Theses supervised by Doç. Dr. Mustafa Bayrakcı
13 theses · Sakarya University
İlköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin örgütsel muhalefete ilişkin görüşleri (Hakkarili örneği)
Bu çalışmada Hakkâri il merkezi ve ilçelerindeki ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin, örgütsel muhalefete ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde olan çalışma, nicel yöntem yaklaşımı ile yürütülmüştür. Araştırmanın hedef evrenini 3019 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmanın örnekleminde ise 380 öğretmen yer almıştır. Örnekleme, Doç.Dr. Murat ÖZDEMİR tarafından geliştirilmiş olan Örgütsel Muhalefet Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında çözümlenmiş, öğretmenlerin ölçekte yer alan maddelere verdikleri yanıtların aritmetik ortalama ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Örgütsel muhalefete ilişkin öğretmen görüşlerinin çeşitli demografik değişkenlere göre fark gösterip göstermediği t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile çözümlenmiştir. Farkın kaynağının saptanmasında ise LSD testi kullanılmıştır. Araştırmada öğretmen muhalefetine genel olarak öğretmenlerin yasal haklarını kullanmasının engellenmesi, hakarete uğraması, yöneticinin bazı öğretmenleri kayırması, karar mekanizmalarına öğretmenlerin dâhil edilmemesi ve görev ve sorumlulukların adaletsiz dağıtılması nedenlerinden kaynaklandığı saptanmıştır. Demografik değişkenlerin örgütsel muhalefet üzerindeki etkileri incelendiğinde muhalefetin cinsiyet, sendika üyeliği, eğitim durumu, yaş, kıdem, çalışılan okul sayısı ve okul büyüklüğü değişkenlerine göre anlamlı bir fark göstermediği fakat medeni durum değişkenine göre anlamlı fark gösterdiği ve evli öğretmenlerin bekâr öğretmenlere göre daha fazla muhalefet ettikleri görülmüştür. Öğretmenlerin en sık sergiledikleri muhalif davranış biçimi ise yöneticilere doğrudan itiraz etme olduğu görülmüştür. Araştırmada sendikalı öğretmenlerin sendikalı olmayan öğretmenlere göre haber uçurma davranışını daha fazla sergiledikleri görülmüştür. Araştırmada muhalif öğretmenlerin yöneticiler tarafından sıkı denetim altına alınmaya çalışıldığı saptanmıştır. Yine araştırmada muhalif sendikalı öğretmenlerin, muhalif sendikalı olmayan öğretmenlere göre daha olumsuz içerikli yönetici davranışlarına maruz kaldıkları görülmüştür. Ayrıca öğretmen muhalefetinin sonucunda yöneticilerin kendilerine destek aradığı anlaşılmıştır. Yine araştırmada kıdemli öğretmenlerin kıdemli olmayan öğretmenlere göre muhalefetin yöneticiler üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğu kanaatine sahip oldukları görülmüştür. Muhalefetin okulda öz-denetim ve okul etkililiğini artırdığı da saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel muhalefet, açıkça belirtilmiş muhalefet, yatay muhalefet, yer değiştirmiş muhalefet, haber uçurma, okul.
Yabancı dil ağırlıklı beşinci sınıf uygulamasına ilişkin öğretmen görüşleri (Zonguldak ili Ereğli ilçesi örneği)
Bu araştırmayla, öğretmenlerin Yabancı Dil Ağırlıklı 5. Sınıf Uygulamasına (YDABS) ilişkin görüşleri incelenmiştir. Yapılan çalışma, nicel yöntem kullanılarak betimsel araştırma modellerinden genel tarama yöntemi kullanılmıştır. Zonguldak İli Ereğli İlçesindeki 11 resmi ortaokulda görev yapmakta olan farklı branşlardan 356 tane öğretmenin 12 maddeden oluşan anket soruları ile görüşlerine başvurulmuştur. Anket formu verileri SPSS programında değerlendirilmiş, elde edilen sonuçlar yüzde ve frekans tabloları ile yorumlandırılmıştır. Araştırmada, Yabancı Dil Ağırlıklı Beşinci Sınıf Uygulamasının, "Uygulamanın Hazırlık Safhası", "Eğitim-Öğretim Süreci" ve "İlerde Sunacağı Avantaj ve Dezavantajlar" alt boyutlarındaki farklılıkları incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğretmenlerin cinsiyetlerine göre YDABS uygulamasına ilişkin görüşlerinin benzer olduğu bulunmuştur. Mesleki kıdem değişkenine göre ise kıdem yılı yüksek olan öğretmenlerin, YDABS uygulamasının "İlerde Sunacağı Avantaj ve Dezavantajlar" ve "Hazırlık Safhası" alt boyutuna ilişkin görüşlerinin, mesleki yılı daha az olan öğretmenlere göre anlamlı derecede olumlu olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin görev yaptıkları yer değişkenine göre şehir merkezlerinde görev yapan öğretmenlerin YDABS uygulamasının "Eğitim-Öğretim Süreci" alt boyutuna ilişkin görüşlerinin, köylerde görev yapan öğretmenlere göre anlamlı derecede daha olumlu olduğu bulunmuştur. Diğer taraftan, öğretmenlerin görev yaptıkları yer değişkenine göre YDABS uygulamasının "İlerde Sunacağı Avantaj ve Dezavantajlar" ve "Hazırlık Safhası" alt boyutlarına ilişkin görüşlerinin benzer olduğu görülmüştür. Branş değişkeni açısından yabancı dil öğretmenlerinin görüşleri, YDABS uygulamasının öğrenciler için ileride daha avantajlı olacağı şeklinde tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İngilizce Dersi, Beşinci Sınıf, Branş Öğretmenleri, İngilizce Öğretimi.
Türkiye ve İngiltere'deki eğitim-öğretim izleme ve değerlendirme sistemlerinin karşılaştırılması ve buna ilişkin öğretmen görüşleri
Araştırmanın amacı, Türkiye ve İngiltere'deki eğitim-öğretim izleme ve değerlendirme sistemlerinin karşılaştırılması ve buna ilişkin öğretmen görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma için gerekli veriler, nitel araştırma yöntemi yoluyla toplanmıştır. Türkiye ve İngiltere eğitim sistemleri ile ilgili genel bilgiler doküman inceleme yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırma için gerekli olan öğretmen görüşleri ise, araştırmacı tarafından oluşturulan görüşme formu yoluyla toplanmıştır. Görüşme formu, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Türkiye ve İngiltere'deki farklı okullarda ilköğretimde görev yapan farklı branşlardaki toplam 40 öğretmene uygulanmıştır. Araştırmada genel olarak, Türkiye ve İngiltere'deki eğitim sisteminin amaçları, eğitim sistemlerinin yapısı, devletin eğitim üzerindeki rolleri, okullardaki fiziki ortamlar, her ülkede yapılan ölçme ve değerlendirme çalışmaları ve buna bağlı olarak izleme ve değerlendirme sistemleri hakkında bilgiler verilmiştir. Araştırma sonucundaki öğretmen görüşleri, ülkemizde yapılan izleme ve değerlendirme çalışmalarına ait eksiklikler olduğu ve bu çalışmaların sistematik bir şekilde yürütülmediği yönündedir. İngiltere'de ise izleme ve değerlendirme çalışmalarının daha sistematik bir şekilde yürütüldüğü belirtilmiştir. Her iki ülkede de öğretmenlerin eğitim - öğretimde izleme ve değerlendirme sistemlerine ait görüşlerine bakıldığında ise, İngiltere'deki öğretmenlerin genel ola- ix rak tüm ifadelerde Türkiye'deki öğretmenlere göre daha olumlu görüş belirttikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Türkiye Eğitim Sistemi, İngiltere Eğitim Sistemi, Ölçme ve Değerlendirme, İzleme ve Değerlendirme Sistemi.
Lise öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyleri ve matematik ders başarıları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı; lise öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeylerini belirlemek ve finansal okuryazarlık düzeyleri ve matematik dersi başarıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. İstanbul İli Bağcılar İlçesindeki farklı okul türlerinde 2017-2018 Eğitim Öğretim yılında öğrenim gören 14-19 yaşlarındaki 540 lise öğrencisi üzerinde yürütülen bu araştırmada; öğrencilerin finansal okuryazarlık, para yönetim özyeterlik algıları, para davranış algıları, finansal bilgi düzeyleri ve matematik ders başarıları belirlenmiş ve konu öğrencilerin farklı sosyo-ekonomik, demografik ve tanımlayıcı özellikleri açısından incelenmiştir. Öğrencilerin finansal okuryazarlık, para yönetim özyeterlik algıları, para davranış algıları ve matematik ders başarıları iyi düzeyde, finansal bilgileri orta düzeyde çıkmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Güvenç (2016) tarafından geliştirilmiş olan "Finansal Okuryazarlık ve Para Yönetimi Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, SPSS 23.00 Programı ile t-test, ANOVA ve Post Hoc testlerinden Bonferroni Test kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, lise öğrencilerinin matematik ders notu ile finansal okuryazarlık düzeylerinin cinsiyet, sınıf, yaş okul türü, aylık toplam gelir haftalık harçlık miktarları değişkenlerine gore pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanırken; anne ve baba eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Buna göre, araştırmanın örneklemini oluşturan lise öğrencilerinin finansal okuryazarlığının bireylerin sosyodemogrofik özelliklerine ve ailelerinin finansal rehberliğine göre farklılık gösterdiği söylenebilir. Lise öğrencilerinin eğitim yönetiminde, eğitim programı ve ekonomisi planı yapılırken bulunan verilerin önemli katkı sağlayacağı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Finansal okuryazarlık, para yönetim özyeterlik algısı, finansal bilgi, matematik ders başarısı
Ortaöğretim öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri ile sosyal ağları kullanım amaçları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri ile sosyal ağları kullanım amaçları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırma tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini; 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Sakarya ili Adapazarı-Erenler-Serdivan-Arifiye-Söğütlü-Ferizli ilçelerinde devlet okullarında görev yapmakta olan 647 ortaöğretim öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Delson (1982)'un geliştirdiği, Yalçınkaya ve Tonbul (2002)'un Türkçe'ye uyarlanan ve daha sonra Korkut (2009) tarafından güncellenen "Sınıf Yönetimi Becerisi Ölçeği", Usluel, Demir ve Çınar (2014) tarafından geliştirilen "Sosyal Ağların Kullanım Amaçları Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde "SPSS 20.0: The Statistical Package for the Social Sciences" paket programı kullanılmıştır. Veriler araştırmada ele alınan problem durumlarına uygun olarak, betimsel (aritmetik ortalama, standart sapma) ve ilişkisel (Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi, Spearman's Korelasyonu) istatistik tekniklerinden yararlanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; sosyal ağların kullanım amaçları ölçeğinin alt boyutu olan "iletişimi sürdürme" ile sınıf yönetimi beceri ölçeğinin alt boyutu olan "sınıf içi etkileşim ve davranış düzenlemeleri" arasında pozitif yönde, zayıf/düşük seviyede ve anlamlı olan bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre öğretmenlerin sosyal ağları "iletişimi sürdürme" amaçlı kullanma durumları artıkça "sınıf içi etkileşim ve davranış düzenleme" düzeylerinin az da olsa artacağı söylenebilir. Ayrıca ortaöğretim öğretmenlerinin sosyal ağları "iletişimi sürdürme" amacıyla kullanmalarındaki nedenlerin %0,06'sının sınıf yönetimindeki "sınıf içi etkileşim ve davranış düzenleme" faktöründen kaynaklandığı tespit edilmiştir. Araştırmanın bir diğer sonucunda da sosyal ağların kullanım amaçları ölçeğinin alt boyutu olan "içerik paylaşma" ile sınıf yönetimi beceri ölçeğinin alt boyutu olan "plan-program etkinlikleri ve fiziksel düzen" arasında pozitif yönde, zayıf/düşük seviyede ve anlamlı olan bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre öğretmenlerin sosyal ağları "içerik paylaşma" amaçlı kullanma durumları artıkça "plan-program etkinlikleri ve fiziksel düzen beceri" algılarının az da olsa artacağı söylenebilir. Ayrıca ortaöğretim öğretmenlerinin sosyal ağları "içerik paylaşma" amacıyla kullanmalarındaki nedenlerin %3'ünün sınıf yönetimindeki "plan-program etkinlikleri ve fiziksel düzen" faktöründen kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Eğitim fakültesi öğrencilerinin yükseköğretimde kaliteye ilişkin metaforik algıları (Sakarya Üniversitesi örneği)
Bu araştırmada eğitim fakültesi öğrencilerinin yükseköğretimde kalite kavramına ilişkin algılarının, metaforlar aracılığıyla ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu genel amaç çerçevesinde, (i) Eğitim fakültesi öğrencilerinin yükseköğretimde kalite kavramına ilişkin sahip oldukları metaforların neler olduğu (ii) Bu metaforların, ortak özellikleri bakımından hangi kavramsal kategoriler altında toplandığı (iii) Eğitim Fakültesi öğrencilerinin yükseköğretimde kalite kavramına ilişkin sahip oldukları metaforlar öğrenim gördükleri bölümlere göre benzerlik/farklılık göstermekte midir? (iv) Eğitim Fakültesi öğrencilerinin yükseköğretimde kalite kavramına ilişkin sahip oldukları metaforlar cinsiyete göre benzerlik/farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Bu araştırma, bireylerin ilgili konudaki durumlarını betimlemede ve deneyimlerini anlayabilmede kullanılan nitel araştırma desenlerinden olgubilim (fenomonolojik) desenine uygun olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ndeki Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü (BÖTE), Fen Bilgisi Eğitimi Anabilim Dalı (FBE), Matematik Eğitimi Anabilim Dalı (ME), Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı (OÖE), Zihin Engelliler Eğitimi Anabilim Dalı (ZEE), Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı (RPD), Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı (SBE), Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı (SNE) ve Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı (TE)'nda öğrenim gören öğrencilerden maksimum çeşitlilik örnekleme yoluyla seçilen 327 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Kalite Algısı Formu" ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda katılımcılar yükseköğretimde kaliteye ilşikin 208 metafor üretmişlerdir. Bu araştırmada katılımcıların yükseköğretimde kaliteye yönelik ürettiği metaforlar dört kavramsal kategoride toplanmıştır. Bunlar, (I) hizmetler, (II) sistem, (III) marka ve (IV) kişisel gelişim kategorileridir. Bu kategorilerde yer alan metaforlar da kendi içinde alt kategorilerinde toplanmıştır: servis hizmetleri kategorisinde yer alan metaforlar a) fiziksel koşullar, b) öğretim elemanı özellikleri c) eğitim hizmetleri, d) ölçme ve değerlendirme hizmetleri ve e) destek hizmetleri alt kategorilerinde toplanmıştır. Sistem kategorisinde yer alan metaforlar da a) sürekli yenilenme ve gelişme b) sistemsel işleyiş c) kurumsal yapı d) sorun çözen sistem e) sistemin ürünü alt kategorilerinde toplanmıştır. Marka kategorisinde yer alan metaforlar a) imaj b) değer katma c) nitelikli olma d) ulaşılması güç olma ve e) nadir olma alt kategorilerinde toplanmıştır. Kişisel gelişim kategorisinde yer alan metaforlar a) öğrenme b) kendini geliştirme c) mesleğe hazırlama ve d) hayata hazırlama alt kategorilerinde toplanmıştır. Eğitim fakültesi öğrencilerinin oluşturdukları metaforların ait oldukları kategorilerin öğrenim gördükleri bölümlere göre farklılık gösterip göstermediğine bakılmış ve öğrenim görülen bölümle kategoriler arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Eğitim Fakültesi öğrencilerinin yükseköğretimde kaliteye yönelik oluşturdukları metaforların ait oldukları kategorilerin cinsiyetlerine göre farklılık gösterip göstermediğine bakılmış ve cinsiyet ile metaforların yer aldığı kategoriler arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırmanın sonuçları çerçevesinde öneriler geliştirilmiştir.
Yükseköğretimde öğrencilerin kalite algıları (Yalova ve Sakarya üniversiteleri örneği)
Öğrenciler, eğitim-öğretimin bir paydaşı olarak yükseköğretimde verilen eğitim ile ilgili, fiziksel ortam, üniversite ve kampus yaşamı v.b. alanlarda gerçekleştirilen kalite ile ilgili uygulamalardan etkilenmektedirler. Bu araştırmanın amacı, Yükseköğretimde Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Komisyonu'nun yayınlamış olduğu "Yükseköğretim Kurumlarında Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Rehberi"nde yer alan, üniversitelerin öz değerlendirmede kullandığı kalite göstergeleri ve Yükseköğretim Kalite Kurulu'nun yayınlamış olduğu Kurum İç Değerlendirme Raporu'nda yer alan başlıklar ışığında 2017-2018 eğitim öğretim yılında Sakarya ve Yalova Üniversitelerinde ön lisans / lisans eğitimini sürdürmekte olan öğrencilerin cinsiyet, öğrenim yılı, eğitim aldıkları fakülte / meslek yüksekokulu, öğretim şekli, öğrenim almakta oldukları birimin kampus içinde/dışında olması, sınıf değişkenleri ile eğitim aldıkları üniversite ile ilgili üniversite yönetimi ve olanakları, eğitim-öğretim süreçleri ve kütüphane olanakları boyutlarında öğrencilerin kalite algıları açısından anlamlı bir ilişki olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmanın verileri geliştirilen ölçeğin örneklemdeki öğrencilere uygulanması yoluyla elde edilmiştir. Kullanılan ölçek Likert formatında olup araştırmanın çalışma evreni Sakarya Üniversitesi ve Yalova Üniversitesinde eğitim görmekte olan lisans/ön lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin eğitim sürecindeki kalite ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi amacına uygun olarak tarama modeli kullanılmıştır. Yükseköğretimde kalite ile ilgili kavramsal literatür taranmış ve YÖDEK öz değerlendirme kriterleri ve Yükseköğretim Kalite Kurulu üniversite kurum iç raporu göz önüne alınarak ekteki ölçek hazırlanmıştır. Hazırlanan bu ölçek pilot çalışma olarak uygulanmış olup pilot çalışmanın ardından ölçeğe son şekli verilip örneklem grubuna uygulanmıştır. Geliştirilen "Öğrencilerin Kalite Algıları Ölçeği" hazırlanıp, geçerlilik ve güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Öğrencilerin kalite algıları ile cinsiyet, öğretim şekli, öğrenim gördükleri birimin fakülte içi / dışı olması arasındaki faklılık sergileyip sergilemediğini belirlemek için t-testi, yaş gruplarına, öğrenim gördükleri birime, sınıflarına göre ise ANOVA kullanılmıştır. Analizler sonucunda Sakarya Üniversitesi öğrencilerinin tüm boyutlarda kalite algılarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Sakarya Üniversitesi'nde cinsiyete göre kadın öğrenciler üniversite yönetimi boyutunda; kampus yerleşimine göre kampus içindeki öğrenciler, üniversite yönetimi, kütüphane boyutlarında; yaşa göre 23 yaş ve üzeri öğrenciler ve birime göre İlahiyat Fakültesi öğrecileri tüm boyutlarda son olarak sınıfa göre ise 4. Sınıf öğrencileri kütüphane boyutunda, 4 ten fazla olan öğrenciler ise yönetim, eğitim ve toplamda daha yüksek kalite algısına sahiptir. Yalova Üniversitesi'nde ise erkek öğrencilerin üniversite yönetimi, kütüphane olanakları ve toplamda; ikinci öğretim öğrencileri normal öğretim öğrencilere göre üniversite yönetimi konusunda; kampus içinde eğitim alan öğrenciler kampus dışında eğitim alanlara göre eğitim süreçleri ve kütüphane boyutlarında; eğitim görülen birime göre İktisadi İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri Yalova MYO öğrencilerine göre eğitim-öğretim süreçleri boyutunda anlamlı derecede daha yüksek kalite algısı göstermişlerdir.
Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile dijital okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişki (Düzce Üniversitesi örneği)
Araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının yaşam boyu eğilimleri ve dijital okuryazarlık düzeylerinin arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın yöntemi nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelidir. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören öğretmen adayları oluşmaktadır. Seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenen araştırmanın örneklemini 500 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Diker Coşkun (2009)'un geliştirdiği "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği (YBÖEÖ)" ile Ng (2012)'nin geliştirtiği Hamutoğlu ve diğerleri (2017)'nin Türkçe'ye uyarladığı "Dijital Okuryazarlık Ölçeği (DOÖ)" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerine ilişkin puanları sınıf düzeyi ve yaş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermezken; cinsiyet, bölüm ve günlük internet kullanımı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermektedir. Öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeylerine ilişkin puanları incelendiğinde ise günlük internet kullanımı değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermezken; cinsiyet, sınıf, yaş ve bölüm göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermektedir. Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile dijital okuryazarlık düzeyleri arasında korelasyon değeri incelendiğinde doğrusal yönde, pozitif, orta düzeyde bir ilişki vardır. Buna göre öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri arttıkça dijital okuryazarlık düzeylerinin de artmakta olduğu sonuçları elde edilmiştir.
Öğretmenlerin örgütsel sessizliklerinin bazı değişkenler arasında incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Sakarya ili serdivan ilçesi resmi ilk ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel sessizliklerinin bazı değişkenler arasında incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Sakarya ilinin ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini toplam 280 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmada 2007 yılında çakıcı tarafından geliştirilen ve Soycan (2010) tarafından uyarlanan Örgütsel Sessizlik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 20,0 istatistik paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmada bir bağımlı değişken ile bir veya daha fazla bağımsız grupların karşılaştırılması söz konusu olduğunda gruplar arası farklılıkların incelenmesine yönelik olarak bağımsız örnekler için T-testi ve Oneway ANOVA testleri uygulanmıştır. Ayrıca çalışmaya katılan öğretmenlerin demografik bilgilerinin dağılımları için betimsel istatistik teknikleri (frekans, yüzde ve ortalama) kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonuçları Sakarya ili Serdivan'daki ilk ve ortaokul öğretmenlerin arasında örgütsel sessizlik olduğunu göstermiştir. Ayrıca araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmenlerin örgütsel sessizlik ölçeği puanları, cinsiyet, eğitim durumu ve görev yaptıkları okul türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Ancak, öğretmenlerin örgütsel sessizlik algılarının mesleki kıdem değişkeni açısından "Yönetsel ve Örgütsel Nedenler" ve "İzolasyon Korkusu" alt boyutlarına göre değerlendirildiğinde mesleki kıdem yılı az olan öğretmenlerin lehine istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Diğer yandan öğretmenlerin çalıştıkları örgütlerde algıladıkları yönetim tarzına göre örgütsel sessizlik ölçeği puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık göstermektedir. Ayrıca araştırmada, öğretmenlerin çalıştıkları yöneticileriyle yüz yüze görüşme sıklıklarına göre örgütsel sessizlik ölçeği puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Örgüt, Sessizlik, Örgütsel sessizlik.
Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinin işte istemeden var olmalarına (presenteeism) etkisi
Günümüz modern iş hayatında iş verimliliği işverenlerin en önemli örgütsel hedeflerinden biri haline gelmiştir. İşverenler tarafından çalışanların iş yerinde varolmalarından çok iş yerinde bulundukları süre zarfında ürettikleri hizmet veya ürünlerin miktarı ve kalitesi daha fazla değer taşımaktadır. 1960'lı yıllardan sonra ortaya atılan "presenteeism- işte istemeden var olma" davranışları nedeniyle yaşanan iş verimliliği kayıpları ve bu kayıpları telafi etmek için gerekli bütçe maliyetleri hesaplandığında, çalışanların işte istemeden varolma davranışlarının örgütlara daha fazla maliyet yarattığı anlaşılmıştır. Bu araştırmada İstanbul ili Ataşehir ilçe sınırlarında kamu eğitim kurumlarında görev alan farlı cinsiyet, medeni durum, eğitim seviyesi, yaş ve meslek yılında 417 öğretmen; örneklem grubu olarak seçilmiştir. Katılımcılar ilişkisel tarama modeliyle, Stanford Üniversitesi tarafından hazırlanmış işte istemeden var olma ölçeğinin kısaltılmış revizyonu ile Meyer ve Allen tarafından hazırlanan örgütsel bağlılık ölçeği doldurmuştur. Elde edilen sonuçlar paket bir istatistiksel veri programında analiz edilmiştir. Analizler sonucunda örgütsel bağlılığın işte istemeden var olma üzerine etkisi değerlendirilmiştir. Öğretmenlerin işte istemeden bulunma davranışı sergileme seviyeleri orta düzeyde bulunurken, demografik farklılıkların belirgin bir etkisi tespit edilmemiştir. Örgütsel bağlılığın işte istemeden bulunma davranışına etkisi incelendiğinde iki kavram arasında pozitif korelasyon tespit edilmiştir. Kıdem yılı yüksek öğretmenlerin örgütsel bağlılık seviyelerinin yüksek olması nedeniyle diğer gruplara göre daha fazla işte istemeden bulunma davranışı sergiledikleri belirlenmiştir.
Okul öncesi öğretmen adaylarının teknolojik pedagojik alan bilgilerine yönelik özyeterlikleri (Sakarya Üniversitesi örneği)
Bu araştırma Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan okul öncesi öğretmen adaylarının teknolojik pedagojik alan bilgisine yönelik öz yeterliklerini incelemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, Eğitim Fakültelerinde öğrenim görmekte olan okul öncesi öğretmen adayları örneklemini ise Hendek Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan 326 (303 kız, 23 erkek) okul öncesi öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmada, tarama modeli esas alınarak çalışılan konu ile ilgili literatür taranmış olup,veriler geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış olan Schmidt, D.A., Baran, E., Thompson, A.D., Mishra, P., Koehler, M.J. ve Shin, T.S., (2009) tarafından geliştirilmiş Horzum, Akgün ve Öztürk (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış 'Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) Ölçeği' ve Tschannen-Moran ve Hoy (2001) tarafından geliştirilen, Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) tarafından Türkçeye uyarlanan "Öğretmen Öz-yeterlik Ölçeği" ile elde edilmiştir. Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği 7 alt boyuttan oluşurken, Öğretmen Öz-yeterlik Ölçeği, 24 madde ve 3 alt boyuttan oluşmaktadır. Veri analizinde SPSS 20.0 paket programından yararlanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini test etmek için Kolmogorov-Smirnow testi yapılmış, verilerin normal dağılmadığı saptandığından non-parametrik testler kullanılmıştır. Alt problemlere bağlı olarak verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, Mann-Whitney, Kruskal-Wallis testi, korelasyon analizi uygulanmıştır. Farklılıkların anlamlılığının test edilmesinde anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan analizler; okul öncesi öğretmen adaylarının teknolojik pedagojik içerik bilgisine yönelik öz-yeterlik algılarının ortalamanın üzerinde olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte "içerik bilgisi" boyutunun en yüksek puana sahip olduğu "teknoloji bilgisi" boyutunun ise en düşük değere sahip olduğu da ortaya çıkmıştır. Öğretmen adaylarının "öğrenci katılımına", "öğretim stratejilerine" ve "sınıf yönetimi" öz-yeterlik algı düzeyinin yeterli seviyede olduğunu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB), Özyeterlik, Teknoloji Entegrasyonu, Okul Öncesi.
Okul yöneticilerinin engelli çocukların okullarda dahil edilmesine yönelik tutumları(Sakarya ilindeki ilköğretim ve ortaöğretim okullar örneği, Türkiye)
All children have the right to education. Inclusive education ensures the participation of all students in schooling. It involves restructuring the cultures, policies and practices in schools so that they can respond to the diversity by acknowledges and respects the differences of the children at school. For decades, many educational reforms have been introduced to the education system in Turkey in order to identify various unsatisfactory aspects in the educational field. This reform was in relation to the initiative of inclusive education with the aim of integrating children with disabilities in schools, particularly in regular/general schools. Generally, the idea of inclusive education has been perceived as an opportunity to bring about changes in the structure of the contemporary educational system, in a way that increases the variety of educational and pedagogical experience among the educators in schools. Moreover, school administrators have been considered as the most significant role players among the various education professionals in the successful implementation of these educational reforms, particularly inclusive education program in their school environment. Therefore, it is important to understand the attitudes of the school administrators towards inclusive education. The foundation of this study is to find out the attitudes of the public elementary and middle school administrators and the possible factors that influencing their attitudes towards inclusion of children with disabilities in general schools. This research is a descriptive study using survey methodology. The research was conducted using "Principals' Attitudes Towards Inclusive Education (PATIE) scale" that entitled to collect data from 232 school administrators in Sakarya province. The collected data were analysed using different analytical tools such as t-test, and MANOVA and ANOVA. The results of the study showed the overall attitudes of the school administrators towards inclusion of children with disabilities at schools was significantly positive, though there some concerns that have been raised among the school administrators about the effective implementations of inclusive education in general schools. Moreover, based on the results, the attitudes of school administrators in Sakarya were depended on the several independent variables such as school type, training related to special education, level of disabilities, job position and teaching experience in general schools. In other words, these variables played significant roles in the influencing school administrators' attitudes towards the inclusion of children with disabilities in schools. However, some of the independent variables such as; age, gender, teaching experience in special education schools, the number of disabled students, administrative experiences, personal experience with individuals with disabilities and the number of students enrolled in school were not found statistically significant and did not predict favourable attitudes among the school administrators towards the inclusion of children with disabilities in schools. The majority of the participants confirmed that their teaching experiences and training related to special education and inclusive practices was quite limited, though they have expressed their experiences of educating or supervising regular schools with children with disabilities. Nevertheless, school administrators reported to support more inclusive education for the children with mild disabilities, and it has been found that those who undertaken training related to the special education tended to have more favourable attitudes towards inclusive education; in addition, they believe that disabled children and non-disabled children may benefit academically and socially from studying together in general/regular schools. Since the majority of the demonstrated limited trainings on special education, this study emphasizes on the implementation of ongoing training development for teachers and school administrators. Developing training in special education is a way of overcoming teacher and school administrators' expressed the lack of confidence while giving emphasis to the importance of treating and monitoring each child positively, and inventing plans which will enable children to make progress in relation to their starting level of skills, knowledge and personal attributes. The government should make sure that all necessary resources supporting education for children with disabilities should be provided to the schools that committed to implementing inclusive education. Keywords: Attitude, Inclusive Education, General Schools, Public School Administrators, Children with Disabilities.
Sakarya Üniversitesinde kalite süreçlerinin idari personel tarafından benimsenme düzeyi
Bu araştırmada Sakarya Üniversitesi'nde görev yapan idari personelin kalite süreçlerini benimseme düzeyleri araştırılmıştır. Kalite sürekli iyileştirme ile devamlı olan bir süreçtir. Hizmet üreten yerlerden yükseköğretim kurumlarında iç müşteri konumunda olan idari personelin, yükseköğretimden hizmet alan kişilere verdikleri hizmetlerin tüm müşterilere eşit şekilde olumlu olarak uygulamaları sağlanmak istenmektedir. Bu çalışmada, yükseköğretimdeki iç müşteri konumunda olan idari personelin kalite süreçlerini algılama düzeylerine ilişkin incelemelerde bulunulmuştur. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında Sakarya Üniversitesi'nde görev yapan idari personeller oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 350idari personel oluşturmaktadır. Araştırma, Sakarya Üniversitesi'nde görev yapan idari personelin kalite süreçlerini benimseme düzeylerini farklı değişkenler açısından belirlemeyi amaçladığından araştırmada veri toplama araçları olarak, idari personelin kalite süreçlerini benimseme düzeyleri anketi kullanılmıştır. Ayrıca bağımsız değişkenler hakkında bilgi toplamak amacı ile de araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Veri toplama araçları ile elde edilen veriler SPSS 20.0 programıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini test etmek için Kolmogorov-Smirnow testi yapılmış, verilerin normal dağıldığı saptandığından parametrik testler kullanılmıştır. Alt problemlere bağlı olarak verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, Pearson korelasyon testi, ilişkisiz örneklemler için t-testi ve tek yönlü varyans (One-way ANOVA) testleri uygulanmıştır. Farklılıkların anlamlılığının test edilmesinde anlamlılık düzeyi ,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, Sakarya Üniversitesi'nin uygulamış olduğu kalite çalışmalarının Kurum gelişimine ve verimliliğe etkisine yönelik idari personel görüşleri incelendiğinde, idari personelin Sakarya Üniversitesi'ndeki kalite çalışmalarına yüksek düzeyde katıldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Sakarya Üniversitesi idari personeli, kalite çalışmalarının kurumun imajına katkı sağladığını, kalite çalışmalarının üniversitenin gelişimine katkı sağladığını ve kalite çalışmalarının kurum başarısını arttırdığını belirtmektedirler.