Theses supervised by Doç. Dr. Erman Akıllı

11 theses · Kırşehir Ahi Evran University

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin dış yardımlarında bir ulus markalama aracı olarak diyanet dış yardımları

Dünya genelinde yaşanan doğal afetler, krizler ve olağanüstü durumlar sebebiyle, zaman zaman bazı toplumların yardıma muhtaç hale geldiği bilinen bir gerçektir. Özellikle II. Dünya Savaşı'nın yıkıcılığından sonra, dış yardımlar uluslararası gündemin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Bu dönemde daha çok finansal yardım olarak gerçekleşen dış yardımlar, sonraki dönemlerde içerik yönünden çeşitlenerek geniş kapsamlı bir alana dönüşmüştür. Türkiye Cumhuriyeti devleti de II. Dünya Savaşı sonrası yardıma ihtiyaç duymuş ve çeşitli ülkelerden dış yardım almıştır. Ancak Soğuk Savaş sonrası döneme geldiğimizde; dış yardım yapmak, Türk dış politikasının önemli bir unsuru olarak karşımıza çıkmıştır. Türkiye'nin özellikle içinde bulunduğu bölgede çokça siyasi kriz ve çatışmaların yaşanması, kayıtsız kalmanın mümkün olmadığı bir durum ortaya koymuştur. Yapılan dış yardımların, yardım vasfını taşımanın ötesinde hem donör ülke imajına katkı sunduğu hem de bir sosyal inşa süreci olduğu gözlemlenmiştir. Bu tezde; dış yardımların, Uluslararası İlişkiler'de bir dış politika aracı olarak kullanılmaya başlandığı fikrinden yola çıkılarak, dış yardım ve ulus markalama ilişkisi ele alınmıştır. Türkiye'de ve dünyada dış yardımlar, çeşitli kurum ve kuruluşlardan örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır. Türkiye'nin dış yardımlarında hem sivil toplum kuruluşlarının hem de kamu kurum ve kuruluşlarının önemli görevler üstlendiği görülmüştür. Bu kurum ve kuruluşların faaliyetleri sonucunda, Küresel İnsani Yardım 2018 Raporu'na göre Türkiye "en cömert ülke" konumuna yükselmiş ve bu vesilesiyle uluslararası alandaki olumlu imajını da güçlendirmiştir. Bu minvalde; Türkiye'nin dış yardımları bağlamında önemli bir paya sahip olan diyanet yardımları incelenerek, Türkiye'nin ulus marka değerine etkisi ele alınmış, bu durum Diyanet İşleri Başkanı Sn. Prof. Dr. Ali Erbaş ile yapılan mülakat ile de yetkili merci görüşlerinden faydalanarak ortaya koyulmaya çalışılmıştır.

Diyanet İşleri BaşkanlığıDış yardımlarTürk dış politikası+4
Burak İnce
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası azınlık hakları bağlamında Ahıska Türklerinin durumu (Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan örneği)

Stratejik önemi olan Ahıska ve çevresinin Rus Çarlığı tarafından işgali sonrası Ermeni nüfusun bölgeye yerleştirilmesi, Ahıska Türkleri için o dönem başlayıp günümüze kadar devam eden çeşitli sorunlara neden olmuştur. Bölgeyi iyice egemenliğine alan Ruslar, bu kez Sovyetler döneminde 14 Kasım 1944'te, Ahıska Türklerini yaşadıkları yurtlarından, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'a sürgüne göndererek onları azınlık durumuna düşürmüştür. 1956'da başlattıkları haklarını geri kazanma mücadeleleri arzu ettikleri şekilde sonlanmasa da bugün yaklaşık 10 farklı ülke de hayatlarını devam ettiren Ahıskalıların durumu uluslararası bir boyut kazanmıştır. Bilindiği gibi son yıllarda azınlık, göç ve sürgün kavramları uluslararası siyasetin ve uluslararası hukukun gündeminde çokça yer almaktadır. Günümüzde azınlık durumunda yaşayan Ahıska Türkleri hem Sovyetler Dönemi öncesi hem de sonrası sayısız ayrımcılıkları yaşamış ve en temel insani haklardan faydalanamamışlardır. Bu çalışmada sürgüne uğrayan Ahıska Türklerinin günümüzde yaşadıkları Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan örnekleri üzerinden bu ülkelerdeki uluslararası azınlık haklar çerçevesinde güncel konumları değerlendirilmiştir. Ahıska Türkleri bugün azınlık olarak yaşadıkları Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan'da sosyal hayatlarıyla ilgili eğitim, demografik yapı/nüfus, din/inanç durumu, ekonomi, sosyal yaşam ve siyaset gibi konular ışığında değerlendirildiğinde bu ülke vatandaşlarının sahip olduğu hakların büyük çoğunluğuna sahip oldukları anlaşılmıştır. Ahıska Türklerinin 76 yıl önce yaşamış oldukları sürgünün bugün uluslararası bir niteliğe bürünmesi ve azınlık olarak bazı hakları elde etmiş olmalarına rağmen yaşadıkları bu ülkelerdeki ekonomik, sosyal, kültürel ve eğitimle ilgili sıkıntıları devam etmektedir.

Ahıska TürkleriAzerbaycanAzınlık hakları+5
Gevher Nesibe Kariptaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dış politikası zemininde kültürel diplomasi: Kuram, araç ve uygulama

Ülkelerin dış politikada ortaya çıkan sorunları müzakereler yolu ile barışçıl bir şekilde çözmelerinde Diplomasi bir araç olarak kullanılmaktadır. Günümüzde, Diplomasi çeşitlerinden biri olan Kültürel Diplomasi küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin beraberinde gittikçe önem kazanmıştır. Kültürel Diplomasinin bir Diplomasi anlayışı olarak son dönemlerde geliştiği düşünülse de, ilk örneklerinin Antik Yunan dönemlerine dayandığı ve sonrasında da toplumlar tarafından uygulandığı bilinmektedir. İçerik bakımdan zengin anlamları bulunan kültür kavramı, Kültürel Diplomasi kavramının tanımlanmasında birden fazla görüşün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kültürel Diplomasi aracılığı ile devletler; kültürlerini, geleneklerini ya da dillerini uluslararası politikada kullanarak sorunlarını çözebilmekte ve yumuşak güç uygulayabilmektedir. Devletlerin barış içerisinde yaşamalarında ve sorunların barışçıl bir ortamda çözümünde Kültürel Diplomasi devletler için yumuşak güç uygulanarak çözüm sağlayan ciddi bir fırsattır. Türkiye de geliştirdiği birçok kurum ve kuruluşlar ile Kültürel Diplomasi faaliyetlerinde bulunmuş, kendi kültürünü ve değerlerini uluslararası ortamda tanıtmak ve yaymak için çeşitli adımlar atmıştır. Çalışmada Kültürel Diplomasinin tarihsel gelişimi, kuramsal boyutu ve uygulama alanları incelenmiş olup, ülkemizdeki ve farklı ülkelerdeki faaliyetlere yer verilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dış Politika, Kültürel Diplomasi, Yumuşak Güç

DiplomasiKamu diplomasisiKültürel diplomasi+3
Zeynep Orhun Öz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel diplomasi aracı olarak uluslararası eğitim: Türkiye-Kazakistan ilişkileri örneği

Tez, bu günlerde önemli bir kavram olarak bilinmekte olan yumuşak gücü ve bu bağlamda ilişkin Türkiye Cumhuriyeti'nin Kazakistan'a uygulanmakta olduğu uluslararası eğitim çalışmaları tarihi gelişmeler, iki taraflı bağlantılar, kültürel ve dış politika değerleri açısından meydana gelen incelemeleri içermektedir. Tezin içeriğinde yumuşak güç ve kültürel diplomasi kavramı kapsamlı bir şekilde tanımlanmakla birlikte, Türkiye'nin özellikle son yıllarda Kazakistan'a yönelik artmakta olan eğitim projeleri, kültürel diplomasi bağlamında değerlendirilmiştir. Aynı zamanda Türkiye'deki kamu kurum ve kuruluşlarının uluslararası eğitim faaliyetleri biçiminde bir dış politika ürününü incelemektedir. Türkiye'de uluslararası eğitim ve kültür faaliyetleri yürüten kamu kurumları; Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, Türk Akademisi, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi, Yunus Emre Enstitüsü, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, TÜRKSOY kapsamlı bir şekilde incelenmiş ve faaliyetleri açıklanmış ve kültürel diplomasisi kavramı uluslararası eğitim faaliyetlerinin birbiriyle ilişkili olduğu ileri sürülmüştür. Ayrıca, eğitim ve kültür alanında devam eden işbirliği, iki ülke arasındaki ilişkilerin bir diğer önemli yönü, Orta Türkistan'da kurulan Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi son derece önemli bir işleve sahiptir. Anahtar Kelimeler: Yumuşak Güç, Kültürel Diplomasi, Türkiye, Kazakistan, Eğitim İlişkileri

Eğitim diplomasisiKazakistanKültürel diplomasi+5
Farıda Eleuken
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin kamu diplomasisi ve yumuşak güç uygulamalarında medya aktörü: TRT Avaz örneği

Kamu Diplomasisi, devletlerin Uluslararası İlişkiler alanında düşünce, fikir, hedef ve politikalarını, insan birikimiyle bir başka coğrafyada anlatma gayreti olarak tanımlanmaktadır. Devletler uluslararası arenada; hedeflerini, politikalarını, vermek istedikleri mesajlarını yabancı toplumlara ulaştırarak olumlu imaj sağlamaya çalışmaktadır. Bu amaçların hedef kitle üzerinde başarıyla gerçekleştirilebilmesi için Kamu Diplomasisine ihtiyaç duyulmaktadır. Kamu Diplomasisinde özellikle iletişim ve medya araçlarının aktif olarak kullanılmasıyla, mesajlar hedef kitleye hızlı ve kalıcı bir şekilde ulaştırılarak, dış politika ve uluslararası ilişkilerde başarı amaçlanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de Kamu Diplomasisini uygulayan aktörler, resmi ve sivil toplum kuruluşları, bu alanda yapılan çeşitli çalışmalar, medya araçlarının kullanımı ve hedef kitleye ulaşma faaliyetleri incelenmiştir. Türkiye'nin; Orta Asya, Kafkaslar ve Balkan coğrafyası ile tarih, din, dil, ekonomi, kültür başta olmak üzere birçok ortak değeri bulunmaktadır. Bu çalışmada, Kamu Diplomasisi ve medya ilişkisinin yanı sıra; 2009 yılında kurularak, TRT bünyesinde yayın hayatına başlayan TRT AVAZ kanalı incelenmiştir. Kanalın yayın anlayışı, hedefleri, Türkiye'nin olumlu imaj ve tanıtımına katkısı, uluslararası bazı kanallar ile benzerlikleri ele alınmıştır. TRT AVAZ'ın televizyon frekansı dışında hedef kitlesine nasıl ulaştığı, resmi internet sitesi ve sosyal medya hesapları, yayınladığı programlar ile örnek yayın akışı değerlendirilmiştir. TRT AVAZ; Türk kültürün, sanatının, aile ve toplum değerlerinin pekiştirilmesi, ileriye taşınması ve devam ettirilmesi ile ilgili önemli yayınlar yapmaktadır. TRT AVAZ, Türkiye ile Türkçe konuşan devletler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik özel programlar hazırlamaktadır. Kamu Diplomasisi açısından TRT AVAZ'ın etkisi incelenirken, araştırmada birincil ve ikincil kaynaklardan istifade edilmiş, gözlem yöntemlerinden faydalanılmıştır. Türkiye'nin uyguladığı Kamu Diplomasisi faaliyetleri, medya özelinde TRT AVAZ'ın uluslararası yayıncılık, imaj, tanıtım ile bilgilendirme konularındaki faydası ve katkıları açıklanmaya çalışılmıştır.

DiplomasiKamu diplomasisiMedya+6
Serkan Güner
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kültürel diplomasi aracı olarak Erasmus programı: Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi örneği

İçerisinde yaşadığımız 21. yüzyılda, çağın getirdiği teknolojik yenilikler, anlık iletişimin büyük kitlelerce erişilebilir olması, sivil toplumun sahip olduğu gücün artması, insanların demokrasi, insan hakları, özgürlüklere dair bilincinin artması gibi sosyal değişimler uluslararası ilişkileri de büyük ölçüde değişmeye, modern çağa ayak uydurmaya mecbur bırakmıştır. Uluslararası ilişkilerde ve diplomaside, geçmişte daha sıklıkla başvurulan sert gücün, sıcak çatışmaların, mali ve sosyal yaptırımların, baskı, zorlama yöntemlerinin terk edilmekte olduğu görülmektedir. Benzer şekilde ulus- devlet ve ulus-ulus ilişkilerinde otoriter, sert yaklaşımlar gittikçe sonuç vermez hale gelmiştir. Günümüzde uluslararası ilişkiler geçmişe kıyasla daha toplum ve insan merkezli, yumuşak güç, kamu diplomasisi, kültürel diplomasi odaklı yaklaşımlarla yürütülmektedir. Küresel çapta belirli bir ekonomik ve siyasi güce sahip olan Avrupa Birliği de özellikle 2000'li yıllardan sonra kültürel diplomasi ve kamu diplomasisi faaliyetlerine hız vermiştir. Avrupa Birliği'nin eğitim, gençlik, kültür, sanat alanlarında büyük çaplı ve çok uluslu programı Erasmus, kültürel diplomasi uygulamasının başarılı bir örneğidir. Bu çalışmada Avrupa Birliği'nin Erasmus programı yoluyla yürüttüğü kamu diplomasisi faaliyetleri, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nden programa katılan öğrenci ve akademik personelle görüşülerek incelenmiştir. Program katılımcısı öğrenci ve akademik personele, Erasmus programlarına ilişkin açık uçlu sorular yöneltilmiştir. Yöneltilen sorular ile, Avrupa Birliği'nin program katılımcıları üzerinde olumlu imaj oluşturma amacının ne ölçüde gerçekleştiği anlaşılmaya çalışılmıştır. Örneklem olarak Erasmus programından yararlanmış 10 öğrenci ve 10 akademik personel seçilmiştir.

Ahi EvranDiplomasiErasmus+3
Burak Altuntaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital diplomasi ve siber güvenlik

Son zamanlarda uluslararası arenada modern kavramlar yaygın olarak ortaya çıkmış olup bu kavramlar haklarında çok konuşulmaya başlanmasının başlıca nedeni yaygın olarak kullanılan Facebook, WhatsApp, Twitter, Instagram gibi modern dijital teknoloji uygulamalarının yaygın olarak kullanılmasıdır. Bu dijital araçların olumsuz etkilerine rağmen, izleyici ile iletişimi kolaylaştırdıkları ve ayrıca dünyayı küçük bir köy haline getirdikleri için olumlu etkileri göz ardı edilemez. Uluslararası diplomasi, özellikle dijital diplomasi alanında yaygın bir şekilde yayılıyor olsa da her durumda geleneksel diplomasinin yerini tutmamaktadır. Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır: İki kısımdan oluşan birinci bölümde siber güvenlik ve dijital diplomasi kavramlarını ele alınmış, birinci kısımda siber güvenliğin yazılım, bilgisayar donanımı veya ağlara saldırma risklerini azaltacak bir dizi araç da dahil olmak üzere birçok tanımı yapılmış olsa da, yine de kapsamlı bir siber güvenlik tanımı yoktur, ancak bu tanımların çoğu bilgisayar programlarının, sistemlerinin ve ağlarının maruz kaldığı tehlikelere ve bu tehlikelerden korunmalarını sağlayacak araç ve yöntemlerin bulunmasına odaklanmaktadır. Dijital diplomasi, bir kamu diplomasisi biçimi olarak tanımlanmakta ve dijital teknolojinin, medya platformlarının, sosyal medyanın ve halkla ucuz bir şekilde iletişimin kullanılmasını içermektedir. Dijital diplomasinin ulaşmaya çalıştığı pek çok amacı vardır ve bunların en önemlisi izleyicilerle sanal olarak iletişim kurmak ve internet üzerinden devletin resmi araçlarını kullanarak kamuoyuyla iletişim kurmak ve etkilemek için yeni iletişim araçları sağlamaktır. Dijital diplomasinin araçları arasında sosyal medya, sanal elçilikler, web siteleri ve diplomatların çevrimiçi eğitimi bulunmaktadır. İkinci bölüm, dijital diplomasinin yararlarını ve risklerini içermektedir. Bu faydaların en önemlileri arasında; diplomatlar ve hedef kitleler arasındaki uzun mesafeler, düşük maliyeti ve yüksek getirisinin yanı sıra modern teknolojinin yaygınlaşmasıyla daha az önemli hale gelmesi yer almaktadır. Diplomaside gizlilik unsurunun ortadan kaldırılması da dahil olmak üzere dijital diplomasinin risklerine gelince, web siteleri de kasıtlı olarak bilgiye saldıran ve diplomatik çalışmaları engelleyen bilgisayar korsanlarına maruz kalabilir. Üçüncü bölümde, İngiltere, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Türkiye dahil olmak üzere bazı ülkelerde dijital diplomasinin uygulamaları tartışılmıştır. İngiltere, kamu diplomasisini etkinleştirmek için dünyanın birçok dilinde, mümkün olduğunca çok sayıda web sitesi ve sosyal ağ kullandığından, dijital diplomasiyi en fazla uygulayan ülkelerden biridir. 2016 yılı Dijital Diplomasi Raporuna göre İngiltere, dijital diplomasi bağlamında küresel olarak ilk sırada yer almış ve Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere dijital diplomasi alanında daha fazla ilgi gösteren ülkelerin önüne geçmiştir. Fransa, dijital diplomasi alanında en geniş alanları kaplayan ülkeler arasında yer almakta olup, bu durum ilk sırada yer alan İngiltere'den sonra ikinci sırada yer almasıyla kanıtlanmaktadır. Fransız Dışişleri Bakanlığı 1995 yılından bu yana internet üzerinde web sitesi kuran ilk Fransız kurumu olmakla beraber bu sitenin takipçi ve ziyaretçi sayısı 9,6 milyon ziyaretçiye ulaşmıştır. Dördüncü ve son bölümde Irak siber güvenlik ve dijital diplomasisi ele alınmıştır. Siber güvenlik, çeşitli araçlarla yerel ve küresel güvenlik boyutunun yeniden çizilmesine katkı sağlayan, güvenlik alanı da dahil olmak üzere hayatın çeşitli alanlarında etkisini göstermekte, ülkelerdeki birey ve toplumların siyasi ve güvenlik bilincini ve algısını gerçek dünyada olduğundan daha farklı şekillerde yeniden şekillendirmeye çalışmaktadır. Siber savaş, siber terörizm ve siber suçlar güvenlik konusunda en çok konuşulan konular arasındadır. Siber uzayın güvenlik alanında sahip olduğu etki, devletin iç gerçekliği ile sınırlı kalmayıp, uluslararası ortama da uzanmakta ve uluslararası ilişkilerin ve uluslararası güvenliğin doğası gereği uluslararası güvenliğin biçim ve içeriğinin yeniden çizilmesini etkilemektedir. Araştırmanın bulguları: 1- Siber güvenlik, kullanıcılardan para çalmak amacıyla hassas bilgilere erişmeyi, bunları değiştirmeyi veya yok etmeyi amaçlayan dijital saldırılara karşı sistem, ağ ve programların korunması olarak tanımlanırken, dijital diplomasi ise bir kamu diplomasisi biçimi olup dijital diplomasi ile medya ve sosyal medya platformlarının kullanımını içermektedir. 2- Dijital diplomasinin, modern teknolojinin yaygınlaşmasıyla diplomatlar ve hedef kitle arasındaki uzun mesafelerin öneminin azalması da dahil olmak üzere faydaları olsa da, tehlikelerinden biri de diplomaside gizliliğin ortadan kaldırılması ve bazı durumlarda karar vermenin zorluğudur. 3- Birleşik Krallık, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri gibi birçok ülke dijital diplomasiyi hayata geçirmiş ve uzun mesafeler kat etmiş olsa da hala bu konuda hasret çeken ülkeler vardır. 4- Irak'ta dijital diplomasinin uygulanmasında büyük zorluklar söz konusu olup Irak'ta dijital diplomasinin başarısı için güçlü bir strateji geliştirilmesi gereklidir. Öneriler: 1- Dünyadaki çoğu dışişleri bakanlığında olduğu gibi Irak Dışişleri Bakanlığı'nda dijital diplomasi için özel bir bölüm oluşturulması. 2- Iraklı diplomatların dijital diplomasi eğitimlerine tabi tutulması ve çoğunun Facebook, Twitter ve diğerleri gibi modern teknolojide resmi hesapları olmadığı göz önüne alınarak diplomatik çalışma becerilerininin geliştirilmesi. 3- Diplomatlar ve yurtdışındaki Irak toplumları arasında veya Dışişleri Bakanlığı ile diğer büyükelçilikler arasında iletişim için dijital platformların tasarlanması 4- Diğer ülkelerdeki muhataplarıyla yapılan görüşmelerde Iraklı delegelere hizmet eden ekonomik, endüstriyel ve kalkınma gerçekliği hakkında hassas bilgiler içerdiğinden devlet kurumlarının web sitelerinin güncellenmesi.

