Theses supervised by Doç. Dr. Mehmet Halis Özer
13 theses · Dicle University
Küreselleşme sürecinin mekansal boyutu: Diyarbakır örneği
İktisat bilimi, insanlık tarihinin başlangıcından beri var olan bir bilimdir. İktisat ve tarih bu sebeple birbirinden ayrılmayan iki kavramdır. Tarım Devrimi ile dünyada yeni bir ekonomik sistem başlamış ancak bu sistem o dönemde henüz kapitalizm olarak adlandırılmamıştır. 5. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar devam eden feodalizm, sonrasında kapitalizme evrilmiştir. Buhar gücüyle çalışan makinelerin icat edilmesi ile Sanayi Devrimi gerçekleşmiş ve o zamana kadar insanlık tarihinde daha önce görülmemiş bir sermaye birikimi açığa çıkmıştır. Böylece ilk küreselleşme dalgası evresine girilmiştir. Dünya savaşlarının araya girmesi ile küreselleşme, felaket çağına girmiş olsa da kapitalizmin mantığı gereği savaşlardan güçlü bir biçimde çıkmıştır. Dünyanın tek bir pazar haline dönüşmesi olarak ifade edilen küreselleşme, üçüncü dalgada yani 1980'lerden sonra literatüre girmiştir. Küreselleşme ile birlikte kent mekanlarında ciddi değişimler yaşanmış ve kentlerin sermaye birikim sürecine katkısı eleştirel olarak incelenmiştir. Kapitalizmin bir mantığı olan eşitsiz coğrafi gelişim, ülkemizde kendini net bir şekilde göstermiştir. Türkiye'nin doğusu ile batısı arasındaki gelişmişlik farklarına bakıldığında, küreselleşmenin batıdaki bir kent üzerindeki etkisi ile doğudaki bir kent üzerindeki etkisi de farklılaşmaktadır. Bölgesel eşitsizliği gidermek adına yapılan bölgesel kalkınma planları ve sonrasında kurulan Kalkınma Ajansları da bu farklılaşmayı giderememiştir. Küreselleşme ile mekanlar üzerinde farklar daha da derinleşmiştir. Türkiye'nin doğusunda bulunan Diyarbakır ili de küreselleşme ile bir dönüşüme girmiştir. Yaklaşık iki milyon nüfusa sahip bu kentte, yaşanan terör olayları ve göçler sonucunda iki farklı görüntü ortaya çıkmıştır. Bir tarafta göçlerle gelen ve sosyo-ekonomik sorunlar ile mücadele eden alt sınıf insanlar, diğer taraftan ise kenttin içinde ancak diğer insanlardan izole şekilde yaşamını sürdüren üst sınıf insanlar. Küreselleşme sadece kent mekanlarında eşitsizliğe değil, aynı zamanda gelir dağılımında da eşitsizliğe ve adaletsizliğe sebep olmuştur.
1960'lı yıllarda Türkiye ekonomisinin durumu
Teze genel bir bakış açısıyla baktığımızda 1960'lı yılların ekonomik politikalarını daha iyi anlayabilmemiz için tezin ilk bölümünde 1950'li yılların ekonomik faaliyetlerine ve politikalarına değindik. İkinci bölümde ise 1960'lı yıllarda uygulanan planlı kalkınma ve bu planlı kalkınmadan dolayı ekonomik politikalar ele alındı. Üçüncü bölümde ise planlı dönemde sektörlerin gelişimi incelendi. Her üç bölümde tablolarla desteklenerek ele alındı.
Türkiye'de ekonomik krizler ve dolarizasyon hareketleri
Bu çalışmanın amacı dolarizasyon kavramının incelenmesi ve Türkiye ekonomisindeki dolarizasyon olgusu görünümünün ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda dolarizasyon kavramı, türleri, maliyet ve faydaları, nedenleri, ekonomi üzerine etkileri, gelişmekte olan ülkelerdeki görünümü ve dolarizasyonun ölçümü ele alındıktan sonra, Türkiye'nin ekonomik dönemleri, yaşanılan başlıca ekonomik krizler ve Türkiye'deki dolarizasyon sürecinin görünümü ortaya konmaktadır.Türkiye'de 1980'li yıllar itibariyle görülmeye başlanan dolarizasyon olgusu, 1990'lı yıllar itibariyle etkisini daha çok göstermiştir. Özellikle de ekonomik kriz dönemlerinde artış gösteren dolarizasyon olgusu üzerinde, yüksek enflasyon oranlarının etkisi olduğu söylenebilmektedir.Türkiye'de dolarizasyon süreci 1989-2001 dönemi arasında bir yükseliş eğilimi göstermektedir. 1994 ve 2001 krizleriyle birlikte ortaya çıkan belirsizlik ortamıyla dolarizasyon seviyesinde artış görülmüştür. 2001 yılının akabinde uygulanan ekonomik program ile birlikte 2003-2012 yılları arasında dolarizasyon seviyesinde düşme olmuşsa da, bu tarih itibariyle günümüze doğru yeniden artış gösterdiği görülmektedir.
Türkiye'nin sanayileşme perspektifinde 1960-1980 arasında uygulanan ithal ikameci sanayileşme politikalarının yeri
Bu çalışmada Türkiye'nin sanayileşme deneyimleri ele alınmış olmakla birlikte, 1960-1980 yılları arasında uygulanan İthal İkameci Sanayileşme Stratejisinin Türkiye'nin sanayileşme çabalarında nereye oturduğu işlenmiştir. Çalışma sonucunda bu dönemde yapılanların ve uygulanan politikaların Türkiye'de, özellikle imalat sanayinde çıktının yapısında değişmelere neden olduğu, daha doğru bir ifade ile çıktının niteliksel değişiminin bu dönemde başladığı görülmüştür. Bununla birlikte ithal ikameci sanayileşme stratejisinin Türkiye için önemli sonuçları arasında, büyük ölçekle üretim yapan iş adamı ve sanayici kesiminin ortaya çıkmasıdır.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının makroekonomik istikrara etkisi: Türkiye örneği
Hem gelişmiş ülkeler hem de gelişmekte olan ülkeler için Doğrudan yabancı sermaye yatırımları önemli bir finansman kaynağıdır. Çalışmada, Türkiye'de istikrar kavramı ile Doğrudan yabancı sermaye yatırımları arasındaki ilişkiyi ölçmek için VAR analizi yapılmıştır. Analizde, 2003-2017 yılları incelenmiştir ve sonuçta çıkan bulgulara göre DYSY'yi en fazla etkileyen değişken yine kendisi olmuş, kendinden sonra Tüfe Bazlı Efektif Döviz Kuru en etkili olan değişken olmuştur. İktisat literatüründe, uluslararası sermaye hareketlerinin ülkelerin iç ve dış denge şartlarında ne tür etkiler yarattığı yoğun tartışılan konular arasındadır. Özellikle son 20 yılda kısa vadeli sermaye hareketlerinin yarattığı küresel krizlerin sayısında yaşanan artış ve bu hareketlerin bir ülkedeki krizi diğer ülkelere taşıma kapasitesi literatürdeki çalışmaların artışında en önemli nedenlerden biridir. Bununla beraber uzun vadeli yatırımların doğru kullanıldığı takdirde makroekonomik istikrara avantaj sağladığı araştırılmalarda sıklıkla görülmektedir. Bu çalışma, Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve makroekonomik istikrar arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, birinci bölümde doğrudan yabancı sermaye yatırımı tanımı ve türlerine ilişkin kavramsal çerçeveye yer verilecektir. İkinci bölümde makroekonomik istikrara ilişkin çeşitli sınıflandırmalar ve istikrarın yabancı sermaye yatırımları açısından önemi incelenecektir. Üçüncü bölümde ise Türkiye'de makroekonomik istikrar ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına ilişkin sayısal verilere yer verilecektir. Son bölümde ise doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve makroekonomik istikrar arasındaki ilişkiyi test etmek amacıyla ekonometrik analiz gerçekleştirilmiştir. Anahtar Sözcükler Doğrudan Yabancı Sermeye Yatırımı, Makroekonomik İstikrar, VAR Analizi, Finansman Kaynakları, Etkileşim.
Türkiye'deki trafik kazaları ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkinin analizi (1995-2017)
Trafik kazaları yol açtığı ölüm ve yaralanmalar ile dünyada ve ülkemizde çağımızın en büyük problemleri arasında yer almaktadır. Trafik kazaları neden olduğu insani kayıpların yanı sıra ülke ekonomilerine de önemli yükler getirmektedir. Özellikle azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kalkınma süreçlerini yakından etkilemektedir. Bu açıdan çalışmanın amacı, trafik kazalarının ekonomik kalkınma ile ilişkisinin analiz edilmesidir. Çalışmanın ölçeği Türkiye ile sınırlı olup kapsadığı dönem 1995-2017 yıllarıdır. Çalışmada izlenen yöntemde, öncelikle trafik kazaları ile ekonomik kalkınma göstergelerine dair değişkenler belirlenmiştir. Trafik kazalarına dair değişkenler kaza sayısı ve motorlu araç sayısıdır. Ekonomik kalkınmaya dair değişkenler ise insani gelişmişlik ve hukuk üstünlüğü endeksleridir. Kaza sayısı bağımlı, diğer değişkenler ise bağımsız değişkenlerdir. Değişkenler arasındaki kısa ve uzun dönemli ilişkinin analizi amacıyla Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif (ARDL) eşbütünleşme modeli kurulmuştur. Sonrasında modelin geçerliliği test edilmiş ve değişkenler arasındaki kısa ve uzun dönem ilişkiler belirlenmiş ve nedensellik ilişkisi analizi yapılmıştır. Çalışmada varılan sonuçlara göre, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasında kısa ve uzun dönem ilişkisi elde edilmiştir. Buna göre, kaza sayısı ile ekonomik kalkınma arasında uzun dönem ilişkisi, hukuk üstünlüğü ile insani gelişmişlik endeksleri arasında tespit edilmiştir. Motorlu araç sayısı ile uzun dönemli bir ilişkiye rastlanmamıştır. Elde edilen bulgulara göre Türkiye'de 1995-2017 döneminde trafik kaza sayısı üzerinde en çok insani gelişmişlik endeksinin etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kısa dönem açısından elde edilen bulgulara göre, kaza sayısı ile hukuk üstünlüğü endeksi ve insani gelişmişlik endeksi arasında ilişki elde edilmiştir. Öte yandan, motorlu araç sayısı ile kısa dönemli bir ilişkiye rastlanmamıştır. Bağımlı değişken ile bağımsız değişkenler arasında elde edilen kısa dönem nedensellik ilişkisi analizine göre, motorlu araç sayısı ile insani gelişmişlik endeksinden kaza sayısına doğru tek yönlü nedensellik elde edilmiştir. Bu sonuca göre, motorlu araç sayısındaki ve insani gelişmişlik endeksindeki değişimler, trafik kaza sayısında değişime yol açmaktadır.
CO2 emisyonları, doğal gaz, yenilenebilir enerji kaynakları ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye'deki dinamik değişkenlerin analizi
Enerji, her geçen gün yaşamımızda biraz daha fazla yere sahip olup önemli bir üretim faktörüdür. Özellikle 1990 yılından sonra enerji-ekonomik büyüme ilişkisine CO2 emisyonunun sonraki yıllarda spesifik değişkenlerin eklenmesiyle veri olarak kullanılıp üzerine çeşitli araştırmalar yapılmıştır. CO2 Emisyonları, Doğal Gaz, Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Ekonomik Büyüme İlişkisi: Türkiye'deki Dinamik Değişkenlerin Analizi üzerine yapılan bu çalışmada 1984-2017 yıllarına ait yıllık kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla, CO2 emisyonu, doğal gaz ve yenilenebilir enerji tüketim verileri kullanılmıştır. Bu değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişkinin varlığının tespit edilebilmesi için eşbütünleşme testi uygulanmıştır. Ampirik sonuçlar ele alınan her iki model için değişkenlerin arasında durağan olmayan değişkenler bulunmasından ötürü nedensellik ilişkilerinin tespitinde klasik Granger Nedensellik testi yerine Toda ve Yamamoto (1994) nedensellik testinden faydalanılmıştır. Test sonuçlarına göre toplam gelirden karbondioksit salınıma doğru anlamlı bir nedensellik ilişkisinin varlığı tespit edilebilmiştir. Bu durum Türkiye'de ÇKE hipotezini desteklemekte ve gelecek dönemlerde Ters U şeklinde bir görüntü çizeceği ön görülmektedir. Bu durum uzun dönem gelir esnekliğinin zaman içinde azalacağını ve ekonomik büyümenin CO2 salınımının azaltılmasının yararlarının zaman içinde olacağını gösterecektir. Son olarak, politika önerileri sadece CO2 emisyonlarını azaltmak için değil, aynı zamanda doğal gaz ve yenilenebilir enerji endüstrilerinde büyümeyi teşvik etmek için de vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler CO2 emisyonları, Doğal gaz tüketimi, Yenilenebilir enerji tüketimi, Çevresel Kuznets eğrisi, ARDL, Türkiye
Türkiye'de 1980 yılı sonrası yaşanan ekonomik krizler ve Türk siyasal karar birimlerinin bu krizlerle mücadele politikaları
Kriz; beklenmedik bir anda ortaya çıkan, ortaya çıktığı yerin mevcut durumunu değiştiren ve beklenmedik bir anda ortaya çıktığı için de müdahale etmekte genellikle geç kalınan şiddetli dalgalanmalar durumudur. Günümüzde ekonomik krizler, sadece ortaya çıktıkları ekonomilerde yıkıcı olmazlar. Küreselleşme olgusu nedeniyle entegre olan dünya piyasalarındaki tüm ülkeler, herhangi bir ekonomide baş gösteren krizden etkilenebilirler. Bu tarz küresel krizler özellikle az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin makroekonomik değişkenlerini genellikle olumsuz etkilerler. 1980 yılı sonrasında Türkiye ekonomisinde yapılan devrim niteliğindeki Liberalizme yönelik reformlar ve 1990'lı yıllarda hızlanan küreselleşme akımları ekonominin yeniden canlanmasına yardımcı olmuştur. Liberalizm ve küreselleşme ile beraber canlanan ekonomi, belli bir süre sonra yerini olumsuz değişkenlere bırakmıştır. Bu durum, Türkiye ekonomisinin radikal değişim ve dönüşümlerin uygulanmasında yetersiz kalmasından kaynaklanmaktadır. Bu çalışmamızda Türkiye ekonomisinde 1980 yılından sonra yaşanan ekonomik krizleri, bu krizlerin yıkıcı etkilerini, bu krizlerle mücadelede alınan kararları ve bu mücadele politikalarının ekonomi üzerindeki etkilerini inceleyeceğiz. Anahtar Kelimeler Kriz, Ekonomik Kriz, Türkiye Ekonomisi, İstikrar Politikaları, Küreselleşme.
24 Ocak 1980 ekonomik kararların Türkiye ekonomisine etkileri, yansıması ve sonuçları
24 Ocak 1980'de alınan kararlar ile Türkiye ekonomisi liberalleşerek dünya piyasalarıyla entegre olmuştur. Serbest piyasanın temelleri bu dönemde atılmıştır. Bu istikrar programının ana çıkış noktası 1978-1979 yıllarında yaşanan ekonomik çöküşlerin olumsuz etkilerinin 1980 yılına da yansımasını önlemektir. Söz konusu yıllarda uygulamaya konulan istikrar politikalarının etkisiz kalmasıyla, 24 Ocak 1980 tarihinde Turgut Özal tarafından hazırlanan yeni bir istikrar programı uygulamaya konulmuştur. 24 Ocak kararlarıyla uzun dönemde ekonominin dışa açılması ve devletin piyasalara müdahalesinin azaltılması amaçlanmıştır. Bu istikrar programının ülke ekonomisine sunduğu serbestlik ile 1980-1989 döneminde ülkeye yabancı sermaye girişleri artmış, dövizin darboğazı aşılmış, ithalat ve ihracat rakamları önemli oranlarda artış göstermişlerdir. Fakat enflasyonun kontrol edilmesinde başarısız olmuştur. Bir türlü düşürülemeyen enflasyon oranları, gelir dağılımı adaletini olumsuz etkileyerek toplumun orta ve alt gelirli kesimlerin gelirlerini daha da azaltmıştır. Bu çalışmamızda, 24 Ocak 1980 Ekonomik Kararlarının Türkiye ekonomisine etkilerini, yansımalarını ve sonuçlarını incelemeye çalışacağız. Anahtar Kelimeler 24 Ocak, Liberalleşme, Türkiye Ekonomisi, İstikrar Politikaları, Enflasyon.
Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan sanayi ve Maadin bankası
Cumhuriyetin yapılanma döneminde batılı ülkeler sanayide gelişirken, ülkemiz sanayileşememişti. Güçlü ekonomi yaratmak için farklı iktisat politikaları uygulanmıştır. Ülke ekonomisinin gelişmesi, sanayileşme bankacılıkta gelişmeye bağlıydı. Bankacılık geliştikçe ekonomi güçlenecektir. Sanayi öncelikli sektör seçilerek Sanayi ve Maadin Bankası kuruldu. Banka ile özel sektörün gelişmesi amaçlanarak zengin özel kesim yaratılmaya çalışıldı. Sanayi ve Maadin Bankası kurularak ekonominin gelişmesi sağlanmış olup banka bankacılık sektöründe kısmen başarı elde etmiştir.
Demokrat Parti Döneminde alınan kararların ekonomi politikalarına yansımaları, etkileri ve sonuçları(1950-1960)
Türkiye'de liberal ekonomideki dinamikler, ekonomik kurallarla yapılanmaktan ziyade siyasi kararlar ekonomik icraatları birinci derecede önemli kılmakta olup daha sonra kurulacak olan hükümetlerin ekonomi politikalarına uygulanabilir perspektifler kazandıracaktır. Siyasetin ekonomiden ayrı düşünülemeyeceği, ekonomik kararlar siyasi kararları, siyasi karar ve kurumlar ise ekonomik faaliyetleri belirleyerek ekonomi ile siyasetin beraber ele alındığı politik iktisat terimi ortaya çıkmıştır. Demokrat parti dönemi politikaları ve ulaşılan sonuçlar temel makro ekonomik değişkenler dikkate alınarak sunulacaktır. Politik süreçte alınan karar ve uygulamaları iktisat biliminin teknik, yöntem ve araçları kullanılarak analiz edilecektir. Müdahaleci bir ekonomik yapıdan, özel teşebbüse öncelik veren, açık ekonomiye geçiş çabalarının yoğunlaştığı dönem olan DP döneminde siyasette ve ekonomide yapısal dönüşümler yaşanmıştır.
Atatürk Dönemi ekonomi politikalarının Türkiye ekonomisine etkileri
Bu tez çalışmasında, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Atatürk döneminde uygulanan iktisat politikaları ele alınmış ve ekonomide ortaya çıkardığı sonuçlar incelenmiştir. Bir ülkenin ekonomik yapısını tarihsel süreç içerisinde değerlendirmek gerekir. Ülkedeki gelişmeyi etkileyen unsurların belirlenmesi ve zamanla geçirdiği değişimin anlaşılması için ekonominin başlangıçta hangi aşamada olduğu saptanmalıdır. Bu sebeple Cumhuriyet rejimine geçişte mevcut ekonomik koşulların durumunu ve nasıl bir ekonomik mirasın devralındığını bilmek son derece önemlidir. Atatürk'ün milli ekonomi anlayışının temelini oluşturan "ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlığın da olmayacağı" düşüncesiyle iktisadi kalkınmaya ve ilerlemeye oldukça önem verilmiştir. 1923-1938 yılları arasında belirlenen ekonomi politikaları kısmen liberal kısmen de korumacı ve devletçi bir yapıya bürünerek uygulanmıştır. Çalışma kapsamında, Türkiye'yi böylesi bir politika değişikliğine götüren etken ve sonuçlar ayrıntılı bir şekilde incelenecektir. Anahtar Sözcükler İktisat Politikası, Sanayi, Devletçilik, Ekonomik Bunalım, Planlama, Dış Ticaret
Türkiye'de uygulanan iktisat politikaları çerçevesinde Diyarbakır ekonomisi: (2000-2018)
Son dönemlerde Anadolu kentlerinin sosyo-ekonomik ve demografik durumu üzerine yapılan çalışmalar hız kazanmıştır. Diyarbakır üzerine çalışma isteği, tarih boyunca birçok medeniyetin hüküm sürmüş olduğu böyle bir kente ilişkin iktisadi ve sosyal açıdan geniş bir araştırmanın olmamasından kaynaklanmıştır. Etrafı surlarla çevrili ve çok eski bir geçmişe sahip olan Diyarbakır şehrinin kurulmuş olduğu yeri değişmemiştir. Bu özellik onu ender şehirlerden birisi haline getirmektedir. Diyarbakır, anayollar üzerinde bulunması ve zengin kaynaklara sahip olması nedeniyle iktisadi bir güç olma durumunu devamlı olarak korumuştur. Akdeniz ve Asya'nın zengin ülkeleri arasında meydana gelen ticari faaliyetlerde geçiş güzergâhında bulunması nedeniyle buradan çok sayıda kervan, dolayısıyla da çeşitli mallar geçmekteydi. Buradan gelip-geçen tüccarların barınabileceği çok sayıda han bulunmaktaydı. Şehir içerisindeki alışveriş merkezleri olan çarşı ve pazarlar, aynı zamanda şehrin ekonomik canlılığının da bir göstergesiydiler. XIX. yüzyılın ilk yarısında Diyarbakır'dan geçen seyyahlar, şehirdeki pazarlarda her türlü malı bulmanın mümkün olduğunu ve şehirde oldukça canlı bir iktisadi faaliyetin meydana geldiğini ifade etmektedirler. Küreselleşme olgusunun doğal sonucu olarak ulusların ekonomileri, dünya ekonomi ve siyaset politikalarından bağımsız şekillenememektedir. Çalışmamızın ilk bölümünde Türkiye ekonomisi, dünya ekonomi ve siyaset politikaları karakterini taşıyan dönemler itibariyle incelenmiştir. İkinci bölümde ise Diyarbakır'ın sosyo-ekonomik yapısının tespiti yapılmaktadır. Bu anlamda, ilin demografik yapısı, işgücü yapısı, yoğun göç hareketlerinin ekonomik etkileri gibi etmenler irdelenmiştir. Cumhuriyet dönemi Diyarbakır ekonomisi, sektörel açıdan, özel sektör ve kamu yatırımları açısından ve son olarak dış ticaret bakımından incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise; yerelde il ekonomisinin bu etkileşimin neresinde olduğu, aynı paralelde mi olduğu yoksa bağımsız bir ekonomik kimliğe mi büründüğünü; sosyal, ekonomik, demografik, sağlık, turizm ve eğitime dair değişkenler üzerinden yapılan ekonometrik analiz ile ortaya koyarak özgün bir çalışma gerçekleştirdik. Anahtar Sözcükler: İktisat Politikası, Kalkınma, Liberal Ekonomi, Devletçilik, Sivil Toplum Kuruluşları, Ekonomik Kriz, Diyarbakır Ekonomisi