Theses supervised by Doç. Dr. Zafer Akbaş

13 theses · Düzce University

Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme - yerelleşme bağlamında kentleşme ve yerel yönetimlerde vizyon arayışları:2023 Türkiye vizyonu ve sonrası için Kocaeli modeli

"Küreselleşme", "yerelleşme" ve "kentleşme "gibi birbiri ile yakından ilgili ve ilişkili üç kavramın, birbirlerini ve aslında her şeyi az veya çok bir şekilde etkilediği ve belirlediği günümüz dünyasında, devletleri ve dolayısı ile yapısal anlamda devletlerin örgütsel yapısını ifade eden kamu yönetim sistemlerini etkilememesi olanaksızdır. Bilindiği üzere, kamu yönetim sistemlerinin toplumun gereksinimlerini karşılayan etkin bir araç durumuna dönüştürülebilmelerinin başlıca koşullarından birisi, söz konusu bu sistemlerin gelişen ve değişen koşullara ayak uydurmasını sağlayacak şekilde ve sürekli bir biçimde yenilenerek geliştirilmesidir. Fakat Türkiye'de 2004 yılına kadar yapılan ve "yeniden düzenleme", "yeniden yapılanma" veya "idari reform" gibi farklı kavramlarla ifade edilen "idarede reform çalışmaları" dar ve kısa vadeli bir bakış açısı ile yapılmış olup, sistemin daha geniş ve daha uzun vadeli bir bakış açısı ile ele alınması ise ancak bu tarihten sonra mümkün olmuştur. "Vizyon" olarak da isimlendirilen bu yeni ve farklı bakış açısı ile hazırlanan "2023 Türkiye Vizyonu" kapsamında başlatılan idari reform çalışmaları ise Türk idari ve siyasi hayatını büyük ölçüde etkilemiştir. Çünkü söz konusu bu reformlar sonucunda «Kocaeli Modeli» ismi ile bilinen yeni bir yerel yönetim modeli Türk siyasi ve idari hayatına girmiştir. Kamuoyunca da bir yerel yönetim reformu olarak bilinen ve on yıl süre ile İstanbul ile birlikte Kocaeli ilinde de uygulandıktan sonra yirmi sekiz büyükşehirde daha uygulanmaya başlayan bu yeni yerel yönetim modeli aslında, Türk Devlet geleneğinde ve devletin görev ile sorumluluklarının dayanağı olan devlet felsefesinde köklü değişikliklere neden olacak bir reform çalışması niteliğine sahip bir çalışma olmuştur. Bu tez çalışmasının ana temasını, Kocaeli Modeli olarak adlandırılan ve yakın bir gelecekte ülkenin tamamında uygulanması beklenen söz konusu bu yerel yönetim modelinin sadece geleneksel yerel yönetim anlayışını ve yapısını değiştirmekle kalmayıp, Türk idari yapısının geleneksel yönetim felsefesini ve genel yönetim yapısını da etkileyeceği ve değişime zorlayacağı iddiaları oluşturmuştur. Ayrıca, bu model için İstanbul ve Kocaeli illerinin seçilmesinin nedenleri ile Türk yerel yönetim geleneğinin halen oluşamaması gibi daha birçok konu da bu çalışmada ana tema ile ilişkili olacak bir biçimde ele alınmaya çalışılmıştır. Neticede ise köklü bir yerel yönetim geleneği bulunmamasına rağmen oldukça uzun sayılabilecek bir süre örgütlenme tecrübesine ve bunun sonucunda ise merkeziyetçi bir yönetim geleneğine ve buna uygun bir örgüt yapısına sahip olan Türk Devletinin bu yapısının, söz konusu bu reform çalışmalarından genel olarak olumsuz etkilendiği/etkileneceği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Belediyeler, Büyükşehir Belediyeleri, Kentleşme,Kocaeli, Küreselleşme, Yerelleşme

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriKentleşme+5
Oktay Erdoğan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çok uluslu enerji şirketlerinin uluslararası ekonomi ve politikadaki yeri: ABD ve Rusya karşılaştırması

Çok uluslu şirketler, küreselleşme sürecinin hızlanmasıyla ön plana çıkmaktadır. Güçlü sermaye yapıları, gelişmiş teknolojiye sahip alt yapıları sebebiyle, faaliyetlerini ve etkilerini güçlü bir şekilde ve küresel çapta yürütebilmektedirler. Günümüz dünyasında kalkınma ve gelişmenin temel dayanaklarından olmaları sebebiyle, doğal gaz ve petrol gibi enerji kaynakları üzerindeki politik ve ekonomik rekabet oldukça çetin bir hal almıştır. Bu çalışma, günümüz dünyasında çok uluslu şirketleri ve enerji kaynaklarının öneminin daha önce olmadığı kadar artması nedeniyle, uluslararası ekonomi ve politikadaki yerini, ABD ve Rusya menşeli olanlar ve bunların faaliyetlerini ele almak suretiyle incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma, petrol ve doğal gazın dünya ekonomi ve politikasında üstünlüğün sağlanması ve çıkarların maksimize edilmesi açısından büyük ve önemli bir ekik ve politik araç olduğu varsayımına dayanmaktadır. Çalışmada, ABD ve Rusya'nın ekonomik ve politik üstünlüğünde; çıkarlarının korunması ve geliştirilmesinde enerji hâkimiyetinin hayati rolü bulunduğu kabul edilmiştir. Anılan amacın ortaya konulmasında neorealist teoriden yararlanılmıştır. Çalışmada günümüz dünyasında çok uluslu şirketlerin rolünün gün geçtikçe arttığı, ekonomik ve politik boyutu bulunan doğal gaz ve petrol gibi enerji kaynakları üzerindeki rekabetin de, diğer alanlardaki rekabetin bir uzantısı olarak çetinleştiği ve kritik bir hal aldığı sonucuna, çok uluslu şirketlerin faaliyetleri, yapıları ve etkileri incelenerek ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Enerji, Ekonomi, Politika, Çok Uluslu Şirket, ABD, Rusya

Amerika Birleşik DevletleriEnerjiEnerji şirketleri+5
Esra Pala
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Karşılıklı bağımlılık ekseninde enerji bağımlılığı ve güvenlik ilişkisi: Türkiye örneği

Geçen yüzyıllarda olduğu gibi, 21'inci yüzyılda da dünya devletlerinin üzerinde hassasiyetle duracağı en önemli konulardan biri enerjidir. Çünkü teknolojik gelişmeler baş döndürücü bir hızla gelişmekte ve bir o kadar da insanlığı enerjiye bağımlı hale getirmektedir. Enerji, ülkelerin sosyal ve ekonomik açılardan gelişmelerinin en temel ihtiyaçlarından biridir. Devletler özellikle sürdürülebilir ekonomik kalkınma için vazgeçilmez bir girdi haline gelen enerjiyi, arz güvenliğini sağlamak için enerji kaynaklarını temin etme ve çeşitlendirme gayreti içerisine girmişlerdir. Çalışmada Keohane ve Nye'ın karşılıklı bağımlılık yaklaşımı temel alınarak, ekonomi ağırlıklı olarak güvenlik ve enerji konuları irdelenmektedir. Türkiye'nin enerji ithal ettiği ülkelerle ilişkilerine ve bu ülkelerin izlediği politikaların Türkiye enerji stratejisini etkileme ve belirleme potansiyeline sahip olduğu varsayılmıştır. Çalışmada Türkiye'nin enerji bağımlığı ve ulusal güvenlik bağlamında enerji kaynaklarına sahip ülkeler ile ekonomik ilişkileri incelenmiştir. Tükettiği enerjinin dörtte üçünü ithalat yoluyla karşılayan Türkiye, enerji alanındaki olumsuz gelişmelerden etkilenme olasılığı bulunmaktadır. Çalışmada bu olumsuz durumlar karşısında ulusal güvenliğin etkilenmemesi için Türkiye'nin enerji aktörü rolünün kuvvetlendirilmesi ve bölgesel enerji aktörleriyle karşılıklı bağımlığının sağlanmasının ve güçlendirilmesinin analizi yapılmaktadır.

