığınmacıların travma sonrası stres bozukluğu ve psikolojik iyi oluşlarının incelenmesi
Göç insanlığın var olduğu günden beri yaşanan bir olaydır. Bu göç olayı çeşitli sebeplerle olabileceği gibi bazen kişinin isteğine bağlı bazen de zorunlu olarak gerçekleşir. 2011 yılında Suriye'de yaşanan iç savaşla birlikte birçok Suriyeli vatandaş bulunduğu yerden başka bir ülkeye göç etmek zorunda kalmıştır. Türkiye bulunduğu konum itibariyle Suriyeli halkın en çok göç ettiği ülkelerden biri olmuştur. Hem savaş hem göç travması yaşayan Suriyeli vatandaşlarda görülebilecek ruhsal bozukluklar çeşitli araştırmalarda incelenmiştir. Bu çalışmada hassas grup olarak nitelendirilen kadınların travma sonrası stres düzeyi ve psikolojik iyi oluşları incelenmiştir. Araştırma da ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma örneklemin belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntem kullanılmıştır. İstanbul'da ikamet eden ve bir sivil toplum kuruluşuna başvuran ve onların tanıdıklarından oluşan 312 Suriyeli kadın katılmıştır. Veri toplama araçları olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Harvard Travma Ölçeği" ve "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde travma sonrası stres düzeyi ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi(r) yöntemi kullanılmıştır. Değişkenlerin medeni durum ve çalışma durumuna göre farklılaşmasının tespit edilmesinde Bağımsız Örneklem t Testi, yaş ile ilişkilerinin incelenmesinde Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon Analizi (rs) ve psikolojik iyi oluş düzeyinin travma sonrası stres düzeyini yordama gücünü incelemek amacıyla basit doğrusal regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgularda travma sonrası stres düzeyi ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin medeni durum ve çalışma durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Psikolojik iyi oluş ile yaş değişkeni arasında pozitif bir ilişki tespit edilirken, travma sonrası stres düzeyi ile psikolojik iyi oluş düzeyi arasında negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Psikolojik iyi olma ölçeğinin diğerleriyle olumlu ilişkiler ve kendini kabul alt boyutlarının travma sonrası stres düzeyini yordamada etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına göre Suriyeli kadınlarda travma sonrası stres düzeyinin artması psikolojik iyi oluşu azalttığını göstermektedir.
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık mesleği ve sürecine yönelik tutum ölçeğinin geliştirilmesi çalışması
Günümüzün getirdiği yenilikler doğrultusunda değişim ve gelişim gösteren yaşam şartları ve bu şartlara uyum süreci bireylerin psikolojik zorluklarla karşılaşmalarına neden olabilir. Karşılaşılan bu olası zorluklar karşısında psikolojik olarak desteğe ihtiyaç duyan kişilerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Bireylerin hayatlarının belli bir aşamasında profesyonel ruh sağlığı desteği alması gerekebilir. Bu desteği kabul etmek bazı bireyler için kolay bir seçenekken bazı bireyler için kabul edilemez olabilir. Ruh sağlığı kapsamında psikolojik danışma süreci ve meslek profesyonellerine yönelik farklı düşüncelere sahip bireylerin psikolojik danışmanlık mesleğine yönelik tutumlarının da farklı olabileceği öngörülmektedir. Hayatlarına temas ettikleri bireylere akademik bilgileri aktarmanın dışında kendi görüşleri doğrultusunda öğrencilerin tutumlarının oluşmasında önemli bir görev üstlenen öğretmenler psikolojik destek almaya yönelik olan görüşlerini de öğrencilerine aktarmaktadır. Bu bakış açısından hareketle bu çalışmanın amacı üniversitelerin eğitim fakültelerinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin psikolojik danışmanlık mesleği ve sürecine ilişkin tutumlarıın belirlenmesi için Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Mesleği ve Sürecine Yönelik Tutum Ölçeği (RPD-MSÖ)'nin geliştirilmesidir. Söz konusu araştırma doğrultusunda eğitim fakültelerinde öğrenim gören 544 öğretmen adayı ile 2023-2024 eğitim dönemi bahar yarıyılında veri toplama süreci gerçekleştirilmiştir. Veri analiz sürecinde IBM SPSS ve AMOS paket programlarından faydalanılmıştır. Veri analiz sürecinde veri setinin değerlendirilmesi, açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, madde analizi ve iç güvenirlik analizleri sırasıyla gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçları doğrultusunda toplam varyansın %57.73'unu açıklayan ve 17 maddeden oluşan 5'li Likert tipindeki 4 faktörlü ölçek yapısı elde edilmiştir. Cronbach Alpha'sı .831 olan ve yapısı mükemmel uyumu gösteren ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Mesleği ve Sürecine Yönelik Tutum Ölçeği (RPD-MSÖ), öğretmen adaylarının psikolojik danışmanlık mesleği ve psikolojik danışmanlık sürecine ilişkin tutumlarının belirleneceği çeşitli çalışmalarda kullanılabilir.
