Doç. Dr. Süleyman Aydın danışmanlığındaki tezler
20 tez · Fırat University, Ağrı İbrahim Çeçen University, Yalova University, Anadolu University
Fruktozla metabolik sendrom oluşturulmuş ratlarda serum ve gonadal ghrelin, obestatin ve nesfatin-1 ekspresyonlarının incelenmesi
ÖZETMetabolik sendrom (MetS) mekanizması tam olarak bilinmeyen; obezite, insülin direnci, proinflamatuar durum ve hormonlar ile bağlantısı olan komplike bir hastalıktır. Dolayısıyla çalışmada amaçlarımız; MetS oluşturulmuş sıçanların üreme sistemi dokularında ghrelin, obestatin (OBS) ve nesfatin-1 (NES) ekspresyonlarının nasıl değiştiğini, serum değerleriyle aralarında bir ilişkinin olup olmadığını, ayrıca infertiliteyle ilişkili diğer hormonlarla da bağlantılarının olup olmadığını ortaya koymaktır. Çalışma; Sprague Dawley türü her iki cinsi içeren sıçanlardan gerçekleştirildi. MetS grubu sıçanlar (standart sıçan yemi + içme sularına %10 fruktoz) 12 hafta ad libitum beslendi. Kontrol sıçanları; deney süresince ad libitum standart sıçan yemiyle beslendi. Biyokimyasal parametreler Konelab-60 otoanalizör; infertilite hormonları Immulite-2000'le ölçüldü. Serum, doku ghrelin, OBS ve NES ELISA yöntemiyle ölçülürken, üreme sistemi dokularının peptid hormonlarının immünoreaktivitesi ABC yöntemiyle ölçüldü. MetS gruplarında açlık serum insülin, glukoz, ALT, GGT, trigliserid, LDL-K, total kolesterol düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı yüksek iken; HDL-K miktarlarının anlamlı şekilde azaldığı tespit edilmiştir. İnfertilite hormon değerlerindeki değişimler istatistiksel olarak anlamlı değildi. MetS'li sıçanların serum NES değerleri kontrol grubuna göre anlamlı olarak artmıştı. Serum OBS ve ghrelin değerlerinde düşüş gözlendi, fakat istatistiksel olarak anlamlı değildi. MetS'li hayvanların üreme organlarının dokularında ghrelin miktarlarında da azalma tespit edilirken, NES'in aynı dokularda ekspresyonunu artmıştı. OBS'de de; seminal bez hariç azalma tespit edildi. Hormonların üreme sistemi dokularındaki ekspresyonu, immünoreaktvite şiddeti de doku hormon miktarlarıyla paralellik göstermekteydi. Yukarıdaki sonuçlara göre; MetS'le meydana gelen değişimler, üreme sistemlerini olumsuz etkilediğinden, değişen hormonların normal fizyolojik sınırlara çekilmesinin önemli olduğu, sonuçların üreme biyokimyasına ışık tutacağı görülmektedirAnahtar kelimeler: Metabolik Sendrom, ghrelin, obestatin, nesfatin-1, infertilite
Diyetle indüklenmiş obez sıçanlarda ghrelinin organ dağılım haritalarıyla birlikte serum ghrelin, paraoksonaz ve arilesteraz düzeylerinin araştırılması
Bu çalışmada; dokulardaki ghrelin ekspresyonları, serum ve dokulardaki ghrelin düzeyleri, serum ve bazı dokulardaki PON1 ve AE seviyeleri ve bazı serum biyokimyasal parametre düzeyleri ile ilişkilerinin belirlenmesi için sıçanlarda diyetle indüklenmiş obezite oluşturulmuştur. Çalışmaya, 60 günlük 24 adet (12 erkek, 12 dişi) sıçan dahil edilerek başlandı. Sıçanlar cinsiyetlerine dikkat edilerek rastgele 4 gruba (n:6) ayrıldı. Diyetle indüklenmiş obezite (DİO) oluşturmak için DİO grubundaki sıçanlar kafeterya stili diyetle beslenirken, kontrol grubundaki sıçanlar standart sıçan yemiyle beslendiler. 12 hafta süren uyum ve diyet programları ile DİO oluşturulduktan sonra, bütün sıçanlar sakrifiye edildi. Sıçanların sistemleri ayrı ayrı fiske edilerek, ghrelin ekspresyonları immünohistokimyasal (İHK), doku ve serum ghrelin düzeyleri ise radyoimmünoassay (RİA) yöntemiyle belirlendi. Çalışılan doku ve serum PON1 ve AE düzeyleri, spektrofotometrik yöntemle ölçüldü. Serum biyokimyasal parametreleri ise otoanalizör ile tespit edildi.Diyetle indüklenmiş obez sıçanların; bazal ve 12. hafta vücut kitle indeksleri ve tüm sistemlerin dokularının ghrelin ekspresyonları kontrol grubu ile kıyaslandığında; obeziteye bağlı olarak VKİ'leri artarken, ghrelin ekspresyonunun azaldığı belirlendi. İstisna olarak böbrek dokusunda ghrelin ekspresyonlarının arttığı gözlendi. RİA sonuçları da bu bulguları destekledi. Aynı zamanda ghrelinin eksprese olduğu bilinen dokulara ek olarak bazı yeni dokuların (dil, diş, kıl folikülü, lakrimal bez ve sperm kuyruğu) da ghrelin eksprese ettiği belirlendi. Doku ve serum PON1 ve AE düzeyleri de İHK bulgulara benzer bir trend sergiledi. DİO grubunda; glukoz, LDL-kolesterol ve total kolesterol düzeylerinin anlamlı bir şekilde arttığı, HDL-kolesterolün ise anlamlı şekilde azaldığı görüldü.
İnfografi ve infovideo tekniğinin 6. sınıf vücudumuzdaki sistemler ünitesinde öğrencilerin akademik başarı, tutum ve motivasyonları üzerine etkisi
İnfografi ve infovideo tekniğinin öğrencilerin fen bilimleri dersi başarılarına, tutumlarına ve motivasyonlarına olan etkisinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmada sınıfların gruplara ayrılmasında seçkisizlik esas alınarak rastgele örnekleme yöntemiyle deney ve kontrol olmak üzere iki grup oluşturulmuştur. Deney grubunda yer alan 36 öğrenciye infografiklerle, kontrol grubundaki 36 öğrenciye ise geleneksel yöntemle ders anlatılmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi sonucunda; deney grubunda yer alan öğrencilerin son test başarı puanlarının istatiksel olarak anlamlı bir şekilde yüksek olduğu görülmüş, deney grubunda yer alan öğrencilerin ön test başarı puanlarının kontrol grubundaki öğrencilerden daha yüksek olduğu, ancak aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir.Deney grubunda yer alan öğrencilerin uygulama sonrasındaki derse karşı tutumlarının uygulama öncesine göre istatiksel olarak anlamlı şekilde daha olumlu olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde kontrol grubunda yer alan öğrencilerin derse karşı tutumları da uygulama sonrasında daha olumlu bulunmuştur.Deney grubunda yer alan öğrencilerin uygulama sonrası derse karşı tutumlarının kontrol grubundaki öğrencilere göre daha olumlu olduğu saptanmıştır.Deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin uygulama sonrası motivasyon düzeylerinin uygulama öncesine göre anlamlı şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür. Bununla birlikte deney grubunda yer alan öğrencilerin uygulama sonrası motivasyon düzeylerinin kontrol grubundaki öğrencilerden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Fen bilimleri öğretmen adaylarının Evrim Teorisi ile ilgili görüşlerinin incelenmesi
Evrim teorisi biyolojinin deneysel gerçeklerini, biyolojik çeşitliliği açıklayan fennin doğasını ve bilimin sistematiğini en iyi şekilde kullanan teorilerden biridir. Fen Bilimleri öğretmen adaylarının Evrim Teorisinin sistematiği ve Evrim Teorisi ile ilgili görüşlerinin alınması bilimin doğası ve sistematiğini anlamaları açısından önem arz etmektedir. Bu nedenle bu araştırmanın amacı Fen Bilimleri Öğretmen adaylarının Evrim Teorisi ile ilgili görüşlerinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma; Erzurum Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Fen Bilimleri Öğretmenliği (1. 2. 3. 4. sınıflarda) öğrenim gören 300 öğretmen adayı ile yapılmıştır. Öğretmen adaylarının Evrim Teorisi hakkındaki görüşlerini derinlemesine belirlemek için araştırmada araştırma yöntemi olarak karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada Fen Bilimleri öğretmen adaylarının görüşlerini belirlemek üzere (Nadelson, & Southerland, 2012) tarafından geliştirilen Öğrenci Evrim Kabul Envanteri 'ÖEK-E' uzman görüşlerinin ışığında, Türkçe'ye çevrilerek kullanılmıştır. Kullanılan ÖEK-E; beşli likert tipinden oluşan büyük evrim (19 soru), küçük evrim(14 soru) ve insan evrimi(16 soru) olmak üzere toplam 49 soruluk bir ankettir. ÖEK-E'nin güvenirliği 0.92 ve Croncbach Alfa değeri 0.94 verilmiştir. Ancak araştırmada anket uygulanmadan önce tekrar yapılan güvenirlik çalışması sonucunda ÖEK-E Cronbach Alfa değeri 0,81 olarak bulunmuştur. Araştırma sonucunda ikinci sınıfta bulunan Fen Bilimleri Öğretmen Adayları'nın ÖEK-E'ye verdikleri cevapların evrim teorisini kabullenmeye daha yakın olduğu görülmektedir. Araştırmanın alt boyutları olan (makro-evrim) büyük evrim, (mikro-evrim) küçük evrim ve insan evrimi (insan-evrimi) sonuçları ayrı ayrı analiz edilmiştir. Ayrıca araştırmada 20 Fen Bilimleri Öğretmen Adayları ile Evrim Teorisi hakkında yüz yüze görüşmeler yapılarak onların bu konudaki görüşleri alınmıştır. Elde edilen sonuçlar frekans ve yüzde olarak gösterilmiştir. Yapılan analizler sonucunda 2. Sınıf fen bilimleri öğretmen adaylarının diğer sınıflara göre evrim teorisini kabul etmeye daha fazla meyilli oldukları anlaşılmıştır (P<0,05). Fen Bilimleri Öğretmen adaylarından elde edilen verilerden kararsızlık durumuna göre Fen Bilimleri Öğretmen Adayları'nın sınıflar arası büyük evrimi teorisini kabullenme düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=,004). Evrim teorisinin bir diğer alt boyutu olan küçük evrim ile ilgili yapılan analizler sonucunda Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının ÖEK-E'ye verdikleri cevapların diğer sınıflara göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmaktadır (p=,668). Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının ÖEK-E'ye verdikleri cevapların, araştırmanın bir diğer alt boyutu olan insan evrim teorisini kabullenme düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=,008). Son olarak Ki Kare Testi sonuçlarına göre fen bilimleri erkek öğretmen adayları ile fen bilimleri kadın öğretmen adayları ÖEK-E verileri arasında cinsiyetleri açısından istatistiksel olarak oldukça anlamlı bir farklılık vardır (p=,000). Araştırma sonuçlarına göre kadın öğretmen adaylarının ÖEK-E'yi kabul etmeye daha fazla meyilli oldukları ve evrim kabul düzeyleri daha yüksek olduğu saptanmıştır.
Ortaokul fen bilimleri ders kitaplarında bulunan etkinliklerin yaşam becerileri yönünden incelenmesi
Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programlarında tüm bireylerin fen okuryazarı bireyler olarak yetiştirilmesi amaçlanmıştır. Fen okuryazarı bireyler; araştıran, sorgulayan, mantıklı kararlar veren, problem çözebilen, özgüvenli, işbirliğine ve iletişime açık, girişimci, yenilikçi düşünen, sürdürülebilir kalkınma bilinciyle hayat boyu öğrenen bireylerdir. Fen okuryazarı bireyler yetiştirmek için ise 21. yy becerilerinden biri olan yaşam becerilerini öğrencilere kazandırmak oldukça önemlidir. Bu çalışma ortaokul fen bilimleri ders kitaplarında yer alan etkinliklerin içinde yaşam becerilerini barındırma düzeyini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmış ve 5., 6., 7. ve 8. sınıf okul ders kitapları incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından alan yazından faydalanılarak hazırlanıp geliştirilen yaşam becerileri değerlendirme rubriği kullanılmıştır. Fen bilimleri ders kitaplarında yer alan her bir etkinlik oluşturulan rubrik sayesinde ayrı ayrı analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular her sınıf düzeyi için ayrı olacak şekilde, ortalama ve yüzde değerleri ile grafik haline getirilmiştir. Sonuç olarak 5. Sınıf fen bilimleri ders kitabında yer alan etkinliklerin %50 oranında, 6. Sınıf fen bilimleri ders kitabında yer alan etkinliklerin %52 oranında yaşam becerilerini bulundurma düzeyleri tespit edilmiştir. 7. Sınıf fen bilimleri ders kitabında yer alan etkinliklerinin %55 oranında, 8. Sınıf fen bilimleri ders kitabında yer alan etkinliklerinin ise %60 oranında yaşam becerilerini bulundurma düzeyleri tespit edilmiştir. Ayrıca tüm sınıf düzeylerinde bulunan fen bilimleri ders kitapları içerisinde yer alan 127 etkinliğin toplam %54 oranda yaşam becerilerini kazandırmaya yönelik olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: Ortaokul fen bilimleri ders kitapları, Ders kitabı etkinlikleri, 21. yy becerileri, Yaşam becerileri
