Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Koç
11 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University
İntrakoroner stent takılmış hastalarda doğa seslerinin anksiyeteye etkisi
ÖZET İntrakoroner Stent Takılmış Hastalarda Doğa Seslerinin Anksiyeteye Etkisi Araştırma intrakoroner stent takılan bireylerde doğa seslerinin anksiyete düzeylerine etkisinin belirlenmesi amacıyla prospektif deneysel olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi Anjio Labaratuarında stent takılan hastalar, örneklemini ise araştırmaya katılmayı kabul eden toplam 114 intrakoroner stent takılan hasta oluşturmuştur. İntrakoroner stent takılan hastalarda prospektif randomize kontrollü olarak yapılmıştır. Deney ve kontrol ortalamalarının gerçek farkı 4 alındığında, çalışmamızda her grup için 34 kişiye ihtiyacımız olduğu güç analizinde hesaplanmıştır. (PASS=Power Analysis Sample Size Software ) % 10' luk kayıp ile grup sayısı 38 olarak belirlenmiştir. Demografik veriler araştırmacılar tarafından literatür doğrultusunda geliştirilen anket formları ile toplanmıştır. Ayrıca anksiyete düzeylerini belirlemek amacıyla SAI Anketi, Görsel Kaygı Ölçeği ve Fiziksel Ölçümler kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tekrarlı ölçümler analizi, Mann-Whitney U testi, sayı ve yüzde değerleri, ortanca, ki-kare, Spearman ve Kruskal-Wallis testi yapılarak incelenmiştir. Çalışmamızın sonuçlarına bakıldığında Durumluluk Kaygı Ölçeği (SAI) puanlarına göre doğa sesi ve kulak tıkacı grubundaki hastalar ile kontrol grubunda ki hastalar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0.000). Görsel Kaygı Ölçeği (GKÖ) puanlarına bakıldığında ise en yüksek puan ortalaması birinci ölçüm zamanında elde edilmiştir ve ikinci, üçüncü zamanda elde edilen sonuçlar ile arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0.000). Bu araştırma sonucunda; intrakoroner stent takılmış hastalarda kulak tıkacı kullanımı ve doğa sesi dinletilmesi ile anksiyete arasında istatistiksel açıdan anlamlı, pozitif bir ilişki olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Doğa Sesleri İle Terapi, Hemşirelik, Koroner stent, Kulak tıkacı
İmmünoterapi alan kanser hastalarına verilen eğitim ve telefonla izlemin semptom yönetimi ve öz bakım gücüne etkisi
Bu araştırma, mmünoterap alan kanser hastalarına verlen eğtm ve telefonla zlemn semptom yönetm ve öz bakım gücüne etksn ncelemek amacıyla tasarlanmış randomze kontrollü deneysel çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmanın verler br eğtm araştırma hastanesnn ayaktan kemoterap üntesnde toplanmıştır. Araştırmanın örneklemn çalışmaya katılmayı kabul eden, lk kez ve sadece mmünoterap alan kanser hastaları oluşturmuştur (n=69). Araştırmanın lk aşamasında sadece mmünoterap alan 22 kanser hastası le ntel görüşme yapılarak oluşturulacak olan eğtm ktapçığının çerğ belrlenmştr. Araştırmada katılımcılar randomzasyon lstes kullanılarak müdahale (n=34) ve kontrol grubu (n=35) olarak kye ayrılmıştır. Müdahale grubunda bulunan katılımcılara oluşturulan eğtm ktapçığı le yüz yüze eğtm verlmş ve telefonla takb yapılmıştır. Kontrol grubuna rutn klnk prosedür uygulanmıştır. Müdahale grubunda bulunan katılımcılara eğitim uygulandıktan sonra 1.kür sonu ve 3. kür sonu olmak üzere iki kez ölçüm yapılmıştır. Verlern toplanmasında demografik ve tıbbi özellikler- hasta bilgi formu, telefonla görüşme formu, telefon görüşmesi değerlendirme formu, Nightingale Semptom Değerlendirme Ölçeği (N-SDÖ) ve Öz Bakım Gücü Ölçeği kullanılmıştır. Tıbbi özelliklerine göre incelenen katılımcıların en çok akciğer kanseri tanısı aldıkları, evre 4 kanser türünün daha çok olduğu ve immünoterapiden önce alınan ilaç tedavisi olarak en fazla kemoterapi aldıkları saptanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, ki-kare, bağımsız örneklemler için t-testi, gruplar arasında ölçek puanları yönünden farklılığı incelemek için Mann Whitney U testi, ölçek puanlarının ölçüm zamanları arasındaki farklılığı incelemek için Wilcoxon eşleştirilmiş iki örnek testi kullanılmıştır. Araştırmada immünoterapi alan kanser hastalarına verilen eğitim ve telefonla izlemin, hastaların öz bakım gücünü arttırdığı saptanmıştır (p<0.05, G=1.78). Müdahale grubunda yer alan katılımcıların uygulanan eğitim ve izlem sonrasında fiziksel ve sosyal iyilik hallerinin kontrol grubunda bulunan katılımcılara göre daha iyi düzeyde olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç olarak, immünoterapi alan kanser hastalarına verilen eğitim ve telefonla izlemin hastaların öz bakım gücünü arttırmada ve görülebilecek semptomların yönetiminde etkili olduğu belirlenmiştir (p<0.05, G=1.78, G=0.55). Bu sebeple ülkemizde bulunan kanser eğitim programlarına immünoterapi eğitiminin de eklenmesi önerilmektedir.
Kronik hastalığı olan bireylerde koroner arter hastalığı risk değerlendirme ölçek geliştirme çalışması
Amaç: Bu çalışmada "Kronik Hastalığı Olan Bireylerde Koroner Arter Hastalığı Risk Değerlendirme Ölçeği" geliştirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma taslak ölçek hazırlandıktan sonra Ankara'da bir üniversite hastanesi dahiliye servisinde yatan ve kronik hastalığı bulunan 250 hasta ile gerçekleştirilmiştir. 30 hasta ile test-tekrar test yapılmıştır. Veriler "Katılımcı Tanıtım Formu" ve "Kronik Hastalığı Olan Bireylerde Koroner Arter Hastalığı Risk Değerlendirme Ölçeği" ile toplanmıştır. Ölçek geliştirme sürecinde; literatür taraması, ölçüm şekli için format belirleme, madde havuzu oluşturma, uzman yorumuna başvurma, uzman yorumuna göre şekillenen ölçek ile pilot uygulama, ölçeğin hedef örneklem gruba uygulanması ile geçerlik ve güvenirlik analizleri sonucunda ölçeğin son halinin verilmesi adımları izlenmiştir. Verilerin analizi SPSS-27 programında yapılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizinde AMOS-26 programı kullanılmıştır. Bulgular: Ölçek maddelerinin KGİ=0,86, faktör analizleri sonucu KMO katsayısı 0,712 bulunmuştur. Ölçeğin son halinde 16 madde ve 5 alt boyut bulunmaktadır. Alt boyutlar; Faktör 1 "tıbbi izleme bağlı risk", faktör 2 "fiziksel aktiviteye bağlı risk", faktör 3 "bağımlılığa bağlı risk", faktör 4 "beslenmeye bağlı risk" faktör 5 "zararlı alışkanlıklara bağlı risk" olarak isimlendirilmiştir. Uyum iyiliği değerleri; RMSEA=0,076, CFI= 0,957, IFI= 0,958, TLI= 0,945, NFI= 0,908, GFI= 0,927, SRMR= 0,055 olarak bulunmuştur. Ölçeğin Cronbach alfa değeri 0,727'dir. Sonuç: "Kronik Hastalığı Olan Bireylerde Koroner Arter Hastalığı Risk Değerlendirme Ölçeği" risk düzeyini ölçmek açısından Türk toplumu için geçerli ve güvenilir bir ölçektir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, koroner arter hastalığı, kronik hastalık, risk değerlendirme, ölçek geliştirme.
Palyatif bakım bilgi ölçeği'nin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması
Amaç: Çalışma Elissa Kozlov tarafından 2016 yılında geliştirilen Palyatif Bakım Bilgi Ölçeği'nin Türkçe geçerlik ve güvenirliğini test etmek amacıyla metodolojik olarak gerçekleştirilmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Ankara'da bir devlet üniversitesinde hemşirelik fakültesinde öğrenim göre 244 hemşirelik öğrencisi ile palyatif bakım bilgi ölçeği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin geçerliliği, dil, kapsam(içerik) geçerliği ve yapının geçerliği olarak incelenmiştir. Ölçeğin güvenirlik analizleri Cronbach Alfa değeri ve test- tekrar test yöntemi ile hesaplanmıştır. Bulgular: Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışması sonucunda, ölçek maddelerinin kapsam geçerlilik indeksi 0.93, faktör analizleri sonucu Kaiser Meier Olkin (KMO) katsayısı 0.710 ve Bartlett küresellik testi sonucu X²=493.972 bulunmuştur. Doğrulayıcı faktör analizi uyum indeksi değerlerine göre Ki-kare değeri 𝜒 2 /sd=1.217, CFI=0.949, GFI=0.939, AGFI=0.906, TLI=0.934, IFI=0.952, RMSEA=0.030 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin 11 maddelik son halinin, Cronbach Alfa değeri tutum ve davranış alt boyutu için 0.744, bilgi alt boyutu için 0,552 bulunmuştur. Araştırmada test-tekrar test güvenirliği analizinde ölçeğin iki uygulamasının yüksek düzeyde tutarlı olduğu belirlenmiştir (r=0.912, p=0.000). Sonuç: Palyatif Bakım Bilgi Ölçeği, ülkemizde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir ölçüm aracı olarak belirlenmiştir.
Üniversite öğrencilerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve kardiyovasküler risk faktörleri bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Üniversite Öğrencilerinin Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları ve Kardiyovasküler Risk Faktörleri Bilgi Düzeylerinin Belirlenmesi Çalışma üniversite öğrencilerinin sağlıklı yaşam biçimine yönelik davranışlarını ve kardiyovasküler risk faktörlerine ilişkin bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışmanın evrenini Ufuk Üniversitesinin Hukuk Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tıp Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Hemşirelik Yüksekokulunda kayıtlı 3488 öğrenci oluşturmuştur. Yapılan hesaplama sonucunda % 95 güven aralığında alınması gereken minimum örneklem sayısı 608 olarak tespit edilmiştir. Çalışma 2017-2018 yılı güz ve bahar dönemlerinde yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II (SYBD II) Ölçeği, Kardiyovasküler Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi (KARRİF BD) ölçeği ve demografik veri toplama formu kullanılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin; yaş ortalamasının 22.7± 2.4, %58.9'unun kadın olduğu, %70.9'unun ilde yaşadığı, %85.5'inin herhangi bir hastalığı olmadığı, %55.6'sının geliri giderden fazla olduğu, %53.5'inin ailesi ile birlikte kaldığı, %7.4'ünün sağlık güvencesi olmadığı belirlendi. Öğrencilerin SYBD II ölçek puan ortalamaları 124.0±17.4, manevi değişimin en yüksek alt boyut puanını, fiziksel aktivitenin en düşük ölçek alt boyut puanını aldıkları bulundu. Öğrencilerin SYBD ve alt boyutlarından aldıkları puanlar ile bölüm, sınıf, yaş, sağlık güvencesi, bursluluk, ekonomik durum, ikamet, en uzun süre yaşanılan yer ile arasında anlamlı fark saptanmıştır (p<0.05). Öğrencilerin KARRİF-BD ölçek puan ortalamaları 17.0±5.2 olarak saptanmıştır. KARRİF BD ile okuduğu bölüm, bulunduğu sınıf, cinsiyet, yaş, sağlık güvencesi, ekonomik durum, ikamet durumu ve en uzun yaşanılan yer ile istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Gençlerin KVH değiştirilebilen risk faktörlerini tanıması ve kardiyovasküler sağlığı koruyucu sağlık davranışlarının yani sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının kazandırılması önerilir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, kardiyovasküler, risk faktörleri, sağlık davranışları.
Benign prostat hiperplazili bireylerde evlilik uyumunu etkileyen faktörlerin incelenmesi
Benign Prostat Hiperplazili Bireylerde Evlilik Uyumunu Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi Bu çalışma BPH'li bireylerde demografik değişkenlerin ve semptomlarının evlilik uyumu üzerine etkisinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2015 yılı ilk altı ayı üroloji kliniğine yatışı yapılmış BPH tanılı 687 hasta oluşturmuştur. Yapılan hesaplama sonucunda araştırma için %95 güvenle alınması gereken minimum örneklem sayısı 247 olarak tespit edilmiştir. Çalışma Ocak- Haziran 2017 tarihleri arasında yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında; 'Evlilik Uyum Ölçeği', 'International Prostate Symptom Score' – 'Uluslararası Prostat Semptom Skoru (IPSS)' ve veri toplama formu kullanılmıştır. İki grup karşılaştırmalarında Mann Whitney U testi İkiden fazla Grup karşılaştırmalarında ise Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Kruskall Wallis H testi sonucunun anlamlı çıkması halinde ikili karşılaştırmalar için Benforroni düzeltmeli Dunn Çoklu karşılaştırmalar testi kullanılmıştır. IPSS ve evlilik uyumu arasındaki ilişki için Spearman rho korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Katılımcıların çoğunluğunun 61 yaş ve üzerinde olduğu, % 96.36'sının evlilik uyumu olmadığı tespit edilmiştir. Hastaların IPSS skor ortalamaları sonucuna göre büyük çoğunluğunun ileri derece semptomatik kategorisinde yer aldığı belirlenmiştir. Araştırmaya katılan BPH'li bireylerde prostat semptom skoru ile evlilik uyumu düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Bu çalışmada evlilik uyumu düzeyi ile prostat semptom skoru arasında anlamlı bir ilişki yoktur (p<0.05). Bu sonuçların örneklem grubumuzun yaklaşık %66'sının 60 yaş ve üstü olduğundan kaynaklı düzenli cinsel yaşamı olmadığı varsayımından olabileceği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Benign prostat hiperplazisi (BPH), evlilik uyumu, hemşirelik bakımı
İnsülin kullanan diyabetli hastalarda hipoglisemi sıklığı şiddeti etkileyen faktörler
Bu çalışma insülin kullanan diyabetli hastalarda hipoglisemi sıklığı, şiddeti ve hipoglisemiyi etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kliniği'nde yatarak tedavi olan veya Polikliniğe ayaktan başvuran, 18 yaş üzeri insülin kullanan diyabet tanılı 1038 hasta ile yapılmıştır. Çalışmanın verileri ''Hasta Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu'' ve literatür taranarak oluşturulan anket formu ile yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket program ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre çalışmaya alınan bireylerin yaş ortalamalarının (53.50±9.44 yıl) yüksek ve çoğunluğunun kadın olduğu tespit edilmiştir. Olguların çoğunluğunun; ilköğretim mezunu, şehir merkezinde yaşayan, sosyal güvencesi olan, ev hanımlarından oluşan, sigara ve alkol kullanmayan, tip 2 diyabetli, ek hastalık olarak da en çok hipertansiyon ve hiperlipidemi görülen bireyler olduğu belirlenmiştir. Diyabet tanı süresi yüksek olan olguların çoğunluğu diyabet ve insülin eğitimi almış, diyet ve egzersiz yapmayan, son iki yılda insülin başlanmış, karışım insülin tedavisi alan bireylerden oluşmaktadır. Hipoglisemi deneyimleme oranı yüksek olup hipoglisemilerin nadir ve hafif yaşandığı görülmüştür. Olguların tamamına yakınının glukometresinin bulunduğu, ölçüm yaptığı, insülin enjeksiyonunu kendisinin uyguladığı, enjeksiyonlarda 8 mm iğne ucu kullandığı ve bölge değiştirdiği tespit edilmiştir. Metabolik ölçümlerde BKİ, AKŞ ve TKŞ'ler, bel çevreleri ve HbA1c'lerin yüksek olduğu belirlenmiştir, Araştırmada yapılan analizlerde meslek, diyabet tipi, insülin tipi, retinopati, glukoz takibi, diyabet süresi, insülin kullanma süresinin hipoglisemi varlığı açısından; yaş ve insülin kullanma süresinin hipoglisemi sıklığı açısından;.insülin kullanma süresinin hipoglisemi şiddeti açısından anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Diyabet, hemşirelik, hipoglisemi, insülin
Hemşirelere verilen hemovijilans modül eğitimlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi
Bu araştırma, hemovijilans modül eğitimlerinin; hemşirelerin kan ve kan bileşenleri transfüzyonu ve hemovijilans bilgi düzeyine etkisini değerlendirmek amacıyla ön test-son test randomize kontrollü çalışma olarak yapılmıştır Araştırma; Nisan-Temmuz 2022 tarihleri arasında, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi (GEAH) ve Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde (AASEAH) kan transfüzyonu yapılan klinik ve yoğun bakımlarda görev yapan 125 hemşire (62 kontrol, 63 müdahale) araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılan modül eğitimler ve veri toplama araçları literatür ve uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanmıştır. Müdahale grubundaki hemşirelere 4 saat süren hemovijilansla ilgili beş modül eğitim interaktif yöntemler kullanılarak verilmiştir. Kontrol grubundaki hemşirelere herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Müdahale ve kontrol grubundaki hemşirelere ilişkin veriler sosyodemografik, kan transfüzyonu ve hemovijilans sistemi ile ilgili veri toplama formu aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, t testi, varyans analizi, Least Significant Difference (LSD) testi, Ki-Kare analizi, Mc-Nemar testi kullanılmıştır. Araştırmada hemşirelere verilen hemovijilans modül eğitimlerinin ön test ve son test bulguları değerlendirildiğinde hemşirelerin bilgi düzeylerinde artış gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Kontrol grubundaki hemşirelerin ise ön test ve son test aşamalarındaki bilgi düzeylerinde anlamlı bir fark yoktur. Müdahale grubundaki hemşirelerin ön test aşamasında n=4 kişi yeterli bilgi düzeyine sahipken son test aşamasında n= 58 kişi yeterli bilgi düzeyine ve 4 hafta sonra yapılan izlem testinde ise n= 43 kişi yeterli bilgi düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Bunun dışında cinsiyet, bölümde çalışma yılı ve toplam çalışma yılı ile bilgi puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç olarak bu araştırmada hemşirelere verilen modül eğitimlerin hemşirelerin kan transfüzyonu ve hemovijilans bilgilerini artırmada etkili olduğu bulunmuştur (p=0,001). Eğitimlerin düzenli aralıklarla verilmesi yapılan transfüzyon hatalarının en aza indirgenmesi, hemşirelerin hemovijilansa dair farkındalıklarını artırılması ve bilgi düzeylerinin olumlu yönde artış göstermesi bakımından etkili olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemovijilans, modül eğitim, kan transfüzyonu, kan ve kan bileşenleri, hemşire.
Jinekolojik kanserli bireylerde kemoterapiye bağlı bulantı kusma semptomunun yaşam kalitesi üzerine etkisi
Bu çalışma jinekolojik kanserli bireylerde kemoterapi alanların bulantı kusma semptomunun yaşam kalitesi üzerine etkisini incelemek amacıyla tanımlayıcı tipte gerçekleştirildi. Araştırma Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesinin Jinekoloji Onkoloji Gündüz Kemoterapi Ünite'sinde 15 Nisan 2022 – 1 Eylül 2022 tarihleri arasında araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan ve araştırmayı kabul eden 350 jinekolojik kanserli birey ile gerçekleştirildi. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Rhodes Bulantı Kusma ve Öğürme İndeksi ve EORTC QLQ-C30 Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak araştırmacı tarafından yüz yüze toplandı. Araştırmaya katılan bireyleri 18 yaş üstü ve Türkçe okur yazarlığı bulunan gruplar tarafından oluşturulmuştur. Veriler, IBM SPSS 26 programı kullanılarak analizleri yapıldı. Jinekolojik kanserli bireylerin bulantı kusma öğürme semptomunun, bireylerin yaşam kalitesi üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p<0.05). Bireylerin bulantı deneyimi puanlarının bir birim artması sonucunda genel yaşam kalitesi puanları üzerinde yaklaşık 3.816'lık bir azalmaya sebep olmaktadır (r:-3.816, p<0,001). EORTC QLQ-C30 Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin genel yaşam kalitesi alt boyut puan ortalamasının 56.31±13.14 olarak bulunmuştur. Rhodes Bulantı Kusma Öğürme İndeksi puan ortalamaları; semptom deneyiminin 1.81±0.46, semptom oluşumunun 1.85±0.51, semptom sıkıntısının 1.75±0.52' dir. Bu araştırma sonucunda kemoterapiye bağlı bulantı kusma ve öğürme semptomunun genel yaşam kalitesini ve alt boyutlarını olumsuz etkisinin olduğu bulunmuştur. Jinekolojik kanserli bireylere tedavi kürü öncesi ve sonrasında sosyal destek setlerinin sunulması, hemşirelerin semptomlara yönelik bütüncül eğitimler sağlaması ve yaşam kalitesini yükseltici girişimlerde bulunulması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bulantı kusma, hemşire, jinekolojik kanser, kemoterapi, yaşam kalitesi.
Adölesanların organ bağışı hakkındaki bilgi-görüş ve tutumlarının belirlenmesi
Adölesanların Organ bağışı hakkındaki bilgi-görüş ve tutumlarının belirlenmesi Bu araştırma, Adölesanların organ bağışı hakkındaki bilgi görüş ve tutumunun belirlenmesi amacı ile tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Özel İlke Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde 168 öğrenci Özel Anlam Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde 224 öğrenci oluşturmaktadır. Gönüllü 320 adölesan ile örneklem tamamlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak adölesanların tanıtıcı özelliklerini belirlemek amacıyla literatür doğrultusunda geliştirilen kişisel bilgi formu, Organ Bağışı Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde İki gruba sahip kategorik değişkenler arasındaki farkın incelenmesinde Mann Whitney U, grup sayısı ikiden fazla ise Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. İki sayısal değişken arasındaki ilişkinin incelenmesinde ise spearman korelasyon katsayısından, ölçek güvenilirliği için ise cronbach's alfa değerinden yararlanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin %51.8'i kadın , %48.2'si erkektir. Öğrencilerin %50.5'i organlarını bağışlamak istemediğini bağışlamak istemediği organın %67.5 göz olduğu belirlenmiştir. Organ bağışı tutum ölçeği alt boyutlarının puan ortalamaları yardımseverlik ve ahlaki değerler/inançlar 42.85±18.75, tıbbi olarak ihmal edilme korkusu 36.85±11.73, bedensel yaralanma korkusu 36.98±12.65 olarak bulunmuştur. Bu araştırmaya göre, adölesanların organ bağışı ile ilgili duyarlılıkları yüksek bulunmasına karşın bilgi eksikliği mevcuttur. Bu doğrultuda; hemşireler sivil toplum örgütleri ile bir araya gelerek çocuk ve ergenlik döneminde organ bağışına yönelik duyarlılık çalışmaları arttırılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: organ bağışı, adölesan, tutum, nakil, hemşirelik,
Hemşirelik öğrencilerine akran eğitim modeline göre verilen eğitimin HIV/AIDS bilgi düzeyi ve tutumuna etkisi
Bu araştırma, akran eğitim modeline göre hemşirelik öğrencilerine İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü/Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu (HIV/AIDS) ile ilgili verilen eğitimin HIV/AIDS bilgi düzeyi ve tutumu üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla tek gruplu kontrol grupsuz ön-test son-test modeli olarak tasarlanmış bir müdahale çalışmasıdır. Araştırma Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (AYBÜ) Hemşirelik Bölümünde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi çalışmaya katılmayı kabul eden ve iç hastalıkları hemşireliği dersini ilk defa alan ikinci sınıf öğrencilerinden oluşmuştur (n=97). Araştırmanın birinci aşamasında dokuz akran rehber belirlenerek araştırmacı tarafından akran rehberlere toplamda 12 saatlik bir eğitim programı uygulanmıştır. İkinci aşamada randomizasyon yoluyla oluşturulan 10'ar kişilik dokuz akran öğrenci grubuna akran rehberler tarafından toplamda 12 saatlik bir eğitim verilmiştir. Verilerin toplanmasında anket formu, AIDS bilgi ölçeği ve AIDS tutum ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı statistikler, Pearson Ki-Kare testi, bağımlı gruplarda t testi, Wilcoxon Testi ve Spearman korelasyon testi kullanılmıştır. Akran eğitiminin akran öğrencilerde AIDS bilgi ölçeği puanında istatistiksel olarak anlamlı şekilde artış sağladığı belirlenmiştir (Öntest x̄=10.32±3.59, sontest x̄=19.69±1.51) (p<0.001). Ayrıca akran eğitiminin akran öğrencilerde AIDS tutum ölçeği puanında istatistiksel olarak anlamlı bir artış sağladığı saptanmıştır (Öntest x̄=56.64±8.36, sontest x̄=72.95±7.02) (p<0.001). Akran eğitimi yönteminin hemşirelik öğrencilerinde AIDS bilgi ve tutumunu artırmada etkili bir yöntem olduğu belirlenmiştir. Bu sebeple ülkemizde konuşulması tabu sayılabilecek HIV/AIDS'e yönelik eğitimlerde akran eğitim modeline yer verilmesi önerilmektedir.