Psikolojik danışmanların yardım vermeye yönelik tutumları ile sahip oldukları özyeterlik ve bilişsel çarpıtmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Alanda aktif olarak çalışmakta olan psikolojik danışmanların yardım vermeye yönelik tutumları ile sahip oldukları özyeterlik ve bilişsel çarpıtmaları arasındaki ilişkinin tespitini amaçlayan bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesini kapsayan her bir bölgeden seçilen ikişer ilde (İstanbul, Bursa, İzmir, Manisa, Antalya, Adana, Ankara, Kayseri, Gaziantep, Şanlıurfa, Trabzon, Samsun, Erzurum ve Van) aktif olarak çalışmakta olan 412 psikolojik danışman oluşturmaktadır. Bu çalışmada "Yardım Vermeye Yönelik Tutum Ölçeği", "Psikolojik Danışma Özyeterlik Ölçeği", "Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği" ve 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. Verilerin analizi için, t testi, tek yönlü varyans analizi, pearson moment çarpım korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre ölçek puanlarına ait Cronbach alfa katsayıları incelendiğinde; Yardım Vermeye Yönelik Tutum için .91; Psikolojik Danışma Öz Yeterliği için .96; Bilişsel Çarpıtma için .87 olarak bulunmuştur. Cinsiyet değişkenine göre kadın (x̄= 33,45) ve erkek (x̄= 34,24) psikolojik danışmanların yardım vermeye yönelik tutum puanlarında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>.05). Çalışılan kurum değişkenine göre resmi kurum (x̄= 35,21) ve özel kurum (x̄= 31,96) yardım vermeye yönelik tutum puanları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<.05). Mesleki kıdem yılı değişkenine göre psikolojik danışmanların yardım vermeye yönelik tutum puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>.05). Yaşanılan bölge değişkenine göre yardım vermeye yönelik tutum puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>.05). Psikolojik danışmanların yardım vermeye yönelik tutumları ile özyeterlikleri arasında orta düzeyde, negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (r= -,380, p<.01). Analiz sonuçlarına göre psikolojik danışmanların özyeterlik düzeyleri arttıkça yardım vermeye yönelik tutum düzeylerinin azaldığı söylenebilmektedir. Psikolojik danışmanların yardım vermeye yönelik tutumları ile bilişsel çarpıtmaları arasında düşük düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (r= ,116, p<.05). Bu sonuçlara göre bilişsel çarpıtma düzeyleri arttıkça yardım vermeye yönelik tutumlarının arttığı söylenebilmektedir. Psikolojik danışmanların özyeterlik puanları ile bilişsel çarpıtma puanları yardım vermeye yönelik tutumlarına ilişkin varyansın % 14,3'ini açıklamaktadır. Psikolojik danışmanların özyeterlik ile bilişsel çarpıtma puanları yardım vermeye yönelik tutum düzeylerini anlamlı şekilde açıklamaktadır.
