Theses supervised by Doç. Dr. Oktay Bozan
10 theses · Dicle University
Mizancı Mehmed Murad'ın hayatı, eserleri ve Muhtasar Tarih-i Umûmî adlı eserinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
Rusya'dan İstanbul'a göç eden Osmanlı Devletine ve İslâm dinine büyük hizmetlerde bulunan önemli fikir ve düşünce aydınlarından olan Mizancı Mehmed Murad'ın hayatını ve eserlerini ele aldık. Ayrıca tezimizin ana konusu olan "Muhtasar Tarih-i Umumi" adlı eserinin transkribini ve değerlendirmesini yapmaya çalıştık. Muhtasar Tarih-i Umûmî İnsanlık tarihinin başlangıcı olan Hz. Âdem'in yaratılışından başlayarak, bütün güçleri ellerinde bulunduran, büyük devletlerin oluşumlarına kadar olan konuları sırasıyla İlk Çağ, Orta Çağ ve Yeni Çağ şeklinde üç ana başlık altında değerlendirmiştir. Genel dünya tarihini özet bir şekilde anlatan ve Osmanlıca olarak yazılan eser, Mülkiye Mekteplerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. Eser toplumların yaşadıkları önemli gelişmeleri öğretici ve sorgulayıcı bakış açısıyla ele almıştır. Böylece Mülkiye Mekteplerinde okuyan öğrencilerin ayrıntılı bir şekilde dünya tarihi ile ilgili bilgi ve kültüre sahip olmaları için yazılmıştır. Yazar, eseri çok sade ve açık bir üslupla kaleme almıştır. Mizancı Mehmed Murad, "Muhtasar Tarih-i Umumi" adlı eserinde yaşanan olayların özet şekilde anlatım örneklerine yer vererek, olayları silsile halinde doğrudan doğruya aktararak paylaşmıştır. Tarihi olayları paylaşırken de olayların yaşandığı şehirlerin coğrafi bilgilerine yer vererek, birçok yerde objektifliğinin yanında duygusal anlatım tarzı ile farklı bir yöntem ortaya koymuştur. Yazar özellikle dini, toplumu bir arada tutan, devleti var eden unsurlardan bir unsur olarak görmüştür.
Diyarbakırlı Said Paşa'nın Mir'âtü'l-İber adlı eserinin 9. cildinin transkripti ve değerlendirilmesi
Devlet adamı kimliği ile ön plana çıkan Diyarbakırlı Said Paşa aynı zamanda farklı alanlarda yazmış olduğu eserleri yazın hayatımıza kazandıran münevver bir şahsiyettir. Bununla birlikte makale ve tez çalışmalarıyla Said Paşa'nın daha çok edebi yönü aydınlatılmıştır. 9'u matbu 1'i el yazısı olmak üzere 10 ciltlik bir tarih külliyatına sahip olmasına rağmen Said Paşa'nın bu yönü yeterli oranda aydınlatılamamıştır. Mir'âtü'l-İber adlı genel tarih eserinin İran, Azerbaycan, Afganistan ve Türkistan coğrafyalarını konu edinen 9. cildin transkripti ve değerlendirmesini yaparak Said Paşa'nın tarihçilik yönünün aydınlatılmasına katkıda bulunmayı amaçladık. Eserin ve Said Paşa'nın bu yönünün tam manası ile anlaşılabilmesi için tüm ciltlerin transkripti yapıldıktan sonra eserin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Said Paşa'nın hayatı ve eserleri izah edilmiş, ikinci bölümde Mir'ât'ül-İber adlı eserin 9. cildin transkripti, üçüncü bölümde ise bu eserin değerlendirmesi yapılmıştır.
2652–2653 numaralı (h.1250 / m.1834) Harput Sancağı Çarşancak kazası Müslim-Gayrimüslim Nüfus Defterlerinin transkripsiyon ve değerlendirilmesi
Bu çalışmada 2652 – 2653 Numaralı ( h.1250) Harput Sancağı Çarşancak kazası Müslim-gayrimüslim olmak üzere iki adet nüfus defterinin aslına sadık kalınarak defterler, Osmanlı Türkçesi'nden çevrilmiştir. Çevirisi yapılan bu nüfus defterlerinde sayımın 1834 tarihli olduğu kaydedilmiştir. Müslim defteri 150, gayrimüslim ise 100 sayfadan oluşmaktadır. Müslümanlara ait defterde 3 kasaba, 1 nahiye, 94 köy, 1 mahalle ve 17 mezra bulunmaktadır. Toplam hane sayısı 2178, nüfus ise 5570 olarak belirlendi. Gayrimüslim defterinde ise 3 kasaba, 59 köy ve 1 mezra'nın adı bulunmaktadır. Hane sayısı 1546, nüfus ise 6011'dir. Defterdeki bilgilerden hareketle köy, nahiye ve mezraların nereye bağlı oldukları tespit edildiği gibi bazı yerlerin de nereye bağlı oldukları hakında herhangi bir biligi mevcut değildir. Nüfus, yaş, lakap, meslek, hastalık, fiziksel özellikleri ve toprak tasarrufu hakkında detaylı bilgi tablolar halinde tasnif edilmiştir. Çarsancak kazasının demografik, ekonomik, sosyal ve idari yapısı hakkında önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Harput ve Çarsancağ'ın coğrafi konumu ve tarihi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde önce müslim daha sonra gayrimüslim defterleri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise Müslim ve gayrimüslim defterlerin transkripti yapılmıştır.
Süleyman Hüsnü Paşa'nın hayatı, eserleri ve Umdetü'l Hakayık adlı eseri'nin 2. cildinin değerlendirmesi ve transkripsiyonu
Umdetü'l Hakayık, Süleyman Hüsnü Paşa'nın 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile ilgili harp hatırlarını anlatan önemli bir eserdir. Eserin çalıştığımız ikinci cildinde, adı belirtilmeyen bir müellifin 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı'nda Süleyman Hüsnü Paşa'yı tenkitlerini, Paşa'nın ona cevaplarını, savaş esnasında alınan tezkereleri, yazılı maruzatları ve jûrnâllari içermektedir. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Süleyman Hüsnü Paşa'nın hayatı ve eserleri tanıtılmış, 1877-1878 Osmanlı- Rus Savaşı kısaca anlatılmış ve eserin kısa bir değerlendirmesi yapılmıştır. İkinci bölümde ise Umdetü'l Hakayık'ın ikinci cildinin transkripsiyonu yapılmıştır.
Peymân Gazetesinin 1325 (1909) transkript, tahlil ve değerlendirilmesi
Osmanlı dönemi Diyarbekir Vilâyeti'nde ilk matbaa, h. 1286 (m.1869-70) yılında kurulmuştur. 1869 yılında ise bir devlet gazetesi olan Diyarbekir Gazetesi basılmıştır. Diyarbakır'ın ilk özel gazetesi olan Peymân Gazetesi ise II. Meşrûtiyet'in ilanından sonra 29 Haziran 1909 yılında yayın hayâtına başlamıştır. Gazetenin ilk sayısındaki bilgilere baktığımızda her hafta pazartesi günleri basılan gazetenin imtiyâz sâhibi ve mes'ul müdürünün Mirîkâtibizâde Şükrü olduğu anlaşılmaktadır. Peymân Gazetesi'nin 16, 26, 29, 30, 31, 32, 34 numaralı sayıları ise kayıp olduğundan çalışmaya dâhil edilememiştir. Konu olarak özellikle kalkınma, medenileşme üzerine yazılar yazan Peymân yazarları ayrıca Osmanlı donanması, İttihad ve Terâkki Cemiyeti'nin faaliyetleri, Osmanlı birlik ve kardeşliği, II. Abdülhamid Dönemi Osmanlı uygulamaları, aşiretlerin durumu ve ıslahı gibi pek çok konuda yazılar da kaleme almışlardır. Gazetenin yazar kadrosunda başta Ziya Gökalp olmak üzere Mirikatibizâde Şükrü, Mukâvelât Muharriri Amir Adil, Pirinçcizâde Feyzi, İttihâd ve Terâkki yöneticisi Yüzbaşı Mazhar gibi birçok isim ile beraber isim ve imzasını belirtmeden yazan çok sayıda yazar da mevcuttur. Bu çalışma ile Peymân Gazetesi, içerik itibariyle tartışmaya açılmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler:
Miran aşireti ve Mustafa Paşa
Bu tez çalışmasında bölgede önemli bir güç olan aşiretleri tanımak ve aşiretlerin yapılanmalarını anlamak; Hamidiye Alayları'nın bölgede güvenlik ve devlet otoritesini sağlamak için kurulmasına rağmen, alayların zaman zaman kontrolden çıkarak aşiretler arası bir güç savaşına dönüşmesinde Mustafa Paşa şahsında Miran Aşireti'nin rolünü ortaya koymak; Miran Aşireti'ni tanıyarak tarihsel rolünü ve bölgeye etkilerini ortaya çıkarmak. Mustafa Paşa'yı tanımak ve bölgedeki rolü ve etkisini ortaya çıkarmak; Miran Aşireti ve Mustafa Paşa'nın Hamidiye Alayları içindeki rolünü ortaya çıkarmak; konuyla ilgili mevcut literatür boşluğunun doldurmak amaçlanmıştır. Birinci bölümde aşiret, eşkıyalık ve Hamidiye Alayları hakkında bilgiler verilmiştir. Bu hususta Kürtlerdeki aşiret yapılanmasına ve aşiretlerin bölge üzerindeki etkilerine değinilmiştir. Bunun yanında eşkıyalık kavramı ve faaliyetlerine değinilerek aşiret ve eşkıya arasındaki bağlar tartışılmıştır. Son olarak da Hamidiye Alayları'nın kurulması, amaçları ve bölgedeki etkilerine değinilerek alayların aşiret ile eşkıya üzerindeki etkileri incelenmiştir. İkinci bölümde ise Miran Aşireti ile Miran Aşireti Reisi Mustafa Paşa işlenmiştir. Miran Aşireti'nin yapısı, etki alanı açıklanarak Mustafa Paşa şahsında nasıl bir bölgesel güç haline geldiği ele alınmıştır. Özellikle Mustafa Paşa'nın aşiret reisi olmasının yanında, aynı zamanda eşkıyalık faaliyetleri yürütmesine ve son olarak da kendisinin Hamidiye Alayları'na katılmasına değinilerek kendisinin faaliyetleri ve bunların yankıları ele alınmaktadır. Çalışmamızda detaylı bir literatür taraması yapılıp Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'nden Miran Aşireti ve aşiret reisi Mustafa Paşa ile ilgili birçok belgenin çözümlemesi yapılmıştır. İncelenen kaynaklar neticesinde Hamidiye Alayları'nın amaçlarına büyük ölçüde ulaşarak bölgenin Osmanlı Devleti'nin elinde kalmasını sağladığı, Miran Aşireti Reisi Mustafa Paşa'nın devletin vermiş olduğu gücü kötüye kullanarak hâkimiyetini pekiştirdiği ortaya çıkmıştır.
Osman Nuri Peremeci'nin hayatı, eserleri ve ecdâd tarihi adlı eserinin transkripsiyonu
Ecdâd Tarihi, Türklerin ilk devirlerinden başlayarak Osmanlı Devleti'nin kuruluş serüveni, yükseliş, duraklama, yıkılma ve birinci dünya savaşı sonrasında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması dönemine kadar olan süreci krolonojik olarak ele almış bir eserdir. Eserin dili Osmanlıca olup Bulgaristan rüştiye mekteplerinde tarih kitabı olarak okutulmuştur. Anlatımı öğretici ve faydacı bir tarzdadır. Eserin amacı Bulgaristan rüştiye mekteplerinde okuyan Müslüman çocuklara kendi geçmişleri ile alakalı farkındalık kazandırmaktır. Tarihin bizzat kendi babalarının, dedelerinin tarihi olduğunu söyleyen Osman Nuri, bu durumu eserde vurgulu bir şekilde zikretmiştir. Osman Nuri, Ecdâd Tarihi adlı eseri Türklerin geldiği memleketleri de kapsayacak şekilde ele almış ve bunun yanında coğrafya bilgilerine de yer vermiştir. Kendisi arzu etmese bile padişahları silsile halinde anlatmıştır. Diğer eserlerine nazaran daha ağır dil kullanan Peremeci, birçok yerde objektifliğinin yanında duygusal anlatım tarzı ile farklı bir yöntem ortaya koymuştur. Bulgaristan'dan Türkiye'ye iltica eden ve Edirne'ye büyük hizmetlerde bulunan Osman Nuri Peremeci'nin Ecdâd Tarihi adlı eserini gün yüzüne çıkarmaya çalıştık. Tezimizin bu anlamdailim dünyasına faydalı olacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler Peremeci, Ecdâd, Tarih, Edirne, Osmanlı.
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Midyat Kazası (Siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel)
Bu çalışma; giriş, üç bölüm ile sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında Midyat kazasının tarihi genel hatlarıyla anlatılmıştır. Kazanın isminin kökeni, kazanın önemi ve geçmişten günümüze tarihsel serüveni açıklanmıştır. Birinci bölümde; kazanın siyasi durumu ve idari yapısı anlatılmaya çalışılmıştır. Osmanlı idaresi döneminde Midyat kazasının genel durumu dönemin sosyal ve siyasal olayları bağlamında işlenmiştir. 1895 Ermeni Olaylarının bölge üzerindeki etkileri, Birinci Dünya Savaşı sürecinde kazanın siyasi ve sosyal durumu ile Mütareke dönemi Midyat kazasının durumu anlatılmıştır. Ayrıca Milli Mücadele yıllarında bölgedeki olaylar aktarılmıştır. İkinci kısımda kazanın çeşitli idari birimleri, bunların kuruluş yapısı ve tarihsel süreçleri işlenmiştir. İkinci bölümde; kazanın idari, sosyal ve ekonomik durumu anlatılmıştır. Birinci kısımda sosyal yapısı ele alınmıştır. Farklı etnik ve dini inançlar ile bunların birbirleriyle olan ilişkileri işlenmiştir. Geçmişten günümüze bir arada yaşayan farklı etnik toplulukların ve inançların Midyat kazasının gelişimine katkılarına da değinilmiştir. İkinci kısımda kazanın nüfus yapısı aktarılmıştır. Arşiv belgeleri temel alınarak, tablo ve grafikler yardımıyla karşılaştırmalar yapılmıştır. Üçüncü kısımda ise ekonomik yapı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; Midyat kazasının eğitim durumu ve mimari yapıları işlenmiştir. Birinci kısımda kazanın özellikle 19.yüzyıl sonrası eğitim kurumları ele alınmıştır. İkinci kısımda ise kazanın tarihi camileri, kiliseleri, manastırları, hanları ve Midyat'ın tarihi evleri işlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Midyat, Kaza, Tanzimat, Cumhuriyet, Osmanlı Devleti, Mimari
Rus kaynaklarına göre 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi
Çalışmamızın amacı, Osmanlı İmparatorluğu ile Rus Çarlığı arasında gerçekleşen savaşlardan biri olan 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi'nin Rus kaynaklarındaki durumunu ortaya koymaktır. Genel hatlarıyla Osmanlı ile Rus Çarlığı arasındaki savaşlara kısaca değinilmiş, esas konu olabildiğince ayrıntılı bir şekilde ele alınmaya çalışılmıştır. Öncelikle kaynak taraması yapılmış, uygun görülen kaynaklar üzerinde tercümeler yapılmış ve bunların üzerine çalışılmıştır. 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi, Osmanlı İmparatorluğu ile Rus Çarlığı arasında yaklaşık bir yıl süren ve Balkanlarda birçok siyasi gelişmelere ve değişmelere yol açmış bir savaştır. Rumi Takvime göre 93 Harbi olarak da adlandırılmıştır. Osmanlının zayıflamasıyla Balkanlarda baş gösteren isyanlar neticesinde bu bölgedeki Slav Halklarının hamiliğine soyunan Çarlık Rusya'sı Osmanlının bu coğrafyadaki varlığına son vermek, Slav kardeşleri ile bağlarını pekiştirmek, bu halkların Osmanlı boyunduruğundan kurtarmak bahanesiyle 19 Nisan 1877 tarihinde Osmanlı Devleti'ne savaş açmaya karar verdiklerini Avrupa devletlerine bildirdikten sonra 24 Nisan 1877'de savaş ilân etti. 1977-1878 Osmanlı Rus Harbi, Tuna ve Kafkas cephelerinde cereyan etmiş ve yaklaşık bir yıl sürmüş ve Rusların lehine sonuçlanmış, Osmanlı İmparatorluğu için ise ağır bir kayıp olmuştur. 3 Mart 1878'de Ayastefanos Antlaşması ile Balkanlardaki Osmanlı hâkimiyeti son bulmuş, yeni ülkeler ve yeni sınırlar çizilmiştir. Sonuç olarak, bu savaşın Rus Çarlığı ve Osmanlı İmparatorluğundaki yansımaları değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Diyarbakır ilçelerindeki ulu camiler
Diyarbakır ilinin merkez dört ilçesi hariç 13 ilçesi bulunmaktadır. Bu ilçelerin bir kısmı ilk çağlardan günümüze kesintisiz olarak yerleşime sahne olmuştur. Özellikle Meyyafarikin (Silvan), Antak (Lice), Eğil, Çermik, Hani ve Ergani ilçeleri Ortaçağın önemli yerleşimlerindendir. Etrafı surlarla çevrili olan bu ilçelerin kalelerinin de Ortaçağ İslam dönemi kaleleri arasında isimleri zikr edilmektedir. Silvan ilçesi Diyarbakır (Amid) – Bitlis kervan yollarının üzerinde bulunmasından dolayı dolayı önemli bir yere sahip olmuş ve birçok devlete başkentlik yapmıştır. Ergani ve Eğil ilçeleri Diyarbakır (Amid) Harput Kervanyolu güzergahında yer almaktadır. Tez konusu olan ilçelerde günümüze kadar birçok medeniyete ait izler görülmektedir. Bu izlerden İslam medeniyetine ait en önemli anıtlar ulu camilerdir. Yüksek Lisans Tez çalışmam olan Diyarbakır İlçelerindeki Ulu Camiler adlı çalışmada Diyarbakır'ın merkez ilçeleri dışında kalan ilçelerdeki ulu camiler çalışılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasına, doküman ve kaynak toplamakla başlanılmıştır. Bu çerçeve de bölge ile ilgili bugüne kadar yayınlanan tüm eserlere ulaşılmaya çalışılmıştır. Ardından 2016 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında bölgede arazi çalışmalarına başlanılmış, bu çalışmalara 2017 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında devam edilmiştir. Araştırmalar sonucunda Diyarbakır ilçelerinde tespit edilen ulu camilerin fotoğrafları çekilmiştir. Yapılan çalışmanın neticesinde Diyarbakır ilçelerinde toplam 10 ilçede ulu cami olduğu tespit edilmiştir. Diyarbakır ilçelerinden Lice (Antak), Çermik (Cermug), Çüngüş (Çünkuş), Dicle (Piran), Eğil (Egil), Ergani (Osmaniye), Hani (Hini), Hazro (Tercil), Kocaköy (Karaz) ve Silvan (Meyyafarikin) ilçelerinde ulu cami bulunmaktadır. Bismil, Çınar ve Kulp (Kulb) ilçelerinde ise günümüzde herhangi bir ulu caminin olmadığı tespit edilmiştir. Diyarbakır ilçelerindeki ulu camilerde plan düzenlemesi bakımından yeni denemeler uygulanmamıştır. İslam sanatında sevilerek uygulanan enine dikdörtgen plan şeması ağırlıklı olarak uygulanmıştır. Bunun yanında bazilikal plan şeması ve kare planlı, tek kubbeli plan şeması da Diyarbakır ilçelerindeki ulu camilerde uygulanmıştır. Antak Ulu Camii, Çermik Ulu Camii, Dicle Ulu Camii, Kocaköy Ulu Camii, Eğil Ulu Camii, Hani Ulu Camii ve Silvan Ulu Camii'nde enine dikdörtgen plan şeması uygulanmış olup mihraba paralel uzanan sahın düzenlemesi göstermektedir. Bu camilerin sahın sayısı birbirinden farklıdır. Çüngüş Ulu Camii ve Ergani Ulu Camii'nde bazilikal plan şeması uygulanmıştır. Bu camilerde sahınlar mihraba dik uzanmaktadır. Hazro Ulu Camii'nde ise kare planlı, tek kubbeli plan şeması tercih edilmiştir. İncelediğimiz ulu camilerde genellikle beşik tonoz kullanılmıştır. Silvan Ulu Camii ve Eğil Ulu Camii'nin mihrap önü bölümü ve Hazro Ulu Camii'nin harim mekanı kubbe ile örtülmüştür. Hani, Çüngüş ve Ergani ulu camilerinin örtü sisteminde ahşap merteklerin taşıdığı düz tavan tercih edilmiştir. Tez konusu olan ulu camilerde en çok taş malzeme kullanılmıştır. Taş malzeme genelde kesme taş veya moloz taş malzeme olarak kullanılmıştır. Tuğla malzeme sadece Eğil Ulu Camii'nde kullanılmıştır. Ahşap malzeme daha çok yapıların iç örtüsünde, mahfillerinde, kapı ve pencere doğramalarında tercih edilmiştir. Diyarbakır'ın ilçelerindeki ulu camiler süsleme bakımında fakir yapılardır. Süslemeler taş süslemeler olup, geometrik, bitkisel, mukarnas ve yazı karakterlidir. İlçelerdeki ulu camilerde genelde bölgesel ve yöresel özellikler ağır basmaktadır. Silvan Ulu Camii gibi anıtsal eserlerde bu özellikler pek görülmez. Silvan Ulu Camii plan ve mekan anlayışı bakımından kendinden sonraki cami plan şemasını etkilemiştir. Şimdiye kadar Diyarbakır ilçelerindeki ulu camileri bir bütün olarak ele alan herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Daha önceki çalışmalarda daha çok bir iki yapı ele alınarak çalışılmıştır. Bu çalışma Diyarbakır ilçelerindeki ulu camileri bir bütün ve kapsamlı bir şekilde ele alan ilk çalışma olacaktır.