Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Emre Aykoç
10 theses · Trakya University
Batı Trakyada bir dernek: Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği
Batı Trakya'da Bir Dernek: Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği'ni konu alan bu çalışmanın temel amacı bu derneğin hangi şartlar altında nasıl bir sosyolojik ortamda ortaya çıktığı, başlangıçtaki durumu ve geçen süreçte nasıl gelişme gösterdiğini incelemektir. Azınlık ve insan haklarına karşı gelişen hassasiyetlerin yaşandığı bu dönemde, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının durumuna daha fazla yoğunlaşılmıştır. Mevcut şartlar altında kurulmuş olan, günümüzde faaliyetini sürdüren, Yunan Makamları tarafından tanınmış tek resmi azınlık STK'sı olan, Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD)'nin faaliyetleri incelenmiştir. Yunanistan, Batı Trakya'da yalnızca Müslüman bir azınlığın bulunduğunu, Müslüman azınlığın da Yunan ırkına mensup olduğunu ileri sürmektedir. 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanıyla, Yunanistan devlet yönetimlerinde "Türk" ifadesine karşı bir duyarlılık ve hassasiyet gelişmiştir. Bu yaşananlara bir dahiliyeti olmayan azınlık bir şekilde bedel ödemekle yüz yüze kalmıştır. Bu duruma karşı mücadelede; BTAYTD, kurulmasına neden ihtiyaç duyulmuştur? BTAYTD, Batı Trakya Türk azınlığın etnik kimliğinin, dini inancının, ana dilinin, kültürünün ve maddi manevi değerlerinin muhafazası, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması hususlarında nasıl bir rol oynamıştır? "Türk" azınlığın en temel insan haklarının yanı sıra uluslararası hukuk yoluyla teminat altına alınmış olan azınlık haklarını kullanabilmeleri için üstlendikleri sorumluluk, çalışma ve faaliyetler nelerdir? Sorularına cevaplar aranmıştır. Azınlık için verilen toplumsal mücadeleye ışık tutmak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Batı Trakya, Dernekler, Türk Yunan İlişkileri
1989 yılı büyük göçü çerçevesinde toplumsal ve kültürel açıdan Bulgaristan göçmenleri
Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri Bulgaristan topraklarında asla küçümsenemeyecek sayıda bir Türk nüfus yaşamaktadır. Bulgaristan Devleti kurulduktan sonra o topraklarda yaşayan Türkler azınlık statüsünde kalmışlardır. Ancak azınlık durumundaki Türklerin nüfusu ve nüfus artış hızı o kadar çok ve hızlıdır ki bu konu Bulgaristan Hükümetleri açısından hep bir sorun teşkil etmiştir ve Bulgaristan bu olayın çözüme kavuşturulması için sürekli olarak çalışmalarda bulunmuştur. Bulgaristan'da II. Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan rejim değişikliğinin ardından sosyalist rejimin ülkede hâkim olmasıyla beraber Türk azınlık üzerinde uygulanan politikalar da değişmiştir. Bu çalışmada Bulgaristan'dan Türkiye'ye yapılan göçler kronolojik olarak incelenmiş, Bulgaristan Hükümeti'nin Türkler üzerinde uyguladığı asimilasyon politikaları detaylı olarak açıklanmış, Türk halkın bu uygulamalardan nasıl etkilendiği ve ortaya çıkan zorunlu göç olayı detaylı olarak ele alınıp incelenmiştir. Literatür taramasından elde edilen bilgiler 1989 yılında Türkiye'ye göç etmiş kişiler ile derinlemesine mülakatlar yapılarak desteklenmiştir.