DiplomasiGüvenlikGüvenlik politikaları+6
Mustafa Yassin Muhammad
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital diplomasi ve sosyal medya uygulamalarının uluslararası ilişkilere etkisi

Diplomasinin, toplumlar arası ilişkilerde ortaya çıkan sorunları çözmek, devletlerarasında barışçıl antlaşmaları sağlamak, gerginliklerin ve savaşların ortaya çıkmasını engellemek ve/veya bitirilmesini sağlamak gibi temel amaçları bulunmaktadır. Kitle iletişim araçlarının ortaya çıkması ve hızlı bir şekilde teknolojik olarak gelişmesi, toplumlar ve devletlerarasındaki mesafelerin kısalmasını, iletişimin kolaylaşmasını, insanların ve toplumların birbirlerini daha yakından tanımasını sağlamıştır. Kitle iletişim araçları diplomasinin enstrümanları haline gelmiş, toplum ve devletlerarası ilişkilerde kendisini göstermiştir. Dijital Diplomasi, diplomasinin kalitesi ve ivmesini artırmak, hızlı ve anlık sonuçlar elde edebilmek amacıyla resmi kurum ve kuruluşların, siyasi örgütlerin, devletlerin, uluslararası cemiyet ve yapıların internet ve sosyal medya araçlarını etkin bir biçimde kullanmalarıdır. Sosyal medyada erişilen kişi sayısının yüksek olması, verilen mesajın anlık etkisi ve etkileşim seviyesinin yüksek olması nedeniyle yukarıda bahsi geçen yapılar tıpkı bir kişi gibi sosyal medya hesabı açarak dijital diplomasi faaliyetlerini yürütmektedir. Barışçıl insani ilişkiler kurmak amacıyla gerçekleştirilmesi gereken dijital diplomasinin olumlu ve olumsuz sonuçları bulunmaktadır. İyi niyetli çaba ve çalışmalar, faaliyet ve paylaşımlar istenildiğinde daha olumlu sonuçlar doğurabileceği gibi öngörülmeyen olumsuz sonuçlar da ortaya çıkabilir. Olumsuz sonuçların doğmaması ve dijital diplomasi aygıtlarının profesyonel olarak kullanılması için bazı devletler dijital diplomasi ile ilgili çalışmalar yapmakta ve yalnızca bu alanda faaliyet göstermeleri amacıyla insan yetiştirmektedir. Bazı ülkelerin dijital diplomasi alanında yetiştirdiği kişi sayısı farklı ülkelerin dışişleri merkez teşkilat personel sayısından dahi fazla olabilmektedir. Gelişen teknoloji ve dijital imkânlar, gelecekte dijital diplomasinin etkin kullanımını gerekli kılmaktadır. Küreselleşen ve sınırların kalktığı bir dünyada iletişimin önemi de artmaktadır. Devletler ve uluslararası yapılar, artık dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan insanları etkileyebilmekte ve onların gönlünü kazanabilmektedir. Devletlerarası sorunlar olsa bile, sorun bulunan devletlerin halklarını dijital imkânlarla etkileyebilmek, dolayısıyla sempatisi kazanılan halklarının baskısıyla devletlerinin tutumunu da menfi yönde değiştirebilmek mümkündür. Anlık, hızlı, öngörülemez davranış ve tutumların olduğu bu alanda, profesyonel faydaya dönük faaliyetler gerçekleştirilmelidir. Dijital Diplomasi aygıtlarının doğru ve etkin kullanılabilmesi için hedeflenen kitlenin sosyal medya ve internet kullanıcıları üzerinde sosyal, psikolojik, istatistiki, demografik araştırmalar belirli aralıklarla yapılmalı ve sonuçlara uygun diplomatik davranışlar geliştirilmelidir. Bu çalışmanın amacı dünya siyasetinde dijital diplomasinin gelişimini ve etkili kullanımının oluşturduğu etkileri incelemektir.

DiplomasiSanal diplomasiSosyal medya+3
Alparslan Tolga Akpınar
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ilişkilerde din ve ümmet ilkesi: Uluslararası hukuk kavramının İslam hukuku açısından değerlendirilmesi

Bu çalışma kapsamında, İslam dinindeki ümmet anlayışı en geniş anlamda bir değerlendirme yöntemi ile farklılıkların birlikte yaşamaları açısından incelenmiş ve bu çerçevede ümmet kavramının İslam Hukuku bağlamında bir birliktelik anlayışı oluşumuna etkisi araştırılmıştır. Günümüzde, toplumların ulusal ve uluslararası boyutta birbirleriyle iletişim ve etkileşimleri de Uluslararası İlişkiler disiplininin bir çalışma alanını oluşturmaktadır. Din olgusunun Uluslararası İlişkiler disipliniyle ilişkisi süreç içerisinde bir dönüşüm geçirmiş ve bu olgunun disiplin tarafından tamamen reddedilme durumu terk edilerek, disiplin tarafından dikkate alınması gereken bir unsur haline gelmiştir. Bu bağlamda din olgusu, Uluslararası İlişkilerde teorik boyutta bir dikkate alınmama durumuyla karşılaşmış olsa da, pratik boyutta dış siyasetin oluşumunda ve yürütülmesinde her zaman ve zeminde önemsenmiştir. İslam Hukukunda Uluslararası İlişkiler alanı, ilk dönemden itibaren hukuki bir temel üzerinden oluşturulmuştur. Bu bağlamda mütekabiliyet esasına başvurulmadan, İslami yönetimlerin tek taraflı dikkate almaları gereken düzenlemeler yapılmıştır. İslam Hukukunun bir alt unsurunu oluşturan ve İslam Hukuku kaynaklarına ve yöntemlerine tam bir bağımlılık ilişkisinde bulunan İslam Uluslararası Hukuku, değişim ve gelişim olgularına açık bir alanı oluşturmakta ve böylelikle ihtiyaç halinde içtihat çerçevesinde yeni düzenlemelere de imkan sunmaktadır. İslam Hukukunda, farklı kimliklerin varlığı onaylanmış ve tanışma odaklı bir anlayışla, farklılıklar zenginlik olarak değerlendirilmiş ve birlikte gerçekleşecek yaşamın oluşumu öngörülmüştür. Bu bağlamda, farklılıkların barışçıl bir şekilde birlikte yaşamaları için insanlar arasında eşitlik kabul edilmiştir. Ümmet kavramı, sınırlandırılması mümkün olmayan bir kapsam alanına sahip olup, bu kavram dahilinde yer almak isteyen herkese açık bir nitelik taşımaktadır. Bu bağlamda, ümmet kavramının "Ümmet-i İcabet" ve "Ümmet-i Davet" çerçevesinde tüm insanlığı kapsam alanına dahil etmesi, birleştirici etkisinin tezahürü niteliğindedir. Bu anlayışın en güzel örneğini ise, Medine şehrinde Hz. Muhammed (S.A.V.) tarafından akdedilen Medine Sözleşmesi oluşturmaktadır. Bu çalışma kapsamında, İslam Uluslararası Hukukunun bir özelliği olarak değerlendirilen "Ümmet İlkesi" kavramı toplumsal işbirliği bağlamında incelenmiştir. Bu bağlamda "Ümmet İlkesi" ile kastedilen; alınan tüm kararların ve gerçekleştirilen tüm eylemlerin (bireysel ve kurumsal; özel, sosyal ve ticari; idari ve siyasi; ulusal ve özellikle uluslararası), ilkesel olarak dikkate alınması gereken ümmetin toplamının (Ümmet-i İcabet ve Ümmet-i Davet) faydasına hareket etme prensibine uygun olması durumudur. Böylelikle, itikadi boyutta olmayan bir kavramsallaştırmayla; devletlerarası, milletlerarası ve toplumlararası bireysel ve kurumsal ilişkilerde ötekileştirmeme duygu, düşünce ve davranışı ile hareket edilmesi prensibinin ve toplumsal işbirliği açısından, ulusal ve uluslararası boyutta ortak ilkeler doğrultusunda barış içerisinde bir arada gerçekleşen bir yaşamın oluşturulması amaçlanmıştır. İslam Uluslararası Hukuku, tüm insanlığa hitap eden ve tüm insanlığın iyiliğini önceleyen düzenlemeler barındırmakta olup, bu kapsamda alınan tüm kararlarda ve gerçekleştirilen tüm eylemlerde, Ümmet-i İcabet ve Ümmet-i Davet anlayışı çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak, ulusal ve uluslararası boyutta bir dayanışma düşüncesi ile ümmetin toplamının faydasına hareket etme prensibi ilkesel olarak benimsenmiştir. Sonuç olarak belirtmek gerekir ki; ümmet mefhumunu, "Ümmet-i İcabet" ve "Ümmet-i Davet" anlayışıyla tanımlamak, benimsemek ve takip etmek; günümüz dünyasının ortak sorunlarına "Ümmet İlkesi" çerçevesinde ortak çözümler bulabilme yolunda önemli bir yol gösterici niteliğinde olacaktır. Anahtar Kelimeler: Din, İslam Hukuku, Medine Sözleşmesi, Uluslararası İlişkiler, Ümmet

Abdulaziz Akbulut
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ile almanya arasındaki iş güçü antlaşmasının 60. yılında Türkiye kökenlilerin Almanya'ya toplumsal, iktisadi ve siyasi etkileri

Göç, insanlık tarihinin önemli bir parçasıdır ve toplumlar üzerinde etkileri olan karmaşık bir süreçtir. Bireylerin bir ülkeden başka bir ülkeye yerleşmesi ve yeni bir yaşam kurması, göçmenlerin ve ev sahibi toplumun sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi alanlarda değişikliklere yol açan bir dönüşüm sürecini içerir. Son yıllarda, dünya genelinde siyasi, ekonomik ve sosyal faktörler göç olaylarını artırmıştır. Almanya, bu süreçlerden etkilenen ülkelerden biri olarak uluslararası ve ulusal düzeyde dikkat çeken bir mülteci politikasıyla dikkat çekmiştir. Özellikle Suriye'deki iç savaşın etkisiyle, Almanya'ya olan göç dalgası büyük bir boyut kazanmış ve ülkede toplumsal, siyasi ve ekonomik tartışmalara yol açmıştır. Almanya'nın göç süreci ve mülteci politikaları, hem iç politika hem de toplumsal dinamikler açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu süreçte, Türk göçmenler de Almanya'daki göç hikâyesinde önemli bir rol oynamaktadır. Türk göçmenler, 1960'lı yıllardan itibaren Almanya'ya iş gücü ihtiyacı nedeniyle gelen ve uzun yıllar boyunca ülkede yaşamlarını sürdüren bir topluluktur. Bu durum, Türk göçmenlerin Alman toplumunda sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan önemli etkiler oluşturduğunu ve entegrasyon süreçlerinin incelenmesi iv gereken bir konu olduğunu ortaya koymaktadır. Türk göçmenlerin Almanya'daki entegrasyon sürecini ve bu süreçteki etkilerini anlamak için birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar, Türk göçmenlerin Alman toplumuna entegrasyon çabalarını, dil öğrenimi, eğitim, iş piyasasına entegrasyon gibi konuları ele almaktadır. Ayrıca, Türk göçmenlerin Alman toplumuyla olan ilişkilerini, çift kimlik oluşumunu ve kültürel etkileşimlerini araştırmaktadır. Türk göçmenlerin Almanya'daki varlığı, toplumsal çeşitlilik ve kültürel anlamda zenginlik oluşturmanın yanı sıra, ekonomik büyümeye de katkıda bulunmaktadır. Türk iş gücü, Alman ekonomisinde önemli bir rol oynamakta ve iş gücü piyasasında istihdam edilmektedir. Almanya'da gösterdikleri entegrasyon çabaları ve etkileri ile yumuşak gücün önemli bir örneğini temsil eden Türk göçmenlerin, kültürel ve sosyal alanda Almanya'ya yaptığı katkılar da göz ardı edilemez. Bu aynı zamanda Türkiye'nin Almanya'daki yumuşak gücünü temsil etmektedir. Yumuşak güç, bir ülkenin diğer ülkeler üzerinde etki oluşturmasında, değerler, kültürler, eğitim ve diğer çekicilik faktörlerini kullanma yeteneğini ifade eder. Türk göçmenlerin Alman toplumunda dil öğrenimi, eğitim ve iş piyasasına entegrasyon gibi alanlarda gösterdikleri başarılar, Almanya'ya yönelik bir çekim gücü oluşturur. Bu durum, Türk göçmenlerin kültürel zenginlikleriyle birlikte Almanya'nın toplumsal çeşitliliğini artırırken, aynı zamanda ülkenin küresel arenadaki etkisini güçlendirmektedir. Türk göçmenlerin kültürel etkileşim ve çift kimlik oluşumu, yumuşak gücün bir diğer önemli yönünü temsil eder. Türk göçmenler, Almanya'da geleneksel Türk kültürünü korurken, aynı zamanda Alman toplumuna entegre olma çabası gösterirler. Bu kültürel çeşitlilik, Almanya'nın uluslararası alanda saygınlığını artırırken, kültürel anlayışı ve hoşgörüyü teşvik etmektedir. Türk göçmenlerin kültürel etkinliklere katkıları, sanat, müzik, edebiyat ve diğer alanlarda gerçekleştirdikleri faaliyetler, Almanya'nın kültürel bir cazibe merkezi hâline gelmesini sağlarken bunun yanı sıra ekonomik katkıları da Almanya'nın yumuşak gücünü desteklemektedir. Türk iş gücü, Alman ekonomisinde istihdam edilerek ülkenin ekonomik büyümesine katkıda bulunur. Türk işletmeciler ve girişimciler, Almanya'da yeni iş fırsatları üretirken, ticari ilişkileri güçlendirir ve uluslararası ticarete katkı sağlarlar. Bu ekonomik etkileşim, Almanya'nın ekonomik gücünün ve uluslararası ilişkilerdeki rolünü artırmaktadır. Sonuç olarak, Türk göçmenlerin Almanya'da gösterdikleri entegrasyon çabaları ve etkileri, Almanya'nın yumuşak gücünün önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Almanya v üzerindeki etkilerini daha kapsamlı bir şekilde incelemeyi amaçlamayan bu çalışma, Alman toplumuna entegrasyon süreçlerindeki başarıları, karşılaştıkları zorluklar, ekonomik katkıları, kültürel etkileşimleri ve toplumsal uyum konularını ele alacaktır. Tüm bunların yanında bu çalışmada bu etkilerin uyandırdığı yumuşak güç unsurları açıklanmaya çalışılacak ve ayrıca Türk göçmenlerin Almanya'nın göç politikaları ve toplumsal dinamikleri üzerindeki etkileri değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Göç, Türk göçmenler, Almanya, Yumuşak Güç