Bilinçli farkındalığın kişilerarası iletişim çatışması eğilimi ve stresle başa çıkma ile ilişkisi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin bilinçli farkındalık düzeyinin kişilerarası iletişim çatışması eğilimi ve stresle başa çıkma ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada nicel bir yaklaşım benimsenmiştir. Araştırma Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesinin farklı bölümlerinde öğrenim gören 455 üniversite öğrencisi ile yapılmıştır (321= kadın, 134=erkek). Araştırmada verilerin toplanmasında katılımcıların sosyo-demografik özellikleri hakkında bilgi sahibi olmak için "Kişisel Bilgi Formu", bilinçli farkındalık düzeyleri hakkında bilgi sahibi olmak için Brown ve Ryan (2003) tarafından geliştirilen "Bilinçli Farkındalık Ölçeği", kişilerarası iletişim çatışması eğilimi hakkında bilgi sahibi olmak için Dökmen (1986) tarafından geliştirilen "Çatışma Eğilimi Ölçeği", Türküm (2002) tarafından geliştirilen kişinin stresle başa çıkabilme gücü hakkında bilgi sahibi olmak için "Stresle Başa Çıkma Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analiz edilmesinde IBM SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın betimsel istatistiklerinde minimum, maksimum, frekans, ortalama, yüzde ve standart sapma gibi değerlerler kullanılmıştır. Çıkarımsal istatistiklerde ise stresle başa çıkma, bilinçli farkındalık ve kişilerarası iletişim çatışma eğilimi düzeylerinin sosyo-demografik değişkenler bağlamında incelenmesinde iki grup karşılaştırmalarında "bağımsız örneklem t testi", üç ve üzeri grup karşılaştırmalarında "ANOVA" kullanılmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkinin belirlenmesinde ise Pearson Korelasyon katsayısı yönteminden yararlanılmıştır. Bulgular, cinsiyete göre çatışma eğilimi değişkeninde anlamlı bir farklılık olduğunu göstermektedir. Buna göre kadınların ortalama puanları erkeklerinkinden anlamlı olarak daha yüksektir. Anne eğitim durumuna göre ise lise ve üzeri eğitim alanların bilinçli farkındalık düzeyleri ilköğretim ve altı eğitim alanlara göre daha yüksektir. Alana, sınıfa ve baba eğitim durumuna göre değişkenler açısından anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Öğrencilerin kişilerarası iletişim çatışma eğilimi düzeyleri ile stresle başa çıkma (r=-0,169; p<0,01) ve bilinçli farkındalık (r=-0,416; p<0,01) düzeyleri arasında negatif yönlü düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu; bilinçli farkındalık ile stresle başa çıkma (r=0,166; p<0,01) düzeyleri arasında pozitif yönlü düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Kişilerarası iletişim çatışma eğilimi düzeyleri ve stresle başa çıkma düzeylerinin bilinçli farkındalık düzeylerini yordayıp yordamadığı çoklu doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Kişilerarası iletişim çatışma eğilimi ve stresle başa çıkmanın bilinçli farkındalığı % 18 düzeyinde yordadığı bulunmuştur. Araştırma sonucunda ise kişinin bilinçli farkındalık düzeyinin arttıkça kişilerarası iletişim çatışma eğilimi düzeyinin azaldığı, stresle başa çıkabilme gücünün ise arttığı tespit edilmiştir.
Bilişsel esnekliğin iletişim çatışması ve empati ile ilişkisi
Üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeylerinin iletişim çatışmaları ve empati ile ilişkisini amaçlayan bu çalışmada nicel araştırma yönteminden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 770 üniversite öğrencisinin katılımıyla gerçekleşen çalışmada, 'Bilişsel Esneklik Envanteri', 'Çatışma Eğilimi Ölçeği', 'Empatik Eğilim Ölçeği' ve 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak veri toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, pearson korelasyon analizi, t testi, ANOVA ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeylerinin cinsiyete göre farklılaştığı; sınıf düzeyi, okunan bölüm, ebeveyn eğitim düzeyi, mezun olunan lise türü, akademik başarı puanına göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklik eve empatik eğilim düzeyleri arasında anlamlı pozitif yönlü bir ilişki; çatışma eğilimi ve bilişsel esneklik düzeyi arasında negatif yönlü bir ilişki; empatik eğilim ve çatışma eğilimi arasında da negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Son olarak yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda en güçlü yordayıcı değişkenin empatik eğilim değişkeni olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Genç yetişkinlerde problem çözme becerisi ve otomatik düşüncelerin aile iletişim kalıpları üzerindeki yordayıcılığının incelenmesi
