Theses supervised by Doç. Dr. İlhan Üzülmez

10 theses · Kütahya Dumlupınar University, Gazi University

Master'sOpen AccessTR

Türk ceza mevzuatında yapılan düzenlemelerin adil yargılanma hakkına katkıları

İnsan Hakları günümüzde oldukça popüler bir kavram haline geldi. Gerçekte ise insanın var oluşundan beri onun sadece onurlu bir varlık olmasından kaynaklanan haklardır. Sadece insan olmak bu haklara sahip olmak için yeterlidir.İnsan haklarını korumanın en etkili yolu adil bir yargılama sisteminin bulunmasıdır. Aynı zamanda bir insan hakkı olan adil yargılanma hakkı, diğer tüm haklarında güvencesini oluşturur. Genellikle Adil Yargılanma hakkı adalet kavramı ile birlikte anılır. Bu tezde birinci bölümde genel olarak adalet ve adil yargılanma hakkı kavramları açıklandı. İkinci bölümde, Adil yargılanma hakkı ile ilgili bulunan başlıca uluslar arası belgeler incelendi. Türk hukukuna etkisi ele alındı. Üçüncü bölümde ise İnsan Hakları ve Adil yargılanma hakkı ile ilgili uluslararası düzenlemelerin Türk iç hukukuna etkileri incelendi. Türk Ceza Mevzuatında Adil Yargılanma hakkını sağlamak amacıyla yapılan düzenlemeler araştırıldı. Bu düzenlemelerin Adil Yargılamaya olan katkısı incelendi. Türkiye'nin tarafı olduğu İnsan Hakları ve adil yargılanma hakkı ile ilgili Uluslararası antlaşmalar da birlikte ele alındı. Özellikle iç hukuk uygulaması bakımından önemli olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bu sözleşmeden doğan denetim mekanizması olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ile birlikte mevzuattaki değişimin adil yargılamaya olan katkısı araştırıldı ve incelendi. Bu değişikliklerin adil yargılanma hakkının uygulanması anlamında olumlu katkıda bulunup bulunmadığı araştırıldı.

AdaletAdil yargılanmaAnayasa 1982+7
Mehmet Bayhan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza Muhakemesi Hukukunda arama

Toplumdaki düzenin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi ve suç işlendikten sonra toplum düzeninin yeniden düzenlenebilmesi için gerek duyulan en önemli koruma tedbirlerinden biri ?arama? tedbiridir. Arama geçici bir tedbirdir. Arama tedbiri ile elde edilmek istenen amaçlara ulaşıldığında veya bunlara ulaşılamayacağı anlaşılınca sona ermesi gerekir.Arama koruma tedbiri konut dokunulmazlığı ve özel hayatın gizliliği haklarına müdahale etmektedir. Gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine gerekse Anayasamıza göre, herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Ancak bu hak hiçbir şekilde dokunulmaz, sınırlandırılmaz bir nitelikte değildir. Arama saklanan bir kişinin veya gizlenen bir eşyanın bulunması için özel hayata müdahale etmeyi ifade eder. Devlete verilen arama yetkisi iki türlüdür. Önleme araması; genel emniyet ve asayişin korunması için, adli arama; suçun işlenmesinden sonra suç ve suçlunun ortaya çıkarılması için yapılır.Adli aramaya kural olarak hâkim karar vermekte, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcısı veya kolluk amirlerinin yazılı emriyle arama yapılabilmektedir. Önleme aramasına kural olarak hâkim karar vermekte, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise mahallin en büyük mülki amirinin yazılı emri ile arama yapılabilmektedir.Aranacak yerler yönünden adli arama ile idari arama arasında da bazı farklar bulunmaktadır. Adlî arama her yerde yapılabiliyor iken önleme aramaları konutta, yerleşim yerinde ve kamuya açık olmayan özel işyerlerinde ve eklentilerinde yapılamamaktadır.Yüksek Lisans Tezi olarak sunduğum çalışmanın birinci bölümünde, ?aramanın tanımı, amacı, konusu, hukuki niteliği ve aramaya hâkim olan ilkeler?, ikinci bölümünde, ?aramanın türleri ve şartları?, üçüncü bölümünde, ?arama kararının uygulanması?, dördüncü bölümünde, ?aramanın sona ermesi ve hukuka aykırı olarak yapılan aramanın sonuçları? konuları incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Arama, Önleme, Adli, Suç, Özel Hayat, Konut Dokunulmazlığı

Adli aramaAvukatlıkKolluk hizmetleri+1
Tülay Arslan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalara seçenek yaptırımlar

Toplumun mutlaka bir düzen içinde bulunması gerekir. Toplumun düzeninin devamı için de düzenin bozulmasına sebebiyet verecek eylemler çeşitli şekillerde müeyyideye tabi tutulmak zorundadır. Toplumun en üst örgütlenmesi olan devletin sosyal barış ve sükûneti sağlamak üzere gerekli önlemleri alması gerekir. Bu önlemlerin başında suç ve ceza ihdası ile verilen cezaların yerine getirilmesini sağlamak gelir. Ancak cezalandırmanın klasik amacı olan öç alma veya kefaret, insanlık tarihiyle birlikte değişikliğe uğramış, cezanın amacına ilişkin bu düşünceler suçlunun, suçtan arındırılması ve toplumun korunması amacıyla duygusallığın arka plana atıldığı, bilimsel temele dayalı çözüm arayışlarına yönelen bir amaç halini almıştır.Çağdaş ceza anlayışı; hem hukuka aykırı olan eylemleri gerçekleştiren kişi, hem de bunun en genel anlamıyla mağduru olan başta toplum olmak üzere diğer gerçek ve tüzel kişiler için bu eylemden en az zararla kurtulmanın yollarını bilimsel olarak aramaya başlamıştır. Bu anlamda da hukuka aykırı eylemden zarar gören tüm sujelerin en az etkilenmesi maksadıyla hürriyeti bağlayıcı cezaların bu sujelere verdiği olumsuz etkilerin giderilmesi amacıyla çeşitli alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ve özellikle kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalara seçenek yaptırımların araştırılması yoluna gidilmiştir. Bu seçenek yaptırımlarla, özellikle kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların gerek sanık gerekse mağdur ve toplum açısından zararlı etkilerinin en aza indirildiği ve amaçlanan faydanın gerçekleştiği anlaşılmaktadır.Bu bağlamda hürriyeti bağlayıcı cezaların yerine uygulanan seçenek yaptırımlar konusu tüm hukuk sistemlerinin ilgilenmeye başladığı ve sonuç olarak da bundan fayda sağlanılan bir kurum olarak toplumun suça karşı korunmasını sağlayan önemli bir fonksiyonu yerine getirmiştir.Anahtar Kelimeler: Kısa Süreli Hürriyeti Bağlayıcı Ceza, Seçenek Yaptırım, Güvenlik Tedbirleri

Ceza yaptırımıGüvenlik denetimiGüvenlik yönetimi+6
Mehmet Burak Uzun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin adli amaçlı olarak denetlenmesi

İletişim (haberleşme), kişilerin en temel ve en önemli hak ve özgürlüklerinden birisi ve aynı zamanda kişinin özel yaşam alanının bir parçasıdır. İletişimi sağlayan teknik cihaz ve sistemlerin teknoloji içerisinde yerini alması ve bu cihazların günlük hayatımıza yaygın bir şekilde girmesi ile birlikte bu iletişim vasıtaları kullanılmak suretiyle insan hak ve özgürlüklerine yönelik tecavüzlerde çok ciddi boyutlarda artışlar görülmüştür. Bu sebeple insan hak ve özgürlüklerinin korunması adına bu saldırılara karşı koyabilmek için yeni anlayış ve hukuki mekanizmaların geliştirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu çerçevede evrensel hukuk ilkeleri ve AİHS'nin hükümleri ile AİHM'nin içtihatları doğrultusunda, demokratik hukuk devleti olmanın bir gereği olarak telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesinin koşullarının ve sınırlarının yasa ile düzenlenmesi gerekmiştir.Bu çalışmamızda birinci bölümde öncelikle telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin denetlenmesinin amacı ile özel hayatın gizliliği ve haberleşme özgürlüğünün kapsam ve sınırları açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde tüm çerçevesi ile adli amaçlı olarak yapılan telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin denetlenmesi tedbirinin koşulları ve uygulama biçimi ayrıntılı olarak anlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde önleme amacıyla telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin denetlenmesi tedbirinin koşulları açıklanmıştır. Sonuç bölümünde ise adli amaçlı denetim ile ilgili görülen eksiklik ve uygulamada karşılaşılan noksanlıklara değinildikten sonra bu eksik ve noksanlıkların ne şekilde giderilebileceği yönünde çözüm yolları ve adli amaçlı denetim ile önleme amaçlı denetimin birbirlerine etkileşimi anlatılmaya çalışılmıştır.

Adli kontrolCeza Muhakemeleri Usul KanunuDenetim+6
Ali İhsan Çamurlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Kanununda haksız tahrik

Bu araştırmanın amacı, Türk Ceza Kanununda genel hükümler arasında yer alan ve uygulamada oldukça sık karşılaşılan haksız tahrik kurumunun ne olduğu ve nasıl uygulandığı ortaya koymak, mevzuatta ve uygulamada mevcut bulunan eksiklik ve yanlışlıkların tespit edilerek bu eksiklik ve yanlışlıkların düzeltilmesi yolunda öneriler sunabilmektir.1 Haziran 2005 yılında Yeni Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girmesi ile birçok kurumda olduğu gibi haksız tahrik kurumunda da birtakım yeni düzenlemelere gidilmiş ve doğal olarak uygulamada da yeni içtihatlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Haksız tahrik konusunun mahkeme kararlarındaki uygulama sıklığı ve kararların geçmiş dönemlerde Yargıtay tarafından haksız tahrikin yanlış uygulanması nedeniyle bozulma oranı göz önüne alındığında Türk Ceza Hukuku bakımından bu konunun önemi iyi anlaşılacaktır. Bu bağlamda içeriğinin tespiti ve sınırlarının net olarak ortaya konulması gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Haksız Fiil, Haksız Tahrik, Hakaret, Hiddet veya Şiddetli Elem, Özel Haksız Tahrik, Tahrik, Tepki Fiili.

Hakaret suçuHaksız fiilHaksız tahrik+1
Fahrettin Kaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hayvanları Koruma Yasası ve uygulamalarda izlenen kamu politikalarının analizi

30.03.2005 tarihinde yayınlanan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, içerdiği pek çok kanun ve madde nedeni ile yayınladığı günden bu yana pek çok eleştiriye maruz kalmıştır. Kabahatler kanunu kapsamında değerlendirilen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu da Kabahatler Kanunu kapsamında en çok eleştiriyi alanların başında gelmektedir. Özellikle geçtiğimiz son otuz yılda gerek Kabahatler Kanununda konu edinilen maddeler, gerekse hayvanları koruma konusunda yerel yönetimlerce izlenen kamu politikaları büyük değişikliklere gereksinim duymakta, sürekli olarak güncellenmesi gerekmektedir.Yapılan bu araştırmada, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve kanunun uygulanışında izlenen kamu politikalarının analizine yer verilmiştir. Araştırmanın yapıldığı dönemde bu alanda hiçbir akademik çalışma ve yayının olmaması da bu konuda büyük bir eksikliğin olduğunu göstermektedir. Bu nedenle çalışma betimsel örnekleme modelinden ziyade, alansal araştırma ve kaynak oluşturma modelinde desenlenmiştir. Araştırma sonuçları 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun gerek uygulamada, gerekse cezai hükümler açısından pek çok açık ve istismara yol açabilecek hükümler içerdiğini göstermektedir. Ayrıca araştırma sonuçları göstermiştir ki, her ne kadar eski TCK'dan farklı yönleri olsa ve daha modern bir yaklaşım getirmiş olsa da, Kanunun gerek izlenen politikalar, gerekse yasama ve cezai hükümler açısından caydırıcılığı yeterli görülmemektedir. Bunun temel nedeninin yasanın uygulama aşamasındaki eksikliklerden kaynaklandığı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Hayvanları Koruma Kanunu, Barınaklar, Kabahatler Kanunu, Kamu Politikalar.

Devlet politikalarıHayvanlarHayvanları Koruma Kanunu+1
İsmail Köksal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza Hukukunda haksız tahrik

Modern ceza hukuku, suçun oluşabilmesi için failin sadece kanunda belirtilen fiili işlemesini değil, suça etki eden nedenleri ve kişinin davranışlarının yegâne kaynağı olan insan ruhunu da dikkate alır. Aksinin kabulü toplum içerisinde yaşayan, diğer insanlarla sürekli etkileşim içerisinde bulunan, aynı zamanda psikolojik bir yönü de olan insanı, dış etkenlerden hiç etkilenmeyen bir varlık olarak kabul etmek, manevi ve psikolojik yönünü tamamen inkâr etmek anlamına gelecektir. Ceza hukukunun insan psikolojisine verdiği önemin sonucu olarak, dıştan gelen bir etkinin kişiyi sürüklediği ruhsal duruma hukuken değer verilmesi sonucu, haksız tahrik altında suç işleyen failin cezası indirilmektedir. İşte ?haksız tahrik? ceza hukukunda bu felsefi anlayışın kurumsal kimliğe bürünmüş en önemli şekillerinden birisidir.Yeni Türk Ceza Kanunumuzda da eski kanunumuzda olduğu gibi genel hükümler içerisinde düzenleme alanı bulan haksız tahrik kurumu cezanın kişiselleştirilmesinde ve suçlunun kişiliğine uydurulmasında önemli araçlardan birisidir. Genel bir hafifletici sebep olan haksız tahrik, haksız bir fiilin neden olduğu hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen failin cezasının kanunda belirtilen oranlar dâhilinde indirilmesidir. Bu çalışmamızın amacı uygulamada çok sık karşılaşılan, ağır tahrik-hafif tahrik ayrımının kaldırılması ve indirim oranlarının artırılması ile daha da önem kazanan haksız tahrik kurumunu eski ve yeni düzenlemeleri ile kıyaslamak ve Yargıtay içtihatlarından da yararlanmak suretiyle açıklayıp net olarak ortaya koyarak uygulama ve öğretiye katkı sağlayabilmektir.Anahtar Kelimeler: Haksız Fiil, Haksız Tahrik, Hiddet veya Şiddetli Elem, Özel Haksız Tahrik, Tahrik, Hakaret, Tepki Fiili, Tepki Suçu.

Ceza hukukuHaksız fiilHaksız tahrik+1
Mehmet Açıkgöz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Hukukunda zincirleme suç

Bu çalışmanın amacı, Türk Ceza Kanununda, genel hükümler arasında yer alan ve suçların içtimaının önemli bir şekli olan zincirleme suç kurumunun ne olduğu, nasıl uygulandığı ile mevzuatta ve uygulamada mevcut bulunan eksiklik ve yanlışlıkların ortaya çıkarılması, bu eksiklik ve yanlışlıkların düzeltilmesi yolunda öneriler sunabilmektir.Bu çalışmamız, toplam üç esas bölüm ile varılan sonuçların ve önerilerin yer aldığı sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Her bölümdeki düşüncelere, Yargıtay kararları eşlik etmektedir. İlk bölümde, suçların içtimaı kavramı, fiil tekliği-fiil çokluğu konusu ve suçların içtimaı şekilleri incelenmiş ve devamla; zincirleme suç hakkında genel bilgiler verilerek, zincirleme suçun tarihi gelişimi ile karşılaştırmalı hukuktaki yeri, hukuki niteliği ve benzer kurumlardan farkı açıklanmıştır. İkinci bölümde; zincirleme suç için öngörülen objektif ve sübjektif koşullar incelenmiş, devamla da; zincirleme suçun uygulanamayacağı haller üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise; zincirleme suçun, kanunda özel olarak sayılan hükümleri ile kanunda özel olarak sayılmayan af, şikayet, ağırlatıcı ve hafifletici nedenler, non bis in idem ilkesi, görevli mahkeme, uzlaşma gibi hükümleri incelenmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında, tezin genelinde değerlendirilen hususlar ve varılan sonuçlar bir kez daha özet olarak ortaya konularak, bazı öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Fiil, Fikri İçtima, Hareket, Objektif Koşul, Subjektif Koşul, Suçların İçtimaı, Zincirleme Suç.

Ceza hukukuFiilFikri içtima+2
Ahmet Hamdi Bayar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı TCK kapsamında dolandırıcılık suçu

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK, ceza hukuku genel hükümler ve özel hükümlerde önemli değişiklikler getirmiştir. Bu tezin konusunu, 5237 sayılı TCK çerçevesinde dolandırıcılık suçu oluşturmaktadır. Anılan kanuna göre dolandırıcılık, kişinin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması ile oluşmaktadır. Bu bakımdan dolandırıcılık suçu, kanunda düzenlendiği yer itibariyle malvarlığına karşı işlenen bir suç olmasının yanında, kişinin iradesinin yanıltılması nedeniyle irade özgürlüğüne ve irade serbestisine karşı işlenen bir suç niteliğini taşımaktadır. Nitekim dolandırıcılık suçu, gerçeklerin gizlenmesi veya olduğundan farklı gösterilerek mağdurun iradesinin yanıltılması amacıyla, failin belli bir konuda ikna kabiliyetini, kurnazlığını, zekası ile kurgulama yeteneğini gerektiren bir suç tipidir.Bu çerçevede, çalışmanın birinci bölümünde dolandırıcılık suçuna ilişkin genel bilgiler verilmiş, suçun tarihçesi ile mukayeseli hukuktaki durum, dolandırıcılık suçunun diğer suçlardan farkı tespit edilmiştir. İkinci bölümde suçun unsurları incelenmiş, üçüncü bölümde suçun özel görünüş şekillerine ilişkin açıklama yapılmıştır. Son bölümde ise yaptırım ve kovuşturma usullerine yer verilerek çalışma sonuçlandırılmıştır.

DolandırıcılıkKanunlar 5237 sayılıSuç+1
Esra Hondu Acar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu çerçevesinde kasten yaralama suçu

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu yeni bir ceza hukuku anlayışı ile hazırlanmıştır. Bu çalışma yeni suç teorisi verilerinin kasten yaralama suçuna uygulanması amacını taşımaktadır. Kasten yaralama suçu, bir kimsenin vücuduna acı vermek, sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmak sonucunu doğuran davranışlarla işlenebilir. Bir hukuk toplumunda yaşayan herkes vücut dokunulmazlığı hakkına sahiptir. devlet de kişilerin vücut dokunulmazlığını korumakla yükümlüdür. Böylece toplumu oluşturan kişilerin hem fiziki hem de psikolojik olarak beden bütünlüklerinin korunması amaçlanmaktadır. Her ne kadar kasten yaralama suçu 5237 sayılı TCK'nın 86-88. maddeleri arasında düzenlenmiş ise de çalışma 86. ve 87 maddelerle sınırlı tutulmuştur.Bu çerçevede, çalışmanın birinci bölümünde kasten yaralama suçuna ilişkin genel bilgiler verilmiş, suçun Türk hukuk tarihindeki gelişimi, benzer suçlardan farkı ve suçun unsurları ele alınmıştır. İkinci bölümde kasten yaralama suçunun kusurluluğu etkileyen hallerle ilişkisi değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde suçun özel görünüş şekilleri başlığı altında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, ihmali davranışla işlenen kasten yaralama, teşebbüs, iştirak ve içtima konuları incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise kasten yaralama suçu için öngörülen kovuşturma usulü ve yaptırım incelenerek çalışma sonuçlandırılmıştır.

Kanunlar 5237 sayılıSuçTürk Ceza Kanunu+1
Yasin Çevik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Other supervisors