Sovyetler Birliği döneminde muhaceretteki Azerbaycan aydınlarının siyasi faaliyetleri
1918 yılında kurulmuş olan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin Sovyetler Birliği Kızıl Ordusu tarafından 1920 senesinde işgal edilmesi neticesinde, hürriyet ve bağımsızlık sevdalısı birçok Azerbaycan Türkü vatanlarını terk etmek zorunda kalmıştır. Kendi ülkelerinde edebi, siyasi ve içtimai faaliyetlerini devam ettiremeyeceğini fark eden bazı siyasi kişiler, yazarlar ve alimler Sovyet ideolojisinin baskı temelli yönetimini kabul etmemiş, verdikleri mücadeleleri içinde bulundukları olumsuz şartlar nedeniyle yurtdışında devam ettirmeye çalışmışlardır. Azerbaycan'ın Ruslar tarafından 27 Nisan 1920 senesinde işgal edilmesinden sonra, başka ülkelere muhacerette bulunan bu aydınlar, Azerbaycan muhaceretinde yeni ve farklı bir döneme girmişlerdir. Bahsi geçen bu dönemde AHC kurucusu ve başkanı olan Mehmet Emin Resulzade, ülkenin önde gelen aydınlarını, Azerbaycan'ın hürriyeti uğruna mücadele için yurtdışındaki destek görebildikleri ülkelerde örgütleme yolunu seçmiştir. Azerbaycan muhaceret döneminde bu insanlara kucak açan, mücadelelerini destekleyen ve mücadelelerinde büyük pay sahibi olan ülke Türkiye olmuştur. Azerbaycan aydınları 1930'lu yıllarda Türkiye'de sürekli bir şekilde dergiler çıkararak muhacerette bulunmuşlar, bu ülkede yakaladıkları olumlu ortamı olabildiğince verimli bir şekilde kullanmışlardır. Resulzade tarafından 1923 tarihinde İstanbul'da çıkarılan "Yeni Kafkasya" mecmuası ile beraber başlayan Azerbaycan siyasi muhaceret yayınları, Resulzade önderliğinde İstanbul'da yayınlanan "Azeri Türk" ve "Odlu Yurt" dergileri ile faaliyet göstermeye devam etmiştir. Ancak bir süre sonra Sovyetlerin Türkiye'ye uyguladığı baskılar sonucu bu aydınlar Türkiye'yi terk etmek zorunda kalsa da Türkiye'ye olan bağlılıkları devam etmiştir. Bahsi geçen Azerbaycanlı aydınların en ileri gelenleri Ali Bey Hüseyinzade ve Mehmet Emin Resulzade olarak bilinmektedir. Azerbaycanlı aydınlar II. Dünya Savaşı'ndan sonra Ankara'da da teşkilatlanmış ve milli mücadelelerini fikri temelde devam ettirmişlerdir.
Sovyetler Birliği döneminde muhaceretteki Azerbaycan aydınlarının siyasi faaliyetleri
1918 yılında kurulmuş olan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin Sovyetler Birliği Kızıl Ordusu tarafından 1920 senesinde işgal edilmesi neticesinde, hürriyet ve bağımsızlık sevdalısı birçok Azerbaycan Türkü vatanlarını terk etmek zorunda kalmıştır. Kendi ülkelerinde edebi, siyasi ve içtimai faaliyetlerini devam ettiremeyeceğini fark eden bazı siyasi kişiler, yazarlar ve alimler Sovyet ideolojisinin baskı temelli yönetimini kabul etmemiş, verdikleri mücadeleleri içinde bulundukları olumsuz şartlar nedeniyle yurtdışında devam ettirmeye çalışmışlardır. Azerbaycan'ın Ruslar tarafından 27 Nisan 1920 senesinde işgal edilmesinden sonra, başka ülkelere muhacerette bulunan bu aydınlar, Azerbaycan muhaceretinde yeni ve farklı bir döneme girmişlerdir. Bahsi geçen bu dönemde AHC kurucusu ve başkanı olan Mehmet Emin Resulzade, ülkenin önde gelen aydınlarını, Azerbaycan'ın hürriyeti uğruna mücadele için yurtdışındaki destek görebildikleri ülkelerde örgütleme yolunu seçmiştir. Azerbaycan muhaceret döneminde bu insanlara kucak açan, mücadelelerini destekleyen ve mücadelelerinde büyük pay sahibi olan ülke Türkiye olmuştur. Azerbaycan aydınları 1930'lu yıllarda Türkiye'de sürekli bir şekilde dergiler çıkararak muhacerette bulunmuşlar, bu ülkede yakaladıkları olumlu ortamı olabildiğince verimli bir şekilde kullanmışlardır. Resulzade tarafından 1923 tarihinde İstanbul'da çıkarılan "Yeni Kafkasya" mecmuası ile beraber başlayan Azerbaycan siyasi muhaceret yayınları, Resulzade önderliğinde İstanbul'da yayınlanan "Azeri Türk" ve "Odlu Yurt" dergileri ile faaliyet göstermeye devam etmiştir. Ancak bir süre sonra Sovyetlerin Türkiye'ye uyguladığı baskılar sonucu bu aydınlar Türkiye'yi terk etmek zorunda kalsa da Türkiye'ye olan bağlılıkları devam etmiştir. Bahsi geçen Azerbaycanlı aydınların en ileri gelenleri Ali Bey Hüseyinzade ve Mehmet Emin Resulzade olarak bilinmektedir. Azerbaycanlı aydınlar II. Dünya Savaşı'ndan sonra Ankara'da da teşkilatlanmış ve milli mücadelelerini fikri temelde devam ettirmişlerdir.
Sovyetler Birliği döneminde muhaceretteki Azerbaycan aydınlarının siyasi faaliyetleri
1918 yılında kurulmuş olan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin Sovyetler Birliği Kızıl Ordusu tarafından 1920 senesinde işgal edilmesi neticesinde, hürriyet ve bağımsızlık sevdalısı birçok Azerbaycan Türkü vatanlarını terk etmek zorunda kalmıştır. Kendi ülkelerinde edebi, siyasi ve içtimai faaliyetlerini devam ettiremeyeceğini fark eden bazı siyasi kişiler, yazarlar ve alimler Sovyet ideolojisinin baskı temelli yönetimini kabul etmemiş, verdikleri mücadeleleri içinde bulundukları olumsuz şartlar nedeniyle yurtdışında devam ettirmeye çalışmışlardır. Azerbaycan'ın Ruslar tarafından 27 Nisan 1920 senesinde işgal edilmesinden sonra, başka ülkelere muhacerette bulunan bu aydınlar, Azerbaycan muhaceretinde yeni ve farklı bir döneme girmişlerdir. Bahsi geçen bu dönemde AHC kurucusu ve başkanı olan Mehmet Emin Resulzade, ülkenin önde gelen aydınlarını, Azerbaycan'ın hürriyeti uğruna mücadele için yurtdışındaki destek görebildikleri ülkelerde örgütleme yolunu seçmiştir. Azerbaycan muhaceret döneminde bu insanlara kucak açan, mücadelelerini destekleyen ve mücadelelerinde büyük pay sahibi olan ülke Türkiye olmuştur. Azerbaycan aydınları 1930'lu yıllarda Türkiye'de sürekli bir şekilde dergiler çıkararak muhacerette bulunmuşlar, bu ülkede yakaladıkları olumlu ortamı olabildiğince verimli bir şekilde kullanmışlardır. Resulzade tarafından 1923 tarihinde İstanbul'da çıkarılan "Yeni Kafkasya" mecmuası ile beraber başlayan Azerbaycan siyasi muhaceret yayınları, Resulzade önderliğinde İstanbul'da yayınlanan "Azeri Türk" ve "Odlu Yurt" dergileri ile faaliyet göstermeye devam etmiştir. Ancak bir süre sonra Sovyetlerin Türkiye'ye uyguladığı baskılar sonucu bu aydınlar Türkiye'yi terk etmek zorunda kalsa da Türkiye'ye olan bağlılıkları devam etmiştir. Bahsi geçen Azerbaycanlı aydınların en ileri gelenleri Ali Bey Hüseyinzade ve Mehmet Emin Resulzade olarak bilinmektedir. Azerbaycanlı aydınlar II. Dünya Savaşı'ndan sonra Ankara'da da teşkilatlanmış ve milli mücadelelerini fikri temelde devam ettirmişlerdir.
1950'li yılların politik ortamında Türk edebiyatının dönüşümü
Bu çalışma, Türkiye'de çok partili hayata geçilmesinin ardından 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti'nin on yıllık iktidar dönemini ve bu siyasi ortamda Türk edebiyatının nasıl bir değişim sürecinden geçtiğini ele almaktadır. Türkiye'nin 1950-1960 aralığındaki siyasi atmosferinin belli başlı önemli olaylar ışığında incelenmesinin ardından, sonraki bölümlerde bu on yıllık dönemin kültür-sanata, edebiyata ve gündelik hayata nasıl yansıdığı üzerinde durulmaktadır. Halihazırda aynı dönemlerde büyük bir değişimin arifesinde olan Türk edebiyatı, özellikle şiirde, öyküde ve romanda baskın olan edebi eğilimlerden ve temalardan ayrılarak farklı bir çizgiye doğru yol almaktadır. Bilhassa 1950'lerin ortalarından itibaren kanonu oluşturan gerçekçi edebiyat ya da köy edebiyatına ilişkin eğilimin yanında bireyci edebiyat ya da varoluşçu edebiyat dediğimiz eğilim önem kazanmaya başlamıştır. Bu eğilim öncelikli olarak şiirde ve öyküde ortaya çıkmış, bugün Türk edebiyatında İkinci Yeni diye bilinen şiir akımını ve 1950 Kuşağı diye bilinen öykücüleri ortaya çıkarmıştır. Romandaki örnekleri ise, ancak dönemin sonlarına doğru belirginlik kazanmaya başlamıştır. Bu dönemde, Türk edebiyatının modernist kanadı olarak adlandırabileceğimiz Yusuf Atılgan, Leylâ Erbil, Adalet Ağaoğlu, Ferit Edgü, Vüs'at O. Bener, Bilge Karasu, Demir Özlü gibi yazarlar ortaya çıkmıştır. Benzer şekilde şiirde de İkinci Yeni adlı bir akım ortaya çıkmış ve Edip Cansever, İlhan Berk, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Ece Ayhan ve Ülkü Tamer bu şiirin en güçlü temsilcileri olmuşlardır. Çalışma ana hatlarıyla 1950-1960 aralığındaki siyasi atmosferde Türk edebiyatının geçirdiği bu modernist dönüşümü incelemektedir. Anahtar kelimeler: 1950'ler, çok partili siyaset, Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Türk edebiyatı, gerçekçi edebiyat, köy edebiyatı, bireyci edebiyat, İkinci Yeni
1950'li yılların politik ortamında Türk edebiyatının dönüşümü
Bu çalışma, Türkiye'de çok partili hayata geçilmesinin ardından 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti'nin on yıllık iktidar dönemini ve bu siyasi ortamda Türk edebiyatının nasıl bir değişim sürecinden geçtiğini ele almaktadır. Türkiye'nin 1950-1960 aralığındaki siyasi atmosferinin belli başlı önemli olaylar ışığında incelenmesinin ardından, sonraki bölümlerde bu on yıllık dönemin kültür-sanata, edebiyata ve gündelik hayata nasıl yansıdığı üzerinde durulmaktadır. Halihazırda aynı dönemlerde büyük bir değişimin arifesinde olan Türk edebiyatı, özellikle şiirde, öyküde ve romanda baskın olan edebi eğilimlerden ve temalardan ayrılarak farklı bir çizgiye doğru yol almaktadır. Bilhassa 1950'lerin ortalarından itibaren kanonu oluşturan gerçekçi edebiyat ya da köy edebiyatına ilişkin eğilimin yanında bireyci edebiyat ya da varoluşçu edebiyat dediğimiz eğilim önem kazanmaya başlamıştır. Bu eğilim öncelikli olarak şiirde ve öyküde ortaya çıkmış, bugün Türk edebiyatında İkinci Yeni diye bilinen şiir akımını ve 1950 Kuşağı diye bilinen öykücüleri ortaya çıkarmıştır. Romandaki örnekleri ise, ancak dönemin sonlarına doğru belirginlik kazanmaya