Theses supervised by Doç. Dr. Songül Kamışlı

10 theses · Çankırı Karatekin Üniversitesi

Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinde internet bağımlılığı ile uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışma, hemşirelik öğrencilerinde internet bağımlılığı ve uyku kalitesi düzeylerini belirlemek, internet bağımlılığı ile uyku kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte yapılan bu çalışmanın evrenini, Kasım 2021-Şubat 2022 tarihleri arasında Çankırı Karatekin Üniversitesi Hemşirelik Bölümünde eğitim-öğretim gören 400 öğrenci oluşturmuştur. Örneklemini ise çalışmaya katılmayı kabul eden, verilerin toplandığı tarihlerde eğitimine devam eden öğrenciler oluşturmuştur. Veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ) ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; ortalama, standart sapma, ortanca, Kolmogorov-Smirnov Testi, Spearman'ın Rho Katsayısı, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis H Testi, Dunn Testi ve Lojistik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre YİBÖ puan ortalaması 30,61±16,71 ve PUKİ puan ortalaması 5,96±2,68 olarak bulunmuştur. Çalışmaya katılan öğrencilerden 17-20 yaşında olanların, 21 yaş ve üzerinde olanlardan (p=0,047), 1. sınıf öğrencilerinin, diğer sınıflardaki öğrencilerden (p<0,001), ev ortamında yaşayanların yurt odasında kalanlardan (p=0,010), günlük internet kullanım süresi 4 saat ve üzerinde olanların daha az kullananlardan (p=0,030), interneti sosyal medya amacıyla kullananların diğer amaçlarla kullananlardan (p=0,028) internet bağımlılığının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Uyku kalitesi bakımından, sigara kullananların (p=0,032), yurt odasında kalanların (p=0,026), günlük internet kullanım süresi 4 saat ve üzerinde olanların (p=0,001) istatistiksel olarak daha fazla düzeyde kötü uyku kalitesine sahip oldukları saptanmıştır. Ayrıca, öğrencilerin YİBÖ ve PUKİ puanları arasında pozitif yönlü, anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.001). Sonuç olarak, internet bağımlılığı yüksek olan hemşirelik öğrencilerinin daha kötü uyku kalitesine sahip olması, internet bağımlılığının uyku kalitesi ile ilişkili önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Bu nedenle iyi uyku kalitesi ve bilinçli internet kullanımının sağlanabilmesi için, gerekli eğitim planlamaları ve psikososyal destek programlarının ivedilikle yapılması önerilmektedir.

BağımlılıkHemşirelerHemşirelik+3
Şemsi Karabulut
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde kumar bağımlılığı ve dürtüsellik ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmayla, üniversite öğrencilerinde giderek yaygınlaşmaya başlayan kumar bağımlılığının dürtüsellikle olan ilişkisi incelenmek istenmiş ve bu doğrultuda Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi'ndeki 489 öğrencinin katılımıyla çalışma yürütülmüştür. Ankette öğrencilerin demografik bilgileri için hazırlanmış bir form, patolojik kumar oynama davranışını ölçmek için South Oaks Kumar Tarama Testi (SOKTT) ve dürtüsellik ilişkisini incelemek için Barratt Dürtüsellik Ölçeği Kısa Formu (BIS-11-KF) kullanılmıştır. Toplanılan veriler IBM SPSS 22 paket programıyla analiz edilmiş ve bulgular bu doğrultuda tartışılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre kumar bağımlılığı ile dürtüsellik arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür (r=.26, p<.001). Aynı zamanda üniversite öğrencilerinde dürtüselliğin, kumar bağımlılığı üzerinde anlamlı, pozitif yönde ve zayıf düzeyde etkisi olduğu saptanmıştır (R=,265; R2: ,070; p<,05). Bu doğrultuda "muhtemel patolojik kumarbaz" düzeyinde puan alan (Ort.=2.31, SS.=.67) üniversite öğrencilerinin, kumar puanı daha düşük ve normal olan (Ort.=1.91, SS.=.44) öğrencilere göre dürtüsellikleri anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Psikiyatri hemşiresi olarak, kumar bağımlılığı açısından risk grubunda olan dürtüselliği yüksek bireylere psikososyal eğitimler ve danışmanlık hizmeti verilerek koruyucu önlemler alınması önerilir.

BağımlılıkDürtüsel davranışDürtüsellik+2
Mahmud Said Gerçekcioğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivite durumları ve fiziksel aktivite engelleri üzerinde psikolojik sağlığın aracılık etkisinin yapısal eşitlik modeli ile test edilmesi

Araştırma üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivite durumları ve fiziksel aktivite engelleri üzerinde psikolojik sağlığın aracılık etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Çankırı Karatekin Üniversitesi'nde lisans eğitimine devam eden 934 öğrenci oluşturmuştur. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi, Fiziksel Aktivite Engelleri Ölçeği ve Genel Sağlık Anketi-12 kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada tanımlayıcı ve ilişki arayıcı desen kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; ortalama, iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi (Student T Testi), tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi için Pearson korelasyon katsayısı ile psikolojik sağlığın aracılık etkisi için AMOS programı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre Fiziksel Aktivite Engelleri alt ölçeklerinden olan "kişisel" ve "fiziksel" engellerin psikolojik sağlık üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve negatif yönlü bir etkisinin olduğu, buna karşın psikolojik sağlığın fiziksel aktivite üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif yönlü bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Araştırmada psikolojik sağlığın oturarak harcanan zaman üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve negatif yönlü bir etkisinin olduğu ve kısmi aracı rolü olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak üniversite öğrencilerinin fiziksel ve kişisel aktivite engellerinin psikolojik sağlığı etkilediği, fiziksel ve kişisel engeller arttıkça öğrencilerin fiziksel aktivitelerinin azaldığı ve psikolojik sağlık durumlarının olumsuz etkilendiği belirlenmiştir. Bu bulgular üniversite öğrencilerinde psikolojik ve fiziksel sağlığın birbirinden ayrılmaz önemli bir bütün olduğunu göstermesi bakımından son derece önemlidir. Bu nedenle üniversite kampüslerinde spor, yürüyüş, egzersiz ve fiziksel aktivite türlerinin artırılarak, öğrencilerin bu aktiviteleri günlük rutinlerine yerleştirmeleri konusunda planlamalar yapılması, teşvik edilmesi ve bu aktiviteleri yapan öğrencilerin tiyatro, konser gibi kampüs içi eğlenceler ile ödüllendirilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Aktivite, Öğrenci, Ruh Sağlığı, Üniversite.

Fiziksel aktivitePsikolojik sağlıkYapısal eşitlik modeli+1
Rabia Cemre İnce
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of anxiety and depression levels of women with breast cancer

Objective: This study aimed to assess the psychological problems of women with breast cancer. Methodology: A cross-sectional descriptive study was conducted between April and July 2022 at Al-Sadr Training Hospital and the oncology center. The study sample consisted of 218 patients who agreed to participate in the study at the time of data collection. A Personal Information Form and the Depression Anxiety Stress Scale (DASS21) were used to collect the data. Results: It was found that 42.7% of the study groups were aged -56, 87.6%, married and 67.9% were housewives. Income was 42.7% less than expenses, 33.9% of the participants had graduated from high school, 52.3% had a family history of breast cancer, 60.1% had a time elapsed from surgery between mastectomy, 38.1% were at 13 months or longer, 23.9% had radiotherapy, and 52.8% had a diagnosis myself. Half of the participants (52.8%) were identified as suffering from major depression, 50.5% from severe anxiety, and 45.0% from normal stress levels. It was determined that DASS21 depression, anxiety and stress scores were higher in age group 56, single, those whose income was less than expenses, college graduates, those who had surgery 13 months ago and those with a family history of breast cancer, who had surgery Breast preservation and radiotherapy. The difference compared to the other groups was significant (p≤0.05). Conclusion: The anxiety, depression, and stress were affected by variables as age, income, educational level, time elapsing since surgery, marital status, work status, family history, type of surgical and radiotherapy received.

AnxietyDepressionWomen+4
Manar Jaber Mohammed Al-shabbanı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Evaliation of stroke survivores' quality of life and perceived stress

This study was conducted to evaluate the quality of life and perceived stress status of stroke survivors living in Iraq. The design of this study was planned as a cross-sectional descriptive study. Participants' consent in the study was obtained. Ethics committee and institutional permissions were obtained to conduct the study. The study was conducted between 01 April and 30 July 2022. Data were collected through a direct interview for all study participants. Descriptive statistical methods (number, percentage, mean, standard deviation) were used while evaluating the data Parametric tests were used for the scales. An independent sample t-test was performed to test whether our quantitative variables differed significantly from the scores obtained from two unrelated samples. The ANOVA (F) test was applied to test whether the mean of more than two unrelated samples differed significantly from each other The population of the research includes Al-Sadr Medical City, Al-Najaf Training Hospital, Al-Furat Al-Awsat Hospital, Al-Hakim General Hospital and Al-Hakim General Hospital. It was chosen as the Furat Al-Awsat Neuroscience Center. For the sample, survivors followed in these canter's who met the study criteria and volunteered to participate in the study were selected. 205 survivors participated in the study voluntarily. Personal Information Form, Perceived Stress Scale and Stroke-Specific Quality of Life Scale were used to collect data. When the stroke diagnoses of the participants were examined, it was determined that 76.1% had ischemic stroke and 23.9% had haemorrhagic stroke. It was determined that 48.8% of the participants had a stroke 5-6 months ago, and 31.7% had a stroke approximately 7 months ago. While the stroke-specific quality of life score average of the participants was 1.95, the perceived stress scale average score was determined as 11.03. It was determined that the average scores of the participants on the stroke-specific quality of life scale and its sub-dimensions, family role, mood, and personality dimensions showed a statistically significant difference according to gender, and these scores were significantly higher in men (p <0.05). Perceived stress scores in men were found to be significantly higher than in women. Stroke-specific quality of life scale scores of participants aged 40 and under were significantly higher than those of participants aged 40 and over. On the other hand, perceived stress scores were significantly higher in the 40 and under age group compared to other age groups. According to multiple comparisons, it was seen that the energy, mobility, social role, upper extremity function, vision, work/production, stroke-specific quality of life score averages of the single and married groups were higher than the widowed group. Similarly, in multiple comparisons, the average family role and vision scores of those with high school and university education were significantly higher than those of the primary school and below groups. It was observed that the energy, social role and stroke-specific quality of life total score averages of those with university level education were significantly higher than those in the primary school and below group. Additionally, it was found that the mean self-care scores of those who had a haemorrhagic stroke were higher than those who had an ischemic stroke. There is a statistically significant and inverse relationship between perceived stress scores and quality of life scores such as energy, family role, language, movement, mood, personality, self-care, social role, upper extremity function, and work/work (p< 0.01). It was determined that there was a negative and significant relationship between stroke-specific quality of life and perceived stress level (p < 0.01). According to the findings of the study, perceived stress and quality of life, It is affected by variables such as gender, age, income, education level, place of residence, and type of stroke. Among stroke survivors, older age, low education level, widowed individuals and men should be considered as risk groups in terms of quality of life, and since the perceived stress level is higher in this group, special psychosocial support and rehabilitation studies should be organized for th

Mansoor Oudah Kadhım Aladılee
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Determining levels of anxiety and depression of patients living in Nasiriyah city receiving dialysis treatment

This study aimed to determine depression and anxiety levels of patients undergoing dialysis in Nasiriyah City, Iraq. This cross-sectional descriptive study was conducted between 04/30/2022 - 10/30/2022 at the hospitals of the city of Nasiriyah, which are the Imam Hussein Training Hospital and the Nasiriyah Training Hospital in Iraq. The sample consisted of 152 chronic kidney disease patients who agreed to participate in the study. The participants based on selection criteria including: (1) Dialysis patients in Nasiriyah, (2) agreed to participate in the study, (3) Senior participants, (4) Arabs who speak Arabic. Participants with hearing or cognitive impairment were excluded from the study. Data were collected by the researcher using Socio-demographic form and the Stress, Anxiety and Depression Scale (DASS21) with face-to-face interviews. All analyses were conducted using (SPSS Statistics v.26). Descriptive statistics were used: frequencies, percentages, mean, standard deviation and nonparametric tests. The result showed that the majority of the study sample were in the age group of 41-60 years, 58.6% were male, 84.2% were married, 43.4% were illiterate, 52% had a low income level, 72.4% lived in the countryside, and 76.3% did not smoke. The patients had moderate depression (42.1%), normal anxiety (52%), and moderate stress (36.2%). Participants over 60 years of age were significantly more depressed, anxious, and stressed than other participants of different ages (p< 0.05). Participants with a high school/baccalaureate degree had significantly higher levels of depression, anxiety, and stress than other participants with different educational levels (p< 0.05). Female, smoking and married participants had significantly higher scores of depression, anxiety, and stress compared to other participants. As a result of the study, it was found that ther level of depression and anxiety among CKD patients was moderate. Psychosocial support is recommended for this patient group

Khaleel Malık Fahad Al-arajı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kamu hastanesinde görev yapmakta olan hekim ve hemşirelerin algılanan stres düzeyleri ve baş etme tarzlarının belirlenmesi

Hekimler ve hemşireler çalışma alanları gereği stresli meslek grupları arasında sayılmaktadırlar. Bu nedenle stres düzeylerinin ve stresle başetmede kullandıkları yöntemlerin belirlenmesi, özellikle çalışmanın yapıldığı pandemi döneminde önem kazanmıştır. Tanımlayıcı tipte olan bu araştırma, bir kamu hastanesinde çalışan hekim ve hemşirelerin algılanan stres düzeyleri ve baş etme tarzlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Şubat 2021-Nisan 2021 aylarında Ankara Şehir Hastanesinde çalışmakta olan hekim (N=2410) ve hemşireler (N=3900); örneklemini ise çalışmaya katılmayı kabul eden hekim (n=130) ve hemşireler (n=242) oluşturmuştur. Veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre hemşirelerin Algılanan Stres Ölçeği puanları hekimlere göre yüksek bulunmuştur (p<0.005). Hekim ve hemşirelerin Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlarda; hekimlerin İyimser Yaklaşım alt boyutu puanı, hemşirelerin ise Çaresiz Yaklaşım ve Boyun Eğici Yaklaşım alt boyutu puanı daha yüksek çıkmıştır (p<0.005). Hekim ve hemşirelerin Kendine Güvenli Yaklaşım ve Sosyal Destek Arama alt boyutu puanları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Sonuç olarak; hemşirelerin algılanan stres düzeylerinin hekimlere göre daha fazla olduğu; hemşirelerin stresle baş etmede hekimlere göre etkisiz yöntemlere daha fazla başvurduğu belirlenmiştir. Çalışmanın pandemi döneminin bitip, normal yaşama dönüldüğünde tekrar edilerek karşılaştırılması ve özellikle hemşirelere etkin baş etme yöntemlerini kullanmalarını sağlayacak uzun süreli psikososyal destek programları uygulanması önerilir.

Başa çıkmaDoktorlarHastaneler-devlet+3
Eda Yaralı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

0-2 yaş arası kronik hastalığı olan çocuğa sahip annelerin bakım yükü ile psikolojik sağlamlık düzeylerinin incelenmesi

Araştırma 0-2 yaş arası kronik hastalığı olan çocuğa sahip annelerin bakım yükü ve psikolojik sağlamlık düzeylerini belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte olan bu araştırmanın örneklemini Nisan 2021-Ağustos 2021 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesi Bebek Servisinde kronik hastalık nedeniyle yatmakta olan 134 çocuğun annesi oluşturmuştur. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplamak amacıyla, Kişisel Bilgi Formu, Bakım Verme Yükü Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; ortalama, standart sapma, ortanca, Kolmogorov-Smirnov Testi, Shapiro-Wilks Testi, Spearman'ın Rho Katsayısı, T Testi, Mann-Whitney U Testi, Levene Testi, Kruskal-Wallis H Testi, Dunn Testi ve Ki-Kare Testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre BVYÖ puan ortalaması 43,78±13,62 ve KPSÖ puan ortalaması 14,91±5,51 olarak elde edilmiştir. Çalışmaya katılan, üniversite mezunu annelerin diğer öğrenim durumuna sahip annelerden (p=0,013), çalışan annelerin, çalışmayan annelerden (p=0,001), epilepsi ve nörolojik hastalıklara sahip çocuğa bakım veren annelerin, bu hastalıklara sahip olmayan çocuğa bakım veren annelerden (p<0,001) daha yüksek bakım yüküne sahip oldukları saptanmıştır. Bakım konusunda çevresinden maddi ve manevi destek alan annelerin, almayan annelere göre KPSÖ puanının daha yüksek olduğu görülmüştür (p=0,019; p=0,021). BVYÖ puanı ile KPSÖ puanı arasında ters yönlü, anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,001). Sonuç olarak, araştırma ile 0-2 yaş arası kronik hastalığa sahip çocuğa bakım veren annelerin bakım yükünün ileri düzeyde olduğu belirlenmiştir. Psikolojik sağlamlık düzeyleri yüksek olan annelerin bakım verme yükünün daha düşük olması, psikolojik sağlamlığın bakım yükü ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kronik hastalığı olan çocuğa sahip annelerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin artırılmasına ve bakım yüklerinin azaltılmasına yönelik sağlık hizmetleri planlaması önerilmektedir.

AnnelerBakım verenlerBakım verme yükü+5
Esra Karakaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık profesyonellerinin yaşadığı ölüm kaygısı ile iş yaşam kalitesi ve motivasyonlarının incelenmesi

Sağlık profesyonelleri, yaptıkları iş gereği ölüm ve ölümcül hastayla, diğer meslek gruplarına göre daha sık karşılaşmaktadır. Bu durumun özellikle pandemi sürecinden geçen sağlık çalışanlarında ölüm kaygısı, iş yaşam kalitesi ve motivasyon düzeylerini etkilediği düşünülmektedir. Tanımlayıcı tipte ve kesitsel olarak yapılan bu araştırma, bir kamu hastanesinde çalışan sağlık profesyonellerinin ölüm kaygısı, iş yaşam kalitesi ve motivasyon düzeyleri ile tanıtıcı özellikler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Mayıs 2021-Temmuz 2021 tarihleri arasında bir kamu hastanesinde çalışmakta olan hemşire, ebe, sağlık memuru, acil tıp teknisyeni doktor, laborant, eczacı, röngen ve anestezi teknisyeninden oluşan 453 kişi; örneklemini ise bunlar arasında çalışmayı kabul eden 242 sağlık profesyoneli oluşturmuştur. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Ölüm Kaygısı Ölçeği, Çalışanlar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Yetişkin Motivasyon Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen verilere göre sağlık profesyonellerinin ölüm kaygısı orta, motivasyon puanlarının ise yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışanlar için Yaşam Kalitesi ölçeği alt puanlarından Mesleki Tatmin puanları yüksek, Tükenme ve Eşduyum puanları düşük çıkmıştır. Çocuk sahibi olanların olmayanlara göre Ölümü Düşünme ve Tanıklık etme alt boyut puanları yüksek çıkmıştır. Acil serviste çalışanlar ile, mesleği ebe, hemşire ve sağlık memuru olanların eş duyum yorgunluğu yüksek bulunurken;özellikle acil serviste çalışanların tükenme puanları diğer servislerde çalışanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Ayrıca ölümle ilgili eğitim alanların MeslekiTatmin alt boyut puanları, Motivasyon ve Eşduyum Yorgunluk puanları yüksek çıkmıştır. Sonuç olarak sağlık profesyonellerinin yaşadığı aksaklıklar tespit edilerek sahada çalışan konsültasyon liyozon psikiyatri hemşireleri tarafından bu gruplara yönelik olarak müdahale ve girişimler planlanmalı. Çalışanlara yönelik olarak bireysel ve kurumsal desteklere öncelik tanınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ölüm, İş Yaşam Kalitesi, Motivasyon, Sağlık Profesyoneli

MotivasyonSağlık personeliYaşam kalitesi+3
Emine Sarıca
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Examining the levels of anxiety and depression among nurses working at Al-Diwaniyah Teaching Hospital during COVID-19 pandemic

Bu araştırma, COVID-19 salgını sırasında Al-Diwaniyah Hastanesi'nde çalışan hemşireler arasındaki anksiyete ve depresyon düzeylerini ve bunların yaş, cinsiyet ve medeni durum gibi demografik veriler bakımından ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma COVID-19 salgını sırasında Irak'taki Al-Diwaniyah Eğitim Hastanesi'nde 27 Aralık 2020 - 26 Şubat 2021 tarihleri arasında tanımlayıcı olarak olarak yapılmıştır. Araştırmanın evreni, Irak'taki Al-Diwaniyah Eğitim Hastanesi'nde çalışan hemşirelerden örneklemi ise bu hemşirelerden çalışmaya katılmaya gönüllü olanlar oluşturmuştur. Çalışmaya 150 hemşire katılmıştır. Veriler yüz yüze toplanmıştır. Verilerin toplanmasında 'Kişisel Bilgi Formu' ve 'Hastane Anksiyete ve Depresyon ÖlçeğiHADS' kullanılmıştır. Katılımcıların %65.3'ün kadın, %34.7'si erkek, %34'ünün ise 25 yaş ve altı olduğu belirlenmiştir. katılımcıların %58,7'si evlidir. Eğitim düzeyi bakımından üniversite ve yükseköğretim görenlerin %45,3 olduğu görülmektedir. Çoğunluğu sigara içmemektedir (%71,3). Katılımcıların % 54.7'si 5 yılın altında çalışmaktadırlar ve % 69.3'ünün herhangi bir kronik hastalığı yoktur. Pandemi döneminde hemşirelerin anksiyete puanlarının %33.3'nün hafif, %10'unun ise ciddi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin yarısının (%50) depresyon puanlarının normal olduğu, yalnızca %6.6'sının ciddi düzeyde depresyon puanlarına sahip oldukları tespit edilmiştir. Hemşireler arasında evli olanların, bekarlara göre; çalışma yılı 5 yılın üzerinde olanların ise 5 yılın altında olanlara göre HADS depresyon puanları anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Ayrıca yaş, eğitim düzeyi, gelir durumu, cinsiyet, ikamet yeri, sigara içme alışkanlıkları ile depresyon ve anksiyete puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç olarak pandemi gibi afet dönemleri ve sonrasında hemşirelerin ruh sağlığının desteklenmesi için ruh sağlığını destekleyici psikososyal hizmetlerin planlanması ve sürdürülmesi önerilir Anahtar Kelimeler: COVID-19, Anksiyete, Depresyon, Hemşirelik

AnxietyCOVID 19Depression+4
Fatımah Salam Qasım Alhabeeb
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00

Other supervisors