Uluslararası göç
Osman Yusuf
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Azınlık hakları bağlamında Avusturya'da inanç özgürlüğü ve İslam politikaları örneği

Avusturya, her ne kadar Osmanlı ordusu ile Viyana kapılarında savaşırken Müslümanlarla karşılaşsa da ülkenin Müslümanlarla birlikte yaşama tecrübesi 1878 yılındaki Berlin Konferansı'ndan aldığı cesaretle Bosna-Hersek'i işgal etmesi ile başlamıştır. Bosna-Hersek'in işgali sonrasında Avusturya en az 600 binlik bir Müslüman nüfusa sahip olmuştur. Bu kadar büyük orandaki bir nüfusun mensup olduğu İslam dini ise Avusturya'da resmen ancak 1912 yılında çıkarılan özel bir kanunla tanınmıştır. Bu kanuna 1912 İslam Kanunu (Islamgesetz 1912) denilmiştir. 1912 İslam Kanunu ile Müslümanlar, beldeleri önce işgal sonra ilhak edildikten sonra hukuken de Avusturya'ya entegre edilmişlerdir. Bu politikaların yerleşmesini ve Müslümanların güvenin kazanmak amacıyla, Avusturya-Macaristan Kayzeri Franz Joseph, Viyana'da inşa edilmesi için bir cami projesine 250 bin altın Kron dahi bağışlamıştır. Buna karşılık 2015 yılında ve 2015 yılı sonrasında 2021 yılında Avusturya'da Müslümanlar ve İslam yalnıza güvenlik sorunu olarak ele alınmaya başlanmıştır. Müslümanlar, İslam haricindeki dinlere mensup olanlardan ayrı muamele görür olmuştur. 2015 İslam Kanunu sonrasında ise ile Müslümanların hem dinî hem de kurumsal özerkliklerine karışılmış olmuştur. Bu kanun daha sonra 2021yılında değiştirilmiştir. 2021 yılında değiştirilen kanuna dayanarak, dinî bir cemaatin nasıl çalışacağının düzenlenmesinin ötesinde, İslam Kanunu "terörizmle mücadele" yasası kapsamında ele alınarak değişiklik yapılmıştır. Müslümanlar, kişisel olarak değil tüm bir kitle olarak "sanık" sandalyesine oturtulmuştur. Bunun yanı sıra, Avusturya yönetimi, "siyasal İslam" kavramını öne çıkarmış, Müslümanların kurum ve öncü şahıslarını bu tanımlama ile kamusal alanın dışına itme gayretine girmiştir. Dolayısıyla Avusturya "siyasal İslam" tanımlamasını bir nevi araçsallaştırmıştır. Böylece de Müslümanların bazı yasal haklarını kullanmalarının önüne geçilmiştir. Bu araştırmamızda özellikle 2015 ve 2021 İslam Kanunu çerçevesinde Avusturya'nın son 10 yıldaki İslam politikalarının ana noktalarının değerlendirmesini yapacağız. Tezimizin hazırlanmasında samimi önerilerini esirgemeyen danışman hocam Doç. Dr. Erman Akıllı'ya hürmetlerimi ve teşekkürlerimi sunmayı bir borç sayıyorum. Ayrıca, bu süreçte bana katlana eşim ve aileme de minnettarım.

İlhan Bilgü
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Other supervisors