Theses supervised by Doç. Dr. Mustafa Yıldız
10 theses · Gazi University, Afyon Kocatepe University, Akdeniz University
1982 Anayasası sonrası siyasi partiler ve seçim sistemi
Siyasal partiler ve özgür seçimler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Demokratik rejimlerde siyasal partiler, savundukları düşünce ve idealleri gerçekleştirmek için birbirleriyle yarışmaktadırlar. Günümüz demokrasilerinin ?partiler demokrasisi? olarak adlandırılması siyasal partilerin önemini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, dünyada ve ülkemizde siyasal partilerin ortaya çıkışı, gelişimi ve parti türleri ele alınarak, özellikle ülkemizde siyasal partilerin yeri ve önemine değinilmiştir.Demokratik rejimlerde yönetim yetkisinin, meşruiyetinin temeli seçimlerdir. Seçmenler tarafından kullanılan oyların sandalyeye dönüştürülmesinde yararlanılan yöntemler olarak dar anlamıyla incelediğimiz seçim sistemlerinin amacı, adalet ve fayda (istikrar) ilkelerini içinde barındıracak şekilde siyasal katılımı sağlamaktır. Adalet ilkesini öne çıkaran nispi temsil sistemi ile fayda (istikrar) ilkesini öne çıkaran çoğunluk seçim sistemleri mevcuttur. Ayrıca bu iki seçim sisteminin bazı unsurlarını alarak oluşturulan karma seçim sistemleri de bulunmaktadır.Seçimler ve seçim sistemleri geçmişte olduğu gibi günümüzde de en çok tartışılan konulardan biridir. Çalışmamızda, seçim sistemlerinin teori ve uygulama düzeyinde dünyadaki ve Türkiye'deki uygulamaları açıklanmaya çalışılmıştır.Duverger?in teorisine göre parti sistemlerini belirleyen temel neden seçim sistemleridir. Seçim sistemleri ile hükümet istikrarı arasındaki ilişki parti sistemleri vasıtasıyla sağlanıldığı belirtilmiştir. Ülkemizde ise parti sistemini belirleyen asıl etken toplumdaki sosyal bölünmelerdir. Bu bakımdan Türkiye'de çeşitli dönemlerde ortaya çıkan hükümet istikrarsızlıklarından doğrudan doğruya seçim sistemlerinin sorumlu tutulması bilimsel açıdan doğru bir değerlendirme sayılmamaktadır. Batı demokrasilerindeki etkileri incelenirken nispi temsil sisteminin uygulandığı ülkelerde ya koalisyon ya da tek parti çoğunluğuna dayalı uzun ömürlü hükümetlerin kurulabildiği, buna karşılık, çoğunluk sistemlerinde ise hükümetlerin kısa ömürlü olabildiği belirlenmiştir.Şu husus ortaya çıkmaktadır ki, bir seçim sisteminin beklenen sonucu tam olarak verip vermeyeceği kesin olarak hesaplanamamaktadır. Her ülkenin koşulları farklıdır. Etnik, ideolojik ve sosyal bölünmeler ile demokratik kültür dikkate alınmadan, sırf seçim sisteminin temsilde adalet ve yönetimde istikrarı sağlayacağını düşünmek, bizi yanlış sonuçlara götürür.Anahtar Sözcükler1.Siyasal Partiler2.Seçimler3.Seçim sistemleri4.Demokrasi5.Siyasal kültür
İşgal sonrası Irak'ın yeni anayasası
Kamal, Asin. İşgal sonrası Irak'ın yeni anayasası, yüksek lisans tezi, Ankara, 2007. Tez konusu olarak ABD'nin Irak'ı işgal ettiği 2003 sonrası dönemde Irak Anayasası incelenmiştir. Irak'ın eski yönetimleri tarafından çıkartılan anayasalarla (1925, 1958, 1963,1968, 1970) bu anayasaların temel nitelikleri ele alınarak genel bir değerlendirme sunulmaya çalışılmıştır. Bu tezde, Irak Anayasaları arasında karşılaştırma yapılarak farklılıklar ortaya konacak ve Anayasalardaki çelişkili maddeler incelenmiştir. Ayrıca yapılan değerlendirmelerde Irak Devletinin ulusal çıkarları da göz önünde bulundurularak, Irak'ın ulusal egemenliğine ters düştüğü düşünülen maddeler ortaya konulmuştur. 2003'ten sonraki Geçici Dönem İçin Irak Devleti Yönetim Anayasasında kanun koyucu, egemenlik, egemenliği niteliği ve kaynağı konularını karıştırmıştır. Örneğin, bu anayasanın 2. maddesinin B fıkrasının 1. bendinde, 30 Haziran 2004 tarihinde tam egemen geçici bir hükümetin kurulması kararlaştırılmıştır. Ancak aynı anayasanın 59. maddesinin B. fıkrasında, kısa bir süre içerisinde Irak Silahlı Kuvvetlerini, işgal kuvvetlerinin komutasına bırakılması, ifade edilmiştir.2003'ten sonraki Geçici Dönem İçin Irak Devleti Yönetim Anayasasında Irak Devletinin temel ilkeleri ve nitelikleri belirtilmiştir. Irak Kalıcı Anayasası, Irak Cumhuriyetini egemen, bağımsız ve federe bir devlet olarak tanımlamıştır. Yönetim şekli cumhuriyetçi, parlamenter ve demokrasidir. Irak milletler, dinler ve mezhepler ülkesidir. Anayasada, Arapça ve Kürtçe devletin resmi dilli olarak belirtilmiş, Türkmence, Asurice ve Ermenice gibi anadiller ise bu dilleri konuşan halkların yaşadığı yerlerde kullanılması öngörülmüştür. Irak ve Türk Anayasasını karşılaştırmalı olarak incelediğimiz, Her iki anayasa da yönetim şekli olarak cumhuriyetçi ve demokratik bir devlet düzeni öngörmektedir, sert anayasa, egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir, İki anayasa da düalist yapıdadır ve yargı organı bağımsızdır.
Arpa (Hordeum vulgare L.) çeşitlerinin hekzavalent krom stresine karşı toleransının belirlenmesi
Bu araştırmada, Türkiye'de ekimi yapılan bazı arpa (Hordeum vulgare L.) çeşitlerinin hekzavalent kroma [Cr(VI)] karşı toleransı erken fide evresinde hidroponik kültür ortamında incelenmiştir.Bu araştırmanın ilk aşamasında, sekiz arpa çeşidinin (Angora, Avcı-2002, Aydanhanım, Başgül, Bülbül-89, Orza-96, Tarm-92, Zeynelağa) gövde ve kök büyümesi üzerine farklı Cr(VI) konsantrasyonlarının (0, 75, 150 ve 225 µM) etkisi incelenmiştir. Cr(VI) konsantrasyonunun artışına bağlı olarak arpa çeşitlerinin gövde ve kök uzunlukları, taze ve kuru ağırlıkları genellikle önemli düzeyde azalmıştır. Arpa çeşitlerinin Cr(VI) toleransındaki farklılıkları belirlemek için gövde ve kök kuru ağırlığının bir fonksiyonu olarak tolerans indeksi (%) değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, krom stresine en toleranslı arpa çeşidi Zeynelağa, en hassas çeşit ise Orza-96 olarak belirlenmiştir.Araştırmanın ikinci aşamasında, Cr-toleranslı Zeynelağa ve Cr-hassas Orza-96 arpa çeşitlerinde Cr birikimi, fotosentetik pigment içeriği, ? -aminolevülinik asit dehidrataz (ALAD) aktivitesi, prolin içeriği, malondialdehit (MDA) içeriği, bazı antioksidant enzimlerin [süperoksit dismutaz (SOD), askorbat peroksidaz (APX), guaiakol peroksidaz (POD) ve katalaz (CAT)] aktivitesi ve total çözünebilir proteinlerin iki-yönlü (2-D) elektroforetik profilleri üzerine Cr(VI) stresinin etkisi belirlenmiştir.1)Arpa çeşitlerinin gövde dokusuna göre kök dokusunda daha fazla Cr birikmiştir. Cr-hassas Orza-96 arpa çeşidine göre Cr-toleranslı Zeynelağa arpa çeşidinin gövde dokusundaki Cr birikimi nispeten daha fazla belirlenirken, zıt durum kök dokusunda belirlenmiştir.2)Cr-toleranslı Zeynelağa arpa çeşidinin toplam klorofil (klorofil a + b) içeriği kontrole göre 75 µM Cr(VI) konsantrasyonunda önemli düzeyde artarken, 225 ? M Cr(VI) konsantrasyonunda önemli düzeyde azalmıştır. Buna karşın, Cr-hassas Orza-96 arpa çeşidinin toplam klorofil içeriği Cr(VI) konsantrasyonunun artışına bağlı olarak önemli düzeyde azalmıştır. Zeynelağa arpa çeşidine göre Orza-96 arpa çeşidinin karotenoid içeriği Cr(VI) stresinden daha fazla etkilenmiştir. Cr(VI) stresi her iki arpa çeşidinde ALAD aktivitesini önemli düzeyde azaltmış olmasına rağmen, iki arpa çeşidinin ALAD aktiviteleri arasında belirgin bir farklılık belirlenmemiştir.3)Cr-toleranslı Zeynelağa ve Cr-hassas Orza-96 arpa çeşitlerinin yaprak dokusunda prolin ve MDA içerikleri Cr(VI) konsantrasyonunun artışı ile önemli düzeyde artmıştır. Bu etki, Zeynelağa arpa çeşidine göre Orza-96 arpa çeşidinde daha belirgin bulunmuştur.4)Cr(VI) stresi, Cr-toleranslı Zeynelağa ve Cr-hassas Orza-96 arpa çeşitlerinin yaprak dokularında SOD, APX, POD ve CAT antioksidant enzim aktivitelerinde artışa neden olmuştur. Kontrole göre 225 µM Cr(VI) konsantrasyonunda SOD aktivitesi Zeynelağa arpa çeşidinde 2 kat daha yüksek bulunurken, Orza-96 arpa çeşidinde 3 kat daha yüksek bulunmuştur. APX aktivitesi Cr-toleranslı Zeynelağa arpa çeşidine göre Cr-hassas Orza-96 arpa çeşidinde daha fazla artış göstermiştir. Cr-toleranslı Zeynelağa arpa çeşidinin POD aktivitesi Cr-hassas Orza-96 arpa çeşidininkine göre daha fazla teşvik edilmiştir. Bununla birlikte, 75 ve 150 µM Cr(VI) konsantrasyonunda Zeynelağa arpa çeşidinin Orza-96 çeşidine göre önemli düzeyde daha yüksek CAT aktivitesine sahip olduğu belirlenmiştir.5)Protein analizlerinde, kontrol ve 225 µM Cr(VI) konsantrasyonuna maruz bırakılmış Cr-toleranslı Zeynelağa ve Cr-hassas Orza-96 arpa çeşitlerinin yaprak dokularından ekstrakte edilen toplam çözünebilir proteinler, iki-yönlü (2-D) elektroforezi (İEF/SDS-PAJE) takiben gümüş boyama kullanılarak analiz edilmiştir. Cr(VI) stresinin sonucu olarak, arpa çeşitlerinin yaprak dokusunda düşük moleküler ağırlıklı proteinler (<31.5 kDa) değerlendirilmiştir. Kontrole göre 225 µM Cr(VI) konsantrasyonunda, Zeynelağa ve Orza-96 arpa çeşidinde iki yeni protein (22.0 kDa, pI 6.6 ve 22.5 kDa, pI 6.9) sentezlenmiştir. Zeynelağa arpa çeşidinde 5 proteinin (21.0-23.9 kDa, pI 6.1-7.5) sentezi Cr(VI) stresi altında belirgin şekilde artarken, Orza-96 arpa çeşidinde 6 proteinin (21.0-23.9 kDa, pI 6.2-7.5) sentezi belirgin şekilde artmıştır. Bununla birlikte, Zeynelağa ve Orza-96 arpa çeşitlerinde sırasıyla 15 ve 16 proteinin (15.6-30.1 kDa, pI 5.7-7.0) miktarı belirgin şekilde azalmıştır.
Krom stresine maruz kalan kolza (Brassica napus L.) fidelerinde hidrojen peroksit ön uygulamasının koruyucu rolünün araştırılması
Bu araştırmada, hidroponik olarak 1 ve 7 gün süreyle Cr(VI) stresine (50 µM potasyum dikromat) maruz bırakılan kolza (Brassica napus L. cv. Süzer) fidelerinde büyüme, Cr birikimi, fotosentetik pigment içeriği, tiyol içeriği, lipit peroksidasyonu, bazı antioksidant enzimlerin [süperoksit dismutaz (SOD), askorbat peroksidaz (APX), guaiakol peroksidaz (POD) ve katalaz (CAT)] aktivitesi ve metallotiyonein protein 1 geninin (BnMP1) ekspresyon seviyesi üzerine hidrojen peroksit (200 µM H2O2, 24 sa) ön uygulamasının etkisi incelenmiştir. Cr(VI) stresi kolza fidelerinin taze ve kuru ağırlıklarını önemli düzeyde azaltmıştır. Fide büyümesindeki bu azalmaya yaprak dokularındaki artan lipit peroksidasyonu ve azalan fotosentetik pigment içerikleri eşlik etmiştir. Bununla birlikte, H2O2 ön uygulaması fide büyüme parametrelerini önemli düzeyde arttırmış ve lipit peroksidasyonu seviyesinde bir azalmaya ve fotosentetik pigment içeriklerinde artışa neden olmuştur. Bununla birlikte, H2O2 ön uygulaması kolza fidelerinin toprak üstü dokularındaki Cr birikimini arttırmıştır. Cr(VI) stresi altındaki kolza fidelerinin yaprak dokularında tiyol içerikleri artmıştır. Bununla birlikte, H2O2 ön uygulaması Cr(VI) uygulamasının 7. gününde tiyol içeriklerinde ilave artışa neden olmuştur. Kolza fidelerinin yaprak dokularında Cr(VI) stresi SOD, APX, POD ve CAT gibi antioksidant enzimlerin aktivitelerinde değişimlere neden olmuştur. Cr(VI) stresi altında SOD ve POD aktiviteleri artarken, APX ve CAT aktiviteleri azalmıştır. Cr(VI) stresine maruz bırakılmış fidelerde SOD ve CAT aktivitesi H2O2 ön uygulamasından etkilenmezken, APX ve POD aktiviteleri önemli düzeyde artmıştır. Gerçek-zamanlı kantitatif PCR analizlerinde, Cr(VI) stresi altındaki fidelerde BnMP1 geninin ekspresyon seviyesi krom uygulamasının 1. gününde artarken, krom uygulamasının 7. gününde azalmıştır. Krom uygulamasının 1. gününde, H2O2 ön uygulaması yalnız Cr(VI) stresi uygulanmış fidelere göre BnMP1 ekspresyon seviyesini azaltmış; fakat bu etki önemsiz bulunmuştur. Krom uygulamasının 7. gününde, H2O2 ön uygulaması BnMP1 mRNA?sının ekspresyonundaki Cr(VI)-teşvikli azalmayı hafifletmiştir. Bu sonuçlar, dışsal H2O2 ön uygulaması muhtemelen Cr(VI) toksisitesine karşı bitkinin toleransını geliştirmektedir. Cr(VI) toleransı, H2O2 ön uygulamasına bağlı olarak artan savunma sisteminden kaynaklanabilir. Anahtar Kelimeler: Brassica napus L., Cr(VI), H2O2 ön uygulaması, Antioksidant savunma sistemi, Metallotiyonein
Kanola (Brassica napus L.) fidelerinde krom(VI) toleransı ve proteom değişimleri üzerine krom(VI) ve sülfatın rolünün araştırılması
Bu çalışmanın birinci aşamasında, 8 kanola (Brassica napus L.) çeşidinin (Champlain, Dante, Heros, Nelson, NK Petrol, Sary, Süzer ve Vectra) hekzavalent krom [Cr(VI)] için fitoremediasyon potansiyelleri hidroponik kültür ortamında değerlendirilmiştir. Bu amaçla, 7 gün süreyle Cr(VI) stresine (0, 10, 50 ve 100 µM potasyum dikromat) maruz bırakılan 14 günlük kanola fidelerinde büyüme, Cr birikimi, malondialdehit (MDA) içeriği, klorofil içeriği, protein olmayan tiyol (NPT) içeriği ve bazı antioksidan enzimlerin [süperoksit dismutaz (SOD), guaiakol peroksidaz (POD) ve katalaz (CAT)] aktivitesindeki değişimler incelenmiştir. Cr(VI) stresi kuru ağırlık (KA), klorofil içeriği ve CAT aktivitesinde azalmaya, MDA içeriği, NPT içeriği, SOD ve POD aktivitelerinde artışa neden olmuştur. Kuru ağırlık temelinde belirlenen tolerans indeksi NK Petrol çeşidinde maksimum (%82.5-74.1), Sary çeşidinde ise minimum (%65.7-40.8) olarak bulunmuştur. Sary çeşidi, düşük klorofil seviyeleri ve yüksek MDA içeriği ile ilişkili olarak en yüksek oranda (705.8 μg g1 KA) Cr biriktirmiştir. Bununla birlikte, en düşük Cr birikimi (255.0 μg g1 KA) NK Petrol çeşidinde bulunmuştur. Ayrıca, NK Petrol çeşidi Cr(VI) stresi altında yüksek klorofil içeriğini ve CAT aktivitesini sürdürmüştür. Sary çeşidinde göre NK Petrol çeşidi nispeten Cr'u dokuları dışında tutabilen bir çeşit olmasına rağmen, daha yüksek oranda biyokütle üreterek Cr(VI) stresini tolere edebildiği için Cr ile kirlenmiş alanların fitoremediasyonu için potansiyele sahip olabilir. Bu çalışmanın ikinci aşamasında, Cr(VI) toleransında farklılık gösteren nispeten Cr-toleranslı (NK Petrol) ve Cr-hassas (Sary) kanola çeşitlerinde kükürt (S) beslemesi ve Cr(VI) stresi arasındaki etkileşimler değerlendirilmiştir. Kanola fideleri 7 gün süreyle S-yeterli (1 mM S) besin çözeltisinde büyütülmüştür. Sonrasında fideler farklı S konsantrasyonlarında [0 mM S (–S), 1 mM S (+S) ve 2 mM S (+HS)] 7 gün daha büyütülmüştür. On dört günlük fideler 3 gün süreyle 6 farklı uygulamaya maruz bırakılmıştır: (1) +S/−Cr; 1 mM sülfat, 0 μM Cr(VI) (kontrol), (2) +S/+Cr; 1 mM sülfat, 100 μM Cr(VI), (3) −S/−Cr; 0 mM sülfat, 0 μM Cr(VI) (kükürt eksikliği), (4) −S/+Cr; 0 mM sülfat, 100 μM Cr(VI) (kombine stres), (5) +HS/−Cr; 2 mM sülfat, 0 μM Cr(VI) (aşırı S uygulaması) ve (6) +HS/+Cr; 2 mM sülfat, 100 μM Cr(VI). Bu süre sonunda fideler büyüme, Cr birikimi, MDA içeriği, klorofil içeriği, tiyol içeriği, sistein içeriği, askorbik asit (AsA) ve glutatyon (GSH) içerikleri, bazı antioksidan enzimlerin [SOD, POD, CAT, askorbat peroksidaz (APX), glutatyon S-transferaz (GST) ve glutatyon redüktaz (GR)] aktivitesi, metallotiyonein protein 1 geninin (BnMP1) ifade seviyesi ve yaprak proteomundaki değişimleri değerlendirmek için kullanılmıştır. Sary çeşidinin büyüme parametrelerinde, –S/–Cr ve –S/+Cr uygulamaları belirgin bir azalmaya neden olmuştur. Maksimum Cr birikimi –S/+Cr bitkilerinde ve özellikle de Sary çeşidinde belirlenmiştir. Sary çeşidindeki yüksek seviyedeki Cr, MDA içeriğini arttırmış ve klorofil içeriğini azaltmıştır. Antioksidan enzimlerin aktivitesi ve sistein içeriği –S/+Cr koşulları altındaki NK Petrol çeşidinde daha yüksek bulunmuştur. Antioksidan metabolitlerin (AsA ve GSH) içerikleri her iki çeşitte –S/–Cr uygulaması tarafından azaltılmıştır. BnMP1 geninin ifade seviyesi NK Petrol çeşidinde –S/+Cr uygulaması, Sary çeşidinde ise +S/+Cr ve +HS/+Cr uygulamaları tarafından arttırılmıştır. Bu sonuç, metallotiyonein proteininin S kullanılabilirliği sırasında değil, S-eksikliği altında Cr toleransında fonksiyon görebileceğini ileri sürmektedir. Sonuç olarak, kükürt beslemesinin Cr alınımını engellenmesinin yanı sıra savunma sistemleri ve gen ifadesi üzerindeki pozitif etkileri ile de toleransı arttırmıştır. Mevcut araştırmada, nispeten Cr-toleranslı NK Petrol ve Cr-hassas Sary kanola çeşitlerinde kükürt beslemesi ve Cr(VI) stresi ile ilişkili proteom değişimleri belirlenmiştir. İki-yönlü jel elektroforezi ile analiz edilen yaprak protein profilleri, farklı S konsantrasyonları ve Cr(VI) stresine cevap olarak farklı şekilde ifade olan 65 proteini ortaya koymuştur. Farklı şekilde ifade olan bu proteinlerden 46 protein beneği MALDI-TOF/TOF kütle spektrometrisi ve veri tabanı taraması ile başarılı bir şekilde tanımlanmıştır. Farklı şekilde ifade olan proteinlerin büyük çoğunluğunun fotosentez, enerji metabolizması ve stres savunmada fonksiyon gördüğü belirlenmiştir. Stres savunma ile ilişkili olarak 2-Cys peroksiredoksin BAS1, glutatyon S-transferaz, ferritin-1, L-askorbat peroksidaz 1, tiazol biyosentetik enzim ve mirosinaz-bağlayıcı protein-benzeri proteinin nispeten Cr-hassas Sary çeşidine göre Cr-toleranslı NK Petrol çeşidinde kükürt eksikliği ve Cr(VI) stresine cevap olarak daha fazla artış göstermiştir. NK Petrol çeşidinde enerji metabolizmasında fonksiyon gören proteinlerin bolluğundaki daha fazla artışın muhtemelen yüksek enerji talebini karşılamak için Cr(VI) stresi altındaki hücrelere yardım edebileceği ileri sürülebilir. Diğer taraftan, NK Petrol çeşidinde moleküler şaperonun (20 kDa şaperonin) artan ifadesi, yanlış katlanmış proteinlerin tekrar katlanması ve protein fonksiyonlarının stabilizasyonu için ilave savunma mekanizması olabileceği ileri sürülebilir. Mevcut proteomik çalışmanın bulguları, kanola çeşitlerinde kükürt eksikliği ve Cr(VI) toleransının moleküler mekanizmaları ile ilgili birincil verileri sağlamıştır.
Tuz stresi altındaki kanola fidelerinde lipoik asit ve salisilik asit uygulamalarının bazı biyokimyasal parametreler ve proteom değişimleri üzerine etkilerinin araştırılması
Bu araştırmada, hidroponik olarak büyütülen kanola (Brassica napus L. cv. Sary) fidelerinde NaCl toleransının arttırılmasında dışsal uygulanan lipoik asit (LA) ve salisilik asidin (SA) koruyucu potansiyelleri incelenmiştir. Bu amaçla, 18 günlük kanola fideleri altı farklı uygulama grubuna (kontrol, LA, SA, NaCl, NaCl+LA ve NaCl+SA) ayrılmış ve 7 gün daha büyütülmüşlerdir. Fidelerin yapraklarına gün aşırı 0.1 mM LA veya SA spreylenmiştir. Uygulamaları takiben fide büyümesi, klorofil içeriği, malondialdehit (MDA) içeriği, prolin içeriği, sistein içeriği, protein olmayan tiyol (NPT) içeriği, antioksidan [askorbat (AsA) ve glutatyon (GSH)] içerikleri ve antioksidan enzimlerin [süperoksit dismutaz (SOD), askorbat peroksidaz (APX), guaiakol peroksidaz (POD) ve katalaz (CAT)] aktivitesi 25 günlük fidelerde belirlenmiştir. Tuz stresi gövde ve kök büyümesi, AsA ve GSH içeriklerini azaltmış, malondialdehit (MDA), prolin, sistein ve NPT içeriklerini ve SOD, POD, CAT ve APX gibi antioksidan enzimlerin aktivitesini arttırmıştır. Bununla birlikte, dışsal LA ve SA uygulamaları fide büyümesindeki NaClteşvikli azalmayı hafifletmiş ve MDA içeriğini azaltmıştır. LA ve SA uygulamaları prolin içeriğini etkilememiştir. LA ve SA uygulamaları prolin içeriğini etkilememiştir. Tuz stresi altındaki fidelerde LA ve SA uygulamaları sistein içeriğini daha fazla arttırırken, NPT içeriğini azaltmıştır. Tuz stresi altındaki fidelerde AsA içeriği dışsal LA uygulamasında daha fazla azalırken, SA uygulaması önemli bir etki göstermemiştir. Tuz stresi altında, sadece SA uygulaması GSH içeriğini arttırmıştır. Tuz stresi altındaki fidelerde dışsal LA ve SA uygulamaları POD ve CAT aktivitelerini arttırırken, APX aktivitesinde azalmaya neden olmuştur. Bu sonuçlar, kısa süreli tuz stresi altında savunma sistemlerini etkileyerek fide büyümesinin arttırılmasında LA'nın en az SA kadar etkili olabileceğini göstermektedir. Bu çalışmanın ikinci basamağında, kanola fidelerinde tuza tolerans mekanizmaları üzerine dışsal uygulanan LA'nın etkisi proteomik yaklaşım kullanılarak araştırılmıştır. Bu amaçla, kontrol, LA, NaCl ve NaCl+LA uygulamalarına maruz kalan kanola fidelerinin yaprak dokularından elde edilen proteinler, iki-yönlü (2-D) jel elektroforez [izoelektrik fokuslama (IEF)/Sodyum dodesil sülfat-poliakrilamid jel elektroforez (SDS-PAJE)] ve MALDI-TOF/TOF kütle spektrometrisi tanımlanmıştır. İfade profilinde değişiklik gösteren 28 proteinden 22'si tanımlanmıştır. Bu proteinlerin 17'si artan yönde ve 5'i ise azalan yönde düzenlenmiştir. Sadece LA uygulaması ile 5 (fotosistem II reaksiyon merkezi PSB28 proteini, tiyoredoksin M-tip 4, 50S ribozomal protein L12-3, 2-Cys peroksiredoksin BAS1 ve sedoheptulo-1,7-bifosfataz) proteinin ifadesi artan yönde düzenlenmiştir. Bununla birlikte, karbonik anhidraz, magnezyum-şelataz altbirim chli, RuBisCO aktivaz, triozfosfat izomeraz ve tiazol biyosentetik enziminin ifade seviyeleri NaCl stresi veya LA uygulaması tarafından azalan yönde düzenlenmiştir. Tanımlanan proteinlerin fotosentez, enerji metabolizması, stres savunma ve sinyal iletiminde fonksiyon gördüğü belirlenmiştir. Tuz stresi altındaki kanola fidelerinde LA'nın iyileştirici etkilerinin proteomik çalışma ile ortaya konulması tuza tolerans mekanizmalarında proteinlerin fonksiyonlarını değerlendirmede yeni bir bakış açısı sağlamıştır.
Öğretim elemanlarının örgütsel sosyalleşme ve örgütsel sessizlik düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretim elemanlarının örgütsel sosyalleşme ve örgütsel sessizlik algılarını cinsiyet, akademik unvan, mesleki kıdem, bulundukları fakülte/yüksekokuldaki çalışma süreleri ve idari görev değişkenlerine göre incelemek ve öğretim elemanlarının örgütsel sosyalleşme ve örgütsel sessizlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu araştırma tekil ve ilişkisel tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de bulunan Spor Bilimleri Fakültesi ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında görev yapan 1605 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Bu evrenden uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 410 öğretim elemanı araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada veriler "Örgütsel Sosyalleşme Ölçeği", "Örgütsel Sessizlik Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS 18 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinin ilk aşamasında tanımlayıcı istatistik yönteminden yararlanılarak katılımcıların demografik özelliklerine yönelik frekans ve yüzde dağılımları ile araştırmada kullanılan ölçeklerin ortalamaları çözümlenmiştir. Verilerin analizinde parametrik testlerden bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve anlamlı farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını görmek için Tukey testi kullanılmıştır. Çalışmada, normal dağılım göstermeyen verilerin çözümlenmesinde ise nonparametrik testlerden Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Ayrıca, araştırmada kullanılan her iki ölçeğin birebir ilişkilerini temsil eden Pearson korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. İstatistik işlemlerde anlamlılık düzeyi p<0.05 ve p<0.01 olarak alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ölçeklerin toplam ve alt boyutlarına ait puan ortalamalarına bakıldığında, öğretim elemanlarının örgütsel sosyalleşmelerinin yüksek, örgütsel sessizliklerinin ise orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Öğretim elemanlarının örgütsel sosyalleşme algıları akademik unvan, mesleki kıdem, bulundukları fakülte/yüksekokuldaki çalışma süreleri ve idari görev değişkenlerine göre, örgütsel sessizlik algıları ise akademik unvan, bulundukları fakülte/yüksekokuldaki çalışma süreleri ve idari görev değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermektedir. Araştırma görevlilerinin mesleki yeterlilik ve dil-tarih boyutlarında örgütsel sosyalleşme algılarının doçent, yardımcı doçent, öğretim görevlisi ve okutmanlara göre daha düşük olduğu görülmektedir. Öğretim elamanlarının mesleki kıdemlerine ve bulundukları okuldaki çalışma sürelerine göre örgütsel sosyalleşme düzeyleri incelendiğinde, mesleki yeterlilik ve dil-tarih boyutlarında ve ölçek toplam puanında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Örgütsel sessizlik düzeylerine ilişkin okul ortamı ve sessizliğin kaynağı boyutunda, en fazla okutmanların, en az ise profesörlerin sessiz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretim elemanlarının bulundukları okuldaki çalışma sürelerine göre örgütsel sessizlik düzeyleri incelendiğinde, yönetici boyutunda ve ölçek toplam puanında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. İdari görevi bulunan öğretim elemanlarının, idari görevi bulunmayan öğretim elemanlarına göre örgütsel sosyalleşme düzeyleri yüksek, örgütsel sessizlik düzeyleri ise düşük bulunmuştur. Son olarak, öğretim elemanlarının örgütsel sosyalleşme ve örgütsel sessizlik düzeyleri arasında negatif yönlü orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Farkındalık temelli beceri geliştirme programının kadın hentbolcuların psikolojik becerileri ve stresle başa çıkma stratejileri üzerindeki etkililiğinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, farkındalık temelli hazırlanan beceri geliştirme programının kadın hentbolcuların psikolojik becerileri ve sporda stresle başa çıkma stratejileri üzerindeki etkililiğini incelemektir. Araştırmanın bağımlı değişkenlerini, psikolojik beceriler ve sporda stresle başa çıkma stratejileri oluşturmaktadır. Araştırmanın bağımsız değişkeni ise farkındalık temelli beceri geliştirme programıdır. Araştırmada yarı – deneysel bir yönteme başvurularak, kontrol grupsuz ön-test ve son-test deneme modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Antalya Muratpaşa Belediyesi Kadın Hentbol Takımında yer alan 9 sporcudan oluşmaktadır. Sporcuların yaş aralığı 18-25 arasında olup, yaş ortalaması 20.22'dir. Araştırmada, Kişisel Bilgi Formu, Sporcuların Psikolojik Becerilerini Değerlendirme Ölçeği ve Sporda Stresle Başa Çıkma Stratejileri Envanteri kullanılmıştır. Veri toplama araçları deney grubuna uygulama öncesinde ön-test, uygulamanın bitiminde ise son-test olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde Wilcoxon işaretli sıra testi kullanılmıştır. Araştırmada deney grubuna, Farkındalık Temelli Beceri Geliştirme Programı, haftada 1 kez olmak üzere 8 oturumdan oluşan ve 60 dakika süren grup eğitimi şeklinde uygulanmıştır. Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi sonucunda, tüm katılımcıların Sporcuların Psikolojik Becerilerini Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları öntest ve sontest puanları arasında, deney sonrası (sontest) zorluklarla baş edebilme yeteneği, öğrenmeye açık olabilme, konsantrasyon, hedef belirleme ve mental hazırlık ve endişelerden kurtulmak açısından anlamlı bir farkın olduğu bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların sporda stresle başa çıkma stratejileri envanterinden aldıkları öntest ve sontest puanları arasında, deney sonrası (sontest) görev yönelimli başa çıkma açısından anlamlı bir farkın olduğu bulunmuştur.
Rekreasyon alanlarının fiziksel yetersizliğe sahip bireyler yönüyle kullanılabilirliği: Antalya kenti örneği
Bu çalışmanın amacı; Antalya kentinde yer alan kent parklarının fiziksel yetersizliğe sahip olan bireyler kapsamında günümüzdeki mekansal donanımını, nitelik ve nicelik açısından yeterliliklerini yordamak ve belirlemektir. Araştırmanın evreni Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı parklardan oluşmaktadır. Bu bağlamda araştırma; incelenen kent parklarının fiziksel yetersizliğe sahip olan bireyler dikkate alınarak planlanması, nicelik ve nitelik açısından yeterli hale getirilmesi için gerekli önlemler alınmasında öneriler getirerek yetersizliğe sahip bireyler için daha yaşanabilir ve kullanılabilir engelsiz rekreasyon alanları sağlamaktadır. Araştırma; 2017-2019 yıllları arasında Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı olan kent parklarını içermektedir. Bu parklar; Atatürk Kültür Parkı, Atatürk Parkı, Yavuz Özcan Parkı, Karaalioğlu Parkı, Büklüdere Parkı, Düden Parkı, Akdeniz Kent Parkı ve Sahil Antalya Yaşam Parkı olmak üzere toplamda 8 parktan oluşmaktadır. Antalya kent parklarının fiziksel yetersizliğe sahip bireyler tarafından kullanılabilirliğini kapsamaktadır. Bu araştırma rekreasyon alanlarından biri olan kent parklarının kent park kriterleri doğrultusunda fiziksel yetersizliğe sahip bireyler yönüyle kullanılabilirliği'nin incelendiği nitel bir çalışma olup araştırmada örnek olay modeli kullanılmıştır. Araştırma sahası, Antalya Büyükşehir Belediyesi ile yapılan mülakatlar (soru-cevap), gözlem ve yerinde inceleme yöntemleriyle analiz edilmiştir. Sonuç olarak mevcut kent parkları şehir merkezinde deniz kenarında konumlanmaktadır. Miktar ve alan bakımından fiziksel yetersizliğe sahip bireyler ile birlikte tüm bireyler için de yeterli olmasına rağmen materyal ve tasarım bakımından yetersizliği olan bireylere engel teşkil edecek niteliktedir. Özellikle parklardaki rampaların eğimlerinin standartların üstünde olması, kod farklarının olması ve sarı bantların eksikliği büyük sorunlar arasındadır. Tuvalet, çocuk oyun parkları ve spor ve kondisyon alanlarının da fiziksel yetersizliği olan bireylere uygun olmadığı belirlenmiştir. Akdeniz Kent Parkı'nda bulunan "Engelsiz Park" hariç diğer parklarda yetersizliğe sahip çocuklar için bir park alanı bulunmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Fiziksel Yetersizlik, Kullanılabilirlik
İlk defa deneme dalışı yapan bireylerin sürekli ve durumluk kaygı düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırma deneme dalışı yapan kadın ve erkek bireylerin çeşitli değişkenlere göre sürekli ve durumluk kaygı düzeylerini belirleyip incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini 2015 yılında Antalya Kaş bölgesinde faaliyet gösteren bir dalış merkezine dalış için gelen deneme dalıcıları oluşturmaktadır. Basit tesadüfi yöntemle seçilip araştırmaya dahil edilen bu kişiler 150 si Erkek 150 si ise Kadın olmak üzere toplam 300 kişiden oluşmaktadır. Deneme dalışı yapan bireylerin dalış öncesi ve sonrası kaygı düzeylerini ölçmek için Spielberg ve arkadaşları tarafından geliştirilen Sürekli Kaygı Ölçeği(SKÖ) ve Durumluk Kaygı Ölçeği(DKÖ) kullanılmıştır. Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları ise Öner ve Le Compte(1983) tarafından yapılmıştır. Çalışma non-parametrik istatistik yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Buna göre; bağımsız gruplarda (2 grup) ortalamalar arasındaki farkın değerlendirilmesi için Mann Whitney U istatistik yöntemi kullanılmıştır. İkiden fazla grubun olduğu non-parametrik karşılaştırmalarda ise Kruskal-Wallis istatistiksel analiz yöntemi kullanılmıştır. Bulgularda kadınların erkeklere göre durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri yüksek çıkmıştır.17-24 yaşındaki bireylerin en yüksek kaygı seviyesine sahiptir, yaş ilerledikçe kaygı seviyesi azalmaktadır. Medeni durumlara bakıldığında, Evliler bekarlardan daha az kaygıya sahiptir. Gelir seviyesi arttıkça kaygı seviyesinin azaldığı söylenebilir.