Theses supervised by Doç. Dr. Elçin Tadıhan Özkan

15 theses · Anadolu University

Master'sOpen AccessTR

Sağlık bilimleri fakültesi'ne devam eden öğrencilerin dil ve konuşma terapisi mesleğine yönelik farkındalık düzeyinin belirlenmesi

Bu çalışmada Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültelerinde, Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü dışında kalan bölümlere devam eden öğrencilere Dil ve Konuşma Terapisi mesleğine ilişkin farkındalıklarını belirlemek amacıyla anket uygulanmıştır. Çalışmaya 164 kişi katılmıştır. Öğrencilerin farkındalık düzeyinin eğitim gördükleri bölüm, eğitim yılı ve cinsiyet gibi değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre katılımcıların 137'si (%83) meslek tercihini yaparken Dil ve Konuşma Terapisi mesleğini bildiklerini ifade etmişlerdir. Katılımcıların %68'i bu bilgiye sosyal medya/net aracılığıyla ulaştıklarını ifade etmiştir. Katılımcıların %84'ü DKT'lerin tüm yaş grupları ile çalıştıklarını düşünmektedirler. DKT'lerin çalıştıkları vaka gruplarından en çok bilineni kekemelik; en az bilineni ise Alzheimer'dır. Katılımcıların 33'ü (%20) Dil ve Konuşma Terapisi mesleği hakkında yeterince bilgi sahibi olduklarını düşünmektedirler. Katılımcıların Dil ve Konuşma Terapisi mesleğine ilişkin farkındalığının cinsiyet, eğitim gördükleri bölüm ve eğitim yıllarına göre farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.

Dil bozukluklarıDil ve konuşma terapisiFarkındalık+2
Fatma Nur Köklü
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Postmenopoz dönem kadınlarda ses ısıtma egzersizlerinin etkililiğinin incelenmesi

Yapılan çalışmada postmenopoz dönemdeki kadınlar ile genç kadınlarınses ısıtma egzersizleri öncesi ve sonrası, akustik ve aerodinamik parametrelerinin ölçülerek ses ısıtma egzersizlerinin etkililiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 23 katılımcıdan oluşan postmenopoz dönemdeki kadınlar ile 23 katılımcıdan oluşan genç kadınlar dahil edilmiştir. Oluşturulan iki gruba kapsamlı ses ısıtma egzersizleri tek seanslık uygulanmıştır. Çalışmamızda grup içi ve gruplar arası olarak analiz edilen akustik parametreler MDVP ile aerodinamik parametreler ise kronometre ile ölçülmüştür. Araştırmada sonuçlar analiz edildiğinde gruplar arası ilk ölçümlerde postmenopoz kadınlarda genç kadınlara göre temel frekans ve maksimum fonasyon süresi daha az görülürken; shimmer, gürültü harmonik oranı ve yumuşak fonasyon indeksi parametreleri daha yüksek bulunmuştur. Ses ısıtma egzersizi sonrası her iki grupta temel frekansta artma, jitter ve yumuşak fonasyon indeksinde azalma görülmüştür. Ancak s/z oranı ve shimmer değeri sadece postmenopoz grupta azalma gösterdi. Çalışmadan elde edilen bulguların sonucunda ses ısıtma egzersizlerinin akustik ve aerodinamik parametreler üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir.

AkustikEgzersizIsınma+7
Rojda Özalp
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe konuşan sağlıklı yetişkin bireylerde diadokokinetik hız normatif değerlerinin belirlenmesi ve dizartrik bireylerle karşılaştırılması

Bu çalışmada Türkçe konuşan 20-60 yaş arası bireylerin Diadokokinetik Hız normatif değerlerinin ortaya konularak farklı dizartri tipleri ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Rastgele seçilen 60 sağlıklı birey 20-39 ve 40-60 yaş gruplarına bölünerek incelenmiştir. Çalışmaya 3'ü hipokinetik ve 7'si spastik olmak üzere 10 dizartrik birey alınmıştır. Türkçe konuşan sağlıklı bireylerin Diadokokinetik Hız norm değerleri hem alternatif hareket hızları hem de ardışık hareket hızları açısından Praat yazılımı ile ortaya konulmuş, literatürde yer alan diğer dillerle kıyaslama yapılmıştır. Çalışma sonucuna göre Türkçe konuşan 20-60 yaş arası bireylerin diadokinetik hızları genel olarak literatürdeki diğer dillerle uyumlu bulunmuştur. Diadokokinetik hızın yaşa bağlı olarak azaldığı ancak cinsiyete göre değişmediği tespit edilmiştir. Sağlıklı gruba ait Diadokokinetik hız verilerinde /pa/ve /ta/ üretiminin benzer şekilde bulunurken /ka/ üretimin en düşük, /pataka/ üretiminin ise en yüksek hıza sahip olduğu tespit edilmiştir. Dizartrik gruba ait diadokokinetik hızın sağlıklı gruba göre daha düşük bulunmuştur. Dizartri grupları arasında ise spastik dizartik grubun ise hipokinetik dizartrik gruba göre daha düşük diadokokinetik hıza sahip olduğu görülmüştür.

KonuşmaKonuşma algısıKonuşma becerisi+3
Süleyman Kocaoğlu
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Fonksiyonel disfonisi olan opera ve oyunculuk bölümü öğrencilerinde bütüncül ses terapisinin etkililiğinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı elit ses kullanıcıları düşünülerek oluşturulmuş bütüncül ses terapisi programının fonksiyonel disfonisi olan opera ve oyunculuk bölümü öğrencilerindeki etkililiğini araştırmaktır. Bu kapsamda deney (n=14) ve kontrol (n=14) gruplarına eşit sayıda opera ve oyunculuk bölümlerinde okuyan ve fonksiyonel disfonisi olan katılımcılar seçkisiz olarak atanmıştır. Deney grubundaki katılımcılara sese çok boyutlu yaklaşan 8 seanslık bütüncül ses terapisi uygulanırken kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney grubundan Ses Handikap İndeksi-10, Türkçe Şan Sesi Handikap İndeksi-10, Ses Yorgunluk Ölçeği, Ses Farkındalık Anketi, akustik ve aerodinamik ölçümler ve CAPE-V değişkenleri için terapi öncesi, sonrası ve izleme verileri alınarak Tekrarlı Ölçümler ANOVA veya Friedman testleriyle analiz edilmiştir. Kontrol grubundan ise aynı değişkenlere dair ölçümler 8 haftalık arayla alınmış ve Bağımlı Örneklem t testi veya Wilcoxon testleriyle analiz edilmiştir. Deney ve kontrol grupları arasında kazanç skoru hesaplanarak Bağımsız Örneklem t testi veya Mann Whitney U testleri vasıtasıyla karşılaştırmalar yapılmıştır. Yapılan bütüncül terapi sonrasında deney grubundaki katılımcılarda Ses Handikap İndeksi-10, Türkçe Şan Sesi Handikap İndeksi-10, Ses Farkındalık Anketi, /s/ ve maksimum fonasyon süresi, AVQI ve CAPE-V parametrelerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Kontrol grubundaki katılımcıların ön-test son-test skorları arasında anlamlı bir farklılık yoktur. Sonuç olarak, uygulanan bütüncül ses terapisinin, fonksiyonel disfonisi olan opera ve oyunculuk bölümü öğrencilerinin hem şan hem de konuşma sesleri üzerinde etkisi bulunmuştur.

Dil ve konuşma terapisiModern tiyatroOyunculuk+6
Eren Balo
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

The effect of the aphasia family support programme- SPPARC on the relatives of individuals with aphasia

Aphasia is a language problem that develops after damage to the dominant left hemisphere for the language whose impact has been proven in the language perception and production process and to expression and receptive language skills. It occurs in approximately 32% of people who have had a stroke. This study was carried out to translate of the SPPARC family education programme prepared for the relatives of aphasic individuals and their relatives into Turkish and to investigate its effect on the psychosocial status of families. In this study, an experimental model with a pre-test-post-test control group was used to determine psycsocihological conditions, social effects, and burden of caregiving and quality of life experienced by the relatives of individuals with aphasia. The participants of the study consist of 40 people in total, 20 participants in the experimental group and 20 participants in the control group. While no intervention was made for the control group, Aphasia Family Support Programme was implemented to experimental group consisting of 8 sessions. As data collection tools; Depression Anxiety Stress Scale, Caregiver Burden Scale and World Health Organization Quality of Life Scale were used in this study. The results of this study demonstrated that, the experimental and control groups did not differ in terms of the pre-test scores they got from (p>.05); while they differed significantly in terms of post-test scores (p<.05). The total post-test scores of the experimental group increased significantly in comparison to the pre-test scores (p<.05); while no increase was found in the control group (p>.05). With the result, it is seen that the Aphasia Family Support Programme is effective in positively changing the psychosocial status of families with aphasia reducing the burden of caregiving and increasing their quality of life. Keywords: Aphasia, Family support programme, Relatives of individuals with aphasia

Receptive language abilitiesAnxietyCaregivers+7
Çiğdem Eryılmaz Canlı
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşın ve cinsiyetin sesin akustik özellikleri üzerine etkisi

Çalışmada yaşın ve cinsiyetin sesin akustik özellikleri üzerine etkisi incelenmiştir. Çalışmaya 20-40 yaşları arasında 27 kadın, 25 erkek , 41-60 yaş arasında 22 kadın, 22 erkek, 61 yaş ve üzeri 15 kadın, 18 erkek dahil edilmiştir. Katılımcılara algısal ses değerlendirmesi yapılmıştır. Katılımcılara Ses Değerlendirme Formu, Ses Handikap İndeksi Kısa Formu, Sesle İlgili Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Reflü Semptom İndeksi uygulanmıştır. Tüm gruplardan ses verileri toplanmış ve veriler analiz edilmiştir. Verilerin akustik analizi MDVP yazılımı ile, aerodinamik ölçümü ise kronometre ile yapılmıştır. Bulgulara göre, kadınlarda temel frekansın 20-40 yaş ve 61 yaş ve üzeri grupta anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. 20-40 yaş arasındaki kadınların temel frekans parametresi 61 yaş ve üzerindeki kadınlardan yüksektir. Erkeklerde jitter değeri yaşla birlikte artış göstermiştir. 20-40 yaştaki erkeklerin jitter parametresi 41-60 yaş ve 61 yaş ve üzerindeki erkeklerden düşüktür. 41-60 yaşındaki erkeklerin jitter parametresi 61 yaş ve üzeri erkeklerden düşüktür. Sonuçlara göre, yaşın kadınlarda temel frekans, erkeklerde ise jitter parametresine etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Gürültü/harmonik oranı, Jitter, Shimmer, Temel frekans, Yaş.

Akustik özelliklerCinsiyetCinsiyet farkları+7
Zeynep Feryal Aydın
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tipik gelişim gösteren ve gelişimsel dil bozukluğu olan çocuklarda öğrenme güçlüğü erken belirtilerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Gelişimsel dil bozukluğunda dilin bir veya birçok bileşeninde gölenen problemler görülebilmektedir. Dille ilişkili problemlerin öğrenme için bir temel oluşturduğu ve okul öncesi dönemden itibaren belirtilerinin görülebileceği bilinmektedir. Bu çalışmada okul öncesi dönemde gelişimsel dil bozukluğu olan ve tipik gelişim gösteren 4-6 yaş arası çocukların öğrenme güçlüğü erken belirtileri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmaya 40 tipik gelişim gösteren 40 gelişimsel dil bozukluğu olan katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcılara Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi ve Öğrenme Güçlüğü Erken Belirtiler Tarama Ölçeği uygulanmıştır. Ölçek ile katılımcılar dil gelişimi ve iletişim becerileri, bilişsel beceriler, psikomotor beceriler ve sosyal duygusal beceriler ile ilişkili öğrenme güçlüğü erken belirtileri açısından ebeveyn raporuna dayalı olarak taranmıştır. Bulgulara göre gelişimsel dil bozukluğu olan çocuklar tüm alt alanlarda tipik gelişim gösteren akranlarından anlamlı ölçüde yüksek puanlar almıştır (t(78)= 16.24, p< .001). Gelişimsel dil bozukluğu olan çocukların öğrenme güçlüğü için tipik gelişen akranlarına göre anlamlı olarak yüksek risk grubunda olduğu bulunmuştur (χ² = 69.89, p <.001). Öğrenme güçlüğü görülme riskinin cinsiyet faktörü ile ilişkisi de incelenmiş olup gelişimsel dil bozukluğu olan çocuklarda cinsiyet ve öğrenme güçlüğü görülme riski açısından anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (t(38)= 0.97, p> .05). Tipik gelişim gösteren çocuklarda da cinsiyet ile öğrenme güçlüğü görülme riski açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (t(38)= 0.05, p> .05). Çalışmada elde edilen sonuçlar alanyazında bulunan ilgili çalışmalar ile örtüşmektedir.

