Theses supervised by Doç. Dr. Sevinç Güler Özçalık

12 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Çok kriterli karar verme yöntemleri yardımı ile BİST metal ana endeksine kote şirketlerin finansal performans analizleri

Günümüzde değişen piyasalar ve artan rekabet ortamı ile finansal performans analizlerine olan ihtiyaçta artmıştır. Şirketlerin ve yatırımcıların değişen koşullara uyum sağlayabilmek, hayatta kalabilmek ve rekabeti sürdürebilmek için doğru stratejiler belirleyebilmeleri finansal analizlerinin etkinliğine bağlıdır. Bu çalışmanın amacı ülkenin lokomotif sektörlerinden biri olan Demir Çelik sektöründe faaliyet gösteren ve hisseleri Borsa İstanbul'da (BİST) işlem gören 17 işletmenin 2015-2019 yılları arasındaki performanslarını çok kriterli karar verme yöntemleri yardımı ile analiz etmektir. Böyelikle analizi kapsayan süreç boyunca şirketlerin rekabet güçlerinde ve performanslarında nasıl bir değişim olduğunu ortaya konulmak istenmektedir. Bu çalışmada Ana Metal Endeksi'nde (XMANA) yer alan 17 işletmenin 2015-2019 yılları arasındaki finansal performanslarını ölçmek için Moora, Waspas ve Promethee çok kriterli karar verme yöntemleri kullanılmış, sonrasında bu üç çok kriterli karar verme yönteminin sonuçlarını bir arada değerlendirmek amacı ile Borda Sayım yöntemine başvurulmuştur. Uygulamada kriterler Z-Score yöntemi ile pozitife çevrilmiş ve Critic yöntem ile ağırlıklandırılmış 12 adet finansal oran (cari oran, asit test oranı, stoklar/toplam aktif, özkaynak/toplam aktif, nakit oranı, borçlanma oranı, finansal kaldıraç oranı, özkaynak karlılığı, stok devir hızı, alacak devir hızı, net çalışma sermayesi devir hızı ve net kar marjı) kullanılmış ve Moora, Waspas ve Promethee yöntemleri yardımı ile finansal performans sıralaması yapılmıştır. Ardından üç yönteme göre elde edilen sonuçlar Borda Sayım yöntemi ile bir araya getirilerek tek bir skor üzerinden finansal performans değerlendirmesinin yapılabilmesi sağlanmıştır. Yapılan uygulama sonucu beş yıllık süreç boyunca en başarılı performansı gösteren şirket Ereğli Demir Çelik şirketi, en başarısız şirket ise Özbal Çelik Boru olmuştur.

Borsa İstanbulDemir çelik sektörüFinansal performans+6
Mert Şentürk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilir performansın finansal performansa etkisi: Gelişmekte olan piyasalar üzerine bir uygulama