başlamıştır. Bu dönemde, Türk edebiyatının modernist kanadı olarak adlandırabileceğimiz Yusuf Atılgan, Leylâ Erbil, Adalet Ağaoğlu, Ferit Edgü, Vüs'at O. Bener, Bilge Karasu, Demir Özlü gibi yazarlar ortaya çıkmıştır. Benzer şekilde şiirde de İkinci Yeni adlı bir akım ortaya çıkmış ve Edip Cansever, İlhan Berk, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Ece Ayhan ve Ülkü Tamer bu şiirin en güçlü temsilcileri olmuşlardır. Çalışma ana hatlarıyla 1950-1960 aralığındaki siyasi atmosferde Türk edebiyatının geçirdiği bu modernist dönüşümü incelemektedir. Anahtar kelimeler: 1950'ler, çok partili siyaset, Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Türk edebiyatı, gerçekçi edebiyat, köy edebiyatı, bireyci edebiyat, İkinci Yeni
1950'li yılların politik ortamında Türk edebiyatının dönüşümü
Bu çalışma, Türkiye'de çok partili hayata geçilmesinin ardından 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti'nin on yıllık iktidar dönemini ve bu siyasi ortamda Türk edebiyatının nasıl bir değişim sürecinden geçtiğini ele almaktadır. Türkiye'nin 1950-1960 aralığındaki siyasi atmosferinin belli başlı önemli olaylar ışığında incelenmesinin ardından, sonraki bölümlerde bu on yıllık dönemin kültür-sanata, edebiyata ve gündelik hayata nasıl yansıdığı üzerinde durulmaktadır. Halihazırda aynı dönemlerde büyük bir değişimin arifesinde olan Türk edebiyatı, özellikle şiirde, öyküde ve romanda baskın olan edebi eğilimlerden ve temalardan ayrılarak farklı bir çizgiye doğru yol almaktadır. Bilhassa 1950'lerin ortalarından itibaren kanonu oluşturan gerçekçi edebiyat ya da köy edebiyatına ilişkin eğilimin yanında bireyci edebiyat ya da varoluşçu edebiyat dediğimiz eğilim önem kazanmaya başlamıştır. Bu eğilim öncelikli olarak şiirde ve öyküde ortaya çıkmış, bugün Türk edebiyatında İkinci Yeni diye bilinen şiir akımını ve 1950 Kuşağı diye bilinen öykücüleri ortaya çıkarmıştır. Romandaki örnekleri ise, ancak dönemin sonlarına doğru belirginlik kazanmaya başlamıştır. Bu dönemde, Türk edebiyatının modernist kanadı olarak adlandırabileceğimiz Yusuf Atılgan, Leylâ Erbil, Adalet Ağaoğlu, Ferit Edgü, Vüs'at O. Bener, Bilge Karasu, Demir Özlü gibi yazarlar ortaya çıkmıştır. Benzer şekilde şiirde de İkinci Yeni adlı bir akım ortaya çıkmış ve Edip Cansever, İlhan Berk, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Ece Ayhan ve Ülkü Tamer bu şiirin en güçlü temsilcileri olmuşlardır. Çalışma ana hatlarıyla 1950-1960 aralığındaki siyasi atmosferde Türk edebiyatının geçirdiği bu modernist dönüşümü incelemektedir. Anahtar kelimeler: 1950'ler, çok partili siyaset, Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Türk edebiyatı, gerçekçi edebiyat, köy edebiyatı, bireyci edebiyat, İkinci Yeni
Batı Trakyada bir dernek: Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği
Batı Trakya'da Bir Dernek: Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği'ni konu alan bu çalışmanın temel amacı bu derneğin hangi şartlar altında nasıl bir sosyolojik ortamda ortaya çıktığı, başlangıçtaki durumu ve geçen süreçte nasıl gelişme gösterdiğini incelemektir. Azınlık ve insan haklarına karşı gelişen hassasiyetlerin yaşandığı bu dönemde, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının durumuna daha fazla yoğunlaşılmıştır. Mevcut şartlar altında kurulmuş olan, günümüzde faaliyetini sürdüren, Yunan Makamları tarafından tanınmış tek resmi azınlık STK'sı olan, Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD)'nin faaliyetleri incelenmiştir. Yunanistan, Batı Trakya'da yalnızca Müslüman bir azınlığın bulunduğunu, Müslüman azınlığın da Yunan ırkına mensup olduğunu ileri sürmektedir. 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanıyla, Yunanistan devlet yönetimlerinde "Türk" ifadesine karşı bir duyarlılık ve hassasiyet gelişmiştir. Bu yaşananlara bir dahiliyeti olmayan azınlık bir şekilde bedel ödemekle yüz yüze kalmıştır. Bu duruma karşı mücadelede; BTAYTD, kurulmasına neden ihtiyaç duyulmuştur? BTAYTD, Batı Trakya Türk azınlığın etnik kimliğinin, dini inancının, ana dilinin, kültürünün ve maddi manevi değerlerinin muhafazası, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması hususlarında nasıl bir rol oynamıştır? "Türk" azınlığın en temel insan haklarının yanı sıra uluslararası hukuk yoluyla teminat altına alınmış olan azınlık haklarını kullanabilmeleri için üstlendikleri sorumluluk, çalışma ve faaliyetler nelerdir? Sorularına cevaplar aranmıştır. Azınlık için verilen toplumsal mücadeleye ışık tutmak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Batı Trakya, Dernekler, Türk Yunan İlişkileri
Batı Trakyada bir dernek: Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği
Batı Trakya'da Bir Dernek: Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği'ni konu alan bu çalışmanın temel amacı bu derneğin hangi şartlar altında nasıl bir sosyolojik ortamda ortaya çıktığı, başlangıçtaki durumu ve geçen süreçte nasıl gelişme gösterdiğini incelemektir. Azınlık ve insan haklarına karşı gelişen hassasiyetlerin yaşandığı bu dönemde, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının durumuna daha fazla yoğunlaşılmıştır. Mevcut şartlar altında kurulmuş olan, günümüzde faaliyetini sürdüren, Yunan Makamları tarafından tanınmış tek resmi azınlık STK'sı olan, Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD)'nin faaliyetleri incelenmiştir. Yunanistan, Batı Trakya'da yalnızca Müslüman bir azınlığın bulunduğunu, Müslüman azınlığın da Yunan ırkına mensup olduğunu ileri sürmektedir. 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanıyla, Yunanistan devlet yönetimlerinde "Türk" ifadesine karşı bir duyarlılık ve hassasiyet gelişmiştir. Bu yaşananlara bir dahiliyeti olmayan azınlık bir şekilde bedel ödemekle yüz yüze kalmıştır. Bu duruma karşı mücadelede; BTAYTD, kurulmasına neden ihtiyaç duyulmuştur? BTAYTD, Batı Trakya Türk azınlığın etnik kimliğinin, dini inancının, ana dilinin, kültürünün ve maddi manevi değerlerinin muhafazası, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması hususlarında nasıl bir rol oynamıştır? "Türk" azınlığın en temel insan haklarının yanı sıra uluslararası hukuk yoluyla teminat altına alınmış olan azınlık haklarını kullanabilmeleri için üstlendikleri sorumluluk, çalışma ve faaliyetler nelerdir? Sorularına cevaplar aranmıştır. Azınlık için verilen toplumsal mücadeleye ışık tutmak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Batı Trakya, Dernekler, Türk Yunan İlişkileri