Türkiye'de 2000-2020 yılları arasında fizik eğitimi, kimya eğitimi, biyoloji eğitimi ve fen bilimleri eğitimi alanlarında yazılmış yüksek lisans tezlerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Yapılan bu araştırmada, Türkiye'de 2000 ve 2020 yılları arasında fen eğitimi, fizik eğitimi, kimya eğitimi ve biyoloji eğitimi alanlarındaki tamamlanmış yüksek lisans çalışmaları veri analizi yöntemlerinden içerik analizine tabi tutularak çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırma kapsamında incelenen 1634 adet yüksek lisans tezi, "araştırmanın yayınlanma yılına, tez yazarlarının cinsiyet dağılımına, araştırma yöntemlerini, araştırmada kullanılan veri analiz yöntemlerini, örneklem büyüklüklerini, örneklem niteliği, sınıf düzeyleri, bilişsel boyutlar, duyuşsal boyutlar, veri toplama araçlarının türüne, akademik başarı, öğrenci özellikleri, öğrenme ortamları ve konu dağılımlarına" göre incelenmiştir. Çalışmanın evrenini 2000-2020 yılları arasında fen bilimleri eğitimi, fizik eğitimi, kimya eğitimi ve biyoloji eğitimi alanlarında yayınlanmış yüksek lisans tezleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezinde 2000-2020 yılları arasında fen bilimleri eğitimi, fizik eğitimi, kimya eğitimi ve biyoloji eğitimi alanlarında yayımlanan erişime izinli 1634 adet yüksek lisans tezi oluşturmaktadır. Araştırmaya dâhil edilen tezlerin yöntemleri incelendiğinde, araştırmalarında yöntem olarak nicel araştırma yöntemi ve kapsamında yer alan yarı deneysel desen tercih eden araştırmacıların çoğunlukta olduğu görülmüştür. Veri analiz yöntemlerinden ise betimsel istatistik analiz tekniğinin daha fazla tercih edilği bulgusuna ulaşılmıştır. Konu açısından yapılan incelemelerde müfredat konuları kapsamında araştırmaların yoğunlaştığı konular fen eğitiminde elektirik, fizik eğitiminde kuvvet ve hareket, biyoloji eğitiminde ekosistem ve kimya eğitiminde ise madde konuları çoğunlukta olduğu tespit edilmiştir. Çalışmalarda çalışma kapsamında yer alan alanlarda genel olarak en çok kullanılan örneklemlem büyüklüğü 1-50 kişi aralığındadır. Örneklem niteliği olarak fizik eğitimi , kimya eğitimi ve biyoloji eğitimi alanlarındaki çalışmalar çoğunlukla lise öğrencleriyle yürütülmüştür. Fen eğitiminde ise ortaokul öğrencilerinin sıklıkla tercih edildiği tespit edilmiştir. Sınıf düzeyinde fen eğitimi alanında ortaokul 7.sınıflar daha çoğunlukta, fizikeğitimi alanında 10.sınıflar daha çok örneklem olarak tercih edilirken kimya eğitiminde ve biyoloji eğitimi alanlarında ise 9.sınıflarla daha çok çalışmalar yapılmıştır. Bilişsel ve duyuşsal boyutlar kapsamında yer alan bilimsel süreç becerileri, bilgi düzeyleri, tutum ve algı/anlayış alt boyutlarının çalışmalara daha çok konu edildiği saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Fen Bilimleri Eğitimi, Fen ve Teknoloji Eğitimi, Fen Bilimleri, Fizik Eğitimi, Biyoloji Eğitimi, Kimya Eğitimi
Basit makineler ünitesinde STEM destekli etkinliklerin öğrencilerin akademik başarı, tutum ve motivasyonları üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışma ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin önyargı ile yaklaştığı konulardan biri olan basit makineler ünitesi üzerine yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı basit makineler ünitesinde STEM destekli etkinliklerin öğrencilerin akademik başarı, tutum ve motivasyonları üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma uygun örnekleme yoluyla seçilen Ağrı il merkezinde bulunan bir orta okulda 140 ortaokul sekizinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Çalışmada ön-test son test uygulamalı yarı deneysel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada nicel veriler Basit Makineler Ünite Başarı testi, Ortaokul Öğrencilerine Yönelik Fen Ve Teknoloji Tutum Ölçeği ve Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Yapılan araştırmada nicel veriler SPSS paket programı kullanılarak betimsel analiz yöntemi ile analiz edilirken, nitel veriler yarı yapılandırılmış görüşme formlarından elde edilen bilgilerden kod ve tema oluşturularak içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde STEM destekli etkinliklerin ortaokul 8. sınıf öğrencilerin akademik başarı, fene karşı tutum ve motisvasyonlarını arttırmada daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca görüşme formlarından elde edilen bulgular neticesinde STEM etkinliklerinin öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve psikomotor becerilerini arttırtığı gözlemlenmiştir.
العلو في القرآن الكريم
Muhkem ve Müteşabih meseleleri, başta Cenabı Allahın (C.C.) özü ve nitelikleri olmak üzere Kuranın önemli konularıyla ilgili olduğu için Tefsir ve Kuran bilimlerinin en önemli konularındandır. Bu konulara lüzumsuz laflaradalanların özellikle Cenabı Allahın yüceliği ile alakalı nitelikleri üzerine yazdıkları sapkınlıkları göz önüne alınarak bu çalışma yüceliğin anlamını ve çeşitlerini açıklamak üzere hazırlanmış olup yücelik ile yükseklik anlamlarını ifade eden ayetlerin hakkında Ehli Sünnet'in yöntemi ile diğer yöntemlerden farklılığı, ayrıca Cenabı Hakkın duyusal yönleri ile ilgili akidenin üzerindeki şüpheler ele alınmaktadır. İşbu tez;önsöz, giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. - Önsöz: Çalışmanın seçim nedeni, çalışma süresinde karşılanan zorluklar, önceki çalışmalar ile çalışma yöntemini kapsamaktadır. - Giriş: Adın açıklanması, bazı terimlerin tanımı ile çalışmanın sınırları belirlemektedir. - Birinci bölüm: Tefsir alimlerininYüceliği ifade eden ayetler üzerindeki görüşleri ile diğerlerinin görüşleri kapsanmakla beraber, iki tarafın ifadelerinin karşılaştırılmaları, dile uygun olan doğru ifadelerin açıklanması ve (Rahmân, Arş'a kurulmuştur) ayetinin açıklanması dahil edilmiştir. - İkinci bölüm: Muhkem ile Müteşabih ileEhli Sünneti bu konu üzerindeki yöntemleri, onların sıfatları inkaretmekten masumiyetleri ilediğerlerinin yöntemlerini açıklanmaktadır. - Üçüncü bölüm: Müslüman atalarıntenzih ile imkansızlığı reddetmek konularında görüşleri, metinlerin imkansız bariz anlamlarını ortaya koyanlara cevap verilmesi, "ayetler nasıl indi ise öyle algılamak lazım" ifadesinin anlamı ile bu sözü söylemelerinin sebebi ve cisimleştirenlerin hakkındaki hükmün açıklanmasıele alınmıştır. - Sonuç: Çalışmanın özetini ile önemli sonuçları içermektedir. ANAHTAR KELİMELER: Subuti, yöntemler, tenzih, teşbih
أثر اختلاف الألفاظ في القصص القرآني قصة آدم وموسى وإبراهيم عليهم السلام أنموذجاً
Kur'an-ı Kerim'in önemi, Allah Teâlâ'nın kelâmı olup onu insanlar için bir hayat düsturu ve ibadet vesilesi olsun diye Peygamber Efendimize [sallallahu aleyhi vesellem] indirmiş olmasından gelmektedir. Bu Kur'an-ı Kerim tek bir tarz ve şekil ile değil farklı tarzlar ve metotlar içermektedir. Bazen apaçık hükümler bazen de fikir ve akıl yürütmeyi gerektiren hükümleri barındırır. Başka bir tarz daha vardır o da kısas ve ibretlik hadiselerdir. Kur'ânî kıssalarda ibretler, hükümler ve sağlam bir tarih vardır. Bu kıssalar, kur'ânî naslarda farklı şekillerde gelmiştir. Yusuf [aleyhisselâm] kıssası gibi bazı kıssalar tam bir şekilde tek bir sûrede anlatılmış olup başka sûrelerde tekrar edilmemiştir. Bazı kıssalar da Âdem [aleyhisselâm] ve Musa [aleyhisselâm] kıssasında olduğu gibi kısım kısım olup farklı sûrelerde zikredilmişlerdir. Bu ayrı kıssalar da birden fazla yerde tekrar edilmiştir. Ancak bunlar da hem mana hem de lafız olarak tekrarlanmış değil, bazen farklı yerlerde farklı lafızlarla zikredilmiştir. Bu farklılıklar aslında abes olmayıp her biri bir manaya tesir eder ve her biri bir hikmete binaen böyle zikredilmiştir. Dolayısıyla Kur'an-ı Kerim okuyan bir kimse, Hz. Âdem'in Bakara Suresi ve A'raf Suresi'ndeki kıssasını okuduğunda ikisi arasında lafız farklılığı görür. Ardından zihninde bu ihtilafın sebebi ve semeresi hakkında sorular canlanmaya başlar. Âlimler, bu noktada ilmî yeteneklerince çalışmalar yapmışlardır. Ben de (âcizâne) bu çalışmanın şerefinden nasiplenmek istedim. Allah'ın ikram ve fazileti ile bu alana girmek ve bizzat "Kur'ânî Kıssalarda Lafız Farklılıklarının Etkileri" konusunda tez sunma fırsatı yakaladım. Kıssalardaki müteşabih ayetleri topladım, sonra farklılık gösterdikleri yerleri belirledim. Kadim ulemanın bu konudaki görüşleri ve tefsirlerde geçenleri araştırdım. Sonuç olarak da hazırladığım bu tezimdeki bilgilere ulaştım. Allah Teâlâ'dan beni başarıya ve doğru yola ulaştırmasını dilerim. "Kur'ânî Kıssalarda Lafız Farklılıklarının Etkileri", ziyadesiyle tefekkür ve tedebbür gerektiren büyük bir çalışmadır. Allah Teâlâ'nın fazilet ve yardımı ile bu faydaların bazılarını elde ettim. Bazı yerlerde lafız farklılıkları şerh ve izah sadedinde olup bazı yerlerde de farklılıkların değişik hallere delaleti vardır. Lafızların farklılıklarından üç peygamberin kıssası gibi daha başka faydalar da vardır ki onları da üzerinde araştırma yapmak istediğim noktaya örnek olarak tezimin sayfaları arasında beyan ettim. Yüce Allah'tan dileğim, kâinatın serveri ve mevcudatın övünç kaynağı olan Efendimizin [sallallahu aleyhi ve âlihi ve ashabihi vesellem] hürmetine beni bu tezimde muvaffak olan ve doğru yoldan gidenlerden eylesin. Bu tezi bana ve Kur'an-ı Kerim ümmetine faydalı kılsın. Anahtar kelimeler: Fayda, farklılık, tefsir, tefekkür, tekrar, kıssalar
تعظيم الله تعالى في القرآن الكريم
Tezde; Kur'an-ı Kerim'de Allah'ı yüceltme kavramı ve Kur'an ayetlerinin lafız, üslup ve cümle yapısı bakımından konunun nasıl ele alındığı araştırma konusu edilmiştir. İşin ehemmiyetinden ve insan hayatının çeşitli alanlardaki etkisinden dolayı Kur'an ilimleri ve tefsir kitaplarında ayetlerin ve anlamlarının incelenerek nüktelere ulaşmak amacıyla bu kavramın aslını ve gelişim evrelerini bilmek için tez yazılmıştır. Bununla beraber çalışma; ayetlerde tazime açık bir şekilde ve direkt olarak delalet eden lafızları araştırma düşüncesinden hareketle ele alınmıştır. Bazen tazime yönelik emirler telaffuz edilmeden anlaşılmaktadır. Bu da, bu anlamdan aşama aşama hazırlıktan geçerek ve tazim edilen Allah katında azametle ilgili sıfat ve fiilleri açıkladıktan sonra tazim eden kişinin yanında tazim ve sebepleriyle aralarında ilgi kurarak olmaktadır. Araştırma, tazimi emreden ayetleri örnek olarak sunup ilahi zatın şüphe ve noksanlıklardan uzak olduğunu belirterek, ilahi zatın vasıflandırıldığı azametle ilgili sıfatlar ile ilahi zatın kudretini ve mahlukattan müstağni olduğunun bilgisini vermektedir. Yine Allah'ı tazim ederken Kur'an üsluplarından örnekler de zikretmektedir. Bu fiili açıkladıktan sonra araştırmacı Allah'ı tazim eden özneyi (muazzim'i) kavramaya çalışacaktır. Tazimin çeşitlerini ve tazime yönelten sebepleri açıklayacaktır. Araştırmanın seyri, en önemli noktada son bulmakta. O da; tazimin insan hayatına dair inanç, ibadet, ahlak ve etkisi olmak üzere genel olarak ümmetin hayatındaki etkileri ve sonuçlarıdır. Araştırmacı bunun neticesinde ulaştığı sonuç ve gözlemleri tescil edecektir. Anahtar Kelimeler:Tazim, Takdis, Kur'an, Tazim Eden, Yöntem.
قــــــرائن التّنزيــــه في المتشـــابهــات من القـــــــرآن الكــــــــــــــــــــريــــــــم
Kuran ı Kerimde müteşâbih konusu, erken dönemlerden beri ümmetin tarihinde ilmi eserlerde ve araştırmalarda yer edinmiştir. Bu mesele; Kuran ı Kerimde müteşâbihlerin durumu, konumu, müteşâbihlerle ilgili konular, bazı ayetlerin müteşabih kabul edilmesinin nedenleri ve her Müslümanın müteşabih ayetler karşı alması gereken tutum gibi hususlarda en ince ayrıntılarıyla ilmi eserlerde belirtilmiştir. Ancak şu var ki; müteşâbih ayetlerin tabiatları itibariyle zahiren yanlış anlaşılmaya mahâl verebilecek, bidatçıların ve bazı fırkalarının çoğunun isteklerine ve inançlarına uygun şekilde yorumlanabilecek bazı anlamlara sahiptirler. Bu nedenle, bu fırkalar; müteşâbihleri kullanarak Allahın zatı, sıfatları ve fiileri hakkında kendi hevâ ve isteklerine uygun bir akîde anlayışı ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Oysa ki Ümmet, bu konuda (müteşâbih ayetlerin mânâları) icmâ etmiş ve ümmetin alimleri görüş birliğine varmıştır. Müteşâbih ayetleri kendi hevâ ve isteklerine uygun yorumlamaya çalışan kişi ve gruplar Kuran ı Kerim'de şu şekilde ifade edilmiştir: "Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. " Kuran ı Kerimin âyetleri muhkem kılınmış (sağlamlaştırılmış), sonra Hakîm (hüküm sahibi, hikmet sahibi) ve Habîr (herşeyden haberdar) Olan'ın katından fasıl, fasıl açıklanmış bir Kitap olduğunu ifade eden bizzat Allahu Teala'dır . Kuran ı Kerimde, başka bir ayetle açıklığa kavuşturulmamış ve batıl bir itikad anlayışı ortaya konulmasına neden olacak hiçbir müteşâbih ayet yoktur. Kuran ı Kerimde müteşâbihler ya muhkem ayetler tarafından ihata edilip ayetin doğru tefsir edilmesine sağlayan karinelerle(delil,işaret,ipucu) kuşatılmış ya da zâhiren Allah hakkında söylenilmesi ve düşünülmesi yasaklanan mânâların anlaşılmasından kaçınılacak bir şekilde yer bulmuştur. İslam alimleri bu konuda şöyle demişlerdir: "Allah u Teâla hiçbir müteşâbih lafzı kapalılığını giderecek ve onu yanlış anlaşılmaya mahal vermekten kurtaracak bir karine olmadan zikretmemiştir." Bu yüzden müteşâbihlerin kapalılığını gideren ve cahillerden, kibir sahiplerinden, inatçılardan saklanmış olan karînelerin açık ve net bir şekilde araştırılması çok önemlidir. İlim ehline düşen görev ise, cahillerin cehaletinin zarar verdiği bu karînelerin ve mânâların ilmi şekilde araştırılması ve açıklanmasıdır.
Duhâ Sûresi'nin tahlîlî tefsiri
Duhâ sûresi; adını, ilk âyetinde geçen "duhâ" kelimesinden almakta ve on bir âyetten oluşmaktadır. Mushaf tertibine göre doksan üçüncü, nüzûl tertibine göre ise on birinci sırada yer almaktadır. Fecr sûresinden sonra, İnşirâh sûresinden önce, Mekke döneminde nâzil olmuştur. Müşriklerin, vahyin kesilmesini Allah'ın Hz. Peygamber'i (s.a.v.) terk etmesine, ona küsmesine bağlamalarına bir cevap olarak ve Peygamber'i (s.a.v.) beklediği, gelecekte kendisine verilecek ikramlarla müjdelemek üzere inmiştir. Sûrenin amacı, vahyin kesilmesi nedeniyle üzüntüye düşen Rasûlullâh'a teselli vermek ve onun üzüntüsünü gidermektir. Bununla birlikte söz konusu sûre Rasûlullâh özelinde mü'minlere; Allah'ın yarattığı eşyâyı tefekkür etme, O'nun verdiği nimetleri teemmül etme, yetimi koruyup gözetme, fakire güzel muamelede bulunma, nimete şükretme gibi tavsiyeler içermektedir. Çalışmamızda; Duhâ sûresinin belli başlı tefsir kaynaklarında nasıl ele alındığını ortaya koymak ve sûreyi tahlîlî tefsir metodu ışığı altında incelemek amaçlanmıştır. Bu minval üzere birinci bölümde; kısaca tefsir ve çeşitleri üzerinde durulmuş, Duhâ sûresinin ismi, fazileti, nüzûl sebebi, mekkîliğimedenîliği, âyet sayısı, diğer sûrelerle münâsebeti ve ihtiva ettiği konular gibi hususlarda genel bilgiler verilmiştir. Sonrasında Duhâ sûresindeki kıraat farklılıkları zikredilmiş, belli başlı kaynaklara göre sûredeki âyetlerin meâlleri verilmiş, çalışmamızda işlenen bütün bilgiler ve tahliller çerçevesinde her âyetin tefsîrî meâli yapılmıştır. İkinci bölümde ise; tefsirlerden ve lügat kitaplarından istifade edilerek, ilgili eserlerdeki konuyla ilgili yorumlar ışığında, sûredeki kelime ve kavramlar tahlil edilmiş, aralarındaki münasebete de değinilerek âyetler tek tek incelenmiştir.
Tâbiûn dönemi tefsiri ve Medineli müfessirler
Bu çalışmada tâbiûn tefsiri ile Medineli müfessir tâbiûnun Kur'an yorumu incelenmiştir. Kur'an mesajının doğru anlaşılması için başta Hz. Peygamber'in tefsiri olmak üzere sahâbe ve tâbiûnun âyetleri nasıl anladıkları önem arz eder. Konu; Hz. Peygamber'in tedrisinden geçen ve nüzûl çağını bizzat müşahede eden sahâbenin ilmî mirasını muhafaza edip tevarüs ettikleri bu birikimi geliştirerek sonraki nesillere aktaran tâbiûn tefsirini ve Medineli tâbiûn müfessirlerin bu ilme katkılarını ortaya koyma amacını taşımaktadır. Günümüze ulaşmış senedi tam aktaran tefsir kaynaklarının tâbiûn görüşlerinden vazgeçememeleri bir kenera, aktardıkları rivayetlerin ekseriyetinin tâbiûndan gelmesi, onların, tefsir ilmi açısından vazgeçilmez olduklarını gözler önüne sermektedir. Sahih Kur'an yorumuna ulaşmada onlardan nakledilen ahbârın ve âyetleri tefsir ederken takip ettikleri metodun tayininin lüzûm ve önemi bu çalışmaya sevkeden en önemli etkenlerdendir. Üç ana bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde; "tâbiûn" ve "tefsir" kelimelerinin lugavî ve ıstılahî anlamları açıklanarak genel hatlarıyla kavramsal çerçeve çizilmiş ve uzun semantik tahlillere girilmemiştir. Medine'nin siyasî, sosyal ve kültürel durumunun ele alındığı başlıklarda; Emevî yönetimi ve yönetimin, ulemâya karşı tutumu ile Medinelilerin bu tutuma karşı takındıkları tavır, siyasî ve itikadî oluşumların Medine sosyal ve ilmî hayatına tesiri, mevâlînin toplumsal konumu ve Medine ilim ortamındaki yeri ile başta Mescid-i Nebevî olmak üzere şehirdeki eğitim kurumları incelenmiştir. Hadis, fıkıh, siyer ve megāzî ilmi açısından Medine'nin durumu da temas edilen konulardandır. İkinci bölümde; tefsirin doğuşu ve tâbiûn tefsirinin özellikleri ile dönemin Mekke, Basra, Kûfe, Şam, Yemen, Mısır ve Horasan gibi ön plana çıkan ilim merkezleri ve buradaki meşhur müfessirler hakkında bilgi verilmiş ardından Medine'nin bu merkezler arasındaki yeri ele alınmıştır. Burada ekol yaklaşımlı tefsir tarihi okumaları ve bu okumalardaki yanlış bilgi ve sınıflandırmalar tashih edilerek "Mekke ekolü", "Kûfe ekolü" ve "Medine ekolü" gibi isimlendirmeler yerine "ilim merkezleri" şeklinde bir başlıklandırma tercih edilmiştir. Yaklaşık bir buçuk asırlık zaman dilimini kapsayan tâbiûn dönemi ve bu zaman dilimindeki tüm ilim merkezlerinin ayrıntılı bir şekilde ele alınması tezin sınırlılığı açısından mümkün değildir. Tezde belirlenen hedef de Medine ilim merkezini tefsir ilmi açısından tüm yönleriyle değerlendirmeye çalışmaktır. Dolayısıyla diğer ilim merkezleri hakkında Medine'ye kıyasla özet bilgi aktarılmıştır. Bu bölümde, tefsir tarihine yönelik ekol eksenli kaleme alınmış eserlerde zikredilen muhaddid Medineli sahâbe ve tâbiûn isminden öte, tefsire katkısı olan daha birçok ismin olduğu vurgulanmış, Medinelilere atfedilen tefsir aleyhtarlığıyla ilgili rivayetler de kritik edilmiştir. Üçüncü bölüm ise Medineli müfessirler ve onların Kur'an yorumlarına ayrılmıştır. Bu bölümde, her bir müfessirin biyografisi sunulduktan sonra, tefsir rivayetleri; Hz. Peygamber'den ve sahâbeden aktardıkları ya da kendi re'yleri ile yorumladıkları, fıkhî ve lugavî özellikte olanları, ulûmü'l-Kur'an'a temas edenleri gibi açılardan tasnif edilerek değerlendirilmiştir. Çalışmada, Zeyd b. Eslem ve Muhammed b. Ka'b el-Kurazî en geniş yer verilen müfessirlerdir. Genellikle fıkhî yönüyle bilinen Urve b. Zübeyr ve Saîd b. Müseyyeb, hadisçiliği ile tanınan İbn Şihâb ez-Zührî, Şîa'nın on iki imam arasında saydığı Muhammed el-Bâkır, halife Ömer b. Abdilazîz ve Atâ b. Yesâr ile Nâfî' mevlâ İbn Ömer de müstakil başlık altında değerlendirilmiştir. Bu bölümde Amre bint Abdirrahman gibi Medineli kadın tâbiuna temas edildikten sonra, kıraatte meşhur Medineli tâbiûn zikredilerek bölüm tamamlanmıştır. Anahtar Kelimler: Tefsir, Kur'an, Tâbiûn, Medine, Zeyd b. Eslem, Muhammed b. Ka'b el-Kurazî
Kur'an yorumunda bağlamın sınırlayıcılığı
Modern dönemde Batı'da ortaya çıkan anlam ve yorum teorilerinde tarihsel bağlamın önem kazanmasına paralel olarak; iç ve dış bağlama riayet, İslâm dünyasında Kur'an tefsirinin sıhhatini belirlemede en temel kriterlerden biri haline gelmiştir. Buna göre, nâzil olduğu toplumla diyalektik ilişki halinde teşekkül eden Kur'ân-ı Kerîm, özü itibariyle "söz"dür. Sözlü metinlerde anlamın diğer yarısı; mütekellimin psikolojik hâli, sözün söylendiği ortam, muhatapların epistemik düzeyleri ve sosyo-kültürel durumları gibi metin dışı unsurlarda bulunmaktadır. O halde, bütün tarihsel verilerden faydalanarak nüzûl dönemi aslına uygun biçimde yeniden kurgulanmalı ve ilk muhatapların âyetlerden ne anladığı tespit edilmelidir. Zira âyetlerin Allah'ın muradını ifade eden tek nesnel mânası bulunmaktadır ki bu da ilk muhatapların âyetten anladığıdır. Ne var ki artık Kur'an yorumunda müsellem kabul edilen bu anlayış, felsefî temelleri, tazammunları ve mantıksal sonuçları açısından hem müslümanların genel Kur'an tasavvuruna hem de klasik usulün kaide ve uygulamalarına ters düşmektedir. Zira Ehl-i sünnet anlayışına göre Kur'an; tüketilemeyecek kadar çok anlamlı/boyutlu, her döneme hitap eden, -tarihsel değil- ezelî bir kitaptır. Bu tasavvura dayalı olarak inşa edilen İslâmî ilimler de Kur'an'ın anlaşılmasına yardımcı olacak her türlü tarihsel mâlûmatı, esbâb-ı nüzûl ve Mekkî-Medenî ilmi başta olmak üzere, ulûmü'l-Kur'an içinde muhafaza edip faydalanmakla birlikte; bu verileri Kur'an'ın anlamını sınırlayan unsurlar olarak görmemiş ve âyetlerin yorumunda sebebin hususiliğini değil lafzın umumiliğini dikkate almıştır. Bu yaklaşıma binaen, parçacı ve bağlam dışı te'vilin başta fıkıh ve kelâm disiplinleri olmak üzere az ya da çok bütün İslâmî ilimlerde kullanıldığı söylenebilir. Nitekim İslâm tarihi boyunca teşekkül etmiş binlerce ciltlik tefsir külliyatı bir anlamda bu anlayışın tezahürüdür. Diğer taraftan, bağlam savunucularının teklif ettikleri tefsir yönteminin pratiğe geçirilmesi önünde birçok imkân sorunu bulunmaktadır. Her şeyden önce nüzûl dönemini, bağlamı sınırlayıcı kılacak kesinlikte aslına uygun olarak kurgulamak mümkün değildir. Zira bu konudaki tarihsel veriler kemiyet ve keyfiyet bakımından yetersizdir. Bu konuda söylenecek birçok şey sübjektif ve zannî niteliği nedeniyle spekülasyondan öteye gidemeyecek, dolayısıyla bağlayıcı olamayacaktır. İkinci olarak; anlama ve yorumlamanın tabiatı gereği herhangi bir konuda dahi nesnel mânaya ulaşmak son derece zor iken bunu nüzûl dönemi için yapmak ne derece mümkün olabilir? Ayrıca unutulmamalıdır ki müphemlik ve çok anlamlılık; Kur'an-Sünnet ile desteklenmiş ve klasik dönemde Kur'an'ın evrenselliği için bir imkân olarak kullanılmıştır. İlaveten, modernist kabuller üzerine inşa edilen bağlamcılık; hem bütün nesnelci anlayışlar gibi otoriter/tek tipçi bir nitelik arz etmekte hem de Kur'an ahkâmının tarihselliği düşüncesine zemin oluşturmaktadır. Kısaca bu tezde, belli ilke ve şartlar çerçevesinde, Kur'an'ın parçacı ve bağlam dışı yorumlanmasının meşrû hatta Kur'an'ın evrenselliği açısından zorunlu olduğu savunulmaktadır.
Fahreddin er-Râzî'ye göre Kur'ân'da mecâz meselesi
Bu çalışmada dilsel bir olgu olan mecaz, bir tevil problemi olarak Fahreddin er-Râzî örneğinde incelenmiş ve Kur'ân'ı anlamada etkileri ele alınmıştır. İncelemenin ilk bölümünde mecazın terimleşme süreci üzerinde durulmuş ve bu çerçevede Râzî'nin mecaz düşüncesini kurarken istifade ettiği tarihî birikime değinilmiştir. O, özellikle İbn Cinnî, Abdülkâhir el-Cürcânî gibi dilcilerin ve Ebul'l-Hüseyin el-Basrî, Ebu Hâmid el-Gazzâlî gibi usulcülerin görüşlerinden istifade etmektedir. Râzî'nin mecaz düşüncesinin ele alındığı ikinci bölümde onun mecazın mahiyetine, kısımlarına ve birtakım problemlerine dair görüşleri tahlil edilmiştir. Özetle belirtmek gerekirse o, belagat, usul ve tefsir alanlarında kaleme aldığı eserleriyle mecazın bir terim olarak gelişimine hususi katkı sunmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Kur'ân'da mecazın varlığı, anlama ve anlamaya etkileri, dinî konularda yol açtığı ihtilaflar tartışılmış ve Râzî'nin Mefâtîhu'l-gayb adlı tefsir eserinden mecazların teviline örnekler verilmiştir. İnceleme sonucunda bu çalışmada bir dil ve tevil ögesi olarak mecazın varlığının inkâr edilemeyeceği vurgulanmıştır. Mecaz Kur'ân'ın yorumlanmasında suiistimale açık bir mesele olduğundan mecazların tevilinde gözetilmesi gerekli ilkeler üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda mecazın nakil, alâka ve karine gibi unsurlarına birer ilke olarak yer verilmiştir. Ayrıca sözü söyleyenin kastının ve inanç dünyasının mecazı belirlediği ve sözde aslın hakikat olduğu birer ilke olarak ele alınmıştır. Belagat perspektifine göre mecaz üslubunun anlam zenginliği yönü öne çıkarken; fıkıh usulü perspektifine göre anlam belirsizliği yönü öne çıkmaktadır. Dolayısıyla mecazın ilgili iki yönünün ayetlerin tevilindeki etkileri de incelenmiştir. Bu bağlamda mecazın ifadeye kattığı anlamlar ile mecazın anlamayı güçleştirdiği durumlar Râzî'nin tefsirinden örneklerle açıklanmıştır. Ayrıca mecaz itikada ve fıkha ilişkin ayetlerin tevilinde ihtilafa sebep olmaktadır. Bu nedenle ihtilaflı bazı mecaz tevillerine örnekler verilmiş ve mecaz bağlamında ayetlerin nasıl farklı şekillerde yorumlandığı Râzî perspektifinden incelenmiştir.
القواعد اللُّغوية المهمَّة التي يحتاج إليها المفسِّر
Müfessirin ihtiyaç duyduğu önemli gramer kuralları adlı bu çalışma: Arapçadaki çeşitli gramer kuralları; zamirleri, et-Teẕkîr ve't-teʾnîs̱ (eril ve dişil), tarif-tenkir (belirli ve belirsiz), tekillik- çoğulluk, soru – Cevap, eşanlamlılık, mastar, atıf, isim ve fiil ile çağırma gibi gramer kuralları ve diğer farklı gramer kurallarını inceleyerek müfessirlerin metotlarında, bu gramer kurallarını ne ölçüde dikkate aldıklarını ve hangi derecede önemsediklerini ortaya koymaya çalışılacaktır. Bu çalışmanın teorik ve pratik yönleri bulunmaktadır. Teorik yönü: Gramer kurallarından bahsederek bunların açıklamalarını yapmaktadır. Pratik yönünde ise: Ayetlerden örnekler getirilerek bu gramer kurallarının nasıl uygulanması gerektiği ortaya konulmuştur. Bu çalışmada tanımlayıcı ve tümevarım yaklaşımı benimsenmiştir. Bu çalışma takdim, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Her bölüm altında birkaç başlık ve mes'ele yer almaktadır. İlk bölüm altı başlıktan oluşup, zamirler, et-Teẕkîr ve't-teʾnîs̱ (eril ve dişil), tarif-tenkir (belirli ve belirsiz), tekillik- çoğulluk, soru-Cevap, eşanlamlılık ile ilgili kuralları içermektedir. İkinci bölüm ise: dört başlıktan oluşup, mastar, atıf, isim ve fiil ile çağırma gramer kuralları ve farklı gramer kurallarından ibarettir. Bu çalışma önemli sonuçlarla sonuçlanmıştır, en önemlileri ise: Müfessirlerin kullandığı Arapça gramer kuralları çok kapsamlı kurallar olup, Kuranın lafızlarına (anlamlarına) Egemenlik değil rehberlik etmektedir. Bu nedenle Müfessirlerin bu gibi kaideleri kullanmaları kınanan görüş veya tefsire müdahale kabilinden sayılamaz. Gene Müfessirler, bu kuralları Kuranın müphem lafızlarını açıklamak, anlamlarını beyan etmek ve ayetlerin tefsirinde bulunan farklı görüşler arasında tercih yapmak için kullanmaları bundandır. Bunu yaparken tefsirlerinde gramer kuralları ya açık bir şekilde ya da işaret olarak zikrettiler. Bunlarla birlikte Müfessirler, zamirlerin ayetlerin tefsirinde farklı manaların ortaya çıkmasında ve fıkıh alanında da farklı hükümlerin oluşmasında etki ettiği için zamir kurallarına ve nereye bağlayacaklarına ayrı bir önemi vermişlerdir. Ayrıca Kuran Kerimde eşanlamlılık meselesinin gerektiği kadar bulunduğu ve bunun Kuran Kerimin mucizelerinden olduğuna vurgu yapıldı. Aynı zamanda bu gramer kuralları ayetler ile alakalı hikmetler ve bazı önemli sırları açıklamak konusunda büyük katkılarda bulunmuştur.
El-Kavâidü'l-Lügaviyye Elletî Tete'allaku Bi'l-Haberi Ve'l-İnşâi Fî Ulûmi'l-Kur'ân
Kur'an ilimlerindik khaber ve inşa gramer alakıdar kuralları adlı bu çalışma: Kur'an ilimlerindik khaber ve inşa gramer kuralları; Khaber, Emr, Nehiy, İstifhâm, Nida gibi gramer kuralları ve diğer farklı gramer kurallarını inceleyerek, bu gramer kurallarını bayan etmeyi ve tefsirdeki önemini ortaya koymaya çalışılacaktır. Bu çalışmanın teorik ve pratik yönleri bulunmaktadır. Teorik yönü: Gramer kurallarından bahsederek bunların açıklamalarını yapmaktadır. Pratik yönünde ise: Ayetlerden örnekler getirilerek bu gramer kurallarının nasıl uygulanması gerektiği ortaya konulmuştur. Bu çalışmada tanımlayıcı ve tümevarım yaklaşımı benimsenmiştir. Bu çalışma takdim, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Her bölüm altında birkaç başlık ve mes'ele yer almaktadır. İlk bölüm Khaber ile ilgili kuralları içermektedir. İkinci bölüm ise: inşa ile ilgili kuralları içermektedir. Bu çalışma önemli sonuçlarla sonuçlanmıştır, en önemlileri ise: Bu tezde zikredilmiş olan gramer kuralları çok kapsamlı kurallar olup, Kuranın lafızlarına (anlamlarına) Egemenlik değil rehberlik etmektedir. Bu kuralları Kuranın müphem lafızlarını açıklamak, anlamlarını beyan etmek ve ayetlerin tefsirinde yardımcı olup, Müfessirler tefsirlerinde bu gramer kurallarına ihtimam verdiler, bu gramer kuralları ya açık bir şekilde ya da işaret olarak zikrettiler. Bu gramer kuralları ayetler ile alakalı hikmetler ve bazı önemli sırları açıklamak konusunda büyük katkılarda bulunmuştur.
فواصل القرآن الكريم ودورها في إحكام المبنى والمعنى
Bu çalışmanın başlığı şöyledir: Kuran-ı Kerim'deki fasılaların yapı ve anlamı güçlendirmedeki rolü. Bu çalışmanın önemi, direkt olarak Allah'ın kitabı ile ilgili olmasından gelmektedir. Çalışmanın amacı, Kuran fasılaları kavramını anlamak ve bunu şiirsel uyak ve beyitler gibi diğer edebi unsurlardan ayırt etmek, ayrıca belagat ve icaz açısından Kuran fasılalarının türlerini ve yapı ve anlam yönünden ortaya koymaktır. Ayrıca, Kuran-ı Kerim'deki fasılaların geçtiği yerlerden elde edilen dilbilgisi ve belagat unsurlarını açıklamak da çalışmanın hedefleri arasındadır. Çalışmanın sorunu, Kuran-ı Kerim'deki fasılaların bazen açık olmayan bağlamda yer almasıdır. Bu durumda, sadece fasılayı yerleştirmek mi amaçlanmış yoksa fasılaların yerleştirilmesi kaynaklı belagat ve fayda amaçları mı yatmaktadır sorusunun cevabındadır. Araştırmacı, tümevarım yöntemini, tanımlayıcı yöntemi ve analitik yöntemi takip etmiştir. Araştırma, şu önemli sonuçlara ulaşmıştır: Kuran fasılalarında anlamın eksik olmasıyla orantılı bir artış yoktur, ancak fasılaların yerleştirilmesi belagat açısından önemli manalar verilmesi amacını taşımaktadır. Kuran fasılalarında yer alan belirteçler, zamir yerine geçen ifadelerle gösterilmektedir ve bu ifadeler, zamirin yerine geçse bile elde edilmeyecek faydalar sağlamaktadır. Kuran'da geçen tekrarlar, metnin sanatsal ve edebi yapısında farklı işlevleri yerine getirmektedir, ikincil manaların eklenmesi, sanatsal imajın tamamlanması veya diğer birçok sebeple gerçekleşebilmektedir. Tüm bunlar, anlamı doğrulama ve açıklama amacı taşımaktadır. Kuran-ı Kerim'in ayetlerindeki fasılaları dikkatle inceleyenler, bunların çok açık bir belagat ve ifade yeteneği sergilediğini ve şiire benzemeyen bir farklılık taşıdığını fark ederler. Bazıları görünümü itibarıyla şiire benzeyen şeyler olsa da, Kuran-ı Kerim'in fasılaları, kasideye yönelik bir hedefi tamamlamak amacıyla değil, istenen anlamı desteklemek için gelir. Şiirde uyak veya örgüyü takip etmek zorunda kalan bazı şairler, bir şiir dizesini tamamlamak amacıyla uyak ve örgüyü takip etmek zorunda kalabilir, hatta bu anlamıyla uyumlu olmasa bile. Tam tersine, Kuran-ı Kerim anlamı önceliğine alarak uyak veya örgüyü göz önünde bulundurmaz. Kuran'da herhangi bir kelimenin başka bir kelimeyle değiştirilmesi mümkün değildir; çünkü bu, metnin anlam düzeyini düşürür ve metnin ses ve dil güzelliğine zarar verir. Bu nedenle, bir ifadenin önceliği olan bir şeyi geciktirmek veya bir ifadenin önceliği olmayan bir şeyi öne çıkarmak veya bir cümlede herhangi bir değişiklik yapmak veya kastedilen bir ifadeye uymamak sadece bir fasılayı gözetmek amacıyla yapılan bir düzenleme, titizlik ve incelik gerektiren bir konudur. Bu nedenle, bu tür ifadelerin arkasındaki başka nedenleri araştırmak ve detaylı bir inceleme yapmak gerekmektedir.
منهج أساليب الإقناع في القرآن الكريم دراسة موضوعية تحليلة
Kur'an-ı Kerim, Cenab-ı Hakk'ın insanlara hidayet ve yol gösterici olarak indirdiği kutsal kitaptır. Bu kitabın önemli hedeflerinden biri de ikna etmektir. İkna, Kur'an'ın insanlara hidayet etme amacı bağlamında büyük bir öneme sahiptir. Kur'an, müspet yöntemler, temsili yöntemler ve diyalektik yöntemler olmak üzere üç eksen etrafında özetlenebilecek çeşitli ikna yöntemlerini içermektedir. Binaenaleyh bu sanatın bazı uzmnaları, (yemin, meseller ve tartışma) Kur'an'daki temel ikna yöntemlerinin olduğuna ve bu yöntemlerin incelenmesi okuyucuya derin bir anlayış sunacağına kanaat getirmektedirler. İkna konusu Kur'an'da yer alır ve tüm disiplinleri kapsayan bütüncül bir modele sahiptir. Bu yöntemler, Kur'an ilimlerinin bir parçası oldukları için ilmi bir yaklaşım sergilerler. Kur'an ilimleri, aşırılıktan ve keyfilikten uzak dururlar ve öğrenme ve çalışma süreçlerini kolaylaştıran kurallar ve kontroller içerirler. Bu nedenle, bu yöntemlerle ilgili ayetlerin tefsiri önemlidir. Bu araştırma, Kur'an ilimlerinde ele alınan konuların bir derlemesi ve Kur'an-ı Kerim'den örneklerin analizi ile temsil edilen en önemli ikna yöntemlerine dayanmaktadır. Bu araştırma, Allah'ın kelamına bağlılık ve Kur'an'ın temel prensiplerine olan sadakat üzerinde durarak, Kur'an'ın ikna yaklaşımının özelliklerini ortaya koymaktadır. Anahtar kelimeler: Yaklaşım, Yöntemler, İkna, Kur'an, Yemin.
1,8-sineol ve 1,4-sineol'un izole sıçan fundus ileum ve vas deferens üzerindeki etkisi
Oksijenli monoterpenlerden olan 1,8-sineol ve 1,4-sineol doğada bulunan kimyasal maddelerdir. 1,8-sineol çeşitli farmasötik ve kozmetik preparatlarda bulunan ve antibakteryel, antifungal, antimutajenik, koleretik, mast hücre degranüle edici, enflamatuvar ve antienflamatuvar gibi çeşitli etkileri bildirilen bir maddedir. 1,4-sineol hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Bu çalışmada 1,8- sineol ve 1,4-sineol'un üç farklı dozda (10'6, 10"5 ve 10"4 M) izole sıçan fundus ve ileum üzerinde, sadece bir tek dozunun (10"4 M) ise izole sıçan vas deferens düz kasları üzerindeki etkisi çalışılmıştır. Her iki test maddesinin fundus ve ileum üzerinde etki olmadığı bulunmuştur. Test maddelerinin fenilefrin ile oluşturulan vas deferens kasılmaları üzerinde etkisiz olduğu, fakat KC1 ile oluşturulan kasılmaları inhibe ettikleri görülmüştür. Her iki test maddesinin kolinerjik muskarinik ve adrenerjik reseptörler üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı anlaşılmıştır. 1,8- ve 1,4-Sineol'un gastrointestinal düz kaslar üzerinde etkisiz olduğu, vas deferense spesifik etkili inhibisyon yaptığı ilk kez bu çalışmamızda gösterilmiştir. Vas deferens üzerinde L-NoARG, imidazol ve metilen mavisi varlığında inhibitor etkinin daha fazla artması nedeniyle de, 1,8- ve 1,4-sineol'un iyon kanalları ve intraselüler kalsiyum iyon dengesini etkileyerek gevşetici etkiye yol açtığı sonucuna varılmıştır.