Theses supervised by Doç. Dr. Özgür Saygın
10 theses · Kütahya Dumlupınar University
Türk vergi sisteminde yer alan tarifelerin mükellefler açısından değerlendirilmesi
Vergi, devletin en önemli gelir kaynağıdır. Vergilerin, bir ülke için ekonomik, sosyal, iktisadi olmak üzere çeşitli görevleri bulunmaktadır. Bununla birlikte vergilerin, kamu harcamalarının finansmanının sağlanmasının yanında elde edilen kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını sağlamak, ekonomik büyüme, ülkede oluşan bölgesel dengesizliklerin oluşumunu engelleme gibi görevleri de bulunmaktadır. Mükellefin ödemekle yükümlü olduğu verginin hesaplanabilmesi için matrahın tespit edilmiş olması gerekmektedir. Matrah ve vergi tarifesi iç içe kavramlardır. Vergi tarifesinin uygulanabilmesi için öncelikle her verginin bir matrahı olması zorunludur. Vergi tarifelerinden yararlanılarak vergilemede adalet, etkinlik sağlanması ve iyi bir vergi politikası oluşturmak hedeflenmektedir. Vergi politikası oluşturulurken, vergi sisteminde uygulanacak düz oranlı tarife, artan oranlı tarife veya azalan oranlı tarifenin hangisinin, hangilerinin uygulanmasının gerektiğini çözümlemek gerekmektedir. Tarifenin uygunluğuna karar verilirken, vergi sistemi içerisinde basit olması, eşit olması ve etkin uygulanması gerektiği düşünülmektedir. Bu çalışmada, vergi tarifeleri teorik olarak incelenmiş, tarife yapıları, uygulanma şekilleri, vergileme ilkeleri ve oluşturmuş olduğu ekonomik etkiler, olumlu ve olumsuz yönleri ile ele alınmıştır. Vergi tarifesi ve matrah gelir üzerinden alınan vergiler, harcamalar üzerinden alınan vergiler, servet üzerinden alınan vergiler detaylı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın son aşamasında, vergi mükellefi olan esnaf ve sanatkârlar anket yöntemiyle çalışmaya dahil edilmiş, verginin mükellefler üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmeye çalışılmıştır. Vergi mükelleflerine ulaşmada yüz yüze anket yöntemi kullanılarak en uygun vergi tarifesinin ne olduğu sorusu mükelleflere sorulmuştur. Mükelleflerin tercihlerini etkileyen faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu faktörler demografik, ekonomik, teknik-idari faktör, sosyal ve kültürel olmuştur. Mükelleflerin vergi tarifesi tercihleri, bu tercihlerini etkileyen faktörler arasında anlamlı farklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Matrah, Vergi, Vergi Tarifeleri, Vergi Mükellefi
İnşaat sektörünün vergilendirmesi
İnşaat sektörü, ekonomik büyüme, gelişme, istihdam oranı, yatırım getirileri açısından stratejik önem taşıyan kapsamlı bir sektördür. Sektörde yer alan faaliyetler, dolaylı olarak ya da doğrudan olarak pek çok vergi türü ile ilişki içindedir. Türkiye'de inşaat sektöründe yer alan gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi (KDV), damga vergisi gibi pek çok vergilendirme yöntemleri bulunmaktadır. Gerçek kişilerin, müteahhitlerin elde ettikleri kazançlar gelir vergisi kapsamında vergilendirilirken, kamu hükümlerini incelediğimizde sermaye şirketlerinin vergilendirilmesi kurumlar vergisi kapsamında yer almaktadır. İnşaat sektöründe vergilendirmede beyan dikkate alınırken, kazançlar işin bittiği yıl vergilendirmeye alınmaktadır. Katma Değer Vergisi açısından inşaat sektöründe faaliyetlerin vergilendirilmesi genel oran olan %20 kapsamında değerlendirmeye alınmaktadır. Konut teslimleri açısından bu oran ise yapı ruhsatı ve metrekareye bağlı olarak değişebilmektedir. Ayrıca taşeron hizmetlerinde ve inşaat malzemelerinin temini aşamasında da KDV yükümlülüğü doğmaktadır. Sözleşme ve taahhüt işlemlerinde ise damga vergisi alınırken, yapı ruhsatı ve iskân işlemlerinde harçlar alınmakta, böylece sektör kapsamlı bir vergilendirme sisteminden oluşmaktadır. Sonuç olarak, inşaat sektöründe vergilendirilme aşamasında çok kapsamlı ve çeşitli işlemler bulunmaktadır. Dolayısıyla sektörde bulunan mükellef, sektörün işleyişi hakkında vergi mevzuatına hakim olmalıdır.
Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kaynaklı vergi incelemelerine ilişkin analiz ve çözüm önerileri
Bu çalışma, Türk vergi sisteminde sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge (SMİYB) düzenleme ve kullanma olgusunu hukuki, idari ve sosyo-ekonomik yönleriyle incelemektedir. Araştırmanın amacı, bu fiillerin yalnızca bireysel vergi kaçakçılığı davranışı değil, yapısal ve davranışsal etkenlerle beslenen çok boyutlu bir vergi uyumsuzluğu sorunu olduğunu ortaya koymaktır. Birinci bölümde, belge kavramı, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelerin hukuki niteliği ile Vergi Usul Kanunu'nda yer alan düzenlemeler değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, bu fiillerin vergi türleri üzerindeki etkileri, cezai müeyyideler, e-dönüşüm uygulamaları ve kamu zararının boyutu incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise nitel araştırma yöntemi kullanılarak vergi müfettişleri, mali müşavirler ve mükelleflerle yapılan görüşmeler analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, SMİYB kullanımının "talep–arz–denetim" üçgeninde bir kısır döngü içinde sürdüğünü göstermektedir. Bu döngüde; • Talep tarafı (mükellef), yüksek vergi, rekabet ve likidite baskısı altında belge talebinde bulunmakta; düşük yakalanma ve ceza algısı bu davranışı pekiştirmektedir. • Arz tarafı (düzenleyici/paravan yapı ve bir kısım meslek mensubu), örgütlü ve adaptif üretim kapasitesiyle paravanlaşma ve iz sürmeyi güçleştiren yapılar oluşturmaktadır. • Denetim tarafı (müfettiş ve kurumlar) ise gecikmiş ve reaktif incelemeler, yetki ve veri kısıtları ile süreç baskısı nedeniyle kasıt analizinde zafiyet yaşamaktadır. Bu durum, caydırıcılığın zayıflamasına ve döngünün kendini yeniden üretmesine yol açmaktadır. Çalışma genelinde, SMİYB olgusunun yüksek vergi oranları, cezaların caydırıcılığındaki yetersizlik, kurumlar arası koordinasyon eksikliği, mesleki etik sorunları ve mükellef bilinç düzeyinin düşüklüğü gibi faktörlerden beslendiği saptanmıştır. Bu çerçevede, vergi denetimlerinde etkinliği artırmak ve sahte belge kaynaklı kamu zararını azaltmak amacıyla; risk temelli denetim sistemi, adli–idari iş birliği, dijital izleme altyapısının güçlendirilmesi ve mükellef farkındalığını artırıcı önlemler önerilmektedir. Sonuç olarak, SMİYB düzenleme ve kullanımı, Türkiye'de vergi gelirlerini azaltan ve mali sisteme güveni zedeleyen temel bir yapısal sorun olup, çalışmada önerilen bütüncül önlemler vergi uyumunu ve denetim etkinliğini artırmaya yönelik stratejik bir yol haritası sunmaktadır.
Devlet desteğiyle gençliğin kötü alışkanlıklardan korunması ve kişisel gelişiminin sağlanmasına yönelik bir mobil arayüz uygulaması
Bu araştırmanın temel amacı, erdemli ve erdemsiz malların genç bireyler üzerindeki etkilerini incelemek ve özellikle erdemsiz malların (sigara, alkol, dijital bağımlılık, aşırı tüketim alışkanlıkları vb.) yol açtığı olumsuz davranış kalıplarını, devlet destekli bir mobil uygulama aracılığıyla olumlu yönlere dönüştürmeye yönelik dijital bir müdahale modeli geliştirmektir. Çalışma, gençlerin dijital araçlar aracılığıyla bilinçlendirilmesi, yönlendirilmesi ve erdemli davranışlara teşvik edilmesinin mümkün olup olmadığını ortaya koymayı hedeflemektedir. Öncelikle literatür taraması yapılarak erdemli ve erdemsiz mallar kavramsal olarak incelenmiştir. Ardından mobil arayüz uygulaması geliştirilmiştir. İlk aşamada alan yazın taraması gerçekleştirilerek erdemli ve erdemsiz malların tanımı, kapsamı ve gençler üzerindeki etkileri kuramsal çerçevede incelenmiştir. İkinci aşamada ise devlet destekli olarak geliştirilen mobil arayüz uygulaması tasarlanarak uygulamaya sunulmuştur. Uygulama sürecinde elde edilen bulgular, dijital arayüzün gençlerde erdemsiz alışkanlıklara karşı farkındalık oluşturduğunu ve bu alışkanlıkların kullanım sıklığında belirgin bir azalma sağladığını ortaya koymuştur. Öte yandan, erdemli etkinliklere (spor, sanat, kitap okuma, gönüllülük faaliyetleri vb.) yönelimde anlamlı bir artış gözlemlenmiştir. Uygulamada yer alan ödüllendirme sistemi, oyunlaştırma ögeleri ve kişiselleştirilmiş içerik önerilerinin genç kullanıcılar üzerinde olumlu etki yarattığı ve uygulama sadakatini artırdığı saptanmıştır. Araştırma sonucunda, gençlerin erdemsiz malların olumsuz etkilerinden korunması ve erdemli davranışlara yönlendirilmesi noktasında dijital araçların etkili biçimde kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Devlet destekli ve dijital tabanlı bir yaklaşımın, özellikle genç nüfusun yoğun olarak etkileşimde bulunduğu mobil platformlar üzerinden uygulanması, uzun vadede hem bireysel hem toplumsal düzeyde olumlu dönüşümler yaratma potansiyeline sahiptir. Geliştirilen mobil uygulamanın daha geniş yaş ve sosyoekonomik gruplarda test edilmesi, uygulamanın sürekli güncellenmesi ve eğitim sistemine entegre edilmesi, çalışmanın sürdürülebilirliğini ve toplumsal etkisini artıracak önemli adımlar olarak değerlendirilmektedir.
Erdemli mallar bağlamında devletin çocuk koruma hizmetlerinin değerlendirilmesi
Devletlerin en temel görevlerinden biri, korunmaya muhtaç çocukların güvenliğini ve refahını sağlamaktır. Çocuk koruma hizmetleri bu yükümlülüğün hayata geçirilmesinde rol oynayan, aileleri tarafından ihmal edilen ve istismara uğrayan veya çeşitli nedenlerle aileleri ile birlikte yaşama imkânı olmayan çocuklar için geliştirilen en önemli kurumsal yapılardan biridir. Türkiye'de de çocuk koruma hizmetleri, mevzuatlar çerçevesinde yürütülmekte olup, çocukların fiziksel, bilişsel, sosyal ve eğitsel gelişimlerine katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Sunulan hizmetlerin kalitesi ise, hizmetin içeriğinin yanı sıra yararlanan kişilerin deneyim ve algılarıyla da doğrudan ilişkilidir. Bu çalışmada, çocuk koruma kurumlarında yetişmiş ve günümüzde kamu kurumlarında istihdam edilmiş kişilerin deneyimleri ve aldıkları hizmetlerin kalitesine dair algılarını, hizmet kalitesi boyutları (fiziksel varlıklar, güvenilirlik, karşılık verebilmek, güvence ve empati) kapsamında değerlendirmek amaçlanmaktadır. Araştırma, nitel bir desende yapılandırılmış olup, örneklem grubu olarak geçmişte çocuk koruma ve bakım hizmetinden yararlanmış, ilgili kurumlarda yetişmiş ve kamu kurumlarında istihdam edilmiş bireylerden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak derinlemesine görüşme yöntemi kullanılmış, elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda ise, çocuk koruma kurumlarında sunulan hizmetlerin bireyler üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkiler bıraktığı, özellikle sunulan hizmetlerin sürekliliğinin esas olması, personellerin tutumu, fiziksel koşulların kalitesi gibi çeşitli unsurların hizmet algısını doğrudan etkilediği belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, sunulan hizmetlerin güçlü yönlerinin korunması ve geliştirilmesi, eksik yönlerin ise tespit edilip, iyileştirilmesine dair öneriler ortaya koyabilmeyi mümkün kılmaktadır.
Kamu kesimince tarımsal üretime sağlanan teşviklerin değerlendirilmesi : Türkiye uygulaması
Tarım sektörü gıda açısından insanlığın yaşamında oldukça önemli bir konumdadır. Uzun yıllar boyunca gelişerek ilerlemeye devam eden tarım sektörünün ekonomideki yeri oldukça önemlidir. İnsanlığın temel ihtiyacı olan tarım, gıda dışında ülke ekonomisine de ihracat ve istihdam açısından önemli katkılarda bulunmaktadır. Tarım alanlarının yeterli bakımı görmemesi, verimliliğini kaybetmesi bu durumu kötü etkilemektedir. Tarımsal alanda teknolojinin gelişimi ile ülke refahı olumlu etkilenmektedir. Teknolojinin gelişmesi ile daha verimli, az maliyetli, hızlı ve sürdürülebilir hedefler amaçlanmaktadır. Tarım sektörünü diğer sektörlerden ayıran etkenlerden biri de doğal doğa koşullarıdır. Doğa koşullarından oldukça etkilenen tarım sektörüne birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de teşvik verilmektedir. Yapılan bu teşvikler alana, ürün türüne ve miktarına göre değişiklik göstermektedir. Ülkemizde tarım ve hayvancılık sektöründe yapılan bu teşviklerden sektörün olumlu olarak etkilenmesi geleceğimiz açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada ülkemizde yapılan tarımsal teşviklerin hangi alanlarda, hangi şartlarda ve miktarlarda yapıldığı, teşvikleri hangi kurum ve kuruluşların verdiği, tarımsal teşviklerden ne derece faydalanıldığı, teşviklerin yararlananlar üzerindeki etkisi konumuzu kapsamaktadır.
Türk bankacılık sektörünün vergisel boyutu
Vergiler devletlerin temel gelir kaynaklarıdır. Vergiler kamu harcamalarının finansmanı için parasal bir değer olarak vatandaşlardan toplanırken herhangi bir karşılığa atfedilmez. Vergiler gerçek ve tüzel kişilerden toplanır. Bankalar da vergi mükellefi olmasının yanında gerçek ve tüzel kişilerden devlete verilmek üzere vergi sorumlusu olarak vergi toplamakla da mükelleftir. Bankalar faaliyetleri gereği çeşitli vergileri ödemekle yükümlüdür. Bu vergiler şunlardır; Kurumlar Vergisi, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi, Çevre ve Temizlik Vergisi, İlan ve Reklam Vergisi, Emlak Vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi'dir. Bu çalışmada Türkiye'de ve Dünya'da bankacılık sektörünün gelişimi incelenmiştir. Ayrıca bankacılık sektörünün ülkemizde genel işleyişi ve kamu finansmanlarını sağlamanın baş aktörü olan vergilerle ilişkisi incelenmiştir. Bu çalışmada, bankacılık sektörünün vergilendirilmesi hususunda daha geniş bir perspektif sunmak, hem akademik hem de pratik alanda faydalı bir kaynak olmak hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bankacılık Sektörü, Bankacılığın Vergilendirilmesi, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Uygulaması
Turizm sektörünün vergilendirilmesi ve konaklama vergisi
Turizm sektöründe faaliyet gösteren firmalar, sektöre hizmet eden kişiler ve müşteriler aracılığıyla devlet için kayda değer büyüklüklerde vergi gelirleri elde etmektedir. Sektör faaliyetlerinin çeşitli aşamalarında alınan vergilerin çeşitliliği de dikkate alındığında turizm sektörü vergi sistemleri bütününde önemli bir yere sahiptir. Çalışma içerisinde; Türkiye turizminin gelişimi, bu gelişimi nedeniyle diğer dünya ülkeleri içindeki yeri ve sektörde aktif faaliyet halinde bulunan işletmelerin neler olduğuna değinilmektedir. Çalışmada turizm sektörünün vergilendirilmesi bağlamında sektör kapsamında bulunan işletmelerin hangi vergilere tabi olduğu ve bu vergilerin yapısı, işleyişi, muafiyetleri, avantajları ele alınmıştır. Ayrıca 01.01.2023 tarihinde yürürlüğe konulan Konaklama Vergisi ele alınmaktadır. Konaklama Vergisinin yürürlüğe girmesi ile vatandaşların bu vergiye ilişkin görüşlerini almak üzere 1.020 kişiye anket platformunda sorular yöneltilmiştir. Konaklama Vergisi özelinde ankete katılanların cinsiyeti, yaşları, medeni durumları, öğrenim durumları, mesleki durumları, yıllık yapılan tatil sayısı, konaklama tercihleri ve gelir durumları bakımından demografik ve tercihsel özelliklerinden bazılarının kendi içlerinde anlamlı olarak farklılaştıkları görülmekte olup bazı değişkenlerde ise Konaklama Vergisine ilişkin görüşlerinin farklılaşmadığı görülmektedir.
Türk Vergi Mevzuatı perspektifinden gayrimenkullerin değerlendirilmesi: Nitel bir inceleme
Gayrimenkul taşınması mümkün olmayan ev, arsa, arazi gibi mülklere verilen addır. Vergiler aracılığı ile devlete makroekonomik boyutlarda katkı sağlayan gayrimenkuller, sosyal ve kültürel alanlarda da aktif rol oynamaktadır. Çalışmada gayrimenkul kavramı Tapu Kanunu, Kadastro Kanunu, Kat Mülkiyet Kanunu, İmar Kanunu, Belediye Kanunu, Vergisi Usul Kanunu, Türk Medeni Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu üzerinden incelenmiştir. Gayrimenkul kavramının ne olduğu, her bir kanun içerisinde yer alan gayrimenkul tanımları ile değerlendirilmiştir. Gayrimenkullerin mevzuattaki tanımları, anlamları, karşılıkları ve nelerle birlikte ele alındığı ortaya konulmuştur. Çalışmada gayrimenkuller sosyal ve ekonomik anlamda incelenmiş olup, yıllar itibari ile konut satım rakamları, gayrimenkulün kentleşme ve çevre boyutuna olan etkileri, gayrimenkullerin şehirlerin markalaşmasında oynadığı rol ve diğer sosyal etmenlere yer verilmiştir. Son olarak vergi mevzuatı içerisinde gayrimenkuller beş ana tema üzerinden incelenmiştir. Çalışmada elde edilen temalar gayrimenkullerin vergi mevzuatındaki anlamlarını ve işlevlerini ortaya koymaktadır. Gayrimenkullerin matrah olarak kullanılması, gayrimenkullerin vergilendirme usulünü belirlemedeki rolü, haciz takibinde gayrimenkullerin işlevi, asgari yaşamın tespitinde gayrimenkullerin konumu ve hukuki varlık olarak gayrimenkuller vergi mevzuatında taşınmazların kullanım alanlarını oluşturmaktadır.
Kara para aklanması ve vergi ilişkisi
Bu çalışma, kara para aklama yöntemlerinin vergisel açıdan değerlendirilmesinin yapılmasını amaçlamaktadır. Ulusal ve uluslararası alanda kara para, son zamanlarda sıklıkla karşılaştığımız bir konu haline gelmiştir. Literatürde, yasa dışı yoldan elde edilen gelir kara para olarak adlandırılırken, bu gelire yasal görünüm kazandırılma faaliyetleride kara para aklama olarak ifade edilmektedir. Kara para aklama, ilk olarak mafya lideri Al Capone'nun çamaşırhane işletmesinde yasadışı gelirleri aklamaya çalışmasıyla Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkmıştır. Söz konusu durum, yasadışı yoldan elde edilen gelirlerin finansal sistem içerisine meşru görünüm verilerek dahil edilme sürecinin temelini ortaya koymaktadır. Kara para aklamada kullanılan yöntemler, bir takım vergi yükünden kaçınmayı mümkün kılarken aynı zamanda bir takım vergisel yükümlülükleri de ortaya çıkarmaktadır. Çalışmamda, MASAK tarafından açıklanan kara para aklama yöntemleri örnek olaylar çerçevesinde analiz edilerek, söz konusu yöntemlerin vergisel sonuçları ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kara Para Aklama, Kara Para, Türk Vergi Mevzuatı, Vergisel Boyut, Yasa Dışı Gelir