EnerjiEnerji güvenliğiGüvenlik+2
Yunus Furuncu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Medikal turizm kapsamında Türkiye'ye gelen turistlerin tercih nedenleri üzerinde Türk dış politikasının etkisi ve Türkiye algısı

Bu çalışmanın amacı; Türkiye'ye gelen medikal turistlerin tercih nedenleri üzerinde Türk dış poltikası algısının etkisini araştırmaktır. Ayrıca medikal turistlerin Türkiye algısını ölçmek bir diğer amaçtır. Bu amaçla öncelikle medikal turizm ve medikal turizmde tercih nedenlerini etkileyen faktörler konuları çalışmaya zemin hazırlamak için incelenmiştir. Daha sonra medikal turizm, medikal turizmde tercih nedenlerini etkileyen faktörler ve Türk dış politika kavramlarına ilişkin yapılan çalışmalar incelenmiştir. Böylece, çalışmanın kavramsal boyutu oluşturulmuş ve çalışma, bu kavramsal boyut üzerinden şekillendirilmiştir. Türkiye'yi tercih eden medikal turistlerin tercih nedenlerini etkileyen faktörler üzerinde Türk dış poltikası algısının ölçülmesi ve evreninin Türkiye'ye gelen medikal turist ve yakınlarından oluşması, bu çalışmanın özgün değerini oluşturmaktadır. Araştırma yöntemi olarak nicel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma everenini, Türkiye'ye tedavi amacıyla gelen medikal turistler ve yakınları oluşturmaktadır. Örnekleme tekniği olarak da kolayda örnekleme tekniği kullanılmış ve 500 medikal turist ve yakınları ile görüşülmüştür. Çalışmada veri toplama tekniği olarak anket tekniğinin kullanılmasına karar verilmiştir. Hazırlanan anket formunun ön uygulaması İstanbul'da yapılmış, ön uygulama ile elde edilen verilerin geçerlilik ve güvenilirlik testlerinin olumlu çıkması üzerine asıl uygulama gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler bilgisayar programı yardımıyla keşfedici ve tanımlayıcı istatistik teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Türk dış poltikası algısının medikal turizm kapsamında gelen hastaların tercih nedenlerini etkileyen faktörler üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca Türk dış politikası algısı, medikal turistlerin tercih nedenlerini etkileyen faktörlerden bir diğeri olduğu ve belirlenen faktörler çerçevesinde altıncı düzeyde etki ettiği de belirlenmiştir. Böyle bir çalışma ile dış politikanın tercih nedenleri arasındaki durumu ortaya konmuş ve ülkeler ile ikili anlaşmalar ve siyasal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin olumlu etkilerinin medikal turizm kapsamında gelen medikal turistler üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, medikal turistlerin Türkiye algısını ölçmeye yönelik yapılan istatistik analizi sonuçlarında da medikal turistlerin Türkiye algısının olumlu olduğu saptanmıştır.

AlgıMedikal turizmMüşteri tercihleri+7
Hakan Tuna
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Karşılıklı bağımlılık yaklaşımı üzerinden AB enerji güvenliğinin sağlanmasında Türkiye'nin rolü

Enerji, bir cisim ya da sistemin iş yapabilme yeteneğidir. Başka bir ifadeyle enerji, kuvvet uygulayabilmek için ihtiyaç olan potansiyel güçtür. İktisadi olarak bir ekonominin büyüklüğü, o ekonominin toplam nihai ürün çıktısıyla belirlenmektedir. Ürün çıktısını oluşturmak için ise enerji girdisinin önemi oldukça büyüktür. Ekonomiler üretimde bulunmak ve bu üretimi devam ettirebilmek için yoğun enerji girdisine gereksinim duyarlar. Enerji kaynaklarına sahip olsunlar ya da olmasınlar enerji gereksinimi ekonomi büyüdükçe artar. Enerjinin üretildiği ve pazarlandığı coğrafi alanlar arasındaki ilişkinin büyüklüğü ile doğru orantılı olarak, coğrafi konumun jeopolitik değeri artar. Enerjiye sahip olan ülkelerin Dünyadaki yeri mutlak lokasyon olarak önemlidir. Enerji, bir ülkenin ekonomik ve sosyal gelişiminin en temel ve sürükleyici ihtiyaçlarındandır. Bugün dünyada tüketilen enerji, çok sayıda enerji kaynağından elde edilmesine rağmen petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil kaynaklar, bu kaynakların %87'sini kapsamaktadır. Enerji çağımızda ülkelerarası ilişkileri ve ülkelerin ekonomik, siyasi ve sosyal gelişimini etkilemektedir. Enerji tüketiminde meydana gelen artış ve bu artışın devamı yönündeki beklenti ülkelerin enerji kaynaklarına ucuz, kesintisiz ve güvenilebilir bir biçimde ulaşma isteğine artırmaktadır. Bu kapsamda izlenen politikalar geliştirmektedirler. Türkiye coğrafi konumu itibariyle dünyanın önde gelen enerji tedarikçileri ile büyük tüketicileri arasında doğal bir coğrafi köprü konumundadır. Bu konumu nedeniyle enerji merkezi ve koridoru olabilecek Ülke küresel enerji jeopolitiği ve Avrupa'nın doğal gaz arz güvenliği için büyük önem taşımaktadır.