Sürdürülebilir performans temel olarak sürdürülebilir kalkınmanın çevresel, sosyal ve ekonomik performansına odaklanmaktadır. Bu doğrultuda, işletmeler, sürdürülebilirlik faaliyetlerini kurumsal stratejilerinin merkezine yerleştirerek uzun vadeli değer yaratmayı amaçlamaktadır. İşletmelerin başarılı ve uzun vadeli kurumsal sürdürülebilirlik stratejileri geliştirmesi ile kurumsal finansal performans ölçümü son yirmi yıldır araştırmacıların dikkatini çeken bir konu olmuştur. Dolayısıyla, işletmelerin finansal varlıklarına yatırım yapan yatırımcılar sürdürülebilirlik ile ilgili faaliyetleri yakından takip etmektedir. Son yıllarda sürdürülebilir yatırım fonlarının artışıyla birlikte, ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyet gösteren birçok sürdürülebilirlik endeksi oluşturulmuştur. Bu endeksler, finansal ürünler için ölçüt sağlamak amacıyla işletmeleri çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan değerlendirmektedir. Sürdürülebilirlik endeksleri tarafından sağlanan sürdürülebilir performans göstergeleri, kurumsal sürdürülebilirliğe önem veren yöneticilerin ve yatırımcıların karar alma sürecinde önemli rol oynamaktadır. Sürdürülebilirlik endeksleri, işletmeler tarafından rapor edilen sürdürülebilirlik bilgilerini değerlendirerek işletmeler ve çeşitli paydaşları arasında bilgilendirici aracılar olarak hizmet vermektedir. Kurumsal yatırımcılar portföylerini oluştururken artık bu endeksleri dikkate almaya başlamışlardır. Çünkü bu endeksler tarafsız aktörler tarafından değerlendirilen objektif ve profesyonel ölçütler olarak görülmektedir. Bu çalışmada Dow Jones sürdürülebilirlik gelişmekte olan piyasalar (DJSI) endeksinde, 2013-2018 yılları arasında işlem gören işletmelerin sürdürülebilir performansının, finansal performansa etkisi analiz edilmiştir. Çalışmada analizler iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada 2013-2018 yılları arasında "olay çalışması" yöntemi ile DJSI gelişmekte olan piyasalar endeksine eklenen, endeks kapsamından çıkarılan ve endekste kalıcı olan işletmelerin pay senetlerine yatırımcıların tepkisi incelenmiştir. İkinci aşamada ise 2013-2018 yılları arasında DJSI gelişmekte olan piyasalar endeksinde kalıcı olan işletmelerin finansal performansı panel veri analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda hem piyasa hem de muhasebe bazlı ölçüm yöntemleri kullanılmıştır. Olay çalışması analiz sonuçları, yatırımcıların DJSI gelişmekte olan piyasalar endeksine eklenen, endeks kapsamından çıkarılan ve endekste kalıcı olan işletmelerin pay senetlerine yatırımcıların karışık (pozitif, negatif ve nötr) tepkiler verdiğini göstermektedir. Genel olarak yatırımcıların DJSI gelişmekte olan piyasalar endeksine eklenen ve endeks kapsamında kalıcı olan işletmelere güçlü yönde bir tepki vermediği görülmüştür. Bununla birlikte yatırımcılar endeks kapsamından çıkarılmaya ise genellikle olumsuz tepki vermiştir. Panel veri analizi sonuçları, çevresel sürdürülebilir performansın muhasebe (RAO ve ROE) ve piyasa (Tobin Q) bazlı finansal performans göstergeleri ile pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğunu göstermektedir. Sosyal sürdürülebilir performans ile piyasa bazlı finansal performans göstergesi (Tobin Q) arasında pozitif bir ilişki söz konusuyken, muhasebe bazlı finansal performans göstergeleri (ROA ve ROE) arasında negatif bir ilişki söz konusudur. Ekonomik (veya yönetişim) sürdürülebilir performans ile finansal performans göstergeleri (ROA, ROE ve Tobin Q) arasında pozitif bir ilişki olduğu görülse de yalnızca öz sermaye karlılığı (ROE) ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki mevcuttur. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Yatırım, Sürdürülebilir Performans, Finansal Performans, Gelişmekte Olan Piyasalar

Finansal performansGelişmekte olan piyasalarPerformans+2
Binali Selman Eren
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Portföy yönetiminde sermaye varlıklarını fiyatlandırma modeli: BİST'te bir uygulama

Yatırım yapmanın temel amacı varlığın değerini artırmaktır. Ancak yatırım yapıldığında getiri elde edilebildiği gibi, zarar da edilebilecektir. Bu yüzden de günümüzde portföy yönetimi için çeşitli modeller ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri Sharpe (1964), Lintner (1965) ve Mossin (1966) tarafından geliştirilen Tek Faktörlü Sermaye Varlıklarını Fiyatlandırma Modelidir. SVFM'i sistematik risk ve varlıkların beklenen getiri arasındaki ilişkiyi açıklayan bir modeldir. Markowitz (1952)'in "Portföy Seçimi" adlı makalesinde ortaya konan Ortalama - Varyans Modeli varlıkların getiri, risk ve kovaryans verilerine dayanarak herhangı bir risk seviyesinde elde edilebilecek en yüksek getiriye ulaşma veya ulaşmak istenilen getiri seviyesine en düşük risk ile ulaşma imkanı vermektedir. Bu çalışmada, BİST'de işlem gören 18 şirket ve BİST'in 18 sektör endeksi üzerine Tek Faktörlü SVFM uygulanmaktadır. Bunun için öncelikle beta katsayısı hesaplanmakta ve geçerliliği T-testi ile analiz edilmektedir. Ardından doğrusal regresyonun temel varsayımları olan heteroskedastisite ve seri korelasyon tespiti için Breusch-Pagan be Durwin-Watson testlerle yapılmakta ve şirketlerin ve sektörlerin verileri kullanarak ayrı ayrı etkin sınır ve optimal portföy oluşturulmaktadır.

Optimum portföyPortföyPortföy analizi+7
Nazym Bakhyt
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sektöründe banka performans analizi

Türkiye'de bankacılık ve finans sistemin ilk aşamaları, sermaye yetersizliği ve elverişsiz başlangıç koşulları nedeniyle çetin olmasına rağmen yeni bir ekonomik sistemin başlangıcıydı. Osmanlı Devleti'nde ilk banka 1845 yılında ''İstanbul Bankası'' adıyla kurulmuştur. Atılan bu adımı takiben sonraki yıllarda yabancı sermaye ile yeni bankalar kurulmuş, ancak yönetimlerdeki tecrübesizlikler nedeniyle kurulan bankalar faaliyetleri devam ettirememişlerdir. Cumhuriyetin ilk yıllarında ise, sektörün ayakta kalıp gelişmesinde alınan ihtiyatlı kararlar önemli rol oynamıştır. 2001 yıllında ülkede çıkan politik ve ekonomik krizin etkilerine bağlı olarak bankacılık sektöründe ciddi daralmalar görülmüştür. Krizin etkileri tam olarak atlatılamadan bir kriz daha ortaya çıkmıştır. 2008 yılının son aylarında Amerika Birleşik Devletleri'nde çıkan ve birçok ülkeyi olumsuz yönde etkileyen bu finansal kriz nedeniyle ülkede Gayri Safi Yurt İçi Hasıla hızlı bir şekilde azalmış, enflasyon ve faiz oranlarında dalgalı bir seyir izlenmiş, kamu sektöründe ve özel sektörlerde tasarruf açığı ortaya çıkmış ve bütçe açığı artmıştır. Türk Lirası değer kaybederken olumsuz beklentiler ortaya çıkmıştır. 2009 yılının başlarında yeniden yapılandırma döneminden sonra yeterli olmasa da bankacılık sektöründe olumlu gelişmeler yaşanmıştır. Bu çerçevede 2008 küresel mali krizinin etkileri sonrasında Türk Bankacılık Sektörünün karlılığını ve performansını belirleyen faktörlerin araştırılması ve ortaya koyulması, sonra da bu faktörlerin etkileme yönünün analiz edilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda son 10 yılda Türk Bankacılık Sektöründe yer alan ticari bankaların v performansını etkileyen faktörlerin tespit edilmesi ve tespit edilen faktörlerin performansının ne düzeyde etkilendiğinin belirlenip kamu, özel ve yabancı banka grupları karşılaştırılmalıdır. Bu çalışmada 2010-2020 yılları arasında Türkiye'de faaliyet gösteren ticari bankaların performansını etkileyen faktörler analiz edilmiştir. Toplam 15 ticari bankanın (3'ü kamu, 6'sı özel ve 7'si yabancı sermayeli) çeyrek dönemlik veri seti kullanılarak Panel Veri Analizi uygulandıktan sonra, bankaların türlerine göre bir karşılaştırma yapılmıştır. 15 tane bankanın seçilme sebebi 2010-2020 yılları arasındaki dönem Türk Bankacılık Sektöründe faaliyet gösteren ticari bankaların bazılarının faaliyette bulunmamış olması ve/veya verilerinin bulunmamasıdır. Analizin sonucunda, bankalara özgü faktörlerin banka karlılığı üzerindeki etkisinin, makro ekonomik faktörlerin etkisinden daha fazla olduğu görülmüştür. Bankaların karlılığını etkileyen faktörleri tespit etmek üzere yapılan çalışmada, aktif büyüme hızı, faiz dışı gelirler, faiz gelirleri, faiz giderleri, krediler ve özsermaye gibi bankalara özgü değişkenler ve enflasyon gibi dış değişkenlerin bankaların karlılığı üzerinde önemli etkilerinin olduğu sonucuna varılmıştır.

Bankacılık sektörüBankalarFinansal performans+4
Yannıcky Lopes Vaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Risk yönetiminde opsiyon sözleşmeleri ve fiyatlandırılması üzerine bir uygulama

Küreselleşme ile uluslararası ticaretin yaygınlaşmasıyla, ulusal para birimleri arasındaki değişim oranları olan döviz kurları, Bretton Woods sisteminden dalgalı kur sistemine geçişle beraber kur riskini işletmeler ve bireyler açısından ciddi bir sorun haline getirmiştir. Geçmişte organize olmayan piyasalarda kullanılmaya başlayan türev araçlar, zaman içerisinde finansal sisteme dahil olarak organize piyasalarda işlem görmeye başlamış ve piyasanın derinleşmesine katkıda bulunmuştur. Bu gelişmeler ile türev araçlar, yatırımcıların riskten korunma, spekülasyon ve arbitraj yapma amacıyla kullanmaya başladıkları bir yatırım aracı haline dönüşmüştür. Opsiyonlar ise türev araçlar içerisinde, alıcısına sınırlı zarar ve teorik olarak sınırsız kar imkanı vermesi nedeniyle önemli bir yere sahiptir. Opsiyonlar üzerine yapılan çalışmada, kur kaynaklı dalgalanmaların enflasyonu arttırmasıyla ekonomide yaşanacak daralmaların, yatırımcılar tarafından öngörülmesi durumlarında, sektörel ve opsiyon türü bazında yapılan doğru bir stratejiyle karlı bir yatırım fırsatı haline dönüştürülebilmesi Black&Scholes ve Binomial opsiyon fiyatlandırma yöntemleri ile test edilmiştir. Sonuç olarak kullanılan her iki model ile yakın değerler elde edilmiştir. Ekonomik daralma durumlarında doğru strateji ile bu fiyatlandırma yöntemleri ile fiyatlandırılan opsiyonlar kullanılarak kar elde edilebileceği gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Risk Yönetimi, Opsiyon Sözleşmeleri, Opsiyon Fiyatlandırma Modelleri.

Bretton-WoodsFiyatlandırmaOpsiyon fiyatlandırma modelleri+3
Uğur Konakcı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

PROMETHEE yöntemiyle işletmelerin performanslarının karşılaştırılması: BİST'te bir uygulama

Yatırımcılar koydukları sermayeyi dönemsel olarak izleme gereksinimleri duyduğundan performans göstergelerine önem vermektedirler. Bu noktadan hareketle çalışma, üç aşamadan oluşmaktadır. İlk bölümde yıllardır hem işletmeler hem de yatırımcılar tarafından kullanılan geleneksel performans ölçüm yöntemleri açıklanmaktadır. İkinci bölümde geleneksel performans ölçütünün eksik özellikleri göz önüne alınarak ortaya konan Ekonomik Katma Değer (EVA) ve diğer değer tabanlı performans ölçüm yöntemleri anlatılmaktadır. Bu bölümde EVA kavramının özellikleri, kullanım alanları, nasıl hesaplandığı gibi unsurlar açıklanmaktadır. Son bölümde uygulama ile çalışma tamamlanmaktadır. Bu çalışmada teorik olarak açıklanan bilgilerden yola çıkarak, Borsa İstanbul Metal Eşya, Makine Endeksinde yer alan 2012-2016 yılları arası faaliyette bulunan 23 adet işletmenin hem oran analizi hem de EVA yöntemi ile Promethee programında performansları ölçülmüştür. Uygulama sonucunda işletmeler üzerinde performans ölçümleri yapıldıktan sonra çıkan değerler oran analizi ile EVA analizi arasında benzer sonuçların çıkmadığı ve ikisinin de farklı amaçları karşılamak üzere oluşturulan göstergeler olduğu sonucuna ulaşılabilir. Oran analizinde kullanılan oran çeşitliliği veya analiz sürecinde oranlara verilen ağırlıkların değiştirilebilmesi, çalışmada kullanılan Promethee programının eleştirileri olarak kabul edilse de, kriterler arasında ikili etkileşimin varlığını araştırmak karar vericiler için doğru bilgiye ulaşmasında önemli bir rehber olmaktadır.

Borsa İstanbulFirma performansıHisse senetleri+4
Hüseyin Çavdar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ekoturizm alanındaki gelişmelerden glamping'in uygulanabilirliği: Datça yöresinde bir araştırma

Ekoturizm Alanındaki Gelişmelerden Glamping'in Uygulanabilirliği: Datça Yöresinde Bir Araştırma Türkiye doğal, tarihi ve kültürel değerler açısından zengin bir ülkedir. Bu kaynakların değerlendirilmesi, korunması ve geliştirilmesi yönünde kapsamlı turizm planlamaları yapılmalıdır. Turizmin plansız ve çevreye duyarsız olarak gelişmesi turizm bölgelerine telafisi mümkün olmayan zararlar verebilir. Turizmde sürdürülebilirlik için ekoturizm gibi alternatif turizm çeşitleri değerlendirilmelidir. Ekoturizm, ziyaretçilere doğal, tarihi ve kültürel güzellikler içerisinde tatil imkânı sunarken, çevreye duyarlı olmayı ve bu değerlere zarar vermeden keşfetmeyi amaçlamaktadır. Turizmdeki değişimleri turistlerin ihtiyaç ve beklentileri şekillendirmektedir. Özellikle büyükşehirlerde yaşayan insanlar tatillerini doğa içerisinde, sakin ve yeni deneyimler sunan yerlerde geçirmeyi tercih etmektedir. Glamping doğa içerisinde farklı konseptlerde konaklama seçeneklerini sunarken lüks ve konforu ön planda tutmaktadır. Turistlere yeni deneyimler kazandıran çeşitli rekreasyonel aktivitelerde sunmaktadır. Bu çalışmada amaç, sürdürülebilir turizm gelişimi için alternatif olan ekoturizm kavramını, ilkelerini, çeşitlerini, etki alanlarını açıklamaktır. Turistlerin taleplerindeki değişim ve yenilik arayışları sonucu yeniden şekillenen kampçılık temelli glamping kavramını ortaya koymak, Dünya'da ve Türkiye'de glamping turizminin mevcut durumunu tespit etmek ve örneklendirmektir. Datça'nın ekoturizm potansiyelini belirleyerek, ekoturizm odaklı glamping' in Datça'daki uygulanabilirliğini araştırmaktır. Datça'daki turizm gelişimi ve turizm işletmelerinin nitelikleri incelenmiş, Mesudiye köyünün Kızılbük koyunda faaliyet gösteren konaklama işletmesi ile mülakat yapılmıştır. Çalışma sonucunda Datça'nın SWOT analizi yapılmış, Datça'nın ekoturizm potansiyelinin son derece yüksek olduğu belirlenmiştir. Bölgede kaynak kullanım dengesini temel alan kapsamlı turizm planlamaları yapılmalıdır. Mevcut ve yeni kurulacak işletmelerin çevreye duyarlı ve doğal yapıyı koruyan hizmetler sunarak turizm gelişimine katkı sağlamaları gerekmektedir. Bu konuda halk, ziyaretçiler, turizm işletmeleri bilinçlendirilmelidir. Doğal yapıyı koruyan ve doğaya uygun konaklama mimarisini kullanan Glamping işletmelerinin Datça'nın turizm gelişimi için uygun olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ekoturizm, Glamping, Datça.

EkoturizmGlampingMuğla-Datça
Emel Korkmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bitcoin ve bitcoin'e dayalı vadeli işlem sözleşmeleri arasındaki fiyat ilişkisi

Tarih boyunca değişen ihtiyaç ve koşullar doğrultusunda farklı para türleri ortaya çıkmıştır. Bunun son örneği, blok zinciri teknolojisi sayesinde, kendinden önceki para türlerinin aksine merkezi bir otoriteye ihtiyaç duymadan çalışabilen Bitcoin ile hayatımıza girmiş olan kripto paralardır. Dünyanın önde gelen organize türev borsalarından Chicago Opsiyon Borsası (Chicago Board Options Exchange - CBOE) ve Chicago Ticaret Borsası (Chicago Mercantile Exchange – CME), Aralık 2017'de Bitcoin'e dayalı vadeli işlem sözleşmelerini işleme açmıştır. Oldukça oynak fiyat hareketlerine sahip bir finansal varlık olarak Bitcoin'e dayalı vadeli işlem sözleşmelerinin işleme açılması, yatırımcılara hem fiyat riskinden korunma hem de düzenleme ve denetime tabi bir piyasada spekülasyon yapabilme imkanı tanıması itibariyle önemli bir gelişme olarak görülmektedir. Bu çalışmada spot ve vadeli Bitcoin fiyatları arasındaki kısa ve uzun dönemli nedensellik ilişkisi incelenmiş ve vadeli işlem sözleşmeleri ile Bitstamp spot fiyat serisi arasında eşbütünleşme olduğu görülmüştür. Kurulan modelin uzun dönem dinamikleri incelendiğinde CME vadeli piyasasının fiyat dengesinden sapmaya verdiği tepkinin CBOE'ye kıyasla daha yüksek olduğu bulunmuştur. Modelin kısa dönemli dinamikleri incelendiğinde ise her iki borsa için de spot ve vadeli fiyatlar arasında karşılıklı bir nedensellik ilişkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, VECM modeli sonuçları kullanılarak Gonzalo ve Granger tarafından tanımlanan "Bileşen oranı" yöntemi ile spot ve vadeli piyasanın fiyat keşfi sürecine yaptığı katkı hesaplanmış, fiyat keşfi sürecinde spot piyasanın her iki borsanın vadeli işlemler piyasasına öncülük ettiği tespit edilmiştir. Bitcoin spot piyasasında gerçekleşen işlem hacminin vadeli işlem piyasalarında gerçekleşen işlem hacmine göre çok daha yüksek olması ve spot piyasada 7/24 işlem yapılabilirken vadeli piyasada günlük belirli işlem saatleri olması ve haftasonu işlem yapılamamasının bu sonucu doğurmuş olabileceği yorumu yapılmıştır.

BitcoinElektronik paraFiyat düzeyi+6
Özgün Bilgetay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hisse senedi piyasalarında anomaliler: Borsa İstanbul'da kesitsel anomalilere yönelik ampirik bir uygulama

Etkin Piyasalar Hipotezi, elli yılı aşkın bir süredir üzerinde aktif bir şekilde çalışma yapılan bir araştırma alanı olmuştur. Hipoteze göre, etkin bir piyasadaki bir hisse senedinin fiyatı, mevcut olan tüm bilgiyi tamamen yansıtmaktadır. Bu nedenle, etkin bir piyasada oluşan hisse senetlerine ait fiyatlar, gerçek değerlerini yansıtır. Bundan dolayı hipoteze göre, yatırımcıların, piyasa üstü getiri elde etme amaçlı oluşturacakları yatırım stratejileri işe yaramayacaktır. Ancak, diğer yandan, literatürde söz konusu hipotezle çelişen kayda değer sayıda çalışma yürütülmüştür. Araştırmacılar, teoriyle açıklanamayan, anomali olarak adlandırdıkları bu gözlemlere dayalı olarak pek çok strateji geliştirmiş ve söz konusu bu stratejilerle piyasa üstü getiri elde edilip edilemediğini incelemişlerdir. Bu çalışmanın da amacı benzer bir şekilde; Fiyat/Kazanç, Fiyat/Nakit Akım, Fiyat/Satışlar ve Piyasa Değeri/Defter Değeri oranı anomalilerinin, Borsa İstanbul BIST 100 Endeksi'nde gözlemlenip gözlemlenmediğini araştırmaktır. Çalışmanın sonucunda düşük Fiyat/Kazanç, düşük Fiyat/Nakit Akım ve düşük Piyasa Değeri/Defter Değeri oranlarına sahip hisse senetlerinin, istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde, anormal getiri sağladığı görülmüştür. Söz konusu bu sonuç, Fiyat/Satışlar oranı için istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Piyasa Etkinliği, Etkin Piyasalar Hipotezi, Anomaliler

AnomalilerBorsa İstanbulEtkin piyasa teorisi+4
Zahir Daday
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Makroekonomik değişkenlerin doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerine etkisi: Türkiye ve BRICS ülkeleri örneği

İkinci dünya savaşından sonra dünya iki bloğa ayrılmıştır. Ardından yaşanan soğuk savaştan liberal ekonomiye sahip ülkelerin oluşturduğu blok zaferle çıkmıştır. Soğuk savaşın bitişi ile birlikte liberal ekonomik görüş dünyada hakim olmuş ve küreselleşme adı verilen olgu hız kazanmıştır. Küreselleşme ekonomik, siyasal ve toplumsal ilişkilerin devlet sınırlarını aşarak genişlemesi toplumlar arasındaki bağların bütünleşmesi sürecini gösteren bir kavramdır. Ekonomide liberalizasyonun hızlanması ekonomik küreselleşmeyi devamında getirmiştir. Bu durum sermayenin ülkeler arasında serbestçe dolaşmasını sağlamıştır. Ekonominin küreselleşmesi düşük faiz hadleri, yüksek küresel yatırımların gerçekleşmesine neden olmuştur. Böylelikle ulus ötesi işletmelerin sayısı artmış, doğrudan yabancı sermaye yatırımları hız kazanmıştır. Ekonomik küreselleşme aynı zamanda mali piyasalar arasındaki sınırların kaldırılmasını da sağlamış spekülatif amaçlı yatırımlar artmıştır. Sermaye' nin dünya ülkeleri arasında serbestçe dolaşıyor olması ülkeler arasında ticaretin gelişmesine ve ticaret alanında sınırların ortadan kalkmasına yol açmıştır. Doğrudan yabancı yatırımlarla ilgili literatür' de birçok çalışma yer almaktadır. Özellikle 1990'lı yıllara kadar gelişmiş ülkelere yönelik olarak yapılan doğrudan yabancı yatırımlar daha sonra gelişmekte olan ülkelere yönelmiştir. Günümüzde gelişmekte olan birçok ülke doğrudan yabancı yatırımları ülkelerine çekmek istemektedir. Bu çalışmanın amacı belirlenen makro ekonomik değişkenlerin doğrudan yabancı yatırımlar üzerindeki etkilerini belirlemektir. Bu amaçla gelişmekte olan ülkelerden BRICS ülkeleri ve Türkiye için öneriler vermektir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde uluslararası sermaye hareketleri ile ilgili bilgi verilmektedir. Uluslararası sermaye tanımları ve kapsamı ele alınmıştır. Devamında uluslararası sermaye hareketleri türleri özel sermaye hareketleri, uluslararası resmi sermaye hareketleri, doğrudan yabancı sermaye hareketleri incelenmiştir. Uluslararası sermaye hareketlerini etkileyen faktörler çekici ve itici faktörler olarak ele alınmış ve ilgili başlıklar altında incelenmiştir. İkinci bölümde ise doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile ilgili bilgi verilmiştir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları tanımları yapılmış ve türleri ele alınmıştır. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları mülkiyet durumlarına göre, yatırımların yeni işletme yaratmasına göre, üretim zincirindeki yerlerine göre ve transfer fiyatlaması olarak dörde ayrılmıştır. Devamında ise döviz kurları, dışa açıklık, enflasyon, ekonomik büyümenin doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerinde etkisi incelenmiştir. Üçüncü bölümde çalışmanın analizi gerçekleştirilmiştir. 2000-20017 yılları arasında doğrudan yabancı yatırımlar üzerinde büyüme oranı, dışa açıklık, döviz kurları, enflasyon, faiz oranları değişkenlerinin etkileri araştırılmıştır. Büyüme oranı ve dışa açıklık değişkenlerinin doğrudan yabancı yatırımlar üzerine istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Enflasyonun doğrudan yabancı yatırımları üzerinde negatif, faiz oranları ise doğrudan yabancı yatırımları üzerinde pozitif yönde etkisi bulunmaktadır.

BRICSDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıMakroekonomi+3
Nebahat Ece Özkara
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Forex piyasalarında teknik analiz yönetimiyle alım satım kararlarının verilmesi - majör pariteler üzerine uygulama

Finansal piyasaların gelişimi özellikle son yüz yıl içerisindeki teknolojik gelişmelere paralel olarak hızlı bir şekilde artmıştır. Yatırımcılar telefon veya bilgisayar yardımıyla uluslararası finansal piyasalara hızlı bir şekilde ulaşabilmekte ve çok sayıdaki finansal enstrümana yatırım yapabilmektedir. Söz konusu finansal enstrümanların analizini yapma ve doğru yatırım kararını verme konusunda ise teknik analiz, uzun yıllardır yatırımcıların ihtiyaçlarına cevap verebilmektedir. Uzun ve kısa vade farkı olmaksızın; teknik analizin her enstrümanda kullanılabilir olması sebebiyle, teknik analiz araç setinin öğrenilmesi oldukça önemli bir gereksinimdir. Bu kapsamda bu çalışmasının amacı, teknik analiz araçlarının detaylı bir şekilde açıklanıp grafikler yardımıyla incelenmesi ve finansal enstrümanlar üzerinde doğru şekilde uygulanıp uygulanmadığının araştırılmasıdır. Çalışmanın uygulama bölümünde, Euro / Amerikan Doları ve Amerikan Doları / Kanada Doları paritelerinin günlük grafikleri üzerinde MetaTrader 4 programı yardımıyla çeşitli teknik analiz indikatörleri uygulanmış ve uygulama sonucunda oluşan alım – satım kararları incelenmiştir.

Alım-satımDöviz kuruFinansal piyasalar+7
Zülküf Aydemir
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto paralar: Bitcoin, döviz kurları ve alternatif kripto paralar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bitcoin, 2008 yılında Satoshi Nakamoto takma adını kullanan bir kişi ya da grubun yayınladığı makaleyle hayatımıza girmiştir. Kripto paralar arasında en çok bilinen ve kabul edilen Bitcoin, kısa sürede değerinde görülen dalgalanmalarla tüm kesimin dikkatini çekmiştir. İnsanlığın bu yeni icadı merak konusu olmuş, itibari paralar ve emtia başta olmak üzere birçok enstrümanla kıyaslanmıştır. Bu çalışmada çeşitli ekonometrik yöntemler kullanılarak Bitcoin'in, likiditesi yüksek olan itibari para birimleri; euro, İsviçre frangı, İngiliz sterlini, Çin yuanı, Japon yeni ve alternatif kripto para birimleri; Litecoin, Ethereum, Ripple ile olan uzun dönemli ilişkisi ve nedensellik ilişkisi analiz edilmiştir. Analizde yer alan tüm zaman serilerin 1. farkı durağan olduğu için seriler 1. dereceden entegredir. Bu sayede aynı derecede durağan olan serilere, Johansen Eşbütünleşme Testi yapılması uygun görülmüştür. Seriler arasında 1 koentegre vektör bulunmuştur. Böylece uzun dönemli bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Söz konusu uzun dönemli ilişkiden sapma, Hata Düzeltme Modeli kurularak incelenmiştir. Hata düzeltme katsayısının anlamsız ve pozitif olması (0.001770) uzun dönemdeki dengeden sapmaların kısa dönemde telafi edilemediği şeklinde yorumlanmıştır. Son adımda uygulanan Granger Nedensellik Testi ile nedensellik ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın sonucunda, Bitcoin'den Ripple'a doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi saptanmıştır.

BitcoinBlockchainDöviz kuru+7
Murat Çakın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors