Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Abdülhamid Oğuzhan Hacıömeroğlu

10 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University

Master'sOpen AccessTR

Rizikonun gerçekleşmesinde kusurun sigorta tazminatı ve sigorta bedelinin ödenmesine etkisi

Sigorta, aynı veya benzer nitelikteki riskle karşı karşıya bulunan çok sayıda insanın tek başlarına karşılayamayacakları riskleri birlikte karşılamak amacıyla oluşturdukları bir kurumdur. Sigorta tazminatının ya da sigorta bedelinin ödenmesinde sigorta ettiren, sigortalı yahut lehtarın ya da bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişilerin kusurlu bulunması durumunda ne yapılacağı hususunda Türk Ticaret Kanunu'nda 1429, 1477 ile 1503 ve 1504. madde düzenlemeleri mevcuttur. Bu açıdan 1429. madde hükmü sigorta sözleşmelerine uygulanacak genel hükümler arasında düzenlendiği için tüm sigorta türlerine uygulanması mümkündür. Sorumluluk sigortaları açısından ise kusurun sigorta tazminatının ödenmesine etkisi ayrıca 1477. madde hükmüyle düzenlenmiştir. Can sigortalarında kusurun sigorta bedelinin ödenmesine etkisi ise sigortalının intiharını düzenleyen 1503 ile lehtarın sigortalı öldürmesini düzenleyen 1504. maddeler ile ayrıca düzenlenmektedir. Söz konusu edilen hükümlere göre rizikonun gerçekleşmesinde kusurun, kusur derecesi ve kim tarafından işlendiğine göre sigorta tazminatı veya sigorta bedelinin ödenmesi borcunun tamamen ortadan kalkmasına veya tazminat veya bedelde indirime olanak sağlamaktadır.

KusurKusurlulukRisk+7
Zehra Avcı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Halka açık anonim ortaklıklarda pay sahibinin ayrılma hakkı

Halka açık anonim ortaklıklar, kapalı anonim ortaklıklardan farklı olarak fazla sayıda ve birbirlerini tanımayan pay sahiplerinden oluşurlar. HAAO bünyesinde bir araya gelen bu pay sahiplerinin en büyük ve genelde de tek ortak amacı ortaklığın yürüttüğü ticari faaliyetlerden kâr payı elde etmektir. Hal böyle olunca HAAO pay sahipleri ile ortaklık arasındaki bağ kapalı anonim ortaklıklara nazaran çok daha zayıf bir nitelik arz etmektedir. Sermaye Piyasası Hukuku bu özellikli durum sebebiyle HAAO pay sahibine paylarını ortaklığa satarak pay sahipliğinden ayrılma imkânı getirmiştir. Bu durumda ayrılma hakkının üç ayırt edici özelliği ön plana çıkmaktadır. (1) Ayrılma hakkı ortaklığın önemli birtakım işlemler gerçekleştirmesi durumunda ortaya çıkar. (2) Ayrılma hakkını kullanmak isteyen pay sahiplerine, paylarına karşılık ortaklık tarafından adil bir bedel ödenir. (3) Ayrılma hakkını kullanan kişinin pay sahipliği sona erer. Ayrılma hakkı, ortaklık tarafından pay sahiplerinin yatırım kararlarını etkileyecek bir karar alması durumunda, pay sahiplerine paylarını adil bir bedel üzerinden nakde çevirme imkânı sunarken diğer yandan ortaklık malvarlığı üzerinde önemli bir olumsuz etki oluşturacaktır.

Muhammed Enes Kemer
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Karayolları zorunlu mali sorumluluk sigortasında işverenin mali sorumluluğu açısından sigorta teminatının zarar türleri bakımından kapsamı

Teknolojinin gelişmesiyle insan hayatını kolaylaştıran makineler kullanılmaya başlamıştır. İçten yanmalı motorların icadı ile ulaşım alanında yeni bir çağ başlamıştır. Ulaşımda kullanılan ve hayvan gücünden yararlanan arabaların yerini gücünü motorundan alarak kendi kendine hareket eden araçlar almıştır. Zaman içerisinde motorlu araçlar gelişmiştir. Motorlu araçların fiyatlarının makul seviyeye gelmesi ve tüketicilerin alım gücünün artması, dünya üzerindeki araç sayısını arttırmıştır. Araç sayısındaki artış, trafiğin yoğunlaşmasına sebep olmuştur. Bu durum, yeni tehlikeleri beraberinde getirmiştir. Böylece, karayollarında gerçekleşen trafik kazalarındaki zararın karşılanması için tehlike sorumluluğu prensibi benimsenmiştir. Ayrıca, meydana gelen zararın giderimi için sigorta müessesinden faydalanılmış ve zorunlu bir sigorta sistemi benimsenmiştir. Karayollarında meydana gelen zararlardan, araç işleten de sorumlu tutulmuştur. Karayolunda araç işleten, kimi durumlarda farklı hukuki sıfatlara da sahip olabilir. Bunlardan biri de işveren sıfatıdır. İşveren, karayolunda işletilen bir aracın işleteni de olabilir. Bu faaliyet esnasında meydana gelen zarar, hem iş hukuku kapsamında işverenin iş kazası ile hukuki sorumluluğunu hem sorumluluk hukuku kapsamında araç işleten sıfatıyla hukuki sorumluluğunu gündeme getirir. Bu çalışmada, işleten sıfatıyla sorumluluğun şartları açıklanmıştır. Akabinde iş kazası açıklanarak şartları incelenmiştir. Trafik kazalarında işleten sıfatıyla sorumluluğu söz konusu olan kişinin aynı zamanda işveren olması durumunda hem iş ve sosyal güvenlik hukuku hem de sorumluluk hukuku bakımından sorumluluğun önem arz ettiği yerler açıklanmıştır. Ayrıca, zorunlu mali mesuliyet sigortası ve bu sigortanın kapsamı belirtilmiştir.

Yağız Şengüler
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyadaki ihlallere karşı fikri hakların korunması

Matbaanın icadından itibaren telif hakları günümüzde önemli bir konu haline gelmiştir. Sosyal medya platformlarının ve kullanıcıların sayısının artmasıyla birlikte sanal ortamdaki telif hakları sorunları da giderek çoğalmaktadır. Sosyal medyanın gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla birlikte klasik eser türleri bu platformlara taşınmıştır. Bunun yanı sıra Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda yer alan eser türlerinden farklı olarak fikri emek ürünü niteliğindeki içeriklerle de bu platformlarda karşılaşılmaktadır. Sosyal medyanın interaktif yapısı nedeniyle bu içeriklerin telif hukuku bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira sosyal medyada paylaşım ve çoğaltma faaliyetleri anlık olarak gerçekleştirilebilmekte ve içerikler geniş kitlelere kolaylıkla ulaştırılabilmektedir. Bu çalışmada sosyal medyada meydana gelen fikri hak ihlalleri, bu ihlallere karşı başvurulabilecek hukuk davaları incelenmektedir. Sosyal medya içeriklerinin eser vasfını taşıyıp taşımadıklarının belirlenebilmesi için ilk olarak klasik anlamdaki eser kavramı irdelenmektedir. Bu bağlamda teknolojik eserler ve sosyal medya içeriklerinin eser olma şartlarından olan hususiyet ve eser türlerinden birine dahil olma kriterlerini doktrindeki görüşlere göre sağlayıp sağlamadıkları değerlendirilmektedir. Çalışmada sosyal medya içeriklerinin söz konusu şartları yerine getirmesi durumunda eser olarak korunabileceği sonucuna varılmıştır. Çünkü Türk Hukuku'nda eser, somutlaştığı araçtan bağımsız olarak korunabilmektedir. Çalışmanın kapsamı fikri hak ihlalleri neticesinde açılabilecek hukuk davaları ile sınırlıdır. Sosyal medyada yaşanan fikri hak ihlallerine ilişkin yargı kararlarıyla konu aydınlatılmaktadır.

Meryem Işıl Erdem Barış
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ticaret hukukunda reklam yoluyla haksız rekabet

Reklam teknolojisinin gelişimi, reklamın hedef kitleye ulaşmasını sağlayan mecra sayısının artması ve modern reklamcılık yöntemlerinin ortaya çıkması ile birlikte reklamlar basit bir pazarlama aracı olmaktan ziyade tüketicilerin satın alma tercihlerini doğrudan etkileme potansiyeline sahip bilgi kaynakları haline gelmiştir. Her ne kadar bu husus, ticari hayatın özneleri ve reklamcılık sektörü açısından olumlu bir durum gibi görünmekteyse de zaman zaman reklamlar yoluyla dürüst ve adil rekabet ortamının bozulmasına sebebiyet verilebilmektedir. Reklamların, ticari hayatın özneleri bakımından vazgeçilmez bir pazarlama aracı olması ve artan ürün ve hizmet çeşitliliği, reklam verenlerin rekabetini güçlendirerek çalışmanın temelini oluşturan reklam yoluyla haksız rekabeti gündeme getirmektedir. Dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden, iktisadi rekabet ortamına zarar veren, rakiplerinin rekabet etme hakkını engelleyen eylem veya hareketlerin tamamı haksız rekabet eylemi olarak kabul edilmektedir. Çalışmamızda Türk Ticaret Kanunu'na göre haksız rekabet düzenlemesi, genel olarak reklam kavramı, reklamın hukuki niteliği, çeşitleri ve en önemlisi reklamların haksız rekabete konu olabileceği alanlar incelenmiştir. Ayrıca reklam yoluyla haksız rekabet halinde hukuki sorumluluk konusu ele alınmıştır.

Aldatıcı reklamHaksız rekabetKarşılaştırmalı reklam+5
Hilal Betül Güngüneş Şahin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşme

Kambiyo senetlerinde kural olarak taraflar arasında temel ilişki mevcut bulunmaktadır. Kambiyo senedinin içerdiği hak ise temel borç ilişkisinden bağımsız bir haktır. Kambiyo senedinden kaynaklanan hakkın talep edilebilmesi için asıl borçlu sıfatının tespiti önemli bir yer tutmaktadır. Poliçede senedin kabul edilmesi halinde muhatap, bonoda ise düzenleyen asıl borçludur. Hamil, alacağını tahsil edebilmek için kambiyo senetlerinden kaynaklı talep ve takip hakkına başvurma, karşılığın devri veya temel ilişkiye dayanarak alacağı tahsil edebilme imkânlarına sahip bulunmaktadır. Kambiyo senetlerinde kaynaklı talep hakkından biri de Türk Ticaret Kanunu madde 732'de düzenlenen kambiyo senetlerinden kaynaklı sebepsiz zenginleşme davasıdır. Kambiyo senetlerinden kaynaklı sebepsiz zenginleşme davasının açılabilmesi için senedin zamanaşımına uğraması veya hamilin müracaat borçlularına başvuru hakkını yitirmesi gerekmektedir. Çalışmamızda kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşme kurumunun düzenleme amacı, Türk Borçlar Kanunu'ndaki sebepsiz zenginleşme kurumu ile arasındaki benzer ve farklı yönleri, alternatif hukuki yol olan temel ilişkiye dayanma ve karşılığın devri müesseseleri, kambiyo senetlerinde zamanaşımı, kabul, ödeme, kabul etmeme/ödememe protestolarının düzenlenmesi gibi kavramların açıklanması, kambiyo senetlerinden kaynaklı sebepsiz zenginleşme davasının hukuki niteliği ve başvurma şartları gibi konulara yer verilmiştir.

Kambiyo senetleriMüracaat hakkıSebepsiz zenginleşme+2
Ezgi Karabayır
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çekte ciro kavramı ve türleri

Kambiyo senetleri arasında yer alan çeklerin, dünyada ve özellikle de ülkemizde kullanım alanı oldukça geniştir. Ekonomimiz bakımından azımsanamayacak kadar önemli bir piyasaya sahip olan çeklerin, hukuki ve iktisadi güvenilirliğinin artırılması adına yapılan hukuki değişiklikler dikkat çekmektedir. İşbu gelişmeler neticesinde de yıldan yıla bankalara ibraz edilen çeklerin ve çek tutarlarının arttığı; hakkında karşılıksızdır işlemi yapılan çeklerin miktarında ise azalma olduğu görülmektedir. Ekonomik hayatın önemli araçları arasında yer alan çeklerin, gelişen ve değişen teknolojisi karşısında güncelliğini, güvenilirliğini ve kullanışlılığını koruyabilmesi adına elektronik ortamda çek düzenlenebilmesi gündeme gelmektedir. Bu noktada elektronik çekler açısından bazı ülkelerde hukuki düzenlemeler yapılmakta ise de ülkemizde henüz yasal zeminde bir elektronik çek kavramından söz etmek mümkün değildir. Nihayetinde çeklerin tedavüle çıkarılması ile tedavüle çıkarılmış çeklerin takip eden devirleri noktasında ciro kavramının önemi izahtan varestedir. Bu nedenle de eserimizde: çeklerde ciro kavramının tarihsel gelişimi çerçevesinde çeşitli özellikleri ele alınacak, uygulamada sebep olduğu sair problemler göz önüne alınmak suretiyle ciro kavramı ve türleri ile ayrıca kanun tasarısı hazırlanan ancak henüz kanunlaşmamış elektronik çekler bakımından ciro kavramı incelenecek olup; bu incelemelerde bilimsel eserlerden, yargı kararlarından ve doktrinden faydalanılacaktır.

Kaan Mert Baydar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve Avrupa Birliği düzenlemeleri ışığında elektronik para

Para, insanlık tarihi boyunca önemini koruyup artırmış bir meta olarak günümüze kadar serüvenini sürdürmüştür. Bugüne gelene kadar para birçok farklı şekil almıştır. Para öncesi zamanlarda insanlar ödeme işlemini trampa usulü ile gerçekleştiriyorlardı. Zamanla herkesin ihtiyacı olan belirli malların öne çıkmasıyla trampa sistemi mal para sistemine evrilmiştir. Mal para sisteminde de dayanıklılığı sebebiyle değerli metallerin öne çıkmasıyla birlikte insanlar kullanımından ayrı bir şekilde bu metallere zatî değerler atfetmiş ve bu da madeni para sistemine geçişi doğurmuştur. Bir noktadan sonra madeni paraların taşınması ve güvenliği sorun teşkil etmeye başlayınca madeni paraların temsili olarak banknotlar basılmış, son olarak da kâğıt paraların temsil özellikleri kaldırılarak kendiliğinden değerlerinin olduğu kâğıt para sistemine geçilmiştir. Geçtiğimiz 40 yılda paralar kâğıt hallerinden yavaşça soyutlanarak dijitalleşmeye başlamıştır. Banka hesaplarındaki rakamlardan ibaret paralar elektronik kartlar aracılığıyla kullanılmaya başlanmıştır. Bu akımla beraber ortaya çıkan elektronik para da günümüze kadar işlerliğini artırmıştır. Elektronik para hususunu düzenlemek adına ülkemizde kısa zaman önce yasalaştırma çalışmaları yapılmış ve konuya ilişkin kanun, yönetmelik ve tebliğler çıkarılarak hukukî altyapı oluşturulmuştur. Tezin amacı ülkemizdeki ve Avrupa'daki düzenlemeler bağlamında henüz yeni sayılabilecek elektronik para kavramını inceleyerek mahiyetini açıklamaktır. Tez kapsamında öncelikle para kavramı kısaca incelenmiş arkasından elektronik para kavramı; tanımı, özellikleri, örnekleri ve hukukî düzenlemeleri üzerinden açıklanmıştır. Hukukî düzenlemeler kısmında Avrupa Birliği düzenlemeleri ve ulusal düzenlemelerimiz incelenerek aralarındaki benzerlik ve farklılıklar irdelenmiştir.

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği hukukuElektronik para+4
Abdüssamed Kahraman
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sigorta hukukunda riziko ağırlaşması

Sigorta Hukukunda Riziko Ağırlaşması Her iki tarafa borç yükleyen ve sürekli bir borç ilişkisi doğuran sigorta sözleşmesinde, sigorta sözleşmesinin taraflarından biri olan sigorta ettirenin asli edim yükümlülüğü prim borcunu ödemekken, buna karşın sigorta sözleşmesinin diğer tarafı olan sigortacının asli edim yükümlülüğü ise sigorta sözleşmesi süresince sigorta sözleşmesi kapsamında belirlenen rizikoyu üzerinde taşıyarak, riziko meydana geldiğinde oluşan zararı sigorta sözleşmesi kapsamında sigorta ettirene ödemesidir. Sigorta sözleşmesinde, prim miktarı rizikoya bağlı olarak belirlenmektedir ve sigorta sözleşmesi boyunca 'prim ve rizikonun birbirine uygun olma ilkesi' korunmalıdır. Bu sebeple, sigorta sözleşmesinde taraflar arasında menfaat dengesinin bozulmasının önüne geçmek isteyen kanun koyucu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda sigorta ettirene rizikoyu ağırlaştırmama yükümlülüğü getirmiştir. Rizikonun gerçekleşme ihtimalini arttırıcı veya mevcut durumu ağırlaştırıcı işlemlerin olması durumunda ise, sigorta ettirene beyanda bulunma yükümlülüğü getirmiştir. Böylece sigorta ettirenin beyanı ile birlikte, sigortacıya prim farkı isteme veya fesih hakkı tanınarak, sözleşme süresince oluşabilecek prim ve riziko dengesizliklerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada, ilk olarak sigorta sözleşmesi, riziko ve riziko ağırlaşması kavramları açıklanacaktır. İkinci olarak, riziko ağırlaşması durumunda sigorta ettirenin sigortacıya karşı beyanda bulunma yükümlülüğü, beyan yükümlülüğünün hukuki niteliği, sigorta sözleşmesine etkileri, yükümlülüğün yerine getirilmesinden sorumlu olanlar ve muhatapları detaylı olarak incelenecektir. Son olarak, sigorta ettirenin beyanda bulunma yükümlülüğünü ihlalinin sonuçları Türk Ticaret Kanunu'nun 1445. maddesinin düzenleniş şekline uygun olacak şekilde, beyan yükümlülüğünün ihlalinin rizikonun gerçekleşmesinden önce ve sonra olmasına göre ikili bir ayrıma gidilerek açıklanacaktır. Anahtar Kelimeler: Riziko, Riziko Ağırlaşması, Sigorta Ettiren, Sigorta Hukuku, Sigortacı.

RiskRiziko ağırlaşmasıSigorta hukuku+1
Yasemen Mergen Bayer
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kambiyo senetlerinde aval

Aval, kambiyo senetlerinde verilen kişisel bir taahhüt türüdür. Bu taahhüt ile aval veren, senet ödenmediği takdirde, lehine aval verdiği kişi gibi sorumlu olmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 700-702 maddeleri arasında düzenlenen aval kurumunun amacı, kambiyo senedinin tedavülünü kolaylaştırmak ve senede duyulan güvenin arttırılmasını sağlamaktır. Aval beyanı, kambiyo senedinin ödeneceği hususunun garanti altına alınması ve aval veren kişinin gerektiğinde senet bedelini bizzat ödeyeceğini temin etmesi nedeniyle senede duyulan güvenin artmasına yardımcı olur. Aynı zamanda kambiyo senetleri üzerindeki aval beyanı, senet ile borç altına girmiş kişilerden biri lehine verilerek, kambiyo senedinin ticari hayattaki tedavülünün kolaylaşmasını sağlamaktadır. Aval beyanı kambiyo senedinde farklı konumlarda olan senet borçluları lehine bir teminat sağladığından kambiyo senetleri hukukunun tüm kurumlarına değinilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmada, esas itibariyle avale dair kambiyo hukuku düzenlemeleri, avalin hukuki niteliği, aval verenin hakları ve sorumlulukları, aval beyanının şartları çerçevesinde ele alınmıştır. Bununla birlikte, aval kurumuyla ilgili olduğu ölçüde borçlar hukuku ve diğer hukuk dallarındaki düzenlemeler incelenmiş, konuyla ilgili Yargıtay kararları ve doktrindeki görüşler ışığında aval kurumu irdelenmiştir.

AvalCiroKambiyo senetleri+1
Burcu Alakuş Şekerci
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Other supervisors