Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Gülmez
12 theses · Kastamonu University
Dini yönelim biçimleri, Enneagram kişilik tipleri ve Enneagram temelli dini kişilik tipolojileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bireyi diğerlerinden ayıran, tutarlı ve yapılanmış özellikler bütünü olarak tanımlanan kişilik kavramı uzun yıllardır Din Psikoloji alanına konu olmuştur. Son zamanlarda kişilik boyutlarıyla ilgili yapılan çalışmaların arttığı ve çeşitli değişkenlerle aralarındaki ilişkinin incelendiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı ise Enneagram kişilik tipleri ile dini yönelim biçimleri arasındaki ilişkinin ortaya konulmasıdır. Ayrıca maneviyatı reddetmeyen bir yapıda olan Enneagram modelinden yararlanılarak Enneagram temelli dini kişilik tipolojisi geliştirilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte demografik değişkenlere göre (cinsiyet, lise türü, fakülte türü, sosyoekonomik durum, yerleşim yeri, doğum sırası ve öznel dindarlık algısı), araştırmanın temel değişkenleri (kişilik tipleri, dini kişilik tipleri, dini yönelim biçimleri) arasında ilişkinin ya da farklılaşmanın olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın evrenini Kastamonu Üniversitesinde öğrenim gören lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi 304 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada katılımcıların kişilik tiplerinin belirlenmesinde Demir ve arkadaşları tarafından geliştirilen Nil Enneagram Kişilik Testi ve katılımcıların dini yönelimlerinin belirlenmesinde Ercan tarafından revize edilen Yeniden Yapılandırılmış Müslüman Dini Yönelim Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların dini kişilik tiplerinin belirlenmesinde araştırmacı tarafından Enneagram kişilik modelinden yararlanılarak hazırlanmış olan Enneagram Temelli Dini Kişilik Tipolojisi Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Enneagram kişilik tipleri ile Enneagram temelli dini kişilik tipolojileri arasında zayıf düzeyde ilişki tespit edilmiş, dini yönelim biçimleri ile herhangi bir ilişki tespit edilememiştir. Dini kişilik tipolojileri ile dini yönelim biçimleri arasında ise pozitif ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca Enneagram kişilik tipleri, Enneagram temelli dini kişilik tipolojileri ve dini yönelim biçimleri çeşitli demografik değişkenlere göre istatiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermektedir.
Dini tutum, öz düzenleme, özgür irade ve belirlenimcilik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Geçmişten günümüze kadar insan davranışlarının sebep ve sonuçlarını incelemek için pek çok araştırma ve çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar bireyin ortaya koyduğu davranışlarının bazılarının kalıtsal olduğunu bazılarının ise çevresel etkilerle şekillendiğini ifade etmektedir. Bireyler bazı davranışlarını kendisi planlayıp tasarlarken bazılarının ise kendiliğinden ortaya çıkan bir ürün olduğuna inanmaktadırlar. Bireylerin davranışlarının önceden belirlenmiş olabileceği veya kendi iradesi ile ortaya koymuş olabileceği göz önüne alındığında bireylerin inanç yapıları, tutumları ve kendilerini düzenleme becerilerinin bu davranışlar üzerinde etkili olabileceği düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı dini tutum ve dini yaşamın gösterge düzeylerinin öz düzenleme, özgür irade ve belirlenimcilik arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bununla birlikte demografik değişkenlere göre bu durumun farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan tüm yetişkin bireyler oluşturmaktadır. 216 kişilik bir örneklem grubuna online olarak yapılan anketler ile araştırma yürütülmüştür. Katılımcılardan Alper ve Sümer tarafından uyarlanan 'Özgür irade ve belirlenimcilik ölçeği', Aydın ve arkadaşları tarafından uyarlanan 'Öz düzenleme ölçeği', Ok tarafından geliştirilen 'Dini tutum ölçeği' ve Dini yaşamın göstergeleri anket sorularını cevaplamaları istenmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda bireylerin öz düzenleme, özgür irade belirlenimcilik düzeyleri ve dini tutumları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca yaş, eğitim düzeyi ve sosyo ekonomik düzeye göre bireylerin dini tutumu, öz düzenleme, özgür irade ve belirlenimcilik düzeyleri farklılaştığı, cinsiyete göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir.
Yetişkinlerde kişilik, dayanıklılık ve dini atıflar ilişkisinin incelenmesi
Kişilik, birey var olduğu andan itibaren hayatın hemen her noktasına iz bırakan bir yapıdır. Kriz durumlarında daha sağlam biçimde yola devam etmeyi sağlayan psikolojik dayanıklılık, din ve maneviyata yönelik tutarlı bir imaj oluşturan dini atıflar da kişilikten etkilenen ögelerdir. Özellikle günümüz dünyasında her türlü sorunun kolayca yayılarak küreselleşmesi, yalnızlaşma, anlam yitimi, ekonomik sıkıntılar gibi pek çok istenmeyen durum dayanıklılık kavramı üzerine daha çok eğilmeyi gerekli kılmaktadır. Diğer yandan din ve maneviyat bireye kriz durumlarından ölüm sonrasına kadar geniş bir çerçevede anlam ve bilgi sunmaktadır. Kişilik, dayanıklılık ve dini atıfların birbirlerini etkilediği düşünülmektedir. Çalışmanın amacı kişilik, dayanıklılık, dini atıf arasındaki ilişkinin ortaya konulması ve araştırmanın temel değişkenlerini (kişilik, dayanıklılık, dini atıf) demografik değişkenler (cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, yaş, gelir durumu, meslek grubu) ve dini yaşam göstergelerine göre karşılaştırmaktır. Araştırmaya 18-65 yaş aralığında Türkiye'de yaşayan 472 yetişkin katılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçekler, online ortama aktarılarak katılımcılarla paylaşılmıştır. Araştırmada Işık'ın (2016) geliştirdiği ''Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği''; John, Donahue ve Kentle'ca (1991) geliştirilip Türkçe uyarlaması Sümer ve Sümer'ce (2005) yapılan ''5 Faktör Kişilik Ölçeği''; Garey ve diğerleri (2018) tarafından geliştirilip Türkçeye Bakır, Vural, Ayten (2024) tarafından uyarlanan ''Dini Atıf Ölçeği'' ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. Çalışma sonucunda nörotizm ile dayanıklılık arasında anlamlı ve negatif; dışadönüklük, uyumluluk, gelişime açıklık, özdenetim ile dayanıklılık arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur. Dini atıflar ile; kişilik ve dayanıklılık arasında anlamlı bir ilişki vardır. Dışadönüklük, uyumluluk, gelişime açıklık ve özdenetim dayanıklılığın anlamlı birer yordayıcısı olup dini atıfların dayanıklılık üzerinde herhangi yordayıcı etkisi tespit edilmemiştir. Kişilik, dayanıklılık ve dini atıflar; demografik değişkenler ve dini yaşam göstergelerine göre büyük oranda istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir.
Affetme, intikam ve dini tutum arasındaki ilişkinin incelenmesi
Kişilerarası ilişkilerde affetme hem teoloji hem de psikoloji açısından ele alınan bir konudur. Affetme, kişilerarası ilişkileri düzenlemekte ve ruhsal açıdan etkili olmaktadır. İnsanlar affetmenin önemini kavradıklarında aile ve sosyal çevresiyle ilişkisi başta olmak üzere ilişkilerini düzenlerler. İntikam ise yaşanılan haksızlık karşısında haksızlığa uğrayan tarafından cezalandırılmayı içerir. İntikam, affetmenin aksine insan ilişkilerini yıpratmaktadır. Dini tutum, bireyin hayatını pek çok yönden etkileyen ve kişilerarası ilişkilerini şekillendiren bir yapıya sahiptir. Din psikolojisi alanında bu değişkenler bir arada incelenmemiştir. Bu çalışmanın amacı affetme, intikam ve dini tutum arasındaki ilişkiyi incelemek ve demografik değişkenlere (cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi ve aylık gelir) göre değişiklik gösterip göstermediğini tespit etmektir. Araştırmanın örneklemi 416 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçekler internet ortamına aktarılmış ve katılımcılar ile online ortamda paylaşılmıştır. Araştırmada Kaya (2019) tarafından geliştirilen 'Kişilerarası İlişkilerde Affetme Ölçeği' ve Stuckless ve Goranson (1992) tarafından geliştirilen ve Satıcı, Can ve Akın (2015) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan 'İntikam Ölçeği' ve Ok (2011) tarafından geliştirilen 'Ok- Dini Tutum Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre katılımcıların affetme (durumu affetme, soruna yönelme, olumluya odaklanma), intikam ve dini tutum (davranış, duygu, biliş, ilişki) düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Affetme düzeyi, medeni durum dışındaki diğer demografik değişkenlerle anlamlı biçimde farklılaşmıştır. İntikam düzeyi yaş haricindeki diğer demografik değişkenler açısından anlamlı şekilde farklılaşmıştır. Ayrıca dini tutum tüm demografik değişkenlere göre anlamlı biçimde farklılaşmıştır.
Adil dünya inancı, beklenen güven ve dini tutum arasındaki ilişkinin incelenmesi
Adalet insanlar için oldukça önemli ve hayatlarının her alanında farklı şekillerde tezahür eden bir olgudur. İnsanlar adaletin varlığına inandıkları sürece geleceğe güvenle bakmakta ve kendilerini daha iyi hissetmektedir. Güven de tıpkı adalet gibi bireyin hayatında olması gereken, yokluğunda psikolojik açıdan sıkıntıya sebep olan bir durumdur. Dini tutumlar da bireyin yaşantısı ve davranışları üzerinde etki gösteren ve bireyin sosyal ilişkilerini şekillendiren bir yapıya sahiptir. Tüm bu değişkenler bir arada din psikolojisi alanında daha önce yapılan çalışmalarda incelenmemiştir. Bu çalışmanın amacı yetişkin bireylerin adil dünya inancı, beklenen güven ve dini tutum düzeyleri arasındaki ilişkiyi, bazı demografik değişkenleri (cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, yaş) dikkate alarak incelemektir. Araştırmanın evreni 18-60 yaş aralığına sahip, Türkiye'nin farklı illerinde yaşayan yetişkin 412 bireyden oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçekler dijital anket formu haline getirilmiş, sosyal medya platformları aracılığı ile katılımcılara ulaştırılmıştır. Araştırmada Dalbert (1987,1999) tarafından ayrı ayrı geliştirilen ve Göregenli (2003 Akt. Coşgun, 2010) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan kişisel ve genel adil dünya inancı ölçeği, Cunha tarafından geliştirilen ve Uymaz (2021) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan beklenen güven ölçeği, Ok (2011) tarafından geliştirilen dini tutum ölçeği kullanılmıştır. Yapılan çalışmanın sonucunda katılımcıların adil dünya inancı düzeyleri (kişisel, genel adil dünya inancı), beklenen güven düzeyleri (beklenen art niyet, beklenen iyi niyet) ve dini tutum düzeyleri (davranış, duygu, ilişki, biliş) arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Demografik değişkenler dikkate alındığında adil dünya inancı (yaş değişkeni hariç) ve demografik değişkenler arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Beklenen güven ile gelir düzeyi ve yaş değişkeni arasında ilişki anlamlı bulunurken, diğer demografik değişkenler ile anlamlı farklılaşma tespit edilmemiştir. Dini tutum ölçeği ile (cinsiyet değişkeni hariç) tüm değişkenler arası anlamlı farklılaşma tespit edilmiştir
Dini duygular üzerine nitel bir araştırma
Dini duygular konusunun din psikolojisi içerisinde önemli yeri bulunmaktadır. Dini duygular, sıradan duygular olmayıp kişinin kutsal olanla kurmuş olduğu bağla ilişkilidir. Bu açıdan din, duygu boyutu olmaksızın düşünülemez. Bu araştırmada dini olarak nitelendirilen duyguların neler olduğunu ve hangi deneyimler neticesinde tecrübe edildiğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Dini duygular konusu ile alakalı literatürde yer alan çalışmalar incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenoloji (olgubilim ya da görüngübilim) deseni tercih edilmiştir. Bu bağlamda 25 kişinin katılımıyla yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde NVIVO programı kullanılmıştır. Veriler kod, kategori ve tema şeklinde oluşturulmuştur. Araştırmanın din psikolojisi sahasına, manevi rehberlere ve ruh sağlığı alanında çalışanlara fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Yapılan çalışmada 27 faklı dini duygu tespit edilmiştir. Ayrıca dinin ve dini duygunun kişinin zorluklarla baş etmesinde olumlu yönde etki sağladığı bulgusuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak araştırma, dini duyguların yaşama anlam katarak ve psikolojik iyi oluşu artırdığını ortaya koymuştur. Ayrıca, dini duyguların hem bireysel hem de toplumsal düzeyde manevi iyiliği artırıldığı ve erdemlere kaynaklık ettiği tespit edilmiştir. Bu bulgular, dinin ruh sağlığı ve fiziksel iyilik hali üzerinde olumlu etkiler oluşturduğunu göstermektedir.
Çalışan bireylerde yaşam doyumu, mesleki tükenmişlik ve dini başa çıkma arasındaki ilişkinin incelenmesi
Çalışan bireylerde stres, yıpranma ve mesleki tükenmişlik günümüz modern çağında bireyselleşme ve azalan sosyalleşme ile beraber gittikçe artmakta, bu durum bireylerin yaşam doyumunu etkilemektedir. Yaşanan bu stres ve tükenmişlik ile bireyler çeşitli şekillerde başa çıkmaya çalışmaktadır. Din ve inanç birçok birey için önemli bir olgu olması nedeni ile bireyler başa çıkma yolu olarak dini tutum ve düşüncelerini kullanabilmektedir. Bu araştırmanın amacı; çalışan bireylerin mesleki tükenmişlik düzeyleri, yaşam doyumu düzeyleri ve dinî başa çıkma türleri arasındaki ilişkiyi incelemek, ayrıca demografik değişkenlere (cinsiyet, medenî durum, yaş, eğitim düzeyi, meslek, görev süresi ve aylık gelir düzeyi) göre tükenmişlik düzeylerinin, yaşam doyumu düzeylerinin ve dinî başa çıkma türlerinin farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırma 2019 yılında farklı illerde yaşamakta olan, farklı yaş, meslek (öğretmen, hemşire ve polis), eğitim durumu ve gelir düzeyine sahip bireylerin katılımıyla gerçekleşmiştir. Araştırma grubunun belirlenmesinde basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmış, online ve yüz yüze anket yöntemi ile 286 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmada, Maslach ve Jackson tarafından hazırlanan ve Türkçe uyarlaması Ergin (1992) tarafından oluşturulan "Mesleki Tükenmişlik Ölçeği", Diener, Emmons, Larsen ve Griffin (1985) tarafından hazırlanan, Dağlı ve Baysal (2016) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan "Yaşam Doyumu Ölçeği" ve Ekşi ve Sayın (2016) tarafından geliştirilen "Dini Başa Çıkma Ölçeği" kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda yaşam doyumu ile olumlu dinî başa çıkma arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişki bulunmuştur. Yaşam doyumu düzeyi, mesleki tükenmişlik düzeyi ve dini başa çıkma stilleri demografik değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Ulaşılan sonuçlar bulgular kısmında ayrıntılı olarak verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yaşam doyumu, mesleki tükenmişlik, dini başa çıkma 2019, 110 sayfa Bilim Kodu:…
Dini tutumun adalete duyarlılık, ahlaki yüreklilik ve psikolojik iyi oluş üzerine etkisi
İnsanların mutluluk olarak isimlendirilen iyi oluşana etki eden pekçok faktör vardır. Bu araştırmanın amacı dini tutumun, ahlaki duyarlık, ahlaki yüreklik ve psikolojik iyi oluş üzerinde doğrudan ve dolaylı etkilerini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Kastamonu'da yaşayan 18 yaş üzerinde 457 birey oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Ok-Dini Tutum Ölçeği, Ahlaki Yüreklilik Ölçeği, Adalete Duyarlık Ölçeği ve Psikkolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda dini tutum ile moral yüreklilik, psikolojik iyi oluş, adalete duyarlılık alt boyutlarından kurban boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif ilişki bulunurken, suskunluk arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif ilişki bulunmuştur. Ayrıca dindarlık ve psikolojik iyi oluşu ahlaki yüreklik üzerinden dolaylı olarak etkilemektedir.
The effect of parental separation on the religious life of children between 10-14 years of age (Kastamonu / Tosya case
The main purpose of this study is the effect of separation of parents on the religious life of children between the ages of 10-14 (Kastamonu / Tosya Case). The participants of the study consisted of 204 students in Tosya District of Kastamonu. 102 student's parents divorced and 102 student's parents live together. Personal information form as data collection tool and Münchner Motivational Religiosity Scale developed by Zwingmann et al. (2004) was used. The validity reliability test of the scale was performed by Uysal, Işık ve Turan (2017). As a result of the research, it was seen that children whose parents were separated differed from the children living with their parents in performing prayers such as praying, fasting, reading of the Qur'an, and the mean scores of religious motivation differed significantly.
Ortaokul ve lise öğrencilerinin bazı dini kavramlara ilişkin metaforik algıları (Bartın ili örneği)
Bu araştırma ortaokul ve lise öğrencilerinin günlük yaşam ve eğitim-öğretim hayatları içerisinde karşılarına çıkan dini kavramlara ilişkin metaforik algılarını incelemeyi amaçlamakta olup, olgubilim deseninde nitel bir araştırmadır. 2018-2019 eğitim öğretim yılında gerçekleştirilen araştırmanın evrenini ortaokul ve lise öğrencileri oluşturmakta olup, örneklemini tipik durum örnekleme ile belirlenen Bartın ili 1. eğitim bölgesinde yer alan, Bartın İMKB Ortaokulu 5., 6.,7, ve 8. sınıf öğrencileri ile Davut Fırıncı Anadolu Lisesi 9., 10., 11., ve 12. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış anket formu oluşturulmuş, öğrencilerin hedef dini kavramlar olan; din, ahiret, cennet, cehennem, dua, kurban, namaz, oruç, zekat, adalet, merhamet, şükür, vicdan, yalan, peygamber ve Kuran-ı Kerim kavramlarına yönelik metafor geliştirmeleri ve geliştirdikleri metaforların gerekçelerini belirtmeleri istenmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Analizden daha sağlıklı sonuçlar alabilmek için katılımcılar zihinsel gelişim dönemleri göz önüne alınarak, 4 katılımcı grubuna ayrılmıştır. Öğrencilerin ilişkilendirdikleri kavramlar ile kategoriler oluşturulmadan önce metafor olarak değerlendirilemeyecek olan soyut kavramlardan oluşan veriler ayrılmış, metaforlara dair oluşturulan kategorilerin sonrasında bu verilere yer verilmiştir. Her bir kavram için çok sayıda kategori oluşturulmuştur. Araştırmada en fazla metafor geliştirilen kavramların sırasıyla; cehennem, cennet ve Kuran-ı Kerim, en az metafor geliştirilen kavramların ise vicdan, merhamet ve şükür gibi hem dini hem de toplumsal ahlaki değerler açısından önemli olan kavramlar olduğu görülmüştür. Sonuç bölümünde elde edilen metaforlara dair bilgiler yorumlar ile beraber verilmiştir. Araştırmanın sonucunda katılımcıların bazı kavramlara ilişkin metafor geliştirmekte zorlandıkları görülmüştür. Öğrencilerin kavramlara ilişkin metafor geliştirememesinin nedeni kavrama dair yanlış bilgiye sahip olmaları veya kavramlara ilişkin bilgilerinin ezbere dayalı olduğu anlaşılmıştır.
Dinî tutum ve öz saygının haset ve gıptayla ilişkisi
Haset ve gıpta insanlığın varoluşundan beri insana eşlik eden duygulardır. Haset hem toplum hem de çeşitli dinler tarafından kötücül bir duygu olarak görülürken gıpta toplumsal açıdan da dinî açıdan da kabul gören bir duygu olmuştur. Biri olumsuz biri de olumlu olarak görülen bu iki duygunun insan davranışlarına olan yansımaları bireyi de toplumu da farklı şekillerde etkileyebilmektedir. Dinî açıdan kabul gören bir duygu olmaması nedeniyle bireyin dinî tutumu haset duygusunu bastırmaya çalışmasına sebep olabilir. Ayrıca kişinin kendini olduğu gibi sevmesi, kabul etmesi ve kendine saygı duyması anlamına gelen öz saygı da bireyin kendisine karşı olan olumlu tutumundan ve memnuniyetinden dolayı diğer bireylere olan duygularını ve geliştirdiği tutumu da etkileyebilmektedir. Bu araştırmada, bireylerin dinî tutum ve öz saygı düzeylerinin haset ve gıpta üzerinde farklılaşmaya yol açıp açmadığı, ayrıca bazı demografik değişkenlere göre öz saygı, dinî tutum, haset ve gıptanın farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın yöntemi nicel, deseni ise ilişkisel taramadır. Araştırmaya 2019 yılında farklı şehirlerde yaşayan, farklı yaşlarda ve farklı gelir düzeylerine sahip kadın ve erkeklerden oluşan 415 kişi katılmıştır. Veriler online ve yüz yüze anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırmada, katılımcıların dinî tutum düzeylerini ölçmek amacıyla "Ok Dinî Tutum Ölçeği", öz saygı düzeylerini ölçmek amacıyla "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği", haset ve gıpta düzeylerini ölçmek amacıyla "BeMas Haset ve Gıpta Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre haset ve gıpta arasında pozitif ve düşük ; haset ve öz saygı arasında negatif ve düşük; haset ve dinî tutum arasında negatif ve düşük; gıpta ile öz saygı arasında pozitif ve düşük anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Haset, gıpta, öz saygı ve dinî tutum bazı demografik değişkenlere göre istatiksel açıdan farklılaşmaktadır. Elde edilen verilerin detayları çalışmanın bulgular bölümünde verilmiştir.
Çocukluk dönemi örselenme yaşantılarının yetişkin bağlanma stilleri ve Tanrı'ya bağlanma stilleri üzerindeki etkisi
Çocuğa yönelik istismar geçmişten günümüze devam eden toplumsal bir problemdir. İstismar, çocuğu fiziksel olarak etkilediği gibi ruhsal olarak da etkilemektedir. Çocukluk dönemi bağlanma kalıpları ise kişinin bağlanacağı figürlerle olan etkileşimi şekillendirmede önemli bir etkendir. Kişinin çocukluk döneminde örselenmeye maruz kalması, yetişkinlik döneminde tanrıya karşı bağlanma davranışlarını oluşturmada etkilediği düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı, yetişkinlerin çocukluk dönemine ait anımsadıkları örselenme yaşantılarının, yetişkinlik dönemi Tanrı'ya bağlanma düzeyleri ile ilişkili midir? sorusuna cevap aranmasıdır. Bununla birlikte demografik değişkenlere göre (yaş, cinsiyet, eğitim durumu), araştırmanın temel değişkenleri (örselenme yaşantıları, yetişkinlik dönemi bağlanma stilleri, Tanrı'ya bağlanma stilleri) arasında ilişkinin ya da farklılaşmanın olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan 18-35 yaş aralığındaki genç yetişkinler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi 411 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçekler, internet ortamına aktarılmış ve katılımcılar ile online ortamda paylaşılmıştır. Araştırmada 1994 yılında Bernstein ve arkadaşları tarafından hazırlanan ve Türkçe uyarlaması 1999 yılında Aslan ve Alparslan tarafından yapılan 'Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği', 2016 yılında Erzen tarafından yapılan 'Üç Boyutlu Yetişkin Bağlanma Stilleri Ölçeği', 2005 yılında Beck ve arkadaşları tarafından oluşturulan ve Türkçe uyarlaması 2012 yılında Subaşı tarafından yapılan 'Tanrı'ya Bağlanma Envanteri' kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, çocukluk dönemi örselenme yaşantıları ile tanrıya bağlanma stilleri arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif bir ilişki bulunmuştur. Çocukluk dönemi örselenme yaşantıları düzeyi, yetişkin bağlanma stilleri ve tanrıya bağlanma stilleri demografik değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Ulaşılan sonuçlar bulgular kısmında detaylı olarak verilmiştir.