Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Birol Azar
11 theses · Fırat University
Tunceli/Ovacık'ta Hızır orucu rüyaları
En eski çağlardan itibaren insanların ilgisini çeken rüya ve rüyalardan yorum çıkarma günümüzde bir bilim haline gelmiştir. Bu bilimin aradığı sorular değişse de ilk insanlardan itibaren değişmeyen tek şey ise rüyaların gelecekte yaşanabilecek yaşantılara dair ipucu niteliğinde bazı sinyaller verip vermediği sorusuydu. Hızır rüyaları da geleceğe dair bilgi vermesinden dolayı Tunceli ve yöresinde oldukça önemsenmektedir. Bu rüyalar, sadece her yılın ocak ve şubat ayları arasındaki bir aylık süreçte görülmektedir. Tunceli ili, Ovacık ve diğer ilçelerini kapsayan çalışma alanımızda 164 rüya, kadın ve erkek 141 kişiye, sorular yüz yüze sorularak görüşülmüştür. Bu rüya örneklerinden 66 tanesini Freud, Jung, İbni Şirin, Nablusi ve Hızır rüyalarının yorumuna göre ayrı ayrı analiz edilmeye çalışılmıştır. Diğer örnekler ise yorumlanmadan yazılmıştır. Aldığımız rüyaların hepsinin de çıktığı ve diğer bilim insanları olan Freud, Jung yorumlamalarıyla bazı sembollerin örtüştüğü tespit edilmiştir.
Mesnevî-i Manevî'den hareketle Mevlevîlik'te velî tipi
Türk-İran edebiyatı üzerinde büyük tesiri olan Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî, Tanrı-âlem arasındaki ilişkiyi, kendi ruh dünyasında yeniden biçimlendirdiği hikâyeler ve manzumeler vasıtasıyla Mesnevî-i Manevî adlı eserinde aktarmıştır. Bu aktarımı Mesnevî'nin içine gizlediği hikmetler, benzetmeler, örnekler aracılığıyla gerçekleştirmiştir. Nitekim Mevlânâ'nın âlemin özü ve kitabı olarak nitelendirdiği insandan, Mesnevî'de yaratıcının âlemi husule getirme sebebi olarak bahsedilmiştir. İnsandan kasdı insan-ı kâmil olan Mevlânâ, yaşadığı ve yetiştiği muhitin siyasi, sosyal ve kültürel birikimini, aşk ve cezbeye dayanan tasavvufi fikir potasında eritmiş; felsefesini ve fikirlerini hakikatin hakikatine eren kâmiller üzerinden Mesnevî'de örneklendirmiştir. Ayrıca insan-ı kâmil olma sürecinde nefis mücadelesine önem veren Mevlânâ, insanı hakikatine ve asli vatanına ulaştıracak uyanış yolunda zaruri yapılması gereken arınma pratiklerini ve bunların ehemmiyetini vurgulamış, velî olma sürecindeki nefis terbiyesine dikkat çekmiştir. Mesnevî'de zühdî yönü ön plana çıkan zahitler ve mutasavvıfi yönü ön plana çıkan kâmiller olmak üzere iki tip tespit edilmiştir. Bu tiplerin fikrî ve ruhi olarak Mesnevî'ye katkıları çıkartılarak Mevlevîlikte velî tipi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada, Mesnevî'de arif, şeyh, eren, hakikat, kutup olarak anılan zatların hayatı, fikirleri ve felsefeleri incelenerek Mevlevîlik'teki velîlerin nitelikleri ortaya çıkartılmıştır.
Samim Kocagöz'ün hikayelerindeki halk bilimi unsurları
Geçmişi eskilere dayanan kültürümüz yıllarca sözlü gelenekte yaşayıp yazıyla beraber gelecek nesillere aktarılmıştır. Millî kültürümüz içerisinde birçok yazılı ve sözlü eserler meydana getirilmiş ve zengin bir kültür hazinesi oluşturulmuştur. Kültürel değerlerin bireyden bağımsız düşünülmesi imkânsızdır. Toplumun ferdi olan birey yaşayıp büyüdüğü çevrenin değer yargılarıyla yoğrulması kaçınılmaz bir durumdur. Cumhuriyet dönemi yazarları içerisinde başarılı bir tablo çizen Samim Kocagöz ortaya çıkardığı eserleriyle halkın değerlerinden uzak biri olmamıştır. Samim Kocagöz kendi döneminin toplumunu ve toplumun kültürel özelliklerini eserlerinde gerçekçi bir şekilde yansıtmıştır. Samim Kocagöz mensubu olduğu topluma faydalı olmak adına halkına sırt çevirmeyip onlara her zaman yol gösterici olmuş, toplumun kültürel öğelerini, sevinç ve üzüntülerini, gelenek ve göreneklerini kısacası tüm halk bilimi unsurlarını kendine has tarzıyla eserlerinde vermeye çalışmıştır. Amacımız Samim Kocagöz'ün hikâyelerinde bulunan halk bilimi unsurlarını ortaya çıkarıp hikâyeler aracılığıyla halk kültürünün önemini bir kez daha vurgulamaya çalışmaktır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Halk Bilimi, Samim Kocagöz, Hikâye.
Muş mutfak kültürü
Bu çalışmada, Muş Merkez ve ilçelerine ait Muş gastronomisinin geleneksel yemeklerinin malzemeleri ve yapılışı, mutfak mimarisi, yemeklerde ve halk hekimliğinde kullanılan bitkiler, kış için hazırlanan yiyecekler, hayvansal ürünler ve halk edebiyatı ürünlerinin yer aldığı Muş mutfağı üzerinde durulmuştur. Gelenekler, görenekler, inanışlar, örf âdetler, insan toplululuklarını bir araya getirip bağlarını kuran kültürel unsurlardır. Türk kültürü içinde önemli bir yere sahip olan gastronomi yeme-içme deneyiminin en önemli parçalarından biridir. Yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan gastronomi kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Yemek bir milletin kültürünün tanıtılmasında önemli rol oynar. Halk içinde yaşadığı toplumun kültürünü, değerlerini, âdetlerini, geleneklerini, göreneklerini, yaşam tarzlarını, zevklerini, yemek ile anlatabilmektedir. Kültürel değerlerin büyük çoğunluğunun etrafında şekillendiği gastronomi Muş'ta büyük canlılığıyla varlığını devam ettirmektedir. Bu çalışmada, Muş ilinin önemli kültürlerinden biri olan Muş gastronomisini tanıtmak, Muş ilinin bu kültürel mirasını korumak ve kayıt altına alınarak gelecek nesillere aktarmayı amaçlamaktır. Anahtar Kelimeler: Muş, Mutfak Kültürü, Bitkiler, Gelenek, Görenek
Âşık Ensar Şahbazoğlu'nun hayatı ve sanatı
Âşık edebiyatı, kültürel dönüşüm içerisinde kendini koruma ve devamlılığını sürdürme bakımından birçok sıkıntıyla karşı karşıya kalmıştır. Kars yöresindeki âşıklarımız da bu sıkıntıları yaşamış insanlar olarak bu kültürü gelecek nesillere aktarma açısından önem arz etmektedir. Özellikle usta-çırak ilişkisi veya diğer şekillerde âşıklık elde etmiş birçok şairimiz bu geleneği koruyup sürdürebilmenin uğraşı içerisinde olmuşlardır. Ölçü, kafiye, nazım şekilleri ve türleri gibi birçok unsur bu âşıklar sayesinde gelecek kuşaklara taşınmıştır ve taşınmaya da devam edecektir. Âşık Ensar Şahbazoğlu da bu âşıklar arasında dilinin döndüğünce bu kültüre katkı sağlamaya çalışan ender isimlerden biri olarak kendi güneşinden beslenen şairler arasında yerini almıştır. Anahtar Kelimeler: Âşık Ensar ŞAHBAZOĞLU, Kültürel Dönüşüm, Kars, Usta-Çırak, Mahlas, Atışmalar, Şiir.
Kemal Bilbaşar'ın toplumsal romanlarında folklorik unsurlar
Tarihsel ve toplumsal süreç içerisinde ortaya konan maddi ve manevi değerler ile bunların gelecek nesillere aktarılıp onların inşasını oluşturan değerler bütünü kültürü oluşturmaktadır. Geçmişi çok eskilere dayanan kültürümüz yıllarca sözlü gelenekte yaşayıp yazıyla birlikte gelecek kuşaklara aktarılmıştır. Yüzyılların deneyimlerinden süzülerek kuşaklar arası aktarımlarla varlığını devam ettiren milli kültürümüz içerisinde birçok yazılı ve sözlü eserler meydana getirilmiş ve zengin bir kültür abidesi oluşturulmuştur. Bu zengin kültür hazinesi, zamanla değişikliklere uğrasa da yok olmayıp zamana ayak uydurarak ve bugün kaleme alınan eserlerimizin de dimağına işlenmiş bir şekilde varlığını devam ettirmektedir. Bir yaşam biçimi-felsefesi olan kültürün bireyden bağımsız olarak düşünülmesi imkânsızdır. Toplumun bir ferdi olan bireyin de içinde yaşayıp büyüdüğü toplumun değer yargılarıyla hemhal olması kaçınılmaz bir durumdur. Yazın hayatına geç yaşlarda başlamasına rağmen Cumhuriyet Dönemi yazarları içerisinde başarılı bir tablo çizen Kemal Bilbaşar ortaya koyduğu eserleriyle halkın değerlerinden uzak biri olmadığını göstermiştir. Toplumcu-gerçekçi bir yazar profiliyle karşımıza çıkan Kemal Bilbaşar mensubu olduğu topluma faydalı bir birey olmak adına hiçbir zaman halkına sırt çevirmeyip onlara her zaman yol gösterici olmuş, toplumun kültürel ögelerini, sevinç ve acılarını, gelenek ve göreneklerini, kısacası tüm folklorik unsurları, kendine has tarzıyla eserlerinde vermeye çalışmıştır. Bu çalışmamızda, folklorik malzemelerin yazarın toplumsal romanlarında nasıl ve ne şekilde yer aldığı, kullanılma nedenleri ve sonuçlarını tespit etmeye çalıştık.
Çıngı dergisinde yer alan halk edebiyatına dair ögelerin incelenmesi
Çıngı dergisinin yayımlandığı yer Kayseri'dir. 2010'da yayın hayatına başlamış bir edebiyat/sanat dergisidir. İki ayda bir yayımlanmaktadır. Dergi, bir kültür taşıyıcısı konumundadır. Halk edebiyatından önemli ölçüde yararlanmakta yayım gücünü halk şiiri ve ozanlarından almaktadır. Bu durum da, günümüz dergiciliğine halk edebiyatının etkisini göstermektedir. Maddi çıkar düşünmeden başlanılan yayım hayatı, yer yer Türk dünyasından akademik simaların da yazıları ile daha geniş kitlelere sesini duyurabilmektedir. Dergideki yazılar inceleme, tanıtım ve şiir içerikli yazılardır. Şiirler, derginin büyük bir bölümünü kapsamaktadır. Popüler kültürde ilgi uyandıramayan halk şiiri, bu dergi ile hak ettiği saygınlığı kazanma yoluna girmiştir. Sekiz yıldır yayım hayatı devam eden derginin özgün bir içeriği olması devamlılığı açısından önemli olmuştur. Halk edebiyatının durağan özellikler taşımadığı güncel konularda yazılan şiirlerle gösterilmiştir. Karşılıklı bir fayda gösteren Çıngı – Halk edebiyatı ikilisi, sağlam bir kültür numunesi halini gün geçtikçe sağlamlaştırmaktadır. Kendisinden sonra gelecek bu tarzda dergiler için örnek oluşturmuştur. Halk edebiyatı sahasındaki kimi araştırmalara da kullandığı halk şiiri arşivleri ile de kaynaklık yapabilecek zenginliktedir.
Silvan (Diyarbakırda)'da halk hekimliği
Bu çalışmada, Diyarbakır ili Silvan ilçesi merkez mahalleleri ve köylerine ait halk hekimliğine ait inanış ve uygulamalar arasında yaygın olanları üzerinde durulmuştur Çalışmamızda araştırma alanı ve tarihi ile ilgili genel bilgiler verildikten sonra halk hekimliği hakkında genel bilgiler verilmiş. Silvan ilçesinde halk hekimliği, fiziki hastalıklar ve uygulamaları, tedavi yöntemleri, kullanılan malzemeler ve halk hekimliğinde tedavi merkezleri üzerinde durulmuştur. Geçmişten günümüze kadar Silvan halkı, halk hekimliği yöntemleriyle hastalıklardan korunmak ve hastalıkları sağaltmak için türbelere, ziyaretlere şifalı sulara ve ocaklı, kırık-çıkıkçı, ebe gibi halk hekimlerine başvurmaktadır. Bu araştırma sonucunda Silvan halk kültüründe geçmişten günümüze taşınan ve halk içinde korunan Anadolu'daki eski halk hekimliği izlerine rastlanmıştır. Bu izlerin birçoğu İslamiyet ile yoğrularak varlığını devam ettirmiştir.
Harput kaynaklı bir Cönk üzerine (İnceleme-metin)
Halk bilimi, tarihin derinliklerinden bu güne, kültüre ışık tutan bir bilim dalı olarak ortaya çıkmıştır. Bu görevini yerine getirirken de kullandığı en önemli materyallerin başında sözlü ve yazılı kaynaklar gelmektedir. Yazılı kaynakların başında da cönkler gelir. Cönkler ihtiva ettiği muazzam birikim ile dünden bugüne kültürel öğeleri taşıyan en önemli kaynaklardır. Bu anlamda cönkler bir yandan halk edebiyatına ışık tutarken bir yandan da yazıldığı dönemin dil özellikleri ve kültürel faaliyetlerinin belirlenmesine kaynaklık eder. Bunların yanı sıra meteorolojik olaylar, doğumlar ve ölümler gibi insan hayatını ilgilendiren ve yazıldığı dönemi aydınlatan bir ışık gibidir. Cönkler halk edebiyatı, âşık edebiyatı ve tekke-tasavvuf edebiyatı örnekleri gibi edebî örneklerin yanı sıra dua, hutbe, büyü, halk hekimliği, halk veterinerliği gibi birçok sosyo-kültürel öğeyi de içinde barındırmaktadır. Bundan yola çıkarak geçmişe ait edebî ve kültürel değerleri tanımak ve tanımlamak için cönkler iyi tahlil edilmelidir. Cönklerde halk edebiyatı ürünlerinin yanı sıra divân edebiyatı ürünleri de yer almaktadır. İnceleyeceğimiz cönkte halk edebiyatı ve halk bilimi örnekleri unsurları çok fazla yer almaktadır. Bu cönkün okunup ağız ve dil özelliklerinin çıkarılması hal edebiyatı açısından yararlı olacaktır. Halk edebiyatı için birer başvuru kaynağı diyebileceğimiz cönkler, Türk edebiyatının gelişim seyrini doğru bir şekilde tayin edebilmemiz için üzerinde çalışmaya değer eserlerdir. Harput' ta bir esnaf ve aynı zamanda antikacı olan bir kişiden elde edilen cönkü incelemeye çalıştık. Cönkü incelerken öncelikle Osmanlıcadan günümüz Türkçesine aktararak anlaşılabilir hale getirdik. Sonraki aşamada ise cönkteki şiirleri tasnif edip şekil ve muhteva yönüyle inceledik. Çalışmamızın birinci bölümünde cönk ve mecmua terimlerini açıkladık. Cönklerin özellikleri hakkında bilgi verdikten sonra cönklerin kültür ve tarihimizde cönklerin öneminden bahsettik. Ayrıca cönkteki şiirlerin çevirilerine yer vererek onları edebî türler bakımından tasnif ettik ve halk edebiyatı bakış açısıyla incelemeye çalıştık. Çalışmanın sonunda ise orijinal metinleri verdik.
Uygulamalı halk bilimi bağlamında Van ve çevresinde halk hekimliği
İnsanlık tarihiyle birlikte var olduğu düşünülen halk hekimliği, ilkel dönemlerde insanın hastalık durumunda sağaltıcı bir yanının olduğuna inanılan kişilere, mekânlara veya uygulanan birtakım yöntemlere başvurmasıyla meydana gelmiştir. Bu amaç doğrultusunda geçmişten günümüze birçok ritüel ile uygulama oluşmuş ve yüzyıllarca uygulanmıştır. Sözlü bir aktarımla günümüze ulaşan bu uygulamaların oluşumunda toplumların yaşadığı coğrafya, sahip olduğu inanç, tarih, gelenek, görenek ve kültürel yaklaşımlar etkili olmuştur. Temeli, ilkel insanların doğaüstü olaylara karşı takındığı tutumlara dayanan halk hekimliği uygulamaları modern tıbbın doğmasına da katkı sağlamıştır. Halk kültürünün bir parçası olan geleneksel hekimlik, halkın bilgi ve tecrübesine dayanmaktadır. Bu hekimlik uygulamaları, modern yaşamda meydana gelen yenilikler ve değişimler ile amacını ve özünü koruyarak gerçekleşmektedir. Geleneksel halk tıbbı günümüzde alternatif, tamamlayıcı ve bütüncül tıp gibi isimlerle nitelendirilmektedir. Kaynağını Şamanizm ve eski Türk inanç sisteminden almış olan Türk halk hekimliği sözlü kültür aracılığıyla nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar ulaşmıştır. Bu hekimliğe ait uygulamaları Van ve çevresinde gözlemlemek mümkündür. Van, geçmişte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, bu sebeple zengin bir halk hekimliği ve ocak kültürüne sahip olan önemli yerleşim yerlerinden biridir. Bölgede hâlâ ocaklık geleneği ve halk hekimliği uygulamaları halk tarafından kabul görüp, devam ettirilmektedir. Bu çalışmada yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda Van ve çevresinde var olan halk hekimliği uygulamalı halk bilimi bağlamında ele alınıp incelenmiştir. Halk hekimliğinin popüler kültürdeki yeri, kültür ekonomisine katkısı ve Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi (SOKÜM) bağlamında kültürel mirasın sürdürülebilirliğinin koruması konularına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Van, Hastalık, Halk Hekimliği, Uygulamalı Halk Bilimi, Kültür Ekonomisi.
Türk saz (Âşık) şiirinde nasihat
Türk Halk edebiyatı, kaynağını ait olduğu toplumun yaşam tarzından, inançlarından, kültürel birikiminden ve hayallerinden alır. Halkın, hayata dair bütün tecrübelerini yansıtan bu ürünler, bir taraftan sosyal, psikolojik ve dil bilimsel işlevleriyle diğer taraftan da geçmiş dönemlerin kazanımlarını geleceğe taşımalarıyla önemli dil birikimleri olmuştur. Bu edebî geleneğin oluşturulması, temsil edilmesi ve geleceğe aktarılması hususlarında önemli roller yüklenen âşıklar, sözün ve sazın insan ruhu üzerindeki etkileyici ve geliştirici gücünden yararlanarak folklor ürünlerinin eğlendirme işlevinin yanında eğitme işlevini de yerine getirmişlerdir. Tebliğ, telkin, tavsiye ve uyarılarla insanları iyiye, güzele ve doğruya yönlendiren nasihat türü eserler, İslamiyet'in dönüştürücü etkisiyle ilk Türk-İslam eserlerinden başlanarak kültür ve medeniyetimizde yaygın bir terbiye aracı olarak kullanılagelmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türk kültüründeki nasihat anlatım tutumunun varlığını ve kapsamını tespit etmek, XVI. yüzyıldan XXI. yüzyıla kadar farklı özellik ve birikimleriyle geleneği şekillendiren ve gelenek içerisinde önde gelen toplam 68 saz şairinin şiirlerinde yer alan nasihat temalarını içerik analizleriyle ortaya koymaktır. Doküman inceleme tekniği ve içerik analiz yöntemiyle âşık şiirinde tespit edilen başlıca nasihat konuları "Dinî ve Tasavvufî", "Genel Ahlak", "Bireysel ve Toplumsal Hayat" ile "Doğa ve Doğal Hayat" olmak üzere toplam 4 ana bölüm halinde sınıflandırılmıştır. Ayrıca 43 alt başlıkla detaylandırılan bu bölümlerde toplumda yol gösterici, bilge ve kanaat önderi olarak kabul edilen âşıkların aşk, hasret, ölüm, yiğitlik, doğa, din, inanış ve töre gibi her türlü bireysel ve toplumsal soruna dair tespit ve çözümlerini bilgi birikimleriyle yoğurarak halkın yönlendirilmesinde ve eğitilmesinde katkıda bulundukları görülmüştür. Nasihat anlatım tutumunun, önemli bir eğitim ve terbiye aracı olarak bir konunun öğretilmesinde veya halkın bir konuda uyarılmasında doğrudan veya dolaylı bir şekilde şiirlerde sıklıkla kullanıldığı bu çalışmadan elde edilen verilerle ortaya konmuştur.