Theses supervised by Doç. Dr. Mustafa Emre Köksalan

11 theses · Gaziantep University

Master'sOpen AccessTR

Yabancı dil öğretiminde iletişimsel yaklaşım ve iletişimsel yetinin Avrupa dil portfolyosu çerçevesinde değerlendirilmesi: Sekizinci sınıf örneği

İletişim Bilimleri günümüzde bütün bilim dallarıyla teması olan, hayatın neredeyse her alanına nüfuz eden devasa bir çalışmalar bütünüdür. Yabancı dil öğretimi de iletişim bilimleriyle doğrudan ilişkilidir. Çünkü yabancı dil öğrenmenin temel amacı iletişim kurabilmektir. Bu noktadan hareketle yabancı dil öğretiminde kullanılan en önemli yöntem ve yaklaşımlardan biri olan iletişimsel yaklaşım ve onun vazgeçilmez öğesi iletişimsel yetiyi Avrupa Birliği üyeleri ve aday ülkeler arasında yabancı dil öğretimini daha verimli hale getirmeyi amaçlayan standartları içeren Avrupa Dil Portfolyosu kapsamında değerlendirerek Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı sekizinci sınıflarda yabancı dil öğretiminde en verimli yöntem olduğunun kanıtlanması hedeflenmiştir. Bu amaçla Gaziantep İli Şahinbey İlçesi Atatürk Orta Okulu sekizinci sınıf öğrencilerinden oluşan bir sınıf deney, diğer sınıflar da rast gele yöntemle kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Bu gruplara Avrupa Dil Portfolyosu odak alınarak hazırlanan bir anket ön test ve son test olarak sunulmuştur. Daha sonra deney ve kontrol gruplarının her soru için verdikleri cevapların ortalamaları bağımsız örneklem t- testi ile karşılaştırılmıştır. Anket dışında ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı'nda çalışan on İngilizce öğretmeniyle iletişimsel yaklaşım ile ilgili derinlemesine görüşme yapılmıştır. Bütün bu çalışmalar iletişimsel yaklaşımın yabancı dil öğretiminde hala en verimli yöntemlerin başında geldiğini kanıtlamaktadır. Anahtar kelimeler: İletişim, iletişimsel yaklaşım ve yeti, Avrupa Dil Portfolyosu

Avrupa Dil PortfolyosuYabancı dil öğretimiİletişim+1
Kenan Demir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Gastronominin kültürel bir öge olarak sinemadaki yeri ve olanaklarının araştırılması

Günümüzde "gastronomi" bir yemek yeme edimi olarak, akademik alana taşınarak, çalışma alanı niteliği kazanmıştır. Kültürel ve sanatsal kimliğiyle insanları bir araya getiren, kültürel ve sanatsal forma dönüşmüş olduğu, çağlar ötesinden hızla gelişim göstererek kavram olarak yerini aldığı görülmektedir. Her ne kadar teknik açıdan gelişim gösterse de kavram olarak birçok eksikleri olan bir alandır. Ancak bu eksiklerin akademik çalışmalarla giderilecek durumda olduğu gözlemlenmektedir. Gastronomi ve sinema alanının kültürel göstergeler açısından benzerlikleri ve etkileşimleri, gastronominin maddi ve maddi olmayan kültürel göstergelerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Gastronominin zaman içerisinde gösterdiği gelişim ve dönüşüm, beslenme ve yemek algısı incelenerek gastronomi filmlerindeki yeri açısından irdelenmiştir. Araştırmada gastronominin hem kültürel anlam alanı, hem de sinemada bir anlatım öğesi olarak filmsel anlatımdaki yeri göstergebilimden yararlanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın amacı olarak, sinema ve gastronomi ilişkisi irdelenmiştir. Gastronominin filmlerdeki kültürel ve toplumsal anlatımı, göstergeler açısından ele alınarak, gastronominin sinemaya, sinemanın gastronomiye etkileri görülmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Gastronomi, Kültür, Sinema, Göstergebilim

GastronomiGösterge bilimKültür+1
Yıldırım Algün
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Gastronomik bir öge olarak üzümün görsel sanatlardaki biçimleri: Sosyo-kültürel ve tarihsel bir inceleme

İnsanın ilk ortaya çıkışından itibaren beslenme ve sanat birbirini etkileyen iki önemli konudur. Bu iki konunun uygarlıklara olan etkileri ve toplumların biçimlenmesindeki rolü, insanın gelişim çizgisinde belirgin bir şekilde görülmektedir. Bu sürecin değişik dönemlerinde, üzümle ilgili sanat yapıtlarının anlatım biçimleri ve üzüme yüklenen anlamları farklılıklar göstermiştir. Bu farklılıkların kültürel katmanları çağlara göre değişim göstermiştir. Bu değişim bağlamında Antikçağ, Ortaçağ ve Yeniçağ dönemlerinde insanın en önemli gereksinimi olan beslenme ediniminin çağlara göre farklı gelişim ve değişim gösterdiği görülmüştür. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde; Gastronomi kavramı ve beslenme faaliyetinin gastronomi kavramına evrilme öyküsü anlatılmaya çalışılmıştır. İkinci Bölümde; Üzüm, üzüm kültürü ve üzümün kültürle olan ilişkisi ile mitolojik ve dinsel inançlardaki yeri anlatılmıştır. Üçüncü Bölümde; sanat ve görsel sanatlar ele alınarak seçilmiş üzüm görselleri üzerinden üzümün sanatla ilişkisi irdelenmiştir. Son bölümde İkonografi Yöntemle, görsellerin üzümle ilgili analizi yapılarak, sanatın gastronomiye, gastronominin de sanata etkileri tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gastromomi, görsel sanat, ikonografi, mutfak kültürü, üzüm

GastronomiGörsel sanatlarYemek kültürü+2
Volkan Algün
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodern kimlik kalıplarının popüler Türk sinemasındaki yansımaları

Bu çalışmanın amacı, popüler Türk sinemasında karşılaştığımız karakterlerin, Postmodern insanın kimlik özelliklerine ne şekilde uygun davranışlar sergilediğini veya söylemlerde bulunduğunu saptamaktır. Bunu yaparken Modernite ve Postmodernite olarak adlandırılan uzun tarihsel dönemlerin ekonomik, siyasal ve sosyo-kültürel gelişim ve dönüşümlerini ele almak, Postmodern kimliğin oluşumuna ışık tutmak açısından önem taşımaktadır. Aydınlanma döneminden itibaren uzun bir süreç içerisinde gelişen ekonomi, sanayi ve bunlara eklemlenen bir siyaset anlayışı doğrultusunda bireylerin de yaşantıları ve hem toplumla hem de kendi benlikleriyle ilgili kavrayışları değişime uğramıştır. Bahsi geçen uzun sürecin son evresi olan Postmodernitede teknolojinin ve medyanın gelişmesiyle gündelik hayatımızda etrafımızı kuşatan imajlar ve tüketime dayalı bir hayat tarzı, kimliğimizi oluşturan etkenlerin arasında öne çıkmaktadır. Postmodern yaşantı, önceki dönemlerin herhangi biriyle karşılaştırılamayacak kadar çok sayıda ürün ve aynı zamanda tecrübe sunmaktadır. Durum böyle olunca, Postmodern insan için kendini gerçekleştirmek büyük önem arz eder hale gelmiştir. Postmodern insanın kendini gerçekleştirme arzusu bir çeşit "ben-odaklılık" yaratmakta ve bu durum kişilerin benliklerini kavrayış biçimlerini değiştirerek kimliklerine sirayet etmektedir. Bu çalışmada, Postmodern ben-odaklılık çerçevesinde ifade edilen Postmodern kimlik özelliklerinin izleri, uzun bir buhrandan sonra 1990'ların ortalarından itibaren yükselmekte olan popüler Türk sinemasında "betimsel analiz" ve "içerik analizi" yöntemleriyle incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Modernite, Postmodernite, Kimlik, Ben-odaklılık, Popüler Türk Sineması

Ben merkezcilikKimlikPopüler kültür+7
Erdinç Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Porstmodern bir tüketim kültürü yeniden üretim nesnesi olarak teknoloji odaklı telekominikasyon örnekleri: Turkcell, Vodafone, Türk Telekom örnekleri

Kapitalizmin varlığını sürdürebilmesinin temel şartı tüketim toplumunun oluşturulması, reklamlarla aktarılan sembolik ihtiyaçlar ve sunulan hayat tarzları sonucunda gerçekleşmektedir. Reklamlardaki anlamın nasıl oluşturulduğu ve aktarıldığı kullanılan göstergelerle anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, teknoloji odaklı telekomünikasyon reklamları örneği aracılığıyla postmodern bir tüketim kültürü yeniden üretim nesnesi olarak incelemek, yaşam tarzlarının nasıl sunulduğunu, tüketim ideolojisinin nasıl yeniden üretildiği göstermektir. Bu amaçla teknoloji odaklı telekomünikasyon reklamlarının önemli bir yaşam tarzı göstergesi haline geldiği savından hareketle, Türkiye'nin en önemli telekomünikasyon şirketlerinden olan Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom'un 2016-2017 yılında yayınlanan ve ulaşabildiğimiz reklamlardan, çalışmanın amacı doğrultusunda 26 reklamın 15 tanesi söylemsel düzeyde incelenmiştir. Nitekim teknoloji odaklı çözümlenen reklamlarda, eğlence, estetikleştirilmiş yaşam, modern, teknolojik gibi postmodern tüketim toplumuna ait nitelikler aracılığıyla yaşam tarzlarının yeniden üretildiği ve insanların bu yaşam tarzlarına öykündürüldüğü görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Reklam, Tüketim, Yaşam Tarzı ve Söylemsel analiz

PostmodernizmReklamlarTeknoloji+7
Ayşegül Babaoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni toplumsal hareketler bağlamında Türkiye'de postmodern kadın hareketleri (Doğu Karadeniz örneği)

Türkiye'de Doğu Karadeniz Bölgesinde çevre hareketleri içerisinde yer alan kadın aktörlerin kimliklerini konu alan tezin amacı, çevre mücadelesine katılan çok kimlikli kadın aktörlerin kimliklerinin nasıl bir yakınsama içerisinde bulunarak toplumsal bir harekete dâhil olduğunu ve toplumsal hareketi nasıl meydana getirdiğini ortaya koymaktır. Postmodern durumun yaratmış olduğu toplumsal ve siyasal değişim, aktörlerin rolü ve konumunu da değiştirmiştir. Postmodern düşünürler siyasal teorilerini geliştirirken özellikle farklılığa, çoğulculuğa ve heterejon bir yapıya göndermede bulunarak yola çıkmışlardır. Bu yüzden kimlik ve yerellik gibi problemler sürekli gündeme gelmektedir. Sonuçta postmodern siyaset, yeni toplumsal hareketler üzerinden bir siyaseti onaylamaktadır. Bu siyaset yaklaşımı, postmodern ortamın yaratmış olduğu kültürel çoğulcu bir anlayış ile yeni toplumsal hareketlerin kendi taleplerini özgürce dile getirmelerini ve örgütlenmelerine izin veren bir anlayışı vurgulamaktadır. Kolektif bir yeni toplumsal hareketi meydana getiren her bir özne konumu üzerine odaklanan postmodern düşünce, yeni bir özne algısı geliştirerek, öznenin parçalanarak bireye dönüştüğünü ve yeni bir kimlik kurgusu içerisinde çok parçalı, esnek karakterli ve akışkan bir halde aynı bireyin içerisinde yer aldığını belirtmektedir. Postmodern düşüncenin ortaya koyduğu özne algısından hareket ederek ve Doğu Karadeniz çevre mücadelesini yeni toplumsal hareketler paradigmasından değerlendiren bu tezde, kadın aktörler postmodern feminizm içerisinden incelenmektedir. Postmodern karakterli kadın aktörlerin çok kimlikli durumları, onların çevre mücadelesi boyutunda farklı noktalarda yakınsama içerisinde bulunarak, karşı hegemonik bir politik alanı oluşturduğunu göstermektedir.

Doğu Karadeniz bölgesiFeminizmKadın hareketleri+5
Pelin Güngör Şerbetçi
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Zeki Demirkubuz sinemasında ataerkillik söylemi Bulantı filminin göstergebilimsel bir incelemesi

Ülkemizde sinema ortamı, uzun bir aranın ardından 1990'lı yıllarda yeniden hareketlenmeye başlamış, sinemanın dili çözülerek seyirci ilk kez sanat filmi perspektifiyle, dokusu Yeşilçam sinemasından farklı, 'Yönetmen Sineması'yla tanışmıştır. 'Çağdaş Türk Sineması' adını alan bu yeni dönemin görsel üslup ve anlatı dili, 'Yeni, Bağımsız, Auteur, Minimal' kavramlarıyla birlikte anılmaktadır.Türk sinema tarihi bakımından ismi "Bağımsız Sinema" ile özdeşleşen, yurt içi ve yurt dışında aldığı ödüller ile 'auteur' kabul edilen araştırma konumuzun öznesi Zeki Demirkubuz, bu türün en başarılı temsilcilerindendir. Yalın anlatımı, gerçekçi sinema dili ve filmin geneline işleyen 'Demirkubuz stili' ile yerli sinemaya büyük bir ivme kazandıran yönetmen, yurt dışında düzenlenen festivallerde Türk Sineması algısını olumlu yönde değiştirmiştir. Genelde Yeni Sinemanın,özelde Demirkubuz sinemasının ana temasını oluşturan 'bireysellik', yönetmenin sinemasal kimliği ve filmlerialt başlıklar altında incelenerek, Zeki Demirkubuz 'un kendi deyimiyle "en kişisel filmim" dediği 'Bulantı' filminin, sembolleri ve görünenin ötesindeki anlamıfeminist kuram bağlamında göstergebilim perspektifinden değerlendirilecektir

AtaerkilCinsel kimlikDemirkubuz, Zeki+6
Gülşah Sarıyıldız
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodern kadın kamusallığının olanak ve sınırlılıkları: 'blogcu anne' bloğu örneği

Bu tez çalışması ataerkil ilişki biçimlerinin hâkim olduğu toplumlarda özel alana sıkıştırılan kadının, seçilen bir anne bloğu üzerinden oluşturduğu karşıt kamusallık potansiyelinin olasılıklarını ve sınırlılıklarını anlamaya çalışmak ve bu olanakların görünürlüğüne vurgu yapmak amacıyla yapılmıştır. Tezin bir diğer amacı ise kadınların gündelik yaşamda karşılaştıkları sorunları ve deneyimleri paylaşmak yoluyla bir grup olarak ezilmişliklerindeki ortaklığı keşfedecekleri, taleplerini olgunlaştırıp dile getirebilecekleri, sözlerini kendi sesleriyle söyleyip başkalarına ulaştırabilecekleri alternatif yolları gözlemlemektir. Çalışmada yeni iletişim teknolojileri aracılığıyla oluşacak bir madun kadın kamusunun egemen kamusal alanla gireceği ilişki pratiği ve sonuçları, kamusal alan, feminizm, postmodernlik tartışmaları üzerinden değerlendirilmiştir. Bu çerçevede tezin örneklemini, kendisini anne kimliği altında tanımlayan genellikle çocuklu, eğitimli ve çalışan orta sınıf kadınların bir araya gelerek ataerkil sistemin kadının aleyhine yarattığı eşitsizlikler ve gündelik yaşamda karşılaştıkları sorunlar hakkında deneyimlerini paylaştıkları bir platform olan 'Blogcu Anne' blogunda yayınlanan yazılar ve etkileşimler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerin kadını hangi biçimlerde ve söylemlerle özel alana sıkıştırarak kamusal alandan uzaklaştırdığı, ataerkil sistemin de katkısıyla bu eşitsizliklerin nasıl kurumsallaştığı tahlil edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamusal Alan, Özel Alan, Toplumsal Cinsiyet, Feminizm, Sosyal Medya, Anne Blogları

BlogCinsel kimlikFeminizm+6
Özge Atalay Küçük
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Göçün etnografisi: Çok mevkili etnografi yöntemiyle göçmeni anlamak

Bu çalışma İranlı, Iraklı ve Suriyeli göçmenlerin küresel ve yerel bağlamlarlarda uluslararası düzensiz göç sürecini nasıl deneyimlediklerini ve göçmen olma deneyiminin ne anlama geldiğini çok mevkili etnografi yöntemiyle açığa çıkarmak amacını taşımaktadır. Günümüzde, uluslararası göçün bağlamı değişerek, göçmenlik kategorisi homojen ve doğrusal değil, heterojen ve dağınık olan olarak gerçekleşmektedir. Bu çalışma ise göçe neden olan yapısal koşulları ve göçmen kategorileri arasındaki kopmaları, kesintileri ve birliktelikleri ilişkisel ve yorumsayıcı bir perspektiften ele almaktadır. Araştırmada 3 mevki için veri toplanmıştır, Ortadoğu'dan Avrupa'ya doğru düzensiz göç güzergâhları ve yöntemleri incelenmiştir. Bunlar göçmenlerin yaşam öyküsü olmuş, incelenen alan tarihselleştrilmiş ve öz-düşünümsel bir tavırla da göçmeni anlamak tezin temel hedefi olmuştur. İncelenen üç mevkide "Ortadoğu (İran, Irak, Suriye), Türkiye (Gaziantep), ve Avrupa (İsviçre, Norveç, Almanya)" 26 göçmenle yüz yüze ya da Skype-WhatsAap aracılığıyla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Özellikle her bir göçmenin biricik olduğu savından hareketle göçmen katagorilerinin heterojenliği açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Göçün etnografisi şunu göstermiştir: Devletlerin göçü engelleyici güvenlik politikalarının göçmenlerin mevkiler arasındaki dolaşımını hem kısıtlayan hem de hızlandıran bir unsur olarak açığa çıkmıştır. Göçmenlerin çatlaklardan sızarak devletlerin göçe ilişkin güvenlik politikaları karşısında bitmek bilmeyen bir mücadele gösterdikleri görülmüştür.

EtnografyaGöçlerGöçmenler+3
Emre Burhan
Gaziantep University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yayınlanan Hint dizilerinde üretilen toplumsal cinsiyet rolleri ve bu rollerin kadınlar tarafından alımlama biçimleri: Gaziantep örneği

Bu tez çalışmasında toplumsal cinsiyet kimliklerinin oluşturulma sürecinde medyanın rolü incelenmiştir. Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yapısı önemli oranda değişen medya bu değişimle birlikte ideolojik bir aktarım aracı haline gelmiştir. Bu aktarımlar, toplumsal yaşamdaki kültürel kimliklerin oluşturulma sürecinde eril bir yol izleyerek kimliklerin bu doğrultuda örülmesini öncelemektedir. Eril köklere bağlı olan bu inşa süreci toplumsal alanın bütün uğrak noktalarında etkin tutulmaya çalışılmaktadır. ideolojik aktarım sürecinde, özellikle kadınların gündelik yaşamın cinsiyetçi örüntülerinden kaçmaya çalıştıkları pembe dizi tüketim süreçlerine başvurulmaktadır. Bunun sonucunda medya kadınlar için gündelik yaşamın eril dilini kırmayı ve/veya geçici bir süreliğine de olsa kendi avantajlarına çevirmeyi amaçladıkları bir aktivite olarak pembe dizi izleme sürecinde, ataerkil değerleri yeniden işleyerek kadınları sürekli bir biçimde toplumsal yaşamın cinsiyetçi biçimine hazırlamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de yayınlanan ilk Hint dizisi olan Bir Garip Aşk adlı medya metni toplumsal cinsiyet bağlamında incelenerek, belirlenen bazı katılımcıların bu diziyi alımlama biçimleri incelenmiştir. Tezin örneklemini oluşturan bu katılımcıların genelini Kürt kadınları oluşturmaktadır. Çoğunun herhangi bir işte çalışmadığı bu kadınlar, genellikle ev içi alana sıkıştırılmış, okul öğrenimi görmemiş, çocuklu ev hanımlarından oluşmaktadır. Çalışmanın sonucunda ulaşılan temel bulgulardan birisi kadınların incelediğimiz pembe diziyi izleme alışkanlıklarının gündelik yaşamlarının akışını değiştirebilecek biçimde öncelikleri haline getirdikleridir. Ulaşılan diğer bulgulardan birisi de içeriğinde kadınlık ve erkeklik kurgusuna ilişkin yoğun ideolojiler barındıran bu dizinin kadının çaresizliğinin yeniden üretilmesine yol açtığı yönündedir. Bunların yanı sıra kadınların kendi kültürleriyle dizide yansıtılan kültürel öğeler arasında yakınlık kurdukları ve bu yakınlığı kendi hayatlarına yansıttıkları görülmüştür.

Cinsel kimlikCinsiyet rolleriDizi film+6
Revşan Şen
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodern televizyonu kadınların okuma biçimleri: Müge Anlı ile Tatlı Sert programı üzerine bir alımlama çalışması (Diyarbakır örneği)

Postmodernizmin kavram olarak ilk kullanımı sanat, mimari ve edebiyat alanında modernlikten sonraki dönemi tarif etmek için olmuştur. 1960'lı yıllardan itibaren sosyo-politik ve ekonomik alanda yaşanan bazı dönüşümler bu dönüşümleri açıklama-anlama noktasında postmodern kavramın epistemolojik bir çerçevede yeniden kullanılmasını da zorunlu kılmıştır. Günümüzde hala oldukça tartışmalı bir kavramsallaştırma olan postmodernlik/postmodernizm, bazı düşünürler tarafından modernlikten tam bir kopuşu işaret ederken, bazıları ise onu modernliğin yeni bir biçimi/uzantısı şeklinde tanımlamayı tercih etmişlerdir. Bu kültürel alan içinde postmodern çağ bir yandan farklılıkların ve yerelliğin görünümünü artırırken bir yandan da tüm kitle iletişim araçlarını, özellikle de televizyonu dönüştürmüş ve dönüştürmeye de devam etmektedir. Bu dönüşüm Fransız televizyon kuramcısı François Jost (2002)'un tanımladığı gibi yeni bir anlatı evreninin kurgulanmasıyla, bunu yaparken de başta izleyicinin bu kurgu içinde yeniden tarif edilmesiyle kendisini gösterir. Baudrillard'ın da hipergerçeklik olarak tanımladığı bu anlatıda, Ignaciot Ramonet'nin Post-TV olarak tanımladığı günümüz televizyonu bir yandan gerçeği en saf haliyle gösterdiğini iddia ederken bir yandan da, hem kendini hem de izleyicisini yeniden bir anlatı olarak inşa eder. Bu yakınsamanın oluşturduğu "format yayıncılığı" düzeni içinde söz konusu yakınsamayı en iyi temsil eden yapımlar olarak "Reality-Show"lar karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, postmodern televizyonun başat formatlarından olan ve Türkiye'deki televizyon yayıncılığında da önemli yer tutan reality şov programlarının kadın izleyiciler tarafından nasıl alımlandığını inceleyerek söz konusu formatların izleyicisiyle anlatı evrenleri çerçevesinde nasıl bir ilişki kurduğunu anlamayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede çalışmadan 'Müge Anlı İle Tatlı Sert' programının Kasım 2017- Ocak 2018 dönemindeki yayınları programın sadık izleyicileri arasından seçilen on beş kadın izleyiciyle birlikte izlenerek onların programı okuma biçimleri derinlemesine görüşme ve odak grup çalışması yöntemleriyle anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Bu anlamda çalışmanın yeniden düzenlenen medya, özellikle televizyon yayıncılığı içinde gelenekselden yeniye doğru uzanan dönüşümü, kadın izleyicilerin bakış açısıyla tartışmaya açmak gibi özgün bir yaklaşım içinde olacağı da iddia edilebilir.

Anlı, MügeDiyarbakırKadınlar+6
Bermal Bekalp
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors