Theses supervised by Doç. Dr. İbrahim Seçkin Aydın
10 theses · Dokuz Eylül University
Ortaokul öğrencilerinin dinleme/izleme öz-yeterliklerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Sosyal Öğrenme Kuramı'nın temel kavramlarından biri olan öz yeterlik algısı bireyin öğrenmesini doğrudan etkileyen faktörlerden biridir. Birçok alanda üzerinde çalışma yapılan öz yeterlik algısı, dört temel dil becerisinden en önemlisi olarak görülen dinleme becerisinin geliştirilmesi için de önemli bir faktördür. Buradan hareketle dinleme becerisine yönelik öz yeterlik algısı, bu algının hangi faktörlerden ne düzeyde etkilendiğinin ortaya konulması Türkçe eğitimi açısından oldukça önemlidir. Bu çalışma, ortaokul 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin dinleme/izleme öz yeterlik algı düzeylerini belirlemeyi ve elde edilen sonuçları sınıf düzeyi, cinsiyet, anne-baba eğitim durumu ve Türkçe dersi başarı puanı gibi faktörlere göre incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, "İlişkisel Tarama Modeli"nde betimsel bir çalışmadır. Bu model bağlamında araştırma, nicel araştırmaya bağlı olarak korelasyonel araştırma yönteminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de MEB'e bağlı ortaokullarda öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem ise İzmir ilinde farklı okullardan "basit seçkisiz örneklem" yöntemine göre belirlenmiş 6, 7 ve 8. sınıf düzeyinde 748 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmada geçerliği ve güvenirliği önceden kanıtlanmış "Dinleme Öz Yeterlik Ölçeği (Aydın ve diğer., 2015) kullanılmıştır. Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik sonuçlarına ek kanıt elde etmek için 240 kişilik bir örneklem grubu üzerinde Doğrulayıcı faktör analizi yapılmış, elde edilen analiz sonuçlarına göre ölçeğin yapı geçerliğinin oldukça yüksek olduğu doğrulanmıştır. Araştırma sonucunda örneklemde yer alan ortaokul 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin dinleme öz yeterlik ortalamaları iyi ( =3.87) düzeyde bulunmuştur. Sınıf düzeyine göre 6. sınıf öğrencilerinin en yüksek, 8. sınıf öğrencilerinin ise en düşük dinleme öz yeterliğine sahip olduğu; cinsiyete göre kız öğrencilerin erkek öğrencilerden daha fazla dinleme öz yeterliğine sahip olduğu; anne-baba eğitim düzeylerine göre anne-baba eğitim düzeyi arttıkça dinleme öz yeterliğinin de arttığı; bir önceki yıl Türkçe dersi başarı puanlarına göre başarı puanı ile dinleme öz yeterliği arasında olumlu yönde bir ilişki olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dinleme, İzleme, Dinleme Becerisi, Öz Yeterlik, Dinleme Öz Yeterliği, Dinleme Eğitimi.
A research on reading strategies used by gifted and talented students
Abstract The study aimed to determine, classify and evaluate the pre-reading, reading and after reading strategies of students who are labeled as "gifted" or "talented" in the literature. During the literature review process, while Google Scholars, database of National Thesis Center of Council of Higher Education and printed books on the related subjects were used for Turkish sources, database of Education Resources Information Center (ERIC) was used for foreign sources. 40 students of Çiğli Karşıyaka Aydoğan Yağcı Bilim ve Sanat Merkezi participated in the research. The students were handed an interview form which then used to determine the reading strategies used by students. These strategies were divided into four categories; environment, mental, physical, both mental and physical and then each were divided again into sub-categories of pre-reading, reading and after reading. 81 category was determined then encoded and their usage ratios were calculated. The study concluded with recommendations to the fellow researchers and related institutions for gifted and regular students in the light of the data obtained thanks to the research. Key words: gifted, talented, reading skill, strategies, reading strategies
Yapılandırmacı yaklaşıma göre dil bilgisi öğretimine yönelik öğretmen görüşleri
Dil, insanın çevresini ve dünyayı anlamlandırma kullandığı önemli varlıklardan biridir. Birey, dil sayesinde öğrenme gerçekleştirir, kendini ifade edebilir, iletişim kurabilir ve dünyayı anlamlandırabilir. Dolayısıyla bireyin tüm yaşamını ve öğrenme alanlarını etkileyen dilin öğrenim ve öğretim süreci büyük önem taşımaktadır. Gelişen bilim ve teknoloji, hayatın tüm alanlarını etkilediği gibi öğrenme ve öğretme sürecini de doğrudan etkilemiştir. Günümüzde bireyin bilgiye sahip olması yeterli değildir, önemli olan elde edilen bilginin yapılandırılıp yapılandırılamadığıdır. Teknolojinin gelişmesi, toplumların bilgiye bakış açılarının değişmesi yapılandırmacı yaklaşımı ön plana çıkarmıştır. Bu doğrultuda Millî Eğitim Bakanlığı 2005 yılında ilk düzenlemeyi yapmış ve yapılandırmacı yaklaşım ışığında öğretim sürecini şekillendirmiştir. Hazırlanan yeni öğretim programı ile bireylerin bilgiye ulaşmaları ve bu bilgiyi yapılandırarak hayatla ilişkilendirmeleri amaçlanmıştır. Buna göre Türkçe ve dil bilgisi öğretimi de yapılandırmacı yaklaşım temelli olarak düzenlenmiştir. Eski öğretim sisteminin temelini oluşturan geleneksel anlayıştan uzaklaşılarak dil bilgisi öğretiminde kuralların ezberletilmesinden vazgeçilmiştir. Yapılandırmacı anlayış temelli yeni dil bilgisi öğretiminde öğretmenin dil bilgisini diğer dil alanlarından ayrı bir alanmış gibi ele almasından kaçınılmıştır. Öğretmenden dil bilgisini dilin diğer alanları ile ilişkilendirerek öğretmesi beklenmektedir. Öğretmen öğrenciye dilin kurallarını doğrudan vermemeli, öğrencinin bilgiye ulaşmasını ve yapılandırması sürecinde rehberlik etmesi beklenmektedir. Birey bilgiyi edindikten sonra onu nerede ve nasıl kullanacağını kavramalı, yaratıcı ve eleştirel olmalıdır. Öğretmen bu rehberlik sürecinde bireylerin isteklerini, ihtiyaçlarını, hazır bulunuşluk seviyelerini, bireysel farklılıklarını göz önünde bulundurmalı; öğretim sürecini ve ortamını da buna uygun düzenlemelidir. Eski öğretim sisteminde aktif olan öğretmenken yenilenen sistemde aktif olan tarafın öğrenci olması beklenmektedir. Çünkü bireyin öğretim sürecine aktif olarak katılması öğretim sürecinin başarısı açısından büyük önem taşımaktadır. Birey sürece aktif olarak dâhil olduğunda "sınıflamak, çözümlemek, belirlemek, eleştirel yaklaşmak, yapılandırma" gibi daha üst düzey bilişsel aktiviteleri yerine getirebilmektedir. Dil bilgisi öğretimi açısından ele alındığında bireyin kuralı sadece ezberlememesi, onu eski deneyimleriyle bütünleştirerek yapılandırdıktan sonra kendine mal etmesi sağlanabilir. Yapılandırmacı anlayış temelli dil bilgisi öğretimi uygulamaya geçirilmiş ancak bu konuda öğretmenlerin düşüncelerini içeren bir araştırmaya rastlanmamıştır. Çalışmanın amacı, mevcut Türkçe öğretim programlarında yer alan kazanımların yapılandırmacı yaklaşıma göre kullanım durumlarını öğretmen görüşlerine dayandırarak değerlendirmektir. Günümüzde dil bilgisi öğretim yaklaşımlarının geleneksel yaklaşım ve modellerden ayrıldığı savunulmaktadır. Geleneksel yaklaşımlar dil bilgisi öğretimini genellikle düz anlatım yöntemine göre gerçekleştirmektedir. Yapılandırmacı anlayış ise bu öğretimin düz anlatım yerine öğrenciye sezdirecek biçimde yapılması gerektiğini savunmaktadır. Geleneksel dil bilgisi öğretimi anlayışına göre eğitim almış ve bu anlayışı yıllarca eğitim sisteminde kullanmış öğretmenlerin yapılandırmacı dil bilgisi öğretimine göre öğretimi düzenleyip uygulamaları beraberinde birtakım sorunları da ortaya çıkarabilir. Bu nedenle çalışmanın temel amacını mevcut dil bilgisi öğretiminin öğretmen görüşlerine dayandırılarak değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin yapılandırmacı yaklaşım ile ilgili düşünceleri, uygulamada yaşadıkları sıkıntılar ve yaklaşımın uygulanabilirliğinin artması yönünde önerileri tespit edilmiştir. Öğretmenler, kalıcı ve etkili öğrenme sağlaması, öğrencilerin ilgi ve isteklerine cevap vermesi ve dil bilinci oluşturması bakımından yapılandırmacı yaklaşımı faydalı bulduklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu yapılandırmacı yaklaşım temelli dil bilgisi öğretimini faydalı bulsa da zaman, fiziksel yetersizlikler, sınıf mevcutlarının fazlalığı, ders kitaplarının yetersizliği, müfredatın yoğunluğu gibi etmenlerin uygulamayı zorlaştırdığını düşünmektedirler. Programın uygulayıcısı konumundaki öğretmenlerin yapılandırmacı yaklaşıma göre dil bilgisi öğretiminin daha etkili olması için müfredatın yoğunluğunun azaltılması, okulların fiziksel şartlarının düzeltilmesi, materyal zenginliğinin sağlanması, ezberci anlayıştan uzaklaşılması, farklı öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanılması, ders kitaplarının ve merkezi sınavın yaklaşıma uygun şekilde düzenlenmesi gibi önerilerde bulunmuşlardır. Anahtar Sözcükler: yapılandırmacı yaklaşım, dil bilgisi, dil bilgisi öğretimi, Türkçe öğretmenleri
Üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin yazma sürecinde kullandıkları bilişüstü stratejilerin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin yazma sürecinde kullandıkları üstbilişsel stratejilere eğilen bu çalışmanın amacını, "Üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin yazma sürecinde kullandıkları üstbilişsel stratejilerin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi" oluşturmaktadır. Araştırmanın modelini Yakınsayan Paralel Karma Yöntem modeli oluştururken çalışma grubunu, İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) kayıtlı üstün zekâlı ve yetenekli öğrenciler ile ortaokullarda öğrenim gören normal zekâya sahip bir grup öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubunda 156 (%41,9) kız, 216 (%58,1) erkek öğrenci vardır. Araştırmada nicel verileri toplamak amacıyla Aydın, İnnalı ve Uyumaz (2017) tarafından geliştirilen "Üstbilişsel Yazma Stratejileri Farkındalık Ölçeği (ÜYSFÖ)"; nitel verileri toplamak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan nicel verilerin analizi, istatistik paket programı aracılığıyla, nitel veriler ise görüşme formunda yer alan katılımcıların verdiği yanıtların kategorize edilmesi yoluyla çözümlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin yazma sürecinde kullandıkları üstbilişsel strateji farkındalıkları, diğer öğrencilerden istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin yazma sürecinde kullandıkları üstbilişsel strateji farkındalıkları, cinsiyete ve sınıf düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermezken okula göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Araştırmanın nicel bulgularından elde edilen üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin yazmaya yönelik yüksek üstbilişsel strateji farkındalıkları nitel bulgularla desteklenmiştir.
Türkçe ders kitaplarındaki masalların eğitsel yönden incelenmesi
Eğitim ve öğretim faaliyetlerinin temel eğitim materyali ders kitaplarıdır. Ders materyali üzerinde gösterilen her metin, bir konu ile temellendirilmekte ve dolaylı ya da doğrudan aktarımın hedeflendiği bir ileti içermektedir. Bu ileti-mesajlar, metnin dil aktarımındaki yeterliliği ve içerdiği iletilerin anlaşılırlığı bakımından bir değer taşır. Çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal yapılarının yönlendirilmesini sağlayan bu iletilerin, çocuğun derste aldığı bilgileri pekiştirebileceği nitelikte ve özdeşleşebileceği etik değerlerle bağlantılı olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Çocuğun hayatını kuşatan ulusal ve evrensel değerlerin edinimi dil ile mümkündür. Dilin, kurallar bütünüyle aktarımı, sezdirilmesi, genişletilmesi ve beceriye dönüştürülmesi Türkçe dersinin sorumluluğu altındadır. Türkçe ders kitaplarında yer alan metinler, çocukların meraklarını, araştırma ve buluş yapma isteklerini tetikleyen, onların ileriye dönük davranışlarını, değerlerini kontrol edebilme yetisi kazandıran nitelikli edebi türler olarak eğitimsel açısından öneme sahiptir. Türkçe eğitimi amacıyla tasarlanan ders kitaplarındaki metin seçiminde masal metinlerine ağırlık verildiği görülmektedir. Söz konusu masal metinlerinden hem okul öncesi dönemde hem de ilköğretim sürecinin tüm basamaklarında faydalanılmaktadır. Bu bağlamda, eğitimde masalların kullanımı ve masallar aracılığıyla iletilen değer görünümünün ortaya çıkarılmasının amaçlandığı çalışma, ilköğretim sürecinin tüm aşamalarını kapsayacak biçimde düzenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu farklı yayınevleri ve sınıf düzeylerine ait Türkçe ders kitaplarında yer alan 53 masal metni oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemine bağlı kalınan çalışmada, veriler doküman analizi yöntemiyle elde edilmiştir. Belge taraması yöntemiyle analiz birimleri üzerinden elde edilen verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizinden yararlanılmıştır. Masalların çocuk eğitimindeki yer ve rolü üzerinde durulan çalışma, masalın kaynağı, dayandığı temel, benzerlerinden ayrılmasını sağlayan nitelikleri ve içerdiği bölümlemelerden başlayarak masalın eğitimsel işlevi ile birlikte değer eğitiminde masalın etkisini, masallardaki ileti aktarımını kapsamaktadır. Çalışmanın analiz birimlerinde yer alan eğitsel iletiler, "daha önceden belirlenmiş kavramlara göre yapılan kodlama" yönteminden faydalanılarak kişisel gelişime ait iletiler, doğa ve çevreye ilişkin iletiler ve topluma yönelik iletiler başlıkları altında gruplandırılmıştır. Çalışma kapsamında bulunan diğer alan eğitsel değerler ise Schwartz (1992) ve Kuşdil & Kağıtçıbaşı (2000) tarafından ifadelendirilen değerler ölçeğindeki kategoriler esas alınarak irdelenmiştir. Türkçe ders kitaplarında incelenen 53 masal metninin cümle ve paragraflarında toplam 146 eğitsel ileti tespit edilmiştir. Bu iletilerin 88'ini kişisel gelişime ait iletiler, 26'sını doğa ve çevreye ilişkin iletiler, 32 sini ise topluma yönelik iletilerin oluşturduğu belirlenmiştir. Kişisel gelişime ait ileti grubunda en fazla yer alan iletinin "güzel sanatlar" iletisi; doğa ve çevreye ilişkin iletiler grubunda en fazla "doğa ve canlıları tanıma" iletisi; topluma yönelik iletiler grubunda ise "ön yargı" iletisinin olduğu görülmektedir. Değer aktarımı açısından yapılan incelemede ise 191 eğitsel değere ulaşılmıştır. Değer kategorilerinin tamamına ait örneğe rastlanan metinlerde en fazla işlenen eğitsel değer grubunun "öz yönelim" olduğu belirlenmiştir. Bunu sırasıyla başarı, güç, iyilikseverlik, hazcılık, evrenselcilik, geleneksellik, uyarılım, uyma ve güvenlik değer grupları takip etmektedir. Eğitsel ileti gruplarının sınıf düzeylerine yönelik dağılımında kişisel gelişime ait iletilerin 1. sınıf; doğa ve çevreye ilişkin iletilerin 3. sınıf; topluma yönelik iletilerin ise 1. sınıf düzeyinde en fazla tercih edilen gruplar olduğu tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında en fazla değeri, 1. sınıf ders kitaplarındaki metinlerin içerdiği tespit edilmiştir. En az değer sayısının ise 5 ve 8. sınıf ders kitaplarındaki metinlere ait olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkçe Ders Kitapları, Masal, İleti, Değer.
Fiil ve fiille bağlantılı konuların öğretiminde bilgisayarla desteklenmiş oyun tabanlı öğrenme uygulamalarının etkililiği
Bu araştırmanın amacı bilgisayarla desteklenmiş oyun tabanlı öğrenme uygulamalarının ve buna bağlı bilgisayar destekli eğitsel oyunların öğrencilerin Türkçe derslerindeki dil bilgisi akademik başarıları, Türkçe dersine ve dil bilgisine yönelik tutumları üzerindeki etkisini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Manisa ilinde MEB'e bağlı bir ortaokulda öğrenim gören 7.sınıf öğrencilerinin bulunduğu iki şube oluşturmaktadır. Araştırmaya iki şubeden toplam 57 öğrenci katılmıştır. Deney grubunda 12'si kız, 16'sı erkek olmak üzere 28 öğrenci, kontrol grubunda ise 14'ü kız, 15'i erkek olmak üzere 29 öğrenci bulunmaktadır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerine bağlı öntest-sontest denkleştirilmemiş gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada araştırmacı tarafından eğitsel oyunlar geliştirilmiş ve araştırma on hafta sürdürülmüştür. Geliştirilen eğitsel oyunlar deney grubunda kullanılırken, kontrol grubundaki dersler müfredattaki etkinliklerle işlenmiştir. Her iki grupta da yapılandırmacı anlayışla öğretim gerçekleştirilmiştir. Kullanılan yöntem dışında kontrol ve deney gruplarında tüm koşullar eşit tutulmaya çalışılmıştır. Başarı testi olarak Gündoğdu ve Dönmez'e (2018) ait Fiilde Yapı Başarı Testi kullanılmıştır. Türkçe dersine yönelik öğrencilerin tutumunu ölçmek amacıyla geçerliği ve güvenirliği önceden saptanmış Ünal ve Köse'ye (2014) ait ölçek, dil bilgisine yönelik tutum ölçeği olarak ise Pehlivan, Aydın ve Uyumaz (2018) tarafından geliştirilen ölçek kullanılmıştır. Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testi verilerin analizi sırasında kullanılmış, Sperman Brown korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmanın sonuçları incelendiğinde deney grubunda bilgisayarla desteklenmiş oyun tabanlı öğrenme uygulamalarının süreç sonunda öğrencilerin Türkçe dil bilgisi başarılarını yükselttiği, Türkçe dersine ve dil bilgisi tutumlarını artırdığı tespit edilmiştir. Mevcut müfredat etkinliklerinin uygulandığı kontrol grubunda ise süreç sonunda Türkçe dil bilgisi başarılarının arttığı ancak Türkçe dersine ve dil bilgisine yönelik tutumlarına bir etkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının Türkçe dil bilgisi başarı puanları arasında süreç öncesinde anlamlı bir farklılık görülmemiş ancak süreç sonunda yapılan uygulamada deney grubu lehine anlamlı bir farklılığa ulaşılmıştır. Türkçe dersine ve dil bilgisine yönelik yapılan tutum ölçeklerinde ise deney ve kontrol grubu arasında süreç öncesinde anlamlı bir farklılık bulunmaz iken, süreç sonunda yapılan uygulamalarda deney grubu lehine anlamlı bir farklılığa ulaşılmıştır. Yani başarı ve tutum değişkenleri üzerinde bilgisayarla desteklenmiş oyun tabanlı öğrenme uygulamalarının mevcut müfredat etkinliklerinden daha etkili olduğu bu çalışma ile ortaya konulmuştur. Sonuçlar, cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde ise çalışmaya katılan tüm öğrenciler arasında dil bilgisi başarıları bakımından kızların daha başarılı olduğu tespit edilmiş ancak dil bilgisi ve Türkçe dersine yönelik tutumlarında anlamlı bir farklılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Türkçe dersinde çoklu uyarıcılarla gerçekleştirilen kelime öğretimi uygulamalarının etkililiği üzerine bir araştırma
Kelimeler, kavramlar ve düşünceler arasında anlamlı bir ilişki vardır. Kelimeler söylendiğinde, onların ifade ettiği kavramlar zihinde canlanmakta, düşünceler harekete geçmektedir. Başka bir ifadeyle kavramların zihinde tasviri ve düşüncelerin ortaya çıkışı kelimeler sayesinde gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, kişinin kelime hazinesindeki kelimeler arttıkça, anlamlandırdığı kavramlar artmakta, ufku genişlemekte, düşünceleri çeşitlenmektedir. Kelime hazinesinin zenginliğinin bu önemli işlevi, onu kelime öğretimi alanında yapılan araştırmaların merkezine oturtmuştur. Kelime öğretimi öğrencinin okuma, yazma ve anlama becerilerini geliştirmektedir. Öğrencilerin temel dil becerilerinin gelişmesi ile kelime hazineleri arasında doğrudan bir bağ bulunmaktadır. Bu kapsamda ana dil öğretimlerinin yapıldığı Türkçe derslerinde kelime hazinesini geliştirici etkinliklerin yapılması, öğrencilerin hem diğer derslerine katkıda bulunacak, hem de dilsel becerilerini geliştirecektir. Kelime öğretiminin bu önemi, bu araştırmanın önemini de ortaya koymaktadır. Çoklu uyarıcılarla gerçekleştirilen kelime öğretiminin etkililiğinin saptanması, bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Kelime öğretimine ilişkin öneriler sunulması ile çoklu uyarıcılar ile kelime öğretiminin uygulanabilirliği açıklanacak, böylelikle alanyazına da katkıda bulunulacaktır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel bir yöntem olan ön test-son test kontrol gruplu araştırma deseni kullanılmış; çalışma deney ve kontrol grubu üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada ilk olarak Milli Eğitim Bakanlığı 5. sınıf Türkçe ders kitabından 200 kelime belirlenmiştir. Bu kelimelerin araştırmaya uygunluğuna ilişkin üç uzmandan onay alınmıştır. Araştırmada tabakalı amaçsal örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2018-2019 Eğitim Öğretim Yılında 5. sınıfta eğitimine devam eden öğrencilerden oluşan deney grubu ve kontrol grubu şeklinde iki araştırma grubu üzerinden yürütülmüştür. Uygulama öncesinde öğrencilere öncelikle demografik verilerin toplanması için "Kişisel Bilgiler Formu, ardından Ön Test, Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği, Yazmaya Yönelik Tutum Ölçeği, Okuma Becerisi Öz Yeterlik Ölçeği ve Yazılı Anlatım Öz Yeterlik Ölçeği" uygulanmıştır. Daha sonra deney grubuna çoklu uyarıcılar ile kelime öğretimi uygulaması yapılmıştır. Kontrol grubunda ise kitapta yer alan yöntemler ile kelime öğretimine devam edilmiştir. Kelime öğretimi sürecinden sonra öğrencilere "Son Test Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği, Yazmaya Yönelik Tutum Ölçeği, Okuma Becerisi Öz Yeterlik Ölçeği ve Yazılı Anlatım Öz Yeterlik Ölçeği" tekrar uygulanmıştır. Etkililiğin kalıcılığını öğrenmek için de yaz tatili sonrasında iki gruba da tekrar aynı ölçekler ve " İzleme Testi" uygulanmıştır. Veriler SPSS istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçeklerin geçerliğini tespit edebilmek ve ölçekleri anlamlı faktörlere ayırabilme amacıyla doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Araştırmanın problemlerini test edebilmek amacıyla bağımsız örneklem t-testi uygulanmıştır. Bu test ile deney grubu ile kontrol grubunun ölçülen değişkenler açısından istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırma sonucunda çoklu uyarıcılarla yapılan kelime öğretiminin aktif ve pasif kelime öğrenmede önemli bir artış sağladığı, okumaya ve yazmaya yönelik tutumu olumlu etkilediği, okuma ve yazma öz yeterlik becerisini artırdığı ve uzun vadede de kalıcılık konusunda etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma, 5.sınıf öğrencilerine kelime öğretimi esnasında kullanılan klasik yöntemlerin yetersiz kaldığı ve çoklu uyarıcılarla kelime öğretimi yöntemlerine geçilmesi gerektiğini vurgulaması bakımından önemlidir. Çoklu uyarıcılarla kelime öğretimi uygulamasına geçilmesiyle daha kısa bir süre içerisinde öğrencilerin kelime hazinelerinin zenginleşeceğini ortaya çıkartması bakımından dikkat çekicidir. Anahtar Sözcükler: Kelime, Kelime Öğretimi, Çoklu Uyarıcılar
Dezavantajlı bölge çocuklarına yönelik hazırlanan sürece dayalı yazma uygulamalarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Araştırma, dezavantajlı bölgede öğrenim gören çocuklara yönelik hazırlanan sürece dayalı yazma uygulamalarının çeşitli değişkenlere göre etkisini saptamayı amaçlamıştır. Söz konusu değişkenlerden yazma becerisi, öz yeterliği, kaygısı ve tutumu incelenmiştir. Bu doğrultuda çalışma, göç yoğunluğunun olması ve sosyoekonomik açıdan düşük gelirli ailelerin yer alması bakımından İzmir'in Konak ilçesine bağlı olan Çınartepe semtinde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu kontrol ve deney grubu olmak üzere 7. sınıflardan toplam 40 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada, yazma becerisini saptamak amacıyla Yazılı Metinleri Dereceli Puanlama Anahtarı (Ülper, 2008), yazma kaygı düzeyini belirlemek için Ortaokullara Yönelik Yazma Kaygısı Ölçeği (Tayşi ve Taşkın, 2018), yazma tutumunu incelemek için Ortaokul Öğrencilerine Yönelik Yazma Tutum Ölçeği (Can ve Ünal, 2017) ve yazma öz yeterlik seviyesini saptayabilmek için Yazma Öz Yeterlik Ölçeği (Demir, 2014) kullanılmıştır. Verilerin analizinde bir istatistik paket programından yararlanılmış ve İlişkili Örneklemler T Testi, İlişkisiz Örneklemler T Testi, Wilcoxon Eşleştirilmiş Çiftler Analizi, Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda sürece dayalı yazma etkinliklerinin uygulandığı deney grubuyla mevcut ders kitabındaki yazma etkinliklerinin yürütüldüğü kontrol grubu arasında yazma becerisi yönünden deney grubu lehine anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Elde edilen ön test ve son test sonuçlarına göre sürece dayalı yazma uygulamaları; deney grubu öğrencilerinin öz yeterlik, kaygı ve tutum gibi duyuşşal boyutlarını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkilemiştir.
Ad ve adla bağlantılı konuların öğretiminde bilgisayar destekli eğitsel oyunların etkisi
Bu araştırma, bilgisayar destekli öğretim ve buna bağlı olarak bilgisayar destekli eğitsel oyunların öğrencilerin Türkçe derslerindeki dil bilgisi akademik başarıları ve öğrenci tutumları üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nicel araştırmaya bağlı öntest-sontest denkleştirilmemiş gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Kocaeli ilinde MEB'e bağlı bir ortaokulda öğrenim gören 6.sınıf öğrencilerinin bulunduğu iki şube oluşturmaktadır. Araştırmaya, iki şubeden toplam 70 öğrenci katılmıştır. Deney grubu 20 kız (57,14), 15 erkek (42,86); kontrol grubu 19 erkek(54,26), 15 kız (45,71) öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada, deney grubunda kullanılmak üzere bilgisayar destekli eğitsel oyunlar geliştirilmiştir. Bu uygulamalar 12 haftalık süreçte deney grubu için kullanılırken kontrol grubunda dersler müfredattaki etkinliklerle sürdürülmüştür. Araştırmaya katılan sınıflarda yapılandırmacı anlayışla öğrenim gerçekleştirilmiştir. Kontrol ve deney grubunda kullanılan yöntem ve teknikler dışında tüm koşullar eşit tutulmaya çalışılmıştır. Türkçe dersine yönelik tutum ölçeği olarak geçerlik ve güvenirliği önceden saptanmış Ünal ve Köse'ye (2014) ait ölçek, dil bilgisine yönelik tutum ölçeği olarak ise Pehlivan, Aydın ve Uyumaz (2018) tarafından geliştirilen ölçek kullanılmıştır. Başarı testi olarak da Durukan'a (2011) ait Dil Bilgisi Başarı Testi kullanılmıştır. Verilerin analizinde Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testleri kullanılmış, Spearman Brown korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Bilgisayar destekli eğitsel oyunların uygulandığı deney grubuyla mevcut müfredat uygulamalarının kullanıldığı kontrol grubu arasında dil bilgisi akademik başarıları, Türkçe dersine ve dil bilgisine yönelik tutumları yönünden deney grubu lehine anlamlı bir farklılık oluşmuştur. Dil bilgisi öğretiminde bu tarz yazılımların kullanılmasının başarı ve tutum üzerinde anlamlı bir fark yaratacağı ortaya koyulmuştur. Elde edilen öntest ve sontest sonuçlarına göre dil bilgisi başarısında Türkçe dersine ve dil bilgisine yönelik tutumlarda cinsiyet bakımından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bilgisayar destekli eğitsel oyunların kullanıldığı deney grubu ile mevcut müfredat uygulamalarının kullanıldığı kontrol grubundan elde edilen öntest ve sontest sonuçlarına göre dil bilgisine yönelik tutumlarla Türkçe dersine yönelik tutumlar arasında pozitif yönde orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Öğrencilerin dil bilgisine yönelik tutumları Türkçe dersine yönelik tutumlarını da belirlemektedir. Fakat araştırmaya katılan tüm öğrencilerin öntest-sontest dil bilgisi başarı testi sonuçlarıyla Türkçe dersi tutumları ve dil bilgisine yönelik tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Dil bilgisi öğretimi, eğitsel bilgisayar oyunları, bilgisayar destekli öğretim
Dijital öykü yazarlığının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Öykü geçmişten günümüze kadar insanların duygu ve düşüncelerini aktarmada önemli bir rol oynamaktadır. Eğitim alanında ise öykünün yerine bakacak olursak öykü yazma eylemi bazı öğrenciler tarafından istekle yapılırken bazı öğrenciler tarafından ise isteksiz bir şekilde yapılmaktadır. Günümüzde ise eğitimde teknolojinin etkisinin giderek artmasıyla birlikte öyküler dijital ortamlarda oluşturularak öykü yazma öğrenciler için daha eğlenceli bir hale getirilmiştir. Bu çalışmanın amacı ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin dijital öykü yazarlığının yazma kaygısına, yazma öz yeterliğine ve yazma duyarlılığına etkisini incelemektir. Araştırmanın modeli olarak yarı deneysel desenlerden ön test-son test eşleştirilmiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde Şırnak ili Uludere İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bir okulda 6. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sekiz hafta sürmüştür. Verileri toplamada yazma öz yeterliliği, yazma kaygısı ve yazma duyarlılığı olmak üzere üç farklı ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekler ön test ve son test olarak uygulanmış ve veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilerek uygulanan ön test ve son testler arasındaki farka bakılmıştır. Araştırmanın sonucunda deney grubuna uygulanan tüm testlerin ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür. Kontrol grubunda ise yazma kaygısı ve yazma duyarlığı testlerinin ön test ve son test puanları arasında fark görülürken yazma öz yeterliği ve yazma öz yeterliğinin dört alt boyutunun ön test son test puanları arasında fark bulunmadığı sonucuna varılmıştır.