Theses supervised by Doç. Dr. İsa Kaya
10 theses · Fatih Sultan Mehmet Foundation University
Aile destekli duygu düzenleme programının 4-6 yaş (48-72aylık) çocukların problem davranışlarına ve ebeveynlerinin özyeterliğine etkisi
Bu araştırmada 4-6 yaş çocuklara uygulanan aile destekli duygu düzenleme programının çocukların problem davranışlarına ve ebeveyn öz yeterliğine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada yarı deneysel deneme modellerinden eşitlenmemiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2023-2024 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Üsküdar ilçesinde bulunan ilkokullara bağlı anasınıflarında eğitim alan 4-6 yaş 76 öğrenci ve ebeveyninden oluşmaktadır. Duygu düzenleme programı uzman görüşleri ve pilot uygulamaların ardından haftada 2 gün olacak şekilde 8 hafta, 16 günlük plan akışını kapsayacak şekilde oluşturulmuştur. Bir deney grubuna aile destekli duygu düzenleme programı (n=24), diğer deney grubuna aile desteksiz program uygulanırken (n=25) kontrol grubuna (n=23) program uygulanmamıştır. Araştırmada hem ön test hem de son test aşamasında velilerden kişisel bilgi formu ve Yenilenmiş Berkeley Ebeveyn Öz Yeterlik Ölçeği (BPSE-R), öğretmenlerden ise Anaokulu ve Anasınıfı Davranış Ölçeği (PKBS-2) aracılığıyla veri toplanmıştır. Toplanan veriler normallik testleri, betimsel analizler ve parametrik ve parametrik olmayan çıkarımsal hipotez testleriyle incelenmiştir. Ön test aşamasında deney ve kontrol grupları arasında PKBS-2 Genel puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmezken son test aşamasında anlamlı farklar görülmüştür. Buna göre hem duygu düzenleme grubu hem de aile destekli duygu düzenleme grubu son test puanları kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksektir. Deney ve kontrol gruplarının ön test ve son test puan farklarına bakıldığında ise aile destekli grup ile kontrol grubunun son test puanları ön test puanlarından anlamlı derecede daha düşüktür. BPSE-R puanları incelendiğinde ise gruplar arasında hem ön test hem de son test aşamasında bir fark görülmediği gibi ön test ve son test puanları arasında da bir fark bulunmamıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre aile destekli duygu düzenleme programı problem davranış düzeylerinin azalmasında etkili olurken benzer bir etki kontrol grubunda da görülmüştür. Uygulanan programın ebeveyn öz yeterlik düzeylerinde bir etkiye yol açmadığı bulunmuştur.
Sürdürülebilir çevre eğitimi programı'nın okul öncesi çocukların tutumlarına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Sürdürülebilir Çevre Eğitim (SÇE) programının, çocukların çevresel tutumları üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışma, çocukların çevreye duyarlı bireyler olarak yetişmesine katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Araştırmada gömülü müdahale deseni tercih edilmiş; bu desende nitel ve nicel yöntemler birlikte, sıralı ve iç içe uygulanarak konunun derinlemesine incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, amaçlı örnekleme ile seçilen ve İstanbul Beylikdüzü'nde resmi bir okul öncesi kurumda eğitim gören, 60-72 aylık 38 çocuktan oluşmaktadır. Nitel veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen "yarı yapılandırılmış görüşme formu" ile toplanmış ve betimsel tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Nicel veriler ise "Çocukların Çevreye Yönelik Tutum Ölçeği-Okul Öncesi Versiyonu (CATES-PV)" kullanılarak toplanmış, SPSS paket programı ile betimsel istatistik ve bağımsız gruplar t testi analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, sürdürülebilir çevre eğitimi programı uygulanan deney grubu lehine anlamlı farklılık göstermiştir. Kontrol grubu ve deney grubunun son test sonuçları karşılaştırıldığında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Nitel analiz sonuçları, eğitime katılan çocukların çevresel tutumlarında olumlu bir değişim ve ekosentrik tutumlarının arttığını ortaya koymuştur. Nitel bulgular okul öncesi çocukların iklim değişimi, sera etkisi ve buzulların erimesi gibi soyut kavramaları algılayabildiklerini göstermektedir. Çocuklar, uygulanan Çevre Eğitim Programı sonrasında özellikle geri dönüşüm bilinci konusunda olumlu tutum değişimleri sergilemişlerdir. Bu sonuçlar, sürdürülebilir çevre eğitimi programının çocukların çevreye yönelik olumlu tutumlar geliştirmesini desteklediğini göstermektedir. Bu tür programlar okul öncesi çocuklarda çevre duyarlılığını artırmada etkili olduğundan, yaygınlaştırılmaları önerilmektedir.
Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan okul öncesi öğretmenlerinin eğitsel ve yönetsel süreçlere ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmada, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan okul öncesi öğretmenlerinin eğitsel ve yönetsel süreçlere yönelik süreçlere ilişkin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden "Durum Çalışması" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, "Amaçlı Örnekleme Yöntemlerinden Kolay Ulaşılabilir Örnekleme Yöntemi" kullanılarak seçilen; 2024-2025 eğitim öğretim yılında 24 Şubat 2024 ile 25 Temmuz 2024 tarihleri arasında İstanbul ilinde Avrupa Yakasında yer alan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 12 farklı ilçede yer alan Özel Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde çalışmakta olan 28 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak "Demografik Form" ve uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan "Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde Çalışan Okul Öncesi Öğretmenlerinin Eğitsel ve Yönetsel Süreçlere İlişkin Görüşleri" adlı yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler, nitel veri analizi yöntemlerinden "İçerik Analizi" kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, okul öncesi öğretmenlerinin kendi alanları dışında olan özel eğitim alanında görev yaptıkları özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde özel gereksinimli çocuklara verdikleri eğitim sürecinde çeşitli problemlerle karşılaştıkları görülmüştür. Problemlerin büyük bir kısmının kurumun yeterli materyal sağlamaması, problem davranışlarla baş etmede ve sınıf yönetiminde zorlandıkları, okul öncesi öğretmenlerinin alanda yetkinlik gösterememesinden kaynaklı olarak eğitsel problem yaşadıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin kendi alanları yerine özel eğitim alanını tercih etmelerinde en çok kendini bu alanda geliştirme isteği, maddi nedenler ve okul öncesi eğitimin zor olduğu düşüncesi ile özel eğitim alanını tercih ettikleri görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin büyük çoğunluğunda özel eğitim alanında çalışmanın özellikle özel gereksinimli çocukların kısa sürede gelişim gösterememesi nedeniyle mesleki açıdan yıpranma meydana getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun özel eğitim alanında kendilerini geliştirmek için çeşitli sertifika eğitimlerine katılım gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin çoğunluğunun meslekte uzun yıllardır çalışmasından kaynaklı olarak çocuklar hakkında yeterli bilgiye sahip oldukları, çocukları tanımak için aile görüşmeleri, çocuğun diğer öğretmenlerinden bilgi alma ve görüşme formu gibi yöntem ve teknikleri kullandıkları; çocukları değerlendirme için ise değerlendirme formundan yararlandıkları görülmüştür. Katılımcı öğretmenlerin, büyük bir çoğunluğunun çocuğun RAM raporundaki tanısı ile çocuğun eğitsel ihtiyaçlarının tutarsız olduğunu düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır. Bunun nedeni olarak ise RAM'ın çocukların ihtiyaçlarını doğru tespit edememesi, RAM'da hızlı ve kısa süreli değerlendirme yapılıyor olması, çocuğun o anlık performansının değerlendirilmesi, detaylı değerlendirme yapılmaması ve çocuğun gelişim dönemi özelliklerine uygun olmaması gibi durumlardan kaynaklı olduğunu savundukları görülmektedir. Katılımcı öğretmenlerin, aile ile ilgili iletişim durumları incelendiğinde genellikle haftada iki kez (her seans sonu) iletişim kurdukları bu iletişimde iletişim yolu olarak genellikle yüz yüze görüşme yaptıkları fakat ailelerin %50'sinin çocuklarının eğitim sürecinde işbirliği yapmadığı ve sorumluluklarını yerine getirmedikleri ifadelerine ulaşılmıştır.
Okul müdürlerinin kullandıkları yönetsel güç kaynaklarının okul öncesi öğretmenlerin motivasyonları ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, okul yöneticilerinin kullandıkları yönetsel güç kaynaklarının okul öncesi öğretmenlerin motivasyonu arasındaki ilişki incelenip araştırılmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizi için sosyal bilimler istatistik programı kullanılmıştır. Analizler arasında tanımlayıcı istatistikler, verilerin normal dağılıma uygun olanları için t-Testi ile ikili karşılaştırmalar, çoklu karşılaştırmalar için ANOVA ve ilişki testleri için korelasyon testi yer almıştır. Değişkenlerin etkisini incelemek amacıyla regresyon testleri yapılmıştır. Araştırma; 2022-2023 Eğitim-Öğretim Yılı'nda Diyarbakır ili Çermik, Ergani, Dicle, Sur, Yenişehir, Bağlar ve Kayapınar ilçelerindeki devlete bağlı kurumlarda okul öncesi öğretmeni olarak çalışan 314 öğretmen üzerinde yapılmıştır. Öğretmenlerin çalıştığı kurumlar; bağımsız anaokulu, ana sınıfı, uygulama anaokulu ve özel eğitim anaokullarını kapsamaktadır. Araştırmada ölçekler dijital ortamda hazırlanmış ve öğretmenlere dijital ortamlarda ulaştırılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan bir ölçek kullanılmıştır. Kişisel bilgiler bölümü, 24 maddelik İçsel-Dışsal Motivasyon Ölçeği ve 30 maddelik Güç Türleri Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir: Araştırmaya katılan öğretmenlerin, içsel motivasyon düzeylerinin, dışsal motivasyon düzeyinden daha yüksek olduğu, yöneticilerin ödül gücünü, karşılıklı gücü, uzmanlık gücünü, bilgi gücünü, bağımlılık gücünü ve karizmatik gücü kullanmalarındaki bir artışın, öğretmenlerin içsel ve dışsal motivasyonlarında da bir artışa neden olduğu; aynı okuldaki daha kıdemli öğretmenlerin içsel ve dışsal motivasyonlarının, aynı okulda görev yapan diğer öğretmenlerden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin, okul yöneticilerinin kullandıkları güç türlerinden bağlılık gücü daha benimsedikleri, zorlayıcı güce daha mesafeli olduğu, Ödül gücü, karşılıklı güç, uzmanlık gücü, bilgi gücü, karizmatik güç boyutunda erkek öğretmenlerin puan ortalamasının kadın öğretmenlere göre anlamlı olarak yüksek olduğu, Karşılıklı güç, uzmanlık gücü, bilgi gücü, bağlılık gücü, karizmatik güç ve ödül gücü boyutunda 6 yıl ve üzeri idari görevde bulunanların puan ortalamasının idari görevde bulunmayanlardan anlamlı olarak yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler; Yönetsel güç, motivasyon.
Yoganın okul öncesi eğitimine devam eden 60-69 aylık çocukların öz düzenleme becerilerine etkisi
Araştırmada 60-69 aylık okul öncesi eğitime devam eden çocuklarda yoga eğitim programının çocukların öz düzenleme becerileri üzerindeki etkisine bakılmıştır. Çalışma, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desenli nicel bir araştırmadır. Araştırmanın katılımcıları, 5 yaş sınıflarında eğitim gören 13 erkek ve 23 kız olmak üzere toplam 36 çocuktan oluşmaktadır. Katılımcıların seçimi, uygun örnekleme yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmaya katılan çocukların katılım izinlerini alabilmek için "Bilgilendirilmiş Onam Formu" çocukların ailelerine sunulmuş ve sonrasında çocukların tanınmasını kolaylaştıran "Kişisel Bilgi Formu" ebeveynlere gönderilmiştir. Araştırma sürecinde uygulanan bir diğer veri toplama aracı ise İvrendi ve Erol (2018) tarafından geliştirilen "4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz Düzenleme Becerileri Ölçeği (Öğretmen Formu)"'dir. Ölçeğin iç tutarlılık katsayısı 0,94 ve test-retest güvenirlik katsayısı 0,81 değerlerindedir. Tüm ölçeğe ait Cronbach Alpha değeri ise 0,96'dır. Araştırmadaki veriler, istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş, verilerin sayısal dağılımları incelenmiş ve frekans analizi yapılmıştır. Ön test-son test verilerinin karşılaştırılmasında t-testi kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda deney grubunun ön test ve son test puan ortalamaları arasında öz düzenleme engelleyici kontrol, dikkat ve çalışma belleği alt boyutlarında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara dayanarak, çocukların öz düzenleme becerilerinin gelişiminde yoganın olumlu bir etkisi olduğuna dair sonuçlar elde edilmiştir ve yoganın alternatif bir yöntem olarak eğitim programlarına entegre edilebileceği hususunda öneriler sunulmuştur. Çocukların farklı gelişim alanları üzerinde yoganın etkisini ölçmeyi amaçlayan araştırmaların yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca yoga, bireylerin yaş ve fiziksel özelliklerine göre uyarlanan bir yöntem olduğu için çeşitli yoga eğitim programlarının geliştirilmesi ve yeni çalışmalarda bu programların uygulanması önerilmiştir.
Okul öncesi çocukların değer düzeyleri ile prososyal davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma okul öncesi çocukların prososyal davranışları ile değer düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla çalışma grubunun demografik bilgilerinin yer aldığı "Kişisel Bilgi Formu", Bağcı (2015) tarafından geliştirilen "Çocuk Prososyallik Ölçeği- Anne ve Öğretmen Formu", "Öğretmen Formu" ile Neslitürk ve Çeliköz tarafından (2015) geliştirilen "Okul öncesi Değerler Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında İstanbul ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız anaokulları ile ilkokul bünyesindeki anasınıflarında eğitime devam eden 5-6 yaş 313 okul öncesi çocuk oluşturmuştur. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubu belirlenirken kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi seçilmiştir. Verilerin analizinde Bağımsız Grup t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), gruplar arasındaki farklılığın kaynağını tespit etmek için Post-Hoc testlerinden Tukey, Pearson Korelasyonu ve basit standart regresyon analizinden yararlanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi (p<05) olarak belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre okul öncesi dönem çocuklarının değer düzeyleri cinsiyet, kardeş sayısı anne-baba eğitim düzeyi, anne çalışma durumu ve mesleği, evde hayvan besleme değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yine çocukların prososyal davranışları anne-baba eğitim düzeyi, anne çalışma durumu ve mesleği, evde hayvan besleme durumu gibi değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda ise çocukların değer düzeyleri ile prososyal davranışları arasında pozitif yönlü ve "yüksek düzeyde" anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Çocukların değer düzeylerinin sorumluluk, saygı, iş birliği, dürüstlük, dostluk/arkadaşlık ve paylaşım/eşitlik boyutları, çocukların prososyal davranışlarının anlamlı birer yordayıcısıdır.
5-6 yaşlarındaki çocuklarda bağlanma ile anksiyete arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, 5-6 yaş grubu çocukların bağlanma ve anksiyete durumlarının, ebeveyn ve çocukların demografik özelliklerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak ve bağlanma ile anksiyete arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ili Sarıyer ilçesindeki iki devlet okulunda okul öncesi eğitime devam eden, ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilen 5-6 yaş arası 43 çocuk oluşturmuştur. Veriler Demografik Bilgi Formu, TOBAH bağlanma ölçeği ve Okul Öncesi Çocuklar İçin Anksiyete Ölçeği Ebeveyn Formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız grup t testi, ANOVA ve Pearson Spearman Korelasyon analizi kullanıldı. Araştırmanın bulgularına göre çocukların bağlanma puan ortalamaları çocukların cinsiyetine, yaşına, kardeş sayısına, annenin yaşına, mesleğine, eğitim düzeyine, babanın yaşına, mesleğine, eğitim düzeyine ve ebeveynlerin yaşam durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Yine çocukların anksiyete düzeyleri cinsiyet ve yaşlarına göre anlamlı farklılık gösterirken kardeş sayısı, anne-babanın yaşı, mesleği, eğitim düzeyi ve birlikte yaşama durumuna göre anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Ayrıca çocukların bağlanma düzeyleri ile anksiyete düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
Kaptan Pengu ve Arkadaşları çizgi filminin okul öncesi dönemdeki yaşam becerileri açısından incelenmesi
Çocuklar üzerinde önemli bir etkisi bulunan medyanın ve çizgi filmlerin fonksiyonları arasında; öğretmek, eğlendirmek, eğlendirirken eğitmek ve doğruyu göstermek gibi özellikleri sayılabilmektedir. Gelişmenin ve öğrenmenin erken çocukluk döneminde çok hızlı olduğu, çevreden kazanılan deneyimlerin kalıcı nitelikte izler bıraktığı bilinmektedir. Ayrıca bu dönemde çocukların günlük yaşam içinde sorumluluklarının üstesinden gelmelerine yardımcı olan ve toplum içinde yaşamanın bir sonucu olarak bireylere kazandırılması gereken yaşam becerileri de önem kazanmaktadır. Bu becerilerin çizgi filmler yoluyla çocuklara aktarımı araştırmaya konu olmaktadır. Bu nedenle çalışmanın amacı; 'Kaptan Pengu ve Arkadaşları' çizgi filminin okul öncesi dönemde yaşam becerileri açısından incelenmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden döküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Sistematik örnekleme yoluyla çalışma grubu oluşturulmuştur. Çalışma grubunda bulunan on bölümdeki veriler araştırmacı tarafından geliştirilen okul öncesi dönem 'Yaşam Becerileri Kazanım Formu' kullanılarak toplanmıştır. Bu çalışmanın verilerinin analiz edilmesinde betimsel analiz ve içerik analizi teknikleri kullanılmıştır. Çalışma kapsamında incelenen 17 yaşam becerisi; 'Kendini Koruma', 'Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı', 'Empati', 'Saygı', 'Affetme', 'Cesaret', 'Çatışma Çözme', 'Mutluluk ve İyimserlik', 'Yardımseverlik', 'Sabır', 'Liderlik', 'Sorumluluk', 'Sosyal Problem Çözme', 'Motivasyon', 'Öfke Kontrolü', 'Öz Düzenleme' ve 'Karar Verme' şeklindedir. Bu becerilerin tümünün çizgi filmin incelenen bölümlerinde 316 defa sözel ve davranışsal ifadeler şeklinde yer aldığı belirlenmiştir. Bu beceriler arasında birinci sırada mutluluk ve iyimserlik becerisi %20 oranıyla, ikinci sırada yardımseverlik becerisi %12 oranıyla ve üçüncü sırada ise motivasyon ve öz düzenleme becerileri %9 oranıyla yer almaktadır. Bu bulgular doğrultusunda okul öncesi dönem çocukları için hazırlanacak yapımların içerikleri oluşturulurken farklı yaşam becerilerinin de temele alınmasının gerektiği ve çocukların en çok izlediği programlar arasında olan çizgi filmler yoluyla bu becerilerin onlara kazandırılabileceği düşünülmektedir.
Erken çocukluk dönemi çocukları olan çalışan annelerin, yaşadıkları problemlerin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, erken çocukluk döneminde çocukları olan, çalışan annelerin yaşadıkları problemleri incelemektir. Nitel araştırma türünde tasarlanan bu araştırmanın çalışma grubunu; İstanbul ilinde, kamu kurumları ve özel kurumlarda çalışan, erken çocukluk döneminde çocukları olan anneler oluşturmaktadır. Araştırmanın uygulama aşamasında akademisyen, idari personel ve farklı mesleklerde olan 10 çalışan anne ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile veriler toplanmıştır. MAXQDA, içerik analizi, vaka çalışmaları gibi birçok çalışma yöntemlerinde ve nitel veri analiz yöntemlerinde kullanılan bir programdır. Bu çalışmada; verilerin bilimsel analizi için MAXQDA programı da kullanılarak elde edilen verilerin doğruluğu desteklenmiştir. Araştırmanın bulgularında çalışan annelerin sorunları; aile ortamı, bilgi kaynakları, çocuğa bakım, yasal mevzuat, teknoloji kullanımı, çalışma şartları, cinsiyet adaleti, motivasyon-duygusal yapı durumları başlıkları altında gruplandırılmıştır. Araştırma bulgularında elde edilen sonuçlara bakıldığında; çalışan anneler, yaşanan bütün sorunların temelinde çocuklarını bilişsel, psikolojik ve sosyal gelişimleri ve eğitimleri adına, daha iyi şartlarda yetiştirmek için gereken özeni sağlamak istemişlerdir. Bu sebepten dolayı, bütün imkânlarını ve olanaklarını oluşturmakla birlikte çocuklarıyla daha fazla ilgilenmek ve zaman ayırmak istemeleri, araştırmada önemli bir sonuç olarak ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Çalışan Anne, Erken Çocukluk Dönemi, Problem
Okul öncesi dönemdeki özel gereksinimli çocukların okula uyum durumlarının incelenmesi
Araştırmanın amacı okul öncesi dönemde eğitim alan özel gereksinimli çocukların okula uyum durumlarını incelemektir. Bu amaçla sınıfında özel gereksinimli çocuk bulunan öğretmenlerden çocukların okula uyumlarını değerlendirmeleri için karma yöntem desenlerinden olan eş zamanlı desen kullanılmıştır. Çalışma, İstanbul ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi bağımsız anaokullarında, özel eğitim anaokullarında ve Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullar/sınıflarda yürütülmüştür. Araştırma sonucunda ölçekten alınan verilerin okula uyum puan ortalamalarına bakıldığında kız çocukların puan ortalamaları erkek çocukların puan ortalamalarından, kaynaştırma sınıflarının puan ortalamaları özel eğitim sınıflarında eğitim gören çocukların puan ortalamalarından ve Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim gören çocukların puan ortalamaları özel eğitim anaokullarına devam eden çocukların puan ortalamalarından anlamlı farklılık göstermiştir. Ayrıca, zihinsel, bedensel ve dil ve konuşma bozukluğu olan çocukların puan ortalamaları Otizm Spektrum Bozukluğu bulunan çocukların okula uyum puan ortalamalarına göre anlamlı olarak farklılık göstermiştir. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerde bireysel faktörler, aileler ve öğretmenlerin özel gereksinimli çocukların okula uyum sağlamasında belirleyici oldukları vurgulanarak karşılaşılan sınıf içi sorunlara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Bu araştırmada, özel gereksinimli çocukların okula uyum sağlamada farklı nedenlerden kaynaklı sorunlar yaşadığı sonucu elde edilmiş, karşılaşılan bu sorunlara yönelik aile, öğretmen ve okulların işbirliği yapmasının önemi ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Özel Gereksinim, Okul Öncesi, Okula Uyum, Özel Eğitim