Avrupa BirliğiBağımlılıkEnerji+7
Emine Orhan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası Hukukta soykırım suçu ve Ermeni soykırımı iddiası: 100 yılı aşarken Türkiye'den beklentiler ve gerçekler

Ermeni soykırımı iddiası yüz yılı aşkın süredir kamuoyunu meşgul etmektedir. Ermeniler Osmanlı Devleti döneminde en üst düzey görevlerle taltif edilmişlerdir. Osmanlı'nın güçlü olduğu dönemde uyum içinde yaşayan Ermeni toplumu, Osmanlı zayıflayınca isyan etmeye başlamıştır. Ermeniler, diğer devletlerden aldıkları destekle her geçen gün Türkiye'yi uluslararası alanda zor durumda bırakmaya çalışmaktadır. Soruna taraf olmaya çalışan aktörler, sözde Ermeni soykırımı iddiasını kendi çıkarları için araçsallaştırmaktadırlar. Ermeniler, Türkiye'den; toprak, tanınma, tanıtılma ve tazminat taleplerinde bulunmaktadır. Çalışmada geçmişten günümüze kadar Ermeni sorunu ve soykırım iddiaları ile Türkiye'den talepleri incelenmiştir. Çalışma, Ermeni taleplerinin gerçekçi olmadığı iddiasını savunmaktadır. Ermenilerin sözde soykırım iddialarının uluslararası hukukun ilkeleri ile örtüşmediği üzerine odaklanılmıştır. Söz konusu taleplerin haksızlığı ve karşılanamazlığı ifade edilmekle beraber, Ermeni beklentilerinin gerçekleştirilemez olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

BeklentilerErmeni olaylarıErmeniler+6
Saliha Yılmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme ile yerel yönetim yapıları ve hizmetleri ilişkisi: Düzce Belediyesi örneği

Bu çalışmanın temel amacı, küreselleşmenin dünya üzerindeki yansımalarının yerel yönetim yapılarına ve bu yapıların sağladıkları hizmetlere, etkisininincelenmesidir. Çalışmada, küreselleşme ile birlikle gelen yenilikler; beklentilerin artması, yönetime katılma isteği, değer yargıları ile insanların tercihlerindeki önceliklerin değişmesi ve bu olguların yeni yönetim anlayışı ile teşkilat kültürlerine empoze edilmesinin elzemliği değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında, Türkiye'deki Kent Konseyleri'nin yapısı, işleyişi, demokrasiye etkisi, kamuoyundaki değeri ve meydana getirdiği algı gibi hususlar ileYerel Gündem 21 üzerinden teşkilatların yapıları ve erklerin etkinliğigibi sorunlar ele alınmıştır. Ulus devletlerin küreselleşme süreci ile olan etkileşimi, küreselleşme ve demokrasi kavramlarının birbirleri ile olan ilişkileri araştırılmıştır.Yerel yönetim yapılarından biri olan belediyelerin, küreselleşme kavramı ile entegrasyonunun kaçınılmaz olduğu ve bunun ne kadarını etkisi altına alıp dönüştürdüğü Düzce Belediyesi örneği üzerinden değerlendirilmiştir.Bu araştırma nitel bir araştırma olup, literatür taraması ile verilerin toplanmış; çözümlenerek yorumlanmıştır. Çalışmada küreselleşme sürecinin yapısal ve işlevsel anlamda yerel yönetim yapılarını olumlu etkilediği, kurumsal yapılarda ve işlevlerinde önemli değişimlerin gerçekleştiği Düzce Belediyesi örneği ile de ortaya konmuştur.

Belediye hizmetleriBelediyelerBolu-Düzce+3
Okan Turaman
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel güç Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkiler bağlamında göçmen politikası: Kurumlar ve uygulamalar

İnsanlık tarihi boyunca var olan göç olgusu günümüzde uluslararası boyuta ulaşmış durumdadır. Göçün sebepleri ve sonuçları değerlendirildiğinde önemli sonuçlar doğuracağı, ülkeleri ekonomik, toplumsal ve siyasal olarak etkileyebilecekleri açıktır. Bu nedenle de ülkelerin bağımsız olarak göç politikalarını oluşturmaları pek mümkün görünmemektedir. Göç alan, göç veren ve transit ülke konumunda olan ülkeler, işbirliği yaparak göç politikalarına şekil vermektedirler. Bu çalışmada Türkiye'nin, son yıllarda bölgesinde etkin bir güç olmasının göç hareketlerine etkisi, Avrupa Birliği ile ilişkilerin göç politikalarına yansıması ve göç politikaları konusunda Türkiye'de ilgili kurumların çalışmaları ve uygulamaları değerlendirilmiştir. Geçiş ülkesi konumundan göç alan ülke konumuna gelen Bölgesel Güç Türkiye'nin göç politikası, AB müktesebatı çerçevesinde yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda kurulan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ile göç konusunda uzmanlaşma sağlanmak amaçlanmıştır.

Avrupa BirliğiGöçlerGöçmenler+3
Muhammet Furkan Sancaktutar
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Siber güvenlik ve terörizmin evrilişi: Türkiye üzerine etkileri

Günümüzde siber ortamda yapılan eylem ve saldırılar sonucunda ortaya çıkan büyük zararlar, siber güvenliğin önemini artırmaktadır. Siber alanda sadece terör örgütleri değil, devletlerde bu alanda faaliyet yürütmektedirler. Siber ortamda devletlerin önemli kritik altyapılarına yapılan saldırılar ile büyük maddi kayıplar ve toplumsal alanda huzursuzluk ve korku yayarak çöküntüler hedef alınmaktadır. Bu faktörler, önümüzdeki dönemde devletler arasında yaşanacak savaşlar ve mücadelelerin siber ortamda oluşmasına neden olacaktır. Klasik Uluslararası İlişkiler, reel dünyayı ve bu dünyadaki ilişkileri incelemekte olup, siber alan ve bu alandaki uluslararası ilişkiler genel olarak gözardı edilmektedir. Bu maksatla, bu çalışmada temel olarak siber alan ve bu alandaki faaliyetlerin önemi anlatılmaktadır. Siber alandaki gelişmeler uluslararası ilişkilere farklı bir yönden bakılmasını sağlayacaktır. Bu çalışmanın ilk bölümünde, güvenlik kavramı ve dönüşümü, siber alan, siber terörizm ve siber savaş ile ilgili kavramsal bilgiler anlatıldıktan sonra, ikinci bölümde siber terörizm ve güvenlik unsurları, üçüncü bölümde siber alanda kullanılan siber silah türleri örneklerle açıklanmakta olup, dördüncü bölümde ise siber terörizmle mücadele ve alınacak tedbirler ile Türkiye'nin siber güvenlik politikaları değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler: Siber Alan, Siber Güvenlik, Siber Terörizm, Siber Saldırı, Siber Savaş, Küreselleşme.

Siber güvenlikSiber saldırıSiber savaş+3
Dilaver Gedik
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası bir terör örgütü olarak PKK ve Türkiye'nin mücadele politikaları üzerinden bir inceleme

Terörizm, geçmişten günümüze kadar varlığını sürdürerek devam etmiştir. Terör örgütleri kendi ideolojilerini ve varlıklarını kabul ettirmek için bir mücadele içerisine girmişler ve devletleşme amacı gütmüşlerdir. Dünya'nın kuruluşundan bu yana terör örgütleri farklı ülkelerde, farklı isimler altında terör eylemlerini günümüze kadar sürdürmelerine rağmen, 11 Eylül 2001'de ABD'de ki ikiz kulelere yapılan saldırılardan sonra uluslararası terörizme bakış açısı farklı boyutlara ulaşmıştır. Dünya üzerinde ki teknolojik gelişmelerin sürekli ilerleyerek devam etmesi, terörizm ile mücadele etmenin ve işbirliği olmadan bir ülkenin bu konuda başarıya ulaşmasının zorluklarını gözler önüne sermiştir. Terör örgütleri gelişen teknolojik ilerlemeler ekseninde kendilerini yenilemişler ve daha farklı ve daha etkili terör saldırıları düzenlemeye başlamışlardır. Bu ve daha birçok nedenlerden dolayı,terörizm ile mücadele de uluslararası işbirliğinin zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Türkiye, otuz yıldan uzun bir süredir çeşitli terör örgütlerinin saldırılarına uğramış ve bu saldırılar günümüze kadar devam ederek gelmiştir. Türkiye üzerine terör saldırıları düzenleyen örgütlerinin başında PKK gelmektedir. Türkiye'nin konumu itibari ile dünya üzerinde stratejik bir noktada bulunması, bu saldırıların temel kaynağını oluşturmuştur. Türkiye gelişen teknolojisi ve ekonomisi çerçevesinde, terörizmle yapılan mücadele de daha güçlü bir duruma gelmiştir. Son zamanlarda teröre karşı daha etkili sonuçlar alınmaya başlanmış ve PKK terör örgütüne akan finansın önü büyük ölçüde kesilmeye başlanmış ve aynı zamanda askeri önemli operasyonlarda etkisini göstermeye başlamıştır. Çalışma, ulusal ve uluslararası bir sorun olan terörizm kavramını, terör örgütlerinin yapısını, finans kaynaklarını, devletleşme çalışma ve girişimlerini, PKK terör örgütünün Türkiye'de yaptığı terör eylemlerini, terörizm ile mücadelede neler yapılabileceğini değerlendirmektedir.

PKKTerör örgütleriTerörizm+2
Gökmen Erdem
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Terörün Türk turizmine etkileri: Mardin ve Diyarbakır örnekleri

Bu çalışmanın temel amacı, terör eylemlerinin Türk turizm endüstrisini ne derece etkilediğini incelemektir. Terörizm; küresel dünya da ülkelerin toprak bütünlüğünü veya vatandaşların can güvenliğini tehdit etmektedir. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler açısından turizm endüstrisi hızlı kalkınmanın anahtarı olarak görülmektedir. Türkiye'de de turizm endüstrisi ekonomik kalkınma açısından büyük önem teşkil etmektedir. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin ekonomik refaha kavuşmalarını istemeyen terör örgütlerinin destekçileri, yaptıkları ekonomik yardımlar ile terör örgütlerinin gelişmesine ve büyümesine destek vermektedirler. Türkiye'de yaşanan terör eylemleri, turizm endüstrisini ciddi anlamda etkilemektedir. Çalışma kapsamında, 2015 ve 2017 yılları arasında Türkiye'de yaşanan terör olayları ve aynı yıllarda Türkiye'ye giriş yapan turist sayıları temel alınarak zaman serisi analizi yapılmıştır. Ayrıca çalışmanın kapsamına, Diyarbakır ve Mardin'de bulunan 15 otel işletmesinin orta ve üst kademe yöneticileri dâhil edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, literatür taraması yapılmıştır. Araştırmanın verileri Mardin ve Diyarbakır'da bulunan üç yıldız ve üzeri otel işletmelerinin orta ve üst kademe yöneticileri ile görüşmeler yapılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda terör eylemlerinin; Dünya turizmini, Türk turizmini ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi turizmini ekonomik, sosyal ve turizm çeşitliliği gibi yönlerden olumsuz bir şekilde etkilediği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Terörizm, Turizm, Türkiye, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Mardin, Diyarbakır.

DiyarbakırGüneydoğu Anadolu bölgesiMardin+5
Ertuğrul Kaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıraşan su sorunu ve güvenlik olgusu: Orta Doğu örneği

Su canlıların yaşaması için en önemli doğal kaynaktır. Su, aynı zamanda medeniyet demektir. Çünkü ilk uygarlıklar su kaynaklarının olduğu yerlerde gelişmiştir. Su sanılanın aksine aslında kıt bir kaynaktır. Tarım ve sanayi alanında artan kullanımı, iklim değişikliği, artan nüfus ve ülkelerin su konusundaki politikaları su sorununa neden olmaktadır. Ortadoğu coğrafi açıdan kurak bir iklime sahiptir ve suya en çok ihtiyacı olan bölgelerden biridir. Küresel aktörlerin bölgede ki etkisi ve siyasi istikrarsızlık su sorununu karmaşık hale getirmiştir. Dünya üzerinde birden fazla ülke sınırından geçen akarsular yani sınıraşan sular aktörler arasında su paylaşım ve kullanım sorunlarına neden olabilir. Orta Doğu Bölgesi özellikle sınıraşan suların paylaşımı ve kullanımından kaynaklanan uyuşmazlıkların yaşandığı bölgelerdendir. Bu durum bölge ülkelerinin geleceği için endişe uyandırmaktadır. Su, ekonomik, stratejik ve güç unsuru olarak ülkelerin güvenliği açısından günümüzde daha da önemli hale gelmiştir. Sınıraşan Su Sorunu Ve Güvenlik Olgusu: Orta Doğu Örneği isimli bu tez çalışması su sorununun dünyada en çok yaşandığı bölgelerden biri olan Orta Doğu Bölgesi ve bölgede olabileceği öngörülen özellikle sınıraşan sulardan kaynaklı çatışmaların neden sonuç ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır ve araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Ortadoğu bölgesi stratejik, ekonomik açıdan olduğu kadar siyasi açıdan da geçmişten günümüze hep gündemde olmuştur. Dünyada suya en çok ihtiyaç duyan bölgelerdendir. Karmaşanın bitmediği bölgede su artık petrolden daha önemlidir. Sonuç olarak Orta Doğu'da sınıraşan sulardan kaynaklanan uyuşmazlıklar devam ederse gelecek yıllarda bölgede su savaşlarına neden olabileceği değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler: Su, Sınıraşan Su, Orta Doğu, Nehir, Güvenlik

GüvenlikOrta DoğuOrta Doğu politikası+5
Şerife Filiz Cumbul
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Beşar Esad Dönemi Suriye dış politikası ve Türkiye ile ilişkiler: Süreklilik ve değişim eksenli bir değerlendirme

Uluslararası ilişkilerde süreklilik, bir devletin dış politikasının uzun süreli olarak temel ilke ve esasları koruyarak belli parametrelerin dışına çıkmaması veya çıkamaması anlamına gelir. Devletlerin dış politikada süreklilik izlemesi alınan kararlar doğrultusunda olabileceği gibi zorunlu nedenlerden de ortaya çıkabilmektedir. Bunu ülkenin tarihi, coğrafyası, nüfusu, ekonomik durumu, askeri gücü ve ulusal özellikleri yapısal faktörleri etkileyebileceği gibi halkın kültürel özellikleri, ulusal karakteri, liderlerin özellikleri gibi yapısal faktörler de dış politikanın oluşumunda etkili olabilmektedir. Tüm bunlar dış politikada sürekliliği zorunlu ya da isteyerek uygulamasını sağlayabilmektedir. Uluslararası ilişkilerde değişim kavramı konusunda farklı teoriler olup en yaygın ve kabul görenler realizm/neorealizm ile liberalizm/neoliberalizimdir. Klasik realizm ve neorealizm'e göre uluslararası ilişkilerde temel olarak değişim söz konusu değildir. Klasik realistlere göre devlet, güç dengesi ve savaş gibi kavramların insanlık tarihi kadar eski olduğunu ve ileride de devam edeceğini savunur. Uluslararası alanda değişimin ise devletlerin kendi çıkarlarına uygun şartlar oluştuğunda sistemi kendi çıkarlarına uygun şekle sokmak amacıyla savaşlar aracılığıyla gerçekleştirdikleri olgudur. Neorealistler'e göre de hiyerarşik ve başka tür bir Uluslararası sistem gelişmedikçe değişim mümkün değildir. Liberal-Neoliberaller'e göre uluslararası politika da değişim mümkündür ve hatta olması gerektiği savunulur. Devletlerin dış politikalarında değişim yapmaya iten dinamikleri daha iyi anlayabilmenin bir diğer yolu da, devletlerin dış politikalarında görülen değişimi sınıflandırmaktır. Bu sınıflandırmayı seçimli-zorunlu, içsel-dışsal, köklü-sınırlı ve ani-aşamalı olarak sınıflandırmak mümkündür. Araştırmanın amacı, uluslararası politika literatüründe var olan süreklilik ve değişim olgularının incelenerek Suriye Dış politikasında uygulanma sıklığını ve değişimini gözlemlemektir. Özellikle Beşar Esad döneminde uygulanan iç politik kararların dış politikaya yansımaları ve bu yansımaların süreklilik ve değişim ekseninde Türkiye ile ilişkilerde neleri değiştirdiğinin araştırılması amaçlanmaktadır.

Esad, BeşarSuriyeTürk-Suriye ilişkileri+2
Mustafa Çakır
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors