Theses supervised by Doç. Dr. Kemal Yıldız
14 theses · Manisa Celal Bayar University, Bandırma Onyedi Eylül University, Recep Tayyip Erdoğan University
Minuartia anatolica (Boiss.) woron. var. anatolica ve M. pestalozzae (Boiss.) bornm. türleri üzerine morfolojik, karyolojik ve palinolojik bir çalışma
Türkiye için endemik olan Minuartia anatolica (Boiss.) Woron. var. anatolica ve M.pestalozzae (Boiss.) Bornm. taksonlarının üzerine morfolojik, karyolojik ve palinolojik birarastırma yapılmıstır. Taksonların deskripsiyonları genisletilmistir. Taksonlara ait yayılıs alanlarıbelirlenerek GPS verileri kayıt altına alınmıstır. Taksonlara ait detaylı morfolojik çizimler vefotograflar çalısmaya eklenmistir. Polenler ve tohumlar taramalı elektron mikroskobu (SEM) ileincelenerek fotograflanmıstır. Aseto-orsein ezme preparat metodu ile somatik kromozom sayıları2n=30 olarak tespit edilmistir. Temel sayı x=15 olarak belirlenmistir. Çalısmalar sonundataksonların birbirine yakın olmadıgı anlasılmıstır. Her takson için çalısılan tüm kriterler tablolarhalinde ifade edilerek tehlike durumları tekrar gözden geçirilmistir.
Türkiye'nin Smyrnium L. cinsinin (Umbelliferae) türleri üzerine morfolojik ve palinolojik bir çalışma
Türkiye' de altı tür ile temsil edilen Smyrnium L.(Umbelliferae) türleri üzerine morfolojik ve palinolojik bir araştırma yapılmıştır. Türlerin deskripsiyonları genişletilmiştir. Türlere ait yeni yayılış alanları belirlenmiştir. Türlerin detaylı morfolojik çizimleri ve herbaryum fotoğrafları çalışmaya eklenmiş, merikarpları ve polenleri taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile incelenmiştir. Ayrıca polenlerin sayısal değerleri ışık mikroskobu (I.M) yoluyla Wodehouse yöntemi ile hazırlanan preparatlardan yararlanarak elde edilmiştir. Merikarplar siyah ile koyu kahverengi arasında, tamamı böbreksi tipte olup büyüklükleri farklılıklar göstermektedir. Merikarpların sırt şekilleri bütün türlerde dış bükey, yüzey süsleri bakımından; S.olusatrum L. tuberkulat-foveat, S.pefoliatum L. ruminat, S.rotundifolium Miller striat, S.cordifolium Boiss. tuberkulat-foveat, S.connatum Boiss. & Kotschy tuberkulat-rugoz ve S.creticum Miller ise tuberkulat-rugoz tiptedir. Smyrnium polenleri büyüklük ve polen ornemantasyonu bakımından benzerlik göstermektedir. Altı türe ait polenlerin hepsi aynı karaktere sahiptir. Polenler trikolporat, polen tipi prolat, tektum regulat, P/E oranı 1.38 ile 1.49 arasındadır.
Toplam kalite yönetimi ile Ahilik teşkilatı anlayışlarının karşılaştırılması
Toplam Kalite Yönetimi müşteri memnuniyeti, sürekli gelişme ve iyileştirme, liderlik, kalite standartları ve eğitim gibi ilkelerle çağımız işletmelerine büyük avantajlar sağlamaktadır. Bahsedilen bu ilkeler Ahilik Teşkilatı tarafından da uygulamaya konulmuştur. Müşterinin velinimet sayılması, kaliteli ürün ve/veya hizmet üretmenin haysiyet meselesi olması, yol gösterici liderlik oluşumları, çıraklıktan ustalığa giden hayat boyu eğitim süreçleri, yüzyıllar öncesinde Anadolu'da Ahiler tarafından bir sistem içerisinde tatbik edilmiştir. Ahilik Teşkilatı anlayışının analizi ve günümüze uyarlanıp uygulanması, tıpkı dünyada TKY'nin uygulanmasının önemli oluşu gibi önemli ve önceliklidir. Bu öneme binaen kaleme alınan çalışmada, TKY ve Ahilik anlayışları karşılaştırılmıştır. TKY ve Ahilik Teşkilatı anlayışlarının birçok noktada örtüştüğü ancak Ahilik anlayışının iktisadi niteliğinden öte insan yetiştiren bir kurum olmasına karşın TKY'nin salt ekonomik bir anlayış olduğu kanısına varılmıştır. Ahiliğin merkezinde yer alan amaçlar bahsi geçen ilkeleri doğururken TKY'de bu ilkelerin yalnızca araç olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahi, Ahilik, Ahilik Teşkilatı, Kalite, Toplam Kalite Yönetimi
Çalışma ve tüketim olgularının dönüşümü: Çalışmaya tutkunluk, hedonik tüketim, materyalizm bağlamları
Çalışma ve tüketim olgularının dönüşümü ile çalışmaya tutkunluk, hedonik tüketim ve materyalizm düzeyleri ile aralarındaki ilişki düzeyinin tespit edilmesini amaçlayan bu çalışma betimsel ve ilişkisel tarama ile incelenmiştir. Araştırmanın evrenini aktif çalışma hayatında bulunan yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Örneklem 319 kişi olarak tespit edilmiştir. Araştırmada çalışmaya tutkunluk için "Utrech Çalışmaya Tutkunluk Ölçeği" (UWES-3) , hedonik tüketim için Coşkun ve Marangoz'un (2019) geliştirdiği ölçek ve materyalizm için Richins (2004) tarafından geliştirilen "Kısaltılmış Materyalizm Değer Ölçeği" ( Materialism Value Scale- Short Form) kullanılmıştır. Veriler istatistiki incelemeye tabi tutulduktan sonra bir paket program ile analiz edilmiştir. Çalışmaya tutkunluk, hedonik tüketim ve materyalizm demografik özellikler bakımından karşılaştırılmış ve anlamlı farklılıklara rastlanmıştır. Hedonik tüketimin çalışmaya tutkunluk üzerinde bir etkisi olmadığı, materyalizmin ise çalışmaya tutkunluğu negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Materyalizm ve hedonik tüketim arasında ise anlamlı, pozitif ve güçlü bir ilişki görülmüştür.
COVID-19 salgınının istihdama etkisinin çalışma hayatı psikolojisine etkisi: Balıkesir örneği
2019 yılının Aralık ayında ortaya çıkan, tüm dünya ile birlikte ülkemizi de etkileyen COVID-19 salgını birçok ekonomik ve sosyal probleme yol açmıştır. Bu bağlamda salgınla birlikte giderek artan istihdama ilişkin problemler ülkemizi de önemli derecede etkilemiştir. 2020 yılına ait işgücüne katılım ve istihdam oranları incelendiğinde bir önceki yıla göre düşüş yaşandığı, bununla birlikte işsizlik oranının da azalma eğiliminde olduğu görülmüştür. Söz konusu bu durumun salgın tedbirlerinin uygulanması (sokağa çıkma yasağı, tam kapanma vs.) ve TÜİK' in işsizlik tanımının sınırlılığı kaynaklı gerçekleştiği düşünülmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, COVID-19 salgınının Balıkesir ili kapsamında ele alınarak salgının istihdama etkisi, yarattığı işsizlik ve çalışanlarda oluşturduğu işsizlik kaygısı ile sağlıklı bir çalışma hayatı ve psikolojisine dönüşümün yolları üzerine öneriler sunmaktır. Bu bağlamda oluşturulan anket soruları çalışan, çalışmayan ve iş arayan bireyler üzerinde uygulanmış olup, anket sonuçları bir istatistik programı ile değerlendirilmiştir. Anket sonuçları parametrik testler olan t-testi, tek yönlü varyans (Anova) testi, Pearson korelasyon analizi ve doğrusal regresyon analizi kullanılarak incelenmiştir. Uygulanan analiz sonuçlarına göre, COVID-19 pandemisinin dar manada işsizliği artırmadığı ancak geniş manada işsizliği artırdığı, çalışanlar ile iş arayanlar üzerinde kaygıyı artırdığı, çalışma hayatını olumsuz yönde etkilediği ve COVID-19 pandemisi sonrası sağlıklı bir çalışma hayatı ve psikolojisine dönüşümün mümkün olacağı sonucuna ulaşılmıştır. COVID-19 sonrası sağlıklı bir çalışma hayatı ve psikolojisinin oluşumunun mümkün olacağı fakat bu oluşumun zaman alacağı konusunda fikirlerin olduğu söylenebilir. Bu bağlamda bu çalışma ile halen devam etmekte olan COVID-19 salgın süreci hakkında gerekli öneriler sunularak gelecek kaynaklara ışık tutması hedeflenmiştir. Anahtar Sözcükler: COVID-19, İstihdam, İşsizlik, İşsizlik Kaygısı, Çalışma Hayatı
Kadınların çalışma hayatında karşılaştığı sorunlar: Nitel bir alan araştırması
Kadına yönelik şiddet tüm dünya ülkelerinde yıllardır devam eden çok yönlü bir sorundur. Kadınların çalışma hayatına katılmasıyla birlikte kadına yönelik şiddet iş hayatında da kendini göstermeye başlamıştır. Bu çalışmanın amacı kadınların çalışma hayatında karşılaştıkları şiddet türleri ile sorunların altında yatan nedenleri araştırmak ve bu durumların kadınlar üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın ilk bölümünde dünyada ve Türkiye'de kadınların çalışma hayatına katılımının tarihsel gelişimi ile birlikte kadına yönelik şiddet ve şiddetin türleri ele alınmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde kadınların çalışma hayatına katılımı ile karşılaştığı sorun ve sendromlara yer verilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise kadınların çalışma hayatında maruz kaldıkları şiddet türleri ve karşılaştıkları sorunları ortaya koymak amacıyla hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Görüşme soruları 2021 yılında ve İstanbul'da yaşayan yirmi beş kadın ile gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen bulgular, fenomenolojik araştırma yöntemi ile literatür çerçevesinde değerlendirilerek çözüm önerileri sunulmuştur. Yapılan analiz bulgularına göre kadına yönelik şiddetin, kadınların çalışma hayatına katılım oranını düşürdüğü, kadınların çalışma hayatına katılım oranının artırılması için şiddetin yok edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca kadınların çalışma hayatına katılım düzeyinin toplumda yaygın olan ataerkil yaklaşımdan olumsuz etkilendiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadına Yönelik Şiddet, Çalışma Hayatı, Kadının Çalışma Hayatına Katılımı, Toplumsal Cinsiyet Ayrımcılığı, Cam Tavan Sendromu
Uluslararası Çalışma Örgütünün gemi adamlarıyla ilgili sözleşmelerinin uygulanabilirliği-Bandırma Limanına yanaşan gemiler örneği
Deniz ticaretinin gün geçtikçe genişlemesi ve kendini geliştirmesi denizcilik sektörünün öneminin artmasına sebep olmuş ve aynı zamanda gemi adamı ve donatan arasındaki ilişkilerin karmaşık hale gelmesine yol açmıştır. Bu nedenle denizcilik alanında bazı düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç olduğu görülmüştür. Söz konusu bu düzenlemeler Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından uluslararası bir planda oluşturulmaya çalışılmıştır. Uluslararası Çalışma Örgütü özellikle sanayi devrinden sonra ortaya çıkmış ve I. Dünya Savaşı sonrası imzalanan Versay Anlaşmasıyla resmi olarak kurulmuştur. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün kurulmasıyla asıl amaçlanan işverenlerin rekabetsiz ortamındaki çalışanların haklarını korumak ve bu konuda bazı düzenlemelere gitmektir. Uluslararası Çalışma Örgütü her alanda olduğu gibi denizcilik sektöründe de birçok sözleşmeler imzalamıştır. Söz konusu bu sözleşmelerle gemi adamlarının çalışma yaşamlarına düzenlemeler getirmek ve bu konuda belli standartlar oluşturmak amaçlanmıştır. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün gemi adamalarına yönelik yayınlamış olduğu sözleşmelerin uygulanabilirlik durumu bu araştırma kapsamında incelenmiştir.
Kadının çalışma şeklinin boşanmalara etkisi: Boşanmışlara yönelik bir alan analizi
Toplumun temel taşını oluşturan aile ve ailenin en önemli bireylerinden kadının bir taraftan aile içi görevlerini yerine getirirken diğer taraftan da ailesine maddi destek sağlayacak bir işte çalışmasının günümüz şartlarında oluşturduğu bazı sıkıntılar mevcuttur. Bu çalışma ile ailedeki kadın bireyin çalışmasının evliliğe olan etkileri incelenmiş ve bu olumsuz etkileri en aza indirecek şekilde ve özellikle esnek çalışma üzerinde durulmuştur. Çalışmaya literatür taraması yapılarak elde edilen veriler üzerinden başlanılmış, çalışma hayatına ve boşanmalara ilişkin istatistikler incelenmiş ve boşanmış kişilere uygulanan bir anket saha çalışması ile bu bilgiler değerlendirilmiş ve geliştirilmiştir. Son bölümde yapılan istatistiksel analiz ile elde edilen veriler detaylı şekilde incelenmiş ve sosyal yaşantıdaki gerçek durum çalışmaya gerçekçi bir şekilde yansıtılmıştır. Sonuç itibari ile bu çalışmada ulaşılmaya çalışılan hedef, kadının bir taraftan iş hayatını sürdürürken diğer taraftan da aile yaşantısının etkilenip etkilenmediğinin tespiti ve ortaya çıkacak olumsuzlukların en aza indirilmesi için çözüm önerileri sunmaktır.
Roman topluluklardaki çocukların yoksulluk durumu ve emeklerinin istismarı: Bandırma örneği
Bu çalışma, Roman topluluklarında çocukların yoksulluk durumu ve emek istismarı konusunda değerlendirmelere yer vermektedir. Çocuklar geleceğin en önemli yapı taşıdır. Eskiden olduğu gibi günümüzde de çocuklar yoksulluğun en şiddetli halini yaşamaktadır. Çocuk yoksulluğu ve işçiliği her ne kadar azalsa da halen devam etmekte ve acil çözülmesi gereken sorunlar arasında yer almaktadır. Araştırmada ilk olarak teorik bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca Roman toplulukları ile yapılan çalışmalar incelenerek, çalışmanın analiz bölümü için zemin hazırlanmıştır. Bu araştırma, Roman Çocukların emek istismarı, sosyal dışlanma ve yoksulluk durumunu tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında Bandırma İlçesi'nde Çınarlı Mahallesi ve 100.Yıl Mahallesi'nde anket çalışması yapılmıştır. Toplam 189 aile ile görüşülmüştür. Görüşmelerden elde edilen bulgular, istatistiksel analizlere tabi tutularak, Bandırma'da yaşayan Roman topluluklarında çocukların yoksulluk durumu ve emek istismarı düzeyi tespit edilmiştir.
COVID-19 pandemisinin tarım çalışanlarına etkisi: Çanakkale ili örneği
Tarım geçmişten bugüne insanlığın başlangıçta beslenme gereksinimini karşılamak için var olan bir yapı olarak ortaya çıkmıştır. İnsanlık tarihi kadar eski olan tarım sektörü, günümüzde beslenmenin haricinde başlı başına önem oluşturan etkin bir sektör olma özelliği taşımaktadır. Tarım sektörü etkileyen ve etkilenen bir sektör olma özelliğini içinde barındırırken, son dönemde yaşanan Covid-19 küresel salgın krizinin boyutuyla yeniden incelenmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. İlk olarak 2019 yılı Aralık ayında Çin'de ortaya çıkan korona virüs salgının küresel bir boyut kazanması ile birlikte tüm ekonomik sektörler ve tarım sektörü salgının seyrinden oldukça etkilenmiştir. Bu çalışmada da Covid-19 salgın döneminin başta ekonomiye ve özelde tarım ekonomisine olan etkilerini analiz ederek, bu tip küresel krizlerin tarımın geleceğine ve tarım çalışanlarına olan etkisinin boyutunu incelemek, araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Yapılan çalışma esnasında Covid-19 salgınının etkisinin ekonomik sektörlere etkisi, bu alanda yapılan literatür çalışmaları da incelenerek değerlendirilmiş olup, tarım çalışanlarının genel durumu ve salgın döneminden etkilenme düzeyleri ise 81 soru ve 5 ana bölümden oluşan bir anket çalışması ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların cevaplarına göre salgın dönemi kişisel çalışma durumunu etkilememesine rağmen, salgının yarattığı ekonomik belirsizlik hali ve tarımın var olan sorunlarına ek olarak salgın döneminde yaşanan arz sorunlarının da tarım sektörüne önemli derecede etki edeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Veblen'in iktisadi teorileri bağlamında Türk işgücü piyasasının yapısı ve problemlerinin analizi
İktisadi görüşlerden biri olan kurumsal iktisadın, iktisat tarihindeki önemi ve kurumsal iktisadi geliştiren Thorstein Bunde Veblen'in kurumsal iktisat ve diğer görüşlerinin değerlendirilmesi üzerine yapılan bu çalışmada, özellikle Veblen'in işgücü piyasasını etkileyen teorileri ve Türkiye'deki işgücü piyasaları ele alınmıştır. Veblen'in iktisadi ve sosyal görüşlerine yer verdiğimiz çalışmamızda onun görüşleri ışığında işgücü piyasalarında bu görüşlerinin nasıl bir boyutu olduğu değerlendirilmiş ve incelenmiştir. Veblen'in eleştirel bir yapıya sahip olması onu iktisadi ve sosyal konuları ince detaylarına kadar eleştirerek farklı görüşler olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur. Eğitim çağında özellikle eğitim aldığı hocalarının görüşlerini benimsemeyerek eleştirel yaklaşmış ve kendi görüşleri içi kalıplaşmış bilgileri tartışmıştır. Bu eleştirel yapısı sayesinde kurumsal iktisadı geliştirmiş ve aylak sınıf hakkındaki kitabı ile adının duyulmasını sağlamıştır. Genel olarak eleştirdiklerine bakıldığında iktisatçılar, iş adamları, bireyler olmuş ve genel kapitalist sistemi eleştirilerinin merkezine koymuştur. Eleştirmiş olduğu konular günümüzün de birer sorunu halinde olduğu bilinmektedir.
Yaygın hizmet sektöründe eksik istihdamın görünümü: İzmir ili örneği
Eksik istihdam işsizlik kadar önemli bir sorundur. Eksik istihdam, beşeri sermayenin ve kaynakların israfı anlamına geldiğinden verimliliğin ve ekonomik büyümenin azalmasıyla sonuçlanmaktadır. Eksik istihdam durumunda iş güvenliği ve güvencesi olmadan çalışma ve kayıt dışı çalışma düzeyleri artmaktadır. Eksik istihdamın yüksek olduğu ülkelerde gelir adaletsizlikleri artmakta ve ülke kalkınması yavaşlamaktadır. Türkiye'de yaşanan ekonomik sorunlardan bir tanesi de eksik istihdamdır. Eksik istihdam önemli bir sorun olmasına rağmen yeterince ve kapsamlı olarak araştırılmamıştır. Bu araştırmada, hizmet sektörü içerisinde "yaygın" olarak tanımladığımız hizmet sektöründe eğitim alanı dışında ve az zamanlı çalışanların eksik istihdam durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda yaygın hizmet sektöründe eğitim alanı dışında ve az zamanlı çalışanların mevcut istihdam durumlarından memnun olup olmadıkları ve başka bir iş arayışında olup olmadıkları sebepleriyle birlikte araştırılmıştır. Bu araştırmada nicel bir araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın verileri anket yöntemiyle İzmir İlinde hizmet sektöründe farklı alanlarda çalışan 272 kişiden toplanmıştır. Araştırmanın bulguları, yaygın hizmet sektörü çalışanlarının yarısından fazlasının kendilerini eksik istihdam edilmiş olarak hissettiklerini göstermiştir. Ayrıca, yaygın hizmet sektörü çalışanlarının yarısına yakınının mevcut işlerinde eğitim ve nitelikleri doğrultusunda hak ettikleri koşullara sahip olmadıklarını düşündükleri tespit edilmiştir. Yaygın hizmet sektörü çalışanlarının yarısından fazlasının sadece maddi kaygılardan dolayı ve kendilerine uygun bir iş bulana kadar, geçici olarak eğitim alanlarının dışında bir işte çalıştıkları sonucuna ulaşılmıştır. Yaygın hizmet sektörü çalışanlarının yarısından fazlasının çalıştığı iş ve pozisyon için fazla eğitimli ve fazla kalifiye olduğunu düşündükleri tespit edilmiştir. Yaygın hizmet sektörü çalışanlarının yarısından fazlası okulda aldıkları eğitimlerin boşa gittiğini ve çalıştıkları işte köreldiklerini algılamaktadırlar. Kısmi zamanlı (part-time) çalışan yaygın hizmet sektörü çalışanlarının kısmi zamanlı çalışmak yerine tam zamanlı çalışmayı tercih ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu türdeki çalışanların büyük çoğunluğunun tam zamanlı bir iş bulacaklarına olan inançlarının devam ettiği ve bu türdeki çalışanların önemli bir oranının çalışma tam zamanlı çalışabilmek için aktif iş arayışlarının devam ettiği tespit edilmiştir.
Gözetilen hikmetler açısından fıkıhta kadınların mirası
Bu çalışmada, Fıkha göre kadınların mirası ve bu mirastaki hikmetler incelenmeye çalışılmıştır.Çalışmanın giriş bölümünde, konunun daha iyi anlaşılması için feraiz ilmi tanıtılmış, bu ilmin esasları ortaya konulmuş, mirasçılığın şartları incelenmiştir.Birinci bölümde, özellikle kadın mirasçıların, miras alma durumları incelenmiş, erkek mirasçılara, mukayese için yer verilmiştir. Genel olarak mirasçılar ashâbü'l-ferâiz, asabe ve zevi'l-erhâm olarak bölümlendirilmiştir.İkinci bölümde İslam'a göre kadınların miras paylarının hikmetleri incelenmeye çalışılmıştır.
Molla Hüsrev ve Mirkâtü'l-Vusûl adlı eserindeki yöntemi
?Molla Hüsrev ve Mirkâtü'l-Vusûl adlı eserindeki yöntemi? konulu tez çalışmamız giriş ve sonuç hariç üç kısımdan oluşmaktadır.Giriş kısmında araştırmamızın konusu, önemi, amacı ve kaynakları hakkında bilgi verilmiştir.Birinci bölümde ana hatlarıyla Fıkıh usûlü hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Molla Hüsrev'in hayatı ve ilmî kişiliği ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Molla Hüsrev'in Mirkâtü'l-Vusûl adlı eserindeki yöntemi tespite çalışılmıştır.Sonuç kısmında ise araştırmamızdan elde ettiğimiz neticeyi özetledik.