Belirti ve semptomlarDil bozukluklarıErken teşhis+3
Merve Daşbaşı
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Konuşma sesi bozukluğu olan çocuklarda teleterapi uygulaması ile sunulan sesletim terapisinin etkililiğinin incelenmesi: Fizibilite çalışması

Çocuklar belirli bir yaşa gelip konuşma seslerini doğru üretemediğinde konuşma sesi bozukluğundan şüphelenilmektedir. Konuşma sesi bozukluğu konuşmanın anlaşılırlığını etkileyen bir bozukluk türüdür. Bu bozukluğa dil ve konuşma terapistleri tarafından birçok farklı yaklaşımla müdahale edilebilmektedir. Bu müdahaleler de yüz yüze veya tele-terapi ile gerçekleştirilebilmektedir. Bu çalışmanın amacı konuşma sesi bozuklukları müdahalesinde kullanılan geleneksel yaklaşımın etkililiğini tele-terapi aracılığı ile sınamaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırma, tek denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası çoklu başlama düzeyi modeli ile desenlenmiştir. Çalışma, yaşları 4-6 arasında değişen ve konuşma sesi bozukluğu olan dört çocuk ile gerçekleşmiştir. Çalışılacak hedef ses /ʃ/, hiçbir müdahalede bulunulmayıp kontrol için seçilen ses de /ɫ/ sesidir. Oturumlar haftada üç gün, 30'ar dakika gerçekleşmiştir. Geleneksel yaklaşımın etkililiği, belirlenen hedef ses için hazırlanan yoklama listelerindeki doğru üretim yüzdesi ile belirlenmiştir. Katılımcılar, hedef sese ilişkin yoklama listesinde ard arda üç oturum %100 başarı ölçütünü karşıladığında terapi sonlandırılmıştır. Çalışmanın sonucunda, tüm katılımcıların hedef ses için belirlenen ölçütü karşılayarak amaca ulaşıldığı görülmüştür. Katılımcılar, terapi bittikten sonra yapılan izleme oturumlarında da hedef sese ilişkin başarılarını sürdürmüşlerdir. İki katılımcı dışında hiçbir müdahalede bulunulmayan /ɫ/ sesinin yoklama oturumlarındaki doğru üretim yüzdesinde bir değişiklik görülmemiştir.

ArtikülasyonDil ve konuşma terapisiKonuşma+3
Vuslat Sarpkaya
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan ve olmayan çocuklarda dil becerilerinin ve çalışma belleğinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan okul çağı çocuklarının, dil, konuşma, iletişim becerileri ve çalışma belleğini incelemektir. Araştırmada, betimsel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu alt tiplerinden olan, birleşik tip ve dikkat eksikliği baskın tip (n=47) katılımcı, kontrol grubunu ise (n= 40) tipik gelişim gösteren katılımcı oluşturmaktadır. Çalışmaya dahil edilen tüm katılımcılara, Türkçe Okul Çağı Dil Gelişimi Testi, Türkçe Sesletim ve Sesbilgisi Testi, Çalışma Belleği Ölçeği ve Hızlı Bozuk Konuşma Envanteri uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Gruplar arası farklılık için Mann Whitney U ve Tek Yönlü ANOVA analizleri yapılmıştır. Yapılan istatiksel analizler sonucunda, tipik gelişim gösteren katılımcılar ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan katılımcılar arasında, sözcük sayısı bakımından anlamlı fark bulunmuştur (p<.001). Tipik gelişim gösteren katılımcıların tüm testlerde, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan katılımcılardan yüksek performans gösterdiği saptanmıştır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan grubun iki alt tipinde farklılık bulunmamıştır (p>.001). Elde edilen bulgular ışığında, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda, dil, konuşma ve çalışma belleği performanslarının tipik gelişim gösteren akranlarından düşük olduğu ve dil, konuşma ve çalışma belleği açısından desteklenmesinin olumlu katkılar sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çalışma belleği, Dikkat eksikliği, Dil, Hiperaktivite, Konuşma

DilDil becerileriHiperaktiviteli dikkat eksikliği bozukluğu+3
Merve Nur Sarıyer
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Münih disfaji testi – parkinson hastalığı anketi'nin Türkçe versiyonunun güvenilirliği ve geçerliliği

Yapılan çalışmada Münih Disfaji Testi – Parkinson Hastalığı Anketi'nin (T-MDT-PD) Türkçeye çevirisin yapılması ve İdiopatik Parkinson Hastalığı tanısı olan bireylere uygulanarak güvenilirliğinin ve geçerlililiğinin test edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 60 katılımcı dahil edilerek (ortalama yaş = 64.45± 10.15 yıl) MDT-PD'nin Türkçe versiyonunu (T-MDT-PD), Yeme Değerlendirme Aracı'nın (T-EAT-10) ve Yutma Yaşam Kalitesi Anketi'nin (T-SWAL-QOL) Tükçe versiyonlarını doldurmaları istendi. Ayrıca katılımcılardan 51 kişiye Videofloroskopi Yutma Çalışması (VFYÇ) yapılarak Uluslararası Disfaji Diyet Standardizasyon Girişimi'nin (IDDSI) belirlediği niteliklerde hazırlanmış IDDSI 0, 3, 7 kıvamları denenmiştir. T-MDT-PD'nin güvenilirliği iç tutarlılık (Cronbach Alpha) ve test-tekrar test yöntemi kullanılarak güvenlilirliği değerlendirildi. Anketin geçerliliği için ise aynılık geçerliliği (convergent) tekniği kullanıldı. T-EAT-10, T-SWAL-QOL, PAS, FOIS ve diğer incelenen VFYÇ parametreleri arasındaki korelasyon hesaplandı. Çalışmada anlamlılık düzeyi 0.05 olarak belirlendi. Çalışmanın sonuçları analiz edildiğinde T-MDT-PD'nin iç tutarlılığını gösteren Cronbach alpha katsayısı 0.92 bulunarak yüksek düzeyde güvenilirliği olduğu bulundu. Test-tekrar test güvenilirliği ise iki testin sonuçlarının arasında yüksek düzeyde ilişkinin mevcut olduğunu gösterdi (rs = .60) ve iki testin ortalamaları arasında anlamlı bir fark çıkmadı. T-MDT-PD ile T-EAT-10 arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulundu (r = 0.32). T-MDT-PD ile T-SWAL-QOL'un 'belirtilerin sıklığı' alt boyutu arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunurken (r = -0.26) diğer alt boyutları ile T-MDT-PD arasında anlamlı ilişki olmadığı sonucu çıktı. T-MDT-PD ile IDDSI 3 kıvamının PAS skoru arasındaki ilişkinin anlamlı olduğu (r = -0.39), diğer kıvamların PAS skorları ile FOIS arasında anlamlı ilişki çıkmadı. VFYÇ parametrelerini skorlayan değerlendiriciler arasındaki uyumun neredeyse mükemmel düzeyde olduğu görüldü. T-MDT-PD ile VFYÇ parametreleri arasında genel olarak anlamlı bir farklılaşma yoktu. Sadece IDDSI 3 kıvamındaki valleküladaki rezidü miktarı parametresi ve IDDSI 7 kıvamındaki yutma refleksinin tetiklendiği yer parametresinin T-MDT-PD ile arasında anlamlı bir farklışlaşma görüldü (p< 0.05). Ayrıca T-MDT-PD puan ortalamalarının cinsiyete, yaşa, hastalık süresine (tanı alma zamanı), Hoehn Yahr evresine göre önemli bir farklılık gözlenmedi. Araştırmanın sonucunda T-MDT-PD anketinin, Parkinson'da disfaji semptomunu değerlendirmede güvenilir ve dilsel, psikometrik, aynılık olarak geçerli bir ölçek olduğu anlaşıldı. Tanısal geçerliliğinin ise yetersiz olduğu görüldü. Toplumda çok sık görülen Parkinson hastalığındaki disfajinin tespit edilmesine T-MDT-PD'nin katkı sağlayacağı düşünmekteyiz. Anahtar Sözcükler: T-MDT-PD, yutma bozukluğu, disfaji, Parkinson hastalığı, geçerlilik, güvenilirlik

GeçerlikGeçerlilikGüvenilirlik+5
Feyza Çelebi
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişimsel dil bozukluğu olan ve tipik gelişim gösteren 4-6 yaş arası çocukların görsel algı becerilerinin betimlenmesi

Bu çalışmanın amacı, tipik gelişim gösteren (TGG) ve gelişimsel dil bozukluğu (GDB) olan çocukların görsel algı becerilerinin betimlenerek karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın örneklemini yaşları 48-72 aylar arası değişen, tipik gelişim gösteren (n=30) ve gelişimsel dil bozukluğu olan (n=30) toplam 60 çocuk oluşturmaktadır. Dahil edilme kriterlerini karşılayan çocuklara Frostig Görsel Algı Testi uygulanmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda TGG çocukların Frostig Görsel Algı Testi alt test ve genel puanlarında GDB olan çocuklardan anlamlı olarak daha yüksek ortalamalara sahip oldukları görülmüştür. GDB olan çocukların dil becerileri ile görsel algı becerileri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu gözlenmiştir. GDB tanılı olup 6 ay ve daha uzun süre terapi alan çocukların görsel algı alt test puanları, 6 aydan kısa süre terapi alan çocuklardan anlamlı olarak daha yüksektir. Cinsiyetin TGG çocuklarda şekil-zemin ayrımı alt testi dışında anlamlı etkisi görülmemiştir. GDB olan çocukların görsel algı becerilerinde cinsiyetin anlamlı bir etkisi yoktur. GDB tanılı olup TEDİL ifade edici dil alt testinden beklenen düzeyin altında puan alan çocukların, TEDİL alıcı ve ifade edici dil alt testlerinin her ikisinden de beklenen düzeyin altında puan alan çocuklara göre göz-motor koordinasyonu, şekil-zemin ayrımı, mekanda konum algısı alt test ve genel puanları daha yüksektir. GDB olan çocukların TGG çocuklara göre Frostig Görsel Algı Testi alt testlerine başlarken verilen yönerge sonrası başlama sürelerinin anlamlı olarak daha kısa olduğu gözlenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, GDB olan çocukların değerlendirme ve müdahale süreçlerine görsel algı becerilerinin de dahil edilmesinin gelişimlerini olumlu yönde etkileyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

Dil bozukluklarıGörsel algılamaÇocuklar
Buğse Durmuş
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tek taraflı vokal fold paralizili yetişkinlerde yarı kapantılı ses yolu egzersizlerinin anlık etkisinin incelenmesi

Mevcut araştırma, tek taraflı vokal fold paralizili yetişkinlerde hımlama, pipet fonasyonu ve pipetle suya fonasyon egzersizlerinin, düz fonasyon ve perde kaydırma egzersiz şekilleriyle; 1, 3, 5 ve 7 dakika süreyle yapılmaları sonucunda oluşan anlık etkiyi belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın deney ve kontrol gruplarında, her iki grupta da 20'şer kişi olmak üzere toplam 40 katılımcı bulunmaktadır. Çalışma kapsamında ses üzerindeki anlık etkiyi ölçmek için F0, ses basınç seviyesi, jitter, shimmer, gürültü-harmonik oranı, akustik ses kalitesi indeksi, düzleştirilmiş cepstral tepe noktası, vokal efor ve algılanan iyileşme değişkenleri kullanılmıştır. Yapılan varyans analizleri sonucunda, düz fonasyonda hımlama egzersizinde 3. dakikadan itibaren jitterin, shimmerin ve vokal eforun azaldığı ve sesin daha iyi algılandığı bulunmuştur. Pipetle suya fonasyon egzersizinde 3. dakikada en düşük shimmer değeri bulunmuştur ve ses algısal olarak daha iyi algılanmıştır, 3. dakikadan sonraysa bu değerlerde kötüleşme başlamıştır. Pipet egzersizinde vokal efor 1. dakikadan itibaren gerilemiştir. Tüm egzersizlerde F0 ve ses basınç seviyesi değerleri yükselirken vokal efor azalmıştır. Perde kaydırma egzersiz şeklinde, düz fonasyona göre F0 ve ses şiddetindeki artışın daha fazla olduğu, vokal eforun daha düşük olduğu bulunmuştur. Bu tez çalışması sonucunda, tek taraflı vokal fold paralizili bireylerde ses terapisinden en iyi sonucu alabilmek için egzersiz türü, egzersiz şekli ve egzersiz süresi faktörlerine dikkat ederek terapi ve ev egzersizi planlaması yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Egzersiz tedavisiParaliziSes terapisi+1
Elif Meryem Ünsal Akkaya
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Vokal kord nodülü olan yetişkin bireylerde pipet fonasyonu egzersizinin etkililiğinin incelenmesi

Bu çalışmada, vokal kord nodülü olan yetişkin kadınlara uygulanacak ses terapisi uygulamalarından "Vokal Fonksiyon Egzersizi + Pipet Fonasyonu Egzersizi" (deney grup) ile sadece "Vokal Fonksiyon Egzersizi" (kontrol grup) yöntemlerinden hangisinin daha etkili olduğunun ortaya konması amaçlanmıştır. On iki kadın katılımcı seçkisiz olarak deney ve kontrol gruplarına eşit şekilde dağıtılmıştır. Katılımcılara haftada bir seans olmak üzere 6 seans terapi uygulanmıştır. Her iki gruba da vokal hijyen, nefes egzersizi ve vokal fonksiyon egzersizi anlatılmış, ek olarak gruplardan birinde pipet fonasyonu egzersizi çalışılmıştır. Terapi öncesi ve sonrası iki kere ölçüm alınmış, maksimum fonasyon süresi ve s/z oranı hesaplanmış, GRBAS skalası, akustik ölçüm, Ses Handikap İndeksi ile Sesle İlgili Yaşam Kalitesi Ölçeğine ait veriler toplanmıştır. Veriler istatistiksel olarak grup içi ön test ve son test ve gruplar arası karşılaştırılmıştır. Analizlere göre grup içi deney grubunda G, R, B ve S özellikleri, shimmer ve SPI parametreleri ve SHİ skorları, kontrol grubunda G, B, A ve S özellikleri, jitter parametresi, SHİ ve SİYKÖ skorları son testte daha iyi bulunmuştur. Maksimum fonasyon süresi ve s/z oranında fark bulunmamıştır. Gruplar arası analizde maksimum fonasyon süresinin ve B özelliğinin fark verileri deney grubunun ve maksimum fonasyon süresinin ön test verileri kontrol grubunun lehine anlamlı bulunmuştur. SHİ ve SİYKÖ skorları, akustik parametreler, s/z oranı ve G, R, A ve S özelliklerinde fark bulunmamıştır. Sesin işitsel–algısal ve katılımcıların öz değerlendirmelerine göre deney grubunda seste iyi yönde bir ilerleme görülmüş ve katılımcılar daha rahat ve kolay ses ürettiklerini belirtmişlerdir. Pipet fonasyonu egzersizi terapilerde olumlu sonuçlar sağlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Pipet fonasyonu egzersizi, Vokal fonksiyon egzersizi, Ses terapisi, Vokal kord nodülleri, Etkililik

KonuşmaSağlıkSes kalitesi+2
Tuğçe Nergiz
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ses teli nodülü, ses teli polibi ve ses teli kisti olan yetişkinlerde ses cerrahisi ile ses terapisi yöntemlerinin etkililiğinin karşılaştırılması

Bu çalışmada ses teli nodülü, ses teli polibi, ses teli kisti olan yetişkinlere uygulanmış ses terapisi ve yapılan ses cerrahisi yöntemlerinden hangisinin daha etkili olduğunun ortaya konması amaçlanmıştır. Kırk katılımcı ses terapisi uygulanan grup (STG) ve ses cerrahisi yapılan grup (SCG) olarak eşit sayıda dağıtılmıştır. STG'deki katılımcılara hafta da bir seans olmak üzere 6 seans rezonant ses terapi (RST) uygulanmıştır. SCG'deki katılımcılara Endolarengeal mikrocerrahi (EM) uygulanmıştır. Terapi öncesi, sonrası ve cerrahi öncesi, sonrası iki kere ölçüm yapılmıştır. Maksimum fonasyon süresi (MFS), s/z oranı, GRBAS skalası, Ses Handikap İndeksi (SHİ), Sesle İlgili Yaşam Kalitesi Ölçeğine (SİYKÖ) ait veriler toplanmıştır. Veriler istatistiksel olarak grup içi ön test son test ve gruplar arası karşılaştırılmıştır. Analizlere göre grup içi STG ve SCG'de MFS, s/z oranı, G, R, B, A, S özellikleri, SHİ ve SİYKÖ skorlarında son testte daha iyi olduğu bulunmuştur. Gruplar arası analizlere göre ise MFS, GRBAS özellikleri, SHİ ve SİYKÖ son test, ön test fark skorları arasında STG'nin lehine anlamlı fark bulunmuş, s/z oranı arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Ses terapisi ve ses cerrahisi sonucunda bireylerin seslerinde iyileşmeler gözlenmiştir. Ses terapisi ve ses cerrahisi olumlu sonuçlar sağlamaktadır. Ayrıca ses terapisinin daha etkili bir yöntem olduğu söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Ses terapisi, Ses cerrahisi, Fonksiyonel ses bozuklukları, Rezonant ses terapisi, Etkililik

Cerrahi-kulak-burun-boğazKistlerPolipler+5
İbrahim Erensoy
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Validity and reliability of acoustic voice quality index in Turkish

Acoustic voice analysis is a non-invasive method, which objectively measures the dysphonia severity. Traditionally, acoustic measures are derived from only sustained vowels. However, in acoustic measures, combining sustained vowel and continuous speech parts has shown to be more reliable and valid. Acoustic Voice Quality Index (AVQI) is a multivariate tool based on the integration of sustained vowel and continuous speech parts, yielding a single score between 0 and 10 for the overall voice quality. The aim of this study was to investigate the validity and reliability of AVQI version 2 (AVQI 02.06) in Turkish language. A total of 255 subjects with dysphonia (n = 127) and with normal voices (n = 128) were asked to sustain the vowel /a/ and read aloud the phonetically balanced text to conduct the AVQI analysis. To determine the test-retest reliability of AVQI, 40 subjects were reassessed after the first AVQI determination. To explore the criterion-related concurrent validity of AVQI and auditory-perceptual analysis, all the voice samples were judged by 5 raters with auditory-perceptual evaluation. The inter-rater and intra-rater reliability of the judges were calculated. The correlation between AVQI scores and subjective tests were also evaluated. The results of this study revealed an excellent test-retest reliability of AVQI and there was a statistically significant positive correlation between AVQI and auditory-perceptual evaluation and subjective tests. The threshold value for dysphonia was 2.98 in Turkish language. AVQI is a valid and reliable tool in differentiating dysphonic and normal voice in the Turkish speaking population.

Reproducibility of resultsVoiceVoice disorders+2
Gamze Yeşilli Puzella
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2020
00

Other supervisors