Genç yetişkinlerde problem çözme becerisi ve otomatik düşüncelerin aile iletişim kalıpları üzerindeki yordayıcılığını incelemeyi amaçlayan bu çalışmada nicel araştırma yönteminden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Ankara ili Çankaya ilçesi Beytepe Mahallesi çevresinde bulunan 18-29 yaş aralığındaki genç yetişkinler oluşturmaktadır. Toplam 415 kişiye uygulanmıştır. Bu çalışmada 'Problem Çözme Envanteri', 'Otomatik Düşünceler Ölçeği', 'Aile İletişim Kalıpları Ölçeği' ve 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. Verilerin analizi için, t testi, ANOVA, levene testi, spearman brown sıra fakları korelasyon analizi, pearson momentler çarpımı korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre genç yetişkinlerde aile iletişim kalıplarının 2 alt boyutu (Uyum-Diyalog) ve problem çözme envanterinin 3 alt boyutu (Problem Çözme Güveni, Yaklaşma-Kaçınma, Kişisel Kontrol) için de cinsiyete göre farklılaşma olmadığı görülmüştür. Otomatik düşünce, diyalog, uyum ve kişisel kontrol boyutlarının eğitim düzeyine göre anlamlı fark tespit edilmiştir ancak problem çözme güveni, yaklaşma–kaçınma ve problem çözme becerisi toplam puan değişkenlerinin eğitim düzeyine göre anlamlı fark tespit edilememiştir. Örneklem grubunun otomatik düşünce düzeylerinin eğitim seviyesine göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Otomatik düşünce ile diyalog arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki tespit edilmiş buna ek olarak otomatik düşünce ile yaklaşma–kaçınma ve problem çözme becerisi toplam puan arasında orta düzeyde negatif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre problem çözme güveni ve kişisel kontrol diyalog düzeyinin varyansının %8'ini açıkladığı, problem çözme güveni ise uyum düzeyi varyansının %7'sini açıkladığı söylenilebilir.
İletişim yetkinliği, yalnızlık ve sosyal beğenirliğin sosyal medya bağımlılığı ile ilişkisi
Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığının incelendiği bu çalışmada sosyal medya bağımlılığının iletişim yetkinliği, yalnızlık ve sosyal beğenirlik değişkenleri açısından incelenmesi amaçlayan bu çalışmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bir diğer amaç ise sosyal medya bağımlılığının cinsiyet, fakülte ve ilişki durumlarına göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışmanın örneklemini 2023-2024 eğitim öğretim yılında farklı fakültelerde öğrenim gören toplam 540 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcıların kişisel bilgilerine ilişkin verileri toplamak amacıyla araştırmacılar tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu", sosyal medya bağımlılıklarının incelenmesi amacıyla "Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği", iletişim yetkinliğinin incelenmesi amacıyla "Kişilerarası İletişim Yetkinliği Envanteri (KİYE)", yalnızlıklarının incelenmesi amacıyla "UCLA Yalnızlık Ölçeği", sosyal beğenirlikleriinin incelenmesi amacıyla "Sosyal Beğenirlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma için gerekli izinler Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Etik Kurul'u ile araştırmanın gerçekleştirildiği Çankırı Karatekin Üniversitesi rektörlüğü ve uygulamanın yapılacağı her fakülteden izinler alınmıştır. Veri analizinde IBM SPSS 26 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler t testi, ANOVA, levene testi, tukey testi, pearson momentlar çarpımı korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizleri ile incelenmiştir. Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığın cinsiyete göre anlamlı bir fark gösterip göstermediği tespit etmek için t testi; fakülte ve ilişki durumu değişkenlerine göre anlamlı bir fark gösterip göstermediğini tespit etmek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Araştırmada yer alan diğer bağımsız değişkenler olan iletişim yetkinliği, yalnızlık ve sosyal beğenirliğin üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığını yordayıp yordamadığını belirlemek için çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılıkların cinsiyet ve ilişki durumları bakımından anlamlı bir farklılık gösterdiği; fakülte bakımından anlamlı bir farklılık göstermediği sonucu elde edilmiştir. Yapılan çoklu regresyon analizine göre en güçlü yordayıcı değişkenin sosyal beğenirlik olduğu ve bunu iletişim yetkinliğinin takip ettiği görülmektedir. Yalnızlık değişkeni ise anlamlı yordayıcı değildir. Buna ek olarak iletişim yetkinliği, yalnızlık ve sosyal beğenirlik faktörleri sosyal medya bağımlılığına ait toplam varyansın %33'ünü açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: İletişim yetkinliği, sosyal beğenirlik, sosyal medya bağımlılığı, üniversite öğrencileri, yalnızlık